Gündem Prof Dr Ahmet Ercan uyardı Marmara, 2,5 metre Yunanistana kayacak, bu depremin büyüklüğü ne olur derseniz, 72 olur

Prof. Dr. Ahmet Ercan uyardı: Marmara, 2,5 metre Yunanistan'a kayacak

Prof. Dr. Ahmet Ercan uyardı: Marmara, 2,5 metre Yunanistan'a kayacak, bu depremin büyüklüğü ne olur derseniz, 7.2 olur

Yüksek Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Marmara Denizi'nden bir Kuzey Marmara kırığının geçtiğini belirterek, "Tekirdağ depremi dediğimiz ikinci kol, bu kırık üzerinden olacak. Tekirdağ kolunun beklenen deprem odağı da tam Marmara Ereğlisi'nin 10-15 kilometre deniz içinde olacak. 10-15 kilometre deniz içinde granit katmanında patlayacak, doğu-batı doğrultusunda bir patlama gösterecek. Aynı zamanda 1-1,5 metre göçecek ve Marmara'da 2-2,5 metre Yunanistan'a doğru bir kayma yaşanacak. Bu depremin büyüklüğü ne olur derseniz, 7.2 olur. Bu deprem çok büyük olur" dedi.

Haber Merkezi DHA
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan

Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinde tatil yapan Yüksek Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, 9 Eylül'de Şarköy açıklarında meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki depreme ilçede yakalandı.

Depremi denizde değil dağ bölgesinde beklediklerini söyleyen Ercan, "Kuzey Anadolu kırığı yaklaşık Uçmakdere'nin olduğu yerden Ayvasıl'ın bulunduğu kesimden karaya çıkar. Oradan Güzelköy'ün olduğu Mursallı'nın önünden, Gölcük'e, Gölcük'ten Çokal Barajı'na, oradan da Saroz Körfezi'ne gider. Normalde bilimcilerin kabul ettiği burasının tekrar kırılmasıydı. Ama son deprem bize gösterdi ki bir şaşırtmaca var" diye konuştu.

Ünlü deprem uzmanı Ahmet Ercan: 4.5, 5.0 büyüklüğünde deprem olabilir
GÜNDEM
Ünlü deprem uzmanı Ahmet Ercan: 4.5, 5.0 büyüklüğünde deprem olabilir

"Marmara 2,5 metre Yunanistan'a kayacak"

Depremin dağdan değil, denizin içinde gideceğini ifade eden Ercan, "Denizin içerisinden bir Kuzey Marmara kırığı geçiyor. Tekirdağ depremi dediğimiz ikinci kol, bu kırık üzerinden olacak. Tekirdağ kolunun beklenen deprem odağı da tam Marmara Ereğlisi'nin 10-15 kilometre deniz içinde olacak. 10-15 kilometre deniz içinde granit katmanında patlayacak, doğu-batı doğrultusunda bir patlama gösterecek. Aynı zamanda 1-1,5 metre göçecek ve Marmara'da 2-2,5 metre Yunanistan'a doğru bir kayma yaşanacak. Bu depremin büyüklüğü ne olur derseniz, 7.2 olur. Bu deprem çok büyük olur. Bu deprem nereden nereye kırar derseniz, Büyükçekmece'nin olduğu yerden başlayacak, Marmara Ereğlisi'ni geçecek, Uçmakdere'nin önünden Mürefte, Hoşköy'ün önünden Şarköy, Şarköy'den de Gelibolu yarımadasını kesip, Saroz Körfezi'ne girecek. Oradan Selanik'e kadar gidecek" diye konuştu.

Deprem uzmanı Ahmet Ercan'dan ezber bozan açıklama: Büyük İstanbul depremi diye bir şey yok
GÜNDEM
Deprem uzmanı Ahmet Ercan'dan ezber bozan açıklama: Büyük İstanbul depremi diye bir şey yok

"Anadolu yarımadası Ege'ye doğru kayma gösterecek"

Prof. Dr. Ahmet Övgün Ercan, bahsettiği depremin Kuzey Marmara depremlerinin batı konumu olduğunu belirterek, şunları söyledi:

  • "Bir de bunun doğu konumu var. Doğu kolu İstanbul'dur. Sürekli, 'büyük İstanbul depremi' diye bahsediliyor. Aslında deprem, büyük İstanbul ve Tekirdağ depremidir. Şimdi İstanbul'un önünde olacak deprem ise Küçükçekmece'nin yaklaşık 20-25 kilometre daha güneyinde kırılma şeklinde olacak.Bu kırılma sonucunda yer yaklaşık bir ile 1,5 metre batıya doğru kayacak. Yani Anadolu Yarımadası, Ege'ye doğru bir kayma gösterecek. Peki deprem büyüklüğü ne olur derseniz, deprem büyüklüğü 6.3 ile 6.7 arasında olur.Bu depremin süresi İstanbul önünde yaklaşık 16 ile 18 saniye sürer ama Tekirdağ'ın önünde olacak deprem ise bunun süresi yaklaşık 30-35 saniye sürer. Dolayısıyla bunların hangisi daha tehlikeli olur derseniz, ikisi de tehlikeli olur. Şöyle ki, İstanbul'un yoğunluğu fazla. Kilometrekare başına yaklaşık 2 bin 568 kişi oturuyor İstanbul'da. Ama batıya gittiğiniz zaman Tekirdağ kolunun bulunduğu yerde yaklaşık kilometrekare başına 200 kişi yaşıyor. Yani İstanbul'da nüfus yoğunluğu fazla ama depremi daha küçük ama ölüm sayısı daha fazla olur. Tekirdağ koluna geldiğin zaman nüfus yoğunluğu az olması nedeniyle deprem büyük olsa da vereceği hasarı daha az olur. Dolayısıyla bu depremleri biz tamamen ölümsüz ve yıkımsız atlatabiliriz" ifadelerini kullandı.

"En çağdaş deprem yönetmeliği var"

Türkiye Cumhuriyeti'nin hep eleştirildiğini söyleyen Ercan, "Ama iyi yönleri de var. 2007 yılında deprem yönetmeliği değiştirildi, beğenilmedi. 2017 yılında yeni bir deprem yönetmeliği daha çıktı. Şu an deprem yönetmeliği, dünya üzerinde en çağdaş deprem yönetmeliğidir. Önemli olan orada ne yazdı değil, önemli olan senin ne uyguladığındır. Kentsel dönüşüm depremde tek çözümdür ama halkımız genellikle yapısal dönüşüm yapıyor. Yani yıkıyor, yeniden yapıyor. Bu kentsel dönüşüm değildir. Ne olması gerekiyor derseniz, örnek verecek olursak sözün gelişi Mürefte'nin tamamıyla yıkılacak olan yapılarının yıkılıp, yeniden planlanması, yeniden yapılması gerekiyor. Şarköy'ün yapılarının yeniden tasarlanması gerekiyor. İstanbul'un yapılarını yeniden tasarlanması gerekiyor. Tekirdağ'ın yapılarının yeniden tasarlanması gerekiyor. Çünkü inşaat sektörü devreye girdiği zaman yaklaşık 200 tane kalemi çalıştırıyor ve dolayısıyla ekonomi kendi kendine çeviriyor. Bu açıdan önemli. Yani bizim bu depremi ölümsüz yıkımsız atlatmamız Türkiye Cumhuriyeti'nin ve ona yurttaşlarının elindeki bir olaydır, yapabiliriz" dedi.

"İnsanlara korku salmamak lazım"

İnsanlara deprem korkusu salmamak gerektiğinin altını çizen Prof.Dr. Ercan, şunları kaydetti:

  • "Çünkü yatırımları etkiliyor, ekonomiyi etkiliyor, finansı etkiliyor ve insanların ruh halini etkiliyor. Şimdi ruh hali bozuk olan insanlardan verimli bir yaşam bekleyemezsin. Dolayısıyla deprem haberleri de hava raporu gibi sık sık verilmez. Bir deprem bilimci söyler ve orada kalır. Çünkü deprem koşulları yıllar boyutunda, hatta 10 yıl boyutunda değişmez. Sözün gelişi 1999'da, '2045'te deprem olacak' dedim. Bundan sonra herhangi bir şey fikrimi değiştirdi mi, değiştirmedi. Çünkü deprem haberleri hava raporu gibi verilmez. Yani insanlara korku salmamak lazım, yatırımcılara korku salmamak lazım. Eğer sen İstanbul'da deprem olacak diye söylersen; Türkiye'de borsa da çöker, yabancı yatırım da gelmez."

Uzmanlardan İzmir'i etkileyen fayda inceleme: Deprem senaryosu hazırlanacak
FOTOĞRAF 12
Title
İzmir'i en çok etkileyen fayların jeolojik geçmişini araştırmak amacıyla DEÜ ve Afyon Kocatepe Üniversitesi iş birliğinde bir TÜBİTAK projesi hayata geçiriliyor.
Title
Yaklaşık 2 yıl önce Güney Marmara'da çalışmaya başlayan üniversitelerin öğretim üyeleri Yağcılar fayı üzerinde 11 hendek açarak incelemelere başladı.
Title
Afyon Kocatepe Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Çağlar Özkaymak, DEÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Ökmen Sümer ve teknik eleman Fatih Büyüktopçu ile hendekte çalışan DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, çalışmanın sonunda bir deprem senaryosuna altlık oluşturacaklarını kaydetti.
Title
İzmir ölçeğinde hangi fayın deprem üretme potansiyelinin yaklaştığını ortaya koymak istediklerini anlatan Prof. Dr. Sözbilir, 2005 yılında Sığacık Körfezi'nde 5.9 büyüklüğünde meydana gelen depremi hatırlatarak, O depremi üreten fay bu fay. Yağcılar ve Demircili köylerinde birçok evde hasar meydana gelmişti. Bu fayın 2005 yılından önce hangi yıllarda deprem ürettiğini bulmak için bu çalışmayı yapıyoruz. Hendeği açtığımızda diğer kırıkların yaklaşık kaç yıllık olduğunu tespit ediyoruz dedi.
Title
Türkiye'de 2011 yılında ulusal deprem stratejisi eylem planı yayınlandığını açıklayan Prof. Dr. Sözbilir, 2023'e kadar depremle ilgili yapılması gereken çalışmaların kayıt altına alındığını belirterek bu çalışmalardan birinin de hendek açma çalışması olduğunu söyledi. Türkiye'deki 485 fayın tümünün kesilerek bu çalışmanın yapılacağını ifade eden Prof. Dr. Sözbilir şöyle konuştu:
Title
Nüfus yoğunluğu bakımından öncelikli olduğu için ilk çalışmayı Güney Marmara'da yaptık. Bu çalışmamız 2 yıldır sürüyor, yaklaşık 4- 5 ay sonra bitireceğiz. Bundan sonra bölgenin deprem tehlike analizi sınıfına girip girmediği araştırılacak ve yapılaşmaya kapatılıp kapatılmaması ile ilgili önerilerde bulunacağız. Yağcılar fayının üzerinde bir hendek açtık. Bu fayın bundan sonra ne zaman kırılabileceğini ortaya çıkarmaya yarayan ve deprem tehlike analizinde kullanılan parametreleri elde etmeye çalışıyoruz. Bu iki yıldır devam eden bir TÜBİTAK projesi. İzmir, Seferihisar, Tuzla, Yağcılar, Gülbahçe faylarını içeriyor. Bu fayın deprem tehlike analizinde nasıl bir yere sahip olduğunu anlayacağız. Fayın ne kadar sıklıkla deprem ürettiği tespit edildikten sonra bölgenin yapılaşmaya kapatılıp kapatılmamasıyla ilgili önerilerde bulunabiliriz.
Title
'FAY YASASINA ALTLIK OLUŞTURULACAK'<br>​<br>​ Bir fayın diri fay haritasına işlenmesiyle o fayın geçmiş dönemlerde 6'nın üzerinde deprem ürettiğinin anlaşıldığını anlatan DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye'deki 485 fayın 6'nın üzerinde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu açıkladı. Yağcılar fayının da 16- 20 kilometre uzunluğunda hem karada hem denizde devam eden bir fay olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sözbilir, şöyle devam etti:
Title
Tarihsel dönem dediğimiz 1900 yılı öncesinde bu bölgede bir sürü yıkıcı deprem olmuş. Bu fay bu depremlerin hangisinden sorumlu, bunu bilmek için bu çalışmayı yapıyoruz. Kuzey- güney yönünde uzanan bu fay Gülbahçe Körfezi'ne doğru gidiyor. Depremin büyüklüğü 6'yı geçtikten sonra fay yüzeye gelir, can ve mal kaybı başlar. Bu fayın üreteceği bu büyüklükte bir depremden Bayraklı, Manavkuyu, Karşıyaka, Narlıdere yani İzmir'in çok büyük bir kısmı etkilenir. Türkiye'de İçişleri Bakanlığı ve AFAD düzeyinde yeni bir çalışma başlatıldı. Fayların tehlikesinden nasıl kurtulabileceğimiz ile ilgili bir fay yasası gündemde. O konuda bizlere görev verildi. Hangi fayın üzerinde oturma hakkına sahip olduğumuz ortaya çıkacak. Buna göre de örneğin bir parsel bazında şehir ne tarafa doğru büyümeli, faydan ne kadar uzakta olmalıyız gibi bilgiler bu sayede ortaya çıkıyor. Fay yasasına altlık oluşturacak işleri yapmış oluyoruz.
Title
DEPREM SENARYOSU HAZIRLANACAK<br>​<br>​ Yağcılar bölgesinde yaklaşık 11 hendek açtıklarını söyleyen Prof. Dr. Hasan Sözbilir, gelecek hafta Tuzla fayına geçip 3 hendek daha açacaklarını ifade etti.
Title
Ortalama 14 hendek açılacağını belirten Prof. Dr. Sözbilir, Böylece İzmir'i en çok etkileyen 5 fayın jeolojik geçmişini ortaya çıkarmış olacağız. İzmir ölçeğinde hangi fayın deprem üretme potansiyeli yaklaştığını anlayacağız. Bunu ortaya çıkardıktan sonra bir deprem senaryosu hazırlamamız gerekiyor. İzmir'in bu senaryosu en son 1999'da çıkarıldı. Bizim bu verilerden sonra hangi faya göre deprem senaryosu kurmamız gerektiği ortaya çıkacak ifadelerini kullandı.
Title
Title
Uzmanlardan İzmir'i etkileyen fayda inceleme: Deprem senaryosu hazırlanacak
İzmir'de bir araya gelen deprem uzmanları, Urla ilçesindeki Yağcılar köyünde yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda ve 6'nın üzerinde deprem üretme potansiyeline sahip fay üzerinde hendek kazarak incelemelere başladı. Ortalama 14 hendek açılacağını belirten Prof. Dr. Sözbilir, "Böylece İzmir'i en çok etkileyen 5 fayın jeolojik geçmişini ortaya çıkarmış olacağız. İzmir ölçeğinde hangi fayın deprem üretme potansiyeli yaklaştığını anlayacağız. Bunu ortaya çıkardıktan sonra bir deprem senaryosu hazırlamamız gerekiyor. İzmir'in bu senaryosu en son 1999'da çıkarıldı. Bizim bu verilerden sonra hangi faya göre deprem senaryosu kurmamız gerektiği ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı.

Manisa'daki depremin ardından suyun kokusunda yaşanan değişim, köylüleri endişelendirdi
FOTOĞRAF 8
Title
Düzce merkeze bağlı İstilli köyünde, 1954 yılında köy meydanında yaklaşık 200 metre derinlikten artezyen suyu çıkarıldı. Köylüler, 66 yıldır kesintisiz akan suyun kenarında halı yıkayıp, kanallar aracılığı ile bahçelerini suluyor. Manisa'da yaşanan depremin ardından suyun kokusunun yoğunlaştığı, oluşturulan havuzun dibinden de su kabarcıkları ile birlikte mil çıkmaya başladığı belirtildi. Köy sakinleri endişelenirken, muhtar Hüseyin Şimşek durumu Düzce Üniversitesi'ne bildirerek analiz talebinde bulundu.
Title
Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Uğur Hasırcı ve asistanları gelerek ilk incelemeyi yaptı, akan su ile su kaynağından numune alarak incelemek üzere Düzce Üniversitesi Merkez Laboratuvarı'na götürdü.
Title
'AĞIR KOKU OLUNCA ENDİŞELENDİK' <br> ​<br> ​ Köy Muhtarı Hüseyin Şimşek kokunun yoğunlaşması nedeniyle endişelendiklerini belirterek, Son zamanlarda Türkiye'nin değişik yerlerinde deprem olunca yer hareketliliğinden kaynaklı olabileceğini düşündüğümüz kokusunda bir artış hissettik. Bizde Düzce Üniversitesi'ndeki uzmanlara haber verdik. Kendileri gerekli kontrolleri yaptı. Alınacak analiz sonucuna göre tekrar değerlendireceğiz. Yan taraflarında da fazla su çıkmaya başlayınca ondan da şüphelendik. Yer altında bir hareketlilik mi var? En azından vatandaşlarımıza bilgi vermiş olacağız. Herhangi bir durum var mı, yok mu? Bizde merak ettik endişemiz o. Ağır koku olunca endişelendik dedi.
Title
NUMUNELERİN ANALİZİ YAPILACAK <br> ​<br> ​ Doç. Dr. Uğur Hasırcı kesin sonuçların analizler sonrası ortaya çıkacağını, ancak sudaki yoğun kokunun hissedildiğini ifade ederek, Köylüler tarafından son zamanlarda yer hareketliliği nedeniyle suda kokunun arttığı ve daha önce olmayan bir kaynağın daha belirdiği söylendi. İlk olay yerine geldiğimizde eskiden akan suyun ve yeni akan suyun PH değerleri ile iletkenlik değerlerini ölçtük. Her iki suyunda iletkenliği ve PH değerleri aynı görünüyor. PH ve iletken değerlerinin aynı olması suların aynı kaynaktan geliyor olması anlamına gelmiyor. Numuneler aldık. Üniversitemizin merkez laboratuvarında analizini yapacağız diye konuştu.
Title
'KÜKÜRT KOKU YAPABİLİR'<br> ​<br> ​ Doç. Dr. Hasırcı kokunun nedenlerini ili ilgili şu değerlendirmede bulundu:
Title
Koku iki sebepten kaynaklanabilir. Çünkü yoğun hissedilen ağır bir koku var. Birincisi bu havuzda aşırı kirlenme ve yosunlaşma alg üremesine neden olabilir. Alg üremesi de koku yapabilir. Ama burası o kadar büyük bir havuz değil kokunun bundan kaynaklandığını düşünmüyoruz, analizlerden sonra belli olacak. İkinci alternatif ise Düzce'de birçok kaynaktan çıkan kükürtlü su. Kükürt sülfür su içinde yoğunsa koku yapabilir. Sebebi bu olduğunu tahmin ediyoruz. Son zamanlarda kükürt yoğunlaşmış olabilir. Numune aldık hem ağır metal analizi hem de suyun içerik analizini yapacağız. Kokunun kaynağını bulmaya çalışacağız. Su analizi sadece bunun yer altı hareketliliğiyle ilgili olduğunu söylemek için yeterli değil. Aynı zamanda zemin ve inşaat mühendislerinin çeşitli zemin analizleri yapması gerekiyor.
Title
Title
Manisa'daki depremin ardından suyun kokusunda yaşanan değişim, köylüleri endişelendirdi
Düzce'nin İstilli köyünde vatandaşlar, Manisa'da yaşanan depreminin ardından köy meydanında artezyenden gelen suyun kokmasının kendilerini endişelendirdiğini söyledi. Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Uğur Hasırcı incelemek üzere sudan numuneler alırken, kokuya kükürtün neden olmuş olabileceğini belirtti.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.