İnsanlık hallerimizin hikayesi
Hayat
İnsanlık hallerimizin hikayesi
Pozitif bilimin ışığında, insanın insana ayna olduğu, daha yaşanılabilir bir hayattan bahsetmek mümkün. İnsan Halleri programında, ruhu donatacak erdemleri ele alan Prof. Dr. Kemal Sayar ve Rukiye Karaköse’ nin diyaloglarından oluşan aynı adlı kitap, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları arasında okurla buluştu.
Yeni Şafak
Cephedeki şifalı eller: Ümmü Gülsüm Kemalova ve arkadaşları
Hayat
Cephedeki şifalı eller: Ümmü Gülsüm Kemalova ve arkadaşları
Balkan savaşında üniversite öğrenimlerini yarıda bırakıp Hilal-i Ahmer’e yardım etmek ve Türk kadınlarını uyanışa çağırmak için Osmanlı topraklarına gelen Petersburg Üniversitesi’nden Kazanlı Ümmü Gülsüm Kemalova, Petersburglu Rukiye Yunusova, Taşkentli Meryem Yakubova ve Rostovlu Meryem Pataşova isimli bu dört kadın, padişahın memnuniyetini kazanırlar. Ayrıca Sadrazam Mahmut Şevket Paşa onlar için “Her türlü fedakârlığa katlanarak, yaralılarımıza bakmak için gelmenizden ve dört aydan beri yaptığınız hizmetlerden fevkalâde memnunuz. Size nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz, Müslüman hanımların yüce gönüllü ve âlicenap olduklarını siz bilfiil gösterdiniz. Sizlerden Allah razı olsun” ifadelerini kullanır.
Yeni Şafak
Alman Spiegel Online: Trump ve YPG kaybetti, Türkiye hedefine ulaştı
Dünya
Alman Spiegel Online: Trump ve YPG kaybetti, Türkiye hedefine ulaştı
Alman dergisi Der Spiegel, Türkiye ve ABD heyeti arasında varılan uzlaşıyı "Trump ve YPG kaybetti" şeklinde yorumladı. Derginin internet sitesinde yer alan haberde “Uzlaşma, Recep Tayyip Erdoğan’ın işine yarıyor. Buradaki kaybedenler ise Donald Trump ve YPG” denildi.
Yeni Şafak
Asla pes etmediler
Hayat
Asla pes etmediler
Yıllardır Çin’in zulmü altında yaşayan Doğu Türkistanlı Rukiye Parhat, Esed zindanlarından kurtulmayı başaran Suriyeli Nur Al Hürrem, işgalci İsrail’e karşı korkusuzca mücadele eden Filistinli Fatine Suleyman ve Rabia Meyda’nında mücadele eden Mısırlı H.H., kan gölüne dönmüş coğrafyalardaki güçlü kadınlardan sadece dördü.
Yeni Şafak
Tek parmağıyla kitap yazdı annesine ev aldı
Hayat
Tek parmağıyla kitap yazdı annesine ev aldı
Sakarya'da tek parmağıyla yazdığı ilk kitabı 'Kanadı Kırık Meleğin Kanadına Takılanlar'ın geliriyle annesine ev almak isteyen Rukiye Türeyen, hayalini gerçekleştirdi. Tapu müdürlüğündeki işlemlerin ardından evlerinin tapusunu alan anne-kız, büyük mutluluk yaşadı.
Yeni Şafak
Gazze’de master Kudüs’te doktora
Dünya
Gazze’de master Kudüs’te doktora
İsrail’in yıllardır kuşatma altında tuttuğu Gazze’de eğitim alarak çocukluk hayalini gerçekleştiren Türk öğrenci Rukiye Demir, abluka altındaki bölgede yüksek lisansını tamamlayan ilk yabancı öğrenci oldu.
Yeni Şafak
Türk öğrenci Gazze'de yüksek lisans yapan ilk yabancı oldu
Dünya
Türk öğrenci Gazze'de yüksek lisans yapan ilk yabancı oldu
Gazze'de yüksek lisansını tamamlayan ilk yabancı öğrenci Rukiye Demir, abluka altındaki bölgede eğitim alarak çocukluk hayalini gerçekleştirdi. Demir, İsrail işgali altındaki Kudüs özgürlüğüne kavuştuğunda Kudüs Üniversitesi'nde doktora yapmak istiyor.
AA
Diyarbakır
Diyarbakır

Yaklaşık 24 saate yakın bir misafirliğim oldu Diyarbakır’a...

24 Ocak akşamından 25 Ocak akşamına yakın saatler arası...

Video: Diyarbakır


Gençlik ve Spor Bakanlığının İl Müdürlükleri marifetiyle düzenlediği ‘Tematik Kış Kampları’ etkinliklerinden Edebiyat Kampı programına katıldım. Benden önce aynı kampta Sadık Yalsızuçanlar ile Ali Ural ağırlanmış...

Adı geçen kampta bu yıl Edebiyat Kampı’ndan başka: Mühendislik Kampı, Değerler Kampı, Hukuk Kampı, İletişim Kampı, İnsan ve Toplum Kampı, Tarih ve Medeniyet Kampı, Türk İslam Sanatları Kampı, Sinema Kampı, Spor ve Sağlıklı Yaşam Kampı, Uluslararası İlişkiler Kampı adı altında çeşitli etkinlikler düzenlenmiş. Yarıyıl tatilinde de hız kesmeden öğrenciler için çalışmayı sürdüren program çerçevesinde 12 farklı ilde 2.000 gencin katılım sağlanmış. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen ve KYK Yurtlarda barınan gençlerin serbest zamanlarını değerlendirmek; bedensel, zihinsel ve kültürel yönden gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla gençlerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda düzenlenen kamplar 5 gün boyunca sürdürüldü.

Gönüllülük esasına göre bu programa katılan öğrenciler bizim katıldığımız seansta ateş gibiydiler. Her biri eksilmeyen bir dikkatle sohbeti izledi. Sorularıyla sohbet esnasında aklımıza gelmeyen konularda ayrıntı vermemizi sağladı. Konumuz bizim okuma serüvenimizle başladı ve okumanın anlamına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsadı.

Anlatmaya başladığımda, ben de elimdeki notlarıma sadık kalamadım ve ilkokuldan başlayarak bu günümüze kadar süren okuma etkinliğimizi ana hatlarıyla çizmeye çaba gösterdim. Bir “şeyi” okumanın ona anlam yüklemek olduğunu, okuma girişiminde bulunan okurun bu bilinçle okuduğu takdirde metinle kendisi arasında bir etkileşim kurabilmenin yolunu açabileceğini ifadeye çalıştım. Ülkemizde, bazı önyargılardan farklı olarak kitap basımının azımsanacak bir düzeyde olmadığını, bilakis eldeki rakamlara bakıldığında yıllık kitap basımı açısından Türkiye’nin ilk 6. sırada yer aldığını görebileceğimizi belirttim. Üstelik “bilinçli okur” bakımından da belki en önlerde yer aldığımız tahmininde bulundum. Bu tahminim ABD’deki, AB ülkelerindeki farklı maksatlarla yaptığım geziler esnasında edindiğim kişisel izlenimlerime dayanıyordu...

Vaktimizin kısıtlı olması dolayısıyla yazık ki kitap imzalamaya geniş bir süre ayırmamıza fırsat kalmadı. Gene de uzatılan her kitabı imzalamaktan geri durmadım.

Ben, asıl, Diyarbakır’dan bahsetmek istiyordum. Diyarbakır’ı başka programlar münasebetiyle de ziyaret etme fırsatını yakalamıştım. Ama önceki ziyaretlerimde şehircilik açısından bakımsız bir Diyarbakır ile karşılaşmak beni üzmüştü. Caddelerde, sokaklarda çöp yığınları görmek, uçuşan kâğıt parçalarına tanıklık etmek yaralayıcı bir manzara sergiliyordu.

Bu defa, gece vakti indiğimiz Diyarbakır hava alanında kalacağımız otele kadar pırıl pırıl bir Diyarbakır içimize ferahlık serpti. Programımız dışında çok kısa da olsa şehir içi gezimizde harika bir şehircilik tablosuyla karşılaşmaktan hayranlığımız duyduğumuz şaşkınlığı aştı...

Orada, bir yerel televizyonun uzattığı mikrofonda da belirttiğim gibi Diyarbakır demek benim için Dîvan şairi Hâmî-i Âmidî (1679-1747) demektir. Süleyman Nazif demektir... Diyarbakır Cahit Sıtkı demektir, Ahmet Arif, Sezai Karakoç demektir... Ve elbette Diyarbakırlı Celal Güzelses ve daha nice güzel sesler demektir...

Diyarbakır bu isimlerinin değerini biliyor. Her biri için müze kurulmuş. Bir Bulvara Sezai Karakoç adı verilmiş...

Oradan gönenerek ayrıldım. Programa ev sahipliği yapanlara, alandaki hizmetleri aksamadan yerine getiren Rukiye Madak ve Rahmi Madak çiftine teşekkürlerimi sunuyorum...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.