Hayat Hatıralarla Kutül Amare

Hatıralarla Kût’ül Amâre

Birinci Dünya Harbi’nde Çanakkale Zaferi’nden sonra ikinci büyük zaferimiz olan Kûtü’l Amâre hakkında çok az araştırma bulunuyor. Ders kitaplarımızda bile yeterince yer alamayan bu tarihi olay, 100. yıl münasebetiyle literatüre kazandırılan yeni günlük ve hatıratlarla mahzunluğunu üzerinden atmakta.

Abone Ol Google News
Mustafa Cambaz Yeni Şafak
Hatıralarla Kût’ül Amâre
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusu iki büyük zafer kazandı. Bunlardan ilki hepimizin bildiği Çanakkale zaferidir. Diğeri ise, zaferin kahramanı Halil Kut Paşa'nın, “Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci vakayı Çanakkale'de, ikinci vakayı burada görüyoruz!" diyerek önemini tespit ettiği, İngiliz askeri tarihçisi James Morris'in de, “İngiltere'nin askerî tarihindeki en rezilâne teslimiyet" olarak tanımladığı Kutü'l Amare'dir.

1916'nın 29 Nisan'ında, bugün Irak sınırları içinde yer alan Kûtü'l Amâre'de kuşatılan İngiliz kuvvetleri Osmanlı ordusuna teslim olmuş, Tümen Komutanı General Charles Townshend dahil, 13 bin 309 İngiliz askeri esir alınmıştı. Topraklarında güneş batmayan Büyük Britanya, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'ndaki 1783 Yorktown yenilgisinden beri ilk kez böyle bir mağlubiyet yaşamıştı. Bu durum İngilizler için çok büyük bir utanç vesilesi ve prestij kaybı oldu. 1. Dünya Savaşı'nda Çanakkale'den sonra son zaferimiz olan bu tarihi olay, ilk zamanlarda Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından resmi olmasa da anma günü olarak her yıl kutlandı. Aradan geçen zamanda küllendi, üzeri örtüldü. Ancak İngiliz gururunu Irak çöllerine gömen Kûtü'l Amâre, geçmişin karanlık sayfalarında kalacak kadar küçük bir zafer değildi. Bu yüzden aradan 100 yıl geçse de sonunda hatırlandı. Kut Zaferi münasebetiyle toplantılar yapıldı, sergiler açıldı, konferanslar verildi. İngilizlerin teslim günü olan 29 Nisan'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesindeki büyük bir etkinlikle unutulan/ unutturulan zafer ilk defa geniş şekilde resmi törenlerle kutlandı.

İLK KİTAP HALİL PAŞA'NIN HATIRATI

Unutulan/ unutturulan zafer hüviyetini üzerinde taşıyan Kûtü'l Amâre Zaferi ile ilgili Türkiye'de yayımlanan kitap sayısı 100. yılını idrak ettiğimiz 2016 senesine kadar bir elin parmakları kadardı. İlk yayın Şevket Süreyya Aydemir'in 1967 yılında Akşam gazetesinde tefrika edilen “Son Osmanlı Paşası Halil Paşa'nın Hatıraları" adlı hatırattı. 1957 yılında vefat eden Kûtü'l Amâre Kahramanı Halil Kut Paşa hatıralarını 1944 yılında Necdet Özgelen isimli bir tıbbiye öğrencisine yazdırmıştı. Adını “Bitmeyen Savaş" koyduğu bu hatırat, daha önce de tanıştıkları ve yıllar sonra sık sık bir araya geldikleri Şevket Süreyya Aydemir tarafından genişletilerek, 81 gün boyunca gazetede tefrika edilmişti. Daha sonra Taylan Sorgun aynı hatırat ve diğer kaynaklardan yararlanarak 1972 yılında “Bitmeyen Savaş" isimli kitabı yayımladı. Tarihçi Mehmet Emin Dinç de bu araştırmalardan hareketle, 1988 yılında “Halil Kut Paşa'nın Askeri ve Siyasi Faaliyetleri" isimli doktora çalışmasını hazırladı. Hatıratla ilgili bir başka kitap, Erhan Çitçi tarafından “ Kûtü'l Amâre Kahramanı Halil Paşa'nın Hatıraları" ismiyle 2015 yılında Timaş Yayınları'ndan çıktı. Kûtü'l Amâre Kahramanı Halil Kut Paşa'nın hatıratıyla ilgili son kitap, 29 Nisan'ın hemen öncesinde Akıl Fikir Yayınları'ndan çıktı. “Bitmeyen Savaş'ta Kûtü'l Amâre, Halil Paşa'nın Hatıratı/ Dr. Necdet Özgelen'in Katkılarıyla" adlı kitap, adından da anlaşılacağı üzere tıbbiye talebesiyken Halil Kut Paşa ile tanışan ve iki yıl boyunca paşanın dikte ettirdiği hatıratı yazan Necdet Özgelen'in anlatımlarıyla zenginleştirilerek yayınlandı. Kitabın ilk bölümünde Akşam gazetesinde yayınlanan hatıralar ve Mehmet Emin Dinç'in doktora tezinden paşanın ailesi ile ilgili bölüm yer alıyor. İkinci kısmı ise Necdet Özgelen'le yapılan söyleşilerden oluşturulmuş.

HATIRATI BİR TIBBİYE TALEBESİ YAZIYOR

Halil Kut Paşa'nın ağzından hatıralarını yazan Dr. Necdet Özgelen'i tanımakta fayda var. 1923 yılında Edremit'te doğan Necdet Özgelen, 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girer. 2. sınıftan 3. sınıfa geçerken Türkçülük meselesine karışması nedeniyle okuldan uzaklaştırılır. Bir sene Enver Paşa'nın kardeşi, Halil Paşa'nın da yeğeni olan Nuri Paşa'nın Sütlüce'deki silah fabrikasında ambar katibi olarak çalışır. O yıllarda Halil Paşa da fabrikada müdürdür. 20 yaşlarındaki bu genç delikanlı Halil Paşa'nın dikkatini çeker. Paşa ölümüne kadar bu genci korur kollar. Hatıratını da ona yazdırır ve tamamlanınca adını “Bitmeyen Savaş" koyarlar. Dosyayı da paşanın Arnavutköy'deki yalısında bir rafa kaldırırlar. Daha sonra bu hatırat Şevket Süreyya Aydemir tarafından yayınlanacaktır. Halil Paşa'yı sivil hayatında tanımış olan Özgelen, hatıratta yer almayan 1923 senesinden sonrası olayları ve bilgileri Halil Paşa'dan 13 yıl boyunca bizzat dinler. Paşanın hayatını işyerinde ve Arnavutköy'deki evinde müşahade etmek imkanını bulur. Halil Paşa'yla baba- oğul gibidirlir. Paşanın ölümüne kadar da ilişkileri sürer.

Dr. Sezai Dumlupınar
Dr. Sezai Dumlupınar


ŞEVKET SÜREYYA TARAFSIZ DEĞİL


93 yaşında olmasına rağmen güçlü bir hafızaya sahip olan Özgelen'e göre Şevket Süreyya Aydemir'in yazdığı eser orijinaldir ancak Şevket Süreyya, Enver Paşa ve Halil Paşa hakkında bitaraf değildir. Çünkü Mustafa Kemal'e karşı vefa borcu vardır: “Şevket Süreyya bey, Moskova üniversitelerinde Nazım Hikmet gibi diğer kimselerle eğitim görür. Türkiye'ye döndüğü zaman namlı bir koministtir. Yaptıkları propaganda yüzünden mahkum edilirler. Bir şekilde Şevket Süreyya Bey affa uğrar. Bunu temin eden de Atatürk'tür. Kendisine iktisat vekaleti sanayi şubesi müdürlüğü verilir. Halil Paşa'yla Moskova'da da uzaktan yakından temasları olmuştur. Yine Sütlüce'deki silah fabrikası dolayısıyla gerek Nuri Paşa, gerekse Halil Paşa'yla bir sürü sohbetleri, eski hatıraları canlandıran konuşmaları vardır. Yazdığı eser orijinaldir ama Şevket Süreyya, Halil Paşa ve Enver Paşa hakkındaki fikirlerinde bitaraf değildir. Kendini affeden Atatürk'e karşı bir vefa borcu vardır. Bir çok yerde hadiseleri çarpıtır, bazı yerlerde de karalar, çamur atar. O iyi bir araştırmacıdır ama tarafsız değildir." Halil Kut Paşa'dan bahsederken “paşa babam" diye hitap eden Necdet Özgelen dönemin bilinmeyen pek çok yönünü günümüze aktarmada en önemli kaynaklardan biri. Özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından Mustafa Kemal Paşa'nın infaz edilme kararının verilmesi ve Halil Paşa'nın bu görevi üstlenip Selanik'e gitmesini anlattığı bölümle, Çankaya'daki bir içkili sofrada Atatürk ile Halil Kut Paşa arasındaki münakaşayı anlattığı bölüm son derece dikkate değer.
Kûtü'l Amâre ile ilgili bir başka kitap Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yayımlanmıştı. Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları'ndan çıkan “Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Irak- İran Cephesi" adlı eser bu alanda en geniş kapsamlı kitaptır ve Kutü'l Amare ile ilgili araştırma yapanların ilk başvuru kaynaklarındandır.

ÜÇ YENİ HATIRAT

Ders kitaplarımızda bile yeterince yer alamayan Kûtü'l Amâre Zaferi, son dönemde artan ilgi neticesinde bu mahzun durumunu üzerinden yeni yeni atmakta. Bu tarihi olayın 100. yıldönümünde daha önce bilinmeyen üç yeni hatırat neşredildi. Bunlardan ilki, Cumhurbaşkanlığı himayesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikler çerçevesinde hazırlanan “Kûtulamâre Hücum ve Muhasarası, Bir Osmanlı Subayının Hatıratı" adlı kitaptır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları'ndan çıkan kitap, Kûtü'l Amâre Zaferi sürecinde cephede kahramanca mücadele etmiş olan Binbaşı Mehmed Emin Bey tarafından yazılmış son derece önemli bir hatırattır. Sezai Dumlupınar'ın İngiltere The National Archive'de bulup yayına hazırladığı eser, tarihçi Muzaffer Albayrak'ın editörlüğünde neşredildi. Üst düzey bir Osmanlı subayı tarafından yazılmış olması kitabı önemli kılıyor. Binbaşı Mehmed Emin Bey adlı yazarın cephede bizzat bulunması ve ayrıca 6. Ordu'nun Harekât Şube Müdürülüğü'nü yapmış olması konuların daha kapsamlı ve kuşatıcı bir şekilde ele alınmasını sağlamış. Yazar pek çok belge kullanarak eserin ayrıca akademik bir alanda da değerlendirilmesine zemin hazırlamış.

100 YILDIR İNGİLİZ ARŞİVİNİN TOZLU RAFLARINDAYDI

Binbaşı Mehmed Emin Bey'in hatıratının ortaya çıkışının ilginç bir hikayesi var. Hatıratı yayına hazırlayan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Sezai Dumlupınar, 2012 yılında doktora tez çalışması için gittiği İngiltere The National Archive'de araştırma yaparken tesadüfen bu hatırata ulaşır. Tesadüfen ulaşır çünkü hatırat, alakasız bir başka dosya içerisinden çıkar. Böylece 100 yıldır İngiliz arşivlerinin tozlu raflarında bekleyen önemli bir kaynak gün yüzüne çıkarılır. Eseri ortaya çıkaran Sezai Dumlupınar'a göre, Kûtü'l Amâre Zaferi'ni belgeler ışığında gün gün anlatan ve 1922 yılında tamamlanan bu hatıratın farklı özellikleri var. Öncelikle bugüne kadar Kûtü'l Amâre ile ilgili yazılmış olan en kapsamlı hatırat. Bunun yanında eserin müellifi Binbaşı Mehmed Emin Bey entelektüel yönü ağır basan bir isim. Bu yüzden de eserin akademik manada bilgi verme noktasında farklı özellikleri var: “1. Dünya Savaşı cephe gerisi ve cephede yaşananları anlatan çok az sayıda hatıratımız var. Kurmay noktasındaki bir subay tarafından yazılmış olması kitabı önemli kılıyor. Mehmed Emin Bey 6. Ordu'nun Harekat Şube Müdürü. Bilgiler, belgeler eline geçiyor. Hem cephe gerisini biliyor, hem de o anda yaşanan bütün olaylara vakıf olma noktasında bir pozisyonda bulunuyor. Hatıratın ilginç yönü 1922'de tamamlanması. Savaş esnasında günlük şeklinde tuttuğu notlar ve 1. Dünya Savaşı sonrasında eline geçen belgelerle birlikte hatıratı tamamlıyor."



İNGİLİZLER HATIRATIN ÜZERİNİ ÖRTMÜŞLER


Mehmed Emin Bey'in hatıratının İngiltere'ye nasıl gittiği noktasında bir bilgi yok. Dosyayı kendisi mi verdi yoksa İngilizler mi bir şekilde alıp götürdüler bilinmiyor. Ancak Sezai Dumlupınar İngiltere'deki dosyanın üzerinde 'bize verildi' ibaresinin yer aldığını söylüyor. Hatıratı İngiliz arşivinde bulduğu için önce bir tetkik etme gereği duymuş Dumlupınar: “Savaş esnasında sıkıntılı durumları mı ele almış? Bize karşı yazılmış unsurlar var mı yok mu diye inceledim. Sonuçta tamamen milli bir anlayışla yazıldığını gördüm. Okuyanlar da bunu görecekler. Bu boyutla İngilizler tarafından üzeri örtülmüş bir hatırat diyorum. Çünkü Townshend'ın hatıratı dışındaki eserlere bakıldığı zaman o esaret sürecini anlatan detaylı bir çalışma bulamazsınız. Orayı es geçerler. Çok detaylı girmezler. Sadece yaşandı, oldu bitti şeklinde yazılmıştır. Dolayısıyla böyle bir eserin varlığı ve buradaki bilgiler olaya bu şekilde yaklaşanları rahatsız edecektir." İngilizler hatıratın İngilizce çevirisini de yapmışlar fakat basım sürecini gerçekleştirmemişler. “Dosyanın içerisinde hem orijinal hali, hem de İngilizcesi vardı" diyor Sezai Dumlupınar. Hatıratın bir başka önemli yönü de müellifinin Süleymaniyeli bir Kürt olması: “Mehmed Emin Bey'in Süleymaniyeli bir Kürt olması da o savaştaki birlik şuurunu, birlikte hareket etme noktasındaki bütünlüğü gösteren önemli bir unsur. Savaşta da çok iyi mücadele etmiş ve aynı zamanda Mustafa Kemal'le 7. Ordu'da birlikte hareket etmiş. Bir başka özelliği, 1. Dünya Savaşı ile alakalı pek çok eserinin olması ve entelektüel yönününün çok güçlü olması. Hatıratın diline baktığımız zaman çok sürükleyici ve akıcı. Hatıralarını günü gününe tutmuş. Daha sonra geniş bir zamanda değerlendirme imkanı olmuş. 4 yıllık bir sürede karşı tarafın yazdıklarını da kontrol ederek, kıyaslayarak yazmış. Özellikle General Townshend'ın savaştan hemen sonra yazmış olduğu hatıratı çok iyi tetkik etmiş. Dolayısıyla ortaya mukayese yapılan bir eserin çıkmasını sağlamış."

SAHAFIN ORTAYA ÇIKARDIĞI HATIRAT

İkinci hatırat, Sultanbeyli Belediyesi tarafından “Osmanlı'nın Unutulan Son Zaferi Kûtülamâre, Yarbay Mehmed Reşid Bey'in Savaş Günlükleri" adıyla yayınlandı. Sahaf Bahtiyar İstekli'nin bulup yayına hazırladığı eserin editörlüğünü de yine tarihçi Muzaffer Albayrak yaptı. Hatırat, 8 Ekim 1915- 3 Nisan 2016 tarihleri arasındaki hadiseleri renkli krokilerle anlatan bir günlük. Eksiği, 29 Nisan zafer gününe yer vermemesi. Çünkü bu tarihten 26 gün önce sona eriyor. Mehmed Reşid Bey sebebi bilinmeyen bir şekilde yazmayı terketmiş ve sonraki sayfaları boş bırakmış. Kitapta, savaşın 3 nisandan sonraki aşamaları Muzaffer Albayrak tarafından özetlenerek yazılmış. Günlükleri yazan Yarbay Reşid Bey ile ilgili çok fazla bilgi olmadığını söylüyor Bahtiyar İstekli. Sadece Genelkurmay'ın yayınlamış olduğu bir kitapta kısaca sicil bilgileri bulunuyormuş. Günlükler uzun zamandır sahaf Bahtiyar İstekli'deymiş: “Ben yazma, günlük, hatırat gibi şeyleri toplayıp biriktiriyorum. Esnaf arkadaşlar da bunu bildiği için ellerine bu tarz şeyler geldiğinde beni haberdar ederler. Bu günlükleri de bir sahaf arkadaştan satın almıştım. 100. yıl olması sebebiyle yayınlasın istedim. Yeditepe Yayınevi'nden Mustafa Karagüllüoğlu ile görüştüm. İlgilenince yayına hazırladım ve Sultanbeyli Belediyesi'nin sponsorluğu ile yayınladık. Günlükler 5 defterden oluşuyor. Yarısına yakını Kûtü'l Amâre ile ilgili. Sadece bu kısmını yayınladık."

İrfan Dağdelen
İrfan Dağdelen


SAVAŞIN İNSANİ BOYUTU


Günlüklerin sahibi Mehmed Reşid Bey, Irak Cephesi'nde Selmân-ı Pâk muharebelerinden itibaren savaşın içinde yer almış ve çeşitli komuta kademelerinde bulunmuş bir subay. 44. Alay Komutanı olarak bu cepheye geldikten sonra zaman zaman vekaleten tümen komutanlığı da yapmış. Bulunduğu görevine göre yaptığı işleri, gördüğü hadiseleri günlük olarak tutmuş. Reşid Bey'in alay kumandanı olarak içinde bulunduğu Halil Paşa kumandasındaki 51. ve 52. Tümenlerden oluşan 18. Kolordu'nun Selmân-ı Pâk'ta İngiliz taarruzu karşısında bozulmakta olan kuvvetlerimizin imdadına yetişmesi Irak'taki savaşın seyrini değiştirmiş, İngilizler büyük kayıplar vererek geri çekilmiş ve Kûtü'l Amâre'ye sığınmak zorunda kalmışlardı. Sahaf Bahtiyar İstekli, Reşid Bey'in de günlüğünde buradan itibaren katıldığı harekâtı, gördüğü olayları yazdığını söylüyor: “Reşid Bey günlüğünde sadece kuru bir anlatımla olaylardan bahsetmiyor, savaşın insani yanlarına da temas ediyor. Zaman zaman yaşanan yiyecek içecek sıkıntısı, temizlik ve banyo yapamamak, Dicle nehrinin taşması ve siperlerin sular altında kalması, şehitler ve şehitlerin defni gibi konularda yazdıkları Kûtü'l Amâre kuşatmasında ne tür sıkıntıların yaşandığını gözler önüne seriyor."

ÜÇÜNCÜ HATIRAT BİR KATİPTEN

Kûtü'l Amâre ile ilgili üçüncü hatırat, Atatürk Kitaplığı tarafından literatüre kazandırıldı. Irak cephesinde konuşlanmış Bağdat merkezli 6. Ordu'ya bağlı Dicle Grubu 14. Fırka Müfrezesi kâtiplerinden Tokatlı Hasan oğlu Mehmed Nuri Efendi'nin hatıralarını ihtiva eden eser, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı tarafından “Harb-i Umumîde Irak Harekatı, Kûtülamâre" ismiyle yayınlandı. Kitabı, Atatürk Kitaplığı Nadir Eserler bölümü görevlilerinden olan ve daha önce birçok kitapta imzası bulunan İrfan Dağdelen yayına hazırladı. Irak cephesinde cereyan eden askeri muharebeleri ayrıntılı bir şekilde anlatan eser, 25 Eylül 1914 seferberlik ilânından, Mondros Mütarekesi'nin hemen sonrasına denk gelen Musul'un İngilizler tarafından işgal tarihi olan 3 Kasım 1918'e kadar olan dönemi kapsıyor. Günlüklerden oluşan eserde, Mehmed Nuri Efendi muharebeleri renkli krokileri de kullanarak ayrıntılı bir şekilde anlatmış, muharebelerin sonuçları hakkında da değerlendirmelerde bulunmuş.

Sahaf  Bahtiyar  İstekli
Sahaf Bahtiyar İstekli


BAĞDAT'TAN AYRILIŞIN HÜZÜNLÜ HİKAYESİ


Mehmed Nuri Efendi'nin hatıratını yayına hazırlayan İrfan Dağdelen, hatıratı cephe kâtibi Tokatlı Mehmed Nuri'nin torunundan satın
aldıklarını söylüyor: “Biz bunu 5 sene önce almış ve çevirileri de o zaman yapmıştık. Son iki ayda kitabı tekrar gündemimize aldık, yeni okumalar yaptık, redakte ettik ve 29 Nisan'a yetiştirdik. Bu eser, bizzat cephe kâtibinin gün gün tutmuş olduğu notlardan oluşan birinci el kaynak özelliğini taşıyor. Mehmed Nuri Efendi'nin cephede tuttuğu notlar savaşın tüm safhalarını anlatıyor." Harb-i Umumî'de Irak Harekâtı adlı eserde günlükler, dört yıla yakın geniş bir süreyi kapsıyor. 25 Eylül 1914 seferberlik ilânından, Mondros Mütarekesi'nin hemen sonrasına denk gelen Musul'un İngilizler tarafından işgali olan 3 Kasım 1918 tarihine kadar devam ediyor. Eser, 1. Dünya Savaşı'nda Irak Cephesi'ndeki askeri gelişmelerle ilgili olduğu için Kûtü'l Amâre sonrasında yaşanan işgal ve esaret de günlükte yer alıyor.

İrfan Dağdelen, Bağdat'ın 24 Mart 1917 tarihindeki tahliyesinin Mehmed Nuri Efendi tarafından çok hazin bir şekilde anlatıldığını söylüyor: “Bağdat'ı tahliye kararı alındığında Osmanlı ordusu çekilirken, Bağdat ahalisi çoluk- çocuk, kadın- erkek tamamen sokaklara dökülerek hüngür hüngür ağlarlar. Osmanlı askerlerinin ayaklarına kapanarak, 'Bizi düşman ayakları altında bırakıp da nereye gidiyorsunuz?' diye yalvarırlar. Mehmed Nuri Efendi bu hali şu satırlarla dramatik bir şekilde anlatmaya devam ediyor: 'Velhasıl gerek ordu ve gerekse Bağdat şehri ve bütün mevcudat bu halden pek me'yus idiler. Hatta Bağdat âfâkından kopan şiddetli bir fırtına da bütün toz ve kumları âsumâna kaldırarak ordunun matemine iştirak ettiğini ifham ediyor. Ve bu şehri terk edip de gitmelerini adeta men etmek istiyordu. Yürüyüşün devamı esnasında geçilen hurmalıklar da fırtınanın kendilerine hâsıl ettiği teessürle orduyu selamlıyorlar ve bu şehri terk etmemeleri için istirhamda bulunuyorlar idi. Hâsılı bu gece ortalığın haline bakıp da ağlamamak mümkün değildi.'



• • •
Halil Paşa
Taylan Sorgun
Destek Yayınları
288 Sayfa



• • •
Kutü'l-Amare Kahramanı Halil Paşa'nın Hatıraları
Erhan Çiftçi
Timaş Yayınları
256 Sayfa



• • •
Bitmeyen Savaşta Kutü'l-Amare Halil Paşa'nın Hatıratı
Akıl Fikir Yayınları
376 Sayfa



• • •
Kutü'l-Amare Hücum ve Muhasarası
Yayına Hazırlayan Sezai Dumlupınar
Kültür Bakanlığı
487 Sayfa



• • •
Harbı Umumide Irak Harekatı Kutü'l-Amare
Yayına Hazırlayan İrfan Dağdelen
İBB Yayınları
400 Sayfa



• • •
Osmanlı'nın Unutulan Son Zaferi Kutü'l-Amare
Yalına Hazırlayan Bahtiyar İstekli
Sultanbeyli Belediyesi



6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.