Hayat Mit ve gerçeklik arasında Timbuktu el yazmaları

Mit ve gerçeklik arasında Timbuktu el yazmaları

Mali’nin 2012 yılında yaşadığı darbenin ardından Timbuktu’da kültür mirası el yazmalarının yakıldığı haberleri, basında uzun sayılabilecek bir süre gündemde kaldı. Charlie English’in bu süreci ve el yazmalarının akibetini aktardığı “Timbuktu El Yazmaları” kitabı aynı zamanda Avrupa sömürgeciliğinin de bir tarihi niteliğinde.

Haber Merkezi Yeni Şafak
El yazması eser.
El yazması eser.

İSKENDER GÜMÜŞ
Batı Afrika’nın köklü bir tarihsel geçmişe sahip ülkesi olan Mali’de, 2012 yılının Nisan ayında devlet başkanlığı seçimlerine yaklaşık bir ay kala meydana gelen askeri darbe uzunca bir süre dünya gündemini meşgul etti. Mali’nin güneyinde yapılan darbe, ülkenin kuzeyinde bir otorite boşluğuna neden olmuş ve bazı Tuareg grupların etkinliklerini arttırmalarına neden olmuştu. Başta Azawad Ulusal Özgürlük Hareketi ve Ensaruddin, daha sonra Mağrip Cephesi ya da İslami Mağrip El-Kaidesi’nin de katılmasıyla kuzeydeki savaşçı gruplar, ülkenin kuzeyinde kontrolü belirli bir sürede ele geçirdiler. Mezarlıklar, türbeler ve bazı tarihi yapıların sistemli bir şekilde yok edilmeye başlamasıyla, Afrika’nın kadim ülkesi Mali uluslararası basının gündeminde sıkça yer almaya başladı.

28 Ocak 2013’te Mali’nin masallar şehri olarak da anılan Timbuktu’da bir kamu yöneticisinin şehrin yağmalanması esnasında kültür mirası el yazmalarının da yakıldığını duyurması basında uzun sayılabilecek bir süre gündemde kaldı. The Guardian gazetesinin eski uluslararası haberler müdürü Charlie English’in Timbuktu’daki el yazmaları üzerine yazdığı kitap, kısa sayılabilecek bir sürede Akın Emre Pilgir’in “Timbuktu’nun El Yazmaları: Efsanevi Bir Şehrin Geçmişini Kurtarma Mücadelesi” başlığıyla Türkçeye tercüme edildi.

Timbuktu’nun El Yazmaları: Efsanevi Bir Şehrin Geçmişini Kurtarma MücadelesinCharlie EnglishnÇev. Akın Emre PilgirnKoç Üniversitesi Yayınların

POSTMODERN BİR TARİH ANLATIMI

Bu kitabın bir tarih anlatısı olmasının yanı sıra tarih yazımı üzerine de bir çalışma olduğunu söylemek mümkün. 1700’lü yılların sonunda İngiltere’de Cumartesi Kulübü’nün Afrika merakı ve hayali Afrika Cemiyeti’nin oluşturulmasına neden oldu. Cemiyeti oluşturan komitenin Afrika’yı keşfetme arzusu kısa bir sürede uygulamaya sokuldu. Ancak, Afrika’nın iç bölgelerini keşfetmek amacıyla seyyahlar gönderme işi umduklarından çok daha meşakkatli olmaktaydı. Gönderdikleri seyyahlardan bir süre sonra haber alamamaları onları umutsuzluğa düşürse de İskoç Mungo Park’ın kıtanın içlerine kadar gidip, tuttuğu notları Afrika Cemiyeti ile paylaşması cemiyetin üyelerinde bir heyecana neden oluyordu. Park’ın “Travels in the Interior Districts of Africa” başlıklı 1799’da yayınlanan macera dolu bu hikaye Timbuktu ve Nijer’in tüm Avrupa’nın gündemine girmesine neden oldu. Afrika Cemiyeti Başkanı Sir James Bank’in ölmesinden sonra komite etkinliğini yitirir ancak Afrika’yı keşfetmek isteyen yeni oluşumlar kurulur. Paris’te kurulan Coğrafya Topluluğu da bu oluşumlardan biridir ve Timbuktu’yu keşfedene ödül verilmesi kararlaştırılır. Binbaşı Alexander Gordon Laing, 1825 yılında orta Afrika’nın meşhur başkenti Timbuktu’yu keşfetmek amacıyla sefere çıkar ve 1826 yılında erişilmesi güç yere ulaşan ilk Avrupalı kâşif olur. Laing, konsolosluğa yazdığı mektupta hayatının tehlikede olduğunu ve ayrılmak için acele ettiğini yazıyordu ve şehirde her türlü bilgiye eriştiğini ve bol miktarda bulunan kayıtları araştırdığını söylüyordu.

REKLAM

Timbuktu’nun 18. yüzyıldan başlayarak hikâyesini postmodern bir üslupla anlatan Charlie English bir bölümde el yazmalarının yakıldığı söylentisinin ortaya çıktığı 2012 yılından itibaren yaşananları anlatırken bir bölümde de Timbuktu’nun geçmişinin izini sürüyor. Timbuktu’ya yapılan keşifleri kâşifler ve onlara sponsorluk yapanlar tarafından yazılanlardan alıyor. Böylece Timbuktu’nun kadim geçmişine ilişkin zengin bir literatür sunuyor. Timbuktu alimlerinden yapılan tercümeleri titizlikle incelediği ve yakın tarihli çalışmalar yardımıyla yorumladığı bu kitap postmodern tarih anlatımı niteliğini taşıyor.

TİMBUKTU’NUN HAZİNELERİ

Charlie English, Binbaşı Laing’in bahsini ettiği kayıtların bugün topluca Timbuktu El Yazmaları diye bilinen ve büyük kısmı Arapça metinler olduğunu söylüyor. Bugün bakıldığında, Timbuktu’nun ortaçağın önemli bir ilim merkezi olduğu görülüyor. Kütüphaneleri, dinden şiire, felsefeden tarihe ve hukuktan astronomiye kadar pek çok konuda on binlerce el yazmasıyla dolu. Charlie English, 1987’de Timbuktu’ya ulaşmak için yola çıkan bir gazeteci ve fakat iflah olmaz bir maceracı. Ancak o tarihte ulaşması mümkün olmuyor. 2012 yılında el yazmalarının yakıldığını duyunca tekrar yola çıkıyor ve el yazmalarının kurtarılma ve tahliye edilme operasyonunu kapsamlı araştırmalara ve ilk elden belgelere dayanan bir gazetecilikle ustaca anlatıyor. Charlie English, bu iki şüpheli ipi ustalıkla gezegenin olağanüstü yerlerinden birinin ve onun ayrılmaz hale geldiği efsanelerin doyurucu ve etkileyici bir hesabına dönüştürüyor.

REKLAM

SÖMÜRGECİLİĞİN VE BİBLİYOFİLLİĞİN KISA TARİHİ

Charlie English’in “Timbuktu El Yazmaları” kitabı aynı zamanda Avrupa sömürgeciliğinin de bir tarihi niteliğinde. Afrika’nın zenginliklerini görmek için kâşifler tarafından bölgeye yapılan seyahatler, onların tutmuş olduğu notlar ve Afrika’nın zenginliklerine Avrupa’nın merakı tarihsel bir perspektifte hikâyeleştiriliyor. Aynı zamanda bu kadar çok el yazmasının Timbuktu’da bulunma nedenleri, burada yaşayan alimlerin çalışmaları, eserleri çoğaltarak geçimini sağlayan yazıcılar ve bundan dolayı günümüze kadar taşınan kültürel miras ayrıntılı bir şekilde inceleniyor. Timbuktu mitinin yaratılma sürecinden modern zamanların Timbuktu gerçeğine kadar yaşananlar aktarılıyor. Belki de Charlie English, kitabın bir cümleyle özetini kendisi veriyor: “Kutsal şehirde yaşayanların, kütüphanecilerin önderliğiyle yarı sihirli miraslarını kitap yakan cihatçıların elinden kurtarmalarının hikâyesi. Kanaatimce el yazmalarına sahip olanlar, belgeleri çoğunlukla saklayarak ve kısmen Savama’nın yürüttüğü operasyonlarla tahliye ederek edebi miraslarını yağma tehdidinden korumaya gayret etmişlerdir.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.