ABD'de iki polis siyahi Walter Wallace'ı kurşunlayarak öldürdü, sokaklar karıştı
Dünya
ABD'de iki polis siyahi Walter Wallace'ı kurşunlayarak öldürdü, sokaklar karıştı
ABD'nin Pennsylvania eyaletine bağlı Philadelphia şehrinde, iki polisin elinde bıçak bulunan bir siyahiyi 10 kurşun sıkarak öldürmesi, gece boyu şiddetli protestolara neden oldu. Sokakta aracının içinde bulunan bir kişinin cep telefonuyla çektiği ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, bir kadının peşinden giderek engellemeye çalışmasına rağmen siyahi bir adamın, öfkeli bir şekilde elindeki bir obje ile polisin üzerine yürümeye çalıştığı görülüyor. İki polisin silahlarını siyahi adama doğrultarak geri çekilmeye çalıştığı, bir yandan da 'Elindeki bıçağı bırak!' diye uyarılarda bulunduğu duyuluyor. Siyahi adam, uyarıları dinlemeyince saniyeler içinde duyulan silah sesleri arasında yere yığılıyor.
AA
ABD'de polisin öldürdüğü siyahi Wallace’ın ardından başlayan protestolarda mağazalar yağmalandı
Dünya
ABD'de polisin öldürdüğü siyahi Wallace’ın ardından başlayan protestolarda mağazalar yağmalandı
ABD'nin Philadelphia kentinde siyahi Walter Wallace'ın polis tarafından öldürülmesinin ardından başlayan protestolarının ikinci gününde şehir yağmacıların saldırısına uğrarken, protestolar New York eyaletine sıçradı. Gece boyunca devam eden olaylar sırasında protestocular, çevrede bulunan dükkanları yağmaladı. Bazı dükkanlar camlarının önüne tahtalarla barikat kurarak yağmacılara karşı önlemler almasına rağmen protestocuların saldırısından kurtulamadı
IHA
Almanya Cumhurbaşkanı ve eşi koronavirüse yakalandı
Dünya
Almanya Cumhurbaşkanı ve eşi koronavirüse yakalandı
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'in yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalandığı bildirildi. Sözcülükten yapılan açıklamada Steinmeier'in eşi Elke Büdenbender'in testinin de pozitif çıktığı kaydedildi.
AA
Trabzonspor'da Mazzari sesleri
Spor
Trabzonspor'da Mazzari sesleri
İtalyan teknik direktör Walter Mazzarri'nin gelecek sezon için Trabzonspor ile anlaştığı iddia edildi.
Diğer
Steinmeier: Göçmenlere şüpheyle yaklaşılması utanç verici
Dünya
Steinmeier: Göçmenlere şüpheyle yaklaşılması utanç verici
Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, Almanya'da göçmenlere sürekli şüpheyle yaklaşılmasının ülke için utanç verici olduğunu söyledi. Göçmenlere karşı ayrımcı ve ırkçı yaklaşımların demokrasiye zarar verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Steinmeier, Almanya'da ne kadar uzun süre yaşadıklarını fark etmeden, göçmenlere sürekli şüpheyle yaklaşılması sadece bireyleri yaralayıcı değil, ülkemiz için utanç vericidir. Irkçılık ve ayrımcılık insan onurunu zedeliyor ve demokrasimize zarar veriyor" dedi.
AA
Sığınmacı dostu siyasiler hedefte
Dünya
Sığınmacı dostu siyasiler hedefte
Almanya'da giderek artan aşırı sağ terör, siyasileri tehdit ediyor. Kassel Bölge Valisi Walter Lübcke'nin geçtiğimiz haftalarda cinayete kurban gitmesi sonrası, iki sığınmacı dostu yerel siyasetçinin daha ölüm tehdidi aldığı ortaya çıktı.
Yeni Şafak
Tabelalar savaşı
Tabelalar savaşı
Son zamanlarda bir tabelalar savaşı başladığını görüyoruz. Merkezî idârenin kısmen, ama yerel idârecilerin ağırlıklı olarak yürüttüğü bir mücâdele bu. Kamuoyundan da hatırı sayılır bir destek alıyor. Zaman zaman zâbıtalar işyerlerini denetleyerek, yabancı dildeki tabelaları kaldırıyor.Video: Tabelalar savaşıİşyerlerine tabela asmak modern ticâretin bir ürünüdür. Geleneksel dünyâda tabelâlar az sayıdadır ve bunları asma yetkisi devletindir. İster açık, ister kapalı olsun, agoralarda sâdece tezgâhlar mevcuttur. Geleneksel dünyâlarda alışveriş hanelerin iâşesi için yürütülen; yâni ihtiyaç sâikiyle yapılan, fazlaca oyalamasının olması da pek hoş karşılanmayan iş ve işlemleri ihtivâ ediyordu. O devirlerin ölçülerine göre yine de ‘polis’in en şenlikli, en renkli yerleriydi buralar. Çok farklı kültür ve inançlardan gelen tüccarlar, gemiciler buralarda buluşuyordu. Sayısız dil havalarda uçuşurdu. Eğlence, geleneklerin hoşgörmediği, hattâ yasakladığı pek çok iş, buraların müştemilâtını oluştururdu. İçki, fuhuş, kumar gibi gayrı meşrû, “sefih” ve “kerih” işlerdi bunlar. Bulaşıcı hastalıklar da genellikle buralardan yayılırdı. Hâsılı ‘polis’in disiplinini ‘agora’ tehdit ederdi. Bu sebeplerle , yerleşik dünyânın filozofları, râhipleri ve hükümdarları agorayı ve tüccarları sevmezlerdi. Ama, kıtlık tehlikesini bertaraf etmek ve vergi gelirlerinden olmamak için mal dolaşımını devâm ettirmek şarttı. Kıtlık korkusu sebebiyle bu “rezilliklere” katlanmak zorundaydılar. Tek yapabildikleri agorayı ve tüccarı sıkı bir kontrole tâbi tutmaktı.Ama alış verişin “canlanması”; giderek meşrûluk ve îtibâr kazanması modernliğe has bir dönüşümdür. En büyük yeniliklerden birisi de gözalıcı vitrinler ve tabelalardı. Eski dünyanın insanları alışverişi cabucak halledip hanesinin yolunu tutarken, modern dünyâda insanlar zamana kıyarak bu pasajlarda, mağazalarda, dükkânlarda dolaşmanın keyfini çıkarabiliyorlardı. Bu mağazaların ucuzluk vaad eden bir türüne “bon marché” deniyordu. Emil Zola, Paris Yıldızı başlıklı kitabında bu mekanların çekiciliğini, baştan çıkarıcılığını, kadınları merkeze koyarak ne güzel anlatır. Geleneksel dünyânın taştan, soğuk, izbe, karanlık, kuytu dükkânlarının yerini alan, camın, şeffaflığın, ışık, gösteriş ve çekiciliğin var ettiği modern alış veriş mekânlarıyla insanların kurduğu ilişkiyi, flânör şâir Baudlaire’in şiirlerini izdüşürerek en çarpıcı bir şekilde anlatan da Das Passengerwerk’iyle Walter Benjamin olmuştur. Günümüzdeki AVM’lerin atalarıdır bunlar. Jean Baudrillard’a göre, geleneksel tapınakların yerini alan, ticâret tanrısının, Hermes’in evrensel tapınaklardır bunlar.İşyerlerinde ,yabancı dilde yazılan tabelaların varlığı son devir Osmanlı’sında başlıyor. Fransız, Alman, İngiliz, İtalyan firmalarının, bankalarının tabelaları, başta İstanbul, Selânik, İzmir gibi büyük şehirlerde dört bir tarafı sarmıştı. Bu aynı zamanda imparatorluğun çöküşüne eşlik eden bir manzaraydı. Devasa, ezici mîmârileri, bankaları, mağazaları ve tekmil müştemilâtıyla geliyorlar ve imparatorluğun kanını emiyorlardı. Milli mücadele bunlarla mücadele etmek zorundaydı. İstiklâl Savaşı kazanılmıştı,ama ekonomik istiklâlimizi de kazanmak zorundaydık. Kapitülasyonların kaldırılması, kabotaj hakkı elde etmek vb adımlar başarıydı. Ama kaynak meselesi aşılamıyordu. Bu birikimi kendi kaynaklarımızdan türetmek zorundaydık. Ekonomi, üretimiyle ve tüketimiyle milli olmak zorundaydı. Onun için gümrük duvarlarını yükseltecek yabancı malların girişini sınırlandıracaktık. Millî ekonominin dili de Türkçe olacaktı. Bu,aynı zamanda ürünlerin adının ve tabelaların da Türkçeleşmesiydi.Oldu mu? Hayır. 1980’lere kadar durumu hayli ikiyüzlüce idâre ettik. Dışarıya “homo productiva” özlemimizi seslendirdik; içimizde ise sessizce “homo consumens “ özlemlerimizi büyüttük. İlki mâliyetliydi. İkincisi ise değil. Baskın gelen ikincisi oldu. 1980’lerden îtibâren gümrük barajlarını kaldırdık. İçimizde büyüttüğümüzü hayâtın merkezine koyduk. Bu bize biraz da dürüstlük gibi geldi. Agoralarımız coştu. Ağzına kadar yabancı ürün doldu. Tabelalara bakmadan doyum tokum tüketmeye başladık. Tükettiklerimizi kimin ürettiğinine, hangi adla, hangi dilden geldiğine dikkât etmedik. Üreterek bir parçası olamadığımız Batı’yla, onlarla aynı şeyleri tüketerek bütünleşecektik. İngilizce tabelalar bu bütünleşmenin tesciliydi. Rahatsız olmak bir tarafa bu tabelalarla iftihar ettik. Türkçe ticârî isimleri bile İngilizcenin fonetiğine uydurduk. Mustafa’lar Moustapha, bakkallar market, kasaplar şarküteri oldu. Sonra Nataşa’larıyla ,turizm ve bavul ticâreti geldi. Kiril alfabesiyle tanıştık. Aksaray, Lâleli Kiril alfabesiyle donandı. Bunlardan hiç rahatsız olmadık.Nedense son devirlerde bu tablo değişti.Sûriyeliler başta olmak üzere, memleketin mâruz kaldığı Arap göçünün yol açtığı bir durumun yansımasıdır bu. Türkiye’ye yerleşen ve kısm-ı âzâmı Arap olan misafirlerimiz, zaman içinde kendi işletmelerini açar oldular. Hizmet verdikleri kesimler de aslında ağırlıklı olarak kendi insanları olduğu için, işletme tabelâları, kendi lisanlarında ve alfabelerinde oldu.Ayağa kalktık. Millî hislerimiz coştu. Çağdaşlaşma azmimiz depreşti. Tabela kirliliğine yolaçanlar “Ortadoğu bataklığından çıkma ,geri kafalı, medeniyetten nasibini almamış, ortaçağ karanlığının insanları” olarak gözüktü gözümüze. . Çorbacı kebapçı açıyorlar; üstelik bizim kurtulduğumuz o anlaşılmaz alfabeyle yazılmış tabelayı da dükkânın dışına konduruyorlardı. Sonra? Gelsin tabela savaşları.. Ne diyelim; gazâları mübârek olsun…
Yeni Malatyaspor'a Fransız orta saha
Spor
Yeni Malatyaspor'a Fransız orta saha
Yeni Malatyaspor, Fransa'nın Nice ekibinde forma giyen Remi Walter'ı kadrosuna kattı. 24 yaşındaki futbolcuyla 1,5 yıllık sözleşme imzalandı.
IHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.