Memur ve memur emeklilerinin gözü 1 Ağustos'ta
Ekonomi
Memur ve memur emeklilerinin gözü 1 Ağustos'ta
Yaklaşık 3 milyon 200 bin memur ile 2 milyon memur emeklisinin 2020 ve 2021 yıllarındaki mali ve sosyal haklarının belirleneceği 5. Dönem Toplu Sözleşme süreci 1 Ağustos'ta başlayacak.
AA
Avcılar'da belediye çalışanlarından toplu sözleşme eylemi
Gündem
Avcılar'da belediye çalışanlarından toplu sözleşme eylemi
Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) üyesi çalışanlar, Avcılar Belediyesiyle Toplu İş Sözleşmesinde yaşanan sorunları nedeniyle eylem yaptı. TÜM BEL- SEN 1 No'lu Şube Başkanı İbrahim Sönmez, "Gelinen aşamada memurların 5 ikramiyesi, sözleşmeli memurların 9 ikramiyesi ödenmemiştir. Teknik personelin arazi tazminatı 2017 yılından bu yana ödenmemiştir. 31 Mart'a kadar tüm alacaklarının sözünü veren başkanın bu sözünün takipçisi olacağız" dedi.
AA
Avcılar'da belediye çalışanlarından toplu sözleşme eylemi
Gündem
Avcılar'da belediye çalışanlarından toplu sözleşme eylemi
İstanbul'da CHP'li Avcılar Belediyesi çalışanları maaşlarının düşürülmesi ve kötü çalışma koşulları nedeniyle eylem yaptı. İşçiler, çeşitli pankartlar açıp slogan attı.
AA
AYM'den sendikalara baraj müjdesi
Gündem
AYM'den sendikalara baraj müjdesi
Anayasa Mahkemesi, 2013'ten sonra kurulan sendikalara Toplu İş Sözleşmesi (TİS) yapabilmeleri için getirilen yüzde 3 barajını Anayasaya aykırı buldu.
IHA
FETÖ'nün batırdığı Aynes'te kayyum rüzgarı: İşçilerle toplu sözleşme yapıldı
Ekonomi
FETÖ'nün batırdığı Aynes'te kayyum rüzgarı: İşçilerle toplu sözleşme yapıldı
Denizli'nin Acıpayam ilçesinde bulunan ve FETÖ/PDY yönelik operasyondan sonra kayyum atanan Aynes Gıda Sanayi Ticaret AŞ'de toplu iş sözleşmesi imzalandı. Türkiye'de ilk defa FETÖ'yle mücadele kapsamında kayyum tayin edilen bir şirkette sendikal görüşmelerin başarıyla sonuçlanmış oldu. Kayyumdan önce iflas erteleme isteyen Aynes'te 1050 işçi çalışıyor.
AA
Uygarların ve modernlerin cehaleti
Ergün Yıldırım
Uygarların ve modernlerin cehaleti
İstanbul Sözleşmesi etrafında yürüyen tartışma bize iki farklı sosyolojiyi çok net bir biçimde gösteriyor. Muhafazakar ve milliyetçi kesimler meseleye aile, inanç ve otorite etrafında bakıyor. Onun için ailenin korunması ve kadının aile, çocuk ve kocasıyla beraber değerlendirilmesi önem taşıyor. Çünkü benimsediği kültür ve inanç bunu destekliyor. Köklü kentleşme, modernleşme ve sekülerleşme bu konuda önemli savrulmalara yol açıyor. Bu kesimin aile sosyolojisinde, kadın ve koca ilişkisinde sarsıl...
Kamu işçileri için istenen zam oranı belli oldu
Ekonomi
Kamu işçileri için istenen zam oranı belli oldu
Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, 2019 Dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesine dair taleplerini Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a sundu. Türk-İş, tüm kamu işçilerine seyyanen brüt 300 lira zam, ilk altı ay yüzde 15, iki, üç ve dördüncü altı aylar enflasyon+3 puan refah payı talep etti.
Yeni Şafak
İdeal kadın müsabakası ya da hangi kadın!
İdeal kadın müsabakası ya da hangi kadın!
Türkiye’de kadın kimliğinin inşası ya da değişimi üzerinden yürütülen münakaşalar elbette yeni değil! Batı karşısında kendimizi anlamaya çalıştığımız anda kadını da tartışmaya başlıyoruz. Kısacası son 200 yıldır bu tartışma ve itiş kakış hali sürüp duruyor. Yani mevzu ne İstanbul Sözleşmesi’yle başlıyor ne de sona eriyor.Türkiye’nin kadın tarihine baktığımızda, en içte kadınların kendi hikâyelerini oluşturduğu süreci, ardından ülkenin hikâyesini ve en dış halkada da dünyadaki değişimleri gördüğümüz bir sarmal çıkıyor karşımıza. Birbirinden ayrılmaz katmanlardan oluşan bu sarmaldan soyutlanıp bir “modern kadın’’ ya da “dindar kadın’’ modeli çıkartmak mümkün değil. Olsa olsa hayal olur. Hakeza erkek için de durum farklı değil.TOPLUMSAL TARİH VE KADIN OLMAK Masamın üzerinde iki yayın var bugün. Birincisi ‘Toplumsal Tarih’ dergisinin 31. sayısı. İkincisi de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Din Sosyolojisi öğretim üyelerinden Dr. Şule Albayrak’ın editörlüğünü yaptığı Kadın Olmak isimli kitap. Toplumsal Tarih Dergisi’nde rastladığım, 1930 ve 1960’lardaki kadını anlatan iki makale bugün içinde bulunduğumuz tartışmaların eskiden de hiç hafif geçmediğini gösteriyor.Türkiye’de ülkenin istikametiyle birlikte kadın kimliği de değişime uğruyor. Tanzimat’la başlayan siyasi ve toplumsal değişim süreçlerinin her birisinde aynı tablo görülüyor. Döneminde her alanda ilerici kabul edilen isimler dahi konu kadına gelince cedelleşmeye başlıyor.1930’lu yıllarda, Kemalist kültür modeline göre oturtulmaya çalışılan “’Cumhuriyet kadını’’ yani “asri kadın’’ modeli bir taraftan toplumu cepheleştirse de diğer taraftan erkekleri birleştiriyor.“1930’ların İstanbul Basınında Kadın’’ ismiyle Işık Özel’in kaleme aldığı inceleme yazısında Cumhuriyet kadınını destekleyenler olduğu gibi karşı çıkanlar da olduğu görülüyor. Mesela bir tanesi diyor ki: “Efenim kadın okuyunca ne oluyor? Ne erkeğin yerini tutabiliyor, ne de kendine has meziyetleri muhafaza edebiliyor. İkisinin ortası bir şey vazgeçin efenim.” 1932 yılında Millet Meclisi’nde bütçe görüşmeleri esnasında geçen bir konuşmada kullanılan kavramlar da bir hayli ilginç!!!“Kadın bugün müstehlik olmaktan çıkıp mühlik” olmuştur diyen milletvekiline Bedia Muvahhit şöyle cevap vermiş: “Bu darbeyi bekâr bir mebus indirmeye kalkışmış olsaydı, bekârlık kabahatini tevil etmek istiyor derdim. Kadın öteden beri müstehlik değil müstahsildir…’’ Şu “bekârlık kabahati” lafı da dönem ruhu açısından dikkat çekici JO yıllarda “Cumhuriyet kadını’’ demek, asri olmak anlamına geliyor, bazı yeni özellikler yükleyerek bu prototipin içi doldurulmaya çalışılıyor.1960’lara gelindiğinde ise kadın kimliği siyasi ve ekonomik kırılmalarla yeniden bir değişime uğruyor. Bu yılların getirdiği ekonomik koşullar ve köyden kente göç, kadın konusunu yakından etkiliyor. Fabrika işçisi kadınlar ayrı bir başlık!Bu dönemde “Cumhuriyet kadını’’ lafının yerini “İdeal Türk kadını’’ tarifiyle bir başka prototipin aldığı görülüyor. Şevket Rado’nun çıkardığı Hayat Mecmuası’nda “İdeal Türk Kadını Nasıl Olmalıdır’’ başlığında bir anket bile başlıyor. Bir İdeal Kadın müsabakası bile yapılıyor. Hayat Mecmuası’nın sayfalarına yansıyan kadından yola çıkarak bir makale kaleme alan Güven Bakırezer o dönemde medyada “kadın ve erkeği eşit gören’’ insanların sayısının çok az olduğunu söylüyor. En ilerici kesim olarak kabul edilen sanat çevrelerinde bile zihniyet değişmiyor. Mesela tiyatro oyuncusu Muammer Karaca, çalışan kadının evinde huzur olmayacağına inananlardan imiş. Ünlü sanatçı Münir Nureddin Selçuk, zaruret olmadan kadının çalışmaması gerektiğini söyleyenler arasında yer alıyor. 1980’li yıllarındaki çağdaş kadın filmlerinin yönetmeni Atıf Yılmaz o yıllarda “kadının çok şey bilse bile alçakgönüllü olması gerektiğini’’ savunanlardan. Dergi, 1967’de bir ideal ev adını yarışması düzenliyor ama birinciliği 41 yaşında iki çocuk annesi lise öğretmeni Lale Ünlü elde ediyor. Dergi sonucu şöyle duyuruyor: “Jüri heyeti Türk kadınlarının meziyetlerinde yepyeni bir unsurun ortaya çıktığını tespit etti.Yarışmaya katılanların % 89’unun aynı zamanda dışarıda da çalışan hanımlar oluşu klasik ev kadını meziyetlerinin yanısıra hayat yükünü eşleriyle bölüşenlerin sayısının arttığını gösterdi.’’ 1970 öğrenci olayları ve 1980 darbesi kadın tartışmalarını yakından etkiledi. Bugüne geldiğimizde tüm bu tarihi dönemeçlerin kadınlar üzerindeki etkisi devam ediyor. Bugünün kadın prototipi tek tip değil; çok renkli ve seçenekli. Mahalleleri farklı olsa da ortak özellikleri çok.İz Yayıncılık’tan Şule Albayrak’ın editörlüğünde çıkan ve ağırlıklı olarak din ve kadın ekseninde çalışan kadın akademisyenlerin çalışmalarının yer aldığı kitap; tam da bu noktada tekil bir gelenek ve kadın okumasına karşı çıkıyor. İslâm, gelenek, modernite ve ötesinde, kadın olmayı farklı alanlarda uzmanlaşmış akademisyenlerle birlikte irdeliyor. “Kadın Olmak’’ isimli kitabı tartışmalara katkı sağlaması umuduyla okumanızı tavsiye ederim.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.