Gündem Davutoğlundan gazeteciyi susturan cevap

Davutoğlu'ndan gazeteciyi susturan cevap

Davos'ta bulunan Başbakan Davutoğlu bir gazetecinin Türkiye'deki tutuklu gazetecilere ilişkin sorduğu soruya sert cevap verdi. Davutoğlu ''Bir başbakanın birini tutuklama veya salıverme hakkı yoktur. Ben hiçbir gazeteciyi tutuklamadım ve ya salıvermem. Bunu mahkemeler yapar. Türkiye demokratik bir ülkedir. Biz ikinci sınıf bir demokrasi değiliz'' dedi.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi AA
Davutoğlundan gazeteciyi susturan cevap

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dünya Ekonomi Forumu’nun (WEF) katılımcısı olan iş dünyasının üst düzey temsilcileri ile akşam yemeğinde buluştu. Davutoğlu, yemekte konukların sorularını yanıtladı.

''Türkiye'nin Rusya ile olan enerji işbirliğini Avrupa Birliği bağlamında nasıl değerlendirirsiniz? Güney Akım, Türkiye üzerinden geçecek, bu Türkiye'yi nasıl etkileyecek'' sorusuna Davutoğlu, aslında Türkiye'nin en önemli varlıklarının doğal kaynaklar olmadığını belirtti.

Türkiye'nin ekonomik kalkınması için iki önemli varlığı bulunduğunu, bunların coğrafya, nüfus ve iş gücü olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Türkiye çok stratejik bölgede yer almaktadır. Bu yüzden çok fazla çevrede çok sorunla karşılaşılmaktadır ancak aynı zamanda çok önemli merkezi bir konuma sahiptir. Tüm ulaşım noktalarının ortasındayız. Enerji boru hatları ve ticaret hatları Türkiye üzerinden geçmektedir" ifadesini kullandı.

''Tüm ülkelere ve her türlü teklife açığız''

Davutoğlu, konuşmasında şunlara yer verdi:

''Bu yüzden Türkiye'nin enerji merkezi haline gelmesini istiyoruz. Eskiden 'tüm yollar Roma'ya çıkar' denirdi. Biz de şimdi tüm enerji boru hatlarının Türkiye'den geçmesini istiyoruz. Doğudan batıya, kuzeyden güneye enerji boru hatları ve koridorlarının Türkiye'den geçmesini istiyoruz. Azerbaycan ile TANAP projesi var. Kerkük'ten Yumurtalık'a da petrol boru hattımız var. İran ile bir doğalgaz boru hattımız var. Batı ve Mavi Akım var Rusya ile. Gelecekte daha da fazla olacak. Kıbrıs'ta barışa ulaşılabilirse Kıbrıs'ın çevresindeki doğalgaz da Türkiye'den geçecektir. 2009'da NABUCCO projesini başlattık. Ben yeni dışışleri bakanı olduğumda ele aldığım ilk projeydi. Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye, Bulgaristan, Macaristan'dan Avusturya'ya kadar gidiyor. AB'nin stratejik bir vizyonu yoktu ve bu projeyi desteklemedi. Ruslar NABUCCO'nun kendisini baypasladığını fark ettiğinde, NABUCCO'yu baypaslamak için, direkt, doğrudan Bulgaristan'a ulaşmak için Güney Akım'ı başlattı. Biz TANAP projesini başlatmaya karar verdik.  Bunun sebebi AB, NABUCCO'yu desteklemedi. Şimdi Avrupa TAP olsun diye TANAP ile birleşsin diye bize geliyorlar. Ruslar da aslında Güney Akım'ın yönünün Bulgaristan'dan Türkiye'ye çevirmek için bize geldiler. Tüm ülkelere ve her türlü teklife açığız. Hiç kimse Türkiye'yi eleştiremez. Alternatif enerji yolları AB için çok önemliyse NABUCCO'yu da desteklemelilerdi. Bugün halen önemliyse bizimle enerji faslını açmalılar. Şimdi enerji faslını engelliyorlar. Ama diğer yandan da AB'nin çıkarını düşünmemizi istiyorlar.''

Güney Akım Projesi hakkında da Davutoğlu, Rusların bunu Türk akımı olarak adlandırdıklarını söyledi.

Davutoğlu, ''Biz daha tam olarak kabul etmedik. 'Hayır' da demedik. 'Dikkate alacağız' dedik. Bu projenin etkileri ne olacak, yapılabilir mi, fizibilitesi nasıl? Önce çalışacağız, sonra karar vereceğiz. Ancak AB ve diğer ülkeler bizimle çalışmak istiyorlarsa ciddi olmalılar. Türk coğrafyasının öneminin farkına varmalılar. En azından enerjinin 16. faslını açmalılar. Bundan sonra tüm seçenekler masada olacak. Bizim için gelecekte yanaşabilecek zorluklara karşı mücadele etmek için masada ne kadar seçenek olursa o kadar iyi'' diye konuştu.

''Türk demokrasisi Avrupa standartlarındadır''

''Birçok kişi Paris'te ifade özgürlüğünü desteklemenizi çok takdirle karşıladı. Ancak Türkiye'de birçok gazeteci cezaevinde. G-20 Dönem Başkanlığınız süresince gazetecileri serbest bırakmanızı istiyoruz'' sorusu üzerine Başbakan Davutoğlu, ''Bu soruyu acaba kim sordu'' diye karşılık verdi.

Soruyu soran kişinin ''Bay Taylor'' demesi üzerineDavutoğlu, ''Gazeteci arkadaşınızın ismini verin lütfen, bu kişinin. Ben de size bu konuda yardımcı olabileyim'' dedi.

Davutoğlu, bu konuda gerçekçi olunması gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

''Çünkü aslında beklediğim cevabı verdiniz. Çünkü bir spekülasyon var. Sanki Türkiye'de birçok gazeteci cezaevinde ve bu ithamlar kanıtsız. Bugün editörlerle bir toplantım vardı. İsim sordum hiç kimse bana isim veremedi. Gazetecileri Koruma Derneği var. Ekimde bu dernek Türkiye'ye geldi. O zaman da sorduk. 'Kaç kişi' dedik. Bizim için tek bir gazeteci bile önemli. 10 kişinin ismini verdik. Zaten bize verilen isimlerden 3'ünün serbest bırakılmış olduğunu fark ettik. 7 kişi kalmış. Şimdi tam isimlerini vermeden bazı bilgiler paylaşayım. Siz de hangisi arkadaşınız olduğunu lütfen söyleyin. E.S. 1990'larda yakalanmış, silahlı adam yaralama, kolluk kuvvetlerine ateş açmış ve bir polisi yaralanmış. İkinci kişiden bahsedelim. Kendisi 1990'larda tutuklanmış, banka hırsızlığı gerçekleştirilmiş. Tüm bunlar cezai suçlar. M.G. banka soygunu, polis merkezine saldırı. Başka bir isimden bahsedeyim... Kendisi silahlı kişiler yetiştiriyor ve terör saldırıları düzenleyen birimlerle bağlantılı... 7 isim var sadece.

Bunlar aslında sözde gazeteci, ellerinde bir gazeteci kartı olabiliyor ancak gerçekte tutuklandılar, cezaevine girdiler. Çünkü başka suçlar sebebiyle cezaevindeler. Bunların hiçbiri AİHM'e gitmiyor. Çünkü kendi davalarının reddedileceğini biliyorlardı.''

Bu 7 kişinin gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklanmadığını anlatan Davutoğlu, şunları ifade etti:

''Londra'da söylediğim cümleyi tekrarlıyorum. Türkiye'de gazetecilerin cezaevinde olduğunu iddia edenler, lütfen gelsin bize isimlerini versin. Bunlar bildiğiniz üzere adli vakalar. Siz bize geliyorsunuz 'Lütfen bunları salıverin' diyorsunuz. Size saygı duyuyorum. Ancak böyle taleple geldiğinizde bu, hukukun üstünlüğünü anlamadığınız anlamına gelir. Bir başbakanının birini tutuklama veya salıverme hakkı yoktur. Ben hiçbir gazeteciyi tutuklamadım veya salıveremem. Bunu mahkemeler yapar. Türkiye demokratik bir ülkedir. Biz ikinci sınıf bir demokrasi değiliz. Bir Avrupa bakanına bu soruyu soramazsınız. Çünkü biz de çok iyi biliyorsunuz, Avrupa demokrasilerinde başbakanın tutuklama veya salıverme hakkı yoktur. Aynı şey Türkiye'de de geçerli. Türk demokrasisi Avrupa standartlarındadır.

Lütfen bana bir isim verin. Size söz veriyorum. Sizi bu gazeteciye götüreceğim. Sizinle birlikte o gazeteciyi ziyaret edeceğim. Bu şekilde gazetecilere olan desteğimi göstereceğim. Çünkü ben de 1990'larda bir köşe yazarıydım. Basın özgürlüğünün anlamını çok iyi biliyorum. Çok nazik bir şekilde bir şeyi ima ediyorsanız, iddianızı varsa isim getirmeniz gerekir. Ben salıverilme ve tutuklama konusunda hiçbir şey yapamam. Ama en azından meslektaşlarınız kimmiş öğrenmek isterim.''

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.