CHP'den İstanbul Sözleşmesi için Danıştay'a başvuru
Gündem
CHP'den İstanbul Sözleşmesi için Danıştay'a başvuru
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay'a başvuruda bulundu.
Diğer
Türk Metal Sendikası ile MESS, metal işçisinin zam oranında anlaştı
Ekonomi
Türk Metal Sendikası ile MESS, metal işçisinin zam oranında anlaştı
Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), 130 bin çalışanı ilgilendiren MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi'nde uzlaştı. 2019-2021 dönemini kapsayan sözleşmeyle işçilere ilk 6 ay yüzde 18,49, ilk yıl toplamında ise yüzde 25,50 oranında zam yapıldı.
AA
İstanbul Sözleşmesi eyleminde kadın eylemciler polisin boğazını sıkıp hakaretler savurdu
Gündem
İstanbul Sözleşmesi eyleminde kadın eylemciler polisin boğazını sıkıp hakaretler savurdu
İzmir'in Konak ilçesinde, kadın örgütlerinin çağrısıyla toplanan bir grubun, İstanbul Sözleşmesi'ni desteklemek ve kadın cinayetlerine tepki göstermek için düzenlediği eylemde Çevik Kuvvet amirinin üniforması yırtan, boğazını sıkan ve polislere hakaret eden 16 kişi gözaltına alındı.
Diğer
TÜGVA Avukatı Seçkin Koç İBB'nin Adalar'daki zorbalığını Yeni Şafak'a anlattı: Kazanma şansları olmadığından dava bile açamadılar
Gündem
TÜGVA Avukatı Seçkin Koç İBB'nin Adalar'daki zorbalığını Yeni Şafak'a anlattı: Kazanma şansları olmadığından dava bile açamadılar
Avukat Seçkin Koç, CHP yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) Adalar'daki TÜGVA İlçe Temsilciliğini hukuka aykırı şekilde ve zorla tahliye etmeye çalışmasına ilişkin yaşanan süreci Yeni Şafak'a anlattı. Koç, İBB'nin TÜGVA'ya herhangi bir konuda dava açmadığını ve bu nedenle tahliye kararının çıkmasının söz konusu olamayacağını vurgulayarak, "İBB dava açması durumunda dahi kazanma şansı olmadığından dava açamadı. Yani bir tahliye kararı yok ve tahliye edilmesi de söz konusu olamaz" dedi. İmzalanan kira sözleşmesinin bir anonim şirket ve vakıf tarafından karşılıklı imzalandığını ifade eden Koç, "Hukukçu arkadaşlarımız iyi bilir ki, özel hukuk tüzel kişisi olan iki tarafın kuracağı kira sözleşmesi ev kira sözleşmeleri ile aynıdır" diye konuştu.
Yeni Şafak
Yerli patates yurt dışına açılıyor
Ekonomi
Yerli patates yurt dışına açılıyor
Niğde Patates Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen ıslah çalışmalarının ardından tescillenen 8 yerli çeşit patates tohumundan biri olan "Nahita"nın deneme ekimi için 15 ülkeye gönderilmesi amacıyla sözleşme imzalandı.
AA
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya: Ankara Mutabakatı denilen yeni bir çalışmayı ortaya koymayı planlıyoruz
Gündem
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya: Ankara Mutabakatı denilen yeni bir çalışmayı ortaya koymayı planlıyoruz
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türkiye'nin çekilme kararı aldığı İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaya, kadın haklarının teminatı için İstanbul Sözleşmesi'ne ihtiyaç olmadığını, Türkiye'nin hukukuyla, iç mevzuatıyla, anayasal düzenlemeleriyle kadınların hakkını koruyacak güce sahip olduğunu belirterek, "Ankara Mutabakatı denilen yeni bir çalışmayı ortaya koymayı planlıyoruz. Bu konuda çalışmaları başlattık." dedi.
AA
İstanbul Sözleşmesi ve tepkiler
Süleyman Seyfi Öğün
İstanbul Sözleşmesi ve tepkiler
Başından beri kimlik siyâsetlerine dâr eleştirel bir duruşum oldu. Burada vurgulanan meseleleri yok saydığımdan değil. Benim îtirâzım , bunların merkezîleştirilmesinedir. “Etnik”, “cinsel” veyâ “dinsel” olsun, kimlik kavramını ve bu kavram etrafında gelişen siyâsetleri, ağır insanlık durumlarının köpüklenmiş ve yüzeye vurmuş tarafları olarak değerlendiririm. Meseleleri doğuran üretim ve tüketim tarzındaki maddî geri plân şartları tartışmaksızın, yapılan “kültürel sorunlaştırmalar” bir çözüm sağlamaktan çok varolan sorunları azdıran tesirler doğuruyor. Diğer taraftan veri bir üretim ve tüketim tarzı, bir başka tarzda mevcût olmayan, ama bana göre daha çok kapalı kalan bâzı meseleleri açığa çıkarıyor olabilir. Ama bu, en başta bir açığa çıkma hâlidir. Bir şeyin açığa çıkma hâli onun çözümünü garanti etmiyor. Hattâ bana kalırsa daha çok bir sorunun ne kadar sorunlu kalabileceğine işâret ediyor. Târih, sorunları çözmek adına yapılanların sorunları ne kadar da katmerlileştirdiğini gösteriyor. Kimlik siyâsetleri , kültürel basitlemeler üzerinden tam da bunu yapıyor. Şimdi şu soruyu soralım ve namusluca cevaplamaya gayret edelim: Siz herhangi bir etnik sorunun yatıştığını, aşıldığını gördünüz mü? Veyâ bir dinsel kavganın hâllolduğunu? Sorunun dönemsel ve göreli olarak yatışması o sorunun hâllolduğunu göstermiyor; olsa olsa kafalardaki “mukadder olduğuna hükmedilmiş” nihâî hesaplaşmanın ertelendiğine delâlet ediyor. Bir misâl verelim: Avrupa’da bir asır sürmüş kanlı mezhep savaşları evet, bugün yatışmış gözüküyor. Sebebi tarafların barışta ittifak etmeleri değil. İki taraflı bıkkınlık, dahası dinsel meselelerin yerini çok başka meselelerin almış olması bu yatışmayı doğurdu. Ama Ulster Güçleri ile İRA arasında yaşamaya devâm ediyor. Bunu bir tortu olarak değerlendirmek basitlemek olur. Doğrusu ben bunu, hâlâ faal olan bir volkanın usul usul tütmesi, küllenmiş şeylerin hafif tertip püskürtülmesi olarak görürüm. Evet apaçık bir çatışma sâiki değildir, ama bilenler bilir, Avrupa’da hâlâ Katolik-Protestan ayırımı örtük bir şekilde devâm eder. Hâsılı mesele çözülmemiş ,dibe itilmiş, güncelliği sınırlanmıştır, o kadar..Son zamanlarda yürütülen İstanbul Sözleşmesi tartışmalarında da benzer bir tabloyu görüyorum. Modern üretim tarzı olarak kapitalizm, geleneksel dünyâlarda varolan ama bohçalanan kadın-erkek meselesini açığa çıkardı. Bunu kadının özgürleşmesine, bağımsızlaşmasına giden yolda yaşanmış olan büyük bir ilerleme olarak kutlayanlar oldu. Aslında bu varolan bir sorunun “açığa çıkmasından” başka bir şey değildi. Hâkim üretim tarzı bunu üretim disiplini içinde görece baskıladı. Tüketim toplumu ise bu baskıları kırıyor ve kadını bir üretim âleti olmaktan çıkarıp bedenine varıncaya kadar metâlaştırıyor. Yâni sorunu “apaçık” hâle getiriyor. Dahası sorun apaçık hâle gelmekle daha da kördüğümleşiyor. Kanaâtimce, tüketim toplumunun gidişâtı içinde çözüleceği de yok. Eğitim ve ekonomik refahın durumu düzelteceğine dâir beklentiler de sönümleniyor. Sâdece “geri kalmış”, törelerle yönetilen çevrelerde değil, celebrity ve CEO’ların dünyâsında da sayısız misâlini görüyoruz kadına şiddetin. Sorunun maddî arka plânından kopartılarak kültürelleştirilmesi buna tuz biber ekiyor. Kültürel iklimde herşey melekler ile şeytanlar arasındaki “kan davâsına” indirgeniyor. Evet tüketim arttıkça ve yaygınlaştıkça şiddet tırmanacak; bu çok açık..Pekiyi, ne yapmalı? Elbette suçların arttığı kapitalist üretim ve tüketim tarzları dışında yeni bir tarz hayâta geçmedikçe sorunun çözümünü beklemiyorum. Ama suç artıyor diye bunu seyretmek mi gerekiyor? Tabiî ki hayır. Önleyici, caydırıcı tedbirlerin hukuk mârifeti ile alınmasını hızlandırmak gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin maddelerini gözden geçirdiğim zaman gördüğüm metnin bu amaçla hazırlanmış olduğu. Evet, doğrusu ben meselelerin uluslararası belgelere taşınmasını pek hoş karşılayanlardan değilimdir. Ayrıca bir kaç ay evvel Sayın Sümeyye Erdoğan ve Dr. Sâliha Okur Gümrükçüoğlu’nun dâvetlisi olarak katıldığım bir sohbet ve sunum toplantısında da edindiğim intibâ girişimin iyiniyetli bir girişim olduğu istikâmetindeydi. Bâzı çevrelerin iddia ettiği gibi, âilenin çökertilmesi, eşcinsel ilişki ve evliliklerin meşrûlaştırılmasına dâir bir ifâdeye rastlamadım. Elyevm idrâk ettiğimiz tüketim tarzı bu tarz bir baskılama yapıyor elbette. Ama İstanbul Sözleşmesi’ni bunun cihâzı gibi görmek aşırı bir yorum olarak kalıyor. Âileyi; bırakalım âileyi bir kül olarak toplumsalı çökerten dinamiklerle hesaplaşmak, İstanbul Sözleşmesi’yle hesaplaşmaktan çok ama çok daha ağır bir iş. Buna yanaşmayanlar işin kolayına kaçıyor. Basitlemecilik son noktada küfürleri de getirdi. Buna da doğrusu üzülmemek elde değil.Hamiş: Eşitlikçilik eşdeğerlilik üzerine kurulmuyorsa bir mânâ ifâde etmez. Ancak eşdeğerli gördüğümüz şeyleri eşitliğe taşıyabiliriz.
İstanbul Sözleşmesi’nden kurtulduk derken, şimdi de Gıda Kanunu Tasarısı!
Yusuf Kaplan
İstanbul Sözleşmesi’nden kurtulduk derken, şimdi de Gıda Kanunu Tasarısı!
Önce İstanbul Sözleşmesi, şimdi de Gıda Kanunu Tasarısı...Bu ülkede dert bitmiyor bir türlü!AİLE YAPIMIZA KÜRESEL BİR SALDIRI VAR! AİLEYİ DİNAMİTLEYEN BÜTÜN YASALAR DEĞİŞTİRİLMELİ!İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına dair talimatı verdi Cumhurbaşkanı Erdoğan sonunda.Aileyi dinamitleyen bir sözleşmeydi İstanbul Sözleşmesi: Yaratılıştan gelen cinsel kimliği beğenmeyip değiştirmeye soyunan, toplumsal cinsiyet eşitliği masalıyla cinsel tercih yönelimini kişiye bırakan, Yaratıcı’ya meydan okumaya kalkışan sapkın bir türün varlığını, ilişki biçimlerini meşrulaştıran, zamanla sapkın eşcinsel evliliklerin önünü sonuna kadar açan ürpertici bir Sözleşme bu!Türkiye’nin bu sözleşmeden çıkması için nasıl mücadele ettik öyle! Erdoğan’ın Sözleşme’den çıkılması talimatı vermesi, bu işe son noktayı koydu.Ne kadar yuva yıkıldı! CEDAW’la başlayan, Süresiz Nafaka ile dayanılmaz boyutlar kazanan haksız, hukuksuz bir süreç var... Aileyi aldım adım dinamitleyen, toplumsal dokularımızı tarumar eden berbat bir süreç...Ailenin çökertilmesene göz yumulamaz! Kadın cinayetlerine, şiddetine de göz yumulamaz!Kadına cinayeti, tecavüzü, şiddeti önlemenin yolu, aileyi zayıflatmak olabilir mi?! Bu nasıl bir mantık! Sapla samanı karıştırmakta üstümüze yok gerçekten!Oysa ailenin en güçlü olduğu bir toplum bizim toplumumuz, şu çivisi çıkmış dünyada. O yüzden ailenin çökertilmesi ve neslin yok edilmesi gibi küresel lobilerin güdümünde derin, karmaşık ve çok cepheli bir saldırı var ülkemize karşı!Hükümet, her bakımdan daha dikkatli olmak, bu ülkeyi ayakta tutan toplumu, aileyi, değerlerimizi korumak zorunda. Aileyi, toplumu, değerlerimizi koruyamayacak bir hükümet olabilir mi!Hükümete baskı yapan, komisyonlara sızan küresel baronların sözcüsü ve gözcüsü gibi hareket eden bazı kişiler olabilir.İstanbul Sözleşmesi bu lobilerin baskısı ile kabul edildi ve ne kadar büyük zarar verdi bu topluma!Çok zor ve zorlu bir süreçten geçiyoruz...Sınırların ortadan kalktığı küresel bir dünyada küresel lobilerin ulusal hükümet yapılarına sızmaları artık daha kolay. Ama bunların farkına varılıp deşifre edilmeleri de her şeye rağmen imkânsız değil, en azından.GIDA TERÖRÜNE ÖLÜMCÜL DARBE ŞART!İstanbul Sözleşmesi’nden kurtuluyoruz derken, şimdi de aynı ölçüde yıkıcı bir kanun tasarısı var Meclis’in ve komisyonlarının gündeminde: Gıda Kanunu.AK Parti hükümetleri, değişik dönemlerde çok sayıda tarım teşvik kredileri verdi. Bu teşvikler, ne kadar sağlıklı işletildi, ne işe yaradı, bilmiyorum.Ama bildiğim bir şey var: Bir zamanlar tarım ülkesi olan Türkiye, dışardan büyükbaş hayvan ithal edecek duruma geldi!Tarım, geleceğin endüstrilerinden biri oysa. Tarım ülkesi bir ülke, tarımda zirveye oturacak şekilde tarım endüstrisini geliştirmek zorunda.Çok geciktik ama her şey bitmiş değil. Devrim niteliğinde kararlar alınıp uygulanabilirse tarımda büyük atılımlar yapma potansiyelimiz mevcut hâlâ. İhtiyacını hissettiğimiz şey, doğru stratejiler, ülkesini seven, taşını, toprağını, suyunu, havasını gözü gibi korumaya ve bu konuda savaşmaya and içmiş vefakâr ve cefakâr beyinler.Son yarım asırda tam anlamıyla gıda terörüne maruz bütün dünya. İnsanın değil, bitkilerin fıtratını da bozan sapkın bir uygarlıkla karşı karşıyayız. Tek derdi, kârı maksimize etmek, dünyayı sona kadar sömürmek bu kapitalist uygarlığın.İnsanları kısır ve kanser yapan, insanın fıtratını bozan gıdalar hakkında konuşmak, haber yapmak, açıklamada bulunmak suç sayılacak ve 50 bin TL ceza verilecek!Yeni Gıda Kanun Tasarısı böyle diyor!İntihar bu!Adamlar, babalarının çiftliği gibi cirit atıyorlar!Hem fıtratı hem de nesli bozacak Gıda Kanunu geri çekilmeli! Derhal, hemen ve şimdi!İstanbul Sözleşmesi’nden sonra böyle bir yasayı toplum kaldıramaz! Bunun faturası çok ağır olur hükümete!Benden uyarması.Hükümete düşense, gereğini yapması: Kanun Tasarısını geri çekmesi, bu tasarının gerisindeki lobilere postalaması! Vesselâm.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.