Yargıda yeni bir kamikaze saldırısı mı?
Yargıda yeni bir kamikaze saldırısı mı?
2013 yılı Mayıs ayının son günlerinde başlayıp, Haziran’ın ilk günlerine kadar devam eden, CIA- MOSSAD kontrolündeki “Soros’un finanse ettiği Turuncu darbe eylemlerinin‘’ Türkiye’deki versiyonu olan Gezi olaylarında hedef AK Parti iktidarı ve Başbakan Erdoğan’dı. Eylemler ile Türkiye’nin uluslararası kamuoyu imajına ve ekonomisine darbe vurma çabası da açıkça görülüyordu. Eylemlerde, Başbakan Erdoğan ve polisin hedef alınması aslında masum bir toplumsal hareket ile karşı karşıya olmadığımızın açık bir göstergesiydi. Literatürde ve propaganda stratejilerinde toplumsal olayların ve eylemlerin başarıya ulaşabilmesi, mevcut düzenin ve iktidardaki üst düzey yöneticilerinin gözden düşürülüp, halk desteğini yitirmesi sonrasında gerçekleşebileceği öngörülüyor. Bunun için de devlet kurumlarının yıpratılması elzem görünüyor. Bu amaçla toplumsal olaylarda polisi tahrik ederek sert müdahaleye zemin hazırlayan “Kışkırtıcı Ajan Provokatörler“ önemli bir rol oynuyor. Aylar önce sosyal medya üzerinden açılan binlerce sahte twitter hesapları ile Türkiye”nin önde gelen kanaat liderleri ve sanatçıları başta olmak üzere halkı sokağa dökmeye yönelik ajitasyon ve kışkırtıcı ajan faaliyetlerinin istihbarat birimlerince tespit ve deşifre edilememesi milli güvenliğimiz açısından ciddi bir riske işaret etmişti. Derin Türkiye ve Pentagon, Türkiye’nin iç huzurunu, istikrarını, ekonomisini ve dış politikasını hedef alacak şekilde Taksim Gezi Parkı olaylarında topu tüfeği ve medyasıyla açıktan bir saldırıya geçmişti. Onlar için her yol mubah’tı. Yeter ki Erdoğan iktidardan düşsün mantığı ve stratejisiyle Türkiye’de kardeş kavgası çıkarmaya çalışıyorlardı. En büyük destekçileri de Erdoğan’ı sandıkta alt edemeyeceğinin bilincinde olan CHP içindeki ulusalcı ve FETÖ’cü kanattı. Tarihin hiçbir döneminde iç ve dış güçler Türkiye’de bu kadar açık olarak demokratik bir şekilde seçimle iş başına gelen iktidarı yıkmak için işbirliği içinde olmamışlardı. Erdoğan’ı diktatör ilan edip iktidardan uzaklaştırmaya çalıştılar. Ailesini çocuklarını tehdit ederek evi ve ofisini basma girişiminde bulundular.ABD ve Batılı ülkelerin Taksim Gezi Parkı eylemlerine açıktan verdiği destek ve Batı medyasının olayları barışçıl ve meşru gösterme gayretiyle yaptığı haber ve yorumlar eylemlerin arkasındaki güçler konusunda ipuçlarını da veriyor. Fransa’nın önde gelen televizyon kanallarından France 3’ün Taksim’deki olayları aktarırken, Türk bayrağı yerine, Tunus bayrağını kullanarak yaptığı dezenformatik amaçlı haber Batı’nın gerçek yüzünü göstermesi anlamında önemli görünüyor. Avrupa Parlamentosu’nun Taksim Gezi Parkı olayları ile ilgili olarak hükümeti ve Başbakan Erdoğan’ı eleştiren sert açıklaması “Türkiye’deki gelişmelerden kaygılıyız” cümlesi de açık bir provokasyon’a işaret ediyordu. Özellikle ilk Gezi kalkışmasında FETÖ’nün olaylardaki kışkırtıcı tavrı ve faaliyetleri daha sonra anlaşılmıştı.2013 Gezi kalkışmasından yaklaşık 6 ay sonra gerçekleştirilmek istenen 17-25 Aralık darbe girişiminin engellenmesi, polis ve yargı başta olmak üzere devlet içine sızmış paralel yapı örgüt elemanlarının devlet yetkisini örgüt lehine kullanarak ulusal güvenliğimize yönelik illegal faaliyetleri ile bu örgütün bazı elemanlarının Gezi olaylarının büyümesi ve şiddet eylemlerinin yayılmasında oynadıkları provokatif rol ve eylemlerinin deşifre edilerek pasifize edilmeleri Gezi’nin 1’inci yıldönümünde, yeni bir Gezi yaratılmasını engelleyen önemli bir unsur olmuştu.Pentagon’un finanse ettiği CIA’nın yan kuruluşu olarak bilinen RAND Corporation’un ‘ABD ve Türkiye Stratejik İlişkileri’ başlıklı raporda “Türkiye’de yaşayabilir bir muhalefet lideri ya da koalisyonunun ortaya çıkması durumunda Erdoğan ve AKP 2023’te iktidardan söküp atılabilir” tespiti Gezi’ Darbesi’nde başlayan Erdoğan’sız bir Türkiye stratejisiyle hareket eden şer güçlerin siyaseti dizayn etme arayış ve faaliyetlerinin devam ettiğinin bir göstergesi sanırım. 2019 yılında 657 sayfa olarak hazırlanmış yeni Gezi İddianamesi’nde Kavala ile birlikte 8 sanığa beraat kararı veren mahkeme ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı değerlendirme ‘Yeni Gezilere yol veriliyor’ anlamındaydı: ‘’Gezi olayları aslında askeri darbeler, tıpkı muhtıralar, tıpkı terör örgütlerinin saldırıları tıpkı FETÖ’nün 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri gibi devlet ve milleti hedef alan alçak bir saldırıdır. Bunlar masum ayaklanmalar değildir. Bunlar ciddi manada perde arkasında Soros türü bazı ülkeleri ayaklandırmak suretiyle oraları karıştıran tipler vardır. Onun Türkiye ayağı malum içerideydi. Bir manevrayla dün onu beraat etmeye kalktılar. Onlarla beraber başkaları da bu işin içerisinde” Kavala’nın tekrar tutuklanması ile ilgili olarak kamuoyuna demokrasi dersi vermeye kalkanlar, bu nasıl yargı eleştirisi yapanlar Türkiye kritik günlerden geçiyor. Bırakın da devlet gereğini yapsın. Geçmişte olduğu gibi yargı içinde yeni bir Kamikaze saldırısı ile mi karşı karşıyayız. Tahkikatın sonucunu bekleyip görelim.
AB Komisyonu'nda 'Soros' tartışması
Dünya
AB Komisyonu'nda 'Soros' tartışması
AB Komisyonu ve Macaristan arasında Macaristan doğumlu Yahudi işadamı Soros konusunda büyük bir kriz yaşanıyor.
AA
Osman Kavala tutuklandı! Osman Kavala kimdir?
Osman Kavala tutuklandı! Osman Kavala kimdir?
Son günlerde adını sıkça duyduğumuz ‘Kızıl Soros’ lakaplı Osman Kavala tutuklandı. ''Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme'' ve ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme'' suçlarından suçlu bulunan Osman Kavala kimdir?
Diğer
“Sıcak Patates” türünden sorular…
“Sıcak Patates” türünden sorular…
15 Temmuz’daki darbe kalkışmasından birkaç gün evvel, Papaz maskeli CIA ajanı Andrew Craig Brunson ile kapalı kapılar ardında buluşan “ünlü siyasetçi” kimdir?Gizli görüşmede; şimdilerde FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Enver Altaylı da yer aldı mı?Video: “Sıcak Patates” türünden sorular…Şayet, FETÖ/NATO/ABD’nin darbe teşebbüsü başarılı olsaydı; sözünü ettiğimiz o meşhur siyasetçi Başbakan mı yapılacaktı?15 Temmuz’daki darbe kalkışmasının berhava olmasından sonra -haftalarca “gıkı dahi çıkmayan” da, aynı ünlü siyasetçi miydi?Yaşadığı “büyük hayal kırıklığından” dolayı mı, sessizliğe bürünmüştü, acaba?“TÜRKİYE’YE BASKI” LAKIRDISI23 yılını Türkiye’de geçiren ve 15 Temmuz’dan (2016) sonra tutuklanıp iki yıl kadar hapis yattıktan sonra serbest bırakılan/ülkesine dönen 007 Brunson, geçenlerde sahne aldığı bir panelde “ABD’nin Türkiye’ye daha fazla baskı yapması gerektiğini” söyledi!*Şimdi de, çoktan unuttuğumuz 15 Ağustos 2018 tarihli bir haberi hatırlayalım:“Deutsche Welle (DW) Türkçe’nin aktardığına göre; Alman haber ajansı DPA’ya konuşan Enver Altaylı’nın kızı Zehra Der, Alman Hükümeti’nin, babası ile birlikte tutuklu tüm Alman vatandaşları için Türkiye’ye baskı yapmaya devam etmesini umduğunu söyledi…”KİMİN DAYISI?Enver Altaylı; CIA’in Türkiye Masası’nda 1959-1971 yıllarında derin görev yapan Ruzi Nazar’ın talebesiydi. Mister Altaylı “Ruzi Nazar: CIA’in Türk Casusu” adlı bir de kitap yazdı. (2013, Doğan Kitap)Altaylı mı; İyi (Rol Yapan) Parti’nin İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun dayısıdır.*DPA’nın haberinden devam edelim…Hülasa; E.Altaylı’nın kızı Zehra Der, babasının Alman vatandaşı olmasından dolayı “kurtarılmasını” talep ediyordu…Aynı haberde “Zehra Der’in; Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın, ‘Türkiye’nin, Andrew Craig Brunson’ın yanı sıra Alman vatandaşlarını serbest bırakması gerektiğini söylemesinden memnuniyet duyduğu” da dile getiriliyordu…*İki ay kadar sonrasında (12 Ekim 2018) Ajan Brunson serbest bırakıldı: Maalesef, Ankara elindeki “büyük bir kozu” harcadı.*Düzenbaz’ın önde gideni Trump, önceki gün halen daha “Brunson’ın casus olmadığına” dair yalanı tekrarlamaya devam ediyordu…Üstüne bir de “Söyledik, bıraktılar” diyordu!KAVALA İÇİN SEFERBER OLDULARGeçen yıl, yani 12 Ekim 2018’in “öncesindeki aylarda” medyamızda “Papaz’ı verelim, kurtulalım!” diye ısrarla köşelerinden seslenenlerin hemen hepsi; şu sıralar -bir kez daha- Osman Kavala için seferber olmuş durumdalar…Bu minvalde, Hürriyet’çiler yani Ertuğrul’giller başı çekiyor.Mister Kavala’nın “serbest bırakılması” yolunda atmadıkları takla kalmadı!Eh, “Sam Amca’ları için çalışmak” işte böyle bir şeydir!SAM AMCA’SININ BÜTÜN ADAMLARIMASAK Raporu, Osman Kavala’nın vakfına George Soros tarafından 2011-2017 yılları arasında 13.5 milyon dolar aktarıldığını ortaya koydu…Gezi Kalkışması’ndan iki hafta kadar önce (15.05.2013) ve eylemlerin zirveye çıktığı günlerde (20.06.2013) Beş Yüz Bin Dolarlık iki para transferi dikkat çekiyordu.“Ayaklanmaları finanse eden adam” olarak bilinen CIA ile bağlantılı “Macar Yahudisi” George Soros, Gezi Kalkışmasında da sahne almıştır.Türkiye’ye son ziyareti sırasında “Gezi’deki protestoculara tıbbi ve hukuki yardımda bulunduk” diyen de George Soros’tur!TÜM YOLLAR, NEREYE ÇIKIYOR?Peki ya, “Gezi benim çok ilgimi çekti. Oğlum sürekli Gezi gösterilerine gitti” diyen (4 Mayıs 2016) kimdi?-El Cevap: Meral Akşener!*Akşener’in, partisinde “Kurucu Üye” olarak yer verdiği Selda Tandoğan Demirel, CIA ile bağlantılı NED’nin desteklediği “Denge ve Denetleme Ağı”nın temsilcisiydi…NED (National Endowment for Democracy) yıllarca Amerikancı/Batıcı TESEV’i fonladı…TESEV’i 17 yıl boyunca yöneten Nafiz John Paker; geçmiş yıllarda Açık Toplum Enstitüsü’nün vakfa dönüşmesinin ardından, bu vakfın Mütevelli Heyeti’nde Osman Kavala ile birlikte görev yaptı!*George Soros’un sahibi olduğu Açık Toplum Enstitüsü’nün Türkiye şubesi 2001’de kurulmuştur.Enstitü 2008’e kadar TESEV’le koordineli çalıştı: Bu “koordineli çalışma” yıllarında TESEV’in başında Mister Paker vardı…Soros&CIA ya da NED&CIA bahsi açıldığı vakit; Nafiz John Paker, adeta dilini yutuyor!*Sabetayist Ilgaz Zorlu’nun 07.02. 2001 tarihinde Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimliğine sunduğu dava dilekçesinde (Dosya No: 2001/ 265 E), hakkında “Uzaktan akrabamızdır” dediği Nafiz John Paker’den bahsediyoruz!O dava dilekçesinde, şunlar da yazılıydı:“Maksatları Türkiye’yi bölerek, onu yabancı bir ülkenin hâkimiyetine sokmak isteyen Sayın Paker’in de içinde bulunduğu Sabetayist kökenli liberal sol lobinin tüm maksatlarını ayrıntılı olarak açıklamayı amaçlamış bulunuyorum…”
Can dostu tankları yürütürken, kendisi neciydi?
Can dostu tankları yürütürken, kendisi neciydi?
Şu sözler, Komprador Burjuvazi’nin önde gelen baronlarından İzhak Alaton’a (1927-2016) aittir: “Bu ülkede tankları yürütebilmek için dört tane ev verdim!”Video: Can dostu tankları yürütürken, kendisi neciydi? FETÖ Çatı Soruşturması kapsamında ifadesi alınan Cem Fadıl Bozkurt, İzhak Alaton’un 28 Şubat sürecine dair konuşmalarından da bahsederek, onun bu sözleri sarf ettiğine şahit olduğunu söylemiştir. Bozkurt, İzhak Alaton ile 1998’de ortak şirket kurdukları Mehmet Günyeli (Leyla Alaton’un eski eşi) aracılığıyla tanıştığından ve Alaton’lar ile ortaklığının 2015 yılına kadar devam ettiğinden de söz etmiştir. (A.A/ 16 Nisan 2016)YAMAN BİR SORUBaron İzhak Alaton’un “tankları yürütmekle” alakalı sözleri; 28 Şubat darbesini yapan generallerin “kimlerden talimat aldığını” gösteriyor: Yani, TSK’nın da üzerindeki Derin Yapılanma’yı (Baronsal Gladyo) bir kere daha işaretliyoruz! Vaktiyle Fetullah’ın “Siyonist örgütlerle temasını sağlayan” Alaton, 1994 yılında TESEV kurulduğunda Nafiz John Paker ile birlikte Yönetim Kurulu’nda yer almıştır. TESEV’in kuruluşu, 28 Şubat darbesinden üç yıl öncedir! (TESEV’i senelerce fonlayan kuruluşlar arasında bulunan NED ile G.Soros’un Açık Toplum Enstitüsü CIA ile bağlantılıdır.) Tam da burada, şu yaman suali soralım: İzhak Alaton, 28 Şubat sürecinde tankları yürüten şu malum generallere “lüks ev ödülü” eşliğinde derin talimatlar verirken; Nafiz John Paker, İstanbul’da Tapu Müdürü müydü? Paker’in Yönetim Kurulu üyesi olduğu TESEV’in başkanlığına getirildiği yıl 1997’dir! Başkanlığı, 17 yıl sürmüştür. Ezcümle: İzhak’ın, Nafiz John’ın, Fetullah’ın ve Çevik’gillerin Yirmi Sekiz Şubat darbesinin neresinde konuşlandıkları aşikârdır. Nafiz John Paker; Paralel Fatih Üniversitesi’nin rektörü Şerif Ali Tekalan’ın davetiyle Nisan 2013’te Pensilvanya’daki Fetullah’ı ziyaret etmiştir… Paker, 3 Nisan 2013 tarihinde açıklanan “Akil İnsanlar” listesinde de yer almıştı ve 18 Nisan 2013’te “Böyle bir barış sürecini başlatan Öcalan keşke özgür olsa; özgür bir ortamda bunu devam ettirebilse” diye konuşmuştu! Şubat 2015’te, Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Derneği’ni (PODEM) kuran Amerikancı John Paker’in; Temmuz 2013’te Soros ile ve de Ocak 2015’te TESEV ile “ayrılığı” göstermeliktir. Güya, her ikisiyle de “anlaşmazlığa düşmüş de, yolları ayrılmış” falan hepsi numaradır, hikayedir: Başta George Soros, belli başlı derin bağlantıları deşifre olmaya başlayınca; taktik değiştirip başka bir “kamuflaj elbisesi” giymiştir. Bunun nedeni, “İktidarı bütün hücreleriyle destekleyen!” Truva Antetli Derin Rolünü sürdürebilmekti… Amerikancı Paker’in ve muhtelif elemanlarının bahse konu bu rolü “İktidarı, Batılı devletlerle uyumlu hale getirebilmek” amaçlıydı; ayrıca, Hükümete /AK Parti’ye “taraftar ve de dost görünmek suretiyle kritik yanlışlar yaptırtabilmek” içindi: Mevzu, halen daha böyle seyrediyor!FİKRİ TAKİP: KURGUSAL FUTBOLDün 14 Mayıs’tı: İşbu vesileyle, 2006’ya gidelim ve 14 Mayıs akşamı “süper ligimizin!” son haftasına ait maçta Denizli Stadı’nda yaşananları hatırlayalım… Futbolun uluslararası kuralları gereği “elli altıncı dakikada” maçın hakemi Mister Dereli tarafından tatil edilmesi gereken (ev sahibi takım için hükmen yenilgi anlamına gelecekti) ancak taammüden “edilmeyen” ve uzun uzatma dakikalarının ardından 1-1 biten bu kritik müsabaka F.Bahçe’ye şampiyonluğu kaybettirirken, Galatasaray’a bir haram-piyonluk daha kazandırmıştı! O dönemde “süper ligimizdeki” bir kulübün (ismi bu satırların yazarında saklıdır) başkanlığını yapan bir kişinin; daha sonraları, 2011’de Şike Kumpası günleri yaşanırken- tarafıma anlattıkları “Kurgusal Futbol” bahsinde fevkalade ibretliktir… Şubat 2006’da -bir gün- TFF’nin İstanbul’daki binasına giden Kulüp Başkanı; sohbetin koyulaştığı bir anda -o dönemde yeni seçilmiş- TFF yönetiminden bir şahsın cebinden bir kâğıt çıkardığını, kendisinin de çok kısa bir süreliğine bu kâğıtta yazılanlara baktığını tarafıma söylemişti: Dönemin Kulüp Başkanı, lig bitimindeki zirveyi ve küme düşme hattındaki tüm takımları “üç ay kadar öncesinden” gösteren bu listede kendi takımının adını düşenler arasında görmediğinde “çok rahatladığından” bahsetmişti! 14 Mayıs akşamı (2006) son maçları oynanacak Süper Kurgusal Ligimizin ilk iki sırasındaki takımlara da bir anlık gözleri ilişmişti: Birinci, Galatasaray’dı; ikinci de Fenerbahçe!KOL SAATİ’Nİ GÖSTERMİŞTİ14 Mayıs akşamı; İstanbul’daki Kayseri maçını kazanan Haram-piyon Cim Bom’un Başkanı Mister Polat, Denizli’den gelen neticeyi aldıktan hemen sonra kol saatini büyük bir sevinçle tribünlere gösteriyordu! Ne de olsa… Final haftasından birkaç gün öncesinde, ısrarla “Pazar akşamı 20.45’te kesinlikle şampiyonuz” diye derin bir kehanette bulunmuştu, Adnan Başkan! -Hey gidi günler… Kol Saatinden on üç sene sonra Kurgusal Futbol Sinemasında bu kez filmin adı: “Sinyor Terim yahut Heykel Yolcusu Kalmasın!”
Ruşen Çakır’ı ABD’den fonlayan sözde Chrest Vakfı Soros’çu mu?
Bülent Orakoğlu
Ruşen Çakır’ı ABD’den fonlayan sözde Chrest Vakfı Soros’çu mu?
Terörle mücadelede kararlılıkla alınan yol Türkiye düşmanlarının elini kolunu bağlayınca; teröristler sosyal medya, geleneksel yayın organları, STK’lar ve dernekler üzerinden etki alanını genişletme ve hedeflerini gerçekleştirme peşinde. Bunun son örneği olarak sosyal medya trolleri, yurt dışından fonlanan sözde gazetecilerle sanatçılar ve ajans görünümlü siyasi tetikçiler orman yangınlarında kendini gösterdi. Binbir türlü yalan ve algı operasyonuna imza atan bu çevreler, PKK’nın ormanlarda yakt...
Macaristan'dan AB'ye 'Soros' tepkisi
Dünya
Macaristan'dan AB'ye 'Soros' tepkisi
George Soros ağının Macaristan'a karşı yaptığı yeni bir saldırıyı gördüğünü belirten Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto, "Ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar, Avrupa Parlamentosu'nda hangi raporu kabul ederlerse etsinler Macar hükümeti sadece Macaristan ve Macarların güvenliğini ön planda tutacak" dedi.
AA
Soros’un çocukları yandı
Dünya
Soros’un çocukları yandı
ABD Kongresi, eski Sovyet ülkelerinde ve Balkanlarda “renkli devrimler” örgütleyen Soros’u fonladığı gerekçesiyle eski Başkan Obama’ya soruşturma açılmasını istedi. Obama’nın şiddet yanlısı solcu gruplara dahi para akıttığını kaydeden senatörler, ABD’nin “demokrasiyi yayma” amaçlı müdahalelere derhal son vermesini de talep etti.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.