<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="https://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Yeni Şafak</title>
    <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/arsiv</link>
    <description>Türkiye'nin Birikimi</description>
    <copyright>(c) 2026, Yeni Şafak</copyright>
    <lastBuildDate>Wed, 09 Nov 2022 04:00:00 GMT+3</lastBuildDate>
    <pubDate>Wed, 09 Nov 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    <item>
      <title>Ateş ve duman</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ates-ve-duman-2064529</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ates-ve-duman-2064529" rel="standout" />
      <description>“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” sözü var ya, konu Trabzonspor olunca bu sözün açılımı galiba şöyle, "Önce duman çıkar, ateş yoksa da bir süre sonra o duman, ateşi yakar." Bugüne kadar kaç kere aynı filmi izledim hatırlamıyorum ama onlarca diyebilirim. Önce bir dedikodu duyarsın “X'in, Y ile arası bozukmuş.” Bakarsın hiç de öyle görünmüyor ama yine de için rahat etmez, muhataplarına sorarsın. Asla öyle bir durum yok.Sonra adım adım o dedikodunun gerçekleştiğini izlersin. Yani duman, ateşi yakmayı</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” sözü var ya, konu Trabzonspor olunca bu sözün açılımı galiba şöyle, "Önce duman çıkar, ateş yoksa da bir süre sonra o duman, ateşi yakar." Bugüne kadar kaç kere aynı filmi izledim hatırlamıyorum ama onlarca diyebilirim. Önce bir dedikodu duyarsın “X'in, Y ile arası bozukmuş.” Bakarsın hiç de öyle görünmüyor ama yine de için rahat etmez, muhataplarına sorarsın. Asla öyle bir durum yok.</p><p class="">Sonra adım adım o dedikodunun gerçekleştiğini izlersin. Yani duman, ateşi yakmayı başarır. Bu süreçte de kimse ne X'e ne de Y'ye, “Yahu siz ne yapıyorsunuz? İkiniz de birer adım geri atın çözülsün mesele” demez. Çoğu zaman ortadaki mesele de esas itibarıyla incir çekirdeğini doldurmayacak cinstendir. Ama duman çıktıysa çaresi yok, o ateş yanmalıdır. Herkes de üfler. Çünkü durağanlık camianın asla kabul edeceği bir durum değildir; aksiyon lazımdır ahaliye...</p><p class="">Tarih boyunca yukarıdaki tabloda X başkan, Y asbaşkan olmuştur. Bazen eğer hoca güçlü bir figürse X başkan veya asbaşkan, Y de hoca...</p><p class="">Aklınıza gelecek hemen her camianın önemli isminin yer aldığı yukarıdaki hikâye örneği vardır Trabzonspor camiasında. Ve her kimse bu camianın derinleri, bütün bu olan biteni durdurmak, taraflara geri adım attırmak yerine, dumanın boşa çıkmadığını göstermek için uğraşırlar. Bu derinlik mi sığlık mı? Bilmiyorum...</p><p class="">Yine dumanın gözle görülür biçimde tüttüğü ama taraflara sorduğunuzda, ateşin olmadığını düşüneceğimiz günler yaşıyor Trabzonspor camiası. Uzatmadan kitabın ortasından yazayım. Eğer siz saha dışında birbirinize gol atma derdindeyseniz; o top sahada rakip kaleye zor, sizin kalenize kolay girer. Tarihte hep böyle oldu. O yüzden yıllar önce yaptığım çağrıyı yineliyorum. Varsa bir meseleniz kapanın, kavga edin, dışarı çıktığınızda sorunlar çözülmüş olsun. İçinizdeki her şeyi muhatabınıza söyleyin ki, başkalarına “Of the record” söyleyecek sözünüz kalmasın birbirinize karşı. Çünkü o “Of the recordlar” lokal lokal, kahve kahve ,sokak sokak yayılıp muhatabınızın kulağına üçe katlanarak ulaşıyor. Ha yok meseleleriniz çözülemeyecek, beraber yol yürümeyecek kadar büyükse uzatmayın; hem isimler hem Trabzonspor yıpranır. Arz ederim…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ates-ve-duman-2064529</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 09 Nov 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Miras</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/miras-2064463</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/miras-2064463" rel="standout" />
      <description>Yeni Şafak·ERDAL HOŞ - MirasFenerbahçe bu sene şampiyon olursa çok az kimse hatırlasa da bunda geçen yılki teknik direktör Vitor Pereria’nın payı az olmayacak. Ferdi ve Osayi-Samuel gibi iki çok önemli kenar beki, Kim Min-Jea gibi kısa süreli ve bu senenin maliyetine katkıda bulunan çok karlı bir ticareti, Crespo gibi daha ilk izlediğimde Fenerbahçeli arkadaşlara “oyun bunun üzerine kurulur” dediğim bir dinamoyu miras bıraktı. Elbette yanlış veya isabetsiz tercihleri de vardı ama fayda-maliyet analizi</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1374479380&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1374479380&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1374479380&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true</span></span></p><p class=""><a href="https://soundcloud.com/yenisafak-yazarlar" title="Yeni Şafak" target="_blank">Yeni Şafak</a> · <a href="https://soundcloud.com/yenisafak-yazarlar/erdal-hos-miras" title="ERDAL HOŞ - Miras" target="_blank">ERDAL HOŞ - Miras</a></p><p class="">Fenerbahçe bu sene şampiyon olursa çok az kimse hatırlasa da bunda geçen yılki teknik direktör Vitor Pereria’nın payı az olmayacak. Ferdi ve Osayi-Samuel gibi iki çok önemli kenar beki, Kim Min-Jea gibi kısa süreli ve bu senenin maliyetine katkıda bulunan çok karlı bir ticareti, Crespo gibi daha ilk izlediğimde Fenerbahçeli arkadaşlara “oyun bunun üzerine kurulur” dediğim bir dinamoyu miras bıraktı. Elbette yanlış veya isabetsiz tercihleri de vardı ama fayda-maliyet analizi yapılırsa Fenerbahçelilerin ellerini vicdanlarına koyup bence “teşekkürler” demeleri gereken kısa bir hikayesi var Portekizlinin.</p><p class="">Hakkını yemeyelim İsmail Kartal da dağılmak üzere olan o takımı ayakta tutup bu sene Avrupa’da olmasını sağladı ki ilkinden daha zor bir süreçti. Dahası Ünal Karaman döneminde Trabzonspor’da gerçekleşen sancılı “kadro sadeleşmesine” Fenerbahçe gibi yine çok zor bir camiada imza attı…</p><p class="">Bir teknik direktörü, başkanı, yöneticiyi sadece aldığı kupalarla değerlendirmek gibi çok hayati bir yanlış geleneği var Türk futbolunun. Oysa giderken geriye miras kalan oyun, futbolcu, altyapı düzeni, kurumsallaşma gibi değeri sonradan fark edilecek alanlara bakmak ve başarı kriterlerine bunları dahil etmek kurtaracak Türk futbolunu.</p><p class="">Geçen sene “olağanüstü” bir süreçti ve sonraya mirası düşünecek durumda değildi Trabzonspor. Onca yılın birikimini akıl, mantık, rasyonalite ile kimse izah edemezdi. Ve olması gereken oldu. Yazının başından beri söylemeye çalıştığımı yineleyelim; evet zordu şampiyonluk. Ama sonrası daha zor…Yarışıp son anda kaybetmekle imtihan olmaya alışmıştı camia, yarışıp kazanmakla çok uzun süre sonra ilk kez imtihan oluyor. Ve şimdiye kadar sınavı geçebilmiş değil.</p><p class="">Demem o ki Abdullah Avcı’dan beklenilen geçen seneden daha zor bir iş bu sene. Öncelikle uzun vadede sürdürülebilir bir oyun, başta (evet her şeye rağmen) Abdülkadir olmak üzere kadrodaki oyuncuların değerinin artması, yıllardır beklediğimiz altyapı reorganizasyonu, evrensel bir oyuncu tarama sistemine kavuşmak ve bunları yaparken yarışa tutunması… Bunlar şampiyonluktan daha kolay değil ama Avcı bunları yapabilir, geçmişte yaptı. Aradaki tek fark hem Trabzonspor hem de Başakşehir’de kazanılan farklı türdeki başarılarda “dışarıda kriz” yoktu. Bu kez var. Ve asıl meydan okuma şu ortamda Trabzonspor’a kupa dışında güçlü bir miras bırakmak olacak. Şampiyonluk hem bireysel olarak hocanın hem de Trabzonspor’un kendi geçmişleri ile bir hesaplaşma idi. Şimdi gelecekten bahsediyoruz. Uzun bir gelecekten… Abdullah Avcı ne kadar Trabzonspor’da kalır bilmem ama inşallah bundan seneler sonra “bunu o başlatmıştı” diyeceğimiz bir miras bırakır kupaların yanında.</p><p class="">En az kupalar kadar değerli hatta yeni kupalar getirecek kadar bereketli....</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/miras-2064463</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 02 Nov 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ah bu Trabzonlular…</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ah-bu-trabzonlular-2064410</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ah-bu-trabzonlular-2064410" rel="standout" />
      <description>Yeni Şafak·ERDAL HOŞ - Ah bu Trabzonlular...Anlaşılan her sene bir kez de olsa ‘Trabzonluluk’ yazısı yazmak şart olacak.Öncelikle bu sayfa bir spor sayfası ve köşenin yazarı da futbol yazarı olduğu için mevzuyu futbola bağlayarak başlayalım.Türkiye’de ciddi bir göç sosyolojisi çalışması yapılsa kuvvetle muhtemel ortaya çıkacaktır ki neredeyse 3. Kuşak göçmen Trabzonluların dahi memleketleri ile bağlarını korumalarının sebebi büyük ölçüde Trabzonspor’dur. Trabzonspor, ülkenin ve dünyanın her yerine</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1370646115&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1370646115&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1370646115&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true</span></span></p><p class=""><a href="https://soundcloud.com/yenisafak-yazarlar" title="Yeni Şafak" target="_blank">Yeni Şafak</a> · <a href="https://soundcloud.com/yenisafak-yazarlar/erdal-hos-ah-bu-trabzonlular" title="ERDAL HOŞ - Ah bu Trabzonlular..." target="_blank">ERDAL HOŞ - Ah bu Trabzonlular...</a></p><p class="">Anlaşılan her sene bir kez de olsa ‘Trabzonluluk’ yazısı yazmak şart olacak.</p><p class="">Öncelikle bu sayfa bir spor sayfası ve köşenin yazarı da futbol yazarı olduğu için mevzuyu futbola bağlayarak başlayalım.</p><p class="">Türkiye’de ciddi bir göç sosyolojisi çalışması yapılsa kuvvetle muhtemel ortaya çıkacaktır ki neredeyse 3. Kuşak göçmen Trabzonluların dahi memleketleri ile bağlarını korumalarının sebebi büyük ölçüde Trabzonspor’dur. Trabzonspor, ülkenin ve dünyanın her yerine dağılmış insanların memleketle bağını tazeleyen, hatta güçlendiren bir unsur. Dolayısıyla “ne bu ya her yerde Trabzonlular” isyanının nicelikten ziyade görünürlükle bir ilgisi var. Bir de bordo mavi kravat meselesi var ki o aslında lacivert takım elbiseye en uygun kravat renklerinin bunlar olmasından dolayı. Yani her bordo mavi kravat takan Trabzonsporlu değildir efendim…</p><p class="">Bununla beraber Trabzonspor var olmadan önce de Trabzon’un ‘cins insanlar’ yetiştirdiği bir gerçek. Rus işgali sırasında Rus generalin, “Devletleri orduyu geri çekmiş, biz zulmetmek şöyle dursun yollarını yapıyor, imar ediyoruz ama hala çetelerle bize karşı koyuyorlar ne cins insanlar” sözlerinden başlayabiliriz mesela. Veya Atatürk’ün Samsun’a çıktığında Anadolu’ya geçmek için beklediği milisler…</p><p class="">Ülke siyasetinde Trabzonluluk görünürlüğünün AK Parti ile başladığı da ciddi bir yanılsamadır. İttihat ve Terakki’nin en güçlü olduğu şehirlerden biridir Trabzon. Keza 1980’e kadar merkez sağ partilerden çok, kuruluşundan itibaren Cumhuriyet Halk Partisi kadro ve hükümetlerinde Trabzon ağırlığı gözlenir. Bürokraside ön plana çıkmaları da temel olarak iki nedene dayanır. Öncelikle tarihsel olarak bir eğitim kültürü. Of, Çaykara medreselerinin sonraki döneme etkisinin olması kadar tabii ne olabilir? Hatta Anadolu’nun Türkleşmesinden önce bölge yine en iyi rahiplerin yetiştiği bölge olarak bilinir. Yani meselenin coğrafya ile ciddi bir ilgisi var. Peki neden hala bürokraside bu yoğunluk var? Cevabı çok basit aslında, kırsal kesim okumak zorunda…</p><p class="">En kısa yoldan okuyup edinilecek meslek de öğretmenlik. 1950’ler sonrası Trabzon’un doğusunda her köyden 10’larca öğretmen çıkması ‘lobi faliyeti’ falan değil yani. O öğretmenlerin çocukları da 70, 80 ve 90’larda doğal olarak başka şansları olmadığı için eğitimle sınıf atlama yolunu seçip bürokrat oldular. Mecburlardı çünkü… Misal bu satırların yazarı da aynı yoldan geçmiş ama “ben memur olmayacağım” deyip üniversite sonrası ticareti deneyip başarısız olmuş biridir.</p><p class="">Daha önce birkaç kez anlatmayı denemiştim. Trabzonluların ön plana çıkmalarının bir diğer sebebi de ‘deli cesaretleri.’ “Bunu kim yapabilir? Veya “Benle gelecek kim var?” sorularına genetik olarak Trabzonlular “ben varım” cevabı verir. Şu anda ülkenin her kesiminin ortak gururu olan Baykar’ın hikayesi tam da bu ‘deli cesareti’ örneğinin tezahürüdür aslında. Recep Yazıcıoğlu’ndan, Adnan Kahveci’ye Cengiz Topel’den Şükrü Saracoğlu’na yüzlerce ‘cins adam’ örneğini cidden tesadüf veya lobi ile mi açıklayacaksınız? Şimdilerde üzerinde çalıştığım Kıbrıs ve Türk Mukavemet Teşkilatı meselesine dair denk geldiğim bir hikâyeyi yazayım. Kıbrıs Türklerine gizli silah götürmek için birilerine ihtiyaç vardır. Yakalandığında veya başına bir iş geldiğinde bağlantılarını asla söylemeyecek ve meseleyi kişisel olarak anlatacak iki fedakâr insan. Bulunur öyle bir kaptan ve nerelidir acaba?</p><p class="">Hani birisi devletteki Trabzonlu bürokratlara laf attı ya.. Demem o ki merak ettiğiniz konunun tarihsel sosyolojik ekonomik ve kültürel sebepleri için ülkede yüzlerce yetişkin araştırmacı var aslında. Keşke sorsaydınız…Ama diyorsanız ki bunlar umurumda değil ben slogan atar işime bakarım. Bu durumda gençler size şu sloganla cevap verebilir: Eren Bülbül de Trabzonlu ve Trabzonsporluydu. Ve yoksul bir kır çocuğu olarak yaşasaydı muhtemelen o da ileride karşınıza bir bürokrat olarak çıkacaktı…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ah-bu-trabzonlular-2064410</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkmenler’e ihtiyaç var</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/turkmenlere-ihtiyac-var-2064338</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/turkmenlere-ihtiyac-var-2064338" rel="standout" />
      <description>Monaco maçında Trabzonspor ilk 11’ini gördüğümde herkes gibi ben de şaşırdım. 10 kişi ne kadar beklediğim isimlerden oluştuysa kalan bir o kadar beklemediğim bir isimdi; Hüseyin Türkmen…Son hatırladığım iki iyi maçı vardı Hüseyin’in biri geçtiğimiz sene İstanbul deplasmanındaki Beşiktaş maçı diğeri de galiba içeride ilk yarının son maçı Başakşehir…Bu iki maçta da tarifi kolay oyun oynadı Hüseyin, basit ve sade…  Herkesin maç başlamadan “eyvah” dediği Hüseyin için Monaco maçında, tribün dili ile</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Monaco maçında Trabzonspor ilk 11’ini gördüğümde herkes gibi ben de şaşırdım. 10 kişi ne kadar beklediğim isimlerden oluştuysa kalan bir o kadar beklemediğim bir isimdi; Hüseyin Türkmen…</p><p class="">Son hatırladığım iki iyi maçı vardı Hüseyin’in biri geçtiğimiz sene İstanbul deplasmanındaki Beşiktaş maçı diğeri de galiba içeride ilk yarının son maçı Başakşehir…</p><p class="">Bu iki maçta da tarifi kolay oyun oynadı Hüseyin, basit ve sade…  Herkesin maç başlamadan “eyvah” dediği Hüseyin için Monaco maçında, tribün dili ile önce “hiç fena değil lan” daha sonra ise “vallahi bayağı iyi” dedirten de aynı iki kelime idi; basit ve sade…</p><p class="">Şimdi önümüzdeki üç maçtan herhangi birinde kadroda Hüseyin’i gördüğümüzde hiçbirimiz en azından maçın başında “eyvah” demeyeceğiz ve bunu başaran 45 dakikayı özetleyen iki kelime de aynı; basit ve sade…</p><p class="">Abdullah Hoca’dan Hüseyin için denediği hamleleri zaman içinde (mümkünse çok uzun zaman değil) Doğucan, Kerem, Naci ve Lahtimi için de bekliyoruz. Trabzonspor kadrosu sadece transferle derinlik kazanmamalı eldekilerin horona dahil edileceği denemeler artmalı. Ha bunun için de başarı başarısızlık kriteri doğru belirlenmeli ve benim için başarı kriteri hiç değişmedi. Kadrodaki oyuncuların sezon başındaki değeri ile sezon sonundaki değeri arasında gözle görünür bir pozitif fark varsa sezon başarılıdır. Bu kriter “şampiyonluk belası” defedildikten sonra Trabzonspor’un temel başarı ölçütü olmalı ve sürdürülür hale getirilmelidir. Bu süreç işledikten ve Trabzonspor yarışır olduktan sonra oyundan keyif almak için illa şampiyonluk istemeyecek taraftar. Hatta Monaco ve Beşiktaş maçının büyük bölümündeki “sıkıcı” oyundan keyif de alacaklar inanıyorum. Yeter ki yönetim hoca taraftar ve takım karşılıklı olarak tanımlar ve beklentiler konusunda mutabık olsun. Son olarak hoş geldin deme fırsatı bulamadığımız Yusuf Yazıcı için de aynı kelimelerin yeniden siftah anahtarı olduğunu hatırlatalım: Basit ve sade Yusuf, en azından şimdilik basit sade ve verimli….</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/turkmenlere-ihtiyac-var-2064338</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 19 Oct 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uğurcan’ın Kabahati</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ugurcanin-kabahati-2064317</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ugurcanin-kabahati-2064317" rel="standout" />
      <description>Trabzonspor-Beşiktaş maçını bekliyoruz TVNET binasında. Trabzonsporlu oyuncuların sahaya çıkmasının hemen arından Uğurcan’ ın annesine toplu küfür haberleri düşüyor sosyal medyaya.Uğurcan’ın hikayesini düşünüyorum. Uğurcan’a yönelik öfkenin, hadi öfkeyi anlarım da bu seviyenin sebebini…Maça kadar düşünüyorum. Diyelim ki birkaç maçta topu oyuna geç soktu. Geçen sene de annesi ve eşi tribünde iken dakikalarca o küfürlere muhatap olduğu maçta tribüne el hareketleri ile “ben burdayım” dedi. Bunun dışında,</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Trabzonspor-Beşiktaş maçını bekliyoruz TVNET binasında. Trabzonsporlu oyuncuların sahaya çıkmasının hemen arından Uğurcan’ ın annesine toplu küfür haberleri düşüyor sosyal medyaya.</p><p class="">Uğurcan’ın hikayesini düşünüyorum. Uğurcan’a yönelik öfkenin, hadi öfkeyi anlarım da bu seviyenin sebebini…Maça kadar düşünüyorum. Diyelim ki birkaç maçta topu oyuna geç soktu. Geçen sene de annesi ve eşi tribünde iken dakikalarca o küfürlere muhatap olduğu maçta tribüne el hareketleri ile “ben burdayım” dedi. Bunun dışında, öncesinde tribünü tahrik etmek için topu garip mi kontrol etti? Rakip oyunculara “kafanı keserim” işareti mi yaptı? İyi kaleci olmak ve çok top kurtarmak dışında ne yaptı bu çocuk? Cidden kendi kendime soruyorum ve cevap bulamıyorum. Aksine kimsenin inanmadığı ve sadece Fenerbahçe taraftarının ilgisini çekmek için başlatılan bir “Altay-Uğurcan geriliminin” önce muhatabı sonra mağduru oldu. Şöyle mağduru oldu. Dönemin teknik direktörü bu anlamsız tartışmanın etkisinde kalıp Uğurcan’dan bir maçta formayı aldı ve gerekçe olarak da meşhur Avrupa şampiyonasını gösterdi. Oysa sadece biz değil tüm Avrupa biliyor ve diyordu ki o şampiyonada teknik heyet dahil Türk milli takımının tek elle tutulur aktörüydü Uğurcan. Ses etmedi, tepki göstermedi. Benzer örneklerde milli takımı terk etme hatta “taksiye atlayıp eve gitmek” teşebbüsü yaşanmışken Uğurcan ülke kamuoyunun ve futbol yorumcularının “çarpıştır- yıprat” arzusuna boyun eğdi. Forma verilince giydi verilmeyince bekledi. Kulis yapmadı kimseye şikayet etmedi. Sadece iyi kalecilik yaptığı için annesi ve eşi önünde koro halinde küfür yediği maçtan sonra tribüne “ben burdayım” işareti yaptı.  Ve üç senedir nerdeyse her İstanbul deplasmanında  organize küfre muhatap oldu.  </p><p class="">Tribün nezih bir mekan değildir. Ne benim çocukluğumda öyle idi ne de insanların takım elbiseleri ile maç izlediği, bizim sadece fotoğraflardan bakabildiğimiz günlerde… Futbolun toplumsallaştığı hemen her coğrafyada tribün nezih bir mekan olmadı hiçbir zaman. Argo, kaba dil ve rakibi, mümkün olduğunca canını sıkıp demoralize etme oyunun bir parçası olageldi evvelden beri… Ama gerçekten Uğrucan’ın maruz kaldığı muamele insan olanın vicdanına dokunmaz mı? Dokunmadı mı?</p><p class="">Çok şükür sevgili Cem Dizdar ağabey dile getirmiş. Bana gelen yüzlerce “bu adamla nasıl program yapıyorsun?” sorusuna verdiğim cevabın haklılığını dile getirmiş Cem ağabey; “Öğreniyorum, her konuda aynı düşünmüyorum ama öğreniyorum…”  </p><p class="">Bu vesile ile Uğurcan’a edilen ayıbı gündeme getirdiği için (Trabzonspor tandanslı arkadaşların söylediğini ülke umursamıyor zaten) Cem Dizdar’a teşekkürü borç bilir benzer bir durumda en yakınımdakinin ayıbını dile getirmeyi görev bellediğimi bildirmek isterim. Uğurcan’a gelince, sen insan kalmaya devam et kaptan, birileri mutlaka utanacaktır.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ugurcanin-kabahati-2064317</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 17 Oct 2022 15:28:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ne yapmalı?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ne-yapmali-2064218</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ne-yapmali-2064218" rel="standout" />
      <description>Yeni Şafak·ERDAL HOŞ - Ne yapmalı?Yine bir Avrupa günü…Takımlarımız Başakşehir, Fenerbahçe, Sivasspor ve Trabzonspor gruplardaki 3. maçlarına çıkacak ve çok şükür ki hepsinin şansları sonuçlar ne olursa olsun devam edecek. İnşallah 4 takımımız da geceyi galibiyetle kapatır ve yollarına daha güçlü devam ederler.Sadece memlekette değil dünyanın dört bir yanındaki Türkler için de Avrupa maçları her zaman önemli olageldi. Elbette Kıbrıs’taki Türkler için de…Kıbrıs Türkleri bu akşam Avrupa kupalarında</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class=""></p><p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1357443988&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1357443988&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1357443988&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true</span></span></p><p class=""><a href="https://soundcloud.com/yenisafak-yazarlar" title="Yeni Şafak" target="_blank">Yeni Şafak</a> · <a href="https://soundcloud.com/yenisafak-yazarlar/erdal-hos-ne-yapmali" title="ERDAL HOŞ - Ne yapmalı?" target="_blank">ERDAL HOŞ - Ne yapmalı?</a></p><p class="">Yine bir Avrupa günü…Takımlarımız Başakşehir, Fenerbahçe, Sivasspor ve Trabzonspor gruplardaki 3. maçlarına çıkacak ve çok şükür ki hepsinin şansları sonuçlar ne olursa olsun devam edecek. İnşallah 4 takımımız da geceyi galibiyetle kapatır ve yollarına daha güçlü devam ederler.</p><p class="">Sadece memlekette değil dünyanın dört bir yanındaki Türkler için de Avrupa maçları her zaman önemli olageldi. Elbette Kıbrıs’taki Türkler için de…</p><p class="">Kıbrıs Türkleri bu akşam Avrupa kupalarında takımlarımızın maçlarını takip ederken Fenerbahçe-AEK Larnaca maçını başka bir gözle seyredecekler, tıpkı geçmişte Trabzonspor-Anorthosis eşleşmesinde olduğu gibi; biraz heyecanlı, çokça buruk…</p><p class=""> Takımlarımız zorunlu olarak Güney Kıbrıs Rum bölgesinin ekipleri ile maçlar yaparken, Kıbrıs Türk kulüpleri 1983 yılından beri hiçbir uluslararası müsabakaya çıkamıyor. Zannediyorum en son rahmetli İlhan Cavcav “Cezası ne ise öderiz” diyerek Gençlerbirliği takımının Kıbrıs’ta maç yapmasını sağlamış ve UEFA’dan ceza almayı göze almıştı. Kıbrıs Türk Futbolu çok uzun süredir kendisine uygulanan ambargo altında varlık mücadelesi veriyor. Bu kuşatılmışlık haline rağmen Ada’da bir grup idealist futbol insanı, oyunun yaşaması ve gençlerin gelişimi için ciddi bir çaba harcıyor. Bu konuda Türk futbol ailesinden elbette ki “Rum takımları ile maça çıkmamak” veya ceza alma pahasına “Türk takımları ile maçlar oynanması” gibi talepleri yok. Ama hiç değilse dert edilmek istedikleri çok açık. Bir süredir TİKA’nın destekleri ile Kıbrıs Türk Futbolu’nun mücadelesi üzerine araştırmalar yapan biri olarak diyorum ki, Türk futbol ailesi Kıbrıs Türk Futbolu’nun derdini dert etmeli…</p><p class="">Peki ne yapmalı? Aslında bu soru samimiyetle sorulursa imkanlar dahilinde kimseyi sıkıntıya düşürmeden yapılacak çok şey olduğunu hepimiz görürüz. Ancak izninizle ben önce “ne yapmamalı?” sorusunun cevabını vermek istiyorum. FIFA’ya kayıtlı olmadıkları için Kıbrıs Türk takımları yetiştirdikleri oyuncular yurt dışına transfer olduğunda hiçbir gelir elde edemiyorlar. Yetiştirme bedeli dahil herhangi bir bedel isteme hakları yok. Bunu bilen bizim bazı kulüplerimiz de bu kuraldan sonuna kadar yararlanıyor ne yazık ki. Demiyorlar ki “Sizin emeğiniz var. Bu emeğinizin karşılığını transfer bedeli olarak değil de başka türlü ödeyelim”. Bu durum FIFA ve UEFA’nın Kıbrıs Türk futboluna reva gördüğü muameleyi haklı bulmak olarak okunuyor Kıbrıs’ta ve insanları yaralıyor. Çok uzun süredir Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından fonlanan Türk futbolundan hiç değilse Kıbrıs meselesinde yaralı bir parmağa tütün basmasını isteme hakkımız olsun ve Türk futbol ailesi şu soruyu sorsun; Kıbrıs için ne yapmalı?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ne-yapmali-2064218</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 06 Oct 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Vesselam vesselam vesselam</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/vesselam-vesselam-vesselam-2063971</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/vesselam-vesselam-vesselam-2063971" rel="standout" />
      <description>Yeni Şafak·Hasan Öztürk - Vesselam vesselam vesselamHepimizin hayalleri var. Benim hayallerimden biri bundan 6,5 yıl önce gerçek olmuştu. Bugün o hayalime “nokta” koyma zamanıdır.1995 yılındaYeni Şafakgazetesinin Ankara Bürosu’ndaGökhan Özcanağabeyi ziyaret etmiştim. Eski hukukumuza güvenerek ondan iş istemiştim de bana,“Hasan çok para veremeyiz, sen çoluk çocuk sahibisin daha çok para veren yerde devam et”demişti.Rabbim Yeni Şafak yolumu uzun kılmıştı..!1999 yılının Eylül ayına kadar birçok farklı</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1340421784&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1340421784&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1340421784&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true</span></span></p><p class=""><a href="https://soundcloud.com/yenisafak-yazarlar" title="Yeni Şafak" target="_blank">Yeni Şafak</a> · <a href="https://soundcloud.com/yenisafak-yazarlar/hasan-ozturk-vesselam-vesselam-vesselam" title="Hasan Öztürk - Vesselam vesselam vesselam" target="_blank">Hasan Öztürk - Vesselam vesselam vesselam</a></p><p class="">Hepimizin hayalleri var. Benim hayallerimden biri bundan 6,5 yıl önce gerçek olmuştu. Bugün o hayalime “nokta” koyma zamanıdır.</p><p class="">1995 yılında <strong>Yeni Şafak</strong> gazetesinin Ankara Bürosu’nda <strong>Gökhan Özcan</strong> ağabeyi ziyaret etmiştim. Eski hukukumuza güvenerek ondan iş istemiştim de bana, <strong>“Hasan çok para veremeyiz, sen çoluk çocuk sahibisin daha çok para veren yerde devam et”</strong> demişti.</p><p class="">Rabbim Yeni Şafak yolumu uzun kılmıştı..!</p><p class="">1999 yılının Eylül ayına kadar birçok farklı gazetede çalıştım. Her ortamda,<strong> “Falanca yerde çalışıyorum; Yeni Şafak okuyucusuyum”</strong> diyen bendim.</p><p class="">O kadar dostum, arkadaşım Yeni Şafak’taydı ki beni de ne hikmetse hep Yeni Şafak’tan bilirlerdi.</p><p class="">Gün oldu nasip oldu Yeni Şafak’ta yazı işlerinde 1999 ila 2003 yılları arasında çalışma imkânı buldum.</p><p class="">Ak Parti’nin kuruluşuna da şahit oldum, 1 Mart Tezkeresi’nin reddine de…</p><p class="">Albayrak ailesine yönelik kumpası da… Yeni Şafak’a baskını da yaşadım…</p><p class="">Bayrampaşa’daki binayı kurşunladıklarında kurşunun biri tam da oturduğum masanın hemen yanı başındaki cama isabet etmişti de umursamamıştım.</p><p class="">Selahattin Sadıkoğlu’nun yayın yönetmeni olduğu günlerden bir gün odasına girip<strong> “Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik beni istiyor, ne dersiniz?”</strong> diye sorduğumda<strong>, “Aynı yolun yolcusuyuz, git yolun açık olsun”</strong> demişti.</p><p class="">2003’te Yeni Şafak’tan ayrıldığım halde neredeyse <strong>bir yıl oturduğum masa ve koltuğum öylece durdu…</strong></p><p class="">Her ziyaretimde o masada oturmaya devam ettim.</p><p class="">Yıllar geçti…</p><p class="">Ve bir gün <strong>“Gel, Yeni Şafak’ta yaz” </strong>dediğinde<strong> “Şeref duyarım” </strong>demek düştü nasibime.</p><p class=""><strong>15 Mart 2016</strong>’dan bugüne<strong> “Türkiye’nin Birikimi”</strong> Yeni Şafak’ta bir damla olmak için çaba sarf ettim.</p><p class="">Bugünse veda zamanıdır.</p><p class="">Safımız bellidir… Yolumuz bellidir.</p><p class=""><strong>Büyük ve güçlü Türkiye için…</strong></p><p class=""><strong>Milletin inançlarıyla barışık bir ülke için...</strong></p><p class="">Yolumuza devam edeceğiz.</p><p class="">Ama Yeni Şafak’ta bu son yazımızdır.</p><p class="">Yazdım, yazdım, yazdım.</p><p class="">Yazdığım yazıları hep teşvik etti gazete yönetimi.</p><p class="">Okuyucularımız, zaman zaman eleştirdi ama onlar hep cesaretlendirdi bizi.</p><p class="">Ve işte şimdi bu son yazıda…</p><p class="">Başta<strong> Ahmet Albayrak</strong> Beyefendi olmak üzere ve tüm <strong>Albayrak ailesine</strong>…</p><p class="">Hac yoldaşım, kıymetli kardeşim, sevgili genel yayın yönetmenimiz <strong>Hüseyin Likoğlu’</strong>na…</p><p class="">Bugüne kadar kahrımı çeken <strong>Mustafa Kahraman</strong> ağabeye, <strong>İdris Saruhan </strong>kardeşime ve tüm Yeni Şafak Yazı İşlerine şükranlarımı sunarım.</p><p class="">Ve bugüne kadar bu köşede bizi okuyan, eleştiren, destekleyen kıymetli okuyucularımız da teşekkür ederim.</p><p class=""><strong>Herkesin hakkını helal etmesini dilerim.</strong></p><p class=""><strong>Benden yana hakkım helaldir.</strong></p><p class="">İlk yazıda “<strong>Bismihi</strong>” diye başlayıp, <strong>“esselam, esselam, esselam” </strong>demiştik.</p><p class="">Şimdi son yazıda cümleten, <strong>“vesselam, vesselam, vesselam”</strong> diyorum.</p><p class="">Rabbim yolumuz boyunca ayağımızı sabit kılsın!</p><p class="">Dostluğumuzu baki kılsın.</p><p class="">Kalın sağlıcakla…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/vesselam-vesselam-vesselam-2063971</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 09 Sep 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cumhurbaşkanlığı seçimi aynı zamanda CHP Genel Başkanlığı seçimine dönüşüyor olabilir mi?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/cumhurbaskanligi-secimi-ayni-zamanda-chp-genel-baskanligi-secimine-donusuyor-olabilir-mi-2063606</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/cumhurbaskanligi-secimi-ayni-zamanda-chp-genel-baskanligi-secimine-donusuyor-olabilir-mi-2063606" rel="standout" />
      <description>Bu köşeyi takip edenler elbette hatırlayacaktır. CHP’de önemli bir odak haline gelen“10 Aralık Hareketi”bir şekliyle Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olarak sahaya sürmek istiyordu ve başardı.Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın bir gelecekte 6’lı masanın ortak adayı olma ihtimali de artıyor. CHP içindeki iki önemli aday adayı artık neredeyse denklem dışı. İstanbul’un Belediye Başkanı, Habertürk’te Fatih Altaylı’nın programına sadece,“Ben genel başkanımın neferiyim”demek için çıkmış.O artık gelecekte</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1313800195&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1313800195&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1313800195&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Bu köşeyi takip edenler elbette hatırlayacaktır. CHP’de önemli bir odak haline gelen <strong>“10 Aralık Hareketi”</strong> bir şekliyl<strong>e Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olarak sahaya sürmek istiyordu ve başardı.</strong></p><p class="">Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın bir gelecekte 6’lı masanın ortak adayı olma ihtimali de artıyor. CHP içindeki iki önemli aday adayı artık neredeyse denklem dışı. İstanbul’un Belediye Başkanı, Habertürk’te Fatih Altaylı’nın programına sadece,<strong> “Ben genel başkanımın neferiyim”</strong> demek için çıkmış.<strong> O artık gelecekte CHP genel başkanı ya da gelecekte cumhurbaşkanı adayı olma hayaliyle birlikte İstanbul’a geri dönmüş görünüyor.</strong></p><p class=""><strong>Mansur Yavaş ise İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile geliştirdiği perspektifte sonuna kadar elim güçlü olsun derdinde. Fakat o ilişkide kim kimi araçsallaştırıyor pek belli değil!</strong></p><p class="">Meral Hanım’a yine bir kadın siyasetçi olan HDP eş Başkanı Pervin Puldan’dan okkalı bir ayar geldi. <strong>“Cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklemiyoruz” </strong>dedi. Bu <strong>çıkışın sadece Akşener’e değil, Akşener’in olası aday göstermek istediği isimlere de yapılmış olduğunu düşünüyorum.</strong></p><p class="">Edirne Cezaevi’ndeki eski eş Başkan Demirtaş ise, artık iyiden iyiye İstanbul’un Belediye Başkanı’ndan, CHP Genel Başkanı’na dümeni kırmış görünüyor.</p><p class=""><strong>Böyle bir tabloda kim daha kazançlı çıkar sorusu elbette sorulmalıdır. Özellikle de CHP’de.</strong></p><p class=""><strong>CHP’DE GENEL BAŞKANLIK YARIŞI CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİYLE ATBAŞI GİDİYOR</strong></p><p class="">Bize göre, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ömrünün son baharında cumhurbaşkanı adayı olarak finale çıkması kendisi açısından bir kazançtır. Ama kazanma şansı var mıdır? Açıkçası zor görüyorum.</p><p class=""><strong>Kılıçdaroğlu’nun adaylığının pekiştirildiği gün CHP’de yeni genel başkan adayları ortaya çıkacaktır.</strong> Hatta şimdiden kafa gösterenler var. Bu konuda hakkını teslim etmem gerekiyor<strong> Oğuz Kaan Salıcı, teşkilatlar üzerinden alttan alta en güçlü aday olarak öne çıkıyor.</strong></p><p class="">Zaten 10 Aralık Hareketi’nin başat aktörü olarak CHP’ye eklemlenmişti. <strong>En büyük destekçisi </strong>CHP İstanbul İl Başkanı (bugünlerde yasaklı olduğu için sessizlik içerisinde)<strong> Canan Kaftancıoğlu.</strong></p><p class="">İstanbul’un Belediye Başkanı’nın karlar altında İngiliz Büyükelçi ile balıkçıda ortaya çıkması ve ardından Ramazan Bayramı’nda Karadeniz turuna çıkarken yanına aldığı gazeteciler nedeniyle CHP’li sanatçı ve gazeteciler tarafından yerin dibine batırıldığı günleri hatırlayın… O gün sessiz kalan Kemal Kılıçdaroğlu, Canan Kaftancıoğlu’nun cezasının onandığı gün apar topar İstanbul’a koşmuştu. Kılıçdaroğlu kendisinin cumhurbaşkanı adaylığına verilen desteğe karşılık Kaftancıoğlu’na destek verdi.</p><p class="">***</p><p class=""><strong>CHP’nin cumhurbaşkanı adayı yani Kılıçdaroğlu 6’lı masanın ve HDP’nin ortak adayı olmak için oyun kuruyor. Söylemi değişti. Partisini, HDP ile tezkere ve dokunulmazlıklar konusunda aynı hizaya çekti.</strong> Erdoğan ile girdiği polemiklerde muhtemel rakiplerinden çok daha öne çıkmayı başardı.</p><p class="">En son, Kızılcahamam’da, <strong>“Adayımızın özellikleri” </strong>diye başladığı cümlede, <strong>“Ahlaklı, devleti bilen…” d</strong>iye devam eden ifadeler kullandı.</p><p class="">O ifadeler tartışılırken Balıkesir’de, <strong>“Bay Kemal demek ahlaklı olmak demek. Bay Kemal demek devleti bilmek demek” </strong>diyerek tarif ettiği adayın kendisi olduğunu bir kez daha ilan etti.</p><p class="">***</p><p class="">6’lı masanın küçük ortaklarının elleri kolları bağlı. <strong>O nedenle Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda küçüklerin tavrının pek önemi yok artık.</strong> Ama İyi Parti’nin alacağı tavır önemli. Bu noktada bir süre önce İstanbul’un Belediye Başkanı’nı satranç tahtasındaki herhangi bir taş gibi kullanan Akşener, şimdi de Ankara Belediye Başkanı Yavaş’ı kullanıyor.</p><p class=""><strong>Akşener, adayın belirlenmesinde mutlak söz sahibi olmak istiyor.</strong></p><p class="">Yani, Kılıçdaroğlu’nun tek ikna etmesi gereken isim Akşener.</p><p class=""><strong>Bize göre, Kemal Kılıçdaroğlu bu saatten sonra Akşener’i ikna edemese de aday olmak zorunda kalacak. </strong></p><p class=""><strong>Çünkü Oğuz Kaan Salıcı gibiler, artık partiye daha hakim ve Kılıçdaroğlu sonrasının CHP’sini şimdiden dizayn ediyorlar. </strong></p><p class="">Diyebilirsiniz ki, İstanbul’un Belediye Başkanı da son açıklamasından sonra genel başkanlık hayali kuruyor olamaz mı? Elbette olabilir ama, onun Salıcı gibi bir teşkilatçı ve örgütçü karşısında esamesi bile okunmaz.</p><p class="">Cumhurbaşkanlığı seçimi aynı zamanda CHP’de genel başkanlık seçimi şeklinde geçecek diyelim ve susalım.</p><p class=""><strong>Bakalım yaz sonu bizi neler bekleyecek.</strong></p><p class="">Kalın sağlıcakla.</p><p class=""><strong>Okuyucuya Not</strong>: 2016’dan bu yana bu sütunu hiç boş bırakmadım. Ne acı günümde ne tatlı günümde… Açıkçası fark ettim ki sizlere olan özencim ve saygım, kendimi ihmal etmeme neden olmuş. O yüzden bir süre dinlenmek için sizlerden izin istiyorum.</p><p class="">Şimdilik hoşça kalın!</p><p class="">Cümleten Allah’a emanet.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/cumhurbaskanligi-secimi-ayni-zamanda-chp-genel-baskanligi-secimine-donusuyor-olabilir-mi-2063606</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 29 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Merkez ülke Türkiye, “tencere” ve “cep” için içeride de oyun kurmalı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/merkez-ulke-turkiye-tencere-ve-cep-icin-iceride-de-oyun-kurmali-2063584</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/merkez-ulke-turkiye-tencere-ve-cep-icin-iceride-de-oyun-kurmali-2063584" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası performansı olağan üstü. Daha önce, Batı’nın periferisinde bir garnizon devlet muamelesi gören…Bir ileri karakol olarak konumlandırılan…NATO’nun doğu ve güney cephesinde görev olarak “sınır bekçiliği”verilen Türkiye…Bugün hem doğuda hem batıda oyun kuruyor!BATILI LİDERLERİN YÜZLERİNE TÜRKİYE’NİN TEZLERİNİ SÖYLEYEN LİDER, ERDOĞANHaziran ayının son gününde Madrid’deki NATO zirvesinde“merkez ülke”olarak öne çıkan Türkiye, lideri Erdoğan’ın olağanüstü</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası performansı olağan üstü. Daha önce, Batı’nın periferisinde bir garnizon devlet muamelesi gören…</p><p class="">Bir ileri karakol olarak konumlandırılan…</p><p class=""><strong>NATO’</strong>nun doğu ve güney cephesinde görev olara<strong>k “sınır bekçiliği”</strong> verilen Türkiye…</p><p class="">Bugün h<strong>em doğuda hem batıda oyun kuruyor!</strong></p><p class=""><strong>BATILI LİDERLERİN YÜZLERİNE TÜRKİYE’NİN TEZLERİNİ SÖYLEYEN LİDER, ERDOĞAN</strong></p><p class="">Haziran ayının son gününde Madrid’deki NATO zirvesinde <strong>“merkez ülke”</strong> olarak öne çıkan Türkiye, lideri Erdoğan’ın olağanüstü performansıyla yıllardır mücadele ettiği terör örgütlerinin ismini resmi belgelere yazdırdı.</p><p class=""><strong>PKK’nın dışında FETÖ, YPG-PYD’de ve türevleri de NATO resmi evraklarına yani envantere girmiş oldu.</strong></p><p class=""><strong>Amerika Başkanı Biden ve diğer Batılı liderlerle görüştü. </strong></p><p class="">Türkiye’nin terörle mücadelesine destek istedi. <strong>Kameraların açık olduğu anlarda da kapalı olduğu anlarda da Türkiye’nin tezlerini en üst düzeyde dillendirdi.</strong></p><p class=""><strong>“Kim ne der” </strong>diye bakmadan doğrudan, “<strong>Türkiye’yi tehdit eden terör gruplarıyla mücadelemiz sonuna kadar sürecek”</strong> dedi.</p><p class=""><strong>DOĞULU LİDERLERİN YÜZLERİNE DE AYNI İFADELERİ SÖYLEDİ</strong></p><p class="">NATO  zirvesinin üzerinden bir ay bile geçmeden bu kez Tahran’da Astana süreci için bir araya geldiği Rusya lideri Putin ve İran Cumhurbaşkanı Reisi ile fotoğraf verdi Erdoğan.</p><p class="">Kameraların açık olduğu anlarda, iki liderin gözlerinin içine baka baka,<strong> “Suriye’den Türkiye’ye yönelik terör tehdidini”</strong> dile getirdi.<strong> “Teröristleri güney sınırlarımızdan söküp atmakta kararlıyız”</strong> dedi.</p><p class="">Dönüş yolunda uçakta, “Amerika Suriye’nin kuzeyini terk etmeli” dedi. “Teröristleri Amerika destekliyor” dedi.</p><p class="">Bir ay içerisinde dünyanın iki büyük devletinin Amerika ve Rusya’nın iki önemli devlet başkanı Biden ve Putin ile fotoğraf veren tek  lider Erdoğan’dır. Muhataplarına kameraların önünde  de baş başa  görüşmelerde  de Türkiye’nin tezlerini söyleyen isim yine Erdoğan’dır. </p><p class=""><strong>TAHIL KORİDORU ANLAŞMASI AYNI ZAMANDA BARIŞ KAPISINI AÇTI</strong></p><p class="">Türkiye merkez ülke olduğunu geçtiğimiz hafta bir kez daha gösterdi. Bu kez, Rusya-Ukrayna savaşında<strong> “Barış kapısının açılmasına” </strong>neden olan,<strong> “Tahıl koridoru anlaşmasına”</strong> imza attı.</p><p class="">İstanbul Dolmabahçe’deki imza töreninde Türkiye ve Birleşmiş Milletler gözetiminde iki ülke aynı masada ama ayrı zamanlarda Tahıl Koridoru için imza attı.</p><p class="">BM Genel Sekreteri Guterres’in, Erdoğan’ın, çabasına, ısrarına ve takibine atıf  yapması sanırım bu tarihi anlaşmanın en dikkat çekici yönüydü.</p><p class="">Şayet Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı, anlaşmanın imzalanma şansı yoktu.</p><p class="">Ve şimdi, Türkiye’nin garantörlüğünde yüzbinlerce ton tahıl, “açlık ve kıtlıkla” boğuşan nice milletlere ulaşacak. </p><p class="">Türkiye’nin merkez ülke olduğunun göstergesi bunlarla da sınırlı değil. Daha önce <strong>“verilen görevi ifa eden”</strong> bir  ülke konumundaki Türkiye bugün kendi tezleri ile var.</p><p class=""><strong>BRİKET EVLER, HEM SURİYELİ SIĞINMACILAR İÇİN HEM  TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ İÇİN</strong></p><p class="">En  son, bütün muhataplarına anlattığı ve karşılık bulamadığı <strong>“Briket evler projesi” </strong>ile Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güneyinde güvenli alanlar oluşturuyor.</p><p class=""><strong>İdlip’de başlayan daha sonra Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı bölgelerine de yayılan projenin birincil hedefi Türkiye’nin güvenliği.</strong> Çünkü, briket evlerden önce sınırdaki duvarların dibinde derme çatma çadırlarda kalan göçmenlerin sınırı geçme olasılığı çok yüksekken, şimdi sınırın 30 km derinliğinde kurulan evlerle Türkiye kendi güvenliğini sağlıyor. </p><p class=""><strong>Ayrıca, kışın yağmurunda çamurunda, yazın  güneşin anlında perişanlık yaşayan yüzbinlerce insan daha insani şartlarda barınıyor.</strong></p><p class="">Türkiye muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde önemli bir varlığa sahip. Bu  bölgelerde alt yapıdan üst yapıya kadar her alanda çalışma yürütülüyor. Suriyeli çocukların eğitiminde, sağlık hizmetlerine kadar birçok hizmet veriliyor.</p><p class="">Böylece Türkiye yıllarca muhataplarına anlatıp da ikna edemediği <strong>“tampon bölge projesi”</strong>ni kendisi inşa ediyor.</p><p class="">Artık Türkiye dünyanın merkez ülkelerinden biridir. O kadar merkez ülkedir ki kıta Avrupası’nın birçok ülkesinden çok daha fazla dünya siyasetine etki etmektedir.</p><p class="">Ne var ki, dışarıdaki bu oyun kurucu yönü içeride “tencere” ve “cep” ile ilgili konularda bocalıyor. <strong>Aslında gelir adaletsizliği konusunda tıpkı dışarıdaki karar alma mekanizmasındaki gibi kararlı bir tutum takınılsa çok daha kolay aşılabilecek mesele, tarafları ikna yoluyla yapılmaya çalışılıyor.</strong></p><p class=""><strong>Türkiye merkez ülke olarak, “enflasyonist” ortamdan çıkmanın yolunu da bulabilir. Gelir adaletsizliğini gidermek en önemli adımdır.</strong></p><p class="">Bunun için seçimden önce, kendin alacaklarından feragat eden hükümetin, dar gelirliler lehine, zenginlere de ek yük  getirecek düzenlemeler yapmasını bekliyoruz.</p><p class="">Yedinci güzel adam da gitti</p><p class="">Rasim Özdenören Beyefendi’yi ilk kez 1986 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’ndaki odasında tanımıştım. </p><p class="">İlk zamanları, sadece “görev” icabı gördüğüm Rasim Bey’i zaman içerisinde bir büyüğüm, ağabeyim olarak hep ziyaret etmeye  çalıştım. Kitaplarının birçoğunu okudum. Nasihatlerini dinledim.</p><p class="">Ben Cahit Zarifoğlu’nu öldüğü gün tanıma bahtsızlığı yaşamış biriyim. Ama Rasim Bey’i, Nuri Bey’i, Erdem Bey’i, Mehmet Akif Bey’i ve Alaattin Bey’i sağlıklarında tanıdım; bildim. Bir tek Ali  Kutlay’ı tanıyamadım.</p><p class="">Şimdi son Yedi Güzel Adam Rasim Bey de gitti. <strong>Güzel insanlar güzel  atlara binip gitti. “Gül Yetiştiren Adam” öksüz kaldı.</strong></p><p class="">Hepsine rahmet olsun. Rabbim, kıyamet günü Efendimiz’in sancağının altında hepimizi buluştursun. (Amin)</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/merkez-ulke-turkiye-tencere-ve-cep-icin-iceride-de-oyun-kurmali-2063584</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 26 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul AK Parti İl Teşkilatı 2023 için sahaya iniyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/istanbul-ak-parti-il-teskilati-2023-icin-sahaya-iniyor-2063544</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/istanbul-ak-parti-il-teskilati-2023-icin-sahaya-iniyor-2063544" rel="standout" />
      <description>2019’da AK Parti’nin İstanbul’u ilk seçimde 10 bin oy fark ile kaybetmesinin nedenlerini bu köşede de çok tartıştık.Teşkilatın motivasyonu ve eğitimi konusundaki eleştirilerimizi her vesile ile söyledik.O seçimden alınan dersler sonrasında AK Parti İstanbul’da neredeyse yeniden yapılandı.Öncelikle son İstanbul İl Genel Kurulu’nda İl Başkanı değişti.Osman Kabaktepe yeni bir kan olarak AK Parti’nin İl Başkanı oldu.Kabaktepe’nin ilk canlı yayınında ona soru soranlardan biri de bizdik. Ve“idealler ile</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1309445158&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1309445158&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1309445158&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">2019’da AK Parti’nin İstanbul’u ilk seçimde 10 bin oy fark ile kaybetmesinin nedenlerini bu köşede de çok tartıştık.</p><p class=""><strong>Teşkilatın motivasyonu ve eğitimi konusundaki eleştirilerimizi her vesile ile söyledik. </strong></p><p class=""><strong>O seçimden alınan dersler sonrasında AK Parti İstanbul’da neredeyse yeniden yapılandı. </strong>Öncelikle son İstanbul İl Genel Kurulu’nda İl Başkanı değişti. <strong>Osman Kabaktepe yeni bir kan olarak AK Parti’nin İl Başkanı oldu.</strong></p><p class="">Kabaktepe’nin ilk canlı yayınında ona soru soranlardan biri de bizdik. Ve <strong>“idealler ile gerçekleri”</strong> nasıl meczedeceğini merak ettiğimiz için uzun zamandır yakından takip etmeye de çalışıyoruz.</p><p class="">Takip ettiğimiz AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Kabaktepe ile önceki gün bir araya geldik.</p><p class=""><strong>YÜZ YÜZE 100 GÜN</strong></p><p class="">Bize hafta sonundan itibaren başlayacak olan teşkilat çalışması ile ilgili bilgiler verdi. <strong>YÜZ YÜZE 100 GÜN</strong> kampanyasının felsefesini anlattı. Kabaktepe, <strong>“İstanbul konuşacak biz dinleyeceğiz”</strong> dedi. Ve “biz” dediklerinin içerisine Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoglu da var, Mili Eğitim Bakanı Mahmut Özer de, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da. Genel başkan yardımcıları da var, teşkilatın gönüllüleri de.</p><p class=""><strong>AK Partililer, İstanbulluları oturup dinleyecek. Sorunlarını, beklentilerini, taleplerini not edecek. </strong></p><p class="">Daha önceki görüşmelerimizde Osman Kabaktepe, AK Parti’ye oy verenleri birkaç kademeye ayırmıştı. Mesela, bir kez oy vermişleri<strong> “uzak akraba”</strong>, birkaç kez oy vermişleri <strong>“yakın akraba” </strong>olarak nitelendirmişti.<strong> Uzak-yakın tüm akrabaları ziyaret edip, yeniden gönüllerine girmeyi planladıklarını anlatmıştı.</strong></p><p class="">Bu yeni kampanya ile de 2019’un hasarlarını onarmayı amaçlıyor ve <strong>İstanbul’da 2023 seçim startını vermek istiyorlar. </strong></p><p class=""><strong>“VATANDAŞIMIZIN HER BİR OYUNUN SANDIĞA </strong><strong>VE SANDIK TUTANAĞINA YANSIMASI İÇİN ÇALIŞIYORUZ”</strong></p><p class="">Osman Kabaktepe’ye, kampanya kapsamının dışında bir soru yönelttim. Sorumda, Özellikle CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun, yıl başında<strong> “Sandık Savunma Hareketi”</strong> adı altında başlattıkları çalışmayı hatırlattım. <strong>Her sandığı bir avukat koymayı bile düşündüklerini söyleyip, “Sizin sandık güvenliği konusunda endişeniz var mı ya da oylara nasıl sahip çıkacaksınız” diye sordum.</strong></p><p class="">Kabaktepe, İstanbul’daki sandık sayısından, oy kullanılacak okul sayısına kadar teknik bilgileri verdikten sonra şunları söyledi:</p><p class=""><strong>“Sandık görevlileri dışında, partimizin okul sorumlularını, hatta okullardaki katların sorumlularını da belirledik. Eğitim süreçlerini başlattık. 63 bin insanımızın resmi sandık görevlisi olarak ismini belirledik. Her sandıkta, her okulda, her seçim bölgesinden olacağız. Ama daha ötesi, sandık kurullarındaki oylamada demokrasinin işlemesi hususudur. Tartışmalı bir oyun kabul ya da reddi konusunda kalkacak elin vicdanlı olmasıdır. Sanırım rakiplerimiz şimdiden o vicdanı yok saymak istiyorlar. Vatandaşımızın oyunun sandığa ve sandık tutanağına aynen yansıması için çalışıyoruz.”</strong></p><p class=""><strong>“İSTANBUL 2023 ZAFERİNİN KUTLU BELDESİ OLACAK”</strong></p><p class="">YÜZ YÜZE 100 GÜN kampanyası ile ilgili de Kabaktepe şunları söyledi:</p><p class="">“İstanbul’u 2023 zaferinin kutlu beldesi olacak şekilde ev ev, sokak sokak, cadde cadde, meydan meydan azimle, aşkla işleyeceğiz. Gönülleri sefer kararlılığımızla, rakamlardan evvel kalplerdeki tesire talip olduğumuzu anlatacağız. Yeni üyeler kazanacağız, milyonlarca hanemizi, yüzbinlerce iş yerimizi, binlerce STK’mızı ziyaret edeceğiz.”</p><p class="">Kabaktepe, “İstanbul tek vücut, bugün yaşayan ve gelecek için çarpan tek kalp ülke ve millet bekasıyla varlık bulan tek ruh olarak 2023’e yürüyecek” diyerek iddialı bir hedef koyarken, bu hedefi gerçekleştirmek için de “İstanbul kişilerden, çekişmelerden, hesaplardan, rakamlardan çok daha büyük, kıymetli ve azizdir” dedi.</p><p class="">Son söz olarak şunları söyledi: “Yol, inanmışlara açılan, cefaya taliplerin yürüdüğü uzun bir hikâyedir. Biz 100 gün boyunca bu hikâyenin her kahramanının aslında kardeş olduğunu, hissetmek ve hissettirmek için çalışacağız.”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/istanbul-ak-parti-il-teskilati-2023-icin-sahaya-iniyor-2063544</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 22 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dışarıdan bakınca Türkiye neye denk düşüyor, ah bir bilseler…</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/disaridan-bakinca-turkiye-neye-denk-dusuyor-ah-bir-bilseler-2063522</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/disaridan-bakinca-turkiye-neye-denk-dusuyor-ah-bir-bilseler-2063522" rel="standout" />
      <description>Dışarıdaki Türkiye ile içerideki Türkiye’yi her vesile ile kıyaslamaya çalışıyorum. Türkiye dışarıda bambaşka bir ülke, içerideyse bambaşka.Daha Haziran’ın son günü Madrid’deki NATO zirvesinde Türkiye, merkez ülkeydi. Devlet başkanları, başbakanlar, cumhurbaş-kanları Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyetiyle temas kurmak, görüşmek için olağan üstü çaba sarf etti. Güney Kıbrıs Rum Lideri’nin temas çabası basına yansıdı. Yunanistan Başbakanı’nın Erdoğan ile görüşebilmek için birçok devlet adamını</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1307526193&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1307526193&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1307526193&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p data-embed="" class="">Dışarıdaki Türkiye ile içerideki Türkiye’yi her vesile ile kıyaslamaya çalışıyorum. Türkiye dışarıda bambaşka bir ülke, içerideyse bambaşka.</p><p class="">Daha Haziran’ın son günü Madrid’deki NATO zirvesinde Türkiye, merkez ülkeydi. Devlet başkanları, başbakanlar, cumhurbaş-kanları Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve heyetiyle temas kurmak, görüşmek için olağan üstü çaba sarf etti. Güney Kıbrıs Rum Lideri’nin temas çabası basına yansıdı. Yunanistan Başbakanı’nın Erdoğan ile görüşebilmek için birçok devlet adamını fiyaskoyla sonuçlanan ara bulucu olarak kullanma arzusu da biliyoruz.</p><h2>BATI’DA DA İLGİ ODAĞI</h2><p class="">Hele bir uluslararası basın toplantısı vardı ki Türkiye’nin dışarıda nasıl öz güvenli ve nasıl büyük bir ülke olduğunu göstermesi açısından çok önemliydi.</p><p class="">NATO Genel Sekreteri’nin, İspanya Başbakanı’nın, Amerika Başkanı’nın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basın toplantılarını salondan izledim.</p><p class="">Erdoğan dışındaki bütün liderler soruları önceden aldılar ve sınırlı sayıda soru cevap yaptılar. Erdoğan ise bütün soruları cevaplandırdı ve öncesinde sorular yazılı olarak kendisine ya da İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a verilmedi.</p><p class="">Hatta basın toplantısı sırasında Sayın Altun, Türk ve yabancı gazetecilere “<strong>Ne sormak istiyorsanız sorun, kısıtlama yok</strong>” dedi.</p><h2>ORTA DOĞU’DA, AFRİKA’DA, ASYA’DA DA İLGİ ODAĞI</h2><p class="">Madrid’den döner dönmez hac ibadeti için gittiğimiz Hicaz’da da durum farklı değil.</p><p class="">Alışveriş merkezinde küçük hediyelikler satanlardan tutun da Harem-i Şerif’te karşılaştığınız insanların çoğuna kadar… Türkiye ilgi odağı. Türkler ilgi odağı.</p><p class=""><strong>Suudi Arabistan ile sorunlar yaşadığımız dönemde bile halk, Türkiye ve Türkler konusundan olağan üstü ihtimamlıydı. Şimdi yeni süreçte devletler arası ilişkilerin normalleştiği hatta iyiye döndüğü günlerde hem devlet görevlileri hem Suudi Arabistan vatandaşları Türkiye’ye ve Türklere karşı özenli.</strong></p><p class="">Sadece Suudlar mı? Hayır.</p><p class="">Batılı Müslümanlardan Afrikalılara, Uzakdoğululardan Türk dünyasından gelenlere kadar.</p><p class="">Gidenler bilirler küçük hediyelik eşya satıcılarının çoğu Suud vatandaşı değildir. Benim tanıştığım Afganistan Özbeklerinden birkaç satıcının Türkiye derken, Erdoğan derken nasıl da heyecanlı, nasıl da özenli olduğunu gördüm. Sadece onlar mı Bangladeşlisi de öyle Yemenlisi de.</p><p class="">Tıpkı Nijerli, tıpkı Kanadalı, tıpkı Endonezyalı, tıpkı Fransız Müslümanları gibi.</p><p class=""><strong>Dışarıda Türkiye’nin çok yüksek düzeyde bir albenisi var!</strong></p><p class="">Peki içerideki Türkiye nasıl?</p><h2>İÇERİDEKİ TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNİ BİRİLERİ BİLEREK GERİYOR</h2><p class="">İlginçtir, biz Hicaz’a giderken kim hangi pozisyonda vaziyet almışsa değişmemiş. Ama gündem her gün bir tarafa evriliyor.</p><p class="">Daha önemlisi, içeride Türkiye sanki kutuplaşma ve kamplaşma nedeniyle adı konulmamış düşük yoğunluklu “<strong>silahsız</strong>” bir <strong>“iç savaş</strong>” yaşıyor!</p><p class="">CHP lideri Kemal Bey, her gün irtifa zaafıyla dolu çıkışlarıyla gündem oluşturma derdinde. En son NATO zirvesinde Biden ile görüşen Erdoğan’ın yıllardır yanında olan mütercim <strong>Fatma Gülham Abushanab’ı “Hanım kızımız” ifadesiyle diline dolamış. </strong></p><p class="">Aslında Kılıçdaroğlu’nu bunu ilk kez yapmıyor. Haziran 2021’deki Brüksel NATO zirvesinde yine Erdoğan ile Biden bir araya gelmişti ve yine aynı mütercim oradaydı.</p><p class="">O gün de aynı üslupla üstenci bir dil ile Fatma Hanım hedefe konmuştu.</p><h2>DÜN ANNESİNİ BUGÜN KIZINI LİNÇ EDİYORLAR. HELALLEŞME PEŞİNDEKİLER HİÇ DEĞİŞMEMİŞ</h2><p class="">Başörtüsü yasağının çok mağduru oldu. Onlardan biri de Merve Kavakçı’dır. 28 Şubat sürecinde Meclis Genel Kurulu’nda“Bu kadına haddini bildirin”cümleleriyle başlayan linçe maruz kalmıştı.</p><p class="">Merve Kavakçı iki kızını okula götürdüğünde bu kez kızları onursuzca saldırıların muhatabı olmuştu.</p><p class=""><strong>İşteo iki sabi sübyandan biri olan Fatma Gülham Abushanab, Biden görüşmelerindeki mütercimdir.</strong></p><p class=""><strong>İki NATO zirvesinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı başındaydı. </strong>ABD Başkanı Biden ile bir araya geldiği o önemli baş başa görüşmelerde Erdoğan’ın tercümanlığını yaptı! Hem de başörtüsü ile..!</p><p class="">Başörtüsü ile NATO zirvelerinde görev aldı. Başörtüsü ile işinin hakkını verdi.</p><p class="">Tıpkı G-20 zirvelerinde olduğu gibi, tıpkı, Erdoğan’ın birçok önemli hükümet ve devlet başkanlarıyla yaptığı görüşmede görev aldığı gibi.</p><p class="">Yurt dışında, ne muhatapları, ne heyettekiler Fatma Hanım’ın başörtülü olmasına takıldı. Ne yadırgadı, ne eleştirdi, ne de sorguladı!</p><p class=""><strong>Ne var ki Erdoğan-Biden zirvesinden</strong> yine bir “Türkiye-Amerika krizi” <strong>çıkartamayanla</strong>r “başörtüsü”<strong>ne dolanmayı tercih etti!</strong></p><p class=""><strong>Kemal Kılıçdaroğlu daha bir ay önce kendi çevresi tarafından etnik ve mezhebi kökeni dolayısıyla gündem yapılmıştı. Ve biz bunu reddetmiştik!</strong></p><p class="">Ama aynı Kılıçdaroğlu, daha önce yaptığının aynısını yine yaptı. Başörtülü ve fakat işinin ehli bir isme üstenci bir dil kullandı.</p><p class="">Dışarıdakilerin umurunda olmayan mesele, Türkiye’de bazı çevrelerin hala korkulu rüyası bunu bir kez daha görmüş olduk!</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/disaridan-bakinca-turkiye-neye-denk-dusuyor-ah-bir-bilseler-2063522</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 19 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı öğrenciler Türkiye’ye neden bu kadar çok ilgi gösteriyor?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/yabanci-ogrenciler-turkiyeye-neden-bu-kadar-cok-ilgi-gosteriyor-2063493</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/yabanci-ogrenciler-turkiyeye-neden-bu-kadar-cok-ilgi-gosteriyor-2063493" rel="standout" />
      <description>10 gün kadar önce, kısa adı YTB olan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Ankara’da güzel bir program düzenledi.Davetli olmama rağmen şehir dışında olduğum için katılamadığım programda, Türkiye bursları ile eğitimlerini tamamlayan 75 farklı ülkeden en başarılı 300 öğrenci bir araya geldi.Bu yıl YTB bursuyla 107 ülkeden 2 bin 325 öğrenci mezun olmuş.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un o günkü törende verdiği bilgiye göre, ilk yıllarda Türkiye burslarına 42 bin civarında başvuru</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">10 gün kadar önce, kısa adı YTB olan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Ankara’da güzel bir program düzenledi. </p><p class="">Davetli olmama rağmen şehir dışında olduğum için katılamadığım programda, Türkiye bursları ile eğitimlerini tamamlayan 75 farklı ülkeden en başarılı 300 öğrenci bir araya geldi. </p><p class="">Bu yıl YTB bursuyla 107 ülkeden 2 bin 325 öğrenci mezun olmuş. </p><p class="">Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un o günkü törende verdiği bilgiye göre, ilk yıllarda Türkiye burslarına 42 bin civarında başvuru alınırken, bu yıl bu rakam, 171 ülkeden 165 bin 691 başvuruya yükselmiş durumda. </p><p class="">Türkiye’deki dar görüşlü bir takım çevrelerin yaptığı itirazlara bakacak olursanız, sizin-bizim vergilerimizle ödenen bu paralar, boş hayaller ve karşılığı olmayan yerlerde kullanılıp heba ediliyor. </p><p class="">Oysa bu tezi çürütecek, yapılan bu işlerin aslında ne kadar vizyoner bir bakışın ürünü olduğunu gösterecek çok fazla örnek verebiliriz. </p><p class="">Mesela hemen aynı törende YTB Başkanı Abdullah Eren’in konuşmasından bir veri paylaşayım: </p><p class="">Türkiye’de Türkiye bursuyla okuyup ülkelerine döndükten sonra ticarete atılan öğrencilerin yüzde 50’si, dış ticaretlerini Türkiye’de yapmaya başlamışlar. </p><p class="">Yine Abdullah Eren’in verdiği bilgiye göre, <strong>“Türkiye bursundan yararlanan 38 iş insanı, son bir yılda, 350 milyon dolarlık ticaret hacmine sahip olduklarını, bu miktarın 153 milyon dolarlık kısmının Türkiye’den ithal edilen ürünler olduğunu”</strong> söylemişler. </p><p class="">Vizyoner bakış derken neyi kastettiğim anlaşılmış olmalı. </p><p class="">Şurası çok net: </p><p class="">Bu türden projeler, kültürel, insani ve ülkeler arası ilişkiler anlamında sayısız katkısının yanında, maddi anlamda da katbekat geri dönüşler sağlıyor Türkiye’ye. </p><p class=""><strong>ULUSLARARASI ÖĞRENCİ SAYISI HIZLA ARTIYOR</strong></p><p class="">Türkiye’ye dışarıdan gelen ilginin artışını gösteren başka örnekler de sıralayabilirim. </p><p class="">Türkiye’deki üniversitelerde okuyan yabancı öğrencilerin sayısındaki hızlı artıştan biraz söz edeyim mesela. </p><p class="">5 yıl önce Türkiye’de okuyan yabancı uyruklu öğrenci sayısı 48 bin civarında iken, 2021’de bu rakam, rekor artışla 224 bine ulaşmış. </p><p class="">2019’da<strong> ‘uluslararası öğrenci’</strong> sayısı öğrenci cenneti olarak addedilen ülkelerden ABD’de 977 bin, İngiltere’de 489 bin, Almanya’da 333 bin, Kanada’da 279 bin, Fransa’da 246 bin iken, Türkiye’de 155 bin civarında imiş. </p><p class="">İlgililerin verdiği rakamlardan öğrendiğimize göre Türkiye, 2023’e kadar ev sahipliği yaptığı uluslararası öğrenci sayısını 300 bine yükseltmeyi hedefliyor. </p><p class="">Bu rakamlar bize ne söylüyor? </p><p class="">Eğer işler yolunda giderse, istikrar bozulmaz, içimize kapanmazsak, Türkiye birkaç yıl içinde bir öğrenci cenneti haline dönüşebilir. </p><p class="">Ne, öğrenci cenneti mi diye bu gidişata karşı çıkacak olanlara, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada gibi gelişmiş ülkelerin uluslararası öğrenci çekmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyor olmalarını örnek versem, bilmiyorum ki yeterli olur mu? </p><p class="">Malum, Türkiye ihracatı rekor üstüne rekor kırıyor. </p><p class="">Yıllık ihracat 250 milyar sınırına dayandı. </p><p class="">Bu güçlü performansın arkasında pandemi sonrası bozulan tedarik zinciri, Avrupa’daki pazarların Çin’e daha soğuk bakmaları gibi bir takım gerekçeler de var elbette. </p><p class="">Ancak, bu hızlı artış trendinin arkasında hiç kuşkusuz bu türden sofistike, Türkiye’nin yumuşak gücünü öne çıkaran, geleceği hedefleyen parlak projelerin büyük katkısının olduğu da aşikar. </p><p class="">Mesela çok basit aslında.</p><p class="">Türkiye’de okuyan, Türkçe öğrenen, Türkiye’yi tanıyan öğrenciler, kendi geleceklerine de bir ölçüde ‘Türkçe’ bakıyorlar. </p><p class=""><strong>YABANCILARI TÜRKİYE’YE KARŞI SOĞUTMAYA DÖNÜK SİSTEMLİ KAMPANYALARA DİKKAT!</strong></p><p class="">Geçenlerde Senegalli bir aile, sırf ten renkleri nedeniyle seyahat ettikleri bir otobüste, üstelik İngilizce bilen orta yaş üstü bir adamın sözlü saldırısına uğramıştı. </p><p class="">Daha çok Avrupa’da ve ABD’de gördüğümüz ırkçılığın bu türlüsünün bizim bu topraklara taşınması üzüntü verici bir durum. </p><p class="">Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu olaydan hemen sonra Senegalli bu aileyi bulup ziyaret etmesi, bu türden ırkçı yaklaşımlara karşı çok esaslı bir cevap oldu. </p><p class="">Malum, kayıt dışı göçmenler üzerinden Türkiye’deki bütün yabancıları tehdit etmeye yönelen bir dalgalanma var son dönemde. </p><p class="">Yabancı istihbarat birimlerinin<strong> ‘ortam oluşturmak’</strong> için bu hassasiyeti kaşıdığı, özellikle sosyal medya üzerinden yayılan nefret dilinin büyütülmeye çalışıldığı bir gerçek. </p><p class="">Bu kesimlerin, Türkiye’deki yabancılara Türkiye’de yaşamanın güvenli olmadığı biçiminde bir algı oluşturmaya çalıştıkları da bir başka gerçek. </p><p class="">İyi haber, bu,<strong> ‘ortam oluşturma’</strong> çabalarına rağmen, halkın çoğunluğu bu arayışlara prim vermiyor. </p><p class="">Prim verenlere de, ülkemizde başka ülkelerden insanların, ama turist olarak, ama öğrenci olarak, ama kayıtlı göçmen olarak bulunmasının kötü bir şey olmadığını sık sık hatırlatmak gerekiyor. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/yabanci-ogrenciler-turkiyeye-neden-bu-kadar-cok-ilgi-gosteriyor-2063493</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 16 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1071, 1453, 1915, 15 Temmuz 2016</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/1071-1453-1915-15-temmuz-2016-2063466</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/1071-1453-1915-15-temmuz-2016-2063466" rel="standout" />
      <description>Yukarıdaki tarihlerin neye tekabül ettiğini hepiniz biliyorsunuz.Ben kendi namıma, son 1000 yıl içinde yaşanan dört büyük hadise neler olabilir diye sorulsa,  “Bunlardan biri 15 Temmuzdur” diye gönül rahatlığıyla cevap verebiliyorum.Malazgirt Zaferi, İstanbul’un Fethi, Çanakkale Direnişi ve 15 Temmuz…Bundan 20 gün kadar önce Beylerbeyi taraflarında davetli olduğum bir program için İstanbul’daydım.Uçaktan indikten sonra beni İstanbul Havalimanından alıp Beylerbeyi’ne götürecek olan otomobilin kaptan</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Yukarıdaki tarihlerin neye tekabül ettiğini hepiniz biliyorsunuz. </p><p class="">Ben kendi namıma, son 1000 yıl içinde yaşanan dört büyük hadise neler olabilir diye sorulsa,  “Bunlardan biri 15 Temmuzdur” diye gönül rahatlığıyla cevap verebiliyorum. </p><p class="">Malazgirt Zaferi, İstanbul’un Fethi, Çanakkale Direnişi ve 15 Temmuz… </p><p class="">Bundan 20 gün kadar önce Beylerbeyi taraflarında davetli olduğum bir program için İstanbul’daydım. </p><p class="">Uçaktan indikten sonra beni İstanbul Havalimanından alıp Beylerbeyi’ne götürecek olan otomobilin kaptan köşkünde ise, bir 15 Temmuz kahramanı oturuyordu. </p><p class="">Eski bir kaleci olan Mustafa Bey’le yol boyunca bir süre futbol konuştuk. </p><p class="">90’lı yıllarda Beylerbeyispor’u İkinci Lig’e nasıl çıkardığını coşkulu bir şekilde anlattı bana. </p><p class="">15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne (eski adı Boğaziçi Köprüsü) vardığımızda ise söz, doğal olarak darbe gecesinin en kanlı sahnelerinin yaşandığı anlara geldi. </p><p class="">Mustafa Bey, darbe girişiminin darbe girişimi olduğunun anlaşılmasından sonra, doğal bir refleksle ve de ailesiyle birlikte evinden çıkıyor. </p><p class="">Yine doğal bir refleksle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın evinin bulunduğu Kısıklı civarında soluğu alıyorlar. </p><p class="">Bir süre sonra darbe girişiminin şiddeti artınca, ailesini, omuzlarında<strong> “Ya Allah bi(ş)millah”</strong> diyerek onlara eşlik eden küçük torunu dâhil olmak üzere eve bırakıp, tek başına köprünün bulunduğu yere geliyor.</p><p class="">Ve sabahlara kadar, o direnişin içinde yer alarak Şehitler Köprüsü’ndeki isimsiz kahramanlar arasına kendi ismini de yazdırıyor.</p><p class="">Mustafa Bey bunları anlatırken, Safiye Bayat isimli 15 Temmuz gazisinin, köprünün üzerinde darbeci askerlere karşı inanılmaz bir cesaretle meydan okuyan görüntüleri aklıma geldi. </p><p class="">Köprünün üzerinden geçerken gözlerim, bir başına darbecilerin karşısına dikilen bu korkusuz hanımefendinin o direnişi sergilediği yeri aradı. </p><p class="">Sonra, Sabri Ünal isimli 15 Temmuz’un sembol isimlerinden bir başka gazinin akıl almaz cesaretini hatırladım. </p><p class="">Eline üç küçük taş alıp, darbeye katılan tankların önünü kesmeye çalışan bu genç kahramanın yaşadıkları, yakın tarih içinde bir tankın önüne geçme cesareti gösterebilen az sayıda insan arasında bile daha ayrıcalıklı bir konuma sahip. </p><p class="">Saniyeler içinde bir değil, iki tankın karşısına dikilme cesareti var onun hikâyesinde çünkü. </p><p class="">O anları anlatmak üzere şimdi de Sabri Ünal’ın kendisine sözü bırakalım: </p><p class=""><strong>“Elimde üç tane taş vardı. Tanklara onları atmaktı planım. Tanklar yaklaşınca önüne düştüm. Bu durumda kaçacak bir yerim de yoktu. </strong></p><p class=""><strong>Tankı durdurmak için elimi kaldırdım. Duracak zannettim. Haberlerden bîhaberdim. İnsanların acımadan katledildiğinden haberdar değildim. </strong></p><p class=""><strong>Tank (birinci tank) üstümden çıkınca ayağa kalktım. Ayağa kalkar kalkmak ikinci tank karşıma çıktı. İkinci tank da üzerime üzerime geldi. </strong></p><p class=""><strong>Tekrar tankın orta açıklığına yatmayı tercih ettim. </strong></p><p class=""><strong>Sağ kolum tankın paletleri altında kaldı, ezildi. </strong></p><p class=""><strong>Tankların üzerime gelip beni ezmeye çalışmasından hiç korkmadım.” </strong></p><p class="">(Diyanet Tv yayınından) </p><p class="">Şurası bir gerçek:</p><p class="">15 Temmuz gecesi, gerek Safiye Bayat’ın, gerek Sabri Ünal’ın gerekse görüntüleri çıkan ya da hiç çıkmayan yüzlerce kahramanlık hikâyesinin her biri, 33 sene önce Çin’in Tiananmen Meydanı’nda çekilen<strong> ‘bir adet’ </strong>görüntü kadar, en az o görüntü kadar kıymet arz ediyordu. </p><p class="">Demokrasi isteyen Çinli gencin tankın karşısına geçmesi, tankın manevra yaparak sağdan ya da soldan yoluna devam etmek istemesi, tankın önünde dikilen gencin buna izin vermemesi…</p><p class="">Burada da gerçek bir cesaret örneği var tabii. </p><p class="">Ama medya alıcılığı bakımından arada şöyle bir fark bulunuyor: </p><p class="">Tiaenanmen Meydanı’nda çekilen o görüntüyü 20 sene boyunca jenerik halinde gözümüzün içine sokan, CNN, BBC gibi Batılı büyük yayın kuruluşları, 15 Temmuz gecesi çekilen o kahramanlık hikâyelerinin bir tanesine bile böyle bir ayrıcalık tanımadılar. </p><p class="">Hepimizin malumu, Batı medyası, içinde demokrasiyi koruma adına her türlü mesajı taşıdığı halde 15 Temmuz’a karşı üç maymunu oynadı. </p><p class="">Serbest seçimlerle iş başına gelmiş bir yönetimi aleni bir darbeyle alaşağı etmek isteyenler ve onlara karşı tarihte örneği görülmeyen bir cesaretle karşı koyanlar. </p><p class="">Batı medyasının 15 Temmuz gecesiyle ilgili ‘ölü taklidi’ yapmasının arkasında elbette Batıdaki yönetimlerin benzer bir refleksle hareket etmeleri var. </p><p class="">Daha fazlasında ise, darbecilerin zaten Batı tarafından korunup kollanmaları, hatta işbirliği durumu var. </p><p class="">O nedenle 16 Temmuz’dan itibaren hatırlatmaya değil, unutturmaya dönük girişimler geldi o cenahtan. </p><p class="">Gazimiz Sabri Ünal da, anladığım kadarıyla bu yaman çelişkiye dikkat çekmek için şöyle bir özlü cümle ile benzer bir hatırlatmada bulunuyor:  </p><p class=""><strong>“Seçmeyi, seçilmeyi veya seçilememeyi kaldırmayı biliyoruz.” </strong></p><p class="">Böyle bir cümlenin devamında <strong>“O halde neden”</strong> sorusu akla düşmüş oluyor tabii otomatikman. </p><p class="">Batının 15 Temmuz karısındaki suskunluğu, hemen bir gün sonra o gece olup bitenleri görmezden gelmesi, kulaklarının üstüne yatmaları buradaki ‘<strong>neden</strong>’ sorusuna da yeterince cevap vermiyor mu?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/1071-1453-1915-15-temmuz-2016-2063466</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 15 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Peygamber şehri Medine’ye veda ederken</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/peygamber-sehri-medineye-veda-ederken-2063478</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/peygamber-sehri-medineye-veda-ederken-2063478" rel="standout" />
      <description>MEDİNEMekke şehirlerin anası, Medine Peygamber şehri. Mescidi Nebevi’de Efendimiz Hazreti Muhammed’in (as) başucunda Hicaz yazılarının sonuncusunu yazıyorum.Nasipse, siz bu satırları okuduğunuz anlarda memlekete varmış olacağız.***Mekke ile Medine arası bugünkü vasıtalarla bile 5-6 saat. Bu yolu 1400 yıl önce yanındaki en sadık dostu ile (Hazreti Ebubekir) yürüyen Peygamberimiz Yesrib’e ulaştığında, Ensar onu“Ayın on dördü doğdu üzerimize”diyerek karşılamıştı.O karşılamanın ardından Yesrib, Medine</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1305301600&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1305301600&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1305301600&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class=""><strong>MEDİNE</strong></p><p class="">Mekke şehirlerin anası, Medine Peygamber şehri. Mescidi Nebevi’de Efendimiz Hazreti Muhammed’in (as) başucunda Hicaz yazılarının sonuncusunu yazıyorum.</p><p class="">Nasipse, siz bu satırları okuduğunuz anlarda memlekete varmış olacağız.</p><p class="">***</p><p class="">Mekke ile Medine arası bugünkü vasıtalarla bile 5-6 saat. Bu yolu 1400 yıl önce yanındaki en sadık dostu ile (Hazreti Ebubekir) yürüyen Peygamberimiz Yesrib’e ulaştığında, Ensar onu <strong>“Ayın on dördü doğdu üzerimize” </strong>diyerek karşılamıştı.</p><p class="">O karşılamanın ardından Yesrib, Medine (şehir) oldu. Ve İslam medeniyeti bu şehirde Mescid-i Nebevi’nin etrafında yeşerdi.</p><p class="">***</p><p class="">Medine, Mekke’ye hiç benzemiyor. Ne coğrafi olarak ne insanları. İnsanları ensar. Latif, yumuşak huylu. Şehir havadar, Mekke gibi insanın üzerine çökmüyor. Hele Mescidi Nebevi’nin huzuru, dünyanın hiçbir mescidinde olmayan türden. Sanki Peygamberimiz hala hayatta ve aramızda geziniyor.</p><p class="">Medine, Peygamber şehri olarak bizlere ev sahipliği yaptı.</p><p class="">Hazreti Peygamber’in (as) huzuruna vardık. Dua edip, “Kıyamette sancağının altında toplanmak için” Allah’a (cc) yalvardık. Hazreti Ebubekir’i, Hazreti Ömer’i selamladık. Cennetul Baki’ye uğrayıp Hazreti Fatıma annemizi, Hazreti Ayşe annemizi, Hazreti Osman’ı ve Efendimiz’in binlerce arkadaşı/sahabeyi ziyaret ettik. Cesedi yüzlerce kilometre ötede olsa da ruhu buralarda olduğuna inandığımız Hazreti Ali’yi andık, Hüseyin’i, Hasan’ı andık.</p><p class="">Uhud’a varıp, Hamza’yı, Musap bin Umiyr’i andık.</p><p class="">Özenci de gördük, hoyratlığı da..!</p><p class="">Okçular Tepesi’nde Hazreti Peygamber’in sözünün tutulmamasının sonuçlarını tefekkür ettik.</p><h2>“Uhud bizi sever biz Uhud’u”</h2><p class="">Mescidi Nebevi’de Hazreti Peygamber’in ruhaniyetine selam vermek üzerimdeki selamları tek tek zikretmek başlı başına bir kalp coşkusu oldu.</p><p class="">Uhud’a vardığımızdaysa hallerden hallere girdik. Uhud hani şu Okçular Tepesi’ni ganimet için terkedenler yüzünden kaybedilen savaşın yaşandığı dağın adı... Şehitlerin şeyhi Hazreti Hamza ile birlikte bir avluda koyun koyuna yatan şehitlerin mekanı.</p><p class="">Okçular Tepesi’ne çıktım, Uhud Dağı’na, şehitliğe uzun uzun baktım. Ve<strong> “Biz Uhud’u severiz, Uhud bizi”</strong> diyen Hazreti Peygamber’in sözünü hatırladım.</p><p class="">İnanmayabilirsiniz ama rayiha rayiha gül kokuyor, mis kokuyor Uhud hala. Her seferinde o kokuyu duyuyorum. Gece ve gündüz... Ben bu kokuyu tanıyorum sanki ezelden beri.</p><p class="">Uhud Dağı sanki kalbime dokunuyor her seferinde.</p><p class="">Neredeyse dağın eteğindeki mağaraya sığınan Hazreti Peygamber çıkagelecek... Hazreti Hamza, yattığı yerden kalkıp haykıracak. Okçular Tepesi’nde nöbet yerini terk etmeyen bir kaç sahabe hep bir ağızdan “N’oldu da ganimet sevdasına düştünüz” diye bağıracak.</p><p class="">Uhud kaybedilmiş bir savaştı ama ondan alınan dersler geleceği inşa etti.</p><p class="">Uhud bizi sevdi; biz Uhud’u.</p><h2>Ver elini memleket</h2><p class=""><strong>“Bülbülü altın kafese koymuşlar, ille de vatanım demiş.”</strong> Hac farizasını yerine getirmek için gittiğimiz Hicaz’dan dönüyoruz. Allah’ın isminin yeryüzünde ilk kez anıldığı mabed Beytullah’ı ziyaret ettik. Arafat’ta huzura durduk hacı olduk. Hazreti Peygamberimiz’in (as) mescidinde divana durduk. Vazifemizi yaptık...</p><p class="">Ama dedim ya “Bülbülü altın kafese koymuşlar, ille de vatanım demiş.”</p><p class="">Artık dönüş yolundayız. Ver elini memleket diyoruz.</p><p class="">Nasipse siz bu yazıyı okuduğunuz saatlerde İstanbul’a ulaşmış olacağız.</p><p class="">Yine memleketin sıcak gündeminin içinde bulacağız kendimizi.</p><h2>Feto ölüm sekeratındayken 15 Temmuz’a erdiren Rabbimiz’e hamdolsun</h2><p class="">Bugün 15 Temmuz. Kapkaranlık başlayıp, apaydınlık bir sabaha uyandığımız günün yıl dönümü. FETÖ’cü alçaklar kullanılarak yapılan darbe ve iç işgal girişiminin milletin şanlı direnişiyle püskürtüldüğü günün yıl dönümü.</p><p class="">2016 yılının 15 Temmuz gecesi, bu millet Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde darbecileri ve işgalcileri püskürttü.</p><p class="">O gece milletimizin en önemli iki motivasyon kaynağı vardı. Bunlardan biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Ölümüne ölümüne, sokağa” diyerek meydan okuması... Diğeri, Ülke tv ekranlarından bize nasip olan “Ezanlar ve selalar okunsun” çağrısı üzerine tüm camilerimizden okunan ezanlar ve selalardı.</p><p class="">Millet, liderinin meydan okuyuşu, maneviyatının mihenk taşı ezanlar ve selaların kulaklara ulaşmasıyla direndi, savaştı, şehit oldu, gazi oldu ve darbeyi önledi.</p><p class="">Şehitlerimize rahmet, gazilerimize bereketli ömür diliyorum.</p><p class="">Yaşasın Türkiye. Yaşasın dinine, diyanetine, vatanına, bayrağına sahip çıkan Türk milleti.</p><p class="">Kahrolsun FETÖ ve muhipleri.</p><p class="">Ve Türkiye düşmanları.</p><p class=""><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/peygamber-sehri-medineye-veda-ederken-2063478</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 15 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aşkınan tatil yapan yorulmaz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/askinan-tatil-yapan-yorulmaz-2063453</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/askinan-tatil-yapan-yorulmaz-2063453" rel="standout" />
      <description>“Tatil, bazen insanlara yakışmıyor ama bana o da yakışıyor” demişti.Devamında, “10 günde bir, çok güzel bir uyku çekesim geliyor. O gün saat 12’ye kadar uyuyasım geliyor”diye eklemişti.Ne zaman demişti bunları?2019 Temmuz’unda.Yani İstanbul seçimlerini kazandıktan hemen sonra, soluğu Bodrum’da aldığı günlerde kendisine yöneltilen eleştirilere binaen cevap mahiyetinde söylemişti bunları.Her sözünün, her hareketinin kendisine ‘yakıştırıldığı’, her eleştirinin, uyarının saman alevi gibi uçup gittiği,</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class=""></p><p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1304150203&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1304150203&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1304150203&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class=""><strong>“Tatil, bazen insanlara yakışmıyor ama bana o da yakışıyor</strong>” demişti.</p><p class="">Devamında, “<strong>10 günde bir, çok güzel bir uyku çekesim geliyor. O gün saat 12’ye kadar uyuyasım geliyor”</strong> diye eklemişti.</p><p class="">Ne zaman demişti bunları?</p><p class="">2019 Temmuz’unda.</p><p class="">Yani İstanbul seçimlerini kazandıktan hemen sonra, soluğu Bodrum’da aldığı günlerde kendisine yöneltilen eleştirilere binaen cevap mahiyetinde söylemişti bunları.</p><p class="">Her sözünün, her hareketinin kendisine ‘yakıştırıldığı’, her eleştirinin, uyarının saman alevi gibi uçup gittiği, sınırsız bir krediye sahip olduğunun düşünüldüğü günlerde.</p><p class="">O hava değişti ama tabii.</p><p class="">Bir süredir, en büyük şaşkınlığı kendi taraftarları yaşıyor.</p><p class="">En son İstanbul’u sel vurduğunda, <strong>“Düşünsenize bizimki yine tatilde olsun”</strong> diye şakasına birbirlerine takılanlar, gerçekten de öyle olduğunu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kendi paylaşımından öğrendiklerinde <strong>“Yok artık” </strong>demek zorunda kalmadılar mı?</p><h2>İSTANBUL EHLİ KEYF BAŞKANLIĞI KALDIRIR MI?</h2><p class="">İmamoğlu’nun İstanbul’a Belediye Başkanı olarak seçildikten sonra yapması gereken ilk iş, Tayyip Erdoğan’ın 1994’te yaptığının bir benzerini yapmaktı.</p><p class="">Neydi o iş?</p><p class="">Sabahlara kadar çalışıp, kentin sorunlarına ve çözüm yollarına odaklanmak.</p><p class="">İstanbul öyle bir şehir çünkü.</p><p class="">Yönetmeye talip olanların ayağını bisiklet pedalından çekme lüksünün olmadığı bir şehir.</p><p class="">13 yıl yaşadığım, 1994 öncesini de, sonrasını da yakinen bildiğim için, bunun rahatlığıyla yazıyorum.</p><p class="">‘<strong>Hayatı tespih yapıp sallayarak’</strong> yönetilebilecek bir şehir değil orası.</p><p class="">Bir de şu var:</p><p class="">Hep söylüyorum, Ekrem Bey İstanbul’u bir atlama taşı olarak görüyor diye.</p><p class="">Asıl hedefi muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayı olmak.</p><p class="">23 Haziran akşamı bu hedefi kafasına koydu ve İstanbul’a gerektiği kadar motive ol-a-mamasının temel gerekçesi de bu.</p><p class="">Öyle ama potansiyel bir cumhurbaşkanı adayı olarak memleket meselelerine, halkın ortak acılarına ne kadar duyarlı olduğuna dair kötü örnekler de verdi İmamoğlu.</p><p class="">Hatırlayalım.</p><p class="">İBB Başkanı olduktan 7 ay sonra Ocak 2020’de Elazığ ve Malatya’yı vuran deprem olduğunda, Elazığ’da kısa bir mola ile resim verip Palandöken’deki kayak merkezinde soluğu almıştı İmamoğlu.</p><p class="">İmamoğlu’nun toplumun ortak acılarına ne kadar duyarlı olduğunu göstermesi bakımından hafızalardan silinmesi çok zor bir iz bıraktı o olay.</p><h2>İMAMOĞLU’NUN ÖZGÜVENİ YERİNDE</h2><p class="">Bu yılın ocak ayında İstanbul kar yağışına teslim olduğunda belediyenin nasıl sınıfta kaldığını hatırlıyoruz değil mi?</p><p class="">Hani,<strong> “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz” </strong>diye bir söz var ya.</p><p class="">İstanbul’da kar yağışı olduğunda saatlerce yollarda mahsur kalan İstanbullular da <strong>‘yedikleri ayazı’</strong> kolay kolay unutmaz herhalde.</p><p class="">Felaket olduğunda tatilde yakalanması, hiçbir felaketin tatil planlarını değiştirmemesi, bir belediye başkanı, hele hele İstanbul’u yöneten bir belediye başkanı için büyük sorundur.</p><p class="">Ama belli ki, Ekrem Bey için bütün bu eleştiriler ‘<strong>vız gelip tırıs gitmeye’ </strong>devam ediyor.</p><p class="">Bu, ayakların yere basmaması halinin kendiliğinden geliştiğini düşünmek de doğru olmaz tabii.</p><p class="">İstanbul’u kazanır kazanmaz gözünü cumhurbaşkanı adaylığına dikmesini, İmamoğlu’nun kişisel hırsıyla izah etmek yeterli olmaz.</p><p class="">En az 15 senedir Tayyip Erdoğan’ı yıkacak adam arayan <strong>‘ulusal ve uluslararası karar vericiler</strong>’ (Hatay Belediye Başkanı Lütfi Savaş’ın kulakları çınlasın) 23 Haziran’da aradıkları adamı bulduklarını düşündüler.</p><p class="">Ve gidip kendisine <strong>“Aradığımız adam sensin</strong>” dediler.</p><p class="">Biraz da bu nedenle o gün bugün, İmamoğlu’nun ayakları yere değmiş değil.</p><p class="">Amerikan büyükelçisinin ziyaretleri, İngiliz büyükelçilerinin görüşmelerinin rutinleşmesi…</p><p class="">Kurban Bayramı’nda İstanbul sele yakalandığında İmamoğlu’nun Fethiye’den <strong>‘konum atması’</strong>, özgüveninin hâlâ yerinde olduğunu gösteriyor.</p><p class="">Mahalle içinden gelen sert tepkilere rağmen özgüven içinde, “<strong>Ben tatildeyim</strong>” demesi, bir yerde,<strong> “Bana mecbursunuz”</strong> anlamına gelmiyor mu?</p><p class="">Meseleye bir de bu tarafından bakmayı deneyelim isterseniz.</p><p class="">Değilse, içinden hiç çıkılamayacak.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/askinan-tatil-yapan-yorulmaz-2063453</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 13 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kâbe’den ayrılık, Mescid-i Nebevi’ye kavuşma vakti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/kbeden-ayrilik-mescid-i-nebeviye-kavusma-vakti-2063437</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/kbeden-ayrilik-mescid-i-nebeviye-kavusma-vakti-2063437" rel="standout" />
      <description>MEKKENihayetinde hacı olduk. Arafat’ta Diyanet İşleri Başkanımız Prof.Dr. Ali Erbaş’ın Esmaül hüsna ile kurduğu o muhteşem duaya amin diyerek... Arafat’tan Müzdelife’ye oradan Mina’ya... Sonrasında Cemarat’a akarak...Bayram sabahı ulaştığımız Kabe’de yaptığımız ziyaret tavafı ve say ile hacı olduk. Elhamdülillah!2004’te ve 2015’te Arafat dönüşü Mina’da yaşanan izdihamla yüzlerce hacı hayatını kaybetmişti. O telaş, o hengame o kalabalık bu kez yoktu. Çünkü daha önceleri 3 milyonu aşkın insan Arafat’ta</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1303434949&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1303434949&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1303434949&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">MEKKE</p><p class="">Nihayetinde hacı olduk. Arafat’ta Diyanet İşleri Başkanımız Prof.Dr. Ali Erbaş’ın Esmaül hüsna ile kurduğu o muhteşem duaya amin diyerek... Arafat’tan Müzdelife’ye oradan Mina’ya... Sonrasında Cemarat’a akarak...</p><p class="">Bayram sabahı ulaştığımız Kabe’de yaptığımız ziyaret tavafı ve say ile hacı olduk. Elhamdülillah!</p><p class="">2004’te ve 2015’te Arafat dönüşü Mina’da yaşanan izdihamla yüzlerce hacı hayatını kaybetmişti. O telaş, o hengame o kalabalık bu kez yoktu. Çünkü daha önceleri 3 milyonu aşkın insan Arafat’ta buluşup, Kabe’ye doğru akarken bu yıl covid sonrası yeni kotalar nedeniyle Suudi Arabistanlılarla birlikte toplam 900 bin kişi hacı oldu.</p><p class="">Rakamın azlığı ve olağan üstü tedbirler hamdolsun bir izdiham ya da olumsuzluğa yol açmadı. Kabe’deki bazı olumsuz uygulamalar ise bayramın birinci günü iki önemli Kabe görevlisinin görevden alınmasıyla kısmen aşılmış oldu. Say’daki sıkışıklık yeni düzenleme ile aşıldı.</p><p class="">Hac, zor bir ibadet. O yüzdendir ki <strong>Hazreti Peygamber, “Haccımı kolaylaştır” diyerek dua etmiştir. </strong></p><p class="">Bu nedenle zamanla bazı ruhsatlar da kullanılmış. Böylece hacıların can güvenlikleri artırılmış. Bu ruhsatlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığımızın bundan 25 yıl önce yetkili kurullarında tartışıp verdiği bir içtihat.</p><p class=""><strong>İçtihat</strong>’ta deniliyor ki, “Bazı <strong>sahabe efendilerimizin ruhsatından istifade ederek... Arafat’tan sonra Müzdelife’de akşam ve yatsı namazlarını eda edecek vakit kadar kalarak Mina’ya oradan da Cemarat’a hacı adaylarını geçirelim. Gece yarısından sonra da şeytan taşlamayı yaptırıp salimen ya otellere ya da Kabe’ye ulaştıralım.”</strong></p><p class="">Alınan bu kararın ruhsatı olarak da Hz. Peygamber’in (as) Müzdelife’de yaşadığı bir hadise gösteriliyor.</p><h2>DEVE ÇOBAN RUHSATIYLA SALİMEN</h2><p class="">Konu şu:</p><p class="">Efendimiz, Arafat’a çıkarken Müzdelife’ye uğradığında bir grup deve çobanıyla karşılaşıyor.. Çobanlar Müslümanlığı oracıkta seçiyor.</p><p class="">Hz. Peygamber ile birlikte Arafat’ta çıkıp vakfe yapıyorlar.</p><p class="">Dönüş yolunda Müzdelife’ye geldiklerinde, Hz. Peygamber sabah namazına kadar kalmak için hazırlık yapıyor. Deve çobanları geliyor, <strong>“Efendim, biz burada durmasak develerimiz başıboş kaldı” </strong>diyorlar ve <strong>Efendimiz “O halde siz gidin” </strong>diyerek onlara <strong>ruhsat veriyor.</strong></p><p class=""><strong>Diyanet İşleri Başkanlığı başta bu hadise </strong>olmak üzere birkaç ruhsattan yola çıkarak 25 yıl önce insan hayatını önceleyen bir <strong>içtihada imza atıyor...</strong></p><p class="">Ve o gün bugündür mümkün olduğunca haccın rükünlerini hızlı bir şekilde yaptırıp hacıları salimen otellerine ya da Kabe’ye ulaştırıyor.</p><p class="">Hatta bu konuda yönetmelik çıkartıyor,<strong> “Bayram günü sabah namazından sonra şeytan taşlama bölgesinde Türk hacının bulunmasını yasaklıyor.”</strong></p><p class=""><strong>Bizler “deve çobanı” ruhsatı ile salimen Arafat’tan Mekke’ye ulaştık.</strong></p><h2>ESSELATÜ VESSELAM ALEYKE YA RASULALLAH</h2><p class="">Siz bu yazıyı okuduğunuz saatlerde biz şeytan taşlaması bitirip, veda tavafını yapıp,<strong> Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesellem </strong>efendimizi ziyaret için Mekke’den ayrılıp Medine’ye doğru yola çıkmış olacağız.</p><p class="">Hac görevini yerine getirip de bu dini bizlere öğreten, son peygamber, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgililer sevgilisini ziyaret etmemek olmaz elbet.</p><p class=""><strong>“Efendimize benden selam götür”</strong> diyenlerin selamlarını inşallah bizzat arz edeceğim.</p><p class="">Bu arada sizlere hacda iç içe geçmiş yolculuklardan da söz etmek istiyorum.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/kbeden-ayrilik-mescid-i-nebeviye-kavusma-vakti-2063437</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 12 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nebevi liderlik ve Hz. Muhammed (s.a.v.)</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/nebevi-liderlik-ve-hz-muhammed-sav-2063413</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/nebevi-liderlik-ve-hz-muhammed-sav-2063413" rel="standout" />
      <description>Başlık, AK Parti Ankara Milletvekili, eski Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın son kitabına ait.Yalçın Hoca, uzun yıllara sari siyasi kimliği ve çalışmaları dışında, dört mevsim meyve veren bir ağaç misali, durmaksızın kitap yazan, üreten ve de bu yönüyle kendisine“Bu kadar işi hangi araya sıkıştırıyor acaba”sorusunu sordurtan bir entelektüel aynı zamanda.Kendisinin son kitabı Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’i, şimdiye kadar yazdığı bir sürü kitap arasında bir‘zirve eser’olarak nitelendirmek</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1302083293&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1302083293&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1302083293&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Başlık, AK Parti Ankara Milletvekili, eski Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın son kitabına ait.</p><p class="">Yalçın Hoca, uzun yıllara sari siyasi kimliği ve çalışmaları dışında, dört mevsim meyve veren bir ağaç misali, durmaksızın kitap yazan, üreten ve de bu yönüyle kendisine<strong> “Bu kadar işi hangi araya sıkıştırıyor acaba”</strong> sorusunu sordurtan bir entelektüel aynı zamanda.</p><p class="">Kendisinin son kitabı Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’i, şimdiye kadar yazdığı bir sürü kitap arasında bir <strong>‘zirve eser’ </strong>olarak nitelendirmek mümkün.</p><p class="">Böyle eserleri okumak, okuduklarımız üzerinde düşünmek, bizim gibi güncelin peşinden durmaksızın koşturanlar açısından büyük nimet aynı zamanda.</p><p class="">Bugün Kurban Bayramı vesilesiyle, biraz durup, hani o hikâyede olduğu gibi, dörtnala giderken aniden duran, bu duruma şaşıran Avrupalılara bu hareketinin gerekçesini <strong>“Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik” </strong>diye anlatan Kızılderili rehber gibi yapalım.</p><p class="">Yalçın Akdoğan, kitabında adı üstünde Peygamberimiz’in (s.a.v.) örnek hayatı üzerinden Nebevi Elçilik, Nebevi Otorite, Nebevi Devlet, Nebevi Siyaset, Nebevi Liderlik gibi kavramları analiz ediyor.</p><p class="">Kitabı okurken en çok ‘<strong>çarpıldığım</strong>’ kısım, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hicaz’da ismi yeni yeni duyulmakta olan bir medeniyetin liderliğini yaparken, dünyanın dört bir tarafına gönderdiği mektuplar, bu mektupları götüren elçilere verdiği öğütler ve bu mektup ve öğütlerin içerikleri oldu.</p><p class=""><strong>“NALSIZ DEVELER VE TEK NALLI ATLARIN ERİŞEBİLECEĞİ YERLER”</strong></p><p class="">Günümüzde<strong> ‘açık diplomasi’ </strong>diye tabir ettiğimiz kavramın bütün netliğini, bu mektuplarda ve elçilere dönük tavsiyelerde görebiliyorsunuz.</p><p class="">Örneğin, o dönemin iki büyük imparatorluğundan biri olan Bizans İmparatorluğu’nun başındaki isim Herakliyus’a gönderilen mektuptan bir kesit aktaralım:</p><p class=""><strong>“Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed’den Bizanslıların büyük reisi Herakliyus’a: Selâm hakikat yolunu izleyene. İlave edeyim ki, seni bütün olarak İslâm’ı kabule davet ediyorum. İslâm’ı kabul et ki felâh bulasın. İslâm’ı kabul et ki, Allah değerini iki kat artırsın…” </strong></p><p class="">Bu mektuplardan birinde Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) muhatap devletlerden birinin yöneticisine şöyle sesleniyor:</p><p class=""><strong>“Bil ki, benim dinim, nalsız develerin ve tek nallı atların erişebileceği yere kadar muzaffer olacaktır. Mühür: Allah’ın Resulü Muhammed.” </strong></p><p class="">Akdoğan, ünlü âlim Hamidullah’tan atıfla Peygamberimiz’in kendi döneminde bu şekilde yüzlerce mektup gönderdiğini, bu mektupların günümüze sadece 6’sının ulaştığını aktarıyor.</p><p class="">Demek ki, Hicaz’dan ilâhî mesajı dünyanın her tarafına ulaştırmak için mektup diplomasisi yöntemi aktif bir şekilde uygulanmış.</p><p class=""><strong>ALENİLİK VE AÇIKLIK İLKESİ</strong></p><p class=""><strong>“Nalsız develer ve tek nallı atlar” </strong>metaforunun ne anlama geldiği, 50 yıl gibi kısa bir süre içinde Müslümanların doğuda Çin’e, batıda Atlantik kıyılarına, yani neredeyse dünyanın en doğusu ile en batısına ulaşmalarıyla mucizevi bir şekilde anlaşılmış oldu.</p><p class="">(Ki, tarihçiler, bu 50 yıllık ilerlemenin arkasındaki motivasyonu dünyalık kavramlarla anlamlandırmakta hâlâ güçlük çekiyorlar.)</p><p class="">Akdoğan, Paygamberimiz’in (s.a.v.) diplomaside ve tebliğde kullandığı bu yöntemi <strong>“alenilik ve açıklık”</strong> ilkesine dayandırıyor.</p><p class="">Mektuplar, dönemin şartları gereği tabii ki<strong> ‘insan eliyle’</strong> götürülüyor.</p><p class="">Şimdi burada az duralım ve Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hicaz çöllerinin dışına çıkmamış fakir elçilere nasıl bir özgüven aşıladığına bakalım.</p><p class="">Bizans Kayseri Herakliyus’a, öbür taraftaki büyük imparatorluk olan Sasanilerin kibirli Kisra’sına ve de daha yüzlerce yöneticiye, lidere, devlet başkanına mektup götürmekle görevlendirilen elçilere bakınız hangi sözlerle seslenmiş, Hz. Peygamber (s.a.v.):</p><p class=""><strong>“Aranızdan bazılarınızı İslâm’a davet mektuplarıyla birlikte yabancı hükümdarların huzuruna göndereceğim. Gitmekten çekinmeyin. Bilakis, Hz. İsâ (a.s.), dinlerini tebliğ için kendilerini muhtelif memleketlere göndermek istediği zaman çekingen davranan ve oraların dillerini konuşamadıklarını ileri sürerek mazeret beyan eden Havariler gibi siz de gitmekte tereddüt etmeyin. O zaman İsâ’nın duası üzerine hepsi de mucizevi olarak gidecekleri memleketlerin lisanlarını öğrenmişlerdi.”</strong></p><p class="">Yalçın Akdoğan’ın kitabını okurken bir ara Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a hakaret amacıyla yaptığı açıklamadaki o ifade aklıma takıldı.</p><p class=""><strong>“Sesi çağlar öncesinden gelen bu şahıs”</strong> diye başlayıp giden o açıklamayı hatırlıyoruz değil mi?</p><p class="">İşin aslı, Akdoğan’ın kitabını okuyunca çağlar öncesinden gelen <strong>‘çağlar üstü’</strong> mesajların çağımıza ne kadar da çok hitap ettiğini fark ediyorsunuz.</p><p class="">Hayırlı bayramlarınız olsun!</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/nebevi-liderlik-ve-hz-muhammed-sav-2063413</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 09 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bayrama bir kala Arafat’ta vakfeye durmak</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/bayrama-bir-kala-arafatta-vakfeye-durmak-2063405</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/bayrama-bir-kala-arafatta-vakfeye-durmak-2063405" rel="standout" />
      <description>MEKKE/ARAFATBizi arefe gününe kavuşturan hamdolsun.Bugün hacı adayları, Arafat’ta hacı oluyor.2 yıllık pandemi kısıtlamasından sonra dünyanın değişik coğrafya-larından hac için yollara düşen Müslümanlar bu gün öğle vakti namazları cem edip, vakfeye duracak ve hacı olacak.**Arafat’ta vakfeye duran hacılar, akşam güneş batar batmaz yollara düşecek, gece boyu Müzdelife’ye sonra Mina’ya akacak. Yer gök bembeyaz ihramlarıyla yürüyen hacılara şahitlik edecek. Sabaha karşı büyük şeytan taşlanacak ve ulaşabilenler</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1301474434&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1301474434&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1301474434&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">MEKKE/ARAFAT</p><p class="">Bizi arefe gününe kavuşturan hamdolsun.</p><p class="">Bugün hacı adayları, Arafat’ta hacı oluyor.</p><p class="">2 yıllık pandemi kısıtlamasından sonra dünyanın değişik coğrafya-larından hac için yollara düşen Müslümanlar bu gün öğle vakti namazları cem edip, vakfeye duracak ve hacı olacak.</p><p class="">**</p><p class="">Arafat’ta vakfeye duran hacılar, akşam güneş batar batmaz yollara düşecek, gece boyu Müzdelife’ye sonra Mina’ya akacak. Yer gök bembeyaz ihramlarıyla yürüyen hacılara şahitlik edecek. Sabaha karşı büyük şeytan taşlanacak ve ulaşabilenler Kabe’ye ulaşıp ziyaret tavafıyla bayrama erecek.</p><p class="">***</p><p class="">Hac baştan sona sembollerle dolu bir ibadet.</p><p class="">Arafat’ta kıyamet gününü, mahşeri yaşıyoruz. Milyonların içinde tekliği, tek başına kalmışlığı, müminlerle birlikte duaya amin diyerek vahdeti yaşıyoruz. Arafat, mahşer yeri. Mahşerin bir provası Arafat, kavuşmanın da yeri.</p><p class=""><strong>ARAFAT’TA VEDA HUTBESİ’Nİ OKUYAN HZ. PEYGAMBER’İ (AS) YENİDEN İŞİTMEK VE İTAAT ETMEK</strong></p><p class="">İşte hemen şurada, karşımızda sanki yine Hazreti Peygamber (as) hutbede,</p><p class=""><strong>“Ey insanlar! Bilmiyorum, belki de bugünden sonra burada sizinle bir daha buluşamayacağım. Allah’ın rahmeti bugün sözümü işitip onu iyice kavrayanların üzerine olsun” </strong>diye söze başlıyor.</p><p class="">Ve sanki, <strong>“Benim bu sözlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin”</strong> diyerek bize bir kez daha sesleniyor.</p><p class="">Ve devam ediyor, <strong>“Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunandan daha iyi anlar ve itaat eder. </strong></p><p class=""><strong>Ey insanlar! Biliniz ki Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Bütün insanlar Âdem’den gelmiş, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük ancak takvâ iledir. </strong></p><p class=""><strong>Biliniz ki bu şehriniz Mekke, bugününüz arefe ve bu ayınız Zilhicce nasıl mukaddes ve dokunulmaz ise mallarınız ve canlarınız da aynı şekilde dokunulmazdır. </strong></p><p class=""><strong>Câhiliye devrindeki her türlü ribâ (faiz) kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat ana paranız sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın. Kaldırdığım ilk faiz amcam Abbas’ın faizidir. Câhiliye devrinin kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası akrabalarımdan Âmir’in kan davasıdır.</strong></p><p class=""><strong>Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. </strong></p><p class=""><strong>(...)</strong></p><p class=""><strong>Sözümü iyi dinleyin ve belleyin. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Bir Müslüman’ın malı rızası olmadan diğer bir Müslümana helâl olmaz. Sakın zulmetmeyin. Herkes ancak kendi işlediği suçtan sorumludur. Baba oğlunun, oğul da babasının suçundan sorumlu tutulamaz. </strong></p><p class=""><strong>(...)</strong></p><p class=""><strong>Rabbiniz olan Allah’tan sakının, O’na kulluk edin. </strong></p><p class=""><strong>Beş vakit namazınızı kılın. Ramazan ayında oruç tutun, hac ibadetini yerine getirin, mallarınızın zekâtını</strong> gönül hoşluğuyla verin. Yöneticilerinize Allah’ın kitabına uydukları sürece itaat edin ve böylece <strong>Rabbinizin cennetine girin. Benden sonra küfre ve sapkınlığa düşüp birbirinizin boynunu vurmayın. Benden sonra hiçbir peygamber gelmeyecektir. </strong></p><p class=""><strong>Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız takdirde bir daha asla yolunuzu şaşırmazsınız.</strong> Bunlar Allah’ın kitabı <strong>Kur’an’la peygamberinin sünnetidir” </strong>diyerek hutbesini bitiriyor.</p><p class="">Ve sanki yine Resûlullah,<strong> “Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. O zaman ne diyeceksiniz” </strong>diye soruyor ve sanki biz bugün 632 yılının Zilhicce Ayı’nın 9’ncu gününde olduğu gibi hep birlikte, <strong>“Allah’ın risâletini tebliğ ettin, görevini yaptın, bize nasihatte bulundun diye şahitlik ederiz” </strong>diyoruz.</p><p class=""> Ve sanki bugün de aramızda yaşayan Rasulullah Efendimiz (as) şehâdet parmağını semaya doğru kaldırarak,<strong> “Şahit ol Ya Rab, şahit ol Ya Rab, şahit ol Ya Rab”</strong> diyor.</p><p class=""><strong>ŞAHİT OL YA RAB, ŞAHİT OL YAR RAB, ŞAHİT OL...</strong></p><p class="">Bugün arefe. Yarın Kurban Bayramı.</p><p class="">Kurban için Kur’an-ı Kerim’de, “Onun ne kanı ne eti Allah’a ulaşır” diyor Rabbimiz. Aslolan bizim ihlasımız, samimiyetimiz.</p><p class="">O yüzden biz de emrine uyup, derin vadilerden yorgun bineklerle geldiğimiz Mekke’den bir ikindi vakti çıkıp ulaştığımız Arafat’ta şimdi, vakfedeyiz.</p><p class="">Şimdi kıyametin provasındayız.</p><p class="">Şimdi Efendimiz’in (as) öğütlerini dinlemekteyiz.</p><p class="">Şahitlik etmekteyiz.</p><p class="">Emrine iman ederek, kitabını tasdik ederek, Efendimiz’in (as) sünnetine uyarak, huzuruna geldik...</p><p class="">Şimdi sen de bize şahit ol Ya Rab. Şahit ol Ya Rab. Şahit ol...</p><p class="">***</p><p class="">Bugün arefe, yarın bayram.</p><p class="">Bayramınız mübarek olsun.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/bayrama-bir-kala-arafatta-vakfeye-durmak-2063405</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 08 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pandemi sonrası vardığımız Kâbe’de, pervaneler gibi dönüyoruz, kalbimizin etrafından</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/pandemi-sonrasi-vardigimiz-kbede-pervaneler-gibi-donuyoruz-kalbimizin-etrafindan-2063383</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/pandemi-sonrasi-vardigimiz-kbede-pervaneler-gibi-donuyoruz-kalbimizin-etrafindan-2063383" rel="standout" />
      <description>MEKKETürkiye’de birçok meşakkati, birçok tartışmayı bir tarafa bırakıp hac için Mekke’ye ulaştık. Arafat’a çıkıp hacı olmak için milyonlarca hacı adayı gibi gün saymaktayız.Kovid pandemisi nedeniyle iki yıldır mahzun kalan Kâbe bugünlerde hınca hınç dolu. 1 milyonu aşkın Müslüman Arafat’a hazırlanıyor.Yıllar önce yine bir hac yolculuğu öncesi İran yapımı “Bab Aziz” isimli muazzam bir “iç yolculuk” filmi izlemiştim.Filmin bana öğrettiklerini hac yolculuğunda kendime şiar edinmiş… Sembollerle dolu</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1299674806&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1299674806&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1299674806&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class=""><strong>MEKKE</strong></p><p class="">Türkiye’de birçok meşakkati, birçok tartışmayı bir tarafa bırakıp hac için Mekke’ye ulaştık. Arafat’a çıkıp hacı olmak için milyonlarca hacı adayı gibi gün saymaktayız.</p><p class="">Kovid pandemisi nedeniyle iki yıldır mahzun kalan Kâbe bugünlerde hınca hınç dolu. 1 milyonu aşkın Müslüman Arafat’a hazırlanıyor.</p><p class="">Yıllar önce yine bir hac yolculuğu öncesi İran yapımı “Bab Aziz” isimli muazzam bir “iç yolculuk” filmi izlemiştim.</p><p class="">Filmin bana öğrettiklerini hac yolculuğunda kendime şiar edinmiş… Sembollerle dolu hac ibadetinde bir iç yolculuk da yaşamıştım. Muradım yine aynı iç yolculuğu bir kez daha yaşamaktır. Çünkü hac ibadeti ibadetler içinde en çok sembol barındıran ayrıca meşakkatli bir ibadet.</p><p class="">Hac sembollerle dolu bir ibadet. Zahiri olduğu kadar batıni yönü de var.</p><p class="">Kâbe, başlı başına bir sembol, tavaf başlı başına… Sa’y başlı başına... Hele Arafat’ta öğle vakti vakfeye durmak..! Haccın olmazsa olmazı. Müzdelife’de gece yarısı vakfeye durmak… Cemaratta şeytan taşlamak… Hepsi aynı zamanda bir iç mücadelenin sembolleri.</p><p class="">Hazreti Peygamber (as) “Hac Arafat’tır” diyor. Haccın olmazsa olmazı Arafat. Çünkü, mahşer Arafat.</p><p class="">Hac’da iç dünyamıza yolculuğu fazlasıyla önemsiyorum. O yüzden sufi ve geleneksel kaynaklara göre hac meselesiyle ilgili okuduklarımı Mekke’de, Kâbe’nin yanı başında Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın bizim için düzenlediği basın merkezinde sizlerle paylaşıyorum.</p><p class=""><strong>SEMBOLLERLE DOLU </strong><strong>BİR İBADET: HAC</strong></p><p class=""><strong>Ebû Nasr Serrâc et-Tûsî,</strong> hac için şunları söylüyor:</p><p class="">“Hacca giden kişi ihrâma girme yerinde elbiselerini çıkarırken kalbindeki kin ve hased gibi kötü huyları da çıkarıp atmalıdır. ‘Lebbeyk’ (emrine uydum) diye dua ederken bundan sonra nefse ve şeytana uymamaya karar verir.</p><p class="">Hacerü’l-Esved’i selamlayıp öptükten sonra Allah’a kulluk sözü verdiğini düşünür.</p><p class="">Safa Tepesi’ne gelince kalbinin temizliğini bozacak şeyleri kalbine sokmamaya azmeder.</p><p class="">Safa ile Merve tepeleri arasında hızlı yürürken (hervele) nefs ve şeytandan kaçtığını düşünür.</p><p class="">Arafât’a varınca kıyametten sonra dirilip Allah ile tanışacağı ânı düşünür. Saçlarını traş ederken kibir ve övülme isteğinde de kurtulur. Kurban keserken kendi içindeki nefsini de kurban eder.”</p><p class=""><strong>İmam Gazâlî hac için şunları söylüyor:</strong></p><p class="">“Hac için yol azığı hazırlayan kişi, âhirette faydalı olacak en hayırlı azık olan takvâyı, hac için binite bindiğinde öldüğü zaman konacağı tabutu, iki parça beyaz kumaştan oluşan ihrama girince öldükten sonra sarılacağı kefeni düşünmelidir. Kâbe’yi görünce sanki Allah’ı görmüş gibi saygılı olmalı, Kâbe’nin etrafında dönüp tavaf ederken Arş’ın etrafında dönen ve Allah’a saygılarını böyle ifâde eden melekleri düşünmelidir. Kâbe’nin köşesindeki Hacerü’l-Esved selamlarken sanki Allah ile musâfaha ettiğini ve emirlerinden çıkmayacağı konusunda ona söz verdiğini düşünmelidir. Arafât tepesinde vakfeye oturduğu zaman mahşer günü insanların toplanacağı ve peygamber-lerinden şefâat bekleyeceği ânı düşünmesi gerekir.”</p><p class=""><strong>İsmail Ankaravî,</strong> haccı, sûrî ve manevî olmak üzere ikiye ayırıyor ve şunları söylüyor:</p><p class="">“Dervişlere lazım olan haccın, manevî hacdır.</p><p class=""><strong>Baba Nimetullah Nahçıvâni</strong>’ye göre gerçek hac, hakîkî Kabe’ye yani Allah’ın zâtına ulaşmaktır.</p><p class="">Abdurrahman Câmî’ye göreyse,</p><p class="">«Kabe bünyâd-ı Halîl-i Âzer est,</p><p class="">Dil nazargâh-ı Celîl-i Ekber est”.</p><p class="">Yani:</p><p class=""><strong>“Kabe Âzer oğlu İbrahim’in binasıdır,</strong></p><p class=""><strong>Gönül ise pek yüce olan Allah’ın nazargâhıdır.”</strong></p><p class="">Yunus Emre bu konuda da söylenecek en uç, en ileri sözü söyler:</p><p class=""><strong>“Ak sakallu pîr hoca</strong></p><p class=""><strong>Bilemez hâli nice</strong></p><p class=""><strong>Emek yimesün hacca</strong></p><p class=""><strong>Bir gönül yıkar ise.</strong></p><p class=""><strong>Yûnus Emre der hoca,</strong></p><p class=""><strong>Gerekse var bin hacca.</strong></p><p class=""><strong>Hepisinden eyice,</strong></p><p class=""><strong>Bir gönüle girmektir!”</strong></p><p class=""><strong>KABE İNSANIN </strong><strong>GÖNLÜDÜR, KALBİDİR</strong></p><p class="">Yunus Emre gibi kâmil insanlara göre<strong> “bir gönüle girmek”</strong> yani bir insana iyilik yapıp onun gönlünü kazanmak ve onu mutlu etmek, <strong>bilinçsiz olarak yapılan bin hacdan daha evladır.</strong></p><p class="">O yüzden Kâbe’de kalbimizin etrafında tavaf ederken, Hacerül Esved’e daha yakın olmak için birbirine eziyet edenleri anlamakta her seferinde daha da zorlanıyorum.</p><p class=""><strong>Niyazi Mısri’</strong>ye göreyse hac farzdır, namaz farzdır, oruç farzdır ama:</p><p class=""><strong>“Savm u salât u hac ile,</strong></p><p class=""><strong>Sanma biter zâhid işin,</strong></p><p class=""><strong>İnsan-ı kâmil olmaya,</strong></p><p class=""><strong>Lâzım olan irfân imiş.”</strong></p><p class="">Çünkü Mısri’ye göre aslolan namaz, oruç, zekât ve hac ibadetleri ile insanın iç yolculuğunu tamamlaması ve insanı kamilliğe ulaşmasıdır.</p><p class=""><strong>HÜZÜNLÜ, MAHZUN KALBİM: KÂBE</strong></p><p class="">Mekke’deyim. Sizlere de aktardığım okumaların ardından Mekke</p><p class="">caddelerinde yürüyorum. Haremi Şerif’e yaklaşırken karşıma çıkan dev binaları görüyorum. Vadinin tam orta çukurunda mahzun bir halde bizleri bekleyen Kâbe’yi görünce coşkudan çok içime hüzün çöküyor.</p><p class="">Ümmeti Muhammedin (as) her türlü haline şahitlik ediyorum. Kendi hallerime de...</p><p class="">Neden İslam dünyası bu halde sorusunun cevabı da burada apaçık ortada; nasıl kurtuluşa erilir sorusunun cevabı da.</p><p class="">Ben yine de iç dünyama yolculuk için Kâbe’deyim. Kıble’deyim. Beytullah’tayım. “Kalbimin etrafında” dönmekteyim.</p><p class="">Her şey dönüyor. Zerreden küreye her şey… Biz de dönüyoruz şimdi Kâbe’nin etrafında… Kalbimizin etrafında… Pervaneler gibi dönüyoruz… Döndükçe kemâlâta eriyoruz.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/pandemi-sonrasi-vardigimiz-kbede-pervaneler-gibi-donuyoruz-kalbimizin-etrafindan-2063383</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 05 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>​Madencilikte daha büyük hedeflere doğru</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/madencilikte-daha-buyuk-hedeflere-dogru-2063349</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/madencilikte-daha-buyuk-hedeflere-dogru-2063349" rel="standout" />
      <description>Dün sabah kaptan pilotumuz Atilla İşeri’yle birlikte Ankara’dan Eskişehir’e doğru yola çıktık.Sivrihisar ilçesine gelmeden hemen önce navigasyonun yönlendirmesiyle köy yollarına saptık.Hedefimizde, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kabine toplantısı sonrası müjdesini verdiği Nadir Toprak Elementlerin çıkarılacağı maden bölgesi var.Dünyanın keşfedilen en geniş rezervli ‘Nadir Toprak Elementlerinin bulunduğu menzilimize ulaştığımızda, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’le</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1298183068&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1298183068&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1298183068&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Dün sabah kaptan pilotumuz Atilla İşeri’yle birlikte Ankara’dan Eskişehir’e doğru yola çıktık.</p><p class="">Sivrihisar ilçesine gelmeden hemen önce navigasyonun yönlendirmesiyle köy yollarına saptık.</p><p class="">Hedefimizde, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kabine toplantısı sonrası müjdesini verdiği Nadir Toprak Elementlerin çıkarılacağı maden bölgesi var.</p><p class="">Dünyanın keşfedilen en geniş rezervli ‘Nadir Toprak Elementlerinin bulunduğu menzilimize ulaştığımızda, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’le bir araya geldik.</p><p class="">Türkiye madencilik alanında sessiz bir devrimin içinden koşar adım ilerliyor.</p><p class="">Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son açıklamalarından birine yansıdığı gibi, <strong>“Küresel maden üretiminin düştüğü salgın döneminde yıllık 6 milyar dolarlık maden ihracatı ile krizden pozitif şekilde ayrışan ülkeler arasında yer aldık.” </strong></p><p class="">Ama arkadan öyle haberler geliyor ki, Türkiye’nin istikrar içerisinde yoluna devam etmesi halinde, 5,10 sene sonra bu rakamların çok çok ötesine geçilmesi mümkün hale gelebilecek.</p><p class="">Nadir toprak elementleri denilen şeyin ne olduğuna, nasıl bir stratejik değere sahip olduğuna dair Bakan Dönmez’in sözleri üzerinden bir özet geçelim.</p><p class=""><strong>-Eskişehir Beylikova’da 694 milyon tonluk bir rezervimiz var. </strong></p><p class=""><strong>-Nadir Toprak Elementleri son derece değerli elementler. Havacılık, savunma ve uzay sanayiinin yanı sıra, top sanayii ve başka birçok alanda kullanılan ürünler. </strong></p><p class=""><strong>-Cevheri işlemeden sattığınızda, 1 birim kazanıyorsanız, bunu ara ürün haline getirdiğinizde 10 kat, uç ürün haline getirdiğinizde 100 kat daha değerli hale getirebiliyorsunuz. </strong></p><p class="">Bakan dönmez, konuşmasının satır aralarında toryum için özel bir başlık açıp şunları ekliyor:</p><p class=""><strong>“Burada özellikle toryumun altını çizmek istiyorum. Yeni nükleer teknolojilerde yeni yakıt olarak önümüze büyük fırsatlar sunacak bir madenden söz ediyoruz. Burada bir yıl içinde pilot tesisin kurulumu tamamlanacak, üretime geçeceğiz. “</strong></p><p class="">Eskişehir Beylikoava sınırları içinde kalan tesise ulaştığımızda, Bakan Dönmez ve heyetiyle birlikte bir <strong>‘brifing odasına’</strong> alındık.</p><p class="">Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürü Serkan Keleşer, çantalardan çıkardığı ürünleri bize göstererek Bakan Dönmez’in tabiriyle ‘Burhan Pazarlama’ yöntemiyle madencilik alanında yapılan işleri coşkulu bir dille anlattı.</p><p class="">“Bizim çeyiz sandıklarımız” dediği çantalardan çıkardığı ürünlerin hangi aşamalardan geçerek nasıl üretildiğine, bu ürünlerin hangi safhalardan geçtikten sonra ne kadar değer kazandığına kadar pek çok şey anlattı.</p><p class="">Yukarıda Bakan Dönmez’in sözlerine de yansıdığı gibi ve adı üstünde olduğu gibi Nadir Bulunan Elementler, madencilik sektörünün en stratejik ürünleri arasında yer alıyor.</p><p class="">Ben de o sırada sunum yapılırken öğrendim. Bu madenlerin yüzde 80’den fazlası Çin’de üretiliyormuş. Çin’in elindeki bu imkanı ‘silah’ olarak kullandığına dair örnekle de anlatıldı.</p><p class="">Bir keresinde Çin makamları bu türden ürünlerin ABD’ye ihracatının durdurulabileceğini söyleyince, Trump, başkan olduğu dönemde Çin’i resmen tehdit etmiş. Japonya için de benzer bir yöntemi denemiş Çinliler.</p><p class="">Sonuç:Japonlar, bu madene erişimleri tehlikeye girince, hemen ‘pes’ demişler.</p><p class="">Neodyum diye bu sınıfa giren bir element var.</p><p class="">Mıknatısla ilgili yapılan çalışmaların tümünde bu element kullanılıyor. Cümleyi şöyle çevirince daha çarpıcı hale gelecek:</p><p class="">Neodyum olmadığı taktirde mıknatısla ilgili çalışmaların hiçbiri yapılamayacak hale geliyor. F-35 savaş uçaklarında bile bu element türleri kullanılıyor dersek, bu ürünlerin ne kadar stratejik bir değer sahip olduğu daha iyi anlaşılabilir.</p><p class="">Erdoğan’ın müjdesini verdiği, Enerji Bakanı Dönmez’in bize yerinde gösterdiği Nadir Bulunan Elementler sahası, Çin’deki en büyük sahaya yakın bir büyüklükte. Çin’deki sahadan 800 milyon ton kapasite varmış, bizim burada ise, 694 milyon ton.</p><p class="">Ama asıl iş, yine Bakan Dönmez’in işaret ettiği gibi cevherden nihai ürüne kadar giden zincirde teknoloji ve üretim kapasitesine sahip olmak.</p><p class="">Eti Maden Genel Müdürü Keleşer heyecanlı ve iddialı.</p><p class="">Bor madeninde benzer bir süreç içinden geçilerek kaydedilen mesafeleri Nadir Bulunan Elementler için örnek olarak gösteriyor.</p><p class="">Cevherden nihai ürüne kadar giden zincire hakim olma kapasitesine ulaşıldığını anlatırken, “Borda bu değer zincirini tamamladık” şeklinde konuşuyor.</p><p class="">Zaten, bor madeninde Türkiye yıllık bir milyar doların üzerinde bir ihracat yapmaya başlamış durumda.</p><p class="">Bakan Dönmez şöyle diyor:</p><p class=""><strong>“Madencilik, alın teri akıtılarak yapılan bir iş. Bu iş, akıl terini akıtınca, katma değerli ürünlere dönüşüyor” </strong>Katma değeri yüksek, yüksek teknolojili ürünler</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/madencilikte-daha-buyuk-hedeflere-dogru-2063349</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 02 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni “soğuk savaş” ilanı ile NATO, Rusya’yla karşıtlık üzerinden bölüşüm yapmış olabilir mi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/yeni-soguk-savas-ilani-ile-nato-rusyayla-karsitlik-uzerinden-bolusum-yapmis-olabilir-mi-2063341</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/yeni-soguk-savas-ilani-ile-nato-rusyayla-karsitlik-uzerinden-bolusum-yapmis-olabilir-mi-2063341" rel="standout" />
      <description>MADRİDMadrid’deki tarihi NATO zirvesi, Ukrayna savaşının neden yaşandığını da Ege’de krizin neden derinleştiğinin de Batı Balkanlardaki gerginliğin de somut göstergesi niteliğindeydi.Zirveyi başından sonuna takip etme şansımız oldu. Madrid’deki ikili görüşmelerden, rutin salon toplantılarına kadar her adım NATO’nun yeni konseptinin ipuçlarıyla doluydu.Türkiye açısından hem büyük kazanımlar, hem de büyük riskler taşıyan NATO, yeni stratejik konseptinde Rusya’yı birincil tehdit olarak ilan etti.2010</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297662457&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297662457&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297662457&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class=""><strong>MADRİD</strong></p><p class="">Madrid’deki tarihi NATO zirvesi, Ukrayna savaşının neden yaşandığını da Ege’de krizin neden derinleştiğinin de Batı Balkanlardaki gerginliğin de somut göstergesi niteliğindeydi.</p><p class="">Zirveyi başından sonuna takip etme şansımız oldu. Madrid’deki ikili görüşmelerden, rutin salon toplantılarına kadar her adım NATO’nun yeni konseptinin ipuçlarıyla doluydu.</p><p class="">Türkiye açısından hem büyük kazanımlar, hem de büyük riskler taşıyan NATO, yeni stratejik konseptinde Rusya’yı birincil tehdit olarak ilan etti.</p><p class="">2010 yılından bu yana hiç bir değişiklik yapılmayan NATO stratejisi bundan böyle yanına Çin’in de iliştirildiği bir “doğu bloku” ya da “Avrasya Paktı” ile mücadeleyi birincil tehdit olarak tanımlıyor.</p><p class="">Aslında bu tanımlama ile Rusya’ya da tıpkı Soğuk Savaş öncesindeki gibi bir fırsat veriyor. Sanki “Nüfuz alanında kalanları yanına al ve karşıtlık üzerine iki kutuplu dünyayı yeniden inşa edelim” deniyor.</p><p class="">Baltık’tan, Ege’ye kadar çizilen yeni hat ya da “sanal duvar” artık dünyanın yeni sıklet merkezi niteliğinde. Hattın sağında ve solunda kalanlar olarak dünya iki kutupluluk üzerine yeniden inşa ediliyor. Çok kutupluluk NATO ve Amerika tarafından kabul edilmiyor artık.</p><p class="">Bununla birlikte hattın dışında kalan ve en azından modern dünya tarihinin yazılmasına neden olan coğrafyalar ise yeniden sinir uçları olarak uyarılıyor. Balkanlardaki gerginliğin ana sebebi bu.</p><p class="">NATO, yeni strateji belgesinde, Rusya’yı tehdit kabul etti. Belli ki Amerikan Başkanı Biden’in iktidara geldiği günden bu yana ince ince çalıştığı yeni konsept, Rusya ile karşı karşıya kaldığı coğrafyalarda da titizlikle uygulanmış.</p><p class="">Daha açık ifade ile Ukrayna’nın Rusya tarafından işgali, NATO ve doğrudan Amerika ile İngiltere tarafından “gel gel” yapılarak gerçekleşti. Ukrayna halkı kurban edildi. Ukrayna’da taş taş üzerinde kalmadı.</p><p class="">NATO, yeni konseptine uygun soğuk savaştaki sanal duvarını Baltık’tan başlatıp, güneye Akdeniz’e kadar indirmeyi başardı! Başardı diyorum, aslında büyük bir trajediden de söz ettiğimin farkındayım.</p><p class="">Genişleme konseptinde Madrid zirvesi bir eşiğin daha aşılmasının kapısını araladı. İsveç ve Finlandiya ile Türkiye muhtıra imzaladı.</p><p class="">Muhtıranın bizi ilgilendiren kısmı şudur: <strong>Artık PYD/YPG= PKK’dır. Ve bu gerçek NATO’nun imzalı belgesi ile sabittir.</strong></p><p class=""><strong>FETÖ ilk kez bir uluslararası metinde terör örgütü olarak tarif edilmiş ve kabul edilmiştir.</strong></p><p class="">Muhtıra bahsine ayrıca gireceğiz. Biz devam edelim.</p><p class="">Finlandiya ve İsveç’in müstakbel NATO üyeleri olarak zirveye katılması, Ukrayna lideri Zelenski’nin uzaktan erişim ile toplantıda konuşması yeni dünya düzenindeki kuzey cephesini göstermiştir.</p><p class="">Yeni soğuk savaşın yeni sanal duvarının orta kuşağında yer alan Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerginliği de tetikleyen Ege bölümü, Yunanistan ile değil Amerika ile müzakere edilmiştir. Yakın gelecekte orada nasıl bir değişimin olduğuna hep birlikte şahitlik edeceğiz.</p><p class="">1 saat 10 dakika süren Erdoğan-Biden görüşmesinin Suriye bağlamı ise Türkiye’nin “bir gece ansızın gelebiliriz” söyleminin yeni versiyonuyla anlam kazanacaktır.</p><p class="">Tarihi NATO zirvesinin sonuç bildirgesi ve yeni strateji belgesi, dünya düzeninin batı kampı açısından yeniden dizaynının işaretiydi. Karşı tarafın yani Rusya’nın ve Çin’in bu yeni stratejiye vereceği cevap ya kanlı bir sürecin başlamasına ya da bölüşümde yeni dengelere işaret edecek.</p><h2>Gladio’nun bir kolu olan FETÖ, NATO metninde</h2><p class="">Esenboğa’da sayın Cumhurbaşkanımızı beklerken, görüştüğümüz üst düzey bir devlet adamı, “YPG’nin PKK olduğunu muhataplarımıza iyi anlatmalıyız. Sayın Cumhurbaşkanımız ve biz bunu daha güçlü dillendireceğiz” demişti.</p><p class="">Madrid’te İsveç, Finlandiya ve Türkiye arasında imzalanan muhtırada, YPG/PYD= PKK metinde yer aldı.</p><p class="">Böylece Türkiye, özellikle Suriye iç savaşı ve YPG’nin Suriye’nin kuzeyini işgal ettiği günden bugüne dillendirdiği gerçeği NATO ortaklarına ve batılı muhataplarına kabul ettirmiş oldu.</p><p class="">İkinci husus FETÖ’nün bir terör örgütü olduğu da aynı metinde yer aldı.</p><p class="">Böylece Türkiye’nin tezleri uluslararası kabul buldu.</p><p class="">Bundan sonra, hem FETÖ ile hem de PKK ve türevleri (PYD-YPG dahil) ile mücadelede “müttefiklerimiz” taahhüt altına girmiş oldu.</p><p class="">NATO’nun aynı zamanda ülkelerin iç dizaynında görevlendirdiği gladyo yapılanmasını bilmeyen yok. Türkiye’ye de defalarca gladyo üzerinden müdahale ettiğini bilmeyen yok. En son 15 Temmuz 2016’da FETÖ’cü alçakların kullandığı bir nevi NATO uçağı da olan F16’lar Meclisimizi bombaladı, Külliye’ye saldırdı, Özel Harekat Merkezimizi vurdu.</p><p class=""><strong>NATO’nun gladyosudur FETÖ. O halde, NATO’nun belgelerine üstü örtülü bir şekilde de olsa “terör örgütü” olarak giren bir gladyo var artık. Yani FETÖ!</strong></p><p class=""><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/yeni-soguk-savas-ilani-ile-nato-rusyayla-karsitlik-uzerinden-bolusum-yapmis-olabilir-mi-2063341</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 01 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Oyun teorisi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/oyun-teorisi-2063344</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/oyun-teorisi-2063344" rel="standout" />
      <description>“Eğer hepimiz sarışının peşinden gidersek, birbirimizin yolunu keseriz ve hiçbirimiz onu elde edemeyiz. Sonra arkadaşlarına asılsak da hiçbiri bize yüz vermez çünkü hiç kimse ikinci tercih olmak istemez. Peki kimse sarışına asılmazsa? Böylece birbirimizin yoluna çıkmamış ve diğer kızları da aşağılamamış oluruz. Hepimizin kazanmasının tek yolu bu. Adam Smith şöyle der: En iyi sonucu almak için gruptaki herkes, kendisi için en iyi olanı yapmalıdır. Doğru ama eksik. Çünkü en iyi sonucu almak için gruptaki</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297487767&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297487767&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297487767&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">“Eğer hepimiz sarışının peşinden gidersek, birbirimizin yolunu keseriz ve hiçbirimiz onu elde edemeyiz. Sonra arkadaşlarına asılsak da hiçbiri bize yüz vermez çünkü hiç kimse ikinci tercih olmak istemez. Peki kimse sarışına asılmazsa? Böylece birbirimizin yoluna çıkmamış ve diğer kızları da aşağılamamış oluruz. Hepimizin kazanmasının tek yolu bu. Adam Smith şöyle der: En iyi sonucu almak için gruptaki herkes, kendisi için en iyi olanı yapmalıdır. Doğru ama eksik. Çünkü en iyi sonucu almak için gruptaki herkes hem kendisi hem de gruptaki diğerleri için en iyisi olanı yapmalıdır.”</p><p class="">Yukarıdaki paragraf ünlü matematikçi John Nash’in hayatını konu alan “Akıl Oyunları” filminden. Filmde Nash arkadaşları ile bir barda oturmaktadır. İçeri bir grup kız girer. Kızların içinde en güzel sarışın olandır ve bütün gözler ona çevrilir. Bunun üzerine Nash ve arkadaşları arasında ona kimin çıkma teklif etmesi gerektiği konusunda bir konuşma başlar ve Adam Smith’in teorisinden yani herkesin kendi çıkarı peşinden koşması gerektiğinden bahsedilir. İşte bu noktada Nash yukarıdaki sözleri söyler. Bu konuşma oyun teorisinin dengelenmesinin ilk adımıdır.</p><p class="">Ülkedeki transfer gündemine bakınca diyorum ki ilk kulüpler birliği toplantısını basıp oradakilere bu sahneyi izletsek mi? Muhtemelen izlemişlerdir ve muhtemelen olan bitenin Türk futboluna da kendilerine de verdiği zararın farkındadırlar. Hatta ilk seçildiklerinde aynı düşüncede olan kimi kulüp başkanlarımız olsa da ve buna benzer cümleleri üstüne basa basa söylemiş de olsalar sonra zemin herkesi çektiği gibi onları da kendi kulvarına çekti. Peki nasıl oluyor da herkesin hemfikir olduğu ve çarenin belli olduğu bir konuda benim gördüğüm bir 40 senedir adım atılamıyor. Nasıl oluyor da buna niyetli olanlar bile 6 ay sonra hem fikir hem pozisyon değiştirip “altta kalanın canı çıksın” anlayışına geri dönüyor. Yok mudur bu konuda birlikte adım atmanın bir yolu. İmkansız mıdır bilhassa 4 büyük kulübün hiç değilse transfer döneminde kendilerine zarar verecek adımlardan kaçmasının bir yolu. ( Büyüklerden başladık zira diğerlerinin böyle bir yarışa girecek mecalleri yok. Bu yokluk bir başarısızlık değil ülke futbolunun çarpık yapılanmasının eseridir,arz ederim)</p><p class="">Hadi yerli oyuncu meselesini anladık havuz dar doğal olarak aynı isimlere herkes talip oluyor. Peki binlerce futbolcudan oluşan yabancı havuzunda 4 büyük kulübün her transfer sezonunda “dar alanda çalım” oynamasının izahı nedir? Bu transfer oyunlarının bu klüplere son 50 yılda ilave ne kadar maliyeti olmuş, bundan kim kazançlı çıkmıştır acaba? Rahmetli Aliya İzzetbegoviç sağ olsa ve Türk futboluna baksa şöyle derdi muhtemelen: İmkanım olsa tüm Türk takımlarına soru sorma ve eleştirel düşünme dersleri verirdim. Saygılarımızla…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/oyun-teorisi-2063344</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 01 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Bakanı Koca ile, hekimlerin, sağlık çalışanlarının yeni haklarını ve kazanımlarını konuştum</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/saglik-bakani-koca-ile-hekimlerin-saglik-calisanlarinin-yeni-haklarini-ve-kazanimlarini-konustum-2063347</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/saglik-bakani-koca-ile-hekimlerin-saglik-calisanlarinin-yeni-haklarini-ve-kazanimlarini-konustum-2063347" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaklaşık 2,5 yıl süren pandemi döneminin ağır yükü azaldıktan sonra, hekimler ve sağlık çalışanlarının sorunlarına ve özlük haklarının iyileştirmesine dönük çalışmalara daha fazla odaklanmaya başladı.Geçtiğimiz günlerde hekimler ve sağlık çalışanlarını ilgilendiren iki önemli yasa Meclis’ten geçmişti.Bu yasalar, “Sağlıkta şiddet”, “Malpraktis”, “Emeklilik” ve “Mali Haklar” başlıklarından oluşan bir kapsama sahip.Salı günü makamında ziyaret ettiğim Sağlık Bakanı Koca</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297778392&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;300&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297778392&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&quot;></iframe>" data-card-height="300" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1297778392&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true</span></span></p><p class="">Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaklaşık 2,5 yıl süren pandemi döneminin ağır yükü azaldıktan sonra, hekimler ve sağlık çalışanlarının sorunlarına ve özlük haklarının iyileştirmesine dönük çalışmalara daha fazla odaklanmaya başladı.</p><p class="">Geçtiğimiz günlerde hekimler ve sağlık çalışanlarını ilgilendiren iki önemli yasa Meclis’ten geçmişti.</p><p class="">Bu yasalar, “Sağlıkta şiddet”, “Malpraktis”, “Emeklilik” ve “Mali Haklar” başlıklarından oluşan bir kapsama sahip.</p><p class="">Salı günü makamında ziyaret ettiğim Sağlık Bakanı Koca ile, ağırlıklı olarak bu başlıklar üzerinden bir sohbetimiz oldu.</p><p class="">Son günlerde vaka sayılarında artışların yaşandığı koronavirüs pandemisiyle ilgili sorular da sordum elbette.</p><p class="">Önce kendisinin, bu konuda söylediklerini aktarayım.</p><p><img src="https://image.piri.net/resim/imagecrop/2022/06/30/08/41/resized_7292c-5ef1d459mehmetacet.jpg" href="https://image.piri.net/resim//Resim/upload/2022/06/30/08/41/5ef1d459mehmetacet.jpg" alt="" agency="" author="" data-width="1536" data-height="1541.1200000000001" class="pho-card-image" data-card-path="/resim/imagecrop/2022/06/30/08/41/resized_7292c-5ef1d459mehmetacet.jpg" data-card-height="1541.1200000000001" data-card-width="1536"></p><p class=""><strong>“VAKALAR ARTIYOR AMA HASTANE YÜKÜNE YANSIMIYOR”</strong></p><p class="">“Vakalar artıyor. Günlük vaka sayısı üç bini geçti. Daha önce günlük sayı binin altına düşmüştü. Şimdi 4 bine doğru gidiyor. Ama öbür yandan hastane yükünde henüz bir artış gözlemlemiyoruz. Grip benzeri bir tablo ile karşı karşıyayız.”</p><p class="">Bakan Koca’ya, BioNTech’in kurucu ortağı Uğur Şahin’in, “Koronavirüste yeni dalga kapıda, sonbaharda yeniden maske takmaya başlayabiliriz” şeklindeki sözlerini hatırlatınca, “Ben bu anlamda vatandaşı tedirginliğe sevk edecek bir tablo beklemiyorum” şeklinde bir cevap verdi. “Vaka sayısı artabilir ama virüsün mutasyonla birlikte hasta yapma gücü azaldı” eklemesinde bulunarak.</p><p class="">Bu rahatlatıcı açıklamaya rağmen Bakan Koca’nın riskli gruptakiler için yaptığı ‘kişisel korunma’ uyarıları önem taşıyor:</p><p class="">“Yaşlılar, ek hastalığı olanlar ve immun (bağışıklık) sistemi düşük olanların kendilerini kişisel olarak korumaları ve güncel, hatırlatıcı doz aşılarını yapmaları önemli olacak.”</p><p class="">Şimdi gelelim, hekimler ve sağlık çalışanlarıyla ilgili yapılan düzenlemelerin ayrıntılarına.</p><p class="">Bakan Koca, kendisiyle yaptığım sohbette, titiz bir çalışma ile yürütülen bu kapsamlı çalışmalarla ilgili bilgiler verdi.</p><p class="">Söylediklerini 6 başlıkta sizlere aktarayım:</p><p class=""><strong>SAĞLIK ÇALIŞANLARINA </strong><strong>ŞİDDET CEZALARI ARTIRILDI</strong></p><p class="">1- Sağlık çalışanlarına şiddete dönük cezalar artırıldı, yaralama katalog suçlar kapsamına alındı. Bu türden suçlar, terör, cinayet gibi suçlarla aynı kategoride değerlendirilecek. Dünyanın başka bir yerinde bunun kadına şiddet başlığı dışında bir örneği yok.</p><p class=""><strong>MALPRAKTİS SORUNU ÇÖZÜLDÜ</strong></p><p class="">2- Malpraktis sorunu, (tıbbi hatalı uygulama) ABD ve benzeri ülkelerin çözemediği, sigorta şirketleri aracılığıyla çözümlerin getirilebildiği bir konu. Oralarda hekimlik, giderek sigorta şirketleriyle avukatlar arasına sıkışmış durumda. Biz ise, bundan sonra kasıt olmadıkça, bilerek ve isteyerek kasten hata yapılmadıysa, hekime rücu etmeyecek bir çözüm yolu geliştirdik. Malpraktisten kaynaklanan tazminatları Devlet ödeyecek. Bu şekilde ayrıca vatandaşın hukukunu da korumuş oluyoruz.</p><p class=""><strong>HEKİMLERİN EMEKLİLİK MAAŞI ARTIRILDI</strong></p><p class="">3- Hekimin emekliliği genel emeklilik sisteminin dışına çıkarıldı. Bu sadece hekimlere özel bir uygulama oldu. Hekimlerin bundan böyle ödenen primden bağımsız bir şekilde ek gösterge ile emekli olmaları sağlandı. Bu emeklilik reformunda kritik eşik olan 2008 sonrasını da kapsıyor. Böylelikle hekimler, 4 yıllık profesörlerin çok az altında emekli maaşı alma imkanı elde ettiler.</p><p class=""><strong>SÖZLEŞMELİ KADROLARIN KAPSAMI GENİŞLETİLDİ. BÖYLECE DAHA FAZLA HEKİM DAHA FAZLA </strong><strong>GELİR ELDE EDECEK</strong></p><p class="">4- Sözleşmeli kadrolarda şimdiye kadar mecburi hizmet kurası çekenlere öncelik veriliyordu. Yapılan düzenleme ile hekim sıkıntısı çeken her yerde sözleşmeli hekim görev yapacak şekilde kapsam genişletildi. Sayısı 22 bin olan sözleşmeli hekim sayısı 27 bine çıkarıldı. Böylece 5 ve 6’ncı bölgelere, ikinci basamak hastanelere ve yan dal uzmanlığı olan herkese öncelik verilmesi planlanıyor.</p><p class=""><strong>ÜNİVERSİTELERİN DAHA FAZLA NİTELİKLİ UZMAN HEKİM YETİŞTİRMESİNE İMKAN SAĞLANIYOR</strong></p><p class="">5- Üniversitelerin asistan kadro sıkıntısını çözmek adına adımlar atıyoruz. Bu uygulama ile öğretim kadrosu güçlü olan kadim üniversitelerin daha çok nitelikli uzman öğrenci yetiştirme imkanı olacak.</p><p class=""><strong>EK ÖDEMELER ENFLASYONA EZDİRİLMEYECEK</strong></p><p class="">6- Hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımızın mali haklarını korumak adına özellikle döner sermaye ek ödeme uygulamasını tamamen değiştiriyoruz. Ek ödeme almayan hastane kalmayacak. Herkes yaptığının karşılığını daha adil alabilir olacak. Taban ek ödemenin, maaş artışlarında olduğu gibi, enflasyona ezdirilmeden her dönem artış olacak şekilde bir ödeme planlaması yapılıyor. Aile hekimlerinin mali hakları da hizmet yükü kapsamında koruma altında olacak.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/saglik-bakani-koca-ile-hekimlerin-saglik-calisanlarinin-yeni-haklarini-ve-kazanimlarini-konustum-2063347</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 01 Jul 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erdoğan’ın asgari ücret açıklamasındaki ince nokta</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdoganin-asgari-ucret-aciklamasindaki-ince-nokta-2063328</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdoganin-asgari-ucret-aciklamasindaki-ince-nokta-2063328" rel="standout" />
      <description>Yunanistan’da 2010’da kriz çıktığı zaman emeklilerin maaşları yarı yarıya düşürülmüştü.Bundan belki daha kötüsü, 800 bin memurun işine son verilmişti.Yunanistan ölçeğinde bu rakamın ne anlama geldiğini anlamak için, Türkiye nüfusu üzerinden bir kıyaslama yaptığınız takdirde, 800 bini 8’le çarpmanız lazım.Bizde öylesi olmadı şükür ama başka türlü sıkıntılarla yüzleşmek zorunda kaldık.Örnek vereyim mi?-Süleyman Demirel’in 1991 seçimlerini kazanmak için popülizmin zirvelerini zorlayıp ‘erken emeklilik’</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1296084007&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1296084007&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1296084007&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Yunanistan’da 2010’da kriz çıktığı zaman emeklilerin maaşları yarı yarıya düşürülmüştü.</p><p class="">Bundan belki daha kötüsü, 800 bin memurun işine son verilmişti.</p><p class="">Yunanistan ölçeğinde bu rakamın ne anlama geldiğini anlamak için, Türkiye nüfusu üzerinden bir kıyaslama yaptığınız takdirde, 800 bini 8’le çarpmanız lazım.</p><p class="">Bizde öylesi olmadı şükür ama başka türlü sıkıntılarla yüzleşmek zorunda kaldık.</p><p class="">Örnek vereyim mi?</p><p class="">-Süleyman Demirel’in 1991 seçimlerini kazanmak için popülizmin zirvelerini zorlayıp ‘erken emeklilik’ vaadinde bulunması ve seçimlerden sonra bu vaadini hayata geçirmesi.</p><p class="">-34-35 yaşlarından itibaren insanların emekli maaşı almaya başlamaları ve sırf bu nedenle 8 yıl sonra yani 1999 yılında sosyal güvenlik sisteminin felç olması.</p><p class=""> -Ve dönemin hükümet yetkililerinin “<strong>Emekli maaşlarını ödeyemeyecek hale geldik”</strong> itirafları eşliğinde yapılan düzenlemelerle sonraki neslin ve sonraki hükümetlerin kucağına bırakılan EYT meselesi.</p><p class=""><strong>BÜTÇEDE GELİRLERİN ARTMASI MAAŞ ARTIŞLARI İÇİN HÜKÜMETİN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ</strong></p><p class="">Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan pazartesi günü Kabine toplantısı sonrası milyonları ilgilendiren güzel haberler verdi.</p><p class="">Emekli ve kamu çalışanlarına temmuz ayında yüzde 40 civarı bir maaş artışı yapılacağı önceden belli olmuştu zaten.</p><p class="">Merakla beklenen, özel sektörü özellikle ilgilendiren asgari ücretle ilgili bir çalışma yapılıp yapılmayacağı sorusuydu.</p><p class="">Erdoğan’ın müjdeli haberi duyurmasıyla asgari ücrette artış yapılacağı da kesinleşti.</p><p class="">Bu meselenin detaylarına gelmeden önce, diğer konuyla ilgili birkaç hususun altını çizelim.</p><p class="">Emekli ve kamu çalışanlarına zam kararı, merkezî bütçenin doğrudan alanına giren bir konu.</p><p class="">2021’den beri, Türkiye ekonomisinin büyüme performansı güçlü bir seyir izlediği için, (Dünya genelinde enflasyonda negatif, büyümede pozitif şekilde ayrıştık) bu durum gelirlerin artmasını sağladı.</p><p class="">(2022 bütçesi yapılırken 278 milyar lira açık öngörülürken, ilk 5 ayın sonunda 124 milyar lira fazla verdi.)</p><p class="">Gelirlerin artması, bütçe dengesini güçlendirdi.</p><p class="">Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yılın kalan bölümü için 1 trilyon liranın üstünde gelir beklentisi ek bütçeye yansıdı.</p><p class="">Bu da, hükümetin 13,7 milyon emekli ve yaklaşık 5 milyon kamu çalışanına enflasyon üzerinde maaş artışı yapma kararı alırken elini güçlendirdi.</p><p class="">(Altını çizelim, bu maaş artışları, borçlanma yahut para basarak değil, artan vergi gelirlerinin sağladığı imkânla yapılacak.)</p><p class=""><strong>ASGARİ ÜCRETİ ARTIRIRKEN İSTİHDAMI KORUMA ARAYIŞLARI</strong></p><p class="">Şimdi gelelim asgari ücret meselesine.</p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazartesi günü yaptığı açıklamada, milyonların beklediği haberi verdi, asgari ücrete de zam yapılacağını duyurdu.</p><p class="">Erdoğan’ın asgari ücret açıklamasında kritik bir bölüm var, önce onu aktaralım:</p><p class=""><strong>“Asgari ücret artışı yapılırken bakanlığımız özellikle belli sayıya kadar personel çalıştıran işverenleri gözetecek bir yöntem de geliştirecektir. Böylece yapılan artışın istihdamda herhangi bir olumsuz etkiye yol açmasına da meydan verilmeyecektir.”</strong></p><p class="">Bu ifadelerden ne anlamalıyız?</p><p class="">Asgari ücret rakamı, özel sektörü daha çok ilgilendiriyor.</p><p class="">Ayrıca asgari ücrette artış yapıldığı zaman, özel sektörde diğer ücretlilerin maaşlarında da artışlar yapılması kaçınılmaz hale geliyor.</p><p class="">Elbette, bütün özel sektör çalışanlarının lehine bir durum bu.</p><p class="">Ancak öbür yandan da işverenin yükünü artırdığı için, işten çıkarma tehlikesini beraberinde getirebilir.</p><p class="">Erdoğan’ın açıklaması, asgari ücret çalışmaları yapılırken işten çıkarmaların olmaması adına bir <strong>‘titizlik gösterildiği’</strong> anlamına geliyor.</p><p class=""><strong>“Özellikle belli sayıya kadar personel çalıştıran işverenler”</strong> ifadesi, asgari ücret artışı nedeniyle işten çıkarmalar olmaması için öncelikli olarak küçük işletmelerin korunacağına/destekleneceğine dönük bir çalışma yapılmakta olduğuna işaret ediyor.</p><p class="">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Bilgin’in Geçtiğimiz cuma günü, Türkiye Kamu-Sen’in 30’uncu kuruluş yıldönümü töreninde yaptığı konuşmada kullandığı ifadeler de, asgari ücret zammının işsizliği artırmaması için neler yapılabileceği üzerinde ince ince düşünüldüğünü ortaya koyuyordu.</p><p class="">Bilgin’in o konuşmasından bu bağlama giren şu alıntıyı yapalım:</p><p class=""><strong>“Geçtiğimiz yıl enflasyon yüzde 36 iken biz asgari ücreti yüzde 50’nin üzerinde artırdık. Asgari ücrete yüzde 50’lik artış yapıldığı zaman şöyle bir endişe vardı: Bu işsizliğe yol açar mı? Biz rakamları takip ediyoruz, işsizlik yaratmadı, tam tersine Türkiye yüzde 5’in üzerinde her büyüdüğünde ekonomi yaklaşık 750 bin istihdam yaratıyor, yüzde 7 büyüdüğünde 1 milyonun üstünde istihdam yaratıyor.”</strong></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdoganin-asgari-ucret-aciklamasindaki-ince-nokta-2063328</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 29 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Zenginimiz, fakirimiz lehine feragatte bulunmazsa devlet gereğini yapmalı değil mi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/zenginimiz-fakirimiz-lehine-feragatte-bulunmazsa-devlet-geregini-yapmali-degil-mi-2063319</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/zenginimiz-fakirimiz-lehine-feragatte-bulunmazsa-devlet-geregini-yapmali-degil-mi-2063319" rel="standout" />
      <description>19 Mayıs 2021’den bu yana“Zenginden alın fakire verin”diyoruz. Hükümet, serbest piyasa şartlarında kısmi müdahalelerle piyasayı düzenlemeye çalıştı. Yaşanan enflasyonist ortamdan vatandaşlarımızı korumak için dekendinden feragat etti.Doğalgaz ve elektrikte yüksek oranlarda sübvansedentutun da…Asgari ücretteki vergiden vaz geçmeye, KDV’de indirime, birçok sektörü destekleyen sübvanseye…Tarımdan, sanayiye kadar birçok sektöre kredi ve hibe imkanına…Ve küçük esnafların vergi borçlarının silinmesine</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1295493673&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1295493673&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1295493673&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">19 Mayıs 2021’den bu yana<strong> “Zenginden alın fakire verin”</strong> diyoruz. Hükümet, serbest piyasa şartlarında kısmi müdahalelerle piyasayı düzenlemeye çalıştı. Yaşanan enflasyonist ortamdan vatandaşlarımızı korumak için de <strong>kendinden feragat etti.</strong></p><p class=""><strong>Doğalgaz ve elektrikte yüksek oranlarda sübvanseden</strong> tutun da…</p><p class="">Asgari ücretteki vergiden vaz geçmeye, KDV’de indirime, birçok sektörü destekleyen sübvanseye…</p><p class="">Tarımdan, sanayiye kadar birçok sektöre kredi ve hibe imkanına…</p><p class="">Ve küçük esnafların vergi borçlarının silinmesine kadar; birçok alanda kendinden feragat etti.</p><p class=""><strong>Hükümetin ekonominin çarkları dönsün, istihdamda sorun yaşanmasın, üretim devam etsin diye kendi alacaklarından feragat etmesi bir yere kadar çözüm oldu.</strong></p><p class="">Şimdi, regülasyonunu artırması gerekiyor. Zira<strong> zengin-fakir arasındaki gelir adaletsizliği her geçen gün büyüyor. Bunu engellemesi gerekiyor. Yoksa toplumsal barışımız riske giriyor!</strong></p><p class="">Bu bağlamda, finans sektörüne kısmi vergi artırımı geldi. Bizim başından bu yana önerimiz, “<strong>Bu dönemde zenginliğine zenginlik katanlara ek vergi konması… Bu dönemde daha da fakirleşenlerin desteklenmesi”</strong>ydi.</p><p class="">Çünkü, kervan yürürken arkada kalma ihtimali olanların oranı her geçen gün artıyor.</p><p class=""><strong>“TÜRKİYE ÇALIŞANLARINI KORUYACAK </strong><strong>GÜÇTE BİR ÜLKE”</strong></p><p class="">Geçtiğimiz hafta<strong> Çalışma Bakanı Vedat Bilgin,</strong> yaptığı bir konuşmada <strong>“Türkiye’nin bir sosyal devlet olduğu</strong>”nu yeniden hatırlattı. Ve <strong>“Türkiye, çalışanlarını koruyacak güçte olan bir ülkedir”</strong> dedi.</p><p class="">Vedat Hoca, Türkiye’nin, emekçilerini sermayenin, çıkar gruplarının pençesine bırakmayacak, onlara karşı sosyal hukukunu koruyacak bir devlet olduğunu keskin ifadelerle anlattı. Açıkçası kendisini de bağladı. Vedat Bey’in bu taahhüdünü çok değerli buluyoruz.</p><p class=""><strong>“Türkiye’de ücretlilerin durumu ne olacak? Emekçilerin durumu ne olacak”</strong> diye sorduğu soruya yine kendisi cevap verdi;<strong> “Bizim bütün hazırlıklarımız buna cevap vermek üzeredir. Geçtiğimiz yıl enflasyon yüzde 36 iken biz asgari ücreti yüzde 50’nin üzerinde artırdık. </strong>Asgari ücrete yüzde 50’lik artış yapıldığı zaman şöyle bir endişe vardı: Bu işsizliğe yol açar mı? İşsizlik yaratmadı, tam tersine Türkiye yüzde 5’in üzerinde her büyüdüğünde ekonomi yaklaşık 750 bin istihdam yaratıyor, yüzde 7 büyüdüğünde 1 milyonun üstünde istihdam yaratıyor. Geçen yıl Türkiye bunu gerçekleştirdi, 1 milyon 400 bine yakın istihdam yarattı.”</p><p class=""><strong>Vedat Bilgin’in açıklamalarının özeti, hükümet ücretler konusunda beklentilerin bile üzerinde bir artış için hazırlık yapıyor. Tek şartı üretimin devam etmesi.</strong> Çarkların durmasına neden olacak hiç bir önlemi şu an için gündemlerine almıyorlar.</p><p class="">Zaten <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan başından bu yana “Ücretlileri enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyor!</strong></p><p class=""><strong>1 TRİLYON 81 MİLYARLIK EK GELİR, EK BÜTÇE İLE DAĞITILACAK</strong></p><p class="">Anladığımız kadarıyla kabine ve AK Parti’nin istişare toplantılarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda muhataplar eş güdümlü çalışıyor ve açıklama yapıyor.</p><p class="">Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı <strong>Cevdet Yılmaz</strong> da eşgüdümlü olarak ek bütçe ile ilgili konuştu.</p><p class="">Yılmaz’ın ek bütçeyi neden yaptıklarını izah ederken kurduğu şu cümleler dikkat çekici:</p><p class=""><strong>“Gelir ve giderlerde öngörülemeyen artışlar var. Yaptığımız bir borçlanma değil kesinlikle. Artan gelirlerimizi ödenekleştiriyoruz. </strong>Bu durumda pozitif durumu ağır basıyor.”</p><p class="">Yılmaz, enflasyonun varlığı, tarım ve sosyal desteklerin artırmasına yönelik talepler, ücretlerin artırılması yönündeki beklentiler olduğuna işaret edip, <strong>“Bunları ek bütçeyle yapacaksınız. Ama ek bütçeyi de borçlanarak değil sağlıklı gelirlerle yapacağız. 1 trilyon 81 milyar liralık ek gelir bekliyoruz. Yılbaşında öngörülmeyen ilave gelir bu”</strong> diyor.</p><p class="">Ek geliri, ek bütçeyle kamu çalışanlarına, yüzde 40 zam olarak, emekli aylıklarını iyi bir artış olarak, tarım sektörüne destek olarak kullanacaklarını söyleyen Yılmaz, sosyal desteklerde de önemli artışlar düşündüklerini belirtiyor.</p><p class="">Hükümetin ekonomide ücretliler ve dar gelirliler aleyhine bozulan dengeleri yeniden rayına oturtmak için başlattığı seferberlik yılın ikinci altı ayında görünür olacak.</p><p class=""><strong>ARTIK 1 MİLYON DOLAR DÖVİZİ OLANA TL KREDİSİ YOK</strong></p><p class="">Bu bağlamda, bürokrasi de elini taşın altına koymuş görünüyor. Bankacılık ve Denetleme ve Düzenleme Kurulu’nun (BDDK) son aldığı karar,<strong> “paradan para kazanan”</strong> ya da<strong> “ucuz krediyi dövize çeviren ve bu yolla para kazanan çevrelere” </strong>bir uyarı niteliği taşıyor.</p><p class="">15 milyon TL karşılığı doları olanlara artık TL bazlı kredi kullandırılmayacak!</p><p class="">Bu karar, uzun zamandır kulaktan kulağa söylenti halinde yayılan iddiaları kısmen önleyecektir.</p><p class=""><strong>“Kamu bankalarından düşük faizle kredi alanların bir kısmının, bu parayı yatırıma ve istihdama kullanmadığı, dövizde değerlendirdiği”</strong> iddiaları ayyuka çıkmıştı.</p><p class="">İddiaların delilleri de ortaya konmuştu.</p><p class="">Yeni düzenleme ile, servetleri hesaplarında her gün artarken hala kamu kaynaklarını kullanan zenginlerimizin ellerini ceplerine atmasına neden olacaktır.</p><p class="">Ama yeterli olup olmayacağı yönünde de kaygılarımız var.</p><p class="">Son olarak, döviz hesaplarında mil<strong>yon dolarları olan zenginlerimizin, geride kalma ihtimali olan dar gelirlilerimiz lehine feragat etmesi onların zenginliklerini azaltmaz bilakis artırır diye düşündüğümüzü söylemek isteriz.</strong></p><p class=""><strong>Çünkü, kervan yürürken arkada kalma ihtimali olanların vereceği tepki toplumsal barışımızı zorlayabilir. O zaman kimin ne kadar zengin olduğunun bir önemi kalır mı?</strong></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/zenginimiz-fakirimiz-lehine-feragatte-bulunmazsa-devlet-geregini-yapmali-degil-mi-2063319</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 28 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ukrayna savaşı ve izlenen dengeli politikanın pozitif sonuçları</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ukrayna-savasi-ve-izlenen-dengeli-politikanin-pozitif-sonuclari-2063291</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ukrayna-savasi-ve-izlenen-dengeli-politikanin-pozitif-sonuclari-2063291" rel="standout" />
      <description>Hafta içerisinde Ukraynalı bir yetkili ile sohbet ettim.Konuştuğum isim sözlerine,“Ukrayna halkının yüzde 82’si, ülke toprakları kurtarılana kadar savaşmaya devam etme fikrini desteklediğini”söyleyerek başladı.“Korkanlar zaten ülkeden ayrıldı”dedi.Sonra da, “Pandemi şartlarına nasıl alışıyorsanız, savaş şartlarına da bir süre sonra alışıyorsunuz”şeklinde bir cümle kullandı.Belli ki, savaş ve direniş, orada daha uzun süre devam edecek.Dün itibarıyla Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin dördüncü ayı geride</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293877192&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293877192&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293877192&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Hafta içerisinde Ukraynalı bir yetkili ile sohbet ettim.</p><p class="">Konuştuğum isim sözlerine,<strong> “Ukrayna halkının yüzde 82’si, ülke toprakları kurtarılana kadar savaşmaya devam etme fikrini desteklediğini” </strong>söyleyerek başladı.</p><p class=""><strong>“Korkanlar zaten ülkeden ayrıldı” </strong>dedi.</p><p class="">Sonra da, “<strong>Pandemi şartlarına nasıl alışıyorsanız, savaş şartlarına da bir süre sonra alışıyorsunuz”</strong> şeklinde bir cümle kullandı.</p><p class="">Belli ki, savaş ve direniş, orada daha uzun süre devam edecek.</p><p class="">Dün itibarıyla Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin dördüncü ayı geride kaldı.</p><p class="">En başta, Putin’in bir yıldırım harekatıyla Ukrayna’nın gardını birkaç gün içinde düşürme planı suya düştü ama, geride kalan 4 ay içerisinde, Ukrayna’nın bazı şehirleri de ne yazık ki taş devrine döndü.</p><p class=""><strong>DENGELİ POLİTİKANIN VAZGEÇİLEMEZ FAYDALARI</strong></p><p class="">Savaşın ve Rus işgalinin geride kalan 4 ayı, Ankara’nın savaşın başından beri izlediği dengeli yaklaşımın ne kadar kritik ve değerli olduğunu göstermesi bakımından önemli verileri karşımıza çıkarmış durumda.</p><p class="">Dengeli tutum dediğimiz şeyi kabaca şöyle özetleyebiliriz:</p><p class=""><strong>“Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline net bir şekilde karşı durmak, bu anlamda Batı ittifakı ile uyumlu bir çizgide durmaya özen göstermek. Öbür yandan, Rusya ile diyalog kanallarını sağlıklı bir şekilde korumak ve Batı’nın Rusya yaptırımlarına katılmamak.”</strong></p><p class="">Savaş başlamadan önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu yaklaşımı “Ukrayna’dan da vazgeçmeyiz, Rusya’dan da vazgeçmeyiz” cümlesiyle özetlemişti.</p><p class="">Bu noktada önemli bir hususun altını çizeyim.</p><p class="">Çerçevesi bu şekilde çizilen bir politika ancak temel parametrelerde “kendi kararımı kendim alırım” kararlılığı sayesinde mümkün olabilir. Dolayısıyla Ukrayna savaşı özelinde, dış politika enstrümanlarını Ankara’yı merkeze alarak belirleme iradesinin vazgeçilmezliği burada net bir şekilde karşımıza çıkıyor.</p><p class="">İki örnek üzerinden bu tezimizi destekleyelim:</p><p class="">Birinci örneğimiz Avrupa’dan.</p><p class=""><strong>ALMANLARIN DOĞALGAZ TELÂŞI</strong></p><p class="">Rusya’nın yaptırımlara katıldığı için son günlerde birçok Avrupa ülkesine verdiği gazda kesintiye gitmesi, kıtada ve AB içinde büyük bir paniğe neden oldu.</p><p class="">Almanya Ekonomi Bakanı Babeck’in açıklamalarını aktarınca, bu telaşın seviyesine dair herkes fikir edinebilir.</p><p class=""><strong>‘Ulusa seslenir’</strong> gibi şöyle şeyler söyledi Alman Bakan:</p><p class=""><strong>“Azalan doğalgaz tedariki, Rusya tarafından bize ekonomik savaş. Durum, koronavirüs pandemisinden daha kötü olabilir.”</strong></p><p class=""><strong>“Önümüzdeki dönemde önemli bir fiyat artışı yaşanacak. Bu, haneler ve işletmeler için büyük bir yük. Bu fiyat artışına katlanmak zorunda kalacağız. Ve herkes tüketimini azaltmak için çaba sarf etmek zorunda kalacak.”</strong></p><p class="">Rusların doğalgaz vanasını kısması, savaştan önce bu gaza bağımlılığı yüzde 55’ler seviyesinde olan Almanya için gerçekten de çok kötü bir haber.</p><p class="">Bu telaş içinde hem nükleer santralleri tartışıyorlar, hem de çok önceleri vazgeçtikleri halde, kömür kullanımına geri dönmek zorunda kalıyorlar.</p><p class=""><strong>BATININ HER DEDİĞİNE EVET DEYİP YAPTIRIMLARA KATILSAYDIK AYNI KORKUYU BİZ DE YAŞIYOR OLACAKTIK</strong></p><p class="">Şimdi şu soruyu sorabiliriz:</p><p class="">Eğer Türkiye’de, Avrupa gibi, kime daha çok zarar verdiği belli olmayan Rusya yaptırımlarına dâhil olmuş olsaydı, benzer bir atmosfer içinde olmayacak mıydık?</p><p class="">Hükümet, Meclis’te görüşmeleri yapılan ek bütçenin içine, vatandaşı doğalgaz ve elektrik faturalarına karşı korumak için 135 milyar lira ödenek koydu.</p><p class="">Dünyanın, yakın coğrafyamızın böylesi muhataralı bir döneminde hem ısınma korkusu yaşamamak, hem de ısınma maliyetinin hazine tarafından karşılanacağını bilmek, önemli bir konfor alanı sayılamaz mı?</p><p class="">Vereceğim ikinci örnek, güzel bir haber olarak üzerinde mutabakat sağlanan buğday nakliyatıyla ilgili konu.</p><p class="">Gıda ve açlık krizi yaşama ihtimali olan coğrafyalarda heyecanla beklenen, Birleşmiş Milletler’in önerisiyle gündeme gelen Ukrayna ve Rusya’ya ait buğdayın uluslararası pazarlara taşınması planı tam ölü doğmak üzere iken, bu plana Türkiye’nin de dahil edilmesi önerisine iki tarafın da sıcak bakmasıyla olumlu bir seyir içine girdi.</p><p class=""> Böylece ne olmuş oldu?</p><p class="">Savaşan iki tarafla da konuşabilen, iki tarafın da birlikte adım atılabilecek ülke olarak gördüğü Türkiye’nin bu paha biçilemez rolü,</p><p class="">bir kere daha önemini hissettirmiş oldu.</p><h2>Mahmud Efendi’ye rahmet temennisiyle</h2><p class="">Ülkemizin manevi rehberlerinden, İsmailağa Cemaatinin lideri, ilim, irfan ve hikmet sahibi Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi, dün Fatih Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası büyük bir kalabalık tarafından son yolculuğuna uğurlandı.</p><p class="">Nur yüzlü, güler yüzlü, Allah dostu bir arif olarak bildik Hocaefendi’yi.</p><p class="">Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.</p><p class="">Üzüntümü paylaşıyor, ailesine, sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ukrayna-savasi-ve-izlenen-dengeli-politikanin-pozitif-sonuclari-2063291</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 25 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dört büyüklerin büyük çaresizliği</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/4-buyuklerin-buyuk-caresizligi-2063293</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/4-buyuklerin-buyuk-caresizligi-2063293" rel="standout" />
      <description>Yeni seçilip görevine başlayan Galatasaray yönetimi beklentiler doğrultusunda Okan Buruk hoca ile anlaşıp takımı ona emanet etti. Hem Okan hoca hem Galatasaray için hayırlı olsun. Peki kimsenin sormak istemediği soruyu soralım. Okan hoca için başarı ve başarısızlık kriteri nedir? Ne olursa başarılı sayılacak ne olursa başarısız?Kimsenin sormak istemediği bu sorunun zihinlerdeki cevabı da tek ne yazık ki. Okan Buruk’un başarılı kabul edilmesinin tek yolu şampiyonluk. Peki diyelim ki Okan hoca, Galatasaray</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293876718&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293876718&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293876718&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Yeni seçilip görevine başlayan Galatasaray yönetimi beklentiler doğrultusunda Okan Buruk hoca ile anlaşıp takımı ona emanet etti. Hem Okan hoca hem Galatasaray için hayırlı olsun. Peki kimsenin sormak istemediği soruyu soralım. Okan hoca için başarı ve başarısızlık kriteri nedir? Ne olursa başarılı sayılacak ne olursa başarısız?</p><p class="">Kimsenin sormak istemediği bu sorunun zihinlerdeki cevabı da tek ne yazık ki. Okan Buruk’un başarılı kabul edilmesinin tek yolu şampiyonluk. Peki diyelim ki Okan hoca, Galatasaray taraftarının hatta genel futbolseverlerin beğenisini toplayan bir futbol oynattı sezon boyunca. Son üç haftaya 4 takım puan puana girdi ve o üç haftada Galatasaray oynadığı üç maçta da rakiplerinden çok üstün oynamasına rağmen sayısız gol fırsatından yararlanamayıp puan kaybetti ve ligi 4. sırada tamamladı. Yetmedi Türkiye Kupası Finali’nde de ezeli rakiplerinden birine penaltılarda mağlup oldu. Ama öte yandan Galatasaray sezon boyunca yukarıda da ifade ettiğimiz gibi herkesin takdirini toplayan bir futbol oynattı. Hatta geçtiğimiz sene transfer edilen ama zaman içinde “değersizleşen” genç oyuncular yeniden değer kazandı. Taylan’dan Berkant’a, Morutan’dan Barış Alper’e Galatasaray kadrosu “değerli” ve Avrupa kulüpleri tarafından izlenilir, takip edilir hale geldi. Bu tabloda Okan Hoca’nın akıbeti ne olur? Sadece Okan Hoca’nın mı? Abdullah Avcı’nın bu sene başka başarılar elde etse de ligi 4. bitirirse akıbetinden emin miyiz? Valerien İsmael için ne söyleyebiliriz? Belki Fenerbahçe için şartlar farklı. Gelinen noktada Fenerbahçe için şampiyonluk dışında herhangi bir ihtimalin kabul edilebilir bir yanı ne yazık ki kalmadı. Zira bazen sosyoloji tüm rasyonel gerçekleri yıkar ezer.</p><p class="">Fenerbahçe’nin mevcut durumunu istisna kabul edip şunu anlatmaya çalışıyorum. 4 büyük takım teknik direktörleri için şampiyonluk dışında hiçbir başarı kriteri getiremediğimiz için futbolumuz istikrar kazanamıyor olabilir mi? Sadece birinin başarılı sayıldığı bir yarışta oyuncu, teknik direktör gelişir mi, kurumsallık mümkün olur mu ? Bunlar mümkün olmadığı sürece bu sene uluslararası piyasa değeri, atıyorum, 5 milyon olan bir oyuncunun seneye 10 olabileceğine dair beklenti makul mü? İdeal olan değil ama gerçek olan Süper Lig’in lokomotifi bu 4 kulüp ve ülke futbolu değişecekse bunlarla başlamalı gibi duruyor. Ve bu kulüplerin de en büyük problemi sağlıklı, gerçekçi bir başarı ve başarısızlık kriterinden yoksun olmaları. Bu kriterler sağlanıp sezon başında ilan edilse, sabır, istikrar, kurumsallaşma ve benzeri kavramlar içi dolu bir şekilde anlaşma esnasında ilan edilse, yol haritası açıklansa belki Fatih Terim hala Galatasaray’ın, Emre Belözoğlu da Fenerbahçe’nin hocası idi. Örnekleri arttırmak mümkün ama uzatmayalım ve şöyle bitirelim. Sağlıklı başarı kriterleri anlayışı getirip bunları kamuoyu ile konuşmadan her şampiyonluk bir sonraki başarısızlığın adımı olacak. Hep böyle oldu ne yazık ki...</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/4-buyuklerin-buyuk-caresizligi-2063293</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 25 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycan, Vatan Savaşı’ndan sonra yepyeni bir döneme girdi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/azerbaycan-vatan-savasindan-sonra-yepyeni-bir-doneme-girdi-2063281</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/azerbaycan-vatan-savasindan-sonra-yepyeni-bir-doneme-girdi-2063281" rel="standout" />
      <description>Azerbaycan’a kaç kez gittim hatırlamıyorum. Her gidişimde yeni bir şey öğrendiğimse muhakkak. En son geçtiğimiz hafta oradaydım. Bakü’deki fiziki değişimi gördüm. Siyasi atmosferin, Karabağ’ın özgürleştiril-mesinden sonra nasıl değiştiğine de şahitlik ettim.Savaştan hemen önce, son meclis seçimlerini takip etmek üzere gittiğim Bakü’de, “gençleştirme” harekatının tam manasıyla başarılı olmadığını görüp, yenilenen mecliste eskilerle yenilerin dengesine şahitlik etmiştim.O günlerdeAzerbaycan Cumhurbaşkanı</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293311968&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293311968&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1293311968&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Azerbaycan’a kaç kez gittim hatırlamıyorum. Her gidişimde yeni bir şey öğrendiğimse muhakkak. En son geçtiğimiz hafta oradaydım. Bakü’deki fiziki değişimi gördüm. Siyasi atmosferin, Karabağ’ın özgürleştiril-mesinden sonra nasıl değiştiğine de şahitlik ettim.</p><p class="">Savaştan hemen önce, son meclis seçimlerini takip etmek üzere gittiğim Bakü’de, “<strong>gençleştirme</strong>” harekatının tam manasıyla başarılı olmadığını görüp, yenilenen mecliste eskilerle yenilerin dengesine şahitlik etmiştim.</p><p class="">O günlerde<strong> Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev ile 1’nci Yardımcısı Hanımefendi Mihriban Aliyeva’nın siyasette yeni bir yola girdiğini gözlemlemiştim.</strong></p><p class=""><strong>ALİYEV’İN ÖNDERLİĞİ PEKİŞTİ</strong></p><p class="">Sonrasında Karabağ’ın özgürleştirilmesi için başlatılan Vatan Savaşı’nda Azerbaycan topyekun birliktelik gösterdi. Devlet ile millet hep birlikte olağan üstü bir zafere imza attı. <strong>Aliyev’in önderliği pekişti. Mihriban Hanım’ın konumu güçlendi.</strong></p><p class="">Ve Azerbaycan’daki siyasi tartışmalar duruldu.</p><p class="">***</p><p class="">Bu gidişimde dikkatimi sadece Bakü’nün çehresinin değişimi çekmedi…</p><p class="">Bir de devletin kurumsallaşma adımlarının hızlandığını gördüm.</p><p class="">Örneğin sivil toplum kuruluşları ile ilişkileri düzenleyen, projelere finansman desteği veren Azerbaycan’ın yeni bir kurumunu ziyaret etme şansı buldul. Bizdeki Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne denk</p><p class="">Qeyri-Hokumet Teşkilatlarına Dövlet</p><p class="">Desteyi Agentliyi Başkanı Aygün Aliyeva ile görüştük.</p><p class=""><strong>TÜRK İŞ İNSANLARI, AZERBAYCAN’IN HER SEKTÖRÜNDE ROL ALIYOR</strong></p><p class=""></p><p class="">Öte yandan Türkiye’nin Azerbaycan’daki kurumlarının faaliyetlerini de takip ettik. Burada söylemek isterim ki Türk iş adamlarının kurduğu Türkiye - Azerbaycan İşadamları ve Sanayicileri Birliği’nin (TÜİB) Başkanı Hüseyin Büyükfırat’ın davet ettiğikahvaltırda tanıştığım iş insanlarının her geçen gün artan ticari kapasitelerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti.</p><p class="">İnşaattan, gıdaya, sağlıktan alt yapıya, elektronik ve bilişim sektörüne kadar bir çok alanda burada yatırım ve istihdam sağlıyorlar.</p><p class=""></p><p class="">***</p><p class="">Azerbaycan’a yine bir seçim döneminde gözlemci olarak gittiğimde bindiğim bir taksinin şoföründen edindiğim bilgilerden yola çıkarak,<strong> “Gelirlerin paylaşımı konusunda atılacak her adım, devlet ile halkı birbirine daha da yakınlaştıracak” </strong>demiştim.</p><p class="">Azerbaycan’da, şu anda asgari ücretten tutun da ücretlere kadar bir çok iyileştirme yapılıyor. Sokaktaki insanlar olanlardan memnun ama “yetmez” diyor.</p><p class="">Bu arada özgürleştirilen vatan topraklarının imarı, iskanı istihdamı konusunda da hummalı bir çalışma var.</p><p class="">Türkiyeli iş insanlarının da bu çalışmalarda büyük gayreti var.</p><p class="">***</p><p class="">Azerbaycan ile Türkiye arasında hiç olmadığı kadar güçlü ilişkilerin yaşandığı böyle bir dönemde Türk misyonlarının yükü daha da arttı. Başta Bakü Büyükelçiliğimiz olmak üzere, TİKA’sından Yunus Emresi’ne, Mağrif Vakfı’ndan, Anadolu Ajansı’na, TRT’ye kadar tüm kurum ve kuruluşlarımız Azerbaycan’daki Türkiye duyarlılığını canlı tutmakla yükümlü.</p><p class="">Bu bağlamda, koordinasyonun önemine ve kişisel kaprislerin bir kenara bırakılması hususuna dikkat çekmek istiyor ve susuyorum.</p><p><img src="https://image.piri.net/resim/imagecrop/2022/06/23/06/28/resized_dbea2-a06ad24chasan2.jpg" href="https://image.piri.net/resim//Resim/upload/2022/06/23/06/28/a06ad24chasan2.jpg" alt="" agency="" author="" data-width="448" data-height="362.66666666666663" class="pho-card-image" data-card-path="/resim/imagecrop/2022/06/23/06/28/resized_dbea2-a06ad24chasan2.jpg" data-card-height="362.66666666666663" data-card-width="448"></p><h2>Cepheye yemek taşıyan yiğit kadın bugün son deminde zaferin coşkusunu yaşıyor</h2><p class="">1990’lı yıllar bizim için hüzün yılları. Karabağ Ermenilerce işgal edilmiş, Hocalı Katliamı yapılmış, Şuşa’sından Fuzulisi’ne, Kelbeceri’nden Ağdamı’na kadar topraklarımızdan insanlarımız sürülmüştü.</p><p class="">İşte o günlerde, <strong>evindeki ocakta pişirdiği yemekleri, askeri üniformasını giyip cepheye taşıyan… Cephede zor durumda savaşmaya çalışan Azerbaycan askerlerini doyuran, onlara moral destek veren…</strong></p><p><img src="https://image.piri.net/resim/imagecrop/2022/06/23/06/28/resized_c68f9-03fdab63hasan1.jpg" href="https://image.piri.net/resim//Resim/upload/2022/06/23/06/28/03fdab63hasan1.jpg" alt="" agency="" author="" data-width="480" data-height="577.3333333333333" class="pho-card-image" data-card-path="/resim/imagecrop/2022/06/23/06/28/resized_c68f9-03fdab63hasan1.jpg" data-card-height="577.3333333333333" data-card-width="480"></p><p class=""><strong>Solmaz Hala’yı Bakü’de yüksek binaların arasında kalmış tek katlı gecekondusunda dostumuz Hüseyin Büyükfırat ile birlikte ziyaret ettik. </strong></p><p class=""><strong>İlk savaşta gülü, yiğit bir kadın olan Solmaz Hala, bugün 80’ninde pirifani.</strong> Hüseyin önde ben arkada, gecekonduya girdiğimizde iç odadan <strong>“kuzum sen nerelerdesin” </strong>diyerek gelip Hüseyin Büyükfırat’a sarıldı. Alnını ve saçlarını öptü. Sonra da hüngür hüngür ağladı.</p><p class=""><strong>Solmaz Hala, hemen yanı başındaki en az kendisi kadar yaşı olan vitrinden işte bu fotoğrafları çıkartıp, “O savaş günlerinden sonra hiç umudumuz kalmamıştı ama Allah ölmeden önce bana bu günleri gösterdi” dedi.</strong></p><p class="">Solmaz Hala ömrünün son deminde Karabağ’ın azad edilmesini gördüğü için “Artık gözlerim açık gitmem” diyor.</p><p class="">Bir şey daha söylüyor, <strong>“Siz olmasaydınız olmazdı. Siz hep gelin emi…”</strong></p><p class="">Solmaz Hala’nın gecekondusundan çıkarken bir kez daha arkama baktım. <strong>Bir zamanlar cepheye yemek taşımaktan yorulmayan bir asil kadın şimdi bir yere yaslanmadan ayakta duramaz halde bizi yolculuyor.</strong></p><p class="">Dünya gelip geçiyor. Solmaz Hala gibi nice kahramanlar da gelip geçiyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/azerbaycan-vatan-savasindan-sonra-yepyeni-bir-doneme-girdi-2063281</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 24 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Suudi Arabistan’la normalleşme sürecinin arkasındaki Yunanistan faktörü</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suudi-arabistanla-normallesme-surecinin-arkasindaki-yunanistan-faktoru-2063274</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suudi-arabistanla-normallesme-surecinin-arkasindaki-yunanistan-faktoru-2063274" rel="standout" />
      <description>2021 yılı Mart ayında, Girit Adası’nda Yunan savaş uçaklarıyla Suudi Arabistan ordusuna ait F-15 uçaklarının aynı tatbikatta yan yana uçuş yaptığı günlerde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Mısır’la ilişkilere dair sorulan bir soruya Suudi Arabistan’ı da dâhil ederek verdiği cevabı hatırlayarak başlayalım.Bir Cuma namazı çıkışı, bu konu kendisine sorulduğunda Erdoğan şöyle demişti:“Mısır halkını Yunanistan’ın yanına yerleştirmek söz konusu değil. Olması gereken yerde görmek isteriz. Suudi Arabistan’ın</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1292396521&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1292396521&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1292396521&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">2021 yılı Mart ayında, Girit Adası’nda Yunan savaş uçaklarıyla Suudi Arabistan ordusuna ait F-15 uçaklarının aynı tatbikatta yan yana uçuş yaptığı günlerde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Mısır’la ilişkilere dair sorulan bir soruya Suudi Arabistan’ı da dâhil ederek verdiği cevabı hatırlayarak başlayalım.</p><p class="">Bir Cuma namazı çıkışı, bu konu kendisine sorulduğunda Erdoğan şöyle demişti:</p><p class=""><strong>“Mısır halkını Yunanistan’ın yanına yerleştirmek söz konusu değil. Olması gereken yerde görmek isteriz. Suudi Arabistan’ın Yunanistan ile ortak tatbikata girmesi de bizi üzmüştür. Biz Suudi Arabistan’ı da böyle bir kararda görmek istemezdik. Bunu da görüşeceğiz, bu böyle olmamalıydı diye düşünüyoruz.”</strong></p><p class="">Bir de şu var:</p><p class="">Arap ülkelerindeki yönetimlerle Türkiye arasındaki ilişkilerin <strong>‘mevsim normallerinde’</strong> olması, sadece siyaset ve diplomasinin değil, askeriyenin de önem verdiği bir husus olageldi.</p><p class="">Başka hiçbir bakımdan olmasa bile, Yunanistan faktörü nedeniyle böyle bir alaka söz konusu.</p><p class="">Altı ay kadar önce, bir sohbet sırasında üst düzey askeri bir yetkili, Türkiye’nin Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’la ilişkilerini normalleştirme sürecinden bahsederken, sözü Atina’nın hâletiruhiyesine getirip, <strong>“Yunanistan kalpten gidecek” </strong>şeklinde bir ifade kullanmıştı.</p><p class="">(O günlerde, özellikle BAE özelinde, o kadar düşmanlık ettikten sonra bu kadar yakınlaşmanın ne kadar doğru olduğu sorusuna aynı isim, Fransa ve Almanya’nın tarihleri boyunca yaşadıkları büyük savaşlardan sonra nasıl barıştıklarını anlatan örneklerle cevap vermişti.)</p><p class=""><strong>ABD SEÇİMLERİ İLE DEĞİŞEN ŞARTLAR, DEVRDEYE GİREN YENİ DİNAMİKLER</strong></p><p class="">Geride kalan birkaç yıl içerisinde Atina, Ankara’nın Arap ülkelerinin yönetimleriyle ilişkilerinin kötüleşmesini fırsata çevirmek için elinden gelen her şeyi yaptı.</p><p class="">Karşılıklı ziyaretler, anlaşmalar, askeri tatbikatlar yapıldı.</p><p class="">Ancak Kasım 2020’de ABD’de yapılan seçimlerin ardından oradaki yönetimin değişmesi ile yeni dinamikler denkleme girdi.</p><p class="">Biden yönetiminin Körfez’e karşı mesafeli bir tutuma hareket edeceği, öte yandan İran’la arayı düzeltmeye dönük adımlar atacağı anlaşılınca, şartlar değişti.</p><p class="">Ankara da arzusunu belli etti tabii ancak asıl karşı tarafta, özellikle de Birleşik Arap Emirlikleri’nde Türkiye ile ilişkileri yeniden iyileştirme anlamında yeni bir irade ortaya çıktı.</p><p class="">Devamı Suudi Arabistan’la geldi.</p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ramazan ayında yaptığı geziyi, dün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın Ankara ziyareti takip etti.</p><p class="">Bu ziyaretin ardından birtakım yasakların, Türk ürünlerine uygulanan ambargoların kalkması, ekonomik ilişkilerin canlandırılmasına dönük adımların atılması bekleniyor.</p><p class="">Bu türden konularda müzakere yürütürken, önceden belirlenmiş bir ‘yol haritası’ ile takvime bağlı şekilde ilerleme yönteminin sıkça uygulandığını biliyoruz.</p><p class="">İki ay kadar önce üst düzey bir Türk yetkiliden, Suudi Arabistan ile ilişkileri normalleştirme sürecinin de üzerinde anlaşılmış bir <strong>‘yol haritası’ </strong>ile ilerleyeceğine dair ifadeler duymuştum.</p><p class="">Muhtemelen süreç, böyle bir seyirde ilerleyecek.</p><p class=""><strong>ABD’NİN SUUDİ ARABİSTAN POLİTİKASINDA İKİRCİKLİ TUTUMU</strong></p><p class="">Türkiye’de muhalefet, her zamanki yaklaşımıyla<strong> “Dün öyleydiniz, bugün böyle” </strong>kalıbıyla meseleye yaklaşıp eleştirilerde bulunuyor.</p><p class="">İlişkiler kötüyken, <strong>“dış politikada yalnız kalan Türkiye”</strong> söylemi, düzeldikten sonra ise, <strong>“Dün düşmandınız, bugün nasıl dost oldunuz”</strong> eleştirisi.</p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bağlamda gelen eleştirilere cevap verirken, “Devletler arasında bu tür gidiş gelişler, iniş çıkışlar olabilir ve olmuştur da” demişti.</p><p class="">Ben size bir başka hatırlatmada bulunayım…</p><p class="">2018 Ekim başında İstanbul’daki Kaşıkçı cinayeti işlendiğinde, Türk istihbaratının bulduğu kanıtlara en fazla ilgi, ABD makamlarından gelmişti.</p><p class="">Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) Başkanı Gina Haspel, Washington’dan kalkıp Türkiye’ye geldi.</p><p class="">Devamında CIA, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili geniş bir rapor hazırladı.</p><p class="">Sonra ne mi oldu?</p><p class=""><strong>“Hayatın gerçekleri” </strong>öne çıktı, Amerikan yönetimi Suudi Arabistan’la arayı bozma anlamına gelebilecek her türlü adımdan uzak durmaya yöneldi.</p><p class="">Hani, bazen <strong>“Âlemin enayisi biz miyiz”</strong> diye sormak istersiniz ya.</p><p class="">Bu da öyle bir şey.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suudi-arabistanla-normallesme-surecinin-arkasindaki-yunanistan-faktoru-2063274</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 23 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Meclis Başkanı Şentop, Erdoğan’ın adaylığı ile ilgili tartışmalar için ne diyor?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/meclis-baskani-sentop-erdoganin-adayligi-ile-ilgili-tartismalar-icin-ne-diyor-2063265</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/meclis-baskani-sentop-erdoganin-adayligi-ile-ilgili-tartismalar-icin-ne-diyor-2063265" rel="standout" />
      <description>Meclis Başkanı Mustafa Şentop, 16 Nisan 2017’de yapılan referandumda oylanan Anayasa paketi hazırlanırken, (Aralık 2016/Ocak 2017 dönemi) TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı idi.Bir başka deyişle kendisi, paketle ilgili iktidar ve muhalefet temsilcileri arasında yapılan tartışmaların tümüne ilk elden şahitlik etti.Geçen Pazar günü Kanal 7’de yaptığımız programda Şentop’a, muhalefetten bazı çevrelerin, Erdoğan’ın yeniden aday olamayacağı, ancak Meclis’in seçim kararı alması halinde bunun mümkün olabileceği</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1291793428&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1291793428&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1291793428&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Meclis Başkanı Mustafa Şentop, 16 Nisan 2017’de yapılan referandumda oylanan Anayasa paketi hazırlanırken, (Aralık 2016/Ocak 2017 dönemi) TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı idi.</p><p class="">Bir başka deyişle kendisi, paketle ilgili iktidar ve muhalefet temsilcileri arasında yapılan tartışmaların tümüne ilk elden şahitlik etti.</p><p class="">Geçen Pazar günü Kanal 7’de yaptığımız programda Şentop’a, muhalefetten bazı çevrelerin, Erdoğan’ın yeniden aday olamayacağı, ancak Meclis’in seçim kararı alması halinde bunun mümkün olabileceği yönünde gündeme getirdikleri görüşleri sordum.</p><p class="">Kendisi, daha önce yaptığı bir açıklamada, böyle bir görüşün hukuki dayanağının olmadığını, bu konuda bir makale hazırlayacağını söylemişti.</p><p class="">Nitekim, kendisi o makaleyi yayınlandı.</p><p class="">Şentop kendisiyle yaptığımız sohbette, konunun hukuki anlamda izahatına geçmeden önce, 2017’de yapılan müzakereler sırasında yaşananlara değinip şöyle bir anekdot paylaştı:</p><p class=""><strong>“Uzun uzun bütün maddeler tartışıldı. Ben oradaki tartışmalara baktım. Tartışmalarda böyle bir konuyu dile getiren hiç kimse olmamış. Tam tersine başka bir söylem var, o zamanki muhalefetten olan arkadaşlar dile getirmişler.”</strong></p><p class="">Neyi dile getirmişler?</p><p class="">“Aynen bu ifadelerle: ‘Siz Tayyip Erdoğan’a üç defa daha aday olma imkanı getiriyorsunuz.<strong> Nasıl üç defa? Bu Anayasa değişikliği yürürlüğe girdikten sonra bir kere seçilecek, bir daha seçilecek, bir de Meclis’in karar alması sebebiyle üçüncü defa seçilecek.</strong>’Bunu dile getiren komisyon üyesi arkadaşlarımız olmuş. Böyle açıklamaları var.<strong> ‘Burada böyle bir durum var’ </strong>demedikleri gibi böyle bir durumun olmadığını kabul ederek onun üzerine bu söylediğim görüşü inşa etmişler.”</p><p class="">Ülkede malum, Erdoğan söz konusu olduğunda, tartışılan konuları sündüre sündüre hiç olmayacak yerlere götüren bir çevre hep olagelmiştir.</p><p class="">Bu çevrelerin içinde hukuk eğitimi alan, on yıllarca hukuk sistemi içinde kalan, sonra da kendisine onursal falan dedirten kimseler de var.</p><p class="">2007’de Sabih Kanadoğlu’nun ‘<strong>hukuk uydurmak’ </strong>suretiyle gündeme getirdiği 367 garabetini hatırlayabiliriz örneğin.</p><p class="">Bu da biraz buna benziyor.</p><p class="">Yine zorlama bir yorumla, “Hayat acıdır, biber de acıdır, o halde hayat biberdir” türü bir mantık yürütmeyle gündeme getirilen bir tartışma.</p><p class="">Meclis Başkanı Şentop’un, bu meseleyle ilgili, içinde ‘Anayasa 101’ geçen açıklamalarını araya girmeden aktarayım:</p><p class=""><strong>“Cumhurbaşkanımız, 2014 yılında Cumhurbaşkanı seçildi. Eski parlamenter sisteminde. O zaman ki seçimi neye dayanarak oldu? Eski 101’e göre. Buna göre bir kere seçildi. Fakat 2018’de seçilirken bu 101 var mı, yok mu? 30 Nisan 2018’de kalkmış. Seçim haziranda oldu. Yani Cumhurbaşkanı’mızın 2014’te seçildiği 101. maddeye göre bir kere seçilmiş. İki kere seçilebilir diyor ama o 101. madde kalkmış. Yerine 30 Nisan 2018’de yeni bir 101 yürürlüğe girmiş bu 101’e göre de, 2018’de seçilmiş. Bu yeni 101 diyor ki: İki kere seçilebilir. Yani Cumhurbaşkanı iki defa seçilemez dediğimiz şeyi neye dayandıracağız biz? 101. maddeye, hangi 101’e? Bu 101’e (eski) dayandırabilir miyiz? Yürürlükten kalkmış.”</strong></p><h2>İngiltere Genelkurmay Başkanı’nın açıklaması ve bir soğuk savaş fıkrası</h2><p class="">İngiltere Genelkurmay Başkanı Sir Patrick Sonders’in son açıklamasını okuyunca, aklıma soğuk savaş döneminden kalma bir fıkra geldi.</p><p class="">Anlatayım, siz okurken, ben yazarken birlikte gülelim.</p><p class="">Ama fıkraya geçmeden önce Sonders’in sözlerini aktarayım:</p><p class=""><strong>“Avrupa’da yeniden savaşmak için hazırlanması gereken nesil biziz. Hazırlanmalı ve Rusya’yı Üçüncü Dünya Savaşı’nda yenmeliyiz.”</strong></p><p class="">Bulgaristan’ın Sovyetler Birliği’nin uydusu olduğu soğuk savaş döneminden kalma fıkra ise şu şekilde:</p><p class="">Bir Fransız, bir İngiliz, bir Rus ve bir Bulgar uçakta seyahat ediyorlarmış.</p><p class="">Bir süre sonra uçaktaki ağırlıklar düşme tehlikesini beraberinde getirince önce eşyalar, valizler atılmış.</p><p class="">Bir süre sonra kabinden bir ses duyulmuş: <strong>“Hala fazlamız var ve içinizden birinizin atlaması gerekiyor.” </strong></p><p class="">İngiliz yolcu hemen davranmış, “Yaşasın üzerinde güneş batmayan imparatorluğumuz, yaşasın kraliçemiz” diyerek uçaktan atlamış.</p><p class="">Bir süre sonra aynı anonsa tekrarlanıyor ve bu defa Fransız yolcu kendisini feda etmek üzere ayağa fırlayıp, <strong>“Yaşasın Fransız devrimi, yaşasın büyük Napolyon”</strong> deyip, kendisini boşluğa bırakıyor.</p><p class="">Tahmin ettiğiniz gibi bir anons daha geliyor arkadan.</p><p class="">Bu son anons gelince, Rus yolcu ayağa kalkıyor, <strong>“Yaşasın Lenin, yaşasın komünizm, yaşasın halkların kardeşliği”</strong> dedikten sonra, kendi yerine Bulgar yolcuyu yakasından tutup aşağı atıyor.</p><p class="">Fıkrayı İngiltere Genelkurmay Başkanı’nın en başta aktardığım sözleri üzerinden günümüze uyarlayacak olsaydık, şöyle bitmiş olacaktı:</p><p class="">İngiliz yolcu ayağa kalkıyor, <strong>“Yaşasın Büyük Britanya, yaşasın kraliçemiz”</strong> dedikten sonra Ukraynalı yolcuyu tuttuğu gibi uçaktan aşağı atıyor!</p><p class="">Fıkra bu kadar desem yeterli olur mu?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/meclis-baskani-sentop-erdoganin-adayligi-ile-ilgili-tartismalar-icin-ne-diyor-2063265</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 22 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Enerji üretiminde umutlandık, tüketimdeki maliyette fakir fukara için yeni formüller gerekli</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/enerji-uretiminde-umutlandik-tuketimdeki-maliyette-fakir-fukara-icin-yeni-formuller-gerekli-2063254</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/enerji-uretiminde-umutlandik-tuketimdeki-maliyette-fakir-fukara-icin-yeni-formuller-gerekli-2063254" rel="standout" />
      <description>Albert Einstein,“Enerji her şeydir”demiş. Sözü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’den duydum.Dün Yeni Şafak’ın misafiriydi Sayın Dönmez. Ve elbette kahvaltıda gündemimiz “Dünyadaki enerji darlığı ve Türkiye’nin durumu”ydu.Enerji Bakanı Fatih Dönmez’i dinlerken aldığım notları sizlerle de paylaşmak istiyorum.-Elektrik yani enerji insanın hayatını etkileyen buluşların ilkidir.- Enerji kaynaklarını ele geçirmek isteyenler çatışmalara, savaşlara neden oluyor.- Olupbitenler karşısında “Nemelazım”</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1291190917&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1291190917&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1291190917&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Albert Einstein, <strong>“Enerji her şeydir”</strong> demiş. Sözü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’den duydum.</p><p class="">Dün Yeni Şafak’ın misafiriydi Sayın Dönmez. Ve elbette kahvaltıda gündemimiz “Dünyadaki enerji darlığı ve Türkiye’nin durumu”ydu.</p><p class="">Enerji Bakanı Fatih Dönmez’i dinlerken aldığım notları sizlerle de paylaşmak istiyorum.</p><p class="">-<strong> Elektrik yani enerji insanın hayatını etkileyen buluşların ilkidir.</strong></p><p class="">- Enerji kaynaklarını ele geçirmek isteyenler çatışmalara, savaşlara neden oluyor.</p><p class="">- Olupbitenler karşısında “Nemelazım” deme lüksümüz yok. Ülkemizin enerji ihtiyacı için ne geriyorsa yapmak durumundayız.</p><p class="">-<strong> Enerji kaynakları özellikle, doğal gaz ve petrol stratejik emtiadır. </strong></p><p class="">- Enerji kaynaklarına sahip olsanız dahi, siz bunu sattırmazlar. Örneğin Rusya, İran ve Venezuela’nın kaynakları var ama yaptırımlar nedeniyle talebi karşılayacak arzda bulunamıyorlar.</p><p class="">-<strong> Enerji kaynaklarına sahip olmasınız da paranız olabilir. Ama paranız olsa dahi petrol ve türevlerini alamayabilirsiniz. “Sana satmıyorum” diyebilirler.</strong></p><p class="">- Dünyada şu anda bir enerji krizi var.</p><p class="">- Çünkü kovid pandemisinden sonra bu kez de ambargolar ürünlere erişimi engelliyor.</p><p class="">- Bu yüzden arz - talep dengesi bozuldu.</p><p class="">- Yılda ortalama 98-100 milyar varil bir üretim ve tüketim vardı.</p><p class="">- <strong>Kovid dönemindeki kapanma yüzünden üreticiler yatırımı durdurdu. </strong></p><p class="">- Şimdi biriken talepler patladı.</p><p class="">- Talebi karşılamak için sektör yıllık 600 milyar dolarlık yatırı yapması lazım.</p><p class="">- Yatırım olmazsa üretim düşer. Arz düşüp, talep arttığı için fiyatlar yükselir.</p><p class="">- Pandemide tam da böyle oldu. Petrol 50 doların altına düştü, 30 doları bile gördü.</p><p class="">- Petrol üreticisi bu nedenle yatırım yapmadı ayağını gazdan çekti. Bazıları firen bile yaptı.</p><p class="">-<strong> Bir enerji sahasının keşfi ve üretime geçmesi için 5 ila 10 yıla ihtiyaç var. </strong></p><p class="">- Kovid sonrası talebi karşılamak için yapılan çalışmalar kısa vadede enerji talebi sorununu çözmez.</p><p class="">- Rusya, İran ve Venezuella’ya uygulanan kısıtlamalarda esneme olursa bir çözüm olabilir.</p><p class=""><strong>TÜRKİYE’NİN ENERJİSİNİ ENERJİ İTHALATI TÜKETİYOR</strong></p><p class="">Bize gelince;</p><p class="">- Arz güvenliği önemli.</p><p class="">- Petrol, doğal gaz ve kömür kaynakları bazında herhangi bir sorunumuz yok.</p><p class="">- Arızi durum olmazsa sıkıntı yaşamayız.</p><p class="">- Tüketimimiz bu yıl özellikle doğal gazda arttı.</p><p class="">- Şunu unutmayalım ülkemizde tükettiğimiz petrolün yüzde 92’sini ithal ediyoruz. Yüzde 8’ini üretiyoruz.</p><p class="">- Üretimimiz de çoğunlukla ağır petrol. Çıkartması daha pahalı. Ama çıkartıyoruz.</p><p class="">- Doğalgazda ithalatımız yüzde 99.</p><p class="">- Ama Karadeniz Sakarya Sahası’nda keşfettiğimiz doğal gazı 2023’ün hemen başında sisteme dahil edeceğiz.</p><p class="">- Yıl sonuna kadar kıyı ile denizdeki Sakarya Sahası’nı borularla birbirine bağlayacağız.</p><p class="">- Saha kıyıdan 170 km açıkta. Derinlik 2 bin 200 metre 2.200 metre deniz tabanından sonra 2 bin 2 bin 500 metreye kadar daha iniyoruz.</p><p class="">- Önce 10 kuyu, sonra 40 kuyu açacağız.</p><p class="">- 2026/27’de maksimum seviyeye çıkacağız. O zaman hanelerimizde kullanılan doğal gazın tamamını biz kendimiz üretmiş olacağız.</p><p class="">- Yaptığımız işin çoğunluğu denizin altında olduğu için görünmüyor. Şu anda çoğu mühendis 5 bin 200 kişi gece gündüz çalışıyor.</p><p class="">- Karadeniz’in dibinde hidrojen sülfür var. Asitik ortam nedeniyle hayat yok. Asitik ortam nedeniyle özel boru döşeniyor. Ve deniz açıkta çok derin uçurumlar içeriyor. O yüzden şu anda denizin altında tepelerin üstlerini tıraşlıyoruz, çukurları dolduruyoruz. Sonra boruları deniz dibine sabitleyeceğiz.</p><p class="">- Petrol ve doğal gaz endüstrisi küresel bir sektör. O yüzden bazı hizmetlerde uzmanlaşmış küresel firmalar var. Biz de onlardan hizmet alıyoruz. Ama tersine göç de yaşanıyor. Uzman birçok vatandaşımız yurt dışından geldi ve bu projede çalışıyor.</p><p class="">- Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından petrol üretimimi 40 bin varilden 60 bin varile çıkartıldı. Özel sektörün üretimi ise 15 bin varil civarında.</p><p class="">- Terörden arındırılmış bölgelerde hem arama faaliyetleri var hem de üretime başlayan kuyularımız var. Örneğin Gabar’daki Şehit Esma Çelik adına açılan sahada şu anda 2 kuyu faaliyette.</p><p class="">- Daha önce açılıp kapatılmış kuyularda da yeniden arama yapılacak.</p><p class="">- Türkiye’de fay hatları nedeniyle petrol damarlarımız çatlamış. Dolayısıyla o çatlaklardan sızındı olduğu için petrol başka yerlere kaçmış.</p><p class="">- Türkiye’nin geçen yıl 51 milyar dolarlık enerji ithalatı olmuştu. Bu yıl 90-100 milyar dolar civarında bir ithalatımız olacak.</p><p class="">- Hanelerde kullanılan doğal gazda devlet sübvansesi 70 seviyesinde.</p><p class="">- Geçen yıl 100 milyar lira civarında devlet desteği oldu.</p><p class="">- Bu yıl rakamın 200 milyar lira civarında olması tahmin ediliyor.</p><p class="">- Elektrikte başlayan kademelendirmede. Birinci kademeye yani düşün enerji tüketimi ve ucuz elektrik kullananların oranı yüzde 75. Yüzde 25’lik bir grup ikinci kademeden ödeme yapıyor.</p><p class=""><strong>Sayın Bakan’a, enerji fiyatlarının daha da ucuzlatılması için bu dönemde zenginleşen diğer sektörlere ek vergi düşünüp düşünmediklerini de sorduk. Önerimizi, Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Nebati’ye ileteceğini söyledi.</strong></p><p class="">Son sözümüz şu olsun: Türkiye ithalatında ana kalem enerji. Hiç olmazsa hane halkını ilgilendiren kısmıyla yani <strong>“ücretli ve dar gelirliler”</strong> başta olmak üzere hane halkının enerji tüketimine ödediği maliyeti azaltmak için <strong>“Zenginden alın, fakire verin!”</strong></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/enerji-uretiminde-umutlandik-tuketimdeki-maliyette-fakir-fukara-icin-yeni-formuller-gerekli-2063254</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 21 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erken seçim barometresi neyi gösteriyor?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erken-secim-barometresi-neyi-gosteriyor-2063225</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erken-secim-barometresi-neyi-gosteriyor-2063225" rel="standout" />
      <description>CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu“Kasım’da seçim var”dedi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “hayır, Kasım’da seçim yok” diye cevap verdi.Erdoğan, “Ya adaylığını açıkla, ya adayını” diye meydan okudu; Kılıçdaroğlu, “Televizyon kanalların var, orada sana cumhur-başkanı adayının kim olacağını açıklayacağım” diyerek topu taca gönderdi.Nereye gitsek karşısında Ankara gazetecisi bulan, soruyor.Erken seçim var mı diye.Bu sorunun, net bir cevabı olmaz, olamaz.Ama iyi bir takip, biraz tecrübe, biraz da analiz yeteneğinize</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1289593426&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1289593426&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1289593426&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p data-embed="" class="">CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu <strong>“Kasım’da seçim var”</strong> dedi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “hayır, Kasım’da seçim yok” diye cevap verdi. </p><p class="">Erdoğan, “Ya adaylığını açıkla, ya adayını” diye meydan okudu; Kılıçdaroğlu, “Televizyon kanalların var, orada sana cumhur-başkanı adayının kim olacağını açıklayacağım” diyerek topu taca gönderdi. </p><p class="">Nereye gitsek karşısında Ankara gazetecisi bulan, soruyor.</p><p class="">Erken seçim var mı diye. </p><p class="">Bu sorunun, net bir cevabı olmaz, olamaz. </p><p class="">Ama iyi bir takip, biraz tecrübe, biraz da analiz yeteneğinize bağlı olarak kestirmelerde bulunabilirsiniz. </p><p class="">Hatırlayalım. </p><p class="">Bir önceki Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimi, 3 Kasım 2019’da yapılacak iken, 24 Haziran 2018’e alınmıştı. </p><p class="">Öncesinde erken seçimin ayak sesleri duyuluyor muydu?</p><p class="">Evet, duyuluyordu. </p><p class="">İki temel gerekçesi vardı bu kararın. </p><p class=""><strong>1-Dönemin ekonomi yönetiminde yer alan isimlerin 3 Kasım 2019’a endeksli bir takvimin ekonomiyi negatif yönde etkileyeceği, 2018’in 2019’a göre hem ekonomik veriler, hem de ‘öngörülebilirlik’ anlamında daha elverişli olacağı görüşünde mutabık kalması, </strong></p><p class=""><strong>2-Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarını darbe dahil türlü türlü yöntemlerle değiştiremeyen ulusal ve uluslararası dinamiklerin, başka çare kalmadığı düşüncesiyle bütün motivasyonlarını 3 Kasım 2019 seçimleri üzerinde teksif etmiş olmaları. </strong></p><p class="">24 Nisan’da seçim kararını açıklayan Erdoğan’ın o konuşmasında, <strong>“3 Kasım’ı aradan çıkarmak” </strong>şeklinde bir ifade kullanması, kararın bir gerekçesini de böyle bir tespite dayandırmasıyla ilişkiliydi. </p><p class="">Sonradan geriye doğru bakıldığında, Cumhur İttifakı’nın erken seçim kararında isabet ettiği anlaşıldı. </p><h2>2018’DEKİ ŞARTLAR BUGÜN İÇİN DE GEÇERLİ Mİ? </h2><p class="">Peki, aynı şartların günümüz için de geçerli olduğunu söylemek, düşünmek mümkün mü? </p><p class="">Kestirmede bulunmak için analiz yapmak gerekir. </p><p class="">Günümüzün şartlarıyla 2018 şartları arasında evet bazı benzerlikler var.</p><p class="">Bir defa, uluslararası bir takım güç odaklarının, Erdoğan’ın Türkiye’nin milli egemenliğini önceleyen Ankara merkezli bağımsız dış politika anlayışına son verip, Türkiye’yi yeniden<strong> ‘dizginleri ele alınmış’</strong> bir ülke haline getirmek için bir iktidar değişikliğini 2019’dan daha fazla arzu ettiği kanıtlarıyla ortada. </p><p class="">ABD Başkanı Joe Biden’ın 2019 sonunda Başkanlık adaylığı için yola koyulduğu sıralarda yaptığı açıklama arşivlerde duruyor. </p><p class="">Ne demişti, hatırlatalım: </p><p class=""><strong>“Bence yapmamız gereken ona (Tayyip Erdoğan’a) karşı farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefetin liderlerini destekle-diğimizi açık şekilde belirtmeliyiz.</strong></p><p class=""><strong>“Ama hâlâ, geçmişte yaptığım gibi, onlarla (muhalefet) doğrudan iletişimde olup, hâlâ var olan unsurlarını destekleyip onları Erdoğan’ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz. Darbe ile değil, darbe ile değil, seçimle.”</strong></p><p class="">Başkan olduktan sonra, açıktan böyle şeyler söylememeye özen göstermiş olsa da, Biden’ın aldığı <strong>‘aksiyonlar’</strong>, Türkiye’de tam da şu yukarıdaki sözleri ile uyumlu şekilde hareket ettiğine işaret ediyor. </p><p class="">(Örnek mi? Ankara’ya gönderdiği<strong> ‘siyaset kökenli’</strong> yeni büyükelçinin işe başlar başlamaz, muhalefet liderleri arasında mekik dokuması) </p><h2>EKONOMİYLE İLGİLİ GEREKÇELER, 2018’E GÖRE FARKLILIK ARZ EDİYOR</h2><p class="">Ekonomiyle ilgili duruma bakınca, tam olarak öyle olmasa da, 2018’deki dinamiklerin tersi bir durum olduğu yorumu yapılabilir. </p><p class="">İktidar açısından seçimlere daha rahat bir ortamda girebilmek için, enflasyonun ateşini düşürmek, sabit ve dar gelirli milyonları enflasyona ezdirmemek adına adımlar atmak önem taşıyor. </p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhur İttifakı’ndaki ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli ile son görüşmesinin ardından, ekonomik verilerin 2023’ün ilkbaharında daha iyi olacağına dair yaptığı açıklamalar, o görüşmede seçimlerin vaktinde yapılması yönünde bir eğilimin ortaya çıktığına işaret ediyor olabilir. </p><h2>BÜYÜK PROJELERİN DEVREYE GİRMESİNİ BEKLEMEK </h2><p class="">Seçimlerin zamanında yapılacağı tezini güçlendiren iki gerekçe daha var: </p><p class=""><strong>1-Milyonlarca insana, “Hayal bile değildi, gerçek oldu” dedirtecek türden büyük bazı projelerin 2023 başında devreye girecek olması (Örneğin, Karadeniz gazının evleri ısıtmaya başlaması, yerli otomobilin yollara çıkması vs). </strong></p><p class=""><strong>2-Nisan ayında Meclis’ten geçen seçim kanununun uygulanabilmesi için Anayasaya göre üzerinden bir yıl geçmesi gerekliliği. </strong></p><p class="">Uluslararası dinamiklerin, Türkiye’de iktidar değişikliği için yaptığı hesapları boşa çıkarma adına seçim takvimine dair <strong>‘sürpriz etkisini’</strong> her daim akıllarda tutmakta fayda var. </p><p class="">Ancak şu an için diğer bütün dinamikler, seçimlerin zamanında yapılacağına işaret ediyor. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erken-secim-barometresi-neyi-gosteriyor-2063225</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 18 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karabağ azat olduktan sonra Azerbaycan’a gelen dirlik</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/karabag-azat-olduktan-sonra-azerbaycana-gelen-dirlik-2063215</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/karabag-azat-olduktan-sonra-azerbaycana-gelen-dirlik-2063215" rel="standout" />
      <description>BAKÜBu köşeyi takip edenler, Azerbaycan’ın öz toprağa Karabağ’ı özgürleştirmek için verdiği mücadeleyi ve sonrasındaki büyük zaferi nasıl bir coşku ile takip ettiğimizi bileceklerdir.Savaştan sonra yine yolumuz Bakü’ye, Azerbaycan’a düştü. Siz bu satırları okuduğunuz saatlerde muhtemelen Azatlık Meydanı’ndan yola çıkıp Şehitlik’e selam verip, Karabağ’a ve elbet Kafkasların kadim şehri Şuşa’ya ulaşmış olacağız.Şuşa, Dağlık Karabağ’ın kilididir. Şuşa, Azerbaycan’ın kültür başkentidir!O yüzdendir ki</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288872097&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288872097&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288872097&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class=""><strong>BAKÜ</strong></p><p class="">Bu köşeyi takip edenler, Azerbaycan’ın öz toprağa Karabağ’ı özgürleştirmek için verdiği mücadeleyi ve sonrasındaki büyük zaferi nasıl bir coşku ile takip ettiğimizi bileceklerdir.</p><p class="">Savaştan sonra yine yolumuz Bakü’ye, Azerbaycan’a düştü. Siz bu satırları okuduğunuz saatlerde muhtemelen Azatlık Meydanı’ndan yola çıkıp Şehitlik’e selam verip, Karabağ’a ve elbet Kafkasların kadim şehri Şuşa’ya ulaşmış olacağız.</p><p class="">Şuşa, Dağlık Karabağ’ın kilididir. Şuşa, Azerbaycan’ın kültür başkentidir!</p><p class="">O yüzdendir ki Paşinyan işgal günlerinde, Çıdır Düzün’de yanına aldığı Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile raks etmiş, böylece sadece Azerbaycan Türklerinin değil bizlerin de tepkisini çekmişti.</p><p class="">O yüzdendir ki Azerbaycan kesin zaferini Şuşa’yı azat ettikten sonra ilan etmiş ve o gün Cumhurbaşkanı<strong> İlham Aliyev, “N’oldu Paşinyan” </strong>diye seslenerek, Çıdır Düzü’ndeki raksa gönderme yapmıştı.</p><p class="">O günden sonra Karabağ’ın ihya ve imarı devam ediyor.</p><p class="">Aynı zamanda Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri mesafe alıyor. Özellikle Laçin koridoru ve Zengezur koridoru konusunda varılan mutabakat her geçen gün ağır da olsa uygulamaya konuluyor.</p><p class="">Laçin koridoru Hankendi ile Ermenistan’ı yani Dağlık Karabağ’daki Ermenilerle Ermenistan’ı birbirine balarken, Zengezur koridoru da inşallah Nahçıvan ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak.</p><p class="">O koridora hem demiryolu hem kara yolu yapılacak. Böylece sadece Azerbaycan özerk Nahçıvan toprağına karadan bağlanmış olmayacak Türk dünyası, Türkiye ile de buluşacak.</p><p class="">Bu arada Türkiye -Ermenistan ilişkilerinin, yavaş da olsa normalleşmesinden de memnun olduğumuzu burada zikredelim.</p><p class="">***</p><p class=""> “Şuşa’da tarihi binalarımızı yıktılar, yaktılar. Türk izlerini sildiler. Onları yeniden imar ediyoruz. <strong>Şuşa’da yeniden ezan sesi duyacağız”</strong> demişti <strong>Aliyev</strong>, 2020’nin Kasım ayında. Şimdi Şuşa’da ezan sesi duyuluyor. Ama şehrin imarı uzun sürecek. Çünkü Ermeniler yakıp yıkıp çekip gittiler. Sadece Şuşa mı? Hayır, Fuzuli de Gubatlı’da, Ağdam’da, Zengilan’da da aynısını yaptılar.</p><p class="">Ama Şuşa’nın anlamı çok daha farklı. Dedik ya kültür başkenti Azerbaycan’ın. Aynı zamanda Dağlık Karabağ’ın merkezi Hankendi’nin kapısı. Aynı zamanda coğrafyası nedeniyle azat edilmesi en zor şehir.</p><p class="">Bizim için bir anlamı daha var Şuşa’nın. Şuşa <strong>Har-ı Bülbül’</strong>ün vatanı.</p><p class="">Sadece Şuşa’nın<strong> Çıdır Ovası</strong>’nda yetişen <strong>Har-ı Bülbül</strong> şiirlere de konu olmuştu. Bu köşede o şiirleri de paylaşmıştık sizlerle.</p><p class="">Şimdi Karabağ zaferinin destanı yazılıyor Bakü›de. Onlardan bir tanesini şair ve siyasetçi Sabir Rüstemhanlı yazdı bile.</p><p class=""><strong>KARABAĞ ZAFERİ, AZERBAYCAN’A DİRLİK GETİRDİ</strong></p><p class="">44 gün süren “Karabağ’ı özgürleştirme harekâtı” Azerbaycan’a birlik ve dirlik getirmiş.</p><p class=""><strong>Daha önce yıllarca geldiğim bu topraklarda 1’inci Karabağ Savaşı’nın travması yaşanıyordu. Her bulunduğumuz mecrada Ermeni mezalimi ve işgali anlatılıyor. Öfke, hüzün ve çaresizlik etrafından dönen tartışmalar yaşanıyordu.</strong></p><p class=""><strong>Bugünse, tam tersi, Azerbaycan’ın kutlu zaferi etrafında, mutluluk ve özgüven tartışmalarına şahitlik ediyoruz.</strong></p><p class="">Oysa savaştan hemen önce Azerbaycan siyasetindeki değişimin ülkeye ne kazandırıp ne kaybettireceği tartışılıyordu.</p><p class="">O tartışmalar sona ermiş, <strong>İlham Aliyev liderliğinde ittifak edilmiş.</strong></p><p class="">Türkiye-Azerbaycan ilişkileri iki devlet adamının özenli ilişki biçimi ve onların adımlarına ayak uyduran bürokratlar ve siyasetçiler sayesinde olağan üstü günler geçiriyor.</p><p class="">Karabağ’ın özgürleştirilmesi sırasında Türkiye’nin aldığı rolün Azerbaycan’da her kesim tarafından layıkıyla bilindiğini görüyoruz.</p><p class="">Aynı tutum, medyada da söz konusu. Anadolu Yayıncıları Derneği’nin organize ettiği Anadolu’dan Karabağ’a isimli panel bundan 5 yıl önce düzenlenen Kerkük’ten Karabağ’a paneline de bir atıftır.</p><p class=""><strong>5 yıl önce o panelde konuşurken, “Karabağ’ın yeniden özgürleşme hayalini kurmuş” ama açıkçası o hayalin nasıl gerçekleşeceği konusunda bir fikir beyan edememiştik.</strong></p><p class=""><strong>Ama bugün Azerbaycan ve Türkiye’nin güçlü siyasi liderlerinin kararlılığı ve Azerbaycan Türklerinin kahramanlığı ile Karabağ özgür.</strong></p><p class="">***</p><p class="">Özgürleşmiş Karabağ’ın özgürleşmiş Zengezur koridoru açıldığında daha önce söz verdiğimiz gibi inşallah arabamızla İstanbul’dan çıkıp Nahçıvan’a uğrayıp Bakü’de İçeri Şeher’deki Kaynana’da çay içeceğiz. Masamızda ceviz, incir, erik reçeli de olacak. Tıpkı bu yazıyı yazdığımız Yeni Çağ Medya grubunun çalışma ofisinde masamızda olduğu gibi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/karabag-azat-olduktan-sonra-azerbaycana-gelen-dirlik-2063215</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 17 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TFF yönetimine somut öneriler</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/tff-yonetimine-somut-oneriler-2063219</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/tff-yonetimine-somut-oneriler-2063219" rel="standout" />
      <description>Türk futbolunun sorununun kişilerle ilgili olmadığını geçmiş 30 seneden öğrenmiş olduk. Dolayısıyla kim başkan olmuş, kim yönetim kurulunda olmuş çok fark etmeyeceğini hepimiz biliyoruz…Öncelikle bir yer problemi var Türk futbolunun.Ne olmak istiyoruz? Nüfus, mevcut kulüplerin içinde bulunduğu borç batağı ve içerideki yarışın çirkinliği bize yakın zamanda üst klasman hedefi koymanın imkansız olduğunu gösteriyor. Hal böyle iken en makul hedef Avrupa’nın yetiştiricisi olmak…Avrupa’nın en genç ve yoğun</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288918198&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288918198&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288918198&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Türk futbolunun sorununun kişilerle ilgili olmadığını geçmiş 30 seneden öğrenmiş olduk. Dolayısıyla kim başkan olmuş, kim yönetim kurulunda olmuş çok fark etmeyeceğini hepimiz biliyoruz…</p><p class="">Öncelikle bir yer problemi var Türk futbolunun.</p><p class="">Ne olmak istiyoruz? Nüfus, mevcut kulüplerin içinde bulunduğu borç batağı ve içerideki yarışın çirkinliği bize yakın zamanda üst klasman hedefi koymanın imkansız olduğunu gösteriyor. Hal böyle iken en makul hedef Avrupa’nın yetiştiricisi olmak…</p><p class="">Avrupa’nın en genç ve yoğun nüfusuna sahip ülkesiyiz. Oyuna ilgimiz hala canlı ama oyuncu yetiştirmenin ciddi bir yatırım gerektiğine ikna olmadık. Olmalıyız…</p><p class="">Geçtiğimiz günlerde Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın milli takım teknik direktörü olduğu dönemde uygulamaya çalıştığı bir proje ile işe başlayabiliriz mesela. Tüm Süper Lig kulüplerinin altyapı sisteminin Avrupa’da daha önce Belçika gibi ülkelerde uyguladığı standart geliştirme hamlesi. Hoca milli takımdan ayrılınca bu iş de (her zaman olduğu gibi) yarım kalmış.</p><p class="">Ligde yer alan takımların kadrolarındaki yerli sayısı ile oynamanın oyuncu gelişimi açısından diğer faktörler devreye koyulmadan hiçbir işe yaramadığının farkındayız. Bizzat ülkede neredeyse tüm profesyoneller dile getiriyor. Sergen Yalçın’dan Fatih Terim’e, Abdullah Avcı’dan Nuri Şahin’e birçok teknik adam bu konuda gayet net konuşuyor ve benzer cümlelerle tamamlıyorlar sözlerini; oyuncu gelişimi için yatırım gerekli…</p><p class="">Bu yatırım meselesini daha da somutlaştıralım. Diyelim ki yeni seçilen TFF gerçekten günlük tartışmaların dışına çıksa ve gerçekten Türk futbolunun olması gereken yetiştirici rolüne kavuşmasını sağlamak adına dese ki: ‘Önümüzdeki 5 yıl boyunca kulüplerin hak edecekleri yayın gelirlerinin yüzde 20’sine TFF olarak el koyuyorum. Bu paralar bizzat TFF ve hatta belki bakanlığın oluşturacağı bir kurul tarafından kulüplerin altyapı harcamalarına tahsis edilecek ve bu kurul bizzat işleyişi takip edecek.’ Bir an için düşünelim altyapıların tesis, barınma, beslenme, eğitim, yurt dışı turnuvalara katılım süreçleri bu ayrılan bütçe ve oluşturulacak yapı tarafından denetlense ve yönlendirilse 5 sene sonra yurt dışında kaç oyuncumuz olur?</p><p class="">Yöntem konusu tartışmaya açık ve onlarca farklı fikir geliştirilebilir. Esas önemli olan şu; bir standart ve yatırım. Bu ikisi olmadan isterseniz yabancı oyuncuyu tamamen yasaklayın sadece içerideki yetenekli oyuncuların büyük takımlara yüksek bonservisle transfer olduğunu göreceğiz.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/tff-yonetimine-somut-oneriler-2063219</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 17 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ekonomide madalyonun öbür yüzü</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ekonomide-madalyonun-obur-yuzu-2063210</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ekonomide-madalyonun-obur-yuzu-2063210" rel="standout" />
      <description>2021 yılının son aylarında tırmanışa geçen enflasyon ve hayat pahalılığı, 2022 ortasında da ekonominin bir numaralı sorunu olarak karşımızda duruyor.Enflasyon dışında, kur atakları ve CDS priminin artması nedeniyle borçlanma maliyetlerinin yükselmesini de, ikinci ve üçüncü sıradaki ciddi sorunlar olarak nitelendirmek mümkün.Burası böyle ancak ekonomiye salt bu çerçeveden bakarak‘kriz tellallığı yapmak’hiçbir şey değilse bile, Türkiye ekonomisinin büyüme ve dün açıklanan 5 aylık bütçe performansına</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288172977&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288172977&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1288172977&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">2021 yılının son aylarında tırmanışa geçen enflasyon ve hayat pahalılığı, 2022 ortasında da ekonominin bir numaralı sorunu olarak karşımızda duruyor.</p><p class="">Enflasyon dışında, kur atakları ve CDS priminin artması nedeniyle borçlanma maliyetlerinin yükselmesini de, ikinci ve üçüncü sıradaki ciddi sorunlar olarak nitelendirmek mümkün.</p><p class="">Burası böyle ancak ekonomiye salt bu çerçeveden bakarak<strong> ‘kriz tellallığı yapmak’ </strong>hiçbir şey değilse bile, Türkiye ekonomisinin büyüme ve dün açıklanan 5 aylık bütçe performansına haksızlık anlamına gelir.</p><p class="">Hazine ve Maliye Bakanlığı, her ayın ortasında o aya ait bütçe gerçekleşmelerini kamuoyuna duyuruyor.</p><p class="">Dün, Bakan Nurettin Nebati, mayıs ayı ve 2022’nin ilk 5 aylık dönemine dair güzel haberler verdi.</p><p class="">Aktaralım:</p><p class=""><strong>“2022 yılı Mayıs ayında 144 milyar lira bütçe fazlası, 161,9 milyar lira faiz dışı fazla verilmiştir. Böylece, yılın ilk 5 aylık döneminde toplam bütçe fazlası 124,6 milyar liraya, faiz dışı fazla ise 246,5 milyar liraya ulaşmıştır.”</strong></p><p class=""><strong>EKONOMİ BÜYÜDÜKÇE BÜTÇE PERFORMANSI GÜÇLENİYOR</strong></p><p class="">Bakanlığın internet sitesinde dün yayınlanan veriler üzerinden bazı rakamlar daha verelim ki, Türkiye ekonomisinin kapasitesine dair bilgilerimizi güncellemiş olalım.</p><p class=""><strong>1-2022 yılı bütçe gelirleri için 1 trilyon 472 milyar 583 milyon lira gelir elde edilmesi öngörülürken, ilk 5 ay içerisinde, 1 trilyon 84 milyar 391 milyon liralık bir seviye yakalanmış durumda. </strong></p><p class=""><strong>2-Buna karşılık 2022 bütçesinde 1 trilyon 750 milyar 957 milyon lira gider öngörülürken, ilk beş ayın sonunda 959 milyar 773 milyon liralık bir gider rakamı karşımıza çıktı. </strong></p><p class=""><strong>3-2022 yılı için oran olarak yüzde 3,5, rakam olarak 278 milyar 374 milyon liralık bütçe açığı öngörülürken, 5 ayın sonunda açık şöyle dursun, 124 milyar 618 milyon liralık ‘bütçe fazlası’ oluşmuş durumda. </strong></p><p class="">Bu rakamları bu şekilde aktarmanın şöyle bir önemi daha var:</p><p class="">Muhalefet çevreleri son haftalarda, kur korumalı mevduatın bütçeye olan yükünü anlatırken 150 milyar gibi bir rakamdan söz ediyor.</p><p class="">(Dün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 200 milyarı bulacak dedi)</p><p class="">KKM’nin bütçeye maliyeti elbette ciddiyetle takip gerektiren bir konu ancak, yukarıda aktardığım rakamların büyüklüğüne bakıldığında, 150 milyar liranın Hazine’nin takriben 15 günlük gelirine tekabül ettiği, bunun da finanse edilemeyecek bir seviyede olmadığı görülüyor.</p><p class="">(Mayıs ayı geliri: 317 milyar 753 milyon lira)</p><p class="">Kaldı ki, aralık ayında KKM uygulaması yerine faiz artırılarak doların düşürülmesi kararı alınsaydı, bu, hem devam eden ekonomik canlılığı sekteye uğratabilir, hem de faiz yükünü daha fazla artırabilirdi.</p><p class=""><strong>BÜTÇEDEN GELEN YÜZ GÜLDÜRÜCÜ HABERLER BÜYÜME PERFORMANSIYLA İLGİLİ</strong></p><p class="">Bütçe performansında yakalanan bu güzel ivmenin arkasında hiç kuşkusuz, hükümetin büyüme odaklı bir ekonomi programı yürütme kararlılığı var.</p><p class="">Dünya ile karşılaştırdığımızda, enflasyonda negatif ama büyümede pozitif şekilde ayrışıyoruz.</p><p class="">2021 yılını çift hanenin üstünde büyüyen sadece birkaç ülkeden biri olduk.</p><p class="">2022 yılının ilk çeyreğinde yakalanan 7,3 oranında büyüme ile de Avrupa üçüncüsü, dünya altıncısı olduk.</p><p class="">Büyüme kompozisyonuna bakıldığında da, elde edilen bu sonucun hemen hemen yarısının dış talep yani ihracat katkısıyla olması (yüzde 47), kaliteli bir büyüme performansının sergilendiği anlamına geliyor.</p><p class=""><strong>ERDOĞAN: İSTİHDAMDA TARİHİN EN YÜKSEK SEVİYESİNE ULAŞTIK</strong></p><p class="">Büyüme demek pastanın büyümesi demek.</p><p class="">Pastanın büyümesi demek, işsizliğini düşmesi, istihdamın kuvvetlenmesi demek.</p><p class="">Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında, son derece önemli bulduğum şöyle bir açıklama yaptı:</p><p class=""><strong>“Dünyanın içinden geçtiği süreçte insanlarımızın karşılaşabileceği en büyük problemin işsiz kalmak, evine aş götürememek olduğuna inanıyoruz... Bugün Türkiye istihdamda 30,4 milyon ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır.”</strong></p><p class="">Erdoğan’ın bu sözlerinin arkasını şu veriler dolduruyor:</p><p class="">Yüksek büyüme performansı sayesinde Nisan 2020’den, Nisan 2022’ye kadar 5 milyon yeni istihdam sağlandı.</p><p class="">3 yıl önce yüzde 15’ler seviyesini zorlayan işsizlik, yüzde 11,2’ye geriledi.</p><p class=""><strong>SIRA SABİT VE DAR GELİRLİLERİ ENFLASYONA KARŞI KORUMAYA GELDİ</strong></p><p class="">Enflasyon ortamında bu rakamlar, satın alma gücü düşen sabit ve dar gelirli geniş kitleler için heyecan verici olmayabilir.</p><p class="">Ancak unutulmamalı ki, bu kesimlerin enflasyona karşı kollanması bütçede oluşan imkanlarla mümkün olabilir.</p><p class="">Bu imkân oluştu ki, önceki gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, bunun rahatlığıyla şu açıklamayı yaptı:</p><p class=""><strong>“Önümüzde Temmuz dönemi var. Temmuz ayında bütün çalışanların yüzünü güldürecek bir düzenlemeyi de Türkiye gerçekleştirecek durumdadır.”</strong></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ekonomide-madalyonun-obur-yuzu-2063210</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 16 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mayıs ayı anketinde çarpıcı veriler var</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/mayis-ayi-anketinde-carpici-veriler-var-2063196</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/mayis-ayi-anketinde-carpici-veriler-var-2063196" rel="standout" />
      <description>Anket işini ciddi bir ekip ve kuralına uygun yöntemlerle yapan Areda Survey’in araştırmalarını bir süredir yakından izliyorum.Buradaki çalışmalar, Genel Müdür Yusuf Akın ve Prof. Dr. Ömer Çaha koordinatörlüğünde akademik uzmanların da dâhil olduğu bir ekiple yürütülüyor.Areda’nın 25-30 Mayıs 2022 tarihleri arasında‘istatiksel bölgeleme’sistemine göre seçilmiş 26 ilde toplam 2000 kişiyle yaptığı ankette, siyasi gelişmeler ve tercihlerle ilgili güncel eğilimleri yansıtan dikkat çekici veriler karşımıza</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1287511672&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1287511672&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1287511672&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Anket işini ciddi bir ekip ve kuralına uygun yöntemlerle yapan Areda Survey’in araştırmalarını bir süredir yakından izliyorum.</p><p class="">Buradaki çalışmalar, Genel Müdür Yusuf Akın ve Prof. Dr. Ömer Çaha koordinatörlüğünde akademik uzmanların da dâhil olduğu bir ekiple yürütülüyor.</p><p class="">Areda’nın 25-30 Mayıs 2022 tarihleri arasında<strong> ‘istatiksel bölgeleme’ </strong>sistemine göre seçilmiş 26 ilde toplam 2000 kişiyle yaptığı ankette, siyasi gelişmeler ve tercihlerle ilgili güncel eğilimleri yansıtan dikkat çekici veriler karşımıza çıkıyor.</p><p class=""><strong>MUHALEFETİN ORTAK ADAY ÇIKARACAĞINI DÜŞÜNENLERİN SAYISI DÜŞÜYOR</strong></p><p class="">Araştırmaların Mart, Nisan ve Mayıs karşılaştırmalarına bakıldığında, muhalefet cephesindeki adaylık ‘<strong>çalkantısının</strong>’ seçmen kanaatlerinde sert gidiş gelişlere neden olduğu görülüyor.</p><p class="">Ankete göre, Millet İttifakı’nın ortak adayla seçimlere gidebileceğine dönük inançta ciddi bir azalma var.</p><p class="">Şöyle ki;</p><p class="">Mart ayında ankete katılanların yüzde 72,2’si Millet İttifakı’nın ortak bir adayla seçimlere gideceğini düşünürken, iki ay gibi kısa bir süre sonra yapılan araştırmada bu oran yüzde 53,3’e gerilemiş durumda.</p><p class=""><strong>EKREM İMAMOĞLU HEM GÖZDEN, </strong><strong>HEM GÖNÜLLERDEN DÜŞMÜŞ GİBİ</strong></p><p class="">Areda’nın Mayıs araştırmasının<strong> ‘siyasi nabız’</strong> bölümünde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili sorulara gelen cevaplar, oransal anlamda çarpıcı veriler ortaya çıkarmış.</p><p class="">Diyebilirim ki İmamoğlu için ciddi anlamda hem gözden, hem de gönülden düşme durumu söz konusu.</p><p class="">Araştırmaya katılanların yüzde 64’ü, İmamoğlu’nun işini bırakıp Cumhurbaşkanı adaylığı için hazırlık yaptığı kanaatinde olduğunu ifade etmiş.</p><p class="">Kendisinin İstanbul’a hizmet vermeye odaklandığını düşünenlerin oranı ise yüzde 36 seviyesinde kalmış.</p><p class="">İmamoğlu’nun sahsıyla ilgili sorulara verilen cevaplarda da, negatif bir algının oluştuğu görülüyor.</p><p class="">Buna göre, yine yüzde 64,4’lük bir kesim, İmamoğlu’nun aşırı özgüvenli ve kibirli olduğunu değerlendirirken, mütevazı ve dürüst bir kişiliğe sahip olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 35,6 seviyelerinde çıkmış.</p><p class="">Hatırlayalım.</p><p class="">Ramazan Bayramı’nda Karadeniz Bölgesi’ne yaptığı gezi sırasında kendisine eşlik etmek üzere davet ettiği gazetecilerin kimliği gibi bana göre <strong>‘eften püften’</strong> gerekçelerle kendi mahallesinde hücuma uğrayan İmamoğlu, eleştirilere <strong>“Vız gelir tırıs gider” </strong>diye karşılık verince, bu eleştiriler yerini kelimenin tam anlamıyla bir <strong>‘mahalle dayağına’</strong> bırakmıştı.</p><p class="">Kendisi için biriktirilen umudun 3 yılın sonunda hayal kırıklığına dönüşmesinin bir<strong> ‘patlamasıydı’</strong> şeklinde yorumlanabilir o olanlar tabii.</p><p class="">40 gündür daha sakin sularda kalarak kendisine dönük <strong>‘mahalle içi’ </strong>öfkenin yatışmasını bekleyen İmamoğlu, belki yeniden toparlanıp adaylık potasına ismini yazdırabilir.</p><p class="">Ama şu an için, son üç yıl içindeki kariyerinin dip noktasında olduğu aşikar.</p><p class=""><strong>YÜZDE 52,5 CUMHUR İTTİFAKI, YÜZDE 47,5 </strong><strong>MİLLET İTTİFAKI’NIN ADAYI DİYOR</strong></p><p class="">Gelelim çok merak edilen diğer soruların cevaplarına.</p><p class="">2023 seçimleri için kısa bir süre sonra yıllar yerine ayları saymaya başlayacağız.</p><p class="">Aynı gün hem Cumhurbaşkanlığı, hem de TBMM seçimlerinin yapılacağı seçim günü, sonuçları itibarıyla sadece Türkiye’yi değil, uluslararası dinamikleri bile çok yakından etkileyebilecek bir öneme sahip.</p><p class="">Areda’nın Mayıs ayı araştırmasında bu bağlamda elde ettiği veriler, ekonomide ciddi bir enflasyon sorunu olmasına rağmen bu durumun siyasi tercihlerde, muhalefetin ümit ettiği güçlü değişimleri beraberinde getirmediği sonucu karşımıza çıkıyor.</p><p class="">Ankete katılanlara, “<strong>Bugün Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa hangi ittifaka oy verirsiniz”</strong> sorusu yöneltildiğinde, yüzde 52,5 Cumhur İttifakı’na, yüzde 47,5’i Millet İttifakı’nın adayına oy veririm diyor.</p><p class="">Bu sonucun 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarıyla tamı tamına örtüştüğünü ifade etmeme bilmem gerek var mı?</p><p class="">Seçim gününe kadar köprünün altından daha çok sular akıp gidecek muhakkak ama geride kalan 4 yıl içinde aynı köprünün altından o kadar çok su akıp gitmiş olmasına rağmen böyle bir tablo ile karşı karşıya olmamız bir hayli dikkat çekici olsa gerek.</p><p class=""><strong>MECLİS SEÇİMLERİNDE AVANTAJ MUHALEFETTE</strong></p><p class="">Son olarak, partilerin son durumunu yansıtan verileri paylaşayım.</p><p class="">Meclis seçimleriyle ilgili tercihler söz konusu olduğunda, Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili anket sonuçlarının aksine, 4 yıl içinde<strong> ‘zamanın gerçekten de ilerlediğine!’</strong> delalet eden bir tablo olduğunu görüyoruz.</p><p class=""><strong>“Bu Pazar bir genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz”</strong> şeklindeki standart soruya, cevap verenlerin oranına bakıldığına, toplam oylar bakımından muhalefetin bir adım önde olduğu görülüyor.</p><p class=""><strong>AK PARTİ:</strong> %36,6</p><p class=""><strong>CHP: </strong>%24,0</p><p class=""><strong>İYİ PARTİ: </strong>%12,8</p><p class=""><strong>HDP:</strong> %10,2</p><p class=""><strong>MHP:</strong> %10,1</p><p class=""><strong>ZAFER PARTİSİ: </strong>%2,3</p><p class=""><strong>DEVA PARTİSİ: </strong>%1,0</p><p class=""><strong>MEMLEKET PARTİSİ:</strong> %0,8</p><p class=""><strong>YENİDEN REFAH PARTİSİ:</strong> %0,8</p><p class=""><strong>SAADET PARTİSİ: </strong>%0,6</p><p class="">DİĞER: 0,9</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/mayis-ayi-anketinde-carpici-veriler-var-2063196</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 15 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Münbiç ve Tel Rıfat ile eş zamanlı olarak Süleyman Şah, Fırat’ın doğu kıyısındaki Karakozak’a taşınırsa</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/munbic-ve-tel-rifat-ile-es-zamanli-olarak-suleyman-sah-firatin-dogu-kiyisindaki-karakozaka-tasinirsa-2063191</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/munbic-ve-tel-rifat-ile-es-zamanli-olarak-suleyman-sah-firatin-dogu-kiyisindaki-karakozaka-tasinirsa-2063191" rel="standout" />
      <description>Suriye’nin kuzeyinde yeni bir operasyon için gün değil saat sayıyoruz.Tel Rıfat ve Münbiç’in hedefte olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dilinden duyduk.Rusya’nın bayrak gösterdiği bu iki bölge Fırat’ın batısındadır ve Türkiye’nin kırmızı çizgilerinden biridir.Tel Rıfat ve Mümbiç’teki YPG/PKK unsurları Rusya ile imzaladığımız Soçi Mutabakatı’na aykırı olarak orada.Ve bugün Rusya’nın Ukrayna’ya odaklanması ile birlikte bölgeden çekilmesi Türkiye’nin lehine sonuçlar doğuruyor.Rus birliklerinin Halep’e</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1286922415&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1286922415&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1286922415&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Suriye’nin kuzeyinde yeni bir operasyon için gün değil saat sayıyoruz.</p><p class="">Tel Rıfat ve Münbiç’in hedefte olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dilinden duyduk.</p><p class="">Rusya’nın bayrak gösterdiği bu iki bölge Fırat’ın batısındadır ve Türkiye’nin kırmızı çizgilerinden biridir.</p><p class="">Tel Rıfat ve Mümbiç’teki YPG/PKK unsurları Rusya ile imzaladığımız Soçi Mutabakatı’na aykırı olarak orada.</p><p class="">Ve bugün Rusya’nın Ukrayna’ya odaklanması ile birlikte bölgeden çekilmesi Türkiye’nin lehine sonuçlar doğuruyor.</p><p class="">Rus birliklerinin Halep’e indiğine dönük bilgiler geldiğine göre, boşluk oluşmadan Tel Rıfat ve Münbiç’e yönelmek gerekiyor.</p><p class="">Böylece YPG/PKK’nın Fırat’ın batısında hiçbir etkisi kalmayacak. Ve önemli bir eşik aşılmış olacak.</p><p class=""> Geriye, Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusunda Türkiye için tehdit olarak bulunan ve Amerikan korumasındaki teröristlerin sınırdan 30 km derinliğe indirilmesi kalıyor.</p><p class=""><strong>AMERİKA’NIN YPG/PKK İÇİN OLUŞTURDUĞU GÜVENLİ BÖLGEYE DE SIRA GELECEK</strong></p><p class="">Fırat’ın doğusunda YPG/PKK terör örgütü Amerika ile birlikte devriye atmaya devam ediyor.</p><p class="">Amerika hala terör örgütü <strong>YPG/PKK</strong>’yı, “güvenilir” ilan edip onlardan övgüyle söz ediyor.</p><p class="">Dahası, “Amerika bizim için değil terör örgütü için güvenli bölge oluşturmuş” görünüyor.</p><p class="">***</p><p class="">Bize göre dönemin Amerika Başkan Yardımcısı Pence’in Ankara’ya gelerek 17 Ekim 2019’da imzaladığı Ankara Mutabakatı, <strong>Coni ile teröristin kol kola Türkiye sınırında devriye attığı görüntünün servis edildiği gün bozulmuştu.</strong></p><p class="">Amerika’ya bir kez daha güven olmayacağını o gün görmüştük.</p><p class=""><strong>Ama Türkiye gücünü ve sınırlarını bilen bir ülke. Macera arayan bir ülke hiç değil. </strong></p><p class=""><strong>Uzun vadeli Amerikan stratejik hedefleri ile Türkiye’nin güvenliği asla uyuşmadığına göre…</strong></p><p class=""><strong>“Sulh” </strong>yolu ile çözmek için atılan “adım”da sonuna kadar sabrettik. Tıpkı Rusya ile vardığımız mutabakatta olduğu gibi.</p><p class=""><strong>OLASI OPERASYON AŞAMALARDAN SADECE BİR TANESİDİR</strong></p><p class="">Bir kez daha kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kalacağız. Ama bu kez, uluslararası ortam bizim için daha uygun.</p><p class="">Fırat’ın batısını Münbiç ve Tel Rıfat’ı kontrol ederek terör koridoruna kapatacağız, doğusunda ise Türkiye’nin istediği bir güvenli bölge oluşmadığı sürece bize rahat yok.</p><p class="">O yüzden bugün olması muhtemel operasyon son değil; aşamalardan sadece bir tanesidir.</p><p class=""><strong>BİZE “EŞME RUHU” DEDİKLERİNDE, AMERİKALILAR ANKARA’DA İKNA TURUNDAYDI</strong></p><p class="">Buradan bir önerim daha olacak. <strong>Fırat’ın doğu kıyısındaki Türkiye’nin sınır dışındaki tek vatan toprağı olan Karakozak’taki Şüleyman Şah Saygı Karakolu maalesef PKK elebaşı Öcalan’ın selamladığı “Eşme Ruhu”na kurban edilmişti! </strong></p><p class="">Süleyman Şah Saygı Karakolu (Türbesi) DEAŞ tehdidi gerekçe gösterilerek 2015 yılının şubatında bir gece ansızın boşaltıldı. Süleyman Şah ve 2 süvarisinin sandukaları Suriye Eşme’sine (YPG/PKK kontrolündeki bölgeye) nakledildi. Bu naklin yanlışlığını zaman içinde anladık.</p><p class="">Zaten daha sonra ortaya çıkan bilgiler işin vahametini gösterdi.<strong> Amerikalıların Süleyman Şah Türbesi’nin nakledilmesi için Ankara’da tam 7 kez Türk yetkililer ile görüştüğü ortaya çıktı</strong>. Yine hatırlarsanız, o dönemde <strong>“DEAŞ tehdidi var”</strong> denilirken aynı bölgeye M<strong>LKP terör örgütünün kamplarının kurulmasının yolu açıldı. YPG/PKK aynı hatta vaziyet aldı.</strong></p><p class="">Nakilden sonraysa bölgede Türkiye’nin hiçbir askeri faaliyeti söz konusu olamadı. Anlayacağınız büyük bir illüzyon gösterisi ile büyük bir zokayı hep birlikte yutmuş olduk.</p><p class=""><strong>EŞ ZAMANLI OLARAK SÜLEYMAN ŞAH, KARAKOZAK’A TAŞINIRSA…</strong></p><p class=""><strong>Şimdi ceddimiz Süleyman Şah’ın naaşının Karakozak’taki ikinci ebedi istirahatgahına naklinin tam zamanı olduğuna inanıyorum. </strong></p><p class="">Karakozak’ın şu anda Arapça konuşan ancak Karakeçili Yörüklerden oluşan ahalisinin de bu nakli heyecanla beklediğini biliyorum. Hem böylece Mümbiç’te bize verdiği sözü tutmayan Amerika’ya da iyi bir mesaj verilmiş oluruz.</p><p class="">Fırat’ın doğu kıyısında M4 karayoluna bakan yarımadadaki Süleyman Şah Saygı Karakolu Türkiye toprağıdır. Süleyman Şah’ın Suriye Eşme’sinden alınıp oraya nakli, Fırat’ın doğusuna yönelik niyetimizin de nişanesidir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/munbic-ve-tel-rifat-ile-es-zamanli-olarak-suleyman-sah-firatin-dogu-kiyisindaki-karakozaka-tasinirsa-2063191</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 14 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Suriye’ye operasyon için her şey hazır mı? Milli Savunma Bakanı Akar’a sordum</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suriyeye-operasyon-icin-her-sey-hazir-mi-milli-savunma-bakani-akara-sordum-2063163</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suriyeye-operasyon-icin-her-sey-hazir-mi-milli-savunma-bakani-akara-sordum-2063163" rel="standout" />
      <description>Perşembe günü, İzmir’de yapılan EFES-2022 tatbikatını izledikten sonra, bir grup meslektaşımızla birlikte Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la bir araya geldik.Batıda Yunanistan’la yaşanan gerilim, güneyde Tel Rıfat ve Münbiç için operasyon hazırlıkları, kuzeyde, Rusya ve Ukrayna’nın hububatını getirmek için yürütülen müzakere ve çalışmalar…Böylesi kritik bir dönemde, her üç başlıkta da ilerleyen sürecin tam göbeğinde yer alan Akar’ın, sorularımıza verdiği cevaplar bir hayli önem taşıyordu.Milli</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1285200007&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1285200007&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1285200007&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Perşembe günü, İzmir’de yapılan EFES-2022 tatbikatını izledikten sonra, bir grup meslektaşımızla birlikte Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la bir araya geldik.</p><p class="">Batıda Yunanistan’la yaşanan gerilim, güneyde Tel Rıfat ve Münbiç için operasyon hazırlıkları, kuzeyde, Rusya ve Ukrayna’nın hububatını getirmek için yürütülen müzakere ve çalışmalar…</p><p class="">Böylesi kritik bir dönemde, her üç başlıkta da ilerleyen sürecin tam göbeğinde yer alan Akar’ın, sorularımıza verdiği cevaplar bir hayli önem taşıyordu.</p><p class="">Milli Savunma Bakanı’nın sorularımıza verdiği cevapları özet halinde yazacağım ama o kısma geçmeden önce, tatbikatla ilgili bölümde konuşurken, TSK mensuplarının ülkenin güvenliği için nasıl bir adanmışlıkla işlerini yürüttüğünü anlatan Akar’ın şu sözlerini aktarmadan geçmek istemiyorum:</p><p class=""><strong>“Tatbikat kapsamında gördükleriniz TSK’nın günlük hayatında yaptığı işler. TSK’nın günlük faaliyetlerinde de uçaklar hedefleri vuruyor, arama tarama yapılıyor. Her gün bunlar yaşanıyor. Muharebe tecrübesi konusunda kimse Mehmetçiğin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin eline su dökemez.” </strong></p><p><img src="https://image.piri.net/resim/imagecrop/2022/06/10/05/47/resized_3b1f7-7082a73bacet.jpg" href="https://image.piri.net/resim//Resim/upload/2022/06/10/05/47/7082a73bacet.jpg" alt="" agency="" author="" data-width="795" data-height="600" class="pho-card-image" data-card-path="/resim/imagecrop/2022/06/10/05/47/resized_3b1f7-7082a73bacet.jpg" data-card-height="600" data-card-width="795"></p><p class=""><strong>“YUNANİSTAN 1922’DE ALTI BAŞBAKAN, BAKAN, GENELKURMAY BAŞKANI ASTI… TARİHE, COĞRAFYAYA BAKIN DİYORUZ”</strong></p><p class="">Milli Savunma Bakanı’yla sohbetimizin önemli bir bölümünde, Yunanistan’la yaşanan gerilim vardı.</p><p class="">Akar, bu bölümde, tarihe atıf yaptı, coğrafyaya atıf yaptı; 1919’a, 1922’ye atıf yaptı, Atina’ya <strong>‘kışkırtmalara gelmeyin’</strong> mesajı verdi.</p><p class="">Şu sözlerle:</p><p class=""><strong>“Proxy (vekâlet) savaşları yüz yıllardan beri devam eden bir şey. 1919’u hatırlayın. Ne haddine Yunanistan’ın tek başına buraya gelmesi. Yunanistan 1922’de altı başbakan, bakan, genelkurmay başkanını astı, ‘niye bizim başımızı belaya soktunuz’ diye. Kendi yöneticilerini. Biz de ‘tarihe, coğrafyaya, şartlara bakın, boyunuzu aşan işlere girişmeyin, herkesin telkin ve teşviklerine uymayın’ diyoruz.” </strong></p><p class=""><strong>YUNANİSTAN’DAKİ </strong><strong>ABD ÜSLERİ…</strong></p><p class="">Yunanistan’da artan ABD üsleriyle ilgili Bakan Akar’ın çizdiği çerçeve ise bu konuya dair Ankara’nın yaklaşımını özetlemesi bakımından önemliydi.</p><p class="">Biz de altını çizerek aktaralım:</p><p class=""><strong>“1980’de Türkiye-ABD arasında savunma ve ekonomik iş birliği anlaşması yapıldı. Bunun benzerini Yunanistan da yaptı. 2020’de bunu yenilediler. Bu çerçevede daha önce 5 olan üs sayısını artırdılar. Bunun en gündeme geleni de Dedeağaç. Dedeağaç’a yönelik LNG deposu, Avrupa’nın savunmasına ABD’nin desteği için lojistik merkezi olarak kullanılacağına yönelik resmi beyanlar var. Resmi olarak bunu söylüyor, görüntü de bunu gösteriyor. Bunu Yunanlar bir takım ifadelerle Türkiye’ye karşıymış gibi gösteriyor. Ancak bütün bunları bir tarafa bırakıp bir asker, bir diplomat gözüyle baktığınızda ‘Bu kesinlikle LNG ile alakalı, bizimle alakası yok’ diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. Her şey takip ve tedbir meselesi.”</strong></p><p class=""><strong>SURİYE’NİN </strong><strong>KUZEYİNE OPERASYON İÇİN ŞARTLAR OLGUNLAŞTI MI? </strong></p><p class="">Milli Savunma Bakanı Akar’a Suriye’ye operasyon hazırlıklarına dair sorular da yönelttik.</p><p class="">Akar,<strong> “Bu kadar konuşarak, açıklama yaparak harekât gerçekleştirilir mi”</strong> şeklindeki eleştirilere, <strong>“Siyasetin, uluslararası ilişkilerin çok çeşitli tarzları var”</strong> şeklinde bir ifade ile cevap verdi.</p><p class="">PKK/YPG terör örgütünün TSK’ya karşı Suriye Ordusu ile hareket edeceklerine yönelik söylemleri hatırlatıldığında, <strong>“Onların ne söylediğine değil, bizim ne yaptığımıza bakılmalı”</strong> diye konuştu.</p><p class="">Sözün bir yerinde Akar’a, “<strong>Operasyon için şartlar olgunlaştı mı”</strong> sorusunu yönelttim.</p><p class="">Şu cevabı verdi:</p><p class=""><strong>“Operasyon matematiktir, lojistiktir. Bunun hesabı, kitabı yapılır, yeri ve zamanı geldiğinde harekete geçilir. Bizim hedefimiz, amacımız teröristleri etkisiz hale getirmek. En son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar mücadelemiz devam edecek.”</strong></p><p class=""><strong>MONTRÖ’NÜN ÖNEMİ VE HUBUBAT KRİZİ</strong></p><p class="">Bakan Akar, Rusya/Ukrayna savaşı bağlamında konuşurken, Montrö’deki dengenin korunmasının çok önemli olduğuna değindi.</p><p class="">Son günlerin önemli bir konusu olan hububat meselesinin kapsamı ve Türkiye’nin rolüne dairse şu bilgileri paylaştı:</p><p class=""><strong>“Bu çalışmalar şu hususları kapsıyor; Ukraynalıların limandaki mayınları temizlemesi, limandan çıktıktan sonra belirli koridorlardan toplanma bölgesine girinceye kadar Ruslar tarafından eşlik edilmesi, olası mayınların temizlenmesi, ondan sonra da tercihen Türk unsurları tarafından ticari gemilerin emniyetli seyirlerinin sağlanması. Bir an önce işi sonlandırmak istiyoruz. Bizim hem Rusya hem Ukrayna ile yoğun görüşme trafiğimiz var. İki tarafın bazı çekinceleri var. Biz de aradaki çekinceleri ortadan kaldırmak için çalışıyoruz. Bu konuda umutluyuz.” </strong></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suriyeye-operasyon-icin-her-sey-hazir-mi-milli-savunma-bakani-akara-sordum-2063163</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 11 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İzmir’den Ege’nin öbür yakasına “Oğlum bak git” mesajı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/izmirden-egenin-obur-yakasina-oglum-bak-git-mesaji-2063149</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/izmirden-egenin-obur-yakasina-oglum-bak-git-mesaji-2063149" rel="standout" />
      <description>Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın davetiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeteneklerinin sergilendiği EFES-2022 tatbikatındayız.Akşamüzeri, gün batımına dakikalar kalmış.Yüksekçe bir tepeden, önümüzde deniz, solumuzda birazdan vurulacak olan çizili hedeflerin bulunduğu engebeli bir dağ, sinema salonunda az sonra başlayacak bol aksiyonlu bir savaş filmini bekler gibi beklemedeyiz.Beklenen an gelince, yapılan anonslarla birlikte tatbikat başlıyor.Havadan ATAK helikopterleri, denizden SAT komandoları,</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1284635671&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1284635671&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1284635671&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın davetiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeteneklerinin sergilendiği EFES-2022 tatbikatındayız.</p><p class="">Akşamüzeri, gün batımına dakikalar kalmış.</p><p class="">Yüksekçe bir tepeden, önümüzde deniz, solumuzda birazdan vurulacak olan çizili hedeflerin bulunduğu engebeli bir dağ, sinema salonunda az sonra başlayacak bol aksiyonlu bir savaş filmini bekler gibi beklemedeyiz.</p><p class="">Beklenen an gelince, yapılan anonslarla birlikte tatbikat başlıyor.</p><p class="">Havadan ATAK helikopterleri, denizden SAT komandoları, karadan keskin nişancılar, uçaktan indirilen paraşütçüler eş zamanlı olarak harekete geçiyor.</p><p class="">Helikopterler <strong>‘kuş sürüsü’ </strong>gibi önümüzden geçiyor.</p><p class="">F-16’ların bıraktığı bombalar, takriben 5-6 kilometre uzağımıza düşmesine rağmen, bulunduğumuz yeri gürültülü bir şekilde <strong>‘zangırdatıyor.’</strong></p><p class="">Müthiş bir dakiklik içerisinde, her şey önceden planlandığı gibi işliyor, hedefler, tam isabetle vuruluyor.</p><p class="">Gözlemci yahut fiili katılımla 37 ülkeden temsilcilerin hazır bulunduğu büyük bir tatbikat bu.</p><p class="">EFES tatbikatı yıllardır yapılıyor.</p><p class="">Ama bu sene, Ege’nin öbür yakasından gelen tehditlerin, sözlü dalaşmaların arttığı bir dönemde, buradaki askeri gövde gösterisinin taşıdığı anlam ortada.</p><p class="">Tatbikatın dünkü gündüz bölümünde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, yakın kurmayları ve Cumhur İttifakı’ndaki ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile birlikte hazır bulunması ve tatbikatı izlemesi zamanlaması bakımdan ayrıca dikkat çekiciydi.</p><p class="">Bakan Akar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sisam Adası’nın silüeti önünde yaptıkları konuşmalarda Atina’ya dönük sert uyarılar vardı.</p><p class="">Akar, <strong>“Yunanistan Türkiye Cumhuriyeti’ni utanmadan yayılmacılıkla suçlamaktadır. Bu, bir ikiyüzlülüktür” </strong>dedi.</p><p class="">Erdoğan ise Atina’ya <strong>“Kendinize gelin”</strong> mesajı verdi:</p><p class=""><strong>“Yunanistan’ı 1 asır önce olduğu gibi pişmanlıkla, hüsranla sonuçlanacak eylemlerden uzak durması konusunda ikaz ediyorum. Kendinize gelin.”</strong></p><p class=""><strong>MKE GENEL MÜDÜRÜ AKDERE: CUMHURBAŞKANIMIZ “YAPILMAYANI YAPIN” TALİMATINI VERDİ</strong></p><p class="">Çarşamba günü EFES-2022 tatbikatının yapılacağı bölgeye ulaştığımızda tatbikat saatinden önce, savunma sanayii ürünlerinin sergilendiği bölümü gezdik.</p><p class="">Burada, iki yıl önceki kurumsal değişim sonrası büyük hedeflere yelken açan MKE’nin (Makine Kimya Endüstrisi) Genel Müdürü Yasin Akdere ile sohbet ettik.</p><p class="">Akdere, bir Alman teknoloji firmasında uzun yıllar üst düzey görevler yürüttükten sonra Türkiye’de bu görevi üstlenmiş.</p><p class="">Nasıl bir heyecanla işine motive olduğunu, konuşmaya başladıktan sonra 5 dakika içinde anlıyorsunuz.</p><p class="">Esprili bir şekilde, <strong>“Askerliğimi bedelli yapmıştım. 17 ay borcum kalmıştı”</strong> diyor.</p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan ihracat odaklı yerli ve milli projeleri geliştirme anlamında büyük destek gördüklerini anlatıyor.</p><p class="">Erdoğan, net bir hedef koymuş önlerine, <strong>“Yapılmayanı yapın”</strong> biçiminde.</p><p class="">Devamını Akdere’nin sözleri üzerinden aktaralım:</p><p class=""><strong>“Talimat, ‘yapılmayanı yapın’ olunca, arkadaşlarımızla bir analiz yaptık. Kuvvet bizden ne istiyor, neye ihtiyacı var? Karşılanmasında sıkıntı çektikleri ürünler ne? Analizlerin sonunda gördük ki bizim 76 mm deniz topu projesine başlamamız gerekti.”</strong></p><p class="">Deniz topu deyince az duralım.</p><p class="">Altı ay kadar önce Bakan Akar’la bu topun test atışının yapıldığı Konya-Karapınar’daki törene katılmıştım.</p><p class="">Deniz Topu, donanmaların vazgeçilmezi olarak kabul ediliyor ve savaş gemilerinin ‘vurucu gücü’ olarak biliniyor.</p><p class="">Denizde yüzen her türlü savaş gemisine, fırkateyne lazım olan stratejik bir sistem bu.</p><p class="">16 kilometre menzili var, 60 saniyede 80 atış yapabiliyor.</p><p class="">Şimdiden iki ülkeden sipariş gelmiş. Seyir ve liman testleri de tamamlandıktan sonra envantere girecek hale gelmiş.</p><p class=""><strong>NE OLDU DA BU BAŞARILAR ELDE EDİLDİ?</strong></p><p class="">MKE Genel Müdürü Akdere, <strong>“11 fabrika kurduk, 12’nci fabrika yolda, çok büyük bir sürpriz olacak. Onu ben açıklayamam” </strong>diyerek heyecan verici bir başka haber daha veriyor.</p><p class="">Sohbetimiz sırasında Habertürk’ten Kübra Par, Akdere’ye, <strong>“Ne oldu da milli savunma teknolojilerinde bu kadar hızlı ilerledik”</strong> şeklinde bir soru yöneltti.</p><p class="">Akdere, soruya, kısa ve net bir cevap verdi:</p><p class=""><strong>“İrade gösterildi. Bize verilen güven, destek birçok şeyin önünü açtı.” </strong></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/izmirden-egenin-obur-yakasina-oglum-bak-git-mesaji-2063149</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 10 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bu kez biz değil IMF diyor: Kârlılığı fazla olanlardan ek vergi alın, dar gelirliye verin</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/bu-kez-biz-degil-imf-diyor-krliligi-fazla-olanlardan-ek-vergi-alin-dar-gelirliye-verin-2063151</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/bu-kez-biz-degil-imf-diyor-krliligi-fazla-olanlardan-ek-vergi-alin-dar-gelirliye-verin-2063151" rel="standout" />
      <description>Dünyadaki enflasyonist ortamın Türkiye’ye yansıması ağır oluyor. Fiyat artışları ve pahalılık dar gelirlileri, ücretlileri zorluyor. Bugün üç kuruşa aldığını yarın beş kuruşa almaya çalışanlar, ücretlerinin artırılması için bekliyor. Küçük esnaf ve ücretliler şu anki hayat pahalılığından en fazla etkilenen kesimler olarak dikkat çekiyor.Hükümet düzenleyici olarak devrede. Üzerine düşeni yapıyor. En son 3600 ek gösterge meselesinde 5 milyonu aşkın memur için yeni bir düzenleme yapıldı. Yürürlüğü</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1284463471&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1284463471&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1284463471&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Dünyadaki enflasyonist ortamın Türkiye’ye yansıması ağır oluyor. Fiyat artışları ve pahalılık dar gelirlileri, ücretlileri zorluyor. Bugün üç kuruşa aldığını yarın beş kuruşa almaya çalışanlar, ücretlerinin artırılması için bekliyor. Küçük esnaf ve ücretliler şu anki hayat pahalılığından en fazla etkilenen kesimler olarak dikkat çekiyor.</p><p class="">Hükümet düzenleyici olarak devrede. Üzerine düşeni yapıyor. En son 3600 ek gösterge meselesinde 5 milyonu aşkın memur için yeni bir düzenleme yapıldı. Yürürlüğü ise 1 Ocak 2023. Dar gelirliler için de yeni bir paket açıklandı.</p><p class=""><strong>“ZENGİNDEN ALIN FAKİRE VERİN” DEMEKTEN GERİ DURMAYACAĞIZ</strong></p><p class="">Bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır… 19 Mayıs 2021’den bu yana <strong>“zenginden alın fakire verin”</strong> başlığıyla defalarca yazı yazıp önerilerimizi sıraladık.</p><p class="">Bu bağlamdaki yazılarımızdan bir kısmında, “<strong>Bu dönemde zenginliklerine zenginlik katanlarımız için ek vergi”</strong> önerdik… Devletin serbest piyasa putunun boynuna ilmeği takması gerektiğine işaret ettik. Temel gıda ve tüketim mallarında tavan fiyat uygulaması gerektiğini söyledik. Fiyat artışlarına mutlaka devlet müdahalesinin gerektiğini belirttik.</p><p class=""><strong>DAR GELİRLİ VE ÜCRETLİLERİ KORUYAMAZSAK TOPLUMSAL BARIŞ BOZULUR</strong></p><p class="">Hükümetin, dar gelirli ve ücretlileri yani kervanda geride kalma ihtimali olanları korumaya dönük çalışmalarını hep destekledik. Çünkü geride kalma ihtimali olan kesimlerin sorunları çözülemezse iç barışımızın bozulacağını biliyoruz.</p><p class="">Bazen de gıdada fahiş fiyat artışlarının önüne geçilebilmesi için <strong> “Hal Yasası”</strong>nın çıkartılması gerektiğine vurgu yapıp…<strong> Gerektiğinde gıda ihracatına kota konmasını bile dile getirdik.</strong></p><p class=""><strong>“ZENGİNDEN ALIN FAKİRE VERİN” SÖZÜNDEN EN FAZLA KENDİSİNİ “SOL” OLARAK TANIMLAYAN KESİMLER RAHATSIZ OLDU</strong></p><p class="">Bu görüşlerimize en fazla itiraz, kendisini <strong>“sol”</strong> olarak tanımlayan çevrelerden geldi.</p><p class=""><strong>“Varlık vergisi” </strong>istediğimiz söylenerek <strong>“zenginlerimiz”</strong> kışkırtıldı. Tarım ihracatçısının ekmeğiyle oynadığımız öne sürülerek, çiftçilerimiz kışkırtıldı. Sanki lâyüselmiş gibi, <strong>serbest piyasa putu kutsanıp, “devletçi” </strong>olduğumuz bile söylendi.</p><p class=""><strong>Evet devletin, piyasaya müdahalesini savunmaya devam edeceğiz. </strong>Çünkü böyle bir dünya bunalımda devletler bu müdahaleyi yapmasa <strong>“tsunami gelir ve yıkıp geçer” </strong>gider. Enkazın en altında belki garibanlar kalır ama en üstünde de<strong> “tuzu kurular” </strong>kalır.</p><p class=""><strong>“Tuzu kuru” </strong>demişken… Bu memleketin tuzu kurularının kimler olduğunu görmek istiyorsanız, lütfen İSO’nun ilk 500 listesine bir daha bakın!</p><p class="">Siz bakmayın <strong>Metropol</strong>’ün yönlendirilmiş araştırmasına. Hani diyorlar ya, <strong>“Millete sorduk AK Parti zenginlerin partisi” </strong>sonucuna ulaştık diye.</p><p class=""><strong>O zaman sadece İstanbul’da, Esenler ile Bağcılar’daki AK Parti oyu ile Beşiktaş ve Kadıköy’deki CHP oyuna bir bakın yetsin. Bir de o ilçelerde yaşayan vatandaşlarımızın gelir durumuna bakın! </strong></p><p class="">Neyse devam edelim…</p><p class=""><strong>IMF: DAR GELİRLİYİ KORUYUN</strong></p><p class="">Dün <strong>Analiz gazetesinin</strong> manşetinde IMF’in bir raporu vardı. Raporu <strong>Sedat Yılmaz </strong>köşesine taşımış.</p><p class="">Başlık şu:</p><p class="">Fiyat artışları sürecek</p><p class="">Dar gelirliyi koruyun!</p><p class="">Spotta şu ifadeler var:</p><p class="">Uluslararası Par Fonu <strong>(IMF) </strong>raporunda, “(…)<strong> mutlaka dar gelirli kesimlere direkt nakit transferi yapılması veya yoksul kesimlerin hayatiyetini sürdüreceği bir ortamın oluşturulması” </strong>istendi.</p><p class="">IMF raporunda çok dikkat çekici bir bölüm daha var.</p><p class=""><strong>“Enflasyonist ortamda fazla kâr eden firmaların kalıcı olarak vergilendirilmesi sosyal dengenin bozulmasını engelleyecektir ve devlet için de önemli bir vergi kaynağı olacaktır.”</strong></p><p class="">Yani, “<strong>Bu dönemde zenginliğine zenginlik katanlara ek vergi koyun” </strong>diyor IMF raporu.</p><p class=""><strong>KİRA ARTIŞINA MÜDAHALE </strong><strong>BAŞLANGIÇ OLSUN</strong></p><p class="">IMF hükümetlere, fazla kâr edenlere ek vergi koyun önerisinde bulunuyor. Ayrıca bu dönemde geride kalma ihtimali olan kesimlere doğrudan nakit yardım yapılması gerektiğini söylüyor. Fiyat artışlarının devam edeceği ön görüsünde bulunuyor.</p><p class="">Bizim bir yıldır üzerinde durduğumuz hususlara da işaret ediliyor.</p><p class="">Bu bağlamda son söz olarak, fahiş kira artışlarının önüne geçmek için hükümetin yasal düzenlemesinin bir başlangıç olmasını bekliyoruz. Yakın gelecekte temel gıda ve tüketim ürünlerinin fiyatlarında da üst limitin belirlenmesi talebimizi yineliyoruz.</p><p class="">Kervanda geride kalma ihtimali olanları, desteklemeye devam. Yola devam. Geride kimseyi bırakmama iradesini sürdürmeye devam.</p><p class="">Zor ama imkânsız değil.</p><p class="">Ne dersiniz?</p><h2>İyiler önden gidiyor… Mevlana’yı Mevla’mıza yolculadık</h2><p class="">En son Ramazan Bayramı sabahı Süleymaniye’deki kuru fasulyecide görüşmüştük. Ve “bayram yazısında” şöyle bahsetmiştim:</p><p class="">“Bilenler bilir, Süleymaniye’nin hemen dışında kuru fasulyeciler ve çayhaneler var. Her bayram sabahı uzak yakın gelenler namazın hemen sonrasında orada buluşur.</p><p class="">Birçok tanıdık oradaydı. Yıllardır görmediğim <strong>Mevlana İdris</strong> de Vehbi Baysan da oradaydı. Hepimiz özlemişiz Süleymaniye’yi… Hepimiz özlemişiz, bayram sabahlarını… Hepimiz özlemişiz bayram sabahı çay-simidi.”</p><p class="">Mevlana beni görünce ayağa kalkıp o güzel tebessümüyle kucaklamıştı o gün. Nereden bilirdik ki o son tebessümmüş, son kucaklaşmaymış.</p><p class="">O iyi bir yol arkadaşıydı; şahidim. O iyi insandı; şahidim. O iyi bir babaydı; bilirim. O Müslümandı; şahidim.</p><p class="">Onu önceki gün Eyüp Sultan’ın huzurundan ahirete yolculadık. Melekler yoldaşı, mekânı cennet olsun.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/bu-kez-biz-degil-imf-diyor-krliligi-fazla-olanlardan-ek-vergi-alin-dar-gelirliye-verin-2063151</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 10 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özel bir teşekkür borcu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ozel-bir-tesekkur-borcu-2063155</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ozel-bir-tesekkur-borcu-2063155" rel="standout" />
      <description>Beşiktaş’ın altyapı kökenli genç oyuncularının sözleşme uzatma meselesi ile alakalı bir twit okurken şöyle bir geriye doğru hafızamı tazeledim. Bilhassa Galatasaray ve Beşiktaş’ta parlamış kulüpte büyümüş, kendini bulmuş ve önemli başarılara imza atmış oyuncuların geçmişte çoğu zaman kulübe para kazandırmadan gitmiş oldukları gerçeğini bazen unutuyoruz ki bazıları hala kulüplerin efsanesi… Sonra Trabzonspor’u düşündüm. Çok eleştirdiğimiz altyapı sistemini ve çoklukla endişe ettiğimiz “öz evlatçılığın</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">Beşiktaş’ın altyapı kökenli genç oyuncularının sözleşme uzatma meselesi ile alakalı bir twit okurken şöyle bir geriye doğru hafızamı tazeledim. Bilhassa Galatasaray ve Beşiktaş’ta parlamış kulüpte büyümüş, kendini bulmuş ve önemli başarılara imza atmış oyuncuların geçmişte çoğu zaman kulübe para kazandırmadan gitmiş oldukları gerçeğini bazen unutuyoruz ki bazıları hala kulüplerin efsanesi… Sonra Trabzonspor’u düşündüm. Çok eleştirdiğimiz altyapı sistemini ve çoklukla endişe ettiğimiz “öz evlatçılığın suistimale açık olma halini” bir de bu açıdan düşünmek ve Trabzonspor öz kaynağından yetişen tüm yıldızların hakkını teslim etmek farz gibi görünüyor.</p><p class="">Ali Kemal, Serdar, Hüsnü, Fatih, Gökdeniz, Yusuf… Bu oyuncuların hiçbiri Trabzonspor’a para kazandırmadan gitmeyi akıllarına bile getirmediler. Hatta Ogün ve Abdullah keza gitmek istemedikleri halde “kulübün menfaati için” gitmeye razı oldular. Selçuk İnan dışında bu gelenek Trabzonlu olmayıp Tarabzonspor’la yıldızı parlayan oyuncular için de geçerli. Mehmet Ekşi, Ahmet, Necdet, Küçük Orhan hatta en çok eleştirdiğimiz Yusuf bile Bursaspor’a bugün için hatırı sayılır bir bonservis ücretiyle gitmişti. Bu tablo bize birçok meselede olduğu gibi bunda da Trabzonspor için aynı nakaratı söyletiyor; “Benim derdim dermanım, bilen yok…”</p><p class="">Belki yakın çevrelerine diyorlardır ama şu an Trabzonspor’a takımın omurgasını oluşturan çocukların aldıkları ücretle ilgili kamuya tek bir şikayetlerini duymadık. Muhtemelen bunu söylemekten ar ediyorlar ve bu da bize bu konuda çok güçlü bir kültürün varlığını gösteriyor. Evet altyapının ve Trabzonsporluluk anlayışını birçok sorunu var. Mutlaka üzerine düşünmek, eleştirmek, çalışmak ve dönüştürmek gerekiyor ama öte yandan çok güçlü bir “biz” duygusu oluşturudğu ve bu konuda üç büyük İstanbul kulübünün çok önünde olduğu hem geçmişteki ağabeylerin hem de şimdiki çocukların hallerinden belli. Bu güçlü duygunun, ilişki yoğunluğunun yıpratıcı ve kolay alınganlıklara da sebep olabileceğini unutmadan cümleleri kurarken bu ihtimali de gözeterek (ki bu uyarıyı kendime de yapıyorum) Ali Kemal’den başlayıp Uğurcan, Abdülkadir’e kadar gelen bu zincire teşekkür edelim. Eyvallah, sayınız  da gücünüz de artsın eksilmesin taşsın dökülmesin….</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ozel-bir-tesekkur-borcu-2063155</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 10 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Düğüm, kördüğüme dönüyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/dugum-kordugume-donuyor-2063135</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/dugum-kordugume-donuyor-2063135" rel="standout" />
      <description>Muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarma arayışları, karar verici pozisyondaki genel başkanlar arasındaki görüş ayrılıkları yüzünden uzun süredir düğümlenmiş bir mesele olarak karşımızda duruyordu.CHP lideri Kılıçdaroğlu Maltepe mitinginde,“Mükemmel bir göreve talibiz”diyerek, aday adaylarının oluşturduğu tek sıra hizayı bozup bir adım öne doğru çıkınca, o düğüm, kördüğüme dönüşmüş oldu.Nasıl mı?Anlatayım.6’lı masada kalan 5 genel başkan, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına soğuk bakıyor. Özellikle</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1282994458&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1282994458&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1282994458&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarma arayışları, karar verici pozisyondaki genel başkanlar arasındaki görüş ayrılıkları yüzünden uzun süredir düğümlenmiş bir mesele olarak karşımızda duruyordu.</p><p class="">CHP lideri Kılıçdaroğlu Maltepe mitinginde, <strong>“Mükemmel bir göreve talibiz”</strong> diyerek, aday adaylarının oluşturduğu tek sıra hizayı bozup bir adım öne doğru çıkınca, o düğüm, kördüğüme dönüşmüş oldu.</p><p class="">Nasıl mı?</p><p class="">Anlatayım.</p><p class="">6’lı masada kalan 5 genel başkan, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına soğuk bakıyor. Özellikle ittifakın diğer büyük ortağı İYİ Parti’nin olumsuz yaklaşımı işleri çetrefilli bir halde tutuyor.</p><p class="">Oralardan bazen açıktan, bazen Kemal beyin anlayacağı şekilde adrese teslim ‘aday olma’ mesajları geliyor.</p><p class="">Geçenlerde partinin kuruluşundan beri Akşener’in çok yakınında bulunan üst düzey bir isimle yaptığım konuşmadan bazı kesitleri burada paylaşmıştım.</p><p class="">Bu bağlamla ilişkili olduğu için, İYİ Partili o ismin şu sözlerini tekrar hatırlatayım:</p><p class=""><strong>“Kemal Bey 6’lı masada itiraz olursa mecburen tek aday konusundan vazgeçecek. Ya kendinden vazgeçecek, ya da diyecek ki anlaşıldı tek aday çıkamıyor o zaman çoklu adaya geçelim diyecek. Çoklu adaya geçilince herkes kendi adayını çıkarır.”</strong></p><p class="">Görüldüğü üzere İYİ Parti çevreleri, çoklu aday seçeneğini ciddi bir şekilde denklemin içinde tutuyorlar.</p><p class="">Çok önceleri, Kılıçdaroğlu kendisi de, <strong>“Gerekirse ilk turda çoklu adayla seçimlere gidilir” </strong>restini çekmişti.</p><p class="">Gerçi bunu bir kere dillendirdikten sonra, arkasını getirmediği gibi, bütün konuşmalarında,<strong> ‘6’lı masanın belirleyeceği ortak aday’ </strong>fikri üzerinden açıklamalarda bulundu.</p><p class=""><strong>ÜST DÜZEY CHP YETKİLİSİ: GENEL BAŞKAN ALTILI MASAYI ZOR KURDU, KOLAY DAĞITMAZ</strong></p><p class="">Peki, CHP içinde, Kılıçdaroğlu’nun etrafında nasıl bir hava var?</p><p class="">Kılıçdaroğlu ile yakın bir teşrik-i mesai içinde olan ama yine isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan üst düzey bir CHP yetkili ile telefon konuşmamızda geçenlerin bir bölümünü aktarmak isterim.</p><p class="">Konuştuğum isme, “6’lı masa genel başkanınızı nasıl kabul edecek?” diye sorduğumda önce, <strong>“Onu bilemem ama CHP’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Masaya gidecek olan aday, Kemal Bey olacaktır” </strong>cevabını verdi.</p><p class="">Diyaloğumuzun devamı ise şöyle gelişti:</p><p class="">-İYİ Partililer, çoklu aday seçeneğini açık tutuyorlar. Buna siz ne dersiniz?</p><p class=""><strong>-Valla Kemal beyin adaylığı gönlünden geçirdiği muhakkak, istediği de muhakkak ama Kemal bey, masayı dağıtacak ya da işi çoklu adaya çevirecek bir işin içinde olur mu? Olmaz bence. </strong></p><p class=""><strong>-O zaman oradaki direnç devam ederse vazgeçebilir, öyle mi? </strong></p><p class=""><strong>-Kemal Bey masayı</strong> zor kurdu, kolay dağıtmaz.</p><p class="">Kılıçdaroğlu kapalı toplantılarda bile bu konuya hiç girmiyor.</p><p class="">MYK’da, başka platformlarda bir ipucu alabilir miyiz diye kendisinin<strong> ‘ağzına bakanlar’ </strong>boşa çaba harcıyorlar.</p><p class="">Konuştuğum isme, genel başkanınız birebir görüşmelerde de rengini belli etmiyor mu diye sorduğumda, “<strong>Yok, yok, Kemal bey her zamanki gibi ‘poker face’, biz de sizin gibi biraz merak içinde kalacağız, öyle görünüyor” </strong>cevabını aldım.</p><p class=""><strong>ADAYIN AÇIKLANMAMASI TAKTİK Mİ? MECBURİYET Mİ? </strong></p><p class="">En başta dediğimiz gibi, 6’lı masada Kılıçdaroğlu’nun adaylığına şu an için bir destek gözükmüyor.</p><p class="">Bir tek gizli ortak olarak HDP’nin desteğinden söz edilebilir tabi.</p><p class=""><strong>‘Yeni CHP’ </strong>ile HDP arasında bir<strong> ‘stratejik ortaklık’ </strong>durumu söz konusu.</p><p class="">Hadi canım diyenlere, CHP’nin bir süre önce çok temel bir konuda geleneksel tutumunu değiştirerek Irak ve Suriye tezkeresine HDP ile birlikte ‘Hayır’ oyu verdiğini hatırlatmak isterim.</p><p class="">Başka örnekler de verilebilir ama böylesi temel bir konuda böyle bir ortaklaşma söz konusu ise, bunun adına pekâlâ ‘stratejik ortaklık’ denebilir.</p><p class="">HDP de bunun farkındalığıyla Kılıçdaroğlu’nun adaylığına göz kırpıyor zaten.</p><p class="">6’lı masa toplantılarında adayın seçim takvimi belli olana kadar açıklanmaması yönünde bir karar alındığı biliniyor.</p><p class="">‘Adayın yıpranmaması adına’ denilen bu kararın iyi bir taktik olduğu düşünülebilir elbet.</p><p class="">Ancak, acaba asıl gerekçe bu mu?</p><p class="">Yoksa bu konuya girersek, gerilim artar, masa dağılır korkusu mu?</p><p class="">Bunlar daha çok tartışılacak.</p><p class="">Ancak şurası kesin:</p><p class="">Ortak bir adayla seçimlere gidilebilmesi için her şeyden önce ya Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ya da Meral Akşener’in mevcut görüşünü terk etmesi gerekecek.</p><p class="">Şimdilik ikisi de, ortadaki ipi kendilerine doğru germeye devam ediyorlar.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/dugum-kordugume-donuyor-2063135</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 08 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hükümet dar gelirlilere kaynak aktardıkça hop oturup hop kalkıyorlar</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/hukumet-dar-gelirlilere-kaynak-aktardikca-hop-oturup-hop-kalkiyorlar-2063124</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/hukumet-dar-gelirlilere-kaynak-aktardikca-hop-oturup-hop-kalkiyorlar-2063124" rel="standout" />
      <description>“Baba hırsız yakaladım. Getir oğlum. Gelmiyor. Sal gitsin. Gitmiyor”diye anlatılan güzel bir darbımeselimiz var.Tam da bugünlere uyan bir darbımesel.Neden mi?Çünkü;Aylardır hatta yıllardır,“Dar gelirliler geçinemiyor. Tarım sektörü çöktü. Çiftçi battı. Esnaf kan ağlıyor. Memur geçinemiyor. Karakış fonu kurun. Gelirleri artırın”diyerek muhalefet yapanlarımız bugünlerde dilini değiştirdi farkında mısınız?Birkaç gün önce çiftçinin hububat alım fiyatlarıyla ilgili beklentisine dönük haberler yapıldı.</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1282214308&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1282214308&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1282214308&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class=""><strong>“Baba hırsız yakaladım. Getir oğlum. Gelmiyor. Sal gitsin. Gitmiyor” </strong>diye anlatılan güzel bir darbımeselimiz var.</p><p class="">Tam da bugünlere uyan bir darbımesel.</p><p class="">Neden mi?</p><p class="">Çünkü;</p><p class="">Aylardır hatta yıllardır, <strong>“Dar gelirliler geçinemiyor. Tarım sektörü çöktü. Çiftçi battı. Esnaf kan ağlıyor. Memur geçinemiyor. Karakış fonu kurun. Gelirleri artırın” </strong>diyerek muhalefet yapanlarımız bugünlerde dilini değiştirdi farkında mısınız?</p><p class="">Birkaç gün önce çiftçinin hububat alım fiyatlarıyla ilgili beklentisine dönük haberler yapıldı. Ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan, buğday ve arpa alım ve prim fiyatını açıkladı.</p><p class="">Çiftçi memnun. Ama muhalefet sözcülerimiz değil. Şimdi bize “<strong>Bütçeye ne kadar yük getirecek? Bu verilen rakamların bütçede karşılığı var mı? Verilen rakamlar enflasyonu azdıracak”</strong> eleştirileriyle geliyorlar.</p><p class="">Türkiye’nin son çeyrekte büyüme rakamı yüzde 7,3. İhracatta yine rekor kırıldı. Bir ayda neredeyse 20 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşıldı.</p><p class="">Üretim çarkları harıl harıl çalışıyor. Faiz artırmamakta direnen bir hükümet var. Ve gerekçesi de <strong>“Faiz artırsaydık üretim dururdu. Çarklar durunca büyüme sağlanamazdı.”</strong></p><p class="">Çarkların döndüğü, üretimin devam ettiği bir ortamda enflasyon da azmış durumda. Fiyat artışlarının nedenleri nedir ya da enflasyon nasıl düşer meselesine kafa yoranlar aynı zamanda büyümenin devamına da kafa yoruyor.</p><p class=""><strong>ÜCRETLİ VE DAR GELİRLİ DIŞINDAKİLERİN GEÇİM DERDİ YOK</strong></p><p class=""><strong>Hal böyle olunca, ücretliler ve dar gelirliler dışındakilerin geçim derdinin olmadığını söylesek yalan olmaz.</strong></p><p class="">O halde dar gelirlinin gelirlerini artırma konusunda atılacak adımların desteklenmesi lazım öyle değil mi?</p><p class="">Muhalefet de sürekli olarak fakir fukaranın perişanlığına vurgu yapıyor. Tam da böyle bir atmosferde hükümet, 5 milyonu aşkın memur ve emekli için 3600 ek gösterge adımı atıyor. Çiftçinin özellikle de buğday ve arpa üreticisi çiftçinin desteklenmesi için geçen yıla oranla 3 kat fazla alım fiyatı veriyor.</p><p class=""><strong>Muhalefetimizi, “Kaynağın nerede? Bütçeye ek yük getiriyorsunuz? Enflasyonu daha da azdıracaksınız” diyerek ses yükseltiyor.</strong></p><p class=""><strong>VAADLERİN HAVADA UÇUŞTUĞU DÖNEMLER </strong><strong>GERİDE KALDI</strong></p><p class="">AK Parti’nin Türkiye siyasetine en büyük katkısı, siyaset yapma biçimini değiştirmiş olmasıdır. Benim yaşımda olanlar hatırlayacaktır, siyasette seçim dönemlerinde “vaatler” havada uçuşurdu.<strong> “Kim ne veriyorsa 5 lira fazlasını vereceğim”</strong> diyen bir Demirel vardı mesela. Yine, “<strong>Mazotu 1 lira yapacağım”</strong> diyenler de. Bu tartışmalar yaşanırken kimileri de <strong>“Kaynağın ne? Nasıl vereceksin”</strong> soruları soruyordu.</p><p class=""><strong>AK Parti, kurulduğu günden bu yana genellikle yapamayacağını vaat etmeyen bir politika güdüyor.</strong> Vaadini aksattığı olduğunda da gerekçesini halka anlatıyor. Verdiği sözleri tutuyor.</p><p class=""><strong>SOSYAL POLİTİKA MI SEÇİM YATIRIMI MI?</strong></p><p class="">Seçimlere bir yıl kaldı. Pandemi ve ardından Rusya-Ukrayna savaşı ile dünyada enflasyonist bir ortam oluştu. Gıda güvenliği ve tedariki artık ulusal güvenlik meselesi.</p><p class="">Böyle bir atmosferde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,<strong> “alım gücünü artıracak” </strong>adımları atmaya başlaması muhalefet cenahında <strong>“seçim yatırımı” </strong>olarak algılanıp, can yakıcı mesele siyaseten basite indirgeniyor.</p><p class="">Oysa daha düne kadar enflasyon, hayat pahalılığı, alım gücündeki düşüş üzerinden “millet açlık ve sefalet çekiyor” diyorlardı. Bugün dediklerine dönük “sosyal politikalar geliştiren” hükümeti popülizm ile suçluyorlar.</p><p class=""><strong>DAR GELİRLİLERİN ALIM GÜCÜNÜ ARTIRMAK KİMİN ZARARINA..!</strong></p><p class="">Bütün araştırmalarda halkın en önemli 3 gündeminden birincisi ekonomi. Hayat pahalılığı milletin birinci önceliği. Ekonomide özellikle ücretli ve dar gelirlilerin alım gücünün artırılması, enflasyona ezdirilmemesi konusunda atılacak her türlü adımın desteklenmesi gerekir. Muhalefet, halkı düşünüyorsa bu adımları daha da teşvik etmelidir.</p><p class="">Ama onlar, “seçim yatırımı” diyerek meseleyi baştan zehirliyorlar maalesef.</p><p class=""><strong>KERVANDA ZENGİN DE VAR FAKİR DE… İKTİDAR DA VAR MUHALEFET DE</strong></p><p class="">Her fırsatta dillendirdiğimiz hususu yeniden dillendirelim. Bu dönemde zenginleşenlerimiz oldu. Bu dönemde üretimini artıranlarımız oldu. Bu dönemde büyüyenlerimiz oldu. Aynı şekilde, bu dönemde daha da fakirleşenlerimiz oldu. Bu dönemde geride kalma ihtimali olanlarımızı sayısı arttı.</p><p class="">Bu kervan geride kimseyi bırakmadan da yürüyebilir. Şayet kazancına kazanç katanlarımız elini cebine atarsa, kervan yoluna devam eder.</p><p class="">Hükümet de “düzenleyici” olarak görevini yapıp, “zenginden alıp, fakire verirse” Türkiye düze çıkar.</p><p class="">Korkarım ki yarın hükümetin bu yönde atacağı adımlara ilk tepki yine muhalefetten gelir.</p><p class="">Oysa kervanda iktidarıyla, muhalefetiyle, zenginiyle, fakiriyle hepimiz varız.</p><p class="">Yanılıyor muyum?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/hukumet-dar-gelirlilere-kaynak-aktardikca-hop-oturup-hop-kalkiyorlar-2063124</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 07 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ekonomide gidişat nasıl? Son veriler nasıl okunmalı?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ekonomide-gidisat-nasil-son-veriler-nasil-okunmali-2063093</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ekonomide-gidisat-nasil-son-veriler-nasil-okunmali-2063093" rel="standout" />
      <description>Geride bıraktığımız hafta, ekonomiyle ilgili önemli bir takım verilerin açıklandığı bir hafta oldu.Bilindiği üzere hükümet, bir süredir‘büyüme’odaklı/hedefli bir ekonomi programı uyguluyor.2021 yılı toplamında yüzde 11’in üzerine çıkan büyüme performansıyla dünyada en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer aldık.2022 yılının ilk çeyrek rakamları, geçen yıl yakalanan ivmenin devam edip etmediğini göstermesi bakımından önem taşıyordu.İlk çeyrekte yakalanan yüzde 7,3’lük büyüme oranı ile dünyada 6’ıncı,</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1280637859&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1280637859&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1280637859&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Geride bıraktığımız hafta, ekonomiyle ilgili önemli bir takım verilerin açıklandığı bir hafta oldu. </p><p class="">Bilindiği üzere hükümet, bir süredir <strong>‘büyüme’ </strong>odaklı/hedefli bir ekonomi programı uyguluyor. </p><p class="">2021 yılı toplamında yüzde 11’in üzerine çıkan büyüme performansıyla dünyada en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer aldık. </p><p class="">2022 yılının ilk çeyrek rakamları, geçen yıl yakalanan ivmenin devam edip etmediğini göstermesi bakımından önem taşıyordu. </p><p class="">İlk çeyrekte yakalanan yüzde 7,3’lük büyüme oranı ile dünyada 6’ıncı, Avrupa’da 3’üncü olduk. </p><p class="">Bir başka sevindirici husus, büyüme kompozisyonunun da gayet sağlıklı olması. </p><p class="">7,3’lük büyümenin yüzde 47’si dış talep yani, ihracat üzerinden geldi. </p><p class="">Hafta içi açıklanan rakamlara göre, Mayıs ayında yüzde 15,22’lik artışla (19 milyar dolar) tüm zamanların en iyi aylık performansı sergilendi.</p><p class="">Ve dün, bardağın boş tarafında olup da, ekonominin negatif yönünü temsil eden enflasyon rakamları açıklandı. </p><p class="">Buna göre aylık bazda yüzde 2,98, yıllık olarak yüzde 73,50’ye yükselmiş olan bir enflasyonla karşı karşıyayız. </p><p class="">Şimdi de bu verilerin, su işleri iyi bilen bir isim tarafından yorumlanmasına sıra geldi. </p><p class="">Halen Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten AK Parti Bingöl milletvekili Cevdet Yılmaz, geçmişte AK Parti hükümetlerinde bakanlıklar yapan, ondan da önce ekonomi programları hazırlanırken <strong>‘mutfakta’</strong> önemli görevler üstlenen tecrübeli bir isim. </p><p class="">Kendisi aynı zamanda ekonomiye dair bu türden verileri, objektif, soğukkanlı ve gerçekçi bir şekilde konuşabileceğiniz bir isim. </p><p class="">Cevdet Yılmaz’la yaptığım telefon görüşmesinde kendisine önce büyüme rakamlarını sordum. </p><p class="">Yılmaz<strong>, “Çift haneli büyümenin üstüne büyümek daha anlamlı bir başarı” </strong>dedikten sonra, ileriye dönük olarak biraz ihtiyatlı bir dil kullanıp şu eklemeleri yaptı: </p><p class=""><strong>“Bir önceki çeyreğe göre büyüme rakamları iyi geldi. Büyüme ve istihdam tarafı hakikaten iyi gidiyor Türkiye’de. </strong></p><p class=""><strong>Tabi, bundan sonraki çeyrekleri izlemek lazım. Dünyadaki büyüme tahminlerinin aşağı doğru revize edildiği bir dönem yaşıyoruz. Bu bir miktar bizi de etkileyebilir. Önümüzdeki süreçlerde aynı hızlarda gidemeyebiliriz. Savaşlar, Rusya’ya yaptırımlar vs. büyüme tarafını olumsuz yönde etkileyebilir.” </strong></p><p class=""><strong>ENFLASYONUN ÜSTÜNDE BÜYÜME</strong></p><p class="">Bu enflasyon ortamında büyüme öyle gelmiş, böyle gelmiş ne fark eder diye düşünenler için, önemli bir bilgiyi paylaşalım. </p><p class="">TÜİK öteden beri büyüme rakamlarını <strong>‘enflasyon etkisinden arındırılmış’</strong> haliyle açıklıyor. </p><p class="">Bu ne demek? </p><p class="">Cevdet Yılmaz’ın izahatıyla şu demek:</p><p class=""><strong>“Enflasyon kadar artmışsa ekonomik bir büyüklük hiç olmamış demektir. Enflasyonun üstünde bir artış varsa, reel bir artış var demektir. TÜİK bizim büyüme rakamlarını hep enflasyondan arındırarak açıklar. Diğer türlü zaten anlamlı olmaz.”</strong></p><p class="">-Peki, bu rakamlar halkımız için ne anlama geliyor?</p><p class=""><strong>-İstihdam tarafı çok kıymetli. Büyüme demek, istihdam artışı demek. Üç milyon istihdam, üç milyon haneye dokunulduğu anlamına gelir. Ama gelir dağılımına bakmak lazım tabi. Büyümeden sonra öncelikli olarak gelir dağılımına bakmak gerekiyor. Onun sonuçları, daha gecikmeli çıkıyor. Ekmeğiniz büyümeden mevcudu paylaşmakla bir yere gidilemiyor. </strong></p><p class=""><strong>Pastayı büyüteceksiniz ki onu daha adil şekilde tartışabilesiniz. </strong></p><p class=""><strong>BU VERİLER SABİT VE DAR GELİRLİLERİN ENFLASYONA KARŞI KORUNMASI İÇİN ÖNEM TAŞIYOR</strong></p><p class="">Büyüme rakamının iyi gelmesi, bütçede gelirlerin artmış olması anlamına geliyor. </p><p class="">Bu da sabit ve dar gelirlilerin enflasyona karşı kollanması anlamında önem taşıyor. </p><p class="">Malum, Temmuz ayında emekli ve çalışanların gelirlerini artırmaya dönük olarak bir takım çalışmalar yürütülüyor. </p><p class="">Cevdet Yılmaz’a, ekonomideki büyümenin sabit ve dar gelirlilerin enflasyona ezdirilmemesi yönünde katkısı ne olur diye sordum, şöyle bir cevap aldım: </p><p class=""><strong>“Bence iyi olur. Büyüme olunca, refah payı sağlamak da mümkün oluyor. Büyümenin olmadığı yerde birine verdiğinizi başkasından almak zorundasınız. Ama büyümenin olduğu ortamda, büyümenin ilave getirdiği katkıyı, toplumun daha geniş kesimleriyle paylaşma imkanınız oluyor.” </strong></p><p class="">Cevdet bey, ekonomide en yakıcı sorunumuz olan enflasyonla ilgili olaraksa ihtiyatlı bir dil kullanıyor. </p><p class="">Yılsonu için şu anki şartlarda ilerlenmesi halinde yüzde 55-60 bandında bir enflasyonla karşı karşıya olabileceğimiz yönünde bir tahminde bulunuyor. </p><p class=""><strong>“Şu anki şartlar” </strong>ifadesinin tekrar altını çizelim. </p><p class="">Örneğin inşallah olmaz ama kurda yeni bir atak karşımıza çıkarsa, bunun enflasyonu artırıcı yönde bir etki üretmesi kaçınılmaz. </p><p class="">Yılmaz’ın işaret ettiği gibi döviz kurlarında yüzde 10 oranında bir artış, enflasyonda üç, dört puanlık artışa sebebiyet veriyor. </p><p class="">Yılmaz, yükselen enerji maliyetleri ve cari açığın finansmanı meselesinde ise, kötümser bir yerde durmuyor. </p><p class="">Türkiye’nin gerek kamu borcu, gerek toplam dış borcunun abartılacak düzeyde olmadığını, borçlanma maliyetleri biraz artsa da, bunun sürdürülemez noktada olduğu anlamına gelmediğini söylüyor. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/ekonomide-gidisat-nasil-son-veriler-nasil-okunmali-2063093</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 04 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gezi bir dış müdahaleydi o müdahale hala devam ediyor sen hala anlamadın mı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/gezi-bir-dis-mudahaleydi-o-mudahale-hala-devam-ediyor-sen-hala-anlamadin-mi-2063083</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/gezi-bir-dis-mudahaleydi-o-mudahale-hala-devam-ediyor-sen-hala-anlamadin-mi-2063083" rel="standout" />
      <description>2013’ün Mayıs ayının 27’sinde başlayan bir eylem ve provokasyonTürkiye’nin 2023 hedeflerinden uzaklaştırılmasının ilk adımıydı. Gezi provokasyonu, aradan geçen onca yıla rağmen hala tartışılıyor.CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabındaki videoya bakacak olursanız Gezi, çok masum bir “hak arama” eylemi. Ama başka bir pencereden baktığınızda, yağmanın, şiddetin, işgalin, terörün envaiçeşidinin bulunduğu bir kalkışma.ERDOĞAN, “CAMİNİN İÇİNE ADETA PİSLEMİŞLERDİ”Gezi kalkışmasının yıl dönümünde</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1280008876&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1280008876&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1280008876&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class=""><strong>2013’ün Mayıs ayının 27’sinde başlayan bir eylem ve provokasyon </strong>Türkiye’nin 2023 hedeflerinden uzaklaştırılmasının ilk adımıydı. Gezi provokasyonu, aradan geçen onca yıla rağmen hala tartışılıyor.</p><p class=""> CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabındaki videoya bakacak olursanız Gezi, çok masum bir “hak arama” eylemi. Ama başka bir pencereden baktığınızda, yağmanın, şiddetin, işgalin, terörün envaiçeşidinin bulunduğu bir kalkışma.</p><p class=""><strong>ERDOĞAN, “CAMİNİN İÇİNE ADETA PİSLEMİŞLERDİ”</strong></p><p class="">Gezi kalkışmasının yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Valide Sultan Camii’ni işgal edenlerle ilgili olarak şu cümleleri kurduğu, <strong>“Düşünün Dolmabahçe Valide Sultan Camii’nin içinde bu eşkıyalar, bu teröristler bira şişeleriyle, bira kutularıyla adeta caminin içini pislemişti.”</strong></p><p class="">Erdoğan’ın söyledikleri bizim o günden bugüne defalarca yazdığımız ve Ülke Tv’de yayınladığımız görüntülerden başkası değil.</p><p class="">O yüzden bugün size kısa bir hatırlatma ve o Valide Cami işgalinin görüntü dökümünü anlatmak istiyorum.</p><p class=""><strong>KARŞILIKLI MANİVELA İLE ŞİDDETİ TIRMANDIRDILAR</strong></p><p class="">Neydi Gezi? Kimine göre çok masum bir çevre eylemiydi. Bize göreyse, sonu çok daha kanlı olayların yaşanacağı bir kalkışma!</p><p class="">2013 Mayıs ayının sonunda, Taksim’deki Gezi Parkı’nın Asker Ocağı Caddesi’ne bakan duvarının 3 metrelik kısmı <strong>“Taksim Yayalaştırma Projesi” </strong>kapsamında belediye ekiplerince yıkıldı. 4-5 ağaç da taşınmak üzere yerinden söküldü.</p><p class="">Birkaç gün içerisinde olaylar büyüdü, katılım yükseldi. Sureti haktan görünenler (FETÖ’cüler) yangına körükle gitti.</p><p class="">29 Mayıs gecesi ise FETÖ’cü polisler yangına körükle gitti. Parka kurulan çadırlar polisler ve zabıtalarca yakıldı. (failler yargılanıp ceza aldı) Olaylar kontrolden çıktı.</p><p class="">Gezi Parkı’nda başlayan olaylar Taksim Meydanı’nın işgaline, oradan Türkiye’nin büyük şehirlerine sıçradı. Bütün sol illegal örgütler sahaya sürüldü.</p><p class=""><strong>“Mesele, ağaç değil sen hala anlamadın mı” </strong>diyenlerle, <strong>“Panzer insanları eziyor, helikopterlerden çocuklarımızın üzerine ateş açılıyor”</strong> yalanlarını ortaya atanların organizasyonu, kitleleri meydanlara çıkardı.</p><p class="">Günlerce süren olaylar neticesinde insanlar hayatını kaybetti. Araçlar, işyerleri ateşe verildi. Vandallığın, terörizmin her türü yaşandı. Sureti haktan görünenlerin olayların kontrolden çıkması için nasıl bir çaba sarf ettiği ise zamanla anlaşılabildi.</p><p class=""><strong>KIRIK TÜRKÇE İLE KONUŞAN KADIN ORGANİZATÖR</strong></p><p class="">O gün gündeme getirdiğimiz tuhaflıklar içeren görüntüler vardı. Mesela, Taksim’e yürümek isteyen kalabalıklara <strong>“kırık Türkçe” ile polisin yanından eylemcilere komut veren bir yabancı kadının görüntüsü.</strong></p><p class="">O görüntüleri bir gazeteci abimiz getirmişti. Çekense Taksim esnafıydı.</p><p class="">Görüntüde, 30-35 yaşlarında<strong> bir kadın polislerin yanında konuşlanmış </strong>bekliyor. Birden ileriye atılıp kalabalığa sesleniyor. “Şimdi ilerliyoruz” diyor kırık Türkçe ile… Sonra polislerin yanına gelip yine bekliyor. Biraz sonra kadın yine kalabalığın önüne gidiyor ve bu kez “Hadi şimdi oturuyoruz” diyor.</p><p class=""><strong>CAMİDEKİ HAÇLILAR</strong></p><p class="">Mesela yine o dönemde <strong>Valide Sultan Camii’</strong>nden yansıyan görüntüler çok tuhaftı.</p><p class="">Provokatörler o gün D<strong>olmabahçe Başbakanlık Ofisi’ni işgal etmek istemişlerdi.</strong> Aynı gün, Ankara’daki eylemciler de dönemin <strong>Başbakanı Erdoğan’ın Keçiören’deki evini hedef almışlardı.</strong></p><p class="">Polisin müdahalesi sonucu camiye sığınanlar olmuş mudur evet, ancak daha çok o gece o cami bir üs olarak kullanılmıştır.<strong> (Camide içki içildi mi, içilmedi mi tartışması başka bir konu ama o gece o caminin mihrabına sızan sarhoşların görüntülerini de yayınlamıştık.)</strong></p><p class="">Cami içindeki en dikkat çekici görüntü ise <strong>bazı insanların giysisinin arkasındaki büyük haç işaretiydi.</strong> Bu giysiler kesinlikle ilk yardım ekiplerinin giysilerinden değildi. Ve kesinlikle o giysilerin arkasındaki “sağlıkçı” işareti değildi. Daha iyi anlayasınız diye söylüyorum, <strong>ilk yardım işareti olan ( + ) şeklinde değildi tam bir haç şeklindeydi, alt ucu epeyce uzun olandan. Haçlıların giysisi gibi diyeyim daha iyi anlayın.</strong></p><p class="">Peki provokatörler camide başka ne yaptı?</p><h2>Öpüştüler, içki içtiler, paravanları devirdiler, mihraba sızdılar</h2><p class=""><strong>O dönem de kabinede olan Bekir Bozdağ </strong>12 Aralık 2013 günü yaptığı açıklamada camide <strong>“öpüşüldüğünü”</strong> söyledi ve CHP ile HDP’lilerin hedef tahtası oldu.</p><p class="">Bozdağ, Meclis oturumunda şunları söylemişti, <strong>“Bira kutularını, sigara izmaritlerini oraya koyan, atan, orada dolaşan, orada birbirleriyle kadınlı erkekli öpüşenler… ‘Bu bir saygısızlıktır, bu bir edepsizliktir, bu camiye, mabede, bu milletin değerlerine saygısızlıktır’ diye bir cümle beklerdim. Ama kimse böyle bir cümle kurmadı.”</strong></p><p class="">Ülke TV ekranlarında Valide Sultan Camii’nde nelerin olduğunu ayrıntılarıyla haber yaptıran biziz.</p><p class="">Hem <strong>boş bira kutusunu, hem cami içindeki sarhoş ve kendini bilmez bir kişinin olay çıkarmasını…</strong></p><p class="">Hem de <strong>öpüşme görüntülerini yayınlayan gazeteci biziz.</strong></p><p class=""><strong>Sarhoş bir adam, mihraba oturup zıvanadan çıkıyor…</strong></p><p class="">Arkadaşlarıyla<strong> itiş kakış sırasında paravanları deviriyor…</strong></p><p class="">O esnada <strong>bir genç kız ile genç erkek tam 3 kez öpüşüyor…</strong></p><p class=""><strong>Bunlar eğer bir mabette yapılması normal davranışlarsa diyecek hiçbir şey yok!</strong></p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son grup toplantısında bahsettiği hadisenin görüntü dökümü budur. Ve buna rağmen hala kabul edilmemesi de ilginçtir.</p><p class="">Bakalım tartışma ne yöne evrilecek?</p><p class="">Takipteyiz.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/gezi-bir-dis-mudahaleydi-o-mudahale-hala-devam-ediyor-sen-hala-anlamadin-mi-2063083</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 03 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Postmodern zamanlarda Trabzonspor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/postmodern-zamanlarda-trabzonspor-2063087</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/postmodern-zamanlarda-trabzonspor-2063087" rel="standout" />
      <description>1965 yılında Ankara’nın “her ili temsilen bir takım” anlayışı ile Türkiye’de futbol başka bir aşamaya evrildi. Bu uygulamanın hemen arkasından kurulan şehir takımları kısa sürede kimlik ve taraftar kazandılar. 70’lerin başında Eskişehirspor ardından da Trabzonspor bu yeni düzenin üç büyük dışındaki en sükseli takımları oldu. Bir anlamda Eskişehirspor denedi Trabzonspor başardı diyebiliriz İstanbul’a rağmen güçlü kalmayı...Ülkedeki sosyo ekonomik gelişmelere paralel olarak Trabzonspor 80’lerin ikinci</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="">1965 yılında Ankara’nın “her ili temsilen bir takım” anlayışı ile Türkiye’de futbol başka bir aşamaya evrildi. Bu uygulamanın hemen arkasından kurulan şehir takımları kısa sürede kimlik ve taraftar kazandılar. 70’lerin başında Eskişehirspor ardından da Trabzonspor bu yeni düzenin üç büyük dışındaki en sükseli takımları oldu. Bir anlamda Eskişehirspor denedi Trabzonspor başardı diyebiliriz İstanbul’a rağmen güçlü kalmayı...</p><p class="">Ülkedeki sosyo ekonomik gelişmelere paralel olarak Trabzonspor 80’lerin ikinci yarısından itibaren bir bunalıma girdi. Elbette birçok sebep olsa da temel olarak ülke futbolunun “modernlik zamanları” Trabzonspor’a yaramadı. Özel televizyonların kurulması, yazılı basının daha da serbestleşmesi modern zamanlarda hayatın her alanında olduğu gibi sporda da az olanın kendini ifade etme problemi yaşamasını beraberinde getirdi. Yazılı ve görsel medya basit ticari mantıkla hangisi daha çok okunuyor ve izleniyorsa onu mutlu edecek dile yöneldi. Yaşı müsait olan olan okuyucularımız hatırlayacaktır “iki buçuk parti iki buçuk gazete” söylemini. Buna “iki buçuk” takımı da diğer söylemin yanına zihnen eklenmiş ve kamuoyu bunu içselleştirmişti...</p><p class="">Bütün bunlara 80 sonrası çok daha hızlanan büyük şehirlere en çok da İstanbul’a göç dalgası da eklenince Trabzon şehir olarak hazırlıksız yakalandı. Gurbette organize olma çabaları da “şehirli” olmaktan çok “köylü kalma” iradesine dönüştü. Ve hem şehir hem diasporadaki Trabzonsporlular kendilerini ifade etme krizi yaşadı. Bu çaresizlik zamanla öfkeye ve daha anlaşılmamaya itti...</p><p class="">Böyle bakınca özellikle 2000’lerin ortalarından itibaren iletişim teknolojisi Trabzonsporluların imdadına yetişti diyebiliriz. Önce mail grupları ardından internet siteleri ve forumlar dünyanın  her yerindeki, kendini yalnız hisseden Trabzonsporluların zaman zaman dayanışma dertleşme zaman zaman da organize hareket edebilme becerisini arttırdı. Dahası tüm reaksiyonlar “köylü” değil “şehirli” bir dille ve evet herkese kafa tutacak bir özgüvenle gelişti. Son 10 yılda bu düzende büyümüş, şampiyonluk görmemiş, hatta görmeme ihtimalini göze almış ama özgüvenini kaybetmek şöyle dursun daha arttırmış, kulüpten tek beklentisi samimiyet olmuş ilginç bir kuşak oluştu. Üstelik bu kuşak özellikle sosyal medyada çok aktif ve koordine.  Elbette ağabeyleri gibi kavga etme gelenekleri var ama asgari müşterekler konusunda bir araya gelme özellikleri var. Farklı siyasi çizgiden, dünya görüşünden, sosyo ekonomik konumdan binlerce Trabzonsporlu sosyal medyada kendi kendilerine yeter duruma geldi artık. Öyle bir dayanışma kültürleri var ki  maç için Trabzon’a giden ancak sis nedeniyle inmesi riskli uçakları takip edip duyuruyorlar mesela. Tamamen gönüllü şekilde stadyumda boş yer kalmasın diye bilet aktarımı işini organize ediyorlar mesela. Olumsuz algılara karşı son derece dinamikler ve sayıları ile mukayese edince etkinlikleri bazen beni bile korkutuyor. Elbette problemli yanları ve dilleri de var. Bazen sinir olduğum da oluyor ama Trabzonspor’un modern zamanlarda yaşadığı yalnızlığı düşününce bu postmodern zaman gençliğini daha iyi bir Trabzonspor için teminat olarak görüyorum. En önemlisi de ülke için aradığımız “farklı görüşlerden de olsa asgari müşterekler bir araya gelme” ihtiyacının da mümkün olduğunu gösteriyorlar. Tek ihtiyaçları daha güçlü olmaya çalışmak yerine daha başka ve daha insan olduklarını göstermek. Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesinler...</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/postmodern-zamanlarda-trabzonspor-2063087</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 03 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erdoğan, Miçotakis’e neden meydan okudu?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdogan-micotakise-neden-meydan-okudu-2063074</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdogan-micotakise-neden-meydan-okudu-2063074" rel="standout" />
      <description>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün partisinin grup toplantısında verdiği mesajlar, ileride yine tarihiyle hatırlanmayı hak edecek türdendi.Özellikle Suriye’ye yeni harekat ve Yunanistan bağlamındaki açıklamalar için bunu söylemek mümkün.Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın batısında, PKK/YPG varlığına dönük olarak başlatılması beklenen yeni operasyonla ilgili mesajları, bu operasyonun‘eli kulağında’olduğuna işaret ediyor:“Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1279361866&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1279361866&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1279361866&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün partisinin grup toplantısında verdiği mesajlar, ileride yine tarihiyle hatırlanmayı hak edecek türdendi.</p><p class="">Özellikle Suriye’ye yeni harekat ve Yunanistan bağlamındaki açıklamalar için bunu söylemek mümkün.</p><p class="">Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın batısında, PKK/YPG varlığına dönük olarak başlatılması beklenen yeni operasyonla ilgili mesajları, bu operasyonun<strong> ‘eli kulağında’ </strong>olduğuna işaret ediyor:</p><p class=""><strong> “Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhasına geçiyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç’i teröristlerden temizliyoruz.”</strong></p><p class="">Açıklamaların netliği, Erdoğan’ın daha önce ifade ettiği gibi, hazırlıkların tamamlanmasıyla düğmeye basılacağına delalet ediyor.</p><p class="">Şu bilgiyi de not edelim:</p><p class="">Demek ki, ABD makamlarından Ankara’ya gelen baskılar ve Pantagon ile Dışişleri Bakanlığı Sözcüleri üzerinden tekrar tekrar yapılan sözlü itiraz açıklamaları da, harekatın başlatılması yönündeki kararlılığı değiştirmemiş.</p><p class="">Zaten yakın tarihimiz, geride kalan 7-8 yıllık dönem, Suriye’nin kuzeyinden gelen terör tehdidine müdahalede ne kadar gecikilirse, o tehdidin o ölçüde arttığını gösteren örneklerle dolu.</p><p class="">Örneğin, 2013-2014’te şartlar çok daha elverişli iken harekete geçilmiş olsaydı, oradaki tehlikenin sonradan nasıl büyüdüğünü görmemiş olacaktık.</p><p class="">Şartlar ve zemin oluştuğunda, gelen baskılara yahut, oyalama çabalarına prim verilmeden harekete geçilmesinin nedeni de, böyle bir acı tecrübenin ‘ayn-el yakin’ tecrübe edilmiş olması.</p><p class=""><strong>YUNANİSTAN’A “EL Mİ YAMAN, BEY Mİ YAMAN” MESAJI</strong></p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup konuşmasında Yunanistan’la ilgili söyledikleri de bir hayli dikkat çekiciydi.</p><p class="">Bu bağlamda konuşurken, önce bir duyuru yaptı, <strong>“Yunanistan’la anlaşmamız vardı, dün Dışişleri Bakanı’ma da söyledim. Yüksek Düzeylik Stratejik Konsey Anlaşmamızı bozduk Yunanistan’la” </strong>dedi.</p><p class="">Sonra da, bunun gerekçelerine dair sözler sarf etti:</p><p class=""><strong>“İkide bir uçaklarınla kalk bize gösteri yap. Sonra başla ağlayıp sızlamaya. Türkiye ile dans etmeye kalkma. Yorulur yolda kalırsın… ABD’de Rum lobisi imiş, Kongre’de aleyhimize sözler edecek. Biz artık bunlardan bıktık. Dürüst olacaksan karşımızda koltuğun hazır, olmazsan kusura bakma.” </strong></p><p class="">Bu sözleri, uzunca bir süredir, Türkiye’ye şımarıkça tehditler savuran Yunanistan’a karşı verilmiş, <strong>“Görelim boyunun ölçüsünü, el mi yaman bey mi yaman” </strong>mesajı olarak yorumlamak mümkün mü?</p><p class="">Evet, mümkün.</p><p class=""><strong>YUNANİSTAN’IN TAVRI, BİR KÖPEĞİN HAVLARKEN KORKUDAN KUYRUĞUNU </strong><strong>SALLAMASINA BENZİYOR</strong></p><p class="">Yunanistan’ın Türkiye ile ilgili tutumunu olabilecek en iyi şekilde anlatmak/özetlemek için bir teşbih yapacağım.</p><p class="">Kulağa çok hoş gelmeyecek belki ama daha iyi bir benzetme de aklıma gelmiyor.</p><p class="">Şöyle:</p><p class="">Atina’nın Türkiye’ye karşı yaklaşımı, bir köpeğin bir insanı korkutmak için sürekli bir biçimde havlarken, aslında kendisinin korktuğunu kuyruğunu sallayarak<strong> ‘saklayama-</strong><strong>masına’</strong> benziyor.</p><p class="">Bir taraftan Amerikan Kongresi’nden, Macron’dan aldıkları cesaretle,<strong> “Bakınız arkamızda kimler var”</strong> deyip Türkiye’ye korku salmaya çalışıyorlar ama öbür taraftan, Türkiye ile gerçekten bir savaşa girersek halimiz ne olur korkusunu hücrelerine kadar hissediyorlar.</p><p class="">Daha önce bir Yunanistan uzmanı akademisyenden alıntılayarak iki kere daha yazmıştım:</p><p class="">Yunanistan’da en tepeden en aşağıya kadar herkesin ortak bir Türkiye fobisi vardır.</p><p class=""><strong>YUNANİSTAN’IN YAYILMACILIĞINI </strong><strong>GÖSTEREN HARİTALAR </strong></p><p class="">Sözün burasında küçük bir anekdot paylaşayım.</p><p class="">Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bundan bir süre önce önemli bir Batı Avrupa ülkesinin Savunma Bakanı’yla görüşürken şöyle bir şey oluyor:</p><p class="">Görüşmenin bir yerinde ilgili Bakan, Türkiye’yi ‘yayılmacı bir politika’ izlemekle suçlayan cümleler sarf ediyor.</p><p class="">Bu türden bir suçlamaya karşı önceden hazırlıklı olan Akar, yanında bulunan kurmaylarından hemen bir harita getirmelerini istiyor.</p><p class="">Harita, son 200 yıl içerisinde Yunanistan’ın nasıl bir yayılmacılık sergilediğini, topraklarını Anadolu’ya doğru nasıl genişlettiğini ortaya koyunca, diğer bakanın yüzü kızarıyor, kem küm ederek konuyu değiştiriyor.</p><p class="">Bakan Akar, Yunanistan’la ilgili konuşurken, bu ülkenin ekonomisinin nasıl bir batakta olduğuna, buna rağmen bazı ülkelerin kışkırtmasıyla Türkiye’ye karşı silahlanma yarışına girdiğine, bu tür girişimlerle Türkiye’ye karşı üstünlük sağlayamayacaklarına, matematik hesaplarının ve tarihin ortada olduğuna atıflar yapıyor.</p><p class="">Bu türden cümleler tabii ki, Yunanistan’a karşı soğukkanlı uyarılar niteliği taşıyor ama aynı zamanda Türkiye adına bir ‘<strong>özgüveni</strong>’ yansıtıyor.</p><p class="">Erdoğan’ın, Miçotakis’in Türkiye ile araya başkalarını katmadan konuşma yerine, burada böyle başka yerde ‘uçan/kaçan’ tarzda hareket etmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği belli oluyor.</p><p class="">Dünkü sözlerini, <strong>“Bu tutumu zaaf olarak görüyorsan büyük yanılgı içindesin”</strong> şeklinde okumak da mümkün.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdogan-micotakise-neden-meydan-okudu-2063074</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 02 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mansur Yavaş bu çağrıya kulak verir mi?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/mansur-yavas-bu-cagriya-kulak-verir-mi-2063067</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/mansur-yavas-bu-cagriya-kulak-verir-mi-2063067" rel="standout" />
      <description>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, çalışmalarını mümkün mertebe yakından izlediğim, iş yaparak, proje üreterek gündem olan başarılı bakanlardan biri.Malum, geçen Pazar günü İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nın yerine yapılacak olan Millet Bahçesi’ne ilk fidanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dikmişti.New York’taki Central Park’ın birkaç katı büyüklüğündeki Millet Bahçesi, İstanbul’un özellikle de gelecek nesilleri için çok kıymetli bir hediye olacak.Bu projede ciddi emeği olan</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1278773563&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1278773563&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1278773563&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, çalışmalarını mümkün mertebe yakından izlediğim, iş yaparak, proje üreterek gündem olan başarılı bakanlardan biri.</p><p class="">Malum, geçen Pazar günü İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nın yerine yapılacak olan Millet Bahçesi’ne ilk fidanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dikmişti.</p><p class="">New York’taki Central Park’ın birkaç katı büyüklüğündeki Millet Bahçesi, İstanbul’un özellikle de gelecek nesilleri için çok kıymetli bir hediye olacak.</p><p class="">Bu projede ciddi emeği olan Kurum’la dün sabah geçen sonbaharda Ankara’da açılışı yapılan Millet Bahçesi’nde bir araya geldik, kendisine çeşitli konular üzerinde sorular yönelttik.</p><p class="">Bakan Kurum, <strong>“100 yılda yapılacak işleri 20 yıla sığdırdık”</strong> diyerek sözlerine başladı.</p><p class=""><strong>“81 ile 500’den fazla Millet Bahçesi yapacağız”</strong> diye devam etti.</p><p class="">Bakanlığın üzerinde yoğunlaştığı konular arasında geniş halk kesimlerini ilgilendiren önemli sorunlar var.</p><p class="">İnşaat maliyetlerinin yükselmesi ve alıp başını giden konut fiyatları nedeniyle, özellikle sabit ve dar gelirliler için ev almanın zorlaştığı bir dönemdeyiz.</p><p class=""><strong>EVİ OLMAYAN DAR GELİRLİLER İÇİN KONUT PROJESİ. KİMLER YARARLANABİLECEK?</strong></p><p class="">Bakan Kurum, geçenlerde Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağı bir projeden söz etmişti.</p><p class="">Dün, bu konuyu tekrar gündeme getirip şu bilgileri verdi:</p><p class=""><strong>-Vatandaşımızın adeta aidat öder gibi bir bedel ödeyerek ev sahibi olması ile ilgili projeyi başlatıyoruz. </strong></p><p class=""><strong>-Projeyle, dar gelirli vatandaşlarımızın ev almalarını temin etmeyi hedefliyoruz. </strong></p><p class=""><strong>-Projemizi evi olmayanların alabileceği şekilde yapacağız. Cumhurbaşkanımız Ağustos ayında projeyi kamuoyuna açıklayacak.</strong></p><p class=""><strong>EV SAHİBİ OLMAYAN VATANDAŞLARA HAZİNE ARAZİLERİNİ VERMEK PEŞKEŞ ÇEKMEKSE…</strong></p><p class="">Konut fiyatlarında piyasa dengesini sağlamak için bir takım yeni adımlar atılacağını yine Çevre Bakanı Kurum’un ağzından işitmiştik.</p><p class="">Bunlardan biri, hazine arazilerinden ihtiyaç sahibi vatandaşlara arsa satışı/temini.</p><p class="">İstanbul, Ankara İzmir gibi konut talebinin yüksek olduğu yerlerden başlayarak şehrin çeperlerindeki arazilere alt yapı hizmetleri götürülüp evi olmayan, ihtiyaç sahibi kimselere satışı yapılacak.</p><p class="">Dünkü buluşmamızda Bakan Kurum’a muhalefet çevrelerinin hükümetin bu kararını<strong> “Hazine arazilerinin peşkeş çekilmesi”</strong> şeklinde sunmasını nasıl değerlendirdiği soruldu.</p><p class="">Kurum şu cevabı verdi:</p><p class=""><strong>“Alt gelir grubunda olan, ev sahibi olmayan vatandaşlara hazine arazilerini vermek peşkeş çekmekse, vatandaşımıza peşkeş çekiyoruz.”</strong></p><p class=""><strong>EV ALABİLECEK BİRİKİMİ OLMAYANLARA MALİYETİN ALTINDA </strong><strong>KONUT SATIŞI</strong></p><p class="">Bakan Kurum’un sözlerinden, hem inşaat piyasasındaki fiyat istikrarının sağlanması, hem de ihtiyacı olduğu halde ev alabilecek gücü olmayanların yararlanabilmesi için, TOKİ projelerinin güçlendirileceği anlaşılıyor.</p><p class="">Bu çerçevede;</p><p class=""><strong>-TOKİ geçmişte yılda 40 bin konut inşa ederken, bu sayı şimdi 100 bine çıkarılmış. </strong></p><p class=""><strong>-Toplam konut üretiminde TOKİ’nin payı yüzde 7-9 gibi rakamlarda olurken, bu oran şimdi yüzde 14’e yükselmiş. </strong></p><p class=""><strong>-TOKİ, mevcut rakamlara göre maliyeti 600, 700 bin lirayı bulan konutları yüzde 40-50 gibi oranlarda indirime giderek vatandaşa satacak. </strong></p><p class=""><strong>-Ödemeler uzun vadeye yayılırken, yılda iki kere yapılan zamlar, TÜFE endeksine göre, yüzde 10’u geçmeyecek şekilde yapılacak. </strong></p><p class="">Kurum, 20 yılda TOKİ marifetiyle 1 milyon 137 bin konut inşa edildiğini, Dünya’da bunun başka bir örneğinin olmadığını dile getiriyor.</p><p class=""><strong>ABB BAŞKANI MANSUR YAVAŞ’A: ANKAPARK’I NEDEN ATIL HALDE BIRAKIYORSUNUZ? </strong></p><p class="">Gelelim başlıktaki konuya…</p><p class="">Ankara Büyükşehir Belediyesinin üst geçitlere Ankapark’la ilgili astığı pankartlar Ankaralıların dikkatini çekiyor olmalı.</p><p class=""><strong>“Ankapark, belediyeye verilmiyor, çürümeye terkediliyor”</strong> şeklinde, <strong>“Belediye aslında burayı açık tutmak istiyor da başka birileri bunu engelliyor” </strong>demeye getiren pankartlar bunlar.</p><p class="">Öğrendik ki konu mahkemedeymiş ve belediye ile daha önceki işletmeci firma arasında bir ihtilaf olduğu için açılamıyormuş.</p><p class="">Tabi, asıl niyet nedir, belediye açmak istese bir yolunu bulup açamaz mı o ayrı bir tartışma konusu olabilir.</p><p class="">Ama Ankapark bu haliyle gerçekten çürümeye terk edilmiş gibi duruyor ve belediye tarafından sırf siyasi intikam niyetiyle işletmeye açılmıyorsa, gerçekten yazık olacak.</p><p class="">Konuyla daha önce de ilgilendiğini bildiğim için Bakan Kurum’a sözünü ettiğim pankartları hatırlatıp Ankarapark meselesini sordum.</p><p class="">Sorunca anlaşıldı ki, Bakan Kurum bu konuda da çok dertli.</p><p class="">Söylediklerini ve ABB Başkanı Yavaş’a yaptığı çağrıları aktararak yazıyı tamamlayayım:</p><p class=""><strong>“Burayı niye atıl halde bırakıyorsunuz. Açın vatandaşa, doğru, yanlış beklemenin kime ne faydası var. Algı üzerinden siyaset yaparak bir yere kadar gidebilirsiniz. </strong></p><p class=""><strong>-Yanlışsa gidip yıkacaksın, doğruysa sahip çıkacaksın, kullanılır hale getireceksin. Bunlar bir değerdir. </strong></p><p class=""><strong>-Orada bir proje yapılmış. Tut bir tarafından, yanlış doğru, büyük küçük. Böyle atıl bırakarak ne olacak? Asıl kamu malına zarar vermek, böyle beklemektir.</strong></p><p class=""></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/mansur-yavas-bu-cagriya-kulak-verir-mi-2063067</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 01 Jun 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erdoğan: “15 Temmuz’un HTS kayıtları çıktığında kel görünecek”</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/erdogan-15-temmuzun-hts-kayitlari-ciktiginda-kel-gorunecek-2063059</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/erdogan-15-temmuzun-hts-kayitlari-ciktiginda-kel-gorunecek-2063059" rel="standout" />
      <description>Biz vatanımızda yokken olanlara dair kısa bir Z Raporu yazmayı uygun gördük.Zira, tam 7 günde Türkiye’de yaşananlar İskandinav ülkelerinde 7 yılda yaşanmayacak kadar yoğun. Bizim ülkemizin bir günü, birçok ülkenin yıllarından daha uzun ve daha yoğun.Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de diyor ya,“50 bin yıllık bir gün”, onun gibi bir başka memleket için yıllarca yaşanmayacak hadiseler Türkiye’de bir günde yaşanıyor. Zaman Türkiye’de başka türlü, Türkiye dışında başka türlü akıyor.KILIÇDAROĞLU VE AKŞENER</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1278159634&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1278159634&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1278159634&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Biz vatanımızda yokken olanlara dair kısa bir Z Raporu yazmayı uygun gördük.</p><p class="">Zira, tam 7 günde Türkiye’de yaşananlar İskandinav ülkelerinde 7 yılda yaşanmayacak kadar yoğun. Bizim ülkemizin bir günü, birçok ülkenin yıllarından daha uzun ve daha yoğun.</p><p class="">Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de diyor ya,<strong> “50 bin yıllık bir gün”</strong>, onun gibi bir başka memleket için yıllarca yaşanmayacak hadiseler Türkiye’de bir günde yaşanıyor. Zaman Türkiye’de başka türlü, Türkiye dışında başka türlü akıyor.</p><p class=""><strong>KILIÇDAROĞLU VE AKŞENER YAFTALAMAKTA SINIR TANIMIYOR, SONRA DA KUTUPLAŞTIRMAKTAN SÖZ EDİYOR</strong></p><p class="">Biz Türkiye’den ayrılmadan hemen önce, İyi Parti lideri Akşener’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Abdülhamit’e benzettiği ve sos olarak <strong>“istibdat, tek adam”</strong> yaftalarını eklediği konuşmasının yankıları vardı. <strong>“Bir nevi Netanyahu’dan, bir nevi Abdülhamit’e evrilen dili”</strong> tartışıyorduk.</p><p class="">Biz yokken Akşener’in ortağı CHP lideri işi biraz daha ileri taşıyıp,<strong> “Erdoğan Amerika’ya kaçacak” </strong>hezeyanlarını tivitter’da paylaştı.</p><p class=""><strong>ERDOĞAN “ÖLÜMÜNE BURADAYIZ” DEDİĞİNDE KILIÇDAROĞLU KOLTUĞUNDA HOPLAMIŞ MIDIR?</strong></p><p class="">Önceki gün biz henüz memlekete dönmeden, İstanbul’un fethinin yıl dönümünde, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki ağaç dikme töreninde konuşan<strong> Erdoğan, “Ölümüne buradayız” </strong>dedi. Kemal Bey muhtemelen tıraşını olmuş, beyaz gömleğini giymiş, kırmızı kravatını takmış, terlikleriyle birlikte kahvesini de yanına alıp televizyon karşısına geçmiş ve bu mitingi izlemiştir.</p><p class="">Acaba Erdoğan, “<strong>Biz ölümüne buradayız”</strong> dediğinde <strong>Kılıçdaroğlu, “Tüh 15 Temmuz gecesi de ülkeyi terk etmemişti, şimdi de etmiyor. Ve milletle birlikte yine meydan okuyor”</strong> diyerek koltuğundan zıplamış mıdır bilmiyoruz<strong> ama bir şeyi biliyoruz…</strong></p><p class="">O şey, dün Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni kardeşim Hüseyin Likoğlu’nun yazısının bir bölümünde <strong>“sezdirdiği”</strong> şeydir!</p><p class=""><strong>Likoğlu </strong>yazısının sonunda Cumhurbaşkanı’na seslenip şöyle bir talepte bulundu,<strong> “Sayın Erdoğan, 15 Temmuz gecesi kim kiminle beraberdi, kim kimi aradı, kim kime doğru koştu, kimler bir araya geldi</strong>, kimler bir aradayken ayrıldı. <strong>HTS kayıtları ve baz istasyonu sinyalleri ne diyor.</strong> Bugünkü Yuvarlak Masa o gün kare miydi, dikdörtgen miydi, sanal mıydı, gerçek miydi? Bize bir iyilik daha yapın, bu durumu ortaya çıkarıp öyle kaçın ne olur!..” <strong>(Yeni Şafak 30.05.2022)</strong></p><p class="">15 Temmuz öncesi,<strong> “Malezya’ya kaçacak”, “Endonezya’ya kaçacak” </strong><strong>diyen FETÖ’cülerle</strong> dil benzeşmesi yaşayan<strong> Kılıçdaroğlu, “Kaçacak”</strong> diye televizyonlarda söz söylüyordu.</p><p class="">15 Temmuz gecesi, “Almanya’dan sığınma istedi” türündeki tezvirat ve yalanları da sosyal medyadan üfürenler onlardı. Hatta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Facetime ile yaptığı canlı açıklamayı,<strong> “Yazılı açıklama sanan” </strong>sonra canlı açıklama olduğunu öğrenen bazı FETÖ’cülerin gözleri dönmüş, nutukları tutulmuştu. (Bakınız; Kerim Balcı’nın o geceki hallerine)</p><p class=""><strong>ERDOĞAN: “HTS KAYITLARI ÇIKTIĞINDA KEL GÖRÜNECEK.”</strong></p><p class=""><strong>Likoğlu’nun “HTS kayıtları”na</strong> dikkat çekmesi <strong>25 Şubat 2020 tarihinde Azerbaycan’dan dönerken</strong>, uçakta bizim de bulunduğumuz gazetecilerin sorularını cevaplandıran <strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>’ın sözlerini hatırlattı.</p><p class=""><strong>“Devletin elinde 15 Temmuz darbe girişiminin sivil ayağına dair bir bilgi, bulgu var mı” </strong>sorusuna Erdoğan, aynen şöyle cevap vermişti, <strong>“Bu konularla alakalı HTS kayıtlarının zamanlamaları çok önemli. Konseyin (Yurtta Sulh Konseyi) şu anda içinde olup dedikoduları yapılanlarla alakalı zannediyorum bu kayıtlar ortaya döküldüğünde Türkiye’de çok daha farklı bir hava eser ve esecektir.</strong> Bunun için bizim de biraz sabırlı olmamız gerekiyor. Bu adımlar da atılacaktır. <strong>B</strong><strong>öyle şu anda bazı şeyler açıklanmıyor diye her taraf süt limandır zannedilmesin. Açıklandığı anda zaten artık kel görünecektir.”</strong></p><p class="">O gün de söylemiştik bugün de söyleyelim. Erdoğan’ın bu açıklamasından sonra 1<strong>5 Temmuz gecesi kim kiminle neredeydi, HTS kayıtlarıyla belli. Bir gün o kayıtlar ortaya çıkacak ve kimin “kaçacak delik”</strong> arayacağı ortaya çıkacak.</p><p class=""><strong>DEMİRTAŞ DA 6’LI MASA’NIN DAĞILDIĞI FİKRİNİ EMPOZE EDİYOR</strong></p><p class="">Z Raporu’nu şu konuyla bitirelim. HDP’nin eski Eş Başkanı Demirtaş, 6’lı masadan umudunu kesmiş. Ya da bize ortaklarıyla birlikte bir şey söylemeye çalışıyor. Ne demek istediğimizi bu bağlamın sonunda söyleyeceğiz.</p><p class="">Ama önce Demirtaş’ın, 6’lı masa için, “(…) ortak bir söylem üretip ortak bir <strong>sloganda ‘Voltran’ı oluşturamadıkları için aslında hiçbir şey söylemiyorlar.</strong> O kadar çok ve gereksiz şeyi tam bir kakafoni şeklinde söylüyorlar ki, sonuçta hiçbir şey söyleyememiş oluyorlar” dedikten sonra daha önce <strong>“faşist” dediği İyi Partililere ve Akşener’e sözü getiriyor</strong></p><p class=""><strong>“(Akşener) Biz bu seçimde hakkıyla birinci parti olacağız ve ben başbakan olacağım. Nasıl yani? Birlikte masaya oturduğunuz liderleri seçimde eze eze yenip tek başına 360 milletvekili çıkararak Anayasa’yı değiştirecek ve sonra da başbakan mı olacaksınız? Diğer partileri yenmek için mi altılı masada oturuyorsunuz? İlginç.”</strong></p><p class="">Demirtaş’ın sözlerini sizin takdirinize bırakıyorum. Ama bir hatırlatma da yapayım.</p><p class="">6’lı masanın Kılıçdaroğlu dışındakileri çoktan masayı dağıtmıştır. Ve <strong>birinci turda “çoklu aday” fikrini seçmenlere empoze etmeye başlamışlardır. Nasıl olsa onlara göre, 2’nci turda “Tuvalet terliği”ne mührü basacaklar!</strong></p><p class="">Nasıl tezgah ama?</p><p class="">Yeniden ülkemiz Türkiye’ye dönmek çok güzel. Gündemi yorucu olsa da memleketimizi seviyoruz.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/erdogan-15-temmuzun-hts-kayitlari-ciktiginda-kel-gorunecek-2063059</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 31 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Suriye’de yeni operasyonun hedefi nereler olacak?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suriyede-yeni-operasyonun-hedefi-nereler-olacak-2063031</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suriyede-yeni-operasyonun-hedefi-nereler-olacak-2063031" rel="standout" />
      <description>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın pazartesi günü Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamalarla dikkatler yeniden Suriye’nin kuzeyine çevrildi.Erdoğan’ın sözleri bir duyuru gibiydi:“Güney sınırlarımız boyunca, 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları atmaya yakında başlıyoruz.”Hatırlatalım.Türkiye, güney sınırını PKK oluşumuyla boylu boyunca kapatmayı hedefleyen‘kuşak projesini’ölümcül bir‘beka tehdidi’olarak</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1276533166&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1276533166&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1276533166&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın pazartesi günü Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamalarla dikkatler yeniden Suriye’nin kuzeyine çevrildi.</p><p class="">Erdoğan’ın sözleri bir duyuru gibiydi:</p><p class=""><strong>“Güney sınırlarımız boyunca, 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları atmaya yakında başlıyoruz.”</strong></p><p class="">Hatırlatalım.</p><p class="">Türkiye, güney sınırını PKK oluşumuyla boylu boyunca kapatmayı hedefleyen<strong> ‘kuşak projesini’</strong> ölümcül bir <strong>‘beka tehdidi’</strong> olarak gördü ve bölgeyle yakından ilgilenen iki büyük güç, ABD ve Rusya’ya gerektiğinde meydan okuma pahasına operasyonlar düzenledi.</p><p class="">15 Temmuz darbe girişiminin savuşturulmasından sonra, Erdoğan’ın liderliğinde<strong> ‘terörle kaynağında mücadele’</strong> konsepti devreye girdi ve Suriye’nin kuzeyinde girişilen başarılı operasyonlarla önemli kazanımlar elde edildi.</p><p class="">Bu sayede, hem kuşak projesine esaslı hançer darbeleri indirildi, hem Türkiye’nin toprak bütünlüğü korunabildi, hem de ülke içinde ‘fink atan’ terör örgütlerinin gücü kırılmış oldu.</p><p class=""><strong>ABD VE RUSYA </strong><strong>2019 MUTABAKATLARINA UYMADI</strong></p><p class="">Diğer yandan, Suriye’nin kuzeyinde 30 kilometre derinliği olan bir güvenlik kuşağı oluşturma hedefi bütünüyle elde edilebilmiş değil.</p><p class="">Ekim 2019’daki Barış Pınarı Harekâtı sonrası, ABD ve Rusya ile yapılan anlaşmalara rağmen, verilen sözlerin çoğu tutulmadı.</p><p class="">Ne ABD, ne de Rusya, yazılı anlaşmanın şartlarını yerine getirmedi.</p><p class="">Anlaşmalar, PKK/YPG unsurlarının üzerinde mutabık kalınan bölgelerden aşağı doğru çekilmesini öngörüyordu ama Ankara’nın fiilen kendi imkân ve kabiliyetleriyle kurtardığı bölgeler dışında bu mümkün olmadı.</p><p class="">Zaten, kendi göbeğinizi kendiniz kesmediğiniz takdirde yürüttüğünüz mücadelede ilerleme kaydetmenizin mümkün olmadığı en iyi Suriye sahasında anlaşıldı.</p><p class="">Türkiye’nin yeni operasyon hedeflerine geçmeden önce şöyle bir bilgiden herkesi haberdar edelim:</p><p class="">ABD ile Rusya arasında Suriye özelinde resmen deklare edilmemiş bir anlaşma var.</p><p class="">Bu anlaşmaya göre Fırat’ın doğusunda yer alan bölgeler ABD’nin, batısında bulunan bölgeler ise, Rusya’nın faaliyet sahasını kapsıyor.</p><p class=""><strong>BÜTÜN İŞARETLER TEL RIFAT BÖLGESİNİ GÖSTERİYOR</strong></p><p class="">20 Ocak 2018’de başlayan Afrin’e Zeytin Dalı Harekâtının hemen öncesinde bölgede bulunan Rus birlikleri, Afrin’in hemen aşağısında yer alan, 2004 sayımına göre 20 bin nüfuslu bir yerleşim yeri olan Tel Rıfat’a çekildiler.</p><p class="">Afrin harekâtının devamında Tel Rıfat’ın kurtarılması için de niyet edildi, müzakerelerde defalarca bu konu gündeme getirildi ancak Ruslar, burayı bu defa Türkiye’ye karşı ellerinde bir koz olarak tutmak/kullanmak istedikleri için bu mümkün olmadı.</p><p class="">Şimdi günümüze gelelim.</p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla gündeme gelen yeni operasyon için işaretler Tel Rıfat’ı gösteriyor.</p><p class="">Yaptığım araştırmalar sonucu edindiğim izlenimler de aynı istikamette.</p><p class="">Öncelikli hedef Tel Rifat olacak, devamında Münbiç de denkleme girebilir.</p><p class="">Onun da devamında, Ayn el-Arab’ın (Kobani) alınması, yahut çevrelenmesi söz konusu olabilir.</p><p class="">Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “<strong>Ülkemize ve güvenli bölgelerimize sık sık yapılan saldırıların, tacizlerin, tuzakların merkezi konumundaki alanlar harekât önceliğimizin başında yer almaktadır”</strong> şeklindeki sözleri de, akıllara önce bu bölgeleri getiriyor.</p><p class=""><strong>ABD ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR</strong></p><p class="">2018’de Afrin’e Zeytin Dalı Harekâtı başladığında ABD makamları, Fırat’ın batısının kendi faaliyet alanları içinde olmadığını açıkça dile getirmişlerdi.</p><p class="">Ama şimdi açıkça karışıyorlar, harekâtı engellemeye çalışıyorlar.</p><p class="">Hem Washington’dan, hem de Ankara’daki Büyükelçilik üzerinden Türk makamları üzerinde baskı uyguluyorlar.</p><p class="">Pentagon Sözcüsü John Kirby, “<strong>Endişeliyiz</strong>” açıklaması yaptı.</p><p class="">Benzeri açıklamalar, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilerinden de geldi.</p><p class="">Rusların durumuna gelince…</p><p class="">Şurası net:</p><p class="">Tel Rifat ve eğer devamı gelirse, Fırat’ın batısında yürütülmesi hedeflenen askeri harekâtın şartları, Rusların dikkatlerinin Ukrayna’ya yönelmesi ile olgunlaştı.</p><p class="">Bu da demek oluyor ki, operasyon için düğmeye basılırsa, Moskova kaynaklı bir engelleme girişimi beklenmiyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/suriyede-yeni-operasyonun-hedefi-nereler-olacak-2063031</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 28 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kemal Kılıçdaroğlu bir kez daha Türkiye’nin “anlamı”nı ifsada kalkıştı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/kemal-kilicdaroglu-bir-kez-daha-turkiyenin-anlamini-ifsada-kalkisti-2063021</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/kemal-kilicdaroglu-bir-kez-daha-turkiyenin-anlamini-ifsada-kalkisti-2063021" rel="standout" />
      <description>MEDİNETürkiye’nin “anlamı” yurt dışında anlaşılır. Bir ülkeye, her hangi bir ülkeye gidin. Türkiye ile ilgili neler söylendiğinde bakın. Türkiye’yi “anlamak” için size yeterli olacaktır.Sadece Türkiye’nin dostları ya da Türkiye’yi seven milletler için geçerli değil bu sözüm. Türkiye’ye açıktan düşmanlık yapan ülkelere gittiğinizde de onların sözlerinden Türkiye’nin “anlamı”nı kavrayabilirsiniz.MEDİNE ÇARŞILARINDA TÜRKİYE’NİN ANLAMINI GÖRMEKBu girizgahı şu anda bulunduğum Medine’de, Peygamberimiz</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p class=""><strong>MEDİNE</strong></p><p class="">Türkiye’nin “anlamı” yurt dışında anlaşılır. Bir ülkeye, her hangi bir ülkeye gidin. Türkiye ile ilgili neler söylendiğinde bakın. Türkiye’yi “anlamak” için size yeterli olacaktır.</p><p class="">Sadece Türkiye’nin dostları ya da Türkiye’yi seven milletler için geçerli değil bu sözüm. Türkiye’ye açıktan düşmanlık yapan ülkelere gittiğinizde de onların sözlerinden Türkiye’nin “anlamı”nı kavrayabilirsiniz.</p><p class=""><strong>MEDİNE ÇARŞILARINDA TÜRKİYE’NİN ANLAMINI GÖRMEK</strong></p><p class="">Bu girizgahı şu anda bulunduğum Medine’de, Peygamberimiz Hazreti Muhammet Mustafa’nın (as) yanı başından yapıyorum.</p><p class="">Az önce, 2.5 yıldır pandemi nedeniyle kapalı olan ve şu günlerde yeni yeni açılmaya başlayan Medine çarşılarını dolaşıp da geldim.</p><p class="">En son 2018’de geldiğim Medine’nin çarşıları olağan üstü kalabalıktı, dükkanlar müşterilerle dolup taşmıştı. Ve fiyatlar bugünkünden çok daha makuldü. </p><p class="">Bugün o dükkanların çoğu kapalı. Epeycesi boşaltılmış. Yani ki pandemi süreci Suudi Arabistan’ın “din turizmini” olağan üstü etkilemiş.</p><p class="">Konumuz bu da değil.</p><p class="">***</p><p class="">Konumuz, burada kiminle karşılaşsak, kiminle konuşsak söz Türkiye’ye geliyor ve Türkiye için olağan üstü güzel sözler söyleniyor.</p><p class="">Esnaflar pandeminin etkilerinden kurtulmaya çalışırken bir yandan da bize Türkiye ve Türklerin Hicaz’a daha fazla gelmesi talebini iletiyorlar.</p><p class="">Türkiye ile Suudi Arabistan arasında son dönemde kurulan yeni ilişki ve pandeminin neredeyse sona ermesi, beklentileri epeyce yükseltiyor.</p><p class=""><strong>Burada insanlar Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ismini iştiyakla anıyor. Türkiye ile ilgili mutlaka olumlu kanaat sahibi olanların sayısı hayli fazla.</strong> Ülkeler arasında yaşanan siyasi kriz vatandaşın çok gündemine girmemiş. Ama ekonomik amandaki “rezev” etkili olmuş. Türkiye ile iş yapan ticaret adamları bu dönemde önemli kayıplar yaşamış.</p><p class="">***</p><p class="">Sadece Medine esnafı değil elbette...</p><p class="">Şu anda umre ziyareti yapan dünyanın türlü coğrafyalarından kutsal topraklara gelen Müslümanların gözü kulağı Türkiye’de.</p><p class="">Karşılaştığınızda bir vesile ile mutlaka iletişim kuruyorlar. Ve mutlaka Türkiye ile ilgili olumlu ifadeler kullanıyorlar.</p><p class=""></p><p class="">Medine’den, Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye bakınca... Ya da Medine’ye dünyanın türlü coğrafyalarından gelen Müslümanların gözünden Türkiye’ye bakınca... </p><p class="">Açıkçası, gıpta edilen, örnek alınan, İslam dünyasının içinden geçtiği buhranlı süreci bitirecek bir ülke ve liderliği görülüyor.</p><p class="">Gözleri kulakları Türkiye’de.</p><p class="">Hani bir söz var ya <strong>“Yiğit düştüğü yerden kalkar” </strong>diye. Bir Malay, bu atasözümüze denk gelecek cümlelerle Türkiye’yi anlattı, mesela..!</p><p class="">Amerika’sından Avrupa’ya, Uzak Asya’sından Afrika’ya kadar bir çok coğrafyayı gezdim. İnsanlarıyla hemhal oldum.</p><p class="">Bizi sevmeyenler bile Türkiye konusunda ihtiyatlı ve hakkaniyetliler.</p><p class=""><strong>Dışarıdan Türkiye’ye bakınca, Türkiye’nin anlamı daha bir başka.</strong></p><p class="">Ne ki içeriden bazılarının bakışı ise maalesef bir başka.</p><p class=""><strong>FETÖ’NÜN DİLİNE BENZEYEN DİL HAYRA ALAMET DEĞİL</strong></p><p class="">Medine’de, Nebi’nin (as) yanıbaşında yazıyı yazarken konuyu buraya getirmeye hiç niyetim yoktu ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun son video paylaşımını görünce içim burkuldu.</p><p class="">Ne yalan söyleyeyim, 2013-2016 döneminde, 17-25’ten 15 Temmuz’a uzanan süreçte FETÖ’cülerin kullandığı argüman ve dilin tıpatıp aynısını bugün yine kullanmış.</p><p class="">***</p><p class="">17-25 Aralık olmuş ve FETÖ’nün haber ajansı Cihan’dan iki tanıdık ziyarete gelmişti. İş- güç konuşacağımızı düşünürken konu Erdoğan’a geldi ve birden yıllardır tanıdığım bir yönetici <strong>“Boş ver bu işleri Hasan Öztürk, o uçağına binip Endonezya’ya kaçacak. Uçakta sana yer yok ki, ne savunup duruyorsun” diye tehdit dolu bir cümle kurdu. O an ayağa fırladığımı hatırlıyorum.</strong> Ve hemen odanın kapısını açtım.<strong> “Çıkın” </strong>dedim. Mırın kırın ederek odadan ayrılırlarken, <strong>“Ne yani Tayyip Erdoğan kaçacak, sen bizim elimize düşeceksin diye tehdit mi ediyorsunuz” dedim. Çıkıp gittiler.</strong></p><p class="">Bugün Sayın Kılıçdaroğlu, <strong>“Kavgamız var”</strong> diye başladığı yolculuğuna, “Önümden çekilin” diyerek devam ederken, hızını alamayıp<strong>, “Herkesin bildiği ve açık kaynaklardan elde edilebilecek bir takım verilerle”</strong> Erdoğan’ın Amerika’ya kaçacağını söylüyor.</p><p class=""><strong>Yazık!</strong></p><p class="">Dedim ya Türkiye’ye dışarıdan bakınca “anlamı” daha bir anlaşılıyor.</p><p class=""><strong>O bahsettiği vakıfların yardım ve burslarıyla Amerika’da okuyan çocuklara sorsaydı Kemal Bey, böyle konuşur muydu bilmiyoruz ama, bu sözleri hiç de yakışık değil!</strong></p><p class="">Kılıçdaroğlu’nun dili  FETÖ’nün diliyle yine benzeşiyor!</p><p class="">Bu dil tam da NATO ve Amerika ile korakor yeni bir mücadele döneminde hayra alamet değil.</p><p class="">Medine’den bakınca da böyle, New York’tan bakınca da böyle.</p><p class="">Kemal Kılıçdaroğlu siyaset dilini ifsat etti, toplumu ifsata kalkıştı; şimdi muhalefet dilini tam anlamıyla ifsat ediyor.</p><p class="">Ne için acaba...</p><p class="">Haksız mıyım?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/kemal-kilicdaroglu-bir-kez-daha-turkiyenin-anlamini-ifsada-kalkisti-2063021</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 27 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kılıçdaroğlu ‘sarı bürokratlar’ derken bir yerlere şifreli mesaj mı gönderdi?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/kilicdaroglu-sari-burokratlar-derken-bir-yerlere-sifreli-mesaj-mi-gonderdi-2063016</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/kilicdaroglu-sari-burokratlar-derken-bir-yerlere-sifreli-mesaj-mi-gonderdi-2063016" rel="standout" />
      <description>Öncekilerin de iler tutar bir tarafı yoktu ama bu sonuncusu hepsinden çok daha tuhaf duruyor.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun saat 22.00’ye ayarlı sosyal medya paylaşımından söz ediyorum.Sanki bu defa bir şeylerin telâşıyla, kamuoyundan ziyade, özel olarak seçilmiş bir yerlere mesaj vermek için hazırlanmış bir kayıt intibaı veriyor.Gerçek sebep ne acaba?Ankara’daki Amerikan Büyükelçiliğinin CHP’nin Maltepe mitingi için, önceden ‘Gitmeyin’ mesajı yayınlaması mıdır?Siyaset kökenli yeni ABD</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1275193453&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1275193453&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1275193453&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Öncekilerin de iler tutar bir tarafı yoktu ama bu sonuncusu hepsinden çok daha tuhaf duruyor.</p><p class="">CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun saat 22.00’ye ayarlı sosyal medya paylaşımından söz ediyorum.</p><p class="">Sanki bu defa bir şeylerin telâşıyla, kamuoyundan ziyade, özel olarak seçilmiş bir yerlere mesaj vermek için hazırlanmış bir kayıt intibaı veriyor.</p><p class="">Gerçek sebep ne acaba?</p><p class="">Ankara’daki Amerikan Büyükelçiliğinin CHP’nin Maltepe mitingi için, önceden ‘<strong>Gitmeyin</strong>’ mesajı yayınlaması mıdır?</p><p class="">Siyaset kökenli yeni ABD Büyükelçisinin son bir iki gün içinde, diğer muhalefet liderlerini turlamasına rağmen CHP’nin kapısını çalmaması mıdır, bunun sebebi?</p><p class="">Emin değilim.</p><p class="">Ama Kılıçdaroğlu’nu yerinden hoplatan, bir yerlere bir takım mesajlar verme telâşıyla harekete geçmeye iten bir şeyler olmuş, bu belli.</p><p class=""><strong>“DELİ SAÇMASI, ERGEN ÇOCUK TAVIRLARI”</strong></p><p class="">Dün sabah Anadolu Yayıncılar Derneği’nde Sinan Burhan’ın davetlisi olarak katıldığımız kahvaltıda, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Kılıçdaroğlu’nun sözlerine, <strong>“Deli saçması bir şey.</strong> Söylediklerinde içerik anlamında hiçbir şey yok. <strong>Önceden saat verip ben bunu yapacağım gibi böyle korkutan bir bildiri okuyan ergen bir çocuk tavrında” </strong>şeklinde ifadelerle tepki gösterdi.</p><p class="">Türgev ve Ensar Vakfının ABD’deki öğrenci yurdu vs. faaliyetlerde kullanılmak üzere bu ülkeye yaptığı havaleleri <strong>‘kaçış planı’ </strong>olarak sunmak, böyle bir suçlamanın arkasında bir mantık aramak gerçekten de abesle iştigal anlamına geliyor.</p><p class="">Gerçekten de<strong> ‘ergen çocuk tavrı’</strong> yahut <strong>‘deli saçması’</strong> deyip geçeceğiniz türden suçlamalar bunlar.</p><p class="">Böyle bir kurguyu Kılıçdaroğlu gibi bir isim dillendirmiş olsa bile, “İnsan kendini bu kadar ayağa düşürür mü” diye sormanız icap eder.</p><p class="">Ama asıl gerekçe, Kılıçdaroğlu’nun eline geçen yahut eline tutuşturulan bir şeyleri siyasi kazanım hesabıyla kamuoyu ile paylaşma planının ötesinde bir şeyler de olabilir mi acaba?</p><p class="">Başka bir şeyler oldu da bu başka şeyler, Kılıçdaroğlu’nun kimyasını etkilemiş olabilir mi?</p><p class="">Bu kritik süreçte, asıl kendilerini rahatsız eden başka bir şeye karşı refleks gösteriyor olabilir mi?</p><p class=""><strong>SARI BÜROKRATLAR KİM? KILIÇDAROĞLU NEDEN BÖYLE BİR TABİR KULLANDI? </strong></p><p class="">Kılıçdaroğlu’nun 5 dakikalık konuşmasıyla alâkalı olarak herkes,<strong> ‘kaçış planı’</strong> üzerinden değerlendirmeler yapıyor.</p><p class="">Ama asıl dikkat çekici kısım orası değil.</p><p class="">Devlet içinde bir yerlere bir takım mesajlar veriyor Kılıçdaroğlu.</p><p class="">Tehdit mesajları de denebilir bunlar. Çünkü bir süredir yaptığı gibi burada da açıkça bürokratları tehdit ediyor.</p><p class="">Ve ilk defa<strong> ‘sarı bürokratlar’</strong> diye bir tabir kullanıyor.</p><p class="">İki yerde kullanıyor bu tabiri.</p><p class="">Önce, <strong>“Sarı bürokratlar! Sizler devleti, kanun dışı talimatlar uygulayarak adeta bitkisel hayata soktunuz. Bu süreçte kendinizi de bitirdiniz” </strong>diyor.</p><p class="">Biraz daha konuştuktan sonra da,<strong> “Ama size de bir iyilik yapıyorum sarılar. Sizi bu suç gemisinden indirmek istiyorum. İnin, kurtarın kendinizi. Çok geç olmadan, küçük cezalarla kurtulabileceğiniz bir aşamada kurtulun. Çünkü hiç gündemlerinde yoksunuz” </strong>diyerek ikinci kez ‘sarılar’ ifadesini kullanıyor.</p><p class="">Kılıçdaroğlu, belli ki, bir şifre veriyor bir yerlere.</p><p class="">Ama bu şifrenin siyasi niteliğin ötesine giden birtakım başka yönleri de olabilir.</p><p class="">O nedenle, titiz bir şekilde araştırılmalı, Kılıçdaroğlu’nun kimleri ne ile tehdit ettiği ortaya çıkarılmalı.</p><p class="">Bir de şu gerçeğin farkındalığı içinde olmak, içinden geçtiğimiz dönemde giderek daha da önemli hale geliyor:</p><p class="">CHP yönetimi ve kadroları siyaseti, millete hizmet etme niyetiyle değil de, devleti ele geçirme ve devlet kurumlarında kadrolaşma hesabıyla yapıyor.</p><p class="">Geçmişte vesayet rejiminden beslenen bir parti iken, devlet kurumlarını arka bahçesi olarak kullanan bir parti iken, bir süredir bu ayrıcalığını kaybetmiş bir parti hüviyetine dönüştü CHP.</p><p class="">Kılıçdaroğlu’nun biteviye devlete mesajlar vermesi, bürokrasiyi hedef alması, devlet memurlarını tehdit etmesi, böyle bir hedefin dışa yansıması yahut devlete hükmedememenin travması olarak pekâlâ okunabilir.</p><p class="">Yazı bitmeden aklıma geldiği için bir çift kelâm da Bülent Arınç için etmek isterim.</p><p class="">Bir tek kelâm aslında.</p><p class="">O da şu:</p><p class="">Son günlerde sıklaşan açıklamalarında bütün iğnelerini ve bütün çuvaldızlarını Erdoğan ve AK Parti çevresine batıran Arınç’ın, Kılıçdaroğlu’nun bu tehditlerine dönük söyleyecek hiç sözü yok mu acaba?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/kilicdaroglu-sari-burokratlar-derken-bir-yerlere-sifreli-mesaj-mi-gonderdi-2063016</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 26 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Muhalefet için barometre ‘çoklu adaya’ dönüyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/muhalefet-icin-barometre-coklu-adaya-donuyor-2063006</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/muhalefet-icin-barometre-coklu-adaya-donuyor-2063006" rel="standout" />
      <description>CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, geçen cumartesi günü partisinin İstanbul/Maltepe mitinginde konuştu,“Mükemmel bir göreve talibiz”dedi.Bu sözleri ve miting konuşmasının satır aralarından çıkartılan mesajlar üzerinden, Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı için öne doğru bir adım daha attığı yorumları yapılıyor.Geçen pazar günü Kanal 7’de yaptığımız programda, siyasette uzun bir tecrübeye sahip olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a Kılıçdaroğlu’nun adaylığı meselesini sorduğumda dikkat çekici bir cevap</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1274600377&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1274600377&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1274600377&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, geçen cumartesi günü partisinin İstanbul/Maltepe mitinginde konuştu, <strong>“Mükemmel bir göreve talibiz”</strong> dedi.</p><p class="">Bu sözleri ve miting konuşmasının satır aralarından çıkartılan mesajlar üzerinden, Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı için öne doğru bir adım daha attığı yorumları yapılıyor.</p><p class="">Geçen pazar günü Kanal 7’de yaptığımız programda, siyasette uzun bir tecrübeye sahip olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a Kılıçdaroğlu’nun adaylığı meselesini sorduğumda dikkat çekici bir cevap aldım.</p><p class="">Bozdağ, şöyle dedi:</p><p class=""><strong>“Kılıçdaroğlu, yedili masayı, (HDP’yi de dâhil ediyor) kendi cumhurbaşkanlığı adaylığını kabulden başka bir seçeneğin olmadığına ikna etmeye çalışıyor.”</strong></p><p class="">Şimdiye kadar iki kere yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde fırsat önünde olduğu halde aday olmaktan imtina eden Kılıçdaroğlu, bu defa gerçekten aday olmayı kafaya koymuş gibi sinyaller veriyor.</p><p class="">Etrafından gelen<strong> “Bu defa Erdoğan’ın karşısında kim aday olursa kazanır, altın tepsiyle önünüze gelen bu fırsatı tepmemelisiniz” </strong>biçimindeki telkinler, belli ki etkili olmuş.</p><p class=""><strong>“Ayağıma kadar gelen fırsatı kaçırırsam hayatımın hatasını yapmış olurum”</strong> noktasına gelmiş Kılıçdaroğlu.</p><p class=""><strong>İYİ AMA KILIÇDAROĞLU NASIL ‘ORTAK ADAY’ OLACAK?</strong></p><p class="">Peki, tamam.</p><p class="">Muhalefet bloku içinde en fazla oy alan partinin genel başkanı sıfatını taşıdığı için Kılıçdaroğlu, diğer hiçbir muhalefet liderinin elinde olmayan imkânı elinde tutuyor.</p><p class="">Ama bu durum, hayati niteliği olan o soruyu devre dışı bırakmıyor.</p><p class="">Israrla <strong>“Adayımızı 6’lı masa belirleyecek” </strong>demeye devam eden Kılıçdaroğlu, kendi adaylığı için 6’lı masayı nasıl ikna edecek?</p><p class="">Masada, geri kalan 5 partinin genel başkanlarının bir tanesi bile CHP liderinin aday olmasına sıcak bakmıyor.</p><p class="">Muhalefet blokunun ikinci lokomotif partisi olan İYİ Parti’nin başındaki isim Meral Akşener, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına herkesten daha fazla soğuk bakıyor.</p><p class="">Diğer küçük partilerin genel başkanları da ya kendileri aday olmak istiyorlar ya da<strong> “Kılıçdaroğlu olmasın da…”</strong> noktasında duruyorlar.</p><p class="">Bu durumda, sorumuzu tekrar etmemiz gerekecek:</p><p class=""><strong>“İyi tamam da, Kılıçdaroğlu nasıl ‘ortak aday’ olacak? </strong></p><p class=""><strong>İYİ PARTİLİ ÜST DÜZEY BİR İSİM: KİMSE İSTEMİYORSA, O ZAMAN 6’LI MASADAN TEK ADAY ÇIKMAYACAK DEMEKTİR</strong></p><p class="">Bu soruya cevap verebilecek muhatapları, öncelikli olarak tabii ki muhalefet çevrelerinden, CHP ile birlikte ittifak halinde olan partiler içinden aramak gerekir.</p><p class="">Öncelikli olarak da, Kılıçdaroğlu’nun herkesten daha fazla kulak vermesi gereken İYİ Parti çevrelerinden.</p><p class="">Okuduğunuz türden bir yazı yazmaya niyetlendikten sonra, İYİ Parti yönetiminde görevi olan, Meral Akşener’in yakın kurmaylarından birini aradım.</p><p class="">İsminin yazıda kullanılmaması şartıyla konuşan tecrübeli isim, Kılıçdaroğlu’nun adaylığıyla ilgili soruma şöyle cevap verdi:</p><p class=""><strong>“Biz de epeydir böyle tahmin ediyoruz. Şu ana kadar bizimle bu konuda bir görüşme yapılmadı. Diğerleriyle de yapılmadı. Gündem olmadı, açılmadı bu konu. Ama söylemlerinde bu, yani CHP’nin adayı olacağı görülüyor.”</strong></p><p class="">Muhatabım, bu ifadeleri kullandıktan sonra Kılıçdaroğlu’nun “<strong>Adaya 6’lı masa karar verecek”</strong> şeklindeki sözlerini hatırlatınca, araya girip sordum:</p><p class=""><strong>“Peki, o nasıl olacak? 6’lı masada kimse onun aday olmasını istemiyor?”</strong></p><p class="">Aldığım cevabı araya girmeden aktarayım:</p><p class=""><strong>“Kimse istemiyorsa o zaman 6’lı masadan tek aday çıkmayacak demektir. </strong></p><p class=""><strong>Tek aday çıkmayacaksa ne olur, bilemiyorum. Kemal Bey 6’lı masada itiraz olursa mecburen tek aday konusundan vazgeçecek. Ya kendinden vazgeçecek, ya da diyecek ki anlaşıldı tek aday çıkamıyor o zaman çoklu adaya geçelim diyecek. </strong>Çoklu adaya geçilince herkes kendi adayını çıkarır.”</p><p class="">Bu sözlerin toplamından anlaşıldığı üzere Kılıçdaroğlu, CHP’nin adayı olarak seçimlere girmeye karar verirse, ilk turda çoklu aday seçeneğinin önü açılacak,</p><p class="">CHP lideri, <strong>“Madem ilk turda ortak aday çıkartamıyoruz, o halde ilk turda herkes istediği ismi aday yapsın, güçlerimizi ikinci turda birleştirelim” </strong>biçiminde bir teklif yapmak durumunda kalacak demektir.</p><p class="">Önümüzdeki süreçte Kılıçdaroğlu, adaylık için öne doğru her adım attığında, çoklu aday seçeneği daha fazla gündeme gelebilir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/muhalefet-icin-barometre-coklu-adaya-donuyor-2063006</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 25 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Akşener’in “bir nevi Netanyahu”dan “bir nevi Abdülhamid’e” evrilen tehlikeli dili</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/aksenerin-bir-nevi-netanyahudan-bir-nevi-abdulhamide-evrilen-tehlikeli-dili-2062996</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/aksenerin-bir-nevi-netanyahudan-bir-nevi-abdulhamide-evrilen-tehlikeli-dili-2062996" rel="standout" />
      <description>İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener 2. Abdülhamid’i hedef almakla kalmadı, üstüne bir de Erdoğan’ı dönemin Abdülhamid’i ilan etti. Halk TV’de konuşan Akşener,“Bu bir istibdat sistemine karşı, istibdat rejimine karşı, tekleşmeye, tek adamlığa doğru giden bir sisteme başkaldırı, buranın öznesi eğer Abdülhamid ise, eğer arkadaşlar öyle diyorsa, bugünün öznesi de Recep Tayyip Erdoğan’dır”ifadelerini kullandı.Akşener’in hem Abdülhamid’e hem Erdoğan’a yönelik sözleri çok tartışıldı.ERDOĞAN’IN İSİM VERMEDEN</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1273877056&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1273877056&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1273877056&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener 2. Abdülhamid’i hedef almakla kalmadı, üstüne bir de Erdoğan’ı dönemin Abdülhamid’i ilan etti. Halk TV’de konuşan Akşener, <strong>“Bu bir istibdat sistemine karşı, istibdat rejimine karşı, tekleşmeye, tek adamlığa doğru giden bir sisteme başkaldırı, buranın öznesi eğer Abdülhamid ise, eğer arkadaşlar öyle diyorsa, bugünün öznesi de Recep Tayyip Erdoğan’dır”</strong> ifadelerini kullandı.</p><p class="">Akşener’in hem Abdülhamid’e hem Erdoğan’a yönelik sözleri çok tartışıldı.</p><p class=""><strong>ERDOĞAN’IN İSİM VERMEDEN İŞARET ETTİĞİ DAVUTOĞLU, BABACAN VE KARAMOLLAOĞLU</strong></p><p class="">Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, kendisine yönelik ithamlara değil, Abdülhamid’e yönelik sözlerine cevap verdi.</p><p class=""><strong>“Meral Hanım sen kim, Sultan Abdülhamid’e saygısızlık kim”</strong> diye başladığı konuşmasında,<strong> “Ve o 6’lı masada olanlardan, isim vermeyeceğim, 3 tanesi var ki bunlar Sultan Abdülhamid’e bugüne kadar laf söyletmemişlerdi, şimdi ne oldu bunlara da sus pus oldular. </strong>Ne oldu bunlara da aynı masanın etrafında oturdukları<strong> halde Sultan Abdülhamid cennet mekân, ona laf atanlara haddini bildiremediler” </strong>diyerek Ahmet Davutoğlu Ali Babacan ve Temel Karamollaoğlu’na yüklendi.</p><p class="">Abdülhamid ve Erdoğan kıyaslaması bugüne kadar birçok çevrede yapıldı, yapılıyor. Ne var ki bize göre Akşener’in, <strong>“İstibdat dönemi olarak nitelendirdiği Abdülhamid dönemi ile Erdoğan dönemini özdeşleştirmesi baltayı ikinci kez taşa vurması anlamına geliyor.</strong></p><p class="">Neden olduğunu söyleyelim…</p><p class="">Meral Akşener, İyi Parti’nin Genel Başkanı olarak, uzun zamandır sokakta. Sokak siyasetinde, gündeminde ağırlıklı olarak “ekonomi” var.</p><p class="">Ekonomideki sıkıntıları önceleyen muhalefet etme biçimi ona oy da kazandırıyor. Ama ekonomi gündeminin dışına çıktığında Akşener, çam deviriyor. Hem de sıklıkla.</p><p class=""><strong>AKŞENER BUNU HEP YAPIYOR. DAHA ÖNCE DE ERDOĞAN İÇİN “BİR NEVİ NETANYAHU” DEDİ</strong></p><p class="">Hatırlarsanız Sayın Akşener, tam bir yıl önce bugünlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan için<strong> “Bir nevi Netanyahu”</strong> ifadesini de kullanmıştı. Hem de <strong>Rize seyahatinden hemen önce..!</strong></p><p class="">Akşener’in provokatif sözleri aynen şu şekildeydi: “Gözümüzün önünde kadınlar, çocuklar katlediliyor. <strong>Bir anlamda Sayın Erdoğan’ın İsrailli versiyonu olan Netanyahu, siyasi rakiplerini baltalamak ve bu şekilde koltuğunu koruyabilmek için gözünü kırpmadan sivillerin ve çocukların hayatlarına kastetmekten geri durmadı.”</strong> (18.05.2021)</p><p class="">Akşener, İsrail’in katil eski Başbakan’ının iktidardan gitmemek için çocukları, sivilleri öldürdüğünü söylüyor ve <strong>nereden aklına geliyorsa… ya da kim aklına sokuyorsa Netanyahu’nun isminin yanına Sayın Erdoğan’ın ismini de iliştiriveriyor… “Bir anlamda Sayın Erdoğan’ın İsrail versiyonu olan Netanyahu!” </strong></p><p class="">İktidardan gitmemek için çoluk çocuk, kadın sivil öldüren Netanyahu’nun Erdoğan’ın taktiği ile iktidardan gitmediğini <strong>“Bir anlamda” </strong>diyerek ima ediyor!</p><p class="">O günlerde<strong> “Pes doğrusu”</strong> demiştik. Ve ardından yapılan Rize gezisi için de<strong> “Provokasyonu Meral Akşener yapmıştır”</strong> tespitinde bulunmuştuk.</p><p class="">Akşener bu garip, tuhaf, asla kabul edilemeyecek benzetme öncesinde bugünlerde ortağı Sayın Kılıçdaroğlu’nun yeniden dillendirdiği provokatif iddialarda da bulunmuştu.</p><p class=""><strong> “Silahlı birtakım insanların Tokat ve Konya’da eğitim yaptığını”</strong> iddia etmişti. Hatırlayın lütfen hemen akabinde, <strong>“siyasi cinayetler olacak” </strong>sözleri havada uçuştu.</p><p class="">Sayın Akşener, geçen yıl aynı tarihlerde yaptığı Netanyahu-Erdoğan benzetmesi ile nasıl bir “kriz”e neden olmuşsa bu kez de Abdülhamid-Erdoğan benzetmesiyle benzer bir “kriz”e neden olmuştur.</p><p class=""><strong>Abdulhamid döneminde yapılan hiçbir iyi şeyi anmadan “istibdat”, “tek adam” yaftası yaftalamakla kalmamış, Erdoğan’ı da “istibdat” ile birlikte anmış, Abdülhamid’e benzetmiştir!</strong></p><p class=""><strong>Bütün tarihçiler gibi Akşener de bilir ki Abdülhamid Han aynı zamanda cumhuriyetin öncü neslini yetiştiren büyük bir devlet adamıdır. Onun zamanında, modern eğitimin adımları atılmış, onun açtığı okullardan mezun olanlar cumhuriyeti kurmuştur.</strong></p><p class="">Her neyse…</p><p class=""><strong>İLLE DE KIYAS YAPACAKSANIZ ERDOĞAN, GÜNÜMÜZÜN ÇELEBİ MEHMET’İ OLABİLİR</strong></p><p class="">Meral Akşener şayet Erdoğan’ı bir Osmanlı Padişahı ile kıyaslayacaksa bizce o isim Çelebi Mehmet olmalıdır.</p><p class="">Abdülhamid Han, çöküş dönemi padişahıdır ama Sayın Erdoğan yükseliş dönemi lideridir. Şayet bir kıyas gerekiyorsa, Çelebi Mehmet ile kıyaslama daha doğrudur.</p><p class="">Zira, babası Yıldırım Beyazıd’ın Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesiyle Fetret Devri’ne giren Osmanlı’yı yeniden ayağa kaldıran isim Çelebi Mehmet’tir.</p><p class=""><strong>Kardeşlerinin başlattığı isyanları bastırıp yeniden devlette birliği sağlayan, yükseliş devrine kapı açan Çelebi Mehmet ile Erdoğan çok benzer.</strong></p><p class="">Çünkü 2001’deki ekonomik krizde dip yapan devlet aygıtını yeniden ayağa kaldıran…</p><p class="">2013 Gezi Provokasyonu, 17/25 Aralık ve nihayet 15 Temmuz 2016 darbe ve işgal girişimini püskürten Erdoğan’dır.</p><p class="">16 Nisan 2017 Referandumu ile Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçen odur.</p><p class=""><strong>Türkiye Cumhuriyeti’ni fetret devrinden çıkarıp, yükselişe geçiren Recep Tayyip Erdoğan’dır.</strong></p><p class="">Erdoğan’ın, Akşener’e verdiği cevapta, Davutoğlu, Babacan ve Karamollaoğlu’na işaret etmesi bile başlı başına manidardır.</p><p class=""><strong>Günümüzün Çelebi Mehmet’i Erdoğan’dır. Günümüzün İsa Çelebi’si, Emir Süleyman’ı, Musa Çelebi’si kimdir siz düşünün…</strong></p><p class="">Sayın Akşener bir de mevzuya bu yönüyle bakarsa hiç fena olmaz.</p><p class="">Ne dersiniz?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/aksenerin-bir-nevi-netanyahudan-bir-nevi-abdulhamide-evrilen-tehlikeli-dili-2062996</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 24 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anketlerde enteresan veriler var</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/anketlerde-enteresan-veriler-var-2062966</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/anketlerde-enteresan-veriler-var-2062966" rel="standout" />
      <description>Areda Araştırma her ay, toplumun çeşitli konularda nabzını ölçmek için araştırmalar yapıyor.Prof. Dr. Ömer Çaha koordinatörlüğünde akademik uzmanların da dâhil olduğu, demografik ve siyasi özellikleri itibarıyla Türkiye nüfusunu temsil kabiliyetine sahip 2000 kişilik örneklem üzerinden yapılan Nisan ayı araştırmasında dikkat çekici veriler var.Araştırma toplumun, çoğu kimsenin düşündüğünün aksine, dış politika meselelerine yakın ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor.Hatta telefonla konuştuğum Areda’nın</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1272356968&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1272356968&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1272356968&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Areda Araştırma her ay, toplumun çeşitli konularda nabzını ölçmek için araştırmalar yapıyor.</p><p class="">Prof. Dr. Ömer Çaha koordinatörlüğünde akademik uzmanların da dâhil olduğu, demografik ve siyasi özellikleri itibarıyla Türkiye nüfusunu temsil kabiliyetine sahip 2000 kişilik örneklem üzerinden yapılan Nisan ayı araştırmasında dikkat çekici veriler var.</p><p class="">Araştırma toplumun, çoğu kimsenin düşündüğünün aksine, dış politika meselelerine yakın ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor.</p><p class="">Hatta telefonla konuştuğum Areda’nın Genel Müdürü Yusuf Akın, halkın dış politika ile ilgili sorularına, bir ‘<strong>Hariciyeli</strong>’ gibi cevaplar verdiğinden söz etti.</p><p class=""><strong>3 KİŞİDEN 2’Sİ UKRAYNA İÇİN BARIŞ ARAYIŞLARINI BAŞARILI BULUYOR</strong></p><p class="">Şubat ayından bu yana dış politika başlığının altına giren en önemli konu Ukrayna’daki savaş, bir başka ifadesiyle Rusya’nın bu ülkeyi işgali.</p><p class="">Ankara, daha ilk günden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın <strong>“Rusya’dan da, Ukrayna’dan da vazgeçmeyiz” </strong><strong>sözlerinde </strong>karşılığını bulan bir denge politikası izledi.</p><p class="">Üstüne, ateşkes ve barış çabaları anlamında ses getiren önemli inisiyatifler devreye sokuldu.</p><p class="">Araştırma sonuçları, halkın iktidarın bu çabalarına önemli ölçüde destek verdiğini gösteriyor.</p><p class="">Buna göre, Türkiye’yi Rusya ile Ukrayna arasında barışı sağlama konusundaki çabalarını başarılı bulanların oranı yüzde 67,4 çıkarken, başarılı bulmayanların oranı yüzde 32,6 olarak ölçüldü.</p><p class="">Ukrayna savaşıyla ilgili toplumun yakından ilgilendiğini gösteren çok enteresan bulduğum bir başka veri daha var.</p><p class="">Ankete katılanların yüzde 94,4’ü, Amerika ve Batılı ülkelerin Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bitmesini istemediğini düşündüğünü dile getiriyor.</p><p class="">Bu kadar yüksek bir oran, toplumda yüksek bir farkındalık olduğu anlamını taşıyor.</p><p class="">Demek ki, savaşta kimlerin hangi niyetlerle hareket ettiğine dair insanlarda, ciddi bir bilinç oluşmuş durumda.</p><p class="">Bir başka yönüyle de dış politika meselelerinde sokağın bu yakın ilgisinin, hükümet ve politika belirleyen karar alıcıların elini güçlendiren bir yönünün olduğu, olabileceği açık.</p><p class="">Ülke menfaatleri doğrultusunda hem kararlı duruşlar sergileme, hem de Türkiye’nin dünyada ses getiren, ilgi gören, takdir toplayan inisiyatifler kullanması anlamında.</p><p class=""><strong>SURİYELİ SIĞINMACILARIN HEMEN GÖNDERİLMESİNİ MUHALEFET SEÇMENİ DESTEKLİYOR</strong></p><p class="">Ramazan bayramında bir takım odakların, (buna bazı yabancı istihbarat birimlerinin dahil olduğu kanaati de var) Suriyeli sığınmacılara yönelik öfke ve nefret kampanyasını körüklemek için yeni bir provokasyon dalgasını harekete geçirdiklerine şahit olduk.</p><p class="">Bu mesele, Türkiye’nin önünde kaşınmaya müsait bir ‘sıcak patates’ meselesi olmaya devam edecek.</p><p class="">O nedenle, hem politika belirleme, hem de toplum yaklaşımının takibi açısından önem taşıyan bir başlık bu.</p><p class="">Areda Araştırma’nın Nisan ayı araştırmasında, bu konuda, yani sığınmacıların kalması ya da gitmesini destekleyenler dışında ‘gri tonları da’ anlamamıza yardımcı olabilecek bir takım veriler mevcut.</p><p class="">Araştırmada;</p><p class=""><strong>-Hepsi derhal gönderilsin (%42,8)</strong></p><p class=""><strong>-Suriye’de barış sağlandıktan sonra hepsi gönderilsin (%31,2)</strong></p><p class=""><strong>-Barış sağlanınca faydalı olanlar kalsın, diğerleri gönderilsin (%22,2)</strong></p><p class=""><strong>-Hiçbirinin gönderilmesine gerek yoktur (%3,8) </strong></p><p class="">Şeklinde bir sonuç çıkmış.</p><p class="">Peki, bu sonuçlara dair ne tür yorumlar yapılabilir?</p><p class="">Sanıyorum, neresinden nasıl baktığınıza göre, durum değişebiliyor.</p><p class="">Hepsi derhal gönderilsin şeklinde görüş bildirenlerin oranının %42,8 çıkması, bir yönüyle sığınmacı karşıtlığının yaygınlaştığına işaret ediyor.</p><p class="">Burası doğru.</p><p class="">Zaten o havayı almak için illâ anket yapmaya da lüzum yok.</p><p class="">Ancak, geri kalan şıkları topladığınızda, yüzde 60’a yakın bir kesimin de Suriyeli sığınmacılar için <strong>‘anlayış göstermeye devam ettiği’ </strong>sonucunu çıkarmanız pekâlâ mümkün olabiliyor.</p><p class="">Diğer yandan sığınmacılar için, <strong>“Hepsi derhal gönderilsin”</strong> cevabını verenlerin çoğunluğunun muhalefet partilerini destekleyen kesimlerde olduğu görülüyor:</p><p class=""><strong>-CHP Seçmeni: %73,7</strong></p><p class=""><strong>-İYİ Parti Seçmeni: %91,5</strong></p><p class=""><strong>-HDP Seçmeni: %54,5</strong></p><p class="">AK Parti ve MHP seçmeninde ise bu oranın önemli ölçüde düşük olduğu görünüyor.</p><p class=""><strong>“Sığınmacıların hepsi derhal gönderilsin” </strong>diyenlerin oranı:</p><p class=""><strong>-AK Parti Seçmeni: %16,1</strong></p><p class=""><strong>-MHP Seçmeni: %21,8</strong></p><p class="">Görüldüğü üzere, sığınmacı karşıtlığı toplumda en fazla İYİ Parti seçmeninde var.</p><p class="">CHP’de de bu oran yüksek, ancak hem bu parti hem de HDP seçmeninde sığınmacılara karşı oransal değeri dikkate alınabilecek seviyede olan ‘<strong>tahammüllü</strong>’ bir kitlenin bulunduğu da anlaşılabiliyor.</p><p class=""><strong>BU PAZAR BİR GENEL SEÇİM OLSA…</strong></p><p class="">Gelelim siyasi eğilimlere.</p><p class="">Ankette bu Pazar bir genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz sorusuna katılımcılar:</p><p class="">AK Parti:%36,9</p><p class="">CHP: %25,1</p><p class="">İYİ Parti: %11,8</p><p class="">MHP:%10,1</p><p class="">HDP:9,4</p><p class="">Şekline cevap vermiş.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/anketlerde-enteresan-veriler-var-2062966</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hükûmet haklarından feragat etti, sıra şimdi zenginlerimizde</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/hukmet-haklarindan-feragat-etti-sira-simdi-zenginlerimizde-2062958</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/hukmet-haklarindan-feragat-etti-sira-simdi-zenginlerimizde-2062958" rel="standout" />
      <description>Birkaç gün önce, bir arkadaşımız odaya girip,“Mailinize bakar mısınız, size bir davet gelmiş”dedi. Maile baktığımda davet yoktu. Arkadaşımız ısrar etti,“Belki de önemsiz mailler kutusuna düşmüştür”dedi. Bunun üzerine,“önemsiz mailler”bölümüne bakmaya başladım. Bana  gönderilen o davetiyeyi bulamadım ama o kutuda ekonomimizi ilgilendiren çok önemli maillerin olduğunu gördüm.2022’NİN İLK ÇEYREĞİNDE BAKIN ŞİRKETLERİMİZ NASIL BÜYÜMÜŞBurada hepsinin ismini  zikredecek değilim. AmaTürkiye’nin çok önemli</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1271529421&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1271529421&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1271529421&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Birkaç gün önce, bir arkadaşımız odaya girip, <strong>“Mailinize bakar mısınız, size bir davet gelmiş” </strong>dedi. Maile baktığımda davet yoktu. Arkadaşımız ısrar etti,<strong> “Belki de önemsiz mailler kutusuna düşmüştür” </strong>dedi. Bunun üzerine, <strong>“önemsiz mailler”</strong> bölümüne bakmaya başladım. Bana  gönderilen o davetiyeyi bulamadım ama o kutuda ekonomimizi ilgilendiren çok önemli maillerin olduğunu gördüm.</p><p class=""><strong>2022’NİN İLK ÇEYREĞİNDE BAKIN ŞİRKETLERİMİZ NASIL BÜYÜMÜŞ</strong></p><p class="">Burada hepsinin ismini  zikredecek değilim. Ama <strong>Türkiye’nin çok önemli şirket ve holdinglerinin 2022 yılı ilk çeyrek bilanço ve kârlarının açıklandığı maillerden birkaçını size aktarmak itiyorum:</strong></p><p class="">-<strong>Koç Holding, </strong>2022 yılının ilk çeyreğinde konsolide bazda toplam <strong>152,1 milyar TL gelir elde etti.</strong></p><p class="">-<strong>ÜNLÜ Yatırım Holding</strong>, 2022’nin ilk çeyreğinde <strong>net kârını yüzde 246’lık artışla 38,7 milyon TL’ye yükseltti.</strong></p><p class="">-<strong>Ülker </strong>Bisküvi, bu yılın ilk çeyreğinde<strong> satışlarını 5,9 milyar</strong> TL’ye ulaştırdı. </p><p class="">-<strong>Aksa Enerji, </strong>2022 yılının ilk çeyreğinde <strong>net kârını bir önceki yılın aynı dönemine göre 5,6 kat artırarak 1,2 milyar TL’ye yükseltti.</strong></p><p class="">-Sabancı Holding iştiraki Çimsa, yılın ilk çeyreğinde cirosunu yüzde %112 artırarak 639 milyon TL’den 1 milyar 355 milyon TL’ye çıkardı. <strong>Net kârını ise 124 milyon TL olarak gerçekleştirdi.</strong></p><p class="">-İş Bankası iştiraki Şişecam’ın 2022 yılına ait ilk çeyrek bilançosunun özeti: 3,5 milyar TL net dönem kârı elde etti. Yüzde 257 artışla, <strong>3,9 milyar TL esas faaliyet kârı elde etti.</strong></p><p class="">-Sabancı Holding iştiraki Brisa’nın 2022 yılına ait ilk çeyrek bilançosunun özeti: 612 milyon TL net dönem kârı, 2,7 milyar TL satış geliri elde etti.</p><p class="">-Yapı ve Kredi Bankası 2022 yılının ilk çeyreğinde konsolide olmayan<strong> net dönem kârı 7 milyar 258 milyon TL seviyesinde gerçekleşti. </strong></p><p class="">-BİM, 2022 yılının ilk çeyreğinde 1 milyar 342 milyon TL net dönem kârı elde etti. </p><p class="">Yukarıda bazılarını örnek verdiğimiz gibi sayısız şirketimiz 2022 yılının ilk çeyreğinde olağanüstü kârlar açıkladı. <strong>Bu tablo Türkiye’nin medarı iftiharıdır.</strong> Ve savunma sanayii kuruluşlarımız gibi dev şirketlerimiz bu tabloya bilerek alınmamıştır. <strong>Üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan kuruluşlarımızın bu başarısı hepimizin takdirini toplamıştır.</strong></p><p class="">Ne var ki bu tabloyla  birlikte bir başka gerçeğimiz daha var. O gerçek, pandemi ve ardından gelen Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte dünyada baş gösteren enflasyon ve pahalılık ile birlikte dar gelirlilerimizin geçim sıkıntısıdır. </p><p class="">İşte bu yüzden tam bir yıl önce bu  köşede <strong>“Zenginden alın fakire verin”</strong> başlığıyla dezavantajlı kesimlere destek olunması gerektiğine dikkat çekmiştik.</p><p class=""><i>“Zenginden alın, fakire verin</i></p><p class=""><i>(…) Bazı sektörlerimiz pandemi sürecinde büyüdü, güçlendi. Cirolarını birkaç kat artırdı. Bu iyi bir şey. Ancak <strong>bazı sektörler pandemi ile birlikte büyük sıkıntılar çekiyor. </strong></i></p><p class=""><i><strong>Dikkatinizi çekmek istediğim kesim ise “sektör” bile diyemeyeceğimiz “günlük” kazanan, emek yoğun çalışan insanlarımız.</strong></i></p><p class=""><i><strong>Sıkıntıları hat safhada. Bir yılı aşkın zamandır, tabir yerindeyse “sosyal sermaye”den yiyorlar. Yani, eş-dost, hısım-akraba, ana-baba, evlat desteği ile ayaktalar. Devlet katkısı bir yaraya merhem ama, yarayı onarmaya yetmiyor.</strong></i></p><p class=""><i>Dünyadaki gelir adaletsizliğini biliyoruz. Ülkemizdeki gelir adaletsizliğini de… <strong>Gün odur ki, zenginden alıp fakire verme zamanıdır! </strong>Zenginin vergisi artırın! Fakir-fukaranın kursağına bir lokma nimet fazla girsin. Olmaz mı?”<strong> (Yeni Şafak 19.05.2021)</strong></i></p><p class=""><strong>ÖNERİMİZİ “VARLIK VERGİSİ” DİYE TACA ATMAK İSTEYENLERİN AMACI BELLİ</strong></p><p class="">Bu yazı yayımlandığında henüz Rusya-Ukrayna savaşı başlamamıştı. Henüz, enflasyon yüzde 70’ler seviyelerine gelmemişti. Henüz, dünyada gıda tedarik zinciri kırılmamıştı. Henüz, enerji fiyatları bu seviyelere gelmemişti.</p><p class="">Ama o yazıyı yazdığımızda en çok rahatsız olanlar, o günlerde<strong> “Hükûmet dar gelirlilere yardım etmiyor”</strong> diye ortalığı ayağa kaldıranlardı. Koro halinde, bizim <strong>“varlık vergisi”</strong> önerdiğimizi söylediler, yazıp çizdiler.</p><p class="">O günden sonra bu köşede ve değişik platformlarda defalarca aynı düşünceyi dile getirdik.<strong> “Zenginden alın fakire verin..!”</strong></p><p class=""><strong>FERAGAT SIRASI ZENGİNLERİMİZE GELMİŞTİR</strong></p><p class=""><strong>Hükûmet, kendi alacaklarından feragat etti. KDV indirimi, vergi affı, vergi muafiyeti, teşvik, istihdam için sigorta prim teşviki, doğalgaz ve elektrikte yüzde 70’lere varan sübvanse gibi birçok alanda kendi alacaklarından feragat etti. Fakir-fukaraya yaptığı yardımları artırdı.</strong></p><p class="">Ama olmadı. Ne pahalılık çözüldü, ne dezavantajlı gruplar ekonomik olarak rahatladı. </p><p class="">Çünkü, hükûmet kendi alacaklarından feragat etti ama <strong>“zenginlerimiz” kendi kârlılıklarından feragat etmedi. </strong></p><p class=""><strong>Şimdi bir kez daha söylüyorum. 2022’nin ilk çeyreğinde bilanço rekorları kıranlar, kârlarını katlayanlar, dar gelirliler, dezavantajlı gruplar, geride kalma ihtimali olanlar için ellerini taşın altına koymalı. Bir fon kurulmasının öncülüğünü yapmalı.</strong></p><p class="">Daha önce <strong>“Zenginden alın fakire verin” diyorduk, şimdi: “Zenginlerimiz, elinizi cebinize atınız. Hükûmetin yaptığı feragatin bir benzerini yapınız!”</strong></p><p class="">Ne dersiniz? </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/hukmet-haklarindan-feragat-etti-sira-simdi-zenginlerimizde-2062958</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 20 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Soylu Kılıçdaroğlu’na neden dolayı ‘dedikodu kumkuması’ dedi?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/bakan-soylu-kilicdarogluna-neden-dolayi-dedikodu-kumkumasi-dedi-2062950</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/bakan-soylu-kilicdarogluna-neden-dolayi-dedikodu-kumkumasi-dedi-2062950" rel="standout" />
      <description>Evvelsi gün Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile günübirlik Şırnak gezisine katıldım.Dün sabah da, ana teması uyuşturucuyla mücadele olan kahvaltılı buluşmada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu dinledim.Bu yazının konusu, Şırnak izlenimleri ve her iki bakandan dinlediklerimiz olacak.Dün sabah buluşmamızda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, uyuşturucuyla mücadele konusunda uzun bir sunum yaptı.Uyuşturucu baronlarına, çetelere karşı nasıl bir mücadele verildiğini anlattı.945 çete çökertilmiş</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270928281&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270928281&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270928281&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">Evvelsi gün Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile günübirlik Şırnak gezisine katıldım.</p><p class="">Dün sabah da, ana teması uyuşturucuyla mücadele olan kahvaltılı buluşmada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu dinledim.</p><p class="">Bu yazının konusu, Şırnak izlenimleri ve her iki bakandan dinlediklerimiz olacak.</p><p class="">Dün sabah buluşmamızda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, uyuşturucuyla mücadele konusunda uzun bir sunum yaptı.</p><p class="">Uyuşturucu baronlarına, çetelere karşı nasıl bir mücadele verildiğini anlattı.</p><p class="">945 çete çökertilmiş şimdiye kadar.</p><p class="">Malum, bir ara bonzai diye bir bela vardı.</p><p class="">Yürek parçalayan görüntülerle karşılaşıyorduk.</p><p class="">Gencecik insanlar, yol kenarlarında, parklarda zombi gibi yığılmış halde görülüyorlardı.</p><p class="">Soylu, verilen mücadele sayesinde böyle görüntülerin artık yaşanmadığını hatırlattı.</p><p class="">Ama yeni bir baş belasından söz etti.</p><p class=""><strong>YENİ TEHLİKENİN ADI: METAMFETAMİN</strong></p><p class="">Metamfetamin isimli yeni tür bir uyuşturucunun bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaygınlaşmaya başladığını söyledi.</p><p class="">2016’dan bu yana Türkiye’de yapılan operasyonlarda yakalanan metamfetamin oranında 22 kat artış olmuş.</p><p class="">Bu uyuşturucu madde, iç kanamaya, solunum yollarında sorunlara, dişlerde çürümeye, psikolojik bozukluklara yol açıyormuş.</p><p class="">Devletin ilgili birimleri uyuşturucuyla mücadele konusunda büyük gayret içindeler.</p><p class="">Ama bu sadece devlet imkânlarının kullanılmasıyla yürütülebilecek bir mücadele değil.</p><p class="">Ailelerin, annelerin devrede olması önem taşıyor.</p><p class="">İçişleri Bakanlığı, “<strong>En iyi narkotik polisi annelerdir”</strong> söyleminden yola çıkarak, şimdiye kadar 749 bin 528 anne ile irtibat kurmuş.</p><p class="">Bakan Soylu, bu kampanyanın önemini anlatırken, uyuşturucuya yönelen çocukların erken safhada, ikinci ya da üçüncü kullanımda fark edilmeleri halinde geri döndürülebildiğinden söz etti.</p><p class=""><strong>“Kimse ‘Benim çocuğum yapmaz’ diye düşünmesin”</strong> uyarısında bulundu.</p><p class="">Gerçekten önemli uyarılar bunlar.</p><p class=""><strong>KILIÇDAROĞLU’NA SALVOLAR</strong></p><p class="">Uyuşturucuyla mücadele sunumu bittikten sonra soru cevap faslında, Bakan Soylu’ya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun SADAT’ın önüne gitmesi ve orada yaptığı açıklamalarla bu kurumu terör örgütü gibi sunmak istemesi hatırlatılıp,<strong> “Bu konuda ne düşünüyorsunuz”</strong> diye soruldu.</p><p class="">Soylu, bu tartışmalarla ilgili konuşurken, Kılıçdaroğlu için <strong>‘dedikodu kumkuması’ </strong>ifadesini kullandı.</p><p class=""><strong>“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne iftira atıyor, bühtan ediyor. Burası bir hukuk devletidir” </strong>dedi.</p><p class=""><strong>“6’LI MASA CANAN MASASI OLDU”</strong></p><p class="">Soylu’nun Canan Kaftancıoğlu ile ilgili Yargıtay’ın verdiği karara ilişkin söyledikleri de gündem belirleyecek nitelikte idi.</p><p class="">Aktaralım:</p><p class=""><strong>“Ne güzel. CHP’nin gerçek yüzünün Canan Kaftancıoğlu’nun yüzü olduğu ortaya çıktı. Dinimize hakaret eden, Devlet Başkanı’na hakaret eden, bütün kutsallarımızı ayaklar altına alan, devlete katil diyen bir anlayışa karşı hukuk bir karar verdi diye hepsi aynı noktaya geldi. Masa, 6’lı masa değil, Canan masası oldu.”</strong></p><h2>Şırnak’tan yükselen ‘raket’ sesleri</h2><p class="">Başlığı böyle atınca, devamını da aklıma ilk geldiği haliyle getirmem lazım:</p><p class="">“Şırnak’ta roket seslerinin yerini raket sesleri aldı.”</p><p class="">Önceki gün Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun davetiyle İstanbul ve Ankara’dan bir uçak dolusu gazeteciyle Şırnak’a gittik.</p><p class="">Niçin?</p><p class="">9 ülkeden 81 sporcunun katıldığı Uluslararası Cudi Cup Tenis Turnuvası’nı yerinde izlemek için.</p><p class="">40 yıldır terörle anılan coğrafyalarda böyle bir etkinliği izlemek üzere bulunmamız başlı başına haber değeri taşıyor zaten.</p><p class="">Uzun yıllar PKK’nın eğitim kamplarının bulunduğu Cudi Dağı, etkili bir mücadele sonunda terörden arındırıldı.</p><p class="">Bu durumun sağladığı güvenlik ortamında işte bu türden sportif etkinlikler yapılabiliyor.</p><p class="">Sadece Türkiye’den değil, başka başka ülkelerden de sporcular, güvenlik endişesi taşımadan buralara gelebiliyorlar.</p><p class="">Bakan Kasapoğlu tam da bu hususlara dikkat çeken bir konuşma yaptı:</p><p class=""><strong>“Birilerinin makûs kaderi böyledir diyerek, huzursuzlaştırmaya çalıştığı bölgeler bugün şükürler olsun ki istikrarın, refahın, kalkınmanın ve güçlü yarınların sembolü olmuştur.” </strong></p><p class=""><strong>“Cudi Dağı’nda bugün sporun gücü ile gençlerin motivasyonu, heyecanı ve halkımızın mutluluğu ile çiçekler açıyor” </strong>dedi.</p><p class="">2003 yılında Irak tezkeresinin gündemde olduğu dönemde Cizre ve Silopi üzerinden Habur sınır kapısına kadar gidip haberler yapmıştım.</p><p class="">Cizre üzerinden Silopi’ye giden yol delik deşikti.</p><p class="">Yarım metrelik çukurlar vardı yol ortasında.</p><p class="">Bu son gördüğümde ise çehresinin büyük ölçüde değiştiğini fark ettim.</p><p class="">Hem yolların, hem de şehrin çehresi değişmiş.</p><p class="">2015’te şehrin ortasında yaşanan terör olaylarından sonra PKK önce yerleşim yerlerinden, sonra da Şırnak’ın ve diğer bölgelerin dağlarından uzaklaştırıldı.</p><p class="">Terör nedeniyle yıkılan evler, devlet eliyle yeniden inşa edildi.</p><p class="">Normalleşme iklimi sürdükçe, tenis turnuvası gibi ancak normal zamanlarda ve mekânlarda yapılabilecek türden faaliyetler mümkün hale geliyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/bakan-soylu-kilicdarogluna-neden-dolayi-dedikodu-kumkumasi-dedi-2062950</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 19 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uğurcan’a</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ugurcana-2062953</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ugurcana-2062953" rel="standout" />
      <description>Çocuktum. Yaylada kurulan minik takım için geç kalmıştım. Sadece kalci pozisyonunda yer kalmıştı. Mecburen kabul ettim ve takımın kalecisi oldum. Neredeyse günün tamamını futbolla geçiriyorduk. Çoğu zaman yerleşim yerinin 1 km kadar aşağısındaki bize dünyanın en güzel sahası Sarboliso’da düzenli antrenman maçları, kalan zamanlarda da caminin önünde düzensiz bireysel çalışma... En büyüğümüz 10- 11 en küçüğümüz galiba ben 6 yaşlarında falandık. Bir cami önü çalışması sırasında kaleye gelen şutları</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270862575&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=trueYenisafak2021" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270862575&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=trueYenisafak2021&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270862575&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=trueYenisafak2021</span></span></p><p class="">Çocuktum. Yaylada kurulan minik takım için geç kalmıştım. Sadece kalci pozisyonunda yer kalmıştı. Mecburen kabul ettim ve takımın kalecisi oldum. Neredeyse günün tamamını futbolla geçiriyorduk. Çoğu zaman yerleşim yerinin 1 km kadar aşağısındaki bize dünyanın en güzel sahası Sarboliso’da düzenli antrenman maçları, kalan zamanlarda da caminin önünde düzensiz bireysel çalışma... En büyüğümüz 10- 11 en küçüğümüz galiba ben 6 yaşlarında falandık. Bir cami önü çalışması sırasında kaleye gelen şutları çıkarırken diğer yandan da radyo spikeri gibi sürekli kendimi övüyordum. “...top yine Şenol’da sevgili dinleyiciler, Şenol kalesinde devleşiyor..” Kenarda bizi seyreden ve yaşça bizden hayli büyük olan bir çocuk bana şöyle seslendi: “Sen Şenolsun he mi? Bilir misin Şenol’un kalesi bu cami kadardır” Çocuk aklımla her kalecinin potansiyeline göre kale büyüklüğü olduğunu düşündüm. Şenol’un kalesi de haliyle çok büyük demek dedim. Sonra camiye baktım. Kendime baktım. Cami dediğimiz klasik cami gibi değil bu arada dikdörtgen bir bina. Kendimi büyüttüm. Yok dedim böyle bir kaleyi ne kadar büyüsem de koruyamam. Asla Şenol olamam. Şenol olamayacaksam kalecilik yapmanın anlamı yok. Kaleciliği ertesi sabah bıraktığımı takım arkadaşlarıma açıkladım...</p><p class="">Şenol, Turgay Necati Güngör Cemil Serdar Ali Kemal’lerin çıtayı böylesine yukarı koymaları, böylesine erişilmesi zor bir yere çıkmaları şehrin çocukları için bir yandan özgüven unsuru olurken bir yandan da ağır bir yük mü yükledi diye düşünmüştüm çok sonraları bu anımla birlikte...</p><p class="">Sonraları belki bireysel olarak eski kuşaktan çok daha iyi futbolcular yetiştirmişse de şehir, ağabeylerinin bıraktığı ağır yük hepsini ezdi. O ağırlığı kaldırmanın ve hem şehrin hem kendilerinin üzerinden atmanın ne yazık ki tek yolu vardı o lanet kupayı kaldırmak... Uğurcan ve arkadaşları bunu yaptı işte. Üstelik Uğurcan’ın kalesi cami kadar efsanesine inanacak çocuklar da kalmadı artık. Tam tersi olan biten masalsı anlatımlara yer bırakmayacak kadar açık ve net.</p><p class="">Öte yandan benim için Uğurcan’ın bambaşka bir tarafı var bu hikayede. Benim gibi gurbette büyüyüp Trabzon hasretiyle yetişen her çocuğun hayaliydi Trabzonspor’da oynamak. Lakin ne kadar oralı olursa olsun bunu deneyen her gurbetçi Trabzonsporlunun önünde “şehrin gerçeklerine” adapte olma ve onlarla baş edebilme ciddi bir engeldi. Ev içinde ne kadar Trabzon kültürü yaşasa da sonuçta İstanbul’da, Berlin’de Sakarya’da Kocaeli, Bursa İzmir’de başka bir kültürle yetişen her çocuk için hayalini kurduğu Trabzon alışması zor bir yerdir. Dili hoyrat, eleştiri acımasız... Tam da bu yüzden Uğurcan sadece geçmişin sisini kaldıran bir kaptan olmaktan öte yeni nesil gurbetçi Trabzonsporlu çocukların önünü açmış olabilir. Dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar Trabzonspor’da oynamak isteyen futbolcu adaylarının önünde çok güzel bir örnek figür var artık. Gurbette büyümüş, sonra Trabzon’a gelmiş, ilk çıktığı ( tam emin değilim ama ilk sayılır) maçta devre arası oyuna girip 3-1 galipken maçı 4-3 mağlup tamamlamış; yani hikayeye ağır bir yenilgi ile başlayıp zirveye çıkmış bir adam... Gayrı bundan sonra yeni Uğurcanlar korkmasın. Kaleleri artık cami kadar büyük değil, elleri kadar küçük hatta...Var ol kaptan, ömrüne bereket...</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/erdal-hos/ugurcana-2062953</link>
      <subcategory>Erdal Hoş</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 19 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erdoğan 42 yıl önce olanları neden hatırlattı?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdogan-42-yil-once-olanlari-neden-hatirlatti-2062940</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdogan-42-yil-once-olanlari-neden-hatirlatti-2062940" rel="standout" />
      <description>7 Nisan 1980’de, 12 Eylül darbesinin ayak seslerinin gürültüsünün arttığı günlerde, Ankara’nın Washington’dan önemli ziyaretçileri vardı.ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Joe Biden başkanlığında (evet aynı Joe Biden) bir heyetle Türkiye’ye geldi.Heyet, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit dışında, 5 ay sonra darbe yaparak yönetime el koyacak olan Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Kuvvet Komutanlarıyla da görüşmeler yaptı.Biden ziyaret sırasında,“Artan Sovyet tehlikesi</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270218889&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270218889&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1270218889&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class="">7 Nisan 1980’de, 12 Eylül darbesinin ayak seslerinin gürültüsünün arttığı günlerde, Ankara’nın Washington’dan önemli ziyaretçileri vardı.</p><p class="">ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Joe Biden başkanlığında (evet aynı Joe Biden) bir heyetle Türkiye’ye geldi.</p><p class="">Heyet, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit dışında, 5 ay sonra darbe yaparak yönetime el koyacak olan Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Kuvvet Komutanlarıyla da görüşmeler yaptı.</p><p class="">Biden ziyaret sırasında, <strong>“Artan Sovyet tehlikesi ve Türkiye’nin askeri tehdit altında bulunması”</strong> gibi konularda bilgi almaya geldiklerini söylese de, ziyaretin asıl amacı, Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşü için ABD taleplerini<strong> ‘dikte etmekten’ </strong>ibaretti.</p><p class="">Zaten o günlerde Türkiye’de darbe için yapılmakta olan hazırlıklar, Sovyetler’den gelene göre çok daha yakın bir tehdit mahiyetinde idi.</p><p class="">12 Eylül darbesi ile birlikte 5 ay önce Biden’ın ziyaret ettiği siyasi liderler, eski bir ABD üssü olan Zincirbozan’a gönderildi, aradan 35 gün geçtikten sonra da darbeyi yapanlar, Türkiye’nin Yunanistan’ın NATO’ya dönüşüne yönelik vetosunu kaldırdılar.</p><p class=""><strong>FİNLANDİYA/İSVEÇ’İN NATO ÜYELİĞİ, ANKARA’NIN VETO KARTINI GÖSTERMESİ</strong></p><p class="">42 yıl öncesinin o karanlık günlerine dönüp bu hatırlatmaları yapmamızın güncel gerekçesi, tam olarak öyle olmasa da, ona benzer yönleri olan bir başka hikâye ile karşı karşıya olmamız.</p><p class="">Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, geçen cuma günü<strong> “Şu anda İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içinde değiliz”</strong> ifadeleriyle bu iki ülkenin NATO’ya girişlerinin Türkiye tarafından veto edilebileceği sinyalini verdi.</p><p class="">Erdoğan, aynı açıklamasında 42 yıl önce olupbitenleri de hatırlattı.</p><p class=""><strong>“Yunanistan’la ilgili NATO konusunda yanlış yaptı bizden önceki yönetimler. Yunanistan’ın, NATO’yu arkasına alarak Türkiye’ye karşı takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz” </strong>dedi.</p><p class="">Erdoğan’ın bu açıklamaları sonrası gözler Finlandiya ve İsveç cephesinin vereceği cevaba çevrildi.</p><p class="">Finlandiya tarafı daha itidalli bir tutum sergileme eğilimi gösterse de, İsveç için aynı şey söz konusu olmadı.</p><p class="">PKK’nın Suriye uzantısı YPG’ya açık destek veren, örgütün liderleriyle görüşmeler yapan Dışişleri Bakanı Ann Linde’nin ilk sözleri şöyle oldu:</p><p class=""><strong>“Bu seçeneğe (NATO’ya başvurma) karar verirsek, üye ülkeler ve Türkiye’nin iyi ilişkilere sahip olmakla ilgilendiği büyük, önemli ülkelerden çok ama çok güçlü bir destek alacağımızı düşünüyorum.”</strong></p><p class="">Diplomatik bir dille ifade edilen ama özünde “<strong>Arkamızda ABD var, Türkiye’nin gücü bizim NATO’ya girmemizi engellemeye yetmez” </strong>anlamında bir mesajdı bu.</p><p class="">Sonra araya diyalog çağrıları girince, İsveç ve Finlandiya Dışişleri Bakanları’nın Türkiye’nin taleplerini görüşmek üzere Ankara’yı ziyaret etmeleri gündeme geldi.</p><p class="">Ziyaret öncesi Erdoğan ön aldı, veto konusunda ciddi olduğunu belli etti, bu iki ülkenin PKK/YPG terör örgütüne verdikleri desteği hatırlattıktan sonra<strong> “Pazartesi günü Türkiye’ye geleceklermiş, kusura bakmasınlar, yorulmasınlar”</strong> dedi.</p><p class="">Aynı gün PKK, <strong>“Evet biz İsveç ile açık bir ilişki içindeyiz”</strong> mesajını vermek istercesine, başkent Stockholm’ün en ünlü caddesi Kungsgatan’da bayrak açıp gösteri yaptılar.</p><p class="">Bütün bu gelişmeler, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımı sürecinin Türkiye’nin veto kartını açması nedeniyle kolay olmayacağı anlamına geliyor.</p><p class=""><strong>ABD’NİN YAKLAŞIMI DEĞİŞMEMİŞ OLABİLİR AMA TÜRKİYE AYNI TÜRKİYE DEĞİL</strong></p><p class="">Diğer yandan, meselenin bir de şöyle bir boyutu var:</p><p class="">Rusya’nın 24 Şubat’ta başlayan Ukrayna işgali ile birlikte, dünya yeni bir döneme girdi.</p><p class="">Belirsizliklerin çoğaldığı, sürprizlerin sıklaştığı bir dönem bu.</p><p class="">Eş zamanlı olarak dayatmaların da , <strong>“tarafını seç, kimden yanasın”</strong> baskısının da arttığı bir dönem olacak bu.</p><p class="">Türkiye’nin Rusya yaptırımlarına katılmaması, Rusya ve Ukrayna arasında dengeli bir tutumla hareket etmesi, birileri savaş ortamını kızıştırırken, yangını söndürme çabası içinde olması, herkesi mutlu etmiyor.</p><p class="">Savaşı kızıştıranlar, hele hele bu ortamda “<strong>Söz dinleyen, itiraz etmeyen” </strong>ülkelerle muhatap olmak istiyorlar.</p><p class="">42 yıl önce Yunanistan’ın NATO’ya dönüşü sırasında olup bitenler en fazla bu bakımdan günümüzle benzerlik teşkil ediyor.</p><p class="">ABD’nin günümüzde muhatap olmak istediği Türkiye’nin, 42 yıl önceki Türkiye olduğu su götürmez bir gerçek</p><p class="">Ama Türkiye o günkü Türkiye değil, ordu o günkü ordu değil, ABD de Türkiye’de her istediğini yaptırabilecek güçte değil.</p><p class="">Erdoğan’ın 42 yıl öncesine dönük hatırlatması, zımnen böyle bir mesajda içeriyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-acet/erdogan-42-yil-once-olanlari-neden-hatirlatti-2062940</link>
      <subcategory>Mehmet Acet</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 18 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NATO’nun gladyosu ile 15 Temmuz’un ruhu yeniden karşı karşıya gelir mi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/natonun-gladyosu-ile-15-temmuzun-ruhu-yeniden-karsi-karsiya-gelir-mi-2062926</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/natonun-gladyosu-ile-15-temmuzun-ruhu-yeniden-karsi-karsiya-gelir-mi-2062926" rel="standout" />
      <description>Önce kısa bir hatırlatma:2 Eylül 1980 darbesinden önce Türkiye’nin şehirleri, ilçeleri, mahalleleri hatta sokakları bile sağ-sol diye ayrılmıştı.Her gün insanlarımız ölüyor, Türkiye istikrarsızlığa sürükleniyordu. Kurulan hükümetler kısa sürede düşüyor. Erken seçimler peş peşe yapılıyor. Türkiye siyasi ve ekonomik buhrandan geçiyordu.11 Eylül günü kamu otoritesi çaresizken 12 Eylül sabahı her şey bıçak gibi kesiliyordu.Darbecilerin ifadesiyle,“Darbe şartlarının olgunlaşması için beklenmişti.”O bekleme</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span contenteditable="false" data-embed-type="embed" class="pho-card-embed" data-url="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1269713677&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false" data-html-content="<iframe width=&quot;100%&quot; height=&quot;166&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;no&quot; allow=&quot;autoplay&quot; src=&quot;https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1269713677&amp;amp;color=%23ff5500&amp;amp;auto_play=false&amp;amp;hide_related=false&amp;amp;show_comments=true&amp;amp;show_user=true&amp;amp;show_reposts=false&amp;amp;show_teaser=true&amp;amp;visual=true&amp;amp;show_artwork=false&quot;></iframe>" data-card-height="166" data-card-width="100%"><span style="color: rgb(128, 128, 128); background-color: rgb(0, 0, 0);">https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/1269713677&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true&amp;visual=true&amp;show_artwork=false</span></span></p><p class=""><strong>Önce kısa bir hatırlatma:</strong></p><p class=""><strong>2 Eylül 1980 darbesinden önce Türkiye’nin şehirleri, ilçeleri, mahalleleri hatta sokakları bile sağ-sol diye ayrılmıştı. </strong></p><p class="">Her gün insanlarımız ölüyor, Türkiye istikrarsızlığa sürükleniyordu. Kurulan hükümetler kısa sürede düşüyor. Erken seçimler peş peşe yapılıyor. Türkiye siyasi ve ekonomik buhrandan geçiyordu.</p><p class=""><strong>11 Eylül günü kamu otoritesi çaresizken 12 Eylül sabahı her şey bıçak gibi kesiliyordu.</strong></p><p class="">Darbecilerin ifadesiyle, <strong>“Darbe şartlarının olgunlaşması için beklenmişti.”</strong></p><p class="">O bekleme sırasında <strong>Belçika malı bir tabanca sabah bir devrimciyi akşam bir ülkücüyü kara toprağa düşürüyordu.</strong></p><p class="">5 binden fazla insanımız çatışmalara kurban verildi. Çünkü “Darbenin şartlarının olgunlaşması” gerekiyordu.</p><p class="">Ve sıradan insanlarımız, “artık yeter” dediği anda 12 Eylül darbesi yapıldı.</p><p class="">Hatırlıyorum, rahmetli dayıma darbenin haberini sabahın köründe ben vermiştim ve dayım yataktan <strong>“Kurtuldukkk” diyerek havaya zıplamıştı.</strong></p><p class=""><strong>Dayımın “Kurtulduk” diye sevinçle karşıladığı darbe, binlerce insanın Mamak’ta, Diyarbakır’da cezaevlerinde çürümesine neden oldu.</strong></p><p class="">Kıbrıs Barış Harekatı ile başlayan süreçle elde edilen dış politika kazanımları heba edildi.</p><p class=""><strong>Türkiye yeniden ve hızla Amerika ve NATO eksenine geri çekildi.</strong></p><p class=""><strong>NATO, GLADYO ELİYLE TÜRKİYE’Yİ EKSENİNDE TUTTU</strong></p><p class="">Kıbrıs Barış Harekatı ve sonrasındaki Ege’de ilan ettiğimiz NOTAM sonrası Yunanistan, NATO’nun askeri kanadından çekilmişti.</p><p class="">12 Eylül askeri darbesinden 38 gün sonra Yunanistan “Evren’in olur vermesi” ile tekrar NATO’nun askeri kanadına dahil oldu.</p><p class="">***</p><p class="">Yunanistan’ın NATO’ya yeniden dahil olması için Türkiye çok büyük bedeller ödedi. Sağ-sol çatışmalarıyla yüzlerce insanını kaybetti. Komünizmle Mücadele Dernekleri üzerinden bir kesim, sol -sosyalist örgütler üzerinden diğer bir kesim örgütlendi.</p><p class="">Kesimler birbirini “mefkureleri (!)” için katlederken, Türkiye yeniden “yedeğe” alındı.</p><p class="">***</p><p class="">Bugün NATO’nun genişleme politikasında yeni bir aşamaya gelindi. İsveç ve Finlandiya’nın üyelikleri söz konusu.</p><p class="">Cumhurbaşkanı’mızın geçtiğimiz cuma günü, Yunanistan’ın NATO’ya geri dönüşünü hatırlatıp, “Hataya düşmeyeceğiz” çıkışıyla birlikte İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunda Türkiye’nin çekince koyması uluslararası arenada büyük yankı buldu.</p><p class="">Hele ki İsveç’in, “NATO’da hatırlı dostlarının olduğunu” beyan etmesi ve bu yolla Türkiye’ye aba altından sopa göstermesi, gerginliği artırdı.</p><p class="">***</p><p class="">Süreç şu anda Türkiye’nin istediği şekliyle devam ediyor. Türkiye, yıllardır mücadele ettiği PKK’nın neredeyse kuzeybatıdaki kuluçka merkezi olan İsveç’in tutumunu dünya kamuoyuna mal etti. Ve Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın ifadesiyle, aşamalardan oluşan süreç devam ediyor!</p><p class=""><strong>NATO AYNI ZAMANDA GLADYO DEMEKSE </strong><strong>AMAN DİKKAT!</strong></p><p class="">Buradan önemli bulduğum bir konuya dikkat çekmek istiyorum!</p><p class=""><strong>NATO demek aynı zamanda “gladyo” demek!</strong></p><p class=""><strong>Gladyo, </strong>NATO ülkelerinde devlet içinde örgütlenmiş ve NATO ekseninde tutan örgütler. İtalya’da, İspanya’da büyük yargılamaların yapıldığı ve tasfiyelerin yaşandığını biliyoruz. <strong>Türkiye’de de gladyonun varlığını dönemin Başbakanı Bülent Ecevit deşifre etmişti.</strong></p><p class="">Siyasi suikastlar işleyen, iç kargaşa çıkartan bu yapı son kertede <strong>Türkiye’yi NATO ekseninde tutmak gibi görevle görevlendirilmişti.</strong></p><p class=""><strong>DARBECİLERİN OKUDUĞU TÜM BİLDİRİLERDE “NATO” VURSUGU VARDIR</strong></p><p class="">Türkiye’de yapılan tüm darbelerde okunan bildiride NATO vurgusu vardır.</p><p class="">En son <strong>15 Temmuz 2016 </strong>gecesi FETÖ’cü alçaklar arafından TRT’de okutulan darbe bildirisinde de “<strong>Yurtta Sulh Konseyi, BM, NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlarla ilişkili hükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır…”</strong> ifadesi vardı.</p><p class=""><strong>Unutmayın ki 15 Temmuz gecesi Türkiye Büyük Millet Meclis’ini bombalayan F-16 uçağı bir yönüyle NATO uçağıydı.</strong></p><p class="">O gece Amerika ve NATO Türkiye’de darbe ve işgal girişimine bir yönüyle destek oldu.</p><p class="">Yine hatırlayın<strong>, o dönem NATO’da görevli Türk Silahlı Kuvvetleri üniforması giyen birçok FETÖ’cü bulundukları ülkelere “siyasi sığınma” talebinde bulunup geri dönmedi. Yani FETÖ’cülerin çoğu NATO subayıydı.</strong></p><p class=""><strong>15 TEMMUZ BİR MİLATTIR AMA NATO’NUN TEHDİDİ HALA GERÇEK BİR TEHDİTİR</strong></p><p class="">Şunları kayıtlara geçirmek istiyorum:</p><p class="">Türkiye 15 Temmuz 2016’dan sonra bambaşka bir Türkiye oldu. S-400’lerin alınışı, terörle mücadelede,<strong> “takip et, bul, yok et ve kal” </strong>konsepti ile yeni bir dönem başladı. Türkiye’nin dış politikası daha bağımsız bir yapıya büründü.</p><p class="">Ama… Evet ama… <strong>NATO’da varlığımız devam ediyor. NATO üyesi müttefiklerimizin tehditleri hala devam ediyor.</strong></p><p class="">En son,<strong> İsveç’</strong>in <strong>“NATO içindeki güçlü dostları”na vurgu yapması beni irkiltiyor!</strong></p><p class=""><strong>Gladyonun bu memlekete verdiği zararı unutmadan.</strong></p><p class=""><strong>Bir nevi NATO uçağı da olan F-16’nın 15 Temmuz gecesi Meclis’i bombaladığı gerçeğini unutmadan.</strong></p><p class="">NATO’daki subayların çoğunun FETÖ’cü çıktığı ve sığınma talebiyle bulundukları ülkelerde kaldıklarını unutmadan…</p><p class="">Bu meseleyi rikkatli bir şekilde takip etmekte fayda var!</p><p class="">Dikkat..!</p><p class=""><strong>NATO, Türkiye’nin Yunanistan’ın geri dönüşüne koyduğu bariyeri aşmak için darbeye kalkıştığı gibi..</strong></p><p class=""><strong>15 Temmuz gecesi, Meclis’i bombalayıp, Erdoğan’ı şehit edip, Türkiye’yi teslim almak istediği gibi…</strong></p><p class=""><strong>Genişleme konusundaki ısrarı esnasında Türkiye’yi çekincelerinden vaz geçirmek için yeni bir “hamle” yapabilir!</strong></p><p class="">Deneyecekler!</p><p class="">Ama 15 Temmuz ruhu yeniden dipdiri olarak karşısında duracaktır.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/hasan-ozturk/natonun-gladyosu-ile-15-temmuzun-ruhu-yeniden-karsi-karsiya-gelir-mi-2062926</link>
      <subcategory>Hasan Öztürk</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 17 May 2022 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>