Gergin başlangıç
Dünya
Gergin başlangıç
Rusya’nın Soçi kentindeki Suriye Ulusal Diyalog Kongresi, muhaliflerin tepkisi nedeniyle 3 saat gecikmeli başladı. Lavrov, “Yaşasın Rusya, yaşasın Suriye. Rusya ve Suriye kardeştir” dediği sırada salondan protestolar sesler yükseldi. Lavrov salondan gelen müdahalelere, “Tartışma ve konuşmalara girmemiz için vaktimiz olacak” karşılığını verdi.
Yeni Şafak
Soçi fotoğrafı,bir telefon ve Pentagon açıklaması
Hayat
Soçi fotoğrafı,bir telefon ve Pentagon açıklaması
Ankara bir süredir günün koşullarına göre sürekli gözden geçirip yenilediği bir denge siyaseti izliyor. Bu Soğuk Savaş dönemi denge siyasetinden farklı olarak oldukça aktif bir denge siyaseti; öyle ki Ankara’nın daima kendi aleyhine ve lehine sahada oluşacak güç politikalarını izleyerek gerekirse ön-alıcı gerekirse oyun-bozucu yeni politikaları sahada ve masada hayata geçirmesini gerekli kılıyor. Bu bağlamda Türkiye’nin realizmin altın kurallarına geri döndüğünü de söyleyebiliriz.
Yeni Şafak
Erdoğan ve Putin görüşmesinde ana gündem Suriye
Gündem
Erdoğan ve Putin görüşmesinde ana gündem Suriye
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin yarın Soçi'de bir araya gelecek. Suriye’den Libya’ya, Kafkaslar’a kadar birçok bölgede iş birliğiyle hareket eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in baş başa görüşeceği zirveden önemli kararlar bekleniyor.
AA
Dünya’nın en küçük ayakkabıları sergilendi
Hayat
Dünya’nın en küçük ayakkabıları sergilendi
Rusya'nın Soçi kentinde Olimpiyat Köyü Müzesi'nde dünyanın en küçük ayakkabıları sergilendi.
IHA
Yanan araçta uyuyakalan alkollü adamı son anda kurtardılar
Dünya
Yanan araçta uyuyakalan alkollü adamı son anda kurtardılar
Sürücüsünün direksiyon başında uyuya kaldığı araçta yangın çıktı. Motor kısmı alevli şekilde yanan ve yavaş yavaş araca yayılan yangını fark edenler araçtaki sürücüyü camı kırarak son anda kurtardı. Rusya'nın Soçi kentinde, yaşanan olay anbean kameraya böyle yansıdı.
DHA
Kremlin'den 'Soçi mutabakatı' açıklaması: Memnuniyet duyuyoruz
Dünya
Kremlin'den 'Soçi mutabakatı' açıklaması: Memnuniyet duyuyoruz
Türkiye ve Rusya arasındaki Soçi mutabakatına ilişkin açıklamalarda bulunan Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, "Mutabakat İdlib'de uygulanıyor. Elbette bazı zorluklarla karşılaşılması doğal ancak Rus ordusu da Türk ortaklarımızın çalışmalarından memnuniyet duyuyor” şeklinde konuştu.
AA
Rusya’nın insanlığı Suriye’de batağa saplanmıştır
Rusya’nın insanlığı Suriye’de batağa saplanmıştır
İdlib’de bir süredir rejimin Rusya desteğiyle sürdürdüğü saldırılar neticesinde bir milyona yakın insan yerini yurdunu terk ederek, beklendiği gibi Türkiye’nin yolunu tutmuş, hatta sınıra dayanmış bulunuyor. Bu esnada yaşanan insanlık dramlarının sesleri ayyuka çıkmış durumda.Rejimin böyle bir katliamına Rusya’nın nasıl alet olabildiği ve Soçi anlaşmasına rağmen böyle bir ihlali nasıl yapabiliyor olduğunu herkes soradursun. Rusya Savunma Bakanlığı geçtiğimiz günlerde idlib’de olanlardan dolayı Türkiye’yi suçlayan bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre, “Krizin ana nedeni Türkiye’nin ılımlı muhalifleri teröristlerden ayırmaması” olarak ifade edilmiş.Ne kadar insanlıktan nasipsiz, ne kadar sorumsuzca bir açıklama. Kendilerine hemen şunu sorduk: Hangi iki şeyi birbirinden ayırmak daha kolaydır: Kundaktaki çocuklarla teröristleri mi, yoksa silahlı-ılımlı muhaliflerle teröristleri mi? Hastanede tedavi gören hastalar, yaralılar ile silahlarını kuşanmış teröristleri ayırt etmek mi daha kolay yoksa ikisi de silahlı ve rejim muhalifi olan ama biri kendini iyi gizlemiş faaliyetlerini gizlice yapmakta olan birilerini mi?Rusya, silahlı teröristle silahlı muhalifi birbirinden çok iyi ayırt ettiği için mi sınırımızda bir milyon mülteci var şu anda?Bu mülteci manzaraları ortada terörle mücadele değil, tam da teröristle çoluk çocuğu birbirinden ayırt etme konusundaki körlük var. Tabi daha kötü ihtimal körlükten ziyade kasıtlı olarak bir halkı tehcir etme yönünde sürdürülen bir soykırım ve tehcir programı. Değilse, teröristleri arayan bombalar nasıl binlerce çoluk çocuğu, hastaneleri, fırınları buluyor?Türkiye’nin teröristle silahlı muhalifi birbirinden ayırmakta bir zorluk yaşadığı kabul edilse bile bunun neticesi en fazla geçici olarak bazı teröristlerin biraz daha zaman kazanmış olduklarını zannetmesi olabilir. Ancak teröristleri hedef alalım derken böyle bir insanlık felaketine yol açmanın mantığı, hesabı, vicdani ölçüsü nedir?Terörle mücadelenin ahlaki meşruiyeti teröristlerin sivilleri, savunmasız ve alakasız insanları hedef alan faaliyetleridir. Teröristle mücadele edeyim derken teröristten ziyade sivil, çoluk-çocuk öldürüp kalanları bir de şu kış ortasında tehcir ediyorsanız, sizin teröristten farkınız sadece sizin daha büyük, acımasız, kanlı ve ahlaksız bir terör makinası olmanızdır.Astana ve Soçi’deki anlaşmaların en önemli boyutu, İran ve Rusya tarafının Suriye rejiminin muhalifleriyle başetmek için başvurduğu yolların Suriye’yi kana bulamış olduğu ve Suriye halkı için hayatı yaşanmaz kıldığı, dolayısıyla maruz kaldığı katliamlar, baskılar dolayısıyla isyan etme hakkını kabul etmiş olmasıydı. Yani Suriye’de mevcut rejimin bizzat kendi halkı nezdinde bir meşruiyet sorunu olduğunu ve bu sorunun kaçınılmaz olarak silahlı ve meşru bir muhalefet hakkı doğurmuş olduğu ilk defa Astana’da kabul edildikten sonra Soçi’de de bu muhalefetle rejimin sorunlarını siyasal bir süreçle çözebileceği kabul edildi. Bunun nasıl olacağının detayları elbette tartışılacaktı. Ama Suriye’de rejim kendi muhalifleriyle mücadele ederken uyguladığı yöntemlerle silahlı muhaliflerinden ziyade o bölgede yaşayan bütün sivilleri de hedef almış olduğu için Suriye’de kitlesel göçlere yol açıyor. Bir yolunu bulup yurtdışına gidebilenler gitmiş zaten ama bulamayanların Suriye içinde sığınabilecekleri tek yer İdlib kalmış. İdlib’in Suriye’deki muhaliflerin Suriye içindeki tek sığınağı olarak statüsü, konumu, özelliği belli. İdlib Suriye rejiminin insanlık dışı, zalimce uygulamalarının bir sonucudur.Astana ve Soçi mutabakatları Suriye’nin geleceğine ne rejim ne de Rusya’nın, bütün muhalifleri katliamlarla yok ederek karar verme yoluna gitmemesini ilzam ediyordu. Şimdiye kadar uygulanan bu yolun bütün dünyaya yol açtığı fatura belli: en az bir milyon insanın katli, bir o kadar insanın kayıp olması, yaralanması, yakılıp yıkılan şehirler, 12 milyon Suriyelinin yurtiçi ve yurtdışına göçü.Suriye rejimi dışarıdan gelen bir güce karşı değil kendi halkına karşı savaşıyor ve en acımasız, en insanlık dışı yöntemlerle kendi halkına karşı savaşında İran ve Rusya’dan destek alıyor.Rusya ve İran kendi halkına karşı bir soykırım uygulayan birinin suç ortakları olmayı hangi hesapları yaparak kabul etmiş oluyorlar anlaşılır gibi değil.Soçi ve Astana’da ulaşılmış ittifak zaten İdlib’in siyasi çözümün ve müzakerelerin bir parçası olarak muhaliflerin en azından bir kısmının sığınağı olduğunu kabul etmişken, şimdi yapılmak istenen şey, oradaki teröristleri bahane edip,bütün muhalifleri yok ederek ortada müzakere için bir zemin bırakmamaktır.Rusya’nın rehberliğinde Suriye rejiminin tamah ettiği bu yol kabul edilemez. Çünkü kendi mücrim rejimini korumak uğruna halkının büyük çoğunluğunu imha edeyim diyerek emsalsiz bir insanlık suçu işlerken, bunun maddi faturasını da bilhassa Türkiye’ye yüklemektedir.Kendi iç muhalefet sorununu böylece Türkiye’ye doğru süpürmeye çalışan Esad’ın yaptıkları zaten birinci dereceden Türkiye için bir güvenlik sorunu oluşturmaktadır. Mevzu epeydir Suriye’nin iç sorunu olmaktan çoktan çıkmış bulunuyor.Rusya da artık yardımına koştuğu bu mücrim rejimi korumanın, insanlıktan yana vicdanı sızlamıyorsa bile, Türkiye için yol açtığı güvenlik sorununu görmek ve aradan çekilmek zorundadır.Esad ve Rusya Suriye halkını öldürürken de artık, kaçınılmaz olarak, Türkiye’ye saldırmış oluyorlar. Olayın gerçeği budur ve olayı bütün maliyetiyle ve sonuçlarıyla yaşayan Türkiye kendini savunmak için gerekeni yapmaktadır.
Nasıl? ‘Şişman kadın’ın sesi güzel miymiş?
Nasıl? ‘Şişman kadın’ın sesi güzel miymiş?
Bir uluslararası uzlaşının sağlaması yıllar içinde ancak yapılabilir. Soçi’de Rusya ve Türkiye arasında varılan mutabakatın mürekkebi kurumadan Suriye’de yaşanan saldırılar İdlib uzlaşısını doğruluyor...Video: Nasıl? ‘Şişman kadın’ın sesi güzel miymiş?İki Devlet Başkanı’nın ve dünyanın gözleri önünde Savunma Bakanı Akar ile Rus mevkidaşının tokalaşmaları üzerinden bir gün geçmeden, Şoygu ile İsrail Savunma Bakanı Lieberman arasında şu cümle kuruldu; “Uçağımızın 15 mürettebatıyla birlikte Akdeniz’e düşmesinin tek sorumlusu İsrail’dir”...Savunma Bakanlığı’nın da ayrıca açıklaması oldu; “İsrail’in bu eylemine gerektiği karşılığı verme hakkımızı saklı tutuyoruz”...Artık Tel Aviv’in de bir “uçak krizi” var...Moskova’nın uçak-Soçi bağını anında kuracağını görmemek garip olurdu. ‘Amerika’nın Sesi’ bile ilişkiyi gösterdi; “Lazkiye’ye saldırı, Türkiye ve Rusya’nın İdlib anlaşmasından birkaç saat sonrasına denk geldi”... (17/09)Kremlin cevabı verdi: “Hmeymim üssü yakınlarında 15 askerle birlikte İl-20 tipi uçağın düşürülmesi Rusya ve Türkiye Devlet Başkanları’nın Soçi’de yaptıkları Suriye anlaşmasını etkilemeyecek”...Putin de noktayı koydu: ‘İl-20 uçağımızın düşmesiyle Türkiye ile olan uçak olayını karşılaştırmayın’. Yani, Türkiye ile olan ‘kumpastı’, Suriye’de olan İsrail’in (ABD’nin) işi. (Putin’in esnek tarifine rağmen benim yorumum ‘hâlâ’ böyle)Türk ve Rus diplomatik aklını kutlamak gerekiyor; iyi iş çıkarıyorlar.Şam yönetiminin açıklamasını da sos olarak ilave edebilirsiniz; “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında varılan mutabakatı memnuniyetle karşılıyoruz”...TAHRAN ZİRVESİ ŞİMDİ BİTTİ: 13’ÜNCÜ MADDE!Günlerdir TV tartışmalarında, köşelerinde İdlib’i piksellerine kusturana kadar ayıran akıllar hiç şüpheniz olmasın, “bu işler nasıl olacak, imkânsız” yüklü cümleleri hiç kurmamış gibi şimdi bu mutabakatı masaya yatıracaklar.Tahran ertesinde Türkiye, İdlib’e yönelik “daha farklı planları” olduğunu söyledi ve bunları hayata geçirmek için Savunma, Dışişleri ve İstihbarat kurmaylarının Rus muhatapları ile konuyu pişireceğinin işaretini verdi.Arada yaşananları atlıyorum, Soçi başlamadan Tahran’dan yapılan, “Esad rejiminin İdlib’e düzenleyeceği olası bir operasyona katılmayacağız, bunun içinde bulunmak istemiyoruz” açıklamaları işin varacağı noktayı, yani hem İdlib uzlaşısını hem de Şam’ın bu anlaşmaya uyacağını haber ediyordu.Böylece, 12 maddelik Tahran bildirisinin altında 13’üncü bir madde zımnen eklendi; Soçi mutabakatı.Biraz Soçi görüntüleri üzerinde durmak da gerekiyor. Görüşmeye geçmeden kapı aralığından izlenen lider görüntüleri konunun nasıl hararetle ele alındığının işareti. Rusya liderinin konuşurken benzer oturumlardaki rahat tavrı yerine kâğıttan okumak isteyen ve okumakta zorlanan-el yazısı ile yetiştirildi-görüntülerine sık rastlamıyoruz.Keza, “sevinçli bir Putin” vardı. Tokalaşırken ve alkışlarken bu kadar gülen Putin karesi azdır.Savunma Bakanlarının İdlib mutabakat zaptı değiş-tokuş seremonisi de, zirveye atfedilen, “artık Suriye’de sadece Rusya ve Türkiye var” okumalarını pekiştirir nitelikteydi.Siyaseten böyle olduğu gibi, Suriye’nin içinden veya “dışından” gelecek ataklara karşı da “iki ordu”nun el sıkıştığını anlayabiliriz. Gösterilen o. Rus İl-20’nin düş(ürül)mesine neden olaylar sırasında TSK ile Rus ordusu arasındaki iletişimi de belki ileri zamanda okuma/görme şansımız olur!KÖTÜ HİSSEDEN ÜLKELER…İdlib üzerinden Astana Üçlüsü’nü bozma oyunu sona ermiş bulunuyor. Haliyle bir seri ülke ama en önce ABD ve İsrail, artı İngiltere en mutsuzlar. Listenin devamı da var. BAE, Yunanistan, vb.İsrail ruh halini sahaya derhal yansıttı, Lazkiye bombalamaları ve Rus uçağının hedef haline getirilmesi o. ABD huzursuzluğunu YPG/PYD için gösterecektir. İlla terör örgütlerinin içinde bulunduğu bir hamle olması gerekmiyor. Yapıldığında onu çözeriz ama asıl Tahran’da İran’ın, Soçi’de Türkiye’nin konuşmalarına, “Suriye’nin geleceğine yönelik en büyük tehdit” olarak bu örgütleri eklemesi, Rusya ses çıkarsın çıkarmasın “uygun adım” yürümesi, sıranın nasıl ilerleyeceğinin, kime geleceğinin ipuçlarını veriyor.Evet, Rusya’nın PKK ile-şu sıralar düşük tonlu-ilişkisi ve bunu Amerika’yla rekabet halinde yaptığı sır değil ama Rusya ve Türkiye’nin bölgede asıl istemediği “unsur” Amerika! Gerisi kolay!Beğenirsiniz beğenmezsiniz, herkesin Suriye’de bulunmak için bir yanıtı var; Rusya ve İran, ‘bizi Şam çağırdı’ diyor, Türkiye, ‘Suriye halkı çağırdı’ diyor. ABD’yi kim çağırdı? PKK, YPG, DAEŞ.‘OPERADAKİ HAYALET’...Şişman kadın şarkısını söyledi. Bu oyun bitti. Şimdi yeni oyun sahnelenecek... Bir, İsrail Savunma Bakanlığı’nın 17 Eylül’de Esad’ın sarayının uydu görüntülerini-üstelik 30 yıllık bir uydunun gözünden-yayınlaması. İki, İsrail basınının Ankara ve Tel Aviv’in üstelik BAE’nde gizlice buluştuğu haberi. Üç, Lazkiye saldırısının ilk anlarında Rusya’nın, “ilk füzeler Fransız savaş gemisinden fırlatıldı” iddiası. Dört, Fransa’nın, Kıbrıs Rum Kesimi’nde bir deniz üssü açacağı iddiası. Beş, Akdeniz’deki en önemli limanlardan İsrail-Hayfa’nın Çin yönetimine geçmesi, ABD donanmasının bu stratejik yeri kullanmaktan vazgeçme ihtimallerini ‘derleyip, havalandırmak’ gerekiyor...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.