<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="https://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Yeni Şafak - Diğer</title>
    <link>https://www.yenisafak.com/diger</link>
    <atom:link href="https://www.yenisafak.com/rss-feeds?category=diger&amp;contentType=news" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <description>Türkiye'nin Birikimi</description>
    <copyright>(c) 2026, Yeni Şafak</copyright>
    <lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 12:55:59 GMT+3</lastBuildDate>
    <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 12:55:59 GMT+3</pubDate>
    <language>tr-TR</language>
    <image>
      <title>Yeni Şafak</title>
      <url>https://www.yenisafak.com/assetsNew/img/logorss.png</url>
      <link>https://www.yenisafak.com/</link>
    </image>
    <item>
      <title>Nazan Zorlu The Alpine A290 Rally Trophy'de yarışacak</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/nazan-zorlu-the-alpine-a290-rally-trophyde-yarisacak-4806714</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/nazan-zorlu-the-alpine-a290-rally-trophyde-yarisacak-4806714" rel="standout" />
      <description>İtalya Ulusal Asfalt Ralli Şampiyonası’nda kadın pilotlar şampiyonu olan ilk Türk Kadın Pilot Nazan Zorlu, şimdi de Türkiye adına bir başka ilki gerçekleştirmeye hazırlanıyor. 26–28 Mart tarihlerinde Fransa Ulusal Ralli Şampiyonası altında koşulacak olan Le Touquet Pas-de-Calais Rallisi ile birlikte organize edilen elektrikli otomobil ralli kupası The Alpine A290 Rally Trophy’de start alacak olan Zorlu, bu seride yarışan ilk Türk sporcu olacak.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nazan Zorlu, 2024 sezonunda İtalya Ulusal Asfalt Ralli Şampiyonası’nda Kadın Pilotlar Kupası’nı kazanarak Avrupa’da bir ulusal ralli şampiyonasında şampiyonluk elde eden ilk Türk kadın ralli pilotu olarak motor sporları tarihine geçti.  Bu tarihi başarının ardından şimdi de Fransa’da elektrikli otomobil ralli kupasında start alarak kariyerinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor.</p><p>26–28 Mart tarihlerinde düzenlenecek Le Touquet Pas-de-Calais Rallisi, Zorlu’nun 2026 sezonundaki uluslararası yolculuğunun ilk durağı olacak. Nazan Zorlu için bu yeni adım, yalnızca sportif bir devamlılık değil; motor sporlarının dönüşen yüzünde konum alma kararlılığı anlamına geliyor. Zorlu’nun sözleriyle, “Bu sezon sadece hız için değil, yeni bir çağ için yarışıyoruz. 2024’te aldığımız şampiyonluk bir sonuç değil, bir eşikti.”</p><p><strong>Yarışın kaderini sadece cesaret değil; verimlilik ve strateji belirliyor</strong></p><p>Kuzey Fransa’nın Manş Denizi kıyısındaki Le Touquet kentinde düzenlenen ve Fransa Ralli Şampiyonası’nın en prestijli asfalt yarışlarından biri olarak kabul edilen Le Touquet Pas-de-Calais Rallisi, sezonun açılış yarışı olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. Yüksek hızlı asfalt etapları, dar ve teknik kırsal yolları, değişken hava koşulları ve güçlü uluslararası katılımıyla bilinen organizasyon, her yıl Avrupa’nın en iddialı ekiplerini bir araya getiriyor. Elektrikli otomobil ralli kupasının bu yarış kapsamında koşulması ise organizasyonu yalnızca sportif değil, teknolojik açıdan da yeni bir dönemin sembolü haline getiriyor. Gürültünün yerini yüksek torklu elektrikli performans alırken, yarışın kaderini artık sadece cesaret değil; enerji yönetimi, verimlilik ve strateji belirliyor.</p><p><strong>Türkiye motor sporlarında bir ilk</strong></p><p>Nazan Zorlu’nun Fransa’daki elektrikli ralli kupasına katılımı, Türkiye motor sporları açısından tarihi bir adım niteliği taşıyor. Zorlu, bu seride mücadele eden ilk Türk sporcu olarak yalnızca kendi kariyerinde değil, Türkiye’nin uluslararası motor sporları temsilinde de yeni bir sayfa açıyor. Bu hamle, sürdürülebilir mobilite vizyonu ile performansı aynı çizgide buluştururken; kadın sporcuların üst düzey uluslararası platformlarda daha görünür olması açısından da güçlü bir mesaj veriyor.</p><p>2026 sezonu boyunca Nazan Zorlu, Fransa’daki elektrikli ralli kupasında Le Touquet’in ardından 12–14 Haziran tarihlerinde düzenlenecek Vosges Grand Est Rallisi, 9–11 Temmuz’daki Rouergue Rodez Aveyron Occitanie Rallisi, 3–5 Eylül’deki Mont-Blanc Morzine Rallisi, 25–27 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek Cœur de France Rallisi ve sezon finali niteliğindeki 22–24 Ekim tarihli Cévennes Kriteriyumu etaplarında da mücadele edecek.</p><p>26–28 Mart’ta Le Touquet’te verilecek start, bir yarışın başlangıcından fazlasını ifade ediyor. Bu start, Türkiye adına elektrikli ralli çağında atılan ilk adım olarak kayıtlara geçmeye hazırlanıyor.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/nazan-zorlu-the-alpine-a290-rally-trophyde-yarisacak-4806714</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/3/17/6ced0475-wtwguup8iweku5vixu8tbl.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 12:55:59 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ülker sürdürülebilirlikte üçüncü kez zirvede</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/ulker-surdurulebilirlikte-ucuncu-kez-zirvede-4786294</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/ulker-surdurulebilirlikte-ucuncu-kez-zirvede-4786294" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, London Stock Exchange Group (LSEG) tarafından yapılan çevresel, sosyal ve yönetişim performansı değerlendirmesinde kendi kategorisinde üst üste üçüncü kez dünya birincisi oldu.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası finansal analiz ve raporlama kuruluşu LSEG, halka açık şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG-Environmental, Social &amp; Governance) performansına ilişkin değerlendirmesini açıkladı. </p><p>Kurulduğu günden bu yana “İsrafsız şirket” kültürüyle sürdürülebilirlik çalışmalarını yürüten Ülker, dünya genelinde değerlendirilen 504 halka açık gıda şirketi arasında Aralık 2025 itibarıyla en yüksek puanı alarak üst üste üçüncü kez dünya birinciliğine yükseldi.  Ülker ayrıca Borsa İstanbul’da işlem gören tüm sektörler arasında da üçüncü kez birinci sırada yer aldı. LSEG, bu kapsamlı incelemesinde, şirketlerin enerji, su, emisyonlar, atık yönetimi, insan hakları, iş gücü, kurumsal sosyal sorumluluk, tedarik zinciri, kurumsal yönetim ve sorumlu üretim gibi kriterleri dikkate alıyor.</p><p><br></p><h2>“Bu alandaki liderliğimiz bir kez daha teyit edildi”</h2><p><br></p><p>Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, sürdürülebilirliği iş yapış şeklinin merkezine alarak çevresel, ekonomik ve sosyal dönüşüme katkı sağlayan çalışmalarla “2050 Net Sıfır” hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. </p><p>Sürdürülebilirliğin dünyanın geleceğine yön veren, ülkenin kalkınmasını ve toplumun refahını doğrudan etkileyen kritik bir konu olduğunu vurgulayan Kölükfakı, şu değerlendirmede bulundu: “Bu bilinçle yürüttüğümüz çalışmaların uluslararası ölçekte takdir görmesi ve bu alanda liderliğimizin bir kez daha teyit edilmesi bizleri çok mutlu ediyor.  LSEG değerlendirmesinde kendi kategorimizde üçüncü kez dünya birincisi olmak ve Borsa İstanbul genelinde yeniden liderliğe ulaşmak bizim için önemli. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki kararlılığımızı sürdürerek paydaşlarımıza ve topluma uzun vadeli katma değer sağlamaya devam edeceğiz.”</p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4784833" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/4/688176c5-nm4ow8c7yxqpv3x4m2p6ml.webp" data-title="2026 reform yılı olacak" data-url="/diger/2026-reform-yili-olacak-4784833" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">2026 reform yılı olacak</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4784834" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/4/4aa53035-9otewz84dcyejspfyuk9h.webp" data-title="Dış ticaretimizin bir trilyonu TL ile" data-url="/diger/dis-ticaretimizin-bir-trilyonu-tl-ile-4784834" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Dış ticaretimizin bir trilyonu TL ile</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4784835" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/4/ff2570ab-u0y0w65m5lvi2okw2w7tr.webp" data-title="Türk diasporası dünyanın her yerinde" data-url="/diger/turk-diasporasi-dunyanin-her-yerinde-4784835" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Türk diasporası dünyanın her yerinde</span></span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/ulker-surdurulebilirlikte-ucuncu-kez-zirvede-4786294</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/8/32276cd2-b9xniea2g259w8nbm0qxcq.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 10:39:43 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2026 reform yılı olacak</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/2026-reform-yili-olacak-4784833</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/2026-reform-yili-olacak-4784833" rel="standout" />
      <description>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026’nın ekonomide reform ve yapısal dönüşüm yılı olacağını belirterek enflasyonda yüzde 20’li rakamların hedeflendiğini, bütçede ilk kez faiz dışı fazla verileceğini söyledi. Yılmaz, “Terörsüz Türkiye” vizyonuyla demokratik standartların kalkınmaya güç vereceği bir yapısal dönüşüm sürecine girildiğinin de altını çizdi.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “2026 önemli birtakım reformların ve yapısal dönüşümlerin gerçekleştiği bir yıl olacak. Depremin etkilerinin büyük oranda artık giderildiği, enflasyonla mücadelemizin sonuçlarını çok daha hissettiğimiz bir yıl olacak. Olumlu manada bir dönüm yılı olacak” dedi. Ekonomiye dair değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, enflasyonun düşüş trendine geri döndüğünü belirterek, “3 Şubat’ta açıklanacak olan ocak ayı enflasyonunda 30’un altını göreceğimizi, artık 20’li bir rakamı göreceğimizi tahmin ediyoruz. 2026’nın sonunda yüzde 20’nin altında bir enflasyon hedefliyoruz. 2027 yılında ise enflasyonu tekrar tek haneli rakamlara indirme yönünde kararlı bir politika çerçevesi içinde hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p><h2>İLK DEFA FAİZ DIŞI FAZLA VERECEĞİZ</h2><p>2026’da bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5 olacağını tahmin ettiklerini, deprem yükü çıkarıldığında yüzde 3’ün altına düştüğünü vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk defa faiz dışı fazla vereceğiz, 2026 bütçesinde. Son 2-3 senedir faiz dışı açık veriyorduk. Yani borçlarımızı ve faizi ödemek için de bir miktar borçlanmak zorunda kalıyorduk. Bu da malum, olumsuz bir sarmal oluşturuyor. İşte o sarmalı 2026’dan itibaren kırmaya başlıyoruz. Ondan sonraki yıllar büyüyerek devam edecek ve artık faizdeki bu son dönemlerdeki artış, deprem kaynaklı büyük oranda artış kırılmış olacak.”</p><h2>OVP ETKİLERİ DAHA FAZLA HİSSEDİLECEK</h2><p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026’nın bir kırılma yılı olacağının altını çizdi. Orta Vadeli Program’ın etkilerinin daha fazla görüleceğini dile getiren Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanımızın birkaç defa altını çizdiği gibi yapısal dönüşümler için yine önemli bir yıl olacak 2026 yılı. 2026 önemli birtakım reformların ve yapısal dönüşümlerin gerçekleştiği bir yıl olacak. Depremin etkilerinin büyük oranda artık giderildiği, enflasyonla mücadelemizin sonuçlarını çok daha hissettiğimiz bir yıl olacak. Olumlu manada bir dönüm yılı olacak” dedi.</p><h2>​“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” KALKINMAYA GÜÇ VERECEK</h2><p>“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de açıklama yapan Yılmaz, şunları kaydetti: “Buradaki amaç çok açık ve net. Terörün olmadığı bir Türkiye. Nedir terörün olmadığı bir Türkiye? Birliğini ve beraberliğini daha fazla pekiştirmiş bir Türkiye, güvenliğini kalıcı bir şekilde pekiştirmiş bir Türkiye demektir. Bugün çok şükür Türkiye güvenli bir ülke ama uzun vadeli bir perspektifle baktığınızda, geleceğe dönük riskleri de dikkate alarak bu konularda adım atmak zorundasınız. Dolayısıyla uzun vadeli güvenliğini pekiştirmiş bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz inşallah. Güvenliğin oluşması hem kalkınmaya güç verecek hem de terör örgütlerinin ve terör tehdidinin gölgesinde olmayan yeni bir siyasi alan oluşturacak. Bu da demokratikleşmemize ve demokratik standartlarımızın yükselmesine güç vermiş olacak.”</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/2026-reform-yili-olacak-4784833</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Cabir Turğut</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/688176c5-nm4ow8c7yxqpv3x4m2p6ml.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dış ticaretimizin bir trilyonu TL ile</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/dis-ticaretimizin-bir-trilyonu-tl-ile-4784834</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/dis-ticaretimizin-bir-trilyonu-tl-ile-4784834" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin yerel para birimiyle ticaret hamlesi meyvelerini veriyor. 2025’in ilk 9 ayında TL ile dış ticaret hacmi yüzde 33 artışla 1 trilyon lira eşiğini aşarak tarihi rekor kırdı. Aynı dönemde 165 ülkeye TL ile ihracat yapan Türkiye, 30 binden fazla firmanın katılımıyla küresel kur riskine karşı yerel paranın gücünü tescillemiş oldu.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ekonomi politikalarında yerel para biriminin kullanımını teşvik eden adımları meyvelerini vermeye devam ediyor. Türk Lirası (TL) ile yapılan dış ticaret hacmi, 2025 yılının ilk 9 ayında 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 33 artarak 1 trilyon 63 milyar liraya ulaştı. Bu rakam, Türkiye’nin dış ticaret tarihinde yerel para kullanımı açısından yeni bir milat olarak kayıtlara geçti.</p><h2>İHRACAT VE İTHALATTA TL İMZASI</h2><p>2025’in Ocak-Eylül dönemini kapsayan veriler, TL’nin dış ticaretteki ağırlığının hem alım hem satım tarafında güçlendiğini ortaya koydu. 2025 yılının ilk 9 ayında TL ile yapılan ihracat 242 milyar 944 milyon liraya yükselirken, ithalat tarafında bu tutar 820 milyar 80 milyon lira olarak gerçekleşti. 2024 yılının aynı döneminde 799,6 milyar lira olan toplam hacmin, 2025 bitmeden 1 trilyon sınırını aşması ekonomi çevrelerince büyük bir başarı olarak nitelendiriliyor.</p><h2>5 YILLIK İSTİKRARLI TIRMANIŞ</h2><p>Yerel parayla ticaret hamlesi, son 5 yılda katlanarak büyüyen bir grafik çizdi. 2020 yılında pandemi koşullarında 178 milyar lira seviyesinde olan hacim, 2021’de ikili ticaret anlaşmalarının etkisiyle 235 milyar liraya yükseldi. 2022 yılında küresel emtia fiyatlarındaki artış ve teşvik mekanizmalarıyla 395 milyar liraya ulaşan rakam, Cumhuriyet’in 100. yılının kutlandığı 2023’te dev bir sıçrama yaparak 833 milyar liraya çıktı. 2024 yılında 950 milyar lira bandına kadar dayanan bu ivme, 2025’in henüz üçüncü çeyreği bitmeden tarihi zirvesini gördü.</p><h2>165 ÜLKEYE YEREL PARAYLA DIŞ SATIM</h2><p>Sadece 2025 yılının Eylül ayı rakamları bile tabana yayılan bu gücü kanıtlar nitelikte. Türkiye, yalnızca geçtiğimiz Eylül ayında tam 165 ülkeye TL ile ihracat gerçekleştirdi. Bu süreçte yerel para birimini tercih eden Türk firması sayısı ise 30 bin 600’ü aşarak kendi rekorunu kırdı. Uzmanlar, TL ile ticaretin artmasının küresel kur risklerine karşı koruma sağladığını ve ihracatçının rekabet gücünü pekiştirdiğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/dis-ticaretimizin-bir-trilyonu-tl-ile-4784834</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Cabir Turğut</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/4aa53035-9otewz84dcyejspfyuk9h.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk diasporası dünyanın her yerinde</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turk-diasporasi-dunyanin-her-yerinde-4784835</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turk-diasporasi-dunyanin-her-yerinde-4784835" rel="standout" />
      <description>Türkiye, küresel ticaretin yeniden şekillendiği dönemde ticaret diplomasisini stratejik bir güç çarpanı olarak konumlandırıyor. DEİK’in 40 yıllık birikimi ve 153 iş konseyine yayılan küresel ağı, Türk iş dünyasının uluslararası pazarlardaki etkisini belirgin şekilde artırıyor. Çok kutuplu ekonomik düzen, yeşil dönüşüm ve dijital ticaret gibi yeni dinamikler, Türkiye’nin ekonomi merkezli dış politikasına yeni fırsat pencereleri açıyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin küresel ticaret ağındaki konumu güçlenirken, ticaret diplomasisi ülkenin dış ekonomik ilişkilerinde belirleyici bir araç hâline geliyor. Bu alanda 40 yıllık tecrübesiyle öne çıkan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), 153 iş konseyi ve geniş üye yapısıyla Türk iş dünyasının dünyaya açılan ana platformu olmayı sürdürüyor. Kurum, 92 kurucu kuruluş ve gönüllülük esasına dayalı firma üyeliklerinden aldığı destekle küresel düzeyde etkili bir ekonomik diplomasi ağı işletiyor. İş Konseylerinin oluşturduğu bu yapı, DEİK’in sahadaki operasyonel kapasitesini güçlendiriyor. DEİK’in kırkıncı yılına girilirken kurumun ulusal ve uluslararası algısındaki yükseliş dikkat çekiyor. </p><h2>KÜRESEL KRİZLERDE İŞ DÜNYASININ PUSULASI</h2><p>Dünyada yaşanan büyük dönüşüm, ticaretin kurallarını yeniden şekillendiriyor. Pandemiyle başlayan değişim süreci, Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği jeopolitik kırılmalarla daha da derinleşiyor. Tedarik zincirlerinde ilk yıllardaki kadar olmasa da devam eden aksaklıklar, küresel ticaret için önemli bir risk oluşturuyor. Bu süreçte off-shore üretimden near-shoring, friend-shoring ve re-shoring gibi yeni kavramlara geçiş hızlanıyor. Yeşil dönüşümün sunduğu fırsatlarla birlikte, yatırım ve büyüme trendleri de farklı bir kulvara taşınıyor. DEİK, iş konseylerinin başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin o bölgeyi iyi tanıyan ve ilgili coğrafyayla ticaret yapan iş insanlarından seçilmesi de dikkat çekiyor.</p><h2>E-TİCARET VE TÜM YENİLİKLERE YAKIN TAKİP</h2><p>Dijital dönüşüm ise küresel ticaretin en görünür başlıklarından biri hâline gelmiş durumda. Yeni iş modelleri ve teknolojik altyapılar, verimliliği artıran önemli imkanlar sunuyor. Mal ticaretinin yanı sıra dijital ticaret, hizmet ticareti ve e-ticaret gibi kategoriler, ekonomik gündemin merkezine yerleşiyor. Bu alanlarda konumlanamayan ülkeler ve şirketler açısından ise ciddi rekabet kayıpları yaşanacağı öngörülüyor. Dönüşen bu tablo, ticaret diplomasisinin stratejik önemini daha da artırıyor. DEİK, tüm bu küresel trendleri yakından izleyerek stratejilerini dinamik bir biçimde güncelliyor. Kurum, farklı coğrafyalarda ortaya çıkan ticaret ve yatırım fırsatlarını değerlendirmek için kapsamlı bir diplomasi ağı işletiyor. Amerika kıtasıyla ilişkilerde çok boyutlu bir yaklaşım izlenirken, Avrupa’da Gümrük Birliği modernizasyonundaki gecikmeye rağmen temaslar artırılıyor. Ortadoğu’da yeni yatırım pencereleri yakından takip ediliyor ve Indo-Pasifik bölgesi yükselen ekonomik rolü nedeniyle odak alanlardan biri hâline geliyor. Afrika’da ise daha fazla iş birliği ve yeni pazar açılımlarını içeren geniş kapsamlı bir çalışma yürütülüyor.</p><h2>DAHA ETKİLİ DAHA REKABETÇİYİZ</h2><p>Türkiye’nin Asya Pasifik ülkeleriyle ticaretini dengeleme çabası, bölgedeki ekonomik çeşitlenme stratejisinin önemli bir ayağını oluşturuyor. Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle artan entegrasyon ise bölgesel ekonomik bağları güçlendiriyor. DEİK, bu geniş küresel çerçeveyi 131 ülkedeki Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) diaspora temsilcileriyle daha koordineli bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor. Böylece Türk iş dünyasının uluslararası arenada daha görünür, daha etkili ve daha rekabetçi bir aktör hâline gelmesi amaçlanıyor. </p><p>Formun Üstü DTİK, yeni yapılanması ve güçlü Yönetim Kurulu ile 7 Bölge Temsilciler Kurulu (Afrika-Orta Doğu-Körfez, Kuzey Amerika, Latin Amerika ve Karayipler Asya-Pasifik, Balkanlar, Avrasya ve Avrupa) bünyesindeki ülke ve şehir temsilcileri ile faaliyetlerini yürütüyor. DTİK, dost diasporalarla iş birliği içinde, Türk dernek ve vakıflarının millî birlik ve beraberlik prensibi doğrultusunda bir araya gelebildiği, ortak bilinçle koordine olabildiği tek </p><p>platformu olarak öne çıkıyor.</p><h2>Türk ürünlerini dünyanın her yerine taşıyoruz</h2><p>İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) düzenlediği fuarlar, Türkiye’nin ticaret diplomasisini sahada güçlendiren en etkili araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu fuarlar, Türk şirketlerini uluslararası alıcılarla buluşturarak dış pazarlara erişimi hızlandırıyor. Ülke heyetleri, yabancı odalar ve alım delegasyonlarının katılımı ise fuarları çok katmanlı bir ekonomik diplomasi platformuna dönüştürüyor. İstanbul’un küresel bir ticaret kavşağı hâline gelmesine katkı sağlayan bu organizasyonlar, Türkiye’nin yumuşak gücünü belirgin şekilde artırıyor. KOBİ’lerin küresel rekabete entegre olmasını destekleyen yapı, Türkiye’nin ihracat tabanını genişletiyor. Böylece İTO fuarları, Türkiye’nin küresel ticaretteki etki alanını hem ekonomik hem diplomatik açıdan derinleştiriyor.</p><p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ticaret diplomasisi kulvarında yaptıkları hizmetleri anlattı. Uluslararası iş örgütleriyle İTO üyelerini yeni bir vizyonla bir araya getirdiklerini belirten Şekib Avdagiç, “Yabancı ticaret odalarıyla iş birliği anlaşmaları, B2B organizasyonları gerçekleştirdik. Yeni bir uygulamamız da İstanbul’daki yabancı ticari temsilciliklerle ticari diplomasiyi güçlendiren yuvarlak masa toplantılarımız oldu. İlk toplantıda İtalya, İsveç, İsviçre, Avusturya, Hollanda ve Belçika ticari temsilcileri ve ticaret odalarının üst düzey yetkilileriyle bir araya geldik. Ciddi bir networking kurma, sorunları çözme toplantısı oldu” bilgisini verdi. Katıldıkları uluslararası fuarlarla Türk ürünlerinin dünyanın her kıtasında, her ülkesinde sergilenmesini sağladıklarını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Son üç yılda Türk firmalarının iştirakini organize ettiğimiz fuar sayımızı 40’ın üzerinde tuttuk. Ama esas başarıyı, istikrarlı bir şekilde artırdığımız firma katılım sayımızda elde ettik. 2022’de 842 firma ile 7.162 metrekarelik alanda yer alırken, 2023’te 1.242 firma ile 23.615 metrekarede; 2024’te 1.367 firma ile 33.166 metrekarede ve nihayet bu yıl 1.228 katılımcı firma ile 26.498 metrekarede ürünlerimizi teşhir ettik. Odamız fuar katılımları bakımından en verimli yılını 2024’te yaşadı. 2024 yılında 20 ülke, 28 şehirde 33 bin 166 metrekare katılım alanı ile 25 farklı sektörde faaliyet gösteren 1.367 katılımcı firmayı dünyanın önde gelen uluslararası fuarlarına götürdük. En önemli rekoru ise hem fuar sayısı hem ülke hem katılımcı firma ve hem de metrekare olarak 2017 rakamlarını 2025’te katlayarak elde ettik.”</p><h2>Deik 40 yıllık tecrübeyle sahada</h2><p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK): Başkanı Nail Olpak Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) olarak temel misyonumuz; yurt dışına açılmak isteyen Türk firmalarına, dünyanın dört bir yanını hedefleyen ticari diplomasi faaliyetlerimizle destek olmak. Burada yurt dışına açılmaktan kastımız ihracat yapma olabileceği gibi yabancı ülkelere yatırım yapma, yabancı firmalarla Türkiye’de ortak yatırım yapma, yabancı firmalarla üçüncü ülkelerde yatırım yapma gibi çok geniş bir projeksiyondan söz ediyoruz. Türk firmalarımızın küresel ekonomiye daha fazla entegre olmaları, Türk markalarının küresel algılarının daha üst seviyeye çıkması amacıyla her yıl 2000’in üzerinde ticari diplomasi etkinliği düzenliyoruz. 40 yıllık tecrübemizle bu etkinliklerde Türk özel sektörünün önde gelen şirketlerini ve iş insanlarımızı, uluslararası iş dünyası, kamu kurumları, misyon temsilcilikleri ve uluslarası kuruluşlarla ile bir araya getiriyoruz.</p><h2>KAZAN KAZAN İLKESİYLE ŞEKİLLENEN POLİTİKA</h2><p>Ticari diplomasi faaliyetlerimizi düzenlerken dikkat ettiğimiz ana iki husus var. Birincisi iş dünyamızı karşı taraftaki doğru muhataplar ile bir araya getirmek. İkincisi ise etkinliklerin içeriklerini iş dünyamızın ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirmek. Bu noktada iş dünyamızın ihtiyaçlarını, yurt içi ve küresel gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu gelişmeler doğrultusunda iş dünyamızı küresel ölçekte en doğru ve en iyi şekilde konumlandırmanın gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Stratejilerimizi bölgelere göre çeşitlendiriyor, karşılıklı kazan kazan ilkesine göre ticari ilişkilerimizi geliştirmeye özen gösteriyoruz. Amerika bölgesinde ABD ile 100 milyar dolarlık ticaret hacmi en önemli gündem maddemiz. Buna ileve olarak bölgenin yüksek teknoloji ve yüksek finansman kapasitesinden yararlanmak gündemimizde. Avrupa’da gümrük birliğinin modernizasyonu, mevcut entegre seviyemizin yeşil ve dijital ekonomiye geçisi de içerecek şekilde çok daha ileri boyutlara taşınması, Afrika bölgesinde ticaretimize ilave olarak bölgedeki altyapı yatırımlarında aktif rol alınması, Ortadoğu ve Körfez bölgesinde bölgenin ekonomik çeşitlenmesi stretejisi çerçevesinde işbirliğimizin artırılması, Asya bölgesindeki yüksek dış ticaret açığımızın makul seviyelere çekilmesi gibi gündemlerimiz ve gündemimize uygun farklı stratejilerimiz ön plana çıkıyor.</p><h2>GÜÇLÜ BİR DİASPORA İÇİN ÇALIŞIYORUZ</h2><p>Bunların yanında, artan korumacılık önlemleri ve bu yıl gözlemlediğimiz tarife savaşları, yeşil ve dijital ekonomiye geçiş çalışmaları, ASEAN, RCEP ve AfCTFA gibi bölgesel entegrasyonlar, Kuşak ve Yol Girişimi ve Irak Kalkınma Yolu gibi yeni yeni ticaret yolları takip ettiğimiz ve ticari diplomasi faaliyetlerimizde dikkate adlığımız diğer önemli gelişmeler. Son olarak yurt dışı ile ilişki kurarken en büyük gücümüz diasporamız. Diasporamızı daha etkin kullanmak amacıyla başkanlığını yürüttüğüm Dünya Türk İş Konseyi (DTİK)’i de ticari diplomasi faaliyetlerimizin asli bir unsuru olarak görüyoruz. Güçlü ve birbiriyle  ve ana vatanla entegre olmuş bir diasporanın varlığı firmalarımızın yurtdışına açılmasında önemli bir avantaj sağlayacaktır ki DTİK ile de bunun gayreti içerisindeyiz.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turk-diasporasi-dunyanin-her-yerinde-4784835</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/ff2570ab-u0y0w65m5lvi2okw2w7tr.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye komşuları için de itici güç</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-komsulari-icin-de-itici-guc-4784836</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-komsulari-icin-de-itici-guc-4784836" rel="standout" />
      <description>Güçlü üretim altyapısı, gelişmiş lojistik ağları ve çok boyutlu diplomatik kapasitesi sayesinde Türkiye, bulunduğu bölgenin ekonomik entegrasyonuna ve sürdürülebilir toparlanmasına stratejik katkılar sağlamanın yanı sıra güçlü bir küresel aktör olarak konumunu gün geçtikçe ileriye taşımaktadır.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT</strong></p><p><br></p><p>2025 yılı, küresel ticarette belirsizliklerin yeniden tırmandığı ve korumacılığın belirgin biçimde güç kazandığı bir dönem olmuştur. Zayıf dış talep, yakın coğrafyamızda süregelen savaşlar, iç karışıklıklar ve jeopolitik gerilimlere, tarife artışlarının yarattığı belirsizlikler de eklenmiştir. Böylece, dünya ticaretinde uzun süredir görülmeyen ölçüde yüksek bir politika belirsizliği yaşanmaktadır. Söz konusu gelişmelere rağmen, Türkiye’nin ihracat performansı güçlü seyretmektedir. 2025 yılının ocak-kasım döneminde mal ihracatımız, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla</p><p>yüzde 3,7 oranında artarak 247,2 milyar dolara yükselmiş ve söz konusu dönemde ihracatımızda net 8,8 milyar dolarlık bir artış kaydedilmiştir. Yıllıklandırılmış mal ihracatımız ise yüzde 3,6 oranında artışla 270,6 milyar dolar seviyesine çıkarak rekor kırmıştır. Bahse konu dönemde, orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içindeki payı yüzde 43’e yükselerek, inovatif, tasarıma dayalı ve yüksek teknoloji ürünlerin ihracatı ön plana çıkmaya devam etmiştir.</p><p>Ülkemiz son yıllarda savunma sanayinde yalnızca bölgesinde değil, küresel ölçekte de adından bahsettiren bir ülke haline gelmiştir. Savunma sanayimiz dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamanın ve küresel barışa katkı vermenin yanı sıra ihracat ve istihdam alanlarında da ülkemize katkı sağlayan sektörlerin başında gelmektedir. 2002 yılında yalnızca 248 milyon dolar düzeyinde olan savunma ve havacılık sanayi ihracatımız 2024 yılı sonunda 28 kat büyüyerek 7,2 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaşmıştır. 2025 yılı TİM verileri incelendiğinde ise Ocak-Kasım döneminde savunma ve havacılık sanayi ihracatımızın önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29,8 artış göstererek 7,4 milyar doları aştığı görülmektedir. Savunma ve havacılık sanayimizin başarılarından çok sayıda uluslararası kurum ve kuruluş da övgüyle bahsetmektedir. Defence News tarafından her yıl yayımlanan, en saygın savunma sanayi listelerinden biri olarak kabul edilen ve dünyanın en büyük 100 savunma sanayi firmasının ilan edildiği listede 2025 yılında 5 firmamız yer almayı başarmıştır. </p><p>Güçlü üretim altyapısı, gelişmiş lojistik ağları ve çok boyutlu diplomatik kapasitesi sayesinde Türkiye, bulunduğu bölgenin ekonomik entegrasyonuna ve sürdürülebilir toparlanmasına stratejik katkılar sağlamanın yanı sıra güçlü bir küresel aktör olarak konumunu gün geçtikçe ileriye taşımaktadır.</p><p>Küresel mal ticaretinde özellikle çeyrek yüzyılda yaşanan gelişmeler sonucunda küresel ticaret ağırlık merkezinin güney doğu eksenine doğru kayması, uluslararası ticaret ve değer zincirlerindeki son gelişmeler ticarette yeni koridor arayışlarını artırmakta ve ulaştırma koridorlarının oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projeleri de bu gereksinimlerin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Orta Koridor, Asya’dan Avrupa’ya uzanan en kısa ve güvenli ticaret yoludur ve Türkiye, Orta Koridor’un Avrupa’ya açılan kapısıdır.</p><p>Hem bölgesel bağlantısallığı güçlendirmesi hem de enerji güvenliğini desteklemesi  sayesinde, yeni ticaret koridorlarının ülkemize ekonomik çeşitlenme, maliyet avantajı ve stratejik konumlanma bakımından önemli faydalar sağlaması beklenmektedir. Orta Koridor, aynı zamanda Türk dünyasının Batı ile entegrasyonuna büyük katkı sağlayacak ve Türkiye bu vizyonda kritik bir öneme sahip olacaktır.</p><p>Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projeleri sayesinde ulusal ve bölgesel kalkınmanın sağlanmasını, ülkemizin dünya pazarlarına entegrasyonunun artırılmasını ve lojistik ağlarının güçlendirilmesini sağlayacağız. Bölgesel istikrarın tesisi, yeniden yapılanma ve ekonomik büyüme açısından Türkiye, komşuları </p><p>için de kilit bir itici güçtür.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-komsulari-icin-de-itici-guc-4784836</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/0787949e-tcm532ow7pfakkloccynww.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Turizmde zirve tırmanışı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turizmde-zirve-tirmanisi-4784837</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turizmde-zirve-tirmanisi-4784837" rel="standout" />
      <description>Türkiye, turizmde son yıllarda yakaladığı büyük ivmeyle dünya sıralamasında zirveye doğru ilerlerken, 2026 vizyonu için yeni bir atılımın hazırlıklarını yapıyor. Turist sayısında iki, gelirlerde ise üç katlık artış yakalayan sektör; artan rekabet ortamında konumunu güçlendirmek için daha nitelikli yatırımlara ihtiyaç duyuyor. 2026 sonrası için belirlenen yeni hamleler, Türkiye’nin turizmde sürdürülebilir ve güçlü bir büyüme rotasına işaret ediyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Turizm sektörü, son yıllarda yapılan dev ulaşım ve havalimanı yatırımlarıyla büyük sıçrama yaşadı. Kovid-19 sürecinde gösterdiği dirençle dünya çapında dikkat çeken sektör, hızla büyüyen pazardan daha fazla pay alabilmek için rekabet gücünü artırmak zorunda. Türkiye’nin turizmdeki küresel konumunu güçlendirmek ve pastadaki payını büyütmek için artık yeni bir büyük hamleye ihtiyacı var.</p><h2>TURİST SAYISI İKİYE GELİRİ ÜÇE KATLANDI</h2><p>Son 10 yılda Türkiye’ye gelen turist sayısı ikiye katlanırken, elde edilen turizm geliri ise yaklaşık 3 katına çıktı. 2016’da 31 milyon turist ülkemizi ziyaret ederken 22,1 milyar dolar gelir bıraktı. Aradan geçen sürede küresel ligdeki yerini güçlendiren Türkiye, bugün en çok turist ağırlayan dördüncü ülkesi konumunda. 2025 yılını 64 milyon turist ve 64 milyar dolar gelir hedefiyle geride bırakan sektörün en büyük avantajı, Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı insanlık geçmişi ve sahip olduğu stratejik konum. Ülkemizin dört bir yanındaki doğal güzelliklerin yanı sıra tarih ve kültür kokan medeniyet geçmişi ile dillere destan gastronomisi de Turizmdeki yükselişin önemli dinamikleri olarak dikkat çekiyor.</p><h2>GELİRDE İLK 7’DEYİZ</h2><p>Dünya Turizm Örgütüne göre dünyada en fazla turist kabul eden 4’üncü ülke Türkiye oldu. 2017’de 8’inci sırada bulunan Türkiye, yedi yılda 4 basamak birden yükselerek zirveye yaklaştı. Turizm gelirleri açısından da önemli gelişmeler yaşayan ülkemiz, geçtiğimiz yıl 61 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etti. Bu yıl 64 milyar dolar olan turizm geliri hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. 2025’in ilk 9 aya ilişkin verilerine göre; 50 milyon turist ağırlayarak 50 milyar dolar turizm geliri elde eden Türkiye, geçen yılın son çeyreğindeki performansıyla bu rakam 64 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyor. Yine Dünya Turizm İstatistik Raporlarına göre; turizm gelirlerinde de büyük bir sıçrama yaşandı. 2017’de 15’inci sırada olan Türkiye, 2024’te 7’nciliğe yükseldi. 2025 için konulan 64 milyar dolarlık hedefi yakaladığımızda listedeki yerimiz bir veya birkaç basamak iyileşebilir.</p><p>Dünyanın en çok turist çeken dördüncü ülkesi konumuna gelen Türkiye’nin gözü daha da yükseklerde. Sektör temsilcilerinin 2035 vizyonunda 135 milyar dolarlık gelir hedefi var. Mevcut gelir seviyesinin iki katını işaret eden bu rakamı yakalamak; yatırımların sürdürülmesi, insan kaynağının daha da nitelikli hale getirilmesi ve tanıtımların küresel çapta ve süreklilik arz eden bir motivasyonla yapılmasıyla mümkün. Ülke ekonomisinin taşıyıcı kolonlarından biri olarak güçlü bir şekilde yoluna devam eden turizm sektörü, krizlere olan dayanıklılığını bugüne kadar birçok defa ispatladı.</p><h2>REKABET ZORLAŞIYOR</h2><p>Havalimanı sayısının çoğalması, konaklama tesislerindeki yatak kapasitesi, hızlı servis özelliği gibi avantajlar Türkiye’ye olan ilgiyi zirveye çıkarıyor. Ancak İspanya gibi rakiplerimize oranla, gelir karşılaştırması yaptığımızda aynı iyimser cümleleri kuramıyoruz. Rekabet gün geçtikçe zorlaşıyor. Çin ve İtalya gibi ülkeler de son yıllarda iyice asıldı konuya. Akdeniz’e kıyısı olan birçok Avrupa ülkesinde tesis yenileme yatırımları var. Dünyada turizm sektörünü sevmiş ülkelerin yeniden oyuna dönme girişimleri dikkat çekiyor.</p><h2>200 ÜLKEDE ‘GO TÜRKİYE’ TANITIMI</h2><ol><li data-list="bullet"> Türkiye’nin turizmde öne çıkmasında farklı ziyaretçi profillerine aynı anda hitap edebilmesinden de kaynaklanıyor. Rusya gibi Kuzey Avrupa ülkelerinden gelenler ağırlıklı olarak deniz-kum-güneş üçlüsüne yönelirken, Güney Avrupa, Uzak Doğu ve ABD’den gelen ziyaretçiler için ülkenin zengin arkeolojik mirası ön plana çıkıyor. Son yıllarda bu çeşitliliğe, özellikle Avrupa ve Orta Doğu’dan gelenlerin artan ilgisiyle sağlık turizmi de eklendi. Havacılıktaki gelişmeler, Türkiye’nin bölgenin en iyi havalimanlarına sahip olması, Türk dizileri ve ‘Go Türkiye’ projesiyle yaklaşık 200 ülkede dijital platformlarda iletişim ve tanıtımlar turizmdeki başarıyı etkileyen faktörler olduğunu unutmamak lazım. </li></ol><h2>CARİ AÇIĞIN PANZEHİRİ</h2><ol><li data-list="bullet">Turizm, ülke ekonomisinin cari açığa karşı en önemli döviz gelir kaynaklarından biri konumunda.  “Bacasız sanayi” olarak nitelendirdiğimiz turizm bir yandan cari dengenin iyileştirilmesi için katkı sağlıyor bir yandan da istihdam yaratması açısından stratejik bir rol oynuyor. Enerji ithalatı ve dış ticaret açığı nedeniyle oluşan cari açık makroekonomik kırılganlıkları arttırıyor. Turizm sektörü, döviz kazandırıcı bir alan olarak cari açığın azaltılmasında bir denge unsuru olarak işlev görüyor. Turizm gelirlerinin zirve yaptığı haziran-ekim döneminde turizm gelirlerinin desteğiyle çoğu zaman cari fazla oluşuyor.</li></ol>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turizmde-zirve-tirmanisi-4784837</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>İbrahim Acar</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/9ffa34ce-wbr6gc7rizdldpfgy8yj9.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Slogandan öte jeopolitik ve ekonomik gerçek Türkiyesiz olmaz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/slogandan-ote-jeopolitik-ve-ekonomik-gercek-turkiyesiz-olmaz-4784838</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/slogandan-ote-jeopolitik-ve-ekonomik-gercek-turkiyesiz-olmaz-4784838" rel="standout" />
      <description>“Türkiyesiz Olmaz” söylemi, günümüzde tüm dünyada jeopolitik gereklilik, ekonomik rasyonalite, diplomatik denge ve güvenlik mimarisi açısından yadsınamaz bir gerçekliktir.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mehmet Şimşek</strong></p><p><br></p><p>Küresel ekonomi; belirsizliklerin arttığı, küresel ticarette korumacılığın yükseldiği ve jeopolitik gerilimlerin yoğunlaştığı bir dönemden geçmektedir. Ekonomi politikaları ile jeopolitik çıkarların çatışması, dünya ekonomisinin daha parçalı bir yapıya doğru evrilmesine neden olmaktadır. İçinde bulunduğumuz bu süreçte küresel sistem çok aktörlü hale geldikçe köprü ülkelerin önemi belirginleşmektedir. Bu noktada, Türkiye stratejik konuma haiz ülkelerden biridir. Ayrıca ülkemiz, dengeleri küresel ve bölgesel istikrara hizmet edecek şekilde gözeten, aktörleri bir araya getirebilen ve ayrışmaları şekillendirebilen bir ülke konumundadır. </p><p>Ülkemiz ABD-AB (Batı Bloku), Çin-Rusya etrafında şekillenen BRICS ve G20 başta olmak üzere çok taraflı ekonomik platformların, yani küresel konjonktüre yön veren dinamiklerin merkezinde yer almaktadır. Türkiye; G20 üyesi olarak küresel ekonomi masasındadır, NATO üyesi olarak Batı güvenlik mimarisindedir, bölgesel entegrasyon açısından yüksek potansiyele sahiptir. Ayrıca, Türk Devletleri Teşkilatı, Yeni Kalkınma Yolu ve Orta Koridor girişimlerinde Avrasya ekonomisinin önemli bir oyuncusudur. Ayrıca BRICS’le diyalog geliştiren, Çin’in Kuşak-Yol Projesi’nin kritik hatlarından birinde bulunmaktadır. Bu tablo, Türkiye’nin uluslararası diplomaside sadece “köprü” değil, aynı zamanda “oyun kurucu ve denge unsuru” olarak görülmesine yol açmaktadır. Bu nedenle mevcut küresel atmosferde “Türkiyesiz Olmaz” vurgusu, bir slogandan öte jeopolitik ve ekonomik bir gerçekliği ifade etmektedir. </p><p>Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz Tahıl Koridoru girişimleri, NATO’nun genişleme süreçleri ve Kafkasya barışı için yürütülen diplomasi Türkiye’nin siyasi ve lojistik ağırlığını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Salgın sonrasında küresel şirketler ve özellikle AB ülkeleri, tedarik zincirlerini güvence altına almak için üretimlerini daha yakın ve güvenli bölgelere taşıma arayışına girmiştir. Bu süreçte Türkiye; büyük ve dinamik ekonomisi, stratejik konumu, demografik avantajı, nitelikli iş gücü, sağlam altyapısı ve üretim çeşitliliğiyle pek çok sektör için cazibe merkezi haline gelmiştir. </p><p>Türkiye’nin önemi sadece bulunduğu coğrafyadan kaynaklı değil, bu coğrafi konumu ekonomik güce dönüştüren unsurlarla da ilişkilidir. Ülkemiz enerji koridorlarının kilit noktası konumundadır. TANAP, TAP, Irak-Türkiye, Rusya-Türkiye gaz hatları gibi projelerin yanı sıra Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya aktarılabilme opsiyonu Türkiye’yi hem Avrupa enerji güvenliğinde hem de Avrasya hatlarında merkez aktör haline getirmektedir. Türkiye savunma sanayiinde önemli aşama kaydetmiş olup dünyada savunma sanayii ihracatında sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. Savunma sistemleri ürünleri NATO dışındaki birçok ülke için de Türkiye’yi teknolojik ortak haline getirmiştir. Ayrıca, uyguladığımız ekonomi programı sayesinde ekonomide önemli kazanımlar elde edilmiştir. Bugün Türkiye ekonomisi, geçmişe kıyasla çok daha dayanıklı, makroekonomik ve finansal açıdan çok daha güçlü bir konumdadır. Dolayısıyla “Türkiyesiz Olmaz” söylemi, günümüzde tüm dünyada jeopolitik gereklilik, ekonomik rasyonalite, diplomatik denge ve güvenlik mimarisi açısından yadsınamaz bir gerçekliktir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/slogandan-ote-jeopolitik-ve-ekonomik-gercek-turkiyesiz-olmaz-4784838</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/47e1b832-np6lamc62rcyeewua23hdf.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Havacılıkta dünya lideri İstanbul Havalimanı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/havacilikta-dunya-lideri-istanbulhavalimani-4784839</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/havacilikta-dunya-lideri-istanbulhavalimani-4784839" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin asırlık projelerinin en büyüğü olan İGA İstanbul Havalimanı, dünyanın gıptayla izlediği bir merkez haline geldi. Türkiye’nin küresel aktarma merkezi konumunu güçlendiren havalimanının ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkısı gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nisan 2019’da hizmet vermeye başlayan&nbsp;İGA İstanbul Havalimanı, aradan geçen yaklaşık 7 yılda; uçuş trafiğini artırmaya bağlı olarak her geçen gün daha fazla yolcu ağırlıyor ve oluşturduğu katma değer katlanarak artıyor.&nbsp;Türkiye’nin küresel aktarma merkezi konumunu güçlendiren&nbsp;İGA İstanbul Havalimanı,&nbsp;ekonomik-kalkınma anlamında doğrudan katkı sağlayan bir altyapı yatırımı&nbsp;haline geldi.&nbsp;Havacılığın merkezinin batıdan doğuya kaydığı bu dönemde, İstanbul’un sahip olduğu jeopolitik konumunu, stratejik bir sektörde fırsata çeviren bu mega yatırım, Türkiye’nin bu alandaki asırlık vizyonunun merkezi haline geldi. Çünkü;&nbsp;İGA İstanbul Havalimanı, yalnızca bir ulaşım merkezi değil;&nbsp;istihdam üreten, ticareti destekleyen, turizmi büyüten ve Türkiye’nin küresel görünürlüğünü artıran bir&nbsp;ulusal ve uluslararası ekonomik katalizör&nbsp;oldu.</p><h2>&nbsp;400 MİLYON YOLCU AĞIRLADI</h2><p>İGA yönetimindeki&nbsp;12 bini aşkın profesyonelin yanı sıra&nbsp;havayolu şirketleri, yer hizmetleri, perakende, güvenlik ve lojistik gibi paydaşlarla&nbsp;ile birlikte&nbsp;İstanbul Havalimanı ekosistemindeki&nbsp;toplam istihdam&nbsp;100&nbsp;binin üzerinde bulunuyor. Açılışından&nbsp;bu yana&nbsp;400 milyondan fazla yolcuya&nbsp;hizmet veren İstanbul Havalimanı, kısa sürede&nbsp;dünyanın en yoğun uluslararası havalimanları arasında yerini&nbsp;aldı. Havayolu&nbsp;şirketlerinin çeşitliliğiyle dikkat çeken&nbsp;İGA İstanbul Havalimanı’nda&nbsp;184 havayolu&nbsp;şirketi&nbsp;operasyon gerçekleştirirken bunun&nbsp;116’sı&nbsp;tarifeli yolcu, 15’i tarifeli kargo ve kalanı ise&nbsp;charter ve özel uçuş operatörlerinden oluşuyor. Havalimanı&nbsp;330’dan fazla destinasyona&nbsp;direkt uçuş sağlıyor.&nbsp;2025 yılında yaklaşık85&nbsp;milyon&nbsp;yolcuya hizmet veren İstanbul Havalimanı’nın&nbsp;2026’da ise&nbsp;88 milyon yolcuağırlamayı hedefliyor.</p><h2>&nbsp;DÜNYANIN BULUŞMA NOKTASI</h2><p>İGA İstanbul Havalimanı’nın küresel sivil havacılık ligindeki yükselişi&nbsp;rakipleri tarafından yakından izleniyor. Airports Council&nbsp;International Europe (ACI EUROPE) tarafından yayımlanan 2025 Havalimanı Endüstrisi Bağlantı Raporu”na&nbsp;göre;&nbsp;İGA İstanbul Havalimanı,&nbsp;küresel çapta ‘Bağlantı Merkezi Sıralaması’nda Frankfurt’u geride bırakarak dünya lideri konumuna yerleşti. ‘Doğrudan Bağlantı’ alanında&nbsp;2025 yılında&nbsp;Avrupa’nın ‘En Yüksek Hava Bağlantısına Sahip Havalimanı’ oldu.&nbsp;Türk Hava Yolları ve diğer havayollarının geniş uçuş ağı ile birlikte, İGA İstanbul Havalimanı dünya genelinde yüksek ulaşılabilirlik imkânı sağlıyor.&nbsp;Planlı yatırımlarımız ve stratejik büyüme adımlarımız sayesinde havalimanı,&nbsp;bir aktarma/transfer merkezi olmanın ötesinde ülkemizi&nbsp;küresel havacılık, lojistik ve hizmet ekonomisinde kritik bir köşe taşı&nbsp;hâline getirdi.</p><h2>&nbsp;EKONOMİNİN İTİCİ GÜCÜ</h2><p>İGA İstanbul Havalimanı, Avrupa-Asya-Orta Doğu-Afrika ekseninin merkezinde&nbsp;olması, Türkiye için&nbsp;stratejik bir ekonomik itici güç&nbsp;oluşturuyor.&nbsp;Küresel hava kargo akışının merkezi&nbsp;hâline gelen Türkiye, ihracatçılar için önemli bir rekabet avantajı yarattı.&nbsp;2024’te 1,98 milyon ton kargo elleçlemesiyle&nbsp;Avrupa’nın 1 numaralı kargo havalimanı seçilmesi sayesinde daha da pekişti.&nbsp;Girişimciler&nbsp;için ise&nbsp;perakende, lojistik,&nbsp;duty-free, yer hizmetleri ve konaklama gibi birçok sektörde iş fırsatları yaratıyor.&nbsp;Uluslararası bağlantı çeşitliliği, Türkiye’yi kolay erişilebilir bir destinasyon hâline getiriyor. Transit ve bağlantılı uçuşların artması&nbsp;hem&nbsp;turist sayısını ve kişi başı harcamayı artırıyor&nbsp;hem de turizm yatırımlarını hızlandırıyor.&nbsp;&nbsp;Türk ihracatını, girişimciliği ve turizmi aynı anda destekleyen bir küresel değer üretim merkezi işlevi görüyor.</p><h2>MİLLİ GELİRİN YÜZDE 2,2’Sİ BURADA</h2><p> İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahaddin Bilgen, Türkiye’nin inşa ettiği asırlık projelerin en büyüğünün ekonomiye katkısını yeni Şafak’a değerlendirdi. Bilgen, “Bağımsız Uluslararası Danışmanlık Şirketi&nbsp;FTI’nın&nbsp;Türkiye temsilcisi İstanbul Ekonomi tarafından hazırlanan 2024 Ekonomik Etki&nbsp;Analizi’ne&nbsp;göre;&nbsp;İGA İstanbul Havalimanı, 2023 yılı itibarıyla, Türkiye’nin ekonomisine&nbsp;24,2 milyar dolar&nbsp;doğrudan ve dolaylı katkı sağladı. Bu rakamın&nbsp;milli gelire oranı&nbsp;</p><p>%2,2 &nbsp;olarak hesaplandı.&nbsp;</p><p>2030‘a kadar&nbsp;İGA İstanbul Havalimanı ile bağlantılı ekonomik faaliyetlerinin&nbsp;472 bin kişilik istihdam yaratması&nbsp;bekleniyor. Bu hedefin yakalanması halinde milli gelire yaklaşık&nbsp;44 milyar dolarlık katkı verecek.&nbsp;Mimariden misafirperverliğe, gastronomiden kültürel tanıtıma kadar Türkiye’nin çeşitli değerlerini dünyaya ulaştıran merkez, ülkenin&nbsp;yumuşak güç kapasitesini&nbsp;güçlendiren önemli bir kültürel elçi konumunda” dedi. </p><h2>YATIRIMLARLA BÜYÜYECEK</h2><p> Önümüzdeki 20 yılda İGA İstanbul Havalimanı,&nbsp;yeni yatırımlarla büyümesini sürdüreceklerini kaydeden Bilgen,&nbsp;şu bilgileri verdi: “İnşa süreçleri tamamlandıktan sonra toplam&nbsp;6&nbsp;ana pist ile Avrupa’da eşine az rastlanan bağımsız dörtlü pist operas-yonuna imkân sağlayacak altyapı&nbsp;yatırımı devam ediyor.&nbsp;Bu yatırımlar tamamlandığında İstanbul Havalimanı, yıllık 200 milyon yolcu ve 4,5 milyon ton kargo kapasitesi ile Türkiye’yi küresel ticaret ve lojistik merkezine dönüşecek.&nbsp;Eskişehir Güneş Enerji Santrali sayesinde tüm elektrik ihtiyacımız temiz enerji ile karşılayacağız.&nbsp;C-VIP terminali&nbsp;ve&nbsp;Hilton markalı havalimanı oteli&nbsp;yatırımının da yakında tamamlayacağız.”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/havacilikta-dunya-lideri-istanbulhavalimani-4784839</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>İbrahim Acar</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/ad9e4b12-wlqd7dz6qoh2wfrh3bzqtu.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye  tartışmasız doğal merkez</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-tartismasiz-dogal-merkez-4784840</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-tartismasiz-dogal-merkez-4784840" rel="standout" />
      <description>Türkiye artık sadece “Asya, Avrupa ve Afrika arasında kıtalararası coğrafi bir köprü” değil; jeostratejik bir barış ve güven adası, lojistik dünyanın tartışmasız doğal merkezi ve ticaret rotalarını belirleyen büyük bir aktördür. </description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Abdulkadir Uraloğlu</strong></p><p><br></p><p>Son dönemlerde sıkça vurguladığımız üzere Türkiye artık sadece “Asya, Avrupa ve Afrika arasında kıtalararası coğrafi bir köprü” değil; jeostratejik bir barış ve güven adası, lojistik dünyanın tartışmasız doğal merkezi ve ticaret rotalarını belirleyen büyük bir aktördür. Ne lojistik koridorlarda ne küresel ticarette ne bölgemizin güvenliğinde ne de dünyanın sürdürülebilir kalkınmasında… Türkiyesiz olmaz! </p><p>Ülkemizin Afro-Avrasya coğrafyasının tam ortasındaki stratejik konumu, bizi lojistik dünyanın tartışmasız doğal merkezi kılmaktadır. Dört saatlik uçuş mesafesinde, 1,5 milyar insanın yaşadığı ve toplam ekonomik büyüklüğü 55 trilyon doları aşan 67 ülkenin tam merkezindeyiz. Bu avantajı doğru okuduk ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 23 yılda Ülkemizin ulaşım ve haberleşme altyapısına yaklaşık 300 milyar dolar yatırım yaparak bu eşsiz konumu hak ettiği güce kavuşturduk. Ama az önce belirttiğim üzere artık Türkiye’yi yalnızca coğrafi konumuyla tanımlamak yeterli değildir. Çünkü Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde altyapı hamleleri, kriz çözme kabiliyeti, yapıcı diplomasisi ve güven inşa eden yaklaşımıyla “jeostratejik bir barış ve güven adası” hâline gelmiştir. Bu nedenle artık sadece “Türkiyesiz koridor olmaz” demiyor; aynı zamanda “Türkiyesiz güvenlik ve istikrar da olmaz” diyoruz. Bu güven adası, fiziki yolları birleştirirken aynı zamanda güveni ve sürdürülebilirliği inşa eden bir ortaktır. Türkiye yalnızca bir geçiş noktası değil, Avrasya lojistiğinde istikamet belirleyen, barış yanlısı ve istikrarlı bir merkezdir.</p><p>Bakın Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçen son 23 yılımıza 100 yıllık işler sığdırdık. Demir yollarında tüm mevcut demir yolu ağımızı baştan sona yeniledik. Mevcut ağın 7&nbsp;bin&nbsp;274 kilometresini elektrikli, 8&nbsp;bin&nbsp;046 kilometresini sinyalli hâle getirerek modernize ettik; 2&nbsp;bin&nbsp;251 kilometrelik hızlı tren altyapısını ülkemize kazandırdık. Hızlı tren konforuyla nüfusumuzun&nbsp;yüzde&nbsp;51’ini buluşturduk. Açıldığı günden bugüne hızlı tren hatlarımız yaklaşık 105 milyon yolcuya hizmet verdi. 2053 hedeflerimiz doğrultusunda şu anda 4&nbsp;bin&nbsp;158 kilometrelik hatta yapım çalışmalarını sürdürüyoruz; 2028’de demir yolu ağımızı 17 bin 287 kilometreye, lojistik merkezi sayımızı 25’e, doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11’den 27’ye çıkarmayı hedefliyoruz.</p><p>Kara yollarımızda 2002’de 6&nbsp;bin101 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 30&nbsp;bin&nbsp;014 kilometreye çıkardık. Bakın, 30&nbsp;bin&nbsp;014 kilometre bölünmüş yol demek, dünyanın çevresinin dörtte üçü kadar yol demek. Ankara’dan çıksanız Cebelitarık Boğazı’na, yani Atlas Okyanusu’na yaklaşık 7 kere ulaşabilecek bir mesafe demek. Ya da İstanbul’dan Çin’in Şangay şehrine, yani Büyük Okyanus kıyılarına yaklaşık 3 kez ulaşabilecek bir mesafe demek.</p><p>Yine, 8&nbsp;bin&nbsp;591 km olan bitümlü sıcak karışımlı yol ağımızı 32&nbsp;bin708 km’ye, 50 km olan tünel uzunluğunu 838 km’ye, 311 km olan köprü ve viyadük uzunluğunu 813 km’ye yükselttik.&nbsp;Bin&nbsp;714 km olan otoyol uzunluğumuzu da 3&nbsp;bin&nbsp;796 kilometreye ulaştırdık.</p><p>Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında otoyol uzunluğunda Avrupa’da 6’ıncı sıradayız; ama son 10 yıldaki otoyol artış hızında Avrupa’da 1’inciyiz. İnşallah 2028 yılı sonunda bölünmüş yol uzunluğumuzu 31&nbsp;bin&nbsp;250 kilometreye, otoyol uzunluğumuzu da 4&nbsp;bin&nbsp;330 kilometreye çıkaracağız.</p><p>Havacılık alanında da çağ atlatan başarılar elde ettik. 2002’de ülkemizde 26 aktif havalimanı vardı; bugün bu sayı 58’e ulaştı. Yapımları devam eden Yozgat ile Bayburt-Gümüşhane havalimanları devreye girdiğinde 60’a çıkacak. İç ve dış hatlarda toplam yolcu trafiğimiz yaklaşık 34 milyon seviyesindeydi; 2024 yılı sonunda 231 milyon yolcuya çıkarak Avrupa’da 3’üncü, dünyada 7’nci sıraya yükseldik.</p><p>Sadece 81 ülkeyle ikili hava ulaştırma anlaşmamız bulunuyordu; bugün 175 ülkeyle anlaşma yapmış durumdayız. Dış hat uçuş ağımızda 2003’te 50 ülkede 60 noktaya uçabiliyorduk. Bugün dış hat uçuş noktası 355’e ulaştı; Türkiye artık dünya havacılığında merkez ülkelerden biridir.</p><p>17 Nisan 2025 itibarıyla İstanbul Havalimanı’nda üçlü bağımsız pist operasyonunu devreye alarak Avrupa’da bir ilki gerçekleştirdik. Aynı anda 3 uçağın iniş ve kalkış yapabildiği bu sistemi Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından hayata geçiren tek ülke olarak tarihe geçtik.</p><p>Denizciliğimizde 550 bin detveyt ton olan tersane kapasitemizi 4,79 milyon detveyt tona, 37 olan tersane sayımızı 85’e, balıkçı barınağı sayımızı 178 adetten 400 adete,152 olan liman tesisi sayımızı 217’ye, 8 bin 500 adet olan yat bağlama kapasitemizi 25&nbsp;bin&nbsp;962’ye çıkardık.</p><p>2025 yılı Türk denizciliğinin altın yılı olarak tarihe geçti. 2002’de 8,9 milyon dedveyt ton ile 17. sırada olan Türk Deniz Ticaret Filomuzu, 2025’in ilk yarısında 2bin&nbsp;203 gemisiyle 53,1 milyon dedveyt tona ulaştırarak dünya sıralamasında ilk 10’a taşıdık. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında artık 5 Türk limanımız var.</p><p>Ve en önemlisi: Küresel koridorlarda Türkiyesiz olmaz!</p><p>Bu kapsamda Orta Koridor’u güçlendiriyoruz. Asya’dan Avrupa’ya uzanan bu koridor hem en kısa hem de en güvenli ticaret güzergâhıdır. Deniz yoluyla 45 güne varan taşımaları, Türkiye üzerinden demir yoluyla 18 güne indiriyoruz. Marmaray geçişiyle Çin’den gelen yükleri Avrupa’ya kesintisiz ulaştırıyor; Kars-Iğdır-Dilucu hattının tamamlanmasıyla Orta Koridor’u iki ayrı sınır kapısından ülkemize bağlayacak yeni bir stratejik derinlik oluşturuyoruz. Aynı şekilde ülkemizin lojistik gücünü zirveye taşıyacak tarihi bir hamle olan Kalkınma Yolu Projesi de Basra Körfezi’nden başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak yepyeni bir ticaret koridorudur. Türkiye kesimi kara yolu ve demir yoluyla kıtalar arası ticaretin bel kemiğini oluşturacaktır. Yaklaşık 20 milyar dolarlık dev yatırımla hayata geçecek Kalkınma Yolu, ülkemize on yıllık bir perspektifte yaklaşık 50 milyar dolarlık üretim katkısı getirecek ve 63 bin vatandaşımıza yeni iş, yeni aş ve gelecek sağlayacaktır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği ve yakın takibiyle hayata geçecek bu dev proje, Türkiye’nin jeopolitik üstünlüğünü ekonomik güce dönüştürecektir.</p><p>Zengezur bağlantısı da bölgesel ulaştırma vizyonumuzun önemli bir parçasıdır. Bu koridor tamamlandığında Azerbaycan üzerinden Türk dünyasına ve daha ötesine doğrudan erişim sağlayan yeni bir jeopolitik hat kurulmuş olacaktır. Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen TransMEA 2025 Forumunda da Mısır ile ülkemiz arasındaki Ro-Ro taşımacılığının yeniden başlatılması noktasında çok kritik temaslarda bulunduk ve önemli ilerlemeler kaydettik. Akabe Limanı’ndan Türkiye’ye bir bağlantı yaparak Mısır üzerinden Kuzey Afrika ve Madagaskar’a uzanan yeni bir güzergahın hayata geçmesine de gayret ediyoruz.</p><p>Bütün bu rakamlar, projeler ve başarılar tek bir hakikati haykırıyor: Türkiye sadece yol yapmıyor, köprü kurmuyor, liman açmıyor…Türkiye güven inşa ediyor, barış koridorları açıyor, küresel ticaretin rotasını çiziyor.</p><p>Bu yüzden bir kez daha, en gür sesimle söylüyorum: Türkiyesiz koridor olmaz!</p><p>Türkiyesiz güvenlik olmaz! Türkiyesiz istikrar olmaz! Türkiyesiz sürdürülebilir kalkınma olmaz!</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-tartismasiz-dogal-merkez-4784840</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/ad1899ea-i2mwsrp1aei3km1xeami31.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AJet’ten 2025’te güçlü performans</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/ajetten-2025te-guclu-performans-4784841</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/ajetten-2025te-guclu-performans-4784841" rel="standout" />
      <description>AJet, 2025 yılında 23 milyon yolcu, yüzde 80 zamanında kalkış performansı ve 20 yeni dış hatla düşük maliyetli hava yolu segmentinde güçlü bir büyüme sergiledi. Gençleşen filosu, uluslararası sertifikaları ve Bodrum’un üçüncü merkez olacağı 2026 hedefleriyle AJet, küresel rekabette bir üst lige çıkmayı amaçlıyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlk uçuşunu 31 Mart 2024’te gerçekleştiren AJet, ikinci faaliyet yılı olan 2025’te operasyonel performansı, hızlı uluslararası açılımı ve filo yatırımlarıyla dikkat çekici bir büyüme ortaya koydu. Kısa sürede düşük maliyetli hava yolu segmentinde güçlü bir oyuncu haline gelen AJet, 2026 hedefleriyle hem kapasitesini hem de küresel erişimini önemli ölçüde artırmaya hazırlanıyor.</p><h2>23 MİLYON YOLCU TAŞIDI</h2><p>AJet, 2025 yılında iç ve dış hatlarda toplam 23 milyon yolcu taşıdı. Bu yolcuların 15 milyonu yurt içi, 8 milyonu ise dış hat seferlerinden oluştu. Operasyonel verimliliği artırmaya yönelik uygulamalar sayesinde havacılıkta en kritik göstergelerden biri olan zamanında kalkış performansı (OTP) yüzde 80 seviyesine ulaştı. Bu oran, Eurocontrol bölgesi ortalamasının üzerinde bir performans olarak öne çıktı. Şirket, uçuş emniyetini ve operasyonel sürekliliği merkeze alan yaklaşımıyla yoğun operasyon temposuna rağmen istikrarlı bir hizmet sundu. İki ana merkez olan İstanbul Sabiha Gökçen ve Ankara Esenboğa Havalimanları’ndan yürütülen operasyonlar, AJet’in iç ve dış hatlardaki büyümesini destekleyen temel unsurlar oldu.</p><h2>1 YILDA 20 YENİ DIŞ HAT</h2><p>2025 yılında dış hatlarda büyümeyi stratejik öncelik olarak belirleyen AJet, Avrupa, Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika’da 20 yeni hat açtı. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Cezayir, Moskova, St. Petersburg, Bişkek, Stokholm, Cenevre, Şam, Halep, Nahçıvan/Gence, Süleymaniye, Beyrut ve Prag uçuşları başlatıldı. Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan ise Barselona, Madrid, Tiflis, Erbil, Kahire, Şam ve Bağdat hatları devreye alındı. Bu genişlemeyle birlikte AJet, 2025 yılı sonu itibarıyla 34 ülkede 59 dış hat ve 41 iç hat olmak üzere toplam 100 noktaya uçan bir hava yolu konumuna ulaştı. Açılan yeni hatlar, AJet’in bölgesel bir oyuncudan uluslararası ölçekte rekabet eden bir marka haline gelmesinde belirleyici rol oynadı.</p><h2>GENÇLEŞEN FİLO, YERLİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR YATIRIMLAR</h2><p>AJet filosunda 2025 itibarıyla operasyonlara katılan 90’a yakın uçak bulunuyor. Şirket, filosunu gençleştirmek ve çevresel sürdürülebilirliği artırmak amacıyla 2025 yılında 10 adet fabrika çıkışlı Boeing 737-8 MAX uçağını envanterine kattı. Yeni nesil uçaklar, Türk Hava Yolları iştiraki TCI tarafından üretilen yerli ve milli “Miligram” koltuklarla donatıldı ve ağustos ayı itibarıyla tarifeli seferlerde hizmet vermeye başladı. Teknolojik yatırımlarını da sürdüren AJet, Türksat ile yapılan anlaşma kapsamında uçaklarda yüksek hızlı ve kesintisiz internet erişimi sağlanmasına yönelik çalışmalarda son aşamaya geldi. Bu adım, yolcu deneyimini geliştirmeye yönelik önemli yatırımlar arasında yer aldı.</p><h2>ULUSLARARASI SERTİFİKALARLA GÜVEN VE KALİTE TESCİLİ</h2><p>Uçuş emniyetini tüm operasyonlarının merkezine alan AJet, henüz ikinci yılını doldurmadan IOSA (IATA Operational Safety Audit) denetiminden başarıyla geçerek sertifika aldı. Bu başarı, AJet’in emniyet, güvenlik ve operasyonel disiplin alanındaki yetkinliğini uluslararası ölçekte tescilledi. IOSA sertifikasının ardından şirketin IATA üyeliği süreci de başlatıldı.</p><p>Bunun yanı sıra AJet; ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikalarını alarak kurumsal yapısını güçlendirdi. Daha önce alınan ISO 9001 belgesiyle birlikte AJet, kalite, sürdürülebilirlik ve çalışan güvenliği alanlarında uluslararası standartlara uyum sağladı.</p><h2>APEX’TEN İKİNCİ KEZ DÖRT YILDIZ ALDI</h2><p>AJet, Hava Yolu Yolcu Deneyimi Derneği (APEX) tarafından ikinci kez “Dört Yıldızlı Düşük Maliyetli Hava Yolu” ödülüne layık görüldü. Bu ödül, AJet’in hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti alanındaki performansını küresel ölçekte tescilledi.</p><h2>2026’da hedef daha büyük filo daha geniş ağ</h2><ol><li data-list="bullet"> AJet, 2026 yılı için iddialı bir büyüme planı ortaya koydu. Buna göre filonun 107 uçağa çıkarılması hedefleniyor. Bu artışla birlikte filonun yüzde 76’sının yeni nesil uçaklardan oluşması planlanıyor. Uçuş ağında da önemli bir genişleme öngörülüyor. 2026 yılında İstanbul’dan 15, Ankara’dan 8 olmak üzere toplam 23 yeni dış hat açılması planlanıyor. Bu adımla AJet, 2026’da 37 ülkede 108 noktaya, 2033 yılında ise 56 ülkede 199 noktaya sefer düzenleyen bir hava yolu olmayı hedefliyor.</li></ol><h2>Bodrum üçüncü merkez oluyor</h2><ol><li data-list="bullet"> 2026 yaz sezonuyla birlikte Milas-Bodrum Havalimanı, AJet’in üçüncü ana üssü olarak konumlanacak. Bodrum’dan yurt dışında 14 ülke olmak üzere, iç ve dış hatlarda toplam 23 noktaya direkt uçuş planlanıyor. Bu hamle, AJet’in turizm odaklı büyüme stratejisinin önemli bir ayağını oluşturuyor. 2025 yılında sergilediği performansla kısa sürede güçlü bir marka kimliği oluşturan AJet, 2026 hedefleri doğrultusunda filo, ağ ve hizmet kapasitesini büyüterek düşük maliyetli hava yolu pazarında daha üst bir ligde konumlanmayı amaçlıyor.</li></ol>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/ajetten-2025te-guclu-performans-4784841</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/d068d81d-7xekoolkh9g2i61zd3pb8t.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Yüzyılı ve büyüme korkusu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-yuzyili-ve-buyume-korkusu-4784842</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-yuzyili-ve-buyume-korkusu-4784842" rel="standout" />
      <description>Türkiye’de bir “büyüme korkusu” var. Türkiye’nin Asya’ya, Afrika’ya, Orta Doğu’ya açılmasından endişe edenlerimiz çok. Türkiye’nin 360 bin uluslararası yabancı öğrenciyi çekmesi gibi olağanüstü bir başarı, küçük Anadolu şehirlerindeki üniversitelere Kenya’dan, Türkmenistan’dan, Irak’tan, Bosna’dan öğrenciler gelmesi bir felaket olarak görülebiliyor. Türkiye’nin “Türkiye Yüzyılı”nı başarabilmesi sadece teknolojide, üretimde, ihracatta, savunmada eşik atlamasıyla değil, imparatorluk refleksine yeniden dönmesi ve korkularını aşmasıyla mümkün olacak. </description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hedef 21.&nbsp;yüzyılı ekonomide, savunmada, dış politikada, şehirleşmede, tarımda, eğitimde, kalkınmada,&nbsp;sporda, kültürde, sanatta,&nbsp;“Türkiye Yüzyılı”&nbsp;haline getirmek.&nbsp;</p><p>İddialı bir hedef.&nbsp;Dünyadaki konjonktür Türkiye’nin önünde geniş&nbsp;fırsatlar açıyor. Ukrayna’nın işgalinden sonra Rusya tehdidini iliklerine kadar hisseden ancak ABD’nin artık “güvenlik garantisi” vermediği Avrupa&nbsp;ülkeleri&nbsp;arayışta. Çin ile&nbsp;büyük&nbsp;hesaplaşma için Orta Doğu’dan çekilmeyi tartışan Amerikalılar&nbsp;arayışta.&nbsp;</p><p>Rusya, Ukrayna’yı işgal etse de başta Suriye olmak üzere bazı mevzilerinden çekilmiş durumda. Bu üç eksen Türkiye ile iş birliğinin yollarını&nbsp;arıyor. Asya’da,&nbsp;Orta Doğu’da, Afrika’da denklemler değişiyor.&nbsp;Fırsatlar çok. Ancak yine de iç cepheyi tahkim etmeden, iç barışı sağlamadan “Türkiye Yüzyılı”nı&nbsp;başarmak ne kadar mümkün? “Türkiye Yüzyılı”nın&nbsp;en&nbsp;önemli ayağı&nbsp;bu nedenle&nbsp;“Terörsüz Türkiye”&nbsp;süreci diyebiliriz.&nbsp;</p><h2>&nbsp;‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’NİN BAŞLADIĞI TARİH&nbsp;</h2><p>Yaygın kanaat terör örgütü&nbsp;PKK’nın&nbsp;kendini fesih&nbsp;kararı aldığı&nbsp;“Terörsüz Türkiye” sürecinin MHP lideri Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’teki “Öcalan çağrısı”yla&nbsp;başladığı şeklinde. Ancak kimilerine göre süreç Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tarihten iki ay önce 26&nbsp;Ağustos 2024’te Malazgirt Zaferi’nin 953. yıl dönümü kutlamalarındaki konuşmasıyla başladı. Peki o gün Erdoğan&nbsp;bu kritik süreci başlatacak ne söylemişti?</p><p>Erdoğan o gün şu mesajları vermişti:&nbsp;“İstanbul’un fethine giden sürecin en kritik adımı&nbsp;Malazgirt’te atılmıştır.&nbsp;Malazgirt&nbsp;Zaferi, ayrıca Kudüs’ün fethinin önünü açan stratejik bir dönüm noktası olmuştur. Burada şunun özellikle vurgulanması gerekiyor;&nbsp;Malazgirt, Türklerle birlikte tüm Müslümanların zaferidir. Alparslan’ın ordusunda Kürtler, Araplar ve İslam’la müşerref olan diğer kavimlerden Müslümanlar düşmana karşı omuz omuza savaşmış, mübarek kanları işte bu topraklarda birbirine karışmıştır.”</p><p>“Türk, Kürt, Arap, Sünni, Alevi demeden 85 milyon olarak şu nazlı hilalin gölgesinde buluşacağız.”&nbsp;</p><p>Erdoğan bir yıl sonra 26 Ağustos 2025’te&nbsp;benzer bir mesajı bu kez&nbsp;önemli bir mesafe kat etmiş&nbsp;“Terörsüz Türkiye”&nbsp;sürecinin&nbsp;de&nbsp;adını anarak verdi:</p><p>“Kimse unutmasın, Türkler, Araplar, Kürtler olarak bu coğrafyada kıyamete kadar hep beraber yan yana yaşayacağız. Müslüman kanından beslenenler tarih sahnesinden çekildikten sonra bile biz yine burada olacağız. Unutmayın, Malazgirt’te olacağız. Sultan Alparslan’ın, Selahattin Eyyubi’nin ahfadı olarak Türkiye&nbsp;Yüzyılı’nı, büyük ve güçlü Türkiye’yi, önce&nbsp;‘Terörsüz Türkiye’yi ardından da terörsüz bölgeyi gönül&nbsp;gönüle&nbsp;vererek el birliğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz.”</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/5fdcbd35-2y6i2pyanlfp2w33bu50gj.webp" data-card-width="1129" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/5fdcbd35-2y6i2pyanlfp2w33bu50gj.webp"></p><h2>AHLAT VE  AHLAT KÖŞKÜ’NÜN ÖNEMİ&nbsp;</h2><p>Erdoğan’ın&nbsp;bu mesajları&nbsp;verdiği Malazgirt&nbsp;ve&nbsp;Ahlat’a da parantez&nbsp;açalım.&nbsp;Malazgirt kutlamalarının adreslerinden biri&nbsp;Van Gölü kıyısındaki Ahlat ilçesinde inşa edilen Ahlat Köşkü. Hem Erdoğan hem Bahçeli buraya önem veriyor. Buraya bir köşk yapılmasını&nbsp;da&nbsp;14 yıl kadar önce daha ortada Cumhur İttifakı yokken Bahçeli önerdi. 2018 yılında inşasına karar verilen köşkün resmi açılışı 25 Ağustos&nbsp;2020’de yapıldı.&nbsp;Muhalefetin “kışlık saray, şatafat, israf, gösteriş” şeklindeki&nbsp;gündelik eleştirilerinin&nbsp;ciddiye alınacak tarafı yok. Türklerin Anadolu’ya girdiği, Araplar&nbsp;ve&nbsp;Kürtlerle&nbsp;birlikte medeniyet inşa ettiği bu&nbsp;bölgede&nbsp;o&nbsp;“kardeşlik ve birliği”&nbsp;yeniden ve sürekli hatırlatacak bir eserden daha anlamlı ne olabilir.&nbsp;</p><p>Her yıl birlikte Selçuklu Mezarlığı’nda&nbsp;özenle verilen fotoğraflara konuşmalardaki&nbsp;Selçuklu vurgusuna bu gözle bakmak gerek.&nbsp;</p><h2>&nbsp;SELÇUKLU&nbsp;BİR ADIM ÖNDE</h2><p>&nbsp;Osmanlı daha çok “Balkan”dı, Selçuklu daha çok “Anadolu”. Bugünkü konjonktür, Türkiye’nin önüne koyduğu hedefler “Selçuklu”yu&nbsp;bir adım öne çıkarıyor.&nbsp;</p><p>Sadece iç cepheyi güçlendirmek anlamında&nbsp;da&nbsp;değil, Türkiye’nin&nbsp;önünde yüzyıllık fırsatlar açılmışken, sınırlarımızın&nbsp;dışındaki Araplar ve Kürtlerle “ittifak” “Türkiye&nbsp;Yüzyılı”na&nbsp;büyük bir ivme kazandıracak. Şu an önümüzdeki&nbsp;en büyük zorluk İsrail’in, Fransa’nın, İran’ın hatta ABD’deki bir kutbun PKK/SDG’yi&nbsp;kullanarak “Terörsüz Türkiye” sürecini sabote etme&nbsp;girişimleri&nbsp;ve içerideki bazılarının&nbsp;siyasi hesapları olacaktır.&nbsp;</p><h2>ARAPLARLA İTTİFAK&nbsp;MÜMKÜN MÜ?</h2><p>Araplarla ittifakın önündeki bariyerler ise daha çetin.&nbsp;Öncelikle&nbsp;Osmanlının son döneminde yaşanmış acı tecrübeler var.&nbsp;</p><p>Osmanlı’nın Arap coğrafyasında 400 yılı bulan egemenliği ta 1923’e kadar sürse de 1908’deki Meclis-i&nbsp;Mebusan’da&nbsp;yer alan 288 mebusun 60’ı Arap olsa da&nbsp;19. yüzyıl sonlarındaki&nbsp;Osmanlı nüfusunun&nbsp;önemli bölümünün&nbsp;Arap topraklarında yaşadığını bilsek de Osmanlı’nın parçalanması sürecinde yaşadığımız “ayrışma”nın&nbsp;sancısı&nbsp;geçmiş değil.&nbsp;</p><p>&nbsp;Araplar arasındaki “Osmanlı, Türk” algısının nasıl şekillendiği konumuz değil. Ancak Türkiye’deki Arap algısının sadece&nbsp;Osmanlı’ya ihanet ile şekillenmediğini, bir kesimdeki Arap düşmanlığının&nbsp;gerisinde “İslam düşmannlığı”&nbsp; olduğunu biliyoruz. &nbsp;&nbsp;</p><p>Hiç tevil etmeye gerek yok,&nbsp;bir dönem bazı partilerin “kışkırtması”yla&nbsp;köpüren Suriye düşmanlığı&nbsp;asıl olarak&nbsp;İslam ve&nbsp;Arap düşmanlığı değil miydi? Suriyelilerin ülkeyi ele geçireceğine ya da Suriyelilerin ülkedeki suç oranlarını artırdığına gerçekten inanıyor muyduk?&nbsp;</p><p>Bu&nbsp;Arap düşmanlığı maalesef birçok kez, üstünlüğün takvada olduğunu düşünen, namazda Arapça sureler okuyan, Arapça ezanla huzur bulunan dindarlara da sirayet edebiliyor. Suudi Arabistan’ın, Irak’ın ya da Mısır’ın bir politikasını eleştirirken tüm Araplara hakaret etmekten çekinmeyenimiz&nbsp;çok&nbsp;az.&nbsp;</p><h2>&nbsp;İMPARATORLUK&nbsp;REFLEKSİNE DÖNMEK</h2><p>Türkiye’de ayrıca bir “büyüme korkusu” var. Türkiye’nin Asya’ya, Afrika’ya, Orta Doğu’ya açılmasından endişe&nbsp;edenlerimiz&nbsp;çok.&nbsp;</p><p>Türkiye’nin 360 bin uluslararası yabancı öğrenciyi çekmesi gibi olağanüstü bir başarı, küçük Anadolu&nbsp;şehirlerindeki üniversitelerine Kenya’dan, Türkmenistan’dan, Irak’tan,&nbsp;Bosna’dan öğrenciler&nbsp;gelmesi bir&nbsp;sosyal&nbsp;felaket olarak görülebiliyor.&nbsp;Bu nedenle&nbsp;Türkiye’nin “Türkiye Yüzyılı”nı başarabilmesi sadece teknolojide, üretimde, ihracatta, savunmada eşik&nbsp;atlamasıyla değil,&nbsp;imparatorluk refleksine yeniden dönmesi ve korkularını aşmasıyla mümkün olacak.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-yuzyili-ve-buyume-korkusu-4784842</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>İdris Saruhan</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/96cbcd33-7rqkhewm43jps66zsdqe3b.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Güçlü sosyal devlet güçlü istihdam</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/guclu-sosyal-devlet-guclu-istihdam-4784844</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/guclu-sosyal-devlet-guclu-istihdam-4784844" rel="standout" />
      <description>Güçlü sosyal devlet anlayışıyla çalışma hayatını yeniden şekillendiren Türkiye, istihdamdan sosyal güvenliğe kadar tüm alanlarda 2026 vizyonunu netleştiriyor. Dijital dönüşüm, yeşil ekonomi ve kapsayıcı politikalarla istihdam artırılırken, çalışanlar enflasyona ve güvencesizliğe karşı korunuyor. Kadınlar, gençler ve dezavantajlı gruplar için özel programlarla iş gücüne katılım güçleniyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada dijitalleşme, yapay zeka, yeni çalışma modelleri ve yeşil ekonominin etkisiyle çalışma hayatı yeniden şekillenirken, Türkiye de bu dönüşüme güçlü bir sosyal politika vizyonuyla hazırlanıyor. 2026 yılına girerken istihdamın artırılması, çalışanların enflasyona karşı korunması, kayıtdışılığın azaltılması, kadınlar, gençler ve engelliler başta olmak üzere kırılgan kesimlerin iş gücüne kazandırılması temel öncelikler arasında yer alıyor. Deprem bölgesinden büyükşehirlere, tarımdan sanayiye kadar geniş bir alanda yürütülen politikalar, yeni dönemin yol haritasını ortaya koyuyor.</p><h2>DİJİTALLEŞEN DÜNYAYA UYUM&nbsp;</h2><p>Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan sosyo ekonomik dönüşüm, Türkiye’de de çalışma hayatının tüm dinamiklerini etkiliyor. Dijitalleşme ve yapay zeka eksenli yeni üretim biçimleri, iş gücü piyasasında esnek ve uzaktan çalışma gibi modelleri öne çıkarırken, sosyal koruma ihtiyacını da daha görünür hale getiriyor. Bu çerçevede istihdam güvencesi, adil ücret, güvenli çalışma koşulları yeni dönemin ana başlıklarını oluşturuyor.</p><h2>ÜCRET POLİTİKALARI&nbsp; YENİDEN ŞEKİLLENİYOR</h2><p>Ücret politikaları da yeni dönemin en kritik başlıkları arasında yer aldı. 2002’den bu yana asgari ücret reel olarak yüzde 223 artırılırken, en düşük memur maaşında reel artış yüzde 264’e ulaştı. 2025 yılında net asgari ücret 22 bin 104 liraya yükselirken, 2026 yılı için yeni tutarın&nbsp;aralık ayında uzlaşmayla belirlenmesi bekleniyor. Asgari ücret desteği de aylık 1000 liraya çıkarılarak milyonlarca işyerine milyarlarca liralık katkı sağlandı. Kamu işçileri için imzalanan toplu sözleşmeyle en düşük brüt ücret 42 bin liraya yükseltildi.</p><h2>İŞSİZLİK 29 AYDIR TEK HANE&nbsp;</h2><p>İstihdam cephesinde ise son veriler tarihi rekorlara işaret ediyor. 2025 Eylül itibarıyla iş gücü 35,6 milyon, istihdam 32,5 milyon, işsizlik oranı ise yüzde 8,6 olarak gerçekleşti. İşsizlik oranının 29 aydır tek hanede seyretmesi, uygulanan politikaların etkisini ortaya koyarken, önümüzdeki üç yılda yıllık ortalama 600 bin kişilik yeni istihdam hedefleniyor. Genç işsizlik oranının son altı yılda 11 puan düşerek yüzde 14,9’a gerilemesi, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranının ise yüzde 22,1 seviyelerine inmesi, gençlere yönelik özel programların karşılık bulduğunu gösteriyor.</p><h2>HER MESLEKTE KADIN ELİ&nbsp;</h2><p>Kadınların iş gücüne katılımı da yeni dönemin en güçlü başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Kayıtlı Kadın İstihdam Programı ve “Her Meslekte Kadın Eli” projeleriyle 2025 yılına kadar 1,7 milyondan fazla kadın istihdama kazandırıldı. İşgücü Uyum Programı’ndan yararlananların yüzde 82’sinin kadınlardan oluşması, bu alandaki dönüşümün somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Engelli bireyler için kurulan Engelsiz İŞKUR Platformu, destekli istihdam projeleri ve aylık 26 bin liraya varan ücret destekleriyle binlerce kişi iş hayatına kazandırılıyor.</p><h2>773 BİN İŞYERİ İSG HİZMETLİ&nbsp;</h2><p>Çalışma hayatının bir diğer temel başlığı olan iş sağlığı ve güvenliği alanında da kapsam önemli ölçüde genişletildi. 50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri ile kamu işyerlerinin de kapsama alınmasıyla İSG hizmeti alan işyeri sayısı 773 bine, çalışan sayısı ise 11,5 milyona yükseldi. 2025 yılı ekim ayı itibarıyla yaklaşık 10 bin işyerinde yapılan denetimlerde, işçiler lehine yüz milyonlarca liralık alacak ödemesi sağlanırken, mevzuata aykırı işyerlerine milyarlarca liralık idari para cezası uygulandı. Yeni dönemde 2026-2030 Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi ile iş kazalarının ve meslek hastalıklarının daha da azaltılması hedefleniyor.</p><h2>SGK GELİRLERİ GİDERİ KARŞILIYOR&nbsp;</h2><p>Sosyal güvenlikte ise mali sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık ön planda. SGK gelirlerinin giderleri karşılama oranının 2025 sonunda yüzde 95’i aşması, sistemin güçlendiğine işaret ediyor. Kayıt dışı istihdam oranı yüzde 25,9’a gerilerken, sadece 2025’in ilk dokuz ayında kayıt dışı işçi çalıştıran işyerlerine 2,3 milyar lira ceza kesildi. En düşük emekli aylığı 2025 yılı içinde 16 bin 881 liraya yükseltilirken, sosyal güvenlik kapsamı yüzde 99 seviyelerine ulaştı. </p><p>8 bin 715 ilacın geri ödeme kapsamında olması, kanser ve nadir hastalık tedavilerinde önemli ilaçların SGK güvencesine alınması, sağlık alanında da </p><p>yeni dönemin sosyal devlet anlayışını güçlendiriyor.</p><h2>İş ve işçi arayan hızlı buluşacak</h2><ol><li data-list="bullet">2026 vizyonunun merkezinde ise dijital dönüşüm, açık iş platformları, NEET gençlere özel istihdam programları ve uzaktan-kısmi süreli çalışma modelleri yer alıyor. İnternet üzerinden yayımlanan tüm iş ilanlarını tek çatı altında toplayacak “Açık İş Kapısı” projesiyle iş arayanlarla işverenler daha hızlı buluşturulacak. Evden çıkmayan gençleri kademeli olarak iş hayatına kazandırmayı hedefleyen yeni uyum programlarıyla, hem sosyal hayata katılım hem de kalıcı istihdam amaçlanıyor.</li></ol><h2>Deprem bölgesi için 40 milyar lira kaynak</h2><ol><li data-list="bullet">“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerin ardından bölgedeki ekonomik ve sosyal hayatın yeniden ayağa kaldırılması için bugüne kadar yaklaşık 40 milyar liraya yakın kaynak kullanıldı. Kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği, işsizlik ödeneği ve toplum yararına programlarla milyonlarca çalışan desteklendi. Deprem öncesinde 11 ilde 1 milyon 889 bin olan sigortalı çalışan sayısının, 2025 Ağustos itibarıyla 2 milyonun üzerine çıkması, bölgedeki toparlanmanın büyük ölçüde sağlandığını ortaya koydu. Ayrıca borç ertelemeleri ve mücbir sebep sürelerinin 2025 sonuna kadar uzatılmasıyla işveren ve çalışanlar için nefes aldıran bir zemin oluşturuldu.</li></ol>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/guclu-sosyal-devlet-guclu-istihdam-4784844</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Merve Safa Akıntürk</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/60c6f328-2o5eaf39kt5u4xc1gvlvpk.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TUSAŞ dünyada öncü konumunu pekiştiriyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/tusas-dunyada-oncu-konumunu-pekistiriyor-4784845</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/tusas-dunyada-oncu-konumunu-pekistiriyor-4784845" rel="standout" />
      <description>TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, 2025’te 1 milyar doları aşan ihracatla küresel savunma sahnesinde güçlü bir konuma ulaştıklarını belirterek, 2026’da seri üretim ve ihracat odaklı büyümeyi hızlandıracaklarını vurguladı. Demiroğlu, KAAN, HÜRJET ve diğer özgün platformlarıyla TUSAŞ’ın artık ‘hasat’ dönemine girdiğini ifade etti.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, TUSAŞ’ın 2025 performansını ve 2026 hedeflerini Yeni Şafak Gazetesi 2026 Vizyon Eki’nde değerlendirdi. TUSAŞ’ın geliştirdiği teknolojilerle küresel sahnede söz sahibi bir aktör olarak konumlandığını dile getiren Demiroğlu, kendisine yönelttiğimizi soruları şöyle cevapladı;</p><p><strong>Sektörün ve TUSAŞ’ın son yıllardaki ivmelenmesini somut olarak ifade etmeniz gerekse bize neler söylemek istersiniz?</strong></p><p>Savunma ve havacılık sektörünün her geçen yıl artan başarı grafiğinin temelini, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla 2004 yılında oluşturulan Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde alınan kararlar atmıştır. 2004 yılı, özgün projelerimizin temelinin atıldığı, alt yüklenicilikten ana yükleniciliğe geçiş yaptığımız bir yıl olması nedeniyle sektör açısından bir kilometre taşı olarak nitelendirilebilir. </p><p>2004 yılında alınan kararlara binaen, ürettiğimiz yerli ve millî ürünlerle kendi savunma ihtiyaçlarımızı karşılama hedefiyle çıktığımız bu yolda, günümüz itibarıyla ülkemizi uluslararası pazarlarda ve küresel rekabette söz sahibi bir aktör konumuna taşımış bulunuyoruz. </p><p>Savunma Sanayii Başkanlığımızın açıkladığı verilere göre, sektörümüzün 2025 yılında elde ettiği 8,5 milyar dolarlık ihracat gelirinin 1 milyar doları aşkın kısmı şirketimize ait. Bugün 15 farklı ülkeyle 22 ihracat anlaşmamız bulunuyor. Cumhuriyet tarihinin rekor ihracat anlaşması olarak tarihe adımızı yazdıran 48 adet KAAN’ın Endonezya’ya ihracatına ilişkin imzaladığımız anlaşma ve özgün ürünlerimizin kapısını Avrupa pazarına açacak olan Jet Eğitim Uçağımız HÜRJET’in İspanya anlaşması şu anda gündemde yer alanlar.</p><p><strong> Sektörde TUSAŞ’ı nasıl konumlandırıyorsunuz?</strong></p><p>TUSAŞ, sabit kanat (KAAN, HÜRJET, HÜRKUŞ), döner kanat (ATAK, T925, GÖKBEY) platformları ile insansız hava araçlarının (AKSUNGUR, ANKA, ANKA III) tasarım ve üretimini tek bir çatı altında toplayan ve uzay teknolojisini de kapsamak üzere birçok alanda ileri teknoloji projeleri geliştiren bir kurum olarak dünyada özgün ve çok özel bir konumda bulunmaktadır. Şirketimiz, dünyada henüz tam olarak tanımlanmamış 6. nesil savaş konseptinin ürün ailesini oluşturarak bunların birbirleriyle koordineli bir biçimde çalışmasına yönelik Ar-Ge ve mühendislik faaliyetlerini kesintisiz sürdürmektedir. Bütün bunların yanı sıra TUSAŞ, Airbus, Boeing gibi dünyanın en büyük havacılık firmalarına birçok önemli parça üreterek gökyüzünde süzülen her uçağa, Türk mühendisliğinin imzasını atmaktadır.</p><p>Ekosisteme sunduğu katkıyı ürünleriyle sınırlandırmayan TUSAŞ, 100 bine yakın sektör çalışanının 16 binine istihdam olanağı sağlamaktadır. “Defence News Top 100”de bu sene 47. sıraya yerleşerek dünyanın en büyük 47. savunma sanayii şirketi olan TUSAŞ, 10 yıllık stratejik planı kapsamında hedeflediği 1450’yi aşkın platform teslimatı ve 10,5 milyar dolarlık cirosuyla bu listede ilk 30 şirketten biri olarak yer almayı öngörmektedir. </p><p><strong> TUSAŞ’ın faaliyetlerini bugün itibarıyla tek kelimeyle ifade etmek isteseydiniz bu ne olurdu? </strong></p><p>‘Hasat’. Günümüz itibarıyla tasarlayıp ürettiği- yakın gelecekte ilk uçuşunu yapacak olan T925 hariç -tüm özgün ürünlerini gökyüzüyle buluşturan TUSAŞ, kaliteden ödün vermeden, rekabetçi ve maliyet etkin bir şekilde seri üretime geçerek envanterine kattığı ürünlerini dost ve müttefik ülkelere ihraç etme aşamasına gelmiştir. Tohumları ektik, fidanlarımız büyüdü, meyve verdi; artık bunları hasat edeceğiz. </p><p><strong> 2026 yılı için beklenti ve hedefleriniz nelerdir?</strong></p><p>Beklenti ve hedefleri belirleyen aslında mevcut konumunuzdur. Her geçen yıl hedeflerimizin büyümesi bu nedenle elbette ki bir rastlantı değil. </p><p>2026 senesi için öncelikli hedefimiz biraz önce de belirttiğim gibi, kaliteden ödün vermeden, maliyet etkin ve seri bir şekilde üretim gerçekleştirmek. Envanterimize kattığımız yerli ve millî ürünlerimizi ihraç ederek ülkemize ve ekonomimize katkı sağlamak. Bu üretimi gerçekleştirirken ekosistemdeki payımızı nitelik ve niceliksel olarak daha da artırmayı önemsiyoruz.  </p><p>Her yıl olduğu gibi, 2026 senesinde de büyüttüğümüz hedeflerimize emin adımlarla koşarken; Türkiye Yüzyılı’na yaraşır şekilde, aziz milletimizin duası, inancı ve desteğiyle Türk mühendisliğinin gücünü bir araya getireceğimizi, havacılık tarihine Türkiye’nin adını altın harflerle yazmaya devam edeceğimizi söyleyebilirim.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/tusas-dunyada-oncu-konumunu-pekistiriyor-4784845</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/f4e9cb48-1lx3jpg50emrwicb8cmvnm.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Togg Türkiye'yi yarışa dahil etti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/togg-turkiyeyi-yarisa-dahil-etti-4784847</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/togg-turkiyeyi-yarisa-dahil-etti-4784847" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin 70 yıllık yerli otomobil hayalinin somut ürünü olan Togg, 2023’te başlayan seri üretimin ardından kısa sürede iç pazarda liderliğe yükseldi ve Avrupa yollarına açılarak küresel rekabete dahil oldu. 82 bini aşan satış adediyle kullanıcılarının beğenisini kazanan marka, elektrikli araçlara yönelik tereddütleri aşarak Türkiye’nin otomotiv vizyonunu dönüştürdü.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin yerli otomobil üretme hedefi 1950’li yıllara uzanıyor. 1961’de üretilen Devrim otomobili, tam anlamıyla seri üretime geçemese de sonraki yıllarda Türkiye, büyük ölçüde yabancı markalarla ortak üretim modelleri üzerinden otomotiv sanayisini geliştirmiş; bir çok markanın üretim merkezlerinden biri haline geldi. Bu süreçte doğan eko sistem ve oluşan tecrübe, 70 yıl sonra milli otomobile evrildi. 2022 yılında TOGG’un ilk modeli olan T10X tanıtılmış ve 2023’te seri üretimine başlanmıştır. Önce iç piyasaya açılan Togg şimdi Avrupa yollarında boy gösteriyor.</p><h2>SATIŞ ADETİ 82 BİNİ GEÇTİ </h2><p>Yerli ve milli otomobil Togg T10X SUV modelinin ardından piyasaya sürdüğü ikinci modeli sedan T10F’le sık sık gündeme gelirken, fikrinin ortaya çıkmasından bu yana çok yol aldı. Türk otomotiv sanayisine yeni bir vizyon kazandıran Togg, vatandaşın tereddütle yaklaştığı elektrikli otomobil fikrini aşılarken, bir yandan da akıllı cihaz yönüyle eğlence ve gereksinimleri gidererek markasını farklı bir boyuta taşıdı. 82 bini geçen satış adediyle kullanıcılarının beğenisini toplayan milli marka Togg, otomotiv sanayisinin dünyadaki elektrikli araç yarışına dahil etmeyi sağladı. Ana üreticilerin pazar payını korumak adına elektrikli otomobil atılımı yapmasını sağlayan Togg, parça tedarikçilerini de geleceğe hazırlıyor. Bu süreçte millet olarak en büyük gururu; mülki fikriyet haklarıyla bir otomobil markasına sahip olmakla yaşadık.</p><h2>YERLİ VE İTHAL MARKALARIN ELEKTRİKLİDE ÖNÜNÜ AÇTI</h2><p>Satışa sunulduğu 2023 yılından bu yana 175 binlik Gemlik Tesisi kapasitesini günden güne dolduran Togg, hem aylık bazda hem de yıllık bazda satışlarıyla liderliği elden bırakmadı. Cazip finansman koşullarının yanında Türk aile yapısına uygun konforu ve teknolojik olarak diğer markalardan ayrışması liderliği getiren etkenlerden bazılarını oluşturdu. Milli duyguların yanında ulaşılabilir olması ve birçok vatandaş tarafından deneyimleme imkanı olan marka, gösterdiği cesaret ve vizyonla adeta Türkiye’nin yeni dünyada bu yarışa ortak olmasını sağladı. Türkiye’deki 2 milyondan fazla otomotiv üretme kapasitesinin yanında 500 binden fazla istihdam sağlayan ve çarpan etkisiyle 2,5 milyona ulaşan bu endüstriyi geleceğe hazırladı. Geleneksel otomotiv üreticilerinin yeni nesil teknolojiler ve tedarikle birlikte milli imkanları temel alarak gerçekleştirilen Togg’un üretimleri hem bir test sahası olurken hem de mühendisliği ileri bir boyuta taşıdı. </p><h2>YENİ ÇIKACAK MARKALARA YOL HARİTASINDA ÖRNEK</h2><p>Togg’un diğer bir etkisi ise yeni kurulacak yerli ve milli otomobil markalarına örnek teşkil etmesi oldu. Başarılı olan Togg Türkiye’nin mühendislik ve altyapısının gücünün de yeterli olmasında bir gösterge niteliği taşıyor. Öte yandan baştan ayağı otomobil yapmak yerine bu ekosistemin bir parçası olmak isteyen üniversite gibi bilim yuvalarının ve diğer şirket Ar-Ge merkezlerinin gözde markası Togg, şeffaf yapısı ve kucaklayıcı tavrıyla adeta bir test merkezi gibi çalışıyor. Startup’ların uğrak merkezi olan Togg, yenilikçi yaklaşımıyla projeye uygun olanları hayata geçirmede yardımcı oluyor. Bunlardan birisi olan From Your Eyes uygulamasının kurucusu görme engelli genç girişimci Zülal Tannur, yaptığı projeyle yolda giderken manzaraların betimlenmesini sağlıyor. Öte yandan yapay zeka desteğiyle de kaza oranını minimumuma indiriyor. Zülal Tannur gibi genç girişimcilerin desteğiyle hızla gelişen ve özgün teknolojilere imza atan Togg, aynı zamanda gelecek nesillere rota çiziyor. </p><h2>TRUGO ŞİRKETİYLE TÜRKİYE’Yİ DONATTI</h2><p>Geleceğin teknolojisi elektrikli otomobil gelişiminde dünyanın hem otomobil hem de altyapı anlamında geride kalan Türkiye’yi bugün Avrupa’nın önüne taşıyan ve dünyanın sayılı ülkelerinden biri haline getiren Togg, kurduğu şirketlerle de ekosistemi destekliyor. Trugo ile şarj istasyonları kuran yerli marka perakende enerji sektörünün en önemli oyuncusu haline geldi. Togg’la birlikte birçok marka şarj istasyonu lisansı alarak Türkiye’den kazandığı tecrübelerle dünyaya açıldı. Trugo’nun şu anda 1000’e yakın istasyonu bulunurken, yaptığı iş birlikleriyle Anadolu’ya yayılmaya devam ediyor. Togg’un diğer bir şirketi Siro ise batarya üretimi konusunda dev bir yatırımla kendi ihtiyacının yanı sıra Avrupa’nın en büyük tedarikçisi olmak için fabrika kurulumuna devam ediyor.   </p><h2>ÇIĞIR AÇAN TEKNOLOJİLER ÜRETME VİZYONU VAR</h2><p>Yerli ve milli marka Togg’un iş tanımlamasında ihtiyaç duyulan alanlarda teknoloji geliştirmeye de yer veriliyor. Gerek mobilite gerekse endüstriyel alanda yerlileştirilecek tüm teknolojileri üretme hedefi ve vizyonuyla da hareket milli marka, kurulumu esnasında kullandığı askeri teknolojilerle de uyum içerisinde. Radar teknolojilerini içerisinde bulunduran Togg akıllı cihazlar otonom sürüş için gerekli olan tüm teknolojiyi havacılık endüstrisinden kopyalıyor. </p><h2>DÜNYAYA ‘YARIŞTA BEN DE VARIM’ MESAJINI AKILLI CİHAZLA VERİYOR</h2><p>Dünya geleneksel otomobiller çağının sonuna yaklaşırken, Togg’la yeni dönemi yakalayan Türkiye ‘Yarışta bende varım’ mesajını verdi. Böylelikle yeni teknolojilere de Togg’la adaptasyon sürecine hızla giren Türkiye, ihracatta da hedefi olan yüksek katma değerli ürünlerde bir trend yakalamış oldu. Madalyonun öteki yüzü olan ithalata da neşter vuran teknoloji geliştirme alanıyla yerlileştirme hamlesi dışa bağımlılığı en aza indirgeyerek cari açığa katkıda bulunuyor. Togg’un faaliyet gösterdiği otomotiv sektöründe Türkiye’nin yıllık 20 milyar dolardan fazla ithalatı bulunurken, ihracatın lokomotifi olan yine aynı sektörde 40 milyar dolara yakın ihracata imza atılıyor. </p><h2>DİJİTAL EKRAN VE ŞARJ İSTASYONU TECRÜBESİ DÜNYAYA AÇILDI</h2><p>Togg’un iş birliği yaptığı firmalar, elektrikli araç konusunda tecrübe kazanarak dünyaya hizmet vermeye başladı. Projenin ortaklarından Zorlu Holding’e bağlı Vestel yerli otomobilin boydan boya ekranını hazırlarken, buradan kazandığı tecrübeyle dünya otomotiv endüstrisine hizmet vermeye başladı. Yine benzer bir şekilde şarj istasyonu üretimine de giren yerli marka hem Türkiye’nin hem de dünyanın çeşitli ülkelerinde altyapı yatırımlarının aranan yüzü oldu. Togg sayesinde batarya üretim yatırımları da hızla artarken, yine kullanılan madenlerin aranması ve işlenmesine hız verildi. </p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/togg-turkiyeyi-yarisa-dahil-etti-4784847</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Şuayip Alabay</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/e7d01f71-ok5sgx8kxrklc50jl6iolq.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye dünyanın güvenli limanıdır</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-dunyanin-guvenli-limanidir-4784848</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-dunyanin-guvenli-limanidir-4784848" rel="standout" />
      <description>Çalışan, emek ve değer üreten insan kaynağı, genç ve dinamik nüfus yapısı, sadece ülkemiz için değil aynı zamanda hızla küreselleşen dünya için de önemli bir ihtiyaçtır. Bu yönüyle Türkiye, dünyanın emek adası, üretim üssüdür.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vedat Işıkhan</strong></p><p><br></p><p>Türkiye; kıtaları birleştiren, geçiş güzergahları üzerinde bulunan, gerek ekonomik ve coğrafi anlamda, gerekse tarihi ve kültürel bakımdan dünyanın merkezinde yer alan, dünyadaki hiçbir ülkenin temas etmeden uluslararası sisteme entegre olamayacağı kilit bir ülkedir.&nbsp;</p><p>Türkiye, kadim geçmişiyle ve devlet geleneğiyle dünyaya sosyal devlet olmanın ne demek olduğunu öğretmiş bir ülkedir. Devletin varlığını insana verilen değere bağlayan ecdadımızdan aldığımız ilham, kültür ve inanç ilkelerimiz, bugün hala sosyal politikalarımızı şekillendirmeye devam etmektedir. 2025 yılında dahi gelişmiş ülke vatandaşlarının en basit sağlık hizmetlerinden hakkıyla yararlanamadığı bir dünyada, bütün ülkelerin gıpta ile baktığı ve örnek aldığı sosyal güvenlik sistemimiz, nüfusumuzun tamamını kapsayarak, vatandaşlarımıza en temel ihtiyacı en düşük maliyetle ve külfetsiz şekilde sunmaktadır. Sadece yurt içinde değil aynı zamanda yurt dışındaki vatandaşlarımız için ve dünyanın neresinde olursa olsun; dil, din, uyruk gözetmeksizin her ihtiyaç sahibi için de gerektiğinde tüm ulusal imkanlarımızı seferber edebilmekteyiz. Bu yönüyle dünyanın, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışına ihtiyacı vardır.</p><p>Öte yandan, kara ve deniz olmak üzere en önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Türkiye, tarih boyunca bütün medeniyetlerin bir şekilde yolunun veya ömrünün geçtiği, yatırıma ve üretime açık bir coğrafyada konumlanmıştır. Bu anlamda, potansiyeli de gücü de yüksektir. Alın teri, bilek gücü ve akıl sermayesiyle imkansızları mümkün kılan, çalışan, emek ve değer üreten insan kaynağı, genç ve dinamik nüfus yapısı, sadece ülkemiz için değil aynı zamanda hızla küreselleşen dünya için de önemli bir ihtiyaçtır. </p><p>Bu yönüyle Türkiye, dünyanın emek adası, üretim üssüdür.</p><p>Bire bin veren bereketli topraklarımız, çalışana, üretene her türlü imkânı sunan istikrarlı yönetim anlayışımız sayesinde istihdam imkanlarımız, yatırım ortamı refahımız ve nitelikli işgücü yetiştirme potansiyelimiz her geçen gün daha da artmakta ve çağın şartlarına göre şekillenmektedir. Bu bakımdan, uluslararası işçi hareketliliği yüksek ülkelerden biriyiz. İş dünyasında uluslararası standartları benimseyen, sosyal diyaloğu ve istişare kültürünü temel alan ve iç dinamiklerimize göre sürekli kendini geliştiren ve yenileyen çalışma hayatı politikalarımız sayesinde de Türkiye dünyanın en güvenilir ülkeleri arasındaki yerini korumaktadır.</p><p>Tüm bunların yanı sıra, Türkiye artık geçtiğimiz yüzyılın pasını üzerinden atmış, bulunduğu bölge coğrafyasında ve küresel sistemde işlevsiz bir parça değil, kurucu ve yönlendirici ana unsur olmak için kendisine yüzyıllık yeni bir vizyon belirlemiş, kaderin kendisine yüklediği tarihi ve konjonktürel sorumluluğu yerine getirme hususunda kararlı bir adım atmıştır. Türkiye, Cumhuriyet tarihimiz boyunca millet iradesinin söz sahibi olduğu son çeyrek asırda, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun mimarı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’nın güçlü liderliği sayesinde, ekonomiden sosyal güvenliğe yerli ve milli kalkınma hamlelerinden dış politikaya kadar her alanda başarılarından övgüyle söz edilen küresel bir aktör haline gelmiştir. Çalışma hayatı başta olmak üzere, tam bağımsız yerli ve milli kalkınma mücadelemize güç verecek ve her bakımdan daha adil bir dünyanın inşasına katkıda bulunacak her adımı tereddütsüz atma hususunda kararlı, büyüme ve büyütme hedeflerinden taviz vermeyen Türkiye, bugün her zamankinden daha çok istikrara, huzura ve barışa ihtiyaç duyan dünya için vazgeçilmezdir.&nbsp;</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-dunyanin-guvenli-limanidir-4784848</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/b457e843-lxflxglwq8rlvp57nasop.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ekonomiyi yaşat ki insan yaşasın…</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/ekonomiyi-yasat-ki-insan-yasasin-4784849</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/ekonomiyi-yasat-ki-insan-yasasin-4784849" rel="standout" />
      <description>Günümüzde nerede bir ekonomik tartışma olsa laf bir süre sonra “beyin göçü”ne gelir, yetişmiş insanlarımızın başkalarına hizmet için ülkeyi terk etmesinden dem vurulur. Temelde haksız da değillerdir. Sen yıllarca emek ver, bu insanların eğitimleri için ter dök, bütçeler ayır, sonra da tam karşılığını alma vakti geldiğinde, avuçlarından uçup gitsin. Devletini yaşatmak için yetiştirdiğin insan, bugüne kadar senin öğrettiklerini, senin ona kazandırdıklarını başka şirketlerin, başka devletlerin yaşaması için kullansın. Peki burada bir terslik yok mu?</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yılmaz Yıldız</strong></p><p><br></p><p>Türklüğün ve İslamlığın çınarı Osmanlı Devleti’nin manevi mimarı, edebi âlî Şeyh Edebali, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diye öğüt salmış. Çağları, devletleri aşan, insanı merkeze alan, insanı önceleyen bir nasihat. </p><p>Günümüzde nerede bir ekonomik tartışma olsa laf bir süre sonra “beyin göçü”ne gelir, yetişmiş insanlarımızın başkalarına hizmet için ülkeyi terk etmesinden dem vurulur. Temelde haksız da değillerdir. Sen yıllarca emek ver, bu insanların eğitimleri için ter dök, bütçeler ayır, sonra da tam karşılığını alma vakti geldiğinde, avuçlarından uçup gitsin. Devletini yaşatmak için yetiştirdiğin insan, bugüne kadar senin öğrettiklerini, senin ona kazandırdıklarını başka şirketlerin, başka devletlerin yaşaması için kullansın.</p><p>Peki burada bir terslik yok mu? </p><p>Bu insanlara neyi eksik vermişiz de devletini, milletini bir kenara itip, beynini göç ettirmiş, bedenini beraberinde sürüklemiş?</p><p>İlk akla gelen cevap, paradır sanırım. Aldığı eğitime, sahip olduğu vasıflara, birikimine layık bir ücret. Geçim sıkıntısı çekmeden, </p><p>insanca yaşayabileceği bir gelir ve ortam. Haksız mı? Değil ama ya devlet… </p><h2>BİRLİKTE KAZANMAK</h2><p>Devlet ne olacak, ülkemiz ne olacak, bizi geçtik, gelecek nesillerimiz ne olacak? Her yetiştirdiğimiz insanı gelişmiş ülkelere kaptırırsak, bizim ekonomimiz, bizim şirketlerimiz, bizim ülkemiz nasıl gelişecek?</p><p>Devleti yaşatmak için insanı yaşatmamız lazım, evet ama insanı yaşatmak için de devleti…</p><p>İşte burada, bizi biz yapan manevi değerlerimiz devreye giriyor. </p><p>Biraz insanımız fedakârlık yapacak, biraz da şirketlerimiz ve devletimiz, hep birlikte aydınlık geleceği inşa edeceğiz. Külfeti de ülfeti de birlikte yaşayacağız. Ne diyor zamane insan; win-win… Kazan-kazan… Yani birlikte kazanmak…</p><p>Devletin imkânı varken, işverenin imkânı varken, çalışanına hayatı çekilmez kılacak bir ücret biçiliyorsa, o insandan şirketi ya da devleti düşünmesini bekleyebilir misiniz? İmkân yoksa elbette başka, külfet birlikte çekilir zaten. İmkân olmadığını bile bile, yeteneklerini şirketinin, devletinin gelişmesi için seferber etmeyen çalışan da masum değil. Bu halde, her şeyi bırakıp da yalnızca kendini düşünerek, ülkesini yüz üstü bırakan insanda da emin olun manevi bir eksiklik vardır. Manevi derken, yalnızca dini bir hassasiyeti kastetmiyorum elbette.</p><h2>GELİŞMİŞLİK ÇEKİM GÜCÜ</h2><p>Gelin, konuyla ilgili durumu rakamsal olarak tahlil edebilmemize imkân tanıyan istatistiklere bir bakalım.</p><p>Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında bir önceki yıla göre değişmeyerek yüzde 2,0 olmuş. Beyin göçü oranı kadınlarda yüzde 1,6, erkeklerde ise yüzde 2,4 olarak gerçekleşmiş. Yanlış anlaşılmasın, bu oran ülke nüfusuna göre değil elbet, o yıl mezun olanların sayısına göre bu tercihi yapanların kıyaslanmasıdır.</p><p>Alan dağılımlarına bakıldığında ise en yüksek beyin göçü oranına sahip olanlar; bilişim ve iletişim teknolojileri (yüzde 6,7), mühendislik, imalat ve inşaat (yüzde 4,4) ve doğa bilimleri, matematik ve istatistik (yüzde 2,7) olarak sıralanmış. </p><h2>YÜZDE 40’I ABD VE ALMANYA’YA GİDİYOR</h2><p>Bir lisans programını tamamlayanların göç etmek için tercih ettikleri ilk beş ülkede Amerika Birleşik Devletleri (yüzde 19,6), Almanya (yüzde 19,4), Birleşik Krallık (yüzde 11,3), Hollanda (yüzde 7,0) ve Kanada’dan (yüzde 5,2) oluşmuş.</p><p>Eğitim alanlarına ve tercih edilen ülkelere bakıldığında gelişmişlik ve refah seviyeleri açısından ilk sıralarda olan ülkelere doğru bir yöneliş olduğu görülüyor. </p><p>Bu ülkeler aynı zamanda uluslararası çapta eğitim konusunda da öne çıkan ülkeler. Lisans ya da lisans üstü eğitim için bu ülkelere giden öğrencilerin, çalışma hayatını da buralarda sürdürmeyi tercih etmeye meyilli oldukları da bir gerçek. </p><h2>DEVASA ŞİRKETLER CAZİBE MERKEZİ</h2><p>Peki bu ülkelerde, bizde olmayan ne var ya da nitelikli iş gücü neden bu ülkelere yöneliyor? </p><p>Öncelikle onların gelişmiş ülke konumuna gelmiş olmalarını sağlayan yatırım, üretim ve teknolojik alt yapıları var. Savunmadan, enerjiden, otomotivden tutun da elektroniğe, tarıma, teknolojiye, petrokimyaya kadar çok geniş bir yelpazede global ölçeğe ulaşmış sanayi kuruluşları var. </p><p>Dünya ticaretini elinde tutan, finansal piyasaları yönlendiren/yöneten kuruluşlar ve fonlara sahipler.</p><p>Dünyanın en ücra noktalarına kadar eli uzanmış küresel şirketleri var.</p><p>Çip üretimi, yazılım, blockchain gibi teknolojinin ‘en’lerine sahip şirketleri bünyelerinde barındırıyorlar. Nvidia, Microsoft, Alphabet, Amazon, Meta, Broadcom ve Berkshire Hathaway gibi gelirleri trilyon dolarların üzerinde olan şirketler. </p><h2>AR-GE HARCAMALARI NE GÖSTERİYOR?</h2><p>Ve belki de hepsinden önemlisi Ar-Ge’ye her yıl milyarlarca dolar para ayırıyorlar. </p><p>Dünya Bankası’nın yayınladığı ülkelerin Araştırma ve Geliştirme (Ar-GE) harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranlarını gösteren verilerine bakıldığında, teknoloji devleri Asya ülkeleriyle birlikte Batılı ülkelerin üst sıralarda olduğunu görüyoruz. Listede ülkelerin verilerinin ait olduğu yıllar farklılık gösterse de mevcut en son verileri olduğu için yıl belirtmeden aktarıyorum. </p><p>(Listenin ilk sırasında yüzde 6,02 ile İsrail var ama onların araştırdıkları geliştirdikleri teknolojileri; bebekleri, çocukları dahi gözlerini kırmadan katletmekte, işgallerde, katliamlarda, soykırımlarda kullandıkları tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığı için yok sayıyorum. Yere batsın onların teknolojisi…) </p><p>Dünya ortalaması 2,67 olan Ar-Ge harcama oranı listesinde Güney Kore yüzde 5,21, ABD yüzde 3,59, İsveç yüzde 3,41, Belçika yüzde 3,41, Almanya yüzde 3,13, Finlandiya yüzde 2,96, İngiltere (Birleşik Krallık) 2,90, Danimarka yüzde 2,89, Hollanda yüzde 2,26, Fransa yüzde 2,23 ile üst sırada yer alıyor. Avrupa Birliği yüzde 2,24, Avro Bölgesi yüzde 2,28, Doğu Asya Pasifik ülkeleri 2,82, OECD ülkeleri yüzde 3,02 seviyelerinde bulunuyor.</p><h2>TÜRKİYE’DE AR-GE PAYI HIZLA ARTIYOR</h2><p>Listede Türkiye’ye ait veri 2022 yılı itibarıyla yüzde 1,32 olarak yer alsa da 20 Ekim 2025 tarihinde yayınlanan TÜİK Ar-Ge harcamaları verilerine göre, ülkemizin gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcaması 2024 yılında bir önceki yıla göre 274 milyar 279 milyon TL artarak 651 milyar 822 milyon TL’ye yükselmiş durumda. Ar-Ge harcamasının GSYH içindeki oranı 2023 yılında yüzde 1,39 iken, 2024 yılında yüzde 1,46’ya ulaşmış. </p><p>Ar-Ge personelinin yüzde 39,9’unun lisans eğitim düzeyine sahipken, bunu sırasıyla yüzde 30,6 ile doktora veya eşdeğeri, yüzde 20,3 ile yüksek lisans, yüzde 4,9 ile meslek yüksekokulu ve yüzde 4,4 ile lise ve altı kategorileri takip etti.</p><h2>EĞİTİMLİ GENÇLERE ÇOK İHTİYAÇLARI VAR</h2><p>Tabii gelişmiş ülkelerin tüm bu artılarının yanında eksik yanları da var. Nüfusları her geçen yıl yaşlanan bu ülkelerin, kurdukları sistemi ayakta tutacak, geliştirecek eğitimli gençlere çok ihtiyaçları var. O yüzden bizim gibi ülkelerden buralara beyin göçü oluyor. Kendi gençleri olsa, olan gençleri de Batı’nın dimağları çürüten bataklığında savrulup gitmese, dünyanın farklı ülkelerinden zeki gençlere sundukları o eğitim fabrikasından kendi gençlerini, nitelikli eleman olarak çıkarabilseler, yabancı beyinleri ithal ederler mi hiç… </p><p>Bu tablo bize şu gerçeği gösteriyor: Beyin göçü olmasın, gençlerimiz işsiz kalmasın, daha müreffeh bir hayat yaşasınlar istiyorsak, ülkemizin ekonomik açıdan kalkınması için daha çok çalışmalıyız. Daha çok yatırım, daha çok üretim ve daha çok istihdam ortamı oluşturmalıyız. </p><h2>HEM EĞİTİM HEM İŞ SAHASI</h2><p>Gençlerimize en iyi eğitim ortamını sağlarken, mezun olduklarında onları gurbete mahkûm etmeyecek iş hayatını da sunmalıyız. Diplomalarını ellerine aldıklarında kapı kapı iş aramaya, kariyer sitelerinde, mesajlaşma gruplarında CV dolaştırmaya mecbur bırakılmadan, belki de daha mezun olmadan onların yollarını gözleyen şirketlere sahip olmalıyız. Şirketlerimiz de; işe alıp, yetiştirip, tecrübe kazandırdığı personelini geçici ekonomik bunalımlarda hemen kapının önüne koyma yoluna gitmemeli. ‘İnsan Kaynakları’nı ‘İnsan Kıymetleri’ne dönüştürmeli.</p><h2>Türkiye yolun daha başında</h2><p>Tablo ortada… Onlar gelişmiş ülkeler, Türkiye ise gelişmekte olan ülke. </p><p>2000’li yıllara kadar, merhum Turgut Özal’ın dönemini saymazsak, ülkeyi ileriye taşıyacak neredeyse hiçbir şey yapılmamış dense yeridir.</p><p>Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliğinde başlattığı kalkınma hamlesinin önemi, beyin göçü sorunsalından yola çıkarak gençlerimiz ve geleceğimiz düşünüldüğünde daha iyi anlaşılacaktır.</p><p>2002 yılından itibaren ekonomi alanında atılan her adım, açılan her şirket, kurulan her fabrika, gelen her yabancı yatırım, verilen her türlü teşvik; üretimin, istihdamın, ihracatın geliştirilmesi içindir. Mezun olan gençlerimiz işsiz kalmasın, vasıflı gençlerimiz başka ülkelere gitmesin diyedir. </p><h2>23 YILDA ÇOK YOL KATETTİK</h2><p>Elbette yapılanlar yeterli değildir ancak özellikle son 23 yılda binbir zorlukla hayata geçirilen yatırımların olmadığı bir ortamda Türkiye’nin karşı karşıya olacağı tabloyu düşünmek bile istemeyiz. </p><p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın Kasım 2025’te açıkladığı verilere göre, Türkiye’deki OSB’lerin toplam alanı 48 bin hektardan 130 bin hektara çıktı. 23 yıllık AK Parti iktidarları döneminde Sanayi Bakanlığı’na bağlı OSB’lerin sayısı 191’den 371’e yükseldi. </p><p>Tarım Bakanlığı’na bağlı OSB’lerle sayısı 416’yı bulan organize sanayi bölgeleri; bünyelerindeki 721 Ar-Ge ve tasarım merkeziyle, 23 teknoparkla, bilgiyi yüksek katma değerli teknolojiye dönüştüren inovasyon kampüslerine dönüştü. OSB’ler; sanayinin, üretimin, istihdamının ve ihracatın lokomotifi haline gelmiş durumda. Türkiye’nin yakın coğrafyasında cereyan eden çatışmalar, savaşlar, gerginlikler ve küresel ekonomide görülen pazar daralmalarına rağmen OSB’lerdeki 68 bin firmada 2,7 milyon istihdam rakamına ulaşıldı.</p><p>Öyle ki OSB’lerdeki kapasite doyum noktasına ulaştığı için Sanayi Bakanlığı mevcut üretim alanlarının 11 katı büyüklüğünde mega endüstriyel bölgelerin kurulması için çalışmalara başladı.</p><h2>EKONOMİ KATLANARAK BÜYÜDÜ</h2><p>1 Aralık 2025’te açıklanan 3. çeyrek büyüme verilerine göre; </p><p>2002 yılı ile kıyaslandığında Türkiye’nin milli geliri 240 milyar dolardan 1 trilyon 538 milyar dolara, kişi başına düşen milli geliri 2 bin 580 dolardan 17 bin 886 dolara çıktı. </p><p>Küresel ölçekte güçlenen Türkiye ekonomisi dünyanın en büyük 17’nci, Avrupa’nın ise en büyük 7’nci ekonomisi haline geldi.</p><p>Türkiye İhracatçılar Meclisi verileriyle, 2002’de 36 milyar dolar olan mal(ürün) ihracatımız, Kasım 2025 itibarıyla yıllıklandırılmış rakamla 270,6 milyar dolara ulaştı.</p><p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açıkladığı bilgilere göre de Türkiye’nin hizmetler ihracatında yıllıklandırılmış olarak 122,5 milyar dolara ulaşıldı.</p><p>Türkiye’deki fabrika sayısı yaklaşık 12 bin 800’lerden 80 binli rakamlara yükseldi. </p><h2>86 BİN YABANCI ŞİRKET  TÜRKİYE’Yİ TERCİH ETTİ</h2><p>Türkiye, 23 yıllık dönemde ülkeye çekilen doğrudan yabancı yatırımlarda büyük bir başarı elde etti.  Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi verilerine baktığımızda; Türkiye’deki toplam Uluslararası Doğrudan Yatırım (UDY) girişinin 2002 yılına kadar sadece 15 milyar dolar seviyesinde yer alırken, bu rakam 2003-2024 döneminde 274 milyar dolar seviyelerine yükseldiğini görmekteyiz. Türkiye›deki uluslararası sermayeli şirketlerin sayısı 2002 yılında 5.600 iken, 2024 yılı sonu itibariyle 86.418’e​ ulaşmış durumda.​</p><p>Türkiye’nin jeostratejik avantajıyla bu dönemde otomotiv, tekstil, kimya, beyaz eşya, elektronik, imalat sanayii, savunma sanayii, enerji, ulaştırma ve lojistik gibi alanlarda büyük atılımlar gösterdiğini kimse inkâr edemez. </p><p>2013 sonrası ülkemize yönelik iç ve dış tehditlerin artmasına, darbe girişimlerine, istikrarsızlaştırma girişimlerine, etrafımızdaki bölgelerde süregelen savaş ve çatışmalara, Kovid-19 salgını gibi şoklara rağmen Türkiye’nin ve ekonomimizin ilerleyişi devam etmektedir. </p><h2>İSTİHDAM SAYISI 32,5 MİLYONA ULAŞTI</h2><p>Bunu makro ve mikro verilerde olduğu gibi istihdam verilerinde de görmek mümkündür.</p><p>Türkiye’nin nüfusu 23 yılda yaklaşık 21 milyon artarak 86 milyona çıkarken, işsizlik oranı küresel ve iç krizlere bağlı olarak değişkenlik gösterse de tek haneli rakamlara inmiştir.   </p><p>2002 yılında işsizlik oranı yüzde 11,4, toplam istihdam 20 milyon 584 bin kişi idi.</p><p>2025 3. çeyreği itibariyle işsizlik oranı yüzde 8,5, istihdam sayısı da 32 milyon 558 kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı son 11 çeyrek buyunca yani yaklaşık 3 yıldır tek haneli rakamlarda. </p><p>Özellikle insansız hava, kara ve deniz araçları, elektrikli otomobil başta olmak üzere teknoloji ve yazılım alanlarındaki ses getiren başarılarımız, ülkemiz için de gençlerimiz ve geleceğimiz için de yeni ufuklar açmış durumda. </p><p>TEKNOFEST gençliği rüzgarıyla bu alanlarda dünyadaki tüm dengeleri değiştirecek bir potansiyel gücümüzün olduğunun farkındayız. </p><p>Küresel arenada oluşan adaletsiz rekabet şartlarında bu kazanımlarımızı elde tutabilmek ve daha da ilerilere taşıyabilmek için hem emek hem de girişim tarafında nitelikli iş gücüne, icat çıkaran beyinlere, yani insana ihtiyacımız var. </p><p>Varsın olsun, bir kısmı göç etsin, canları sağ olsun, ülkemizin elçileri olsunlar ama biz eğitimli, vasıflı, çalışkan, ülkesine, milletine, değerlerine bağlı insanlar yetiştirmeye devam etmeliyiz.</p><p>Kısacası; ekonomiyi yaşatmalıyız ki insan da devlet de yaşasın…</p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/ekonomiyi-yasat-ki-insan-yasasin-4784849</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/d3e72cdf-avz175v2il8emv2jhoy3z.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Konya Büyükşehir’den tarihi ulaşım yatırımları </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/konya-buyuksehirden-tarihi-ulasim-yatirimlari-4784850</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/konya-buyuksehirden-tarihi-ulasim-yatirimlari-4784850" rel="standout" />
      <description>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya tarihinin en önemli ulaşım yatırımlarından biri olan banliyö hattında yüzde 80’e geldiklerini belirtti. Başkan Altay, “Yaptığımız yatırımlarla Konya Anadolu şehirleri içerisinde açık ara raylı sistemde çok öne çıkmış bir şehir olacak” dedi.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde yapımı sürdürülen KONYARAY Banliyö Hattı Projesinde çalışmalar hızla devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, bir şehrin kalkınmasındaki en temel unsurlardan birinin, elverişli ve güçlü bir ulaşım altyapısı olduğunu anımsatarak, bu doğrultuda Konya için değerli birçok projeyi tek tek hayata geçirdiklerini söyledi. Konya’nın raylı sistem ulaşım altyapısını Türkiye’de örnek gösterilecek bir hale getirmek istediklerini ve bunu milli bir sorumluluk olarak gördüklerini kaydeden Başkan Altay, bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile birlikte yürüttükleri KONYARAY Banliyö Hattı’nın  şehrin toplu ulaşımında çok önemli bir yere sahip olacağını vurguladı.</p><h2>KONYA TARİHİNİN EN ÖNEMLİ ULAŞIM YATIRIMLARINDAN </h2><p>Başkan Altay, TCDD’nin, Meram Gar’dan başlayıp, Lojistik Merkezi’ne ve sonrasında Aşağı Pınarbaşı’na kadar uzanan 23 kilometrelik ilk etaptaki çalışmalara kesintisiz bir şekilde devam ettiğini belirterek, Büyükşehir Belediyesi olarak kendilerinin de İslam Kalkınma Bankası ile araç alım sürecini yürüttüklerini aktardı. Başkan Altay, “Şu anda yüzde 80 seviyesindeyiz. KONYARAY Banliyö Hattı projemiz, Konya tarihinin en önemli ulaşım yatırımlarından biri. İnşallah 2027 yılında işletime açmayı düşünüyoruz. Bu hizmetlerinden dolayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’na ve TCDD Genel Müdürümüz Veysi Kurt beye teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p><h2>RAYLI SİSTEMDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLAYACAK</h2><p>KONYARAY Banliyö Hattı’nın yanında, devam eden diğer raylı sistem hatlarındaki son durum hakkında da bilgi veren Başkan Altay, “Tamamen öz kaynaklarla yürüttüğümüz Stadyum- Şehir Hastanesi hattının birinci etabı olan 11.1 kilometrelik Şehir Hastanesi-Yeni Sanayi arasındaki bölüm ile bakanlığımızın uhdesinde olan 10 kilometrelik ikinci etaptaki çalışmalar da süratle devam ediyor. Ayrıca ilk etabı 13,8 kilometre, toplam 17,8 kilometre uzunluğunda çift hat olarak hizmet verecek Barış Caddesi Tramvay hattında ihale süreci devam ediyor. Bu önemli projeler tamamlandığında şehrimizde raylı sistemde yeni bir dönem başlayacak inşallah. Vatandaşlarımızın hızlı, güvenli ve çevreci ulaşım imkanlarına kavuşması için gayret ediyoruz. Hayırlı olmasını diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p><h2>ULAŞIM ALTYAPISINDA GÖZÜ ZİRVEYE DİKTİ</h2><p>Başkan Altay, Konya’da bugüne kadar ifade edilmiş adeta hayal niteliğindeki işleri gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, “Şehrimize 116 kilometre ilave raylı sistem hattı kazandırmak istiyoruz. Böylece Konya Anadolu şehirleri içerisinde açık ara raylı sistemde çok öne çıkmış bir şehir olacak. İnsanların toplu olarak kullanılan alanlara raylı sistemlerle hızlı ve entegre bir şekilde ulaşımını sağlayabilmek çok önemli. Bu işte bize destek olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu’na, AYGM Müdürümüz Yalçın Eyigün’e, TCDD Genel Müdürümüz Veysi Beye özellikle teşekkür ediyorum. Barış Caddesi Tramvay Hattımızın kredilendirilmesinde desteğini bizden esirgemeyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a, İlBank AŞ’nin değerli Yönetim Kurulu Başkanı Burak Demiralp beye ve İlbank Genel Müdürümüz Recep Türk Beye de teşekkür ediyorum. El ele verince yapamayacağımız iş yok” diye konuştu.</p><h2><br></h2><h2><br></h2>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/konya-buyuksehirden-tarihi-ulasim-yatirimlari-4784850</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/6b2719b0-nnewdafjhz905j51z773w5i.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’nin dünya markası</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-dunya-markasi-4784851</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-dunya-markasi-4784851" rel="standout" />
      <description>İstanbul merkezli uçuş ağıyla dünyanın en çok ülkesine uçan THY, bizi biz yapan değerleri yer kürenin her köşesine taşımakla kalmıyor; ülkeler, insanlar ve kültürler arasında köprü vazifesi görüyor. Türkiye’nin dünya markası olarak ticaret, turizm ve diplomasideki insan trafiğini de sırtlıyor. Ülke ekonomisine yılda 65 milyar dolar katkı veren THY’nin hedefi 2033’te 813 uçaklık bir filoyla 171 milyon yolcu taşımak.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayrak taşıyıcı markamız Türk Hava Yolları (THY), dünyanın dört bir yanında Türkiye’yi gururla temsil ediyor. İstanbul merkezli uçuş ağıyla dünyanın en çok ülkesine uçan THY, bizi biz yapan değerleri yerkürenin her köşesine taşımakla kalmıyor; ülkeler, insanlar ve kültürlerarasında köprü vazifesi görüyor. Türkiye’nin dünya markası olarak THY, sivil havacılığın yanı sıra ticaret, turizm ve diplomasideki gelişmeleri de sırtlıyor. Yolcu ve kargo taşımacılığının yanında sürekli yükselen marka değeri ile küresel havacılık liginde güçlü bir şekilde konumlanan THY, geleceğin havacılık dengelerini belirlemede kilit rol oynayacak markalardan biri olarak kabul ediliyor. 2033 stratejik hedefleri doğrultusunda genişleyen ve yeni nesil uçaklarla modernleşen 514 uçaklık filosuyla THY, dünyada havayolları arasında 9’uncu büyük filoya sahip havayolu şirketi konumunda.</p><h2>100 BİNİ AŞKIN ÇALIŞANLA HİZMET VERİYOR</h2><p>2000’li yılların başına kadar “butik” bir havayolu şirketi olarak kabul gören THY, bugün 514 uçaklık filosuyla yükselişini sürdürüyor. Geniş uçuş ağı, yeni nesil filosu ve eşsiz coğrafi konumdaki transfer merkezi THY’nin güçlü konumunu daha da pekiştiriyor. Bu büyük operasyonun insan kaynağı boyutunda da büyük bir emek var. 2025 Ekim sonu itibarıylaTHY’nin36 bin; iştiraklerle birlikte toplamda ise 100 bini aşkın çalışan hizmet sunuyor.</p><h2>130 ÜLKE VE 302 NOKTAYA UÇUŞ</h2><p>THY’nin kısa sürede hızlı yol almasını sağlayan gelişme, Türkiye’nin diplomatik girişimlerine paralel hareket etmesinin payı büyük. Birbirini besleyen iki önemli unsur olarak THY’nin açtığı her yeni hat; diplomasinin, kültürün, ticaretin ve sivil toplum kuruluşlarının öne açtı. Artan bu insan trafiği THY’nin doluluk oranlarını artırdı ve yeni açılan destinasyonlarda tutunmasını sağladı. 130 farklı ülkeye ve 302 dış hat destinasyonuna erişim sağlayan uçuş ağı, Türk Hava Yolları’nı “dünyada en fazla ülkeye uçan hava yolu” yaptı. THY’nin uçuş yaptığı destinasyonların kıtasal dağılımı şöyle: Avrupa’da 43 ülkede 125 destinasyon, Afrika’da 41 ülkede 65 destinasyon, Uzakdoğu’da 22 ülke ülkede 47 destinasyon, Ortadoğu’da 13 ülkede 37 destinasyon, Amerika’da10 ülkede 26 destinasyon ve Avustralya’da 1 ülkede 2 destinasyon.</p><h2> TÜRK MARKALARINI KÜRESEL PAZARLARA TAŞIYOR</h2><p>THY; Türk ihracatçısına, girişimcilerine ve turizmcilere türlü türlü avantajlar sağlıyor. Geniş ve dengeli dağıtılmış uçuş ağı ihracatçıların ürünlerini daha fazla pazara, daha kısa sürede ve daha az aktarmayla ulaştırabilmesine imkân tanıyor. Özellikle tekstil, taze gıda, ilaç ve yüksek katma değerli ürünlerde hız, tazelik ve teslimat güvenilirliği Türk ihracatçısının fiyat dışı rekabet gücünü belirgin biçimde destekliyor. Anadolu’daki KOBİ’ler için dahi, doğru kurgulanmış bir tedarik zinciriyle Amerika, Körfez ve Afrika gibi uzak pazarlara erişim mümkün hale geliyor. Girişimciler ve iş dünyası perspektifinden bakıldığında, İstanbul’un küresel ölçekte bir havacılık merkezi haline gelmesi yatırımcı, iş ortağı ve müşteriyle yüz yüze temas kurmayı kolaylaştırırken, Türkiye’yi doğal bir bölgesel iş ve buluşma noktası yapıyor.</p><h2>ANADOLU’YU DÜNYAYA AÇTI</h2><p>THY, turizm potansiyelini artırmak için 2022 yılından bu yana dünyanın dört bir yanında “Connect to Türkiye” etkinlikleri düzenliyor. Bu girişim; Türkiye turizmini ülkemizin her tarafına ve 12 aya yaymak için büyük önem taşıyor. Gittikleri ülkede ortalamanın üzerinde döviz bırakan 11 ülkeden (ABD, Kanada, Meksika, Singapur, Avustralya, Tayvan, Malezya, Çin, Japonya, Endonezya ve Güney Kore) Türkiye’ye daha fazla turist getirmek için etkinlikleri artırıyor. 130’dan fazla ülkeden sağlanan erişim hem kaynak pazar çeşitliliğini artırıyor hem de daha yüksek gelir gruplarına ulaşılmasını sağlıyor. Transit yolcuların Touristanbul programı aracılığıyla Türkiye’yi ziyaret eden turiste dönüştürülmesi ve güçlü iç hat bağlantılarıyla Anadolu destinasyonlarının öne çıkması, THY’nin uçuş trafiğini ülke için kritik bir ticaret ve turizm altyapısına dönüştürüyor.</p><h2>Küresel kargonun üçüncü büyük aktörü</h2><ol><li data-list="bullet">Türk Hava Yolları (THY), bu yıl ocak-kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yolcu sayısını yüzde 8,4 artırarak 85,3 milyona çıkardı. Arz edilen koltuk kilometre (AKK) bazında kapasitesini 2024 yılının yüzde 10,3 üzerine çıkaran THY’nin dış hat doluluk oranı yüzde 84,3, iç hat doluluk oranı ise yüzde 86,8 olarak gerçekleşti. THY’nin önemli iştiraklerinden Turkish Cargo, taşınan kargo tonajı-kilometre (FTK) verileri baz alındığında küresel kargo taşıyıcıları arasında 3’üncü sırada. Bu konum; İstanbul’u dünyanın en büyük hava lojistik merkezlerinden biri yapma vizyonu için çok kıymetli.</li></ol><h2>Ekonomiye yılda 65 milyar dolar katkı</h2><ol><li data-list="bullet">Türkiye’nin yıllardır en büyük hizmet ihracatçısı olarak yüksek hacimde döviz girdisi sağlayan ve bu sayede ülkenin cari açığının dengelenmesine önemli katkıda bulunan Türk Hava Yolları’nın ekonomiye olan doğrudan ve dolaylı katkısı yıldan yıla artıyor. 2023’te 56 milyar dolar, 2024’te ise 60 milyar dolara ulaşan bu katkının 2025’te 65 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yurt dışından ülkeye turist taşıyarak turizm sektörünü canlandıran, otelcilikten yeme-içmeye kadar geniş bir ekosistemi destekleyen ve doğrudan/iştirakleri aracılığıyla sağlanan istihdam sayesinde THY, ulusal refahın artmasında önemli bir rol oynuyor.</li></ol><h2>Hedef 2033’te 813 uçakla 171 milyon yolcu</h2><ol><li data-list="bullet"> Havacılık sektörü tedarik zincirindeki dalgalanmalar, filo yenileme süreçleri, küresel talep değişimleri ve çevresel regülasyonlar gibi birçok değişkenle yeniden tanımlanıyor. Bu dinamikleri yakından izleyen Türk Hava Yolları, filo büyümesini yeni nesil uçaklarla büyütüyor. Boeing’den 50’si kesin 25’i opsiyon olmak üzere 75 adet geniş gövde uzak siparişi veren THY; Airbus’tan ise 395 adet uçağın teslimatını önümüzdeki yıllarda almayı hedefliyor. 2033’te 813 uçaklık bir filo hedefleyen THY, uçaklarının %90’dan fazlasının yeni nesil olmasını planlıyor. THY’nin 2033’te taşımayı hedeflediği yolcu sayısı 171 milyon kişi.</li></ol>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-dunya-markasi-4784851</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>İbrahim Acar</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/783e26ec-7xz97ktrf7h9g5ppfqg4n.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeşil enerjide altın yıl</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/yesil-enerjide-altin-yil-4784852</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/yesil-enerjide-altin-yil-4784852" rel="standout" />
      <description>Arz güvenliğini sağlamak için 2053 yılına kadar enerjide dışa bağımlılığı sıfırlamayı hedefleyen Türkiye, yenilenebilir enerjide  devrim niteliğinde adımlara imza attı. 2025 yılı yenilenebilir 
enerjide rekorların kırıldığı, güneşin ilk kez liderliğe yükseldiği bir “altın yıl” olarak tamamlandı. Rüzgâr, güneş ve depolama teknolojilerindeki hızlı büyüme hem enerji arz güvenliğini güçlendirdi hem de doğal gaz ithalatında milyarlarca dolarlık tasarruf sağladı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimdeki payı yüzde 60’ı aştı.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, enerji sepetinde fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltma stratejisinde 2025 yılını ‘altın yıl’ olarak kapattı. Geçtiğimiz ayın verilerine göre Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 121.500 megavat (MW) sınırını aşarken, bu gücün yaklaşık 75.000 megavatı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştu. Bir başka deyişle, Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesinin yüzde 61,7’si artık doğa dostu kaynakların elinde.</p><h2>GÜNEŞ İLK KEZ ZİRVEDE</h2><p>2025 yılının en dikkat çekici verisi güneş enerjisinden geldi. Sadece son 2,5 yılda kapasitesini iki katına çıkaran güneş enerjisi, Aralık 2025 itibarıyla 25.000 MW sınırını zorlayarak Türkiye’nin en yüksek kurulu güce sahip kaynağı oldu. Özellikle lisanssız üretim ve çatı tipi GES (Güneş Enerji Santrali) uygulamalarındaki patlama, bu büyümenin motoru oldu. 2025 yılında devreye alınan her 10 MW yeni kapasitenin yaklaşık 8 MW’ı güneşten geldi. </p><p>Bu hız, Türkiye’nin 2025 yılı için daha önce koyduğu hedeflerin tam 1,5 yıl öncesinden aşılmasını sağladı.</p><p>Türkiye’nin geleneksel devleri olan hidroelektrik santralleri (HES), 32.300 MW’lıkkapasitesiyle sistemin omurgasını oluşturmaya devam ediyor. Ancak asıl ivme rüzgârdayaşanıyor. Aralık 2025 itibarıyla rüzgâr enerjisi kurulu gücü 14.200 MW seviyesini aştı. Ekim ayında duyurulan “2035 Yenilenebilir Enerji Yol Haritası” ile rüzgarda hedefler yukarı yönlü revize edildi. Özellikle deniz üstü (offshore) rüzgâr projeleri için yapılan ön fizibilite çalışmaları ve Marmara Denizi eksenli planlamalar, 2026 ve sonrası için rüzgârın güneşe eşlik edeceği yeni bir büyüme dönemini müjdeliyor.</p><h2>15 MİLYAR DOLARLIK TASARRUF</h2><p>Yenilenebilir enerjideki bu devasa büyüme sadece çevresel değil, ciddi bir ekonomik kazancı da beraberinde getirdi. Ember ve enerji analiz merkezlerinin verilerine göre, güneş ve rüzgârdan elde edilen elektrik üretimi sayesinde Türkiye, 2025 yılında yaklaşık 15 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının </p><p>önüne geçti.</p><h2>2035’TE 120 GİGAVAT HEDEFİ</h2><p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından güncellenen stratejiye göre Türkiye, 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş kurulu gücünü toplam 120 gigavata (GW) (120.000 MW) çıkarmayı hedefliyor. Bu, önümüzdeki 10 yıl boyunca her yıl ortalama 7.500 - 8.000 MW’lıkyeni güneş ve rüzgar kapasitesinin sisteme dahil edilmesi anlamına geliyor. Bu hedefe ulaşmak için “Süper İzin” mekanizması gibi bürokratik süreçleri 48 aydan 24 aya indirecek yasal düzenlemeler 2025’in son çeyreğinde hız kazandı. Ayrıca, iletim şebekesinin bu yükü kaldırabilmesi için 2035’e kadar 28 milyar dolarlık şebeke yatırımı planlanıyor.  </p><h2>DEPOLAMA VE HİBRİT DÖNEMİ</h2><ol><li data-list="bullet">2025 yılının son aylarında sektörün ana gündem maddesi “enerji depolama” oldu. Kesintili enerji kaynakları olan güneş ve rüzgârın sürekliliğini sağlamak amacıyla batarya depolama yatırımlarına tahsis edilen kapasiteler 30 GW’ı aştı. İlk büyük ölçekli ticari batarya depolama tesisleri devreye alınmaya başlanırken, bu teknoloji Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde yeni bir sayfa açıyor. Aynı zamanda 2026 yılı, Türkiye’nin yarım asırlık nükleer enerji rüyasının gerçeğe dönüştüğü “milat” yılı olmaya hazırlanıyor. Mersin’de yükselen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) ilk ünitesinin, geçtiğimiz yıl sonundaki test aşamalarının ardından bu yıl resmen ticari elektrik üretimine geçmesi bekleniyor. Bu gelişmeyle Türkiye, nükleer kulübün bir üyesi olurken; eş zamanlı olarak Sinop’ta inşa edilmesi planlanan ikinci nükleer santral için ana yüklenici ülke ve şirket seçiminin de 2026 içinde netleşmesi öngörülüyor.</li></ol><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/yesil-enerjide-altin-yil-4784852</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Burak Karaca</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/63a099a6-n3i0lttah64snwoxs00fd.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PTT'den verimlilik ve dijital odaklı büyüme vizyonu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/pttden-verimlilik-ve-dijital-odakli-buyume-vizyonu-4784853</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/pttden-verimlilik-ve-dijital-odakli-buyume-vizyonu-4784853" rel="standout" />
      <description>Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) Genel Müdürü Dr. Hakan Gülten, 2025 yılında hayata geçirilen projeleri değerlendirerek PTT’nin 2026 hedeflerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Gülten, 2026’nın PTT için daha üretken, daha yenilikçi ve daha verimli bir yıl olacağını vurguladı.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren PTT AŞ; posta, kargo, lojistik, finans ve e-ticaret alanlarında sunduğu geniş hizmet yelpazesiyle milyonlarca vatandaşa ulaşmayı sürdürüyor. Yaklaşık iki asırlık tecrübesiyle ihtiyaca uygun, hızlı ve pratik çözümler üreten PTT, ülke genelindeki yaygın ve geniş hizmet ağıyla başarılı çalışmalara imza atmaya devam ediyor.</p><h2>YENİ PROJELER DEVREYE ALINACAK</h2><p>Posta, kargo ve dijital hizmetler alanında dijitalleşmenin hız kazanmasıyla önemli bir dönüşüm sürecinin yaşandığını ifade eden Dr. Hakan Gülten, PTT’nin bu değişimin öncü aktörlerinden biri olduğunu söyledi. Müşteri deneyimini merkeze alan stratejiler doğrultusunda 2026 yılında yeni uygulamaların devreye alınacağını belirten Gülten, Yeni Nesil Talep ve Şikâyet Yönetim Sistemi, Yeni Nesil Müşteri Memnuniyeti Geri Bildirim Mekanizması ile Yapay Zekâ Destekli Sesli ve Yazılı Çağrı Yönetimi uygulamalarının hayata geçirileceğini açıkladı.</p><h2>AKILLI LOJİSTİK VE YÜKSEK KAPASİTELİ ALTYAPI</h2><p>Artan gönderi hacmiyle birlikte lojistik altyapının güçlendirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını dile getiren Gülten, Kargo Ayrım Sistemi (KAS) yatırımları sayesinde süreçlerin daha hızlı ve verimli hale getirildiğini belirtti. Kasım ayı itibarıyla günlük kurye ve kargo kabul sayısının 1 milyon adedi aştığını </p><p>ifade eden Gülten, posta gönderileriyle birlikte günlük toplam işlem hacminin yaklaşık 2,5 milyona ulaştığını kaydetti.</p><h2>ÇEVRECİ YAKLAŞIM VE ELEKTRİKLİ ARAÇ HAMLESİ</h2><p>PTT’nin çevresel sürdürülebilirliği stratejik bir öncelik olarak ele aldığını vurgulayan Dr. Hakan Gülten, dağıtım hizmetlerinde yüzde 100 elektrikli ve sıfır karbon salınımlı araçların kullanımının yaygınlaştırıldığını söyledi. Enerji maliyeti açısından önemli avantaj sağlayan elektrikli araçlar ve elektrikli skuterlerle karbon emisyonunun azaltılmasının hedeflendiğini ifade etti. PTT’nin dijital hizmetleri sayesinde vatandaşların işlemlerini hızlı ve kolay şekilde gerçekleştirdiğini belirten Gülten, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) ile bugüne kadar 300 milyonun üzerinde e-tebligat gönderildiğini açıkladı. Bu sayede yaklaşık 12 bin ton kâğıt tasarrufu sağlanarak 200 bini aşkın ağacın kesilmesi önlendi. Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) hizmeti kapsamında Kasım 2025 itibarıyla 17 milyon gönderi ve 42 milyonun üzerinde e-yazışma gerçekleştirildiği bilgisi paylaşıldı.</p><h2>ULAŞIMDA TEK KART DÖNEMİ: TÜRKİYE KART</h2><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Türkiye Kart Projesi’nin 2025 yılının önemli çalışmalarından biri olduğunu belirten Gülten, proje sayesinde ulaşım, ödeme, para transferi ve alışveriş işlemlerinin tek kartta birleşeceğini ifade etti. Fiziki kartın yanı sıra mobil uygulama, QR kod ve kredi kartı seçenekleriyle kullanılacak Türkiye Kart’ın çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlayacağını vurguladı.</p><h2>Hizmet kalitesinde artış devam edecek</h2><ol><li data-list="bullet"> PTT’nin 185 yıllık köklü geçmişiyle her koşulda milletin yanında olduğunu ifade eden Dr. Hakan Gülten, dijital dönüşüm projeleri ve yenilikçi uygulamalarla hizmet kalitesini artırmaya kararlılıkla devam edeceklerini söyledi. Gülten, PTT’nin başarılarında emeği bulunan  tüm çalışanlara teşekkür ederek, 2026 yılında da ülkeye değer katan çalışmalarla yol almaya devam edeceklerini belirtti.</li></ol><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/pttden-verimlilik-ve-dijital-odakli-buyume-vizyonu-4784853</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/820c40a7-8pti3jsnzgyrzwwj13gefr.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’nin en iddialı sosyal projesi: Halk Pazarı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-en-iddiali-sosyal-projesi-halk-pazari-4784854</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-en-iddiali-sosyal-projesi-halk-pazari-4784854" rel="standout" />
      <description>Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği Halk Pazarı, aracısız satış modeli ve uygun fiyatlarıyla dar gelirli vatandaşın sofrasına nefes aldırırken yerli üreticiyi de güçlendiriyor. Şehrin dört bir yanında kurulan bu pazarlar, sadece ekonomik bir çözüm değil, aynı zamanda mahalle kültürünü ve toplumsal dayanışmayı yeniden canlandıran güçlü bir sosyal proje olarak öne çıkıyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in en önemli sosyal sorumluluk projelerinden biri olan Halk Pazarı Türkiye’de adeta rol modeli oldu. Şehrin 10 farklı noktasında kurulan ve boykot ürünlerin yer almadığı Halk Pazarı’na yoğun bir ilgi var. Halk Pazarı’nda tüm ürünler hem kaliteli hem de çok uygun fiyatlarda vatandaşların beğenisine sunuluyor. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, pazara yalnızca alışveriş noktası olarak bakmadıklarını, bu pazarın vatandaşların kaliteli ürüne uygun fiyatla ulaşabilmesi için kurulmuş olan, sosyal bir hizmet ve sosyal bir sorumluluk projesi olduğunu dile getirdi. Vatandaşın sofrasına destek olmayı ve aradaki fiyat uçurumlarını ortadan kaldırmayı amaçladıklarını belirten Sekmen, “Bu projeyle aracılar ortadan kalkıyor, yerli üretici kazanıyor ve vatandaşımız uygun fiyata alışveriş yapıyor” diye konuştu.</p><h2>HEM ÜRETİCİLER HEM DE VATANDAŞ KAZANIYOR</h2><p>Halk pazarlarının Erzurum’un dayanışma ruhunu, komşuluğu ve sosyal hayatın canlılığını temsil eden alanlar olduğunu vurgulayan Sekmen, şöyle konuştu: “Burada vatandaşımız güvenle ürünlerine ulaşırken, esnafımız da kazancını artırma imkânı bulmaktadır. Halk Pazarımız, modern altyapısı, ferah alanları ve ulaşım kolaylığıyla hemşehrilerimizin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. Halk pazarlarımız artık ekonomik hayatımızın ve sosyal dokumuzun ayrılmaz bir parçası haline geldi. Esnafımızın emeğini değerli kılan, üreticimizin alın terini halka ulaştıran bu mekânlar, Erzurum’un refah ve huzur seviyesini yükselten alanlardır.”</p><h2>ŞEHRİN BEREKETİ SOFRALARA UZANIYOR</h2><p>Belediyeciliğin, vatandaşın yükünü hafifletmek ve sofrasına destek olmaktan geçtiğini dile getiren Mehmet Sekmen, “Halk Pazarı’mız hem vatandaşımızın hem esnafımızın hem de üreticimizin yüzünü güldürmektedir” diye konuştu. Bir şehrin bereketinin pazardan başladığını, esnafın duasıyla bereket bulduğunu vurgulayan Sekmen, “Vatandaşın memnuniyetiyle güçlenir. Pazar, sadece alışverişin yapıldığı yer değildir; aynı zamanda mahalle kültürünün yaşadığı, insanların selamlaştığı, sohbet ettiği, kardeşlik bağlarının tazelendiği bir mekândır. </p><p>O nedenle halk pazarlarımız bizim için çok önemli” şeklinde konuştu.</p><h2>HER HİZMETİ MİLLETİMİZ İÇİN YAPIYORUZ</h2><p>Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, sözlerini şöyle noktaladı: “Halk pazarlarımızın amacı çok nettir: Vatandaşımız kaliteli ürüne uygun fiyatla ulaşsın. Esnafımız daha düzenli ve güvenli bir ortamda satış yapsın. Üreticimiz ürününü aracısız olarak halka sunabilsin. Mahalle ekonomisi canlansın, sokak hareketlensin, sosyal yaşam güçlensin. Kısacası halk pazarları, belediyecilikte hem sosyal hem ekonomik bir denge unsurudur. Bizim işimiz laf üretmek değil, iş üretmektir. Biz yaptığımız her hizmeti milletimiz için yapıyoruz. Bizim için önemli olan vatandaşımızın memnuniyetidir. Sık sık tekrar ettiğim bir söz var. ‘Bir şehrin asıl sahibi, o şehir için dua eden insanlardır.’ İşte o güzel duaları almak için gece gündüz demen çalışıyoruz. Çünkü gönül belediyeciliğinin temeli dua almak ve insanlara hizmet etmektir. Bizim işimiz yalnızca taş, toprak, beton değildir. Bizim işimiz insanın gönlüne girmektir. Erzurum’un hangi mahallesine gidersek gidelim, vatandaşımızın ilgisi, sevgisi, teveccühü bize güç veriyor. Biz de bu güçle çalışıyoruz. </p><p>Biz bu enerjiyle üretiyoruz. Allah nasip ettikçe daha çok hizmet edeceğiz.” </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/f267ce8c-sia54ycm03er39u7dxao.webp" data-card-width="1311" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/f267ce8c-sia54ycm03er39u7dxao.webp"></p><h2>Projemize yoğun talep var</h2><p>Halk pazarlarına yoğun bir ilginin olduğunu belirten Başkan Sekmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Çevre illerden gelen belediye başkanlarımız Halk Pazarı Projemizi yakından inceliyorlar. Doğu’dan birçok vilayetimiz sürekli talepte bulunuyor, yaşadıkları kente de Halk Pazarı’nın açılmasını istiyorlar. Bu talepler bizi çok mutlu ediyor. Halk Pazarı; dar gelirli vatandaşlarımız için adeta bir can damarı, mahalle kültürünün yeniden inşa edildiği bir yaşam alanıdır. Biz, gönüllere yol yapmanın derdindeyiz. İşte biz bu anlayışla, halk pazarları kurarak vatandaşımızın mutfağına, ev ekonomisine dokunuyoruz. Bu pazar, halkın belediyesinin halk için yaptığı bir hizmettir. Bu yüzden adı da ‘Halk pazarı’dır. Biz gönülleri kazanmak, şehirle birlikte insanı ihya etmenin gayreti içerisindeyiz. Bir şehirde yaşayan insan mutluysa şehirde huzurlu ve mutludur. Biz de işte bu fikriyatın izinden giderek, vatandaşlarımıza Halk Pazarı vasıtasıyla ucuz ve ekonomik alışveriş imkânı sunuyoruz.”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-en-iddiali-sosyal-projesi-halk-pazari-4784854</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/96c97c75-7zg8l5jekwjpb8w3b7hsi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Zengezur’un kapısı kolay aralanmadı </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/zengezurun-kapisi-kolay-aralanmadi-4784855</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/zengezurun-kapisi-kolay-aralanmadi-4784855" rel="standout" />
      <description>1920 yılında ana vatanından koparılan Nahçıvan’ı Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru; Orta Asya, Kafkasya, Türkiye ve Avrupa arasında kesintisiz bir ulaşım hattının temelini oluşturuyor. 2020’den beri müzakereler, anlaşmalar ve altyapı çalışmalarıyla gündemden düşmeyen bu koridor için Türkiye’nin verdiği mücadele ve gösterdiği irade ise bir asrı aşkın bir geçmişe dayanıyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2020 yılında Ermenistan ile 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı’nın Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanmasının ardından Zengezur Koridoru, tüm dünyanın dikkatini çeken stratejik bir konu haline geldi. 1920’de Batı Zengezur’un Ermenistan’a verilmesiyle ana vatanından koparılan Nahçıvan’ı Azerbaycan’a bağlayacak bu koridor, aynı zamanda Orta Asya, Kafkasya, Türkiye ve Avrupa arasında kesintisiz bir ulaşım hattının temelini oluşturacak.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/9f1a3288-5qloycq9lwsohx5nszxkfo.webp" data-card-width="770" data-card-height="1097" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/9f1a3288-5qloycq9lwsohx5nszxkfo.webp" data-card-caption="26 Ekim 2021’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılımıyla Zengezur Koridoru’nun temel atma töreni gerçekleştirildi. Azerbaycan’ı Nahçıvan’a bağlayacak olan Horadiz–Cebrayıl–Zengilan–Ağbend kara yolunun temel atma töreninde, iki lider butona birlikte basarak ilk harcı döktü."></p><h2>GÜNEY KAFKASYA’DA YENİ BİR D ÖNEM </h2><p>Azerbaycan ordusu, yaklaşık 30 yıl Ermenistan işgali altında kalan Karabağ ve çevresindeki toprakları 27 Eylül – 10 Kasım 2020 tarihleri arasında 44 gün süren savaşla geri aldı. Türkiye’nin desteğiyle kazanılan bu zafer, Güney Kafkasya’da hem bölgesel hem de küresel ölçekte yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Savaş sonrası imzalanan iki önemli anlaşmayla Zengezur Koridoru’nun önü resmen açıldı.</p><p>10 Kasım 2020’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan tarafından imzalanan üçlü ateşkes anlaşmasının 9. maddesi şu ifadeyi içeriyordu: “Bölgedeki tüm ekonomik ve ulaşım bağlantıları açılacaktır. Tarafların mutabakatı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’ın diğer bölgelerine bağlayan yeni ulaşım hatları inşa edilecektir.” </p><p>15 Haziran 2021’de Türkiye ve Azerbaycan arasında imzalanan Şuşa Beyannamesi ise Zengezur Koridoru’nun ismen geçtiği ilk uluslararası belge oldu. Beyannamede “Taraflar, Türkiye ve Azerbaycan’ı birleştiren, Azerbaycan’ın Batı rayonları ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki Zengezur Koridoru’nun ve devamında Nahçıvan-Kars demiryolunun inşasının, iki ülke arasındaki ulaştırma ve iletişim ilişkilerine büyük katkı sağlayacağını belirtirler” ifadesi yer aldı.</p><h2>TEMELİ ERDOĞAN VE ALİYEV BİRLİKTE ATTI</h2><p>Şuşa Beyannamesi’nin imzalanmasının ardından, 26 Ekim 2021’de, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılımıyla Zengezur Koridoru’nun temel atma töreni gerçekleştirildi. Azerbaycan’ı Nahçıvan’a bağlayacak olan Horadiz–Cebrayıl–Zengilan–Ağbend kara yolunun temel atma töreninde, iki lider birlikte butona basarak ilk harcı döktü. Günün anısına imzalanan metin, kapsül içinde temele bırakıldı. </p><h2>AZERBAYCAN’DA ÇALIŞMALAR BİTMEK ÜZERE </h2><p>Aradan geçen dört yılda, Zengezur Koridoru’nun Azerbaycan topraklarındaki kısmının inşası büyük ölçüde tamamlandı. Toplam uzunluğu 123,6 km olan kara yolunun yüzde 95’i bitmiş durumda. Bu yol, Azerbaycan’ın diğer bölgeleri ile Nahçıvan arasında karayolu bağlantısı kurulması açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca, Horadiz’den başlayıp Ağbend’e kadar uzanacak yaklaşık 110 km’lik demiryolu hattının yapımı da sürüyor. Bu demiryolu, Zengezur Koridoru’na entegre edilerek, Ermenistan üzerinden Nahçıvan’a, oradan da Türkiye’ye ulaşacak. </p><h2>ERMENİSTAN TARAFI ABD DENETİMİNDE </h2><p>Bu süreçte alt yapı çalışmalarını hızla devam ettiren Azerbaycan,  Ermenistan’la da sürekli müzakere yürüttü. Son olarak, 8 Ağustos’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda Washington’da bir araya gelen Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, nihai barış anlaşmasının çerçevesini belirleyen ortak bir deklarasyona imza attı. </p><p>Zengezur Koridoru’nun açılmasına yönelik varılan mutabakat kapsamında, koridorun Ermenistan sınırları içinde kalan 42 kilometrelik bölümünün ABD denetiminde olması kararlaştırıldı. Washington görüşmelerine ilişkin yapılan açıklamalarda, Rusya ve projeye başından beri karşı çıkan İran, rahatsızlıklarını dolaylı biçimde dile getirdi.</p><h2>KİLİT NOKTA KARS -IĞDIR-ARALIK-DİLUCU  </h2><p>8 Ağustos’ta ABD’de imzalanan üçlü mutabakatın ardından  Zengezur Koridoru’nun Türkiye ayağında yer alan Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Hattı’nın temeli, </p><p>22 Ağustos 2025’te Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu tarafından atıldı. 224 kilometre uzunluğundaki hattın 4-5 yıl içinde tamamlanması planlanıyor. Hattın devreye girmesiyle birlikte Türkiye ile Azerbaycan’ın özerk bölgesi Nahçıvan arasında doğrudan ve kesintisiz bir demiryolu bağlantısı sağlanarak ulaşım hızlanacak. Bu sayede Aralık ve Dilucu, Zengezur Koridoru’nun uluslararası ticaret ağındaki kilit noktalarından biri haline gelecek. Yıllık yaklaşık 5,5 milyon yolcu ve 15 milyon ton yük taşıma kapasitesiyle yalnızca Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesinin ulaşım altyapısını güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda bölgesel ticaret hacmini artırarak ekonomik canlılığa da katkı sağlayacak Türkiye ile Azerbaycan ve diğer Türk Cumhuriyetleri arasındaki ticaret hacmi genişleyecek, yeni işbirliği fırsatları doğacak. Türkiye, bu sayede Orta Asya pazarındaki etkinliğini artırarak hem ekonomik kazanç sağlayacak hem de enerji zengini ülkelerin Batı’ya erişiminde kilit bir transit ülke haline gelecek. </p><h2>ORTA KORİDORUN STRATEJİK PARÇASI </h2><p>Zengezur ayrıca “Orta Koridor” güzergahının stratejik bir parçasını da oluşturuyor.</p><p>Orta Koridor, Çin’den başlayarak Orta Asya, Hazar Denizi, Güney Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan çok uluslu bir ulaştırma ve ticaret güzergahı. Zengezur Koridoru’nun devreye girmesiyle, bu güzergah daha kısa, daha hızlı ve daha düşük maliyetli hale gelecek. Kars’tan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti sınırına kadar uzanacak 224 kilometrelik demiryolunun inşasının yaklaşık dört yıl süreceğini belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Bu, 2029-2030 yıllarında Zengezur Koridoru’nu aktif olarak kullanabileceğimiz anlamına geliyor. Bu gelişme, Orta Koridor’un etkinliğini artırarak Türkiye’nin bölgesel lojistik ve ticaret merkezindeki stratejik konumunu daha da güçlendirecekdir” açıklamasında bulundu.</p><p>Sonuç olarak, İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından değişen bölgesel dinamiklere son noktayı koyması beklenen Zengezur Koridoru, Türk dünyasını kara yoluyla birbirine bağlamanın yanı sıra, Çin ile Avrupa arasında kesintisiz ulaşım hedefiyle de dikkat çekiyor. Bu proje, sadece ulaşım ve ticareti değil, aynı zamanda ekonomik iş birliği, enerji aktarımı ve bölgesel istikrarı güçlendirmesi açısından Türkiye ve bölge ülkeleri için stratejik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. </p><h2>BİR ASIRLIK VİZYON </h2><p>Zengezur bölgesi, tarih boyunca çeşitli çatışmaların ve demografik değişimlerin odağında yer aldı. 19. ve 20. yüzyıllarda ise korkunç insani trajedilere sahne oldu. Bu süreçte bölgeye yoğun Ermeni nüfus aktarımı yapıldı, Türk/Müslüman ahali kitlesel kıyımlara maruz kaldı, göçe zorlandı ve nihayetinde 1920 yılında Sovyetler Birliği’nin Batı Zengezur’u Ermenistan’a bırakmasıyla Nahçıvan, Azerbaycan’dan coğrafi olarak ayrı düşürüldü. </p><p>Böylece, Türk dünyası da fiziki olarak ikiye bölündü.</p><p>Nahçıvan’ın stratejik konumu ve Türk dünyası açısından taşıdığı önem, Türkiye tarafından tarihsel olarak her dönemde gözetildi. Türkiye, hem askeri-güvenlik hem de ekonomik açıdan Azerbaycan’ın yanında durdu. Nahçıvan, Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması’yla özerk yapıya sahip oldu ve başka bir devlete terk edilmemesi şartıyla Azerbaycan’a bırakıldı. Bu hüküm 13 Ekim 1921’de Türkiye, Sovyetler Birliği, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan arasında imzalanan Kars Antlaşması’yla da teyit edildi ve Türkiye, Nahçıvan’ın Azerbaycan’a bağlı özerk cumhuriyet olarak kalmasının garantörü oldu. 1992 yılında, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclis Başkanı Haydar Aliyev’in yardım çağrısı üzerine, Türkiye tarafından Dilucu sınırında Aras Nehri üzerine bir köprü inşa edildi. Nahçıvan ile Türkiye’yi birbirine bağlayan bu köprüye Türkiye “Hasret”, Nahçıvan ise “Umut” adını verdi. Aras Nehri üzerinden kurulan bu bağlantı sayesinde Nahçıvan, Ermenistan’ın uyguladığı ekonomik ambargoyu aşarak dış dünya ile doğrudan temas kurma imkanı elde etti.</p><h2>TÜRKİYE’NİN YARDIMLARI NAHÇIVAN’I KORUDU </h2><p>Iğdır-Nahçıvan Doğal Gaz Boru Hattı’nın 5 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirilen açılış töreninde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Türkiye’nin Nahçıvan’a yönelik desteğini şu sözlerle ifade etti : “Birinci Karabağ Savaşı sırasında Ermenistan, Nahçıvan’ı ablukaya almıştı. Ermeniler, Karabağ’ı işgal ettikleri gibi Nahçıvan’ı da işgal etmek istiyorlardı. Ancak o dönemde Nahçıvan’ın Meclis Başkanı olan babam Haydar Aliyev bunu engelledi. Nahçıvan’ın işgal edilmemesinin en önemli nedenlerinden biri de Türkiye ile Nahçıvan arasında inşa edilen Umut Köprüsü’dür. Türkiye’den gelen yardımlar, Nahçıvan’ın özgürlüğünü korumasına önemli katkılar sağladı.” </p><h2>NAHCIVAN VE IĞDIR’IN ORTAK HEYECANI </h2><p>Türkiye, Zengezur Koridoru’yla küresel ticaretin kalbi olmaya hazırlanırken, bugün bu kalbin atışlarının en güçlü duyulduğu iki nokta anavatanına bağlanacak olan Nahçıvan ile sınır komşusu Iğdır. 1992 yılında Nahçıvan’ı Türkiye’ye bağlayan Umut Köprüsü’nün inşasından yalnızca birkaç ay önce il statüsü kazanan Iğdır, bugün ise  Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Hattı’nın temelinin atılmasıyla birlikte, daha büyük ve stratejik bir şehir olma yolunda ilerlemenin heyecanı içinde. Zengezur Koridoru faaliyette geçtiğinde yıllardır kader birliği yapan bu iki şehir, Çin’den Orta Asya, Hazar Denizi, Kafkasya ve Türkiye’ye uzanan Orta Koridor’un stratejik iki durağı olacak.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/zengezurun-kapisi-kolay-aralanmadi-4784855</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Fatma Demircioğlu Parlar</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/1f3145e6-jv7exw39gts462jb6kijr9.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kocaeli'de şehre değer katan yatırımlar</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/kocaelide-sehre-deger-katan-yatirimlar-4784856</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/kocaelide-sehre-deger-katan-yatirimlar-4784856" rel="standout" />
      <description>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı boyunca sosyal yaşamdan ulaşıma, bilim ve teknoloji yatırımlarından afet hazırlıklarına kadar uzanan çok sayıda projeyle kentin çehresini değiştirdi. Büyük ve vizyon yatırımlar, Kocaeli’yi daha erişilebilir, daha dirençli ve geleceğe hazır bir şehir haline getirdi.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı boyunca hayata geçirdiği yatırımlarla kentin sosyal, kültürel, teknolojik ve ulaşım altyapısında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. Sosyal yaşamdan çevreye, gençlik projelerinden raylı sisteme kadar uzanan geniş yatırım yelpazesiyle Büyükşehir Belediyesi, hem bugünün ihtiyaçlarına yanıt verdi hem de Kocaeli’nin geleceğini şekillendirecek kalıcı projelere imza attı. Büyük bütçelerle hayata geçirilen projeler, yaşam kalitesini yükseltirken kenti daha dirençli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir yapıya taşıdı.</p><h2>GENÇLERİN YENİ BULUŞMA NOKTASI: HASAN DOĞAN GENÇLİK MERKEZİ</h2><p>İzmit Yeşilova’da yapımı süren Hasan Doğan Gençlik Merkezi, spor, eğitim ve sosyal yaşamı bir araya getiren çok amaçlı bir kompleks olarak yükseliyor. Kulüp odaları, fitness salonu, derslikler, atölyeler, kütüphane ve rehberlik birimleriyle donatılan merkez, tamamlandığında gençlerin hem sportif hem de akademik gelişimine önemli katkı sağlayacak. Gençlik merkezinin, kent genelinde gençlere yönelik sosyal projelerin merkezi olması ve farklı branşlarda eğitim programlarına ev sahipliği yapması hedefleniyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/f107f17f-b5km7usbq8rqyl922qd9xt.webp" data-card-width="1513" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/f107f17f-b5km7usbq8rqyl922qd9xt.webp"></p><h2>GEBZE’NİN YENİ NEFES ALANI ŞEHRE HAYAT GETİRDİ</h2><p>Gebze’de 435 bin metrekarelik alan üzerinde hayata geçirilen Gebze Millet Bahçesi, 2025 itibarıyla bölgenin en büyük yeşil yaşam alanlarından biri oldu. 12 bin 600 metrekarelik biyolojik göleti, spor sahaları, çocuk oyun alanları, yürüyüş ve bisiklet yollarıyla dikkat çeken millet bahçesi; kent yaşamında doğayla temasın güçlendiği yeni bir sosyal merkez haline geldi. 660 araç kapasiteli otoparkın 54 araçlık bölümünün engelli vatandaşlara ayrılması, projede erişilebilirlik hassasiyetini de ön plana çıkardı. Geniş peyzaj alanları ve dinlenme noktalarıyla millet bahçesi, her yaştan vatandaşın güvenle vakit geçirebildiği bir yaşam alanı olarak Gebze’nin çehresini değiştirdi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/9dc2a707-ogomb3n3xbdq3etzlcym7.webp" data-card-width="1082" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/9dc2a707-ogomb3n3xbdq3etzlcym7.webp"></p><h2>KOCAELİ’DE ENGELSİZ YAŞAM DEVRİMİ</h2><p>2025 yılının en dikkat çekici sosyal projelerinden biri olan Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi, hizmete alındı. Engelli bireylerin yaşamın her alanında daha aktif, üretken ve bağımsız olmalarını hedefleyen merkez; hidroterapi havuzları, gündüz bakım alanları, özel eğitim sınıfları, spor ve aktivite salonlarıyla çok yönlü bir hizmet sunuyor. Kültürel ve sanatsal gelişim akademileri, meslek ve beceri atölyeleri, kütüphane ve dinlenme alanlarıyla donatılan tesis; zihinsel engelli, otizmli, down sendromlu, bedensel, işitme ve görme engelli bireylerin yanı sıra süreğen hastalık grubundaki vatandaşlara da kapsamlı destek sağlıyor. Merkez, sadece bir bakım alanı değil, aynı zamanda sosyal hayata katılımı teşvik eden bütüncül bir yaşam modeli sunmasıyla öne çıkıyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/0ac72c70-kxaz5niw2ynttxb8crie0a.webp" data-card-width="1468" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/0ac72c70-kxaz5niw2ynttxb8crie0a.webp"></p><h2>UÇAK PARK BİLİM MERKEZİ GENÇLERLE BULUŞTU</h2><p>Şekerpınar Mahallesi’nde kurulan Uçak Park Bilim ve Simülasyon Merkezi, havacılık ve uzay teknolojilerine ilgi duyan çocuklar ve gençler için yeni bir çekim noktası oldu. 16 bin 700 metrekarelik alanda tamamen yerli ve milli imkânlarla geliştirilen merkezde, Airbus A340 tipi gerçek bir uçak bilim merkezi konseptiyle yeniden tasarlandı. Uçağın içinde jet motorları, aviyonik sistemler ve havacılığın temel bileşenleri sergilenirken, simülasyon alanlarıyla gençlere deneyimsel bir öğrenme ortamı sunuluyor. Merkez, Kocaeli’nin bilim ve teknoloji vizyonuna katkı sağlayan önemli eğitim yatırımları arasında yer alıyor.</p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/kocaelide-sehre-deger-katan-yatirimlar-4784856</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/e8ddcf5a-1r2kozvcy8ub3sze3oiaqc.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünyanın enerjisi Türkiyesiz olmaz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/dunyaninenerjisi-turkiyesiz-olmaz-4784857</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/dunyaninenerjisi-turkiyesiz-olmaz-4784857" rel="standout" />
      <description>Ülkemizin enerji arz güvenliğini sağlamak, kaynak çeşitliliğini artırmak ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla proaktif bir enerji diplomasisi yürütüyoruz. Türkiye Yüzyılında kızılelmamız, ülkemizi enerjide bağımsız kılmaktır. </description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alparslan Bayraktar</strong></p><p><br></p><p>Enerji politikamızı, ülkemizin bulunduğu jeopolitik konumun gereğine uygun olarak şekillendiriyoruz. Çok taraflı, çok boyutlu bir perspektif dahilinde bölgesel ve küresel aktörlerle ilişkilerimizi, kazan-kazan anlayışıyla inşa ediyoruz. Enerjinin herhangi bir alanında tek taraflı bir bağımlılıktan kaçınarak karşılıklı yarar zemininde bir denge oluşturuyoruz. </p><p>Milli çıkarlarımıza odaklanan bu anlayışın temelinde enerjide merkez ülke olma hedefimiz bulunuyor. Enerjinin gelip geçtiği bir transit ülkeden ziyade; enerji ticaretinin merkezinde, farklı kaynakları bir potada eriten, uygun fiyatlı ve güvenilebilir enerji arzı sağlayan, teknolojiyi geliştiren, inovasyona büyük önem veren bir vizyonla hareket ediyoruz. Bir başkasının çizdiği sınırlar içerisinde hareket etmektense kendi eksenimizi oluşturuyoruz.</p><p>Özellikle pandemi sonrasında emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, tedarik zincirlerindeki kırılmalar, küresel ve bölgesel krizler, enerji güvenliğinin sadece ekonomik değil stratejik bir mesele olduğunu gözler önüne serdi. Bu gerçekliğin uzun süredir farkındayız ve politikalarımızı bu bilinçle inşa ediyoruz.</p><p>Farklı kaynaklara ve formlara ayrıca çeşitli güzergahlara dayalı bir tedarik mimarisine sahibiz. Rusya, Azerbaycan ve İran’dan boru hatlarıyla doğal gaz alıyoruz. Çeyrek asrı aşan stratejik hedefimiz doğrultusunda Türkmenistan doğal gazını swap yoluyla ülkemize getiriyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki yerli üretimimizin yanı sıra uzun dönemli LNG anlaşmalarıyla da bölgesel veya küresel şokların etkisini en aza indiriyoruz.</p><p>Kurduğumuz güçlü altyapı sayesinde son bir yılda 155 milyar metreküplük uygun maliyetli ve uzun vadeli LNG anlaşmaları imzaladık. Halihazırda, 22 ülke ve 33 şirketten gaz tedarik edebilen bir konuma geldik. “Avrupa’nın enerji arz güvenliği Türkiyesiz olmaz.” diyerek ihtiyaç fazlası olan doğal gazı Bulgaristan ve Yunanistan’ın yanı sıra sınırımızın olmadığı Romanya, Sırbistan, Macaristan ve Kuzey Makedonya’ya satıyoruz. Azerbaycan ve Katar ortaklığında boru hattı ile Suriye’ye doğal gaz ihraç ediyoruz.</p><p>Petrolde; Azerbaycan, Irak ve Rusya’daki sahalarda mevcut ortaklıklarımız ile üretimimiz sürüyor. Somali’de Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz ile yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde 2026 yılında ilk sondajı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Nijer’de altın arama faaliyetlerinde ilk fazı tamamladık ve çok yakın bir zamanda üretime geçmeyi planlıyoruz.</p><p>Hazar’ı, Türk dünyasının birleştirici bir unsuru olarak görüyoruz. Orta Asya’da üretilecek yenilenebilir enerji kaynaklı elektriği Hazar’ın batısına taşımayı öngören ‘Yeşil Enerji Koridoru’ projesine büyük ehemmiyet veriyoruz. Bu proje sayesinde “Asya’nın enerji geleceği </p><p>Türkiyesiz olmaz.” mottosuyla üretilen elektriği önce Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya taşımak istiyoruz.</p><p>Ülkemizin enerji arz güvenliğini sağlamak, kaynak çeşitliliğini artırmak ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla proaktif bir enerji diplomasisi yürütüyoruz. Pakistan’la yakın zamanda deniz ve kara sahalarında petrol ve doğal gaz aranmasına yönelik anlaşma imzaladık. Libya, Irak, Umman, Kazakistan, Macaristan, Bulgaristan, Romanya ve Nijer’le yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyoruz.</p><p>Nükleer enerjide ABD ile imzaladığımız Stratejik Sivil Nükleer İş Birliği Anlaşması, büyük ölçekli santrallerden küçük modüler reaktörlere uzanan geniş bir teknik ve ekonomik iş birliği zeminini bizlere sunuyor. Güney Kore ile vardığımız anlaşma doğrultusunda başta Sinop’taki nükleer santral projemiz olmak üzere bu alandaki birçok konuda ortak çalışmaları yürütmeyi hedefliyoruz.</p><p>Türkiye Yüzyılında kızılelmamız, ülkemizi enerjide bağımsız kılmaktır. Bu uğurda büyük bir inançla, azimle, kararlılıkla çalışıyoruz. Bölgesinde istikrarın anahtarı olan ülkemizi, oyun kurucu küresel bir aktör olarak öne çıkartırken “Dünyanın enerjisi Türkiyesiz olmaz.” diyoruz.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/dunyaninenerjisi-turkiyesiz-olmaz-4784857</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/a007ea80-n7qahml1vkdepwqgsz717t.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’nin yeni stratejik gücü nadir elementler</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-yeni-stratejik-gucu-nadir-elementler-4784858</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-yeni-stratejik-gucu-nadir-elementler-4784858" rel="standout" />
      <description>Türkiye, teknolojiden savunma sanayiine kadar birçok kritik alanda kullanılan nadir toprak elementlerinde küresel bir üretici olma yolunda hızla ilerliyor. Eskişehir Beylikova’da 694 milyon tonluk kaynak tespit edilmesi, Türkiye’yi Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci sahasına taşıdı. Pilot tesisin yıllık 220 milyon dolarlık ekonomik katkı sağlaması beklenirken, bu yatırımlar küresel tedarik zincirinde Çin’in tekelini kırabilecek alternatif bir kaynak oluşturma potansiyeli taşıyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji geliştikçe enerjiye ihtiyaç arttığı gibi, düne kadar pek kıymet biçilmeyen nadir toprak elementlerine olan ihtiyaç da zirve yaptı. Adından da anlaşılacağı üzere dünyanın pek az bölgesinde keşfedilen bu elementlere ulaşmak önemli bir rekabet alanı haline geldi. </p><p>3,5 trilyon dolarlık maden potansiyeliyle dünyada öne çıkan Türkiye, nadir toprak elementlerinde de (NTE) küresel stratejik üretici konumuna yükseliyor. Savunma sanayiinden yeşil enerjiye, teknolojiden otomotiv sektörüne kadar birçok alanda kritik öneme sahip nadir toprak elementlerinde Türkiye, Eskişehir Beylikova yatırımıyla dikkat çekiyor. </p><h2>694 MİLYON TONLUK KAYNAK BELİRLENDİ</h2><p>2023’te devreye alınan ve bugüne kadar 125 bin metre sondaj yapılan Beylikova Pilot Tesisi’nde toplam 694 milyon tonluk kaynak belirlendi. Tespit edilen kaynak içinde 12,5 milyon ton nadir element oksidi yer alıyor. Rezerv büyüklüğü açısından Beylikova, Çin’deki Bayan Obo’nun ardından dünyanın ikinci büyük sahası konumunda bulunuyor. Pilot tesis, ilk etapta 7 elementin oksit üretimine odaklanacak. Florit, barit, lantan, seryum, praseodimyum, samaryum, gadolinyum, evropiyum, neodimyum gibi elementlerin yanı sıra diğer 17 NTE de tesiste işlenecek. </p><p>Ayrıca nükleer yakıt ham maddesi toryumun da burada üretilmesi planlanıyor. </p><h2>YILLIK 220 MİLYON DOLAR GELİR SAĞLAYACAK</h2><p>Beylikova Pilot Tesisi ile Türkiye, yılda 1.200 ton cevher işleyerek ekonomiye kazandırmayı amaçlıyor. Pilot tesisten sonra 2026 itibarıyla endüstriyel fabrikaya geçilerek yıllık 570 bin ton üretim hedefleniyor. Elde edilecek üretim sayesinde, yaklaşık 220 milyon dolar gelir sağlanması öngörülüyor. Dünyanın en büyük 5 NTE üreticisinden biri olma hedefi doğrultusunda, pilot tesisin endüstriyel fabrikaya dönüştürülmesi için saflaştırma teknolojilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar devam ediyor.</p><h2>​ÇİN’İN TEKELİNE ALTERNATİF KAYNAK</h2><p>Türkiye’nin Beylikova hamlesi Çin’in uzun yıllardır NTE pazarında sürdürdüğü tekelleşmiş yapıya alternatif bir kaynak oluşturma ve tedarik güvenliğini artırma potansiyeli barındırıyor. Savunma sanayiindeki rolü açısından ele alındığında; füzeler, lazerler, radar sistemleri ve gece görüş ekipmanları gibi çeşitli teknolojilerde kullanılan NTE’ler, Türkiye’nin askeri gücü için de ne kadar stratejik olduğunu gösteriyor. Nadir toprak elementlerinin yerli üretimi, dışa bağımlılığı azaltarak savunma kabiliyetini doğrudan destekleyecek. ​ </p><h2>TORYUM İLE NÜKLEER BAĞIMSIZLIK YOLUNDA</h2><p>Beylikova’da nükleer yakıt ham maddesi toryumun da üretilmesi planı, Türkiye’nin gelecekteki enerji stratejileri açısından hayati önem taşıyor. Zira toryum, daha güvenli ve çevre dostu yeni nesil nükleer reaktör teknolojilerinde potansiyel bir yakıt olarak kabul ediliyor. Toryum, uranyuma göre doğada dört kat daha fazla bulunması ve nükleer atık süresini önemli ölçüde kısaltması nedeniyle uzun vadeli enerji güvenliği için kritik bir element olarak değerlendiriliyor.</p><h2>21. yüzyılın en stratejik ham maddesi </h2><p>Nadir toprak elementleri, 21. yüzyılın jeopolitik ve ekonomik dengelerini belirleyen en kritik stratejik kaynaklardan biri haline geldi. ABD ve Çin başta olmak üzere büyük güçler arasındaki rekabet, bu elementlerin küresel ticarette gerilim yaratacak düzeye ulaşmasına yol açtı. Dünya üretiminde açık ara önde olan Çin, nadir element madenciliğinin yaklaşık yüzde 70’ini, işlenmiş ürünlerin ise yüzde 90’ını kontrol ederek bu alanda belirleyici bir güce sahip bulunuyor.</p><p>Pekin yönetimi, bu üstünlüğünü stratejik bir politika aracına dönüştürerek, içinde çok düşük miktarlarda dahi Çin menşeli nadir element veya Çin teknolojisi kullanılan ürünlerin ihracatını hükümet iznine tabi tuttu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporlarına göre bu uygulama; otomotiv, savunma sanayi ve yapay zeka gibi kritik sektörlerde küresel tedarik zincirlerini kesintilere karşı daha kırılgan hale getiriyor. Nadir toprak elementleri, özgün fiziksel ve kimyasal özellikleri sayesinde modern teknolojilerin vazgeçilmez girdileri arasında yer alıyor. Enerji gerektirmeden kalıcı manyetik özellik gösteren mıknatısların üretiminde kullanılan bu elementler; akıllı telefonlardan dizüstü bilgisayarlara, hibrit motorlu araçlardan rüzgâr türbinlerine kadar pek çok yüksek teknoloji ürününde kritik rol üstleniyor. Savunma teknolojilerinde ise jet motorları, füze yönlendirme sistemleri, füze savunma altyapıları ve uzay tabanlı uydu iletişim sistemlerinde geniş kullanım alanı bulunuyor.</p><p>Her ne kadar “nadir” olarak adlandırılsalar da, bu elementler yerkabuğunda sanıldığından daha bol bulunuyor. Ancak ekonomik olarak işletilebilir yoğunlukta rezervlere az rastlanması, onları stratejik öneme sahip kılıyor. Çin’in ardından Kanada, Avustralya, ABD, Brezilya, Hindistan, Güney Afrika, Rusya ve Türkiye de önemli bu kaynaklara sahip ülkeler arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turkiyenin-yeni-stratejik-gucu-nadir-elementler-4784858</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Cabir Turğut</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/55437057-cxj5ihos6rmwwdd538ku9c.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Küresel sermayenin cazibe ülkesiyiz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/kuresel-sermayenin-cazibe-ulkesiyiz-4784860</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/kuresel-sermayenin-cazibe-ulkesiyiz-4784860" rel="standout" />
      <description>Dünyada Uluslararası Doğrudan Yatırımların (UDY) genel olarak gerilediği bir dönemde Türkiye, stratejik konumu ve istikrarlı politikaları sayesinde küresel sermayenin cazibe merkezi haline geldi. 2025 yılının ilk 10 ayında Türkiye’ye gelen UDY miktarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artışla 11,6 milyar dolara ulaştı. Toplam UDY girişlerinin 285 milyar doları aştığı Türkiye’ye, ayrıca 383 proje ile 14 milyar dolardan fazla yatırım başvurusu masada bulunuyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, uyguladığı istikrarlı politikalar ve stratejik konumunun avantajıyla, Uluslararası&nbsp;Doğrudan Yatırımların (UDY) ilgi odağı haline geldi. Dünyada doğrudan yatırımların genel olarak gerilediği bir dönemde, Türkiye’ye yönelik uluslararası sermaye girişindeki önemli artış, ülkenin ekonomik cazibesinin ne kadar güçlendiğini açıkça ortaya koydu.&nbsp;Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin verilerine göre,&nbsp;ekimde 128 milyon dolar UDY girişi gerçekleşirken yılın 10 ayında&nbsp;Türkiye’ye gelen toplam miktar&nbsp;11,6 milyar dolar&nbsp;oldu. Sergilenen performans, 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 35’lik artışa işaret&nbsp;etti ve 2003’ten itibaren UDY girişlerinin toplam değeri 285 milyar&nbsp;doları aştı.&nbsp;Küresel çapta doğrudan yatırımların düşüş gösterdiği bir ortamda, Türkiye’nin yüzde 35’lik&nbsp;artış kaydetmesi&nbsp;ülkenin ekonomik istikrar ve&nbsp;güvenliğinde ayrı bir parantez açıldığını gösteriyor.</p><h2>14 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM MASADA</h2><p>Nitekim, Albayrak Medya’nın düzenlediği ‘Yatırım ve Finansta Türkiye Yüzyılı Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, 383 proje ile Türkiye’ye 14 milyar dolardan fazla Uluslararası Doğrudan Yatırım başvurusu yapıldığını açıklaması da küresel sermayenin yeniden cazibe ülkesi haline geldiğimizi kanıtladı.&nbsp;AK Parti iktidarlarının başladığı 2002 yılından itibaren Türkiye, ekonomik reformlar ve siyasi istikrar hedefiyle yabancı yatırımcılar için daha güvenilir bir liman halini aldı.&nbsp;</p><h2>ZİNCİRİN VAZGEÇİLMEZİ</h2><p>Uluslararası Doğrudan Yatırımlar, daha önceki dönemlere kıyasla belirgin bir artış gösterdi.&nbsp;İktidarın ilk zamanlarından itibaren Türkiye, yıllık ortalama 13 milyar dolar seviyesinde doğrudan uluslararası sermaye yatırımını çeken bir ülke konumuna erişti. Örneğin 2007, 2008 ve 2011 gibi yıllarda uluslararası doğrudan sermaye yatırımları yıllık 13 milyar doları aşan seviyelere ulaşarak rekorlar kırdı.&nbsp;Gezi olayları,&nbsp;15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi, pandemi ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi kritik süreçlerde&nbsp;UDY girişlerinde dönemsel düşüşler yaşansa da ekonomi kısa sürede toparlanma gücünü göstererek yeniden yüksek yatırım seviyelerini yakaladı. Küresel ekonomik&nbsp;zorluklara rağmen&nbsp;cazibesini koruyan Türkiye, 2024 senesinde de&nbsp;toplam 11,3 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım&nbsp;çekti.&nbsp;2025’in ilk 10 ayında UDY miktarının 11,6 milyar doları bulması da&nbsp;Türkiye’nin global üretim ve ticaret zincirlerindeki kritik rolünün göstergesi oldu.</p><h2>​AB’NİN YATIRIMDAKİ PAYI YÜZDE&nbsp;58</h2><p>​2025 yılının ilk 10 ayı toplamı değerlendirildiğinde, 2,8 milyar dolarlık yatırımla toptan ve perakende ticaret, 1,2 milyar dolarlık yatırımla gıda imalatı ve 1,2 milyar dolarlık yatırımla Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) öne çıktı. Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri, 2003-2024 dönemi toplamında yatırımların tarihsel olarak yüzde 58’ini gerçekleştirirken, 2025’in 10. ayında yüzde 82’lik paya sahip oldu. Fransa, 198 milyon dolarlık yatırımı ve yüzde 35’lik payıyla bu değerdeki itici güç olurken ekimde bu ülkeyi yüzde 16 ile Hollanda, yüzde 10 ile Almanya, yüzde 9 ile Belçika ve yüzde 5 ile İsviçre takip etti. Yılın 10 ayında Türkiye’ye en fazla yatırımda bulunan üç ülke, 2,6 milyar dolarla Hollanda, 1,1 milyar dolarla Kazakistan ve 1,1 milyar dolarla Lüksemburg oldu.&nbsp;Türkiye’nin yakaladığı bu yatırım performansı, özellikle son dönemde uygulanan ekonomik istikrar politikalarının uluslararası yatırımcılar nezdindeki güvenini artırdığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/kuresel-sermayenin-cazibe-ulkesiyiz-4784860</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Cabir Turğut</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/331f782f-g2h58k8qbqwdzw4smioyyl.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital ekip arkadaşları sahaya iniyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/dijital-ekip-arkadaslari-sahaya-iniyor-4784861</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/dijital-ekip-arkadaslari-sahaya-iniyor-4784861" rel="standout" />
      <description>Yapay zekâ, pilot projelerden çıkarak şirketlerde karar alan ve aksiyon üreten “dijital ekip arkadaşları” dönemini başlatıyor. Bimser CEO’su Murat Atıcı, 2026’da yapay zekâyı iş süreçlerine bütüncül biçimde entegre eden şirketlerin rekabette net biçimde öne çıkacağını vurguladı. </description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ, insanla birlikte çalışan, karar alan ve aksiyon üreten yeni nesil dijital iş modellerinin merkezine yerleşiyor. Bimser CEO’su Murat Atıcı’nın “dijital ekip arkadaşları” olarak tanımladığı bu yapay zekâ dönüşümüne hızla uyum sağlayan şirketler, önümüzdeki dönemde rekabette belirgin şekilde öne çıkacak.  Yazılım sektöründe 2026’da, uzun süredir konuşulan dönüşüm söylemleri yerini ölçülebilir iş sonuçlarına bırakacak. Küresel yazılım pazarı 1 trilyon dolar eşiğine dayanırken, büyümenin ana belirleyicisi artık yeni teknolojilerin varlığı değil; bu teknolojilerin iş süreçlerine ne kadar derin, tutarlı ve sürdürülebilir şekilde entegre edildiği oluyor. Bimser CEO’su Murat Atıcı, bu dönemi “yazılımın bir ürün olmaktan çıkıp doğrudan işin kendisi hâline geldiği bir eşik” olarak tanımlıyor. </p><h2>2025 BİR KIRILMA YILI OLDU </h2><p>Murat Atıcı’ya göre 2025, yapay zekâ açısından net bir kırılma yılı oldu. Yapay zekâ artık pilot denemelerle sınırlı bir teknoloji olmaktan çıkıp; yönetim kurullarında karşılığı olan, performansı ölçülen ve somut iş sonuçları üreten stratejik bir yatırım alanına dönüştü. </p><p>Atıcı, 2026’da bu dönüşümü doğru yöneten şirketlerle yönetemeyenler arasında belirgin bir ayrışma yaşanacağını vurguluyor. Bu ayrışmanın merkezinde ise Low-Code platformlar ile yapay zekânın birlikte çalıştığı yeni nesil mimariler yer alıyor. Kurumlar; uzun geliştirme döngülerine sahip karmaşık ve bütüncül yazılımlar yerine, hızlı uyarlanabilen, ölçeklenebilen ve iş birimlerini sürece aktif olarak dahil eden platformlara yöneliyor. </p><h2> YATIRIMCILAR YAPAY ZEKA ÇÖZÜMLERİNİ FONLUYOR </h2><p>Uzman analist verilerine göre yazılım sektörü, 2024 itibarıyla ABD’deki toplam girişim sermayesi yatırımlarının yaklaşık %60’ını çekerek 127 milyar dolar seviyesine ulaştı.  2020–2024 döneminde yapay zekâ odaklı yazılım şirketlerinde yapılan yatırım anlaşmalarının sayısı %68 arttı; bu şirketlere aktarılan sermaye ise %189 yükseldi. 2024 yılında yazılım yatırımlarının yaklaşık %25’i doğrudan yapay zekâ şirketlerine yöneldi.  Bu tablo, yatırımcıların artık ölçeklenebilir, gelir üreten ve gerçek iş değeri yaratan yapay zekâ çözümlerine odaklandığını açıkça gösteriyor. </p><h2>TEK MERKEZDEN YÖNETİM </h2><p>Murat Atıcı, Low-Code (az kod) yaklaşımının artık yalnızca yazılım geliştirme hızını artıran bir araç olmaktan çıktığını; kurumlara esneklik, süreklilik ve dayanıklılık kazandıran stratejik bir yapı hâline geldiğini belirtti. Ancak Atıcı’ya göre bu yapıyı asıl oyun değiştirici hale getiren unsur, yapay zekânın platformun tamamına yayılan merkezi bir yetkinlik olarak ele alınması. </p><p>Bu çerçevede Atıcı şu değerlendirmeyi yaptı: “Yapay zekâyı yazılım ürünlerine sonradan eklenen bir özellik gibi konumlandırmak, bugünün ihtiyaçlarına cevap vermiyor. </p><p>Yapay zekâ mimarinin tamamına nüfuz etmeli ve tüm süreçlerde tutarlı bir akıl üretmeli.” </p><h2>Yapay zekayı yönetenler geleceğe yön verecek</h2><p>Murat Atıcı, Bimser’in 2026 AI vizyonunu şöyle özetledi: “Önümüzdeki dönemde kurum içinde çalışanlarla birlikte hareket eden ve birçok süreçte aktif rol alan AI Agent uygulamalarını daha sık göreceğiz. Satış ekiplerine katılan Agent AI’lar; teklif hazırlayan, satış öngörüleri üreten ve fırsatları önceliklendiren dijital ekip üyeleri olacak. Satış sonrası destek organizasyonlarında görev alan Agent AI çalışanlar ise talepleri sınıflandıran, önceliklendiren ve çözüm senaryoları geliştiren ilk temas noktaları olarak çalışacak. Üretim ve ürün geliştirme ekiplerinde konumlanacak Agent AI’lar; üretim listelerini önceliklendiren, kullanıcı davranışlarından içgörüler üreten ve ürün kararlarını besleyen sürekli analiz yapan ekip arkadaşları haline gelecek. Pazarlama organizasyonunda görev alacak Agent AI’lar ise içerik üretimi, performans analizi ve kampanya optimizasyonunu uçtan uca yöneten dijital uzmanlar olarak konumlanacak. Bugün yapay zekâ dönüşümünü geciktirenler, maliyeti pazar kaybı olan bir “zekâ borcu” biriktiriyor. 2026, bu borcu yönetenlerle yönetemeyenlerin net biçimde ayrıştığı yıl olacak. Gelecek, yapay zekâyı sadece kullananların değil; onu doğru yönetenlerin olacak.”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/dijital-ekip-arkadaslari-sahaya-iniyor-4784861</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/ee34e999-bs61nwmo0gtv6a8oyfqc5.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üretim, ihracat ve reform şart</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/uretim-ihracat-ve-reform-sart-4784862</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/uretim-ihracat-ve-reform-sart-4784862" rel="standout" />
      <description>2025 yılında küresel belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğuna dikkat çeken iş dünyası temsilcileri, 2026 için temkinli iyimserlik mesajı verdi. Ortak vurgu, kalıcı büyüme ve istihdam artışı için üretimi, ihracatı ve yapısal reformları önceleyen politikaların hızla devreye alınması gerektiği yönünde oldu.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin öne çıktığı 2025 yılında iş dünyası temsilcileri, Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğu konusunda ortak görüş bildirdi. Dezenflasyon politikalarıyla makro dengelerde önemli kazanımlar elde edilirken, üretim ve ihracatta yaşanan rekabet kaybı en kritik sorun başlığı olarak öne çıktı. İş dünyası temsilcileri 2026 yılı için temkinli iyimserlik mesajı verirken yapısal reformların hızlandırılması gerektiğine dikkat çekti. Ortak beklenti, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarla büyümenin kalıcı hâle getirilmesi ve istihdamın güçlendirilmesi yönünde şekillendi.</p><h2>TÜRKİYE ÇOK KUTUPLU DÜNYADA ÖNE ÇIKACAK</h2><p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, 2025 yılına ilişkin küresel ve ulusal ekonomi değerlendirmeleri ile 2026 öngörülerini paylaştı. Dünyanın yeni bir ekonomik düzene doğru ilerlediğini vurgulayan Avdagiç, küreselleşmenin tamamen sona ermediğini ancak parçalanma ile iç içe geçen hibrit bir döneme girildiğini söyledi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/188993cb-zikaqegy4sr2ocvas8vw6f.webp" data-card-width="1024" data-card-height="720" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/188993cb-zikaqegy4sr2ocvas8vw6f.webp"></p><h2>KÜRESEL EKONOMİDE HİBRİT DÖNEM</h2><p>Pandemi sonrası küresel ekonominin hâlâ denge arayışında olduğunu belirten Avdagiç, 2025’in ılımlı fakat asimetrik büyüme yılı olarak geride kaldığını ifade etti. Artan jeopolitik riskler, korumacılık eğilimleri ve tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasının yatırım ve ticaret üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Yeni dönemin “seçici bağlanma”, “çok katmanlı sistem” ve “dinamik gerilim” kavramlarıyla şekillendiğini dile getirdi. Avdagiç’e göre Türkiye ekonomisine 2025’te dezenflasyon politikaları damga vurdu. Kademeli faiz indirimleri, dış dengede ve finansman koşullarında görece iyileşme sağladı. Buna rağmen jeopolitik gelişmeler ve iç belirsizliklerin potansiyeli sınırladığına dikkat çekti. Ödemeler dengesi kırılganlıklarının giderilmesi, rezervlerin rekor seviyelere </p><p>ulaşması ve dolarizasyon riskinin ortadan kalkması önemli kazanımlar arasında yer aldı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/2925faaf-yk3rmsfmzbc747gg6tla6.webp" data-card-width="959" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/2925faaf-yk3rmsfmzbc747gg6tla6.webp"></p><h2>2026’YA TEMKİNLİ İYİMSERLİK</h2><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2026’yı “yapısal reformlar yılı” ilan etmesini olumlu karşıladıklarını belirten Avdagiç, reformların kararlılıkla uygulanmasının önemine işaret etti. Türkiye’nin nearshoring ve tedarik zinciri dönüşümünden güçlü fırsatlar elde edebileceğini vurgulayan Avdagiç, “Türkiye, çok kutuplu dünyanın bölgesel lideri olarak sivrilecektir” dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/9973444f-3w3qo0e3rzde57o3xoa45.webp" data-card-width="801" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/9973444f-3w3qo0e3rzde57o3xoa45.webp"></p><h2>2025’TE TEMELLER ATILDI 2026’DA BÜYÜME GELECEK</h2><p>Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, 2025 yılının küresel korumacılık, yüksek enerji maliyetleri ve tedarik zinciri sorunlarına rağmen Türkiye ekonomisi açısından sağlam temellerin atıldığı bir yıl olduğunu söyledi. Aydın, Türkiye’nin bu zorlu süreçte dirençli yapısını koruyarak yaklaşık %3,2–3,4 bandında istikrarlı bir büyüme sergilediğini belirtti.</p><h2>DEZENFLASYON VE ÜRETİM ÖNE ÇIKTI</h2><p>2025’te enflasyonla kararlı mücadelenin öncelik olduğunu vurgulayan Aydın, yıl sonu enflasyonunun yaklaşık %32 seviyelerinde gerçekleşmesinin beklendiğini ifade etti. Sanayi kapasite kullanımındaki artış ve ihracattaki olumlu seyrin ekonomiye güç kattığını dile getirdi. Türkiye’nin jeopolitik konumunun, özellikle küresel ticaret koridorlarında stratejik önemini daha da artırdığına dikkat çekti. 2026 yılında büyümenin %3,4 seviyelerinde gerçekleşmesini beklediklerini kaydeden Aydın, istihdam artışı ve iç tüketimin bu sürecin ana dinamikleri olacağını söyledi. Enflasyonun 2026’da %22’ye gerilemesinin yatırım ortamını güçlendireceğini belirten Aydın, üretim maliyetlerini düşürecek yapısal adımların ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasının önemini vurguladı. </p><p>Aydın, 2026’nın üretim, yatırım ve istihdam odaklı daha umutlu bir yıl olacağını ifade etti.</p><h2>İHRACATI ÖNCELEYEN POLİTİKALAR UYGULANMALI</h2><p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise, 2025’in üretim ve ihracat açısından zorlu geçtiğini belirterek, rekabetçiliği önceleyen politikalara acil ihtiyaç olduğunu söyledi. Küresel talep daralması ve “düşük kur–yüksek faiz” politikalarının maliyetleri artırdığını vurgulayan Gültepe, Türkiye’nin üretim maliyetlerinde rakip ülkelere kıyasla pahalı hâle geldiğini ifade etti. Gültepe, tüm zorluklara rağmen 2024’te mal ihracatının 261,8 milyar dolara, hizmet ihracatının ise 117,2 milyar dolara yükseldiğini, 2025’te de ihracatta sınırlı artışın sürdüğünü kaydetti. Ancak artışın ağırlıklı olarak otomotiv, savunma ve kimya sektörlerinden geldiğine dikkat çekerek, ihracatın tabana yayılmasında sorunlar yaşandığını söyledi. Net ihracatın son dört çeyrekte büyümeye negatif katkı verdiğini hatırlattı.</p><h2>HİZMET İHRACATI STRATEJİK GÜÇ</h2><p>Hizmet ihracatının cari denge açısından kritik rol oynadığını belirten Gültepe, 2025’te bu alanda 122 milyar doların aşılmasının beklendiğini ifade etti. 2026’da küresel ticaretin zor geçeceğini vurgulayan Gültepe, rekabetçi üretim koşullarına dönülmesi halinde OVP’de öngörülen 282 milyar dolarlık ihracat hedefinin yakalanabileceğini söyledi. TİM’in önceliğinin ise ikiz dönüşüm, Ar-Ge, inovasyon, e-ihracat ve yeni pazarlar olacağını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/uretim-ihracat-ve-reform-sart-4784862</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Burak Karaca</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/70c900a3-6rlkhmh0am8xdi3nugacoi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Enerjide yeni bir çağ</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/enerjide-yeni-bir-cag-4784863</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/enerjide-yeni-bir-cag-4784863" rel="standout" />
      <description>Türkiye, 2026 vizyonunda enerjide tam bağımsızlığa bir adım daha yaklaşırken; doğal gaz, petrol ve madencilikte atılan stratejik hamlelerle küresel enerji denkleminde merkez ülke konumuna yükseliyor. Yenilenebilir enerjide dünya ligine giren kurulu güç ve nükleer enerji yatırımları, yeni dönemin temel taşı olacak.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enerji, artık yalnızca bir kalkınma unsuru değil, jeopolitiğin, ulusal güvenliğin, sanayileşmenin ve iklim politikalarının kesiştiği stratejik bir güç alanı. Yeni dönemde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının&nbsp;politikası da bu çok boyutlu dönüşümün merkezinde yer alacak. Türkiye’nin enerji dönüşümünün temel taşlarından biri, madencilikte yaşanan paradigma değişimi oldu. Uzun yıllar boyunca yalnızca ham madde çıkarılan yeraltı kaynakları artık yüksek katma değerli ürünlere dönüşüyor.</p><h2>FELSEFE DEĞİŞTİ</h2><p>“Önce insan, sonra çevre, sonra katma&nbsp;değerli&nbsp;madencilik” anlayışı çerçevesinde denetim mekanizmaları köklü biçimde güçlendirildi. 2024’te aylık ortalama 774 olan denetim sayısı 2025’te 806’ya yükseldi. Yeni yasal düzenlemeyle birlikte artık maden sahalarında üretimle birlikte rehabilitasyon da eş zamanlı başlıyor. Bugüne kadar 12 bin 962 hektarlık alanda 23,5 milyondan fazla ağaç dikilerek madencilik faaliyetleriyle doğa arasındaki dengenin yeniden kurulması sağlandı.</p><h2>MADENDE İHRACAT REKORLARI</h2><p>Madencilik, yalnızca çevresel açıdan değil, ekonomik açıdan da Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri haline geldi. 2002 yılında 116 milyar TL olan sektör büyüklüğü 2024’te 525 milyar TL’ye yükseldi. Maden ihracatı 6 milyar dolara ulaştı. Bor madeninde 2,5 milyon tonluk satış ve 1 milyar 322 milyon dolarlık gelirle tüm zamanların rekoru kırıldı. Bor karbür ve ferrobor üretim tesisleriyle savunma sanayii, çelik ve nükleer sektörlerine yönelik stratejik girdiler artık yerli imkânlarla üretiliyor. Lityum karbonat üretiminde Eskişehir Kırka’daki pilot tesisle ilk ürün alınırken, sanayi ölçekli tesis için geri sayım başladı.</p><h2>‘NADİR’DE KÜRESEL&nbsp;OYUN</h2><p>Nadir toprak elementlerinde ise Türkiye küresel dengeleri değiştirecek bir avantaja sahip oldu. Eskişehir Beylikova’da 694 milyon tonluk rezervin tespitiyle Türkiye, dünyada tek sahada en büyük ikinci kaynağa ulaştı. Pilot tesis devreye alındı, endüstriyel üretim için çalışmalar sürüyor. 2018’de kurulan Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü, artık TENMAK çatısı altında cevher zenginleştirmeden geri dönüşüme kadar geniş bir teknoloji üretim üssüne dönüştü. Ocak ayında yayımlanan Kritik ve Stratejik Madenler Raporu ile 37 maden türü özel statü altına alındı ve bu alanda uzun vadeli arz güvenliği politikası oluşturuldu.</p><h2>SINIR ÖTESİNDE ÜRETİM&nbsp;</h2><p>Altın madenciliği de Türkiye’nin cari açığını doğrudan etkileyen stratejik başlıklardan biri haline geldi. 2024 yılında yaklaşık 24 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirilmesi, yurt içi ve yurt dışı üretimi zorunlu kıldı. Bu kapsamda Türkiye, Afrika açılımının en somut adımlarından birini Nijer’de attı. Nijer’deki altın sahasında yürütülen faaliyetlerin ilk fazı tamamlanırken, üretim tesisi için gerekli ekipman ve altyapı sevkiyatları devam ediyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye, tarihinde ilk kez yurt dışında fiili altın üretimine başlayacak. Bu adım, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeostratejik bir hamle olarak da değerlendiriliyor. Ayrıca Özbekistan’da altın başta olmak üzere farklı maden türlerine yönelik arama faaliyetleri sürdürülürken, Afganistan, Azerbaycan, Fas, Kırgızistan, Libya ve Suriye’de de madencilik projeleri somut yatırım aşamasına taşınmaya hazırlanıyor.</p><h2>ENERJİ AVCISI FİLO</h2><p>Petrol ve doğal gaz tarafında ise Türkiye tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşıyor. Son 10 yılda kurulan milli enerji filosu, Türkiye’yi dünyanın en büyük ilk dört deniz arama filosundan biri haline getirdi. 12 bin metreye kadar sondaj yapabilen yedinci nesil sondaj gemileriyle Karadeniz ve Akdeniz’de arama faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor. 2025 yılı içinde yapılan 92,4 milyar metreküplük yeni doğal gaz keşfi, enerji bağımsızlığı yolunda kritik bir eşik oldu. Sakarya Gaz Sahası’nda üretim günlük 9,5 milyon metreküpe çıkarken, 4 milyondan fazla hanenin doğal gaz ihtiyacı yerli kaynakla karşılanmaya başlandı. 2026’da Osman Gazi yüzer üretim platformu devreye girdiğinde üretim iki katına çıkacak, 2028’de ise günlük 45 milyon metreküplük seviyeye ulaşılacak.</p><h2>GABAR YENİ PETROL ÜSSÜ</h2><p>Gabar’da petrol üretimi de eş zamanlı olarak tarihi bir ivme yakaladı. Günlük üretim 81 bin varile yükseldi, bu üretim Türkiye’nin cari açığını yılda yaklaşık 2 milyar dolar düşürüyor. Zorlu arazi koşullarında inşa edilen 700 kilometrelik yol ağı, bölgenin hem üretim hem de sosyal yaşam açısından dönüşümünü beraberinde getirdi. Türkiye, yurt içi ve yurt dışında günlük toplam 180 bin varil petrol üretimiyle artık yalnızca tüketen değil, üreten bir enerji ülkesi konumuna yükseldi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/c8fa2b65-6mou84baqvmcb21u6xpywu.webp" data-card-width="1170" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/c8fa2b65-6mou84baqvmcb21u6xpywu.webp"></p><h2>DOĞAL GAZDA&nbsp;ENERJİ MERKEZİ</h2><p>Doğal gaz altyapısında atılan adımlar, Türkiye’yi bölgesel bir enerji merkezi haline getirdi. LNG terminalleri, FSRU tesisleri ve iletim şebekesiyle günlük gazlaştırma kapasitesi 161 milyon metreküpe, günlük gaz alım kapasitesi ise 495 milyon metreküpe çıkarıldı. Yeraltı depolama kapasitesi 6,3 milyar metreküpe ulaştı. 81 il, 950 yerleşim yeri ve 229 organize sanayi bölgesi doğal gazla buluşturuldu. Nüfusun yüzde 85’ine doğal gaz erişimi sağlanırken, hava kalitesi ve yaşam konforu da ciddi biçimde arttı.</p><h2>Temiz enerjide dünya ligine</h2><ol><li data-list="bullet">Elektrik tarafında Türkiye, ‘yenilenebilir’de dünya ligine girdi. Kurulu güç 121 bin MW’ı aşarken bunun yüzde 62’si yenilenebilir kaynaklardan oluştu. Rüzgâr ve güneşte 38 bin MW barajı aşıldı. 2025’in ilk dokuz ayında yenilenebilir üretim sayesinde 11 milyar dolarlık doğal gaz ithalatı ikame edildi. 2035’e kadar 120 bin MW rüzgâr ve güneş hedefiyle her yıl en az 2 bin MW’lık YEKA yarışmaları yapılacak. Elektrik şebekesi için 30 milyar dolarlık yeni iletim yatırımı planlanıyor. Güneş panellerinde yüzde 91, rüzgâr türbinlerinde yüzde 65 yerlilik oranına ulaşıldı ve 50 bin kişilik yeşil istihdam oluşturuldu.</li></ol><h2>Kömür için yeni destek modeli</h2><ol><li data-list="bullet">Yerli kömür santrallerine yeni destek modeli devreye alındı. Aynı zamanda nükleer enerji, Türkiye’nin uzun vadeli enerji güvenliğinin temel sac ayaklarından biri haline geldi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali tamamlandığında elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak, yıllık 7 milyar metreküp doğal gaz ithalatının önüne geçilecek. 2035’te 7.200 MW, 2050’de 20 bin MW nükleer kapasite hedeflenirken, Sinop ve Trakya projeleri ile küçük modüler reaktörler Türkiye’nin nükleer vizyonunu daha da ileri taşıyacak.</li></ol><h2>Enerji verimliliğe yatırım</h2><ol><li data-list="bullet">Enerji verimliliği, Türkiye’nin iklim hedeflerinde stratejik rol oynuyor. 2024’te yalnızca verimlilik yatırımlarıyla 1,5 milyon TEP tasarruf sağlandı, milyonlarca ton karbon emisyonu engellendi. Sanayiye verilen destekler artırıldı, LED dönüşümüyle kamu bütçesinde yüz milyonlarca lira tasarruf elde edildi.</li></ol><h2>Petrol ve gazın geliri vatandaşa</h2><ol><li data-list="bullet">Vatandaşın enerji maliyetleri ise devlet desteğiyle dengelenmeye devam ediyor. Elektrik ve doğal gazda yüz milyarlarca liralık destek sağlanırken, dar gelirli haneler için ücretsiz elektrik, doğal gaz ve kömür yardımları sürüyor. Şehit aileleri, gaziler ve ibadethaneler için indirimli tarife uygulanıyor. Petrol, doğal gaz ve maden gelirlerinden elde edilen 15,8 milyar TL’lik kaynak Aile ve Gençlik Fonu’na aktarılarak 62 bini aşkın genç çifte doğrudan destek sağlandı.</li></ol><h2>Komşuların arz güvenliği de Türkiye’den&nbsp;</h2><ol><li data-list="bullet">Türkiye, yalnızca kendi elektrik arz güvenliğini sağlamakla kalmayıp, komşu ülkelerin enerji güvenliğine de doğrudan katkı sunan bir merkez ülke konumuna yükseldi. Azerbaycan, Gürcistan, Bulgaristan, Yunanistan, Irak ve Suriye ile yürütülen elektrik iletim ve ticaret anlaşmaları kapsamında ithalat ve ihracat kapasiteleri kademeli olarak artırılıyor. Özellikle “Yeşil Elektrik İletimi ve Ticareti Projesi” ile Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan’ın yeni yüksek kapasiteli iletim hatlarıyla birbirine bağlanması hedefleniyor. Bu sayede yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin sınır ötesi ticareti mümkün hale gelecek. Türkiye’nin, Balkanlar ve Orta Doğu arasında elektrik ticaretinde dengeleyici merkez haline gelmesi amaçlanıyor.</li></ol><h2>Enerji diplomasisinde oyun kurucu&nbsp;</h2><ol><li data-list="bullet">Enerji diplomasisinde ise Türkiye artık oyun kurucu ülkeler arasında yer alıyor. Türkmenistan, Azerbaycan, Irak, Bulgaristan, Yunanistan, Suriye ve Avrupa ülkeleriyle enerji bağlantıları güçlendirilirken, LNG anlaşmalarıyla uzun vadeli arz güvenliği garanti altına alındı. Somali, Pakistan, Nijer, Libya, Kazakistan ve Venezuela gibi ülkelerde petrol, gaz ve maden arama ve üretim projeleri sahaya indi. Türkiye, artık enerjide yalnızca tüketen değil, ticaret yapan ve ihraç eden merkez ülke olma yolunda kararlı biçimde ilerliyor.</li></ol>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/enerjide-yeni-bir-cag-4784863</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Merve Safa Akıntürk</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/f714a5cf-vjo1vn65m63xjb2r29ta.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Olimpiyat sporcuları Selçuklu'da yetişecek</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/olimpiyat-sporculari-selcukluda-yetisecek-4784864</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/olimpiyat-sporculari-selcukluda-yetisecek-4784864" rel="standout" />
      <description>Selçuklu Belediyesi, Türkiye’nin en kapsamlı spor tesislerinden biri olan Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’ni Konya’ya kazandırmak için çalışmalara hızla devam ediyor. Türkiye’nin ilk yeşil (LEED) sertifikasına sahip Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’ni Selçuklu Belediyesi Konya’ya kazandırıyor.  </description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Spora ve gençliğe yatırımı her zaman önceleyen Selçuklu Belediyesi’nin bu alandaki en büyük yatırımlarından bir tanesi olan Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’nde çalışmalar hummalı bir şekilde devam ediyor. Her alanda örnek projeleri hayata geçiren Selçuklu Belediyesi, yatırımlarına   Selçuklu Vizyonu imzasını atmayı sürdürüyor. Bu anlayışla birçok ilki bünyesinde barındıran tesisin tamamlanması ile spor camiasına çok önemli bir altyapı kaynağı sağlanmış olacak.  </p><h2> SPORTİF ÇALIŞMALARI  TAÇLANDIRACAK YATIRIM</h2><p>Konya’nın ilk, Türkiye’nin de en kapsamlı spor tesislerinden biri olacak Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi’nde yapım çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı: “Geleceğimiz olan gençlere ve çocuklarımıza yatırım yapmak, onlara en iyi fiziki ortamları sunma noktasında yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu çerçevede projelendirilen spor yatırımımızla 18 farklı spor branşında aynı anda 680 ve 1 günde toplam 3 bin 360 sporcu spor yapma imkânına kavuşacak. Türkiye’nin ilk Yeşil Sertifikalı (LEED) Sporcu Yetiştirme Merkezi olacak. Ayrıca merkez kendi enerjisinin yüzde 90’ını çatısında kurulacak olan güneş enerjisi panellerinden elde ederek yıllık 350 bin kw/saat enerji tasarrufu sağlayacak” dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/02b4835b-xxte1y9co5iurk4wwo0y48.webp" data-card-width="907" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/02b4835b-xxte1y9co5iurk4wwo0y48.webp"></p><h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a anlamlı hediye</h2><p>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü kapsamında gerçekleştirilen AK Parti Türk Dünyası Vizyon Belgesi Tanıtım Programı’na katıldı. Başkan Ahmet Pekyatırmacı, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen program sonrası Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığı himayesinde yürütülen “Türklerin Mirası” Projesinin tamamlanan ilk 4 cildini takdim etti. Türklerin Mirası Projesi, 17 ciltlik kitap ve 18 bölümlük belgeselden oluşuyor. İlk 4 cildi tamamlanan projenin külliyatında kalan çalışmaların da tamamlanmasının ardından yaklaşık 100 ilim insanının makalesi yer alacak ve 36 ayrı ülkeden eserlerin görselleri kullanılmış olacak. Proje kapsamında; Tarih Öncesi Türk Kültürü,  etkileşim sağlanan ülkeler, mimari eserler esas alınmakla birlikte sosyal hayat, kültür, tarih ve medeniyete katkı konuları </p><p>ele alınmış olacak.</p><h2>Güzel Sanatlar Lisesi göz kamaştırıyor</h2><p>Eğitime yönelik vizyoner yatırımlarıyla öne çıkan Selçuklu Belediyesi, Parsana Mahallesi’nde yapımını tamamladığı Selçuklu Belediyesi Güzel Sanatlar Lisesi ile Türkiye’ye örnek olacak bir projeyi daha hayata geçirdi. Modern mimarisi ve güçlü teknik donanımıyla dikkat çeken lise, eğitim dünyasına ilham ve umut vermeye hazırlanıyor. Yetenekli gençlerin umut ışığı olacak ve alanlarında keşfedilmesini sağlayacak olan okul, 10 bin 885 metrekare alana inşa edildi. Bodrum, zemin ve 1 kattan oluşan yapı, bünyesinde 16 adet kültür dersliği, 2 adet laboratuvar, 11 adet atölye, 7 adet müzik dersliği, 34 adet bireysel çalışma odası, kütüphane, kantin, çok amaçlı salon, sergi alanı, müze, 450 kişilik konferans salonu ve fuaye alanını bulunduruyor.  </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/olimpiyat-sporculari-selcukluda-yetisecek-4784864</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/981ef1d6-pk1s3z9ajjo2st5k3jl6.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kalkınma ateşini yaktık</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/kalkinma-atesini-yaktik-4784866</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/kalkinma-atesini-yaktik-4784866" rel="standout" />
      <description>Türkiye, Gabar’dan Karadeniz’e uzanan geniş enerji hattında petrol ve doğal gaz keşfi ve üretimi; enerjide dışa bağımlılığı azaltma yolunda tarihi bir eşiğe ulaştı. Artan yerli üretim ve uluslararası ortaklıklar sayesinde Türkiye, hedefine güçlü adımlarla ilerliyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye; enerjide dışa bağımlılığını azaltma hedefi doğrultusunda son yıllarda yürüttüğü arama ve üretim hamlesini 2025’te daha da ileri bir aşamaya taşıdı. Cumhuriyet tarihinin en yoğun petrol ve doğal gaz arama operasyonunun yürütüldüğü bu dönemde hem karada hem denizde devreye alınan yeni sahalar ve üretim kuyuları, ülkede yerli enerji arzını geçmiş yıllara kıyasla belirgin biçimde artırmış durumda. Gabar’dan Karadeniz’e uzanan geniş bir hatta yapılan keşiflerle yüksek üretim kapasitesi oluşurken, Türkiye’nin Somali ve Pakistan gibi ülkelerle attığı uluslararası adımlar da enerji alanında bölgesel güç olma yolunda önemli bir stratejik çerçeve ortaya koyuyor.</p><h2>GABAR’DA GÜNLÜK ÜRETİM 80 BİN VARİLE ÇIKTI</h2><p>Türkiye’nin yerli petrol üretiminin kalbi hâline gelen Gabar sahası, 2025 itibarıyla enerji gündeminin başlıca başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Son iki yılda yoğunlaşan sondaj faaliyetleri ve yüksek tenörlü rezervlerin devreye alınmasıyla günlük petrol üretimi 80 bin varile dayanmış durumda. Yeni kuyuların açılmasıyla birlikte sahanın toplam üretim kapasitesinin bu yıl içerisinde daha da artması bekleniyor. TPAO ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar, 2025 sonuna kadar Gabar’da en az 25 yeni kuyunun devreye alınmasını öngörüyor. Bu süreç tamamlandığında Gabar’ın tek başına Türkiye’nin toplam petrol üretiminin yarısından fazlasını karşılayabilecek seviyeye ulaşacağı ifade ediliyor.</p><h2>KARADENİZDE ÜRETİM İKİYE KATLANACAK</h2><p>Türkiye’nin doğal gaz tedarikinde can damarı olan Sakarya Gaz Sahası’nda da üretim 9,5 milyon metreküp seviyesine ulaştı. Bu yıl Karadeniz’de 6 derin deniz sondajı daha planlanıyor. Batı Karadeniz’de ve Orta Karadeniz’de yapılacak sondajlarla yeni petrol ve doğal gaz keşifleri için yoğun mesai harcanacak. Geçtiğimiz yıl sonunda Türkiye’ye gelen 5. sondaj gemisi de Karadeniz’deki çalışmalarda görev yapacak. Karadeniz’de hidrokarbon arama ve üretim faaliyetlerinde birinci faz geçtiğimiz yıl itibarıyla tamamlandı. Yıl içerisinde başlayacak olan faz 2 çalışmalarıyla üretimin 20 milyon metreküp seviyesine çıkarılması planlanıyor. Bu sayede 16-17 milyon hanenin doğal gazı Sakarya Gaz Sahası’ndan karşılanabilecek. 2028 hedefi ise 40 ila 45 milyon metreküp günlük üretim.</p><h2>İŞ BİRLİKLERİ ARTIYOR</h2><p>Türkiye’nin küresel enerji politikalarının en önemli sacayaklarından bir tanesini de küresel iş birlikleri oluşturuyor. Somali ile 2024 sonunda imzalanan hidrokarbon anlaşmalarının ardından geçen yıl hem karada hem açık denizde kapsamlı sismik araştırmalar başladı. TPAO’nun Somali’de yaklaşık 16 bin kilometrekarelik üç kara bloğunda yürüttüğü arama faaliyetleri devam ederken, Somali açıklarında Oruç Reis sismik araştırma gemisi üç boyutlu veri topluyor. 2026 yılında ilk off-shore sondajının yapılması planlanıyor.  Türkiye’nin bir diğer önemli enerji partneri de Pakistan. İki ülke beş petrol ve doğal gaz bloğunda ortak arama faaliyetleri yürütme kararı aldı. Kısa süre içerisinde Pakistan’da sismik araştırmaların başlaması, yılın ikinci yarısında ise ilk sondajın yapılması hedefleniyor.</p><h2>Enerji artık yumuşak karnımız değil</h2><p>Yıllarca Türkiye’nin zayıf karnı olarak görülen enerjide yürütülen kararlı politikalar meyvesini her alanda verdi. Uluslararası enerji rotalarına ev sahipliği yaparak koridor rolünü başarıyla gerçekleştiren Türkiye, daha sonra merkez ülke olmak için kolları sıvadı. Arka arkaya gelen keşif müjdelerinin ardından enerjide dışa bağımlılık zinciri kırılmaya başlandı. Bir zamanlar enerjide arz sorunlarıyla boğuşan Türkiye, şimdilerde Bulgaristan ve Romanya gibi bir dizi ülkeye doğal gaz ihraç eder konuma geldi. Yapılan anlaşmaların kapsamında yalnızca gaz ticareti değil; iletim, depolama, üretim ve yeşil enerji teknolojilerinde iş birliği de yer alıyor. Bu sayede Türkiye, hem bölgesel gaz tedarik zincirinde daha aktif bir rol üstlenmeyi hem de Avrupa’nın enerji arz güvenliğine katkı sunmayı hedefliyor.</p><h2>Tüketicilikten üretici ülke konumuna</h2><p>Gabar’da yükselen petrol kapasitesi, Karadeniz’de hızlanan doğal gaz üretimi ve uluslararası iş birliklerinin genişleme eğilimi; Türkiye’nin enerji denklemindeki pozisyonunu yeniden tanımlıyor. Uygulanan çok boyutlu enerji stratejisi, Türkiye’yi dışa bağımlılığı yüksek bir tüketici ülke konumundan çıkarıp, yerli üretim kapasitesini her yıl artıran bölgesel bir üretici ülke modeline dönüştürüyor.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/kalkinma-atesini-yaktik-4784866</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Burak Karaca</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/c49f4898-pidxml6a2vr7mehom922rx.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ümraniye'de insan odaklı dönüşüm</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/umraniyede-insan-odakli-donusum-4784867</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/umraniyede-insan-odakli-donusum-4784867" rel="standout" />
      <description>Ümraniye; dönüşüm projeleri, eğitim yatırımları ve çevreci adımlarla İstanbul’un örnek ilçeleri arasında yer alıyor. Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, “Göreve geldiğimiz günden bu yana, her yaşa ve her ihtiyaca hitap eden projelerle Ümraniye’yi daha güvenli, daha yaşanabilir ve daha üretken bir ilçe hâline getirmek için çalışıyoruz” dedi.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un en yoğun ilçelerinden biri olan Ümraniye, 727 bin kişilik nüfusu ile hızla gelişen ve dönüşen bir kent kimliği kazanıyor. Yürütülen çalışmalar; kentsel dönüşüm, eğitim, spor, sosyal hizmetler ve yeşil alan yatırımlarıyla ilçenin her noktasında hissediliyor. </p><h2>GENÇLER İÇİN SPORLA GÜÇLENEN BİR GELECEK</h2><p>Ümraniye Belediyesi ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 520 bin metrekarelik alan üzerine planlanan Hekimbaşı Spor Köyü Projesi’nin ilk etabında inşaat çalışmaları devam ediyor. 113 bin metrekarelik alanda hayata geçirilecek ilk etapta; futbol akademisi, altyapı tesisleri, idari tesisler ve sosyal donatı alanları yer alıyor. Spor Köyünde, proje kapsamında; 5 profesyonel antrenman sahası, altyapı müsabaka sahası, padel kortları ve otopark alanları bulunuyor. Spor Köyünün, gençlerin profesyonel sporla buluşacağı önemli bir merkez olması hedefleniyor.</p><h2>KENTSEL DÖNÜŞÜMDE GÜVENLİ VE PLANLI İLERLEME</h2><p>Ümraniye Belediyesi’nin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı iş birliğiyle yürüttüğü Hekimbaşı Kentsel Dönüşüm Projesi, %95 seviyesine ulaştı. 18 blokta yer alan 619 bağımsız bölüm, 288 hak sahibine modern ve güvenli yaşam alanı sunmak üzere tamamlanıyor. Örnek daire ziyaretleri devam eden projede; kapalı otoparklar, 4.214 m2 yeşil alan, koşu yolları, spor ve çocuk oyun alanları gibi sosyal donatılar da yer alıyor. Toplam 40.271 m2 rezerv yapı alanında bugüne kadar 111 riskli yapı yıkıldı. Proje tamamlandığında hak sahipleri; sosyal donatıları güçlü, güvenli ve konforlu bir yaşam alanına kavuşacak. İnkılap Mahallesi 76. Etap’ta ÜMTAŞ tarafından hayata geçirilen Ümraniye Koru Kentsel Dönüşüm Projesi’nde inşaat çalışmaları devam ediyor. 119 konut ve 2 iş yerinin yapıldığı proje, yalnızca fiziki dönüşümü değil; mahalle kültürünü ve sosyal dayanışmayı koruyan yeni bir yaşam anlayışını da beraberinde getiriyor. İlçede şu ana kadar riskli yapı olarak tespit edilen 3.959 adet yapının (20.391 bağımsız bölüm) yıkımı gerçekleştirilirken yeniden inşa çalışmaları sürüyor. Ayrıca 56’ya yakın parselde de Yarısı Bizden kampanyası desteği ile yapım süreçleri devam ediyor. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/186c995a-kth78lbotnnvjjr74myvkd.webp" data-card-width="844" data-card-height="736" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/186c995a-kth78lbotnnvjjr74myvkd.webp"></p><h2>EĞİTİM VE SOSYAL HAYATA GÜÇLÜ YATIRIMLAR</h2><p>Vakıfbank iş birliğiyle inşa edilen Vakıfbank Şehit Şeyda Yılmaz İlkokulu, 36 dersliği, 918 m2 kütüphanesi, sanat-müzik derslikleri ve çok amaçlı salonuyla bölgenin eğitim kapasitesini üst seviyeye çıkaracak. 2026-2027 Eğitim Öğretim Dönemi’ne yetiştirilmesi planlanan okul, öğrencilerin hem akademik hem sosyal gelişimine katkı sağlayacak modern bir kampüs olarak tasarlandı. Ümraniye’de sosyal kapsayıcılığın en güçlü sembollerinden biri olan Asude Engelsiz Yaşam Kafe, Ahmet Niyazi Mert Parkı’nda hizmete açıldı. Özel gereksinimli bireylerin rahatça sosyalleşebileceği, toplumla güçlü bağlar kurabileceği modern bir mekân olarak tasarlanan kafe; erişilebilir mimarisi, geniş kullanım alanı ve kapsayıcı hizmet anlayışıyla kısa sürede vatandaşların ilgisini kazandı. Ümraniye Belediyesi, ilçeye kazandıracağı Engelsiz Yaşam Merkezi Konferans ve Spor Salonu için çalışmaları sürdürüyor. 7.500 m2 arsa üzerinde yükselen projede; eğitim derslikleri, yüzme havuzları, spor ve konferans salonları, terapi odaları, atölyeler, mescitler, kafeterya ve geniş teras alanları yer alacak. Engelsiz Yaşam Merkezi Konferans ve Spor Salonu tamamlandığında ilçeye önemli bir değer kazandıracak ve tüm vatandaşlar için nitelikli bir yaşam alanı oluşturacak.</p><h2>KADINLARA ÜRETİM, GENÇLERE MESLEK KAPISI</h2><p>2025 yılında kapılarını açan Akademi Ümraniye Moda ve Stil Okulu, kadınların el emeğini markaya dönüştürmesini sağlayan güçlü bir merkez hâline geldi. 15 farklı branşta 240 öğrenci, moda tasarımından dijital tasarıma, stil danışmanlığından kalıp hazırlamaya kadar uzman eğitmenler eşliğinde eğitim görüyor. Taipei Ekonomi ve Kültür Misyonu iş birliğiyle donatılan modern atölyeler sayesinde merkez, kısa sürede bölgenin üretim ve tasarım üssü hâline geldi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/ed597166-v4lnwzcvnfoebowhob5qek.webp" data-card-width="1257" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/ed597166-v4lnwzcvnfoebowhob5qek.webp"></p><h2>OKUMAYI TEŞVİK EDEN GENÇLİĞE IŞIK TUTAN KÜTÜPHANELER</h2><p>Ümraniye Belediyesi, gençlerin eğitim hayatına katkı sunmak ve okuma kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla ilçeye dört yeni kütüphane kazandırdı. Fazlı Aydın, Osmangazi, Akyaka AVM ve Halkbank Ortaokulu kütüphaneleri, sadece kitap okunan yerler olarak değil; gençlerin ders çalışabildiği, araştırma yapabildiği, sessiz ve huzurlu ortamlar olarak ilgi görüyor. Üye olup rezervasyon yaptıran öğrenciler, günde üç seansa kadar bu alanlardan faydalanabiliyor. Sunulan çorba, ekmek, çay, kahve ve kurabiye ikramlarıyla kütüphaneler, öğrencilerin yalnızca zihnine değil, gönlüne de dokunuluyor. Ayrıca projesi tamamlanan Armağanevler Kütüphanesi ve Sosyal Tesisi, modern mimarisi, konforlu çalışma alanları ve sosyal donatılarıyla kısa sürede gençlerin vazgeçilmez buluşma noktalarından biri olacak. Öte yandan yapımı devam eden Vakıfbank Şehit Sevda Yılmaz İlkokulu Millet Kütüphanesi de 230 oturma kapasiteli bir kütüphane olarak ilçeye eğitim alanında önemli bir değer katacak. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/120ca9a4-ujv0hm29audmbh2h3u9bci.webp" data-card-width="1204" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/120ca9a4-ujv0hm29audmbh2h3u9bci.webp"></p><h2>ÜMRANİYE BİLİM MERKEZİ EĞİTİMLERİNE DEVAM EDİYOR</h2><p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla Mayıs ayında kapılarını hizmete açan Şehit Mühendis Zahide Güçlü Ekici Bilim Merkezi’nde eğitimler devam ediyor. Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) ve TÜBİTAK iş birliğiyle hayata geçirilen merkezde, 8-13 yaş arası çocuklar tasarım, matematik, teknoloji, girişimcilik, astronomi ve doğa bilimleri gibi alanlarda atölye çalışmalarına katılıyor. Merkezde, günde iki grup olmak üzere toplam 120 öğrenci hem teorik bilgi ediniyor hem de öğrendiklerini yaratıcı projelere dönüştürme fırsatı buluyor.</p><h2>DOĞAYLA İÇ İÇE, NEFES ALDIRAN MİLLET BAHÇELERİ</h2><p>Ümraniye Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan millet bahçeleri; sosyal yaşamın, spora erişimin ve doğayla buluşmanın adresi haline geldi. Ümraniye Millet Bahçesi, İstanbul’un ilk çevre dostu parklarından biri olarak 330 bin metrekarelik geniş alanında her gün binlerce vatandaşı ağırlıyor. Yürüyüş parkurları, bisiklet yolları, futbol, basketbol ve voleybol sahalarıyla her yaştan insanın aktif yaşamına katkı sağlıyor. Osmangazi Millet Bahçesi, 147 bin 704 metrekarelik alanında; 9 kademeli şelale, futbol, voleybol, basketbol sahası, tenis kortu, özel peyzaj alanları, müzikli kuru havuzu, nikâh alanı ve gül bahçesi gibi daha birçok özelliğiyle dikkat çekiyor. Bahçe içinde yer alan Adile Sultan Sosyal Tesisi ve Ümraniye Simitçisi ise ailelerin ve gençlerin uğrak noktalarından biri. Trabzonpark Millet Bahçesi ise vatandaşın hizmetine açıldı. 485 bin 602 metrekarelik dev alana kurulan bahçe birçok sosyal donatıyı bir arada sunuyor.   </p><h2>Her sokağında izimiz olsun istiyoruz</h2><ol><li data-list="bullet">Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, yapılan çalışmalarla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Göreve geldiğimiz günden bu yana, her yaşa ve her ihtiyaca hitap eden projelerle Ümraniye’yi daha güvenli, daha yaşanabilir ve daha üretken bir ilçe hâline getirmek için çalışıyoruz. Kentsel dönüşümle güvenliği, kütüphanelerle eğitimi, millet bahçeleriyle ise sağlıklı yaşamı destekliyoruz. Biz Ümraniye’yi seviyoruz; her sokağında emeğimiz, her mahallesinde izimiz olsun istiyoruz. İlçemiz için el birliğiyle, gönül birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz.”</li></ol>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/umraniyede-insan-odakli-donusum-4784867</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/29ba3a0a-3rgglqohi5s208h0ex7qjk.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kafkaslar’da barışın öncüsü Türkiye</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/kafkaslarda-barisin-oncusu-turkiye-4784869</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/kafkaslarda-barisin-oncusu-turkiye-4784869" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin Kafkaslar’daki rolü, Azerbaycan ile müttefiklik temelinde şekillenen; Ermenistan’ın normalleşmesini teşvik eden ve bölgeyi istikrar, refah ve karşılıklı bağımlılık ekseninde yeniden tanımlayan stratejik bir vizyonun ürünüdür.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin Kafkasya politikasında son bir yıl, yalnızca diplomatik yoğunluğun arttığı değil, aynı zamanda bölgesel düzenin yeniden inşasında Ankara’nın belirleyici aktör olarak öne çıktığı bir dönem oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleriyle, “tek millet iki devlet” ülküsü etrafında şekillenen, Azerbaycan ile kurulan stratejik ortaklığın Şuşa Bildirgesi ile müttefiklik seviyesine taşınması, Karabağ’ın Ermenistan işgalinden kurtarılmasının ardından ortaya çıkan yeni jeopolitik zeminin en somut yansıması oldu. Bu yeni aşama, Türkiye’nin Kafkaslarda güvenlik, kalkınma ve diplomasi eksenli bütüncül bir vizyon geliştirdiğini göstermekte.</p><h2>ERİVAN YENİ GERÇEKLİĞİ KABUL ETTİ</h2><p>Karabağ Savaşı sonrası dönemde Ermenistan açısından kabul edilen temel gerçeklik, Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme sağlanmadan sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma ve siyasi istikrarın mümkün olmadığıdır. Erivan yönetiminin uzun yıllar Azerbaycan’a karşı başta Rusya ve ABD olmak üzere dış aktörler üzerinden denge kurma politikası iflas etmiştir. Son bir yılda öne çıkan eğilim ise Ermenistan’ın bölge ülkeleriyle doğrudan ilişki kurmaya yönelmesi ve çatışma yerine diplomasi zeminini önceleyen bir açılım stratejisi benimsemesi oldu. Bu dönüşüm, Kafkasya’da diplomatik manevra alanını genişletmiş, Türkiye’nin yapıcı rolünü daha görünür kılmıştır.</p><h2>YENİ BÖLGESEL MİMARİ</h2><p>Ankara, bu süreçte yalnızca Azerbaycan’ın güvenlik çıkarlarını destekleyen bir aktör değil, aynı zamanda bölgesel barışın kurumsallaşmasını hedefleyen bir istikrar kurucu olarak hareket etmekte. Türkiye’nin bu yaklaşımı, Kafkasya’nın geleceğinin bölge ülkeleri tarafından şekillendirilmesi gerektiği tezine dayanmaktadır. Bu anlayış, üçüncü tarafların dış müdahalelerle oluşturduğu çatışmacı eski düzenin aksine, iş birliğini ve karşılıklı bağımlılığı esas </p><p>alan yeni bir bölgesel mimariyi öne çıkarmakta.</p><h2>İSTİKRARIN KURUMSALLAŞTIRILMASI</h2><p>Erivan ile Bakü arasında son bir yılda hız kazanan barış süreci de bu çerçevede değerlendirilebilir. ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle Eylül ayında Azerbaycan lideri İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında Beyaz Saray’da imzalanan barış anlaşması, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu normalleşme ve bölgesel entegrasyon vizyonunun bir yansımasını oluşturdu. Bu anlaşma, yalnızca Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri açısından değil, Kafkasya’nın tamamında istikrarın kurumsallaşması bakımından da kritik bir eşik. Türkiye, bu süreci destekleyerek hem müttefiki Azerbaycan’ın diplomatik kazanımlarını pekiştirdi hem de bölgesel barışın kolaylaştırıcısı konumunu güçlendirdi.</p><h2>ZENGEZUR’DA REKABET YERİNE İŞ BİRLİĞİ</h2><p>Bu çerçevede Zengezur Koridoru meselesi önem kazanıyor. Zengezur, bu yeni dönemin en stratejik başlıklarından biri olarak öne çıkmakta. Son bir yılda koridor üzerinde rekabet ve dayatma yerine iş birliğini esas alan söylemin güçlenmesi, Türkiye’nin ekonomik entegrasyon odaklı yaklaşımının sonucu olarak okunabilir. Zengezur’un yalnızca bir ulaşım hattı değil, Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan ticaret ve enerji ağlarının tamamlayıcı unsuru olarak ele alınması, Ankara’nın Kafkasya’yı küresel bağlantıların merkezi haline getirme hedefiyle uyumluluk gösteriyor. Bu çerçevede İran’ın da bölgeye yönelik politikalarında olumlu yönde değişim göstermesi ve Washington’dan sağlanan destek Ankara’nın çok yönlü diplomasisinin kazanımı olarak görülebilir. </p><h2>DÜZEN KURAN ÜLKE</h2><p>Sonuç olarak Türkiye, Kafkasya’da askeri caydırıcılığı diplomasiyle tamamlayan, bölgesel aktörleri dış bağımlılıktan uzaklaştırarak iş birliğine yönlendiren oyun kurucu aktör olarak öne çıkmakta. Son bir yılda yaşanan gelişmeler, Ankara’nın yalnızca kriz çözen değil, kriz sonrası düzen kuran bir güç haline geldiğini göstermektedir. Türkiye’nin Kafkaslardaki rolü, Azerbaycan ile müttefiklik temelinde şekillenen; Ermenistan’ın normalleşmesini teşvik eden ve bölgeyi istikrar, refah ve karşılıklı bağımlılık ekseninde yeniden tanımlayan stratejik bir vizyonun ürünüdür. Bu vizyon, Türkiye’nin Kafkasya’da kalıcı barışın en güçlü teminatlarından biri olduğunu gözler önüne seriyor. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/kafkaslarda-barisin-oncusu-turkiye-4784869</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Sernur Yassıkaya</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/4423c0b3-ln9mknh6gxh1z3p2klinv8.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kocasinan’da yerli ve milli üretim odaklı belediyecilik</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/kocasinanda-yerli-ve-milli-uretim-odakli-belediyecilik-4784870</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/kocasinanda-yerli-ve-milli-uretim-odakli-belediyecilik-4784870" rel="standout" />
      <description>Kocasinan Belediyesi, yerli ve millî üretimi merkeze alan yatırımlarıyla “kendi kendine yeten belediye” modelini hayata geçirirken; teknolojiden kentsel dönüşüme, eğitimden altyapıya uzanan projelerle ilçenin üretim gücünü artırıyor. Başkan Ahmet Çolakbayrakdar, Kocasinan’ın hem Kayseri’ye hem de Türkiye ekonomisine değer kattığını vurguladı.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, hayata geçirilen projelerle yerli ve millî üretime güçlü katkı sunduklarını belirterek, belediyecilik anlayışlarının temelinde üretim, teknoloji ve sürdürülebilirlik olduğunu söyledi. Kentsel dönüşümden asfalt üretimine, gençlik ve teknoloji festivallerinden eğitim projelerine kadar geniş bir yelpazede yatırım yaptıklarını vurgulayan Çolakbayrakdar, “Kocasinan’da kendi kendine yeten bir belediye modelini kararlılıkla uyguluyoruz” dedi.</p><h2>YERLİ VE MİLLİ ÜRETİME TAM DESTEK</h2><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen yerli ve millî üretim seferberliğine güçlü destek verdiklerini ifade eden Başkan Çolakbayrakdar, belediyenin birçok hizmetini tamamen yerli imkânlarla hayata geçirdiğini söyledi. Çolakbayrakdar, Çözüm Merkezi yazılımının belediye personeli tarafından geliştirildiğini, yüzde yüz yerli üretim olan Agrega Üretim Tesisi ve Asfalt Plenti’nin ise Kocasinan’ın önemli yatırımları arasında yer aldığını kaydetti.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/566f8bd0-kocasinan19.webp" data-card-width="undefined" data-card-height="undefined" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/566f8bd0-kocasinan19.webp"></p><h2>GENÇLİK, TEKNOLOJİ VE KOCAFEST</h2><p>Gençlerin üretime katılmasını stratejik bir hedef olarak gördüklerini belirten Çolakbayrakdar, KOCAFEST ve TEKNOFEST gibi organizasyonlarla gençlerin teknolojiyle buluştuğunu ifade etti. Belediyeye ait tesislerde gençlerin kendi yazılımlarını geliştirdiği, İHA ve robotlar ürettiğini söyleyen Çolakbayrakdar, “Anadolu’nun ortasında dijital bir fidan diktik. Bu fidanı bilgi, akıl ve gayretle büyütüyoruz” dedi.</p><h2>KOCASİNAN AKADEMİ VE SOSYAL KATKI</h2><p>Kocasinan Akademi çatısı altında birçok branşta eğitim verildiğini aktaran Başkan Çolakbayrakdar, özellikle kadınların meslek edinmesi ve sosyal hayata katılımı açısından bu projelerin önemli olduğunu vurguladı. Eğitimler sonucunda ortaya çıkan ürünlerin hem yerli malı kullanımını teşvik ettiğini hem de aile bütçesine katkı sağladığını belirtti.</p><h2>KENDİ KENDİNE YETEN BELEDİYE MODELİ</h2><p>2017 yılında hizmete alınan ve Kayseri’de kamuda en yüksek kapasiteye sahip asfalt plentinde asfalt üretildiğini hatırlatan Çolakbayrakdar, agrega üretiminin de belediyeye ait tesislerde yapıldığını söyledi. Taş ocağından asfalt üretimine kadar tüm sürecin Kocasinan Belediyesi tarafından yürütüldüğünü ifade eden Çolakbayrakdar, kentsel dönüşüm projeleriyle ilçenin çehresinin değiştirildiğini ve sosyal yaşam alanlarının oluşturulduğunu kaydetti.</p><h2>GÜÇLÜ VE BÜYÜK KOCASİNAN VURGUSU</h2><p>Türkiye’de ilçe belediyeleri ölçeğinde kendi imkânlarıyla büyük ölçekli kentsel dönüşüm yapan tek belediye olduklarını dile getiren Başkan Çolakbayrakdar, “Güçlü ve Büyük Kocasinan hedefiyle üretmeye, yatırım yapmaya ve hem Kayseri hem de ülke ekonomisine katkı sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/d019b076-gt27g9hybq8ceuaesk9im8.webp" data-card-width="1229" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/d019b076-gt27g9hybq8ceuaesk9im8.webp"></p><h2>SOSYAL BELEDİYECİLİĞİN ZİRVE NOKTASI</h2><p>Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “2025 Yılını Aile Yılı” ilan etmesini, “sosyal belediyeciliğin altın çağı” olarak nitelendirdi. Başkan Çolakbayrakdar, “Aile, toplumun temelidir. Biz de Kocasinan’da aileyi merkeze alan projelerle sadece Kayseri’ye değil, tüm Türkiye’ye örnek oluyoruz” dedi.</p><p>“Halka hizmet, Hakk’a hizmet” anlayışıyla 10 yıldır gönüllere dokunan hizmetler yaptıklarını vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, “Sayın Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında başlattığı ‘Gönül Belediyeciliği Seferberliği’ çağrısını gönüllere dokunan projelerimizle karşılıyoruz. Aile Yılı ise bizim için bir dönüm noktasıdır. Çünkü aile; sevginin, merhametin ve güçlü yarınların en sağlam kalesidir” diye konuştu.</p><h2>ATILAN HER ADIM ÖRNEK TEŞKİL EDİYOR</h2><p>Kocasinan’da atılan her adımın Türkiye’ye örnek olduğuna dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, “Glütensiz Kayseri Mutfağı’ndan Hoş Geldin Bebek Projesi’ne, Dost Eli’nden sosyal tesislerimize kadar tüm hizmetlerimizin merkezinde aile var. Biz aileyi korudukça toplum daha güçlü olacak. Biz Kocasinan’da sadece hizmet etmiyoruz; gönüllere dokunuyor, geleceği inşa ediyoruz! Kocasinan’da doğmak ayrıcalık, yaşamak huzur, geleceğe yürümek ise güven demektir. Çünkü Kocasinan, sosyal belediyeciliğin başkentidir!” şeklinde konuştu.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/c8c972fc-kocasinan6.webp" data-card-width="undefined" data-card-height="undefined" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/c8c972fc-kocasinan6.webp"></p><h2>Yeşil alanda dünya standartlarını üçe katlıyor</h2><p>Kocasinan Belediyesi, çevreye duyarlı yatırımlarıyla geleceğe nefes olmaya devam ediyor. Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, daha yeşil bir Kocasinan hedefiyle 2025 yılında 102 binden fazla ağaç ve fidanı toprakla buluşturduklarını, son 11 yılda ise ilçeye toplam 1 milyon 67 bin ağaç kazandırdıklarını açıkladı. “Kocasinan’da herkesin dikili bir ağacı olsun” parolasıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Başkan Çolakbayrakdar, yapılan ağaçlandırma faaliyetleri sayesinde Kocasinan’da dikilen ağaç sayısının ilçe nüfusunun üç katına yaklaştığını vurguladı. Başkan Çolakbayrakdar, iklim değişikliğinin yol açtığı olumsuzluklara karşı 5 milyon metrekare yeşil alan hedefiyle yeni bir rekora imza atacaklarını ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/kocasinanda-yerli-ve-milli-uretim-odakli-belediyecilik-4784870</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/3e6a865c-r47hzkfscaeg77mgz7w4j.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Afrika Boynuzu’nda Türkiye ile el ele barış</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/afrika-boynuzunda-turkiye-ile-el-ele-baris-4784871</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/afrika-boynuzunda-turkiye-ile-el-ele-baris-4784871" rel="standout" />
      <description>Türkiye, dış politikadaki vizyonuyla dünyanın neresinde olursa olsun barış için çaba gösteriyor. Birçok krizde arabulucu olan Türkiye, Afrika Boynuzu ülkelerinden Etiyopya ve Somali arasındaki Somaliland anlaşmazlığını da çözüme kavuşturdu. İki ülkenin liderleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde bir araya gelerek sorunu çözdü. Liderler el ele barış pozu verdi.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sema Kılıç</strong></p><p><br></p><p>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 23 Kasım 2025’te G-20 Zirvesi’nde yaptığı konuşmadaki “Barış için her yere koşturacağız” sözleri Türkiye’nin dış politikadaki vizyonunu gözler önüne seriyor. Bugüne kadar küresel birçok sorunda arabulucu olan Türkiye, hem komşu ülkelerdeki krizlerde hem de dünyanın birçok yerindeki çatışmalarda barış için etkin rol oynuyor. Afrika Boynuzu ülkelerinden Etiyopya ile Somali’nin arasında çıkan “Somaliland” krizi de Türkiye’nin arabuluculuğuyla çözülen krizlerden biri oldu. </p><h2>SOMALİLAND’LA ANLAŞMA </h2><p>Somali, 3 bin 333 kilometre uzunluğunda sahil şeridi olan bir ülke. Komşusu Etiyopya’nın ise denize kıyısı yok. Eritre’nin 1990’ların başında ayrılmasıyla limanını kaybeden Etiyopya denize erişim için mücadele veriyor. Zira ülke, dış ticaretinin yüzde 90’ına yakınını komşu ülkelerdeki limanlar üzerinden yapıyor. Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland ile limana ulaşım için bir anlaşma imzalayan Etiyopya, komşusuyla sorunun kapısını da böylece araladı.</p><h2>LİMANA ERİŞİM İSTEĞİ KRİZ ÇIKARDI</h2><p>Komşu ülkeler Etiyopya ve Somali arasındaki kriz 1 Ocak 2024’te patlak verdi. Somaliland ile Etiyopya arasında bu tarihte liman kullanımı ve denize erişim için mutabakat zaptı imzalandı. Etiyopya, bu mutabakatla Kızıldeniz’e erişimi amaçladı. Mutabakat zaptına göre Etiyopya’nın Somaliland’ın Berbera Limanı’nda bir yeri olacak, Somaliland’ın da Etiyopya Havayolları’nda hissesi bulunacaktı. Anlaşmayla Etiyopya, Somaliland’i “bağımsız” olarak tanıyan ilk </p><p>devlet olacaktı. </p><h2>TÜM GİRİŞİMLER SONUÇSUZ KALDI</h2><p>Etiyopya’nın ticari ve askeri olarak Somaliland kıyılarında faaliyet yürütmesine izin veren bu anlaşmaya Somali, “iç işlerine müdahale” gerekçesiyle çok sert şekilde karşı çıktı. Arap Birliği 3 Ocak’ta anlaşmayı reddettiğini ve kınadığını duyurdu. Hatta 17 Ocak’ta bakanlar düzeyinde çevrim içi toplantı düzenledi fakat çözüm için bir sonuç alınamadı. Afrika Birliği (AfB) ise 4 Ocak’ta Etiyopya ile Somali’ye itidal çağrısı yaptı. Cibuti ve Kenya, mart ayında siyasi krizin çözümü için bir girişim başlattı ancak bu adımlardan da bir sonuç çıkmadı. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/aefd1661-fidan-uclu.webp" data-card-width="undefined" data-card-height="undefined" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/aefd1661-fidan-uclu.webp" data-card-caption=" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 1 Temmuz ve 13 Ağustos 2024’te Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie (solda) ve Somali Dışişleri Bakanı Ahmed Moalim Fiqi (sağda) ile Ankara’da bir araya geldi. "></p><h2>PUNTLAND İLE SORUN BÜYÜDÜ</h2><p>Somaliland krizinin ardından Etiyopya bir de Somali’nin Puntland Eyaleti ile farklı alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi konusunda 4 Nisan’da anlaşma imzaladı. Anlaşma sonrası Somali hükümeti, Etiyopya’nın Mogadişu Büyükelçisi’ni sınır dışı etme ve iki konsolosluğunu da kapatma kararı aldığını duyurdu.</p><h2>TÜRKİYE DEVREYE GİRDİ</h2><p>Bu süreçte Somaliland ile başlayan ve Puntland eyaleti ile büyüyen krizin çözümü için Türkiye, devreye girdi. Türkiye’yi diğer çözüm arayışlarında öne çıkaran nokta, “İlk günden itibaren ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğine” yaptığı vurgu oldu. İki ülkeyle de çok yakın ilişkileri olan Türkiye, Etiyopya’nın resmi talebi üzerine “Ankara Süreci” adı verilen arabuluculuğu başlattı. </p><h2>ORTAK ANKARA AÇIKLAMASI</h2><p>İlk olarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 1 Temmuz 2024’te Ankara’da Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie ile Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Ahmed Muallim Fiqi görüştü. Görüşmeler sonunda “Ortak Ankara Açıklaması” yayınlandı. Ortak Ankara Açıklaması’nda şu ifadelere yer verildi: “İki ülkenin Bakanları, Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında, farklılıklarına yönelik samimi, dostça ve ileriye dönük, ayrı ayrı görüş alışverişinde bulunmuş ve görüş farklılıklarını karşılıklı olarak kabul edilebilir çerçevede ele almaya yönelik perspektifler geliştirmişlerdir.”</p><h2>ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR</h2><p>“Somali ve Etiyopya’nın Dışişleri Bakanları, farklılıkların barışçı yöntemlerle çözülmesi konusundaki kararlılıklarını yinelemişler; kolaylaştırıcılığı ve yapıcı katkılarından dolayı Türkiye’ye takdirlerini ifade etmişlerdir. Bakanlar, ihtilafların çözüme kavuşturulması ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla diyaloğu sürdürme konusunda mutabık kalmışlardır. Bakanlar, 2 Eylül 2024 tarihinde Ankara’da ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirme konusunda anlaşmışlardır. Her iki taraf da bu girişiminden dolayı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını sunmuştur.”</p><h2>İKİNCİ TURDA MEKİK DİPLOMASİSİ</h2><p>Sonrasında Bakan Fidan, 3 Ağustos’ta Etiyopya’yı ziyaret etti. Hem Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali hem de Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie görüşen Fidan, Somali ile uzlaşı süreci ve bölgesel konular hakkında görüşmeler yaptı. Ardından 12 Ağustos’ta Somali ve Etiyopya heyetleri arasında Ankara Süreci’nin ikinci turu yapıldı. Tarafların karşılıklı bir araya gelmediğini aktaran diplomatik kaynaklar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın koordinasyonunda, </p><p>Türkiye heyetinin “mekik diplomasisi” yürüttüğünü vurguladı.</p><h2>KAYDA DEĞER İLERLEME</h2><p>Fidan, yaptığı açıklamada da “İlk tura kıyasla çok daha fazla sayıda konuyu, çok daha kapsamlı bir şekilde ele aldık. Bu memnuniyet verici bir gelişmedir. Atılacak somut adımların ayrıntılarına ve teknik boyutlarına odaklanma imkanı bulduk. Taraflar arasında bazı temel ilkeler ve spesifik unsurlar üzerinde önemli yakınlaşma sağlandı. Bu bakımdan kayda değer bir ilerleme sağlandı” ifadelerini kullandı.</p><h2>ABD’DE BİR GÖRÜŞME DAHA</h2><p>Fidan, 27 Eylül 2024’te ise ABD’nin New York şehrindeki Türkevi’nde Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie ile Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Ahmed Muallim Fiqi ile ayrı ayrı bir araya geldi. Dışişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından görüşmeye istinaden, “İki ülke arasındaki gerilime Ankara Süreci temelinde dengeli, uygulanabilir ve karşılıklı fayda sağlayacak çözüm arayışımız devam ediyor” açıklaması yapıldı.</p><h2>SON ADIM ANKARA BİLDİRİSİ</h2><p>Türkiye, Afrika Boynuzu’ndaki barış sürecinde son adımı ise Etiyopya-Somali Ankara Bildirisi’ni yayınlayarak attı. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki ülke arasındaki anlaşmazlığın çözülmesi için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde 11 Aralık 2024’te bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki liderle düzenlediği ortak basın toplantısında “Birtakım kırgınlıkları ve yanlış anlamaları beraberce aşmak suretiyle Somali ve Etiyopya arasında barış ve iş birliğine dayalı yeni bir başlangıcın ilk adımını atmış olduk” ifadelerini kullandı.</p><h2>4 AY İÇİNDE ÇÖZÜM</h2><p>Etiyopya-Somali Ankara Bildirisi’nde tarafların, görüş ayrılıkları ve tartışmalı meselelerden vazgeçip, ortak refah doğrultusunda kararlılıkla ilerleme konusunda mutabık kaldıkları belirtilerek, Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında Şubat 2025 sonuna kadar teknik müzakerelere başlamaya ve 4 ay içinde sonuçlandırmaya karar verdikleri kaydedildi. Taraflar, Somali’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterirken Etiyopya’nın denize ve denizden güvenli erişiminden sağlanabilecek çeşitli potansiyel yararları tasdik ettiğini duyurdu. Türkiye’nin arabuluculuğunda atılan adımlarla, iki komşu ülke arasında başlayan ve bölgesel bir krize dönüşen sorun çözüm yoluna girdi.</p><h2>2025’TE DE SÜRDÜ</h2><p>Bu bildirinin ardından Türkiye, çözüm için çalışmalarına devam etti. Bildiri kapsamındaki teknik müzakerelerin ilk turu 18 Şubat 2025’te, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde Etiyopya Dışişleri Bakanı Dr. Gedion Timothewos ve Somali’nin Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Mohamed Omar başkanlığındaki heyetlerin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Teknik müzakerelerin ilk turunda her iki heyet de Ankara Bildirisi’nin lafzına ve ruhuna bağlılıklarını göstermiştir” denildi. </p><h2>YENİDEN BÜYÜKELÇİ ATADI</h2><p>Bu görüşmelerin ardından iki ülke ilişkileri yeniden ısınmaya başladı. Hatta ağustos ayında Etiyopya, Somali’ye yeniden büyükelçi atadı. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’a resmi olarak güven mektubunu sunan Büyükelçi Suleiman Dedefo, “Bu vesileyle, diplomatik bağların güçlendirilmesi, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve güvenlik iş birliğinin artırılması konularını görüştük” açıklaması yaptı. </p><h2>OLUMLU ÖRNEK OLSUN</h2><p>Son olarak 22-23 Kasım’da Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali’yi kabul etti. Erdoğan burada da Etiyopya ve Somali arasında Ankara Deklarasyonu ile tesis edilen uzlaşma zemininin geliştirilmesinin önemini vurguladı, bu uzlaşmanın bölgedeki diğer sorunların çözümüne olumlu örnek oluşturmasını temenni ettiklerini ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/afrika-boynuzunda-turkiye-ile-el-ele-baris-4784871</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/676963a9-hs9biy6g3nmktujo4gghja.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye-Libya hattında yeni dönem</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-libya-hattinda-yeni-donem-4784872</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-libya-hattinda-yeni-donem-4784872" rel="standout" />
      <description>2025’in ilk yarısı, Türkiye-Libya ilişkilerinde sessiz fakat stratejik sonuçları itibarıyla derin bir dönüşüme işaret etti. Ankara ile Bingazi arasında artan temaslar, Türkiye’nin Libya politikasında belirgin bir yön değişikliğini ortaya koyuyor. </description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muammer Kaddafi sonrasında iç karışıklıklarla boğuşan Libya’da sahada dengeleri değiştiren&nbsp;Türkiye, daha kapsayıcı ve dengeleyici bir çizgi&nbsp;politikasını yürürlüğe soktu.&nbsp;Trablus merkezli hükumetle kurulan güçlü bağlar korunurken, ülkenin doğusundaki fiili güç merkezleriyle de temaslar artırıldı. Hafter liderliğindeki LNA ve Tobruk Temsilciler Meclisi ile ilişkilerdeki yumuşama, üst düzey ziyaretlerle somutlaştı.</p><h2>İLK ADIM SALİH’TEN GELDİ&nbsp;</h2><p>13 Aralık 2023’te Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı görüşme, bu sürecin görünür ilk adımlarından biri oldu. 2024’te ise Hafter’in oğlu ve LNA Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Saddam Hafter’in İstanbul’daki SAHA EXPO’ya katılması ve Milli&nbsp;Savunma Bakanı Yaşar Güler ile temasları, güvenlik alanında da diyalog kanallarının açıldığını gösterdi. Aynı dönemde, Libya Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Fonu Başkanı Belkasım Hafter’in Ankara’da ağırlanması, ekonomik iş birliğinin önünü açtı.</p><h2>12 SÖZLEŞMEYE İMZA</h2><p>Nisan 2025 itibarıyla bu temaslar somut anlaşmalara dönüştü. Belkasım Hafter’in başkanlığını yaptığı Libya Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Fonu, Bingazi, El-Beyda, Şahat ve Tobruk’ta yürütülecek büyük ölçekli projeler için Türk şirketleriyle 12 sözleşme imzaladı. Türk Hava Yolları’nın yaklaşık 10 yıl aradan sonra Bingazi uçuşlarını yeniden başlatması ve Türkiye’nin Tobruk’ta başkonsolosluk açma hazırlıkları, Ankara’nın Doğu Libya’daki varlığını kalıcılaştırma niyetini ortaya koydu.</p><h2>DENİZ YETKİ ANLAŞMASI</h2><p>İlişkilerdeki en kritik eşiklerden biri, 2019’da Türkiye ile Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki ve güvenlik anlaşmasının Tobruk Temsilciler Meclisi’nin gündemine taşınması oldu. Söz konusu anlaşma, bugüne dek Meclis onayı olmadığı için Libya içinde ve uluslararası alanda tartışma konusu olmayı sürdürmüştü. Geçmişte Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır’la birlikte anlaşmayı gayrimeşru ilan eden Tobruk merkezli Parlamento’nun bugün bu metni değerlendirmeye açık olduğunu göstermesi, Doğu Libya’nın Türkiye’ye dönük stratejik bir açılım arayışına girdiğine işaret ediyor. Olası bir Meclis onayı, hem anlaşmanın Libya iç hukukundaki zayıf halkasını güçlendirecek hem de Türkiye açısından Doğu Akdeniz’deki pozisyonunu diplomatik olarak normalleştirme imkânı sunacak.</p><h2>KURUMSAL AÇILIM</h2><p>Türkiye–Doğu Libya hattındaki yakınlaşma yalnızca ekonomiyle sınırlı değil. 4 Nisan 2025’te Saddam Hafter’in dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun davetiyle Ankara’ya gelmesi ve Milli&nbsp;Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından kabul edilmesi, güvenlik alanında yeni bir dönemin kapısını araladı. Haziran ayında LNA’ya bağlı komutanların Ankara’da Milli&nbsp;Savunma Bakanlığı ile görüşmeler yapması da bu süreci pekiştirdi. Basına yansıyan bilgilere göre, taraflar savunma iş birliğini kurumsallaştıran ve kapsamı geniş bir anlaşma üzerinde mutabakata vardı. Bu çerçevede insansız hava araçları, askeri eğitim programları, altyapı geliştirme projeleri ve Doğu Libya kıyılarında ortak deniz tatbikatları gibi başlıklar gündemde.</p><h2>ÖNEMLİ SONUÇLARI OLDU</h2><p>Türkiye’nin Doğu Libya’daki açılımı, bölgesel dengeler açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Rusya’yı yakından izleyen analizlerde, Türkiye’nin LNA nezdinde birincil ortak konumuna yükseldiği ve Moskova’nın etkisinin zayıfladığı değerlendirmeleri öne çıkıyor.</p><h2>REKABET VE DİPLOMASİ</h2><p>Ankara’nın bu yeni dengeleme siyaseti, Yunanistan ve Mısır başta olmak üzere bölgesel aktörlerin de pozisyonlarını yeniden şekillendirdi. Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın&nbsp;haziran ayında Bingazi’ye giderek Hafter ile görüşmesi ve Atina’nın Kahire üzerinden Tobruk’a baskı kurma çabaları, Doğu Akdeniz’deki rekabetin Libya sahasına taşındığını gösteriyor. ABD ve birçok AB ülkesi ise Türkiye’nin pragmatik Libya politikasına daha temkinli fakat kabullenici bir yaklaşım sergiliyor. Washington’ın, doğrudan müdahil olmak istemediği bu dosyada Türkiye’yi Rusya’nın etkisini dengeleyebilecek bir aktör olarak görme </p><p>eğilimi güçleniyor.</p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turkiye-libya-hattinda-yeni-donem-4784872</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Merve Safa Akıntürk</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/5ae40fa0-2d7asjwr5umv46ddp7epy.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sudan’da uzlaştırıcı rol</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/sudanda-uzlastirici-rol-4784873</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/sudanda-uzlastirici-rol-4784873" rel="standout" />
      <description>Afrika’nın yüzölçümü bakımından büyük ülkelerinden Sudan’da iki yıldır süren iç savaş derin bir insani krize yol açarken, Türkiye sahadaki güç dengelerini ve bölgesel aktörleri dikkate alan yeni ara buluculuk modeliyle öne çıkıyor. </description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nisan 2023’ten bu yana Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF/HDK) arasında devam eden iç savaş, ülkeyi derin bir insani ve siyasi çıkmaza sürüklerken Türkiye bölgedeki en aktif ve dikkat çeken ara bulucu aktörlerden biri olarak öne çıkıyor. On binlerce sivilin hayatını kaybettiği, 12 milyondan fazla insanın yerinden edildiği ve yaklaşık 25 milyon kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldığı Sudan’da, Ankara’nın yürüttüğü diplomatik girişimler yeni bir denge arayışına işaret ediyor.</p><h2>ARA BULUCULUKTA YENİ MODEL</h2><p>Türkiye, Etiyopya ile Somali arasında yaşanan diplomatik gerilimi çözmesinin ardından, Afrika Boynuzu’ndaki ara buluculuk kapasitesini Sudan iç savaşına yönlendirdi. Daha önce Cidde, Manama ve Cenevre’de yürütülen ancak sonuçsuz kalan girişimlerin aksine Ankara, sahadaki güç dengelerini ve bölgesel aktörlerin etkisini dikkate alan daha dolaylı ve çok katmanlı bir diplomasi modeli benimsiyor. Bu kapsamda Türkiye, RSF ile doğrudan müzakere yerine, bu yapının en önemli destekçilerinden biri olarak görülen Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden bir diyalog hattı kurulmasını önerisi de kabul gördü. </p><h2>PORT SUDAN’DA TÜRKİYE MESAJ</h2><p>Sudan Silahlı Kuvvetlerinin kontrolünde bulunan fiili başkent Port Sudan’da, dönemin Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Burhanettin Duran ile görüşen Abdülfettah el-Burhan’a eşlik eden Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali Yusuf’un açıklamaları, Ankara’ya duyulan güveni açık biçimde ortaya koydu. Yusuf, Türkiye’nin girişimlerinin Sudan’da barış için “gerçek ve samimi bir fırsat” sunduğunu vurgulayarak, “Sudan’ın Türkiye gibi kardeş ve dost ülkelere ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.</p><h2>YUMUŞAK GÜCÜN YANSIMASI</h2><p>Mali’de inşa edilen cami, Nijer’de kurulan hastane ve Somali’de on binlerce yerel askerin eğitildiği Türk askeri üssü, Türkiye’nin yumuşak güç unsurlarının sahadaki yansımaları olarak öne çıkıyor. Sudan özelinde ise Türkiye, askeri müdahaleden kaçınan, diplomasi, insani yardım ve bölgesel aktörlerle diyalog temelli bir yaklaşım benimsiyor.</p><h2>KÜRESEL REKABETİN ORTASINDA TÜRKİYE</h2><p>Sudan, Kızıldeniz’e açılan limanları, Nil Havzası’ndaki konumu ve Süveyş Kanalı’na yakınlığı nedeniyle küresel güç rekabetinin merkezinde bulunuyor. İran, Rusya, Çin, ABD, Körfez ülkeleri ve İsrail gibi aktörlerin yakından takip ettiği ülkede, Türkiye dengeleyici ve uzlaştırıcı bir rol üstlenmeye çalışıyor. İran ile Sudan arasında 2023’ten itibaren hızlanan diplomatik normalleşme ve İran’ın SAF ile askeri iş birliği iddiaları, İsrail ve bazı Batılı aktörlerde endişe yaratırken, Türkiye’nin bu süreçte askeri değil diplomatik bir eksende konumlanması Ankara’yı farklılaştırıyor.</p><h2>STRATEJİK BİR TEST ALANI</h2><p>Sudan’dak iç savaş, Türkiye’nin Afrika’daki artan jeopolitik kapasitesi açısından önemli bir sınama alanı olarak görülüyor. Ankara’nın ara buluculuk girişimlerinin başarıya ulaşması, yalnızca Sudan’da barış ihtimalini güçlendirmekle kalmayacak; Türkiye’nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz havzasındaki stratejik konumunu da pekiştirecek. Türkiye’nin çok taraflı diplomasi, yumuşak güç ve bölgesel aktörlerle eş güdüm temelinde yürüttüğü Sudan politikası, Ankara’yı krizden çözüm üreten aktörler arasında öne çıkarıyor.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/sudanda-uzlastirici-rol-4784873</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Merve Safa Akıntürk</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/1f779710-6ckapyx6ew7t23rxa9x5o.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Krizleri aşan devlet aklı </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/krizleri-asan-devlet-akli-4784874</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/krizleri-asan-devlet-akli-4784874" rel="standout" />
      <description>Bağımsız ve milli dış politika çizgisiyle bölgesel dengeleri yeniden şekillendiren Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ile yürüttüğü normalleşme süreciyle sahada kazandığı gücü masaya taşırken, liderler diplomasisi ve ekonomik iş birliği ekseninde bölgesel istikrarı tahkim ediyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, son yıllarda izlediği bağımsız ve milli dış politika çizgisiyle bölgesel dengeleri yeniden şekillendiren bir aktör konumuna yükseldi. Yürütülen çok boyutlu diplomasi anlayışı, gerilimleri yönetebilen, krizleri fırsata dönüştürebilen ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir perspektifi esas alıyor. Bu çerçevede Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır ile ilişkilerde başlatılan normalleşme süreci, Türkiye’nin bölgesel etkinliğini tahkim eden stratejik bir açılım olarak öne çıkıyor.</p><h2>YENİDEN GÜVEN İNŞASI</h2><p>Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler, geçmiş dönemde yaşanan krizlere rağmen devlet aklı ve stratejik sabırla yeniden rayına oturtuldu. Ankara, ilkeli duruşunu korurken, bölgesel istikrar ve İslam dünyasının ortak menfaatleri doğrultusunda diyalog kanallarını açık tutmayı tercih etti. Gelinen noktada, iki ülke arasında karşılıklı güvenin yeniden tesisine yönelik önemli adımlar atıldı.</p><h2>LİDERLER DİPLOMASİSİ&nbsp;</h2><p>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında kurulan doğrudan temas, normalleşme sürecinin en kritik dayanaklarından biri oldu. Ekonomi, savunma sanayii, enerji ve turizm alanlarında geliştirilen iş birliği, Türkiye’nin üretim gücü ile Suudi Arabistan’ın yatırım kapasitesini buluşturuyor. Bu yakınlaşma, yalnızca ikili ilişkileri değil, bölgesel barış ve istikrarı da güçlendiren bir zemin oluşturuyor.</p><h2>REKABETTEN İŞ BİRLİĞİNE</h2><p>Türkiye ile BAE arasındaki ilişkiler, geçmişte yaşanan görüş ayrılıklarının ardından yeni bir anlayışla ele alındı. Ankara’nın sahadaki kararlılığı ve diplomatik kapasitesi, Abu Dabi yönetiminin Türkiye’yi vazgeçilmez bir bölgesel aktör olarak yeniden değerlendirmesini sağladı. Böylece rekabet alanları, kontrollü ve dengeli bir iş birliği modeline evrildi.</p><h2>BÖLGESEL GÜÇ BİRLİĞİ</h2><p>BAE’nin Türkiye’ye yönelik yüksek ölçekli yatırım hamleleri, normalleşmenin en somut göstergeleri arasında yer aldı. Finans, teknoloji, lojistik ve savunma sanayii başta olmak üzere birçok alanda imzalanan anlaşmalar, Türkiye ekonomisine duyulan güveni teyit etti. Bu süreç, Türkiye’nin bölgesel güç olma vasfını </p><p>ekonomik alanda da pekiştirdi.</p><h2>DİK DURUŞ VE DİPLOMATİK ESNEKLİK</h2><p>Türkiye, Mısır ile ilişkilerde ilkeli tutumundan taviz vermeden, diplomatik esnekliği önceleyen bir yaklaşım benimsedi. Bölgesel gelişmeler ve değişen dengeler, Kahire yönetiminin Ankara ile diyaloğun önemini yeniden kavramasını sağladı. Büyükelçilerin yeniden atanması, ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını araladı.</p><h2>AKDENİZ’DE BELİRLEYİCİ ROL</h2><p>Doğu Akdeniz ve Libya başta olmak üzere birçok kritik başlıkta Türkiye’nin sahadaki etkinliği, Mısır açısından da Ankara’yı göz ardı edilemez bir aktör haline</p><p> getirdi. Normalleşme süreci, Türkiye’nin hak ve menfaatlerinden geri adım atmadan, bölgesel denklemleri lehine çevirebildiğini bir kez daha ortaya koydu.</p><h2>NORMALLEŞMENİN ORTAK ZEMİNLERİ</h2><p>Türkiye’nin Suudi Arabistan, BAE ve Mısır ile yürüttüğü normalleşme süreci, güçlü liderlik, milli çıkar odaklı diplomasi ve bölgesel istikrar vizyonu etrafında şekilleniyor. Bu süreçte öne çıkan başlıklar, bağımsız ve milli dış politika, ekonomik güçlenme ve bölgesel denge oldu. Türkiye’nin bölgesel normalleşme hamlesi, edilgen değil yön veren bir dış politika anlayışının ürünü olarak dikkat çekiyor.</p><p>Ankara, sahadaki kararlılığını masadaki diplomasiyle birleştirerek hem kendi güvenliğini hem de bölgesel barışı güçlendiren bir çizgi izliyor. Suudi Arabistan, BAE ve Mısır ile geliştirilen ilişkiler, Türkiye’nin lider ülke vizyonunu, stratejik derinliğini ve küresel sistemdeki ağırlığını bir kez daha ortaya koyuyor. Normalleşme süreci, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda atılan kritik adımlardan biri olarak kayda geçiyor. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/krizleri-asan-devlet-akli-4784874</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Merve Safa Akıntürk</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/75a15163-7dk0ul8hhzuygjqirdh1b.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Esenler’in 16 yılda tarihi ve talihi değişti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/esenlerin-16-yilda-tarihi-ve-talihi-degisti-4784875</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/esenlerin-16-yilda-tarihi-ve-talihi-degisti-4784875" rel="standout" />
      <description>Esenler, fiziki, sosyal ve kültürel alanda hayata geçirilen büyük projelerle adından söz ettiriyor. Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, 16 yılda Esenler’in tarihîni ve talihini değiştirdiklerini söyleyerek “Eğitimden sağlığa, kültür sanattan teknolojiye, spordan sosyal belediyeciliğe, kentsel dönüşümden çevreye kadar Esenler’in çehresi daha parlak, geleceği daha umut dolu” dedi. </description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Esenler için her zaman en iyisini ve daha fazlasını hedefleyen Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, 16 yıldır hayata geçirdiği projelerle ilçenin tarihini ve talihini köklü bir şekilde değiştirdi. Bu süre zarfında fizikî, sosyal ve kültürel alanlarda gerçekleştirilen büyük dönüşümler; eğitimden sağlığa, kültür ve teknolojiden spora, sosyal belediyecilikten gençlik ve çevre projelerine, kentsel dönüşümden ekonomik kalkınmaya kadar uzanan geniş bir yelpazede Esenler’in çehresini yeniledi. </p><h2>HEP BİRLİKTE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ</h2><p>Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, Esenler’i hep birlikte dönüştürmenin ve ilçenin talihini değiştirmenin gururunu yaşadıklarını kaydederek “Göreve geldiğimiz günden bu yana, Esenler’i sadece modern bir şehir yapmakla kalmadık; yaşam kalitesini artıran, güvenli, yeşil ve kültürel açıdan zengin bir şehir hâline getirdik. Kentsel dönüşüm projelerimizle riskli yapıların yerine modern konutlar, sosyal ve kültürel alanlar, eğitim ve sağlık tesisleri kazandırdık” dedi.</p><h2>HER ADIMIMIZI ESENLER’İ  DÜŞÜNEREK ATTIK</h2><p>Göksu, ilçede yaşayan herkes için önemli projelere imza attıklarının altını çizerek şunları söyledi: “Gençlerimiz için Gençlik Merkezleri, hanım kardeşlerimiz için Hanımlar Konağı, kültür ve sanat hayatını canlandırmak için Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi ve pek çok kültürel projeyi gibi önemli yatırımları hayata geçirdik. Spor altyapımızı güçlendirdik, çocuklarımızın ve gençlerimizin yeteneklerini geliştirebileceği alanlar oluşturduk. Her adımımızı Esenler’i düşünerek attık, geleceğini şekillendiren projelere öncülük ettik. Amacımız, hem bugünü hem de yarını güvenli, sağlıklı ve umut dolu bir şehir olarak Esenlerlilere sunmak. Bu başarı, sadece belediyemizin değil, tüm Esenlerlilerin ortak çabasıdır” diye konuştu. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/e989538a-kor0gpc9voa3ya3bto41sx.webp" data-card-width="1249" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/e989538a-kor0gpc9voa3ya3bto41sx.webp"></p><h2>15 Temmuz Millet Bahçesi</h2><ol><li data-list="bullet">Gençlik Merkezi, Hanımlar Konağı, İkinci Bahar Kıraathanesi, kütüphane, şifa bahçesi, hayvanat bahçesi, çeşitli hobi ve meyve bahçeleri, yürüyüş ve bisiklet yolları, sportif etkinlik, piknik, çocuk oyun ve eğlence, sosyal etkinlik alanları ile açık hava kitap okuma mekânları, cami, Eskafelerin yer aldığı 15 Temmuz Millet Bahçesi, piknik yapanlardan spor yapanlara, Eskafelerde arkadaşlarıyla buluşanlardan meyve bahçesinde gezinenlere kadar her yaştan Esenlerlinin tercih ettiği bir mekân. 15 Temmuz Millet Bahçesi’ndeki tarihî tabur binasının yakın zamanda tamamlanacak restorasyonuyla, Esenler, “Cemil Meriç Kütüphanesi” adıyla yeni bir kütüphaneye kavuşacak.</li></ol><h2>Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı</h2><ol><li data-list="bullet">Kapısı tüm Esenlerli hanımlara açık olan Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı, 15 Temmuz Millet Bahçesi’nde 1.000 kişilik kapasitesiyle 873 metrekare kapalı alana sahip. Konağın içinde aile danışmanlığı merkezi, anne çocuk kitaplığı, sohbet salonu, kreş ve kafeterya bulunuyor. Beceri ve sanat atölyeleri de düzenlenen konakta hobi edinmek, çocuğunuzla güzel vakit geçirmek veya kadınlara ait kafeteryada sosyalleşmek için belediyenin web sitesi üzerinden üye olunarak faaliyetlerden yararlanılıyor. </li></ol><h2>Gençlik Merkezi </h2><ol><li data-list="bullet">Esenler 15 Temmuz Millet Bahçesi’nde 5 bin 351 metrekare kapalı alanda bulunan Esenler Gençlik Merkezi, iş veya okul saatleri dışındaki zamanlarını değerlendirmek isteyen Esenlerli gençlere hizmet veriyor. İçinde kütüphane, yüzme havuzu, spor salonu, sosyal medya stüdyosu, seyir terasları, konferans salonu, simülasyon salonu, masa tenisi, bilardo, langırt gibi oyunların oynandığı oyun salonu ve bowling salonunun yer aldığı merkezde, bir yandan tarihî ve kültürel geziler, kamplar ve spor faaliyetleri organize edilirken diğer yandan gençler, ilgi alanına göre uzman eğitmenlerden sportif, sanatsal ve bilimsel eğitimler alıyor.</li></ol><h2>Esenler Belediyesi Sanat Evi</h2><ol><li data-list="bullet">Esenler Belediyesi’nin kültür ve sanat alanındaki önemli projelerinden biri olan Esenler Sanat Evi (ESEV), 7’den 70’e tüm ilçe halkını sanatla buluşturmaya devam ediyor. 2011 yılında hayata geçirilen ESEV’de bu dönem 75’i aşkın farklı branşta ücretsiz eğitimler veriliyor. Kurslar, müzikten sahne sanatlarına; el sanatlarından geleneksel sanatlara kadar geniş bir yelpazede uzman eğitmenler eşliğinde sürerken; gitar, bağlama, ney, resim, ebru, diksiyon, halk oyunları ve fotoğrafçılık gibi birçok alanda kursiyerler yeteneklerini keşfetme fırsatı buluyor. Kurslar sayesinde katılımcılar hem sanatsal becerilerini geliştiriyor hem de sosyal yaşamlarını zenginleştirme imkânı yakalıyor. </li></ol><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/f3f4edc1-hyy69nwj6gkv9ajfjyt259.webp" data-card-width="1225" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/f3f4edc1-hyy69nwj6gkv9ajfjyt259.webp"></p><h2>Afet Koordinasyon Merkezi </h2><p>Esenler’in huzurlu ve güvenli bir şehir olması için ilk olarak 15 Temmuz Mahallesi’nde hayata geçirilen sonrasında ise şehrin tamamında uygulamaya koyulan ‘Güvenli Şehir’ projesi kapsamında, 1.291 cadde ve sokağa yapay zekâ destekli kamera sistemleri kuruldu. Esenler ‘Güvenli Şehir’ olma yolunda bir ilki yaşayarak, Türkiye’de bir şehir ilk defa yüzde yüz güvenli hâle geldi. Cumhurbaşkanlığı onayıyla, Esenler Belediyesi, İç İşleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı ile birlikte bin 291 cadde ve sokağa yapay zekâ destekli kamera sistemi kuruldu. Cadde ve sokak, bütün okul ve parklar kurulan kameralar, Esenler Güvenli Şehir ve Afet Koordinasyon Merkezi’nden 7/24 takip ediliyor.</p><h2>Kentsel Dönüşüm</h2><p>Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşümü Esenler’de gerçekleşiyor. ‘Esenler’i yeniliyoruz’ sloganı ile başlayan kentsel dönüşümde Türkiye’ye örnek olan Esenler, 2009 yılında Esenler’de yapı ömrünü tamamlamış riskli ve güvensiz yapı oranı, yüzde 86 iken bugün itibarıyla bu oran yüzde 57’ye kadar indi. 60 bin konutun yenilendiği Esenler’de 60 bin konutu daha dönüştürmek için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Proje tamamlandığında Esenler’de </p><p>sosyal ve kültürel tesis alanları 5 kat, eğitim tesis alanları 10 kat, yeşil alanlar 15 kat, sağlık tesisi alanları 35 kat artmış olacak. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/6ab13705-v4iqwbmo0jqjhd0vno7gvd.webp" data-card-width="1215" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/6ab13705-v4iqwbmo0jqjhd0vno7gvd.webp"></p><h2>Sporun Yeni Merkezi</h2><p>Esenler’in spor altyapısı için devasa yatırımlar yapılarak amatör futbol kulüpleri ‘Futbol Gelişim Merkezi’ ile yeni yerlerine kavuştu. ‘Yetenek karakterle tamamlanır’ sloganıyla çocukların ahlâkî değerlerinin ve sportif yeteneklerinin gelişmesini, uzman eğitmenler eşliğinde iyi ve profesyonel sporcuların yetişmesini amaçlayan bu merkezden sonra ‘Basketbol Gelişim Merkezi’nin hazırlıklarına başlanıldı. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/5b1c550b-p0499gqo8epc38oh9tr2m8.webp" data-card-width="1442" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/5b1c550b-p0499gqo8epc38oh9tr2m8.webp"></p><h2>Eğitimde Büyük Hamle</h2><p>Esenler’de çocuklarımızın ve gençlerimizin en iyi şartlarda eğitim alabilmesi, eğitimde kalite ve erişimin artırılması amacıyla 25 yeni okul inşa ediliyor. Esenler’in tarihî ve talihini değiştirmede altın fırsat olan kentsel dönüşümün büyük bir başarı ile devam ettiği Güney ve Kuzey Rezerv Alanı’nda tamamlanacak toplam 25 okul ve 2 bin 555 derslik ile Esenler’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, İstanbul ortalamasının da altına düşecek.</p><h2>Esenler Film Festivali</h2><p>Esenler Film Festivali, bu yıl altıncı kez sinema tutkunlarını bir araya getirdi. Festival kapsamında kısa film yarışmaları, ulusal ve uluslararası film gösterimleri, söyleşiler, paneller ve ustalık sınıfları gibi etkinlikler gerçekleştirildi. Etkinlikler arasında sinema profesyonelleriyle tanışma fırsatları, genç yönetmenlerin eserlerinin seyirciyle buluşması ve kısa film yapımlarına yapım desteği gibi programlar yer aldı. Altı yıldır düzenlenen festival, Türkiye’de kısa film üretimini teşvik etmek ve sinema sektörünün gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyor.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/esenlerin-16-yilda-tarihi-ve-talihi-degisti-4784875</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/42226cce-ulvhr0bvqaoh5bnmvvoms4.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karatay şehircilikte küresel model haline geldi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/karatay-sehircilikte-kuresel-model-haline-geldi-4784876</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/karatay-sehircilikte-kuresel-model-haline-geldi-4784876" rel="standout" />
      <description>Kanada’nın Toronto kentinde düzenlenen 7. Kentsel Ekonomi Forumu’nda (UEF7) Türkiye’yi temsil eden Karatay Belediyesi, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri alanında “Türkiye’nin ilk öncü şehri” ünvanını aldı. Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, toplantıda ilçede hayata geçirilen kentsel dönüşüm ve konut projelerini anlattı.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karatay Belediyesi; düzenli şehirleşmenin yanı sıra vatandaşların çok daha konforlu, sağlam ve güvenli konutlarda yaşaması amacıyla ilçe genelinde pek çok kentsel dönüşüm çalışması yürütüyor.</p><h2>İMAR VE MÜLKİYET SORUNLARI ÇÖZÜLDÜ</h2><p>Konya ve Karatay’a özgü mimari anlayışıyla tasarlanan konutları, parkları, tesisleri ve günümüz yaşam koşullarına uygun sosyal donatı alanlarıyla Karatay’ı çok farklı bir konuma taşımak için yoğun bir gayretin içerisinde bulunan Karatay Belediyesi, özellikle son yıllarda kentsel dönüşüm çalışmalarını hızlandırdı. Bu kapsamda 2019-2025 ilçe sınırları içerisinde bulunan 126 farklı düzenleme sahasında İmar Kanunu’nun 18. maddesine istinaden imar uygulamaları yapıldı. Karatay Belediyesi, bu yıl içerisinde ise ilçedeki imar ve mülkiyet sorunlarının çözümü amacıyla 21 milyon 881 bin 251 metrekarelik alanda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18’inci madde İmar Uygulamasını tescil ederek hak sahiplerine yeni imar tapularını teslim etti.</p><h2>REKOR DÜZEYDE KAMULAŞTIRMA </h2><p>Karatay Belediyesi, kamulaştırma çalışmalarına ise ayrı bir önem veriyor. Yaşanılabilir şehirler inşa etmenin yolunun kentsel dönüşümden geçtiği anlayışıyla hareket eden Karatay Belediyesi; 2019-2024 yılları içerisinde Akçeşme, Aziziye, Sedirler, İşgalaman ve Selimsultan Mahallelerinde yoğun kamulaştırmalar yaptı. Bu kapsamda ilçenin neredeyse tamamında kentsel dönüşüm çalışmaları yapan Karatay Belediyesi böylece ilçe genelinde toplamda 2 milyar 810 milyon liralık kamulaştırma çalışması yapmış oldu.</p><h2>KARATAY BELEDİYESİ TÜRKİYE’Yİ TEMSİL ETTİ</h2><p>Karatay Belediyesi tüm bu yatırımları ve çalışmaları ile Kanada’nın Toronto kentinde düzenlenen 7. Kentsel Ekonomi Forumu’nda (UEF7) Türkiye’yi temsil ederek Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri alanında “Türkiye’nin ilk öncü şehri” ünvanını aldı.  Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca toplantıda Karatay Belediyesi’nin çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik erişilebilirlik temelli projelerini aktararak ilçenin şehircilik vizyonunu uluslararası platformda paylaştı. Bu önemli başarı, Karatay Belediyesi ile Urban Economy Forum (UEF) arasında imzalanan iş birliği anlaşmasıyla resmileşti. Anlaşma, UEF Başkanı </p><p>Reza Pourvaziry ile Başkan Hasan Kılca tarafından imzalandı.</p><h2>KARATAY, TÜRKİYE’NİN ÖNCÜ ŞEHRİ OLDU</h2><p>Toronto’da düzenlenen 7. Urban Economy Forum, şehirlerarası iş birliklerini güçlendirmeyi, kentsel ekonomileri yeniden şekillendirmeyi ve sürdürülebilir kalkınma çabalarını küresel ölçekte ilerletmeyi amaçlıyor. Forum, konut finansmanı, kaynakların verimli kullanımı ve dirençli şehirler oluşturma konularına odaklanarak dünyanın önde gelen kentsel ekonomi platformlarından biri olarak öne çıkıyor. Karatay Belediyesi, forum kapsamında Türkiye’de Kentsel Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları alanında ilk öncü şehir unvanını alarak, küresel ölçekte örnek bir şehir olma yolunda önemli bir adım attı.</p><h2>KARATAY’DA İNSANI MERKEZE ALAN BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI</h2><p>Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, yaptığı konuşmada Karatay’ın Konya’nın en hızlı gelişen ilçesi olduğunu vurguladı. İlçedeki dönüşüm ve konut üretim çalışmaları hakkında bilgiler veren Kılca, Karatay’ın yüzölçümü bakımından Konya’nın en geniş merkez ilçesi olduğunu hatırlattı. Kılca, “Karatay hızla büyüyen ve gelişen bir ilçedir. Bu durum, yeni konut alanlarının oluşturulmasını ve sosyal ile teknik altyapının güçlendirilmesini zorunlu kılıyor. Artan nüfusla birlikte sosyal tesislerden eğitim alanlarına, ibadethanelerden çocuk parklarına, yeşil alanlardan yaşam merkezlerine kadar her alanda kişi başına düşen kullanım oranını artırmayı hedefliyoruz” dedi.</p><h2>184 BİN METREKARE ALAN KAMULAŞTIRILDI</h2><p>Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Karatay’ın eski yerleşim alanlarını da bünyesinde barındırdığını belirterek, kentsel dönüşüm çalışmalarını bu hassasiyetle yürüttüklerini söyledi. Başkan Kılca; “Merkezdeki eski yapılar, tescilli binalar ve miras yoluyla bölünmüş mülkiyet yapısı, yeni yapılaşmayı ve dönüşümü zorlaştırıyor. Bu alanlarda Kentsel Dönüşüm ve Toplu Konut Projelerini kararlılıkla hayata geçiriyoruz.” dedi. Hasan Kılca, 2019-2025 yılları arasında geçmiş dönemlerle birlikte kurulan 47 konut yapı kooperatifinin kurulmasıyla toplam 23 bin 420 konutun inşa edildiğini açıkladı. “Bu projeler, ilçedeki toplam konut stokunun yaklaşık yüzde 16’sını oluşturuyor” diyen Kılca, hedeflerinin her vatandaşın güvenli, modern ve konforlu bir yaşam standardına ulaşmasını sağlamak olduğunu ifade etti.</p><h2>YAŞANABİLİR MAHALLELER İNŞA EDİYORUZ</h2><p>Başkan Kılca, yalnızca konut üretimiyle sınırlı kalmadıklarını, doğayla uyumlu ve sosyal alanlarıyla öne çıkan projeler geliştirdiklerini vurgulayarak; “Konut inşa etmek kadar, doğayla uyumlu projeler geliştirmek de önemli. Bu kapsamda kamu-özel iş birliklerini güçlendiriyor, yeşil finans çözümlerini ve çevre dostu uygulamaları destekliyoruz” dedi. Her yeni konut projesine sosyal alanlar eklediklerini belirten Kılca, “Mahallelerimize parklar, spor alanları, yürüyüş yolları ve çocuk oyun alanları kazandırıyoruz. Çünkü bir şehir yalnızca binalardan değil; insanların huzurla nefes aldığı, çocukların güvenle </p><p>oynadığı, ailelerin mutlulukla vakit geçirdiği mekanlardan oluştuğunda gerçek anlamda yaşanabilir olur. Bizim hedefimiz, insanı merkeze alan bir şehir inşa etmektir” şeklinde konuştu.</p><h2>ŞEHİRCİLİK FAALİYETLERİMİZ  KÜRESEL MODEL HALİNE GELDİ</h2><p>Başkan Hasan Kılca, Karatay’ın “Türkiye’nin ilk öncü şehri” unvanını almasından duyduğu gururu da paylaşarak, “Yürüttüğümüz şehircilik faaliyetleri artık küresel bir model olarak değerlendiriliyor. Karatay, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri alanında Türkiye’nin ilk öncü şehri oldu. Bu unvan, ülkemizin küresel vizyonuna da katkı sağlıyor.” diye konuştu.</p><p>Kılca sözlerini şöyle tamamladı; “Kentsel dönüşüm süreçlerinde konut arzıyla birlikte dengeli nüfus ve trafik dağılımına, sosyal alanlara erişime, yeşil dokunun korunmasına ve yatay şehirleşme ilkelerine önem veriyoruz. Planlı şehirleşmeyi emin adımlarla sürdürüyoruz. Her yatırım, bu vizyonumuzun bir parçasıdır </p><p>ve bu doğrultuda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/karatay-sehircilikte-kuresel-model-haline-geldi-4784876</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/84456226-7q18ttj7o6mo4i8ya19fdk.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi Sarıçam’ın cazibe merkezi oldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/ferdi-tayfur-sanat-merkezi-ve-muzesi-saricamin-cazibe-merkezi-oldu-4784877</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/ferdi-tayfur-sanat-merkezi-ve-muzesi-saricamin-cazibe-merkezi-oldu-4784877" rel="standout" />
      <description>Kısa sürede Sarıçam’ın kültür ve sanat vitrini hâline gelen Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi, binlerce ziyaretçiyi ağırlayarak ilçenin cazibesini artırdı. Sanat, sinema, spor ve nostaljiyi bir araya getiren merkez, Sarıçam’ı bölgenin yeni kültür turizmi odağına dönüştürdü.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her geçen gün marka değeri artan, Adana’nın parlayan yıldızı Sarıçam’da, kısa süre önce hizmete açılan Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi, bölge halkı başta olmak üzere yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor. Açıldığı günden bu yana binlerce ziyaretçiyi ağırlayan merkez, Sarıçam’ı kültür ve sanatın yeni buluşma noktalarından biri hâline getirdi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/26b9ef69-5vrbrw4flnkn8hbnbps9tr.webp" data-card-width="1251" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/26b9ef69-5vrbrw4flnkn8hbnbps9tr.webp"></p><h2>ÖĞRENCİ, SANAYİ, SPOR VE SANAT KENTİ: SARIÇAM</h2><p>Spordan sanata, sosyal donatı alanlarından kültürel etkinliklere kadar birçok alanda önemli yatırımlara ev sahipliği yapan Sarıçam, bölgenin yeni marka kenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu vizyonun en güçlü sembollerinden biri olan Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi, ilçeye sosyal ve kültürel anlamda büyük bir canlılık kazandırdı.</p><h2>BİNLERCE ZİYARETÇİ AKIN EDİYOR</h2><p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatları doğrultusunda, Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ tarafından yapımına başlanarak 13 Eylül’de görkemli bir törenle açılışı gerçekleştirilen Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi, kısa sürede bölgenin en önemli cazibe merkezlerinden biri oldu. Merkez bünyesinde yer alan Ferdi Tayfur Müzesi, Sabahçı Kahvesi, Şekerci Çırağı Sanat Atölyesi, Emmioğlu Yazlık Sineması, Kır Çiçekleri Sanat Atölyesi ve Nisan Yağmuru Müzik Kütüphanesi gibi birçok bölüm, haftanın yedi günü sabah 08:00-17:00 saatleri arasında her gün yüzlerce ziyaretçini ağırlıyor.</p><h2>SANAT, SİNEMA VE SPOR BİR ARADA</h2><p>Sanat atölyelerinde verilen kurslar yoğun ilgi görürken, “Nostaljik Sinema Kuşağı” kapsamında düzenlenen Yeşilçam Akşamları, çocuk sinema gösterimleri ve Emmioğlu Yazlık Sinema Alanı’ndaki etkinlikler büyük beğeni topluyor. Ayrıca, ücretsiz olarak yayınlanan Süper Lig derbi karşılaşmaları, sporseverleri merkezde bir araya getiriyor.</p><h2>Yerli ve yabancı  turistlerden yoğun ilgi</h2><p>Başta Adana olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen ziyaretçiler, Ferdi Tayfur Müzesi’ne yoğun ilgi gösterirken, merkez Sarıçam’ın kültür turizmindeki yerini de her geçen gün güçlendiriyor.</p><h2>Bu ilgi bize daha fazla hizmet üretme gücü veriyor</h2><p>Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ, Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi’nin gördüğü yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti:</p><p>“Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla hayata geçirdiğimiz Ferdi Tayfur Sanat Merkezi ve Müzesi, bölgenin parlayan yıldızı Sarıçam’ın ve Adana’mızın kültür ve sanat alanındaki önemli bir ihtiyacını karşılamıştır. Çukurova’nın bereketli topraklarında doğup büyüyen, sanat yaşamındaki dik duruşuyla milyonların gönlünde taht kuran merhum sanatçımız Ferdi Tayfur adına kazandırdığımız bu merkez ve müzenin, kısa sürede binlerce vatandaşımız tarafından ziyaret edilmesi bizlere büyük bir motivasyon kaynağı olmuştur. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz tüm hizmetlerde hemşerilerimizin beklenti ve hassasiyetlerini esas aldık. Belediyeciliğin rutin hizmetlerinin ötesine geçerek, bundan sonra da Sarıçam’ımızın ve Adana’mızın çehresini değiştirecek projeleri bir bir hayata geçirmeye devam edeceğiz.”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/ferdi-tayfur-sanat-merkezi-ve-muzesi-saricamin-cazibe-merkezi-oldu-4784877</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/c4ff7ee4-5ef1rahzj1a4inzpi8ss2b.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Devletleri Teşkilatı: Yeni bir bölgesel model</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turk-devletleri-teskilati-yeni-bir-bolgesel-model-4784878</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turk-devletleri-teskilati-yeni-bir-bolgesel-model-4784878" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin çok yönlü dış politikasının etkisiyle kültürel bir birlikten jeostratejik bir aktöre dönüşen Türk Devletleri Teşkilatı, çok kutuplu küresel düzende Avrasya’nın yükselen bölgesel güç merkezi olarak öne çıkıyor. 2026’da Türkiye’de yapılacak Liderler Zirvesi ise teşkilatın geleceğini şekillendirecek kritik kararlar açısından belirleyici bir dönemeç niteliği taşıyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası sistem, II. Dünya Savaşı sonrasının iki kutuplu yapısından ve Soğuk Savaş’ın bitimiyle ortaya çıkan kısa ömürlü tek kutuplu Amerikan üstünlüğü döneminden uzaklaşarak çok merkezli bir güç dağılımına doğru ilerlemektedir. Bu dönüşümde jeopolitik kırılmalar, ekonomik güç merkezlerinin çeşitlenmesi, bölgesel örgütlerin yükselişi ve devletlerin stratejik özerklik arayışları belirleyici olmaktadır. Küresel sistemdeki bu yeniden yapılanma süreci, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gibi tarihsel, kültürel ve coğrafi temeli güçlü oluşumların etkisini artırmaktadır. Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği çok yönlü dış politika yaklaşımı da, TDT’nin sadece kültürel değil, giderek daha fazla stratejik ve ekonomik bir birlik modeli haline gelmesine katkı sunmaktadır.</p><h2>KİMLİKTEN STRATEJİYE GEÇİŞ</h2><p>TDT’nin temelleri 1990’lı yılların başında bağımsızlığını kazanan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye arasındaki kültürel dayanışma girişimlerine dayansa da teşkilatın kurumsallaşması 2009 yılında kurulan Türk Konseyi ile hız kazanmıştır. 2021’de İstanbul Zirvesi’nde alınan kararla adının Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirilmesi, örgütün bölgesel bir iş birliği platformundan daha ileri bir siyasi çerçeveye evrilme iradesini göstermiştir. Bu süreç, dünyadaki yeni jeopolitik gerçekliklerle uyumludur: Devletler yalnızca kültürel ortak paydalarla değil, enerji güvenliği, ulaştırma koridorları, savunma sanayii iş birlikleri ve dijital ekonomiye yönelik ortak politikalar gibi alanlarda da entegrasyon arayışına yönelmektedir.</p><h2>POTANSİYELİ ÇOK YÜKSEK</h2><p>Avrupa Birliği, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve ASEAN gibi yapılar, bölgesel işbirliği modellerine dair farklı örnekler sunmaktadır. Türkiye, bu örgütlerin her biriyle çeşitli düzeylerde ilişkiler kurmuş bir devlet olarak, TDT’nin kurumsal gelişiminde kendine özgü bir “hibrit entegrasyon modeli” geliştirmektedir. Ankara, bir yandan Avrupa-Atlantik dünyasıyla ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan Avrasya coğrafyasında artan etkinliği sayesinde TDT’nin siyasi görünürlüğünü artıran bir denge siyaseti izlemektedir. Bu yaklaşım, Türk Cumhuriyetleri tarafından da stratejik özerklik ve çok taraflı dış politika ihtiyacına yanıt veren bir seçenek olarak görülmektedir.</p><h2>LİDERLER ZİRVESİ 2026’DA TÜRKİYE’DE</h2><p>Son dönemde TDT’nin görünürlüğünü artıran ve örgütü daha fonksiyonel hale getiren bir dizi diplomatik adım atılmıştır:</p><p>1. Zirve yoğunluğunun artması: Astana (2023) ve Şuşa (2024) zirveleri, üye devletler arasındaki siyasi uyumu güçlendiren kararların alınmasına zemin hazırlamış ve özellikle ulaştırma, enerji ve savunma alanlarında iş birliği derinleşmiştir. 2026’da Türkiye’de yapılacak TDT Liderler Zirvesi tam da uluslararası sistemde kritik dönüşümlerin yaşandığı bir dönemece denk gelmesi, teşkilatın geleceğine ilişkin önemli kararlar beklentisini de yükseltiyor. </p><p>2. Gözlemci ve aday üyelikler: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gözlemci üye statüsü, teşkilata uluslararası alanda yeni bir nitelik eklemiş; Türkmenistan’ın artan kurumsal katılımı ise coğrafi bütünlüğü güçlendirmiştir.</p><p>3. Ortak ekonomik mekanizmalar: Türk Yatırım Fonu’nun faaliyete geçirilmesi, bölgesel projelerin finansmanını kolaylaştırarak ekonomik entegrasyonun kurumsal temelini atmıştır.</p><p>4. Enerji ve Ulaştırma Koridorları: Orta Koridor’un canlandırılması, Zengezur Koridoru tartışmaları ve Hazar geçişlerinin modernizasyonu, TDT üyeleri için stratejik bir bütünleşme vizyonu sunmaktadır.</p><p>5. Savunma ve güvenlik iş birliği: Türkiye’nin savunma sanayii kapasitesinin paylaşılması, ortak tatbikatlar ve sınır güvenliği konularındaki iş birlikleri, teşkilatın güvenlik boyutunu belirgin şekilde güçlendirmiştir.</p><h2>KÜRESEL GÜÇ DENGELERİNDEKİ ROLÜ</h2><p>Bugün TDT, üç büyük güç alanının kesişim noktasında yer almakta. Rusya’nın Avrasya politikaları, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, Batı’nın enerji güvenliği ve Orta Asya açılımı. Bu konum TDT’yi yalnızca bir kültür birliği değil, jeostratejik bir aktör haline getirmektedir. Orta Asya enerji kaynakları, Kafkasya’nın kritik kara ve demiryolu bağlantıları ve Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında doğal bir köprü işlevi üstlenmesi, teşkilatın küresel güç rekabetinde önemini artırmaktadır. Ancak bu durum aynı zamanda örgüte dengeleyici bir diplomasi sorumluluğu yüklemektedir. Üye ülkelerin her birinin Rusya, Çin ve Batı ile farklı ilişkilere sahip olması, TDT’nin çok yönlü ve esnek bir model benimsemesini zorunlu kılmaktadır.</p><h2>POTANSİYEL GİDEREK ARTIYOR</h2><p>TDT’nin Avrupa Birliği gibi derin bütünleşmeye dayalı bir yapıya dönüşmesi henüz beklenmese de, ŞİÖ veya ASEAN kadar geniş stratejik alanlara nüfuz eden bir bölgesel blok olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. Teşkilatın öne çıkan özgün yanı, ortak kimlik temelli yumuşak güçle desteklenen pragmatik bölgesel entegrasyon modelidir. Ekonomiden ulaştırmaya, dijital dönüşümden savunma iş birliğine uzanan geniş yelpaze, TDT’yi 21. yüzyılın çok kutuplu düzeninde esnek ama etkili bir aktör haline getirebilir. Dünya çok merkezli bir güç dengesine doğru ilerlerken, Türk Devletleri Teşkilatı bu süreçte “yeni bir bölgesel ortaklık modeli” olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’nin diplomatik girişimleri, Orta Asya devletlerinin stratejik tercihleri ve küresel güç rekabetinin yarattığı yeni jeopolitik konjonktür, TDT’ye uluslararası sistemde artan bir görünürlük kazandırmaktadır. Teşkilatın bundan sonraki başarısı, kurumların güçlendirilmesi, ortak projelerin uygulanması ve üye devletler arasındaki siyasi uyumun korunmasına bağlı olacaktır. Çok kutuplu düzenin sancıları içinde TDT, Avrasya’da istikrar, iş birliği ve bağlantısallık arayışına yanıt verebilecek güçlü bir yapı olmaya adaydır.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turk-devletleri-teskilati-yeni-bir-bolgesel-model-4784878</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Sernur Yassıkaya</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/e658c80a-2xm4vtzl289situwtpkste.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa SAFE'de Türkiye'yi istiyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/avrupa-safede-turkiyeyi-istiyor-4784879</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/avrupa-safede-turkiyeyi-istiyor-4784879" rel="standout" />
      <description>Rusya tehdidi ve ABD’nin belirsiz tutumu karşısında hazırlıksız yakalanan Avrupa, yeni bir savunma programı olan SAFE’i duyururken, kıta ülkeleri NATO’nun en büyük ikinci ordusu Türkiye’nin programa katılması konusunda oldukça istekli. Brüksel, SAFE programında Türkiye’nin yer almasını isterken, bu katılımın Avrupa savunmasına hem teknoloji hem de kapasite açısından ciddi katkı sağlayacağını değerlendiriyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde ciddiyetini giderek artıran çok boyutlu güvenlik tehditleri, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması ve yayılmacı politikasının bölge ülkeleri açısından bir tehdit olarak algılanması, ABD’de Trump yönetiminin “Önce Amerika” yaklaşımı ve savunma alanında Avrupalı ortakların daha fazla harcama yapması ve sorumluluk alması konusunda giderek sertleşen vurguları Avrupa’yı kendi göbek bağını kesmesi için adım atmaya zorladı. Bu kapsamda Avrupa Birliği (AB) yeniden silahlanma yoluna girdi ve SAFE (Security Action for Europe) programını duyurdu. Oluşturulacak olan 150 milyar dolarlık fonla AB, üye ülkeleri uzun vadeli borçlandırarak öz savunmalarını güçlendirmelerine olanak tanıyacak. Kredilerin 2030 yılı sonuna kadar dağıtılması ve 45 yıl içinde geri ödenmesi planlanıyor. Batı blokunu adeta zırhlandıracak olan programda, Atina’nın muhalefetine rağmen Türkiye’nin de yer alması bekleniyor.&nbsp;</p><h2>AVRUPA KENDİNİ SAVUNMAK İSTİYOR&nbsp;</h2><p>Avrupa’nın güvenlik mimarisi, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı’yla birlikte ciddi sınavlarla karşı karşıya kaldı. Rus tehdidi, tedarik zinciri kırılmaları ve NATO-ABD bağlarının devamlılığı konusundaki belirsizlik, Avrupa ölçeğinde kendi savunma kapasitesini güçlendirme ihtiyacını ön plana çıkardı. Trump’ın başkanlığı etkisiyle Avrupa bir kriz durumunda tek başına hareket edebilme kapasitesini geliştirmek istiyor. SAFE Programı bu yönüyle Avrupa’nın savunmada dışa bağımlılığı azaltarak stratejik özerklik sağlamada önemli ve öncü bir araç olarak planlandı. Bu özerklik için ülkelerin tek başına büyük silah sistemleri projeleri yerine, AB çapında ortak projelerle ölçek ekonomisi sağlanması, tedarik zinciri bütünlüğünün oluşturulması gerekiyor.&nbsp;</p><h2>150 MİLYAR AVROLUK KREDİ&nbsp;</h2><p>Programın temel hedefleri, 5 ana maddede sıralanıyor. Avrupa Savunma Teknolojisi ve Endüstriyel Üssü’nü (EDTIB) güçlendirme hedeflenecek. Üye ülkeler arasında ortak savunma alımları teşvik edilecek. Hem savunma hem de taarruz alanında üye ülkelerin açıkları kapatılacak. Başta Ukrayna olmak üzere müttefiklere sağlanan askeri yardımlarla azalan stoklar yenilecek. Ve AB savunma sanayiine 150 milyar avroluk kredi sağlamak. Program doğrultusunda Avrupa, ABD’nin ağırlığını azalttığı NATO’ya bağımlı kalmadan kendi savunma becerilerini geliştirecek.</p><p>SAFE, tüm AB ülkelerini kapsıyor ancak katkılar ülke ekonomisine ve savunma sanayisinin gücüne göre değişiyor. Almanya ve Fransa, programın finansal ve teknolojik omurgasını oluşturuyor. Oluşacak 150 milyar dolarlık fonun büyük kısmını karşılayacak olan iki ülke, aynı zamanda üretim bantlarını da birlik ihtiyaçlarına göre yapılandıracak. </p><p>9 Eylül’de AB, başvuran 19 üye ülke arasında 150 milyar avroluk savunma fonunun ön dağıtımının yapıldığını duyurdu. En yüksek payı 43 milyar 734 milyon avro ile Polonya alırken Fransa’ya 16 milyar 217 milyon avro, İtalya’ya 14 milyar 900 milyon avro pay ayrıldı.&nbsp;</p><p>&nbsp;AB dışı ülkelerin de programa dahil olması gündemde. Kanada, Norveç, Güney Kore ve Türkiye gibi stratejik ortakların Avrupa güvenliğinde rol alması değerlendiriliyor. Son olarak Kanada’nın SAFE’e dahil olduğu duyuruldu. Türkiye’nin SAFE programına dahil olma ihtimali, Avrupa savunma yapısı açısından yalnızca teknoloji temelli bir ortaklık değil; aynı zamanda siyasi güvenin sınandığı jeopolitik bir süreç olarak değerlendiriliyor. NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, savunma sanayiinde elde ettiği ivme ile, Avrupa için potansiyel güçlü bir ortak olarak ön plana çıkıyor.&nbsp;</p><p>Son dönemlerde Türk savunma sanayiinin İHA üretimi, elektronik harp, akıllı mühimmat ve zırhlı araçlar gibi alanlarda elde ettiği başarı, SAFE’in öngördüğü ortak inovasyon ve düşük maliyetli üretim hedefleriyle uyumlu ilerliyor. Türkiye’deki üretim tesislerinin esnek yapısı ise Avrupa’nın kriz dönemlerinde ortaya çıkan tedarik darboğazlarını hafifletebilecek bir alternatif sunuyor. Aynı zamanda coğrafi konumu sayesinde Türkiye, Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan hattaki savunma projelerinde lojistik akışı kolaylaştırabilecek stratejik bir geçiş noktası olarak dikkat çekiyor.</p><h2>BRÜKSEL’İN SINAVI&nbsp;</h2><p>Türkiye’nin katılımına muhalefet edenlerin başında Atina yönetimi geliyor. Yunanistan, diğer üye ülkelerle yaptığı görüşmelerde, Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkı sağlayacak bir aktör olmadığı konusunda kulis çalışmaları yürütüyor. Atina’nın vetosu, görünürde Türkiye’nin “casus belli” (savaş nedeni) kararına dayandırılıyor. Söz konusu durum Avrupa için de bir sınav niteliğinde. Zira Yunanistan’ın tutumuna karşı Brüksel’in alacağı aksiyon, “Kıta için ortak bir güvenlik vizyonu mu benimsenecek, yoksa her ülke ulusal çıkarlarını önceleyerek mi hareket edecek” sorusuna cevap verecek.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/avrupa-safede-turkiyeyi-istiyor-4784879</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Muhammed Vefa Yürekli</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/015bce98-ytddis309jm8etmc9kij5m.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Albayrak Grubu 2026’ya hazır</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/albayrak-grubu-2026ya-hazir-4784880</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/albayrak-grubu-2026ya-hazir-4784880" rel="standout" />
      <description>1952’de inşaatla başlayan yolculuğunu bugün 20’den fazla sektöre taşıyan Albayrak Grubu, 2025 boyunca yerli ve millî üretim odağını güçlendirirken, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücüne katkı sunan projelerini yurt içinde ve yurt dışında sürdürdü. 2026’da ise sanayi ve lojistikten liman işletmeciliğine, tarımdan tekstile uzanan geniş portföyünde verimlilik, teknoloji, ihracat ve sürdürülebilir büyüme başlıklarını daha da derinleştirmeyi hedefliyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin global markası Albayrak Grubu, 80’e yakın şirket ve yayın markasıyla inşaattan sanayiye, liman işletmeciliğinden tarıma uzanan çok sektörlü yapısıyla 2025’i güçlü bir operasyonel süreklilikle geride bıraktı. Grup, tarihindeki kilometre taşlarını hatırlatan pek çok eser ve projeyle; Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda yerli ve millî rotasını korurken, Afrika’dan Asya’ya dünyanın farklı coğrafyalarında ülkemizin bayrağını dalgalandırmayı sürdürüyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/2a32c009-wniq2xao65i5aak534swnn.webp" data-card-width="1407" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/2a32c009-wniq2xao65i5aak534swnn.webp"></p><h2>1952’DEN BUGÜNE İSTİKRARLI BÜYÜME</h2><p>Albayrak Grubu’nun kurumsal hikâyesi, 1952’de inşaat sektörüyle başladı; bugün ise farklı faaliyet alanlarında oluşturduğu ölçekle Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerine katkı veren bir yapıya dönüştü. Grubun geçmişinde Muş Tren İstasyonu yapımı ve İstanbul Metrosu gibi Türkiye’ye kazandırdığı önemli projeler bulunuyor; bu miras, 2025’te de “kalıcı değerler üretme mesuliyeti” yaklaşımının referans noktası olmayı sürdürdü.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/5b2f46dc-traktor.webp" data-card-width="undefined" data-card-height="undefined" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/5b2f46dc-traktor.webp"></p><h2>İNŞAATTAN SANAYİYE GENİŞ BİR PORTFÖY</h2><p>2025 boyunca Albayrak Grubu, yerli ve millî imkânlarla ülkesine ve vatandaşına hizmet etme yaklaşımını, faaliyet alanlarının tamamında görünür kılmaya devam etti. Grubun lokomotif markalarından Albayrak İnşaat, 1952’den bu yana 5 milyon metrekarenin üzerinde inşaat ve 20 binden fazla konut tecrübesiyle sektörün güçlü oyuncuları arasında yer alıyor.</p><p>Sanayi tarafında ise traktör &amp; motor, savunma sanayi, kâğıt üretimi, şeker üretimi, araç üstü ekipman, döküm ve tekstil gibi farklı alanlarda geniş bir portföy yönetiliyor. Bu kapsamda; güçlü Ar-Ge ve yerli üretim hassasiyetiyle öne çıkan Kademe’nin yerli ve millî üretimi araçlarını 65 ülkeye ihracatı; Grubun teknoloji ve üretimde dışa bağımlılığı azaltmaya dönük yaklaşımını destekliyor. Varaka Kâğıt ise yüzde yüz atık kâğıt kullanarak üretim yapan yapısıyla modernize edilmiş tesisinde kraft, karton ve kâğıt üretimini sürdürüyor.</p><p>Grup, sürdürülebilirliğin en önemli adımlarından birini ise “tarladan sofraya” yaklaşımı ile Sukkar Şeker, Mezra Ziraat ve BOLBER markaları ile görünür kılıyor. Erzurum ve Erzincan Şeker Fabrikaları’nda gerçekleşen üretim, ekilmeyen arazi kalmaması adına yapılan tarımsal destek süreçleri ve modern üretim hatları ile Grup, emniyet stoku olan şeker konusunda önemli bir oyuncu olarak dikkat çekiyor.</p><h2>3 KITADA LOJİSTİK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR</h2><ol><li data-list="bullet"> Albayrak Grubu, 2025’te de Platform Turizm, Nakil Lojistik ve Havabüs ile 3 kıtada lojistik faaliyetlerini sürdürerek, insan ve yük hareketliliğinde operasyonel yetkinliğini güçlendirdi. Personel taşımacılığı alanında metrobüs hattıyla Platform’un Pakistan’daki güçlü konumu; Grubun farklı coğrafyalarda sürdürülebilir hizmet üretme kabiliyetini yansıtıyor. Liman işletmeciliği tarafında ise Grubun ilk adımı olan Trabzon Port (2003), Avrupa’yı Asya’ya bağlayan modern İpek Yolu misyonunda stratejik konumdaki Trabzon Limanı’nı işletirken; Azerbaycan’daki Alport Bakü ile de Orta Koridor hattında operasyon ağını güçlendiriyor. Afrika’da ise Somali’de Alport Mogadishu, Gine’de Alport Conakry, Kongo’da Alport Pointe-Noire, Gambiya’da Alport Banjul ile Ekvator Ginesi’ndeki Bata ve Malabo limanları üzerinden işletme, modernizasyon ve geliştirme çalışmalarını kıtanın farklı noktalarına taşıyor. </li></ol><h2>2026 HEDEFİ: VERİMLİLİK, TEKNOLOJİ, İHRACAT VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME</h2><ol><li data-list="bullet"> Albayrak Grubu, 2026’da çok sektörlü yapısının getirdiği verimliliği daha etkin kullanmayı; üretimde teknoloji ve Ar-Ge odağını güçlendirirken, ihracat ve uluslararası operasyon ağında istikrarlı büyümeyi sürdürmeyi hedefliyor. Lojistik ve liman işletmeciliğinde küresel ticaretin dinamiklerine uyum sağlayan, hizmet kalitesini ve operasyonel verimliliği artıran adımlar; sanayi ve tarım tarafında ise yerli üretimi destekleyen modernizasyon yaklaşımı 2026’nın öncelikli gündemleri arasında konumlanıyor.</li></ol>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/albayrak-grubu-2026ya-hazir-4784880</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/d43cad08-52pz44clawcyx9r3mhavmd.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gelecek aziz milletimizindir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/gelecek-aziz-milletimizindir-4784984</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/gelecek-aziz-milletimizindir-4784984" rel="standout" />
      <description>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Şafak'ın 'VİZYON 2026' ekindeki yazısında Türkiye’nin son dönemdeki siyasi, ekonomik ve diplomatik hamlelerini anlattı. Erdoğan yazısında, küresel sistemdeki kırılmalar, çok kutuplu dünyanın getirdiği yeni dengeler ve Türkiye’nin bu koşullarda sergilediği bağımsız ve kararlı duruşa vurgu yaptı.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN</strong></p><p><br></p><p>İnsanlık, siyasi ve ekonomik fay hatlarının derinden sarsıldığı, küresel yönetim mekanizmalarının işlevsizleştiği sancılı bir dönemden geçiyor. Sınamalarla dolu bu fırtınalı çağda Türkiye olarak biz, küresel sorunlara dikkat çekiyor, daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu her platformda ortaya koyuyoruz. Küresel sistemdeki çarpıklıklara “Böyle gelmiş böyle gider” anlayışıyla bakmıyor, bölgesel ve küresel sorunlara rasyonel çözümler üretiyoruz. Çaresizliğin değil, umudun sesini yükseltiyoruz.</p><p>Coğrafyamız savaşlar, terörizm, göç krizi, iklim sorunları başta olmak üzere birbirine girmiş problemlerle eş zamanlı bir şekilde mücadele ediyor. Dünyamız tarihte eşine az rastlanır insanî krizlere sahne oluyor. Türkiye olarak, bütün bu olumsuzluklara gözlerimizi kapatıp kenarda durmuyor, tarihimizden aldığımız ilhamla dış politikada dik ve şahsiyetli bir duruş sergiliyoruz. İnsanî yardım hamlelerimizle dost ve kardeşlerimize yalnız olmadıklarını hissettiriyoruz.</p><p>Rusya-Ukrayna Savaşı, İsrail saldırganlığı, Suriye, Irak, Somali-Etiyopya, Sudan başta olmak üzere her sorunda barış ve istikrardan yana olduğumuzu en yüksek sesle dillendiriyoruz. Bu bölgelerde sağlanacak huzur ve barış ikliminin dünyanın karşı karşıya olduğu büyük krizin çözümü için anlamlı bir yol haritası ortaya koyacağını her platformda anlatıyoruz.</p><p>Bir yandan da savunma sanayii başta olmak üzere ülkemizi her alanda güçlendirecek tarihî adımlar atıyoruz. Parasıyla müttefiklerinden dahi silah ve mühimmat alamayan bir Türkiye’den, kendi insan kaynağının zekâsı ve emeğiyle üretilen savunma sanayii ürünlerine kavuşmuş, yerlilik oranını yüzde 80’e ulaştırmış bir ülkeye dönüştük. Artık kendi uçağını, silahını, gemisini, füzesini, tankını, topunu, siber sistemlerini en kaliteli şekilde üretebilen bir ülkeyiz. Yolumuzun uzun olduğunu da hedeflerimize mutlaka ulaşacağımızı da biliyoruz. Asla umutsuzluk girdabına kapılmadan bu zorlu yolda azim ve kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz.</p><p>Enerjide “tam bağımsız Türkiye” hedefine odaklanan ülkemizin müreffeh geleceğini; ayakları yere basan, sağlam enerji politikalarının garanti altına alacağına inanıyoruz. Kendi doğal gazımızı, petrolümüzü çıkartarak enerjide dışa bağımlılığımızı azaltırken, toplam kurulu gücümüzde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 60’ının üzerine çıkartmış durumdayız. Nükleer enerji ile ülkemizi bir üst lige taşımaya gayret gösterirken, enerji verimliliği alanında da önemli adımlar atıyoruz.</p><p>Toplumsal anlamda ailemizi, kültürümüzü ve yaşam tarzımızı; ortaya çıkmakta olan bu dönüşüm sürecine uygun şekilde hazırlıyoruz. Bu alanlarda dünyada giderek artan saldırılara karşı gerekli tedbirleri alıyoruz. Gençlerimizin eğitimini ve ihtiyaçlarını merkeze alan adımlarla, öz güveni yüksek bir Teknofest kuşağını inşa ediyoruz.</p><p>Bölgemizdeki gerilimler, ulaştırma alanında güvenli taşımacılığın önemini biraz daha artırıyor. Türkiye’nin Orta Koridor üzerinden Asya ile Avrupa’yı bağlama rolü ise bu noktada son derece kritik. Bu stratejik konuda etkili hamleler yapıyor, ülkemize ve dostlarımıza kazandıracak diğer projeler üzerinde çalışıyoruz.</p><p>Uluslararası ticaret hacmini her geçen yıl rekorlarla artıran Türkiye, bugün 270 milyar dolar ihracat seviyesine ulaşmış durumdadır. Eğitimde, sağlıkta, bilim ve teknolojide kısaca her alanda büyüyen ve kalkınan Türkiye, birlik ve beraberliğini kuvvetlendirerek hem bölgesinde hem dünyada adından söz ettirmeye devam edecek. Ülkemizin yolu, sonuna kadar açıktır. Gelecek, Türkiye’nindir; gelecek, bu aziz milletindir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/gelecek-aziz-milletimizindir-4784984</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/132e0416-wznniyn892rgg8svo75uee.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gazeteden ekrana, dijitalden geleceğe: Albayrak Medya</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/gazeteden-ekrana-dijitalden-gelecege-albayrak-medya-4784987</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/gazeteden-ekrana-dijitalden-gelecege-albayrak-medya-4784987" rel="standout" />
      <description>Gazete, televizyon, radyo, dergi, yayıncılık ve dijitalde 25 farklı mecrada faaliyet gösteren Albayrak Medya, 2025 yılı boyunca gündemin nabzını tutan yayıncılığını, kültür-sanat üretimini ve dijitalde büyüyen markalarını aynı çatı altında güçlendirdi.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Albayrak Medya; Yeni Şafak, Yeni Şafak International, TVNET, TVNET Radyo, GZT, GZT TV, Ketebe Yayınları, İntrotema Telif Hakları ve Tercüme Ajansı başta olmak üzere Derin Tarih, Nihayet, Lokma, Z Raporu, Cins, Gerçek Hayat, Post Öykü, Bilge Çocuk, Bilge Minik ve Skyroad gibi markalarıyla basılı, görsel ve dijital yayıncılığı birlikte yürüten güçlü bir ekosistem sunuyor. Bu çok katmanlı yapı; günlük on milyonları aşan erişimle “Türkiye’nin Birikimi” iddiasını, haberden kültüre, ekonomiden çocuk yayıncılığına uzanan geniş bir içerik haritasıyla destekliyor.</p><h2>GZT TV YOLUNA DAHA GÜÇLÜ DEVAM EDİYOR</h2><p>Çok Mecralı Yayıncılıkta Güçlü Omurgaya Yeni Oyuncu 2025 yılında Albayrak Medya’nın amiral gemisi Yeni Şafak, entelektüel çizgisi ve özel ekleriyle düzenli bir kültürel arşiv üretimini okurlarıyla buluşturmayı sürdürürken; TVNET “Anladığın Yerdesin” mottosuyla 7/24 yayın akışında canlı yayınlar ve özgün içerikleriyle güçlü konumunu pekiştirdi. Bu omurgaya yeni bir oyuncu olarak, Aralık 2024’te yayın hayatına başlayan, GZT TV eklendi; 2025’te yapılan güçlü yatırımlarla ivme kazanan kanal, “Dijitalde Doğduk, Ekranda Büyüyoruz!” yaklaşımıyla ikinci yayın sezonunda da yayıncılık iddiasını büyüterek yoluna devam ediyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/2aeeb32c-b6tpz9uxvl27lq0197rrch.webp" data-card-width="1255" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/2aeeb32c-b6tpz9uxvl27lq0197rrch.webp"></p><h2>DİJİTALLEŞME İLE GÜCÜNE GÜÇ KATTI</h2><p>2025 boyunca Albayrak Medya, dijital alandaki birikimini daha görünür ve ölçeklenebilir bir yapıya taşıyarak GZT ve alt markalarıyla güçlü bir dijital portföy sundu. 2026’da ise hedef; bu dijital ivmeyi daha güçlü bir global servis ve daha zengin içerik omurgası ile büyütmek.</p><p>Bu doğrultuda Yeni Şafak International’ın 5 farklı dilde sunduğu yayın çizgisinin derinleşmesi, GZT TV’nin dijitalden konvansiyonel ekrana uzanan modelinin yeni formatlarla güçlenmesi ve TVNET’in YouTube gibi mecralarda yükselen ivmesi; dijitalin yalnızca bir dağıtım kanalı değil, içerik stratejisinin ana taşıyıcısı olacağı yeni dönemin öncelikleri arasında konumlanıyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/c010595c-tppzqfccgvl367u3d3bs8x.webp" data-card-width="1267" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/c010595c-tppzqfccgvl367u3d3bs8x.webp"></p><h2>ÇOK MECRALI YAYINCILIK</h2><p>2026’da Albayrak Medya’nın; çok mecralı yayıncılık kasını güçlendirirken dijitalde ölçeklenen içeriklerini derinleştirmesi; özel ekler ve canlı yayınlarla gündemi “kurucu” bir çizgide büyütmesi bekleniyor. Türkiye Yüzyılı Zirveleri’nin yeni gündemlerle sürmesi, ekonomi ve dönüşüm başlıklarında daha fazla paydaşın aynı masada buluştuğu etkinliklerin artması ve yayın markalarıyla kurulan canlı yayın ekosisteminin daha da genişlemesi; 2026’nın öne çıkan odakları arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/gazeteden-ekrana-dijitalden-gelecege-albayrak-medya-4784987</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/fcfc9c47-qcoo2ytzurjfbh29h6ohe.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gök Vatan'a Çelik Kubbe</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/gok-vatana-celik-kubbe-4784990</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/gok-vatana-celik-kubbe-4784990" rel="standout" />
      <description>İsrail’in Gazze, Lübnan, Suriye, Irak, Katar ve İran’a yönelik fütursuzca saldırıları, hava savunma sistemlerinin hayati önemini ortaya koydu. Bu sistemler üzerinde yıllardır çalışmalar yürüten Türkiye, 27 Ağustos 2025 tarihinde eşik atladı. Çok katmanlı hava savunma sistemi Çelik Kubbe, bu tarihte envantere alındı. KORKUT’tan SİPER’e bir çok sistemi bünyesinde barındıran Çelik Kubbe, Gök Vatan’ı korumaya aldı.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye yıllardır çalışmalar yürüttüğü hava savunma sistemlerini Çelik Kubbe adı altında birleştirmeyi başardı. Türkiye’nin hava savunma şemsiyesi “Çelik Kubbe” 27 Ağustos 2025 tarihinde envantere girdi. Çok katmanlı hava savunma sistemi eş zamanlı tehditler karşısında kahraman ordumuza, gök vatanımızı her irtifa ve menzilde kesintisiz koruma kabiliyeti sağlayıp, Türkiye’ye mutlak savunma üstünlüğü kazandıracak bir güvenlik şemsiyesi olacak. Sistem, alçak, orta ve yüksek irtifadan gelen tehditleri eş zamanlı tespit edebilen radar sistemleri, elektrooptik izleme sensörleri, yapay zeka destekli analiz ve çeşitli menzillere sahip füze sistemlerini içeren 47 bileşenden oluşuyor.</p><h2>KORKUT’TAN SİPER’E</h2><p>Çelik Kubbe’yi tarif ederken “KORKUT’tan SİPER’e” ifadesini kullanmak yanlış olmayacak. Sistemin alt ucunda görev yapan KORKUT, ASELSAN yapımı, 35 milimetre çift namluya sahip çok alçak irtifa hava savunma sistemi. Bu sistem, yüksek atım hızı ve parçacıklı mühimmat konfigürasyonuyla özellikle kamikaze İHA tehdidine karşı giderek daha kritik bir rol oynayacak. KORKUT sadece bir hava savunma yeteneği değil, aynı zamanda bir C-RAM sistemidir. Daha açık anlatımla bu sistem düşmanın roket ve topçu unsurlarına karşı etkili olması amacıyla da geliştirildi. Dolayısıyla Çelik Kubbe, hava ve füze savunmadan C-RAM görevlerine uzanan geniş bir profilde hava sahasını koruyacak. Sistemin en yüksek irtifa, en uzun menzil ucunda bulunan SİPER ise Türkiye’nin ilk stratejik karadan havaya füze (SAM) sistemidir. 150 kilometreden fazla menzili olan SİPER’in ikinci varyantı kapsamında atış testleri 2024’te icra edildi.</p><h2>ARA KATMANLAR KRİTİK ÖNEMDE</h2><p>“KORKUT’tan SİPER’e” diye tanımlanan sistemin ara katmanları da kritik öneme sahip. HİSAR-A ve HİSAR-O alçak/orta irtifa hava savunma sistemleri bahse konu yeteneklerden en önemlileri. Hisar-A (Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi), dört dikey lançer ve füzelerinden oluşuyor. 8 km irtifa, 15+ km menzile sahip. HİSAR-O (Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi) ise 15 km irtifa, 25+ km menzile sahip. Hava savunma sistemlerinde dikkat çeken bir diğer kabiliyet de GÖKDEMİR. ABD-Norveç yapımı NASAMS’la benzer bir operasyonel konsepte dayanan GÖKDEMİR, hava-hava füzelerinin hava savunma lançerlerinden ateşlenerek karadan havaya konfigürasyonda kullanılmasını beraberinde getirecek. Bunun için de TÜBİTAK SAGE yapımı GÖKDOĞAN füze ailesi kullanılıyor. GÖKDEMİR ve NASAMS gibi sistemler önemli, zira stratejik SAM sistemlerine kıyasla daha maliyet etkin bir çözüm.</p><h2>Kendi hava savunmasını geliştiremeyen ülke geleceğe güvenle bakamaz</h2><p>27 Ağustos 2025’teki Çelik Kubbe teslimatında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunları kaydetti: “460 milyon dolar değerinde, dosta güven düşmana korku verecek toplam 47 araçtan oluşan Gökkubbe sistemlerini kahraman ordumuza kazandırıyoruz. Son yıllarda etrafımızda yaşanan sıcak çatışmalar, hava savunma ve radar sistemlerinin ne kadar mühim olduğunu ortaya koydu. İşi şansa bırakma gibi bir lüksümüzün olmadığının gayet bilincindeyiz. Çünkü kendi radarını, kendi hava savunma sistemini, elektronik harp yeteneklerini geliştiremeyen hiçbir ülke mevcut güvenlik sınamaları karşısında bilhassa bölgemizde geleceğine güvenle bakamaz. Masada olmakla menüde olmak arasındaki ince çizgiyi belirleyen unsur, hava savunma ve taarruz kabiliyetlerinizdir. Bu anlayışla gerekli adımları öncesinde atmaya başladığımız bu inşa ve ihya sistemi, hamdolsun ciddi yol alıyor. Çok kısa sürede tüm engellere rağmen çok ciddi yol aldık. Bugün gerçekleşen teslimatlar verdiğimiz mücadelenin boşa gitmediğinin en somut delilidir.”</p><h2>Güvenlik şemsiyesi güçleniyor</h2><p>“Sistemler sistemi” yaklaşımıyla geliştirilen ve katmanlı hava ve füze savunma mimarisinden oluşan Çelik Kubbe, her geçen gün daha da güçleniyor. Alçak, orta ve yüksek irtifa ile hava tehditlerine karşı kademeli ve entegre çözüm sunan bir güvenlik şemsiyesi olarak geliştirilen Çelik Kubbe’ye, Türk savunma sanayiinin önde gelen şirketleri geliştirdikleri sistemlerle destek oluyor.</p><p>* Alçak irtifada askeri birlikleri korumak için ROKETSAN tarafından geliştirilen omuzdan atılan SUNGUR sistemi, hava platformlarından atılabilen TÜBİTAK SAGE’nin GÖKTUĞ füzesiyle havadan havaya angajman yeteneğini artırdı.</p><p>* Lazer tabanlı yüksek hassasiyetli sistemler olan ASELSAN’ın GÖKBERK ve ROKETSAN’ın ALKA’sı ile yeni nesil savunma konseptlerine öncülük eden Türk savunma sanayii, tüm sistemleri birlikte çalışan bir mimaride tasarlıyor.</p><p>* Bu anlayışın ürünü olarak, füze, namlulu ve lazer sistemlerini entegre eden hibrit yapıya sahip ASELSAN’ın GÜRZ hava savunma sistemi ve aynı vizyonla geliştirilen GÖKER, GÖKDENİZ, GÖKSUR ile ROKETSAN’ın LEVENT gibi sistemleri ise ihtiyaca özel çözümler sunuyor.</p><p>* Türkiye, savunmanın yanında tehdidi doğduğu yerde tespit etmek ve etkisiz hale getirmek için de milli çözümler geliştiriyor. ROKETSAN tarafından geliştirilen MAM ailesi mühimmatlar, OMTAS, UMTAS, KARAOK tanksavar sistemleri, TRLG-122/230, İHA-122/230, K+ güdümlü roketler, TAYFUN, AKYA, ÇAKIR, ATMACA ve SOM gibi stratejik füze sistemleri, Türkiye’nin sahadaki etki gücünü artırıyor.</p><h2>Alt katman Tolga’da</h2><p>Çelik Kubbe’nin alt katmanı, yani 3 bin metre ve daha altı katmandaki hava savunma, dron savunma altyapısı, Tolga Yakın Hava Savunma Sistemi ile kuruldu. MKE’nin mini veya mikro İHA’lar, taktik dronlar, seyir füzeleri ve akıllı mühimmatlara karşı, yerli mühendislik ve katmanlı hava savunma yeteneğiyle geliştirdiği Tolga, icra edilen testte, senaryo gereği saldırı düzenleyen insansız hava araçlarını başarıyla bertaraf etti. Hazırlanan soft-kill senaryosuna göre, yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki düşman dronu, radarla tespit edilip, elektro-optikle teşhis edildikten sonra elektronik karıştırma sistemleriyle düşürüldü. Hard-kill senaryosunda ise iki sabit 12.7 mm, araç üzeri monte döner namlulu 12.7 mm ve 20 mm silah sistemleri, parçacıklı yapısıyla hedef çevresinde metal bulutu oluşturarak isabet şansını üst seviyeye çıkartan antidron mühimmatla, yakın menzilde ve düşük irtifada saldırı düzenleyen dronları imha etti. MKE Genel Müdürü İlhami Keleş, “Türkiye’nin ilan ettiği Çelik Kubbe’nin alt katmanı, yani 3 bin metre ve daha altı katmandaki hava savunma, dron savunma altyapısı Tolga sistemiyle kurulmuş oldu. Bu sistemler şu an dünyanın en fazla ihtiyaç duyduğu sistemler.</p><p>Çünkü dron tehditleri artık bütün ülkelerin üzerine çalıştığı bir konu” dedi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/gok-vatana-celik-kubbe-4784990</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Gökhan Özturan</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/df27e882-xfh5jag8wpn4vrdx4xgivp.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Editörün notu…</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/editorun-notu-4784991</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/editorun-notu-4784991" rel="standout" />
      <description>Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, bundan önceki EK’lerimize olduğu gibi VİZYON 2026’ya da bizzat yazı yazarak değer kattığı için minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mustafa Kahraman</strong></p><p><br></p><p>Son 10 yıldır, geride bıraktığımız yılın genel bir değerlendirmesi ile adım attığımız yeni yıl ağırlıklı olmak üzere önümüzdeki yıllara doğru bir projeksiyonla, Türkiye’nin gelecek vizyonunu ve dünyadaki misyonunu yansıtan VİZYON EKİ çıkarıyoruz.</p><p>Elinizdeki bu 3 kitap, 144 sayfalık eserde de; 2025’te siyaset, ekonomi, sanayi, ulaştırma, altyapı, tarım, şehirleşme, çevre, teknoloji, enerji, kalkınma hamleleri, eğitim, sağlık, sosyoloji, demografi, dış politika-diplomasi ve daha pek çok alanda Türkiye’nin fotoğrafını çektik; 2026 ve sonrasının hedeflerini kadraja aldık.</p><p>YENİ ŞAFAK VİZYON EKİ, klasik bir ek kadrosunun ürünü değildir. Özellikle son 6 yıldır, yazarlarımızın kahir ekseriyeti ile Gazete’nin kadrosunda bulunan emekçilerin çoğunun bu aşta tuzu olmuştur.</p><p>Sayfa operatörlerinden görsel yöneticilere; politika, polis-adliye muhabirlerinden dış haberlere, ekonomi-sağlık muhabirlerinden kültür-sanat muhabirlerine ve bu servislerin şef ve müdürlerine… pek çok arkadaşımız dosya hazırlamış, malzeme temin etmiştir.</p><p>VİZYON 2026’ya ise “kümenin hiçbir elemanı dışta kalmadan”, kadronun tamamı destek vermiş, katkı sunmuştur. Tüm editörlerimiz; bir taraftan Gazete sayfalarını yaparken, fırsat buldukça mesai içi, yetiştiremedikleri tekdirde de değerli zamanlarından fedakârlık yaparak kazanımlarının meyvesini EK’in sayfalarına yansıtmıştır.</p><p>Yazı İşleri Müdürlerimiz Fatma Demircioğlu Parlar, İdris Saruhan ve Yılmaz Yıldız, özgün dosyalar hazırlamıştır. Gece Müdürümüz Mustafa Duran, tüm dosyaların paylaşım ve toparlanmasına nezaret etmiş, metinleri dikkatle edit ederek mutfağın işini kolaylaştırmıştır. Ankara Haber Müdürümüz Fazlı Şahan, gerek sorumlu olduğu büronun organizasyonunu yaparak gerekse de bürokrasinin labirentlerini büyük bir sabır ve ustalıkla aşarak yazı, bilgi ve belge akışını sağlamıştır.</p><p>Ve elbette Genel Yayın Yönetmenimiz Hüseyin Likoğlu, bütün bu serüveni büyük bir disiplin, dikkat ve özveri ile yönetmiş ve yönlendirmiştir. Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü de ilân konsepti ve prosedürünün EK’le eşleşmesini büyük bir titizlik ve profesyonellikle yöneterek Yazı İşleri’nin işini kolaylaştırmıştır.</p><p>Yazarlarımız yazılarıyla, Bakanlarımız bizzat yazarak ve/veya ekiplerini seferber ederek YENİ ŞAFAK 2026 VİZYON EKİ’nin vücut bulmasına omuz vermişlerdir.</p><p>Tarihe kayıt düşmek adına belgesel nitelikteki bu eserin ortaya çıkmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz…</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/editorun-notu-4784991</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/a1e23587-68w9oyrbmcyc5hcykjjp9.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Krizlerin değil çözümlerin merkezinde bir ülke</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/krizlerin-degil-cozumlerin-merkezinde-bir-ulke-4784992</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/krizlerin-degil-cozumlerin-merkezinde-bir-ulke-4784992" rel="standout" />
      <description>Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Afrika’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada tarihimize ve kimliğimize yaraşır şekilde barışın dili olduk. Türkiye, 2026 yılında da küresel barışın tesisine yönelik çabalarına devam edecektir.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hakan Fidan</strong></p><p><br></p><p>Uluslararası sistemde belirsizliklerin sürdüğü, krizlerin ve çatışmaların tırmandığı zorlu bir süreçteyiz. Güç mücadelesi artık klasik cephelerin ötesine taşmakta; küresel rekabet uzay teknolojileri, yapay zekâ, siber güvenlik ve kritik minerallerin kontrolü gibi eksenlerde yeniden şekillenmektedir.</p><p>Bu zorlu tablo karşısında, Türkiye uluslararası meselelerde sorumluluk üstlenen, inisiyatif geliştirebilen ve diplomatik kapasitesini etkin biçimde ortaya koyan bir küresel aktör olarak öne çıktı. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye eksenli, bağımsız ve milli dış politikamızı 360 derece perspektifiyle kararlılıkla sürdürdük.</p><p>2025 yılını geride bırakırken, bölgesel güvenlik ve refah üreten, uluslararası sisteme özgün kültürel ve siyasi katkısını sunan saygın ve müessir bir Türkiye söz konusudur.</p><p>Bu özgüvenle, Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Afrika’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada tarihimize ve kimliğimize yaraşır şekilde barışın dili olduk; ara bulucu ve kolaylaştırıcı rolümüzle bölgesel ve küresel düzeyde katkı sağladık. Krizlerin çözümünde diyaloğu önceleyen, barışı savunan ve insanî sorumlulukları merkeze alan diplomasi anlayışımızı, adalete ve istikrara en çok ihtiyaç duyulan kırılma noktalarında bilfiil seferber ettik. Gazze, 2025’te dış politikamızın temel önceliklerinden biri oldu. Gazze’de İsrail’in işlediği soykırım karşısında, küresel vicdanın sesi olduk. Türkiye olarak yürüttüğümüz yoğun diplomatik temaslar, uluslararası toplumun Gazze konusunda ortak bir siyasi tutum geliştirmesinde önemli bir etken oldu. 7 Ekim sonrasında, İsrail’e koşulsuz destek veren ülkelerin dahi bu hukuksuzluğun yanında duramadığı bir noktaya gelinmiştir. Bugün, Filistin Devleti’nin tanınması yönünde oluşan ivme, uluslararası düzeyde tesis ettiğimiz eş güdüm ve kararlılığın sonucudur.</p><p>Komşumuz Suriye 2025 yılına yeni bir ruh ve umutla başlarken, ülkenin egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliğinin sağlanmasını temel öncelik olarak gördük. Bu yolda, Suriye Hükümeti’ne gerekli desteği vermeye devam ediyoruz. Suriyeli kardeşlerimizin güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşlerinin de sağlanması amacıyla altyapı, hizmet ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik çabalara katkı sağladık. Önümüzdeki dönemde de istikrarlı ve refah üreten bir Suriye’nin inşasında rol üstlenmeye devam edeceğiz.</p><p>Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın diplomasi yoluyla sonlandırılması için 2025 boyunca temaslarımızı sürdürdük. Bu yıl, Rusya ile Ukrayna arasında üç tur görüşmeye daha ev sahipliği yaptık. İstanbul, halen tarafların teknik düzeyde bir araya gelebildiği ve barışın parametrelerini tartışabildiği yegâne platform olma özelliğini korumaktadır. Adil ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi için diplomatik gayretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Dış politikamızın temel ilkelerinden biri olan bölgesel sahiplenme anlayışıyla, mücavir bölgelerimizde iş birliğinin artırılması ve gerilimlerin azaltılması için temaslarımızı yoğunlaştırmaktayız. Bu itibarla, mevcut çok taraflı mekanizmalar çerçevesinde komşularımız ve bölge ülkeleriyle bir araya gelmeye öncelik verdik. Türkiye’nin öncülüğünde kurulan ve ilk toplantısına İstanbul’da ev sahipliği yaptığımız Balkan Barış Platformu, bölgede diyalog ve iş birliğinin geliştirilmesi bakımından anlamlı bir adım oldu. Türk dünyasında da yeni bir dayanışma çağını inşa ediyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) bu yıl gerçekleştirilen iki zirvesinde tarihi kazanımlar elde edilirken, Türk devletlerinin KKTC ve Kıbrıslı Türklere desteği Zirve Bildirilerinde en güçlü şekilde kayda geçirilmiştir. 2026 yılında ev sahipliği yapacağımız müteakip Zirve’yle, TDT’nin Dönem Başkanlığını Azerbaycan’dan devralacağız. Benzer şekilde, İslâm âleminin sesi olan İslâm İşbirliği Teşkilatı (İİT) nezdinde de tarihî bir sorumluluk üstlendik. İstanbul’da düzenlediğimiz Dışişleri Bakanları Konseyi’nin 51. oturumunda Dönem Başkanlığını devralarak, İslâm dünyasının meselelerine çözüm üretme iradesini güçlendirdik. NATO’daki konumumuz da her geçen gün güçlenmektedir. NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı’na ev sahipliği yaptık. 2026 yılında ev sahipliği yapacağımız NATO Ankara Zirvesi’nde, İttifak’ın birliğini, hazırlık seviyesini ve dayanıklılığını güçlendirecek somut neticeler elde etmeyi hedefliyoruz. Dışişleri Bakanlığımızın kurumsal birikimi, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle birleştiğinde Türkiye’yi, mazisinden aldığı güçle geleceğe hikmetle yön veren, krizlerin değil çözümlerin merkezinde duran bir ülke haline getirmiştir. Türkiye, ilkeli duruşu ve diplomatik kapasitesiyle, 2026 yılında da bölgesel ve küresel barışın tesisine yönelik çabaların ön saflarında yer almaya devam edecektir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/krizlerin-degil-cozumlerin-merkezinde-bir-ulke-4784992</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/c9570739-mlvb6400iae01i20se8neh.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Krizlerin ortasında çözüm ülkesi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/krizlerin-ortasinda-cozum-ulkesi-4784993</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/krizlerin-ortasinda-cozum-ulkesi-4784993" rel="standout" />
      <description>Türkiye, dünyada değişen dengeleri lehine kullanmak ve muhtemel tehdit ve sınamaları bertaraf etmek için manevra kabiliyeti yüksek bir diplomasi icra ediyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>bazı önemli adımlar atılmış olmasına rağmen 2025 yılı, çatışmaların sürdüğü ve küresel rekabetin daha da keskinleştiği bir yıl oldu. Güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve belirsizliğin hakim olduğu bir tablo karşısında Dışişleri Bakanlığı, çok boyutlu ve ön alıcı bir dış politika yürütüyor. </p><h2>DÖRT BİR YANDA AKTİF </h2><p>Türkiye sadece bölgesinde değil, dünyanın dört bir yanında barış ve istikrarı önceleyen, çözüm odaklı diplomatik girişimlere öncülük ediyor. Gazze’den Ukrayna’ya, Güney Kafkasya’dan Afrika Boynuzu’na uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrarı önceleyen dış politikası ve üstlendiği ara buluculuk ve kolaylaştırıcılık rolüyle, uluslararası düzlemde itibar gören ve desteği aranan bir aktör olarak öne çıkıyor.</p><h2> FİLİSTİN’DE TÜRKİYE FARKI</h2><p>Gazze’de izlediği aktif politikayla ateşkes anlaşmasında garantör ülkelerden olan Türkiye’nin çabalarıyla 7 Ekim sonrasında Filistin Devleti’nin tanınması için çalıştı. Bu yıl 11 ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasıyla, iki devletli çözüm iradesi küresel bir mutabakata dönüştü. BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden dördünün Filistin’i tanıdığı tarihi bir dönemece girildi. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde Gazze’deki önceliği, Gazze’de ateşkesin tahkimi, bölgenin yeniden imarı ve insani yardımların kesintisiz akışının sağlanması olacak. Türkiye, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti kurulana kadar bu mücadelesine devam edecek. </p><h2>KUZEYDE BARIŞ ÇABALARI </h2><p>Türkiye’nin diplomatik çözüm arayışlarında bir diğer yönü ise kuzeyi. Dördüncü yılını tamamlamak üzere olan Rusya- Ukrayna savaşı bölgenin güvenlik ve istikrarını yakından etkilemeyi sürdürüyor. Savaşın başından bu yana ihtilafın diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini savunuyor. 2025 yılında Rusya ile Ukrayna arasında üç tur doğrudan görüşmelere İstanbul’da ev sahipliği yaparak barış çabalarında kritik rol üstlendi. </p><h2>SURİYE’NİN DÜNYAYA ENTEGRASYONU</h2><p>Suriye’de 8 Aralık devriminin ardından Türkiye, ülkenin istikrarı için çaba gösteriyor. Türkiye’nin girişimleriyle ABD ve Avrupa ülkelerinin Suriye yönetimiyle yapıcı angajman geliştirmesine destek olundu, yaptırımların kaldırılması sürecinde kolaylaştırıcı rol üstlenildi. Türkiye’nin öncülüğünde Suriye 13 yıl aradan sonra İslam İşbirliği Teşkilatı üyeliğine döndü. </p><h2>EGE VE DOĞU AKDENİZ REFAH BÖLGESİ</h2><p>Türkiye, dış politikada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda hak ettiği konuma ulaşması ve Kıbrıslı Türklere yönelik gayriinsani ambargonun kaldırılmasını da başlıca öncelikleri arasında tutuyor. Yunanistan’la olumlu gündemin geliştirilmesine yönelik iradesini sürdüren Türkiye, Batı Trakya Türk azınlığının haklarının korunması yönündeki girişimlerine de devam ediyor. Tüm Ege ihtilaflarının bir bütün olarak ele alınmasını ve bunlara uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde anlamlı ve yapıcı bir diyalogla çözüm bulunmasını savunan Türkiye, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istiyor. </p><h2>TDT’DE DÖNEM BAŞKANLIĞI </h2><p>Türk dünyasında bütünleşme çabalarının ana çatısını oluşturan Türk Devletleri Teşkilatı, bünyesinde bu yıl gerçekleştirilen iki Zirve’de tarihi kazanımlar elde edilirken, Türk devletlerinin KKTC ve Kıbrıs Türklerine desteği Zirve Bildirilerinde en güçlü şekilde kayda geçirildi. KKTC’nin Türk Akademisi’ne gözlemci olarak kabul edilmesi, Ada’nın Türk İşbirliği Teşkilatlarıyla bütünleşmesi yolunda atılan önemli bir adım oldu. Türkiye’de 2026’da yapılacak zirveyle dönem başkanlığı ülkemize geçecek. </p><h2>NATO ANKARA TOPLANACAK</h2><p>NATO nezdindeki konumunu da her geçen gün güçlendiren Türkiye, İttifak içinde güvenilir, yüksek kabiliyet sahibi ve istikrar sağlayıcı bir güç olarak öne çıkıyor. Türkiye, güvenliğin bölünmezliği anlayışıyla, Müttefik ülkeler arasında savunma sanayii alanında kısıtlamalar uygulanmaması gerektiğini düşünüyor. 2026 yılında NATO zirvesine Ankara’da ev sahipliği yapacak Türkiye, İttifak’ın birliğini, hazırlık seviyesini ve dayanıklılığını güçlendirecek somut çıktılar elde etmeyi hedefliyor. </p><h2>AB’DE DİYALOĞA DEVAM</h2><p> Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin canlandırılmasını hedefleyen Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde diğer temel öncelikleri diyalog mekanizmalarının yeniden işler hale getirilmesi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Vize Serbestisi sürecinin hızlandırılması. Türkiye-AB işbirliği, tüm Avrupa coğrafyasının menfaatinedir. </p><h2>YENİDEN ASYA GİRİŞİMİ </h2><p>Türkiye, küresel ekonominin ve jeopolitiğin yeni ağırlık merkezi Asya-Pasifik bölgesine yönelik olarak “Yeniden Asya Girişimi” çerçevesinde şekillenen vizyoner ve çok boyutlu politikaların somut meyvelerini toplamaya başladı. Bölgenin küresel aktörü Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkiler, karşılıklı saygı ve ortak fayda temelinde ilerletiliyor. 5 KITA, 47 ÜLKEYE YARDIM Türk dış politikasının ayrılmaz bir parçası addedilen insani yardım vizyonu 2025 yılında 5 kıtada toplam 47 ülkede gerçekleştirdiği insani yardımlarla kendini ispatlamış, Türkiye küresel çapta önde gelen donör konumunu sürdürdü. </p><h2>HER YERDE MİSYON AĞI</h2><p>2002 yılında 163 olan faal dış temsilcilik sayısı, bugün itibarıyla 148 Büyükelçilik, 14 Daimî Temsilcilik, 99 Başkonsolosluk, 2 konsüler birim ve 1 Ticaret Ofisi olmak üzere toplam 264’e ulaştı. Türkiye dünyada en geniş dış temsil ağına sahip ilk 3 ülke arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/krizlerin-ortasinda-cozum-ulkesi-4784993</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Nur Banu Aras</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/98b7ec46-bmranwz0of3wy5d3eiurm.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Silahlı Kuvvetlerimiz küresel güvenlikteki ağırlığını daha da artıracaktır</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/turk-silahli-kuvvetlerimiz-kuresel-guvenlikteki-agirligini-daha-da-artiracaktir-4784995</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/turk-silahli-kuvvetlerimiz-kuresel-guvenlikteki-agirligini-daha-da-artiracaktir-4784995" rel="standout" />
      <description>2026 yılında da Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlama kararlılığını sürdürecek, bölgesel ve küresel güvenlikteki ağırlığını daha da artıracaktır</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşar Güler</strong></p><p><br></p><p>Yakın coğrafyamız başta olmak üzere tüm dünyada savaş, çatışma ve istikrarsızlıkların devam ettiği; özellikle savunma ve güvenlik alanında yaşanan değişimlerin yeni güvenlik arayışlarını hızlandırdığı hassas ve bir o kadar da kritik bir süreçten geçiyoruz.</p><p>Böylesine kritik bir ortamda Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı, en yoğun ve en etkin faaliyetlerini icra eden Bakanlığımız 2025 yılında da;</p><p>* Bölgesel ve küresel barış ve istikrarın tesisi için çok boyutlu, kararlı ve etkin bir savunma politikası izlemeye,</p><p>* Balkanlardan Orta Doğu’ya, Kafkasya’dan Afrika’ya kadar uzanan stratejik kuşakta dünya güvenlik mimarisine belirleyici katkılar sunmaya devam etmiştir.</p><p>Yüksek donanımı, nitelikli personeli ve üstün harekât kabiliyetiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de asil milletimizin güveninden aldığı güçle;</p><p>* Hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye,</p><p>* Denizlerimizde ve semalarımızda hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası misyonlara katkı sunmaya kadar üstlenmiş olduğu tüm görevleri azim, kararlılık ve başarıyla yerine getirmiştir.</p><p>Artan tehdit çeşitliliği ve değişen konjonktürel şartlar; bizlere yalnızca olup biteni izleyen değil, değişime yön veren, öncü ve proaktif bir duruş benimsememizin gerekliliğini bir kez daha göstermektedir.</p><p>Nitekim Türk Silahlı Kuvvetlerimiz,</p><p>* Hazır gücünü koruyan</p><p>* Modern ve millî savunma sanayii ürünleriyle operasyonel kabiliyetini artıran</p><p>* Tecrübeli personelini güçlü bir eğitim modeliyle destekleyen</p><p>* Böylelikle etkinliğini ve caydırıcılığını en üst seviyede tutan bir ordu olarak öne çıkmaktadır.</p><p>Çok iyi biliyoruz ki; güçlü ve hazırlıklı bir ordu, barışın sigortası olduğu gibi milletinin de güvencesidir.</p><p>Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla savunma sanayinde büyük bir atılım gerçekleştiren ülkemiz; yüzde 82’lere ulaşan yerlilik ve millîlik oranı ile kara, deniz ve hava platformlarında ihtiyacımız olan birçok sistemi yerli ve millî imkânlarla tasarlamakta, üretmekte ve ihraç etmektedir.</p><p>2026 yılında da Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlama kararlılığını sürdürecek, bölgesel ve küresel güvenlikteki ağırlığını daha da artıracaktır.</p><p>“Gücünü sahada, güvenini dünyada daha fazla hissettiren” bir Türk Silahlı Kuvvetleri ile Türkiye’nin gücüne güç katmaya devam edeceğiz.</p><p>Bu vesileyle; tüm vatandaşlarımızın, basın camiasının ve Yeni Şafak okuyucularının yeni yılını en içten dileklerimle kutluyor; 2026 yılının ülkemize sağlık, huzur ve başarı getirmesini temenni ediyorum.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/turk-silahli-kuvvetlerimiz-kuresel-guvenlikteki-agirligini-daha-da-artiracaktir-4784995</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/47cdf34b-weblodj1rmtxgcylgf7m.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karada dengeleri değiştirecek: Altay Tankı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/karada-dengeleri-degistirecek-altay-tanki-4784996</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/karada-dengeleri-degistirecek-altay-tanki-4784996" rel="standout" />
      <description>20 yıllık emeğin ürünü olan yerli ve milli Altay Muharebe Tankı’nın ilki 28 Ekim’de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi. Tank teknolojisinde Türkiye’yi devler ligine taşıyan ALTAY, şimdiden yabancı ülkelerin takibine girdi. Teknik üstünlükleriyle TSK’nın gücüne güç katan ALTAY’ın Avrupa savunmasında da önemli roller oynayabileceği şimdiden konuşulmaya başlandı.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava ve deniz kuvvetlerinde yurt dışına bağımlılığı en aza indirmek için dünyanın çok konuştuğu mega projelere imza atan Türkiye, 2000 yılının başında Kara Kuvvetleri’nin ihtiyaçları için de arayışlara başladı. İlk olarak yabancı menşeili bir tankın yurt içinde üretimi gündeme geldi. Dünyaca ünlü firmaların getirdiği tanklar 2 yıl süre ile test edildi. Ancak tanklar Türk Silahlı Kuvvetleri’nin talep ve ihtiyaçlarına cevap vermekte yetersiz kalınca, yerli üretim modeli gündeme geldi. Savunma sanayiinde 2000’li yılların başında inşa edilen güvenle, adını Kurtuluş Savaşı sırasında İzmir’e giren ilk süvari birliklerinin komutanı Fahrettin Altay’dan alan Altay Muharebe Tankı’nın geliştirilmesine karar verildi. 30 Mart 2007’de Milli Tank Üretim Projesi çalışmalarına başlandı.</p><h2>2017’DE SSB’YE TESLİM EDİLDİ</h2><p>Tasarımı ve prototip üretimi için 500 milyon dolarlık dev bir bütçe öngörülen ALTAY’ın 2009’da başlayan tasarım çalışmaları, ilk iki prototipin (Hareket Kabiliyeti Testi Ön Prototipi ve Atış Testi Ön Prototipi) 15 Kasım 2012’de Türk ve dünya kamuoyuna sunulmasıyla büyük ölçüde tamamlandı. 2017 yılında ise ALTAY Tankı prototipleri testlerini tamamlayarak Savunma Sanayi Başkanlığı’na teslim edildi. 2018 sonrası ise seri üretim süreci başladı.</p><h2>1,5 MİLYON SAATLİK EMEK</h2><p>BMC, Aselsan, Roketsan, MKE gibi güzide kurumlarımız ile onlarca alt yüklenici şirketin katkı sunduğu proje 2025’te ilk meyvesini verdi. Türkiye’yi kullanıcı ülke konumundan tasarımcı/üretici ülke konumuna taşıyan ALTAY tankının ilki, 1,5 milyon mühendislik saati, 35 bin kilometreyi kapsayan test süreci, 3 bin 700 fiili atış aşamaları tamamlanarak geçtiğimiz 28 Ekim 2025’te Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi. Başlangıçta Güney Kore menşeli motorlar kullanılmış olsa bile, uzun vadede yerli BATU motoru ile ALTAY’daki millilik oranının yüzde 100’e ulaşması bekleniyor. Uzun ve zorlu bir süreç sonunda ortaya çıkan Altay, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla geliştirip ürettiği ilk ana muharebe tankı oldu. Savunma analisti Arda Mevlütoğlu, bu çok boyutluluğu 3 maddede ortaya koyuyor.</p><h2>AVRUPA’YA DA UMUT ISIĞI</h2><p>Birincisi Avrupa’nın özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında ortaya çıkan endüstriyel kapasite zafiyetinin giderilmesi için hızlı üretim ve modernizasyon kapasitesi gerekmektedir. Avrupa savunma sanayisi pek çok alanda yüksek kalite ve teknoloji seviyesine sahip olmakla birlikte, üretim ölçeği ve teslimat süreleri konusunda ciddi sınırlılıklar yaşamaktadır. Türkiye’nin modüler tasarım yaklaşımı, rekabetçi maliyet yapısı ve yüksek üretim ölçeğine ulaşabilme esnekliği, Avrupa’nın eksik kaldığı tam da bu alana dokunmaktadır.</p><p>İkincisi, Türkiye’nin harekât deneyimi, Avrupa’nın uzun yıllardır dahil olmadığı yüksek yoğunluklu ve karmaşık muharebe ortamlarına dair pratik doktrin ve sistem entegrasyon bilgi birikimini barındırmaktadır. Bu bilgi ve altyapı gerçek savaş ortamında test edilmiş ve optimize edilmiştir.</p><h2>STRATEJİK BİR DEĞER</h2><p>Üçüncüsü, Türkiye’nin jeopolitik konumu, Avrupa’nın kara savunma stratejisi için kritik bir güvenlik tamponu görevi görmektedir. Orta Doğu, Kafkasya ve Karadeniz üçgenindeki istikrarsızlık alanları, Avrupa’nın doğrudan güvenliği açısından tehdit oluşturmaktadır. Türkiye’nin geliştirdiği kara platformları ve bunların geniş coğrafyalarda denenmiş olması, Avrupa’nın çevresel güvenlik risklerine yönelik süratle konuşlandırılabilir, farklı iklim ve coğrafi koşullara uyum sağlayabilir araçlara ihtiyaç duyduğu bir dönemde stratejik bir değer üretmektedir.</p><h2>DÜNYA SAHNESİNDE AYRICALIKLI KONUM</h2><p>Avrupa’nın ALTAY’ı yakın markaja alması da bu tespitlerin haklılığını ortaya koyuyor. Örneğin Fransa’nın önde gelen savunma sanayi platformu Militaire, Türkiye’nin yerli ana muharebe tankı Altay’ı mercek altına alan dikkat çekici bir analiz yayımladı. “Türkiye, seri üretimine başladığı 65 tonluk bu dev tankla ağır sınıf tank üreten ülkeler kulübüne resmen adım atıyor” başlıklı analizde, “Altay’ın seri üretime geçmesiyle Ankara, dünya sahnesinde kendine ayrıcalıklı bir konum elde etti” ifadelerine yer verildi. Analizde, bu üretim kapasitesinin Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişinin en somut göstergelerinden biri olduğu vurgulanırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savunma sanayi alanında yaptığı hamlelerin Türkiye’yi küresel arenada adım adım zirveye taşıdığı belirtildi. Altay programına ilişkin detaylara da yer veren Militaire, “Program 2000’li yıllardan bu yana sürüyor ve toplamda 35 bin kilometrelik test sürecini kapsıyor. 65 tonluk tank; 120 mm’lik topu, 7.62 mm eş eksenli makineli tüfeği ve uzaktan komutalı silah sistemiyle adeta bir canavar. ASELSAN’ın geliştirdiği AKKOR aktif koruma sistemi de üretim hattındaki tanklara entegre edilecek” ifadelerini kullandı. İsrail gazetesi Maariv, Altay tanklarının seri üretime geçmesini “Türkiye, süper güçler arasına giriyor: Ölümcül kapasiteye sahip yeni tankını üretmeye başlıyor.” başlıklı haberi ile duyurdu. Polonya merkezli Defence Industry EU, Altay Tankı’nda kullanılan Türkiye’nin savunma sanayi devi ASELSAN’ın ürettiği sistemlere yer verdi.</p><h2>KLASİK TANKLARDAN ÇOK FARKLI</h2><p>Altay ana muharebe tankı, akıllı savunma ve atış kontrol sistemleriyle donatılmış yapısı sayesinde hem saldırı hem de savunmada yüksek performans sunuyor. Yaklaşık 65 ton ağırlığındaki tank, yerli 1.500 beygir gücündeki BATU motoru, 120 mm ana topu ve AKKOR aktif koruma sistemiyle modern muharebe sahasının ihtiyaçlarına yanıt veriyor. 70 km/s hıza ulaşabilen Altay, gelişmiş zırh yapısı ve dört kişilik mürettebatıyla dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/karada-dengeleri-degistirecek-altay-tanki-4784996</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/d9d62a51-24bapobxk0xa9mua7axzl.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mehmetçik her yerde</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/mehmetcik-her-yerde-4785002</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/mehmetcik-her-yerde-4785002" rel="standout" />
      <description>Türk Silahlı Kuvvetleri, hem küresel barışa katkı vermek hem de ulusal güvenliği sağlayıp Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla Afrika’dan Balkanlar’a uzanan bir yelpazede görev yapıyor. 15 ülkede bayrağımızı dalgalandıran TSK, Türk dış politikasına aktif destek veriyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), uluslararası toplumun güvenlik ve barış çabalarına en aktif katkı veren ordular arasında. NATO, Birleşmiş Milletler (BM) ve ikili anlaşmalar çerçevesindeki barışı koruma operasyonlarının yanı sıra Türkiye, son yıllarda sınır ötesi üs bölgeleriyle hem kendi ulusal güvenliğini hem de bölgesel istikrarı güçlendirmeyi hedefleyen çok katmanlı bir strateji yürütüyor. Irak’tan Suriye’ye uzanan operasyon alanları ve üs bölgelerinin yanı sıra Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Bosna-Hersek, Kosova, Azerbaycan, Lübnan, Libya, Sudan, Somali ve Katar’ın da arasında olduğu 15 ülkede askeri varlık gösteriyor. Türk askeri, bu ülkelerin çoğunda uluslararası barış ve istikrar gücü çerçevesinde görev yapıyor.</p><h2>TSK’NIN DÜNYADAKİ ASKERİ VARLIĞI</h2><p>Türkiye’nin dünyadaki askeri varlığı birkaç başlık altında toplanıyor. Bunlar TSK’nın, ülkenin milli menfaatlerini korumak amacıyla icra edilen askeri harekât kapsamında bulunduğu ülkelerdeki varlığı, TSK’nın uluslararası bir koalisyonun parçası olarak insani yardım, barışı tesis etme ve koruma görevlerini icra etmek amacıyla bulunduğu ülkelerdeki faaliyetleri ile ikili askeri eğitim iş birliği anlaşması kapsamında faaliyet gösterdiği dost ve müttefik ülkelerdeki TSK unsurları olarak sayılabilir. Savunma sanayii iş birliği anlaşması gereğince yabancı ülkelerde Türk savunma sanayii ürünlerinin imal veya inşasında görevli TSK unsurları da yurt dışındaki askeri varlığın bir parçası olarak değerlendirilebilir.</p><h2>ASKERİ ROLE YENİ FONKSİYONLAR EKLENDİ</h2><p>Uluslararası barış misyonlarındaki rolü, Türkiye’nin yıllar içinde sadece askeri varlık göstermenin ötesine geçerek eğitim, ortak kapasite geliştirme, insani destek ve sürdürülebilir güvenlik yapıları oluşturma gibi fonksiyonlar da kazanmış durumda. Bu yaklaşım Balkanlar’daki KFOR görevinde, Lübnan’daki UNIFIL Barış Gücü’nde, Akdeniz’deki deniz güvenliği operasyonlarında ve Afrika’daki eğitim faaliyetlerinde somut olarak görülüyor.</p><h2>SAHAYA İSTİKRAR YAYIYOR</h2><p>Türkiye’nin barışa katkı stratejisinin bir diğer boyutu ise sınır ötesi üsler üzerinden sahaya yaydığı istikrar hattı. Somali ve Katar’daki kalıcı Türk üsleri, sadece eğitim ve kapasite artırımı değil, bölgesel krizlerde koşulları yumuşatan, yerel orduların profesyonelleşmesini sağlayan unsurlar olarak değerlendiriliyor. Bu model, son yıllarda Türkiye’nin en uzun soluklu ve riskli güvenlik başlıklarından biri olan Irak ve Suriye’deki varlıkla da yeni bir anlam kazandı.</p><h2>IRAK’TA KALICI ÜSLER</h2><p>TSK, Irak ve Suriye’de terör örgütlerinden kaynaklanan tehditleri bertaraf etmek, sınır hattının güvenliğini sağlamak ve bölgede daha geniş bir istikrar ortamı oluşmasına katkıda bulunmak amacıyla farklı ölçeklerde üsler ve harekât bölgeleri oluşturdu.</p><p>Irak’ın kuzeyindeki Metina, Zap, Avaşin-Basyan, Hakurk ve Kandil çevresindeki üs bölgeleri, yalnızca operasyon alanı değil, aynı zamanda bölgenin temizlendikten sonra güvenli hale getirilmesi için kullanılan kalıcı güvenlik noktaları. Bu üsler, Türkiye’nin hem sınırını koruyan savunma hattını ileri taşıyor, hem de Irak merkezi yönetimiyle ortak güvenlik anlayışına zemin oluşturuyor.</p><h2>SURİYE’NİN GELECEĞİNE KATKI</h2><p>Suriye’deki Türk varlığı ise hem terörle mücadele, hem de sivil güvenliğinin sağlanması açısından uluslararası alanda dikkat çeken bir örnek haline geldi. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla oluşturulan güvenli bölgelerde TSK, yerel unsurlarla birlikte istikrarın korunmasına katkıda bulundu. Bu bölgelerdeki Türk üsleri, mayın/EYP temizliğinden sınır güvenliğine, sivil koruma faaliyetlerinden insani yardım koridorlarının açık tutulmasına kadar kapsamlı çerçevede işlev yürüttü.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/36ab6dff-pkywr8mxwziwimc0b1rus8.webp" data-card-width="1200" data-card-height="675" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/36ab6dff-pkywr8mxwziwimc0b1rus8.webp"></p><h2>UZUN VADELİ GÜVENLİK KUŞAĞI</h2><p>Uzmanlara göre Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde oluşturduğu güvenlik kuşağı, hem yeni göç dalgalarını engellemesi, hem de terör örgütlerinin bölgesel hareket kabiliyetini sınırlaması bakımından uluslararası istikrar üzerindeki etkisini uzun vadeli hale getiriyor. Sahadaki bu geniş faaliyetler, Türkiye’nin küresel barış çabalarında giderek daha çok referans verilen bir aktör haline geldiğini gösteriyor. TSK’nın uluslararası misyonlardaki tecrübesi, üs bölgeleriyle desteklenen sınır ötesi istikrar anlayışı ve Balkanlar’dan Afrika’ya ve hatta Körfez’e uzanan iş birliği ağları, Ankara’nın güvenlik politikalarında öne çıkıyor.</p><h2>TÜRKIYE’NIN YAPTIKLARI YAPACAKLARININ TEMINATI</h2><ol><li data-list="bullet">Türkiye’nin dünyadaki askeri varlığıyla ilgili Doç. Dr. Savaş Biçer, Yeni Şafak’a değerlendirmelerde bulundu. Biçer, Türkiye’nin dünyada başka noktalarda askeri üs kurma ihtimali ve gelecekte ülkemizin bu yöndeki vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Türkiye’nin, uluslararası güvenlik ortamının bugün geldiği noktada insani gerekçelerle BM Güvenlik Konseyi kararına dayanılarak teşkil edilecek uluslararası güvenlik, barış ve istikrar güçlerine asker göndermesi, her zaman ihtimal dahilindedir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin gerek bölgesindeki gerekse küresel ölçekte sürdürdüğü uluslararası siyasetle bağdaşmaktadır. TBMM tarafından bu yönde alınacak bir kararın uygulanmasının TSK’nın imkan ve kabiliyetleri içerisinde olduğu da geçmişte Kore’den Somali’ye, Bosna-Hersek’ten Kosova ve Afganistan’a kadar icra edilen uluslararası görevlerde kanıtlanmıştır. Uluslararası terörizmle mücadele amacıyla öncelikle çevre ülkelerdeki Türkiye’ye yönelik tehdidin bertaraf edilmesi için icra edilen sınır ötesi harekat ve geçici üs bölgelerinde sürekli asker bulundurma uygulamalarının, tehdit ortadan tamamen kalkana kadar sürdürülmesi, milli güvenlik ve beka konusudur. Ayrıca, ev sahibi ülkenin davetine icabet edilerek ikili antlaşma ile yurt dışında kurulan askeri üslerdeki Türk askeri varlığının, milli çıkarlarımıza hizmet eden sonuçları ile önümüzdeki yıllarda da devam edeceği değerlendirilmektedir.”</li></ol><h2>En büyük askeri üs Somali’de</h2><p>2017’de Mogadişu’da açılan Camp TURKSOM, Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük askeri eğitim üssü olmasının ötesinde, Somali ordusunun yeniden yapılandırılmasının bel kemiğini oluşturuyor. Türk subay ve astsubayları burada hem temel askerlik eğitimi, hem de komando ve özel birlik kursları veriyor. Camp TURKSOM’da yetişen birlikler, Somali’nin terörle mücadele kapasitesinin ana unsurlarını oluştururken, Türkiye eş zamanlı olarak lojistik, komuta-kontrol ve kurumsal yapılanma desteği de sağlıyor. Türkiye bu üs aracılığıyla, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik denklemine uzun vadeli kurumsal katkı sunan bir aktör haline gelmiş durumda.</p><h2>YENİ KOMUTANLIK KURULDU</h2><p>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığı ile ilgili kasım ayında yaptığı sunumda, Somali’ye toprak bütünlüğünü sağlama ve ulusal birliğini güçlendirme çabaları kapsamında çok yönlü destek verildiğini açıkladı. Somali’nin terörle mücadele harekatına destek amacıyla bugüne kadar 20 Somalili Kartal Komando Taburu’nun eğitiminin tamamlandığı bilgisini veren Güler, Somali’de ordu bünyesinde genel maksat ve taarruz helikopterinden oluşan Hava Görev Komutanlığı teşkil edildiğini duyurdu.</p><h2>Körfez’de istikrar çıpası</h2><p>Katar’daki Türk askeri varlığı, 2014 yılında imzalanan savunma iş birliği anlaşmaları sonucu kurulan ortak bir üs yapısı üzerinde yükseliyor. TSK’nın Katar’da yürüttüğü faaliyetler, ortak tatbikatlar, eğitim programları, çevre güvenliği, kriz anlarında caydırıcılık ve hızlı konuşlanma imkanı gibi geniş bir yelpazeye sahip. Bu üs, hem Türkiye’nin Körfez’deki ilk stratejik varlığı, hem de bölgedeki güç dengelerinin daha istikrarlı bir çizgiye oturmasında önemli bir araç olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Katar’daki TSK varlığının Türkiye’nin bölgesel barışa “aktif caydırıcılık” yoluyla katkı sunduğunu belirtiyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/283a3fa4-h37va51eeh6q8owenbdc4i.webp" data-card-width="1000" data-card-height="750" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/283a3fa4-h37va51eeh6q8owenbdc4i.webp"></p><h2>Kalıcı üsler stratejik derinlik sağlıyor</h2><p>Türkiye, Kuzey Irak’ta PKK ile mücadele doğrultusunda kalıcı üsler kurdu. Bamarni Hava Üssü, TSK’nın uzun vadeli lojistik ve komuta kapasitesinin merkezi. Başika Üssü, Peşmerge birliklerine askeri eğitim vermek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla kullanılıyor. TSK’nın Irak’taki varlığı sınır içi güvenliği desteklerken, bölgesel caydırıcılık da oluşturuyor.</p><p>Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde İdlib, Afrin ve Fırat hattında kritik askeri üsler ve gözlem noktaları kurarak sınır güvenliği ve terör tehdidine karşı proaktif bir strateji izliyor.</p><p>Taftanaz Hava Üssü, TSK tarafından yeniden yapılandırılmış ve bölgeye konuşlandırılan Türk Hava Kuvvetleri unsurları için önemli bir lojistik noktası. Suriye Ulusal Ordusu ile de ortak çalışma yürütülüyor. Bu yapı hem askeri hem idari iş birliğini içeriyor ve bölgedeki yerel güvenlik yapısının şekillenmesine katkıda bulunuyor. Bu varlık, Türkiye için sadece askeri kontrol değil, aynı zamanda “istikrar bölgesi” kurma, sığınmacı akışını yönetme ve uzun vadeli barışı destekleme amacı taşıyan stratejik bir yatırım.</p><p><br></p><p><br></p><p><br></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/mehmetcik-her-yerde-4785002</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Gökhan Özturan</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/ec274c6c-s0swn6ulwqko4sh5ujrvn.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diplomaside yeni çarpan etkisi: İHA/SİHA’lar</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/diplomaside-yeni-carpan-etkisi-ihasihalar-4785003</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/diplomaside-yeni-carpan-etkisi-ihasihalar-4785003" rel="standout" />
      <description>Yerli ve milli İHA\SİHA’lar terörle mücadeleye katkı sağlamanın yanında Türk diplomasisine de yeni etki alanları açtı. 30’dan fazla ülkeye İHA\SİHA sistemleri ihraç edildi. Bu sistemleri satın alarak güvenlik ve istikrarına katkı sunan ülkelerde Türkiye söz sahibi oldu.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yerli ve milli silahlı insansız hava araçları (SİHA) son yıllarda Türkiye’nin terörle mücadele konseptini kökten değiştirdi. Operasyon sahalarında sağlanan anlık hedef tespiti, yüksek hassasiyetli atış kapasitesi ve 7/24 kesintisiz keşif-gözetleme imkânı, örgüt mensuplarını mağaralara hapsetti. İç güvenlik operasyonlarında riskin düşmesi, kara birliklerinin yükünün azalması ve etkili sınır ötesi nokta operasyonları, Türkiye’nin terör tehdidini sınır dışına itmesinde kritik rol oynadı.</p><h2>ÖNEMLİ GÜÇ ÇARPANI</h2><p>SİHA’ların sahada sergilediği performans, Türkiye’nin askeri diplomasi alanındaki etkisini de genişletti. Dost ve müttefik ülkeler tarafından tercih edilen bu sistemler, Türkiye’yi sadece tedarikçi değil aynı zamanda operasyonel iş birliğine dayalı stratejik partner konumuna taşıdı. SİHA teknolojilerinin etkisi, Türkiye’nin uluslararası güvenlik mimarisinde söz sahibi olmasını destekleyen önemli bir güç çarpanı haline geldi.</p><h2>MİLLİ TEKNOLOJİDE YENİ AŞAMA</h2><p>Özellikle Baykar’ın geliştirdiği platformlar, Türkiye’nin savunma sanayiinde yerlilik oranını ciddi şekilde artıran projeler arasında yer alıyor. Motorundan aviyonik sistemlerine, yazılım altyapısından mühimmat entegrasyonuna kadar geniş bir alanda yerli çözümlerin kullanılması, Türkiye’nin teknoloji bağımsızlığı hedefinin somut göstergesi oldu. Tamamen milli mühendislikle geliştirilen sistemler, Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimindeki kabiliyetini dünyaya ispatladı.</p><h2>TÜRKİYE’NİN KONUMUNA STRATEJİK KATKI</h2><p>SİHA projeleri, savunma sanayii ihracatının artmasının yanı sıra Türkiye’nin ikili ilişkilerinin güçlenmesine de kapı açtı. Askeri eğitim, teknik iş birliği ve ortak geliştirme projeleri gibi alanlarda yeni kanallar oluşturan süreç, Türkiye’nin bölgesel ve küresel ölçekte etkinliğini artırdı. Baykar’ın geliştirdiği SİHA’ların pek çok ülke tarafından tercih edilmesi, Ankara’nın diplomatik ve ekonomik etki alanını genişleten önemli faktörlerden biri haline geldi.</p><h2>KARABAĞ VE UKRAYNA’DA SAVAŞIN KADERINI BELIRLEDI</h2><p>Baykar imzalı yerli ve milli Bayraktar TB2 SİHA, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Karabağ savaşı ile Rusya-Ukrayna savaşında belirleyici rol oynadı. Azerbaycan, savaşın seyrini değiştiren Bayraktar TB2 SİHA’lar sayesinde sadece 44 gün içinde işgal altındaki topraklarını geri alıp Ermenistan ordusuna karşı tarihi bir zafere imza attı. Ermenistan’ın çok sayıda silah ve mühimmatı Türk SİHA’larıyla imha edildi. Savaş süresince yayınlanan SİHA görüntüleri Ermenistan cephesinde ağır psikolojik çöküntüye yol açtı. Rusya-Ukrayna savaşı da modern savaş anlayışında köklü değişimlerin yaşandığı ve yeni nesil savunma teknolojilerinin etkinliğinin test edildiği bir dönüm noktası oldu. Bayraktar TB2’ler Azerbaycan ordusunun Karabağ zaferinin ardından Rusya-Ukrayna savaşında da etkili şekilde kullanıldı. Savaşın özellikle ilk aşamalarında Ukrayna ordusu, Bayraktar TB2’lerle hem taktik keşif ve gözetleme sağladı, hem de etkili atışlarla Rusya’ya üstünlük kurdu.</p><h2>30’DAN FAZLA ÜLKEDE ISTIKRARA KATKI SAĞLIYOR</h2><p>İnsansız hava sistemlerinde dünya devlerinden birisi olan Türkiye, 30’u aşkın ülkeye İHA\SİHA ve ihraç etti. Aynı zamanda bu araçlarda kullanılan mühimmatlar da yine Türkiye tarafından tedarik edildi. Kuveyt, Azerbaycan, Katar, Ukrayna, Türkmenistan, Fas, Kırgızistan, Polonya, Pakistan, Etiyopya, Kazakistan, Tunus, Irak, Libya, Nijer, Tacikistan, Cezayir, Somali, Cibuti, Litvanya, Mali, Birleşik Arap Emirlikleri, Bangladeş, Togo, Burkina Faso, SİHA ve İHA’larımızdan alan ülkeler arasında. Macaristan, Sırbistan, Angola ve Arnavutluk ise Bayraktar TB2 SİHA almak isteyen ülkeler listesinde yer alıyor. Bu ülkelerin güvenliğine katkı sağlayan bu sistemlerin satışı, ticari bir faaliyet olmadan öte anlamlar taşıyor. Bu satışlarla birlikte Türk diplomasisinin de etki alanı da genişliyor. Örneğin 2014 yılında iç savaşın patlak verdiği Libya’da savaşın sona ermesinde Türkiye’den tedarik edilen İHA\SİHA’lar büyük rol oynadı. Ülkede sağlanan kısmi istikrardan sonra Türkiye Libya’da söz sahibi ülkelerden birisi oldu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/diplomaside-yeni-carpan-etkisi-ihasihalar-4785003</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Gökhan Özturan</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/1b0d4b96-i3jrxv5m17mzms3kv3gdq.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Savunmada yükselen yıldız</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/savunmada-yukselen-yildiz-4785005</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/savunmada-yukselen-yildiz-4785005" rel="standout" />
      <description>Türkiye, güçlü ordu yapısı ve yerli-milli savunma sanayii hamlesiyle güvenlik mimarisini yeniden şekillendiriyor. Milli Savunma Bakanlığı, Mavi ve Gök Vatandaki hak ve menfaatlerin korunması için de her türlü çabayı gösterirken Ege ve Doğu Akdeniz’deki faaliyetler milli çıkarlar doğrultusunda etkin bir şekilde yerine getiriliyor.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, değişen güvenlik dengeleri ve artan jeopolitik riskler karşısında savunma politikalarını yalnızca tehditlere karşı tedbir alan bir refleksin ötesine taşıyor. Milli Savunma Bakanlığının güçlü ordu yapısı, yerli ve millî savunma sanayii yatırımları ve proaktif güvenlik anlayışıyla şekillenen bu yeni dönem; Türkiye’yi sınırlarını koruyan bir ülke olmanın ötesinde, bölgesel barış ve küresel istikrara katkı sunan etkin bir aktör konumuna yükseltiyor. İç cepheyi tahkim etmeyi ve dış politikada caydırıcılığı artırmayı hedefleyen bu vizyon, savunmada Türkiye’nin yükselen gücünü net biçimde ortaya koyuyor.</p><h2>TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ</h2><p>Türkiye, özellikle yakın çevresinde cereyan eden jeopolitik gerginliklerin tüm bölgeyi tehdit ettiği bir süreçte birlik ve beraberliği güçlendirmek ve iç cepheyi tahkim etmek amacıyla yeni bir dönemin kapısını araladı. 40 yılı aşkın süredir Türkiye’nin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak, milletin önüne konulan engelleri ortadan kaldırmak için “Terörsüz Türkiye” hedefine doğru kararlı bir yürüyüş içine girdi.</p><h2>GÜÇLÜ DİYALOG</h2><p>Millî Savunma Bakanlığı, Türkiye’nin Mavi ve Gök Vatandaki hak ve menfaatlerin korunması için de her türlü çabayı gösteriyor. Ege ve Doğu Akdeniz’deki faaliyetler milli çıkarlar doğrultusunda etkin bir şekilde yerine getiriliyor. Ege’de komşusu Yunanistan ile arasındaki sorunların çözümü için mevcut olumlu diyalog ortamının geliştirilmesini böylece Ege Denizi’nin barış ve istikrar bölgesi olması için çaba sarf ediyor. Askeri sahada Güven Artırıcı Önlemler gibi platformlar ve geliştirilen diyalogla ilişkiler güçlü tutulmaya çalışılıyor.</p><h2>HAK GASPINA GEÇİT YOK</h2><p>Türkiye, Yunanistan tarafından bölgede tek taraflı yürütülmeye çalışılan her türlü projeye ve teşebbüse karşı da uluslararası hukuk çerçevesinde diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ege’de ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi yok sayan veya haklarını gasp etme niyeti taşıyan hiçbir projenin gerçekleşemeyeceğini her fırsatta vurguluyor.</p><h2>PROAKTİF SAVUNMA</h2><p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini de savunan Türkiye, Ada’da adil ve kalıcı çözüm için tek çıkar yolun Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabulü olduğunu vurguluyor. Bunların yanı sıra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bölge içinden ve dışından ülkelerle askerî ve siyasi ilişkilerini geliştirme ve silahlanma hevesi, gerginliği artıracak ve istikrara zarar verecek mahiyette ilerlerken Türkiye de buna karşın çabalarını artırıyor. Türkiye GKRY’nin bu çabalarına karşı proaktif savunma ve güvenlik politikası doğrultusunda gerekli tedbirleri alıyor.</p><h2>‘GARDAŞ’ İLE MUTABAKAT</h2><p>Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ikili ilişkiler, NATO, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı görevleri kapsamındaki yoğun faaliyetlerini de sürdürüyor. TSK pek çok coğrafyada uluslararası güvenlik, barış ve istikrara önemli katkılar sunuyor. TSK bu kapsamda 2025 yılı içerisinde Azerbaycan’ın Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması kapsamında eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetleri ile savunma sanayii iş birliğinde büyük gelişmeler kaydetti. Son olarak iki ülke arasında IDEF 2025 Fuarı’nda “Karşılıklı Askerî Güvenliğin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Muhtırası” imzalandı.</p><h2>SURİYE’YE ASKERİ DESTEK</h2><p>MSB, Suriye’nin egemenliği ile birlik ve beraberliğine olan destek çerçevesinde ülkenin yeniden inşası ve imarı ile Suriyelilerin geri dönüşlerinin sağlanması ve uluslararası arenadaki kısıtlılıkların kaldırılması gibi pek çok başlıkta da desteklerine devam ediyor. Güvenlik alanında da Suriye’nin yeni yönetimi ile yakın bir koordinasyon ve güçlü bir uyum içerisinde çalışıyor. Bu kapsamda ilk olarak askeri ateşe müteakiben de çalışmalarımızda etkinliğin ve koordinasyonun sağlanması maksadıyla / Suriye Koordinasyon Birimi görevlileri Şam’a gitti. Türkiye, Suriye ile imzaladığı Ortak Eğitim ve Danışmanlık Mutabakat Muhtırası kapsamında başta terörle mücadele olmak üzere Suriye ordusunun savunma ve güvenlik kapasitesinin geliştirilmesi, modernizasyonu, teşkilatlanması ve personelinin eğitilmesine katkılarda bulunuyor.</p><h2>TEK LİBYA HEDEFİ</h2><p>Türkiye, Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge için imza koyduğu Libya’nın istikrarına katkı sunmak için son yıllarda üstlendiği inisiyatif ve tesis ettiği iş birliği sayesinde sahada büyük ölçüde sükûnet sağladı. Libya ordusuna eğitim ve danışmanlık faaliyetleri kapsamında destek olurken askerî sahada da ikili ilişkileri geliştiriyor.</p><h2>SOMALİLİ 20 TABUR EĞİTİLDİ</h2><p>Uluslararası güvenliğe sunduğu katkılar kapsamında Türkiye, Somali’ye de toprak bütünlüğünü sağlama ve ulusal birliğini güçlendirme çabalarında çok yönlü destek veriyor. Somali’nin terörle mücadele harekâtına destek amacıyla bugüne kadar 20 Somalili Kartal Komando taburunun eğitimi tamamlandı.</p><h2>92 ÜLKE İLE ASKERİ ANLAŞMA</h2><p>Türk ordusu 92 ülkeyle askerî çerçeve, eğitim iş birliği ve yardım anlaşmaları da imzaladı. Bugüne kadar 92 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması, 66 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması ve 35 ülke ile Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdi Yardım Uygulama Protokolü imzalandı. 40 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması, 12 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması ve 15 ülke ile Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdi Yardım Uygulama Protokolü’nün imzalanmasına yönelik müzakereler yürütülüyor.</p><h2>NATO’DA 7. SIRAYA YÜKSELDİ</h2><p>Türkiye NATO’nun asgari yüzde 2 olan savunma harcamaları hedefine bağlı olarak 2024 yılında bu konudaki taahhüdünü yüzde 2,13 seviyesinde gerçekleştirdi. NATO Askerî Bütçesine katkıda sekizinci sıradan yedinci sıraya yükselen Türkiye, sağlanan seviyenin kademeli bir şekilde artırılarak İttifakın planladığı hedef olan yüzde 5 oranına 2035 yılına kadar ulaşmayı hedefliyor.</p><h2>ASKERİ ALTYAPI GELİŞİYOR</h2><p>Yükselen bir güç olan savunma sanayii sektörünün gelişmesine de katkıda bulunan MSB, bu kapsamda bakanlık bünyesindeki askeri fabrikalar ve tersanelerin de imkân ve kabiliyetlerini geliştiriyor.</p><h2>MİLLİ SAVAŞ UÇAKLARINA YOĞUN TALEP</h2><p>Savunma sanayinde önemli gündem maddelerinden biri de yerli ve millî savaş uçakları KAAN, Hürjet ve Kızılelma. Kaan, Hürjet ve Kızılelma’ya ülkelerden yoğun talep geliyor. Eurofighter tedariki kapsamında ise Birleşik Krallık ile 20 adet yeni uçak ile ekipman ve muhtelif mühimmatın tedarik edilmesine dair sözleşme imzalandı. Ayrıca Katar ve Umman envanterinde bulunan Eurofighter uçaklarının temin çalışmaları da devam ediyor. Öte yandan F-16 ve F-35 tedariki ile ilgili çalışmalar da sürdürülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/savunmada-yukselen-yildiz-4785005</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Nur Banu Aras</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/432d215b-wlc48pcckqg76u8m4vsl.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Terörsüz Türkiye kapısı böyle aralandı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/terorsuz-turkiye-kapisi-boyle-aralandi-4785008</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/terorsuz-turkiye-kapisi-boyle-aralandi-4785008" rel="standout" />
      <description>Dünyada dengeler yeniden kurulurken Türkiye 40 yılı aşkın süredir ayağına pranga olan terörü bitirmek için kararlı adımlar attı. Önce Türkiye sınırları içerisindeki terör unsurları temizlendi, daha sonra Pençe harekatıyla Irak’ın kuzeyindeki terör inleri dağıtılarak sınırlarda tam kontrol sağlandı.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye’nin konuşulduğu bugünlere kolay gelinmedi. PKK’ya karşı Türkiye tarihinin en kararlı mücadelesine imza atılarak, terör tehdidi sınır ötesine itildi. Güney sınırlarımızda kilometrelerce derinlikte güvenli koridorlar oluşturuldu. PKK’lı teröristler inlerinden başlarını çıkaramazken, örgüt eylem yapamaz hale geldi. Elebaşlarının etkisiz hale getirilmesi ve Diyarbakır annelerinin başlattığı evlat nöbeti de PKK içindeki çözülmeyi hızlandırdı. PKK’dan kaçıp teslim olanların sayısında büyük artış yaşandı. Terörsüz Türkiye süreci de işte tüm bu aşamalardan sonra gelişti.</p><h2>İLK PENÇE 2019’DA VURULDU</h2><p>Irak’ın kuzeyinde büyük bir operasyon yürütüldü. Pençe operasyonları adeta örgütün nefesini kesti. Yazın bölgede sağlanan kontrol, asker kışın geri çekilmediği için kaybedilmedi. 27 Mayıs 2019’da Hakurk bölgesinde Pençe-1, aynı bölgede 12 Temmuz 2019’da ise Pençe-2 Operasyonu başlatıldı. 23 Ağustos 2019’da Sinat-Haftanin bölgesinde Pençe-3 Operasyonu devreye alınırken, operasyon 16 Haziran 2020’de Pençe-Kaplan ile genişletildi. 23 Nisan 2021’de Metina ve Avaşin-Basyan bölgelerinde eş zamanlı olarak Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım operasyonları gerçekleştirildi. En son 17 Nisan 2022’de ise Zap bölgesinde, sınır hattında kilidi kapatacak Pençe-Kilit Operasyonu başladı.</p><h2>4 YILDA 1700 TERÖRİST ETKİSİZ</h2><p>Pençe serisi operasyonlar sonucu bugüne kadar 1709 terörist etkisiz hale getirildi. 2 bin 486 mağara/sığınak bombalanıp yerle bir edildi. 5 binden fazla mayın ve EYP imha edilip, 3 bin 415 çeşitli silah ve 1 milyon 300 binden fazla mühimmat ele geçirildi. MSB’nin “Girilemez denilen yerlere girdik, ulaşılamaz denilen yerlere ulaştık. Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar operasyonlar kararlılıkla sürecek” diye duyurduğu Pençe operasyonlarıyla terör örgütü büyük ölçüde çökertildi. Pençe serisinin sonuncusu olan Pençe-Kilit Operasyonu ile kilit kapanıp Irak sınırının tamamında emniyet sınır ötesinden sağlandı. Teröristlerin Türkiye’ye geçişi engellenince, örgüt yurt içinde de bitme noktasına geldi.</p><h2>TERÖRİSTLERİN OLDUĞU HER YER MEŞRU HEDEF</h2><p>Teröristlerin bulunduğu her yer TSK’nın meşru hedefi olurken, PKK içinde tedirginlik ve korku arttı. Elebaşları Haftanin ve Metina’yı tamamen kaybettiklerini, Gara ve Amediye’de de hüsrana uğrayacaklarını kabul edince örgütten kaçış hızlandı, PKK’ya katılım azaldı. 2023’te 122 terörist teslim oldu, aynı yıl örgüte katılım sayısı 43’te kaldı. Terörle mücadelede elde edilen kazanımlar, yıllarca terörden mustarip olan bölgelerce destek gördü. Terör Türkiye’de artık gündem olmaktan çıktı. Türkiye’nin meşru çıkarlarını korumaya ve güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbir bundan sonra da kararlılıkla uygulanacak.</p><h2>TERÖRLE MÜCADELE TAVIZSIZ SÜRECEK</h2><p>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığı ile ilgili kasım ayında yaptığı sunumda, Terörsüz Türkiye süreciyle yeni bir dönemin kapısını araladıklarını ifade etti. Terör örgütünün 26 Ekim’de yaptığı açıklama ile Türkiye’den tamamen çekilme kararını önemli bir adım olarak gördüklerini kaydeden Güler şöyle konuştu: “Sürecin sağlıklı şekilde işlemesi ve devam etmesi için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında başta Suriye olmak üzere bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına ve farklı adlar altında faaliyet yürütmesine izin vermeyeceğiz. Sahadaki gelişmeleri yakından takip ediyor, her zamanki hassasiyetimizle tüm tedbirlerimizi alıyoruz. Bu çerçevede Suriye ile de yakın bir diyalog halindeyiz. Terörle mücadele konusunda Irak ve bölgesel yönetimle de son dönemde tesis ettiğimiz iş birliğini yakın koordinasyon içerisinde sürdürüyoruz. Sonuç olarak Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşmaya yönelik gayretlerimiz sürerken, terörle mücadelemiz ülkemizin güvenliği, bölgemizin huzur ve istikrarı için tavizsiz şekilde devam etmektedir.”</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/terorsuz-turkiye-kapisi-boyle-aralandi-4785008</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Gökhan Özturan</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/96436921-ztpfu522w4d1gg5c36taqo.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya markası oldular</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/dunya-markasi-oldular-4785011</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/dunya-markasi-oldular-4785011" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin savunma sanayii kuruluşları bugün birer küresel markaya dönüştü, 5 şirket dünyanın ilk 100 savunma sanayii kuruluşu listesinde yer aldı. Türk firmaları artık sadece ürün ihraç eden değil, farklı ülkelerde üretim, ortaklık ve teknoloji yatırımları yapan uluslararası aktörler haline geldi.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ATAK helikopterlerinden insansız hava araçlarına, muharip uçaktan kamikaze dronlara, MİLGEM korvetlerinden denizaltılara, zırhlı araçlara ve akıllı mühimmatlara kadar geniş bir yelpazede geliştirilen yerli ve milli sistemler, Türk savunma sanayiinin uluslararası pazardaki görünürlüğünü artırdı. Farklı coğrafyalara yapılan ihracatlar, Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesinin dünya ölçeğinde kabul gördüğünün somut göstergesi oldu. Özellikle insansız hava araçlarında elde edilen başarı, diğer kara, deniz ve hava platformlarının da dünya pazarlarında kendilerine daha rahat yer bulmasını sağladı. Türk şirketlerinin geliştirdiği radar sistemleri, elektronik harp çözümleri, komuta-kontrol yazılımları ve akıllı mühimmatlar, güvenilirlik, maliyet etkinliği ve sahadaki performanslarıyla birçok ülkenin ilgisini çekmeye başladı.</p><h2>BAYKAR’IN İTALYA HAMLESİ</h2><p>Türk savunma sanayiinin dışa açılımında önemli gelişmelerden biri Baykar’ın İtalya’da yaptığı ortaklık ve şirket alımı oldu. Mart 2025’te Baykar ile İtalya merkezli yüksek teknoloji, havacılık, savunma ve güvenlik şirketi Leonardo, insansız hava araçları ve ilgili sistemlerin geliştirilmesi için anlaşma imzalandı. Bu anlaşma sonucu iki şirketin eşit ortaklığıyla İtalya merkezli bir ortak girişim kurulacağı açıklandı. Bu şirket İHA tasarımı, üretimi, bakım, entegrasyon ve ilgili görev sistemleri üzerinde çalışacak. Plan, hem Türkiye’de hem de İtalya’da üretim yapmak.Baykar, İtalya’nın 140 yıllık havacılık devi Piaggio Aerospace’i de bünyesine kattı. Satın alma süreci, 30 Haziran 2025’te İtalya’da düzenlenen imza töreniyle resmen tamamladı. Baykar, Piaggio’nun tarihi ve “İtalyan havacılık geleneği” mirasını korumayı ama aynı zamanda bu altyapıyı hem sivil hem askeri (özellikle drone/İHA) üretimi için kullanmayı amaçlıyor. Gelişim planının temel hedefleri arasında, efsanevi P.180 Avanti EVO uçaklarının yenilenen teknolojik kabiliyetleriyle küresel pazara yeniden sunulması yer alıyor.Baykar’ın Piaggio’nun altyapısını satın alması, firmanın Avrupa’da özellikle AB/NATO pazarlarında daha rahat üretim, bakım ve teslimat yapabilmesini mümkün kılıyor. Bu, bazı Avrupa ülkelerinde Türkiye menşeli savunma sanayii ürünlerine karşı olan politik/düzenleyici direnci aşmak için stratejik bir adım.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/1865ab0a-29svmx65orxsfp3yrvmo6c.webp" data-card-width="1458" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/4/1865ab0a-29svmx65orxsfp3yrvmo6c.webp"></p><h2>ENDONEZYA’YA 48 KAAN SATIŞI</h2><p>Türk şirketlerinden biri daha son olarak temmuz ayında düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda önemli iş birliği anlaşmaları imzalandı. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından başlatılan ve Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen Milli Muharip Uçak KAAN Projesi kapsamında, Endonezya ile 48 adetlik satış sözleşmesi imzalandı. Milli imkanlarla tasarlanan, geliştirilen ve üretilen KAAN’ın Endonezya’ya satışına yönelik anlaşma, Türk savunma sanayiinin bugüne kadarki en büyük ihracat sözleşmesi oldu. Anlaşma töreninde konuşan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, “Bu, sadece bir satış anlaşması değil. Şirketimiz Endonezya’daki kardeş şirketiyle de bu projede KAAN’ın üretiminde sorumluluk alabilecek şirketle de iş birliği yaptı ki, bizim sağlıklı ve sürdürülebilir bulduğumuz model bu zaten. Hem var olan teknolojilerimizi paylaşmak, hem de yerel kapasiteyi en etkin şekilde kullanarak birlikte gelişmeyi ve sonraki nesil ürünleri birlikte geliştirmeyi hedefliyoruz” dedi.</p><h2>ADIM ADIM MERKEZ ÜLKE HEDEFİNE</h2><p>Türkiye’nin savunma sanayii firmaları, farklı ülkelerle ortak üretim, teknoloji paylaşımı ve araştırma-geliştirme projelerinde daha fazla yer almaya başladı. Bu süreç, hem ihracat hacminin artmasını, hem de Türkiye’nin savunma teknolojilerinde “üreten ve geliştiren merkez ülke” olma hedefini destekliyor.</p><p>Yüksek teknoloji odaklı ürün portföyünün genişlemesi ve küresel iş birliklerinin çoğalması, sektörün uluslararası rekabet gücünü her geçen yıl daha da yükseltiyor</p><h2>4 YIL ÜST ÜSTE İHRACAT LİDERİ</h2><p>Kuruluşundan bu yana tüm projelerini öz kaynaklarıyla yürüten ve devletten nakit teşvik ya da hibe almayan Baykar, 2003 yılındaki İHA AR-GE sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti. Baykar 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2023’te 1,8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, Türkiye’deki tüm sektörlerde en fazla ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. Dünya insansız hava aracı ihracat pazarının en büyük firması olan Baykar, 2024’te küresel ölçekteki başarısını sürdürdü ve gelirlerinin yüzde 90’ını ihracattan elde ederek 1,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2023’te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörü toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye’yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 35 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise 15 ülkeyle olmak üzere toplam 36 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı. Dünyanın önemli teknoloji geliştiricileri arasında yer alan Baykar’ın gelecek vizyonu, uzay projeleri dahil olmak üzere yüksek teknolojinin yeni alanlarına yatırım yapmak üzerine kurulu.</p><h2>İLK 100 LİSTESİNDE 5 TÜRK FİRMASI</h2><p>Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) ilk 100 savunma sanayisi şirketi listesine 5 Türk firması girdi. Rapora göre, Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ (MKE) ilk kez en büyük 100 listesine girdi. Listede, ASELSAN 3,47 milyar dolar gelirle 47’nci, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii 2,16 milyar dolarla 65’inci, Baykar 1,9 milyar dolarla 73’üncü, Roketsan 1,39 milyar dolarla 87’nci ve Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ 1,21 milyar dolarla 93’üncü sırada yer aldı. SIPRI, kurulduğu 1966’dan bugüne çatışma, silahlanma, silah kontrolü ve silahsızlanma gibi alanlarda araştırma, rapor ve analizler hazırlıyor. SIPRI’nin küresel silah satışlarına ilişkin veritabanı 1989’da oluşturuldu. SIPRI’nın raporu, yurt içi ve yurt dışındaki askeri müşterilere yapılan tüm ağır silah ve askeri hizmet satışlarını kapsıyor.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/dunya-markasi-oldular-4785011</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/b1d7ff3e-5v9gyy90sdquvyvq9gjebm.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni jeopolitikte NATO ve Türkiye</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/yeni-jeopolitikte-nato-ve-turkiye-4785013</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/yeni-jeopolitikte-nato-ve-turkiye-4785013" rel="standout" />
      <description>ABD’nin küresel yükümlülüklerini yeniden dağıtma çabası, Avrupa’nın güvenlikte daha fazla sorumluluk alma zorunluluğu ve Çin’in yükselişiyle ortaya çıkan yeni rekabet düzeni, Türkiye’yi ittifak açısından “stratejik zorunluluk” kategorisine taşımış durumda.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>21. yüzyılın ikinci çeyreğine adım atılırken uluslararası sistem, Soğuk Savaş’ın iki kutuplu yapısından farklı fakat ona benzer gerilimleri barındıran yeni bir güç rekabetine sahne oluyor. ABD ve Çin arasındaki ekonomik, teknolojik, askeri ve diplomatik mücadele, küresel düzeni yeniden şekillendirirken, Batı ittifakının kurumsal omurgasını oluşturan NATO’nun rolü de yeniden tartışma konusu haline geliyor. Özellikle ABD’nin son yıllarda artan şekilde yükümlülük devri stratejisine yönelmesi, iç politikada yükselen izolasyonist eğilimler ve son yayımlanan ABD uluslararası güvenlik belgelerinde Monroe Doktrini’ni andıran bölgesel odaklanma anlayışının güçlenmesi, NATO’nun geleceği ve ittifak içi iş bölümü açısından belirleyici görünüyor.</p><h2>YENİDEN DÜZENLEME KAÇINILMAZ</h2><p>Buna ek olarak, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı, NATO’nun Avrupa güvenliği konusundaki kırılganlıklarını açık şekilde ortaya koydu. İttifakın caydırıcılık kapasitesi güçlü olsa da ABD ile Avrupa arasında Ukrayna’nın desteklenmesi, askeri harcamaların paylaşımı ve Rusya sonrası Avrupa düzenine ilişkin görüş ayrılıkları, NATO’nun bütünsel politika üretmesini zorlaştırıyor. ABD küresel stratejik odağını giderek Hint-Pasifik’e kaydırırken, Avrupa devletleri artan güvenlik baskısı altında kendi savunma kapasitelerini geliştirme yönünde isteksiz ama zorunlu bir sürecin içine girdi. Bu durum, NATO içinde hem rol hem yük paylaşımının yeniden düzenlenmesini kaçınılmaz kılıyor.</p><h2>NATO’DA MERKEZİ ÜLKE TÜRKİYE</h2><p>Tam da böyle bir dönemde ittifakın doğu kanadında yer alan Türkiye, coğrafi konumu, askeri kapasitesi ve 20 yıldır yürüttüğü küresel diplomatik açılım sayesinde NATO’nun yeniden şekillenen stratejik mimarisinde merkezi bir konuma yükseldi. Türkiye, Karadeniz, Orta Doğu, Kafkasya ve Doğu Akdeniz’i kapsayan geniş bir jeopolitik alanın merkezinde bulunurken; enerji koridorları, lojistik hatlar, terörle mücadele, göç yönetimi ve bölgesel istikrar konularında NATO’nun vazgeçilmez aktörlerinden biri haline geldi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son 20 yılda izlediği çok yönlü dış politika, askeri modernizasyon ve savunma sanayiinde kaydedilen teknolojik sıçrama, Türkiye’nin sadece bölgesel değil küresel stratejik tartışmalarda da ağırlığını artırdı.</p><h2>NEO MONROE DOKTRİNİ’NİN ETKİSİ</h2><p>ABD’nin Çin’i ana rakip olarak belirleyen stratejik belgeleri, Washington’ın Avrupa ve Orta Doğu’daki rolünü yeniden değerlendirdiğini ve yük paylaşımını diğer ittifak üyelerine devretme eğilimini güçlendirdiğini açık şekilde ortaya koyuyor. ABD’nin bu yönelimi, 19. yüzyılın Monroe Doktrini’ndeki bölgesel odaklanmayı anımsatıyor: Amerika kıtasına öncelik veren, küresel müdahaleleri sınırlayan, stratejik kaynak ve operasyonel kapasiteyi tek bir büyük rakibe -bugün bu rakip Çin- yönlendiren bir yaklaşım. Bu değişim, Avrupa güvenliğinin giderek ABD’den bağımsız hale gelmesi gerektiği tartışmalarını tetiklerken, NATO’nun doğu kanadının güçlendirilmesi ihtiyacını daha acil bir hale getiriyor.</p><h2>ÜÇ TEMEL NEDEN</h2><p>Bu bağlamda Türkiye, NATO’nun yeni güvenlik mimarisinde üç temel nedenle merkezileşiyor:</p><p>Birincisi, Türkiye’nin jeopolitik konumu artık sadece bölgesel denklemler için değil, ABD-Çin rekabeti bağlamında da belirleyici. Bugün Çin’in Kuşak-Yol İnisiyatifi kapsamında Orta Koridor olarak tanımlanan hattın en kritik ülkesi Türkiye. Bu nedenle Ankara, hem Avrupa’nın Çin karşısında ekonomik-siyasi konumlanmasında hem de NATO’nun doğu ve güney tehdit algılarının yönetilmesinde vazgeçilmez bir geçiş merkezi.</p><p>İkincisi, savunma sanayiinde yaşanan sıçrama Türkiye’yi NATO içinde teknoloji üreten, kapasite artıran ve ittifakın operasyonel yükünü hafifleten bir ortağa dönüştürdü. Türkiye’nin İHA ve SİHA kapasitesinin sahadaki başarısı, yalnızca ikili iş birliklerine değil, NATO içi operasyonel planlamaya da doğrudan etki ediyor. Türkiye artık yalnızca tüketen değil, teknoloji ihraç eden ve savaş alanı doktrinlerini etkileyen bir aktör.</p><p>Üçüncüsü, Türkiye’nin 20 yılda geliştirdiği diplomatik esneklik ve çok taraflı arabulucu kimliği, NATO’nun kriz yönetimi kapasitesi açısından kritik bir rol oynuyor. Ankara, Rusya-Ukrayna savaşından enerji güvenliğine, Karadeniz’de denge politikalarından Ortadoğu’daki çatışmalara kadar geniş bir yelpazede NATO’nun hem diplomatik hem operasyonel ön cephe ülkesi konumunda.</p><h2>SİSTEMDE YAPISAL DÖNÜŞÜMÜN ETKİSİ</h2><p>Bütün bu faktörler, NATO’nun 21. yüzyılın ikinci çeyreğine ilişkin vizyonunda Türkiye’nin giderek daha merkezi bir yer edindiğini gösteriyor. Bu merkezileşme yalnızca NATO içi faydadan değil, aynı zamanda uluslararası sistemin yapısal dönüşümünden kaynaklanıyor. ABD’nin küresel yükümlülüklerini yeniden dağıtma çabası, Avrupa’nın güvenlikte daha fazla sorumluluk alma zorunluluğu ve Çin’in yükselişiyle ortaya çıkan yeni rekabet düzeni, Türkiye’yi ittifak açısından “stratejik zorunluluk” kategorisine taşımış durumda.</p><p>Önümüzdeki yıllarda bu rol daha da derinleşecek gibi görünüyor. Çünkü NATO’nun doğu kanadı, sadece Rusya’dan kaynaklı bir tehdit ekseni olmayacak; Çin’in Avrasya’ya yönelik ekonomik, siber ve askeri etkisi de ittifakın yeni stratejik konseptinin temelini oluşturacak. Böyle bir ortamda Türkiye hem coğrafi hem askeri hem diplomatik gücüyle bu yeni dönemin en önemli dengeleyici ülkesi olarak öne çıkıyor.</p><h2>ANKARA’NIN AĞIRLIĞI ARTIYOR</h2><p>ABD-Çin rekabetinin küresel düzeni yeniden şekillendirdiği bir çağda NATO’nun nasıl bir rol üstleneceği belirsizliğini korurken, netleşen bir başka gerçek daha var: Türkiye, 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde NATO’nun merkez ülkelerinden biri haline gelmiştir. Ankara’nın artan ağırlığı, yalnızca ittifak içi askeri kapasiteye katkısı ile değil; aynı zamanda diplomatik esnekliği, stratejik öngörüsü, savunma üretim gücü ve jeopolitik konumunun değişen uluslararası düzenle uyumlu hale gelmesiyle şekilleniyor. Türkiye artık, NATO’nun gelecekteki rolünün sadece bir parçası değil; bizzat o rolün belirlenmesinde etkin bir aktördür.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/yeni-jeopolitikte-nato-ve-turkiye-4785013</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Sernur Yassıkaya</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/02c55bae-la3afow51285oau19jke8x.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İstenmeyen ülkeden vazgeçilmez ortağa</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/diger/istenmeyen-ulkeden-vazgecilmez-ortaga-4785014</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/diger/istenmeyen-ulkeden-vazgecilmez-ortaga-4785014" rel="standout" />
      <description>Türkiye artık Avrupa ile ilişkilerinde yalnızca müzakerelere dayalı siyasi bir sürecin değil; karşılıklı çıkarların belirlediği bir güvenlik-ekonomi-sanayi üçgeninin merkezinde konumlanıyor. Türkiye’nin artan savunma üretimi, teknolojik kapasitesi, diplomatik hareketliliği ve bölgesel krizlerde oynadığı belirleyici rol, onu uluslararası arenada daha güçlü bir aktör haline getirmiş durumda.</description>
      <category>Diğer</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesi, transatlantik dünyanın dengelerini hızla değiştiren bir süreç başlattı. Washington’ın Avrupa güvenliğine yönelik geleneksel taahhütlerinin zayıfladığı yönündeki algı, Avrupa Birliği (AB)içinde ciddi bir stratejik tedirginlik yarattı. Bu yeni atmosfer, AB ülkelerini savunma, güvenlik ve dış politika alanlarında kendi ayakları üzerinde durma arayışına yöneltirken, coğrafi konumu, askeri kapasitesi ve diplomatik etkisi nedeniyle Türkiye’nin yeniden değerlendirilmesini kaçınılmaz kıldı. Son bir yılda yaşanan gelişmeler, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin hem ton hem içerik bakımından belirgin şekilde değiştiğini gösteriyor.</p><h2>ZEMİN YENİDEN CANLANDIRILDI</h2><p>Trump’ın göreve başlamasıyla Avrupa başkentlerinde yapılan hızlı değerlendirmeler, Avrupa güvenlik mimarisinin sürdürülebilirliği konusunda yeni sorular ortaya çıkardı. Bu iklimde, AB’den Türkiye’ye yönelik diplomatik trafik yoğunlaştı. Seçim sonrası dönemde AB liderlerinden gelen ılımlı mesajları, yüksek düzeyli ziyaretler izledi. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisinin Ankara ziyareti, uzun süredir gerilim ve soğukluklarla anılan ilişkilerde bir yumuşamanın işareti olarak yorumlandı. Yıllar sonra ilk kez Türkiye Dışişleri Bakanının AB Dışişleri Bakanları gayriresmî toplantısına katılması, iki taraf arasında “stratejik ortaklık” zemininin yeniden canlandırıldığı bir sürecin başlangıcı niteliğindeydi.</p><h2>TÜRKİYE’YE YÖNELİK DİLDE DÖNÜŞÜM</h2><p>AB kurumlarının da Türkiye’ye yönelik dilinde belirgin bir dönüşüm gözlendi. Uzun süredir teknik ve siyasi eleştirilerin gölgesinde kalmış olan Türkiye raporları, bu dönemde farklı bir tona bürünerek Ankara’nın yeniden “vazgeçilmez ortak” olarak tanımlandığı bir çerçeve sunmaya başladı. Türkiye’nin AB için yalnızca aday ülke değil; Avrupa güvenliğinin tamamlayıcı parçası olarak görülmesi, son yıllarda alışılmış olan diplomatik söylemin dışına çıkan önemli bir dönüşümü ifade ediyor.</p><p>Bunun somut bir sonucu olarak AB ilk kez Ankara’da bir askeri danışman atadı. Bu adım, AB-Türkiye ilişkilerinde sembolik olduğu kadar pratik bir kırılma noktasıydı; zira iki tarafın güvenlik, savunma ve askeri iş birliği alanlarında daha koordineli bir yol haritası oluşmaya başladığını gösteriyordu. Diplomatik atmosferdeki bu sıcaklaşma, tarafların uzun zamandır çözemediği siyasi başlıkları bir anda ortadan kaldırmadı; ancak ilişkilerde pragmatik ve karşılıklı çıkar odaklı yeni bir dönemin başladığı gerçeği artık daha görünür.</p><h2>SAVUNMA SANAYİİ KİLİT GÜÇ</h2><p>Bu dönüşümün en güçlü itici unsurlarından biri, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde kat ettiği hızlı ilerleme oldu. Yerli ve milli üretime dayalı savunma stratejisinin güçlü sonuçları, Avrupa başkentlerinde dikkat çekiyor. Türk savunma şirketlerinin Avrupa Havacılık ve savunma ekosistemine doğrudan giriş yapması, bu alandaki tabloyu kökten değiştirdi. Türk firmalarının Avrupa’daki köklü havacılık şirketlerini satın alması ve Türk-İtalyan ortak savunma girişimlerinin kurulması, Türkiye’yi Avrupa savunma tedarik zincirinin doğal bir</p><p>ortağı haline getirdi.</p><p>Avrupa’nın İHA ve modern savunma teknolojilerinde yaşadığı açığı kapatma arayışı, Türkiye ile bu alanda kurulan iş birliklerini daha da önemli kılıyor. Avrupa ülkelerinin savunma sanayii yatırımlarını artırdığı bir dönemde, Türkiye’nin hem üretim kapasitesi hem ihracatı hem de teknolojik gelişmişliği, onu Avrupa için göz ardı edilemez bir ortak haline getiriyor. Ankara’nın son dönemde AB’ye yaptığı savunma ve AR-GE iş birliği çağrısı da bu bağlamda yalnızca retorik değil; somut zemine dayanan bir stratejik söylem olarak öne çıkıyor.</p><h2>JEOPOLİTİKTE KİLİT AKTÖR</h2><p>Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin diplomatik gücündeki artışın yalnızca savunma teknolojisi üretmekten ibaret olmadığını gösteriyor. Jeopolitik düzlemde Türkiye, Karadeniz’den Ortadoğu’ya, Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş bir hattın en önemli aktörlerinden biri haline geldi. Rusya-Ukrayna savaşı, enerji güvenliği, göç akınları ve bölgesel krizler gibi dosyalarda Türkiye’nin üstlendiği roller Avrupa tarafından artık daha fazla ciddiyetle takip ediliyor. Washington’ın bölgeye yönelik dikkatinin azalması ve NATO içinde Avrupa’nın güvenlik yüküyle baş başa kalmaya başlaması, Türkiye’nin önemini Avrupa gözünde daha da artırıyor.</p><p>Elbette ki bu yakınlaşma tamamen sorunsuz ilerlemiyor. AB içinde Türkiye’ye yönelik siyasi çekinceler hâlâ güçlü. Kıbrıs’ta AB’nin taraflı tutumu, demokrasi kisvesi altında müdahale girişimleri ve bazı üyelerin Ankara’ya karşı geleneksel karşıtlığı, ilişkilerde hızlı bir “tam normalleşme”nin önüne geçiyor. Yine de son bir yılda yaşanan gelişmeler, AB’nin Türkiye’yi artık yalnızca eleştiri konusu bir aday ülke olarak değil, bölgesel güvenlik ve sanayi stratejisinin parçası olarak görmek zorunda olduğunu ortaya koyuyor. Bu, diplomatik ve stratejik gerçekliğin dayattığı bir dönüşüm.</p><h2>KRİTİK ÜÇGENİN MERKEZİNDE</h2><p>Bugün itibarıyla Türkiye, Avrupa ile ilişkilerinde yalnızca müzakerelere dayalı siyasi bir sürecin değil; karşılıklı çıkarların belirlediği bir güvenlik-ekonomi-sanayi üçgeninin merkezinde konumlanıyor. Türkiye’nin artan savunma üretimi, teknolojik kapasitesi, diplomatik hareketliliği ve bölgesel krizlerde oynadığı belirleyici rol, onu uluslararası arenada daha güçlü bir aktör haline getirmiş durumda.</p><p>Bu tablo, Türkiye’nin dış politikada çok katmanlı bir düzen kurma arayışına hizmet ettiği gibi, AB için de Türkiye ile ilişkilerde gerçekçiliğin ve stratejik zorunluluğun öne çıktığı yeni bir dönemi işaret ediyor. Önümüzdeki süreçte bu yakınlaşmanın kalıcı bir ortaklığa dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek olan, her iki tarafın da siyasi iradesi ve pragmatik iş birliği alanlarını somut projelerle destekleme kapasitesi olacak. Ancak bugün gelinen noktada açık olan şu ki: Türkiye Avrupa’nın güvenlik, ekonomi ve diplomatik denkleminde eskiye kıyasla daha güçlü, daha görünür ve daha vazgeçilmez bir konuma yükselmiş durumda.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/diger/istenmeyen-ulkeden-vazgecilmez-ortaga-4785014</link>
      <subcategory>Diğer</subcategory>
      <editor>Sernur Yassıkaya</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/4/7f1a45ba-0mhrermwh5ej7rl78zbz9.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>