Gündem Gerekeni söylerdim

Gerekeni söylerdim

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Obama’nın gıyabında yaptığı eleştirilere üzüldüğünü söyledi. Erdoğan, “Görüşmemizde basın özgürlüğü ve demokrasi konuları gündeme gelmedi. Şayet bu konuları gündeme getirmiş olsaydı, örnekleri önüne koyar, bunları ona da söylerdim” dedi.

Abone Ol Google News
İbrahim Karagül Yeni Şafak
Gerekeni söylerdim
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maryland'de Amerika Diyanet Merkezi'nin açılışına katıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ABD ziyaretinin son gününde beraberindeki gazetecilerin sorularını cevaplandırdı:

Nükleer Güvenlik Zirvesi ile alâkalı gelmiş olduğumuz Washington'da gerek devlet gerek hükümet başkanları ile ikili görüşmelerimiz oldu. Cumhuriyetçi ve Demokrat kanaat önderleri ile de görüşmelerimiz oldu. Nükleer Zirve'de Sayın Obama'nın yemeği oldu. Buna bir çalışma yemeği diyebiliriz. Bütün devlet, hükümet başkanlarının üç ile beşer dakika civarında bazı sunumları oldu. Sayın Obama ile de bir saate yakın görüştük. Görüşmemizin ana ekseni, Suriye'deki gelişmeler, Suriye'de bundan sonraki süreçte neler yapabileceğimizi değerlendirdik. Sabahtan itibaren nükleer zirvenin asıl gündemine dair sunumlar oldu, ardından çalışma yemeği. Orada da kendi konuşmamı yaptım. Birçok hükümet başkanı ile devlet başkanı ile ayak üstü ikili görüşmeler yaptık. Böylece programımızın resmi boyutu bitti.

Obama görüşmesinin detaylarını sizden alabilir miyiz? Öncelikle, Obama'nın zirvenin sonunda basın toplantısında bir soru üzerine söylediklerini sormak istiyoruz. Sizinle birçok alanda verimli ortaklıkları olduğuna değindikten sonra basın özgürlüğü ve demokrasi konularında eleştirilerini dile getirdi. Bunları size de bizzat ifade etmiş olduğunu söyledi...

Gıyabımda o tür bir açıklama yapıldığını duyunca üzüldüm. Ama şunu söyleyeyim: Sayın Obama'yla görüşmemizde sorduğunuz konular gündeme gelmedi. Bana o türden bir şey söylenmiş değil. Kaldı ki bizler daha önceki telefon görüşmelerimizde, basın üzerinden konuşmak yerine, karşılıklı konuşmanın daha faydalı olacağını da konuşmuştuk. Brookings Enstitüsü'ndeki konuşmamda da belirttiğim gibi eleştiri ile hakareti birbirinden ayırmak lazım. Burada kanaat önderleriyle buluşmamda, kendilerine bunu örneklerle izah ettim. Türkiye'deki bazı gazetelerde, Cumhurbaşkanı için 'katil, hırsız' biçiminde manşetler atılıyor. Başlıklarda tehditler savruluyor. Bu hakaretleri yapan gazeteler ve dergiler, halen yayın hayatına devam ediyor.

GÜNDEME GELMEDİ

Türkiye'de iddia ettikleri türden bir diktatörlük olsa, o tür yayınlar nasıl yapılabilir? Hakaret ve tehdide Batı'da da müsaade edilmez. Daha geçenlerde Obama'yı Facebook üzerinden tehdit eden biri tutuklandı, tutuklu yargılanıyor. Merkel'e Almanya'da biri benzer bir şey yaptı, yine ceza aldı. ABD yasaları başkana tehdidi 5 yıla kadar hapisle, yüklü tazminatla cezalandırıyor. Hakaret veya tehdit nedeniyle cezalandırma örnekleri, Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerden de verilebilir. Hakaret ve tehdit, basın özgürlüğü ya da eleştiri diye değerlendirilemez. Obama, görüşmemizde bu konuları gündeme getirmiş olsaydı, tüm bu örnekleri önüne koyar, bunları ona da söylerdim.

SÖYLEYECEK SÖZLERİ KALMIYOR

ABD yönetimi kendi ülkesindeki bariz olaylara rağmen benzeri örneklerde niçin Türkiye'ye karşı ısrarla basın ve ifade özgürlüğü konusunu bir baskı unsuru olarak kullanıyor?

Bu salonda sizden önce kendileriyle bir araya geldiğim kanaat önderleriyle de -Brookings Enstitüsü'nde yaptığım üzere- Adalet Bakanlığımızın açıklamasını paylaştım. Dinlediklerinde, aslında söyleyecek sözleri kalmıyor. Ama dediklerinden farklı bir söz de söyleyemiyorlar. 'Ülkenin cumhurbaşkanı bunların çoğunun terörle bağlantılı olduğunu açıklıyor, peki bu durumda biz neyi savunuyoruz' diyemiyorlar. Üst akıl dediğim olay da bu zaten. Üst akıl, Türkiye üzerinde oyun oynuyor. Türkiye'yi bölmek, parçalamak güçleri yeterse yutabilmek. Türkiye olarak nice zamandır terörizmle mücadele halindeyiz. Ülkemiz terör saldırılarına maruz kalıyor, operasyonlar yapıyoruz. Operasyonları da halkımızın güvenliği, ülkemizin huzuru ve birliği için yapıyoruz. Son olarak Diyarbakır'da 7 kardeşimiz şehit oldu, evlatlarımız şehit oldu. Ama burada konuştuklarımızdan Türkiye'deki terör saldırılarına değinenler sadece bir iki kişi. Lahor'a değinen de sadece bir kişi oldu. Diğerlerinin tümü sadece Paris ve Brüksel'deki saldırıları konuşmakla yetiniyor.

MÜCADELE SADECE KONUŞMAKLA OLMAZ

Halbuki biz terör nedeniyle 40 bin can kaybı yaşamış bir ülkeyiz. Bunun adeta görmezden gelinmesi kabul edilemez. Özdemir Sabancı'nın katillerinden Fehriye Erdal'ın Belçika'dan iadesini istiyoruz; ama yıllardır vermiyorlar. Oralarda halen elini kolunu sallaya sallaya serbestçe dolaşabildiği, geçenlerde bir haber kanalı tarafından da görüntülendi. Terör konusunda gereği yapılmazsa elbette bedel ödenir. Washington'daki zirvede, nükleer terör riskinden de bahsedildi; teröristlerin eline özellikle nükleer ürünlerin geçme tehlikesinden bahsediliyor. Mücadele, kuru kuruya konuşmakla olmuyor. Hırsıza kilit mi dayanır? Birlik, beraberlik ve bütünlüğümüz için törere karşı el birliğiyle, gönül birliğiyle mücadele etmemiz gerekiyor.

Bu külliye bir medeniyet merkezi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin başkenti Washington yakınlarındaki Türk-Amerikan Kültür ve Medeniyet Merkezi'nin açılışını gerçekleştirdi. Osmanlı mimarisiyle inşa edilen caminin de yer aldığı külliyeyi “Bir medeniyet merkezi" olarak niteleyen Erdoğan, “ABD'de yaşayan tüm Müslümanlara hayırlı olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maryland'de Amerika Diyanet Merkezi'nin açılışına katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maryland'de Amerika Diyanet Merkezi'nin açılışına katıldı.


KONTEYNERDEN KÜLLİYEYE


Merkezin yapıldığı araziye ilişkin, “Bu araziyle veya arsayla tanışmam, oğlumun buradaki eğitim-öğretim yıllarında bir ABD seyahatinde bir ramazan iftarına davet etmişti. Ben de o konteynerin içerisinde oradaki 25-30 kişiyle iftar yapmak suretiyle burayla tanışmıştım" ifadesini kullanan Erdoğan, o konteynerin böyle bir medeniyet merkezine dönüşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Erdoğan, “Az önce bir Azeri televizyonu önümü kesti. Onun gözlerinde gözyaşı gördüm. Acaba bizim ülkemizdeki medyanın gözlerinde de bu gözyaşını görebilecek miyiz? Benim Mehmedim, benim polisim, köy korucum oralarda, Güneydoğu'da, Doğu'da huzuru sağlayabilmek uğruna canlarını vermek.... Hiç, onu bir kenara koyuyor... bu şekilde koşuyor. Ama bakın bazıları öyle başlıklar atıyorlar ki hakikaten biz hangi ülkenin evladıyız, bunlar hangi ülkenin evladı? diye, bu soruyu sormaktan geri duramıyorsunuz." diye konuştu.

Erdoğan'ın ziyaret ettiği merkez içindeki bir derslikte öğrenciler şiir okudu.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk öğrencinin okuduğu Sezai Karakoç'un  “Ey Sevgili
Erdoğan'ın ziyaret ettiği merkez içindeki bir derslikte öğrenciler şiir okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk öğrencinin okuduğu Sezai Karakoç'un “Ey Sevgili


İKİ MİNARELİ TEK CAMİ


Erdoğan'dan sonra konuşan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de, “Bugün biz sadece her yönüyle muhteşem olan bir mabedin açılışını yapmıyoruz, Biz bütün insanlığa bir medeniyet merkezini armağan etmenin mutluluğunu yaşıyoruz." dedi. ABD'deki iki minareli tek cami olan ibadethanede, aynı anda 3 bin kişi ibadet edebilecek. Merkezde İslam Eserleri Müzesi, kütüphane, konferans ve sergi salonu da bulunuyor.

TSK cevabı verdi

Türkiye-Rusya arasındaki ilişkilerde son durum nedir? Rus tarafından yumuşama sinyalleri geldiğinden söz ediliyor. Yeni bir gelişme söz konusu mu?

Temenni ederiz ki bahsettiğiniz türden yumuşamalar olur ve aramızdaki sıkıntıları aşarız. Ancak henüz o noktada değiliz. Rusya, Washington'daki Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne alt düzeyde bir temsilci bile göndermedi. Burada Rusya hiç yoktu.

AK Parti, muhalefetin kaçmasından sonra yeni anayasa çalışmalarına hız verdi. Bu yıl bir anayasa referandumu bekliyor musunuz?

Hükümetin bu noktada yapıtğı çalışmaları biz de takip ediyoruz. AK Parti, benim başbakanlık döneminde bu konuda geniş bir çalışma yapmıştı. O çalışma zaten AK Parti'nin malıdır. O çalışma güncellenebilir, bazı yeni eklemeler yapılabilir. Cumhurbaşkanlığı olarak sadece bir katkı mahiyetinde bizim de yaptığımız bir çalışma var. Sivil toplum örgütleri ile ATO'da bir adım atmıştık. Halkımızın bunu gündemde tutması, yeni anayasanın gündemde olması, konuşulması, tartışılması tabii ki çok önemli. Halkın gündemine getirmeden parlamentoya getirmek sıkıntılı olabilir. İktidar partisinin yeterli vekil sayısı yok. Ancak gizli oylama söz konusu olabileceği için temennimiz 330'un yakalanabilmesidir. Yeni anayasa konusunda halka verilmiş bir söz var. Halk bunu bekliyor. Hükümet de partiler de bu konuda üzerlerine düşeni yapmalıdır. Asgari müşterekleri olan partiler bir araya gelerek bu problemi pekala çözebilir. Referanduma götürüldüğünde, yeni anayasanın halktan kesinlikle onay alacağına inanıyorum.

Genelkurmay Başkanlığı, bir takım iddialar üzerine, paralel sızmalara ve paralel kalkışmalara asla izin verilmeyeceğini açıkladı. Bu konudaki değerlendirmeniz?

Türk Silahlı Kuvvetleri en güzel cevabı vermiş. İlave söze gerek yok!

Üç şartı hatırlattım

Paralel yapının başı ABD'de yaşıyor. Bu mevzu gündeme geldi mi görüşmelerde?

Bu akşam kanaat önderleriyle konuşurken gündeme getirdim. Sayın Obama'yla görüşmemde gündeme getirmedim. Daha önce birkaç kez söylediğim için tekrar söylemeye gerek görmedim. Arkadaşlarımız, Kerry ve Biden'a müteaddit defalar söylediler de zaten.

İsrailli mevkidaşınız ile geçenlerde bir telefon görüşmeniz o oldu. İlişkilerin normalleşmesi ve büyükelçiliklerin açılması ne zaman gerçekleşir?

Taksim'deki olay insani ve vicdanı bir olaydır. İsrail Cumhurbaşkanına yazılı bir taziye mesajı göndermiştim. Kendileri telefonla döndüler, o görüşme o şekilde gerçekleşti. Telefon görüşmesinde, İsrail'le ilişkiler konusundaki üç şartı hatırlattım. Şartlarımız zaten belli. Birincisi özür, bunu gerçekleştirdiler. İkincisi tazminat: Verilen bir rakam var, bunun İsrail açısından sorun olmayacağı söyleniyor. Üçüncüsü de Gazze'ye ambargonun kaldırılması. Filistin'de Gazze'de ciddi elektirik sıkıntısı var, bunun giderilmesine müsaade edilmeli. Görüldüğü kadarıyla olumlu yaklaşıyorlar. Hakeza, su sıkıntısı da giderilmeli. Bunların aşılması, diplomatik temasları da ikili ticari temasları da beraberinde getirecektir. Özellikle enerji, doğal gaz konusu önemli. Bunda onların da ülkemizin de Avrupa'nın da menfaatleri söz konusu. Temennimiz aklı selimin hakim olmasıdır.

Washington'da görüştüğüm Musevi cemaatinin temsilcilerine de bunları anlattım. Harem-i Şerif'e yönelik ihlallerin durdurulması hususunu da dile getirdim, ihlallerin durdurulması için yardımcı olmalarını söyledik.

Daha iyi bir noktadayız

PYD/YPG konusuna bakışta farklılık var.. Bu konu nasıl gündeme geldi? ABD, Türkiye'nin istediği yöne doğru yaklaşıyor mu?

Şunu açık ifade etmeliyim ki, PYD ve YGP konusunda ilk zamanlara kıyasla daha iyi bir noktadayız. Obama, Kerry, Biden ile yaptığımız görüşmelerde Türkiye'nin güneyinde PYD/YPG yapılanmasına izin vermeyeceğimizi söyledik. O bölgede DAİŞ'le mücadele için ABD'ye 1800 isim verdik, 600 isim daha vereceğiz. Bunlar yetişmiş insanlar; bir kısmı Arap bir kısmı Türkmen. Bu insanlar şu anda mücadele için her şeye hazırlar. Dolayısıyla ABD'nin artık bahanesi söz konusu olamaz. Zira karada her şeylerini ortaya koyan bahsettiğimiz insanlar, orada bizim için varlar. Bunlar, DAİŞ ve diğer terör örgütlerine karşı her türlü desteği vermeye hazırlar. Ilımlı muhalifler bunlardır. Biden ile de Kerry ile de konuştuk; onlar da bir PYD devletine müsaade etmeyeceklerini söylüyorlar. Bu ifadeyi Kerry ve Biden da kullandığına göre diyecek bir şey kalmıyor. O bölgede farklı bir yapılanmaya tevessül eden olursa kararlılığımız bellidir.

DAİŞ'E KARŞI ADIMLARI BİRLİKTE ATMALIYIZ

Obama ile Suriye'de bundan sonra neler yapılabileceğini konuşurken, uçuşa yasak bölge, güvenli bölge konuları da gündeme geldi mi?

Geldi. G20'deki görüşmemizde Suriye sınırları dahilinde 98'e 45 kilometrelik bir alanı terörden arındırılmış güvenli bölge ilan edilebileceğine değinmiştik. Dün akşam kendisine söyledim: 'O bölgeyi illa o ölçülerde tutmak şart değil, daha da büyütmek mümkün' dedim. 'O bölgede gelin 500'er metrekarelik alanlar içinde konutlar yapalım; gerek Suriye'deki insanların gerekse ülkemizdeki mültecilerin oralara yerleşmelerini sağlayalım' dedim. Bu konuyu Merkel'e de açtığımı söyledim. Ne var ki damağa değecek bir şey varsa hiçbiri buna yanaşmıyor. Mültecilerle ilgili olarak ABD'yle, koalisyon güçleriyle birlikte çalışarak gereken adımları atmamız lazım. Mesela 2,5 milyonluk nüfusa sahip olan Musul'a, DAİŞ 5 bin kişiyle hükmediyor. Bizler, 5 bin DAİŞ'liyi halledemiyor muyuz? Bunu Obama'ya söyledim. Bu işi halledersek, orada yeni bir süreç başlar; Musul halkı kendini bulur. Etraftaki Ramadi, Ambar gibi vilayetlerdeki halk da Musul'u örnek alarak kendilerini bulabilirler. Yeter ki onlara güç verelim, destek verelim. Mesela Peşmergeler, bir güç buldular DAİŞ'i Sincar'dan derdest ettiler.

Türkiye'nin Musul'u kurtarma harekatına katılması söz konusu mu?

Başika ile Musul'un arası 30-40 kilometre. Başika için bizi koruyor diyor oradaki kardeşlerimiz. Musul'dan Başika'ya saldırıyı yaptı DAİŞ onun üzerine bu adımlar atıldı.

Türkiye ile işbirliği hayati önemde

Washington'daki Nükleer Güvenlik Zirvesi sonrası basın toplantısı düzenleyen ABD Başkanı Barack Obama, bir soru üzerine, Türkiye'nin NATO müttefiki ve DAEŞ'e karşı mücadelede çok önemli bir ortak olduğunu hatırlatarak, ABD ile Türkiye arasında uzun ve stratejik bir ilişki bulundu-ğunu kaydetti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan ile defalarca görüştüğünü ifade eden Obama, birçok alanda verimli bir ortaklığa sahip olduklarını aktardı. Obama, Erdoğan'ın demokratik süreç içinde defalarca seçim kazandığını hatırlatarak, Türkiye'de basına karşı yaklaşımın ülkeyi sıkıntılı bir yola sokabi-leceğini söyledi. Obama, Türkiye'nin tarihten bu yana derin İslami inanç ve modernitenin yan yana yaşandığı bir ülke olduğunu belirterek, bu mirasın devam ettirilmesinin önemine işaret etti. Obama, birçok uluslararası ve bölgesel konuda Türkiye'nin işbirliğinin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, bu önemin süreceğini söyledi. “Birçok ortağımızla ve dostumuzla çalıştığımız gibi onlarla da çalışıyoruz" diyen Obama, Türki-ye'nin çabalarını takdir ettiklerini dile getirdi. Obama, arada farklılıklar bulunabileceğini, bunları dile getireceklerini ifade etti.

Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
FOTOĞRAF 13
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Title
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Erdoğan, Amerikan Diyanet Merkezi'nin açılışını yaptı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret gerçekleştirdiği Washington'da, ABD'nin en büyük ve tek çift minareli camisi olan Amerika Diyanet Merkezi'ndeki caminin açılışını yaptı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.