Kim, kimdir? Nedir, ne değildir?
Kim, kimdir? Nedir, ne değildir?

15 Temmuz’daki darbe kalkışması sırasında Jandarma Genel Komutanlığındaki eylemlerle ilgili davada 86 sanık “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 35 sanık ise aynı suçtan müebbet hapse çarptırıldı. Eski TEM (Terörle Mücadele) Daire Başkanı Turgut Aslan’ı başından vuran FETÖ’cü eski Albay Erkan Öktem de 86 sanık arasında yer alıyor. (26 Haziran 2020)

*

Turgut Aslan, çok zor günler yaşadı. Beş ay boyunca komada kaldı. Geçirdiği ağır ameliyatlarla hayata tutundu. Nice sonra, sağlığına kavuşabilmişti.

*

Aslan’ın, 15 Temmuz gecesi şehit edilen korumasıyla birlikte FETÖ Cuntacıları tarafından “infaza götürülme” anlarının görüntüleri de ortaya çıkmıştı. (1 Kasım 2018)

*

Gazi unvanı alan Turgut Aslan’a, 15 Temmuz’daki kahramanca mücadelesinden dolayı “Devlet Övünç Madalyası” verildi.


*

Turgut Aslan, kısa bir süre önce de (16 Haziran 2020) Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak atandı.

MİSTER HUNTER

Bütün bunlardan sonra, 15 Temmuz 2016’dan “üç ay öncesine” gidiyoruz…

Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanı olan Turgut Aslan’ın da aralarında yer aldığı kimi Emniyetçiler; kuyruklu iftiralara uğradılar, hapse attırılmak istendiler!

Onlara bu Paralel Saldırı’yı reva gören kimdi, acaba?

El Cevap: Hanefi Hunter! Yani? Bir nevi İnsan Avcısı!

*

Mister Hanefi Hunter, savcılığa başvurup mevzubahis Emniyetçileri hayali bir örgütün mensubu olmakla itham etmişti; yani açıkça iftira atmıştı… Neticede, bu soruşturmada takipsizlik kararı verildi.

Peki, o soruşturmada İnsan Avcısı Hanefi’nin “tanık” olarak gösterdiği şahıs” kimdi? Kaşarlanmış, tescilli bir FETÖ mensubu olan BDDK üyesi Haluk Tözüm! Şahıs, KHK ile kamudan ihraç edilenler arasındaydı. (Yeni Şafak, 5 Eylül 2016)

*

Turgut Aslan ve Emniyetçi arkadaşlarını hedef alan iftira olayında Yardımcı Paralel Oyuncu olarak istihdam edilen Mister Tözüm, FETÖ’nün Emniyet İmamı Osman Hilmi Özdil’in “emrinde” çalışıyordu!


*

Şimdi de, 1 Nisan 2020 tarihinde FETÖ’cü Kronos sitesinde yayınlanan bir haberi okuyoruz: “BDDK eski üyesi Haluk Tözüm koronavirüsten öldü.” Haberde, İP Genel Sekreterine atfen Tözüm’ün “KHK mağduru olduğu; kendisini FETÖ mücadelesine adadığı” gibi kuyruklu yalanlar sıralanıyordu!


*

Viyana (Avusturya) merkezli yayın yapan Kronos sitesinin Yayın Yönetmeni kim, peki? -Firari FETÖ’cü Doğan Ertuğrul! Sitenin editörleri arasında; CIA elemanı Ekrem Dumanlı’nın mutemet Paralel Piyonu Selahattin Sevi de var!


*

FETÖ’cü Kronos’un, önceki gün “Yunanistan, ‘Mavi Vatan politikasından’ Joe Biden ile kurtulmayı planlıyor” diye “Yunan Ağzıyla” bir haber yaptığını da bu vesileyle hatırlatalım!


GERÇEK YÜZÜ, İŞTE BUDUR

Yine, Mister Hunter denilen İnsan Avcısı’ndan devam edelim… Dönemin FETÖ Emniyet İmamı’nın kanatları altında 1990’lı yıllarda Paralel polisleri yetiştiren Hanefi Hunter; “PKK’nın da, Paralel Yapı’nın da arkasında ABD’nin yer almadığı” yalanını tekrarlıyordu, ağırlandığı ekranlarda! Dahası var… 2 Ekim 2018’de Halk TV’de geçen FETÖ bahsinde ise aynen şöyle demişti, Mister Hunter: “Bu yapı suçludur ancak onları PKK ile aynı kefeye koyamazsınız, onlara Terör Örgütü diyemezsiniz!”


*

Haydut Devlet ABD’nin 2019 Terör Raporu, birkaç gün evvel medyada yer aldı: Haberde, şöyle deniliyordu:

“Raporda, Gülen Grubu’nun ABD’nin terör örgütleri listesinde olmadığına vurgu yapıldı…” (25 Haziran 2020)

Hülasa…

Terör Devleti ABD’nin sözde Terör Raporu’nda Uncle Sam’in Lokomotif Terör Örgütü FETÖ yok! -Amerika Birleşik Düzenbazlar Devleti sundu!


TRUVA REJİSÖR

Finali, yine “Truva” Mister Hunter ile yapalım…

28 Şubat darbesinin işaret fişeği olarak kurgulanan Müslüm-Fadime Hadisesini (28 Aralık 1996) organize eden, daha doğrusu uygulayanların Paralel Emniyetçiler olduğu son yıllarda ortaya çıkmıştır!

*

O Kurmaca Baskın’da Fetullahçı Polisler’in Rejisörü kimdi, acaba?

Bir kez daha, El Cevap: Haydut ABD’yi acayip seven Mister Hanefi Hunter!

Üstelik: “O Kurmaca Baskının Rejisörü olduğu” kendi beyanıdır! (29 Ekim 1997)


Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aksoy'dan ABD'nin Terörizm 2019 Ülkeler Raporu'na tepki:  YPG'nin PKK ile aynı terör örgütü olduğunun üstü örtülmeye çalışılıyor
Gündem
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aksoy'dan ABD'nin Terörizm 2019 Ülkeler Raporu'na tepki: YPG'nin PKK ile aynı terör örgütü olduğunun üstü örtülmeye çalışılıyor
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, ABD Dışişleri Bakanlığınca yayımlanan "Terörizm 2019 Ülkeler Raporu"nda, YPG'nin PKK ile aynı terör örgütü olduğunun üstünün örtülmeye çalışıldığına dikkati çekerek, "Bu yaklaşım, YPG'nin terörist kimliğinin açıkça vurgulanmasından kaçınılması anlamına gelmekte, dahası ABD'nin bu terör örgütüyle iş birliğini teyit etmektedir." ifadesini kullandı.
AA
ABD "Terörizm 2019 Ülkeler Raporu"nu açıkladı: Türkiye bölümü dikkat çekti
Dünya
ABD "Terörizm 2019 Ülkeler Raporu"nu açıkladı: Türkiye bölümü dikkat çekti
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan "Terörizm 2019 Ülkeler Raporu"nda, "Türkiye'nin YPG'yi PKK'nın uzantısı olarak gördüğü" ibaresine bu kez yer verilmesi dikkati çekti. FETÖ'nün ABD'de terör örgütleri listesinde olmadığına vurgu yapıldı. Öte yandan, geçen yılki raporda FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için yapılan "sürgünde din adamı" tanımından din adamı ifadesinin kaldırıldığı görüldü.
AA
Teröristlerin inleri yerle bir edildi: 547 kilogram esrar ile çok sayıda mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirildi
Gündem
Teröristlerin inleri yerle bir edildi: 547 kilogram esrar ile çok sayıda mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirildi
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde düzenlenen operasyonlarda terör örgütü PKK mensupları tarafından kullanılan 8 adet sığınak imha edildi. Operasyonlarda 547 kilogram esrar ile çok sayıda mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirildi.
IHA
Trilyonlar harcadı milyonları öldürdü
Dünya
Trilyonlar harcadı milyonları öldürdü
11 Eylül 2001 sonrası ABD’nin dünyayı terörize etme politikasının kanlı tablosunun rengi her geçen yıl daha da koyulaşıyor. Watson Enstitüsü ile Brown Üniversitesi’nin Savaşın Maliyeti adlı raporuna göre Washington, merkezinde Ortadoğu’nun olduğu işgal ve savaş politikasına 6,4 trilyon dolar harcadı; son 18 yılda 800 bini aşkın kişi hayatını kaybetti. Bazı araştırmalara göre ise, yalnızca Irak’ta 1 milyon insan öldü.
Yeni Şafak
ABD "Terörizm 2018 Ülkeler Raporu"nu açıkladı: YPG ile ilgili ibareler yine yok
Dünya
ABD "Terörizm 2018 Ülkeler Raporu"nu açıkladı: YPG ile ilgili ibareler yine yok
Raporda, DEAŞ terör örgütü ile mücadeleye ve örgütün bitirilmesine geniş yer ayrıldı. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da PKK'nın Suriye uzantısı PYD/YPG'den bahsedilmemesi dikkati çekti. Raporun "Terörizmin Devlet Sponsorları" bölümünde, İran, Sudan, Suriye ve Kuzey Kore, teröre destek veren ülkeler kategorisinde değerlendirildi.
AA
Osaka’da Türkiye rüzgarı esti
Osaka’da Türkiye rüzgarı esti
OSAKA

Japonya'nın Osaka kentindeki G-20 zirvesi sona erdi. 2 gün boyunca, “iklim”, “ticaret”, “mülteci sorunu” ve “terörizm ile mücadele” konularını tartıştı dünyanın en büyük 20 ekonomisine sahip ülke başkanları ve başbakanları.

Yeni Şafak
“İkili ilişkilerde terörizm”
“İkili ilişkilerde terörizm”

Günümüz Batı toplumunda evlilik ve aile yapısındaki tüm geleneksel sınırlar “özgürlük” nidalarıyla tuz buz oluyor; duygusal alanda, kadın-erkek ilişkilerinde yeni normlara ulaşabilmek için denemeler yapılıyor. Olup bitenleri A. Giddens gibi destekleyenler de var Z. Bauman ve psikanalist P. Verhaeghe gibi felakete gidiş olarak değerlendirip şiddetle karşı çıkanlar da…

Video: “İkili ilişkilerde terörizm”


Kültürel iklimin rengini daha çok İslam inancının belirlediği coğrafyalarda ise bu alanda durum hayli karışık… Açık olan bir gerçek varsa, giderek ve her geçen gün ivmesi artan bir hızla biz de Batı’ya benziyoruz. “Batı’nın ilmini fennini alalım ama ahlak telakkimiz yerinde kalsın” anlayışının pek doğru olmadığı, teknoloji ile yaşama tarzı arasındaki bağlantıyı gözden kaçırdığı ortaya çıkıyor. Hayat; kaçınılmaz modernleşme karşısında hiç değilse kendine özgü bir rota belirlememiz gerektiğini, bunu yapabilmek için de geleneksel inanç değerlerimizin yanında müthiş bir bilgi birikimine ve Batı’nın yaşadıklarından ders çıkarabilecek bir donanıma ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor. Bunun için Batı’daki tartışmaları bilmeli, aileden ve insanlığın değer mirasından yana olanların söylediklerini ve eleştirilerini heybemize katarak üzerimize çığ gibi gelen modernliği kendimize özgü ve değerlerimize uyumlu bir hale getirebilmek için ne yapmamız gerektiğine kafa yormalıyız. Bugün Batı’da duygusal ilişki alanında ortaya çıkan değişikliklerin yıkıcılığını gören ve eleştiren bir başka çalışmadan bahsedeceğiz, psikoterapist Michael Vincent Miller’in “İkili İlişkilerde Terörizm: Erotik Yaşamın Yozlaşması” (Yeni Baskısı “Aşkta Terör” Çeviren: S. Gül, Varlık Yayınları) kitabından...

Miller, dobra dobra konuşuyor: “Bizim çağımız, maskeler, roller ve açıklık, iletişim, liberalizm görüntüsü altında saklanan manipülasyonlar çağı oldu… 1960 ve 1970’lerde eşi görülmemiş bir cinsel özgürleşmeden geçtik ve şimdi kendimizi istismarın, yıkılan evliliklerin ve utanç verici hastalıkların pençesindeki ailelerin kurbanları olarak görüyoruz…” Miller, bir ergenlik kültürü yaşayan Batı toplumunun mutlu birlikteliklerinin yerini “ikili ilişkilerde terörizm”le kendisini gösteren bir istismar ve iç savaş döneminin aldığı kanaatinde. Bu nedenle artık “romantik aşk çağı”ndan şiddet, itiraf ve ifşaatın kol gezdiği “istismar çağı”na geçildiğini söylüyor. “Romantik aşkın üstüne alaca karanlığın çökmesiyle birlikte, geçici bir karanlık bölgeden mi geçiyoruz? Yoksa endüstriyel gücümüzün azalmasıyla ve ırk sorunlarıyla birlikte, istismar da Weimar Cumhuriyeti’ndeki gibi, yozlaşma çağına girişimizin bir semptomu, faşizm öncesi ruh haline düşüşümüzün belirtisi mi? Ya da kişisel ilişkilerimizde, Amerikan bireyciliğinin acı sonuna mı tanık oluyoruz?” diye soruyor.

Miller, nasıl olup da coşkulu bir aşkla başlayan evliliklerinin %60’ının boşanmayla bittiğini, oysa “görücü usulü”yle yapılan evliliklerde, aynı çatı altında yaşamaya itilmiş çiftlerin birbirlerini sevmeyi öğrenebildiklerini anlamayı kendisine dert ediniyor. Ona göre sorumlu, yakınlıkları değil cinsiyetler savaşını destekleyen post-modern kültür ve bu kültürün ortaya çıkardığı duygusal kıtlık ortamındaki çiftler arasındaki iktidar ilişkileri... Üstelik bu iktidar mücadelesi, sevgi maskesi altında gizlenmekte; iktidar, demokrasi-dışı olarak görüldüğünden varlığı yadsınmaktadır.

Miller, Anthony Giddens’ın aksine, şimdiki duygusal ilişkilerin daha sorunlu ve hastalığa yatkın geleneksel aşk yaşantılarının ise daha hakiki ve samimi olduğu kanaatinde ve sürekli medyanın olumsuz rolüne vurgu yapıyor: “Medya, bizlere zengin ve ünlü kişilerle yakın olduğumuz izlenimi vererek bizleri her zamankinden daha fazla tahrik etmekten hoşlanır. Toplumun oyları ile katıldığı ‘Big brother’, ‘Pop star’ gibi TV programları, sadece yarışmacıların ünlü olma arzularını zalimce istismar etmekle kalmayıp izleyicilerini de başarıyla parmaklarında oynatmakta, istekleri doğrultusunda yönlendirmektedir, çünkü bu tür programların yaşam kaynağı, TV ekranındaki kişiler ile evlerdeki izleyiciler arasında gerçek, şeffaf, demokratik bir ilişki bulunduğuna inandırmaktır insanları. Bu yapay samimiyet, biraz röntgencilik ve tacizcilik içermesi bir yana, aynı zamanda sahtekârcadır, çünkü ekranda izlenenler her zaman gayet dikkatle, özenle süslenip, paketlenmekte ve denetlenmektedir” diyor.

Bunları okuyunca karşılıksız aşk vakalarının artmasını modern kent yaşamıyla alakalandıran; medyayı tacizcilik başta olmak üzere, modern aşk yaşantılarındaki felaketlerden sorumlu tutan Gregory Dart’ın “Karşılıksız Aşk” (Çeviren: A. Öztek, Ayrıntı Yayınları) kitabını hatırlıyorum. Ben de “Aşk Her Şeyi Affeder Mi?” kitabımda ayrıntılarıyla ele aldığım gibi, tüm bu görüşlerle hemfikirim. Medya ve dijital iletişim, hakiki aşk yaşantılarını değil aşk ideolojisini öne çıkartıyor, hastalıklı ilişkileri kışkırtıyor. Hepimiz bunu görüyoruz ama lakin elimizden fazla bir şey gelmiyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.