Çok yönlü bir Osmanlı münevveri: Kazasker Mustafa İzzet
Hayat
Çok yönlü bir Osmanlı münevveri: Kazasker Mustafa İzzet
Osmanlı'nın İstanbul'a, İstanbul'un ise tüm İslam ümmetine remz olmuş Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerifi'ne girdiğimizde bizi eşsiz hat eserleri karşılar. İmâm-ı Huseyin hat yazısının altında damla formunda bir imza vardır. Başlı başına bir sanat eseri olan bu muazzam imza, aslında sadece yazıların hattatının değil, bu mâbedin İslam fethine atılmış imzasının da bir hülasasıdır. Büyük hattat, musikişinas, neyzen ve mutasavvıf Kazasker Mustafa İzzet Efendi, bunun yanında önemli bir âlimdir. Aynı zamanda Osmanlı sultanlarıyla yakından çalışmış saygıdeğer bir devlet adamı... Washington Anıtı'ndaki eserinden İstanbul'daki sivil ve askerî mimarî yapılarındaki eşsiz kitabelerine, dünyadaki ünlü koleksiyonerlerde bulunan yüzlerce eserinden miras bıraktığı musiki eserlerine kadar kültür ve sanat dünyamıza katkısı yadsınamaz. O halde gelin Kazasker Mustafa İzzet Efendi'yi birlikte daha yakından tanıyalım.
Yeni Şafak
İstanbul’un mekânları ve olayları: Rakamlar değil hikayeler merak uyandırıyor
Hayat
İstanbul’un mekânları ve olayları: Rakamlar değil hikayeler merak uyandırıyor
Daha önce İstanbul'daki tarihi mezar taşları üzerine kapsamlı bir çalışma yapan Edebiyat Öğretmeni ve yazar Fatih Çavuş, şimdi de yeni kitabı olan “Bir Şehri Okumak – İstanbul’un mekânları ve olayları” ile okuyucuya farklı bir okuma sunuyor. İstanbul’a dair bilinmeyenleri anlatan Çavuş, “Ben İstanbul’da gezerken gördüğüm bir eserin sanat yönünü de incelerim fakat o eserin hikâyesini de merak ederdim. Bu hikâyelerin insanlar tarafından ilgiyle karşılandığını gördüm. Açıkçası eserlerle ilgili rakamlar insanlar tarafından çabuk unutuluyor. Fakat bu anekdotlar akılda kalıcı oluyor” diyerek ekledi: "Mesela Sultan III. Mehmet tahta çıkınca on dokuz kardeşini boğdurtmuş. Sultanın oğlu I. Ahmed de tahta çıkınca kardeş katlini kaldırıyor. Başka ilginç bir olay da Sultan III. Murad döneminde maymunların idam edilmesi."
Yeni Şafak
Osmanlı hanedanının sonunu getiriyordu: Kızamık hastalığı
Hayat
Osmanlı hanedanının sonunu getiriyordu: Kızamık hastalığı
Tarihteki en bulaşıcı ve öldürücü hastalıklardan biri olan kızamık, çocuk hastalığı olarak bilinmekte. Hava damlacıkları yoluyla kişiden kişiye geçen ve oldukça bulaşıcı olan bu enfeksiyon yüzünden neredeyse Osmanlı hanedanının sonu geliyordu. 17. yüzyıl başlarında çocuk yaşta bulunan Osmanlı hanedanının yaşayan iki üyesi I. Ahmed ve Şehzade Mustafa'nın aynı anda kızamığa yakalanması, devlet erkânını büyük bir paniğe sürüklemişti. Çünkü ikisinden başka devletin başına geçecek kimse yoktu ve bu hastalık o zamanlar ölümcüldü.
Yeni Şafak
Osmanlı'nın en önemli silahşoru: Matrakçı Nasuh
Hayat
Osmanlı'nın en önemli silahşoru: Matrakçı Nasuh
Döneminin en önemli aydınlarından biri olan Matrakçı Nasuh, daha çok minyatür alanında tanınsa da pek çok alanda maharet sahibiydi. Matematik, tarih, coğrafya, kartografi, topografya, silahşorluk ve hat gibi bilim ve sanat alanlarında değerli eserler kaleme alan Matrakçı Nasuh, matrak oyununun da mucidiydi. Rakipsizliğinden dolayı iyi bir silâhşor olarak da ün kazanan Matrakçı Nasuh, Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte seferlere çıktı ve gördüğü şehirleri resmetti. Osmanlı'da insansız kent tasvirlerini ilk kez kendisi yapan Matrakçı Nasuh, minyatürlerinden şehirlerin mimari yapıları ile bitki örtüsü ve hayvan türleri hakkında bilgi verdi. Peki, gerçekten de Matrakçı Nasuh kimdir?
Yeni Şafak
Devlet kâhyası: Hâlet Efendi
Hayat
Devlet kâhyası: Hâlet Efendi
Devrinin ilgi çekici şahsiyetlerinden olan Hâlet Efendi, zeki ve hitabeti kuvvetli bir şahıs olarak kendini göstermekle beraber son derece kindar olup, muhaliflerini ve menfaatine dokunanları bilhassa makamına rakip gördüklerini katiyen affetmez, onları uzaklaştırıp ezmedikçe kalbi rahat etmezdi. Padişah ve tüm devlet yönetiminde büyük bir nüfuz kazanan Hâlet Efendi, merkeziyetçi bir yönetim anlayışına sahipti. II. Mahmud'un da gizli danışmanı olan Halet Efendi, nüfuz ve iktidarını kötüye kullandığından Konya'ya sürülüp idam edildi. Peki, halk arasında “devlet kâhyası” olarak anılan Hâlet Efendi'nin ölümünden sonra arkasından neler denmişti?

Yeni Şafak
Bağdat Fatihi: IV. Murad
Hayat
Bağdat Fatihi: IV. Murad
Osmanlı tarihinde daha önce hiç görülmemiş şeyhülislam katline girişen ilk padişah olan IV. Murad, ordunun başında savaşa katılan Osmanlı padişahları arasında yer aldı. Bağdat Seferi ile tarih sayfalarına 'Bağdat Fatihi' olarak geçen IV. Murad'ın en belirgin faaliyetlerinden biri de hiç şüphesiz tütün ve alkolü yasaklatması oldu. Sert tutumunu daha çok kötülüklerine inandığı kimseler için gösteren IV. Murad, gerçekten nasıl bir padişahtı?
Yeni Şafak
Osmanlı'nın son fethi ve Bakü Fatihi Nuri Paşa
Hayat
Osmanlı'nın son fethi ve Bakü Fatihi Nuri Paşa
'Ağabeyimin (Enver Paşa) şehit olması kalbimi ne kadar sızlattıysa, Azerbaycan'ın istilası kalbimi ondan daha çok sızlattı. Ağabeyim bir faniydi. Fakat Azerbaycan'daki Türklük ebedidir. Keşke hayatımı kaybetseydim de Azerbaycan Türklüğün dışında kalmasaydı.' Bu sözler Bakü Fatihi Nuri Paşa'ya ait. Bugün hangi Azerbaycanlıya “Nuri Paşa kimdir?” diye sorduğunuzda “O bir kahramandır, Azerbaycan'ın istiklâl mücahididir” cevabını alırsınız. Fakat aynı soruyu hangi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına sorarsanız sorun, alacağınız cevap ise “O da kim?” olacak. Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerini düşman işgalinden kurtararak tüm Azerbaycanlıların gönlünde taht kuran Nuri Paşa, altı asırlık Osmanlı Devleti'nin tarihindeki son fethi gerçekleştirdi. Peki, Bakü Fatihi Nuri Paşa, gerçekten de kimdir ve neden Azerbaycan kadar Türkiye'de tanınmıyor?
Yeni Şafak
Kıbrıs Fatihi: Lala Mustafa Paşa
Hayat
Kıbrıs Fatihi: Lala Mustafa Paşa
Adını bakır madenlerinden alan ve günümüzde de facto olarak ikiye bölünmüş olan Kıbrıs, Akdeniz'in en önemli ticaret merkezlerinden biriydi. Akdeniz'i denetler duruma gelen Osmanlı Devleti ise ticaret yollarını güvenlik altında tutabilmek için korsanların varlığına son vermek üzere Kıbrıs'a yöneldi. Kıbrıs Fatihi olarak nam salan Lala Mustafa Paşa'nın kumanda ettiği Osmanlı ordusu tarafından fethedilen Kıbrıs, tam 307 sene boyunca Osmanlı egemenliği altında kaldı. Peki, Şirvan ve Gürcistan Fatihi unvanlarına da sahip olan Osmanlı veziri Lala Mustafa Paşa, Kıbrıs'ı nasıl fethetti?
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.