81 ilin atık suyunda koronavirüs incelemesinin ilk sonuçları: Konya'dan alınan değerler İstanbul'dan daha yoğun
Koronavirüs
81 ilin atık suyunda koronavirüs incelemesinin ilk sonuçları: Konya'dan alınan değerler İstanbul'dan daha yoğun

Türkiye'de koronavirüsün atık sulardaki varlığının araştırılması için devam eden çalışmalarda ilk sonuçlar alındı. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi, "Analizlere bakıldığında atık suda SARS-CoV2'yi en yoğun olarak biz bugüne kadar, Konya ilinde gözlemledik. Konya ilini takip eden İstanbul'du. İstanbul ve Konya açık ara diyelim, onları takiben ise Bursa, İzmit, İzmir ve Antalya'nın bazı bölgelerinde virüs konsantrasyonlarına gözlemlenebilir mertebede rastladık" dedi.

DHA
Hakkari'de kamyon şoföründen yavru kurda can suyu
Hayat
Hakkari'de kamyon şoföründen yavru kurda can suyu
Hakkari'nin Çukurca ilçesine bağlı Narlı köyünden maden ocağına malzeme taşıyan bir kamyon şoförü, yolda aç ve bitkin gördüğü yavru kurda su ve ekmek vererek hayatta kalmasını sağladı. Hayvansever kamyon şoförü, ekmek verdikten sonra yavru kurdu olduğu yerde bırakarak aracına binip uzaklaştı. Yavru kurt da bir süre sonra bölgeden uzaklaşırken, kamyon şoförü o anları ise cep telefonuyla görüntüledi.
IHA
15 Temmuz’da “paralel din” tehlikesi püskürtüldü!
15 Temmuz’da “paralel din” tehlikesi püskürtüldü!

Tanzimat’la başlayan, Cumhuriyet’le birlikte “kültürel inkâr”a dönüşen modernleşme tarihimiz her tür darbenin yaşandığı ürpertici bir darbeler tarihidir. Bu gerçeği gözardı ediyoruz nedense!

Sultan Abdülaziz, bilekleri kesilerek bir saray darbesine kurban gitti.

Sultan II. Abdülhamid, küresel Yahudi-İngiliz şebekelerinin darbesiyle tahttan indirildi.

Cumhuriyet tarihindeki darbeleri saymaya gerek yok burada.

28 Şubat ve 15 Temmuz darbe girişimleri, doğrudan bu ülkenin Müslüman varlığını hedef alan, İslâmî varlık nedenini yok etmeyi amaçlayan darbe girişimleri olması bakımından diğer klasik darbelerden ayrılıyor. Bu darbeler, bu toplumun ruhunu, İslâmî ruh köklerini, genetik kültürel kodlarını yok etmeyi ve paralel bir din icat etmeyi hedefleyen darbelerdi.

İNGİLİZLERİN ŞARK MESELESİ VE “PARALEL DİN” PROJESİ

Bu iki darbeyle İngilizlerin iki asırlık Şark Meselesi projelerinin ikinci ayağının da hayata geçirilme sürecinde çok kritik bir aşamaya girildiğini görüyoruz.

Şark Meselesi’nin birinci ayağı İslâm’ı, dolayısıyla tarih yapan bir aktör olarak İslâm medeniyetini tarihten uzaklaştırma projesiydi.

Osmanlı’nın durdurulması, müslüman Hindistan’ın parçalanması, Arap dünyasının paramparça edilmesiyle bu hedeflerine ulaştı İngilizler.

28 ŞUBAT DARBESİ VE “HORMONLU MÜSLÜMANLAR” PROJESİ

Şark Meselesi’nin ikinci ayağı ise, Müslümanları İslâm’dan uzaklaştırma projesi...

Bu da son iki asırdan bu yana iki teo-politik ve teo-kültürel stratejiyle hayata geçirilmeye çalışılıyor: Öncelikli olarak, İkinci Dünya Savaş’ndan sonra emperyalistler tarafından sözümona bağımsızlıkları verilen müslümanların yaşadığı ülkelerde devletlerin İslâm’dan arındırılması. Bunun en katı uygulaması, Türkiye’de hayata geçirildi.

İkinci aşamada da toplumun İslâm’dan uzaklaştırılması süreçleri devreye girdirildi adım adım. İşte toplumun İslâm’dan uzaklaştırılması projesi son iki darbe girişimiyle gerçeğe dönüştürülmeye çalışıldı.

28 Şubat, İslâmî kesimlerin İslâmî duyarlıklarını yitirmelerine yol açtı, sekülerize olmuş, hayattan kopartılmış, sadece bireysel bir inanç meselesine indirgenen bir İslâm anlayışının tohumlarını ekti: Bu da, toplumda “hormonlu müslümanlar” icat etti.

15 TEMMUZ DİRENİŞİ VE “PARALEL DİN” TEHLİKESİNİN PÜSKÜRTÜLMESİ

15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ, İslâm’ı Protestanlaştırma projesi olarak adlandırdığım bu projeyi bütün küre ölçeğine yaymaya çalışıyor, bunu paralel bir din icat etme görevi olarak düşünüyordu. Eğer 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi başarıya ulaşmış olsaydı, İslâm’ı Protestanlaştıran paralel bir dinin merkez üssü Türkiye olacaktı.

Böylesine ürpertici bir sürecin bütün İslâm dünyasına da yayılması ve anaakım İslâm’ı devre dışı bıraktıracak bir paralel dinin, ruhu çalınmış, hayatın bütün alanlarından kovulmuş, anlamsızlaşmış, hayatta hiç bir karşılığı olmayan, tek kelimeyle paçavraya dönmüş bir paralel dinin İslâm dünyasına hâkim kılınması kolaylaşacaktı.

İşte 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine göğsünü siper ederek karşı durmakla bu toplum paralel devlet girişimini önlemekle kalmadı; bundan daha da önemlisi, paralel din girişimini de önledi.

Bu toplumun 15 Temmuz’da oynadığı bu tarihî rol ne yazık ki gözardı ediliyor Türkiye’de. Protestanlaştırılmış İslâm anlayışına tarihî bir darbe vurdu bu toplum. Bu, çok önemli, tarihî bir adım oysa.

15 Temmuz’da bu toplum, üstelik de laik bir devlette, İslâmî duyarlıkları olan bir anlayışın iktidar olması sebebiyle İslâm’ın tarihinde çok önemli bir yıkım hareketine “dur!” diyerek çok büyük bir felâketi önlemiş oldu.

Son olarak şunu vurgulamakta fayda var: İslâm’ın Protestanlaştırılması projesi, hilafetin tarihten çekilmesinden bu yana yaklaşık bir asırdır özellikle Hindistan’da Kadıyânîlik hareketiyle İngilizler marifetiyle bütün Asya toplumlarına yayılmaya çalışılıyordu. Ayrıca, Türkiye’deki laikleşme projesi de, bir başka açıdan İslâm’ı protestanlaştırma (hayattan uzaklaştırma) projesidir. Üçüncü olarak da postmodern kültürün hakikat fikrini inkâr etmesi, hakikati izafileştirmesi, deizm, ateizm biçimlerinin küre ölçeğinde hızla yayılmasına katkıda bulundu; hakikatin izafileştirilmesi, dinin de izafileştirilmesine zemin hazırladı.

Hem Türkiye’de FETÖ’nün zuhuru ve küre ölçeğinde örgütlenmesi hem de postmodern küresel kültürün küre ölçeğinde hızla yaygınlaşması, İslâm’ın protestanlaştırılması girişimi için son derece uygun zeminler oluşturuyordu. İşte bu toplumun Türkiye’de 15 Temmuz darbe ve işgal girişimini püskürtmekle bu paralel din projesine nasıl büyük bir darbe vurduğu ilerde daha iyi anlaşılacak.

*

Not: Bu yazının tam metni, Sakarya’nın Serdivan ilçesinde yayımlanan en nitelikli yerel yayın çabalarından Serdivan’ın 15 Temmuz Özel Sayısı’nda yer aldı. Yazının tamamını oradan okuyabilirsiniz.

Ayasofya için iki formül: Aylardır beklenen kararın bugün açıklanması bekleniyor
Hayat
Ayasofya için iki formül: Aylardır beklenen kararın bugün açıklanması bekleniyor
Danıştay 10. Dairesi’nin Ayasofya kararını bugün açıklaması bekleniyor. Daire, Bakanlar Kurulu’nun 1934 tarihli “müze” kararını iptal ederse Ayasofya’nın açılması için 2 formül konuşuluyor. Erdoğan imzasıyla Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hazırlanacak ve Ayasofya yeniden cami olacak. İkinci formüle göre Cumhurbaşkanlığı Danıştay kararını Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne gönderecek ve gereğinin yapılmasını isteyecek.
Yeni Şafak
Sansür endişesi: Gıda ve beslenme konusundaki haber ve paylaşımlara bile ceza kesilebilecek
Ekonomi
Sansür endişesi: Gıda ve beslenme konusundaki haber ve paylaşımlara bile ceza kesilebilecek
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde “Gıda Bilim Kurulu” kurulması amacıyla hazırlanan düzenleme sansür endişesi yarattı. Kurul, bilimsel olmadığını düşündüğü her türlü yayın organındaki haber, makale ve görüş beyanını suç sayacak. 20 ila 50 bin lira arasında değişen para cezası kesecek. Kurula karşı çıkanlar, “görüş açıklama hürriyetinin zarar göreceğini” öne sürüyor. Buna göre gıda ve beslenme konusunda yapılan haber, sosyal medya paylaşımları ve kitaplar dahi cezalandırılabilecek.
Yeni Şafak
CHP’liler Sülün Osman’ı aratmadı: Belediyenin diyerek vatandaşın arsasını kiraya verdiler
Gündem
CHP’liler Sülün Osman’ı aratmadı: Belediyenin diyerek vatandaşın arsasını kiraya verdiler
Biri halen CHP’li Maltepe Belediyesi meclis üyesi olan üç CHP’li, bir vatandaşın arsasını “belediyeye ait” gibi göstererek Erhan Çelik’e 70 bin liraya kiraya verdi. Çelik, dolandırıldığını farkedince yatırdığı kaporayı geri aldı ama CHP’lilere güvenerek arsaya yaptığı 200 bin liralık yatırım boşa gitti.
Yeni Şafak
Tüketicinin önceliği güvenilirlik: Mobilya ve ev tekstilinde tüketicinin benim dediği markalar
Ekonomi
Tüketicinin önceliği güvenilirlik: Mobilya ve ev tekstilinde tüketicinin benim dediği markalar
Mobilya ve ev tekstili sektöründe tüketici tercihleri ‘Benim Markam’ araştırmasında ortaya kondu. Her iki sektörde marka tercihinde en önemli unsur güvenilirlik olarak ortaya çıkarken, tüketici tercihinde ise fiyatın önemli rol oynadığı belirlendi. Her iki sektörde öne çıkan markalar listelendi.
Yeni Şafak
Üç milyonu açlıktan öldürecek: Rusya'nın veto inadı yüzünden Suriye'de milyonlar aç kalabilir
Dünya
Üç milyonu açlıktan öldürecek: Rusya'nın veto inadı yüzünden Suriye'de milyonlar aç kalabilir
Suriye’de Esed rejiminin bombalarla öldürdüğü sivilleri Rusya da açlığa mahkum etmek istiyor. Moskova, Öncüpınar ve Cilvegözü’nden BM kanalıyla giden insani yardımları veto etti. Bir çözüm bulunamazsa İdlib’deki 2,8 milyon kişi, Halep’in kuzeyinde de 300 bin kişi açlık kriziyle karşı karşıya kalacak.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.