Hayat İhya değil inşa eden bir dergi

İhya değil inşa eden bir dergi

Üç ciltten oluşan ‘İslâm Mecmuası’ çalışmasını İlhami Danış, Mustafa Göleç ve Ömer Faruk Köse yayına hazırladı. Danış, derginin maksat ve ilkelerinin “Müslümanların fâidesine çalışır” ve “Dinli bir hayat, hayatlı bir din” sloganlarıyla açıkça anlaşılabileceğini söylüyor.

Haber Merkezi Yeni Şafak
İlhami Danış, Mustafa Göleç ve Ömer Faruk Köse
İlhami Danış, Mustafa Göleç ve Ömer Faruk Köse

HATİCE SAKA

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim elemanlarından Dr. Öğr. Üyesi İlhami Danış, Doç. Dr. Mustafa Göleç ve Arş. Gör. Ömer Faruk Köse tarafından yayına hazırlanan İslâm Mecmuası okuyucularıyla buluştu. “Dinli bir hayat, hayatlı bir din” şiarı ile 1914-1918 yılları arasında 63 sayı olarak yayınlanan İslâm Mecmuası’nın çeviri metnine on beş akademisyen katkı sağladı. Zeytinburnu Belediyesi tarafından desteklenen, yürütücülüğünü Öğretim Üyesi Dr. İlhami Danış’ın, danışmanlığını Prof. Dr. M. Fatih Andı ve Prof. Dr. Zekeriya Kurşun’un üstlendiği projenin sonucunda üç ciltlik bir eser ortaya çıktı. Biz de Dr. Öğr. Üyesi İlhami Danış ve Doç. Dr. Mustafa Göleç ile İslam Mecmuası’nın tüm yönlerini konuştuk.

l İslam Mecmuası’nın 1914-1918 yılları arasındaki sayılarını incelediniz. Bu sayılar Osmanlı İmparatorluğu’nun en kritik döneminde çıkmıştı. Bu mecmuanın kritik günlerde nasıl bir etkisi oldu?

İlhami Danış: İslâm Mecmuası’nın ilk sayısı 12 Şubat 1914 tarihinde yayınlandı. İmparatorluğun buhranlı bir dönemi. Büyük savaşın arefesinde bir dünya. Osmanlı münevverleri uzun zamandır bir kurtuluş reçetesi arayışındalar. Mecmuanın ilk makalesinin “İslâm ve Terakki” başlığını taşıyor olması oldukça önemli. Yazar kadrosu imparatorluğun içinde bulunduğu buhrana dair dini, ahlaki, siyasi ve iktisadi birçok alanda çözüm arayışındalar. Türklük, İslamlık ve Muâsırlık kavramlarının altını çiziyorlar. Maksat ve ilkeleri mecmua kapaklarında iki sloganla özetleniyor: “Müslümanların fâidesine çalışır” ve “Dinli bir hayat, hayatlı bir din.”

Mustafa Göleç: Belirttiğiniz gibi çok kritik bir dönemde, on yıllık bir harbin tam ortasında yayınlanıyor İslam Mecmuası. 1911’de Trablusgarp Savaşı ile başlayan, 1912-13’te Balkan Savaşları ile devam eden, 1914-1918’de Birinci Dünya Savaşı ile zirvesine çıkan, 1919-1922’de Milli Mücadele ile nihayete eren uzun ve kesintisiz bir harp dönemi bu… “Hasta adam” denilen imparatorluk can veriyor ama bir hayatiyet belirtisi de gösteriyor. İslâm Mecmuası imparatorluğun son nefesini verirken gösterdiği yaşama iradesi aslında. Yaşlı bir çınarın gövdesinden patlayan filizler, tomurcuklar mesabesinde. Mecmua yazarları dini, içtimai, iktisadi, kültürel problemlere çözüm arıyorlar. Bu milletin tabiri caizse hayatta kalma programını yazıyorlar. Gündelik olanla ilgilenmiyorlar. İhya değil inşa teklif ediyorlar. Bu yüzden İslam Mecmuası’nı Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran metinlerden biri olarak görebiliriz.

l Mecmuada Fıkıh, Ahlak, Kadın, Aile, İçtihat, İçtimaiyat, Tarih, Din Felsefesi, İslam Havadisi gibi konulara yer veriliyordu. Günümüzde de çok fazla tartışmalara sahne olan bu konular, o tarihlerde nasıl ele alınıyordu?

Mustafa Göleç: Toplumsal ve kültürel sorunlar siyasal sorunlardan daha uzun ömürlü, bir günde ortaya çıkmadıkları gibi bir günde çözülemiyorlar da. II. Meşrutiyet’in ilanı kısa bir süreliğine de olsa çoğulcu bir toplumsal tartışma ortamı doğuruyor. Türkçü, İslamcı, liberal, batıcı, sosyalist hatta “feminist” fikirler ifade edilebiliyor. Bugün hala tartışmakta olduğumuz pek çok mesele zamanın kalem efendilerini karşı karşıya getiriyor. Bunlar demokrasi problemlerinden piyasa meselelerine, kadın sorunlarından eğitim tartışmalarına pek çok güncel tartışmaya ışık tutacak fikirler serdediyorlar. Ne yazık ki toplumsal belleğimiz zayıf. Bugün nasılsa, bu tartışmalar hiç yapılmamış gibi tartışabiliyoruz. Aslında İslâm Mecmuası’nın reformist bir gündemi var. Dergi 1914’te ilk çıktığında sayfalarını özellikle dini konularda radikal fikirlere açacağını belli ediyor. Fakat Birinci Dünya Harbi patlak verince üslûbu yumuşuyor. Sert savaş ve toplumsal seferberlik şartları altında daha ılımlı ve uzlaşmacı bir tavır benimsiyor. İnkılapçı motivasyonunu kaybediyor, yani tam olarak olmak istediği şey olamıyor. Eleştiri ve teklifleri de din alanından toplumbilim ve iktisat alanlarına kayıyor.

KUR’AN’IN MESAJI İLE MUHATAP KILIYOR

Mecmuanın her sayısının başında Kur’an-ı Kerim’den bir ayet ve mealinin olması dışında Kur’an öğretisine ilişkin neler vardı?

Ömer Faruk Köse: Evet, mecmuanın ilk sayısından itibaren ilk sayfaları ayet ve ayet meallerine ayrılmış. Mecmua meal demiyor, mefhûmen tercüme diyor. Müslümanları vahyi fehmetmeye çağırıyor. Okurlarını ayetlerin anlamı ile, Kur’an’ın mesajı ile muhatap kılıyor. Hadis, fıkıh, kelâm ilmine dair yazılara çokça yer verilmesine karşın İslâm Mecmuası tefsir ilmine dair suskun kalıyor. Kur’an meali neredeyse her sayıda var ama Kur’an tetkikleri pek yok. Nadir örneklerde de Kuran ile temasın önemi vurgulanıyor. Kur’ân-ı Kerîm’in okunmasının ve dinlenmesinin dinin manevi feyizlerinden hisse alabilmenin başlıca yolu olduğu bildiriliyor.

Mecmua yazarlarının bir kısmı Cumhuriyet döneminde önemli kadrolarda görev almışlar. Bu yazarlar arasında en etkin isimler kimlerdi ve yeni dönemde nasıl bir etkileri oldu?

Mustafa Göleç: Dergide ondan fazla yazısı çıkan yani derginin lokomotifi sayabileceğimiz yazarlar 1876-1883 yılları arasında doğmuşlar. II. Meşrutiyet’in ilanının ardında bu kuşak var. Erken Cumhuriyet’in Kemalist elitleri de bu kuşaktan. Entelektüel faaliyetlerinin yanı sıra derginin yazarlarının hemen hepsinin üst düzey bürokratik ve siyasi kariyerleri oluyor. Mebus, bakan ve hatta başbakan olanlar var. Tabii hem İttihatçı hem de Kemalist kadroların ideoloğu olarak Ziya Gökalp en dikkat çekici isim. Derginin daimi yazarlarından Şemseddin (Günaltay) Cumhuriyet döneminde başbakan, Köprülüzade Fuat dışişleri bakanı, Şerefeddin (Yaltkaya) diyanet işleri reisi oluyor. Yine dergi yazarlarından Reşit Galip maarif nazırlığı vazifesini deruhte ediyor. Besim Atalay yedi dönem mebusluk yapıyor. Yani burada bir kadrodan söz etmek mümkün. İslâm Mecmuası bu kadronun fikri faaliyetinin zemini. Bu kadronun sözleri II. Meşrutiyette dinlenmiş, erken Cumhuriyet döneminde ise tabiri caizde tatbik edilmiştir.

İlhami Danış: Mecmudaki yazarların tüm fikirlerinin Cumhuriyet döneminde kendine yer bulduğu kanaatinde değilim. Özellikle İslam dinini temele alan terakki fikrinin Cumhuriyet döneminde önemli bir değişikliğe tabi olduğunu söyleyebiliriz. Cumhuriyet fikri Osmanlı münevverlerinin büyük bir kısmının ortak paydası iken “Nasıl bir Cumhuriyet?” sorusunda ise görüşlerin farklılığı aşikârdır. Cumhuriyet’i kuran kadronun içindeki fikir ayrılıkları, dönüşümler sonraki süreçlerde izlenen politikanın oluşumunda önemli bir rol oynamıştır.

İslam Mecmuası 1914 - 1918 (3 Kitap)nİlhami Danış -Mustafa Göleç- Ömer Faruk KösenZeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları

MAURİTİUS ADASINDAKİ MÜSLÜMANLAR

Avrupa’dan Hindistan’a, Somali’den Mısır ve İran’a kadar geniş bir coğrafyada cereyan eden olaylar mecmuanın her sayısında yakından takip ediliyormuş. Bu yazılardan Osmanlı’nın dış politikasına ilişkin ne gibi çıkarımlarda bulunabilirsiniz?

Mustafa Göleç: İslâm Mecmuası sömürgeciliğin zirvesine çıktığı ve Avrupa devletleri arasındaki sömürge rekabetinin dehşetli bir cihan harbine yol açtığı bir zamanda yayınlanıyor. Asya ve Afrika’nın büyük bir bölümü sömürge yönetimleri altında. Bağımsızlığını koruyan batı-dışı toplumların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Müslüman toplumlar arasındaki muhayyel kader birliği fikri bu şartlar altında güçleniyor. İslam Mecmuası bir yandan dini düşüncenin rasyonelleştiği öte yandan dindarlığın politikleştiği bir zemin haline geliyor. Birinci Dünya Savaşı’nın her türlü mahrumiyetini yaşayan bir milletin kendi derdinden başka hemen her Müslüman toplumun meselelerine gösterdiği duyarlılık mecmuanın her sayısında görülüyor. Batı yayılmacılığı, misyonerlik tehdidi, hilafet kurumu gibi temalar üzerinden bir tür ümmetin birliği siyaseti güdülüyor. Bu yapılırken Müslümanlar arası çekişme ve fiili çatışmalar da kınanıp eleştiriliyor.

İlhami Danış: İslam Mecmuası Osmanlı sınırlarının ötesindeki Müslümanların dertlerini dert ediniyor. Hem İslam coğrafyası hem de Müslümanların yaşadığı başka ülkeler mecmuanın ilgi alanına giriyor. İlk sayıdan itibaren düzenli olarak dünyanın farklı yerlerindeki Müslümanlardan haberler veriliyor. Örneğin İngiltere’den ihtida haberleri de Mauritius adasındaki Müslümanların hayatları de mecmuanın ilgi alanına giriyor.

Nasıl bir arşiv taraması yaptınız. Hangi belge ve kaynaklardan faydalandınız?

İlhami Danış: İslam Mecmuası projesi kapsamında her ne kadar ilk etapta yaptığımız iş metin neşri olsa da mecmuanın geneli üzerine yapılmış tüm çalışmalar ile mecmuadaki konular üzerine yazılmış değerlendirmeleri inceledik. Ayrıca yazar kadrosunun hayatları ve eserleri üzerine de detaylı bir tarama yaptık. Bunun neticesinde karşımıza çıkan literatürü üç başlıkta tasnif edebiliriz. Bunlardan ilki mecmuanın tanıtımı ve dizini mahiyetinde yazılmış tezlerdir. Mecmuaya dair Prof. Dr. Tuba Çavdar’ın 1988 yılına ait ilk tez çalışmasından sonra 1995 ve 1996 yıllarında yayınlanmış iki tez daha mevcuttur. Mecmuadaki yazarlar, yazılar ve tartışmalar üzerine yapılan değerlendirmeleri kapsayan tez ve makaleler; mecmua yazarlarının kaleme aldığı makalelerden derlenmiş kitaplar (özellikle Ziya Gökalp’in makalelerinin belli bir kısmı yayınlanmıştır) diğer iki başlıktır. Ancak bu çalışmalar da mecmuanın içinde sınırlı sayıdaki makaleleri kapsamaktadır. Bütün bu çalışmalar mecmua ile ilgili bilim dünyasında neler yapılmış olduğunu bize göstermiş oldu. Bu çalışmaların her birisi değerli olmakla birlikte mecmuanın tüm metninin ortaya konulması bizim çalışmamızın ana hedefini oluşturdu. Derginin muhtevasına dair tablolar, dizinler ve yazar biyografileri ile danışmanlarımızdan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun’un dergiyi hazırlayan kadroya dair makalesi ile Doç. Dr. Mustafa Göleç’in mecmuanın tahlili mahiyetindeki makalesi araştırmacılara rehberlik edecektir. Bundan sonraki süreçte de mecmuadaki makaleler üzerine çalışmaların artacağını düşünüyoruz.

Önümüzdeki dönemde bu çalışmaya benzer yine kapsamlı bir araştırmanız olacak mı?

İlhami Danış: Şüphesiz mecmuanın tüm metninin neşrindeki amaçlarımızdan biri de buradaki konuların ve tartışmaların farklı disiplinlerde çalışan araştırmacılarca daha kolay ulaşılabilir olması, tez, makale ve eserlerde değerlendirilmesidir. Bu noktada biz de benzer çalışmaları yürüteceğiz. Mecmua üzerine bir sempozyum veya panel de proje basamaklarından biri olarak planlanmıştı. Bunu da önümüzdeki süreçte hayata geçirmeyi arzu ediyoruz. Diğer yandan üniversitemiz (Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi) Tarih Bölümü ve bölüm bünyesinde araştırma merkezlerimiz ile yürüttüğümüz çalışmaların devamı elbette gelecek. Hem metin neşri, hem tarihin farklı dönemlerine dair yeni araştırma ve projeler üzerinde çalışıyoruz.

Netanyahuhükümeti kurumadı

Netanyahu
hükümeti kurumadı

​İsrail'de son bir yıl içerisinde üçüncü kez erken seçim gündemde.
İBB dahadüşük teklif verdi

İBB daha
düşük teklif verdi

​Bakan Turhan, İmamoğlu'nun ihale iddialarına yanıt verdi.
Hakan Atillayayeni görev

Hakan Atilla'ya
yeni görev

​Borsa İstanbul Genel Müdürlüğü'ne getirildi.
Türkiye rekor kırdı<br>

Türkiye rekor kırdı

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak TRT World Forum'da konuştu.
Dikkat çeken detay

Dikkat çeken detay

​Resulayn'da teröristlerin kaçış koridorları görüntülendi.
Bu bir ateşkes değil

Bu bir ateşkes değil

​Milli Savunma Bakanı'ndan saatler kala kritik açıklama.
Ülkemize çağırdığımız insanlara saygısızlık yapıyoruz

Ülkemize çağırdığımız insanlara saygısızlık yapıyoruz

​TRT World Forum'da düzenlenen “Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar”
En yüksek<br>rakımlı sınır: Everest

En yüksek
rakımlı sınır: Everest

Nepal ve Çin, dünyanın en yüksek zirvesinde ayrılıyor.
YPG'ye verilen silahlar bize doğrultuluyor

YPG'ye verilen silahlar bize doğrultuluyor

YPG'ye NATO müttefikleri tarafından verilen silahların Türkiye'ye doğrultulduğunu söyledi.
Üniforma oyunu

Üniforma oyunu

PKK/YPG'li teröristlerin hain planı deşifre oldu.

2 milyon<br>Suriyeli dönecek

2 milyon
Suriyeli dönecek

​Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay açıkladı.
Bir yanda Resulayn bir yanda Rakka

Bir yanda Resulayn bir yanda Rakka

​ABD ve PYD geride enkaz bıraktı, Barış Pınarı Harekatı'nda bir ev dahi vurulmadı.
Bunu asla unutmayacağız

Bunu asla unutmayacağız

PKK yandaşları giden ABD askerlerinin arkasından böyle bağırdı.
Örümcek ağı gibi

Örümcek ağı gibi

Rasulayn ilçe merkezini kaplayan tünel sistemi ortaya çıkarıldı.
İhlal sayısı 36 oldu

İhlal sayısı 36 oldu

Yarın saat 22.00'de dolacak sürede uzatma olmayacak.
Ağlamayacağım <br>o köpekleri sevindirmem

Ağlamayacağım
o köpekleri sevindirmem

​Tel Abyad şehidinin dedesinden tokat gibi sözler.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.