Gündem Kılıçdaroğlu Devlet adamı Hallandedir Merkeldir

Kılıçdaroğlu: Devlet adamı Hallande'dir Merkel'dir

"Devlet adamı" kavramını tanımlayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu "Tipik örneği Hollande'dir. Bir mizah dergisine yapılan saldırının ardından Müslümanlıkla terörü net şekilde ayırdı. Merkel'dir. Müslümanlık asla ve asla terörle bağdaşamaz diye cümleler kurdu" dedi.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi IHA
Kılıçdaroğlu: Devlet adamı Hallandedir Merkeldir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "4 sayın bakandan da istirham ediyorum, lütfen kürsüye çıkın, yürekli olun, korkmayın, namuslu adamlarsanız asla korkmayın. 'Biz Yüce Divan'a çıkmak istiyoruz' deyin. Neden korkuyorsunuz. Korkunun ecele faydası yoktur. Siz kurtulacağınızı sanıyorsanız bunu unutun. Gün gelir yine hesap vereceksiniz. Yol yakınken şimdiden gidin. Aklanmak istiyorsanız gidin aklanın. Kaçarsanız zaten bu toplum sizi vicdanında mahkum edecektir" dedi. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında partililere seslendi. Sözlerine vatandaşlara birlik ve beraberlik çağrısı yaparak başlayan Kılıçdaroğlu, "Bugün yine kafamızda soru işaretleriyle beraberiz. 8 yıl önce Hrant Dink öldürüldü. 8 yıldır faillerin ortaya çıkmasını bekliyoruz. Türkiye faili meçhuller ülkesi olmamalı, bu ülkenin hiçbir yurttaşı faili meçhule kurban gitmemeli. Bu ülkede hepimiz huzur ve barış içinde yaşamalıyız. Eğer bir kişi katlediliyorsa failleri ortaya çıkarmak hükümetin görevidir. 8 yıldır olmadı, bekliyoruz. Yine kararlılıkla bekleyeceğiz. Failler ortaya çıkana kadar bekleyeceğiz" şeklinde konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı "Şeffaflık Paketi'ni eleştiren Kılıçdaroğlu, "Devlette şeffaflık diyor. Devlette şeffaflığın iki kuralı vardır: Her kuruşun hesabını vereceksin. Buna uyuldu mu, uyulmadı. Hangi şeffaflıktan bahsediyorsunuz. İki, her yurttaşın uyduğu gibi yasalara uyacaksınız" dedi.

"GÖZÜNÜ SEVDİĞİMİN AHMET DAVUTOĞLUSU"

Kılıçdaroğlu, "Gözünü sevdiğimin Ahmet Davutoğlusu, memur Teoman'ı nasıl hatırlamazsın? Ne diyordu Rıza Sarraf, 'Para veriyorum almıyor, ne yapacağımı bende şaşırdım' diyor. Ne yaptınız? Memur Teoman'ı sürdünüz. Siz eğer memurları koruyacaksınız önce kendinize ve çevrenize bir bakın. Şeffaflık nedir öğrenin, ona göre basın toplantısı düzenleyin. Gittiğimiz her yerde bize soruyorlar, 'İyi güzel konuşuyorsunuz, güzel eleştiriyorsunuz da siz ne yapacaksınız?' diye. Biz yasaların gereğini yaparak bu millete her kuruşun hesabını vereceğiz. Namus her siyasetçinin ana görevidir" şeklinde konuştu.

Çok önemli bir projeleri olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "TBMM'de iç tüzüğü değiştireceğiz ve kesin hesap komisyonu kuracağız. Yani bütçe harcandıktan sonra paraların nerelere harcandığını gösteren kanun. Kesin hesap komisyonunun başkanı muhalefetten olacak, iktidardan değil. iktidar muhalefete hesap verecek. Halk partisi olarak iktidar olduğumuzda ilk yapacağımız işlerden birisi budur" dedi.

"TEMİZ SİYASET GEREKİYOR"

"Biz çarpmayız çırpmayız. Ne deniyordu? Çalmayız çırpmayız" diye konuşan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Dilimizde dönmüyor bu işlere ne yapalım. Aklımız ermez bu işlere. Bu işleri bilmiyoruz arkadaşlar. Her kuruşun hesabını veririz ama bu dümen işlerini bilmiyoruz. Temiz siyaset gerekiyor. Her kuruşun hesabını veren bir siyasete ihtiyacımız var. Eğer bu ülkede yoksulluk varsa temeli budur. Bizi eleştiriyorlar, CHP olarak sizde onlar gibi yönetebilecek misiniz? Diyorum ki hayır tövbe onlar gibi yönetemeyiz. Biz çalmayı bilmeyiz, namusumuzla ahlakımızla yönetiriz biz... Bir öneri daha getirmiş, il başkanı mal bildiriminde bulunacaksın diye. Yolsuzluğun boyutuna bakın. Düzgün çalışan adalet ve kalkınma partisi yöneticilerine bir şey demiyorum, onlar elbette mal bildiriminde bulunuruz diyebilirler. Ama biri çıkıp da yönetici bulamayız diyorsa bizimle beraber yürütecek yönetici bulamayız demek istiyor."

"DEVLET ADAMI HOLLANDE'DİR, MERKEL'DİR"

"Devlet adamı" kavramını tanımlayan Kılıçdaroğlu, "Halkın çıkarlarını savunan adam, kendisini değil toplumun çıkarlarını önceleyen adam demektir devlet adamı. Halkına doğruları söyleyen, doğruların arkasında duran, toplumu kışkırtmayan, birbirine düşman etmeyen bir kişikliktir devlet adamı. Tipik örneği Hollande'dir. Bir mizah dergisine yapılan saldırının ardından Müslümanlıkla terörü net şekilde ayırdı. Merkel'dir. Müslümanlık asla ve asla terörle bağdaşamaz diye cümleler kurdu. Bunlar devlet adamıdır. Bir grubu kışkırtmak doğru değildir" ifadelerini kullandı.

"SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN KARİKATÜRÜNÜ ÇİZEN İNSANLARA DESTEK VERMEK İÇİN ORAYA GİTTİN' DEMEDİK"

Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Sayın Davutoğlu mizah dergisine yapılan saldırıdan sonra Paris'e gitti. Devlet adamlarıyla birlikte yürüdü. Biz hiçbir zaman şu eleştiriyi yapmadık: Arkadaş sen sevgili peygamberimizin karikatürünü çizen insanlara destek vermek için oraya gittin demedik, diyemezdik. Gittin, geldin. Arkasından CHP'yi suçlamaya başladın. Meydanlara çıkıyor söylediği şu 'CHP hazreti peygamberlere hakaret eden karikatürleri savundu.' Hayatımda böylesine alçakça bir saldırıyla karşı karşıya kalmadım. Böylesine alçakça bir suçlamayla CHP karşı karşıya kalmadı. Nasıl yapıyorsunuz bunu. İnsanda ahlak, dürüstlük olur. Alçak diyeceğim de alçaklığında bir sınırı var arkadaşlar, çukuru. Devlet adamlığını unuttuk arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi?, İnsanların yüreklerine kin tohumu ekmek doğru mu? Gerçi Başbakan diyorsunuz da sanal başbakan. Böylesine bir iftira nasıl atılır. Bizim en büyük özelliğimiz, bütün yurttaşlarımız öğrensin, mütedeyyin, muhafazakar, dindar kardeşlerim hepiniz çok iyi bilin CHP hiçbir zaman hiçbir kutsalın karşısında olmamıştır. Hepsine saygı göstermiştir. Bütün peygamberleri de bütün kitapları da hak biliriz. Eskiden beri bizi suçluyorlar, dinimizi inancımız sorguluyorlar. Sen kim oluyorsun da benim inancımız, dinimi sorgulayacaksın. Sana bu yetkiyi kim verdi. Bunlar karanlık dünyaların adamıdır. Asıl Müslümanlığa asıl İslam'a en büyük zarar veren bunlardır. Biz konuşurken delille, belgeyle konuşuruz."

"BUNLARIN İKTİDARDA KALMAK İÇİN YAPMAYACAKLARI HİÇBİR ŞEY YOK"

Muhafazakar, dindar, mütedeyyin vatandaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Beni iyi dinleyin. Bir, 3 Mart 2014 bunların genel başkanı Muğla'da konuşuyor. 'Bizim rahmetimiz gazabımızı aşacak' diyor. Sen kimsin rahmetin gazabını aşacak. Sözlükte rahmet nedir onu okuyayım: 'Allah'ın kullarına acıması, onlara sevgi, merhametle muamele etmesi manasında' bu mudur Müslümanlık. Bunu bir CHP'li söyleseydi, yer gök inlemişti, ne din ne iman her türlü hakaret yapılmıştı. Bunların genel başkanı söylüyor bunu.

İki, İçişleri Bakanı Efkan Ala, halen İçişleri Bakanı söylüyor; 'Peygamber gurura kapıldı, biz gurura kapılmadık.' Lütfen iyi dinleyiniz. Onların bakanı, halen koltuğunda oturuyor, hala Davutoğlu'nun kol kanat gerdiği birisi, yolsuzlukları kapatan birisi. Kendisini peygamberden üstün gören bir zihniyet. Şimdi ben Davutoğlu'na söylüyorum, sevgili Peygamberimize hakaret eden kim. Sen ağzını açıp bir cümle kullandı mı?
Üç, AKP Düzce Milletvekili İbrahim korkmaz 2 Ocak 2015 'Hazreti İbrahim tabi ki benim Hazreti Muhammed ise en küçük kardeşim' diyor. Herkesin önünde söylüyor. Tepki gelince de ben şaka yaptım diyor. Ne zaman peygamberler gırgır konusu olmaya başladı? Davutoğlu, buna bir şey diyor mu? Diyemez. Onların inancı farklı. Bize Müslümanlığı böyle öğretmediler. Bize saygıyı öğrettiler, sevgiyi, inanmayı, çalmamayı öğrettiler... Bunların amacı din tüccarlığı yapmak, dindar değiller. Bunlar dini siyasete alet ediyorlar. İktidarda kalmak için yapmayacakları hiçbir şey yoktur. Din, iman, Kuran, peygamber dahil her şeyi istismar ediyorlar. Bu kadar vicdansız insanlar.
Egemen Bağış, bugün görüşülecek ya. 19 Mart 2014, 'Bu Bakara iyi makara' diyor. onun ifadesini aynen okuyorum. 'Google gir, Kur'an'da atıyorum, kardeşlik, atıyorum, nankörlük, Kur'an'da bilmem ne diye sörç yap hepsi çıkıyor. Oradan bir tane beğen salla gitsin' diyor. Kur'an'la alay ediyor. Peygamberi tamam da yahu Kuran'a nasıl hakaret ediyor. Nerede, koltuğunun altında tutuyor. Kalkmışsın utanmadan CHP'ye
Bakın biz konuların hiçbirisini istismar konusu yapmayız. Ama bizi öyle bir noktaya getiriyorlar ki bütün kirli çamaşırlarını sermek zorunda kalıyoruz. Düne kadar cami yalanlarını yapıyorlardı. Davutoğlu'na söylüyorum; sen temiz bir ibadethane mi görmek istiyorsun. Cami, cemevi, kilise, havra mı görmek istiyorsun? CHP'li belediyelerin olduğu yere git göreceksin orada.

Değerli arkadaşlar bunu yapanların yakından uzaktan Müslümanlıkla alakası yoktur. Bunları söyleyenlerin de Müslümanlıkla ilgisi yoktur, dinle imanla ilgisi yoktur. Din tüccarı ayrı dindar ayrı. İkisini ayırıyorum."

4 ESKİ BAKANLA İLGİLİ GENEL KURULDA YÜCE DİVAN OYLAMASI

Adları yolsuzluk ve rüşvete karışan 4 eski bakanla ilgili bugün TBMM Genel Kurulu'nda oylama yapılacağına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, "Şimdi görüşülecek, AK mı kara mı çıkacak ortaya. Bu parlamento daha önce de söylemiştim, ulusal Kurtuluş Savaşı'nın yöneten parlamentodur. Bu parlamento kirliliği kabul etmez. Kirliliği buraya bulaştırmayalım. Hepimizin vicdani, ahlaki sorumluluğu var. Çocuklarımıza, ülkemize, vatanımıza karşı sorumluluğumuz var. Devleti itibarlı kılan bizleriz, kullanacağımız oylardır. 4 sayın bakandan da istirham ediyorum, lütfen kürsüye çıkın, yürekli olun, korkmayın, namuslu adamlarsanız asla korkmayın. 'Biz Yüce Divan'a çıkmak istiyoruz' deyin. Neden korkuyorsunuz. Korkunun ecele faydası yoktur. Siz kurtulacağınızı sanıyorsanız bunu unutun. Gün gelir yine hesap vereceksiniz. Yol yakınken şimdiden gidin. Aklanmak istiyorsanız gidin aklanın. Kaçarsanız zaten bu toplum sizi vicdanında mahkum edecektir. O nedenle buradan bütün Adalet ve Kalkınma Partisi'nin saygıdeğer milletvekillerine sesleniyorum: 9 kişi hariç, Komisyonda görev yapan 9 kişi hariç. Onlar vicdanlarını sattılar. Onlar kendilerini de sattılar. Çocuklarının yüzüne bakamazlar onlar. Dünyanın en ağır mirasını kendilerine bıraktılar. Yolsuzlukları kapatan, üstünü örten kişiler olarak bu parlamentonun tarihine geçtiler. O nedenle önümüzdeki süreçte yani bugün oy kullanırken madem ki kapalı bir yere gireceksiniz. Bir vicdanınıza, bir ahlakınıza, bir inancınıza sorun" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, "Bir toplumu saygın kılan yolsuzluğun, rüşvetin üzerine gitmektir. Ben umudumu yitirmiyorum, yitirmek de istemiyorum. Parlamentonun namusuyla görev yapmasını istiyorum. Eğer parlamento görev yaparsa emin olun Türkiye'nin itibarı sadece Türkiye'de değil sadece halkın nezdinde değil bütün dünyada artacaktır" diyerek sözlerini tamamladı. 

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.