İşte dürüstlük evrensel değer: Zekat müessesi yeniden ele alınmalı
Ekonomi
İşte dürüstlük evrensel değer: Zekat müessesi yeniden ele alınmalı
İstanbul Ticaret Üniversitesi, “İş Ahlakı Raporu” hazırladı. Raporda iş hayatındaki bazı eylem ve uygulamaların farklı ülke ve kültürlerde farklı karşılıkları olmasının doğal olduğu vurgulandı. Çalışmada dürüstlük, doğruluk, sözünde durma, haksızlık yapmama gibi çok sayıda konuda küresel ölçekte aynı ya da çok benzer iş ahlakı ölçütlerinin geçerli olduğu kaydedildi.
Yeni Şafak
Zekat ne zaman verilir?
Ramazan
Zekat ne zaman verilir?
Dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda (nisap) mala sahip olan kimselerin Allah rızası için belirlenmiş kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eden “Zekat” kelimesi, İslam’ın beş şartından biridir. Dinen zengin olup da zekat verebilme gücü olan herkes, ihtiyaç sahiplerine mallarının zekatını vermeli. Peki, zekat ne zaman verilir?
Yeni Şafak
Adabıyla ibadet
Ramazan
Adabıyla ibadet
İbadette edep; niyetin, kalpte olanın dışarı yansımasıdır. Kalbin, dilin, bütün uzuvların tazimle insicamı, iç ile dışın birbirini doğrulamasıdır. Resulullah (sav)’ın verdiği haberi Münire Daniş bizlere hatırlatıyor; “Kalbinde huşu olanın bedeni de öyle olur.”
Nihayet Dergi
Nafaka alacaklıları ve maaşların zekâtı
Nafaka alacaklıları ve maaşların zekâtı

Vasıf ve şartları önceki yazılarda açıklanan nafaka alacaklılarının, daha önce hakkını yazdığımız zevce dışında kalanlarını, usûl, fürû ve yan hısımlar olmak üzere üç gruba ayırmak mümkündür:

1. Fürû (çocuklar, onların çocukları)

İlgili âyet (mesela el-Bakara: 2/233) ve hadisler, çocuğun nafakasının babaya ait olduğunu açık ve kesin bir şekilde ortaya koyduğu için bu konuda görüş farkı yoktur. Baba kazanacak durumda fakat fakir olursa nafakayı, sırada ondan sonra gelen akraba temin eder ve babadan alacaklı olur.

Çocukların küçük, yahut büyük, oğul, yahut kız olmaları bazı farklı hükümleri gerektirmektedir.

a) Küçük oğul

Yaşıtları çalışıp kazanır hale gelinceye kadar nafakaları babalara aittir. Tahsilde, mecburi askerlikte olmak da -kazanamayacak kadar- küçük olmak gibi nafakaya hak kazandırır.

b) Büyük oğul

Oğul ergenlik çağına, çalışıp kazanabilecek hale gelince nafaka hakkı sona erer. Ahmed b. Hanbel, muhtaç olduğu müddetçe oğlun nafakasının babaya ait olduğu görüşündedir.

c) Kız çocuğu

Kız çocuğu büyük de olsa evleninceye kadar nafakası babaya, evlendikten sonra da kocaya aittir. Kızın, mirasta, oğula nispetle daha az pay almasında, nafaka hak ve borcunun da etkisi vardır: Böylece külfetle nimet paylaştırılmış, denge sağlanmıştır. Evlenmemiş kız, kendine uygun bir iş bulur ve yeterli gelir sağlarsa babasının nafaka borcu düşmektedir.

d) Torunlar

İmam Mâlik dışındaki fukahâya göre şahsın çocukları gibi torunları da nafaka hakkına sahiptirler. Torunların oğul, yahut kızdan olmaları, vâris olup olmamaları bu hükmü değiştirmez. Sıra dedeye geldiğinde torunların nafakalarını temin eder.

2. Usûl (ana, baba ve bunların usûlü)

Kâfir bile olsalar ana-babaya iyi davranmayı emreden âyetler (Lukmân: 31/15) ve bu manayı teyit eden hadisler ile ilk asır uygulamaları ana, baba ve bunların usûlünün nafaka alacaklısı oldukları konusunda tereddüt bırakmamaktadır. Bütün fukahâya göre, muhtaç oldukları takdirde ana ve babanın nafakası evlada aittir. Çoğunluk dede, nine gibi usûlün de aynı hükümde olduklarını ileri sürerken İmam Mâlik bu konuda muhâlif kalmıştır.

3. Yan hısımlar

Akrabaya hakkını vermeyi (el-İsrâ: 17/26), onlara iyilik ve ihsanda bulunmayı (en-Nisâ: 4/36) emreden âyetler ile yakından uzağa akrabayı gözetmeyi, onlarla ilgilenmeyi (sıla-i rahimi), yardıma ve iyiliğe önce akrabadan başlamayı emir ve tavsiye eden hadisler (Şevkânî, Neyl, VI, 364 vd.) akraba nafakasının hukuki kaynaklarıdır. Bu nasları değerlendirme ve uygulamada müctehidlerin üç gruba ayrıldıklarını görüyoruz:

a) Hanefîlere göre kan hısımı olup, aralarında evlenme caiz olmayan akraba, şartlar gerçekleşince karşılıklı olarak nafaka alacaklısı ve borçlusu olmaktadırlar; amca, dayı, yeğen, hala, teyze bu kabildendir.

b) Hanbelî mezhebine göre, miras hukukunda açıklanan asabe ve belli hisse sahibi (ashâbu’l-feraiz) olarak vâris olanlar nafaka ilişkisi ile de birbirine bağlıdırlar.

c) İbn Teymiyye, İbn Kayyim gibi bazı müctehidlere göre evlenme mâniine de bakılmaksızın, sıra geldiğinde birbirine vâris olanlar gerektiğinde nafaka alacaklısı ve borçlusu da olurlar. Bu ictihad, nafaka alacaklılarının çerçevesini en geniş tutan, naslara ve İslâm’ın ruhuna da en uygun olan ictihaddır.

Nafaka borçlusu akraba birden fazla olursa -karı-koca, çocuk-baba arasındaki bazı durumlar müstesna- nafaka borcu, her şahsın mirasındaki payı ölçüsündedir.

Usûl, fürû ve zevcenin nafaka hakkı hâkimin hükmüne bağlı değildir; bunlar, hakları olan nafakayı, borçlunun rızasına ve hazır olmasına bakmaksızın alırlar. Ebû Süfyan’ın karısı Hind’in bir sorusu üzerine Rasûlullah (s.a.) “Sana ve çocuğuna yetecek kadarını al” buyurmuşlardır (Buhârî, Büyû’, 95; Nesâî, Kudât, 31.).

Diğer akrabanın nafakası, ya borçlunun rızası, yahut da hâkimin hükmü ile elde edilir.

Nafakaya muhtaç olup akrabası da bulunmayan şahısların geçimlerini devlet sağlar. Fıkıh kitapları beytü’l-malın (devlet hazinesinin) giderlerini sayarken bu gibi şahısların geçimlerini de giderlere dahil etmiştir. Rasûl-i Ekrem (s.a.), “Kim ölür de mal bırakırsa (bu mal) ailesine aittir, kim de bakılacak çoluk çocuk bırakırsa onlar bana aittir” buyurarak devletin bu vazifesini dile getirmiştir (Buhârî, Feraiz, 4. Nafakat, 15; Müslim, Feraiz, 14-17).

Soru

Evimize üç maaş girmektedir. Harcamalar sonrasında artan paranın zekatını veriyorum. Geriye kalan parayı da biriktiriyorum. Biriken paranın miktarı nisab miktarının üzerine çıkarsa -zekatını her ay verdiğim- bu paradan da yıl sonunda zekat vermem gerekir mi?

Cevap

Aylık, haftalık, üç aylık gibi fasılalarla ücret ve maaş alan işçi ve memurlar ile serbest çalışan doktor, mühendis, avukat, terzi, berber gibi meslek sahiplerine ait gelirlerin zekâtı mevzûunda birkaç görüş vardır: Umûmiyetle fukahâ, bunların da üzerinden bir yıl geçince nisabı dolduran miktarlarından kırkta bir zekât ödenir demişlerdir. Ben de bu görüşe katılıyorum.

Ancak bazı muâsır âlimler bu gelirleri, İbn Abbâs, İbn Mes’ûd, Muâviye, Ömer b. Abdulaziz gibi kadim müctehidlerin, yıllanmasını şart koşmadıkları “miras, bağış, mükâfat” gibi gelirlere (el–mâlu‘l–müstefâda) benzetmiş ve üzerlerinden yıl geçmeden -herbirinin husûsiyetine göre- zekâtlarının ödenmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Meselâ bir memurun maaşı normal ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra artıyor ve bu artanların yıllık toplamı nakit nisâbını dolduruyorsa, yıl sonu beklenmeden her ay maaşın zekâtı ödenecektir (İbn Hazm, el–Muhallâ, c. VI, s. 83 vd.; Ebû Ubeyd, el–Emvâl, s. 413. 436; Kardâvî, age., s. 489–420).

Bu ikinci görüşe göre de zekatı ödenen maaş ve benzerinin yıl sonunda bir daha zekatını ödemek gerekmiyor.

Alo Fetva’ya virüsü sorduk: Kolonya abdesti bozar mı?
Hayat
Alo Fetva’ya virüsü sorduk: Kolonya abdesti bozar mı?
İstanbul Müftülüğüne bağlı, dini konularda vatandaşların sorularını yanıtlayan “Alo Fetva” hattına son zamanlarda en çok koronavirüs ile ilgili sorular yöneltildi.
Yeni Şafak
Diyanet İşleri Başkanlığı: Zekatları ‘Biz bize yeteriz Türkiyem’ kampanyası kapsamında toplayıp hak sahiplerine ulaştırabiliriz
Dünya
Diyanet İşleri Başkanlığı: Zekatları ‘Biz bize yeteriz Türkiyem’ kampanyası kapsamında toplayıp hak sahiplerine ulaştırabiliriz
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Biz bize yeteriz Türkiyem’ sloganıyla başlattığı yardım kampanyasına bir destek de Diyanet’ten geldi. Din İşleri Yüksek Kurulu, zekatların, bugünlerde ulusal düzeyde başlatılan dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılmasının caiz olduğunu bildirdi. Küresel salgından dolayı pek çok kişinin zekat alabilecek konuma geldiği hatırlatıldı.
Yeni Şafak
Diyanet: Zekatların dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması caizdir
Hayat
Diyanet: Zekatların dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması caizdir
Din İşleri Yüksek Kurulu, Covid-19 salgını sebebiyle ilan edilen dayanışma kampanyalarına zekat ile katkıda bulunma konusunda vatandaşlardan gelen sorular üzerine açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "Zekatların bu günlerde ulusal düzeyde başlatılan dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp hak sahiplerine ulaştırılması caizdir"ifadelerine yer verildi.
Yeni Şafak
Canımızı acıtan rakamlar
Canımızı acıtan rakamlar

Dünyanın en zengin ve en fakir insanları, dünyanın en zengin ve bereketli bölgesinde bir arada yaşıyorlar ama birbirlerine faydası yok.

Kardeşiz diyorlar ama nimetleri paylaşmıyorlar.

Aynı dili konuşuyor, aynı coğrafyada yaşıyor, ismi barış olarak bilinen aynı dinden olduklarını söylüyorlar ama birbirlerini de aynı din adına öldürüyorlar.

Bugünkü İslam coğrafyasının fotoğrafı bu.

Neden bu hale düştük?

Çünkü okumayı, öğrenmeyi bıraktık.

Ne kitap okuyoruz, ne de evrende yer alan canlı cansız bütün varlıkları.

Okumayı bırakınca merak etmemeye başladık.

Oysa merak ilmin hocasıydı.

Kaderin gayrete aşık olduğunu da unuttuk ve onu da bıraktık.

Çalışmayı bırakınca temel ihtiyaçlarımızı karşılayamayacak hale düştük:.

Kendi elimizinemeğinin ve alın terimizin karşılığının ne kadar tatlı olduğunu unuttuk.

Kendi elimizi kullanmayınca başkasının eline muhtaç kaldık.

Oysa insanın kanadı gayretiydi.

Değirmenci uykusundan uyanana kadar yapacak bir şey yok, bu kumaştan bugün ancak bu kadar elbise çıkıyor.

Bugünkü sefaletimizin, canımızı yakan durumun kısaca özeti böyle.

**

Afrika’nın madenlerini ve gazını, Ortadoğu’nun da petrolünü çalmak için İkinci dünya savaşından sonra böl parça yönet politikası uygulayan sömürgeci Avrupalı, parçalayarak kuklalarla yönettiği ülke halklarında uyanma başlayınca politika değiştirdi.

Bugünkü çalma çırpma ve sömürü şekli İç kargaşa çıkararak meşgul etme.

**

Canımızı acıtan rakamlar, İHH İnsani Yardım Vakfı’na bağlı İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) tarafından hazırlanan “İslam Dünyasında İnsani Durum” raporu adıyla yayınlandı.

Rakamlara bakın ve ağlayın:

*Dünyadaki çatışmaların yüzde 60’ı İslam dünyasında yaşanıyor.

*2010 yılından itibaren savaşlarda ölenlerin yüzde 80’i Müslüman ülke vatandaşları.

*1,5 milyarlık İslam dünyasında 216 milyon kişi yetersiz besleniyor.

*Kişi başı gelirde dünya ortalaması 17 bin 225 dolar iken, İslam ülkeleri kişi başı gelir ortalaması 11 bin 137 dolar gibi bir düzeyde.

*İşsizlik oranında da İslam ülkeleri, dünya ortalamasının (yüzde 5,5) oldukça üzerinde, yüzde 7,5 gibi bir orana sahip.

*Bu olumsuz tablonun oluşumunda rol oynayan en önemli problemlerden biri dış borç meselesi olarak gösterilmiş.

*Rapora göre, bugün İslam ülkelerinin 1,6 trilyon dolarlık borcu var ve 21 İslam ülkesi “Ağır Borçlu Yoksul Ülke” kategorisinde sayılıyor.

**

*İslam dünyasındaki sağlık harcamaları küresel sağlık harcamalarının sadece yüzde 4’ünü oluşturuyor. (Dünya nüfusunun yüzde 25’ini oluşturmasına karşın)

*İslam ülkelerinde kişi başına düşen sağlık harcaması, 202 dolar iken dünya ortalaması ise bunun 5 katından fazla olan Bin114 dolar.

*Dünyada her 10 bin kişiye ortalama 15 doktor düşerken, İslam dünyasında bunun yarısı kadar (8) doktor düşüyor.

*Dünyada Ortalama yaşam beklentisi 72, İslam ülkelerinde ise sadece 67.

*İslam dünyasının genelinde 19,5 milyon çocuk ilkokula gidemiyor.

*İslam dünyasında her 5 kız çocuğundan biri okula gidemiyor.

*Okuryazarlıkta dünya ortalaması: yüzde 82,5 İslam ülkelerinde yüzde 70,3.

*Dünyada kadınlarda okuryazarlık ortalaması yüzde 79, İslam ülkelerinde yüzde 64.

*Dünyadaki kadın nüfusunun yüzde 25’ini oluşturmasına rağmen, anne ölümlerinin yüzde 49’u İslam ülkelerinde.

*Dünyadaki çocuk nüfusunun yüzde 30’unu İslam ülkelerindeki çocuklar oluştursa da, 5 yaş altı ölümlerin yüzde 47’si İslam dünyasında.

**

Coğrafi olarak her biri farklı bir bölgede bulunan İslam ülkeleri için, çözüm konusunda toptancı tek bir formül bulunmuyor ama tüm insani sorunlar için ortak tedbirler 4 noktada düğümleniyor:

1- İstikrarlı siyasi kurumlar oluşturmak.

2- Fiziki altyapıyı güçlendirmek.

3- Sosyal adaleti sağlamak.

4- Eğitim kalitesini yükseltmek.

Bu konularda İslam ülkeleri arasında, gerek ekonomik ve gerekse beşeri potansiyel olarak oldukça avantajlı ülkeler bulunduğu ve iyi planlanmış işbirlikleri ile bunların çözümlenebileceği belirtiliyor.

**

Ne zamana kadar böyle?

Ya da bu tablo nasıl değişir?

Zekat vermenin zekat almaktan, çalışmanın tembellikten, okumanın cahillikten daha kıymetli olduğunu idrak ettiğimizde tablo değişmeye başlar.

‘Durun siz kardeşsiniz’ diyenler arttıkça bu oyun bozulur.

‘Kardeşiz ama…’ diyenler artıkça da canımızı acıtan rakamlar artmaya devam eder.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.