Yozgat'ta 2 yük treni çarpıştı: Kazada makinistler yaralandı
Gündem
Yozgat'ta 2 yük treni çarpıştı: Kazada makinistler yaralandı
Yozgat'ın Şefaatli ile Yerköy ilçeleri arasında 2 yük treni çarpıştı. Kazada iki makinist yaralandı.
AA
Cenneti gören mezar satıyordu
Gündem
Cenneti gören mezar satıyordu
2018 yılında “cenneti gören mezarlık satıyoruz” temalı bir video çeken emlakçı Şefaattin Sağdış, Samsun’da CHP’li Atakum Belediyesi’nin başkanvekili oldu. Kayıtta din ve dindarlarla alay eden Sağdış, “Cennet gören mezarlıklarımızda elektrik, su her şey var” ifadelerini kullanıyordu.
Yeni Şafak
Büyük müfessir Alusî de tasavvufa meyillidir, oysa?
Büyük müfessir Alusî de tasavvufa meyillidir, oysa?

Dini yaşamada ihlas ve şirkin sınırları konusunda Zümer Suresi derslerimizden hareketle söylediklerimize aşağıdakileri de ilave edip konuyu bitireceğiz.

“Yoksa onlar Allah’ın dışında şefaatçiler mi ediniyorlar. De ki, onlar hiçbir şeye sahip olmasalar ve akılları bir şeye ermese bile böyle mi yapıyorsunuz?” (43).

Âyetin muhatabı elbette müşriklerdir, ama müşrikler ve her çeşidiyle kâfirler için söylenenler müminler için de bir hatırlatma ve bir derstir. Yani bakın, bu vasıflar onların vasıflarıdır, siz de sakın böyle olmayın denmiş olmaktadır. Ayrıca burada ‘şefaatçiler’in cansız putlar kalıbıyla değil de, insanlar kalıbıyla verilmiş olması düşündürücüdür. Yani belli kişilerin de şefaatçi olarak düşünülüp onlara güvenilmesi de aynen böyledir. Şefaatin var olduğu gerçeği ayrı bir şeydir, birilerini şefaatçi bilme ve onlara güvenme ayrı bir şeydir. Bu konuyu daha önce yazdık. Bu âyetin işaret ettiği gerçek, birilerinin şefaatine güvenmenin şirke götürebileceği gerçeğidir. Çünkü Kur’ân-ı Kerim’in ifadesiyle:

De ki, şefaat tamamen Allah’ındır. Çünkü göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Sonunda siz O’na döndürüleceksiniz” (44).

Yani Allah’tan başka kimseden kurtarma beklemeyin. Allah kime şefaat etme izni verirse ancak o şefaat edebilir. Bunu da siz bilemezsiniz. O halde hiç kimsenin şefaatine güvenmeyin. Kendinizi kurtarmaya bakın. Göklerin ve yerin mülkü O’nun iken şefaat verme yetkisi O’nun olmaz mı?

Ve şu âyet müminler için de çok uyarıcıdır:

“Allah tek olarak anılsa ahirete iman etmeyenlerin kalplerinde nefret belirir. Ama O‘nun dışındakiler anılsa hemen yüzleri güler” (45). Evet, bu çok ilginçtir ve müminleri de yakından ilgilendirir. Kendisi de tasavvufa meyilli olan Allame Alusî bu âyeti tefsir ederken şöyle bir hatırasını anlatır:

“Hal böyle iken ölülerden imdat isteyen ve bu konuda asılsız hikâyeler anlatan sufiler vardır. Ölülerin tasarrufta bulunabileceğine inanırlar… Bir gün bir sıkıntı anında ölmüş gitmiş birisinden imdat dileyen ve ‘ey fülan, bana yardım eyle’ diye yalvaran birisine dedim ki, ya fülan diye kuldan isteyeceğine, ya Allah diye Allah’tan istesene! O buyurmuyor mu ki, ‘kullarım beni sana sorarlarsa bilsinler ki, ben çok yakınım, dua edenin duasına hemen icabet ederim’ (Bakara 186). Evet, aynen yukarıdaki ayette söylendiği gibi, adam bana kızdı. Sonradan duydum ki, benim için, ‘bu herif evliyayı inkâr ediyor. Oysa ben veli birisinden duydum, imdada koşmakta evliya Allah’tan daha süratlidir’ demiş. Bu sözün küfür olduğu açıktır, böyle bir sapkınlıktan ve hadsizlikten Allah’a sığınırız” (Alusî).

Zümer Suresi’nden devam edelim:

“Size azap gelmeden ve artık yardım görme imkânınız kalmadan önce ta içinizden Rabbinize dönün ve O’na tam teslim olun” (54). Yani dini sadece O’na has kılın, duanız tek O’na olsun.

“De ki, ey cahiller, siz bana Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?” (64). Demek ki, dua ve ibadet anlamına gelebilecek bir davranışı Allah’tan başkasına göstermek şirke götüren bir cahilliktir. Müşriklerin Resulüllah’ı engelleme çarelerinden biri de ona; biraz biz senin ilahına kulluk edelim, biraz da sen bizim ilahlarımıza kulluk et demeleriydi.

“Ey Muhammed! Vakıa, sana da senden öncekilere de vahyedilen şudur: Eğer şirk koşarsan amellerin kesinlikle boşa gider ve kesin kaybedenlerden olursun” (65). Yani olmaz ama farz edin ki, (hâşâ) Resulüllah şirk koştu; onun bile bütün yaptıkları boşa gider.

“Hayır, sen sadece Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol” (66). Demek ki, kulluğun esası olan ibadetler aynı zamanda şükürdür.

“Onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Oysa Kıyamet günü yeryüzü bütünüyle onun avucunun içinde, gökler dürülmüş halde elindedir. O münezzehtir, koştukları şirklerden beridir ve yücedir” (67).

“Sübhanellah/ O münezzehtir”, yani hakkında düşünülen yanlış kanaatlerden, O’na ortak sanılan şeylerden beridir, yücedir, uzaktır. Bütün genişliğine rağmen gökler de dünya da Kıyamet günü avucunun içi gibi O’nun tasarrufu altındadır. O halde dünyada başkalarından neden tasarruf bekliyor ve medet umuyorsunuz?

“Allah’ı hakkıyla bilemediler” yerine, “Hakkıyla takdir edemediler” denmesi de dikkat çekicidir. Çünkü Allah mahiyeti itibariyle hakkıyla bilinemez, ancak takdir edilebilir. Yarattıklarına ve verdiği nimetlere bakılarak ne kadar yüce ve ne kadar güçlü olduğu anlaşılır.

Evet, bizim ilk defa dikkatimizi çekti, Zümer Suresi şirke düşmekten böyle ağırlıklı bir şekilde sakındırıyor.

MHP'li belediye başkan adayı hayatını kaybetti
Gündem
MHP'li belediye başkan adayı hayatını kaybetti
Yozgat'ın Şefaatli ilçesinde MHP Belediye Başkan Adayı 55 yaşındaki Ahmet Demirel, kalbindeki rahatsızlık nedeniyle tedaviye alındığı hastanede yaşamını yitirdi.
DHA
Kabir ziyareti, tevessül ve şefaat
Kabir ziyareti, tevessül ve şefaat

Kabir ziyaretinin amacı, ölüden yardım dileme (istiğâse), dualarda bir peygamberi veya veliyi aracı kılma (tevessül), ahirette sıkıntılardan kurtulmak ve bazı geçitleri aşabilmek için Allah’ın sevdiği kulların yardımından faydalanmak (şefaat) asırlardan beri Müslümanlar arasında doğru veya yanlış anlaşılmaya, ulema arasında da tartışmaya konu olmuştur. Bu saydıklarımı caiz ve vaki görenler karşı tarafı tekfirden tebdî’a (bid’at ehlinden olmaya) kadar damgalamışlar, bunları caiz ve vaki görmeyenler de karşı tarafı şirke düşmekle itham etmişledir.

Video: Kabir ziyareti, tevessül ve şefaat


Bu tartışmaları takip ederken dikkatimi çeken husus şu oldu: İstisnaları bulunmakla beraber taraflar birbirinin görüş ve delillerini olduğu gibi değil, kendilerine uygun düşecek ve ithamlarına dayanak olacak şekilde aktarıyor, sonra da genellikle insaf ve itidal ahlakı dışına çıkarak konuşuyor ve yazıyorlar.

He iki tarafın da akıl ve nakil delilleri var; bu delillere dayanarak düşünüyor, yorumluyor ve bir sonuca ulaşıyorlar. Sonuç beşeri bir yorum olduğuna göre “Deliller bizi bu sonuca götürüyor, bize göre başka bir görüş ve yorum hatalıdır, ama madem ki tevil vardır, şu halde tekfir yoktur” deseler mesele kalmayacak ve ümmet bölünmeyecek.

Kısaca kendi görüşümü arz edeyim:

Allah Teâlâ izin vermedikçe kimse kimseye hiçbir yardımda bulunamaz. Yaşayan veya ölmüş bulunan bir kimsenin bir başkasına yardımcı olabilmesi için kendisine Allah Teâlâ tarafından böyle bir izin ve imkânın verilmiş olması gerekir. Peygamberimiz’e (s.a.) şefaat ve duada aracılık yetkisi verildiğine dair sağlam hadisler vardır, bunlara dayanarak O’nunla (hayatta iken veya vefatından sonra) tevessüle ve ahirette şefaatine inanan kimseleri şirk ile suçlamak asla yerinde değildir. Bunları yine delile dayanarak caiz görmeyenlere kâfir veya bid’at ehli demek de doğru değildir. Ben sevgili Peygamberimiz’in (s.a.) ahirette şefaat yetkisine Allah’ın izniyle sahip olduğuna inanıyorum. “Allah’ım, Peygamberinin hatırı için duamı kabul buyur” demekte de bir sakınca görmüyorum.

Peygamberler dışında müminlerin de ahirette birbirine şefaatçi olabileceklerine dair sahih hadisler vardır.

Kendilerinin veli (evliyâ) olduğuna inanılan kimselere gelince, ilham, keşif ve bunlara dayalı haber sebebiyle bunlardan istiğâse ve tevessülün de şirk ile alakası olmadığına inanıyorum. Çünkü bunlara inanan ve uygulayanlar, “Allah Teâlâ bu sevdiği kullara izin verdiği için yaptıklarına” inanıyorlar, Allah’a rağmen veya O’nun yanında ikinci bir otorite olarak yaptıklarına inanmıyorlar. Sonuç olarak ibadet Allah’a, yardım dileme de Allah’tan oluyor; teşbihte hata olmazsa “Allah Teâlâ nasıl rızkımızı kulları vasıtasıyla veriyorsa, bazı yardım ve lütuflarına da bazı kullarını aracı kılıyor”.

Kabir ziyareti konusunu daha önce de yazmıştım. Hadislere göre bu ziyaretten maksat, kabirde yatan cesedin faydalanması değil, ziyaret edenin ölümü hatırlayarak ve ibret alarak faydalanmasıdır. Ölülerin ruhları kabirde yatan cesetleri terk etmişlerdir ve berzah denilen bir başka âlemde bulunmaktadırlar. Ölü için yapılacak dualar ve hayırlar onlara o âlemde ulaşacak ve Allah izin verirse faydalı olacaktır.

Bu konuyu bir ay kadar önce el-Ezher’in Araştırma Enstitüsü’ne sormuşlar, onlar da şu açıklamayı yapmışlar:

Kabirleri ziyaret şu sebeplerle müstehaptır: İbret almak, ölümü ve ahiret hallerini hatırlamak, yapılacak dualardan ölülerin faydalanması.

Bu hükmün delilleri şunlardır: Peygamberimiz’in (s.a.) daha önce yasaklamış olduğu halde sonradan buna izin vermiş, kendisi için Allah’ın Hz. Amine’nin kabrini ziyaretine izin verdiğini açıklamış, Uhud şehidleri ve Medine’deki Bakî’ kabristanını ziyaret etmiş, onlara selâm verip dua ederek şöyle demiştir: “Mümin ve Müslüman yurtlarının sakinleri, esselamu aleykum, biz de Allah isteyince size katılacağız, size ve bize Allah’tan afiyet diliyorum.” Hz. Fâtıma’nın amcası Hamza’nın kabrini ziyaret ettiği, daha başka sahâbîlerin de kabir ziyaretinde bulundukları bilinmektedir. En uygun ziyaret günleri Cuma veya ondan bir gün önce yahut bir gün sonradır.

İnsan ölünce ruhu bedenini terk eder ve ruha ait olan düşünme, duyma, acı ve lezzeti hissetme gibi özellikler bedeni terk etmiş olur, beden çürür, cansız nesnelere karışır. Ruh ise, dünya ile ahiret arasında bir başka âlem olan Berzah’a gider, orada diriliş gününe kadar kalır; burada acıyı, elemi, lezzeti ve saadeti tadar, başka ölülerin veya dirilerin ruhlarıyla da buluşup yalnızlığını giderebilir, Kabrini ziyaret edenlerden haberdar olur; ilgili hadislere dayalı olarak Ehl-i Sünnet çoğunluğunun inancı budur.

60 bin liralık makineyi 2 bin liraya ürettiler
Ekonomi
60 bin liralık makineyi 2 bin liraya ürettiler
Niğde Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ve öğretmenleri “3D yazıcı ve Lazer kesici yazıcı" üretti. Piyasada yüksek değerlerde satılan 3D yazıcı makinesini kendi imkanlarıyla üreten Meslek Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri yazıcı ile istenilen şekilleri üretebiliyor.
IHA
Şii sünni çatışmasını ‘farklı’ okumak
Hayat
Şii sünni çatışmasını ‘farklı’ okumak
Safevi Tarihi’nin en önemli kaynaklarından biri olan anonim eser Târîh-i Kızılbâşiyye, Dr. Şefaattin Deniz ve Hasan Asadi’nin gayretleriyle tıpkıbasımıyla birlikte Farsça aslından Türkçeye çevrildi. Kitap, Kızılbaşların siyasi ve askeri tarihine ilişkin çok önemli bilgiler içeriyor.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.