<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="https://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>Yeni Şafak</title>
    <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/spor</link>
    <description>Türkiye'nin Birikimi</description>
    <copyright>(c) 2026, Yeni Şafak</copyright>
    <lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2026 11:00:00 GMT+3</lastBuildDate>
    <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:00:00 GMT+3</pubDate>
    <item>
      <title>Dünya Kupası’ndan neden elendik?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/dunya-kupasindan-neden-elendik-4835848</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/dunya-kupasindan-neden-elendik-4835848" rel="standout" />
      <description>Çok büyük umutlarla yıllar sonrasında katıldığımız Dünya Kupası, bizim için çok büyük bir hayal kırıklığı oldu. Bu hayal kırıklığını 3 maddede incelemek lazım. 1- TFF, bu organizasyonda tamamen sınıfta kaldı. Kamp merkezinin 1.5-2 milyon dolar civarında bir rakama değiştirilme imkanı varken yapılmaması çok büyük bir acemilik. Arizona’da hava sıcaklığı 45 derece civarı. Bu sıcakta antrenman yapıp her maç öncesi 3 saat yolculuk süresi olması, takımı da olumsuz etkiler. Diğer ülkeler kamp yerlerini</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çok büyük umutlarla yıllar sonrasında katıldığımız Dünya Kupası, bizim için çok büyük bir hayal kırıklığı oldu. Bu hayal kırıklığını 3 maddede incelemek lazım.</p><p>1- TFF, bu organizasyonda tamamen sınıfta kaldı. Kamp merkezinin 1.5-2 milyon dolar civarında bir rakama değiştirilme imkanı varken yapılmaması çok büyük bir acemilik. Arizona’da hava sıcaklığı 45 derece civarı. Bu sıcakta antrenman yapıp her maç öncesi 3 saat yolculuk süresi olması, takımı da olumsuz etkiler. Diğer ülkeler kamp yerlerini değiştirip mesafeleri kısaltırken; bizim bunu yapmayı bırakın, takım için diğer ülkelerde olduğu gibi psikolojik destek vb. profesyonel yardım almaması da cabası…</p><p>2- Montella’nın inadından vazgeçmemesi… Romanya ve Kosova maçları da dahil çok formsuz, hatalarından ders çıkarmayan, inadından vazgeçmeyen, istatistiklerle taraftarları kandırmaya çalışan ve ‘Ben Türk’üm sözleriyle demagoji yapan bir Montella var. Avustralya maçında göz göre göre Kerem’in, 3 uzun stoper arasında yalnız bırakılması ve kenar ortalarıyla pozisyonlar aranması; 10 kişilik Paraguay karşısında oyunu genişletip hareketlilik seviyesini arttırmaması tamamen hocaya yazar. Şimdi istatistik tablosuyla birlikte İtalya’daki evine gidip kahvesini içebilir. Şahsen ben A Milli Takım’da bir kadro adaleti olduğunu da düşünmüyorum. Kadro adaleti olsaydı, hem farklı isimleri Amerika’da hem de ilk 11’de görürdük.</p><p>3- Sadece Montella ve TFF değil, oyuncular da aynaya bakacaklar. Avrupa Futbol Şampiyonası sonrasında belli ki Dünya Kupası gruplarını görünce bir rehavet oluşmuş. Rakipler küçümsenmiş. Sorsan dünyanın en büyük kulüplerinde oynuyorlar ama sahada dökülüyorlar. Uğurcan, Merih, Hakan… Bu takımın tecrübeli isimleri ama ilk 2 maç adeta sahada yokları oynadılar. Ayrıca oyuncuların elinden telefon düşmüyor. Sürekli sosyal medyadalar. Neymiş eleştiriler onları çok üzüyormuş ve canları sıkılıyormuş.  Taraftarlar sizden şampiyonluk değil, yüreğini ortaya koyan bir oyuncu grubu beklerken; istatistiklerle kendilerinin kandırıldığını görünce doğal olarak size tepki gösterir. Verimsiz şutları, ‘Müthiş istatistiklerimiz var’ diye yutturmaya çalışmak, taraftarları küçümsemekten başka bir şey değil. Herkes kendisini toparlamalı.</p><p>Bu ülke her zaman olduğu gibi yine A Milli Takımı’nın yanında olmaya devam edecek. Yeter ki inanç, azim, mücadele, hırs ve istek görsün. Kendi aklıyla dalga geçilmesin. Bu turnuva herkese iyi bir ders olmuştur umarım. Zaten ders olduysa en basitinden hoca hakkında verilecek olan karardan da anlarız. Eğer ders alınmadıysa, başkalarının kurduğu kadroyu yine bu şekilde sahada görmeye devam ederiz.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/dunya-kupasindan-neden-elendik-4835848</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Montella'nın ısrarı, Türkiye'nin vedası</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/montellanin-israri-turkiyenin-vedasi-4834558</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/montellanin-israri-turkiyenin-vedasi-4834558" rel="standout" />
      <description>24 yıl sonra yeniden yer aldığımız Dünya Kupası'nda yaşananlar, Türk futbolu adına büyük bir hayal kırıklığı olarak tarihe geçti. Turnuva öncesinde "D Grubu'nun patronu biziz" başlıklı bir yazı kaleme almış, kadro kalitesi ve oyuncu potansiyeli açısından A Milli Takım'ın grubun en güçlü ekiplerinden biri olduğunu savunmuştum. Ancak futbolun kağıt üzerindeki hesaplarla değil, saha içindeki doğrularla kazanıldığını Paraguay karşısında bir kez daha acı şekilde gördük. Önce Avustralya, ardından Paraguay</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 yıl sonra yeniden yer aldığımız Dünya Kupası'nda yaşananlar, Türk futbolu adına büyük bir hayal kırıklığı olarak tarihe geçti. Turnuva öncesinde "D Grubu'nun patronu biziz" başlıklı bir yazı kaleme almış, kadro kalitesi ve oyuncu potansiyeli açısından A Milli Takım'ın grubun en güçlü ekiplerinden biri olduğunu savunmuştum. Ancak futbolun kağıt üzerindeki hesaplarla değil, saha içindeki doğrularla kazanıldığını Paraguay karşısında bir kez daha acı şekilde gördük. Önce Avustralya, ardından Paraguay yenilgisiyle ay-yıldızlılar, son maça kalmadan Dünya Kupası'na veda etti.</p><p><br></p><p>Vincenzo Montella'nın turnuva boyunca yaptığı tercihler ise tartışmaların odağına yerleşti. Özellikle kapanan savunmalara karşı santrforsuz oyun anlayışında ısrar etmesi ve kadro seçimleri, Türkiye'nin hücumdaki üretkenliğini sonuçlara yansıtamamasına neden oldu. İtalyan teknik adam 65 şuttan ve kaçan fırsatlardan söz ederek şanssızlığa vurgu yaptı ancak futbol sadece pozisyon üretmekten ibaret değil. Gerektiğinde plan B'yi devreye sokabilmek, farklı çözümler üretebilmek de büyük turnuvaların vazgeçilmez gerçeği.</p><p><br></p><p>Daha da üzücü olan ise takımın yıldız isimlerinin beklentilerin uzağında kalmasıydı. Kritik anlarda sorumluluk alması beklenen oyuncular, iki maçta da sahneye çıkamadı. Mücadele ve istek konusunda kimsenin hakkını teslim etmek gerekir ancak böylesine büyük organizasyonlarda kaliteyi belirleyen unsur, baskı anlarında ortaya konulan karakterdir. Ne yazık ki ay-yıldızlı ekipte birçok önemli isim, beklenen liderliği gösteremedi ve hüzünlü sonun önüne geçilemedi.</p><p><br></p><p>Oysa bu takımın potansiyeli tartışılmaz. Umut veren, geleceğe dair beklentileri yükselten genç ve yetenekli bir kadroya sahibiz. Ancak büyük hedeflere ulaşmak için sadece potansiyel yetmiyor; doğru tercihler, cesur kararlar ve yıldız oyuncuların sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Dünya Kupası'na büyük hayallerle gelen Türkiye, belki de gol bile atamadan evine dönecek. Geriye ise kaçan fırsatların, gerçekleşmeyen hayallerin ve gelecek turnuvalar için çıkarılması gereken çok önemli derslerin hüznü kalacak.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/montellanin-israri-turkiyenin-vedasi-4834558</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İstatistiklerle övünürken rezil olduk</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/istatistiklerle-ovunurken-rezil-olduk-4834296</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/istatistiklerle-ovunurken-rezil-olduk-4834296" rel="standout" />
      <description>‘Bizim Çocuklar’ diyoruz ama ortalıkta yoklar. ‘İyi değil bu oyun. Avustralya maçında iyi değildik’ diyoruz; futbolcular tarafından eleştiriliyoruz. Bize diyorlar ki, ‘Şu kadar şut attık şu kadar pas yaptık.’ Rakip kaleye yaklaşamadan sadece sağdan sola soldan sağa atılan paslarla, iyi bir oyun oynadıklarını düşünen oyuncu grubu ve teknik heyet var. Avustralya maçı fiyasko, 10 kişi Paraguay’ı yenememek fiyasko. Kimse kusura bakmasın. Montella şimdi istatistiklerin yer aldığı bir görseli çerçeveletip</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>‘Bizim Çocuklar’ diyoruz ama ortalıkta yoklar. ‘İyi değil bu oyun. Avustralya maçında iyi değildik’ diyoruz; futbolcular tarafından eleştiriliyoruz. Bize diyorlar ki, ‘Şu kadar şut attık şu kadar pas yaptık.’ Rakip kaleye yaklaşamadan sadece sağdan sola soldan sağa atılan paslarla, iyi bir oyun oynadıklarını düşünen oyuncu grubu ve teknik heyet var.</p><p>Avustralya maçı fiyasko, 10 kişi Paraguay’ı yenememek fiyasko. Kimse kusura bakmasın. Montella şimdi istatistiklerin yer aldığı bir görseli çerçeveletip İtalya’daki evine asabilir. Topla oynamayı seviyor ya alıp evine o topu götürebilir.</p><p>Taraftarlar ABD’ye gelirken çok ciddi paralar harcıyor, herkes uykusuz, herkes yorgun ama bir yandan da konvoylar yapıp destek olmaya çalışıyor. Elini taşın altına sokuyor ama oyuncular sorumluluk almıyorlar. Sorumluluk sadece topu alıp, sürmek değil. Topu ezmek değil. Sorsan hepsi çok büyük kulüplerde oynuyor ama Haiti ile aynı durumdayız. Neymiş efendim sosyal medyada çok eleştiriliyormuş, canları sıkılıyormuş. Baskıyı kaldıramıyorlarmış. Canları sıkılıyorsa açıp banka hesaplarına baksınlar. Geçer o zaman sıkıntıları…. </p><p>Yok şu istatistikte iyiyiz yok bu kadar pas yaptık yok şut attık... 60 küsur şutun 15’i kaleyi tutmuş, sadece 3-4 tane önemli sayılacak şut girişimi var. Bu mu iyi oyun? Montella çok güzel demagoji yapıyor. Oyunu eleştiriyoruz, ‘Ben Türk’üm’ diyor. Tamam en büyük Türk sensin ama sonuç nerede? Taktiksel inadından vazgeçmeyen bir İtalyan’ın kurbanı olduk Almanya’da olduğu gibi. Kapanan takımları açamazsın böyle. </p><p>Oyuncular diyor ki, ‘Biz basından çekiniyoruz.’ İşini yaparsan çekinmezsin kardeşim. Bu milli takım hepimizin milli takımı. O zaman orada kadro adaleti olacak, formayı giyen de sonuna kadar o ay yıldızın hakkını vermeye çalışacak.</p><p>Bilmem farkında mısınız? Rezil olduk. Bu oyunla bu kadroyla rezil olduk.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/istatistiklerle-ovunurken-rezil-olduk-4834296</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:32:14 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fikrisabitin acı faturası!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/fikrisabitin-aci-faturasi-4834289</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/fikrisabitin-aci-faturasi-4834289" rel="standout" />
      <description>Üzüntümüz ile kızgınlığımızın birbirine karıştığı anlar yaşadık son düdükle beraber. Dile kolay; 24 yıldır hayalini kurduğumuz, futbolun 1 numaralı arenası Dünya Kupası’nda potansiyeli yüksek takımımızla mücadele edecektik. Grup değerlendirmesinde ayaklar yere basmadı. 3 maçta en az 7 puanı cebe koymuş, gruptan lider çıkmıştık bile! Taraftar duygusaldır, böyle düşünebilir. Ancak takım ve teknik heyetin de bu maçları oynamadan kazanılmış sanmaları asıl problemdi. Avustralya maçının skandal bir teknik</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üzüntümüz ile kızgınlığımızın birbirine karıştığı anlar yaşadık son düdükle beraber. Dile kolay; 24 yıldır hayalini kurduğumuz, futbolun 1 numaralı arenası Dünya Kupası’nda potansiyeli yüksek takımımızla mücadele edecektik. Grup değerlendirmesinde ayaklar yere basmadı. 3 maçta en az 7 puanı cebe koymuş, gruptan lider çıkmıştık bile! Taraftar duygusaldır, böyle düşünebilir. Ancak takım ve teknik heyetin de bu maçları oynamadan kazanılmış sanmaları asıl problemdi. Avustralya maçının skandal bir teknik adam performansıyla kaybedildiği anda işler zaten epey zora girmişti. Sonrasında mağlubiyetin nedenleri üzerine kafa yorup, inat ve ısrarlardan nasıl vazgeçerim özeleştirisi yapmak yerine, performansı eleştiren herkese ayar verme edasıyla hamasete yöneldi hocamız! “Eleştirileri kaosa sebep olmak” olarak niteleyip, içinde bolca hamaset barındıran cümleler kurarak, bir iç düşman ve öteki oluşturup onunla kavga etti 1 hafta boyunca. Oysa profesyonel sözleşmesi olan bir teknik adamın asıl işi, doğru kadro, doğru oyun planı, doğru değişiklikler ve tıkanan oyuna doğru müdahaleler yapabilmekti. </p><p><strong>TAKINTILI TAVIR!</strong></p><p> Testi kırıldıktan sonra herkes her şeyi söyler de, testi kırılmadan önce bardağın boş tarafını ısrarla söyleyenleri hedefe koymak yerine dikkate almak gerekirdi. İş işten geçti. Tek plandan başka bildiği bir şey olmayan, takıntılı, oyuna müdahalesi başarısız, kadro ve forma adaletini zedeleyen bir teknik adam performansı ile birlikte; turnuvaya beden olarak gelip, ciddiyet ve zihin olarak gelemeyen fazlaca oyuncu sayımızla, bu turnuvaya veda ettik. Sorunu; 10 bin kilometre öteden yapılan eleştirilere bağlamak yerine, yaptığı yanlışları kabul edip, hamaset cümleleri kurmak yerine günümüz futbolunun gereksinimlerini yerine getiren, fikrisabit olmayan bir teknik ekiple yola devam etmek elzemdir! Ders almayan teknik adamdan olmaz! Montella’dan olmaz…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/fikrisabitin-aci-faturasi-4834289</link>
      <subcategory>Ergin  Aslan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hayaller ve gerçek arasında | Amerika Günlüğü - 2 </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/hayaller-ve-gercek-arasinda-amerika-gunlugu-2-4832636</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/hayaller-ve-gercek-arasinda-amerika-gunlugu-2-4832636" rel="standout" />
      <description>Bundan birkaç gün önce, yıllar önce kurduğum bir hayalin peşinden gittiğimi yazmıştım. 2002 Dünya Kupası'nı televizyon ekranının karşısında izleyen 10 yaşındaki bir çocuğun, 24 yıl sonra aynı turnuvayı bu kez yerinden takip edecek olmasının heyecanını anlatmıştım. Dünya Kupaları'nın biraz da bunun için var olduğunu söylemiştim; insanlara yıllar boyunca taşıyacakları hikâyeler vermek için... Bugün ise o hikâyenin başka bir sayfasındayım. Ve o sayfa, ne yazık ki bir mağlubiyetle açıldı. Türkiye, Avustralya</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bundan birkaç gün önce, yıllar önce kurduğum bir hayalin peşinden gittiğimi yazmıştım. 2002 Dünya Kupası'nı televizyon ekranının karşısında izleyen 10 yaşındaki bir çocuğun, 24 yıl sonra aynı turnuvayı bu kez yerinden takip edecek olmasının heyecanını anlatmıştım. Dünya Kupaları'nın biraz da bunun için var olduğunu söylemiştim; insanlara yıllar boyunca taşıyacakları hikâyeler vermek için...</p><p>Bugün ise o hikâyenin başka bir sayfasındayım. Ve o sayfa, ne yazık ki bir mağlubiyetle açıldı.</p><p>Türkiye, Avustralya karşısında sahadan 2-0 yenik ayrıldı. Gün boyunca şehirde dolaşan binlerce Türk taraftar gibi biz de heyecanlıydık. Maç saatini beklerken konuşulan tek şey galibiyetti. Tribünlerde, basın tribününde, sokaklarda ve kafelerde aynı beklenti vardı.</p><p>Belki de sorun tam olarak buydu.</p><p>Maçın ardından efsane futbolculardan Roy Keane'in söylediği bir cümleye denk geldim:</p><p>"Avustralya kazanabileceğine inanarak geldi. Türkiye kazanması gerektiğine inanarak geldi."</p><p>Bazen bir futbol maçını anlatmak için sayfalar dolusu analiz yapmanız gerekmez. Tek bir cümle yeter. Avustralya sahaya ihtimali kovalamak için çıktı. Türkiye ise sonucu sahiplenmiş gibi çıktı. Biri kazanmayı hayal etti. Diğeri kazanmayı doğal gördü.</p><p>Bir grup maçının ardından ne umutlar tamamen tükenir ne de hikâyeler sona erer. Vancouver gecesinden buruk dönüyoruz. Bir yanımız 24 yıl önce kurduğu hayalin içinde olmanın mutluluğunu taşıyor. Diğer yanımız ise o hayalin ilk büyük sınavında yaşanan yenilginin hüznünü...</p><p>Şimdi önümüzde yeni maçlar var.</p><p>Yeni hikâyeler...</p><p>Yeni fırsatlar...</p><p>Ve hâlâ elimizde kaybetmediğimiz en değerli şey duruyor:</p><p>İnanç.</p><p>Bu takımın ayağa kalkabileceğine, bu gruptan çıkabileceğine ve bu meydan okumanın henüz bitmediğine inanıyoruz.</p><p>Unutulmamalıdır ki, iz bırakanlar her zaman kusursuz başlayanlar değil, ilk darbeyi aldıktan sonra ayağa kalkabilenler olmuştur. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/hayaller-ve-gercek-arasinda-amerika-gunlugu-2-4832636</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bildiğimiz sorulardan kaldık</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/bildigimiz-sorulardan-kaldik-4832513</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/bildigimiz-sorulardan-kaldik-4832513" rel="standout" />
      <description>Avustralya maçına çıkmadan önce maçı kazanmıştık! Kamuoyundaki ekseri görüş böyleydi. Ancak Avustralya’yı biraz analiz edenler, maçın ne kadar zorlu geçeceğini, bize ne kadar ters geleceğini görebilirdi. Maç önü analizlerimde tedirginliğimi defaatle dile getirdim. Biz dünya sıralamasında 22’nciyiz, Avustralya 27’nci. Rakip teknik adam Popovic’in serüvenine, eleme maçlarına, oyun anlayışına baktığınız zaman, tam da bu maçta yaptığını yapacağına emin olabilirdiniz. Yani kartları açık bir teknik adam.</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya maçına çıkmadan önce maçı kazanmıştık! Kamuoyundaki ekseri görüş böyleydi. Ancak Avustralya’yı biraz analiz edenler, maçın ne kadar zorlu geçeceğini, bize ne kadar ters geleceğini görebilirdi. Maç önü analizlerimde tedirginliğimi defaatle dile getirdim. Biz dünya sıralamasında 22’nciyiz, Avustralya 27’nci. Rakip teknik adam Popovic’in serüvenine, eleme maçlarına, oyun anlayışına baktığınız zaman, tam da bu maçta yaptığını yapacağına emin olabilirdiniz. Yani kartları açık bir teknik adam. Resmi maçlarda ve elemelerde hiç kaybetmedi. Bırakın kaybetmeyi, onun takımına 2 gol atan bir rakibi bulmak dahi zor. Girdiğimiz sınavda sorular beklediğimiz yerden çıktı ancak sınav öncesi hoca nereden soracağını söylese de bizim cevaplara çalışmadığımızı gördük. Teknik direktör Montella açısından çok kötü bir performanstı. Hem oyun hem oyuncu tercihleri, çok acemiceydi. Avustralya savunmasında Souttar 1.98, Burgess 1.94, Circati 1.90 cm. boyunda. Bu cenderenin ortasına 1.73’lük Kerem’i atarsan toplar duvar gibi döner. 26 ortayı nereye yaptık!!! Kenarda Barış, getirdiği topları en iyi ihtimalle 18’in üzerine çıkarttı ve bolca şut denedik. Çünkü, başka çaremiz yoktu. Avustralya bizi buna itti. Hücum ederken hedef oyuncumuz kimdi? Oysa ceza sahası içine bu kadar top sokmuşken, o bölgede Deniz, Can, Kenan’ı en baştan kullanmayı planlayabilirdik. </p><p><strong>KÖTÜ TERCİHLER </strong></p><p>Motella’nın değişiklikleri de fecaatti. Barış, güçlü Avustralya’ya karşı oyundan erken alınmak yerine -madem 9 numarasız oynuyoruz- ya ileri uçta ya da sağ kenarda değerlendirilebilirdi. Böylece Arda’yı merkeze alabilirdik. Savunmada ise Ferdi dışında kalecimiz dahil herkes hazırlık maçı konsantrayonundaydı. Irankunda ve Toure’nin hücumdaki rolleri çok belli. Daha önce çok kez yapmışlar. Ona göre pozisyon almak gerekiyordu. Neyse olan oldu! Şimdi yapmamız gereken şey dağılmamak. Daha önce EURO 2020’de benzer senaryo yaşadık. İlk maçta İtalya’ya kaybettik ve turnuvayı orada bıraktık. Sonrasındaki İsviçre ve Galler maçlarını oynayamaz hale geldik ve puansız döndük. Diyeceğim o ki; duygularını uçlarda yaşayan insanlar olarak, kalan 2 maç öncesi biraz topa basalım. Elbette itiraz edeceğimiz vaktimiz olacak. Stratejisi çok belli bir takıma bu kadar kör göze parmak şeklinde yenilmemiz benim de içime hiç sinmiyor ama Paraguay ve ABD maçlarını bekleyelim. Eleştirilerimizi yaptık, yapıyoruz. Ancak hafta boyunca yıkıp dökmektense, durumu düzeltecek vakti değerlendirmek, kalan maçlarda takıma alan açmak gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/bildigimiz-sorulardan-kaldik-4832513</link>
      <subcategory>Ergin  Aslan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şimdi kenetlenme zamanı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/simdi-kenetlenme-zamani-4832993</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/simdi-kenetlenme-zamani-4832993" rel="standout" />
      <description>A Milli Takımımız, 24 yıl sonra yeniden boy gösterdiği Dünya Kupası'na büyük umutlarla başladı. Ancak Avustralya karşısında alınan sürpriz yenilgi, futbolun kağıt üzerindeki hesaplarla oynanmadığını bir kez daha gösterdi. Dünya Kupası gibi dev organizasyonlarda hiçbir maçın kolay olmadığı gerçeği, ilk karşılaşmada acı bir şekilde karşımıza çıktı. Maç öncesinde Avustralya'nın savunma ağırlıklı bir oyun anlayışıyla sahada olacağı herkesin tahmin edebileceği bir durumdu. Buna rağmen teknik direktör</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Takımımız, 24 yıl sonra yeniden boy gösterdiği Dünya Kupası'na büyük umutlarla başladı. Ancak Avustralya karşısında alınan sürpriz yenilgi, futbolun kağıt üzerindeki hesaplarla oynanmadığını bir kez daha gösterdi. Dünya Kupası gibi dev organizasyonlarda hiçbir maçın kolay olmadığı gerçeği, ilk karşılaşmada acı bir şekilde karşımıza çıktı.</p><p><br></p><p>Maç öncesinde Avustralya'nın savunma ağırlıklı bir oyun anlayışıyla sahada olacağı herkesin tahmin edebileceği bir durumdu. Buna rağmen teknik direktör Vincenzo Montella'nın rakibine karşı yeterli hazırlığı yapamadığı görüldü. Fiziksel üstünlüğüyle öne çıkan, uzun boylu savunmacılardan oluşan Avustralya karşısında 85 dakika boyunca aynı hücum planında ısrar edilmesi ve Kerem Aktürkoğlu'nun bu savunma hattı arasında etkili olmaya zorlanması, eleştirileri beraberinde getirdi. Rakibin iki kontra atakla sonuca gitmesi ise yanlış stratejinin bedeli oldu.</p><p><br></p><p>Karşılaşmanın ardından milli futbolcuların sert eleştirilerle karşı karşıya kalması anlaşılabilir bir durum. Ancak eleştiri ile hakaret arasındaki çizginin korunması gerekiyor. Bu oyuncular, ay-yıldızlı formayı taşıyan ve ülkemizi temsil eden isimler. Bir maçın ardından futbolcuları hedef tahtasına koymak yerine, eksiklerin doğru şekilde değerlendirilmesi çok daha yapıcı olacaktır.</p><p><br></p><p>Önümüzde Paraguay ve ev sahibi ABD karşısında son derece kritik iki mücadele bulunuyor. Turnuva henüz bitmiş değil. Böylesine zor zamanlarda yapılması gereken, umutsuzluğa kapılmak değil, milli takımın etrafında kenetlenmektir. Çünkü bu takım hepimizin takımıdır. Başarı günlerinde alkışladığımız ay-yıldızlıları, en çok da zor günlerinde sahiplenmek gerekir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/simdi-kenetlenme-zamani-4832993</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Top bizde galibiyet onlarda kaldı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/top-bizde-galibiyet-onlarda-kaldi-4832515</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/top-bizde-galibiyet-onlarda-kaldi-4832515" rel="standout" />
      <description>A Milli Takım’ın Avustralya karşısındaki görüntüsü, modern futbolda topa sahip olmanın tek başına bir anlam ifade etmediğini bir kez daha gösterdi. İstatistiklerde topun sahibi siz olabilirsiniz ancak rakibiniz doğru bir oyun oynuyorsa üstünlük sadece kağıt üzerinde kalır. Avustralya maça son derece net bir stratejiyle çıktı. Fiziksel güçlerini ön plana çıkarıp savunma arkasına yaptıkları koşularla tehdit oluşturdular. Teknik kalite açısından bizden geride olmalarına rağmen bunu avantaja çevirmeyi</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Takım’ın Avustralya karşısındaki görüntüsü, modern futbolda topa sahip olmanın tek başına bir anlam ifade etmediğini bir kez daha gösterdi. İstatistiklerde topun sahibi siz olabilirsiniz ancak rakibiniz doğru bir oyun oynuyorsa üstünlük sadece kağıt üzerinde kalır.</p><p>Avustralya maça son derece net bir stratejiyle çıktı. Fiziksel güçlerini ön plana çıkarıp savunma arkasına yaptıkları koşularla tehdit oluşturdular. Teknik kalite açısından bizden geride olmalarına rağmen bunu avantaja çevirmeyi başardılar. Topu bilinçli şekilde bize bıraktılar ve geçiş hücumlarıyla sonuca gitmeye çalıştılar. Maç boyunca uyguladıkları planın karşılığını da aldılar.</p><p><br></p><p>Biz ise oyunun temel problemleri erken dakikalardan itibaren göze çarptı. Hücumda Kerem Aktürkoğlu’nun, üç uzun stoper arasında etkisiz kalması, rakibin işini oldukça kolaylaştırdı. Fiziksel üstünlüğün belirleyici olduğu bir maçta Kerem’in bu savunma hattına karşı yalnız bırakılması hücum gücümüzü sınırladı. Buna karşın Deniz gibi daha güçlü ve rakip stoperlerle mücadele edebilecek bir oyuncunun bu eşleşmede değerlendirilmesi farklı bir senaryo oluşturabilirdi.</p><p><br></p><p>Kanatlarda ise Barış Alper Yılmaz’ın sık sık tercih ettiği ortalar beklenen sonucu vermedi. Rakibin boy avantajı düşünüldüğünde bu tercihlerin hücumları sonuçsuz bırakması sürpriz değildi. Üstelik merkezde üretkenlik sağlanamayınca hücumlar çoğu zaman aynı noktada tıkandı.</p><p><br></p><p>Asıl dikkat çeken konu ise oyun temposuydu. Topa sahip olduk, pas yaptık, oyunu yönlendirmeye çalıştık. Ancak bütün bunlar yeterince hızlı gerçekleşmedi. Pas trafiği vardı ama dikine oyun yoktu. Hareketlilik vardı ama tehdit yoktu. Rakip savunmayı bozacak hız ve dinamizm ortaya konulamayınca topa sahip olma oranı da pozisyon üretimine dönüşmedi.</p><p><br></p><p>Sonuç olarak Türkiye topun sahibi olsa da galibiyetin sahibi olamadı. Avustralya kendi güçlü yönlerini sahaya yansıtırken biz zayıf kaldığımız noktaları düzeltemedik. Futbolda bazen top sizde olur ama plan rakibin işler. Bu maç da bunun en net örneklerinden biri oldu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/top-bizde-galibiyet-onlarda-kaldi-4832515</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir hayalin peşinde | Amerika Günlüğü - 1</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bir-hayalin-pesinde-amerika-gunlugu-1-4831837</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bir-hayalin-pesinde-amerika-gunlugu-1-4831837" rel="standout" />
      <description>Henüz 10 yaşındaydım... Sabahın çok erken saatlerinde, televizyonun karşısına geçiyordum. Okula gitmem gereken günlerde gitmiyordum. Nedeni Milli Takım ve futboldu. 2002 Dünya Kupası'nın o büyülü günlerinde milyonlarca çocuk gibi ben de bir hayalin peşinden sürükleniyordum. Kazanılan her maçta sokaklar bayram yerine dönüyor, her golde evlerin içinden yükselen sevinç sesleri birbirine karışıyordu. O günlerde futbol sadece futbol değildi. Bir milletin ortak heyecanı, ortak duası, ortak umuduydu. Aradan</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Henüz 10 yaşındaydım...</p><p>Sabahın çok erken saatlerinde, televizyonun karşısına geçiyordum. Okula gitmem gereken günlerde gitmiyordum. Nedeni Milli Takım ve futboldu. 2002 Dünya Kupası'nın o büyülü günlerinde milyonlarca çocuk gibi ben de bir hayalin peşinden sürükleniyordum. Kazanılan her maçta sokaklar bayram yerine dönüyor, her golde evlerin içinden yükselen sevinç sesleri birbirine karışıyordu. O günlerde futbol sadece futbol değildi. Bir milletin ortak heyecanı, ortak duası, ortak umuduydu.</p><p>Aradan tam 24 yıl geçti, hayat değişti, şehirler değişti, insanlar değişti. Ama bazı hayaller hiç değişmedi. Yıllar öncesinde televizyon karşısında oturan o çocuk bugün artık büyüdü. Yıllardır özlemini çektiğimiz Dünya Kupası yeniden kapımızı çaldığında ise bu kez ekranın karşısında değil, hikâyenin tam merkezinde yer alıyor.</p><p>Amerika'dayım. Bir zamanlar yalnızca izlediğim organizasyonun içindeyim artık. Bu kez seyirci olarak değil, haber verenlerden biri olarak. Gol sevincini haberleştirmek, antrenmanları takip etmek, tribünlerin sesini duymak, sokakların heyecanını hissetmek ve bütün bunları memlekete ulaştırmak için buradayım. Belki de gazeteciliğin en güzel yanı budur. Çocukluk hayalleriniz bir gün mesleğinizle kesişebilir.</p><p>Bizler de kurumumuzun bize sunduğu bu büyük fırsat sayesinde Milli Takımımızla birlikte bu yolculuğun parçasıyız.</p><p>Önümüzde uzun bir maraton var.</p><p>Bir ay boyunca bazen binlerce kilometre yol gideceğiz, bazen sabahlara kadar çalışacağız, bazen de tarihe tanıklık edeceğiz.</p><p>Ama Dünya Kupaları zaten biraz bunun için vardır.</p><p>Sadece maçları değil, hikâyeleri de biriktirmek için...</p><p>Çünkü yıllar sonra kimse yalnızca skorları hatırlamaz. İnsanlar duyguları hatırlar.</p><p>Bir ülkenin nasıl kenetlendiğini...</p><p>Bir futbolcunun nasıl kahramana dönüştüğünü...</p><p>Bir çocuğun nasıl hayal kurduğunu...</p><p>2002'de izlediğimiz o büyük yolculuk bize unutulmaz anılar bıraktı. Belki de o takımın gerçek mirası kupalar ya da dereceler değildi. Onların asıl mirası, arkalarından gelen kuşaklara kurdurdukları hayallerdi.</p><p>Bugün bu satırları yazan kişi de o hayallerden doğdu.</p><p>Belki siz de...</p><p>Belki bu satırları okuyan binlerce insan da...</p><p>Şimdi yeni bir hikâyenin başlangıcındayız.</p><p>Yeni kahramanlar çıkacak sahneye.</p><p>Yeni sevinçler yaşanacak.</p><p>Yeni gözyaşları dökülecek.</p><p>Ve belki yıllar sonra bir başka çocuk, bu turnuvayı hatırlayıp kendi hayallerinin peşinden gidecek.</p><p>Umarım yolun sonunda yeniden gurur vardır.</p><p>Umarım yine milyonlar aynı heyecanda buluşur.</p><p>Umarım tarih bir kez daha bizleri yazar.</p><p>Kırmızı ve beyaz yeniden büyür.</p><p>Ve ay ile yıldız, bir kez daha gökyüzünde en parlak haliyle görünür.</p><p>Bu yolculuğun ilk notu burada başlıyor... Devamını ise hep birlikte yaşayacağız.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bir-hayalin-pesinde-amerika-gunlugu-1-4831837</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>D Grubu'nun patronu biziz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/d-grubunun-patronu-biziz-4831357</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/d-grubunun-patronu-biziz-4831357" rel="standout" />
      <description>A Milli Takımımızın 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası sahnesine çıkacağı D Grubu'nda rakiplerimizi yakından tanıyalım. ABD, Paraguay ve Avustralya ile mücadele edecek ay-yıldızlılar için ilk bakışta dengeli görünen grup, aslında Türkiye'nin kalitesi ve son yıllardaki yükselişi düşünüldüğünde önemli bir fırsat barındırıyor. Kadro yapısı, oyuncu kalitesi ve oluşan takım kimliğiyle grubun favorisi olarak gösterilmesi gereken taraf ise kuşkusuz biziz. Üst üste altıncı kez Dünya Kupası'na katılacak</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Takımımızın 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası sahnesine çıkacağı D Grubu'nda rakiplerimizi yakından tanıyalım. ABD, Paraguay ve Avustralya ile mücadele edecek ay-yıldızlılar için ilk bakışta dengeli görünen grup, aslında Türkiye'nin kalitesi ve son yıllardaki yükselişi düşünüldüğünde önemli bir fırsat barındırıyor. Kadro yapısı, oyuncu kalitesi ve oluşan takım kimliğiyle grubun favorisi olarak gösterilmesi gereken taraf ise kuşkusuz biziz.</p><p>Üst üste altıncı kez Dünya Kupası'na katılacak Avustralya, büyük yıldızlardan ziyade takım disiplini ve mücadeleci yapısıyla ön plana çıkıyor. Alessandro Circati, Jordan Bos ve Nestory Irankunda gibi genç isimlere sahip olan Okyanusya temsilcisi, turnuvalarda sürpriz yapma potansiyeli taşıyan ekiplerden biri. Türkiye'de uzun yıllar forma giyen Aziz Behiç'in tecrübesi de takımın önemli kozları arasında yer alıyor. Ancak ay-yıldızlıların sahip olduğu bireysel kalite düşünüldüğünde, turnuvadaki ilk sınavın zorlu geçmesi beklense de avantajın Türkiye'den yana olduğu söylenebilir.</p><p><br></p><p>16 yıl sonra Dünya Kupası'na dönen Paraguay ise Güney Amerika futbolunun mücadeleci karakterini sahaya yansıtan bir takım görüntüsünde. Diego Gomez ve Julio Enciso gibi önemli isimlerin yaşadığı sakatlık problemleri, Paraguay adına soru işaretleri oluşturuyor. Tarihinde çeyrek final başarısı bulunan Güney Amerika temsilcisi, fiziksel gücü ve savunma disipliniyle rakiplerine zor anlar yaşatabilecek kapasitede olsa da mevcut tabloya bakıldığında Türkiye'nin daha üretken ve daha geniş bir oyuncu havuzuna sahip olduğu görülüyor.</p><p><br></p><p>Ev sahibi ABD ise grubun en dikkat çekici ekiplerinden biri. Christian Pulisic, Weston McKennie, Timothy Weah ve Ricardo Pepi gibi Avrupa'da forma giyen önemli isimleri kadrosunda bulunduran Kuzey Amerika temsilcisi, taraftar desteğinin de avantajını yaşayacak. Buna rağmen son yıllarda Avrupa Şampiyonası'nda gösterdiği performans, genç yıldızlarının gelişimi ve oluşan güçlü jenerasyonuyla Türkiye, D Grubu'nun en büyük favorisi konumunda bulunuyor. Ay-yıldızlılar kendi oyununu sahaya yansıttığı takdirde, 2002'de yazılan başarı hikâyesinin ardından Dünya Kupası'nda yeni bir destanın kapılarını aralayabilir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/d-grubunun-patronu-biziz-4831357</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>"Kampa yetişir mi?"</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/kampa-yetisir-mi-4830303</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/kampa-yetisir-mi-4830303" rel="standout" />
      <description>Türk futbolunun her yaz tekrar eden bir hikâyesi vardır. Transfer dönemi açılır, taraftar heyecanlanır, teknik direktörler sabırsızlanır ve kulüpler bir türlü tamamlanamayan kadroların peşinde koşmaya başlar. Hazırlık kampı gelir çatar ama takımların eksikleri hâlâ masadadır. Yeni transferlerin bir kısmı kampın son günlerinde gelir, bazıları ise ligin ilk haftalarına kadar bekletir. Sonra da sezon boyunca aynı cümle kurulur: “Biraz daha zaman lazım.” Trabzonspor ise bu yaz farklı bir hikâye yazıyor.</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk futbolunun her yaz tekrar eden bir hikâyesi vardır.</p><p>Transfer dönemi açılır, taraftar heyecanlanır, teknik direktörler sabırsızlanır ve kulüpler bir türlü tamamlanamayan kadroların peşinde koşmaya başlar. Hazırlık kampı gelir çatar ama takımların eksikleri hâlâ masadadır. Yeni transferlerin bir kısmı kampın son günlerinde gelir, bazıları ise ligin ilk haftalarına kadar bekletir. Sonra da sezon boyunca aynı cümle kurulur:</p><p>“Biraz daha zaman lazım.”</p><p>Trabzonspor ise bu yaz farklı bir hikâye yazıyor.</p><p>Bordo-mavililer, son şampiyonluk sezonunun ardından izlediği planlı transfer politikasını yeniden sahaya koymuş gibi görünüyor. Ernest Muçi'nin ardından Sydney Cabral, Ruslan Malinovskyi ve Noah Saviola hamleleriyle kadrosunu erkenden şekillendiren Karadeniz temsilcisi, hazırlık kampına büyük ölçüde tamamlanmış bir kadroyla gitmeye hazırlanıyor.</p><p>Belki de bu transferlerin en önemli tarafı isimlerinden çok zamanlamaları.</p><p>Çünkü modern futbolda başarı yalnızca kaliteli oyunculara sahip olmakla gelmiyor. O oyuncuların birlikte ne kadar erken çalışmaya başladığı, birbirlerini ne kadar erken tanıdığı ve teknik ekibin oyun planını ne kadar erken sahaya yerleştirebildiği de en az transferlerin kendisi kadar önemli.</p><p>Bir takımın gerçek inşası transfer masasında değil, antrenman sahasında başlar.</p><p>Trabzonspor yönetimi yıllardır Türk futbolunun kronik sorunlarından biri olan “kampa oyuncu yetiştirme” meselesine bu kez net bir cevap vermiş durumda. Henüz sezon başlamadan yapılan hamleler, teknik heyete zaman kazandırırken taraftara da umut veriyor.</p><p>Elbette transferlerin başarıya dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecek. Ancak bugün için söylenebilecek en net şey şu:</p><p>Trabzonspor, yeni sezona hazırlanmak yerine yeni sezonu yaşamaya başlamış durumda.</p><p>Ve bazen şampiyonluk yarışında ilk avantaj, sahaya çıkmadan önce kazanılır.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/kampa-yetisir-mi-4830303</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 20:30:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası öncesi güçlü mesaj</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/dunya-kupasi-oncesi-guclu-mesaj-4829098</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/dunya-kupasi-oncesi-guclu-mesaj-4829098" rel="standout" />
      <description>A Milli Takımımız, Kuzey Makedonya karşısında aldığı 4-0'lık galibiyetle sadece skor üretmedi, aynı zamanda geleceğe dair umutları da büyüttü. Dünya Kupası öncesindeki hazırlık sürecinde Vincenzo Montella'nın genç oyunculara verdiği şansın karşılığını alması dikkat çekiciydi. Özellikle Can Uzun ve Deniz Gül'ün ortaya koyduğu performans, milli takımın önümüzdeki yıllarda hücum hattında önemli alternatiflere sahip olacağını gösterdi. Can Uzun'un ilk milli golünü atması ve bir gole de asist yapması</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Takımımız, Kuzey Makedonya karşısında aldığı 4-0'lık galibiyetle sadece skor üretmedi, aynı zamanda geleceğe dair umutları da büyüttü. Dünya Kupası öncesindeki hazırlık sürecinde Vincenzo Montella'nın genç oyunculara verdiği şansın karşılığını alması dikkat çekiciydi. Özellikle Can Uzun ve Deniz Gül'ün ortaya koyduğu performans, milli takımın önümüzdeki yıllarda hücum hattında önemli alternatiflere sahip olacağını gösterdi. Can Uzun'un ilk milli golünü atması ve bir gole de asist yapması gecenin en sevindirici gelişmelerinden biri oldu.</p><p><br></p><p>Montella'nın uzun süredir üzerinde durduğu gençleşme projesi meyvelerini vermeye devam ediyor. İtalyan teknik adamın, oyuncuların kariyerlerindeki konumlarına bakmaksızın yeteneklerine yatırım yapması bugün daha net anlaşılıyor. Can Uzun'u ikinci ligdeyken, Kenan Yıldız'ı ise Juventus'un ikinci takımında forma giyerken milli takıma davet etmesi, onun geleceği planlayan bir teknik direktör olduğunun göstergesi. Kuzey Makedonya karşısında sahaya çıkan genç isimler de bu güveni boşa çıkarmadı.</p><p><br></p><p>Dünya Kupası öncesinde ortaya konan bu performans, skorun ötesinde önemli mesajlar verdi. Genç oyuncuların sorumluluk almaktan çekinmemesi, takım içindeki rekabetin artması ve Montella'nın oluşturmak istediği oyun anlayışının sahaya yansıması teknik heyeti memnun etmiştir. Elbette asıl sınav Dünya Kupası'nda verilecek ancak Kuzey Makedonya karşısında ortaya çıkan tablo, Türkiye'nin sadece bugünü değil geleceği için de doğru bir yolda ilerlediğini gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/dunya-kupasi-oncesi-guclu-mesaj-4829098</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 17:03:37 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeniden hayal kurabiliyoruz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/yeniden-hayal-kurabiliyoruz-4828927</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/yeniden-hayal-kurabiliyoruz-4828927" rel="standout" />
      <description>Bu milli takımın en büyük kazancı sadece sahadaki sonuçlar değil, saha dışında oluşan birliktelik oldu. Uzun yıllardır eksikliğini hissettiğimiz aile ortamı, bugün yeniden A Milli Takım'ın en önemli gücü haline geldi. Bunun mimarı ise kuşkusuz Montella. İtalyan teknik adam göreve geldiği günden bu yana sadece bir takım kurmadı, aynı zamanda birbirine güvenen, birbirini destekleyen ve aynı hedefe yürüyen bir oyuncu grubu oluşturdu. Sahaya baktığımızda bunu net şekilde görebiliyoruz. Bir oyuncu hata</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu milli takımın en büyük kazancı sadece sahadaki sonuçlar değil, saha dışında oluşan birliktelik oldu. Uzun yıllardır eksikliğini hissettiğimiz aile ortamı, bugün yeniden A Milli Takım'ın en önemli gücü haline geldi. Bunun mimarı ise kuşkusuz Montella.</p><p>İtalyan teknik adam göreve geldiği günden bu yana sadece bir takım kurmadı, aynı zamanda birbirine güvenen, birbirini destekleyen ve aynı hedefe yürüyen bir oyuncu grubu oluşturdu. Sahaya baktığımızda bunu net şekilde görebiliyoruz. Bir oyuncu hata yaptığında diğeri yanında oluyor, gol atan kadar yedek kulübesindeki futbolcular da seviniyor. Başarıya giden yolun birliktelikten geçtiğini bu takım bize yeniden hatırlatıyor.</p><p>Kuzey Makedonya karşısında alınan sonuçtan çok ortaya konulan oyun umut vericiydi. Hazırlık maçı olmasına rağmen oyuncuların isteği, mücadele gücü ve oyuna bağlılığı dikkat çekti. Bu da Dünya Kupası yolunda doğru yolda olduğumuzun göstergesi.</p><p>Elbette önümüzde uzun bir süreç var. Futbolda erken konuşmak çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Ancak bu jenerasyonun sahip olduğu yetenek, karakter ve takım ruhu, taraftarlara hayal kurduruyor. Avrupa'nın önemli kulüplerinde forma giyen yıldızlarımız ve onları doğru şekilde yöneten bir teknik heyetimiz var.</p><p>Şimdi gözler Dünya Kupası'nda. Adım adım ilerlemek, her maça aynı ciddiyetle hazırlanmak gerekiyor. Ama bir gerçek var ki; uzun yıllar sonra A Milli Takım için geleceğe umutla bakabiliyoruz. Ve ben, bu jenerasyonun Türk futboluna unutulmaz başarılar yaşatabileceğine yürekten inanıyorum.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/yeniden-hayal-kurabiliyoruz-4828927</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bu mesele isim değil takım işi!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bu-mesele-isim-degil-takim-isi-4828700</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bu-mesele-isim-degil-takim-isi-4828700" rel="standout" />
      <description>Modern futbol uzun yıllar boyunca yıldızların oyunu olarak anlatıldı. Dev transferler, astronomik maaşlar, bireysel yetenekler ve “tek başına maç kazanan” oyuncular… Özellikle Şampiyonlar Ligi gibi dev organizasyonlarda başarı, çoğu zaman süperstarların omuzlarına yüklenen bir hikâyeye dönüştürüldü. Paris Saint-Germain de yıllarca tam olarak bunun peşinden koştu. Neymar, Messi, Mbappe… Kulüp, dünyanın en büyük yıldızlarını aynı soyunma odasında buluşturdu. Ancak tüm o ihtişamlı fotoğraflara rağmen</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern futbol uzun yıllar boyunca yıldızların oyunu olarak anlatıldı. Dev transferler, astronomik maaşlar, bireysel yetenekler ve “tek başına maç kazanan” oyuncular… Özellikle Şampiyonlar Ligi gibi dev organizasyonlarda başarı, çoğu zaman süperstarların omuzlarına yüklenen bir hikâyeye dönüştürüldü.</p><p>Paris Saint-Germain de yıllarca tam olarak bunun peşinden koştu.</p><p><br></p><p>Neymar, Messi, Mbappe…</p><p><br></p><p>Kulüp, dünyanın en büyük yıldızlarını aynı soyunma odasında buluşturdu. Ancak tüm o ihtişamlı fotoğraflara rağmen Avrupa’nın en büyük kupası bir türlü Paris’e gelmedi. Çünkü futbol bazen yalnızca en iyi oyunculara sahip olmakla ilgili değildir. Bazen mesele, en doğru takımı kurabilmektir.</p><p><br></p><p>Ve ironik olan şu ki; Paris Saint-Germain, belki de tarihinin en büyük kırılmasını Mbappe sonrası dönemde yaşadı.</p><p><br></p><p>Fransız yıldızın ayrılığı ilk etapta büyük bir çöküş gibi yorumlandı. Çünkü modern futbol düzeni bize şunu öğretmişti: Süper yıldızını kaybeden takım güç kaybeder. Ancak Luis Enrique bambaşka bir şey yaptı. Takımını tek bir oyuncunun etrafında döndürmek yerine, kolektif bir yapıya dönüştürdü.</p><p><br></p><p>Sonuç?</p><p><br></p><p>Paris Saint-Germain, Mbappe’nin ayrılığından sonra ikinci kez Şampiyonlar Ligi kupasını kazandı.</p><p><br></p><p>Ve bu başarı yalnızca bir sportif zafer değil; aynı zamanda futbolun değişen doğasının da güçlü bir ilanıydı.</p><p><br></p><p>Bugünün futbolunda artık mesele yalnızca yıldızlara sahip olmak değil. O yıldızların birbirine nasıl hizmet ettiği, sistemin içinde nasıl çalıştığı ve takımın kolektif aklının ne kadar güçlü olduğu belirleyici hâle geldi.</p><p><br></p><p>Luis Enrique tam da bunu başardı.</p><p><br></p><p>İspanyol teknik adam, oyuncularını birer bireysel kahraman olmaktan çıkarıp aynı hikâyenin parçalarına dönüştürdü. Sahada herkes koştu. Herkes savunma yaptı. Herkes birbirinin açığını kapattı. PSG artık yalnızca hücumdaki yıldızlarıyla değil; oyunun temposunu kontrol eden yapısıyla, pres gücüyle ve disiplinli organizasyonuyla konuşuluyordu.</p><p><br></p><p>Belki de Enrique’yi dünya futbolunda bu kadar saygın bir noktaya taşıyan şey tam olarak buydu.</p><p><br></p><p>Çünkü o, modern futbolun en zor işlerinden birini yaptı: Egoları yönetip bir takım oluşturdu.</p><p><br></p><p>Bugün geriye dönüp bakıldığında PSG’nin yıllarca yaptığı en büyük hata daha net görünüyor. Kulüp uzun süre “isimler” üzerinden bir imparatorluk kurmaya çalıştı. Oysa futbol tarihi bize defalarca aynı gerçeği söyledi:</p><p><br></p><p>En büyük takımlar, en büyük yıldızlardan değil; en güçlü aidiyet duygusundan doğar.</p><p><br></p><p>Luis Enrique’nin PSG’si işte bu yüzden özel.</p><p><br></p><p>Çünkü bu takım, yalnızca yetenekli oyunculardan oluşmuyor. Aynı zamanda aynı hedefe inanan bir futbol aklıyla hareket ediyor.</p><p><br></p><p>Şampiyonlar Ligi kupası da zaten çoğu zaman en parlak oyuncuların değil, en bütünlüklü yapıların ellerinde yükseliyor.</p><p><br></p><p>Paris Saint-Germain bunu yıllar sonra nihayet anlamış gibi görünüyor.</p><p><br></p><p>Ve belki de Mbappe’nin ayrılığı, bu kulübün başına gelen en büyük kırılma değil…</p><p><br></p><p>En büyük dönüşüm oldu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bu-mesele-isim-degil-takim-isi-4828700</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fırtına horonu dik oynadı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/firtina-horonu-dik-oynadi-4828134</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/firtina-horonu-dik-oynadi-4828134" rel="standout" />
      <description>Trabzonspor, bir önceki sezonun son 11 haftasında görev yapan Fatih Tekke ile bir tam sezonu geride bıraktı. Şenol Güneş gibi bir isimden sonra görev almak ateşten gömlek giymekten daha ağır bir sorumluluğu da içinde barındırıyordu. Tekke, tüm basın toplantılarında başlangıç noktasının unutulmaması gerektiğini söylerken aynı zamanda oyunla birlikte elde edilen derecelerin de önem ve değerine vurgu yapmaya çalıştı. Fatih Tekke’yi başta başkan Ertuğrul Doğan olmak üzere, taraftarın önemli bir kesimi</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor, bir önceki sezonun son 11 haftasında görev yapan Fatih Tekke ile bir tam sezonu geride bıraktı. Şenol Güneş gibi bir isimden sonra görev almak ateşten gömlek giymekten daha ağır bir sorumluluğu da içinde barındırıyordu. Tekke, tüm basın toplantılarında başlangıç noktasının unutulmaması gerektiğini söylerken aynı zamanda oyunla birlikte elde edilen derecelerin de önem ve değerine vurgu yapmaya çalıştı. Fatih Tekke’yi başta başkan Ertuğrul Doğan olmak üzere, taraftarın önemli bir kesimi gayet net anladı ve birlikteliğinin ne kadar önemli olduğundan yola çıkarak destekledi. Kulübün kendi bünyesinde oluşturduğu ve yıllardır kulüp içinde konuşlanan 'Truva Atı' içindekilerin muhalefetine rağmen bu zor anlayış ve kararlılık karşılık buldu ve ilk dört içinde yer almaktan Türkiye Kupası'nın kazanılmasına kadar geçen süreçte inananlar horonu dik oynadı. Tekke, her ne kadar genç bir kadroya sahip olduklarından dem vursa da geçmişten günümüze ulaşan tandem içindeki omurgada yer alan oyuncuların tecrübeleri Trabzonspor’u hedefe ulaştırmakta en önemli oyuncu grubunun varlığıyla ortaya çıktı. Röntgen verilerine göre; Nwakaeme ile Visca’nın tecrübesi ile desteklediği Onana, Saviç, Ozan ve Onuachu’nun omurgayı oluşturduğu ve genç oyuncuların bu omurga çevresinde ki konumlanmaları Trabzonspor’un elde ettiği derecenin en belirgin göstergesiydi. Sezonun ilk dört haftasında Uğurcan Çakır destekli elde edilen 10 puanı yadsımadan, sonrasının yol haritasını belirledi. İlk dört haftaya oranla son dört hafta belki de Trabzonspor’a başka bir hikaye yazdıracaktı fakat kimse kusura bakmasın ama bana göre lig üçüncülüğü de teknik direktör Fatih Tekke’nin planlaması ve başkan Ertuğrul Doğan’ın kabul etmesinin bir göstergesiydi. Kim ne derse desin benim anlayışım ve sezon boyunca tespitlerimi toparlamaya kalkarsam oyuncuları toplum baskısından koruyarak, imha edilmemesi için çaba gösteren anlayış Trabzonspor’da hakim bir anlayış olarak sezonun planlamasında önemli bir yer aldı. Bana göre Trabzonspor’un elde ettiği lig üçüncülüğü ve kazandığı Türkiye Kupası'ndan daha değerli olan sahiplenilen oyuncuların her birinin özenle korunması ile artan değerleriydi. Son şampiyonluktan sonra bu takımın Avrupa’da hiçbir kategoride yer almadığını düşünürsek, sabırla ilmik ilmik dokuyarak serüvenin ilk yılında sezonu üçüncülük derecesi ve Türkiye Kupasıyla tamamlamak çok değerli olmasının yanı sıra yarışın içinde olunmasıydı. Şampiyon Galatasaray’dan 4 puan alan bir takımın ligi üçüncü bitirmesi garipsense de bunda hiç kuşku yok ki formasyona sadık kalınmasının ve oyun disiplininden taviz verilmemesinin etkisi büyüktü. Bir önceki sezon başındaki yapılanma, sezonun hayal kırıklığıyla tamamlanması ve geride bıraktığımız sezonun heyecanı gösterdi ki, artık yeni bir hikaye yazmanın eşiğine gelindi. Trabzonspor’un yapılanması ve formasyonu gelecek sezon mutlaka çok daha farklı beklentileri de beraberinde getirecektir. Her ne olursa olsun tecrübeli oyuncular ile harmanlanmış bu kadroda yer alan genç oyuncuların da tecrübelerinden hareketle hazırlık dönemi ve sonrasındaki gerek Avrupa, gerekse de lig serüveninde çok daha büyük heyecanları beraberinde getirecek bir anlayış ve formasyonla daha cesur ve kararlı bir irade ortaya koyulacaktır. Belki kadro yapısı bu iradeyi ortaya koymaya yetmeyebilir, fakat transferlerle güçlendirilecek bu kadronun oyuncu bütünlüğü ile oyun bütünlüğünün düşünce bütünlüğüyle desteklenmesi halinde önümüzdeki sezon başka bir hikaye yazılacaktır. Trabzonspor’un artık istikrarlı bir futbol aklı oluştu. Sezonun büyük bir bölümünde sayısal eksiklikler olsa da tamamlayıcı oyuncularla bu futbol aklı mücadele gücü yüksek, kazanmaya odaklanmış bir düşünceyi ortaya koymak için tüm iyi niyetini gösterdi ve bana göre de başarılı oldu. Düşüncede sağlanan bu yeterlilik oyuncu ve daha da gelişecek oyunla da desteklenirse yeni sezonda yarışın şekli de tadı da bir başka olacaktır. Dip Not: Antalya’daki kupa töreninde sayıları, formalı oyuncu sayısından fazla olan takım elbiseliler, herkes çekildiğiniz fotoğraflarla övünecek ama bir zahmet bu kulübe ekonomik destek olarak da bir el atsanız.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/firtina-horonu-dik-oynadi-4828134</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>12 yıllık hasret sandığa gidiyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/12-yillik-hasret-sandiga-gidiyor-4827311</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/12-yillik-hasret-sandiga-gidiyor-4827311" rel="standout" />
      <description>Fenerbahçe'de seçim yaklaşıyor. 6-7 haziran tarihlerinde yapılacak olan bu seçim Fenerbahçe için çok önemli. Çünkü her 2 aday da 12 yıllık şampiyonluk hasretini sonlandırmak istiyor. Hakan Safi tarafı biraz daha umutlarını kaybetmiş taraftarları yeniden umutlandıracak açıklamalar yapıyor. Yıldız oyuncuların alınacağını ve Fenerbahçe'nin eski şaşalı günlerine kavuşacağını ifade ediyor. Kadro kalitesinin yukarı çekileceği ve kulübün yeniden “şampiyonluk yarışının favorisi” kimliğine bürüneceği vurgusu</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fenerbahçe'de seçim yaklaşıyor. 6-7 haziran tarihlerinde yapılacak olan bu seçim Fenerbahçe için çok önemli. Çünkü her 2 aday da 12 yıllık şampiyonluk hasretini sonlandırmak istiyor.</p><p>Hakan Safi tarafı biraz daha umutlarını kaybetmiş taraftarları yeniden umutlandıracak açıklamalar yapıyor. Yıldız oyuncuların alınacağını ve Fenerbahçe'nin eski şaşalı günlerine kavuşacağını ifade ediyor. Kadro kalitesinin yukarı çekileceği ve kulübün yeniden “şampiyonluk yarışının favorisi” kimliğine bürüneceği vurgusu her toplantıda yapılıyor.</p><p>Aziz Yıldırım tarafı ise biraz daha tecrübe yönüne ağırlık veriyor. 'Daha önce yaptık yine yaparız' mottosuyla kongre üyelerinin oyunu almak istiyor. Hem kulüp hafızasının tazelenmesi hem de önceki şampiyonluk tecrübeleri üzerinden bir seçim planı götürülüyor.</p><p>Şunu unutmamak lazım ki bu seçim, tek bir sezonluk seçim. Çünkü gelecek sezon sonunda da olağan seçimli kongre var. Yani bu seçimi kazanan aday, eğer şampiyonluk yaşayamazsa, gelecek sezon sonunda yapılacak olan seçimde de aday olamayacaktır. Aday olsa bile kongre onu kolay kolay yeniden göreve getirmez. Çünkü bu sene, 12 yıllık şampiyonluk hasreti seçime gidiyor...</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/12-yillik-hasret-sandiga-gidiyor-4827311</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 15:18:42 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kartal’ın kayıp sezonu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/kartalin-kayip-sezonu-4827332</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/kartalin-kayip-sezonu-4827332" rel="standout" />
      <description>Beşiktaş için 2025-2026 sezonu, sadece kaybedilen bir şampiyonluk yarışının değil; kimliğini, oyun aklını ve taraftarıyla kurduğu bağı da sorguladığı bir yıl olarak hafızalara kazındı. Sezona büyük umutlarla başlayan siyah-beyazlılar, daha ilk aylarda teknik direktör değişikliğine gitmek zorunda kaldı. Ole Gunnar Solskjaer sonrası göreve getirilen Sergen Yalçın, ikinci döneminde camiaya yeniden umut aşılayacak bir hikâye yazamadı. Beşiktaş, ne sahada bir karakter koyabildi ne de büyük takım refleksi</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş için 2025-2026 sezonu, sadece kaybedilen bir şampiyonluk yarışının değil; kimliğini, oyun aklını ve taraftarıyla kurduğu bağı da sorguladığı bir yıl olarak hafızalara kazındı. Sezona büyük umutlarla başlayan siyah-beyazlılar, daha ilk aylarda teknik direktör değişikliğine gitmek zorunda kaldı. Ole Gunnar Solskjaer sonrası göreve getirilen Sergen Yalçın, ikinci döneminde camiaya yeniden umut aşılayacak bir hikâye yazamadı. Beşiktaş, ne sahada bir karakter koyabildi ne de büyük takım refleksi gösterebildi.</p><p>Asıl kırılma ise büyük maçlarda yaşandı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor karşısında galibiyet alamayan bir Beşiktaş görüntüsü, siyah-beyazlı camia adına kabul edilebilir değildi. 18 puanın sadece 2’sini toplamak, üstelik bunu 41 yıl sonra büyük maç kazanamadan tamamlanan bir sezonla birlikte görmek, takımın psikolojik olarak da ne kadar kırılgan hale geldiğini gösterdi. Öne geçtiği 8 maçta üstünlüğünü koruyamayan bir takımın zirve yarışında kalması zaten mümkün değildi. Bu tablo, sadece kalite eksikliğini değil; özgüven, liderlik ve oyun disiplini sorunlarını da ortaya çıkardı.</p><p><br></p><p>Avrupa’da ağustos ayında gelen erken veda ve Türkiye Kupası’nda yarı finalde kaçan final bileti, sezonun özetiydi aslında. Beşiktaş, hedef maçlarda hep dağıldı. Taraftarın sabrı özellikle nisan ayında tükendi. TÜMOSAN Konyaspor’a karşı kupada gelen dramatik eleniş ve Trabzonspor mağlubiyeti sonrası yükselen istifa sesleri, sadece sonuçlara değil; ortaya konan ruhsuz oyuna yönelikti. Tribünler uzun süredir ilk kez bu kadar umutsuz ve kopmuş görünüyordu.</p><p><br></p><p>Şimdi Beşiktaş’ın önünde belki de son yılların en kritik yaz dönemi var. Çünkü sorun yalnızca teknik direktör değiştirerek çözülecek gibi görünmüyor. Kadro mühendisliğinden futbol aklına, yönetim planlamasından saha içi liderliğe kadar kulübün yeniden yapılanmaya ihtiyacı var. Aksi halde Beşiktaş için “eski günleri hatırlamak”, her geçen sezon daha ağır bir alışkanlığa dönüşecek.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/kartalin-kayip-sezonu-4827332</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bizim Çocuklar Dünya Kupası yolunda</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bizim-cocuklar-dunya-kupasi-yolunda-4826975</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bizim-cocuklar-dunya-kupasi-yolunda-4826975" rel="standout" />
      <description>A Milli Takımımız uzun bir aradan sonra Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etti. Liglerin sona ermesiyle birlikte artık gözler tamamen Dünya Kupası’na çevrilmiş durumda. Bu büyük başarı, uzun yıllardır beklenen bir hedefin gerçekleşmesi anlamına geliyor. Millî takımımızın turnuvada göstereceği performans tüm ülke tarafından heyecanla takip edilecek. İlk hedefin gruptan çıkmak olduğu açıkça ortada. Bunun ardından maç maç ilerlemek, takımın en doğru stratejisi olacaktır. Teknik ekip ve oyuncuların</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Takımımız uzun bir aradan sonra Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etti. Liglerin sona ermesiyle birlikte artık gözler tamamen Dünya Kupası’na çevrilmiş durumda. Bu büyük başarı, uzun yıllardır beklenen bir hedefin gerçekleşmesi anlamına geliyor.</p><p>Millî takımımızın turnuvada göstereceği performans tüm ülke tarafından heyecanla takip edilecek. İlk hedefin gruptan çıkmak olduğu açıkça ortada. Bunun ardından maç maç ilerlemek, takımın en doğru stratejisi olacaktır. Teknik ekip ve oyuncuların bu süreçte göstereceği uyum belirleyici olacaktır ki biz bunu Avrupa Şampiyonası'nda başarılı bir şekilde gördük.</p><p>Bu turnuva, yeni bir sayfa açmak için önemli fırsat. Bu inanç, takımın sahaya yansıttığı mücadele gücüyle birleştiğinde umutları daha da artıracak. </p><p>Ayrıca turnuva boyunca alınacak sonuçlar, Türk futbolunun geleceği açısından da belirleyici olacak. Çünkü yıllar sonra gittiğimiz Dünya Kupası'na gelecekte de yeniden gitmek için, o tarihi anları bir daha 24 yıl beklememek için oynayacaklar. Şimdi tüm beklenti, sahada disiplinli ve inançlı bir oyun ortaya konulması. A Milli Takımımıza yürekten inanıyoruz. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bizim-cocuklar-dunya-kupasi-yolunda-4826975</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geç keşfedilmiş bir futbol efsanesi!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/gec-kesfedilmis-bir-futbol-efsanesi-4826422</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/gec-kesfedilmis-bir-futbol-efsanesi-4826422" rel="standout" />
      <description>Trabzonspor Türkiye Kupası'nı kazanırken tribünlerde iki ayrı duygu aynı anda yaşandı…Bir yanda kazanmanın coşkusu, diğer yanda ise bir devrin kapanışını izleyen insanların sessizliği vardı. Çünkü bazı futbolcular sadece maç ya da kupa kazanmaz; bir şehrin hafızasına yerleşir. Anthony Nwakaeme de Trabzon için tam olarak böyle bir isimdi. Nijeryalı futbolcu, bordo mavili formayla son kez sahaya çıktığında insanlar aslında bir futbolcuyu değil, yıllardır hayatlarının içine karışmış bir hikâyeyi uğurluyordu.</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor Türkiye Kupası'nı kazanırken tribünlerde iki ayrı duygu aynı anda yaşandı…Bir yanda kazanmanın coşkusu, diğer yanda ise bir devrin kapanışını izleyen insanların sessizliği vardı. Çünkü bazı futbolcular sadece maç ya da kupa kazanmaz; bir şehrin hafızasına yerleşir. Anthony Nwakaeme de Trabzon için tam olarak böyle bir isimdi.</p><p>Nijeryalı futbolcu, bordo mavili formayla son kez sahaya çıktığında insanlar aslında bir futbolcuyu değil, yıllardır hayatlarının içine karışmış bir hikâyeyi uğurluyordu. </p><p>Nwakaeme’nin Trabzonspor kariyeri yalnızca attığı gollerle anlatılamaz. Onu özel yapan şey; top ayağına geldiğinde tribünlerde oluşan o heyecandı. Bir adamın çalımıyla insanların yüzünü gülümsetebilmesi, bazen bir şehrin bütün haftasını güzelleştirebilmesi kolay rastlanan bir şey değildir. Futbolun giderek mekanikleştiği bir çağda, Nwakaeme sahaya hâlâ sokak futbolunun ruhunu taşıyan nadir oyunculardan biri olarak çıktı.</p><p>Belki çok konuşmadı. Belki hiçbir zaman büyük manşetlerin peşine düşmedi. Ama Trabzon onu tam da bu yüzden sevdi. Samimiyetiyle, oyuna kattığı estetikle ve en önemlisi aidiyet hissiyle…</p><p>Edin Visca’nın vedası da aynı gecenin bir başka kırgın detaylarından biriydi. O da yıllarca bu ligin en istikrarlı isimlerinden biri olarak hafızalara kazındı. Fakat Nwakaeme’nin vedasında başka bir ağırlık vardı. </p><p>Final düdüğü çaldığında Trabzonspor kupayı kazandı. Ama tribünlerde birçok insanın aklında aynı soru dolaşıyordu:</p><p>“Bir daha böyle bir oyuncu gelir mi?”</p><p>İşte gerçek vedalar tam da böyle anlaşılır.</p><p>Kupa kaldırılır, tezahüratlar yapılır, fotoğraflar çekilir…</p><p>Ama insanlar en çok, artık bir daha göremeyecekleri oyuncular için hüzünlenir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/gec-kesfedilmis-bir-futbol-efsanesi-4826422</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şok erken atlatılınca Türkiye Kupası geldi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/sok-erken-atlatilinca-turkiye-kupasi-geldi-4826373</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/sok-erken-atlatilinca-turkiye-kupasi-geldi-4826373" rel="standout" />
      <description>Ziraat Türkiye Kupası gibi önemli bir organizasyonda saha seçiminden, yaşananlara kadar bir dizi eksikliklerin gölgesinde bir final oynandı. Son üç sezondur kupanın finalini oynayan Trabzonspor ile bu seviyelere gelmesi küçümsenemeyecek TÜMOSAN Konyaspor, Antalya’da bizlere güzel bir futbol akşamı yaşattı. İki ayrı yarıda Trabzonspor gibi bir takım bu kadar farklılık nasıl gösterebilir? İlk yarıda savunma güvenliğini kusursuz yapan, TÜMOSAN Konyaspor’un geçiş oyununa müdahale edip, topun üçüncü</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ziraat Türkiye Kupası gibi önemli bir organizasyonda saha seçiminden, yaşananlara kadar bir dizi eksikliklerin gölgesinde bir final oynandı. Son üç sezondur kupanın finalini oynayan Trabzonspor ile bu seviyelere gelmesi küçümsenemeyecek TÜMOSAN Konyaspor, Antalya’da bizlere güzel bir futbol akşamı yaşattı. İki ayrı yarıda Trabzonspor gibi bir takım bu kadar farklılık nasıl gösterebilir? İlk yarıda savunma güvenliğini kusursuz yapan, TÜMOSAN Konyaspor’un geçiş oyununa müdahale edip, topun üçüncü bölgeye taşınmasına izin vermeyen ve öne geçen Trabzonspor, ikinci yarıya çok farklı bir görüntü ile başladı. Yediği golün şokunu atlatmadan geriye düşeceği penaltı pozisyonu kabul edilir gibi değildi. Rakibine oranla daha deneyimli olan Trabzonspor, ilk yarıda topa daha fazla hakim olduğu gibi özellikle Bouchouari ve Folcarelli ikilisi oyunu iki yönlü oynama becerisinin yanı sıra geçişlerin sağlıklı ve hızlı yapılmasında önemli rol oynasa da ikinci yarıda roller değişti. Takım savunmasında yetersiz kaldığı gibi ikinci bölgede de direnci düşen Trabzonspor, rakibinin alan daraltması sonucu final paslarında başarılı olamadı. Şoku atlatarak yeniden oyunda dengeyi kuran Trabzonspor, penaltı fırsatını değerlendirerek kupaya uzandı. TÜMOSAN Konyaspor taraftarının oyunun hemen başında ve ilk yarının bazı bölümlerinde kaleci Bahadır’ı bile isyan ettiren her iki yarıdaki meşale müdahalesi oyunun durmasına neden olurken, bu vakit kayıplarının ilk yarının sonuna 5 dakika olarak eklenmesi eylemi yapan taraftarın takımına avantaj sağladı. Peki, arkadaş iki gündür olağanüstü güvenlik önlemleri alınan Antalya’da onlarca meşale stada nasıl sokuldu?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/sok-erken-atlatilinca-turkiye-kupasi-geldi-4826373</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Siyah-Beyaz bir hayal kırıklığı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/siyah-beyaz-bir-hayal-kirikligi-4825653</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/siyah-beyaz-bir-hayal-kirikligi-4825653" rel="standout" />
      <description>Sergen Yalçın’ın Beşiktaş’taki ikinci hikâyesi, ilk dönemin aksine kupalarla değil kırgınlıklarla sona erdi. Şampiyonluk yaşattığı, taraftarın “bizden biri” olarak gördüğü bir teknik adamın bu kadar kısa sürede böylesine yıpranması aslında sadece saha sonuçlarıyla açıklanamaz. Çünkü Yalçın, göreve geldiğinde zaten dağılmış bir takım, kırılmış bir özgüven ve sabırsız bir tribün atmosferi devralmıştı. Ancak futbolun acımasız gerçeği değişmedi; sonuç gelmeyince krediler de hızla tükendi. Sergen Yalçın’ın</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sergen Yalçın’ın Beşiktaş’taki ikinci hikâyesi, ilk dönemin aksine kupalarla değil kırgınlıklarla sona erdi. Şampiyonluk yaşattığı, taraftarın “bizden biri” olarak gördüğü bir teknik adamın bu kadar kısa sürede böylesine yıpranması aslında sadece saha sonuçlarıyla açıklanamaz. Çünkü Yalçın, göreve geldiğinde zaten dağılmış bir takım, kırılmış bir özgüven ve sabırsız bir tribün atmosferi devralmıştı. Ancak futbolun acımasız gerçeği değişmedi; sonuç gelmeyince krediler de hızla tükendi.</p><p><br></p><p>Sergen Yalçın’ın ayrılık sonrası yaptığı “Ne yaptım da bu taraftar beni bu kadar yalnız bıraktı” sözleri, yaşadığı hayal kırıklığını açık biçimde ortaya koyuyor. Belki de onu en çok yaralayan şey başarısızlık değil, kendi camiasında destek görememek oldu. Çünkü tribünler, özellikle TÜMOSAN Konyaspor ve Trabzonspor yenilgilerinin ardından sadece yönetimi değil, bir dönem kulübü zirveye taşıyan kendi efsanelerinden birini de hedef aldı. O noktadan sonra Yalçın’ın zihinsel olarak devam etmesi zaten oldukça zordu.</p><p><br></p><p>Serdal Adalı’nın açıklamaları da ayrılığın bir krizden çok tükenmişlik hissiyle yaşandığını gösteriyor. Yalçın’ın tazminat istememesi, hatta son maaşından feragat etmesi, bu vedanın maddi değil duygusal bir kopuş olduğunu ortaya koydu. Beşiktaş’ın içinde bulunduğu ekonomik ve sportif baskı ortamında herkesin ince bir ip üzerinde yürüdüğü açık. Ancak camianın asıl sorusu şu olmalı: Sorun sürekli teknik direktör değişikliği mi, yoksa yıllardır kurulamayan futbol aklı mı?</p><p><br></p><p>Beşiktaş şimdi yeni bir teknik direktör arayışına girecek. Fakat kim gelirse gelsin, siyah-beyazlı kulübün artık günü kurtaran hamlelerden çok uzun vadeli bir futbol planına ihtiyacı var. Çünkü son yıllarda değişen sadece teknik adamlar oluyor, değişmeyen ise hayal kırıklıkları. Sergen Yalçın’ın vedası da bu döngünün son halkası olarak kayıtlara geçti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/siyah-beyaz-bir-hayal-kirikligi-4825653</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir senelik seçim</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bir-senelik-secim-4824987</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bir-senelik-secim-4824987" rel="standout" />
      <description>Fenerbahçe bir sezonu daha istediği yerde kapatamadı. Şampiyon olamadı. Bunda Ali Koç’tan, Sadettin Saran’a, Tedesco’dan, bazı oyunculara kadar çok fazla neden var. İşin sonunda Fenerbahçe yeniden bir seçime gidiyor. Şu an için görünen o ki; Aziz Yıldırım ve Hakan Safi olmak üzere sadece 2 aday var. Bu olağanüstü bir kongre. Yani şu an ki yönetim 1 sene daha idare edemez kongresi. Gelecek olan yeni yönetimin de sadece 1 yılı var. Çünkü sarı lacivertlileri, seneye bir seçim daha bekliyor. Bu seçimde</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fenerbahçe bir sezonu daha istediği yerde kapatamadı. Şampiyon olamadı. Bunda Ali Koç’tan, Sadettin Saran’a, Tedesco’dan, bazı oyunculara kadar çok fazla neden var. İşin sonunda Fenerbahçe yeniden bir seçime gidiyor.</p><p>Şu an için görünen o ki; Aziz Yıldırım ve Hakan Safi olmak üzere sadece 2 aday var. Bu olağanüstü bir kongre. Yani şu an ki yönetim 1 sene daha idare edemez kongresi. Gelecek olan yeni yönetimin de sadece 1 yılı var. Çünkü sarı lacivertlileri, seneye bir seçim daha bekliyor.</p><p>Bu seçimde projelerden çok, yönetim listesi güçlü olan taraf kazanacaktır. Hem yönetim listesinin güçlü olması hem de transferde doğru işleri yapacağını gösteren ekip, kongre üyelerinin çoğunun oyunu alacaktır.</p><p>Her sene şunu diyoruz; ‘Fenerbahçe’nin kaybedecek bir yılı daha yok.’ Gelecek sezon için de bu geçerli. Çünkü Galatasaray ile olan şampiyonluk farkı her sene daha da çok açılıyor. Bu farkı kapatmak da o kadar kolay olmayacak…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bir-senelik-secim-4824987</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 22:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geleceğe miras bırakılan takım: Trabzonspor!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/gelecege-miras-birakilan-takim-trabzonspor-4824020</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/gelecege-miras-birakilan-takim-trabzonspor-4824020" rel="standout" />
      <description>Bir sezon düşünün… Şampiyon olamasa bile geleceğe umut bırakan bir sezon. İşte Trabzonspor tam olarak böyle bir hikâyenin içinde yol alıyor...Bordo-mavililer, Süper Lig’de zirvenin birkaç adım gerisinde kalmasına rağmen ortaya koyduğu futbol aklı ve gençleşen kadro yapılanmasıyla sezonun en çok saygı duyulan ekiplerinden biri haline geldi. Özellikle ekonomik dengelerin giderek daha kırılgan hale geldiği Türk futbolunda, yüksek maliyetli yıldız transferleri yerine sürdürülebilir bir yapı tercih edilmesi</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir sezon düşünün… Şampiyon olamasa bile geleceğe umut bırakan bir sezon. İşte Trabzonspor tam olarak böyle bir hikâyenin içinde yol alıyor...Bordo-mavililer, Süper Lig’de zirvenin birkaç adım gerisinde kalmasına rağmen ortaya koyduğu futbol aklı ve gençleşen kadro yapılanmasıyla sezonun en çok saygı duyulan ekiplerinden biri haline geldi. Özellikle ekonomik dengelerin giderek daha kırılgan hale geldiği Türk futbolunda, yüksek maliyetli yıldız transferleri yerine sürdürülebilir bir yapı tercih edilmesi camiada yeniden güven ortamı oluşturdu.</p><p>Taraftarın en çok önemsediği detaylardan biri ise “geleceğe miras bırakılan takım” düşüncesi oldu. Çünkü bu sezon ortaya çıkan tablo, kısa vadeli başarı uğruna savrulan bir kulüp görüntüsünden çok; plan yapan, sabreden ve gelişen bir organizasyonu işaret ediyor. Bordo-mavililer, belki şampiyonluk kupasını kaldıramadı ancak önümüzdeki sezon için ciddi bir umut inşa etmeyi başardı.</p><p>Bir diğer önemli başlık ise Fatih Tekke... Trabzonspor efsanelerinden biri olarak göreve gelen teknik adam, yalnızca saha sonuçlarıyla değil oyun anlayışı ve oyuncularla kurduğu iletişimle de olumlu bir izlenim bıraktı. Takımın zaman zaman yaşadığı kırılmalara rağmen mücadele kimliğini kaybetmemesi, Tekke adına haneye yazılan önemli artılar arasında gösteriliyor.</p><p>Ve şimdi gözler Türkiye Kupası finalinde…</p><p>Trabzonspor için bu kupa yalnızca bir sezonu başarıyla tamamlama fırsatı değil; aynı zamanda yeniden ayağa kalkışın sembolü olabilir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/gelecege-miras-birakilan-takim-trabzonspor-4824020</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 20:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Umut kaybolduğunda en yüksek ses tribünden gelir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/umut-kayboldugunda-en-yuksek-ses-tribunden-gelir-4823042</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/umut-kayboldugunda-en-yuksek-ses-tribunden-gelir-4823042" rel="standout" />
      <description>Beşiktaş cephesinde yaşananlar artık yalnızca bir teknik direktör tartışması değil, kulübün son yıllarda biriken kırılganlığının dışa vurumu haline geldi. Sergen Hoca'nın maç sonrası yaptığı açıklamalar da tam olarak bunu gösteriyor. Yalçın, mağlubiyetten çok psikolojik atmosferi konuştu; taraftarın sabrının tükendiğini, takımın ise bu baskının altında ezildiğini anlattı. Aslında söyledikleri, sezonun özetiydi: Kırılmış bir özgüven, sürekli ertelenen yeniden yapılanma ve her kötü sonuçta büyüyen</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş cephesinde yaşananlar artık yalnızca bir teknik direktör tartışması değil, kulübün son yıllarda biriken kırılganlığının dışa vurumu haline geldi. Sergen Hoca'nın maç sonrası yaptığı açıklamalar da tam olarak bunu gösteriyor. Yalçın, mağlubiyetten çok psikolojik atmosferi konuştu; taraftarın sabrının tükendiğini, takımın ise bu baskının altında ezildiğini anlattı. Aslında söyledikleri, sezonun özetiydi: Kırılmış bir özgüven, sürekli ertelenen yeniden yapılanma ve her kötü sonuçta büyüyen öfke.</p><p>Yalçın’ın en dikkat çeken cümlesi ise “Yetkilisi olduğum ama sorumlusu olmadığım bir işin bedelini ödüyorum” sözleri oldu. Bu ifade, teknik adamın kendisini mevcut kadro mühendisliğinin dışında konumlandırdığını açık biçimde ortaya koyuyor. Bir anlamda hem yönetimi hem de geçmiş planlamayı işaret ediyor. Ancak futbol kamuoyunda taraftarın en az kabul ettiği şeylerden biri mazeret dilidir. Çünkü Beşiktaş tribünü bugün sonuçtan çok umut görmek istiyor. Yalçın’ın anlattığı ekonomik disiplin ve uzun vadeli proje söylemi kağıt üzerinde mantıklı görünse de sahadaki dağınık görüntü, bu projeye olan inancı zedeliyor.</p><p><br></p><p>Buna rağmen Yalçın’ın tamamen haksız olduğunu söylemek de kolay değil. Beşiktaş gerçekten son yıllarda sık sık teknik adam değiştiren, plansız transferlerle kadro şişiren ve ekonomik olarak büyük yük altına giren bir yapı görüntüsü verdi. Bu nedenle tecrübeli çalıştırıcının “eksilerek güçlendik” vurgusu önemliydi. Çünkü Yalçın kısa vadeli başarıdan çok sürdürülebilir bir yapı kurmaya çalıştığını anlatıyor. Fakat büyük kulüplerde yeniden yapılanma söylemi yalnızca sabırla değil, aynı zamanda sahadaki gelişim işaretleriyle desteklenirse karşılık bulur. Şu an tribünlerin en büyük problemi de tam olarak bu: Geleceğe dair güçlü bir ışık görememeleri.</p><p><br></p><p>Öte yandan maç sırasında Orkun Kökçü’nün gol sonrası kulübeye giderek Sergen Yalçın’a sarılması oldukça sembolik bir görüntüydü. Takımın teknik direktörünün arkasında durduğu mesajı verildi. Ancak tribünün bir bölümü çoktan kararını vermiş gibi görünüyor. Beşiktaş’ta artık mesele yalnızca kazanıp kaybetmek değil; güven duygusunun yeniden inşa edilmesi. Eğer yönetim ve teknik heyet bu süreci doğru yönetemezse, sezon sonunda yaşanacak ayrılık sürpriz olmayacaktır. Çünkü büyük camialarda sabır, umutla beslenir; umut kaybolduğunda ise en yüksek ses tribünden gelir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/umut-kayboldugunda-en-yuksek-ses-tribunden-gelir-4823042</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Etkisi büyük bir hikaye: Mauro Icardi! </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/etkisi-buyuk-bir-hikaye-mauro-icardi-4822806</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/etkisi-buyuk-bir-hikaye-mauro-icardi-4822806" rel="standout" />
      <description>Mauro Icardi… Bazı futbolcular gol atar, bazıları kupa kazandırır. Bazılarıysa bir kulübün ruhuna dokunur. Icardi, Galatasaray için tam olarak üçüncü kategori oldu. Galatasaray’ın üst üste gelen dördüncü şampiyonluğu elbette tarihe geçecek. Ama bu büyük başarının ortasında insanların en çok konuştuğu şey kupalar değil, bir vedanın ihtimali oldu. Çünkü bazen bir oyuncunun ayrılığı, kazanılan şampiyonluğun bile önüne geçer. Icardi’nin vedası da işte tam böyle bir his bırakıyor. Onun hikâyesi sadece</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mauro Icardi…</p><p>Bazı futbolcular gol atar, bazıları kupa kazandırır. Bazılarıysa bir kulübün ruhuna dokunur. Icardi, Galatasaray için tam olarak üçüncü kategori oldu.</p><p>Galatasaray’ın üst üste gelen dördüncü şampiyonluğu elbette tarihe geçecek. Ama bu büyük başarının ortasında insanların en çok konuştuğu şey kupalar değil, bir vedanın ihtimali oldu. Çünkü bazen bir oyuncunun ayrılığı, kazanılan şampiyonluğun bile önüne geçer. Icardi’nin vedası da işte tam böyle bir his bırakıyor.</p><p>Onun hikâyesi sadece attığı gollerle anlatılamaz.</p><p>Çünkü Icardi, uzun yıllardır özlenen “aidiyet” duygusunu yeniden hatırlattı bu taraftara. Saha içinde yıldızdı ama onu unutulmaz yapan şey sadece yıldız olması değildi. Yağmur altında da oynadı, sakat sakat da mücadele etti, en baskılı anlarda sorumluluk almaktan hiç kaçmadı. Tribünlerin sevgisini “kariyer durağı” gibi değil, gerçek bir bağ gibi taşıdı.</p><p>Galatasaray taraftarı uzun zamandır bir futbolcuyu kendinden biri gibi sahiplenmemişti. O yüzden Antalyaspor maçının ardından kameralara yansıyan bakışlar bu kadar konuşuldu. Çünkü insanlar bazen kelimelerden önce gözleri anlar. O bakışlarda bir teşekkür vardı sanki. Bir veda ihtimali… Belki de sadece derin bir düşünce. Ama taraftarın içi ilk kez gerçekten ürperdi.</p><p>32 yaşındaki bir yıldızın sözleşmesinin hâlâ uzatılmaması doğal olarak söylentileri büyütüyor. Ve herkes aynı soruyu soruyor: “Gerçekten gidiyor mu?”</p><p>Belki futbol böyle bir oyun. Gelenler olur, gidenler olur. Hiç kimse sonsuza kadar kalmaz. Ama bazı oyuncular vardır ki ayrıldıktan sonra bile statta isimleri yaşamaya devam eder. Icardi artık tam olarak o noktada.</p><p>Çünkü Galatasaray taraftarı onun attığı gollerden çok, hissettirdiklerini unutmayacak.</p><p>Derbilerdeki özgüvenini…</p><p>Kritik dakikalarda topu ayağına istediği anları…</p><p>Gol attıktan sonra tribünlerle kurduğu bağı…</p><p>Ve en önemlisi, Galatasaray formasını gerçekten taşıyan biri gibi görünmesini…</p><p>Modern futbolda yıldızlar artık çok hızlı geliyor ve çok hızlı gidiyor. Ama bazı isimler kısa sürede bile “efsane” olmayı başarabiliyor. Icardi’nin hikâyesi tam da böyle. Süresinden bağımsız, etkisi büyük bir hikâye…</p><p>Eğer bu gerçekten son sezonuysa, Galatasaray sadece büyük bir golcüyü değil; taraftarın kalbinde yeniden futbol sevgisini büyüten bir karakteri uğurlayacak. Ve belki de bu yüzden insanlar şampiyonluğu kutlarken bile biraz hüzünlü...</p><p>Çünkü bazı vedalar, şampiyonluğun yaşattığı sevinç haykırışlarının bile sesini kısar.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/etkisi-buyuk-bir-hikaye-mauro-icardi-4822806</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 22:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kaçan fırsatlar ve kaybolan bir sezon daha</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/kacan-firsatlar-ve-kaybolan-bir-sezon-daha-4822710</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/kacan-firsatlar-ve-kaybolan-bir-sezon-daha-4822710" rel="standout" />
      <description>Bir sezonu kaybetmek bazen tek bir maça, tek bir hataya ya da tek bir ana bağlanır. Ama Fenerbahçe’nin bu sezon yaşadığı tablo, bir kırılma anından çok, kaçırılan fırsatların toplamı olarak okunmalı. Sarı-lacivertliler belki de son yılların en ulaşılabilir şampiyonluklarından birini elinin tersiyle itti. Çünkü sezon boyunca yarışın yönünü değiştirebilecek birçok eşik önüne geldi ve bu eşiklerin hiçbirinde gereken reaksiyon verilemedi. Özellikle Kasımpaşa, Çaykur Rizespor, Antalyaspor ve Fatih Karagümrük</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir sezonu kaybetmek bazen tek bir maça, tek bir hataya ya da tek bir ana bağlanır. Ama Fenerbahçe’nin bu sezon yaşadığı tablo, bir kırılma anından çok, kaçırılan fırsatların toplamı olarak okunmalı. Sarı-lacivertliler belki de son yılların en ulaşılabilir şampiyonluklarından birini elinin tersiyle itti.</p><p>Çünkü sezon boyunca yarışın yönünü değiştirebilecek birçok eşik önüne geldi ve bu eşiklerin hiçbirinde gereken reaksiyon verilemedi. Özellikle Kasımpaşa, Çaykur Rizespor, Antalyaspor ve Fatih Karagümrük karşılaşmaları, sadece puan kaybı değil; şampiyonluk yarışında kırılma anlarıydı. Bu maçlar Tedesco'ya ve oyunculara yazar.</p><p>Ancak faturayı yalnızca kulübeye kesmek de eksik olur. Sezon başındaki kadro mühendisliği, yönetimsel kararlar ve transfer planlaması da bu tablonun önemli parçaları. Ali Koç döneminde yapılan oyuncu tercihleri ve seçim sürecindeki zamanlama hataları, sezonun temelini zayıf attı.</p><p>Devre arasında ise kadronun en net ihtiyacı olan golcü takviyesinin yapılmaması, sorunun çözülememesine sebebiyet verdi. Bu noktada Sadettin Saran yönetiminin transfer dönemindeki süreci de önemli bir kırılma olarak kayda geçti. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/kacan-firsatlar-ve-kaybolan-bir-sezon-daha-4822710</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erzurum’da ki önemli ders</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/erzurumda-ki-onemli-ders-4821120</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/erzurumda-ki-onemli-ders-4821120" rel="standout" />
      <description>Geçen hafta içinde kardeşim, meslektaşım Trabzon Büyük Şehir Basın dairesi başkanı Ahmet Yoloğlu ile birlikte Erzurum’a gittik. Erzurum bir başka güzel, bir başka coşkulu ve bir o kadarda gururluydu. Palandöken bile eteklerine kadar yağan kar ile birlikte bir başka heybetle karşıladı bizi. Süper Lig'e çıkmanın haklı sevinciyle kentin dört bir yanı bu başarıyı kutluyordu. Erzurumspor Kulüp Başkanı Ahmet Dal’ın bizi karşılayıp kulüp binasına geçişimiz, şahsımıza ve Yeni Şafak Gazetesi'ne özel Erzurumspor</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta içinde kardeşim, meslektaşım Trabzon Büyük Şehir Basın dairesi başkanı Ahmet Yoloğlu ile birlikte Erzurum’a gittik. Erzurum bir başka güzel, bir başka coşkulu ve bir o kadarda gururluydu. Palandöken bile eteklerine kadar yağan kar ile birlikte bir başka heybetle karşıladı bizi.</p><p>Süper Lig'e çıkmanın haklı sevinciyle kentin dört bir yanı bu başarıyı kutluyordu. Erzurumspor Kulüp Başkanı Ahmet Dal’ın bizi karşılayıp kulüp binasına geçişimiz, şahsımıza ve Yeni Şafak Gazetesi'ne özel Erzurumspor forması takdiminden sonra çayın en güzelinin Doğu Karadeniz’de yetiştiği ama en güzelinin Erzurum’da demlendiğini bir kez daha test edip şölenlerin akışına yol aldık.</p><p>Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen’in heyecanla çıktığı şampiyonluk turu atılacak otobüste ki gözlerinin ışıl ışıl parıltısı Palandöken’den bile görünüyordu. Tek düze protokol titizliği şampiyonluğa aylar öncesinden hazırlığın en net görüntüsüydü. Bu hengamede birazda ıslak gözle takip ettiğimiz törenlerin ilk ayağında başta Mustafa Yumlu’nun, “Burada ne işin var” der gibi gözlerinin içi gülen şaşkın bakışıyla, Murat Cem Akpınar’ın ‘Ağabey hoş geldin’ diyerek boynuma sarılması eşsiz bir mutluluktu benim için.</p><p>Başkan Ahmet Dal’ın, “Bu camia artık antrenmanlı. Öyle büyük paralara transfer kapısını kapattık. Önce ligde tutunup ardından kendi değerlerimizle yeni bir marka üretmeye çalışacağız” söylemindeki kararlılık içimizi daha da ısıttı.</p><p>Mustafa Yumlu’nun takım kaptanı olarak lige çıkması ile Zeki Yavru’nun Samsunspor kaptanı olarak lige çıkışlarını harmanladım ve şu anda alt yapıdan bir oyuncunun Trabzonspor takımıyla sahada yer almamasının hüznünü yaşadım. Yumlu ile Yavru, futbolun nankör yüzünü tüm çıplaklığıyla gözümüzün önüne sererken, rahmetli Ahmet Suat Özyazıcı’nın, yine rahmetli Özkan Sümer’in alt yapıdan A takıma gönderdiği futbolcular için, ‘Acaba oynayabilirler mi’ sorularına; ‘Oynayamasalar da faul bile yapamazlar mı?’ Sorusu geldi aklıma.</p><p>Geçen sezon Avrupa’ya damga vurmuş kadrodan A Takım seviyesinde hamle oyuncusu bile bulunmazken ve yaprak dökümü olarak tarihe geçen geleceğin Trabzonspor’unu yaşarken geleceği altyapıdan gelecek oyuncularla inşa edeceğiz söylemi çokta itibar edilir gibi durmuyor.</p><p>Fatih Tekke’nin altyapı konusunda ki soruma verdiği cevapta, “Oynayabilecek oyuncu varsa gönderin” söylemi yine altyapıdaki eğitimcilere bıraktığı gerçeğini gözler önüne sermeye yetiyor. Çünkü o çocukların yeterliliğine karar verecek, o çocukları üste taşıyacak anlayış ve bilgi birikimin olmadığından hareketle gelecekte imha olacak ve yeni gelecekte yaprak dökümüne uğrayarak savrulup gidecek.</p><p>Trabzonspor’un tek çatı altına toplanamayan anlayışı yetersizlik ile bilgisizlik ikilemi içinde kendi gelişimini tamamlayamayan insanların bu çocukların gelişimini tamamlayamayacağı gerçeği ile yüzleşmeden düzelmez.</p><p>Trabzonspor A takım ile altyapının bütününün aynı formasyonda uygunluğu dikkate alınarak, parayı değil başarılı olmayı hedef olarak benimseyen bir organizasyonla Trabzonspor, uzun vadede kendi kendine yetecek, eksikleri dışarıdan tamamlayacak bir anlayışı inşa etmek zorundadır.</p><p>Başkalarına fazlasıyla yeten oyuncuların kendi memleketinin takımına yetememesinin sorumlusu bunca yükü körpecik omuzlarına yüklenen çocuklar olmamalı.</p><p>Parayı hedefleyen ailelerle, konforu benimseyen çocukların yokluk derecesine bakmaksızın önceliği en pahalı telefon, anneye bir ev, konforlu bir araba ve onların bu köhne ideallerine yol veren sosyal çevreleri olduğu sürece yetersizlikleri hiçbir zaman tamamlanamaz.</p><p>Yaşama dair bu gerçeği kimse yadırgamasın. Çünkü bu sadece Trabzonspor’un değil tüm ülkenin sorunu.</p><p>Gelin Trabzon’da yetişip Hazal yaprağı gibi savrulan gençlerimiz için Erzurum ile başladık, ayrılıklar üzerinden Erzurumlu İbrahim Erkal ile bitirelim.</p><p>“Çare gelmez, ağlamaktan</p><p>Ayrılır mı et tırnaktan?</p><p>Başka yol yok, ayrılmaktan</p><p>Farz et sevgi yalan yarim…”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/erzurumda-ki-onemli-ders-4821120</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Skor var oyun yok</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/skor-var-oyun-yok-4821144</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/skor-var-oyun-yok-4821144" rel="standout" />
      <description>Gaziantep deplasmanında skor tabelası Beşiktaş adına net görünse de oyunun perde arkasında bambaşka bir hikaye vardı. Sahadaki mücadele, yalnızca taktiksel bir üstünlükten ibaret değildi; motivasyon ve odak problemi, sezonun bu bölümünde futbolun en belirleyici unsuru olarak bir kez daha kendini gösterdi. Gaziantep FK'nın son vuruşlardaki beceriksizliği maçın sonucunu doğrudan etkiledi. Sergen Hoca'nın oyuncuları lig maçlarına konsantre etmekte zorlandığı aşikar. Bu da sahaya ister istemez dalgalı</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep deplasmanında skor tabelası Beşiktaş adına net görünse de oyunun perde arkasında bambaşka bir hikaye vardı. Sahadaki mücadele, yalnızca taktiksel bir üstünlükten ibaret değildi; motivasyon ve odak problemi, sezonun bu bölümünde futbolun en belirleyici unsuru olarak bir kez daha kendini gösterdi. Gaziantep FK'nın son vuruşlardaki beceriksizliği maçın sonucunu doğrudan etkiledi.</p><p><br></p><p>Sergen Hoca'nın oyuncuları lig maçlarına konsantre etmekte zorlandığı aşikar. Bu da sahaya ister istemez dalgalı bir performans olarak yansıyor. Kafasında Türkiye Kupası olan Sergen Yalçın, rotasyonlu bir kadroyu sahaya sürdü. Bu tercih de oyunun kalitesinde zaman zaman düşüş yaşanmasına neden oldu.</p><p><br></p><p>Sonuç olarak siyah-beyazlılar, Gaziantep FK’nın adeta “dünyaları kaçırdığı” bir maçta gol yemeden kazanmayı başardı. Bu galibiyet haneye üç puan olarak yazılsa da, Beşiktaş adına asıl belirleyici olanın önümüzdeki kupa mücadelesi olacağı açık. Beşiktaş adına ligin son iki haftası, alınacak sonuçlardan çok kalacak ve gidecek oyuncuların durumunu belirlemesi açısından önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/skor-var-oyun-yok-4821144</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bu mağlubiyet bir ruh halinin dışa vurumu!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bu-maglubiyet-bir-ruh-halinin-disa-vurumu-4820835</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bu-maglubiyet-bir-ruh-halinin-disa-vurumu-4820835" rel="standout" />
      <description>Şampiyonluk bazen sahada kazanılmaz; zihinlerde kaybedilir. Galatasaray’ın, kaderini kendi elleriyle şekillendirebileceği bir gecede Samsunspor karşısında aldığı 4-1’lik yenilgi tam olarak böyle bir kırılma anıydı. Bu sadece bir mağlubiyet değil. Bu, bir ruh halinin dışa vurumu. Çünkü büyük takımlar için bazı maçlar vardır: Kazanırsanız tarih yazarsınız, kaybederseniz uzun süre hafızalardan silinmez. Galatasaray için o maçlardan biriydi bu. Ancak sahadaki görüntü, şampiyonluğa yürüyen bir takımın</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şampiyonluk bazen sahada kazanılmaz; zihinlerde kaybedilir. Galatasaray’ın, kaderini kendi elleriyle şekillendirebileceği bir gecede Samsunspor karşısında aldığı 4-1’lik yenilgi tam olarak böyle bir kırılma anıydı.</p><p>Bu sadece bir mağlubiyet değil. Bu, bir ruh halinin dışa vurumu. Çünkü büyük takımlar için bazı maçlar vardır: Kazanırsanız tarih yazarsınız, kaybederseniz uzun süre hafızalardan silinmez. Galatasaray için o maçlardan biriydi bu. Ancak sahadaki görüntü, şampiyonluğa yürüyen bir takımın kararlılığından çok uzaktı.</p><p><br></p><p>Taraftarın “maç seçiyorlar” tepkisi, Türkiye’de sık duyulan ama çoğu zaman abartılan bir eleştiridir. Fakat bu kez, eleştirinin zemini tamamen boş değil. Sezon boyunca yüksek tempoyla, güçlü oyunlarla gelen bir takımın böylesine kritik bir virajda bu kadar dağılması; sadece taktikle, sadece form durumuyla açıklanamaz. Bu, odak problemidir. Bu, zihinsel bir kopuştur.</p><p><br></p><p>Futbol gerçekten de “ciddi bir oyun.” Bu cümle klişe gibi görünür ama içi doludur. Çünkü futbol, en çok ciddiyetsizliği affetmeyen spordur. Rakip kim olursa olsun, maçın önemi ne olursa olsun, bir anlık rehavet bile sizi geri dönülmez bir yola sokabilir. Galatasaray’ın Samsunspor karşısında yaşadığı tam olarak buydu: Rehavetin faturası.</p><p><br></p><p>Şampiyonluk, sadece büyük maçları kazanmakla değil; “kazanılması gereken” maçlarda hata yapmamayla gelir. Büyük takımları ayıran da budur. Motivasyonun zirve yaptığı derbilerde herkes oynar. Asıl mesele, sıradan görünen ama aslında kader belirleyen maçlarda aynı disiplini koruyabilmektir.</p><p><br></p><p>Bu yenilgi, Galatasaray için bir son değil. Ama ciddi bir uyarı. Şampiyonluk hâlâ mümkün olabilir, ancak artık mesele sadece puan tablosu değil. Takımın kendi içinde vereceği reaksiyon belirleyici olacak. Oyuncular bu eleştirileri bir kırılma noktası mı yapacak, yoksa bir motivasyon kaynağı mı?</p><p><br></p><p>Çünkü futbol, hataları affedebilir… Ama aynı hatada ısrarı asla.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/bu-maglubiyet-bir-ruh-halinin-disa-vurumu-4820835</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tek suçlu Tedesco muydu?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/tek-suclu-tedesco-muydu-4820168</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/tek-suclu-tedesco-muydu-4820168" rel="standout" />
      <description>Fenerbahçe’de Domenico Tedesco dönemi kapandı. Gelişi sessiz oldu fakat gidişinde taraftar ikiye bölündü. ‘Gitsin’ diyen de oldu, ‘En suçsuz adam gitti’ diyen de. Tedesco ilk geldiğinde diğer takımlardan neden kovulduğunu anlatmıştım; sürekli taktik değiştirmesi, oyunculara çok taviz vermesi ve artan baskıyı kaldıramaması vs. Fenerbahçe’ye baktığımızda derbi performansı iyi olan ama diğer maçlarda takozlayan bir Tedesco gördük. Çünkü derbilerde merkezi 3’lü sağlam tutup, Asensio’yu ekstra önlerine</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de Domenico Tedesco dönemi kapandı. Gelişi sessiz oldu fakat gidişinde taraftar ikiye bölündü. ‘Gitsin’ diyen de oldu, ‘En suçsuz adam gitti’ diyen de.</p><p>Tedesco ilk geldiğinde diğer takımlardan neden kovulduğunu anlatmıştım; sürekli taktik değiştirmesi, oyunculara çok taviz vermesi ve artan baskıyı kaldıramaması vs.</p><p>Fenerbahçe’ye baktığımızda derbi performansı iyi olan ama diğer maçlarda takozlayan bir Tedesco gördük.</p><p>Çünkü derbilerde merkezi 3’lü sağlam tutup, Asensio’yu ekstra önlerine koyunca skoru aldı. Biz de alkışladık.</p><p>Fakat aynı şeyi nispeten kendinden küçük ve kapanan takımlara yaptığında, bu sefer merkez üretemedi, rakibi açamadı ve sorunlar yaşandı. Bu sefer de bunu eleştirdik.</p><p>Günün sonunda zaman zaman güçlü bir oyundan emareler sunan fakat hava toplarında, hızlı defansif reaksiyonlarda sorun yaşayan bir takım gördük. Bir de sakatlıklar yaşandı, forvetsiz kaldı, bazı yöneticiler PR peşinde koşunca takım olumsuz etkilendi…</p><p>Peki burada tek suçlu Tedesco mu? Bence sıralama yapsak, onun ismi en altlara yazılır. </p><p>Kendi kurmadığı bir kadro, onu getirmek istemeyen bir başkan, her maça final havasında çıkılması, PR işleri kovalayan sportif direktör, galibiyetlerde konuşan sarılmalı kafa tokuşmalı videolar atan ki altını çizeyim başta Asensio olmak üzere birçok oyuncu mennun değil bu davranışlardan….</p><p>Neyse, yenilgilerde kaybolan bir yönetim, transfer döneminde göz göre göre milyonlarca euronun yanlış yere saçılıp bir forvet bir de kreatif bir oyuncu alamayan, kulübün medya sorumlusunu gönderip yerini dolduramayan ve ayrılık açıklamalarıyla suçu diğer yönetimler gibi başkasına atan Saran yönetiminin hiç mi suçu yok? Tedesco açıkça söyledi; kulüpten dışarıya bilgi sızıyor. </p><p>Fenerbahçe’de adamcılığın zirveye çıktığı dönemleri yaşıyoruz. Herkes bir menfaat peşinde. Ayrıca Guendouzi’nin hırsı sözde bazı oyuncuları olumsuz etkilemiş, takım içerisinde gruplaşma var. Ederson bilerek kırmızı görüyor vs… </p><p><br></p><p>Günün sonunda Fenerbahçe bir yılını daha yaktı. Onları da daha sonra konuşuruz...</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/tek-suclu-tedesco-muydu-4820168</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ne oynadı!..</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ne-oynadi-4819121</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ne-oynadi-4819121" rel="standout" />
      <description>Süper ligde görev yapan teknik adamlar her fırsatta Trabzonspor’un oyun formasyonunu, formasyon değişikliklerini ağız birliği yapmışçasına yere göğe sığdıramıyor. Doğrudur. Teknik adam gözü ile bakıldığında daha detaylı bir fotoğraf çekebilirsiniz. Fakat bizim pencereden bakıldığında anlık pozisyonlar, konumlanmalar, alan ve adam paylaşımı ile kompakt oyun anlayışının formasyonun içinde ne kadar yer aldığından da bahsetmeleri gerektiğini düşünüyorum. Son TÜMOSAN Konyaspor maçında dar alanda oyunu</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süper ligde görev yapan teknik adamlar her fırsatta Trabzonspor’un oyun formasyonunu, formasyon değişikliklerini ağız birliği yapmışçasına yere göğe sığdıramıyor. Doğrudur. Teknik adam gözü ile bakıldığında daha detaylı bir fotoğraf çekebilirsiniz. Fakat bizim pencereden bakıldığında anlık pozisyonlar, konumlanmalar, alan ve adam paylaşımı ile kompakt oyun anlayışının formasyonun içinde ne kadar yer aldığından da bahsetmeleri gerektiğini düşünüyorum.</p><p>Son TÜMOSAN Konyaspor maçında dar alanda oyunu tartışılan Lovik’in geniş alanı kontrol etmekte sıkıntı yaşayacağı bilinmeliydi mesela. İlk yarıda Nwaiwu ile Lovik’in adam ve alan paylaşımındaki çaresizliği zincirin ikinci bölgeden sonraki en zayıf halkası olmasının yanı sıra set savunması yapan rakibi karşılamayı sadece Folcarelli’nin oyun gücüne bırakıp, aklı hücumda olan Oulai’den oyunu iki yönlü oynamasını beklemenin ne kadar yanlış olduğunu öngörmek gerekirdi.</p><p>Hücum iştahı nedeniyle önde oynamayı seven Pina’nın arkasında Bardhi ile Berkan destekli bizim Kazım’ın geçişlerine nasıl önlem alınmalıydı? Bir de Visca gibi kenar bekine yardım etme alışkanlığı olmayan Zubkov’u yakalayınca Konya ekibinin artan coşkusu ‘ne oynadılar’ övgüsünü getirirken, Trabzonspor için ‘ne oynadı ki’ anlamında kullanıldı. </p><p>Son yarım saatte aile boyu hücumda olup, üç uzunla pozisyon bulup skor üretilememesi sanırım Fatih Tekke’nin bir numaralı dersi olacaktır. Savunmada ve hücumda konumlanma sıkıntısı, final paslarında belirsizlik, ikinci bölgedeki çaresizlik ilk yarının kabus olmasının en önemli nedeniydi. Sonrasının analizi yok zaten. Biri yüklendi, diğeri savundu... İlk yarıda coşku ve skoru yakalayan üç puanın sahibi oldu. Kimse kimseyi suçlamasın. Trabzonspor bu noktaya hiç hesapta yokken geldi ve ligin zirvesinde. Bu takım takviyelerle gelecek yıl mutlaka bir başka hikayenin içinde olacaktır. Şu anda olan; maç golsüz devam ederken Onuachu’nun boş pozisyonda fantezi ye kaçmayıp Muçi’ye topu dokunsa öne geçeceği bir yerde merkezdeki kalabalığa vurması. Bu da gösteriyor ki Trabzonspor’da şu andaki en önemli sıkıntı fiziksel yorgunluğun yanı sıra mental yorgunluk. Önce mental yorgunluktan, sonrasında da buna bağlı karmakarışık duygulardan arınacak bu oyuncu topluluğu ağırlıklarından kurtulduğu takdirde teknik adamların beğenisini kazanacaktır mutlaka. </p><p>Trabzonspor’u bu pencereden yorumlarken arka bahçede güneşlenen beyleri de unutmamak gerekir. O baylar güneşlenirken ne mi yapıyor? Sistemi ve programı olmayan bir yapının içinde el yordamı ile futbolu dizayn etmeye çalışan bu beyler, ev sahibi takıma beş günlük dinlenme ve tekrar yapma fırsatı tanırken, deplasmana çıkan takım için bu süre sadece bir gün. Kötü organizasyonlar Trabzonspor gibi böylesi kısır kadrolu takımların sadece bir maçını değil, tüm geleceğini değiştirebilir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ne-oynadi-4819121</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hedef kaybı sahaya yansıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/hedef-kaybi-sahaya-yansiyor-4819579</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/hedef-kaybi-sahaya-yansiyor-4819579" rel="standout" />
      <description>Beşiktaş, sezon boyunca zaman zaman reaksiyon gösterse de istikrar sorununu aşamadı. Siyah-beyazlıların hücumdaki kırılgan yapısı dikkat çekiyor. Beşiktaş’ın Karagümrük karşısında tarihindeki ikinci golsüz maçını oynaması da bunun en net göstergelerinden biri oldu. Dolmabahçe’de taraftarın beklentisi yalnızca mücadele değil, aynı zamanda baskılı ve dominant bir oyun görmek. Ancak mevcut tabloda takımın temposu ve özgüveni bu seviyenin uzağında olduğunu gösterdi. Hedefsiz kalınca işler zorlaşıyor.</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş, sezon boyunca zaman zaman reaksiyon gösterse de istikrar sorununu aşamadı. Siyah-beyazlıların hücumdaki kırılgan yapısı dikkat çekiyor. Beşiktaş’ın Karagümrük karşısında tarihindeki ikinci golsüz maçını oynaması da bunun en net göstergelerinden biri oldu. Dolmabahçe’de taraftarın beklentisi yalnızca mücadele değil, aynı zamanda baskılı ve dominant bir oyun görmek. Ancak mevcut tabloda takımın temposu ve özgüveni bu seviyenin uzağında olduğunu gösterdi.</p><p><br></p><p>Hedefsiz kalınca işler zorlaşıyor. Şampiyonluk yarışından erken kopan, ligde yalnızca sıralama hedefi kalan takımların motivasyon kaybı yaşaması futbolun doğal gerçeklerinden biri. Ancak Beşiktaş gibi büyük kulüplerde hedef hiçbir zaman tamamen bitmez. Siyah-beyazlı ekip için sezonun geri kalanındaki en büyük anlam artık Türkiye Kupası olmuş durumda. Teknik heyetin de odağını kupaya çevirdiği net şekilde hissediliyor.</p><p><br></p><p>Bundan sonrası Beşiktaş adına yalnızca sonuç değil, gelecek sezonun temelleri açısından da büyük önem taşıyor. Kadro planlaması, hangi oyuncularla devam edileceği ve takımın oyun karakterinin nasıl şekilleneceği kritik başlıklar olacak. Karagümrük karşısındaki durağan futbol, yaz döneminde ciddi kararların alınması gerektiğini bir kez daha gösterdi. Sergen Hoca'nın yeniden yapılanma sürecinde nasıl bir yol haritası çizeceği ise büyük merak konusu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/hedef-kaybi-sahaya-yansiyor-4819579</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Avantajlar ve dezavantajlar!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/avantajlar-ve-dezavantajlar-4818566</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/avantajlar-ve-dezavantajlar-4818566" rel="standout" />
      <description>Süper Lig’de sezonun düğümü bu gece oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe derbisiyle çözülebilir ya da iyice içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Türkiye’de deplasmanda derbi kazanmanın zorluğunu düşündüğümüzde, Galatasaray’ın cebindeki dört puanlık avantaj onu hâlâ birkaç adım öne çıkartıyor. Fenerbahçe, sezon boyunca yakaladığı fırsatları yeterince değerlendiremedi. Şimdi karşı karşıya oldukları risk sadece şampiyonluğu kaybetmek değil; Şampiyonlar Ligi biletini de tehlikeye atmak. Çünkü arkadan sessizce</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig’de sezonun düğümü bu gece oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe derbisiyle çözülebilir ya da iyice içinden çıkılmaz bir hal alabilir. </p><p>Türkiye’de deplasmanda derbi kazanmanın zorluğunu düşündüğümüzde, Galatasaray’ın cebindeki dört puanlık avantaj onu hâlâ birkaç adım öne çıkartıyor. </p><p>Fenerbahçe, sezon boyunca yakaladığı fırsatları yeterince değerlendiremedi. Şimdi karşı karşıya oldukları risk sadece şampiyonluğu kaybetmek değil; Şampiyonlar Ligi biletini de tehlikeye atmak. Çünkü arkadan sessizce gelen Trabzonspor’un bu hedefe Fenerbahçe’den daha odaklı olacağı açık.</p><p>Sarı-lacivertlilerde kronikleşen üretkenlik sorunu hâlâ çözülmüş değil. Asensio’nun yokluğu yaratıcılığı daha da sınırlıyor. Orta sahadaki Kante–İsmail–Guendouzi üçlüsü direnç katabilir ama net bir golcünün eksikliği ve Kerem Aktürkoğlu’nun yaşayacağı baskı hücumları törpüleyebilir.</p><p>Galatasaray cephesinde işin psikolojik tarafı ağır basıyor. Kazanmak zorunda olmayan bir takımın rahatlığı büyük avantaj. Osimhen’in kolunun hala koruma altında olması önemli bir sorun ama Barış Alper ile Sane’nin, risk almak zorunda kalacak Fenerbahçe savunmasının arkasında bulacağı alanlar maçın kaderini belirleyebilir.</p><p>Yazıyı Okan Buruk özelinde tamamlayayım. 3 sezonun şampiyonu olsa da ciddi eleştiriler alan bir teknik adam Okan Buruk. Bu sezon Beşiktaş deplasmanı dışında derbi galibiyeti yok. Genel olarak bu sezon ligde oyun sorunları yaşadığı da açık. Bu karşılaşma onun için yine, yeniden bir ispat maçı. Kaybedip şampiyon olsa bile bu hiçbir Galatasaraylıyı tatmin etmeyecektir. Bence o da bunun farkında. Okan Buruk için Galatasaray'daki sürecini de belirleyecek bir maç olarak görüyorum bu geceyi. Ayrıca birçok Galatasaraylı futbolcu için de finale yaklaşılıyor. Ayrılma olasılığı güçlü oyuncular için manevi anlamları olan bir maç bizleri bekliyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/avantajlar-ve-dezavantajlar-4818566</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fenerbahçe kimliğini kaybeti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/fenerbahce-kimligini-kaybeti-4818713</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/fenerbahce-kimligini-kaybeti-4818713" rel="standout" />
      <description>Fenerbahçe bu sezon hakikaten garip bir yıl yaşıyor. Yani bir şeyler olacakmış gibi oluyor ama olmuyor. Bu sadece oyunsal bir şey değil aslında, tamamen zihinsel kırılmalar. Yani kritik Galatasaray derbisi öncesinde hem ligde son dakikada gol yemek hem kupada maçın uzatmalara gitmesi yani takımın yorulması ve üstüne bir de son dakikalarda yenilen golle elenmek… ‘Bu hangi takım başına gelir’ deseler, büyük çoğunluk ‘Fenerbahçe’ der. Camia da alıştırıldı artık. Çünkü takım da tepki vermiyor. Feyenoord,</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br></p><p>Fenerbahçe bu sezon hakikaten garip bir yıl yaşıyor. Yani bir şeyler olacakmış gibi oluyor ama olmuyor. Bu sadece oyunsal bir şey değil aslında, tamamen zihinsel kırılmalar.</p><p>Yani kritik Galatasaray derbisi öncesinde hem ligde son dakikada gol yemek hem kupada maçın uzatmalara gitmesi yani takımın yorulması ve üstüne bir de son dakikalarda yenilen golle elenmek… ‘Bu hangi takım başına gelir’ deseler, büyük çoğunluk ‘Fenerbahçe’ der. </p><p>Camia da alıştırıldı artık. Çünkü takım da tepki vermiyor. </p><p>Feyenoord, Alanya, Paşa, Rize, Kupa’daki Beşiktaş ve Konya maçları hep son dakikalarda yenilen goller. </p><p>Kadroya baksan, baskıyı kaldırabilecek çok isim var ama Fenerbahçe forması giydiklerinde tamamen değişiyorlar.</p><p>Tedesco da bu seviyede baskıyı daha önce yaşamamış bir hoca. Bu seviyede şampiyonluğa hiç oynamadı.</p><p>Her sene, ‘Hoca gitsin, o oyuncu gitsin, bu gelsin’ tartışmaları var.</p><p>Değişen ne? Hiçbir şey.</p><p>Fenerbahçe’nin en rahat şampiyonluğa gidebileceği bir sezondu.</p><p>Rize maçına bakalım. Kazansalar lider olacaklar ama o psikoloji yönetemiyorlar.</p><p>Yıllar içerisinde kimliğini kaybetti Fenerbahçe. Rakipleri ne Kadıköy’de ne de deplasmanda korkmuyor Fenerbahçe’den.</p><p>Artık Fenerbahçe’nin bir akla ihtiyacı var. Derbi öncesi kovulma ihtimali var diye pr haberleri yaptıran bir akıldan bahsetmiyorum.</p><p>Oyuncuların stresini azaltacak, taraftarla kulüp arasındaki bağı yapacak, hocaya kulüple ilgili bilgiler verecek, doğru kadroyu kuracak, konsantrasyon kaybını engelleyecek bir akıldan bahsediyorum.</p><p>Daha iletişimcisi bile olmayan bir kulüp burası. Öyle maç önü oyunculara sarılarak olmuyor bu işler.</p><p> Doğru zamanda doğru iletişimin yine kurulamadığı bir süreci yaşıyor Fenerbahçe.</p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/fenerbahce-kimligini-kaybeti-4818713</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mesaj yine alınmadıysa!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/mesaj-yine-alinmadiysa-4817370</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/mesaj-yine-alinmadiysa-4817370" rel="standout" />
      <description>Trabzonspor’un, Galatasaray maçından sonra yaklaşık 35 bin taraftarı ceza aldı. Bir sonraki iç saha maçı olan Başakşehir maçında, yeni çıkartılan 22 bin passolig kartı ile tribünler yine doldu. Bu isyan, bu haykırış ve bu tepki ve mesaj belli ki İstanbul’da doğru algılanmadı. Galatasaray maçını kazandığı için adeta cezalandırılan Trabzonspor, Alanya’daki hakem hatasından sonra Başakşehir maçında da iki önemli pozisyonda mağdur edildi. Bu iki maçta yapılanlar hatadan öte kasıttır ve bana bunun aksini</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor’un, Galatasaray maçından sonra yaklaşık 35 bin taraftarı ceza aldı. Bir sonraki iç saha maçı olan Başakşehir maçında, yeni çıkartılan 22 bin passolig kartı ile tribünler yine doldu. Bu isyan, bu haykırış ve bu tepki ve mesaj belli ki İstanbul’da doğru algılanmadı. </p><p>Galatasaray maçını kazandığı için adeta cezalandırılan Trabzonspor, Alanya’daki hakem hatasından sonra Başakşehir maçında da iki önemli pozisyonda mağdur edildi. </p><p>Bu iki maçta yapılanlar hatadan öte kasıttır ve bana bunun aksini kimse anlatamaz. </p><p>Yok kafadan ele geldi, yok ayağını uzattı gibi safsatalarla geçiştirilemeyecek ve rakibe avantaj sağlayan iki pozisyonda hakem kasıtlı olarak karar vermedi, VAR da bu iki pozisyonu kasıtlı olarak geçiştirdi. </p><p>Merhum Özkan Sümer’in 36 yıl önce “Bayraklı gangster” olarak tanımladığı hakemler; sistemin en önemli parçası olduğu içgüdüsel kompleksiyle hata yapmıyor, kararlı olarak ahlak dışı eylemleriyle takımlar üzerinden güç gösterisi yapıyor. </p><p>Klasmanın ilk iki sırasını mülkü olarak paylaşan takımların sanal gücünün etkisinde kalan ve bu iki takımın altında ezilen hakemlerin özellikle son iki sezondur Trabzonspor üzerinden güç gösterisi yaptığı artık alenen ortaya çıkmıştır. </p><p>Aba altından sopa göstermeyi bırakıp alenen Trabzonspor’u yalnızlığa terk etmeye çalışan anlayış, piramidin tepesinden tabanına kadar nüfus kağıdına bakmaksızın herkesin ortak paydası olmuş. </p><p>Galatasaray ve Başakşehir maçında camianın kenetlenerek verdiği mesajı alması gerekenler bu inat karşısında hata yapmıyor, kasıtlı davranıp suç işliyor. </p><p>Bu gerilim, bu yok sayılma, bu ikinci sınıf muamele ve üzerinden güç gösterisi yapılma sevdası karşısında Trabzonspor camiasının sabrı sınanıyorsa da bir iyilik yapıp ‘sakın ha’ diyeyim. Aslında hata yaptığı söylenenler bana göre anayasal suç işliyor. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216. maddesinin “Halkı kin ve düşmanlığa, tahrik veya aşağılama suçu” olarak düzenlendiğinden yola çıkarsak hakemlerin yaptıkları tam da burada mevcut. Çünkü hakemlerin hal ve hareketleri içinde; tahrik var, taciz var, tehdit var ve tüm bunlar anayasal suçun en önemli bölümünü kapsıyor. Dünya Kupası’na gidilecek olmanın rehavetinde, büyük görev başarmışçasına bu yapılanları yok sayanlar, futbolu yönetiyor olmalarının aczi içinde elbette yapılan yanlışları anlayamıyorlar. Çünkü çevreleri; başta MHK olmak üzere yapılan yanlışı normalleştiren insanlarla dolu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/mesaj-yine-alinmadiysa-4817370</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cengiz Ünder çıkmazı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/cengiz-under-cikmazi-4816912</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/cengiz-under-cikmazi-4816912" rel="standout" />
      <description>Beşiktaş’ın Samsunspor deplasmanında aldığı 2-1’lik mağlubiyet, takımın oyun kimliği ve bireysel performansları üzerine yeniden düşünülmesi gereken bir tabloyu ortaya koydu. Özellikle ilk 11’de sahaya çıkan Cengiz Ünder’in etkisiz görüntüsü, siyah-beyazlıların hücumdaki üretkenlik sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. Büyük beklentilerle sahaya çıkan bir oyuncunun oyuna bu kadar az dokunması, teknik heyetin planlamasını da tartışmaya açıyor. İlk yarıda oyunu kontrol eden Beşiktaş’ın, ikinci</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın Samsunspor deplasmanında aldığı 2-1’lik mağlubiyet, takımın oyun kimliği ve bireysel performansları üzerine yeniden düşünülmesi gereken bir tabloyu ortaya koydu. Özellikle ilk 11’de sahaya çıkan Cengiz Ünder’in etkisiz görüntüsü, siyah-beyazlıların hücumdaki üretkenlik sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. Büyük beklentilerle sahaya çıkan bir oyuncunun oyuna bu kadar az dokunması, teknik heyetin planlamasını da tartışmaya açıyor.</p><p><br></p><p>İlk yarıda oyunu kontrol eden Beşiktaş’ın, ikinci yarıda fiziksel temas ve baskı karşısında geri düşmesi, modern futbolda sadece teknik kapasitenin yeterli olmadığını bir kez daha gösterdi. Samsunspor’un agresif oyununa karşılık veremeyen siyah-beyazlılar, özellikle orta sahada direnç kaybı yaşadı ve bu durum skor tabelasına doğrudan yansıdı.</p><p><br></p><p>Cengiz Ünder özelinde açılan tartışma ise daha derin bir soruna işaret ediyor. Sergen Hoca'nın "Cengiz'i ligin yıldızı yaparım" yönündeki özgüveni biliniyor, ancak her oyuncunun aynı sistem içinde parlayamayacağı gerçeği de ortada. Futbol, yalnızca bireysel yetenekleri parlatma oyunu değil; doğru rol dağılımı ve takım dengesi kurma meselesi. Eğer bir oyuncu sistem içinde kayboluyorsa, sorun sadece oyuncuda değil, onu konumlandıran yapıda da aranmalı.</p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/cengiz-under-cikmazi-4816912</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Her şeye rağmen Fatih Tekke...</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/her-seye-ragmen-fatih-tekke-4817016</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/her-seye-ragmen-fatih-tekke-4817016" rel="standout" />
      <description>TAM EŞİTLEME HESAPLARININ YAPILDIĞI HAFTADA GELEN BU BERABERLİK, TRABZONSPOR ADINA SADECE BİR PUAN KAYBI DEĞİL; AYNI ZAMANDA FUTBOLUN NE KADAR ACIMASIZ VE ÖNGÖRÜLEMEZ OLDUĞUNUN DA BİR HATIRLATICISI OLDU. UZATMA DAKİKALARINDA YAPILAN HATANIN BEDELİ AĞIRDI. OYSA SAHADAKİ OYUN, ÖZELLİKLE İKİNCİ YARIDA, ÇOK DAHA FAZLASINI HAK EDİYORDU. FUTBOLUN DEĞİŞMEYEN BİR GERÇEĞİ VAR: 1-0 ÖNE GEÇTİĞİNİZ BİR MAÇTA TOPUN KONTROLÜNÜ ELİNİZDE TUTMAK ZORUNDASINIZ. TRABZONSPOR BUNU ZAMAN ZAMAN BAŞARSA DA, KRİTİK ANLARDA</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TAM EŞİTLEME HESAPLARININ YAPILDIĞI HAFTADA GELEN BU BERABERLİK, TRABZONSPOR ADINA SADECE BİR PUAN KAYBI DEĞİL; AYNI ZAMANDA FUTBOLUN NE KADAR ACIMASIZ VE ÖNGÖRÜLEMEZ OLDUĞUNUN DA BİR HATIRLATICISI OLDU. </p><p>UZATMA DAKİKALARINDA YAPILAN HATANIN BEDELİ AĞIRDI. OYSA SAHADAKİ OYUN, ÖZELLİKLE İKİNCİ YARIDA, ÇOK DAHA FAZLASINI HAK EDİYORDU.</p><p><br></p><p>FUTBOLUN DEĞİŞMEYEN BİR GERÇEĞİ VAR: 1-0 ÖNE GEÇTİĞİNİZ BİR MAÇTA TOPUN KONTROLÜNÜ ELİNİZDE TUTMAK ZORUNDASINIZ. TRABZONSPOR BUNU ZAMAN ZAMAN BAŞARSA DA, KRİTİK ANLARDA OYUNU SOĞUTAMAMASI VE RAKİBE ALAN BIRAKMASI SONUCU SKORU KORUYAMADI.</p><p><br></p><p>YİNE DE BU KARŞILAŞMA, SKORUN ÖTESİNDE ÇOK DAHA ÖNEMLİ BİR GERÇEĞİ ORTAYA KOYUYOR: FATİH TEKKE YÖNETİMİNDEKİ TRABZONSPOR, UZUN SÜREDİR HASRET KALDIĞI BİR KİMLİĞİ YENİDEN İNŞA EDİYOR. </p><p><br></p><p>EKSİKLER ELBETTE VAR, HATTA BU EKSİKLER ZAMAN ZAMAN SONUÇLARA DOĞRUDAN ETKİ EDİYOR. ANCAK SAHADA GÖRÜLEN BİRLİKTELİK, MÜCADELE VE OYUN İŞTAHI; GELECEĞE DAİR GÜÇLÜ SİNYALLER VERİYOR.</p><p><br></p><p>BU HİKÂYEYİ SADECE “LİGİ ÜÇÜNCÜ BİTİRME HEDEFİ” İLE AÇIKLAMAK YETERSİZ KALIR. SON YILLARDA ŞAMPİYONLUK YARIŞININ UZAĞINDA KALAN VE TARAFTARIYLA ARASINDAKİ BAĞI ZAYIFLATAN TRABZONSPOR, ARTIK ÇOK DAHA FARKLI BİR NOKTADA DURUYOR. </p><p><br></p><p>GENÇ, DİNAMİK VE ORTALAMA YAŞI 23-24 OLAN BU KADRO; “EMEĞİN SAVAŞI” MOTTOSUYLA SADECE BUGÜNÜ DEĞİL, YARINI DA İNŞA EDİYOR.</p><p><br></p><p>SONUÇ HAYAL KIRIKLIĞI OLABİLİR. AMA BAZEN FUTBOL, TABELADAN ÇOK DAHA FAZLASINI ANLATIR. </p><p><br></p><p>VE BU TRABZONSPOR, UZUN ZAMAN SONRA YENİDEN HAYAL KURDURUYOR. ŞAMPİYON OLUR YA DA OLMAZ, BU AYRI BİR MESELE. ANCAK GÖRÜNEN O Kİ; FATİH TEKKE VE EKİBİ, SADECE BİR SEZONUN DEĞİL, YENİ BİR DÖNEMİN HABERCİSİ.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/her-seye-ragmen-fatih-tekke-4817016</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 23:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Oğlum Reşit!..</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/oglum-resit-4815304</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/oglum-resit-4815304" rel="standout" />
      <description>Güzel bir atasözümüz vardır; Oğlum Reşit, kendin söyle kendin işit… Birileri tam da bu sözün girdabında ve çıkmak gibi de bir niyetleri yok. Geçen hafta Yeni Şafak, ligin kalan altı haftasına dikkat çekerek hakemlerin bu son altı hafta maçlarında sezona bedel bir performans sergileyerek hakkaniyet içinde ligin tamamlanmasına katkı vermesi gerektiğine dikkat çekmişti. Çekmişti de ne oldu. Atasözündeki gibi, kendimiz yazdık, kendimiz okuduk. Trabzonspor kazansa şöyle olurdu, Trabzonspor kazansa böyle</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güzel bir atasözümüz vardır; Oğlum Reşit, kendin söyle kendin işit… Birileri tam da bu sözün girdabında ve çıkmak gibi de bir niyetleri yok. Geçen hafta Yeni Şafak, ligin kalan altı haftasına dikkat çekerek hakemlerin bu son altı hafta maçlarında sezona bedel bir performans sergileyerek hakkaniyet içinde ligin tamamlanmasına katkı vermesi gerektiğine dikkat çekmişti. Çekmişti de ne oldu. Atasözündeki gibi, kendimiz yazdık, kendimiz okuduk. Trabzonspor kazansa şöyle olurdu, Trabzonspor kazansa böyle olurdu. Galatasaray puan kaybetti, Fener kazandı, yarış alevlendi, Beşiktaş arkaya takıldı gibi beylik laflarla bir hafta daha geride kaldı. Hakem eskileri kendi çalıp kendi oynadı, esti gürledi. Nalıncı keseri gibi geldi kendilerine yonttu. Allah’tan Burak Yılmaz çıktı konuştu ve biraz olsun perdeyi araladı ama üç-beş saniyede geçiştirildi. Herkesin ipliğinin pazara çıktığı bu haftalarda Burak Yılmaz, açıklamalarında Ferhat Gündoğdu’yu merkeze koydu, Futbol Federasyonu üyelerinin de neleri kovaladığını açıkladı. Şimdi konuya Trabzonspor, Alanyaspor maçından bakalım. Penaltıydı değildi onu tartışmıyorum. Trabzonspor iyi oynar, kötü oynar. Oyuncusu formsuz olur, Onuachu yoktur, oynayan yetersiz kalmıştır. Alanyaspor kalabalık savunma ile puan için oynamıştır. Trabzonspor, oyunun uzatma bölümünde bile formasyona sadık kalmış, oynamaya çalışmıştır. Bu sadece Trabzonspor’un iç işidir ve kimseyi ilgilendirmez. Bu sezon sıkışanın Trabzonspor üzerinden güç gösterisi yapmayı alışkanlık haline getirdiğinden yola çıkarsak, hakem Mehmet Türkmen’in faul tespitinde çaldığı düdükten sonra ilk yarıyı sonlandırmasının nasıl bir açıklaması olabilir? Korkmayın, panik yapmayın. Trabzonspor daha yarım takım bile değil. Trabzonspor, oyununu geliştirme adına henüz yüzde ellilere bile ulaşmadı. Bu takım Şampiyonluk baskısından arınmış, Avrupa’ya giderek kalitesini test etme adına derece elde etmeye çalışan bir takım. Geleceğe dönük beş yılın ilk eşiğinde kimse bu Trabzonspor ile uğraşıp yalandan yere enerjisini harcayarak veresiye defterine borç yazdırmasın</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/oglum-resit-4815304</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şampiyonluğu belirleyecek psikolojik eşik</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/sampiyonlugu-belirleyecek-psikolojik-esik-4815106</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/sampiyonlugu-belirleyecek-psikolojik-esik-4815106" rel="standout" />
      <description>Süper Lig’de yarış yeniden şekillenirken, Fenerbahçe’nin puan farkını 2’ye indirmesi sadece tabelayı değil; oyunun psikolojik dengesini de sarı-lacivertliler lehine çevirdi. Artık mesele puan hesabından çok, “psikolojik eşik yönetimi”. Bu tip kırılma anlarında belirleyici olan; oyun planı kadar, o planın baskı altında ne kadar sürdürülebilir olduğudur. Kasımpaşa ve Karagümrük karşılaşmalarında bu eşik aşılamadı. O maçlar sonrasında Fenerbahçe, mental direnç anlamında sınıfta kaldı. Bu da teknik</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig’de yarış yeniden şekillenirken, Fenerbahçe’nin puan farkını 2’ye indirmesi sadece tabelayı değil; oyunun psikolojik dengesini de sarı-lacivertliler lehine çevirdi. Artık mesele puan hesabından çok, “psikolojik eşik yönetimi”. </p><p>Bu tip kırılma anlarında belirleyici olan; oyun planı kadar, o planın baskı altında ne kadar sürdürülebilir olduğudur. Kasımpaşa ve Karagümrük karşılaşmalarında bu eşik aşılamadı. O maçlar sonrasında Fenerbahçe, mental direnç anlamında sınıfta kaldı. Bu da teknik ekipten, oyuncu grubuna, yönetime kadar herkesin sorgulanmasına neden oldu ki bu da oldukça doğruydu.</p><p>Şimdi ise benzer ama daha kritik bir test kapıda: Çaykur Rizespor maçı. Bu karşılaşmada belirleyici olacak unsur, özellikle tempolu ve iştahlı bir oyun, sadece üç puanı değil, psikolojik üstünlüğün kalıcı hâle gelmesini de sağlar. Çünkü maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturmak, doğrudan Galatasaray üzerinde baskı oluşturacaktır.</p><p>Her ne kadar kağıt üzerinde Gençlerbirliği maçı kolay görünse de, Galatasaray adına saha içi dinamikler farklı sinyaller veriyor. Oyuncuların sorumluluk alma konusundaki dalgalanmaları ve Icardi'nin durumu takım içi dengeyi etkiliyor. Oyun tarafında ise belirgin bir geriye gidiş söz konusu. Özellikle Osimhen yokken...</p><p>Bu tablo bize şunu söylüyor: 30. hafta ve hemen ardından oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe derbisi, sezonun kader anı. Daha önce ipler Galatasaray’ın elindeydi, Fenerbahçe rakibinin hata yapmasını bekliyordu. Şimdi ise denklem değişti. Fenerbahçe tüm maçlarını kazandığı takdirde şampiyonluğa ulaşabilecek bir pozisyonda. Artık senaryoyu yazan değil, doğrudan sahada belirleyen taraf.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/sampiyonlugu-belirleyecek-psikolojik-esik-4815106</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sahanın lideri Orkun Kökçü</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/sahanin-lideri-orkun-kokcu-4814860</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/sahanin-lideri-orkun-kokcu-4814860" rel="standout" />
      <description>Beşiktaş’ın Antalyaspor karşısında aldığı 4-2’lik galibiyet, skor tabelasının ötesinde bazı gerçekleri yeniden hatırlattı. Siyah-beyazlılar uzun süredir dalgalı bir performans sergilerken, bu maçta özellikle hücum hattındaki iştah ve bireysel performanslar ön plana çıktı. Maçın yıldızı şüphesiz kaptan Orkun Kökçü oldu. Hem gol atıp hem asist yaparak oyunun yönünü belirleyen milli oyuncu, liderlik vasfını sahaya yansıttı. Devre arası transferi Hyeon-gyu Oh da attığı iki golle 'neden alındığını' net</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın Antalyaspor karşısında aldığı 4-2’lik galibiyet, skor tabelasının ötesinde bazı gerçekleri yeniden hatırlattı. Siyah-beyazlılar uzun süredir dalgalı bir performans sergilerken, bu maçta özellikle hücum hattındaki iştah ve bireysel performanslar ön plana çıktı. </p><p><br></p><p>Maçın yıldızı şüphesiz kaptan Orkun Kökçü oldu. Hem gol atıp hem asist yaparak oyunun yönünü belirleyen milli oyuncu, liderlik vasfını sahaya yansıttı. </p><p><br></p><p>Devre arası transferi Hyeon-gyu Oh da attığı iki golle 'neden alındığını' net şekilde gösterdi. Bitiriciliği, pozisyon takibi ve fizik gücüyle Beşiktaş hücumuna farklı bir boyut katıyor. Eğer istikrarını sürdürürse, sadece bu sezonun değil, gelecek sezonun da kilit isimlerinden biri olabilir. </p><p><br></p><p>Sergen Hoca'nın sözleri, galibiyetin gölgesinde daha büyük bir gerçeği ortaya koyuyor: Beşiktaş ligde hedefsiz kalmış durumda. Bu durum, oyuncu motivasyonundan kadro tercihlerine kadar birçok şeyi doğrudan etkiliyor. Siyah-beyazlılar için artık mesele, kalan haftalarda alınacak sonuçlardan çok, gelecek sezonun doğru inşası. Bu galibiyet, bir umut ışığı olabilir ama asıl sınav, yaz aylarında yapılacak planlamada verilecek.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/sahanin-lideri-orkun-kokcu-4814860</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sorunumuz yabancı sınırı mı?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/sorunumuz-yabanci-siniri-mi-4814510</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/sorunumuz-yabanci-siniri-mi-4814510" rel="standout" />
      <description>TÜRK FUTBOLUNDA YILLARDIR TARTIŞILAN YABANCI KURALI YİNE DEĞİŞİYOR. ŞAMPİYONLUK YARIŞININ ZİRVEYE ÇIKTIĞI GÜNLERDE… TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU’NDAN DİKKAT ÇEKEN BİR HAMLE GELDİ. SÜPER LİG’DE SON 6 HAFTAYA GİRİLİRKEN… GALATASARAY 64 PUANLA LİDER, FENERBAHÇE VE TRABZONSPOR ONU YAKINDAN TAKİP EDİYOR. GÖZLER SAHADAKİ YARIŞTA AMA MASADA DA OYUN YENİDEN KURULUYOR. TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU, GELECEK SEZON İÇİN YABANCI KURALINI DEĞİŞTİRME KARARI ALDI. MEVCUT SİSTEMDE KULÜPLER 14 YABANCIYI KADROLARINA YAZABİLİYOR…</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜRK FUTBOLUNDA YILLARDIR TARTIŞILAN YABANCI KURALI YİNE DEĞİŞİYOR.</p><p>ŞAMPİYONLUK YARIŞININ ZİRVEYE ÇIKTIĞI GÜNLERDE…</p><p>TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU’NDAN DİKKAT ÇEKEN BİR HAMLE GELDİ.</p><p>SÜPER LİG’DE SON 6 HAFTAYA GİRİLİRKEN…</p><p>GALATASARAY 64 PUANLA LİDER, FENERBAHÇE VE TRABZONSPOR ONU YAKINDAN TAKİP EDİYOR.</p><p>GÖZLER SAHADAKİ YARIŞTA AMA MASADA DA OYUN YENİDEN KURULUYOR.</p><p>TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU, GELECEK SEZON İÇİN YABANCI KURALINI DEĞİŞTİRME KARARI ALDI.</p><p>MEVCUT SİSTEMDE KULÜPLER 14 YABANCIYI KADROLARINA YAZABİLİYOR… BUNLARIN 2’SİNİN 2003 VE SONRASI DOĞUMLU OLMASI ZORUNLU.</p><p>PLANLANAN YENİ MODELDE İSE 2026-27 SEZONUNDA BU SAYI 4’E ÇIKACAKTI. ANCAK KULÜPLERDEN GELEN TALEPLER,FEDERASYONU GERİ ADIM ATMAYA YÖNELTTİ.</p><p>YENİ DÜZENLEMEYE GÖRE 14 YABANCININ SADECE 2’Sİ 2004 VE SONRASI DOĞUMLU OLACAK. YANİ GENÇ YABANCI ZORUNLULUĞU ESNETİLİYOR.</p><p>RESMİ AÇIKLAMA HENÜZ YOK AMA KARARIN KISA SÜRE İÇİNDE DUYURULMASI BEKLENİYOR.</p><p>2015’TEN BU YANA SÜPER LİG’DE YABANCI KURALI SÜREKLİ DEĞİŞTİ.</p><p>14 YABANCI SERBESTLİĞİYLE BAŞLAYAN SÜREÇ…</p><p>SAHADA YABANCI SINIRI, YERLİ OYUNCU ZORUNLULUĞU, KADRO KRİTERLERİ DERKEN HER SEZON YENİ BİR FORMÜLE EVRİLDİ.</p><p>KİMİ ZAMAN SERBESTLİK. KİMİ ZAMAN KISITLAMA ÖN PLANDA OLDU.</p><p>VE ŞİMDİ SORU YİNE GÜNDEMDE;</p><p>TÜRK FUTBOLUNUN ÇIKMAZI, GERÇEKTEN YABANCI KURALI MI?</p><p>ALTYAPI EKSİKLİĞI, PLANLAMA HATALARI VE EKONOMİK DENGESİZLİKLER. YABANCI KURALI DEĞİŞİYO AMA TARTIŞMA AYNI KALIYOR.</p><p>TÜRK FUTBOLU YİNE AYNI SORUNUN FARKLI CEVABINI ARIYOR.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/sorunumuz-yabanci-siniri-mi-4814510</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İhtiyaç iş ahlakında</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ihtiyac-is-ahlakinda-4813138</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ihtiyac-is-ahlakinda-4813138" rel="standout" />
      <description>Türk Milli Takımı 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılırken, beraberinde tek bir hakemin gidememesinin doğal karşılandığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bıraktık Dünya Kupası’nı, hakem konusunda Avrupa şampiyonalarının üst düzey karşılaşmalarında bile semtimize bakmıyorlar. Avrupa ülkeleri uluslararası organizasyonlara kaç hakem gönderdiklerinin yarışını yaparken biz ne yapıyoruz? Çelik çomak oynuyoruz! At izinin it izine karıştığı bir yapının figüranları olmaktan öte fazla bir varlığı olmayan, sadece</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Milli Takımı 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılırken, beraberinde tek bir hakemin gidememesinin doğal karşılandığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bıraktık Dünya Kupası’nı, hakem konusunda Avrupa şampiyonalarının üst düzey karşılaşmalarında bile semtimize bakmıyorlar. Avrupa ülkeleri uluslararası organizasyonlara kaç hakem gönderdiklerinin yarışını yaparken biz ne yapıyoruz? Çelik çomak oynuyoruz! At izinin it izine karıştığı bir yapının figüranları olmaktan öte fazla bir varlığı olmayan, sadece vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışmış duyguları ile büyüklere biat eden bir yapının olduğu Hakem Kurulu merkezli hakemler, ligin kalanını nasıl yönetecek? Klasman hakemlerinin kalan altı haftada uykularının kaçacağı gerçeğinden hareketle, atanmayanın daha mutlu olacağı haftalara giriyoruz. Cüneyt Çakır ile avanelerinin Türk futbolunu imha ettiği dönemlerden günümüze kadar geçen süreçte, hakemler isim olarak değişse de yapı değişmediği için güce endeksli eylemleri de değişmiyor. Ferhat Gündoğdu’nun başkanlığındaki Merkez Hakem Kurulu, takımlar gibi kaderlerini hakemlerin çalacağı düdüklere bağlayınca ne kadar değişim ve gelişim uğraşı içinde olunursa olunsun bu çöreklenmiş yapının değişme şansı olmaz. Hakemin iki kez siyah-beyaz pozisyon hatası yaptığını raporuna yazdığında, hakem değil de raporu yazan gözlemci ceza alıyorsa, son oynanan Fenerbahçe- Beşiktaş karşılaşmasının yardımcı hakemi olarak Hakem İşleri Müdürü Abdullah Bora Özkara görev yapıyorsa ve bu maçı daha önce klasman düşürülen Yasin Kol yönetiyorsa oturup düşünmek gerek. O tecrübeye ulaşamayan VAR hakemi Abdullah Taşkınsoy’u saymıyorum bile. Trabzonspor camiasında infial yaratan Cihan Aydın’ın, Galatasaray maçına verilmesi de ayrı bir komedi. Şimdi çıkıp bana bu atamaları gerçekten Merkez Hakem Kurulu yaptı diyebilir misiniz? Bu sadece yeni ve son yaşanan iki net örnek. Geçmişe dönsek böylesine onlarca çelişkili atama ve raporlama örneklerini sayabiliriz. El yordamıyla ilerleyen MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun yok saydığı Cüneyt Çakır’ın kötü bir kopyası olan Halil Umut Meler ve bazı tecrübeli hakemlerin yerine veliaht olarak gösterilenler, kalan maçların altından nasıl kalkacak hep birlikte göreceğiz. Cihan Aydın, Ali Yılmaz, Oğuzhan Çakır ve Mehmet Türkmen gibi genç ve idealist hakemlere, güçlünün değil haklının yanında olmaları gerektiği ve kendilerine sahip çıkılacağının garantisi verilmediği içindir ki bu isimler yapıya biat etmek ve güçlünün yanında olmak zorunda bırakılıyorlar. İzmir grubuydu, Antalya grubuydu, İstanbul grubuydu derken artık iş, yönetilmesi gerekenlerin yönetici olduğu döneme evirildi. Bunun en büyük nedeni de hiç kuşku yok ki Ferhat Gündoğdu’nun emir komuta zincirinin hiçbir yerinde olmamasıdır. Ve bu nedenledir ki sığınacak liman bulamayan hakemler de, güçlü olan kulüplerin limanına sığınmak zorunda kalıyor. Son altı haftanın merkezine yine hakemler oturtulacak. Çünkü zincirin en zayıf halkaları onlar ve düdüğü güçlü olandan yana çalmak zorunda kalacaklar!.. Acaba bu genç ve idealist isimler tarihe not düşmek için milat deyip inadına haklının yanında olur mu?</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ihtiyac-is-ahlakinda-4813138</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kadıköy'de kritik galibiyet</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/kadikoyde-kritik-galibiyet-4812591</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/kadikoyde-kritik-galibiyet-4812591" rel="standout" />
      <description>Lider Galatasaray’ın Trabzon deplasmanından mağlup ayrılması sonrasında, Fenerbahçe - Beşiktaş maçı sarı lacivertli camianın yeninden şampiyonluk ümitlerini yeşertebileceği bir mücadeleye dönüşmüştü. Tribünlerin de tamamının dolduğu maça Fenerbahçe, 11 yabancı oyuncuyla başladı ve bu bakımdan da tarihi bir maç oldu. Karşılaşmaya da iyi başlayan bir Fenerbahçe vardı. Daha 30. saniyede Nene müsait pozisyonda golü bulamadı. Başlangıç 11’ine baktığımızda Tedesco, topa sahip olmayı, oyunu üçüncü bölgede</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lider Galatasaray’ın Trabzon deplasmanından mağlup ayrılması sonrasında, Fenerbahçe - Beşiktaş maçı sarı lacivertli camianın yeninden şampiyonluk ümitlerini yeşertebileceği bir mücadeleye dönüşmüştü. Tribünlerin de tamamının dolduğu maça Fenerbahçe, 11 yabancı oyuncuyla başladı ve bu bakımdan da tarihi bir maç oldu.</p><p>Karşılaşmaya da iyi başlayan bir Fenerbahçe vardı. Daha 30. saniyede Nene müsait pozisyonda golü bulamadı. Başlangıç 11’ine baktığımızda Tedesco, topa sahip olmayı, oyunu üçüncü bölgede oynamayı ve rakibi geniş alanda savunmaya zorlamayı hedefledi.</p><p>Beşiktaş ise geçiş oyununu ligin en efektif kullanan ekiplerinden birisi. Özellikle orta sahada kapılan toplar sonrasında, ilk pası öne atıp, Orkun Kökçü’den çıkacak paslarla Cerny ve Oh ile geçiş kovalandı.</p><p>Temposu yüksek, iki takımın da planlı geçişlerle pozisyona girdiği, özellikle merkezde geniş alanların kaldığı bir karşılaşma oldu. Kante'nin performansıyla da yıldızlaştığı bir geceydi. Hem defans geçişleri hem sahipsiz top kazanımı konusunda çok iyiydi.</p><p>Sarı lacivertlilerde Asensio’nun 25’de sakatlanıp çıkması ise Fenerbahçe’nin oyununu olumsuz etkiledi. Boş alanları, birebirleri bulan ve kanat organizasyonlarıyla pozisyona giren ama ceza sahası içerisine çevrilen toplarda ve son vuruşlarda başarısız olan bir Fenerbahçe izledik. </p><p>Bu kadar net pozisyonlara girilen bir maçta, gol beklediğin oyuncuların fileleri havalandıramıyorsa, sorun yaşarsın. Nene'nin Cherif'in 2 tane, Kerem'in yüzde 99'luk gol pozisyonlarında; takımda net bir golcü olsa, bugün çok daha farklı bir maçı konuşuyor olabilirdik. O yüzden bence tebrik edilmesi gereken isim Tedesco. Son vuruşlar başarılı olsa, Tedesco yere göğe sığdırılamıyor olurdu. Bir de şu ana kadar derbilerde bileği bükülmedi. 13 puan topladı.</p><p>İşin sonu şampiyonluğa gider mi, bilmem. Fakat forvetsiz Fenerbahçe, bu maçlarda yaşadığı bitiricilik problemini diğer maçlarda da yaşamaya devam edecektir. Bu da yönetime yazar...</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/kadikoyde-kritik-galibiyet-4812591</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Derbide cevapsız kalan soru: VAR neredeydi?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/derbide-cevapsiz-kalan-soru-var-neredeydi-4812652</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/derbide-cevapsiz-kalan-soru-var-neredeydi-4812652" rel="standout" />
      <description>Kadıköy’de oynanan derbi uzun süre konuşulacak gibi görünüyor. Fenerbahçe'nin son dakikada kazandığı penaltı ve Kerem Aktürkoğlu’nun 90+11’de attığı gol, sarı-lacivertlilere hayati bir galibiyet getirdi. Ancak bu galibiyetin gölgesinde kalan en büyük tartışma, hakem Yasin Kol’un verdiği o kritik penaltı kararı oldu. Futbolun doğasında hata vardır ama bu denli belirleyici bir pozisyonda yapılan hata, oyunun önüne geçer. Maçın genelinde Fenerbahçe’nin daha istekli ve baskılı oynadığı açık. Özellikle</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadıköy’de oynanan derbi uzun süre konuşulacak gibi görünüyor. Fenerbahçe'nin son dakikada kazandığı penaltı ve Kerem Aktürkoğlu’nun 90+11’de attığı gol, sarı-lacivertlilere hayati bir galibiyet getirdi. Ancak bu galibiyetin gölgesinde kalan en büyük tartışma, hakem Yasin Kol’un verdiği o kritik penaltı kararı oldu. Futbolun doğasında hata vardır ama bu denli belirleyici bir pozisyonda yapılan hata, oyunun önüne geçer.</p><p>Maçın genelinde Fenerbahçe’nin daha istekli ve baskılı oynadığı açık. Özellikle ikinci yarıda kurdukları oyunla galibiyeti isteyen taraf olduklarını net şekilde gösterdiler. Buna rağmen, böylesine kritik bir derbide sonuca doğrudan etki eden tartışmalı bir penaltı, “hak edilmiş galibiyet” algısını zedeliyor. Futbolun adaleti, sadece kimin daha iyi oynadığıyla değil, sonucun nasıl belirlendiğiyle de ilgilidir.</p><p><br></p><p>Beşiktaş cephesinden yükselen tepkiler de bu yüzden yabana atılacak türden değil. Sergen Yalçın’ın maç sonu açıklamalarında vurguladığı gibi, pozisyonun ceza sahası dışında olduğu iddiası ve VAR’ın bu karara müdahale etmemesi, tartışmayı daha da büyütüyor. VAR sisteminin amacı hataları minimize etmek iken, böylesi bir pozisyonda devreye girmemesi sistemin güvenilirliğini sorgulatıyor.</p><p><br></p><p>Sonuç olarak Fenerbahçe üç puanı hanesine yazdırdı ve şampiyonluk yarışında kritik bir adım attı. Ancak bu derbi, skordan çok hakem kararlarıyla hatırlanacak gibi duruyor. Türk futbolunun en büyük ihtiyacı olan güven duygusu ise bu tür tartışmalarla her geçen gün biraz daha aşınıyor. Eğer futbolun sahada kazanılması isteniyorsa, adaletin de aynı sahada sağlanması gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/derbide-cevapsiz-kalan-soru-var-neredeydi-4812652</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir adam geldi ve 24 yıllık hasreti bitirdi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bir-adam-geldi-ve-24-yillik-hasreti-bitirdi-4812191</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bir-adam-geldi-ve-24-yillik-hasreti-bitirdi-4812191" rel="standout" />
      <description>24 yıl… Bir neslin büyüdüğü, umut ettiği, hayal kırıklıkları yaşadığı uzun bir bekleyiş. Ve şimdi, o bekleyişin sonunda yeniden dünya sahnesine çıkıyoruz. Türkiye, yıllar sonra FIFA Dünya Kupası bileti alırken, bu hikâyenin başrolünde tek bir isim var: Vincenzo Montella. Bu sadece bir teknik direktör başarısı değil. Bu, bir zihniyet değişimi. Montella geldiğinde herkesin aklında soru işaretleri vardı. Ama o, gürültü yapmadı. Büyük laflar etmedi. Sahaya konuşan, planı olan, ne yaptığını bilen bir</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>24 yıl… Bir neslin büyüdüğü, umut ettiği, hayal kırıklıkları yaşadığı uzun bir bekleyiş. Ve şimdi, o bekleyişin sonunda yeniden dünya sahnesine çıkıyoruz. Türkiye, yıllar sonra FIFA Dünya Kupası bileti alırken, bu hikâyenin başrolünde tek bir isim var: Vincenzo Montella.</p><p>Bu sadece bir teknik direktör başarısı değil. Bu, bir zihniyet değişimi. Montella geldiğinde herkesin aklında soru işaretleri vardı. Ama o, gürültü yapmadı. Büyük laflar etmedi. Sahaya konuşan, planı olan, ne yaptığını bilen bir takım inşa etti.</p><p>Belki en önemlisi, kaybolan o “aidiyet duygusunu” geri getirdi. Oyuncular artık sadece forma giymiyor, o formayı taşıyor. Sahada sadece koşmuyor, mücadele ediyor. Çünkü bir teknik adam, sadece taktik vermez; bir inanç aşılar. Montella’nın yaptığı tam olarak buydu.</p><p>24 yıl boyunca kaç jenerasyon geldi geçti… Kaç umut yarım kaldı… Ama bu kez farklıydı. Çünkü bu takım, zor anlarda da oyunun içinde kalmayı bildi. Çünkü bu takım, sadece yetenekle değil, akılla oynadı.</p><p>Ve şimdi dönüp baktığımızda görüyoruz ki bu başarı tesadüf değil. Bu, sabrın, planın ve doğru liderliğin sonucu.</p><p>Belki yıllar sonra bu süreci anlatırken skorlar unutulacak, maçlar silikleşecek. Ama bir şey hep hatırlanacak:</p><p>Bir adam geldi ve 24 yıllık hasreti bitirdi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/bir-adam-geldi-ve-24-yillik-hasreti-bitirdi-4812191</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Derbiyi 'Uğurcan Çakır ikilemi' çözer!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/derbiyi-ugurcan-cakir-ikilemi-cozer-4812028</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/derbiyi-ugurcan-cakir-ikilemi-cozer-4812028" rel="standout" />
      <description>Milli Takım araları Galatasaray için büyük risk. Sarı Kırmızılılar milli takımlara gönderdiği oyuncuların geri dönüşlerinde sorunlar yaşayabiliyor. Bu milli aranın en büyük eksisi de Gabriel Sara oldu. Brezilyalı futbolcu, milli takım arasından sakat döndü. Osimhen'in eksikliğine Sara'nın eklenmesiyle Galatasaray'ın oyun iskeletinde aksaklıklar olması çok doğal. Sarı Kırmızılılarda Icardi'nin 11 senaryosunda olacağı yeni bir dönem daha başlıyor. Bakalım Arjantinli yıldız, Trabzonspor maçıyla birlikte</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Takım araları Galatasaray için büyük risk. Sarı Kırmızılılar milli takımlara gönderdiği oyuncuların geri dönüşlerinde sorunlar yaşayabiliyor. Bu milli aranın en büyük eksisi de Gabriel Sara oldu. Brezilyalı futbolcu, milli takım arasından sakat döndü. Osimhen'in eksikliğine Sara'nın eklenmesiyle Galatasaray'ın oyun iskeletinde aksaklıklar olması çok doğal. Sarı Kırmızılılarda Icardi'nin 11 senaryosunda olacağı yeni bir dönem daha başlıyor. Bakalım Arjantinli yıldız, Trabzonspor maçıyla birlikte bu beklentilere karşılık verebilecek mi? </p><p>Galatasaray adına Trabzonspor maçının kritik noktalarından biri de Icardi olacak...  Trabzonspor evinde büyük bir baskı ortamı oluşturacak. Fatih Tekke ve ekibi, zirve iddiasında olabilmek için bu fırsatı değerlendirmek isteyecektir. Bu arada Trabzonspor'da Batagov ve Oulai gibi çok önemli iki oyuncu yok. Ev sahibi ekip adına bu isimlerin yerine oynayacak oyuncuların belirleyici olacağını söylemek gerekiyor. Öte yandan karşılaşmanın öznesi Uğurcan Çakır olmuş vaziyette. Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan'ın söylemleri ile birlikte milli kaleci maçın şimdiden gündemi oldu. Maç içerisinde bu durum kime zarar verir onu kestirmek zor. Uğurcan Çakır psikolojik olarak etkilenir mi ya da Trabzonspor tribünü Uğurcan'a odaklanıp maç temposunu arka plana mı atar? Bunu maç saatinde yaşayıp göreceğiz. </p><p>Hak edenin kazanacağı bir mücadele olsun. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/derbiyi-ugurcan-cakir-ikilemi-cozer-4812028</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>24 yıl sonra yeniden</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/24-yil-sonra-yeniden-4812022</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/24-yil-sonra-yeniden-4812022" rel="standout" />
      <description>A Milli Takımımız, Kosova deplasmanında sadece bir maçı kazanmadı; yılların özlemini, yarım kalan hayalleri ve bir neslin bekleyişini de sonlandırdı. Tam 24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası sahnesine çıkacak olmak, futbolun ötesinde bir anlam taşıyor. 2002’de yazılan o destanı hatırlayanlar için bu başarı, bir 'dejavu' gibi. O günlerde sokaklara dökülen insanlar, bayraklarla donatılan şehirler ve kalplerde hissedilen tarifsiz gurur… Şimdi aynı hikâye, yeni bir kadro ve yeni bir ruhla yeniden yazılmaya</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Takımımız, Kosova deplasmanında sadece bir maçı kazanmadı; yılların özlemini, yarım kalan hayalleri ve bir neslin bekleyişini de sonlandırdı. Tam 24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası sahnesine çıkacak olmak, futbolun ötesinde bir anlam taşıyor. </p><p>2002’de yazılan o destanı hatırlayanlar için bu başarı, bir 'dejavu' gibi. O günlerde sokaklara dökülen insanlar, bayraklarla donatılan şehirler ve kalplerde hissedilen tarifsiz gurur… Şimdi aynı hikâye, yeni bir kadro ve yeni bir ruhla yeniden yazılmaya hazırlanıyor. Üstelik bu kez sahada sadece yetenek değil; sabır, disiplin ve “gol yemeden kazanma” alışkanlığı var. Bu takım, zor maçları oynamayı öğrenmiş bir takım.</p><p>Teknik direktör Vincenzo Montella’nın sözleri de bu başarının arkasındaki ruhu özetliyor: Aidiyet duygusu, mücadele ve birlikte kazanma arzusu… Bu takım artık sadece bireysel yıldızlardan oluşan bir topluluk değil; gerçek anlamda bir “takım”. Sahaya çıkan herkesin aynı hedef için koştuğu, aynı hayali paylaştığı bir yapıdan bahsediyoruz.</p><p>Şimdi önümüzde yeni bir yol var: Dünya Kupası… Belki 2002’deki destan yeniden yazılacak, belki de sahneye yepyeni kahramanlar çıkacak. Ama en değerlisi, bu ülkenin yeniden milli takımına ve kendi potansiyeline güven duymaya başlaması.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/24-yil-sonra-yeniden-4812022</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ay Yıldız göndere çekilecek</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ay-yildiz-gondere-cekilecek-4810914</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ay-yildiz-gondere-cekilecek-4810914" rel="standout" />
      <description>Dünya üçüncüsü olduğunda, “Dünya şampiyonu olamadığımız için Türk halkından özür dileriz” diyen Şenol Güneş anlayışından, “Biz bitti demeden bitmez” diyen, Fatih Terim dirayetine paralel olarak bir yeni başarıyı daha tarihimize yazdık. Pivot santraforu yok diye mide bulantısına varacak rahatsızlığı bünyesinde hisseden Montella’nın teknik direktörlüğünde Avrupa şampiyonasını gözyaşları içinde bitiren Ay Yıldızlı Millilerin bu inadı ve inanmışlığı dünya kupası vizesinin en önemli belgesiydi. Aslında</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya üçüncüsü olduğunda, “Dünya şampiyonu olamadığımız için Türk halkından özür dileriz” diyen Şenol Güneş anlayışından, “Biz bitti demeden bitmez” diyen, Fatih Terim dirayetine paralel olarak bir yeni başarıyı daha tarihimize yazdık. Pivot santraforu yok diye mide bulantısına varacak rahatsızlığı bünyesinde hisseden Montella’nın teknik direktörlüğünde Avrupa şampiyonasını gözyaşları içinde bitiren Ay Yıldızlı Millilerin bu inadı ve inanmışlığı dünya kupası vizesinin en önemli belgesiydi. </p><p>Aslında konu 24 yıllık serüven değil, 24 yılın hazımsızlığı ve başaramamanın verdiği ezikliğin dışa vurumu. Bu ezikliği yaşayanların 24 yılda Türk futbolunun içinde bulunan kısır döngünün içinden çıkamamasının aczi devam ederken aslında acı veren en önemli gerçeğin; Milli takımın çoğunluğunun gurbetçi olduğu gerçeği ile yüzleşmeleri. </p><p>Villa muhabbetiyle işin şekline değiştirmeye çalışanların karakterli takım muhabbetine inat, kaptan Hakan Çalhanoğlu’nun Milli takımın bünyesini oluşturan geçmiş dönem Milli takım oyuncuları ile Amerika’ya gitmek istediklerini açıklaması geçmişte krize dönen jip muhabbetini günümüzde villa muhabbetine dönüştürmeden bitirdi. </p><p>Tarihin en karakterli oyuncu grubunu tüm zamanlara yayan Çalhanoğlu’nun basın toplantısında ki özgün açıklamaları gösterdi ki bizim çocukların istek ve arzusu bu dünya kupasına gidecekti ve dedikleri de oldu. Geçmiş dönemlerde Ay Yıldızlı forma ile mücadele eden oyuncuların en karakterli takım iddiasına söyleyecek bir şeyleri vardır diyerek maça dönersek; her hakkı ile Dünya kupasını hak eden bir takımımız vardı sahada. Alman disipliniyle bezenmiş kardeş ülke Kosova karşısında; kim nasıl oynadı, nasıl mücadele etti, neler kurtarıldı, neler kaçırıldı bir yana, Türk Milli takımın zaferi hepsinin önüne geçti ve Ay Yıldızlı bayrağımız dünyanın bu ucunda savaşla beslenen, dünyanın öbür ucunda şovla yaşayan ABD’ de tüm asaleti ve inancıyla göndere çekilecek.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/ay-yildiz-gondere-cekilecek-4810914</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir şarkı istiyoruz sizden... Son bir şarkı!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/bir-sarki-istiyoruz-sizden-son-bir-sarki-4810613</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/bir-sarki-istiyoruz-sizden-son-bir-sarki-4810613" rel="standout" />
      <description>“Bir şarkı istiyorum senden. Son bir şarkı…” repliği çınlıyor kulağımda iki gündür. Futbolun zirvesi olan bu turnuvaya en son 24 yıl önce gitmiştik. Bu takımda forma giyen bir çok oyuncu, o gün henüz doğmamıştı bile… Aradan 5 Dünya Kupası geldi geçti. Türkiye oralarda olmadığı için kendimize yakın takımlar bulup birini destekledik. Ama artık Dünya Kupası’nda kendi ülkemizin takımını destekleyeceğimiz zamanlar geldi. Rakip Kosova… Gönül ister ki; kardeşimiz Kosova’yı yanımıza alıp turnuvaya birlikte</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Bir şarkı istiyorum senden. Son bir şarkı…” repliği çınlıyor kulağımda iki gündür. Futbolun zirvesi olan bu turnuvaya en son 24 yıl önce gitmiştik. Bu takımda forma giyen bir çok oyuncu, o gün henüz doğmamıştı bile… Aradan 5 Dünya Kupası geldi geçti. Türkiye oralarda olmadığı için kendimize yakın takımlar bulup birini destekledik. Ama artık Dünya Kupası’nda kendi ülkemizin takımını destekleyeceğimiz zamanlar geldi. Rakip Kosova… Gönül ister ki; kardeşimiz Kosova’yı yanımıza alıp turnuvaya birlikte gidelim ama olmuyor. Futbolda Milli maçlar, kulüp maçlarına benzemez… Temsil noktasında önemli başlıklar içerir. Sahaya çıkan futbolcular da bunun bilincinde çıkar. Sadece kendileri için değil, dünyada o millete mensup herkes adına çıkarlar sahaya. Prim ve hediye tartışmaları konusu sevimsiz duruyor. Çocukların böyle bir talebi yokken bunu gündeme getirmek negatif etki yapmaz umarım. Biz; kalitemizi ve neler yapabileceğimizi biliyoruz. Duyguya akıl katmış bir Milli Takım izliyoruz. Önceleri duygumuz ağır basar, bu da zaman zaman bize zarar verirdi. Elbette duygu bu oyunun yarısıdır ancak bir o kadar da soğukkanlılık ve oyun aklı katarsanız, bu yeteneklerin hakkını verirsiniz. Kosova ise kendini dünyaya göstermek adına ciğerde, zihinde, yürekte ne varsa duygu yoğunluğu ile sahaya koyacak. Bu durum, sakin kalan ve oyunun her bölümünde favori olduğunu unutmayan, geçiş oyununu Avrupa’da en iyi oynayan milli takımımız için fırsatlar doğuracaktır. Aslında bu saatten sonra iyi oyun değil derdimiz, doğru oyun… Tam; '1-0 olsun, bizim olsun’luk bir maç. Haydi çocuklar! “Bir şarkı istiyoruz sizden. Son bir şarkı!”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/bir-sarki-istiyoruz-sizden-son-bir-sarki-4810613</link>
      <subcategory>Ergin  Aslan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Kupası'nı hak ediyoruz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/dunya-kupasini-hak-ediyoruz-4810049</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/dunya-kupasini-hak-ediyoruz-4810049" rel="standout" />
      <description>A Milli Takımımız, Salı günü yakın tarihin en önemli maçlarından birine çıkacak. Ay-Yıldızlılar, Kosova karşısında galibiyet elde etmesi halinde Dünya Kupası'na katılacak ve 24 yıllık hasrete son verecek. Tabii bu çok da kolay olmayacak. Slovakya'yı deplasmanda 4-3 yenen Kosova, oldukça formda ve motive. Maçın Kosova'da olması da işi zorlaştıran bir başka neden... Elemelerde yer aldığı grubu 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetle tamamlayan Kosova, 11 puanla ikinci sırayı alarak play-off’a</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Takımımız, Salı günü yakın tarihin en önemli maçlarından birine çıkacak. Ay-Yıldızlılar, Kosova karşısında galibiyet elde etmesi halinde Dünya Kupası'na katılacak ve 24 yıllık hasrete son verecek. Tabii bu çok da kolay olmayacak. Slovakya'yı deplasmanda 4-3 yenen Kosova, oldukça formda ve motive. Maçın Kosova'da olması da işi zorlaştıran bir başka neden... </p><p>Elemelerde yer aldığı grubu 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetle tamamlayan Kosova, 11 puanla ikinci sırayı alarak play-off’a yükseldi. Bu süreçte İsveç ve Slovenya karşısında aldığı kritik galibiyetler, takımın çıkışının en önemli göstergeleri oldu. 2025–2026 dönemine ait genel performans verilerine bakıldığında Kosova’nın hücum gücü öne çıkıyor. Maç başına ortalama 2.2 gol atan ekip, kalesinde ise 1.3 gol görüyor. Toplamda 22 gol atıp 13 gol yiyen takımın maçları ortalama 3.5 gol gibi yüksek bir skora sahne oluyor.</p><p>A Milli Takımımız'da durum nasıl, gelin biraz da bizden bahsedelim.</p><p>Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella uzun süredir forvetsiz sistemle olumlu sonuçlar alıyor. Ay-Yıldızlılar buna rağmen 2.3'lük bir gol ortalamasına sahip. İtalyan teknik adamın Kosova maçına da çok farklı çıkmasını beklemiyorum. İdealden çok uzaklaşan bir teknik adam olmadığını biliyoruz. Romanya karşılaşmasında sabırlı bir oyunla rakibe de çok fırsat vermeden istediğimiz sonucu aldık. Kosova Milli Takımı'na göre çok daha fazla üst seviyede oyuncuya sahibiz ve bu noktada sahneye çıkmalarını bekliyoruz. Romanya maçında olduğu gibi...</p><p>Gelelim medya okumasına... Romanya maçı öncesinde kamuoyu, milli takımın farklı kazanmasını bekliyordu. Ancak bu maçların ne kadar zor olabileceği konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olunmadığını düşünüyorum. Romanya maçı öncesinde eleştirdiğim fikre sahip olan birçok kişi Slovakya-Kosova maçını da Slovakya'nın kazanacağını söylüyordu. Ortaya çıkan tabloda Kosova bizim rakibimiz oldu. Şimdi de "Kosova çok iyi takım, Kosova bizi eler" diyorlar. Anlaşılan bunun sonu pek yok gibi. </p><p>Ben A Milli Takımımıza güveniyorum. Bu bizim çocuklara güveniyorum. Başaracaklarına inanıyorum. Kosova'dan daha iyi olduklarını düşünüyorum. Hak ettiğimizi hissediyorum. </p><p>Vurduğunuz gol olsun, dönüşünüz zaferle olsun...</p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/dunya-kupasini-hak-ediyoruz-4810049</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>24 yıllık hasrete son 90 dakika: Kosova nasıl bir takım ve nasıl eleriz?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/24-yillik-hasrete-son-90-dakika-kosova-nasil-bir-takim-ve-nasil-eleriz-4810101</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/24-yillik-hasrete-son-90-dakika-kosova-nasil-bir-takim-ve-nasil-eleriz-4810101" rel="standout" />
      <description>Bu, sadece bir maç değil… Futbolun ötesinde 24 yıllık özlemin giderildiği bir an olabilir. Peki Kosova nasıl bir oyun sergileyecek? Biz Kosova'yı nasıl eleriz? Kosova, Romanya’dan farklı bir profil çiziyor. Daha az savunma, daha fazla hücum. Vedat Muriqi ve Fisnik Asllani gibi bitiricilerle ceza sahasında etkinler. Ama asıl kilit, bağlantı oyununu yöneten Muslija. Orta sahayı bypass edip uzun ve direkt oyunla forveti bulduklarında, ikinci toplarla rakibi boğabiliyorlar. Bu yüzden mesele sadece savunmak</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu, sadece bir maç değil… Futbolun ötesinde 24 yıllık özlemin giderildiği bir an olabilir. Peki Kosova nasıl bir oyun sergileyecek? Biz Kosova'yı nasıl eleriz?</p><p>Kosova, Romanya’dan farklı bir profil çiziyor. Daha az savunma, daha fazla hücum. Vedat Muriqi ve Fisnik Asllani gibi bitiricilerle ceza sahasında etkinler. Ama asıl kilit, bağlantı oyununu yöneten Muslija. Orta sahayı bypass edip uzun ve direkt oyunla forveti bulduklarında, ikinci toplarla rakibi boğabiliyorlar.</p><p>Bu yüzden mesele sadece savunmak değil; ikinci topları domine etmek. Çünkü Kosova, baskıyı doğru anlarda yapabilen, topu kazandığında hızla yön değiştiren bir ekip. Özellikle kenarlardan gelen ortalar ve duran toplar en büyük silahları. Sağ kanatta Vojvoda bindirmeleriyle genişlik sağlıyor, ortalarla ceza sahasına servis yapıyorlar.</p><p>Ama bu maçın kırılma noktası, bizim neyi ne zaman yaptığımız olacak. Kosova’nın en zayıf anı: top kaybı sonrası yerleşim. Eğer kazandığımız topları hızlıca üçüncü bölgeye taşıyabilirsek, savunma organizasyonlarını kuramadan yakalayabiliriz. Yani bu maçın anahtarı: geçiş hücumlarını doğru oynayıp, sakin kalmak.</p><p>Sol kanatları savunma anlamında kırılgan. Ferdi Kadıoğlu – Kenan Yıldız hattı burada adeta bir “matkap” görevi görebilir. Sürekli tekrar eden koşular, half-space koşuları ve çizgiye inen aksiyonlarla o bölgeyi aşındırmak, savunma dengesini bozacaktır.</p><p>Ancak bu maç sadece taktik değil, psikoloji maçı da. Kosova pes etmeyen, oyunun içinde kalmayı bilen bir takım. Skor ne olursa olsun vazgeçmiyorlar. Bu yüzden Türkiye’nin en büyük hedefi şu olmalı: Maçı 75. dakikaya kalmadan kırmak.</p><p>Çünkü süre uzadıkça, umut büyür. Umut büyüdükçe direnç artar. Direnç arttıkça oyun kaosa döner. Ve kaos, bu tarz fiziksel oynayan takımların en sevdiği zemin. Sertlik dozunu artıracaklar, oyunu durduracaklar, sinirleri test edecekler. Burada soğukkanlı kalınıp, oyunu kontrol etmek şart.</p><p>Başlangıç da kritik olacak. Kosova maça yüksek tempoyla, ön alan baskısıyla girecektir. İlk 15 dakikayı doğru oynamak, o baskıyı kırmak ve topa hükmetmek, oyunun geri kalanını şekillendirecek.</p><p>Sonuç olarak bu maç, kaliteyle değil; doğru plan, doğru tempo ve doğru zihinle kazanılır. Türkiye teknik kapasite olarak fersah fersah önde. Ama bunu sahaya yansıtmak için disiplinli bir oyun, doğru geçişler ve erken gelen bir gol şart.</p><p>Çünkü bu maçın sonunda sadece bir galibiyet yok…</p><p>24 yıl sonra yeniden yazılacak bir hikâye var...</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/24-yillik-hasrete-son-90-dakika-kosova-nasil-bir-takim-ve-nasil-eleriz-4810101</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sözün bittiği yerdeyiz: 24 yılın hasreti sahaya çıkıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/sozun-bittigi-yerdeyiz-24-yilin-hasreti-sahaya-cikiyor-4810115</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/sozun-bittigi-yerdeyiz-24-yilin-hasreti-sahaya-cikiyor-4810115" rel="standout" />
      <description>A Milli Takımımız için artık sözün bittiği yerdeyiz. Bir yanda yılların özlemi, diğer yanda tek bir maç… 2002’de dünyaya kendini hayran bırakan o ruh, şimdi yeniden sahneye çıkmak için bekliyor. O turnuvada yazılan hikâye hâlâ hafızalarda; Brezilya’ya kafa tutan, Japonya’yı geçen, Senegal’i eleyen ve Güney Kore karşısında üçüncülüğe uzanan bir milletin gururuydu o takım. Şimdi ise aynı gururu yeniden yaşatacak bir fırsat kapıda. Aradan geçen 24 yıl çok şey değiştirdi. O gün sahada olanların bir</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Milli Takımımız için artık sözün bittiği yerdeyiz. Bir yanda yılların özlemi, diğer yanda tek bir maç… 2002’de dünyaya kendini hayran bırakan o ruh, şimdi yeniden sahneye çıkmak için bekliyor. O turnuvada yazılan hikâye hâlâ hafızalarda; Brezilya’ya kafa tutan, Japonya’yı geçen, Senegal’i eleyen ve Güney Kore karşısında üçüncülüğe uzanan bir milletin gururuydu o takım. Şimdi ise aynı gururu yeniden yaşatacak bir fırsat kapıda.</p><p>Aradan geçen 24 yıl çok şey değiştirdi. O gün sahada olanların bir kısmı bugün teknik adam, yorumcu ya da hatıraların kahramanı. Hatta bugünkü kadroda yer alan bazı gençler, 2002’deki o tarihi başarı yaşandığında henüz dünyaya bile gelmemişti. Ama futbolun en güzel yanı da bu değil mi? Nesiller değişir, formalar değişir ama hayaller aynı kalır. Ay-yıldızlı formayı sırtına geçiren herkes, o mirası taşır.</p><p><br></p><p>Vincenzo Montella için de bu maç ayrı bir anlam taşıyor. 2002’de futbolcu olarak o atmosferi yaşayan bir isim, şimdi Türkiye’nin başında o hikâyenin yeni bölümünü yazmak istiyor. Bu sadece bir teknik direktör hikâyesi değil; bu, geçmişle bugünün kesiştiği bir kader anı. Sahaya çıkacak oyuncular için ise bu maç, kariyerlerinin en özel gecelerinden biri olabilir.</p><p><br></p><p>Rakip kim olursa olsun, bu maçın adı artık sadece futbol değil. Bu, bir ülkenin yeniden dünya sahnesine çıkma arzusu. 24 yılın hasreti, milyonların duası ve tek bir hedef: yeniden Dünya Kupası. Belki de bir neslin ilk kez yaşayacağı o heyecan, sadece 90 dakika uzağımızda. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/sozun-bittigi-yerdeyiz-24-yilin-hasreti-sahaya-cikiyor-4810115</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 02:59:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklar kafaya koydu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/cocuklar-kafaya-koydu-4809524</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/cocuklar-kafaya-koydu-4809524" rel="standout" />
      <description>Geçmişinde ezber bozmayı maharet haline getiren Lucescu’nun takımı Romanya, aslında fazla bir şey yapmadı. Savunmasını kalabalık tutup, kenarları ikili oyuncu grubuyla kapatıp, merkezden gelecek Hakan, Arda tehlikesini de ikili sıkıştırmalarla kalesinden uzak tutarak hem ekonomik oynadı, hem de sıkıntı yaşamadı. Buna karşın özellikle ilk yarıda pas bağlantıları ile savunma arkasında Kerem’i buluşturmayı amaçlayan Türk Milli takımı topa ve oyuna hakim olmasına rağmen bunu beşe iki antrenmanları boyutundan</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişinde ezber bozmayı maharet haline getiren Lucescu’nun takımı Romanya, aslında fazla bir şey yapmadı. Savunmasını kalabalık tutup, kenarları ikili oyuncu grubuyla kapatıp, merkezden gelecek Hakan, Arda tehlikesini de ikili sıkıştırmalarla kalesinden uzak tutarak hem ekonomik oynadı, hem de sıkıntı yaşamadı. Buna karşın özellikle ilk yarıda pas bağlantıları ile savunma arkasında Kerem’i buluşturmayı amaçlayan Türk Milli takımı topa ve oyuna hakim olmasına rağmen bunu beşe iki antrenmanları boyutundan öteye taşıyamadı. İkinci yarıda bu formasyonu Arda ile mükemmel uygulayan Millilerimiz sürpriz bir ismi, Ferdi’yi kale alanında buluşturdu ve skoru buldu.</p><p>İlk yarıda Ay-Yıldızlı Milliler belki çok koştu, topa en fazla hakim olan taraf oldu ama bu sadece yorulmalarına yol açtı.</p><p>Bu tür final maçları ayrı bir motivasyon ister doğru. Fakat, bu doğru, sonuç üretmek için yeterli olur mu? İşte ortaya çıkan tablo gösterdi ki değil. Ön alan baskısı yaptık, rakip çıktı. Hakan ve Arda ile oyunu iki yönlü ve çabuk oynadık; rakip kapandı. Kenan ve Barış ile çizgiye indik rakip yine karşıladı. Dış şut teşebbüslerimiz ise evlere şenlikti.</p><p>Türk Milli takımının Romanya karşısında en önemli görüntüsü vazgeçmemesiydi. Başladığı gibi devam eden Ay yıldızlı Millilerimiz sadece hücum organizasyonlarında isim değişikliğine gitti. Bu tür maçlarda alan ve adam paylaşımı yapılıyorsa mutlaka gol bölgesinde sürpriz bir isim bulunduracaksın ki Milli takımın bu organizasyonu sonucu da beraberinde getirdi.</p><p>Montella’nın, Orkun’u oyuna alması çalışılan dersin en önemli parçasıydı. İsmail Yüksek’in savunmanın ortasında değerlendirilmesi ne kadar doğruysa Orkun ile Hakan ve Arda’nın yükünün hafifletilmesi de o kadar doğruydu. Her şeye rağmen istek ve arzusu ile alkışlanmaya değer bir takımımız var.</p><p>Sonuç olarak bizim çocuklar kafaya koydu. Amerika’ya gidecekler…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ali-kemal-yazici/cocuklar-kafaya-koydu-4809524</link>
      <subcategory>Ali Kemal Yazıcı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hem fizik hem zihin</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/hem-fizik-hem-zihin-4808822</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/hem-fizik-hem-zihin-4808822" rel="standout" />
      <description>Yıllar sonra Dünya Kupası’nın eşiğindeyiz. Yakaladığımız iyi hava ve iyi kadro bize çok şey vadediyor. Dünyanın en önemli takımlarında oynayıp o takımların en önemli oyuncuları durumuna gelen yıldızlarımız var. Birçoğu da formlarının zirvesindeler. Romanya maçı görece olarak kolay görünse de, oynanmamış bir maç henüz kazanılmamıştır. Hele ki bu maç tarihin en iyi teknik direktörlerinden birisi olan Mircea Lucescu’nun takımına karşı yapılıyorsa… Bu durumda iki kere düşünüp her ihtimal için 2 kere</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar sonra Dünya Kupası’nın eşiğindeyiz. Yakaladığımız iyi hava ve iyi kadro bize çok şey vadediyor. Dünyanın en önemli takımlarında oynayıp o takımların en önemli oyuncuları durumuna gelen yıldızlarımız var. Birçoğu da formlarının zirvesindeler. Romanya maçı görece olarak kolay görünse de, oynanmamış bir maç henüz kazanılmamıştır. Hele ki bu maç tarihin en iyi teknik direktörlerinden birisi olan Mircea Lucescu’nun takımına karşı yapılıyorsa… Bu durumda iki kere düşünüp her ihtimal için 2 kere önlem almanız gerekiyor. Bu demek değil ki çekinerek oynayalım. Elbette iyi olan biziz, favori olan biziz, seyirci avantajına ve takım kalitesine sahip olan biziz… Ancak oyunun 90 dakika (belki uzatmalarla 120 dakika) olduğunu unutmadan, gerçeklikten ve ciddiyetten kopmadan, rakibe saygı duyarak, mental olarak da bu maça sağlam hazırlanmalıyız. Romanya’nın seviye olarak bize yakın rakiplerle deplasmanda oynadığı 2 maçı seyrettim. Avusturya’ya karşı ilk yarı boyunca direndiler, Bosna-Hersek’e karşı ise öne geçtikleri maçı ikinci yarıda verdiler. Yani dirençli başlayıp arka boşluklara hızlı koşular yapıyorlar. O yüzden dirençlerini kırmak için erken bulacağımız bir gol yolumuzu çok genişletir. Ancak gol gecikse bile, hem tribünlerin hem teknik heyetin hem de sahadaki futbolcularımızın telaşa kapılıp gerçeklikten kopmaması gerekiyor. O gol öyle ya da böyle gelecek. Çünkü bu maçın ilk dakikasında favori biz isek, skor olarak ortada giden maçın 80. dakikasında hala favori biziz… Yeter ki maç içinde telaş, panik, kırılma yaşamayalım. Montella’nın Dünya Kupası hayaliyle belki uykuları kaçan genç oyuncularımızı, fiziğin yanında zihin olarak bu maçlara çok iyi hazırlaması gerekiyor…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergin-aslan/hem-fizik-hem-zihin-4808822</link>
      <subcategory>Ergin  Aslan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anfield gerçeği</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/oguz-altay/anfield-gercegi-4807976</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/oguz-altay/anfield-gercegi-4807976" rel="standout" />
      <description>Galatasaray, Şampiyonlar Ligi son 16 turunda rakibi Liverpool’u, kendi evinde 1-0 mağlup etse de Anfield gerçeği ile İngiltere’de yüzleşti. Sarı-kırmızılılar, defansta savunamadı, orta sahada karşılayamadı ve hücumda ise üretemedi. Maçı enine boyuna konuşmanın pek bir anlamı yok çünkü Galatasaray alıştırdığı oyununu oynayamadı, Liverpool kalite farkıyla buna müsaade etmedi. Aslan, kanatlarda Sane ve Barış’la başlamalıydı. Ocak ayında kreatif bir on numara alınmalı diye defalarca söyledik. İki maçta</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray, Şampiyonlar Ligi son 16 turunda rakibi Liverpool’u, kendi evinde 1-0 mağlup etse de Anfield gerçeği ile İngiltere’de yüzleşti. Sarı-kırmızılılar, defansta savunamadı, orta sahada karşılayamadı ve hücumda ise üretemedi. Maçı enine boyuna konuşmanın pek bir anlamı yok çünkü Galatasaray alıştırdığı oyununu oynayamadı, Liverpool kalite farkıyla buna müsaade etmedi. </p><p>Aslan, kanatlarda Sane ve Barış’la başlamalıydı. Ocak ayında kreatif bir on numara alınmalı diye defalarca söyledik. İki maçta da Galatasaray’ın orta saha özelinde efektifliği sıfırdı. İlk maçta Sallai, bek pozisyonunda gayet iyiydi. Neden kanat tercih edildiği anlaşılamadı. Osimhen’in erken sakatlığıyla yarım saati neredeyse 10 kişi oynayan Galatasaray, yüksek tempo oyuna direnemedi. </p><p>Savunma, ciddi anlamda ağır kaldı; orta saha da aynı şekilde tempoya ayak uyduramadı. Liverpool oyuncuları neredeyse her hücumda rahat şekilde pozisyon bulup şut çekebildi. Üstelik dönen topların tamamını toplamaları da kontrolü tamamen onlara verdi. Boey, ilk yarıda inişli-çıkışlı bir performans sergilerken Okan Buruk’un onu çıkarıp Sallai’yi sağ beke çekmesi dengeleri iyice bozdu. Sallai’nin savunma yönü zayıf; nitekim o kanattan iki gol yendi. Barış Alper, önceki maçların yıldızıydı ama bu maçta sahada yok gibiydi. Brezilya Milli Takımı’na çağrılan Sara ise beklentilerin çok uzağında kaldı, neredeyse olumlu bir katkı veremedi. Bu durum Liverpool’un yoğun baskısından mı kaynaklandı yoksa sarı-kırmızılıların kötü gününe denk gelmesi mi, orası biraz soru işareti. Her şeye karşın G.Saray’a bu sezon Şampiyonlar Ligi’ndeki temsiliyeti için teşekkür ediyoruz.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/oguz-altay/anfield-gercegi-4807976</link>
      <subcategory>Oğuz Altay</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Liverpool ve İngiliz lobisi! </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/liverpool-ve-ingiliz-lobisi-4808130</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/liverpool-ve-ingiliz-lobisi-4808130" rel="standout" />
      <description>Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ne son 16 turu rövanş maçında veda etti. Liverpool’a karşı kazanılan ilk maçın avantajı ikinci maçta kullanılamadı ve açıkçası işler maçın ilk düdüğünden son düdüğüne kadar hep ters gitti. Mücadelenin sonunda yaşanan sakatlık ise gündem oldu. Noa Lang’ın reklam panolarına sıkışan parmağı gecenin en çok konuşulan olayı haline geldi. Yıllardır tartışılan saha ölçüleri meselesi yeniden gündeme geldi. Ayrıca saha kenarlarına konulan reklam panolarının da futbolcu sağlığını</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ne son 16 turu rövanş maçında veda etti. Liverpool’a karşı kazanılan ilk maçın avantajı ikinci maçta kullanılamadı ve açıkçası işler maçın ilk düdüğünden son düdüğüne kadar hep ters gitti.</p><p>Mücadelenin sonunda yaşanan sakatlık ise gündem oldu. Noa Lang’ın reklam panolarına sıkışan parmağı gecenin en çok konuşulan olayı haline geldi. Yıllardır tartışılan saha ölçüleri meselesi yeniden gündeme geldi. Ayrıca saha kenarlarına konulan reklam panolarının da futbolcu sağlığını ne kadar riske attığı net bir şekilde görüldü. Maçın kaybedlişi, Galatasaray’ın elenişi derken bu yaşananlar bizleri oldukça sinirlendirdi. Aynı olayın Liverpoollu bir futbolcunun başına İstanbul’da geldiğini düşünün… UEFA’nın bugün Galatasaray’a neler yapacağını kestiremiyorum bile. Yıllardır orta seviye takımlara cezalar keserken cömert davranan UEFA malesef bu denli kulüpler işin içine girdiğinde sessizleşiyor ve gerekenler yapılmıyor. Ancak bu noktada susmamak ve bu durumu dillendirmek gerekiyor.</p><p><br></p><p>Konuyla ilgili birçok hukuçuyla konuştum. UEFA’nın işleyişine oldukça hakim olan Anıl Dinçer, bu sakatlığın net olarak UEFA ve Liverpool’un sorumluluğunda olduğunu söylüyor. Haliyle Galatasaray’ın tazminat davası açmak hakkı. Tabii o noktaya gelene kadar Liverpool ya da UEFA gerekenleri yapmazsa… Şahsi fikrim; Yapacak gibi gözükmüyorlar. En azından Liverpool'un bu tavırda olmadığı çok açık. İngilizler, yaşanan bu skandalın üstünü örtmek için Konate'ye gösterilen tepki mesajlarını ırkçılık olarak değerlendirip bir açıklama bile yayınladılar. Stadyumlarında parmağı kopan bir oyuncu için 'geçmiş olsun' mesajı yayınlamayı bırakın bir de bu demagojilerle akıl oyunları peşindeler. İngiltere için 'futbolun beşiği' deriz ancak İngilizler bunu güç zehirlenmesi ile başka bir boyuta taşımayı başarmışlar!</p><p><br></p><p>Galatasaray için Şampiyonlar Ligi bitse de buraları tecrübe etmenin hazzı ve maddi getirisi muhteşem bir sonuç… Sarı Kırmızılılar Şampiyonlar Ligi’nde mart ayını görmekle kalmadı 60 milyon Euro’ya yakın geliri de kasasına koymayı başardı. Bu da takımın devamlılığını sağlamak açısından oldukça kıymetli. Şimdi hedef, istikrarı koruyarak Devler Ligi’nde buraları yeniden oynamak, gelişmek ve daha iyi bir seviyeye ulaşmak olacak. Hatta belki bir de Türk lobisini UEFA'da inşaa etmek. Kulağa hiç de fena gelmiyor...</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/liverpool-ve-ingiliz-lobisi-4808130</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İki ayrı perde</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/iki-ayri-perde-4807183</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/iki-ayri-perde-4807183" rel="standout" />
      <description>Süper Lig’in 27. haftasında Fenerbahçe sahasında Gaziantep FK’yı konuk etti. Galatasaray’ın 7 puan gerisine düşen, oyun olarak sorunlar yaşayan ve geçtiğimiz günlerde ‘acil kodla’ bütün unsurlarının toplantı yaptığı sarı lacivertlilerde, özellikle ilk yarıda pozitif olarak sahaya yansıyan bir şey olmadı. Tribünlerin boş kaldığı maçta, Tedesco çift santrafordan vazgeçerek, kanatlarda Nene ve Musaba ile hareketlilik sağlamaya çalıştı. Aradığı golü de 41’de geçiş hücumundan buldu. Gaziantep’in kullandığı</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig’in 27. haftasında Fenerbahçe sahasında Gaziantep FK’yı konuk etti. Galatasaray’ın 7 puan gerisine düşen, oyun olarak sorunlar yaşayan ve geçtiğimiz günlerde ‘acil kodla’ bütün unsurlarının toplantı yaptığı sarı lacivertlilerde, özellikle ilk yarıda pozitif olarak sahaya yansıyan bir şey olmadı. Tribünlerin boş kaldığı maçta, Tedesco çift santrafordan vazgeçerek, kanatlarda Nene ve Musaba ile hareketlilik sağlamaya çalıştı.</p><p>Aradığı golü de 41’de geçiş hücumundan buldu. Gaziantep’in kullandığı kornerde Cheriff topu kendi sahasından rakip kaleye kadar taşırken, müsait pozisyonda Nene fileleri havalandırdı. 52’de ise VAR izlemesinin ardından kazanılan penaltıda Gaziantep FK Maxim ile eşitliği yakaladı. Bu gole hızlı cevap veren Fenerbahçe, 60’da Kante’nin ceza sahası dışından attığı golle skoru 2-1’e getirdi.</p><p>İkinci yarı tamamen geçiş hücumlarına dönen sarı lacivertliler, merkezden, savunma arkasına koşu yapan Nene’yi bularak, arka arkaya fileleri havalandırdı. Önce 68’de Guendouzi’nin sonra da 78’de Asensio harika paslarında Nene golü buldu: 4-1. Set oyununda pozisyon üretmekte zorlanan ve kontrollü geçişlerle skora giden Fenerbahçe karşılamadan galip ayrıldı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-celikbasli/iki-ayri-perde-4807183</link>
      <subcategory>Ömer Çelikbaşlı</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 23:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üç puan geldi soru işaretleri kaldı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/uc-puan-geldi-soru-isaretleri-kaldi-4806497</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/uc-puan-geldi-soru-isaretleri-kaldi-4806497" rel="standout" />
      <description>Beşiktaş, Süper Lig’in 26. haftasında deplasmanda Gençlerbirliği’ni 2-0 mağlup ederek üç puanı hanesine yazdırdı. Skor tabelası siyah-beyazlılar adına olumlu görünse de oyunun tamamına bakıldığında ortaya çıkan tablo pek de parlak değildi. Henüz 18. dakikada rakibin 10 kişi kalması, Beşiktaş’ın maçı çok daha rahat ve baskılı bir şekilde oynamasını gerektiriyordu. Ancak siyah-beyazlılar uzun süre bu üstünlüğü sahaya yansıtmakta zorlandı. Maçın en dikkat çekici anı ise kuşkusuz Orkun Kökçü’nün attığı</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş, Süper Lig’in 26. haftasında deplasmanda Gençlerbirliği’ni 2-0 mağlup ederek üç puanı hanesine yazdırdı. Skor tabelası siyah-beyazlılar adına olumlu görünse de oyunun tamamına bakıldığında ortaya çıkan tablo pek de parlak değildi. Henüz 18. dakikada rakibin 10 kişi kalması, Beşiktaş’ın maçı çok daha rahat ve baskılı bir şekilde oynamasını gerektiriyordu. Ancak siyah-beyazlılar uzun süre bu üstünlüğü sahaya yansıtmakta zorlandı.</p><p><br></p><p>Maçın en dikkat çekici anı ise kuşkusuz Orkun Kökçü’nün attığı frikik golüydü. Neredeyse sıfır açıya yakın bir noktadan gelen bu gol, hem estetik hem de zorluk derecesi bakımından haftanın en özel anlarından biri olarak kayıtlara geçti. Beşiktaş’ın hücum üretkenliğinin sınırlı kaldığı bir maçta bu bireysel kalite farkı, skoru açan ve oyunun yönünü belirleyen kritik dokunuş oldu.</p><p><br></p><p>Beşiktaş’ın daha güçlü rakipler karşısında bu oyunla yetinmesi mümkün görünmüyor. Eksik kalan bir rakibe karşı oyunu daha erken koparmak ve daha üretken bir futbol ortaya koymak gerekir. Kazanmak elbette önemli, fakat hedefi yukarıda olan bir takım için oyun kalitesinin de aynı ölçüde yükselmesi şart. Siyah-beyazlılar bunu başarabilirse hem ligde hem kupada hedeflerini gerçekleştirebilir.</p><p><br></p><p><br></p><p><br></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/selman-agrikan/uc-puan-geldi-soru-isaretleri-kaldi-4806497</link>
      <subcategory>Selman Ağrıkan</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 02:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ekilen tohumların meyveleri</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/oguz-altay/ekilen-tohumlarin-meyveleri-4805552</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/oguz-altay/ekilen-tohumlarin-meyveleri-4805552" rel="standout" />
      <description>Hem Süper Lig hem Şampiyonlar Ligi’nde durdulamayan bir Galatasaray ve Okan Buruk var. Onların arkasında da dağ gibi duran taraftar ve üstüne düşeni fazlasıyla yapan bir yönetim de var. Bu gibi kenetlenmeler her camia için son derece önemlidir. Öncelikle Beşiktaş maçı özelinden başlarsak... Sarıkırmızılılar, yarım saat 10 kişi oynadığı bir derbiyi kazandı. Ezeli rakip karşısında bu, çok kolay birşey değil. Galatasaray, yarım saat 1 kişi eksik oynadığı ve yüksek tempolu geçen derbinin hemen ardından</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hem Süper Lig hem Şampiyonlar Ligi’nde durdulamayan bir Galatasaray ve Okan Buruk var. Onların arkasında da dağ gibi duran taraftar ve üstüne düşeni fazlasıyla yapan bir yönetim de var. Bu gibi kenetlenmeler her camia için son derece önemlidir. Öncelikle Beşiktaş maçı özelinden başlarsak... Sarıkırmızılılar, yarım saat 10 kişi oynadığı bir derbiyi kazandı. Ezeli rakip karşısında bu, çok kolay birşey değil. Galatasaray, yarım saat 1 kişi eksik oynadığı ve yüksek tempolu geçen derbinin hemen ardından ise Liverpool maçına çıktı. Savaşan, isteyen sarıkırmızılılar kazanmasını bildi. Aslan, Premier Lig'in son şampiyonu olan, bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde rakiplerine en en az pozisyon veren ve en çok gol pozisyonuna giren Liverpool’u, biri lig aşamasında olmak üzere bu sezon yaptığı iki maçta da kalesinde gol görmeden yendi. Özellikle son maçta, teknik direktör Okan Buruk'un değişiklikleri, hatalarına rağmen Barış Alper’i oyunda tutma cesareti ve akan oyun içinde pozisyon değişikliklerine gitmesi takdire şayan. Tabii ki sahadaki 11'in ve kenardan gelenlerin de hakkını vermek lazım. Sarı-kırmızılılarda vizyon değişiyor, misyon değişiyor ama Galatasaray eski Galatasaray. Aslan, daha önce de 'Avrupa Fatihi'ydi şimdi de 'Avrupa Fatihi'. Hem ligde hem Avrupa'da hem de Türkiye Kupası’nda sürdürülebilen bu başarının tohumlarını başkan Dursun Özbek, göreve ilk geldiği günden atmaya başladı. Şimdi de o tohumların meyveleri toplanmaya başlanıyor. Sarı-kırmızılıların, Süper Lig'deki doğal rakiplerinden neredeyse hiçbiri bu seviyede değil. Aradaki makas açılıyor. Galatasaray, bu sezon da ipi göğüslediği takdirde 4 sene üst üste şampiyon olarak kendi rekorunu egale etmiş olacak. Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılım sağlayanacak. Bu başarılardan dolayı da loca ve VIP kombine satışları hız kesmeden devam edecektir. Bu da önü alınamaz bir kartopu etkisine dönüşecektir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/oguz-altay/ekilen-tohumlarin-meyveleri-4805552</link>
      <subcategory>Oğuz Altay</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Liverpool'u aynı sezonda iki kez yenmek! </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/liverpoolu-ayni-sezonda-iki-kez-yenmek-4805277</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/liverpoolu-ayni-sezonda-iki-kez-yenmek-4805277" rel="standout" />
      <description>Bir futbol izleyicisine "Galatasaray, Liverpool’u aynı sezon içerisinde iki kez yenecek” deseydiniz buna büyük ihtimalle inanmayacaktı. Ancak Okan Buruk ve öğrencileri, futbol için imkansız denileni gerçekleştirdi. Sarı Kırmızılılar, dün gece ilk 5 dakikasında büyük sorunlar yaşadığı karşılaşmada Mario Lemina’nın kafa golüyle kendine geldi ve son dakikaya kadar Liverpool’a kafa tuttu. Farkındaysanız direndi demiyorum, kafa tuttu. Çünkü Galatasaray, Liverpool maçında farkı açabilecek pozisyonları</description>
      <category>Yazarlar</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir futbol izleyicisine "Galatasaray, Liverpool’u aynı sezon içerisinde iki kez yenecek” deseydiniz buna büyük ihtimalle inanmayacaktı. Ancak Okan Buruk ve öğrencileri, futbol için imkansız denileni gerçekleştirdi. Sarı Kırmızılılar, dün gece ilk 5 dakikasında büyük sorunlar yaşadığı karşılaşmada Mario Lemina’nın kafa golüyle kendine geldi ve son dakikaya kadar Liverpool’a kafa tuttu. Farkındaysanız direndi demiyorum, kafa tuttu. Çünkü Galatasaray, Liverpool maçında farkı açabilecek pozisyonları elde etti. Cesaretli oynadığı sekansları bize gösterdi. Total futbolun tüm gerekliliklerini yerine getirdi. Bu anlamda bir futbolcu bile eksi yazmadı. Tüm takımın yüzde yüzüyle oynadığı zaman Galatasaray’ın tam bir Şampiyonlar Ligi kulübü haline dönüştüğüne şahit olduk. Muazzam bir geceydi ve unutulması da mümkün değil…</p><p>Okan Buruk yönetiminde Galatasaray, çok kötü Avrupa sınavları vermedi değil. FC Kopenhag, Young Boys, Sparta Prag ve Az Alkmaar maçları bunlara örnek. Frankfurt maçı da var ancak o maçın hikayesi bunlarınkinden çok daha farklı. O dönemlerdeki kadro yapısıyla şu dönemki kadro yapısı arasında çok net farklılıklar var. Büyük zaferler elde edebilmek için büyük mağlubiyetler yaşamak sözü tam olarak yerini bulmuş gözüküyor. Hoca, Avrupa’da mücadele edebilmek için değişimin şart olduğunu bu maçlarla anladı. Atletizmini yükseltmesi gerektiğini fark etti. Sadece teknik kapasitenin bu kulvarda sonuç vermediğini öğrendi. Atletik oyunculara yöneldi. Mevcut kadroya baktığımızda atletizm seviyesinin çok iyi olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Artık Liverpool ile oynadığın bir maçta rakibinden daha çok ikili mücadele kazanabiliyor ve onlardan daha fazla koşabiliyorsun. Tüm bu veriler tecrübelerin sonucunda gelen değişimle yaşandı. </p><p><br></p><p>Beşiktaş maçı öncesine gitmek istiyorum. O günlerde herkes zorlu fikstürden bahsediyordu. Doğal olarak Galatasaray’ın kafasının Liverpool maçında olacağından bahsediliyordu. O maç öncesindeki yazımda da belirtmiştim. Beşiktaş, Liverpool maçı öncesi Galatasaray için en iyi rakipti. Çünkü savunmasını test edeceği bir karşılaşmaydı. Galatasaray o maçta çok iyi savunma yaptı ve geçişleri iyi oynamaya çalıştı. Ayrıca bunu 30-40 dakika 10 kişi yapmaya çalıştı. Anlayacağınız zorlu fikstür Galatasaray için avantaja dönüşmüş durumda. Çünkü hem futbolcular çok sıcak hem de kadro genişliği buna çok müsait. İsim isim belirterek çok zaman almak istemiyorum ancak Uğurcan Çakır, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakçı, Jakobs, Singo, Barış Alper Yılmaz ve Gabriel Sara’yı da ayrıca takdir edeyim. Hepsi şu anda muhteşem bir seviyede ve böyle devam etmeleri halinde sezon sonunda Galatasaray’ın kapısını çok kulüp çalacak gibi gözüküyor. </p><p><br></p><p>Victor Osimhen konusuna gelelim. Nijeryalı yıldızın önceki günlerde geçmişiyle ilgili verdiği röportaj Galatasaray camiası içerisinde büyük ses getirmişti. Anne özleminden bahsettiği ve zorluklarla mücadelesi ona olan saygının daha da artmasına neden oldu. Galatasaray tarafatar grubu da bu duruma eğilmek ve ona olan sevgilerini göstermek istedi. Yapılan koreografinin tek bir futbolcu özelinde olması dışarıdan bakıldığında rahatsız edici olsa da altındaki metin çok daha önemliydi, “Biz bir aileyiz…” Bu ana stadyumda şahit olduğum için çok şanslıyım. Çünkü o anda oluşan atmosfer çok derindi. Birçok taraftarın duygulandığını gördüm. Belki de birçoğu annesini düşündü. Açıkçası anlatılmaz, yaşanır bir andı. Şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Osimhen sezon sonunda Galatasaray’ın belki de en ciddi teklifleri alacak oyuncusu olacak. Daha şimdiden birçok haber çıktığını görüyoruz. Bu koreografi bir röportaj sonrasında planlanmış olsa da Galatasaraylıların Osimhen’e bir mesajıydı. Sarı Kırmızılı taraftarlar yıldızlarına, “Biz senin aileniz ve hiçbir yere gitme” dedi. Bence bu durum Osimhen’in yeni sezon planlarında da etkili olacak. Çünkü o sevilmek istiyor. Galatasaraylılar da sevmesini biliyor...</p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-goksel/liverpoolu-ayni-sezonda-iki-kez-yenmek-4805277</link>
      <subcategory>Mustafa Göksel</subcategory>
      <dc:creator />
      <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 10:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>