Hayat Eleştirel realizmin gör dediği

Eleştirel realizmin gör dediği

Toplumu Açıklamak: Sosyal Bilimlerde Eleştirel Realizm isimli kitap, sonu gelmez meta-teorik ve felsefî tartışmaların ötesine geçip, bu yaklaşımın metodolojik içerimlerini tartışıyor. Okuyucularına eleştirel realizmin temel ilkelerinin bazı metodolojik içerimlerinin genelleme, bilimsel çıkarımlar, teorinin rolü gibi meselelerde yarattığı farklılıkları gösteriyor.

Yeni Şafak
​Eleştirel realizmin  gör dediği
​Eleştirel realizmin gör dediği

SABRİ AKGÖNÜLToplumsal olgu ve olaylar bilimsel prosedürlerle açıklanabilir mi? Dahası, bu olgu ve olayların kendi süreç ve etkilerinin potansiyel uzanımlarını tespit etmek mümkün müdür? Lafı dolandırmadan söyleyelim: Elbette! 1970’lere kadar, bu sorulara olumlu cevap vermek için Pozitivist kampın mensubu olmak zorunluluğu vardı. “Hayır, bu mümkün değil!” mealinde bir çıkış yaptığınızda ise Hermenötik mahfillerde ön sırada yeriniz hazır edilirdi. İlki, bilimi ve bilimsel metotları mutlaklaştırıp dondurur ve gerçek hayatın dinamizmini kategorik olarak göz ardı eder. Böylece, ironik bir şekilde, bizatihi kendisi bilimin icrâ edilmesinin önünde bir bariyer oluşturur; resmî bir bilim söylemi oluşturur. İkincisi ise, pozitivizmin bilimsel-olanı açıklama biçimini mutlak ve rakipsiz olarak ele alma hatasına düşüp rölativizmin ve kültüralizmin serin sularına kulaç atar. Bilhassa toplumsal olgular ve sosyal olaylar hakkında bilimsel, nedensel açıklamayı mümkün görmez, bilime karşı bir tavır alır ve anti-bilimciliğin resmî söylemini oluşturur. Bu düşman kardeşlerin çatışması Türkiye sosyalbilim sathında tüm şiddetiyle baş göstermiştir. Ve sonuç: retorik karaktere bürünen bu iki söylem toplumsal olgulara dair bir çalışma imkânı vermediği gibi art-alanlarında yığınla metodolojik, ontolojik ve epistemolojik sorun bıraktılar.

FELSEFİ TARTIŞMALARIN ÖTESİNE GEÇİYOR

Ancak, Roy Bhaskar’ın önemli katkılarıyla açılan ve hem Pozitivistik hatta hem de Hermenötik hatta tam bir tezat teşkil etmemekle birlikte iki yaklaşımın ötesine geçen üçüncü bir patika var: Eleştirel Gerçekçilik [Critical Realism]. Bu ekol yer yer farklı isimlerle anılıyor: ‘Transandantal gerçekçiler’, ‘ilişkisel gerçekçiler’, ‘eleştirel gerçekçiler’ ve ‘ampirik gerçekçiler’ ve ‘bilimsel gerçekçiler’. Yaygın olarak ‘eleştirel gerçekçiler’ yahut ‘bilimsel gerçekçiler’ isimlerini tercih etmektedirler. Bu yaklaşım, Türkçe literatürde teorisist bir yatkınlıkla felsefî etkinlik olarak alındı şimdiye kadar. Çoğunlukla eleştirel realizmin bazı temel ontolojik ve epistemolojik iddialarının ele alındığı çalışmalar mevcut Türkçede. Geçtiğimiz aylarda Phoenix Yayınları tarafından tercüme edilip Türkçe yayıncılık alanına takdim edilen Toplumu Açıklamak: Sosyal Bilimlerde Eleştirel Realizm isimli kitap, sonu gelmez meta-teorik ve felsefî tartışmaların ötesine geçip, bu yaklaşımın metodolojik içerimlerini tartışıyor. Okuyucularına eleştirel realizmin temel ilkelerinin bazı metodolojik içerimlerinin genelleme, bilimsel çıkarımlar, açıklamalar, teorinin rolü gibi meselelerde yarattığı farklılıkları gösteriyor. Başka bir ifadeyle, “Mevcut toplumsal olgular bu yaklaşım içinde nasıl temellendirilir?” sorusu etrafında şekillenen bir araştırma programı önermektedir dört yazarın ortak çalışması olan Toplumu Açıklamak.

REKLAM

• • • Toplumu Açıklamak-Sosyal Bilimlerde Eleştirel Realizm Danermark, Karlsson, Jakobsen, Ekström Phoenix Yayınları 2018 368 sayfa

MEYDAN OKUMALAR

Yazarlar kitabın argümanlarını özetlediklerinde aynı zamanda kitabın temel iddialarını ve eleştirel realizmin meydan okumalarını da serimliyorlar. Kitaptaki 7 iddiayı / meydan okumayı şöyle özetleyebiliriz:

1. Genel çıkarımlar. Eleştirel realizm, ilk olarak, bilimin genelleyici iddialara sahip olması gerektiği tezini geliştirmekte ve güçlü bir biçimde savunmaktadır.

2. Olayların ardındaki mekanizmalar. Araştırmanın temel görevi toplumsal olguları üreten mekanizmaları ortaya koyarak açıklamaktır.

3. İki formel düşünce edevatı. Bu açıklama girişiminde tümevarım yahut tümdengelim gibi düşünce aletleri değil tikeldengelim ve geri-çıkarım iki önemli temel araçtır. Böylece, (i) belirli bir olgu veya olayı bir genel fikirler yahut kavramlar bütünü içinde yorumlama işleme ve (ii) bir olgunun varolabilmesi için gerekli temel koşulları yeniden-konumlandırmayı içeren bir düşünce işlemi araştırma sürecine dâhil edilir.

4. Teorisizme karşı teorinin öneminin farkında olmak. Araştırma açısından teori kesinlikle önemlidir. Araştırma sürecinde teorinin önemi vurgulanır, ampiri ile teori arasındaki bağlantının varyasyonları tartışılır; ancak bu iddia kitabın hedefleri felsefî açıklama olmadığı, bilakis bir araştırma dinamizmi kurmak olduğu için çok az tartışılmıştır.

5. Metodolojik çoğulculuk. Araştırma birçok farklı araç içerir ve somut bir araştırmada bu araçlardan çoğunu işe koşturmamız gerekir. Araştırma sırasında almaşık yöntemlere ihtiyaç vardır ama bu almaşıklık ve yöntemlerin bir-aradalığı keyfekeder kurulamaz. Yazarlar bu işlemin ontoloji ve epistemolojik boyutlar ele alınmadan gerçekleştirelemeyeceğini özenle vurgular ve bir perspektif inşa ederler: ‘eleştirel metodolojik çoğulculuk’

REKLAM

6. Fail-yapı, nicel-nitel gibi talihsiz düalizmlerin dışına çıkmak. Yazarlar, yöntemleri ‘nicel’ ve ‘nitel’ terimler içinde kategorileştirmeyi reddeder. Böylesi dikotomik yarılmalar karşısında araştırmada ya ‘yoğun araştırmayı’ ya da ‘kapsamlı araştırmayı’ (bazen ikisini birden) uygulayabileceğimizi öne sürerler. Yoğun araştırma bir veya birkaç özel vakayı analiz etmek için tasarlanır. İlişkili failler bir ‘nedensel grup’ oluşturur ve bağlamları içinde araştırılır. Kapsamlı araştırmada daha büyük bir ana-kitle incelenir ve düzenlilikler ve örüntüler bulmaya çalışılır. Gözlenen grup genellikle kategoriktir/sınıflandırıcıdır ve bulgular istatiksel tekniklerle incelenir.

7. Toplumsal olguların özgül ağırlıklarına dair bir farkındalık. Yedinci ve son olarak, bir açık sistem olarak toplumun doğası doğa bilimlerindekine benzer öngörüleri imkânsız kılar. Ancak, yazarların ısrarla altını çizdikleri gibi, nedensel mekanizmaların analizine dayandığımızda farklı ortamlarda işlerlikte olan mekanizmaların potansiyel sonuçları hakkında oldukça bilgili tartışmalara gerek vardır. Kitap, bu gerekliliğe cevap verecek bir programa sahiptir.

Toplumu Açıklamak, Pozitivizm ve Hermenötik kampların verimsiz savaşını sadece kritik etmekle yetinmiyor. Ayrıca bir araştırma programı sunuyor. Başka bir deyişle, kitap, hem eleştirel realizmin felsefî unsurlarını içeren hem de, daha önemlisi, bu ilkelerin sahada nasıl işevuruklaştırılacağı konusunda ufuk açan bir pratiğe araştırmacıları buyur etmektedir. Bu davet, icabetsiz bırakılmayacak kadar caziptir.

/**/

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.