Fahrettin Altun 'camide müzik' skandalına ateş püskürdü: Ahlaka ve vicdana sığmayan bir edepsizliktir
Gündem
Fahrettin Altun 'camide müzik' skandalına ateş püskürdü: Ahlaka ve vicdana sığmayan bir edepsizliktir
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İzmir’in çeşitli bölgelerindeki bazı camilerin hoparlörlerinden iki gün üst üste şarkı çalınması skandalına sert tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Altun, "'İzmir’de camilerimizin ses sisteminin sabote edilerek minarelerden müzik dinletilmesi kabul edilemez bir saldırıdır. Bu olay basit bir provakasyonun çok ötesinde, milletimizin kutsallarıyla savaş halinde olan bir zihniyetin yeniden filizlenme çabalarıdır'' ifadelerini kullandı. Skandala sessiz kalanları da eleştiren Altun, "Ahlaka ve vicdana sığmayan bu edepsizliğin kimi çevrelerce sevinçle karşılanıp bir gurur payesi gibi sosyal medyada paylaşılması, bu zihniyeti açık etmektedir. Dinimize, ezanımıza, kutsalımıza yapılan bu saldırılara karşı bazı kesimlerin sessiz kalmaları da oldukça manidardır" dedi.
Yeni Şafak
Hatasız kul olmaz
Hatasız kul olmaz

Orhan Gencebay ile anılan arabesk müziğinin sözleri çokluk halkın inanç ve değerleri ile örtüşüyordu (Fevkalâde kabul görmesinin sebeplerinden biri de budur). Yazımıza başlık olarak seçtiğimiz unutulmuş parça bunlardan biridir. Bir atasözü yani. Her insanın bir eksiği, noksanı vardır. Her insan hata işleyebilir. Kusuru ve ayıbı yüzünden bir insana fazla yüklenmemek lazımdır. Hata ve kusurdan uzak olan yalnızca Cenab-ı Hak’tır.

Hz. Peygamber bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını araştırır, kusurunu ortaya koyarsa, kıyamet gününde Allah onun ayıbını ortaya koyar. Kim bu dünyada bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”

“Ayıp” lügatte şu mânalara gelmektedir. 1. Utanılacak şey, kusur, leke. 2. Noksan, hata, eksik. 3. Terbiye ve nezaket harici. 4. Müstehcen. 5. “Utanılacak şey” mânasındaki azarlama hitabı.

“Utanma”nın mânaları ise şunlardan oluşuyor: 1. Başkalarının yanında küçük düşmek veya gülünç olmak hissine kapılmak. 2. Çekingen ve sıkılgan davranmak.

“Hicap”; perde ve örtü anlamlarına geldiği gibi, “utanmak” mânasını da taşır.

Hicap etmek (veya duymak) aynı zamanda hayâ etmek demektir. “Hayâ”nın mânaları şunlardır: 1. Utanma, sıkılma duygusu. 2. Allah korkusu sebebi ile kötü, ahlâk dışı ve günah olan şeylerden kaçınma. 3. Ahlâk kaidelerine bağlı olma. Edeb, ar, namus.

Bakınız bir “hata” veya “ayıp” kelimesi dil içinde çıktığımız yolculukta bizi nerelere götürüyor. Bu İslâm ahlâkının bütünlüğüne ve Müslümanın davranışlarındaki ilişkilere işaret eder.

Bana göre hatası olan, ayıp bir iş yapan, kusur işleyen kişinin eğer yüzü kızarıyorsa bu onun en azından kalben hayâ sahibi olduğuna en büyük delildir. O kişinin yüz kızarıklığı ayıbının örtülmesini, affını gerektirir. Bildiğiniz gibi “af adaletten daha yukarıdadır.”

Atasözlerimizde de yolumuzu aydınlatan ibareler vardır.

Meselâ: Ayıpsız yar (dost) arayan yarsız (dostsuz) kalır. Bu atasözü her bakımdan “Hatasız kul olmaz” ifadesini tamamlamaktadır.

“Utan utanmazdan, kork korkmazdan” diye başka bir atasözümüz daha vardır ki çok ibretlidir.

Bir kişide “utanma” duygusu kaybolmuş ise o insandan çekinmek gerekir. Onda Allah korkusu, hayâ kalmamıştır. Her türlü çirkin fiili işleyebilir.

Buna mukabil bir ayıp işleyen kişinin yüzü kızarıyorsa o adam zaten büyük bir pişmanlık içindedir. Pişmanlık ise affın kapısıdır.

İnsanlar arasında hata yaptığı zaman yüzü kızaranlarla alay edildiğini gördüğümde kahroluyorum.

Sanki yüzü kızarmamak bir marifetmiş gibi kabul ediliyor.

Tam tersine bu tutum kötü fiilleri işlemekten utanmayan, yüzü kızarmayan “kaşarlanmış” tiplere mahsustur. Bunlara nasihat dahi tesir etmez.

Hz. Peygamber’in hadisi eleştiri anlayışımıza bir nitelik kazandırıyor. Bu nitelik şudur: İyi ve güzel olanı destekle, alkışla, ortaya çıkmasına yardım et, olumlu davran. Kötü ve çirkin olanı araştırıp, bulup, ortaya çıkarıp yaymakta hevesli ve aceleci olma. Ayıbın ve hatanın sebebini araştır. Belki de bu ayıp ve hata elde olmayarak vücut bulmuş, bunu işleyen kimse buna mecbur kalmıştır. Hepimiz adem-oğluyuz, hatasız kul olmaz; kimseyi yaptığı hata sebebi ile utanılacak duruma düşürme.

Ama utanmayı unutmuş, Allah korkusu nedir tanımayan kişinin çirkin ve kötü fiillerini de tenkit etmekten geri durma. Unutma ki haksızlık karşısında susan kimse dilsiz şeytandır.

Korkunun sesini duymak
Hayat
Korkunun sesini duymak
Modern korku edebiyatının en önemli temsilcilerinden kabul edilen Thomas Ligotti’nin “Hayalperest Ölünün Şarkıları” kitabı Can Yayınları’ndan çıktı. Korkunun kendine has sesini duyuran öykülerden oluşan kitap, gerek dili gerekse üslubuyla okuru tekinsiz fakat bir o kadar heyecanlı bir maceraya sürüklüyor.
Yeni Şafak
Bakan Fahrettin Koca, sağlık çalışanları için bestelenen şarkıyı paylaştı
Koronavirüs
Bakan Fahrettin Koca, sağlık çalışanları için bestelenen şarkıyı paylaştı
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanları için bestelenen 'Canlar önce Allah'a, sonra sana emanet' isimli şarkıyı paylaştı. Bakan Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 'Örneklerini daha önce paylaştığımız şarkılardan bir yenisi daha yapıldı. “Kahraman Sağlık Ordumuza” şeklinde, gurur verici ithafla başlayan şarkı, tek tek hekimlerimize “Canlar önce Allah'a, sonra sana emanet” diyor. Emeği geçenler sağ olsun' ifadelerini kullandı.
AA
Polislerin silah kullanma yetkisi ile ilgili eğitimler gözden geçirilmeli
Gündem
Polislerin silah kullanma yetkisi ile ilgili eğitimler gözden geçirilmeli
Adana'da 19 yaşındaki Suriyeli Ali Hemdan'ın polis tarafından kalbinden vurularak öldürülmesi, kolluk güçlerinin 'silah kullanma yetki sınırını' yeniden tartışmaya açtı. Türkiye'de geçmişte defalarca bu tür olayların yaşandığının altının çizen Türk Ceza Kanunu'nun mimarlarından Prof. Dr. Adem Sözüer, "Yakalama amaçlı kolluğun silah kullanma yetkisi çok sınırlıdır. Polis 'yakalayacağım' diye şüpheliyi hedef alarak, ateş edemez. Bu konuda eğitimler gözden geçirilmeli" değerlendirmesinde bulundu.
Yeni Şafak
Gölün ortasında koronavirüsten izole bir hayat sürdürüyorlar: Kayıklarla ihtiyaçları ulaştırılıyor
Koronavirüs
Gölün ortasında koronavirüsten izole bir hayat sürdürüyorlar: Kayıklarla ihtiyaçları ulaştırılıyor
Türkiye'nin yerleşim yeri bulunan tek göl adası olma özelliği taşıyan Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesine bağlı Mada Adası'nın sakinleri, dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından izole bir hayat sürdürüyor. Beyşehir Gölü'ndeki irili ufaklı 32 adanın en büyüğü Mada Adası'nda, yaklaşık 30 hanede 180 kişi yaşıyor.
AA
'Biz Bize Yeteriz Türkiyem' kampanyasına özel şarkı
Hayat
'Biz Bize Yeteriz Türkiyem' kampanyasına özel şarkı
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Milli Dayanışma Kampanyası için özel olarak hazırlanan 'Biz Bize Yeteriz Türkiyem' şarkısının video klibini paylaştı. İletişim Başkanı Altun, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'Birlik ve beraberliğimiz bizim sigortamız, dayanışma ruhumuz farkımız, kardeşliğimiz kuvvetimiz. Güçlü irademizle her zorluğu birlikte aşarız. Benden uzak 'Biz' anlayışıyla hareket ediyoruz, 'Biz Bize Yeteriz Türkiyem' diyoruz' ifadelerini kullandı.
DHA
Hemşire anneleri için şarkı yaptılar
Koronavirüs
Hemşire anneleri için şarkı yaptılar
Malatya'da yaşayan 10 yaşındaki Tuna ve 9 yaşındaki Mert Erdal, hemşire annelerine koronavirüs ile yürütülen mücadele kapsamında şarkı hazırladı. Annelerini mutlu eden Tuna ve Mert kardeşlerin vatandaşlara da 'evde kal' mesajı verdiği şarkıyı seslendirdikleri video sosyal medyada ilgi gördü.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.