Hayat Siber evrende kimlik, politikleşme ve linç

Siber evrende kimlik, politikleşme ve linç

Burak Başkan Yeni Şafak

Burak BAŞKAN - SheffIeld Üniversitesi

Son yüzyılda insanoğlunun hayatındaki en köklü değişim internetin ortaya çıkışıyla oldu. 2000’lerle birlikte internetin günlük yaşamda herkes tarafından ulaşılabilir olması ve sosyal medyanın ortaya çıkışı iletişim kurallarını, bilginin dolaşımını, söylemin üretiliş ve yayılımını kökten değiştirdi. Bu gelişmeler, içinde yaşadığımız fiziki evrene paralel bir siber evrenin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Fiziki evrenin gerçek kimlikleri, sosyal medya profillerinde vücut bulan siber kimlikleriyle bu sanal evrende de var olabilme fırsatı buldular. Fiziki evrende sosyalleşme, politikleşme ve ideolojik gettolaşma gibi pek çok sürecin içinde yer alan gerçek kimlikler, bu süreçleri siber kimlikleri vasıtasıyla siber evrende de tecrübe etmeye başladılar.

Siber Kimliğin İnşası

Siber kimlik, gerçek kişilerin internet ortamında var olabilmek için oluşturduğu yapay kimliktir. Yapaydır, çünkü kişinin günlük hayattaki gerçek kişiliğini tam anlamıyla yansıtmaz. Dikkatli ve bilinçli bir kimlik inşa sürecinin ürünüdür. Gerçekte asla sahip olunmayan ya da sahip olunsa bile idealden oldukça uzak olan niteliklerin abartılı şekilde sunulduğu bir ideal kimlik görünümündedir. Diğer bir ifadeyle hâlihazırda olanı değil, olması arzu edileni yansıtır. Söz gelimi sosyal yaşamda ve ikili ilişkilerde asla başarılı olamamış bir kişi, sosyal medyada bunun tam tersi bir profil oluşturabilir. Benzer şekilde gündelik hayatında olaylara karşı erdemli tavırlar geliştiremeyen bir kişi, sosyal medya profilinde her durumda çok erdemli tavırlar sergileyen bir insan imajı çizebilir.

REKLAM

Gerçek kimlik tek bir zamanda tek bir mekânda yer alırken, sosyal medya profilinde vücut bulan siber kimlik zaman ve mekândan bağımsız bir şekilde var olabilmektedir. Bu zaman ve mekândan bağımsız olma durumu ise siber kimliğe kesintisiz bir şekilde olay ve durumlarla ilgili kanaat bildirme, söylem inşa etme, belli bir fikri pozisyonu temsil etme imkânı sağlar. Bu, sadece sınırlı sayıda kişiye sınırlı bir zaman diliminde erişilebilen fiziksel ortamda asla sahip olunamayacak bir imkândır. Günlük yaşamda kesinlikle politize olmamış bireylerin bile sosyal medyada oluşturdukları siber kimlikleriyle sürekli politik mesaj verme kaygısında olduklarına sık sık tanık oluruz. Bu aşırı politize olma eğiliminin temelinde de, kişiler için zamandan ve mekândan bağımsız bir vitrin vazifesi gören sosyal medya profilini en iyi, en doğru, en erdemli şekilde konumlandırma kaygısı yatmaktadır. Diğer bir ifadeyle sosyal medya profilleri, kişiler için her yerde ve her zaman aralıksız yayında olan bir halkla ilişkiler aracına dönüşmektedir.

Öteki Üzerinden Politikleşme

Fransız düşünür Jean-Paul Sartre özne-öteki çatışması yaklaşımıyla bilincin, öteki bilinçlerle ve bilincine varılan dünyayla sürekli bir ilişki içinde olduğunu belirtmektedir. Başkaları tarafından nesneleştirilen kişi, kendini özneleştirebilmek için ötekine bakmalı, onu tanımlamalı, yani onu nesneleştirmelidir. Sartre’a göre özne, kendi konumunun muhafazası için öteki özneleri nesneye dönüştürme mücadelesine girişir.* Diğer bir ifadeyle içinde yaşadığımız dünya, öznelerin birbirlerine kendi özneliklerini kanıtlama ve hatta kendi özneliklerini ötekine dayatma yeridir.

REKLAM

Sartre’ın özne ile öteki arasındaki ilişkiyi açıklayan yaklaşımı, bize siber dünyadaki aşırı politikleşme süreci hakkında da ipuçları vermektedir. Kişi sanal kimliğini özneleştirirken, kendini olumsuz bir öteki üzerinden tanımlamaya ve kendi kimliğini bu olumsuz ötekinin tam zıttı olarak konumlandırmaya ihtiyaç duyar. Kendi kimliği ile öteki kimlik arasında iyi - kötü, ahlaklı - ahlaksız, vicdanlı - vicdansız, özgürlükçü - özgürlük karşıtı, barışsever - savaşsever gibi ayrımlar arar. Kusursuz bir siber kimlik oluşturma adına ötekinin tüm sözde ahlaki zafiyetlerini ortaya döker, ötekinin bu ahlaki zafiyetleri üzerinden kendini kusursuz bir özne olarak inşa etme çabasına girer. En ahlaklı, en vicdanlı, en barışsever, en eşitlikçi, en özgürlükçü, en demokrat gibi erdemler öznenin kendisinde toplanırken, ötekine bu erdemlerin tam zıtları ile özdeşleştirilmek düşer. Böylece internet ortamında yer alan diğer tüm kimlikler nesneleştirilmiş, her türlü olumsuzluktan azade bir ‘kusursuz özne’ inşa edilmiş olur.

Özne-öteki çatışmasında öznenin değer yargılarını temellendirdiği ahlaki dayanağın referans noktası da öznenin ait olduğu ekonomik, sosyal, kültürel, dini ya da politik çevredir. Benzer çevreye ait özneler internet ortamında bir araya gelerek siber gettolar meydana getirirler ve bu gettolarda bir siber kültür inşa ederler. Kişiler için ait olunan sosyal, kültürel, dini ya da ideolojik gettonun değer yargıları temel alınarak belirlemiş ideal vasıflara sahip olmak, sosyal olaylara karşı geliştirilen her tavırda mahallenin alkışını almak ve bu sayede söz konusu getto ile sağlam bir aidiyet ilişkisi kurmak en önemli amaçlardan biri haline gelir.

REKLAM

Sosyal Linç

Aşırı politikleşmenin bir tezahürü olan sosyal linç ise sosyal, kültürel, dini ya da ideolojik gettonun kolektif olarak özne inşa etme faaliyetidir. Bu, birden fazla bireyin kendi siber kimliğini aynı ötekinin sözde olumsuzluklarının tam karşıtı olarak konumlandırma çabası şeklinde de görülebilir. Linç faaliyetinin süreklilik arz etmesiyle de linç kültürü ortaya çıkmaktadır. Linç kültürü insanları siber gettoların katı ön kabullerine mahkûm etmekte, düşünce iklimini çoraklaştırmakta, eleştirelliği yok etmektedir. Bu noktada sosyal medya üzerinden yapılan terör propagandası, cinsel taciz ve nefret söylemine karşı toplumun geliştirdiği kınama refleksinin sosyal linç başlığı altında değerlendirilemeyeceğini de belirtmek gerekiyor.

Diğer taraftan sosyal linç karşı gettodaki ötekilerin yanında aynı getto içinde eylem ya da söylem bakımından çok ufak farklılıklar gösterenlere de yönelebilmektedir. Bu durum, kişinin kendi kusursuz öznesini inşa ederken yalnızca farklı gettolardaki ötekilerle yetinmeyeceğini, kendisini içinde bulunduğu gettonun da en iyisi, en doğrusu, en erdemlisi olarak konumlandırma çabasına girişeceğini göstermektedir. Bu ise belirli ideolojik gettolarda özeleştiri kültürünün gelişmesini engelleyecek, gettoların fikri anlamda dönüşüm ve gelişimini imkânsız hale getirecektir.

(*) Güçlü, A., Uzun, E., Uzun S. & Yolsal, Ü. H. (2008) Felsefe Sözlüğü, 3. Basım, Ankara: Bilim ve Sanat.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.