Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ile görüştü
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ile görüştü
Görüşmede ikili ilişkiler, bölgesel gelişmeler ve Kovid-19 ile mücadelede iş birliği konuları ele alındı.
AA
Şeyh Muhyiddin’den seçilmiş sözler
Şeyh Muhyiddin’den seçilmiş sözler

Ekrem Demirli çevirisiyle Fütûhât-ı Mekkiyye’den (FM) seçtiğimiz sözlerin yedincisini sunmadan önce, Şeyh Muhyiddin tefekkürüne dair bir parantezi daha açalım.

Şeyh Muhyiddin, Felsefe’nin ve Kelâm’ın içinden değil doğrudan Kur’an’ın ve hadislerin içinden tefekkür eder. Bu manada ilk ve zorunlu teması Peygamber Efendimizledir; onun vahyin muhatabı olarak her bilgiyi ve emri Allah’tan alması, dünyevi ve uhrevi her düşünce, iş ve tutumu Allah’a göre konumlandırması Hazretin paradigmasını / tefekkürünün çerçevesini belirler.

Abdullah Kartal, “İlahi İsimler Teorisi, Allah-İnsan İlişkisi” adlı çalışmasında (Hayy Kitap, İstanbul 2009) belirttiğimiz hususu şöyle ifade etmiştir:

“..İbnü’l-Arabî, kendi şahsında temerküz ettiğini düşündüğü tasavvufu, İslami ilimlerden meşruiyet talep eden bir disiplin değil, meşruiyetini bizzat Peygamber’den alan ve dolayısıyla onlara meşruiyetini veren üst bir ilim olarak görür.”

Bu ilmin, tasavvufun yani genelde İslam metafiziğinin özelde Şeyh Muhyiddin tefekkürünün, Peygamber Efendimizden kaynaklanmasıyla, önce Allah - İnsan - Peygamber ilişkisinde toplanması ve dolayısıyla ontik düzede ele alınarak açıklanması da zaruriyet arz eder.

Hazretin gerek seçilmiş sözlerini gerekse bizzat metinlerini okurken, mezkur ontik ilginin, diğer bir söyleyişle gizli ya da açık bir şekilde bu esasa tabi olarak sorulan “İnsan sen nesin ve neden varsın?” sorusunun önemle gözetilmesi gerekir.

Bunu ana hatlarıyla hatırlattıktan sonra artık sözü Hazretin kendisine bırakabiliriz.

Diyor ki Şeyh Muhyiddin:

“İşin formu, ücretin değerini saklar.” (FM, 12:20)

Kötülük, nefsin zatında değildir.” (FM, 12:58)

Nefsin kabul ettiği ilk şey, eşitlik ve adalettir. (FM, 12:59)

“Ruhani güçler duyulara muhtaçtır. (...) Duyular ise başkasına değil Allah’a muhtaçtır.” (FM, 12:76)

Hatırlanan şey, ilk bilgiye benzeyen yeni bir bilgidir. Yenilenme unutulanın hatırlanmasının verdiği açıklıkta gerçekleşir.” (FM, 12:78)

İmam, tek başına bir saftır, çünkü o, bir toplamdır ve onun birliği toplamın birliğidir. Hak (...) toplamın birliğinde değil, birliğin toplamında saflarda duranlara tecelli eder. Çünkü saftaki şahısların her biri, namazdaki huzuruna, niyetine ve Rabbi hakkındaki bilgisine göre Rabbiyle konuşur ve bunun için Allah’ın birliği toplamında tecelli eder.” (FM, 12:88)

“Allah Tela, sana senden başka perde yaratmadı.” (FM, 12:143)

“Hz. Ali: Perde kalksaydı, yakînim artmazdı.” (FM, 12:168)

İman, İslam ile ihsan arasında berzahtır. Bu anlamıyla ihsan, ‘istislam’ demektir.” (FM, 12:189)

Takva, sonucu nefse zarar verecek şeylerden sakınmaktır.” (FM, 12:215)

Faydanın anlamı, bilinene göre amel etmektir.” (FM, 12:225)

“Senin dışındaki alemin tümü ufuklardır ve onlar senin çevrendir.” (FM, 12:311)

Konuşan, içindeki anlamın anlaşılması için, söz konusu kelimeleri dışta var etmeyi irade edendir.” (FM, 12:333)

“Varlıkta tekrar yoktur ki âdet olsun! Dolayısıyla âdet haline gelecek şey de yoktur.” (FM, 12:345)

“Halle dua etmek, sözle dua etmekten daha hamil bir duadır.” (FM, 12:348)

“Bir şeyin nuru kendisini yakmaz.” (FM, 12:349)

“İnsan kendi nefsinde bir şey haline gelecek şekilde bütün güçlerini toplarsa, himmet dilediği her şeye nüfuz eder.” (12:361)

İbare ibareyle açıklanır.” (FM, 12:376)

“Allah insanı yapamayacağı bir işle yükümlü tutmaz; yapabileceği ise kendisinde yaratılmış istidada bağlıdır.” (FM, 13:14)

“Kulları hakkında her şey Allah katında bilfiildir, O’nun katında bilkuvve halinde bir şey yoktur.” (FM, 13:27)

Hâller olmasaydı a’yan ayrışmayacaktı.” (FM, 13:27)

“Bir hâlin Allah üzerinde hükmünün olması mümkün değildir; hâller üzerinde hüküm sahibi olan Allah’tır. Bu nedenle Allah hâllerde başkalaşır ve hâller O’nun üzerinde başkalaşmaz.” (FM, 13:28)

Hâlden hâle girmek Allah’ın ed-Dehr isminden kaynaklanır.” (FM, 13:30)

Yokluk bir sebeptir, söz gelişi nispetler yokluktur.” (FM, 13:43)

Eser nazardan değil, kabiliyetin istidadından meydana gelir.” (FM, 13:51)

Aşırı yakınlık – tıpkı aşırı uzaklık gibi- bir perdedir.” (FM, 13:59)

“Etki (...) işaret ve remizden meydana geldiği gibi, aynı zamanda konuşma da kelâmın nazmından meydana gelmiştir.” (FM, 13:61)

Kalem bizi ibare meydanına çekip götürmüştür. İbare dedik, çünkü tarif bazen yazı ve kitabet tarzında olabilirken genelde ve seçkinlerde bakışla da olabilir.” (FM, 13:75)

“Her zan, sahibinin zannında bulunur.” (FM, 13:121)

Hatanın olmadığını söyleyen hatayı doğrunun parçası sayar.” (FM, 13:122)

“Bir şeyin hakikati onu ayrıştıran özelliktir.” (FM, 13:227)

İcat çıkaran Şeyhefendi!
Ramazan
İcat çıkaran Şeyhefendi!
Orta Asya’dan gelen dervişler için inşa edilen tekkelerden biri olan Üsküdar’daki Özbekler Tekkesi’nin şeyhi Edhem Efendi ilgilendiği konularla, icatları ve öğrencileriyle Osmanlı’nın son Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde çizilen “şeyh tipini” yerle bir ediyor.
Yeni Şafak
Ramazanı canlı yayında yaşıyor: Tunuslu Muhammed evini adeta mescide çevirdi
Ramazan
Ramazanı canlı yayında yaşıyor: Tunuslu Muhammed evini adeta mescide çevirdi
Tunuslu Şeyh Muhammed el-Atraş, kovid-19 nedeniyle camilerin kapalı olduğu ülkede evini adeta mescide çevirdi. Atraş evindeki teravih ve dini sohbetleri de internet üzerinden paylaşıyor.
Yeni Şafak
Sokak köpeklerini döven güvenlik görevlisi: Hepsini mermi manyağı yapacağım
Gündem
Sokak köpeklerini döven güvenlik görevlisi: Hepsini mermi manyağı yapacağım
Adana'nın Seyhan ilçesinde, vatandaşların beslediği sokak köpeklerini sopayla dövdüğü iddia edilen bir sitenin güvenlik görevlisi, kendisine tepki gösteren kadın hayvanseveri, “Hepsini mermi manyağı yapacağım, ben deliyim. Siz de gelirseniz size de kurşun gelebilir. Git emniyete bildir” diyerek tehdit etti.
DHA
Şeyh Muhyiddin’den seçilmiş sözler
Şeyh Muhyiddin’den seçilmiş sözler

İslâmî literatürdeki karşılığı ilm-i ilâhî olan metafizik, modern zamanlarda bir gerçekliği izafi olarak değil mutlak olarak bilme, bu bilmeye mahsus bakış açılarından birine yerleşme ve onu analiz, sezgi, soyutlama, temsil ya da tercümenin etkilerinden arınarak anlama çabası olarak tanıtılmıştır.

Bu vb. tanımlarda başa yerleştirilen gerçeklik terimi, materyalist algının hakimiyetindeki düşünsel ortamlarda fizikî bir şey olarak değer görmüş, fizikî olmadan zuhura çıkarılabilme özelliğine sahip zihnî şeyin ise, şey olma hak ve değeri çoğu zaman ıskalanmıştır.

Felsefede çok özel bir gayretle –hatta ilgili yönelimin düzeyine göre kimi zaman iyi niyetle- dini ve ‘Tanrı’yı paranteze alma teşebbüsünün de kısmen meşrulaştırdığı bu durum, maneviyattan, gaipten, ahiret bilgisinden, basiretle görmekten, kalp ile düşünmekten ve gönül ile kuşatmaktan yoksun olduğu için, bidayetinden beri düşünsel bir kuruluğu, bir tür formalizmi beslemiş ve büyütmüştür.

Ekrem Demirli çevirisiyle Fütûhât-ı Mekkiyye’den (FM) seçtiğimiz sözlerin altıncısını sunmaya hazırlanırken, Şeyh Muhyiddin’in tefekküründe, adı kadimde ilm-i ilahi, devr-i felsefede metafizik olan bilginin, maddi ve manevi düzeylere ayrılmadığını, salt kendi şeyliklerine göre bilinmek istendiğini –ki buna kısaca Hakikat diyoruz- hatırlatmak isteriz.

Bu esasta, En-Nifferî’nin “Sana görünen kendinde karar kıldığı cinsten görünür / Karar bulan ilim karar bulan cehldir / Vesvese sadece cehlde vesvese verir ve havâtır da sadece cehlde tahattur eder.” sözleriyle tahkim edebileceğimiz Şeyh Muhyiddin tefekküründen süzülenlerin değerinin iyi bilinmesinin gerektiğini vurgulayarak, ondan seçtiğimiz yeni sözleri sunuyoruz.

Diyor ki Şeyh Muhyiddin:

“Dalgınlık, uykunun başlangıcı, rüzgar için esinti gibidir.” (FM, 8:13)

“Ölüm, alışık olunana ülfet nedeniyle, istenmeyen bir durumdur. Ölüm bir ayrıştırıcıdır.” (FM, 9:20)

“Hareketin kendisi değil, benzeri yenilenir.”

“Haddi gözetmek, senin ile yalan ve hıyanet arasında bir perdedir.” (FM, 9:240)

“Hür, şeylerin ve işlerin gemini elinde tutan kimsedir. Onlar ona sahip olmaz, o onlara sahiptir, onlar kendisini yönlendirmez, o onları yönlendirir.” (FM, 9:259)

“Nefs, kendisine haz veren şeylere yönelme özelliğinde yaratılmıştır.” (FM, 9:269)

“Bast bir haldir. Onun sahibinin özelliği, her şeyi sığdırırken kendisini bir şeye sığdıramamasıdır.” (FM, 9:280)

“Fikriyle hareket eden insan, hal veya zevk sahibi değildir.” (FM, 9:313)

“Akıl, bütün güçlerden (ör.: duyulardan) yardım alırken, onlara hiçbir şey vermez.” (FM, 9:315)

“Vakit, senin üzerinde hükmü olan şeydir.” (FM, 9:378)

“Vaktin hükmü, nispetlerde bilinir.” (FM, 9:378)

“Hakikat, farklılık, benzerlik ve karşıtlığıyla varlığın kendinde bulunduğu durumdur.” (FM, 9:423)

“Gerçek, herhangi bir ilave olmaksızın, zahirde nasılsa batında (da) öyle olur.” (FM, 9423)

“Nefsin kendisi gözükmez, hükmü gözükür.” (FM, 9:424)

“İstidat, Allah’ın kalpte meydana gelmiş ipidir.” (FM, 9:441)

“İyilik, Hakk’ın fiilidir.” (FM, 10:25)

“Cömert, bedelsiz verendir.” (FM, 10:28)

“Şaşırma, aklı tevile zorlamadır.” (FM, 10:63)

“Sen, en yakın perdesin.” (FM, 10:81)

“Edebin bir gereği de, bilmediğinin bilgisini sormaktır.” (FM, 10:132)

“Mümin, kardeşiyle çok olandır.” (FM, 10:135)

“Bütün nefisler zahirde malı severler. Gerçekte ise sevilen zenginliktir (başkasına muhtaç olmamaktır).” (FM, 19:159)

“Sevgi, seven ile sevilen arasındaki ilişkidir.” (FM, 10:196)

“Hazlar yatkınlığa tabi iken, acılar da yatkınlığın olmayışından kaynaklanır.” (FM, 10:216)

“Bilgi bilinene, bilenin üzerinde bulunduğu hale göre ilişir.” (FM, 10:231)

“Herhangi bir şeye muhtaç olan kimse, ondan kesinlikle müstağni olamaz.” (FM, 10:243)

“Açlık sende bulunduğunda, sana duruluk, incelik, latiflik, kulluğa bağlanmak ve yoksulluk verir. (...) Açlık, özü gereği talep edilen bir şey değildir.” (FM, 10:243)

“Sevginin iki nedeni vardır: Birincisi nispet, diğeri ise iyiliktir.” (FM, 10:286)

“Bilgi, zanla ortadan kalkmaz.” (FM, 10:380)

“Hikmet sahibi, her şeyi yerli yerine yerleştiren ve o şeye mertebesini taşırmayan kimsedir.” (FM, 11:37)

“Doğa olmaksızın tek başına emirden bir şey meydana gelmeyeceği gibi, emir olmaksızın doğadan da bir şey meydana gelmez.” (11:174)

“Anlayış, konuşanın o sözle neyi kastettiğini anlamak demektir.” (FM, 11:280)

“Niyet, ameli korur.” (FM, 11:329)

“Hakikat bir iken, halin değişmesi nedeniyle hüküm değişir.” (FM, 11:352)

“Allah Teala Kendisini ‘iki el sahibi’ olmakla nitelemiştir ve iki el arasında bulunan berzahtır.” (FM, 12:48)

Seyhan Baraj Gölü’nde erkek cesedi bulundu
Gündem
Seyhan Baraj Gölü’nde erkek cesedi bulundu
Adana’da Seyhan Baraj Gölü’nde erkek cesedi bulundu. Gölden çıkarılan ceset, kimliğinin tespiti için Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
DHA
İsrail istihbaratından Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh Sabri’ye tehdit
Dünya
İsrail istihbaratından Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh Sabri’ye tehdit
İsrail istihbarat servisi memurları, Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh Sabri’nin evine baskın düzenleyerek tehditler savurdu. Sabri, "İsrail istihbaratı elemanları evime baskın düzenledi. Mescid-i Aksa’da herhangi bir gerginliğin yaşanması durumunda bu gerginlikten sorumlu tutulacağımı içeren bir mesaj ilettiler. Ben de onlara 'Mescid-i Aksa’nın Müslümanların ibadetine kapalı olması fanatik Yahudilerin baskınlarına açık olacağı anlamına gelmiyor' dedim. İsrail polisi, fanatik Yahudilerin baskınına izin verirse biz de Mescid-i Aksa’nın kapılarını açacağız" ifadelerini kullandı.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.