İslâm Ansiklopedisi'nde ekim ayında en çok ne aratıldı?
Hayat
İslâm Ansiklopedisi'nde ekim ayında en çok ne aratıldı?
TDV İslam Ansiklopedisi internet sitesinde ekim ayı boyunca en çok okunan sayfa 'kıyamet alametleri' olarak dikkat çekiyor. Kıyamet alametlerinden sonra en çok merak edilen Uyanış: Büyük Selçuklu dizisinin karakterleri oldu.
İslâm Ansiklopedisi’nde en çok ziyaret edilen yirmi madde: İlk sırada kıyamet alametleri var
Hayat
İslâm Ansiklopedisi’nde en çok ziyaret edilen yirmi madde: İlk sırada kıyamet alametleri var
TDV İslam Ansiklopedisi internet sitesinde her ay bir önceki ayın en çok ziyaret edilen 20 maddesi yayımlanmakta. Ekim ayı boyunca en çok okunan 20 maddenin ilki kıyamet alametleri olarak dikkat çekiyor. Diğer maderlerde ise Uyanış: Büyük Selçuklu dizisinin merak edilen karakterleri yer alıyor.
Yeni Şafak
İçişleri Bakanı Soylu’dan TDV’nin 'İyilik Konutları'na destek
Hayat
İçişleri Bakanı Soylu’dan TDV’nin 'İyilik Konutları'na destek
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından İdlib’de yaptırılan “İyilik Konutları”na destek oldu.
Yeni Şafak
TDV’den depremzede aileler için konteyner ev: Milletimizin emanetlerini güvenli bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık
Gündem
TDV’den depremzede aileler için konteyner ev: Milletimizin emanetlerini güvenli bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık
Merkez üssü Elazığ’ın Sivrice ilçesi olan ve civar illerde de hissedilen 6.8’lik depremden etkilenen ailelerin kullanımı için bölgeye konteyner evler gönderildi. Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti II. Başkanı İhsan Açık, "Hayırseverlerimizle yaptığımız görüşmeler sonrasında 21 metrekarelik içerisinde lavabo, banyo ve mutfağı olan 1 1’lik konteyner evleri göndermeye başladık. Yaklaşık 50 evin kurulumu tamamlandı. Milletimizin emanetlerini güvenli bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık ve ulaştırmaya devam ediyoruz” dedi.
IHA
Danimarka’da Türk imamlar resmi nikah kıymaya başladı
Dünya
Danimarka’da Türk imamlar resmi nikah kıymaya başladı
Danimarka Kilise Bakanlığınca 2006 yılından bu yana inanç toplumları arasında sayılan Danimarka Türk Diyanet Vakfı ve çatısı altında faaliyet gösteren camiler, bakanlığın tanıdığı resmi nikah kıyma yetkisini ilk kez kullandı.
AA
Filibeli Ahmed Hilmi’ye rahmet
Filibeli Ahmed Hilmi’ye rahmet

Nuri Pakdil, dünyanın ahirete açılan kapısından dün tekbirlerle, rahmet dualarıyla yolcu edildi. Şahitlik ettik ve ederiz ki, o bir Müslüman olarak yaşadı, bir Müslüman olarak vefat etti; mekanı cennet olsun.

Sevenlerinin sosyal medyada yayınladıkları müşterek pozları gördükçe, kendi büyük eksikliğimden yakınıyorum şimdi. Merhum Pakdil ile onlardaki gibi göz dolduran ikili bir fotoğraf çektirememişim. Bu yüzden, “Bakın ben Kudüs’te iken merhum da oradaydı” veya “Benim katıldığım ödül törenine o da gelmişti” ya da “En son, bir festivalde kitaplarımı imzalarken görüşmüştük, işte ispatı” şeklindeki cümleler eşliğinde bir paylaşımda bulunamadım.

Neyse, ben bu eksikliğine yanadurarak, tefekkür ehlinden, edebiyat mesleğinden bir diğer Müslümanın, on gün sonraki vefat yıldönümü için önceden kurguladığım yazıyı yazmaya yöneleyim.

Onun adı: Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi.

Hazretle ilgili bir rahmet okumayı talep eden bu yazıyı yazmamın nedeni ise “Filibeli Ahmed Hilmi diyor ki” başlıklı yazımdan sonra, kimi okurlarımın ilettikleri “Biz onu sadece bir romancı olarak biliyorduk” şeklindeki tepkilerdir.

Filibeli’nin hayatı ve fikirleri hakkında bilgiye ihtiyaç duyanları, TDV İslam Ansiklopedisi’ndeki ilgili maddelere ve onların altında yer alan kaynakçalara yönlendirerek, sadece onun yazıdığı kitapların adlarını zikretmekle, hayal denizinin derinliklerinde attığı sağlam kulaçların fikri zeminini göstermenin yeterli olacağını düşünüyorum:

Düşünce ve inceleme kitapları:

-Senûsîler ve On Üçüncü Asrın En Büyük Mütefekkir-i İslâmîsi Seyyid Muhammed es-Senûsî (İstanbul 1325, 1333)

-Müslümanlar Dinleyiniz (İstanbul 1326)

-Târîh-i İslâm (I-II, İstanbul 1326-1327)

-İlm-i Ahvâl-i Rûh – Psikoloji (İstanbul 1327)

-Allah’ı İnkâr Mümkün müdür? Yahut Huzûr-ı Fende Mesâlik-i Küfür (İstanbul 1327).

-Yirminci Asırda Âlem-i İslâm ve Avrupa: Müslümanlara Rehber-i Siyâset (İstanbul 1327)

-Akvâm-ı Cihân (İstanbul 1329)

-İki Gavs-ı Enâm: Abdülkadir ve Abdüsselâm (İstanbul 1331)

-Türk Rûhu Nasıl Yapılıyor? (İstanbul 1329)

-Hangi Meslek-i Felsefîyi Kabul Etmeliyiz?: Dârülfünun Efendilerine Tahrîrî Konferans (İstanbul 1329)

-Beşeriyetin Fahr-i Ebedîsi Nebîmizi Bilelim (İstanbul 1331)

-Huzûr-ı Akl ü Fende Maddiyyûn Meslek-i Dalâleti (İstanbul 1332)

-Muhalefetin İflâsı (İstanbul 1331).

-Üss-i İslâm: Hakāik-i İslâmiyye’ye Müstenid Yeni İlm-i Akâid (İstanbul 1332)

Edebi kitapları:

-Vay Kız Bekçiyi Seviyor (İstanbul 1326)

-İstibdâdın Vahşetleri yahut Bir Fedâinin Ölümü (Oyun, İstanbul 1326)

-A‘mâk-ı Hayâl (İstanbul 1326)

-Öksüz Turgut (İstanbul 1326)

-Şiirler (İstanbul 2005)

Filibeli’nin kitapları, sonradan erişilen tefrikaların ve metinlerin de eklenmesiyle, Büyüyenay tarafından “Bütün Eserleri” kapsamında yayınlanıyor. Nitekim İlm-i Ahvâl-i Rûh – Psikoloji (İstanbul 1327) adlı kitabı, 8. kitap olarak, Ruh Hallerinin İlmi adıyla yakın zamanda çıkacak.

Filibeli’nin en azından A‘mâk-ı Hayâl’nin onlarca kez basılmasına itibar ederek, çok okunduğu vehmiyle, onun vefat yıldönümü olan 30 Ekim’de, sosyal medya mücahitlerinden az sayıda da olsa mesajlar görmeyi ummamız elbette zaittir. Elbette onlar da kendi açılarından haklı sayılacaklardır, zira altında “Üstad, falanca ile...” yazarak (virgülün yerine dikkat) yayımlayacakları bir fotoğraftan mahrumdurlar herşeyden önce. Fotoğraf yoksa hafıza ve hatıra

(-e yoluyla görünme) zaten yoktur artık.

Şimdiden, Filibeli’nin Masonlar tarafından zehirlenerek şehit edildiğine dair bir bilgiyi paylaşırsam, belki onu hatırlamaları mümkün olur diye umut ediyorum. Bu bilgi önemlidir zira, sosyal medya mücahitleri acaip şekilde Siyonist ve Mason düşmanıdırlar ve bir ecelin onların vesilesiyle gelenine ziyadesiyle dikkat kesilirler.

Filibeli, Galatasaray’dan mezun olduğu günden itibaren, vefatına kadar gazetecilik yaptı; bu uğurda Fizan’a, bilahare Kastamonu ve Bursa’ya sürüldü.

Arûsiyye tarikatının müntesiplerinden olan Filibeli, sıkça kapatılmalarına rağmen, ısrarla çıkardığı gazete ve dergilerinde Siyonizmi ve Masonluğu kıyasıya eleştirdi.

30 Ekim 1914’de âniden vefat etti. Hiçbir rahatsızlığının bulunmadığına şahitlik eden dostları, Filibeli’nin bakır zehirlenmesiyle Masonlar tarafından öldürüldüğünü ileri sürdüler ancak savaş ve imparatorluğun yıkılma şartlarında kimse bu iddianın üzerine gidemedi. Ardından Kemalist sistem de onun unutulmasını isteyince, adı ve eserleri uzun bir süre kül altında kaldı.

On gün sonraki vefat yıldönümünü vesilesiyle Filibeli’ye mutlaka bir Fatiha armağan edelim.

Mekanı cennet, hatırası mübarek olsun.

Güvenli bölgede ilk konutlar
Dünya
Güvenli bölgede ilk konutlar
Suriye’nin kuzeyinde 30-40 kilometre derinlikte güvenli bölge kurup mülteciler için kalıcı konutlar yapmayı teklif eden Türkiye, ilk adımı ‘çatışmasızlık bölgesi’ İdlib’de attı. İdlib’de engelli ve yetimler için inşa edilmeye başlanan 100 konut 6 ay sonra sahiplerine teslim edilecek.
Yeni Şafak
Nuseybe el-Mâziniyye (Ümmü Umâre)
Nuseybe el-Mâziniyye (Ümmü Umâre)

TDV İslam Ansiklopedisi’nde bu değerli ve kahraman sâhâbînin (sahâbiyye kelimesi Türkçe’de kullanılmaz) Sayın Halit Özkan tarafından kaleme alınmış biyografisi vardır. Bir hatıra ile birlikte bu büyük İslam insanını anmak için o maddeyi özetleyecek, başka kaynaklardan küçük ilaveler de yapacağım.

Video: Nuseybe el-Mâziniyye (Ümmü Umâre)


Merhum dava arkadaşım Bekir Topaloğlu ile beraber İmam Hatip Okulları için Arapça gramer ve okuma kitabı hazırlamıştık. “Arapça Okuma ve Eski Metinler” isimli kitapta öğrencilere bir yandan dil öğretirken, diğer yandan İslâm tarih, kültür ve değerlerini tanıtmayı da hedeflemiştik. Bu yüzden o zamanın Talim Terbiyesi (yıl 1964) “Bu kitapta ideolojik bir amaca yöneltme var” diyerek kitabı reddetmişti, sonra bir yolunu bulup yardımcı ders kitabı olarak kabulünü sağladık, yıllarca İmam Hatip Okullarında okutuldu, bugün bile bazı eski öğrencilerimiz o kitaptan ezberledikleri parçaları buluştuğumuzda bize okuyorlar. İşte bu kitaba “Nuseybe el-Mâziniyye”nin kısa biyografisini ve şanlı menkıbesini de koymuştuk.

Nuseybe (Allah ondan razı olsun) Hazrec kabilesinin Benî Neccâr koluna mensuptur. Annesi Rebâb bint Abdullah’tır. Bedir gazilerinden Abdullah ve bekkâînden Abdurrahman onun kardeşleridir. Birinci kocası öldüğü için ikinci bir evlilik yapmış ve bu iki evlilikten Abdullah, Habîb ve Temîm isimli oğulları ile Havle adında bir kızı olmuştur

Medineli ilk Müslümanlar arasında yer alan Ümmü Umâre, İkinci Akabe Biatı’nda kocası ve iki oğluyla bulundu. Bu biata iştirak eden iki kadından biri olmasının yanında savaşlarda en önde yer almasıyla da meşhurdur. Uhud’a, Benî Kurayza Gazvesi’ne Hudeybiye’ye, Hayber’in fethine, Umretü’l-kazâ’ya, Mekke’nin fethine, Huneyn’e ve Yemâme savaşına katıldı. Özellikle Uhud, Huneyn ve Yemâme savaşlarında büyük hizmetler gördü. Uhud’da savaşın şiddetlendiği ve Müslümanların zor durumda kaldığı bir sırada kocası Zeyd ve iki oğluyla birlikte Hz. Peygamber’i koruyan pek az sahâbîden biridir. Bu savaşta birçok yerinden yaralandı, ardından bir yıl boyunca yaralarının tedavisiyle uğraştı. Uhud’da gösterdikleri fedakârlıktan dolayı onun ve ailesinin cennette kendisine komşu olmaları için Hz. Peygamber’in dua ettiği ve “O gün nereye baksam Ümmü Umâre’nin beni korumak için savaştığını görüyordum” dediği bilinmektedir.

Ümmü Umâre, Bey‘atürrıdvân’a katılan dört kadın arasında yer aldı. Resûl-i Ekrem, Hz. Osman’ın Mekkeli müşrikler tarafından öldürüldüğü haberi gelince Ümmü Umâre’nin kabilesinin konak yerine geldi ve burada bir ağacın altında ashaptan biat aldı. Ümmü Umâre, sahâbîlerin yanlarında çok az silâh bulundurduğu o gün muhtemel bir düşman saldırısına karşı beline bir bıçak bağladığını söylemiştir.

Huneyn’de Müslümanların baskına uğrayıp dağıldıkları sırada savaşa devam ederek onların tekrar toparlanması için gayret gösterdi, bu arada bazı müşrikleri de öldürdü.

Daha önce Hz. Peygamber’in mektubunu Müseylimetülkezzâb’a götüren ve orada işkenceyle (Müseylime’nin peygamberlik iddiasını kabul etmediği için organları teker teker kesilerek) öldürülen oğlu Habîb’in intikamını almak için yemin etti ve bu amaçla katıldığı Yemâme savaşında kahramanca çarpıştı. Burada bir ara dağılan Müslümanların yeniden toparlanması için uğraşırken on bir yerinden yaralanıp bir elinin kesilmesine rağmen Müseylime’yi aramaya devam etti. Oğlu Abdullah ile Vahşî b. Harb, bahçesine saklanan Müseylime’yi bulup öldürdüler, Nuseybe bunu haber alınca sevindi, maksat hâsıl olmuştu, Rabbine şükretti.

Ümmü Umâre nâzil olan âyetleri ve İslâm’ın hükümlerini dikkatle takip ediyordu. “Müslüman erkekler ve kadınlar, mümin erkekler ve kadınlar, ibadet ve itaat eden erkekler ve kadınlar, özü sözü doğru erkekler ve kadınlar, sabreden erkekler ve kadınlar, gönlünü ibadete vermiş erkekler ve kadınlar, yardım yapan erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çokça anan erkekler ve kadınlar, işte bunlar için Allah büyük bir ödül hazırlamıştır” meâlindeki âyet (el-Ahzâb 33/35), bir rivayete göre Ümmü Umâre’nin Hz. Peygamber’e gelerek, “Bakıyorum da Kur’ân’daki her şey erkekler adına, kadınlardan hiç bahsedilmiyor” şeklindeki nazı ve niyazı üzerine nâzil olmuştur.

Aile’de vazifesini bihakkın yapan ana, cihadda kahraman, cemiyette vakarlı ve takvâlı bir hanım üye olan Ummü Umâre Nuseybe el-Mâziniyye ne güzel bir örnek. Ona benzemeye çalışmak ve onunla cennette buluşmak ne güzel bir son!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.