MHP'li İlçe Başkanı İlhan'dan 'İstiklal bombacısı ile görüştü' iddiasına açıklama: Bilgim ve rızam dışında adıma bir hat çıkarılmış
Gündem
MHP'li İlçe Başkanı İlhan'dan 'İstiklal bombacısı ile görüştü' iddiasına açıklama: Bilgim ve rızam dışında adıma bir hat çıkarılmış
MHP Güçlükonak İlçe Başkanı Mehmet Emin İlhan, adına kayıtlı telefon hattı kullanılarak İstanbul'daki terör saldırısını gerçekleştiren teröristle görüşme yapıldığı iddiası nedeniyle ifade verdi. İlhan, söz konusu telefon hattının bilgisi ve rızası dışında çıkarıldığını söyledi.
AA
Baskı, darbe ve muhtıraya rağmen  korkup gitmeyen kim?
Baskı, darbe ve muhtıraya rağmen korkup gitmeyen kim?
Gaz, bez, tuz… Bu ülkenin meşhur üçlüsü. Sadece bizim mi? Aynı zamanda bütün dünyanın.Basit şartlarda, toprağa bağlı olarak yaşayıp geçimini temin eden toplumların temel ihtiyaç maddeleri…Video: Baskı, darbe ve muhtıraya rağmen korkup gitmeyen kim?Buğdayını, mısırını, sebze meyvesini kendi yetiştiriyor; şehirden veya kasabadan satın alacağı birkaç kalem ürün kalıyor: Gaz, bez, tuz.Üretemedikleri.*Bu üç kelime, bir zamanlar miting meydanlarında Süleyman Demirel’in sık sık tekrar ettiği sihirli cümle.Çok oy getirdi o kafiyeler.“Gazın fiyatı şu kadar oldu, millet lambasına koyacak gaz bulamıyor. Fistan dikmeye bez alamıyor. Tarhana çorbasına atmak için bir avuç tuz kaç para haberiniz var mı? Kefen bezi yok memlekette, kefen bezi. Bu millet ölüsünü neye sarıp da gömecek? Başta biz varken böyle miydi?”*Temel ile Dursun, miting meydanında dinlemişler onu, hak vermişler.“Gel biz bu işe girelim.”“Ne yapalım?”“Tuz işi iyi görünüyor. Çok para var. Bütün köylere tuz satarız.”Sermayeyi denkleştirip bir çuval kalın tuz almışlar.Tarlayı sürüp tuzları serpmişler.Tuz yetiştirecekler.Haftalar geçmiş, tarlada kıpırtı yok.Niye filizlenmedi diye kafa yormuşlar.“Şimdiye çoktan çıkması lâzımdı.”“Galiba bir mahlûk gelip bunları çıkar çıkmaz yiyor.”“O halde nöbet tutalım.”*Almışlar tüfekleri, tarlada beklemeye başlamışlar.Öğleye doğru bir sinek doz doz ederek gelmiş, Dursun’un alnına konmuş.Dursun hiç kıpırdamadan arkadaşına bir ıslıkla seslenmiş ve parmağıyla işaret etmiş.Temel “Aha” demiş, “bulduk suçluyu.”Tüfeğini doğrultmuş, tetiği çekmiş.Dursun da yere serilmiş, sinek de.“Bir sizden, bir bizden... Biz de olduk bir çuval tuzdan” sözü, o günden hatıradır derler.İster inanın, ister inanmayın. Rivayet böyle.*Fakat biraz düşününce, çok açık görülür ki bir sinek için Temel ateş etmez.Bu kadarını da akıl etmek lâzım.Belli ki birileri örnek olması için uydurmuş.Ben olsam, ateş etmek için en az iki sinek olmalı diye düşünürüm.Şakası bir kenarda dursun da…Demirel seneler boyunca “Gaz, bez, tuz…” diye diye kaç defa geldi, saydınız mı?Ya kaç defa gitti ve niye, nasıl idi gidişi?*“Darbe olunca veya askerden bir mektup gelince bile şapkayı alıp gidiyordunuz” eleştirilerine nasıl cevap veriyordu?“Ya ne yapsaydım? Şapkayı bırakıp da mı gidecektim?”Velhasıl, gitmek her şartta garanti…Seçim kaybedince toparlanıp gitmek mecburi.Darbe olunca mecburi.Muhtıra yazılınca yine mecburi.Son dönemde gitmedi. Fakat “Keşke o zaman da gitseydi” dedirtti.28 Şubat döneminde nasıl değiştiğini hep beraber gördük. Darbecilerin safında yer aldı.O zaman da eleştirenlere verdiği cevap kulaktan kulağa yayıldı.“Korktum kardeşim, korktum… Ne yapaydım?”*Bin türlü baskıya, kurulan tezgâhlara rağmen, hatta yarı kapalı yarı açık, bazen de tamamen açık darbeye veya küstahça yazılan muhtıraya rağmen gitmeyen biri var. Biliyor musunuz kim?İyi bilirsiniz.Seçimle gönderemediklerini “başka yöntemlerle” indirmeye çalışıyorlar ama nafile.
Allah’ın rızasına göre değişmek
Allah’ın rızasına göre değişmek
Hangi darbenin veya muhtıranın sonrasındaydı hatırlamıyorum, onlu yaşlarımdaydım zaten, bir cuma öğle sonrasında babamı, omuzları çökmüş bir şekilde otururken gördüğümde.Video: Allah’ın rızasına göre değişmekDerme-çatma usulde yaptığı, henüz suyu ve elektriği olmayan evimizin kapısında oturuyordu babam. Bakışları elindeki beyaz takkesine takılı kalmış gibiydi. Okuldan dönüyorum. Çanta alacak paramız olmadığından annemin çadır bezi kadar siyah kumaştan yaptığı tek askılı çantamın ağırlığından kurtularak oturdum babamın dizlerinin dibine.Çok uzak bir diyardan dönüyorumuş izlenimi veren bakışlarla, takkesinden bana yönelen gözlerine baktığımda, ağladığını farkettim. Daha sıkı yaslandım dizlerine. O benim tek limanımdı, Allah’ın yeryüzünde bana nasip kıldığı tek liman! O da bilirdi, daha o yaşlarda onu salt babam olmaktan öte anladığımı ve sevdiğimi.Beni itidale davet eden gölgeli bir tebessümle söze girdi. Cuma namazı için merkeze inmiş. Namazdan sonra caminin yanıbaşındaki parkta yürürken durdurmuş jandarmalar. Onlardan biri, başında unuttuğu takkeyi göstererek, yanındakilerden babamı kelepçelemelerini istemiş. Babam, sakin bir şekilde elindeki takkeyi cebine yerleştirdikten sonra, onu çıkarmayı unuttuğunu, bir kastının olmadığını söylemiş. Kavruk yüzlü başka bir jandarma araya girip, unutmanın suç olmadığını, babamı kastederek adamın zaten gariban olduğunu belirtip, onbaşısını zar zor ikna ederek, babamı suç mahallinin dışına çıkarırcasına parkın dışına çıkarmış.Babam, bunları anlattıktan sonra, “Yahu” dedi “anlamıyorum, ben bu devlete dört yıl askerlik ettim, şimdi de çağırsalar koşa koşa giderim, vatanımı dinim ve namusum gibi bilirim. Ama bu devlet benim başımda unuttuğum namaz takkeme bile tahammül etmiyor.”Bunları söyledikten sonra sustu babam. Bir süre daha oturduk onunla kapımızın önünde. Sonra onun “Allah’tan ve Allah’ı sevenlerden başka vekilimiz, sahibimiz, hamimiz yok; o halde ‘Bismillah’, kalk hadi biz işimize bakalım” deyişiyle oradan hayata doğru tekrar ayaklandık.Şimdilerde, altmış yaşını birlikte idrak ettiğimiz arkadaşlarla bir araya geldiğimizde, yukarıda naklettiğim v.b. hatıralara bakarak, o günlerden bugünlere çok şeyin değiştiğini söylerken buluyoruz birbirimizi.Ama son tahlilde, aslında değişmenin kabukta, şekilde oluşunda mutabık kalıyoruz. Zira eğer değişen bir şey varsa, o, sistem çarkının öyle değil de böyle işleyişi nedeniyle var.Daha açık söyleyişle aynı zamanda bir istisnalar sistemi olan demokraside, şu an’a kadar inanç ve ifade özgürlüğünden yana olumlu manada gerçekleştiğini sandığımız değişmelerin, yine bu istisnaya tabi olarak tekrar değiştirilebileceği malumdur.İşte bu nedenle, söz konusu yargımız, yaşadığımız ve potansiyel olarak yaşayabileceğimiz en asli problemimizin nirengi noktasını oluşturmaktadır. Zira ilgili değişmeler fert fert zihinlerde ve dolayısıyla toplumda zihniyette değil, sistemin kabuğunda gerçekleşmiştir.Bu hükme varmama neden olan tipik bir kaç durumu ifade ederek, uygun sonuca erişmeye çalışayım:Türkiye’de Tanzimat’la birlikte oluşmaya başlayan yeni (seküler) yönetim sisteminin, öncelikle ulemayı kendi içine çektiğini, diğer bir söyleyişle onu kendi taraftarı kılmaya çalıştığını biliyoruz. Ulema dediğin akıllı olur, geleceği daha doğru sezer. Böyle de olmuş, ulema eğitim ve öğretim için kendi çocuklarını Batı’ya yönlendirmişler ki, onlar ülkeye döndüklerinde, yeni sisteme göre ezberini iyi yapmış teknokratlar, bürokratlar olarak dünyalığı bolca elde edebilmek için köşe başlarını iyi tutsunlar.Şimdi de aynı eğilimi, gayreti görmüyor muyuz akıllı, entelektüel ilgileri yüksek, söyleyecek sözleri olduğunu sandığımız insanlarda?Tıpkı, Atatürk’ü sevmekle kendisini otomatikman aydınlanmış, bilgilenmiş sayan kapı komşum Merruşe Hanım gibi, İslâm’ı terk etmekle yerli felsefe kanonuna derhal dâhil edileceğini, Kemalizm’den yana olumlu cümle kurarsa sol-Kemalist kültürel hegemonya tarafından kutsanacağını sanarak, gerçeğe erişmiş adam / kadın pozlarıyla ortalıkta gerdan kıranların sayısında bir artış gözlemiyor muyuz?Öte yandan beyazlığı nedeniyle hak ettiğini sandığı kurnazlığa tutunarak, iktidardan yana değişmelerin ayak seslerini can kulağıyla dinleyip, tam zamanında söz alanını terk edenlerin varlığındaki artış da mı dikkatimizi çekmiyor.Bunlara bakarak diyorum ki, dün başlarındaki takke yüzünden horlanmış olarak kendi kapılarının eşiğinde çöküp kalmış babaların ve nihai bir limanmış gibi onların dizlerine yaslanmış çocukların durumunda bir değişme olmamıştır.Aynıyla, gerçekleri görme yanılsamasına tabi olarak, muhtemel bir iktidarın zafer pastasından pay almak üzere, dudaklarını yalaya yalaya zemin değiştirebilen cibilliyetsizlerin varlığında da bir değişme olmamıştır.Zira her iki taraf da farklı niyet ve taleplerle kabuktaki değişmeyi asli değişme saymışlardır.Her iki taraf da “Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar” Allah’ın, “onlarda bulunanı” değiştirmeyeceğini unutmuşlardır.O halde, artık babalarımızın dizlerinin dibinden kalkarak, onların maruz kaldıkları zulme mahsus hatıralarını bir fener gibi alıp elimize, kendi insani ve imani seçimlerimizi yapmak üzere harekete geçelim.Değişmeyi kendi menfaatlerimizin seyrine göre değil, ümmetin taleblerine göre Allah’tan talep ederek, atalım yeni adımımızı.Biz Allah’ın rızasına göre değişelim ki, değişmemizle âlem değişsin.Biz Allah için sevelim ve onu sevenleri seçelim ki, sevmelerimiz ve seçimlerimiz berekete ersin.
Türkiye, Fransa ve Almanya’da emekli askerlerin hükümetlere ‘muhtıra’ vermeleri tesadüf mü?
Bülent Orakoğlu
Türkiye, Fransa ve Almanya’da emekli askerlerin hükümetlere ‘muhtıra’ vermeleri tesadüf mü?
6 Ocak tarihi ABD için kara bir gün olarak tarihe geçti. ABD’deki Kongre baskını açık bir darbe girişimiydi ve PENTAGON’un önemli bir kısmı işin içindeydi. Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde darbe planlayıp uygulayan ABD’nin kendisi bu kez bir darbe tehdidi ile karşı karşıyaydı. Biden ABD Başkanı seçildikten sonra dünyanın yeni bir soğuk savaş sürecine gireceğine işaret eden açıklamalar yapmıştı. Biden 740 milyar dolarlık savunma bütçesinde, ABD Özel Kuvvetleri’nin, ABD’nin orta...
Darbe toplantısı yapıldı mı?
Gündem
Darbe toplantısı yapıldı mı?
27 Nisan 2007’deki e-muhtırayı soruşturan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Genelkurmay’a “Bildiri öncesi karargahta bir toplantı yapıldı mı?” diye sordu.
Yeni Şafak
Fransa’da yeni darbe bildirisi
Dünya
Fransa’da yeni darbe bildirisi
Fransa, askerlerin Cumhurbaşkanı Macron’u hedef alan bildirileri ve darbe endişesiyle sarsılıyor. Son olarak Le Parisien gazetesi yüzlerce muvazzaf askerin yeni bir bildiriye hazırlandığını duyurdu. Bu iddiadan bir gün sonra Macron’un genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarıyla fotoğraf vermesi dikkatlerden kaçmadı.
Yeni Şafak
3 yıl sonra ilk ifade
Gündem
3 yıl sonra ilk ifade
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) sitesinde 27 Nisan 2007'de yayımlanan e-muhtıraya ilişkin başlattığı soruşturma kapsamında ilk ifade, 3 yıl sonra aldı.
Yeni Şafak
Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkiyan'dan Başbakan Paşinyan'a ikinci ret
Dünya
Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkiyan'dan Başbakan Paşinyan'a ikinci ret
Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Başbakan Nikol Paşinyan'ın kendisine muhtıra verdiği gerekçesiyle Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan'ı görevden alma talebini ikinci kez reddetti.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.