* Aslında ABD’ye teşekkür ederiz. * Patriot’ları vermedi, S400 aldık. * F35 vermedi, bağımlılıktan kurtulduk. * Bizim kararlılığımız ve hızımız arttı. * Onların ezberi bozuldu, aklı karıştı. * Vesayet, eziklik, zayıf ülke söylemi bitmiştir!
* Aslında ABD’ye teşekkür ederiz. * Patriot’ları vermedi, S400 aldık. * F35 vermedi, bağımlılıktan kurtulduk. * Bizim kararlılığımız ve hızımız arttı. * Onların ezberi bozuldu, aklı karıştı. * Vesayet, eziklik, zayıf ülke söylemi bitmiştir!
Türkiye’nin S400’ler konusunda dik duruşu, ABD’de tam bir akıl tutulmasına yol açtı. Daha doğrusu, ABD’nin kendi içindeki bölünmeyi, iktidar farklılaşmasını, zaaflarını bir kez daha açığa çıkardı.Video: * Aslında ABD’ye teşekkür ederiz. * Patriot’ları vermedi, S400 aldık. * F35 vermedi, bağımlılıktan kurtulduk. * Bizim kararlılığımız ve hızımız arttı. * Onların ezberi bozuldu, aklı karıştı. * Vesayet, eziklik, zayıf ülke söylemi bitmiştir!Tehditler, şantajlar havada uçuşurken, S400’ler Türkiye’ye gelmeye başladı. Ama ABD yönetimi tavır belirlemekte zorlandı. Pentagon başka bir şey dedi, Beyaz Saray başka bir şey dedi. İsrail lobisi başka bir şey dedi.En sonunda, bizim için de oldukçahayırlı olacak bir karar verilebildi: Türkiye F35 programından çıkarıldı. Kendi savunma yatırımlarına ağırlık veren, on yıllardır devam eden bağımlılıktan kurtulmaya çalışan Türkiye, F35 bağımlılığından kurtulmuş oldu.TÜRKİYE S400’DE DE, F35 KARARINDA DA KÂRLI ÇIKTI..Aslında S400 kararı, hem ABD’nin Türkiye’yi havada savunmasız bırakma planlarını çökertti hem de yeni bir bağımlılık inşa etme planlarını bozdu. İki yönden de Türkiye kârlı çıktı. Savaş uçakları, füze sistemleri konularında çok daha özgür ve geniş bir alan doğdu.Bu yazıda konumuz Türkiye’nin savunma arayışları değil. ABD’nin Türkiye, bizim coğrafya ve dünyanın merkez bölgeleriyle ilgili politikalarındaki akıl karışıklığı, dengesiz tavırları, kendisine ciddi zarar verecek ayarsız politikaları ve bu dengesizliğin kendi içindeki zaaflarıdır.DÜNYANIN EN YALNIZ, EN GÜVENİLMEZ ÜLKESİ. KÜRESEL DÜZEN HAYALLERİ ÇÖPE GİTTİ.Soğuk Savaşın bitiminde yeni bir dünya düzeni kurmaya kalkışan ABD, daha 1996’da bu gücünü kaybetti, fırsatı kaçırdı. O günden bu yana zemin kaybetmektedir. Bugün için dünyanın en yalnız, en güvenilmez ülkesi haline gelmiştir.Bu; yüzyıllar sonra Atlantik ittifakının tek yanlı küresel hâkimiyet teorilerinin ve pratiklerinin tamamen çöpe gitmesi demektir ve bugün itibariyle böyle bir iddiaları kalmamıştır. Çünkü yüz yıllar sonra ilk kez son derece gerçekçi güç yükselişleri ortaya çıkmış, ABD öncülüğünde Batı küresel iktidar gücünü ebediyen kaybetmiştir.RUSYA, ÇİN, ALMANYA İLE DE AYNI KAFA KARIŞIKLIĞINI YAŞIYORABD’nin Türkiye’nin kararlı duruşu karşısındaki kafa karışıklığı her alanda kendini gösteriyor. Bunu Çin ile yürüttüğü ticaret savaşlarında, jeopolitik hesaplaşmalarda görüyoruz.Rusya ile yürüttüğü güvenlik çatışmalarında, ambargo kararlarında, füze krizlerinde, Doğu Avrupa’dan Ortadoğu’ya ve Afrika’ya kadar her yerde görüyoruz.Almanya öncülüğünde AB ile yürüttüğü ekonomik ve siyasi ayrışmalarda görüyoruz. Son olarak Türkiye ile yürüttüğü “yaptırım”a ve tehdide dayalı “psikolojik savaş”ta görüyoruz. Daha onlarca örnek sayabiliriz.İNANDIRICILIĞI, CAYDIRICILIĞI, İTİBARI ÇÖKTÜ.İNSANLIK ONA ŞAPKAYI TERS GİYDİRECEK.ABD’nin süper güç rolü için en büyük tehdit kendi içinde başlamıştır. Kendi kafa karışıklığı, kendisi için en büyük tehdidi bir iç tehdide çevirmiştir.“ABD her şeyi önceden planlar ve yapar” ön kabulü yerle bir olmuştur. Anlık kararlar veren, bir gün sonra dönen, çelişkili tavırlar gösteren, sürekli kendini yalanlayan, bocalayan bir ülke halini almıştır.İnsanlık; ABD’nin küresel müdahalelerinden rahatsızlık duyan ülke ve milletler bu gidişle ona şapkayı ters giydirecektir, bunun işaretleri oluşmuştur.ABD’nin diplomatik gücü erimiştir.İnandırıcılığı, caydırıcılığı, itibarı çok ciddi yaralar almıştır. Kaba askeri güç dışında küresel caydırıcı hiçbir gücü kalmamıştır.HİÇBİR ALANDA RAKİPSİZ DEĞİL. HER ÜLKE ONDAN UZAKLAŞIYOR.Teknolojik öncülüğü de artık rakipsiz değil. Güç haritasındaki değişim, teknoloji, sermaye ve insan kaynağı konusunda da ABD aleyhine seyretmektedir.Hiçbir orta ölçekli ve gelişmiş ülke, geleceğe ABD ile birlikte bakmamaktadır. ABD ile yakın olmak bir gelecek güvencesi vermemektedir.Tam tersine, artık ülkeler, ondan uzaklaştıkça rahatlayacağını, kendini güvende hissedeceğini bilmekte, ona göre bir yol izlemektedir. Bu tavır ABD ile mesafeli ülkelerle sınırlı değildir.Ona en yakın olanlar bile böyle bir arayış içindedir. İngiltere, İsrail, Güney Kore, Japonya gibi ülkeler bile ABD’den bağımsız bir gelecek peşinde koşmakta, hangi alanda ondan uzak duracağına dair çok ince hesaplar yapmaktadır.EN BAŞARILI OLDUĞU ALAN TERÖRLE ORTAKLIK. DEVLETLERİ KAYBETTİ, ÖRGÜTLERE SIĞINDI.ABD’nin en başarılı olduğu alan terör örgütleriyle ortaklıktır. Artık devletlerle iş yürütemeyince dünyadaki bütün terör örgütleriyle işbirliğine gitmiş, devlet aklı bu alana yoğunlaşmıştır. Terör, kendisinden uzaklaşan ülkelere karşı bir silah olarak kullanılır olmuştur. Bu da ABD aklının iflasıdır. Dünyanın yarısı ile ticaret savaşına girmiş, büyük çoğunluğu ile güvenlik çatışmalarına girmiş ama kendi içinde bütünlüğünü kaybetmiştir. Körfez savaşında bütün dünya yanında olurken bugün terör örgütleri dışında hiçbir ülke ABD ile birlikte hareket etmemektedir.ABD hem dünyanın ezici çoğunluğu ile çatışma halinde hem de kendi içinde iktidar çatışmalarına boğulmuş haldedir. Bu yönüyle ABD, dünyanın kararlı tutumunun da etkisiyle, çok daha sorunlu bir ülke haline gelecektir.Hemen her ülke ABD’ye karşı teyakkuz halindedir. Sadece S400 krizi bile ABD’nin ezberlerini bozmaya yetmiştir.TÜRKİYE GÜÇLÜ BİR AKIL İNŞA EDİYOR KARARLI, GÜÇLÜ DURUŞ SERGİLİYOR.. YÜRÜMÜYOR, KOŞUYOR!Peki Türkiye’nin durumu ne? Kararlılık… En önemli kelime bu. Türkiye attığı ve atacağı adımlarda, devlet aklında, kendisine yönelen saldırı ve şantajlarda, bölgesindeki gelişmelerde, kendi iç siyasi sistemini dönüştürmede, küresel güç kaymalarını hesaplayıp pozisyon almada ciddi bir kararlılık, gelecek okuması gösteriyor.Baskılar karşısında geriadım atmıyor. Ülkelerin ve güçlerin zaaf alanlarını görüyor, küresel güçeğilimlerini izliyor, boşlukları fark ediyor, hareket alanını öre göre biçimlendiriyor.Ekonomik arayışlarda, dış politikada, güvenlik ve savunmada güçlü bir duruş sergiliyor. ABD ya da AB’nin baskıları karşısında yumuşamıyor, sendelemiyor.ASLA GERİ ADIM ATMADIK. ONLAR VURDU, BİZ GÜÇLENDİKAsya’da yükselen güçlerle ilişkilerde atacağı adımları iyi hesaplıyor. Yeni ekonomik, siyasi çevre edinme konusunda haritayı iyi okuyor. Batı’nın tek yanlı bağımlılık ilişkilerinden kurtulma konusunda kararlı duruyor, kendi yol haritasına göre hareket ediyor.Suriye’nin kuzeyinden Doğu Akdeniz’e, Ege’den üzerimize saldıkları baskılara kadar kendi doğrularına göre hareket ediyor. Mesela Doğu Akdeniz’de onca baskı ve yıldırma politikalarına rağmen bir adım bile gerilemedi hatta çok ciddi meydan okumaya girişti. Bu haliyle bile bir rol model oluşturuyor.FETÖ’DEN SONRA “YEDEK KUVVETLER” SAHADA. BU İÇ ZAAF VE KÖRLEŞTİRME GİRİŞİMİ DE ÇÖKECEK.Türkiye, ekonomi ve savunma alanında önümüzdeki dönemde güçlü bir dalga yakalayacak, bunun işaretleri belirginleşiyor. İki alanda şaşırtıcı bir yükseliş dönemi başlayabilir.Buna içeriden siyasi operasyonları eklemek, bu alana da dikkatleri yoğunlaştırmak lazım. Çünkü, dışarıdan baskı altına alamadıkları Türkiye’ye içeriden müdahale etmeye çalışıyorlar.FETÖ’den sonra “yedek kuvvetleri” devreyle sokmaya, güçlü siyasi aklı bulandırmaya, kararlı duruşu sulandırmaya, bir iç zaaf oluşturup Türkiye’yi durdurmaya çalışıyorlar. Dışarıda güçlü bir ülke profili çizen Türkiye içeride körleştirilmek isteniyor.Ekonomi ve savunma alanındaki güçlü duruşun yanında FETÖ’den sonraki yedek kuvvetlere dikkat. Ama ülkemiz bunu da aşacak, eminiz.O BÜYÜ ÇOKTAN BOZULDU. ARTIK VESAYET, EZİKLİK, ZAYIF ÜLKE SÖYLEMİ YOKBu haliyle Türkiye, yüz yıllık bağımlılık dönemini çoktan sona erdirdi. ABD’nin baskı ve şantajları sonuç vermiyorsa, Türkiye’yi kim durdurabilir ki… O “içeriden işgalciler” de boşa yatırım yapıyor bence…Esaret, vesayet, eziklik, zayıf ülke söylemi, “ABD Türkiye’ye her şeyi yaptırır” algısı, ABD ve Avrupa’nın gücü ile içeride bir şeyleri değiştirme beklentisi sadece birtakım çevrelerin zihinlerinde.ABD’nin büyüsü nasıl bozulduysa, Türkiye’deki birtakım çevrelerin ABD, Avrupa, Batı algısının da içi boşalmıştır. Sadece bir illüzyona inanmayla devam ediyorlar. Oysa Türkiye o çizgiyi çoktan aşmıştır.PEKİ ABD’YE NİYE TEŞEKKÜR ETMELİYİZ?ABD’ye teşekkür etmemiz gerekir. Patriotları bize vermedi, S400’leri aldık. S400’lere itiraz etti, bizi F35 bağımlılığından kurtardı. Doğu Akdeniz’de baskı kurdu, bizi uyandırdı. Yeni yaptırımları Türkiye’ye daha da güç verecek. Attığı her yeni adım, kurduğu yeni baskı ABD bağımlılığından kurtulma mücadelemizi ve hızımızı çok daha artıracak.
Rusya Suriye'ye S-300 verecek
Dünya
Rusya Suriye'ye S-300 verecek
Akdeniz'de Rus İl-20 askeri uçağının düşürülmesi üzerine Rusya harekete geçti. Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Moskova'nın iki hafta içinde Suriye'ye S-300 füzesavar sistemi vereceğini söyledi. Şoygu, Suriye uçaksavar unsurlarının Rus yapımı izleme ve yönlendirme sistemleriyle donatılacağını da belirtti.
Yeni Şafak
The Economist kudurdu
Ekonomi
The Economist kudurdu
İngiliz Economist dergisi, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi almasını eleştiren tehditkar bir makale yayınladı.
Yeni Şafak
Türkiye istediği uçağı alır
Dünya
Türkiye istediği uçağı alır
S-400 savunma sistemi satın aldığı için ABD’nin ‘F-35 uçağını vermeyiz’ şantajına maruz kalan Türkiye’ye Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den destek geldi: Türkiye savaş uçağı temini konusunda seçim yapma hakkına sahip.
Yeni Şafak
Bedel ödemeden
zafer
kazanılmaz
Gündem
Bedel ödemeden zafer kazanılmaz
Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni nesillerin mücadele şuuruyla hareket etmesini isterken, “Bu millet kendi küllerinden doğmak suretiyle ayağa kalkmıştır. Hiçbir zafer, mücadele edilmeden ve bedel ödenmeden kazanılmaz, bunu böyle bilesiniz. Bu mücadeleyi verdik, vermeye devam edeceğiz” dedi.
Yeni Şafak
​ * Amansız düşmanlıklar ülkesi ve o yabancı dil. Sınırlarımızda hazırlıklar var. Toparlanın artık! * ‘Siyasi eleştiri’ değil, ganimet paylaşımı, intikam saldırısı bu. Masada çok büyük bir hesap var. * Kudüs’e ağıt yakarken bugünü ıskalamak tam bir ikiyüzlülüktür. ​
​ * Amansız düşmanlıklar ülkesi ve o yabancı dil. Sınırlarımızda hazırlıklar var. Toparlanın artık! * ‘Siyasi eleştiri’ değil, ganimet paylaşımı, intikam saldırısı bu. Masada çok büyük bir hesap var. * Kudüs’e ağıt yakarken bugünü ıskalamak tam bir ikiyüzlülüktür. ​
Türkiye’de her alanda bir siyasi körlük, algı sorunu, atalet ve basiret yoksunluğu salgın haline geliyor. Dar kişisel hesaplar, çıkar hesapları, siyasi hesaplar, öfke, hasımlık, haset, küskünlük ve benzeri şeyler ülkenin, milletin, devletin, hepimizin ortak kaderinin, hedeflerinin, hayallerinin çok ötesine geçti.Video: * Amansız düşmanlıklar ülkesi ve o yabancı dil. Sınırlarımızda hazırlıklar var. Toparlanın artık! * ‘Siyasi eleştiri’ değil, ganimet paylaşımı, intikam saldırısı bu. Masada çok büyük bir hesap var. * Kudüs’e ağıt yakarken bugünü ıskalamak tam bir ikiyüzlülüktür.Adeta bir akıl tutulması, adeta bir zihin kararması alabildiğine yaygınlaştı. Küçük hikâyeleri büyük sözlerle pazarlama her şeyin önüne geçti.Ekranlarda, köşelerde çok büyük laflar edenlerin, ayar verenlerin, “âkil adam” pozları satanların, “hakkaniyet” pazarlayanların büyük çoğunluğunun kişisel derdi olduğunu görmek, hareket noktalarının büyük hikâyeler, büyük mücadeleler değil, kişisel beklentiler ve umutsuzluklar olduğunu görmek ülkemiz adına acı verici.‘SİYASET KENDİNİ DÜZELTSİN’ DİYEN KENDİ DÜŞÜNCE İFLASINI DA GÖRMELİBir ülkede düşünce dünyasının bu kadar sığ, basit gerekçelere göre biçim alması büyük talihsizlik. “Siyaset kendini düzeltsin” diye bağırıp çağıranların, durdukları yere hiç bakmaması, kendilerine hiç bakmaması, Türkiye’nin, bu milletin yüzlerce yıllık mücadelesine hiç bakmaması, oradan hareket etmemesi, bu mücadeleye göre akıl-fikir, yol-yordam önermemesi çok büyük bir düşünce iflasıdır. Erdoğan nefretine saplanıp kalanların, bu nefretin nereden geldiğine bir kez bile bakma gereği hissetmeyenlerin, nefretin Türkiye ile hesaplaşmaya dönük çokuluslu bir aklın ürünü olduğunu göremeyenlerin bize geçmişten, tarihten, Seçluklu’dan, Osmanlı’dan, Birinci Dünya Savaşı’ndan, İstiklal Savaşı’ndan, Cumhuriyet döneminden söz etmeleri, oradaki aksaklıkları ve yanlışlıkları anlatmaya çalışmaları, 15 Temmuz’u anlatmaya çalışmaları tam bir trajedi.KUDÜS’E AĞIT YAKARKEN BUGÜNÜ ISKALAMAK TAM BİR İKİYÜZLÜLÜKTÜRBugün yeni bir tarih biçimleniyor. Bugünün tarihini kavrayamayanların geçmişten, tarihi örneklerden ders vermeleri tam bir ikiyüzlülük. Onlar bugünü anlayamıyorlarsa yüzlerce yıllık siyasi tarihte verilen mücadelenin aşamasını anlamamışlar demektir.Medine Müdafaasını okuyup gözyaşı dökerken, Kutu’l Amâre söylemleri ile hava atarken, Kudüs’ün işgaline ağıtlar yakarken, Anadolu savunmasını göklere çıkarırken bugün hem Anadolu’nun mücadelesini, hem coğrafyadaki mücadeleyi kavrayamayanların aklından, zihninden şüphe etmemek mümkün mü?O ZAMAN İNGİLİZ AĞZIYLA, BUGÜN DE ABD AĞZIYLA, ONLARIN KURŞUNLARIYLA…Yüz yıl önce bütün coğrafyada İngilizlerle mücadele ederken kimler neredeyse bugün de aynı damar, aynı çevreler, aynı düşünce geleneği yine aynı yerde konumlanıyor. O zaman İngiliz ağzıyla konuşanlar şimdi ABD ağzıyla konuşuyor, onun gözüyle bakıyor, onun perspektifiyle algılıyor.Tarihi siyasi genetiği ayağa kaldırmaya dönük mücadeleye dışarıdan ağır saldırılar yapılırken onlar da içeriden aynı saldırıyı sürdürüyor, o geleneğe mensup herkesi asıp kesiyor, küçümsüyor, aşağılayıp değersizleştiriyor.SİYASİ ELEŞTİRİ DEĞİL, GANİMET PAYLAŞIMI, İNTİKAM SALDIRISI BUBugünlerde siyaseti eleştirmek bir fırtınaya döndü. Eleştirilecek elbette. Tabiatı gereği eleştiriye en açık alandır ve bu zorunludur. Ancak bu bir ganimet paylaşımına dönüştürülmek isteniyorsa, intikam halini almışsa, bir yapıyı dağıtmaya dönük yıkıcı bir rüzgâra dönüşmüşse, eleştirinin ötesinde bir hesap var demektir.Bu hesaba dönük kolektif bir saldırı varsa, o hesap siyasetin ötesinde Türkiye ile ilgili demektir. İntikam da Türkiye’den alınıyor demektir. “Bu neyin intikamı, kimlerin intikamı” sorusu her şeyden daha öncelikli demektir. İşte tam burada, herkesin kendine “Ben kimin, kimlerin cümlesini kullanıyorum” diye sorması vicdani bir sorumluluktur.MUHAFAZAKÂRIN ENTELEKTÜEL BİRİKİMLERİ AŞINDI. BUNU SİYASİ BASKI İLE KAMUFLE ETMEYİN. Burada eleştiriye karşı çıkmıyorum. “Organize eleştiri”nin bir siyasi proje, bir çokuluslu program haline gelmesine yönelik kaygılarımı paylaşıyorum. Siyasetten daha fazla çöken şeyler var. Türkiye’nin, özellikle de muhafazakâr çevrelerin entelektüel birikimleri, zenginlikleri, kimlikleri olağanüstü ölçekte aşındı. Sadece eleştirip hiçbir şey üretemez, Türkiye’ye, coğrafyaya, bugüne ve yarına hiçbir şey söyleyemez ve mücadele edemez hale geldi.Cemaatleri, vakıf/dernekleri, kanaat önderleri, medyası, yazar-çizerleri siyaset kadar bile söz üretemez hale geldi. Hiç kimse bunun, siyasi baskıdan kaynaklandığı gerekçesine sığınmasın. Bir konfor, rahatlık, atalet, “siyasi baskı” ile kamufle ediliyor. Asıl kayıplarımız burada. Acil müdahale gereken alanlar burada.İÇERİDE HAKKANİYET NUTUKLARI ATANLAR BUNLARA NEDEN TEK BİR SÖZ SÖYLEMEZ?Oysa dünya genelinde olağanüstü bir hareketlilik var. Devletler, bölgeler pozisyonlarını değiştiriyor, geleceğin dünyasına hazırlanmaya çalışıyor. Merkez güç alanları yer değiştiriyor, Doğu-Batı arasındaki hesaplaşma tehlikeli noktalara geldi. Türkiye, bu büyük fırtınaya hazırlanmaya çalışırken, işte tam bu sırada içeriden dayak yemeye başlıyor. Büyük hesaplaşmada, yeni küresel düzende eli zayıflatılmaya, direnci kırılmaya çalışılıyor.ABD ve İsrail kontrolündeki Mısır, BAE ve S. Arabistan, bütün bölgede Türkiye’yi vuruyor. İçeriden “hakkaniyet” nutukları atanlar bunlara neden tek söz söylemez? SUDAN DARBESİ TÜRKİYE’YE KARŞI, LİBYA’DA ÖLÜM LİSTESİ YAYINLANDI. PEKİ, NEDEN SESİNİZ ÇIKAMIYOR?Türkiye Sudan’la çok güçlü ilişkiler kurdu. Sevakin Adasından tarım arazilerine ve güvenlik anlaşmalarına kadar. Aynı ülkeler Sudan’da darbe yaptı, ülkeyi bölüyorlar. O darbe Türkiye’ye karşı yapıldı. Ama Türkiye’yi bölgeden çıkarıyorlar. Hadi o çokbilmişler neden bu konuda tek bir şey söylemiyor?Aynı ülkeler, Libya’da Türkiye’yi vuruyorlar. Biz BM’nin tanıdığı meşru hükümete destek veriyoruz onlar Hafter diye bir adam üzerinden kurdukları terör örgütüyle Libya’yı parçalamaya çalışıyorlar.Ve o ülkeler, FETÖ ve PKK ile birlikte oradaki askeri varlığımızın listesini, resimlerini yayınlıyor, öldürülmeleri için hedef gösteriyor. Neden buna karşı tek bir cümle söylemiyorlar? “Türkiye’nin orada ne işi var” diyecekseniz bu tartışma sizi ilgilendirmiyor demektir!NEDEN TÜRKİYE’NİN YANINDA DEĞİLSİNİZ? NEDEN KENETLENİP DÜNYAYA SES VERMİYORSUNUZ?Doğu Akdeniz’de, KKTC’nin etrafında, Ege’de tam bir çevreleme yaşıyoruz. Neredeyse bütün dünya buraya toplandı. Hepsi Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. İçerideki “âkil adamlar” siz neden bu konuda bir çaba içinde değilsiniz? Neden susuyorsunuz? Neden mücadele etmiyorsunuz? Neden Türkiye’nin yanında güçlü ses vermiyorsunuz? Bunlar iç politik mesele mi? Yüz yıl sonra karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit bu ve siz ortalarda yoksunuz?Türkiye tehdidi gördü, olağanüstü savunma hazırlığına girişti? S400 bunlardan sadece biri. Hiçbirinde Türkiye’nin çıkarlarını savunmadınız, tavır alıp öne çıkmadınız. Varsa yoksa çıkar hesaplarınız, öfkeleriniz, küskünlükleriniz, hasediniz. Dünya yansa, Türkiye mahvolsa sizin için bunlardan önemli olmadı, olmayacak.AMANSIZ DÜŞMANLIKLAR ÜLKESİ VE O YABANCI DİL. SINIRLARIMIZDA HAZIRLIKLAR VAR. TOPARLANIN ARTIK!Ne zaman Türkiye’nin yanında yer alacaksınız? Ne zaman bu ülkenin milli meseleleri için saf tutacaksınız? Ne zaman bu ülkeye yönelen tehditlere karşı kenetleneceksiniz? Ne zaman bu yabancı dili, bu dışarıdan dili, bu başkalarının ajandalarını terk edeceksiniz?İçeride ve dışarıda amansız bir düşmanlıkla karşı karşıyayız. Erdoğan’la birlikte, bütün Türkiye’yi, tarihsel mücadelesini hedef alan yaygın bir cephe şekillendi. Artık bunu açıktan görüyoruz. Ekonomiden güvenliğe, içerideki muhalefetten yakın ve orta uzaklıktaki bütün coğrafyaya yayılmış keskin saldırılarla karşı karşıyayız.Lütfen kimse bunu iç tartışmalarla örtbas etmeye kalkışmasın. Bu bir milli mücadeledir. Kim nerede ona bakın. Bugünün tarihini bugünden okuyun, anlayacaksınız! Suriye’den D. Akdeniz’e, Libya’dan Ege’ye her yerde hazırlıklar yapılıyor. Bir fırtına üzerimize salınıyor.Toparlanın artık!
Raison d’Etat: ‘Devlet Gereği’...
Raison d’Etat: ‘Devlet Gereği’...
‘Koskoca G20 Zirvesi’nden daha büyük, ABD-Çin-Hindistan liderleri ve bir dizi orta-üst deste küresel oyuncuyla görüşmeyi, ‘ABD Başkanı yumuşak konuştu ama bakalım Pentagon ne diyecek, göreceğiz’ sığlığında boğmaya çalışıyorlar.. Şöyle tersleyebiliriz...Video: Raison d’Etat: ‘Devlet Gereği’...S400’ler uçaklara yüklendi ve siz bu satırları okuduğunuzda, konşimentodaki teslim adresi bu yorumları yapanların ‘üzerinden geçmiş’ olacak...Zirve görüntülerini anlatmayı dış politika okuması sayıyorlar, ikili, çoklu, kapalı oturumlar bu denli yüzeysel olabilir mi?..***Ya şöyle olduysa...Amerika’nın S-400/F35/Türkiye’ye Trump ziyareti yumuşaklığının karşılığı, ABD’nin İran’a yönelik kuşatmasında Ankara’nın desteğini değilse dahi ‘tarafsızlığını’ getirebilir mi?İki ülke bu bağlamda anlayış geliştirmiş olabilir mi?Ağır bir soru değil mi...Hele Rusya-İran-Türkiye Astana Süreci’nin dirildiği, üzerine, Türkiye-Rusya-Fransa-Almanya-II zirvesinin yenileneceği dönemde.Hele hele, ABD’nin Almanya’dan Suriye’nin kuzeyine-kendi askerlerinin yerine-asker istediği ama reddedildiği günlerde. (‘Washington s’adresse au gouvernement allemend pour remplacer une partie des troupes americaines en Syrie’, 07/07.)Daha bir-iki satırda, “yaptırımlar konusundaki belirsizlik” daha doğrusu ‘temennileri’ bayağılaştı değil mi...İyice karmaşık hale getirelim...***Bir başka klişe, “büyük haritanın/resmin” Çin’le ilgili olduğunu söylemek. Yanlış anlaşılmasın, bunu söylemek klişe, altını sağlamlayamamak, “yaptırımlar”la illiyetini kuramamak ne? Yoksa bu bağlamda ne kadar ‘soru işareti’ varsa cevap Çin! (‘Indo-Pacific Strategy Report’, Pentagon, 01/07, temiz bir özet yorumunu okumak için mücerret.com)Robert D. Kaplan: “Trump yönetimi farkına varsın ya da varmasın, ABD-İran arasında oluşan açmaz ‘çok daha büyük bir şey’le ilgili.Demek orada da anlamayanlar var. Bizi, bizdekiler yoruyor, bizimkilere yürüyelim...***22 Temmuz’da Pakistan Başbakanı ABD ziyareti gerçekleştirecek ve Başkan Trump’la buluşacak. Bu ziyaretin resmî olarak duyurulması, Amerika’nın ‘Belucistan Kurtuluş Ordusu’nu terörizm listesine eklemesinden sonra geldi...4-6 Eylül’de Rusya-Vladivostok’ta ‘Doğu Ekonomik Forum’u var, Pakistan lideri ‘özel konuk’, Hindistan lideri ‘baş konuşmacı” olarak Moskova tarafından davet edildi...Bu iki organizasyonun verdiği mesajları/bağlantıları, “yaptırımlarda belirsizlik var”ın neresine yapıştırsak, o yorumcuların alnına mı?Rusya’nın Çin-Hindistan rekabetini işbirliğine çevirme planları ipucu olsun.***İran, ABD yaptırımlarının bu Beyaz Saray iktidarında sonuç almayı başaramayacağı, hatta “savaş” olursa, bunun Amerika-İsrail beklentilerini karşılamayacağı kararına vardıysa, sonuçları kadar Türkiye’nin Tahran’a göre nerede duracağını ekranda “batı güzellemeleri” döktüren dış politika entelektüellerine (!) sorsak ne yanıt alırız?Bunun ABD’nin uygulayacağı S-400 yaptırımlarına, ABD Başkanlık seçimlerine etkisini anlatabilirler mi?Veya ABD’nin İran yaptırımlarının aşılması, Avrupa ülkelerinin Tahran ile ticaretlerini sürdürmesi için oluşturulan özel ödeme mekanizmasının (INSTEX) işe yarayıp yaramayacağını söyleyebilirler mi?Kıyamam, yine ipucu vereyim... İran BM Daimi Temsilcisi Ravanchi: “INSTEX şık bir otomobil ama ‘yakıtı’ yok”...***Kördüğüm yapalım...Dünyada binlercesinin içinde dokuz “özel” ABD/NATO radar istasyonu/sistemi var. Bu büyük kulaklar/gözler hayati önemde. Ağırlıklarınca istihbarat altını bunlar. Aralarında önem hiyerarşisi de var. Acaba Kürecik kaçıncı sırada ve bunun S-400 bağlamında yeri ne? Rusya-Çin-İran coğrafyasında ne anlatıyor? Olası ABD-İran çatışmasında rolleri ne?“Pençe Harekâtı 40 günü geride bırakırken bölgede kalıcı adımlar atılmaya başlandı. Bu kapsamda Hakurk operasyonu ile ‘kalıcı’ güvenlik koridorları oluşturulacak. Denetimi sağlanan önemli noktalara karakollar inşa edilmeye başlandı”... (06/07.)Yani?***Kafalarını suyun altında daha fazla tutmak istemem ama şunu da yazmak şart...İngiltere’nin ABD büyükelçisinin Londra’ya yazdığı elektronik postalar faş edildi. Büyükelçi’nin Başkan Trump hakkında yazdıkları dünyaya mâl olunca iki “kardeş” arasında niza çıktı.Amerika ve İngiltere’nin arasını kim bozuyor?Kanlı-bıçaklı olmalarına rağmen G20 zirvesinde buluşan Başbakan Theresa May ve Rusya Devlet Başkanı Putin, görüşmeden sonra da ateş püskürmeye devam etmişlerdi. Daha doğrusu özellikle May! Oysa aynı odadaydılar!İşte ‘Birleşik Krallık”ın bileşenlerinden biridir sızdıranlar. Yetmezse arkası da gelir ama Trump olay üzerine, “neyse ki yakında yeni bir Başbakan olacak” dedi zaten... (‘Daha fazlası’ için; The embassy leak will damage far more than the special relationship’, 08/07, The Guardian.)***Her yeni bilgide işler karıştıkça karışırken nasıl oluyor da Ankara bu sarmallardan sıyrılıp kurtulabiliyor?Dış politika ve ulusal güvenlik vasatla yürümez.CHP tipi ‘not tutmayan diplomatlar’ iddiaları ya da FOX tipi, ‘görüşmelerde Hollywood güzellemesi’ türünden muhalefet nefesi bu basınca dayanabilir mi? Keza, hükümete yakın çiğ yorumcularla da zor.‘Devlet gereği’ neyse onu anlayacak ve yapacaklar lazım.
S-400
F-35’e
engel değil
Gündem
S-400 F-35’e engel değil
Türkiye'nin yıllar önce F-35 projesine girdiğini ve önümüzdeki yıldan itibaren teslimatların başlayacağını belirten Milli Savunma Bakanı Canikli, "S-400 alımıyla F-35'in hiçbir alakası yok” dedi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.