Oyunun sonu
Taha Kılınç
Oyunun sonu
ABD’li Yahudi milyarder ve kumarhaneler kralı Sheldon Adelson, yakalandığı lenf kanseri sonucu, geçtiğimiz pazartesi -11 Ocak 2021- günü 87 yaşında öldü. Adelson hükmettiği paranın gücü, Amerikan siyaset sahnesindeki etkisi, İsrail’e yaptığı maddî ve siyasî yatırımlar ve adının karıştığı skandallarla oldukça dikkat çekici bir portreydi. Kendi ifadesiyle “Kazanmak her şey değildir, tek şeydir” felsefesiyle hareket eden ve “Zengin olmayanların yorumlarını dinlemem. Madem bu kadar akıllılar, neden ...
ABD medyası milyarderlerin kontrolünde
Dünya
ABD medyası milyarderlerin kontrolünde
Dünyanın en zengin insanı Elon Musk’ın Twitter’ın tamamına 40 milyar doların üstünde bir teklifle talip olması, ABD’de dev medya şirketlerine sahip olan dolar milyarderlerini gündeme getirdi. Sektörünün içinden gelen Rupert Murdoch ve Michael Bloomberg gibi bazı milyarderlerin yanı sıra, Jeff Bezos, Sheldon Adelson ve John Henry gibi milyarderler, gazete ve dergileri satın alarak medyada söz sahibi oluyor.
Yeni Şafak
1 milyon liralık yakıt aldı
Ekonomi
1 milyon liralık yakıt aldı
Bir süredir Ege kıyılarında olan Amerikalı milyarder Sheldon Adelson’a ait lüks yat "Queen Miri" 250 bin litre yakıt aldı. Mega yata verilen yakıtın piyasa değerinin ise 1 milyon lira olduğu ifade edildi.
IHA
“İsrail Lobisi”nden linç kampanyası..
“İsrail Lobisi”nden linç kampanyası..
“İsrail Lobisi”nin ABD’nin dış politikasını İsrail’in çıkarları doğrultusunda etkilediği bir gerçek. “İsrail Lobisi”nin diğer lobilerden farkıysa, adeta ‘dokunulmazlık’ zırhına sahip olması. Ancak bu dokunulmazlığın yasal dayanağı yok. Lobileri düzenleyen kurallar, “İsrail lobisi” için geçerli değil. Diğer lobiler yasal kayıt yaptırmak zorundayken “İsrail Lobisi” fiilen bu kurallardan istisna tutuluyor. Trump’ın ilk Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in, kayıt dışı lobi faaliyeti yaptığı gerekçesiyle başı fena halde dertte. Flynn örneğini hatırlatan analistler, lobi yasalarının “İsrail Lobisi” için işletilmediğine dikkat çekiyorlar. “İsrail Lobisi”ne dokunmak, ‘anti-Semitik(Yahudi karşıtı)’ olarak suçlanmak için yeterli.Video: “İsrail Lobisi”nden linç kampanyası..ABD’nin 1950’lerden bu yana İsrail’e yaptığı yardımlar 250 milyar doları geçti. İsrail her yıl ABD’den 3.8 milyar dolar alıyor. ABD İsrail’in güvenliği için Ürdün ve Mısır’a her yıl 2.7 milyar dolar veriyor. ABD’nin Ortadoğu savaşlarında 7 trilyon dolar harcadığını söyleyen Trump’ın kendisiydi. 2016’da Trump, “Hiçbir zaman Irak’ta olmamalıydık. Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırdık. Onlar yalan söyledi. Kitle imha silahları olduğunu söylediler, oysa olmadığını biliyorlardı” demişti. Bush’a Irak’ı işgal ettirenlerse İsrail yanlısı “Neoconlar” idi. Amerikalılar vergi mükelleflerine milyarlarca dolara mal olan Ortadoğu’daki savaşlara neden bulaşmak zorunda kaldıklarını sorgulamaya başladılar. ABD’nin Ortadoğu politikasının İsrail’e endeksli olması, Amerikan askerlerinin İsrail yerine savaşması artık eleştiri konusu.Trump’ın Suriye’deki Amerikan askerlerini çekme kararının ABD Kongresi, Pentagon, İsrail Lobisi, Neocon çevreler, Hıristiyan-Siyonistler nezdinde muhatap olduğu tepkiyi hep birlikte izliyoruz. Netanyahu ve “İsrail Lobisi”nin Trump’ı “En İsrail yanlısı ABD Başkanı” ilân ettiği halde, konu Suriye’den çekilmeye geldiğinde nasıl şiddetli bir tepki gösterdiği ortada.ABD Senatosu önümüzdeki 10 yıl içinde İsrail’e 38 milyar dolarlık askeri yardım içeren tasarıya onay verdi. Tasarı paketi İsrail’i boykot girişimlerine de yaptırımlar içeriyor. Bütün bunlar nasıl oluyor, Amerikan Kongresini İsrail’in çıkarları için nasıl kullanışlı hale getiriyorlar? ABD’yi Ortadoğu’da en sevilmeyen ülke haline getiren politikalar nasıl şekilleniyor? “İsrail Lobisi”nin bu politikaların teşekkülünde rol oynadığını bilmeyen yok.Milyarder Kumarhaneciler Kralı Sheldon Adelson, ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması hayalini Trump yönetimi ile gerçekleştirdi. Adelson, Cumhuriyetçiler’e yüklü miktarlarda bağış yapan işadamları arasında ilk sırada. “İsrail Lobisi” ABD’deki iki partiye de bağış yapıyor. Demokrat Parti’nin yeni kuşaklarıysa paranın gücünün Kongre kararları üzerinde etkili olmasını halkın demokratik temsil hakkını zayıflattığı gerekçesiyle itiraz ediyorlar. “İsrail Lobisi” ve Cumhuriyetçiler itirazcı Demokratları ‘anti-Semitik’ olarak itham ediyorlar.Bu ithamların yeni kuşaklarda güçlü bir karşılığı yok. “Pew Research” tarafından yapılan bir araştırmaya göre genç Demokratların yüzde 27’si Filistinliler’e karşı İsrail’e destek veriyor. 2001’den bu yana, gençler arasında İsrail’e destek 11 puan düştü. Cumhuriyetçilerde İsrail’e destek ise yüzde 79. Başka bir araştırmaya göreyse Yahudi seçmenlerin sadece yüzde 25’i Cumhuriyetçi. Amerikan Yahudileri çoğun “Demokratlar”dan yana tercihlerini yapıyorlar. Genç Demokratların ‘Yahudi karşıtı’ olduklarına Amerikan Yahudileri bile inanmıyor.Cumhuriyetçiler ve Demokratlar 2020’de Başkanlık seçimlerinde kıyasıya bir mücadele verecekler. Çoğu göçmen ailelerden gelen Genç Demokratlar bu mücadelenin ana motoru olacaklar. Bu yüzden Cumhuriyetçiler genç Demokratları ‘anti-Semitik’ olarak damgalayarak Amerikan Yahudilerini ve Beyaz-Hıristiyan seçmenleri etkilemeye çalışıyorlar. Kongre’nin genç Demokrat üyeleri İlhan Ömer ve Raşide Tlaib’e yönelik linç kampanyasının amacı bu.
Siyonistler Trump’a ‘kutsal pâye’ verilmesini istiyorlar!
Siyonistler Trump’a ‘kutsal pâye’ verilmesini istiyorlar!
ABD Başkanı Donald Trump’ın baş danışmanı ve damaı Jared Kushner’in hazırladığı sözde ‘Filistin barış plânı’nın ilk adımı olan “Bahreyn Konferansı” sönük geçti. Özetle söylemek gerekirse, Filistin için ekonomik plân on yıl içinde 50 milyar dolarlık yatırım öngörüyor. Filistinliler “iki devletli çözüm”ü içermediği için plânı şiddetle reddediyorlar. Trump’tan her istediğini aldığı için Netanyahu rahat. Suudiler ve Emirliklerse İran’a karşı İsrail ile fiili ittifak içerisindeler. “Filistin meselesi” bu rejimler nezdindeki önemini kaybetti.Video: Siyonistler Trump’a ‘kutsal pâye’ verilmesini istiyorlar!Filistinliler 25-26 Haziran’da gerçekleşen konferansı, “Filistin satılık değil” diyerek boykot ettiler. Filistinliler “önce özgürlük, önce vatan, önce devlet, önce haysiyet, sonra ekonomi” diyorlar. Filistinliler konferansa katılmadıkları için Beyaz Saray İsrail’i de davet etmemişti. Dolayısıyla Bahreyn’deki konferansın katılımcıları kendileri çaldılar, kendileri oynadılar.“Bahreyn Konferansı”ndan bir gün sonraysa “İsrael Hayom” gazetesi Kudüs’te “İsrail-ABD İlişkileri” başlıklı bir forum gerçekleştirdi. Netanyahu yanlısı bu gazete, Trump’ın 2016’daki Başkanlık Kampanyasının cömert finansörlerinden Sheldon Adelson’a ait. ABD’de “Kumarhaneler Kralı” olarak anılan Adelson, Trump’ın İsrail politikasının arkasındaki en güçlü isimlerden biri. Trump’ın Filistin Plânı’nın da bu gazeteye sızdırıldığını hatırlatalım.Adelson’ın eşi Miriam Adelson ile ABD’nin BM eski Büyükelçisi Nikki Haley, Forum’un dikkat çeken katılımcıları arasındaydı. Miriam Adelson, BM’de adeta İsrail Büyükelçisi gibi çalışan Nikki Haley ile bir röportaj da yaptı. Miriam Adelson, 27 Haziran tarihli “İsrael Hayom” gazetesinde yayınladığı yazısındaysa Trump’a kutsal bir pâye istedi. “Mucizeler zamanı” başlıklı yazısında Adelson, “İncil”de bir “Trump Kitabı” görmeyi hâyâl ediyor.Miriam Adelson bu yazısında, “Tevrat”taki “Ester Kitabı”na göndermeler yapıyor. Ester Kitabı’nda 2500 yıl önce Yahudi asıllı Pers Kraliçesi Ester’in İran’daki Yahudileri bir katliamdan nasıl kurtardığı anlatılıyor. Söz konusu yazısında Adelson, “Yahudilerin eski Perslerden kurtuluşunu kutlayan ‘Esther’in Kitabı’na sahip olmaları gibi, İncil’de de ‘Trump Kitabı’nın yer aldığı bir gün için dua etmek çok mu fazla olurdu?” diyordu. Amerikalı Hıristiyan-Siyonist Evanjelikler de sık sık Trump’a bu tür benzetmeler yapıyorlar.Trump’ın İsrail’de geniş bir desteğe sahip olduğunu belirten Adelson, Trump’a hak ettiği desteği vermedikleri için Amerikan Yahudilerine sitem ediyor. Adelson, 2020’de Yahudilerin Trump’ı desteklemelerini istiyor. Trump da, “Demokrat Parti”nin İsrail karşıtı bir partiye dönüştüğü gerekçesiyle Yahudiler’in Cumhuriyetçiler’e oy vermeleri için çağrılar yapıyor.“İsrael Hayom”da Adelson’la aynı gün bir yazı yayınlayan Netanyahu da Trump’a övgüler yağdırdı. Netanyahu, ‘Filistin Plânı’nı hazırlayan heyette yer alan Jared Kushner, Özel Elçi Jason Greenblatt ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman’ın İsrail’in hayatî çıkarlarına ve güvenlik ihtiyaçlarına sınırsız bir bağlılık gösterdiklerini itiraf ediyordu.İsrail ile Arap dünyasının önde gelen devletleriyle açık ve gizli bağların geliştiğine de dikkat çeken Netanyahu’ya göre bu ortaklıklar İsrail’in Ortadoğu’nun güvenliğine, istikrarına ve refahına katkıda bulunduğunu kabul eden çarpıcı bir değişim! Netanyahu “Forum”da yaptığı konuşmadaysa “Bahreyn Konferansı”nın ‘harika bir fikir’ olduğunu savunarak, İsrail ile ‘ılımlı’ Arap devletleri arasındaki büyüyen ittifakı kurumsallaştırmak istediklerini söyledi.Trump’ın sözde barış plânı özgür bir vatan isteyen Filistinleri, masaya para sürerek, ihtilaflı bir emlâk davasının sıradan, yoksul faillerine indirgiyor. Filistinlileri aşağılayan bu plâna destek veren ‘ılımlı’ Arap rejimleriyse, bir kez daha, “tarihsel ihanet”in kitabını yazıyorlar.
‘Kushner Plânı’ yahut bıçakla çorba içmek..
‘Kushner Plânı’ yahut bıçakla çorba içmek..
Trump’ın sözde “Filistin barış plânı”nın uygulanmasında Binyamin Netanyahu kilit bir aktör. Trump bütün hesaplarını Netanyahu’ya göre yapıyor. Trump damadı ve danışmanı Jared Kushner’in yürüttüğü Filistin plânın açıklanmasını İsrail’deki nisan seçimlerinden sonraya ertelenmişti. Hatta Trump, Netanyahu’nun seçim kampanyasının ortak figürü haline gelmişti. Netanyahu seçimlerde birinci parti çıktı ama aldığı oy tek başına hükümet kurması için yeterli gelmedi. Hükümeti kuramayan Netanyahu tekrar erken seçim istedi. 17 Eylül’de yapılacak seçimler Trump’ın Filistin plânının açıklanmasını bir süre daha geciktirebilir.Video: ‘Kushner Plânı’ yahut bıçakla çorba içmek..Bu sözde barış plânının başarılı olacağına Trump ailesinden başka kimse pek inanmıyor. Aslında Trump’ın plânın içeriğinden ne kadar haberdar olduğu bile şüpheli. Bu yüzden plâna “Kushner Plânı” demek daha doğru olur. “Kushner Plânı”, Trump’ın seçim kampanyasının büyük bağışçısı Sheldon Adelson’ın İsrail’deki bir gazetesi tarafından ifşa edilmişti. İfşa edildiği kadarıyla plânda Filistinlilere elle tutulur hiçbir şey verilmiyor. Çoğu yorumcuya göreyse plân resmen açıklandığı anda ölü bir plân halini alacak. Filistinliler açısından bu berbat plânın yürüyeceğine inanmak, bıçakla çorba içmek kadar inandırıcı olabilir sadece.Netanyahu ile ailece dost olan Kushner ve arkadaşlarının yürüttüğü bu sözde barış plânı İsrail’in çıkarlarını önceliyor, Filistinlileri ise değersiz bir figüre indirgiyor. Kushner, kayınpederi Trump gibi bir emlakçı. ABD’nin Ortadoğu Temsilcisi Jason Greenblatt ve İsrail Büyükelçisi David Friedman ise Trump’ın eski özel avukatları. Bu isimlerin hiçbirinin daha önce diploması deneyimi yok. Diplomasiye önem vermemekle suçlanan Trump, damadı Kushner’in İsrail, Suudiler ve Birleşik Arap Emirlikleriyle kişisel ilişkilerine çok güveniyor.Daha plân açıklanmadan İsrail’in her istediğini veren Trump, Filistinlilere BM aracılığıyla verilen yardımları bile kesti. Filistinliler de Kushner ve ekibiyle temaslarını kopardılar. Filistinlilerin dahil olmadığı bir plândan ‘barış plânı” diye söz etmek elbette boş bir laf.Netanyahu’nun hükümeti kuramamasından ötürü çok üzülen Trump, Filistin Plânını bu ay başlarında resmen açıklamaya hazırlanıyordu. Şimdi takvim İsrail’deki 17 Eylül seçimleri sonrasına ertelenebilir. Hatta erteleme hükümet kurma süresi sebebiyle 2020 başlarına sarkabilir. 2020 Kasımındaysa ABD’de Başkanlık seçimleri var. Bu yüzden Trump, Filistin Plânıyla ilgili adım atmak ihtiyacı duyabilir. 25-26 Haziran’da Bahreyn’in başkenti Manama’da yapılacak“Refah için Barış” başlıklı konferans bu bağlamda bir ilk organizasyon olacak. Konferansta Trump’ı Jared Kushner ile Hazine Bakanı Steven Mnuchin temsil edecek.Siyasi boyuttan yoksun “ Kushner Plânı” Filistinliler için “havuç politikası”. Kushner, düşük faizli krediler ve özel yatırımlarla Filistinlileri cezbedeceğini ve böylece iki devletli çözümde diretmekten vazgeçeceklerini vehmediyor. Ancak Filistinli iş adamları Konferansı boykot ediyorlar. ABD’nin davetine olumlu yaklaşan tek isimse, Batı Şeria’daki işgal yönetimiyle sıcak ilişkilere sahip olan, Hebron’lu iş adamı Eşref el-Caberi. “Reform ve Kalkınma Partisi” ismiyle bir tabela partisi kuran Caberi, Filistinli iş adamları arasından Manama Konferasına katılan nadir sayıda isimlerden biri olacak. Hatta tek isim bile olabilir. İsrail’in Batı Şeria’yı ilhakını destekleyen Caberi’ye Siyonist medya dışında pek rağbet eden de yok.Çin ve Rusya, “Manama Konferansı”na katılmıyor. Filistinliler Arap devletlerinin konferansı boykot etmelerini istiyorlar. Suudiler ve Birleşik Arap Emirlikleri Kushner’in partnerleri oldukları için konferansa katılıyorlar. Bir diğer ilginç gelişmeyse Katar’ın konferansa iştirak etmesinin bekleniyor olması. Bu yüzden “Manama Konferansı” Filistinliler için adeta siyasi turnusol kağıdı niteliği taşıyor.
Trump, Netanyahu’yu uyarmış!
Trump, Netanyahu’yu uyarmış!
ABD Başkanı Trump’ın sözde ‘Filistin Barış Plânı’nın hayat bulmayacağını neredeyse herkes kabul ediyor. Amerikalı analizciler plânın açıklandığı an itibariyle öldüğünü vurguluyorlar. Bunu en iyi bilenlerse İsrailliler. Netanyahu bu plân açıklanmadan önce, Trump yönetiminden ne almak istiyor ise zaten aldı. Netanyahu’nun Trump’tan son olarak istediği destek ise, Batı Şeria’da yasa dışı Siyonist yerleşimlerinin bir an önce ilhâk edilmesine de göz yumulması.Beyaz Saray’daki brifingde ABD Kongresi’nden hiçbir Demokrat yer almamıştı. Chris Van Hollen, Bernard Sanders, Elizabeth Warren başta olmak üzere 12 Demokrat senatör ise plânı eleştiren sert bir mektup yayınladılar. Trump’tan önceki üç Başkanlık döneminde “Ulusal Güvenlik Konseyi” ve “Dış İşleri”nde Ortadoğu işlerinden sorumlu çok sayıda üst düzey isim de plânın “Netanyahu’yu kurtarmak” amacıyla açıklandığına dikkat çeken bir diğer mektuba imza attılar. Mektuba ABD’nin eski İsrail Büyükelçileri Daniel C. Kurtzer, Daniel B. Shapiro ve Martin Indyk de imza attı. Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice, Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Ben Rhodes, Dış İşleri eski Bakan Yardımcısı Antony Blinken ile Philip H. Gordon,Frank Lowenstein, Ilan Goldenberg, Tamara Cofman Wittes ve Jim O’Brien gibi isimler de imzacılar arasındaydı. Mektupta Trump’ın plânının ABD’nin “iki devletli” çözüm politikasına ölümcül darbe indirdiği ve Batı Şeria’nın ilhâkına yeşil ışık yaktığı savunuluyor.ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman İsrail’in derhal ilhâk sürecini başlatabileceği mesajları vermiştiler. Netanyahu brifingin hemen ardından ilhak kararı almaya hazırlanıyordu. Netanyahu, aleyhinde açılan yolsuzluk davaları sebebiyle 2 Mart seçimlerine kadar dokunulmazlık talep etmişti. Netanyahu bu talebini de geri çekti. Netanyahu Batı Şeria’daki yerleşimleri ilhâk etmesinin hem seçim kazandıracağına, hem de dokunulmazlık için güvence sağlayacağına bel bağlamıştı. Ancak çok ilginç bir gelişme yaşandı. Yazılanlara bakılacak olur ise Trump ve plânın mimarı Jared Kushner, İsrail’i Batı Şeria’nın ilhâkına 2 Mart seçimlerinden önce başlamaması gerektiği yönünde uyarmışlar.Demek ki, 2020 seçimlerine hazırlanan Trump erken bir ilhâkın bölgede yaratacağı sarsıntıları göğüslemeyesi siyaseten riskli buluyor. 2016’daki başkanlık seçimlerinde Ortadoğu’daki savaşlardan ABD’yi çekeceği vaadinde bulunan Trump, bu vaadini yer yer tekrarlıyordu. Trump erken ilhâkın tetikleyeceği gelişmelerin seçim kampanyasına zarar verebileceğini hesaplamış olabilir. Netanyahu ise siyasi hayatıyla ilgili bütün kartlarını Batı Şeria’nın ilhakına bağlamış görünüyor. Seçimi kaybetmesi halinde Netanyahu’nun hapse girmesi bile mümkün.Nitekim Netanyahu’nun İsrail medyasındaki ağızları olarak bilinen isimler, Trump ve Kushner’i eleştirmeye başladılar. ABD medyasına yansıyan bilgilere göre Netanyahu destekçisi yorumcular, Trump’ın Netanyahu’yu arkadan bıçakladığını söyleyecek kadar ileri gitmişler. Bazı yorumcular ise Trump’ın ilhâkı geciktirmesi halinde “Hıristiyan-Siyonist Evanjelikler”in desteğini kaybedebileceğini söylüyorlar. Tehdit ve şantaj kokan yorumlardan biriyse Netanyahu yanlısı “Ordu Radyosu”nun programcılarından Yaakov Bardugo’dan geldi. Bardugo, “ Kushner’e tüm saygımla, ABD’de milyonlarca Evanjelik var ve Netanyahu onları Obama’ya yaptığı gibi Trump’a karşı da seferber edebilir” dedi. Bardugo, Trump’ın ilhâkı geciktirmesi halinde Evanjelikler’i kaybedeceğini ve Başkan seçilemeyeceğini vurguluyordu.Amerikalı milyarder kumarhane patronu Sheldon Adelson’ın finanse ettiği “Makor Rishon” gibi Siyonist yerleşimci yayınları da Trump’ın sözkonusu tavrını eleştiriyorlar. Okurlarımız “Makor Rishon” adını geçtiğimiz Ocak ayında MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı hedef alan bir yazı sebebiyle hatırlayacaklardır. Gördüğünüz gibi, Netanyahu taraftarları Cumhuriyetçi Parti’nin oy deposu olan “Hıristiyan-Siyonistler” üzerinden Trump’ı sıkıştırmak istiyorlar.
İngiltere'ye salgın darbesi: 4 bin şirket iflas edebilir
Dünya
İngiltere'ye salgın darbesi: 4 bin şirket iflas edebilir
İngiltere Finansal Yönetim Otoritesi (FCA), yaklaşık 4 bin küçük ve orta ölçekli finans şirketinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle iflas riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. FCA Tüketici ve Rekabet Direktörü Sheldon Mills,"Ekim ayının sonu itibarıyla düşük finansal dirence ve artan iflas riskine sahip 4 bin şirket var"
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.