İtalya Başbakanı Draghi Türkiye'ye geliyor
Dünya
İtalya Başbakanı Draghi Türkiye'ye geliyor
İtalya Başbakanı Mario Draghi, temmuz ayı başında Türkiye ile ikili zirve için Ankara'ya geleceğini söyledi.
AA
Yol ayrımı: Emperyalizmin yansıması olarak millîlik ve kozmopolitlik çatışması
Yol ayrımı: Emperyalizmin yansıması olarak millîlik ve kozmopolitlik çatışması
1920’de Fransızlar Şam’a girdiğinde Türkiye’de de işgal orduları vardı. Başta İstanbul ve İzmir olmak üzere memleketin üzerinde karabulutlar dolaşıyordu. O dönemi iyice anlayabilmek için bütün bir coğrafyada olan biteni bilmek gerekiyor. Aynı yıl Azerbaycan da yeniden işgal edildi. Benzer bir şekilde Mısır da dâhil olmak üzere bütün Kuzey Afrika, Mağrip’ten başlamak suretiyle Batı Avrupa ülkeleriyle mücadele hâlindeydi. İşgal bütün Osmanlı coğrafyasına yayılmaktaydı. Bu dönemde Misak-ı Millî de kabul edildi.Video: Yol ayrımı: Emperyalizmin yansıması olarak millîlik ve kozmopolitlik çatışmasıTürkiye’de Millî Kurtuluş Savaşı başlarken coğrafyamızın birçok bölgesinde benzer kurtuluş hareketlerini görebiliriz. Yine Fas’tan başlamak suretiyle Azerbaycan’a kadar Türkiye ile doğrudan alakalı olan yerlerde millî kurtuluş hareketleri, emperyalizme karşı varoluş mücadelesini örgütlemeye çalışmıştı. Fransız ordusu Şam’a girmeden önce ilk direniş hareketi Meyselun’da baş göstermişti. Fransa bu direnişi ve daha sonra da Şam’ı şiddetli bir şekilde ezip geçti. Michael Provence, Suriye’de başlayan bu hareketin 1930’ların ikinci yarısından itibaren Filistin mücadelesini etkilediğini söyler. Sömürge yönetimleri tarafından yeni devletler oluşturulsa da insanların zihninde bu sınırlar bulunmamaktadır. Provence, The Great Syrian Revolt and the Rise of Arab Nationalism adlı kitapta Suriye İsyanı’nı örgütleyenlerin eğitimlerini Osmanlı askerî okullarında aldığını da söyler. Birbirine çok yakın tarihlerde Fransızlar Suriye’de, İtalyanlar da Libya’da millî bağımsızlık mücadelesini bastırdı. Rif Cumhuriyeti de aynı tarihlerde sukut etmişti.Türkiye, Arap coğrafyası ve Kafkasya’daki olayları 1910’lardan başlamak suretiyle ilişkileri açık açık göstererek anlatan bir kitap olduğunu zannetmiyorum. Bağımsızlık mücadelelerinin kaybedilmesine birçok sebep gösterilebilir. Fakat en önemli hususlardan biri Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra her bir bölgenin kendi başına kalmasıdır. Bağımsızlık mücadeleleri bölgesel güçlü bir devlet tarafından desteklenememiştir. Her bir bölge ayrı bir mücadele verirken kendi kimliğini de inşa etmiştir. Bağımsızlıkçı fikirler ve hareketler başka bölgelere sirayet ettiği gibi sonraki kuşaklara da aktarılabilmiştir.Bağımsızlıkçı fikirler ve hareketler sonraki kuşaklar tarafından miras olarak alındığı gibi emperyalizmle işbirliğini tevarüs eden yapılar da çok güçlü ilişkiler ağı içerisinde güç inşa etmişlerdi. Bunun da karşılaştırılmalı bir şekilde incelenmesi gerekir. Bugün özellikle Türkiye’de açık bir şekilde görüldüğü gibi bir taraftan bağımsızlıkçı mücadelenin gereği olarak küresel emperyalist devletlerle çok sert bir mücadele yürütülürken içeride de benzer bir mevzilenme söz konusudur. Bazılarının iddia ettiği gibi bu cümleleri başkalarını ihanetle suçlamak için yazmıyorum. Bir süreç analizi yapmak gerekiyor. Örneğin Suriye’de Fransa’ya karşı mücadele edenlerin Türkiye’den çok şey beklediklerini biliyoruz. Hatta 1946’dan sonra manda yönetimi sona erdiğinde Halep’te Türk bayrağının dalgalanmasını duygularımızı okşayan bir olay şeklinde ele almamak gerekir. Bu olay ve daha niceleri coğrafyanın ürettiği fikirleri gösterir. Aynı anda iki eğilim varlığını sürdürmektedir.Yüz yıl önce coğrafyayı ayakta tutacak bir devlet kalmamıştı. Şu veya bu şekilde her bir bölge ve devlet kendini bugüne taşıdı. Amerika’nın 1991’de başlayan işgal sürecinden sonra özellikle devlet yapılarının ortadan kaldırılması oldukça anlamlıdır. Millî olanla gayr-i millî olan arasındaki en önemli ayrışma da bu çerçevede yaşandı. Devlet yapılarının çökmesiyle birlikte yerel unsurlar küresel güç merkezleriyle ilişki kurdu. Bunu Osmanlı’nın zayıflama sürecinde gördük. Darbelerin ortaya çıkardığı siyasî sonuçlar da benzer ilişkilere yol açmıştı. Millî olan gittikçe zayıfladı. Köklü bir geleneğe sahip olan devlet düşüncesi derinden yaralandı.Yüz yıl sonra Suriye Savaşı’nda görüldüğü üzere Türkiye, coğrafyanın yeniden parçalanmasını engellemeye çalışıyor. Bu, Irak için de geçerlidir. 1991’den sonraki dönemi, bölgenin emperyalizme karşı direnişi olarak tanımlayabiliriz. Bu dönem, fikirleri de derinden etkilemektedir. Türkiye’de yaşamakta olduğumuz “yol ayrımı” derin etkilere yol açabilecek bir gelişmedir. Bu süreç, 15 Temmuz’dan ve coğrafyamızın yüz yıllık tarihinden bağımsız değildir. Türkiye’nin mücadelesi daha başka birçok gelişmeye de sebep olabilecek güçtedir. Devlet ve millet birlikteliğinin yeniden sağlanması büyük bir gelişmedir.
100 yıl sonra ordaydık
Hayat
100 yıl sonra ordaydık
100 yıl önce Çanakkale Savaşı’nda yaşananları dünyaya duyurmak yola çıkan İlim Heyeti'ni anmak adına İslam coğrafyasından 21 akademisyen, yazar ve gazeteci geçtiğimiz yıl bir gezi düzenlemişti. Bu geziye katılanların izlenimleri “100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale'de” adlı kitapta biraraya getirildi.
Yeni Şafak
2. dünya savaşı sonrası ve 2015'te mültecilerin durumu
Hayat
2. dünya savaşı sonrası ve 2015'te mültecilerin durumu
Bir yıl içerisinde yaklaşık 1 milyon mülteci Avrupa'ya deniz veya karadan geçiş yaptı. Mültecilerin dörtte biri çocuklardan oluşuyor. UNICEF tarafından hazırlanan bu fotoğraflar ikinci dünya savaşından bu yana mültecilerin durumunun neredeyse hiç değişmediğini gözler önüne seriyor.
Diğer
Türkiye’nin güvenlik meselesi
Dünya
Türkiye’nin güvenlik meselesi
Türkiye’nin 2000’li yıllarda değişen dış siyaseti, Ortadoğu’ya bakışını da etkiledi. Bu döneme kadar güvenlik tehditlerinin kaynağı olarak görülen Ortadoğu, müttefiklerle yapılan işbirliği sayesinde, tehditlerin minimize edildiği, kırılgan bir jeopolitik alan olarak inşa edildi.
AA
Ürdün-Suriye sınırındaki Suriyeli mülteciler
Dünya
Ürdün-Suriye sınırındaki Suriyeli mülteciler
Suriye'de 7'nci yılına giren iç savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan ve güvenlik gerekçesiyle Ürdün topraklarına geçmelerine izin verilmeyen yaklaşık 60 bin kişi Ürdün-Suriye sınırında kurulan Rukban ve Hadlat mülteci kamplarında yaşam mücadelesi veriyor.
AA
Derviş Zaim'den Suriye Savaşı'na farklı yaklaşım
Hayat
Derviş Zaim'den Suriye Savaşı'na farklı yaklaşım
Yaptığı her filmle farklı bir konuyu ele alan Derviş Zaim, Suriye savaşı ile ilgili yeni filmi Flaşbellek'in çekimlerini tamamladı. Yönetmenliğini ve senaristliğini Derviş Zaim'i yaptığı Flaşbellek Konya ve Gaziantep'te çekildi.
Yeni Şafak
Küçük yaşta protezle yaşam mücadelesi
Dünya
Küçük yaşta protezle yaşam mücadelesi
Suriye'nin Halep şehrinde Esed rejiminin bombardımanı sonucu bacaklarını kaybeden 11 yaşındaki Mahmud, ailesiyle beraber Türkiye'ye sığındı. Türkiye'de tedavisi yapılıp protez bacak ameliyatı yapılan Mahmud'un protezle zorlu mücadelesi, Suriye'deki savaşın bedelini çocukların ödediğini gözler önüne seriyor.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.