Masumlar Apartmanı’nın seyrini değiştirecek yeni transfer
Hayat
Masumlar Apartmanı’nın seyrini değiştirecek yeni transfer
TV8'in sevilen dizisi Kırmızı Oda'nın ekran macerası, geçtiğimiz hafta sona erdi. Akabinde dizinin başrol oyuncusu, TRT 1 ekranlarında yayınlanan Masumlar Apartmanı dizisinin kadrosuna dahil oldu. İşte detaylar...
Yeni Şafak
Barbaroslar Akdeniz’in Kılıcı'ndan Masumlar Apartmanı'na transfer
Hayat
Barbaroslar Akdeniz’in Kılıcı'ndan Masumlar Apartmanı'na transfer
“Barbaroslar Akdeniz'in Kılıcı" dizisinde 'Radko'yu oynayan Armağan Oğuz, yine bir başka TRT1 dizisi olan Masumlar Apartmanı'na dahil oldu. Oğuz, dizide 'Mazo' karakterini canlandıracak. Dizide Han'a takıntılı olan Mazo'nun gerçek hikayesi ve role hayat veren Armağan Oğuz merak konusu oldu. İşte "Masumlar Apartmanı Mazo kimdir, Armağan Oğuz kimdir, hangi dizi ve filmlerde oynadı?" sorularının yanıtı...
Yeni Şafak
Rüyaları neden hatırlamayız?
Teknoloji
Rüyaları neden hatırlamayız?
Rüyaların nasıl üretildiği hakkında net bir bilgimiz yok. Onları nasıl hatırladığımızı da bilmiyoruz. Ancak yeni bir araştırma onları nasıl hatırladığımız hakkında ipucu veriyor. Popular Science dergisinin araştırması..
Diğer
Rüya ile ilgili bilmemiz gereken 9 gerçek
Hayat
Rüya ile ilgili bilmemiz gereken 9 gerçek
1953 yılında University of Chicago'dan uyku araştırmalarına öncülük eden Nathaniel Kleitman ve Eugene Aserinsky; uyku çalışmalarına katılan deneklerin göz kapağı seyirmesinin ardından REM uykusunun başladığını keşfetmişti. Neden rüya gördüğümüzü (oldukça ileri seviyede teorilere rağmen) henüz tam olarak bilmesek de, REM aşamasının doğası, içeriği ve fizyolojisine dair her geçen gün yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. İşte ilginç gelebilecek 9 gerçek:
Diğer
Rüyasında gördüğü camiyi yaptırdı
Rüyasında gördüğü camiyi yaptırdı
Rüyasında gördüğü camiyi yaptırdı- Eskişehir'de yaşayan "Türkiye'nin ilk kadın cami dernek başkanı" Eken, rüyasında gördüğü camiyi kente kazandırdı- Eken: "Camimizin kubbelerinde Medine'nin toprağı var. Çocukluğumdan beri hayır işleriyle uğraşıyorum, hayatım bunlarla geçti. Burası Allah'ın evi. Allah bana güç kuvvet verdi, Medine'nin şubesini buraya getirdim, çok mutluyum"
AA
Rüya
Rüya
Baştan söyleyeyim; görme engelli kardeşlerimizin nasıl rüya gördüğü üzerine kafa yormamışsanız, rüya konusundaki bilgileriniz hayli yetersiz ya da ezbere dayalıdır. Rüya konusunda konuşabilmek için bugünkü bilimsel bilgimize göre ikinci bir soruya da akla yakın bir cevabınız olması gerekir.Video: RüyaO da hayvanların rüya görüp görmediği hakkındadır. Merak etmeyin bu konuda bilimsel epey yayın var. Bilimsel bilgilerimizi popüler dile aktarabilen kitapların en iyilerinden birisi D. Daraaisma’ın “Düş Dokumacısı” (Metis Yayınları, Çeviren: T. Yalnız)… Görme engellilerin algı sistemleri ve zihin işleyişleri hakkında daha ayrıntılı ve somut bilgi edinmek istiyorsanız, dünyanın tanıdığı görme engelli ressamımız Eşref Armağan’la ilgili belgeseli internette bulup seyretmenizi öneririm.Rüya üzerine epey kafa yormuş, yüzlerce rüya dinlemiş bir ruhiyatçı olarak şöyle bir formüle ulaştım. Rüyalar hakkında bu formülden kalkarak değerlendirme yapıyorum: İnsan, konuşan değil dili olan, simgeleştiren bir varlık. Hayvanların kendi aralarında bir haberleşme, bir iletişim sistemleri olduğunu artık biliyoruz ama insan gibi yaşantılarını, duygularını, düşüncelerini anlatıya dökemiyorlar, hikaye edemiyorlar. Oysa insan hem kendi yaşadıklarını hem başkalarından görüp duyduklarını hikaye edebiliyor. İnsan, hayat, dünya, insanlar ve daha önemlisi kendisi hakkında bir hikayeye, bir anlatıya sahip. Rüya da insanın hikaye eden varlık oluşundan bağımsız değil. Bu yüzden rüya incelemelerinin bilimsel altyapısı ne söylerse söylesin bana göre, her rüya, son tahlilde bir hikayedir; hikayelerimizden bir hikaye... Bu yüzden hayvanların uyku çalışmalarından insandaki rüya uykusuna benzer beyin elektriksel aktiviteleri sağlanmış olsa da benim için açıktır: Sadece insan rüya görür, görme engelliler dahil…Yarını, geleceği, öteyi, maverayı merak eder, oraya dair bir haber bekleriz. Bilimsel değerlendirmesi bir yana, psikolojimiz için o haberdir rüya. Ama çoğu zaman kendini hemen ele vermeyen, yoruma, tabire, yani hikayeye ihtiyaç duyan bir haber…Bugün modern psikoloji ve tıp, uyku hakkında yüz yıl öncesiyle kıyaslanamayacak ölçüde fazla bilgiye sahip. Uykunun safhalarını, hangi safhada bedenimizde neler olduğunu, rüya ile bağlantısını ve daha birçok şeyi artık bilebiliyoruz. Ama henüz niye uyuduğumuzu ve niye rüya gördüğümüzü tam olarak söyleyebilmekten uzağız. Rüya muhteviyatının bize bir şey anlatıp anlatmadığı yani rüyanın nasıl tabir edilmesi gerektiği konusunda da bilimsel bilgimiz henüz yok denecek kadar az. Bu nedenle rüyalarımızı anlama, bir bilene tabir ettirme arzumuz, geleneksel dünyanın insanları kadar olmasa da hala çok canlı. Süren sadece kadim anlayış değil, mesela Freud’un psikolojik bakışına inananlar da tıpkı onun gibi rüyaları bilinçdışına giden kral yolu olarak görüyorlar. Onun rüyalarla ilgili söyledikleri birçok bakımdan bugünkü bilimsel anlayışımızla çelişse de tıpkı Freud gibi rüyanın görünen anlamlarının altında yatan örtük anlamı keşfetmeye çalışıyorlar.Geleneksel dünyanın insanları için rüyalar biz modernlerden daha önemliydi. Din, onların dünya hayatlarında en önemli yol göstericiydi. Dini metinlerde de rüyalar vazgeçilmez önemde yer kaplıyordu. Biz Müslümanlar dün olduğu gibi bugün de Kur’ân-ı Kerim’deki rüyalarla ilgili kıssaların, ayetlerin hakikatine inanıyoruz, onları anlamaya, bugün bize ne söylediklerine bakmaya gayret ediyoruz. Hz. Yusuf’un rüya tabiri için “Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir” dediğini (Yusuf/37) biliyoruz. Hz. Peygamber’den (sav) nakledilen “Rüya üç çeşittir. Biri sahih rüyadır ki, Allah’tan bir müjdedir. İkincisi kişinin ruhuna konuşması yani bedenin ruha fısıldamasıdır; üçüncüsü de şeytanın kişiyi üzmesidir. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse kalkıp namaz kılsın, onu kimseye söylemesin” gibi hadisler de dini hafızamızda kayıt altında.Velhasıl, hepimiz rüya görüyoruz, üstelik bugünkü bilgilerimize göre “hiç rüya görmem” diyenlerimizin bile kesinlikle rüya gördüklerinden eminiz. “Rüya” kelimesini çoğu zaman olumlu anlamda kullanıyoruz. Onu kabustan ayırıyoruz. “Rüya gibiydi”, “Rüya gibi geldi geçti” diyoruz. Gördüğümüz rüyayı anlamaya çalışıyoruz, kimimiz bunun için özel tabirci buluyoruz. Hâlâ istihareye yatan kimseler olduklarını ve bazılarının onlara müracaat ettiklerini duyuyorum. Ben kendi adıma rüyaları bize özel bir anlatı olarak görmenin yanı sıra üstat Sait Başer, “düşünme”nin kendi içine, özüne, hakikatine düşmek manasına düşmekten kaynaklandığı yorumundan kalkarak değerlendiriyorum. Rüya, yani düş, insanın kendisiyle ilgili düşünmesi için bir fırsattır diye görüyorum. Rüyalara bakışım büyük ölçüde bu işe yıllarını vermiş dostum Prof. Dr. Hayrettin Kara’nın bakışıyla uyuşuyor. (Meraklısı Prof. Dr. Kara ile yaptığımız “İnsanlık Hali” programımıza bakabilir.)
Seksen beş bin
İsmail Kılıçarslan
Seksen beş bin
Pıt diye açtım gözlerimi. “Hayra karşı” dedim kendi kendime. Gayrı ihtiyari kalbimi yokladım. İçinde tek dal sigara kalmış Yeni Harman paketi yerindeydi. Kalbim yerindeydi. Dünya yerindeydi. İstanbul’dan Kuşadası’na giden Setra marka otobüs yerindeydi. Her şey yerindeydi. Otobüsün beş basamaklı orta merdiveninden inince yüzüme çarpan yapış yapış sıcağa aldırış etmeden son sigaramı son kibritimle yaktım. İki adım attım önümdeki belirsiz boşluğa doğru. Sıcağa alışmayı umdum. Alışamadım. Elimi bol ...
Bu köyde araba yasak!
Dünya
Bu köyde araba yasak!
Hollanda'da, Overijssel'e bağlı bir köy olan Giethoorn'a arabalar giremiyor, sokakları da yok. Evlere sadece sandallar ve köprüler yoluyla ulaşılıyor, zaten evlerin büyük kısmı da minik adaların üzerinde. Peki ulaşım nasıl sağlanıyor? Köyün etrafı, kanallarla çevrili ve ulaşım sadece motorlarla sağlanıyor.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.