<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="https://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Yeni Şafak - Sağlık</title>
    <link>https://www.yenisafak.com/saglik</link>
    <atom:link href="https://www.yenisafak.com/rss-feeds?category=saglik" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <description>Türkiye'nin Birikimi</description>
    <copyright>(c) 2026, Yeni Şafak</copyright>
    <lastBuildDate>Tue, 30 Jun 2026 15:35:20 GMT+3</lastBuildDate>
    <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:35:20 GMT+3</pubDate>
    <language>tr-TR</language>
    <image>
      <title>Yeni Şafak</title>
      <url>https://www.yenisafak.com/assetsNew/img/logorss.png</url>
      <link>https://www.yenisafak.com/</link>
    </image>
    <item>
      <title>Sıcak hava dalgasında kavrulan Avrupa ülkelerinin hastanelerinde klima krizi ve Gazze ikiyüzlülüğü</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/sicak-hava-dalgasinda-kavrulan-avrupa-ulkelerinin-hastanelerinde-klima-krizi-ve-gazze-ikiyuzlulugu-4836820</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/sicak-hava-dalgasinda-kavrulan-avrupa-ulkelerinin-hastanelerinde-klima-krizi-ve-gazze-ikiyuzlulugu-4836820" rel="standout" />
      <description>Avrupa’nın milyarlarca avro harcayarak inşa ettiği modern hastaneler, iklim kriziyle birlikte adeta birer fırına dönüştü. "Karbon nötr" politikaları ve enfeksiyon riski gerekçesiyle lüks hastanelere dahi klima takılmaması, 40 dereceyi aşan sıcaklarda sağlık sistemini çökme noktasına getirdi. Kendi hastasını serinletmekten aciz kalan Avrupa'nın, Gazze'deki bombardıman ve kimyasal saldırıların devasa çevre yıkımına sessiz kalması ise "yeşil politika" adı altındaki küresel ikiyüzlülüğü bir kez daha gözler önüne seriyor.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere, Fransa ve Almanya; Avrupa'nın en modern, "milyarlık" hastanelerinde şu günlerde tıp dünyasını ve kamuoyunu ayağa kaldıran bir kriz yaşanıyor. Kışın donmamak üzere yüksek ısı yalıtımıyla tasarlanan yeni nesil lüks hastane binalarında, ameliyathaneler ve hasta odaları dahil olmak üzere klima bulunmuyor. Klimayı "doğaya zararlı gereksiz bir maliyet ve lüks" olarak gören yeşil politikaların faturası, bugün hastalara ve sağlık çalışanlarına kesiliyor.</p><h2>Ameliyathaneler 38 Derece: Sağlık Çalışanları Soğutma Yeleği Giyiyor</h2><p>Değişen küresel iklimle birlikte yazları artık aşırı sıcak geçiren Avrupa'da, o çok övülen yüksek yalıtımlı modern binalar ısıyı içeri hapseden kapalı kutular haline geldi.</p><p><strong>Almanya:</strong> Düsseldorf Üniversitesi Hastanesi'nin yeni inşa edilen kalp cerrahisi kardiyak ünitesinde oda sıcaklıklarının 38°C’ye ulaştığı bildirildi. Bölgedeki Türk ve Alman doktorların aktardığına göre; personel ameliyatlara buz yelekleriyle girmek zorunda kalırken, hasta yakınları evlerinden hastaneye buz torbaları taşıyor.</p><p><strong>İngiltere ve Fransa:</strong> Sağlık sistemleri aşırı sıcaklar nedeniyle kilitlenirken, Fransa'da sıcak çarpmasına bağlı ölümlerin bin barajını aştığı belirtiliyor. Şehirlerde vantilatör ve mini klima rafları adeta yağmalanırken, altyapı da alarm veriyor; 40 dereceyi gören tren rayları ve asfaltlar erimeye başladı.</p><h2>Siyasi çatışma: "Çevreci Çılgınlık" mı, "Karbon Nötr" hedefi mi?</h2><p>Klima krizi Avrupa politikasını da ikiye bölmüş durumda. Sol ve Yeşil blok, karbon nötr hedeflerini ve merkezi havalandırmalardaki enfeksiyon risklerini öne sürerek klima kullanımına ve montajına sert şekilde karşı çıkıyor. Hatta bazı bölgelerde evlere izinsiz klima takılmasına ağır cezalar uygulanıyor. Sağ partiler ise bu durumu "halkın gerçeklerinden kopuk, ideolojik bir çevreci çılgınlık" olarak nitelendiriyor.</p><h2>Batı'nın çevre ikiyüzlülüğü: Kendi hastanesine klima açma Gazze'deki dehşete sessiz kal</h2><p>Avrupa kendi sokaklarında ve hastanelerinde "çevre hassasiyeti" adı altında kavrulurken, madalyonun diğer yüzündeki küresel sessizlik dikkat çekiyor. Kendi ülkesinde karbon ayak izini azaltmak için hastasını sıcağa mahkum eden Avrupa devletleri, <strong>İsrail'in Gazze'ye Hiroşima'nın 14 katı patlayıcı atarak</strong> koca bir coğrafyanın bitki örtüsünü haritadan silmesine sessiz kalıyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/1814ba15-sicak-hava-dalgasinda-kavrulan-avrupa-ulkerinin-hastanelerinde-klima-krizi-ve-gazze-ikiyuzlulugu.webp" data-card-width="1280" data-card-height="720" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/30/1814ba15-sicak-hava-dalgasinda-kavrulan-avrupa-ulkerinin-hastanelerinde-klima-krizi-ve-gazze-ikiyuzlulugu.webp" data-card-caption="7 Ekim sürecinden itibaren İsrail, Gazze'ye Hiroşima'nın 14 katı patlayıcı attı."></p><p>Uzman raporlarına göre, Gazze'deki saldırılar bölgedeki ağaçların ve yeşil alanların yüzde 95'ini yok etti. <strong>Sadece bu askeri saldırıların ortaya çıkardığı 31 milyon ton karbondioksit emisyonu, birçok küçük Avrupa ülkesinin yıllık toplam karbon ayak izinden katbekat daha fazla.</strong></p><p>Avrupa'nın kendi sınırları içinde sergilediği "aşırı çevreci" katılıkla, Gazze'de yaşanan devasa ekolojik ve insani yıkıma karşı takındığı vurdumduymaz tavır, modern dünyanın yeni "yeşil ikiyüzlülüğü" olarak tarihe geçiyor.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/sicak-hava-dalgasinda-kavrulan-avrupa-ulkelerinin-hastanelerinde-klima-krizi-ve-gazze-ikiyuzlulugu-4836820</link>
      <subcategory>Politika</subcategory>
      <editor>Nisa Nur Çavuşoğlu</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/38d0c1ad-sicak-hava-dalgasinda-kavrulan-avrupa-ulkelerinin-hastanelerinde-klima-krizi-ve-gazze-ikiyuzlulugu.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:35:20 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kafelerde içeceğinize atılan buza dikkat! Uzmanlar ciddi risklerini tek tek açıkladı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/kafelerde-iceceginize-atilan-buza-dikkat-uzmanlar-ciddi-risklerini-tek-tek-acikladi-4836781</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/kafelerde-iceceginize-atilan-buza-dikkat-uzmanlar-ciddi-risklerini-tek-tek-acikladi-4836781" rel="standout" />
      <description>Yaz aylarında kafelerde kullanılan hijyenik olmayan buzların mide-bağırsak enfeksiyonlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybının daha hızlı gelişebileceğini ve hastalıkların normalden daha ağır seyredebildiğini söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, yaz aylarında kafelerde kullanılan buzların, uygun hijyen şartlarında üretilip muhafaza edilmediği takdirde ciddi sağlık riski oluşturabileceğini söyledi. Dondurma işleminin mikroorganizmaları öldürmediğini belirten uzmanlar, kirli suyla üretilen veya hijyenik olmayan şartlarda saklanan buzların ishal, kusma ve mide-bağırsak enfeksiyonlarına neden olabileceğini ifade etti. Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bu gruplarda ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybının daha hızlı gelişebileceğini ve hastalıkların normalden daha ağır seyredebildiğini ifade etti.</p><p><br></p><h2>"Risk buzun sadece üretildiği sudan kaynaklanmaz"</h2><p>Buzun sadece donmuş su olmadığını doğrudan tüketildiği için bir gıda olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, <strong>"Buzun üretiminden taşınmasına, depolanmasından servis edilmesine kadar tüm aşamalarda gıda güvenliği kurallarına uyulması gerekiyor. Hazır buzlar güvenilir ve denetlenen işletmeler tarafından içme suyu kalitesindeki suyla üretilmişse uygun şartlarda paketlenmiş, taşınmış ve saklanmışsa genel olarak güvenli kabul edilir. Ancak burada risk buzun sadece üretildiği sudan kaynaklanmaz. Buz üretildikten sonra da kirlenebilir. Örneğin buz makinesinin düzenli temizlenmemesi, buz kovasının veya buz küreğinin kirli olması, çalışanların buza çıplak elle temas etmesi ya da buzun açıkta bekletilmesi çapraz bulaşa neden olabilir" </strong>dedi.</p><p><br></p><h2>"Kafelerde kullanılan buzlarla ilgili en önemli nokta işletmenin genel hijyenidir"</h2><p>Toplumda sık görülen yanlış bir düşüncenin, buzun donmuş olduğu için mikropları öldürdüğü yönünde olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel bunun doğru olmadığını söyledi. Yücel, <strong>"Dondurma işlemi mikroorganizmaların çoğalmasını yavaşlatır veya durdurur. Ancak birçok bakteri ve virüsü tamamen yok etmez. Buz eridiğinde bu mikroorganizmalar tekrar aktif hale gelerek enfeksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle kafelerde kullanılan buzlarla ilgili en önemli nokta işletmenin genel hijyenidir. Buzun kapalı ve temiz şartlarda saklanması, servis edildikten sonra temiz maşa veya buz küreği kullanılması, buz makinesinin düzenli temizlenmesi, buzun içme suyu kalitesindeki sudan üretilmiş olması gerekir. Ayrıca ambalajlı hazır buz kullanılıyorsa ambalajın sağlam, üreticisinin belli ve uygun şartlarda muhafaza edilmiş olması önemlidir"</strong> ifadelerini kullandı.</p><p><br></p><h2>"Çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler daha dikkatli olmalıdır"</h2><p>Temiz olmayan suyla üretilen ya da uygun şartlarda saklanmayan buzların özellikle mide bağırsak sistemi enfeksiyonlarına yol açabileceğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, <strong>"Bu durumda en sık gördüğümüz belirtiler ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik ve ateştir. Hijyenik olmayan buzlarda norovirüs, salmonella, shigella veya E.coli gibi mikroorganizmalar bulunabilir. Bunlar özellikle yaz aylarında gıda kaynaklı enfeksiyonların önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Çünkü sıcak havalarda hem dışarıdan yiyecek içecek tüketimi artmakta hem de uygun olmayan şartlarda mikroorganizmaların çoğalma riski yükselmektedir. Burada özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler daha dikkatli olmalıdır. Çünkü bu gruplarda ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybı daha hızlı gelişebilir ve hastalıklar normalinden daha ağır seyredebilir. Buradaki bir başka önemli nokta da buzun görüntüsünden güvenli olup olmadığını anlayamayacağımızdır. Buzun şeffaf, berrak veya temiz görünüyor olması onun mikrobiyolojik olarak güvenli olduğu anlamına gelmez. Mikroorganizmalar gözle görülemeyen varlıklar. Bu nedenle asıl belirleyici olan buzun hangi sudan üretildiği, nasıl saklandığı ve servis edildiğidir" </strong>diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/kafelerde-iceceginize-atilan-buza-dikkat-uzmanlar-ciddi-risklerini-tek-tek-acikladi-4836781</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/9a1a558b-kafelerde-iceceginize-atilan-buza-dikkat-uzmanlar-ciddi-risklerini-tek-tek-acikladi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:51:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanı uyardı: Hijyenik olmayan buzlar enfeksiyon riski taşıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-hijyenik-olmayan-buzlar-enfeksiyon-riski-tasiyor-4836773</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-hijyenik-olmayan-buzlar-enfeksiyon-riski-tasiyor-4836773" rel="standout" />
      <description>Yaz aylarında kafelerde kullanılan hijyenik olmayan buzların mide-bağırsak enfeksiyonlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybının daha hızlı gelişebileceğini ve hastalıkların normalden daha ağır seyredebildiğini söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, yaz aylarında kafelerde kullanılan buzların, uygun hijyen şartlarında üretilip muhafaza edilmediği takdirde ciddi sağlık riski oluşturabileceğini söyledi. Dondurma işleminin mikroorganizmaları öldürmediğini belirten uzmanlar, kirli suyla üretilen veya hijyenik olmayan şartlarda saklanan buzların ishal, kusma ve mide-bağırsak enfeksiyonlarına neden olabileceğini ifade etti. Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bu gruplarda ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybının daha hızlı gelişebileceğini ve hastalıkların normalden daha ağır seyredebildiğini ifade etti.</p><h2>"Risk buzun sadece üretildiği sudan kaynaklanmaz"</h2><p>Buzun sadece donmuş su olmadığını doğrudan tüketildiği için bir gıda olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, "Buzun üretiminden taşınmasına, depolanmasından servis edilmesine kadar tüm aşamalarda gıda güvenliği kurallarına uyulması gerekiyor. Hazır buzlar güvenilir ve denetlenen işletmeler tarafından içme suyu kalitesindeki suyla üretilmişse uygun şartlarda paketlenmiş, taşınmış ve saklanmışsa genel olarak güvenli kabul edilir. Ancak burada risk buzun sadece üretildiği sudan kaynaklanmaz. Buz üretildikten sonra da kirlenebilir. Örneğin buz makinesinin düzenli temizlenmemesi, buz kovasının veya buz küreğinin kirli olması, çalışanların buza çıplak elle temas etmesi ya da buzun açıkta bekletilmesi çapraz bulaşa neden olabilir" dedi.</p><h2>"Kafelerde kullanılan buzlarla ilgili en önemli nokta işletmenin genel hijyenidir"</h2><p>Toplumda sık görülen yanlış bir düşüncenin, buzun donmuş olduğu için mikropları öldürdüğü yönünde olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel bunun doğru olmadığını söyledi. Yücel, "Dondurma işlemi mikroorganizmaların çoğalmasını yavaşlatır veya durdurur. Ancak birçok bakteri ve virüsü tamamen yok etmez. Buz eridiğinde bu mikroorganizmalar tekrar aktif hale gelerek enfeksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle kafelerde kullanılan buzlarla ilgili en önemli nokta işletmenin genel hijyenidir. Buzun kapalı ve temiz şartlarda saklanması, servis edildikten sonra temiz maşa veya buz küreği kullanılması, buz makinesinin düzenli temizlenmesi, buzun içme suyu kalitesindeki sudan üretilmiş olması gerekir. Ayrıca ambalajlı hazır buz kullanılıyorsa ambalajın sağlam, üreticisinin belli ve uygun şartlarda muhafaza edilmiş olması önemlidir" ifadelerini kullandı.</p><h2>"Çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler daha dikkatli olmalıdır"</h2><p>Temiz olmayan suyla üretilen ya da uygun şartlarda saklanmayan buzların özellikle mide bağırsak sistemi enfeksiyonlarına yol açabileceğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, "Bu durumda en sık gördüğümüz belirtiler ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik ve ateştir. Hijyenik olmayan buzlarda norovirüs, salmonella, shigella veya E.coli gibi mikroorganizmalar bulunabilir. Bunlar özellikle yaz aylarında gıda kaynaklı enfeksiyonların önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Çünkü sıcak havalarda hem dışarıdan yiyecek içecek tüketimi artmakta hem de uygun olmayan şartlarda mikroorganizmaların çoğalma riski yükselmektedir. Burada özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler daha dikkatli olmalıdır. Çünkü bu gruplarda ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybı daha hızlı gelişebilir ve hastalıklar normalinden daha ağır seyredebilir. Buradaki bir başka önemli nokta da buzun görüntüsünden güvenli olup olmadığını anlayamayacağımızdır. Buzun şeffaf, berrak veya temiz görünüyor olması onun mikrobiyolojik olarak güvenli olduğu anlamına gelmez. Mikroorganizmalar gözle görülemeyen varlıklar. Bu nedenle asıl belirleyici olan buzun hangi sudan üretildiği, nasıl saklandığı ve servis edildiğidir" diye konuştu.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4836764" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/30/149a87e7-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.webp" data-title="Komşu tavsiyesi karaciğerini bitirdi: Şifa diye içti organ nakli oldu" data-url="/hayat/komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu-4836764" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Komşu tavsiyesi karaciğerini bitirdi: Şifa diye içti organ nakli oldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4836655" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/30/a9c9a30e-beyin-cerrahisine-turk-imzasi.webp" data-title="Beyin cerrahisine Türk imzası" data-url="/hayat/beyin-cerrahisine-turk-imzasi-4836655" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Beyin cerrahisine Türk imzası</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4836657" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/30/3e0a3ad0-obezite-ameliyatinda-karar-heyetten-cikacak.webp" data-title="Obezite ameliyatında karar heyetten çıkacak" data-url="/hayat/obezite-ameliyatinda-karar-heyetten-cikacak-4836657" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Obezite ameliyatında karar heyetten çıkacak</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-hijyenik-olmayan-buzlar-enfeksiyon-riski-tasiyor-4836773</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/c312532e-uzmani-uyardi-hijyenik-olmayan-buzlar-enfeksiyon-riski-tasiyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:12:30 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Komşu tavsiyesi karaciğerini bitirdi: Şifa diye içti organ nakli oldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu-4836764</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu-4836764" rel="standout" />
      <description>Kabızlık için komşusunun önerdiği, 10’dan fazla etken madde içeren bitkisel karışımı kullanan 70 yaşındaki Medet Akhan’ın hayatı bir haftada kabusa döndü. Önce sarılık olan Akhan’da karaciğer yetmezliği gelişti. Aylar süren tedavilerden sonuç alınmayınca yaşlı adam organ nakli olmak zorunda kaldı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kabızlık şikayeti için çevresinin tavsiyesiyle kullandığı bitkisel karışım, yıllarca sağlıklı bir yaşam süren 70 yaşındaki Medet Akhan’ı karaciğer nakline kadar götürdü. </p><p>Medipol Sağlık Grubu Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak tarafından gerçekleştirilen canlı vericili karaciğer nakliyle yeniden sağlığına kavuşan Akhan, “Kimse kulaktan dolma tavsiyelerle bu ürünleri kullanmasın” derken, Prof. Dr. Yaprak bilinçsiz kullanılan bitkisel ürünlerin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekip, bilinçsiz kullanımının ciddi karaciğer hasarına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><video class="pho-card-video" frameborder="0" allowfullscreen="true" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/45697bec-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu/45697bec-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.m3u8" controls="true" data-card-width="640" data-card-height="360" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/30/45697bec-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu/45697bec-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.m3u8" data-duration="00:06:15"></video><p><br></p><h2>“Komşu tavsiyesi karaciğerini bitirdi”</h2><p>Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr.Yaprak, 70 yaşındaki hastanın kabızlık şikâyeti nedeniyle komşusunun tavsiyesiyle bitkisel bir karışım kullandığını belirterek, “Hastamız yaklaşık 10 farklı etken madde içeren bitkisel bir karışımı bir hafta kadar kullanıyor. Ardından sarılık geçiriyor ve karaciğer enzimleri hızla yükseliyor. Üç-dört ay boyunca sarılığı düzelmeyen hastamız, farklı merkezlerde tedavi görmesine rağmen iyileşemiyor. En son olarak karaciğer nakli için bize başvurdu. Hastamızın kızından canlı vericili karaciğer nakli gerçekleştirdik. Şu anda sağlık durumu iyi ve kontrollerine düzenli olarak geliyor” dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/6f7cc379-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/30/6f7cc379-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.webp"></p><h2>“Doğal olması zararsız olduğu anlamına gelmiyor”</h2><p>Hastada bitkisel karışıma bağlı toksik hepatit geliştiğini ifade eden Prof. Dr. Yaprak, “Kullanılan ürünlerin içeriği ilk bakışta masum görünebilir ancak hastamızda toksik hepatit gelişiyor. Karaciğerinde hafif siroz vardı ancak tek başına bu durum nakil gerektirecek düzeyde değildi. Bitkisel karışımın oluşturduğu toksik hasar mevcut tabloyla birleşince karaciğer yetmezliği gelişti. Bu nedenle içeriği bilinmeyen ürünleri, doğal bile olsalar bilinçsiz şekilde kullanmamak gerekiyor. Özellikle birden fazla etken madde içeren karışımların vücutta nasıl etki göstereceğini öngörmek mümkün olmayabiliyor” diye konuştu.</p><h2>“Komşuma iyi geldi diye kullanmayın”</h2><p>Bitkisel ürünlerin kişiden kişiye farklı sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Yaprak, “Reçeteli ilaçların güvenlik çalışmaları binlerce hasta üzerinde yapılıyor ve olası yan etkileri yakından takip ediliyor. Ancak reçetesiz satılan birçok bitkisel ürün için aynı bilimsel veriler bulunmuyor. ‘Komşuma iyi geldi, bana da iyi gelir’ düşüncesi son derece yanlış. Çünkü yan etkiyi belirleyen en önemli faktörlerden biri kişinin genetik yapısıdır. Ayrıca kullanılan bitkisel ürünler, kronik hastalıklar için alınan ilaçlarla etkileşime girerek bağışıklık sistemini tetikleyebilir ve ciddi karaciğer hasarına neden olabilir. Bu hastamız da bilinçsiz bitkisel ürün kullanımının oluşturabileceği risklerin en çarpıcı örneklerinden biri oldu” ifadelerini kullandı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/a05aaec1-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/30/a05aaec1-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.webp"></p><h2>“Sağlıklıydım, bir bitkisel karışım hayatımı değiştirdi”</h2><p>70 yaşındaki Medet Akhan, bitkisel karışımı kullanmadan önce herhangi bir sağlık sorunu yaşamadığını belirterek, “Hiçbir rahatsızlığım yoktu. Top oynayabiliyor, merdivenleri rahatlıkla çıkabiliyordum. Sadece kabızlığa bağlı gaz ve şişkinlik şikâyetim vardı. Bir yakınımın tavsiyesi üzerine bitkisel bir karışım kullanmaya başladım. Yaklaşık bir hafta kullandım, kısa bir ara verdikten sonra birkaç gün daha içmeye devam ettim. İçeriğinin bu kadar fazla bitki içerdiğini bilmiyordum. Sonradan tavsiye eden kişi de kullanmayı bıraktığını söyledi ama artık iş işten geçmişti. İlacı bıraktım ancak o beni bırakmadı” dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/2dfc67d1-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.webp" data-card-width="2400" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/30/2dfc67d1-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.webp"></p><h2>“Kimse kulaktan dolma tavsiyelerle bu ürünleri kullanmasın”</h2><p>Bitkisel karışımı kullandıktan sonra halsizlik yaşamaya başladığını anlatan Akhan, “Bir anda kendimi sürekli yorgun hissetmeye başladım. Normalde oturduğum yerde uyuyan biri değilim ama koltukta uyuyakalacak kadar halsizleşmiştim. Çocuklarımı telaşlandırmamak için bir süre durumu paylaşmadım. Sonrasında Medipol’e başvurduk. Burada çok yakından ilgilendiler ve karaciğer nakli oldum. Bugün yeniden sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Benim yaşadıklarımı kimse yaşamasın. Kulaktan dolma tavsiyelerle, doğal diye bitkisel ürün kullanılmamalı. Mutlaka doktora danışılmalı” diye konuştu.</p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4836518" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/29/1ab9ab9e-3n43t3eoh79tina406j34.webp" data-title="Talep patladı uzman isim uyardı: İşte zayıflama iğnelerindeki büyük tehlike" data-url="/foto-galeri/hayat/talep-patladi-uzman-isim-uyardi-zayiflama-ignelerindeki-buyuk-tehlike-ortaya-cikti-bu-yan-etkisini-kimse-bilmiyor-4836518" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Talep patladı uzman isim uyardı: İşte zayıflama iğnelerindeki büyük tehlike</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4676217" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/2/11/abb63eb6-0sum45opycjskp3ver32vn.jpeg" data-title="Uzman isim Rezum yöntemini açıkladı: Sadece 7 dakika sürüyor hasta 3 saat sonra taburcu ediliyor" data-url="/hayat/uzman-isim-rezum-yontemini-acikladi-sadece-7-dakika-suruyor-hasta-3-saat-sonra-taburcu-ediliyor-4676217" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Uzman isim Rezum yöntemini açıkladı: Sadece 7 dakika sürüyor hasta 3 saat sonra taburcu ediliyor</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4803132" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/5/6b71e2d3-hmtkr5ddfb66cf8esx7chr.webp" data-title="Bebek başı büyüklüğündeki dev kitle yürüyemez hale getirdi: Boynundaki 2 kiloluk tümörü Türk doktorlar çıkardı" data-url="/hayat/bebek-basi-buyuklugundeki-dev-kitle-yuruyemez-hale-getirdi-boynundaki-2-kiloluk-tumoru-turk-doktorlar-cikardi-4803132" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Bebek başı büyüklüğündeki dev kitle yürüyemez hale getirdi: Boynundaki 2 kiloluk tümörü Türk doktorlar çıkardı</span></span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu-4836764</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Seda Ekinci</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/77724a69-komsu-tavsiyesi-karacigerini-bitirdi-sifa-diye-icti-organ-nakli-oldu.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:55:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Beyin cerrahisine Türk imzası</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/beyin-cerrahisine-turk-imzasi-4836655</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/beyin-cerrahisine-turk-imzasi-4836655" rel="standout" />
      <description>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Doç. Dr. Emrah Çeltikçi ile Doç. Dr. Melih Şahin, köşe beyin tümörlerinin burun deliklerinden endoskopik olarak çıkarılmasını sağlayan yeni bir cerrahi teknik geliştirdi. Dünya literatürüne girmesi için değerlendirilen yönteme Çeltikçi, "Daha önce literatürde rapor edilmiş herhangi bir vaka yok" dedi. İki hekim, daha önce de göz çukurundan gerçekleştirilen beyin tümörü ameliyatı tekniğini dünya literatürüne kazandırmıştı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi'nden Doç. Dr. Emrah Çeltikçi ve Doç. Dr. Melih Şahin, köşe beyin tümörlerinin tedavisinde burun deliklerinden endoskopik olarak uygulanan yeni bir cerrahi teknik geliştirdi. İlk kez uygulanan yöntemle gerçekleştirilen ameliyat, bilimsel makale olarak yazılırken JNS Case Lessons isimli ABD menşeli bilimsel dergide yayımlanmak üzere alanda dünya literatüründe yer alması için değerlendiriliyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/b6b3570b-beyin-cerrahisine-turk-imzasi.webp" data-card-width="864" data-card-height="486" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/30/b6b3570b-beyin-cerrahisine-turk-imzasi.webp" data-card-caption="Emrah Çeltikçi, Melih Şahin."></p><h2>RİSKLERİ AZALTIYOR</h2><p>GÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çeltikçi, Azerbaycan'dan gelen hastada askerlik muayenesi sırasında yapılan tetkiklerde baş ağrısı şikayeti üzerine büyük boyutlu bir beyin köşe tümörü tespit edildiğini söyledi. Hastayı, Doç. Dr. Melih Şahin ile birlikte değerlendirdiklerini belirten Çeltikçi, uzun süredir üzerinde çalıştıkları yeni cerrahi tekniği uygulamaya karar verdiklerini ifade etti. Yeni yöntemin klasik ameliyatlardan farklı olarak kulak arkasından kesi yapılmadan, burun deliklerinden endoskopik olarak gerçekleştirildiğini anlatan Çeltikçi, "Daha önce literatürde rapor edilmiş herhangi bir vaka yok. Yayınımız, çok yakında çıkmak üzere" dedi. Çeltikçi, geliştirdikleri tekniğin tümöre önden ulaşma imkanı sağladığını belirterek, bu sayede yüz felci riskinin azaltıldığını kaydetti. Beyin tümörü ameliyatlarında temel amacın beyin sapı üzerindeki baskıyı kaldırmak olduğunu vurgulayan Çeltikçi, geliştirdikleri yöntemle kritik bölgedeki baskının ameliyatın ilk aşamasında giderildiğini, ardından tümörün güvenli ölçüde çıkarılarak kalan kısmının radyocerrahi ve ışın tedavisiyle kontrol altına alınmasının hedeflendiğini söyledi.</p><h2>CERRAHİ DENEYİMİN BİR SONUCU</h2><p>Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Melih Şahin ise söz konusu yöntemin tesadüfen ortaya çıkmadığını, yıllardır aynı anatomik bölge üzerinde yürütülen cerrahi deneyim ve bilimsel çalışmaların sonucu geliştirildiğini dile getirdi. Hedeflerinin hastanın fonksiyonlarını koruyarak ameliyata son vermek olduğunu aktaran Şahin, klasik yöntemde kulak arkasından yapılan ameliyatlarda işitme kaybının sık görülebildiğini belirterek, geliştirdikleri teknik sayesinde hastanın işitmesinin korunduğunu söyledi. Doç. Dr. Emrah Çeltikçi ve Doç. Dr. Melih Şahin başkanlığındaki ekip, geçtiğimiz yıllarda da göz çukurundan girilerek yapılan beyin tümörü ameliyatı dünya literatürüne girmişti.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4836620" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/29/68ecdd88-internetten-alinan-zayiflama-igneleri-zehirliyor-vakalar-endise-verici-boyutta.webp" data-title="İnternetten alınan zayıflama iğneleri zehirliyor: Vakalar endişe verici boyutta" data-url="/hayat/internetten-alinan-zayiflama-igneleri-zehirliyor-vakalar-endise-verici-boyutta-4836620" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İnternetten alınan zayıflama iğneleri zehirliyor: Vakalar endişe verici boyutta</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4836644" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/29/088c2a8d-migren-hastalari-dikkat-bu-7-etken-atagi-baslatabiliyor.webp" data-title="Migren hastaları dikkat: Bu 7 etken atağı başlatabiliyor" data-url="/hayat/migren-hastalari-dikkat-bu-7-etken-atagi-baslatabiliyor-4836644" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Migren hastaları dikkat: Bu 7 etken atağı başlatabiliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4836645" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/29/e0b2b1ea-sicak-havalarda-bu-beslenme-sekli-halsizligi-azaltiyoruzmanindan-yaz-aylarinda-saglikli-kalmak-icin-5-onemli-onerikarpuzu-boyle-tuketmek-daha-dengeli-olabilir.webp" data-title="Sıcak havalarda bu beslenme şekli halsizliği azaltıyor" data-url="/hayat/sicak-havalarda-bu-beslenme-sekli-halsizligi-azaltiyor-4836645" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sıcak havalarda bu beslenme şekli halsizliği azaltıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4836518" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/29/1ab9ab9e-3n43t3eoh79tina406j34.webp" data-title="Talep patladı uzman isim uyardı: İşte zayıflama iğnelerindeki büyük tehlike" data-url="/foto-galeri/hayat/talep-patladi-uzman-isim-uyardi-zayiflama-ignelerindeki-buyuk-tehlike-ortaya-cikti-bu-yan-etkisini-kimse-bilmiyor-4836518" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Talep patladı uzman isim uyardı: İşte zayıflama iğnelerindeki büyük tehlike</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/beyin-cerrahisine-turk-imzasi-4836655</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/a9c9a30e-beyin-cerrahisine-turk-imzasi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Obezite ameliyatında karar heyetten çıkacak</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-ameliyatinda-karar-heyetten-cikacak-4836657</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-ameliyatinda-karar-heyetten-cikacak-4836657" rel="standout" />
      <description>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliğinde kapsamlı değişiklik yaptı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle devletin karşıladığı sağlık hizmetlerinin kapsamı genişletilirken, bazı tedavi ve geri ödeme kriterleri de güncellendi. Yeni düzenlemeyle KOAH, astım ve benzeri solunum yolu hastalıkları nedeniyle uzun süre tedavi gören hastaların rehabilitasyon hizmetlerine erişimi kolaylaştırıldı. Dikkat çeken başlıklarından biri de obezite cerrahisi oldu. Ameliyat kararı artık yalnızca hastanın kilosuna göre verilmeyecek. Hastanın farklı branşlardan uzmanların yer aldığı bir sağlık kurulu tarafından değerlendirilmesi zorunlu olacak. Kanser tedavilerinde kullanılan bazı yeni nesil ilaçların geri ödeme şartları da yeniden düzenlendi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834561" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/22/422e5769-40-yas-altindaki-kadinlarda-alarm-veren-tablo-turkiyede-oran-dunyayi-gecti.webp" data-title="40 yaş altındaki kadınlarda alarm veren tablo: Türkiye’de oran dünyayı geçti" data-url="/hayat/40-yas-altindaki-kadinlarda-alarm-veren-tablo-turkiyede-oran-dunyayi-gecti-4834561" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">40 yaş altındaki kadınlarda alarm veren tablo: Türkiye’de oran dünyayı geçti</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834811" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/23/c72da2ce-evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinin-sunumu-ve-koordinasyonuna-iliskin-yonetmelik-resmi-gazetede-yayimlandi.webp" data-title="Sağlıkta dijital entegrasyon: Hastaneler ve aile hekimleri arasında yeni sistem kuruluyor" data-url="/hayat/saglikta-dijital-entegrasyon-hastaneler-ve-aile-hekimleri-arasinda-yeni-sistem-kuruluyor-4834811" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sağlıkta dijital entegrasyon: Hastaneler ve aile hekimleri arasında yeni sistem kuruluyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4835031" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/23/10db0737-ebola-kabusu-geri-dondu-asisi-ve-tedavisi-olmayan-varyant-yayiliyor.webp" data-title="Ebola kabusu geri döndü: Aşısı ve tedavisi olmayan varyant yayılıyor" data-url="/hayat/ebola-kabusu-geri-dondu-asisi-ve-tedavisi-olmayan-varyant-yayiliyor-4835031" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ebola kabusu geri döndü: Aşısı ve tedavisi olmayan varyant yayılıyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-ameliyatinda-karar-heyetten-cikacak-4836657</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/30/3e0a3ad0-obezite-ameliyatinda-karar-heyetten-cikacak.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İnternetten alınan zayıflama iğneleri zehirliyor: Vakalar endişe verici boyutta</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/internetten-alinan-zayiflama-igneleri-zehirliyor-vakalar-endise-verici-boyutta-4836620</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/internetten-alinan-zayiflama-igneleri-zehirliyor-vakalar-endise-verici-boyutta-4836620" rel="standout" />
      <description>Hollanda Ulusal Zehirlenme Bilgi Merkezi verilerine göre, zayıflama iğnesi kullanımına bağlı bildirim sayısı bir yılda neredeyse iki katına çıktı. Uzmanlar, internet üzerinden kontrolsüz ve reçetesiz temin edilen ilaçların organ yetmezliği riskini artırdığı konusunda uyardı.</description>
      <category>Dünya</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda Kamu Yayın Kuruluşunun (NOS) haberine göre, Hollanda Ulusal Zehirlenme Bilgi Merkezi verileri, zayıflama iğnesi kullananlara ilişkin bildirim sayısının 2024'te 76 iken 2025'te 149'a yükseldiğini ortaya koydu.</p><p>Yetkililer, tüm zehirlenme vakalarının bildirilmemesi nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtti.</p><p>Vakaların önemli bölümünün reçetesiz veya doktor denetimi olmadan kullanımdan kaynaklandığı, bunların yaklaşık yüzde 40'ını ise ilaçların resmi sağlık kanalları dışında temin edilmesi durumlarını kapsadığı kaydedildi.</p><h2>Karaciğer ve böbrekler üzerinde potansiyel zararlar oluşturabiliyor</h2><p>Bu durumu endişe verici olarak nitelendiren uzmanlar, zayıflama iğnelerinin doktorlar yerine resmi olmayan yollardan temin edildiği pazarın giderek büyüdüğüne dikkati çekti.</p><p>Uzmanlar ayrıca denetimli kullanımdan bireysel kullanıma geçişin yanlış doz alma ve yan etki riskini artırdığı konusunda uyardı.</p><p>Aşırı doz veya yanlış kullanımın acil tıbbi müdahale gerektiren akut belirtilere yol açabileceği, uzun vadede ise karaciğer, böbrekler ve sinir sistemi üzerinde potansiyel zararlar oluşturabileceği belirtildi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4835534" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/25/02e30da7-vatandasa-yedirecekleerdi-sktsi-gecmis-29-ton-cikolata-ve-konserve-ele-gecirildi.webp" data-title="Vatandaşa yedireceklerdi: SKT'si geçmiş 29 ton çikolata ve konserve ele geçirildi" data-url="/hayat/vatandasa-yedireceklerdi-sktsi-gecmis-29-ton-cikolata-ve-konserve-ele-gecirildi-4835534" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Vatandaşa yedireceklerdi: SKT'si geçmiş 29 ton çikolata ve konserve ele geçirildi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4835195" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/24/bfc08ad4-yuksek-maliyetli-ilaclari-yurt-disina-kaciran-suphelilere-6-ilde-es-zamanli-operasyon-19-gozalti.webp" data-title="Yüksek maliyetli ilaçları yurt dışına kaçıran şüphelilere 6 ilde eş zamanlı operasyon: 19 gözaltı" data-url="/foto-galeri/gundem/yuksek-maliyetli-ilaclari-yurt-disina-kaciran-suphelilere-6-ilde-es-zamanli-operasyon-19-gozalti-4835195" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yüksek maliyetli ilaçları yurt dışına kaçıran şüphelilere 6 ilde eş zamanlı operasyon: 19 gözaltı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834202" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/20/07381c2e-gumruk-muhafaza-sinirda-8-milyar-tllik-uyusturucu-trafigini-kuruttu-o-anlar-kamerada.webp" data-title="Gümrük muhafaza ekipleri sınırda 8 milyar TL'lik uyuşturucu trafiğini kuruttu: O anlar kamerada" data-url="/video-galeri/gundem/gumruk-muhafaza-ekipleri-sinirda-8-milyar-tllik-uyusturucu-trafigini-kuruttu-o-anlar-kamerada-4834202" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gümrük muhafaza ekipleri sınırda 8 milyar TL'lik uyuşturucu trafiğini kuruttu: O anlar kamerada</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/internetten-alinan-zayiflama-igneleri-zehirliyor-vakalar-endise-verici-boyutta-4836620</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/29/68ecdd88-internetten-alinan-zayiflama-igneleri-zehirliyor-vakalar-endise-verici-boyutta.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 21:11:19 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Migren hastaları dikkat: Bu 7 etken atağı başlatabiliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/migren-hastalari-dikkat-bu-7-etken-atagi-baslatabiliyor-4836644</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/migren-hastalari-dikkat-bu-7-etken-atagi-baslatabiliyor-4836644" rel="standout" />
      <description>Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Gizem Gürsoy, uyku düzensizlikleri, öğün atlamak, susuz kalmak, yoğun stres, hormonal değişiklikler, aşırı kafein tüketimi veya kafeinin ani kesilmesi gibi kişisel tetikleyicilerin migren ataklarına yol açabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, migren, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşamını etkileyen, iş ve sosyal yaşamda ciddi kayıplara yol açabilen nörolojik hastalıkların başında geliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Gürsoy, toplumda çoğu zaman yalnızca baş ağrısı olarak algılanan migrenin aslında çok daha geniş etkileri olduğunu belirterek, kadınlarda hastalığın erkeklere göre yaklaşık üç kat daha sık görüldüğünü kaydetti.</p><p>Migrenin yalnızca ağrıdan oluşmadığını, bulantı, kusma, ışık ve sese hassasiyet, koku duyarlılığında artış, baş dönmesi ve dikkat güçlüğü gibi belirtilerle seyreden nörolojik bir hastalık olduğuna değinen Gürsoy, bazı hastalarda ağrı başlamadan önce "aura" olarak tanımlanan görsel veya duyusal belirtilerin de görülebildiğini aktardı.</p><p>Gürsoy, migrenin özellikle genç ve orta yaş grubunda yaygın olarak görüldüğünü ve çocuklarda da ortaya çıkabileceğini vurgulayarak, "Çocukluk çağındaki migren atakları, erişkinlerden farklı özellikler gösterebilir. Ağrı çoğu zaman iki taraflı hissedilir ve daha kısa sürebilir. Bu nedenle aileler tarafından fark edilmesi gecikebilir veya farklı nedenlere bağlanabilir. Oysa erken dönemde yapılan değerlendirme, doğru tanı açısından büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Migren ataklarının ortaya çıkmasında birçok faktörün rol oynayabildiğini belirten Gürsoy, hastaların kendi tetikleyicilerini tanımalarının tedavinin önemli bir parçası olduğunu aktararak, şunları kaydetti:</p><p>"Uyku düzensizlikleri, öğün atlamak, susuz kalmak, yoğun stres, hormonal değişiklikler, aşırı kafein tüketimi veya kafeinin ani kesilmesi, migren ataklarını tetikleyebiliyor. Bunun yanında bazı peynir çeşitleri, işlenmiş et ürünleri, mayalı gıdalar ve katkı maddesi içeren paketli ürünler de bazı kişilerde ataklara yol açabiliyor. Ancak her hastanın tetikleyicisi farklı. Bu nedenle kişiye özel değerlendirme büyük önem taşıyor."</p><h2>Tedavide gecikmek kronik migrene yol açabiliyor"</h2><p>Gürsoy, toplumda migrenin oldukça sık görülmesine rağmen hastaların önemli bir kısmının tanı almadığını veya uygun tedaviye ulaşamadığını, bu durumun migrenin kronikleşmesine neden olabileceğini vurguladı.</p><p>Kronik migrenin ay içerisinde en az 15 gün baş ağrısı yaşanması ve bu ağrıların en az 8 gününde migren özelliklerinin görülmesi şeklinde tanımlandığını aktaran Gürsoy, tedavinin gecikmesinin hastaların yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebildiğini, iş yaşamında, eğitim hayatında ve sosyal ilişkilerde önemli sorunlara yol açabildiğini belirtti.</p><p>Migrenin bireysel etkilerinin yanı sıra toplumsal sonuçlarının da bulunduğunu ifade eden Gürsoy, hastalığın neden olduğu iş gücü kaybına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>"İşe veya okula devamsızlık, iş performansında düşüş, sağlık hizmeti kullanımında artış ve bakım ihtiyacı, hem bireyler hem de toplum açısından önemli maliyetler doğuruyor. Dünya genelinde migren, engellilikle geçirilen yaşam yıllarının en önemli nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle migren yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı problemi. Migrenli bireylerin çalışma hayatında da zorluklar yaşıyor. 'Migren Dostu İş Yeri' eğitimleriyle işverenler ve çalışanların bilinçlendirilmesine katkı sağlanmalı. Çalışanların yaşadığı zorlukların anlaşılması, uygun çalışma koşullarının oluşturulması ve destekleyici uygulamaların yaygınlaştırılması, hem çalışan sağlığı hem de kurumların verimliliği açısından büyük önem taşıyor. Migren dostu iş yerleri, sağlıklı ve sürdürülebilir çalışma ortamlarının oluşturulmasına katkı sağlayan önemli bir yaklaşım."</p><p>Haziran ayının "migren farkındalık ayı" olduğunu kaydeden Gürsoy, "Baş ağrısı, yaşamın kaçınılmaz bir parçası değil. Günümüzde migren tedavisinde oldukça etkili seçenekler bulunuyor. Migren görünmeyen bir hastalık olabilir, ancak etkileri son derece gerçek. Farkındalık, doğru tanı ve uygun tedavi sayesinde migrenli bireylerin yaşam kalitesini artırmak mümkün." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/migren-hastalari-dikkat-bu-7-etken-atagi-baslatabiliyor-4836644</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/29/088c2a8d-migren-hastalari-dikkat-bu-7-etken-atagi-baslatabiliyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 21:08:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sıcak havalarda bu beslenme şekli halsizliği azaltıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sicak-havalarda-bu-beslenme-sekli-halsizligi-azaltiyor-4836645</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sicak-havalarda-bu-beslenme-sekli-halsizligi-azaltiyor-4836645" rel="standout" />
      <description>Harran Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hayoğlu, yaz aylarında artan hava sıcaklıklarının vücudun sıvı ve mineral dengesini olumsuz etkilediğini, sağlığın korunması için su tüketiminin artırılması ve beslenmede hafif, su oranı yüksek gıdalara ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayoğlu, AA muhabirine, sıcak havalarda özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin sıvı kaybına karşı daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p><p>Yetersiz su tüketiminin halsizlik, tansiyon problemleri ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkati çeken Hayoğlu, yetişkinlere günlük en az 2 litre su tüketmelerini önerdi.</p><p>Hayoğlu, su tüketiminin gün içine yayılarak yapılmasının önemine değinerek, suya nane, limon ya da kabuğuyla dilimlenmiş limon ekleyerek hem ferahlatıcı bir tat elde edebileceğini hem de sıvı tüketimini artırabileceğini anlattı.</p><p>Terlemeyle birlikte vücudun mineral kaybettiğine işaret eden Hayoğlu, potasyum ve magnezyum açısından zengin maden sularının bu kaybın yerine konulmasına katkı sağlayabileceğini, böylece yorgunluk hissinin azalmasına ve vücudun daha dinç kalmasına yardımcı olabileceğini kaydetti.</p><h2>Su oranı yüksek meyve ve sebzeler tercih edilmeli</h2><p>Hayoğlu, yaz aylarında su oranı yüksek sebze ve meyvelerin beslenmede önemli yer tuttuğunu dile getirerek, bu ürünlerin vücudun sıvı dengesinin korunmasına ve genel sağlığın desteklenmesine katkı sunduğunu belirtti.</p><p>Karpuzun potasyum açısından zengin bir meyve olduğuna dikkati çeken Hayoğlu, bunun vücut direncinin korunmasına ve halsizlik hissinin azaltılmasına yardımcı olabileceğini vurguladı.</p><p>Hayoğlu, meyvelerin doğal şeker içerdiğini ve bu nedenle tüketimin ölçülü olması gerektiğinin altını çizerek, karpuzun kahvaltıda veya ara öğünlerde 1-2 dilim peynirle birlikte tüketilmesinin daha dengeli bir tercih olacağını kaydetti.</p><p>Yaz aylarında beslenmede sebze ağırlıklı öğünlerin öne çıkarılması gerektiğini dile getiren Hayoğlu, şöyle konuştu:</p><p>"Yemeklerde özellikle hafif tüketilen, sebze ağırlıklı yiyecekleri tercih etmek, et ve benzeri ağır, yağlı yiyecekleri azaltmak hatta mümkünse tüketmemek sağlık açısından daha faydalı olur. Az zeytinyağı kullanılan sebze yemeklerini ön plana çıkarmak gerekir. Kabak, fasulye ve bezelye gibi mevsim sebzeleri tercih edilebilir. Soğuk yoğurt çorbaları, domates çorbaları, yoğurt, ayran ve cacık da hem vücudun enerji ve mineral dengesinin korunmasına katkı sağlar hem de sıcak havalarda ferahlık verir."</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sicak-havalarda-bu-beslenme-sekli-halsizligi-azaltiyor-4836645</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/29/e0b2b1ea-sicak-havalarda-bu-beslenme-sekli-halsizligi-azaltiyoruzmanindan-yaz-aylarinda-saglikli-kalmak-icin-5-onemli-onerikarpuzu-boyle-tuketmek-daha-dengeli-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 20:55:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Talep patladı uzman isim uyardı: İşte zayıflama iğnelerindeki büyük tehlike</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/talep-patladi-uzman-isim-uyardi-zayiflama-ignelerindeki-buyuk-tehlike-ortaya-cikti-bu-yan-etkisini-kimse-bilmiyor-4836518</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/talep-patladi-uzman-isim-uyardi-zayiflama-ignelerindeki-buyuk-tehlike-ortaya-cikti-bu-yan-etkisini-kimse-bilmiyor-4836518" rel="standout" />
      <description>Son dönemde kullanımı hızla artan “zayıflama iğneleri” hakkında uzmanlardan kritik uyarı geldi. Obezitenin sadece estetik bir sorun olmadığını vurgulayan uzmanlar, bu tedavilerin yanlış kullanımda risk oluşturabileceğine dikkat çekti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/talep-patladi-uzman-isim-uyardi-zayiflama-ignelerindeki-buyuk-tehlike-ortaya-cikti-bu-yan-etkisini-kimse-bilmiyor-4836518</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Seda Ekinci</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/29/1ab9ab9e-3n43t3eoh79tina406j34.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 13:29:45 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir annenin günlüğü lösemi hastalarına umut ve rehber oluyor: Kelebek Misali Rumeysa</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor-kelebek-misali-rumeysa-4835619</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor-kelebek-misali-rumeysa-4835619" rel="standout" />
      <description>Öğretmen Yeter Şentürk, lösemi nedeniyle 11 yaşında yaşamını yitiren kızı Rumeysa'nın hastalıkla mücadelesini, tedavi sürecini ve ailesine öğrettiklerini, onun yarım kalan hayalini gerçekleştirmek amacıyla kitaplaştırdı. Şentürk, "Onun hayalini gerçekleştirip, verdiğimiz mücadeleyi, nasıl savaştığını, tevekkülünü, küçücük yaşında bizlere öğrettiklerini anlatmak istedim. Gidişinden önce biriktirip konuşamadıklarımızı anlattım. Çünkü anlatmazsam artık kalbim dayanamayacak, patlayacak gibiydi" dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erguvan Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Mekki Yassıkaya, yaptığı açıklamada, Şentürk'ün kendisine ulaşmasının ardından kitabın ilk 20-25 sayfasını bilgisayardan okuduğunu ve metnin kendisini çok etkilediğini söyledi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/25/54235419-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp" data-card-width="1067" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/25/54235419-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp"></p><p>Sürecin bu kadar ağır geçtiğini daha önce tahmin etmediğini belirten Yassıkaya, "Önce Türkiye'de kanserle ve özellikle lösemiyle ilgili bir yayın yapılmış mı diye uzunca bir süre araştırdım. Maalesef ülkemizde anı kitabı olarak da olsa kanserle ilgili bir yayının olmadığını fark ettim. Bu beni kitabı yayınlamak için daha da teşvik etti." dedi.</p><h2>"Lösemi hastaları için gerçek bir rehber"</h2><p>Yassıkaya, kitabı yayımlamadan önce onkoloji doktorlarına danıştığının altını çizerek, "Doktor hanımlar kitabın tamamını okuyunca yayınlanmasında bir mahsur olmayacağını ancak hukuki sebeplerle, hukuk kurulunun da düşüncesini alarak doktor, hemşire ve hastane isimlerinin verilmemesi gerektiğini söylediler. Hukuki olarak yayınlanmasında bir mahzur olmayacağına karar verilmesinin ardından kitabı yayımladık. Hatta kitabı incelemeleri için kendilerine müracaat ettiğim Prof. Dr. Nergiz Dağoğlu Sakin ve Dr. Şule Karaman kitabı çok beğendikleri ve yararlı olabileceğini beyan edip, tavsiyeleriyle bana yol gösterdi ve kitaba ön söz yazdılar." diye konuştu.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/25/30f488f6-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp" data-card-width="1071" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/25/30f488f6-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp"></p><p>Kitabın edebi yönünün yanı sıra lösemi hastaları için gerçek bir rehber olduğunu aktaran Yassıkaya, "Lösemi hastalarının aileleri hastanelerde birbirlerine o kadar tutkun hale gelmiş ki, yeniden bir aile oluşmuş. Kitapta donör meselesi gibi ülkemizde pek duyulmayan çok önemli konular var. Kızılayın bir donör bankası olduğunu ben bu vesileyle öğrendim. Rumeysa'nın kardeşi de bu süreçte ona donör olmuş, o kardeşliği, sevgiyi fotoğraflarla birlikte kitapta görüyoruz." diye konuştu.</p><p>Mekki Yassıkaya, kitabın hastalığın başlangıcından sonucuna kadar neler yapılması gerektiğine dair yol gösterdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><ol><li data-list="bullet">"Kitap sayesinde öğreniyoruz ki yurt dışından pek çok çocuk tedavi için Türkiye'ye geliyor ve aileleri varlıklarını satarak bu masrafları karşılıyor. Oysa ülkemizde Sağlık Bakanlığı, lösemi hastası çocuklarımızın tedavisini tamamen ücretsiz yapıyor. Kitapta hastane personelinin, doktorun, hemşirenin çocuklara nasıl büyük bir şefkatle yaklaştığı anlatılıyor. Bu sağlık sistemi için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Sağlık Bakanlığına teşekkür ediyorum."</li></ol><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/25/81b25f27-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp" data-card-width="1067" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/25/81b25f27-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp"></p><h2>"İçimde birikenleri yazmasaydım kalbim daha fazla dayanamayacaktı"</h2><p>Kitabın yazarı öğretmen Yeter Şentürk ise kızının, hastalık sürecini anlatan bir kitap yazmak istediğini ve hatta yazmaya başladığını belirterek, onun yarım kalan hayalini devraldığını ifade etti.</p><p>Süreci kelimelere dökmenin kendisine iyi geldiğini vurgulayan Şentürk, duygularını şu sözlerle dile getirdi:</p><ol><li data-list="bullet">"Onun hayalini gerçekleştirip, verdiğimiz mücadeleyi, nasıl savaştığını, tevekkülünü, küçücük yaşında bizlere öğrettiklerini anlatmak istedim. Gidişinden önce biriktirip konuşamadıklarımızı anlattım. Çünkü anlatmazsam artık kalbim dayanamayacak, patlayacak gibiydi. Bir anne olarak asla olmak istemeyeceğiniz bir yerdesiniz bu süreçte ama yavrunuz için güçlü de durmak zorundasınız. Bizim her zaman en büyük dayanağımız imanımız oldu. Burası imtihan dünyası ve 'Rabbim sevdiği kullarını sınıyor' diyerek hayata sıkı sıkı tutunduk."</li></ol><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/25/b05df164-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp" data-card-width="1067" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/25/b05df164-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp"></p><p>Şentürk, kızının yaşının çok ötesindeki anlayışının, sabrının ve teslimiyetinin bu süreci farklı bir boyuta taşıdığını vurgulayarak, "Bir anne olarak son güne kadar asla umudumu kaybetmedim. En son anına kadar yanımda olmasına şükrederek o anı en güzel şekilde yaşamaya çalıştık. Neredeyse bir yıl hiç hastaneden çıkamadık ama 'Beraber olalım da her anımızı en güzel şekilde yaşayalım, isyan ederek değil mutlu geçirelim.' fikrine tutunduk." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Kitabın kök hücre ve kan bağışı konusunda farkındalık oluşturmasını umut ettiğini dile getiren Şentürk, "İnsanlar kan bağışının, kök hücre donörü olmanın ne denli önemli olduğunu anlayacak. Bu kitap tüm gönüllere şifa olsun, bu hastalıkla mücadele edenler asla umutsuz olmadan sıkı sıkıya sarılsınlar birbirine." ifadelerini kullandı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/25/6b619a04-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp" data-card-width="1067" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/25/6b619a04-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor.webp"></p><h2>Eser, sevginin ve inancın önemini gösteriyor</h2><p>Rumeysa'nın sağlıklı günlerinden ailesiyle geçirdiği son günlere kadar çekilen fotoğrafların da yer aldığı “Kelebek Misali Rumeysa” adlı kitap, okuyucuya yalnızca bir çocuğun mücadelesini değil, tıbbın imkanlarının tükendiği noktada sevgi ve inancın nasıl ayakta kaldığını da anlatıyor.</p><p>Lösemi tedavi süreci, hastalar ve aileleri için fiziksel zorlukların yanı sıra derin duygusal tecrübeler barındıran bir dönem olarak biliniyor. Öğretmen Yeter Şentürk'ün iki yıl boyunca yaşadıklarını, kendisini, kızını, ailesini ve kader birliği yaptığı diğer lösemi hastalarının ailelerini anlattığı kitap, bu süreçte yaşanan acıları ve dayanışmayı konu alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor-kelebek-misali-rumeysa-4835619</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/25/698f13ed-bir-annenin-gunlugu-losemi-hastalarina-umut-ve-rehber-oluyor-kelebek-misali-rumeysa.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:25:06 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kalp diyabet ve böbrek hastalarına 'El Nino' uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kalp-diyabet-ve-bobrek-hastalarina-el-nino-uyarisi-4835608</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kalp-diyabet-ve-bobrek-hastalarina-el-nino-uyarisi-4835608" rel="standout" />
      <description>Türkiye genelinde bu yaz hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi bekleniyor. Uzmanlar, artan sıcaklıklar nedeniyle özellikle kalp, diyabet ve böbrek hastalarında acil servis başvurularının artabileceği; yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunanların da daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cavit Işık Yavuz, Türkiye genelinde bu yaz mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi beklenen hava sıcaklıkları nedeniyle özellikle kalp, diyabet ve böbrek hastalarında acil servis başvurularının artabileceği, yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunanların da daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu.</p><p>Prof. Dr. Yavuz, El Nino'nun etkisiyle dünyanın birçok bölgesinde aşırı sıcaklıkların görüldüğünü, Avrupa'da etkili olan sıcak hava dalgaları nedeniyle çeşitli önlemlerin hayata geçirildiğini, bazı bölgelerde ise kırmızı alarm verildiğini söyledi.</p><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünce hava sıcaklıklarının artacağı yönünde yapılan uyarılara dikkati çeken Yavuz, sıcaklığın yanı sıra nem oranındaki artışın sağlık açısından kritik olduğunu belirtti.</p><p>Prof. Dr. Yavuz, sıcaklık ve nemin birlikte yükselmesinin vücudun çevresel koşullara uyum mekanizmalarını zorladığını, bu durumun ise "ısı stresi" olarak adlandırılan sürecin başlamasına yol açtığını ifade etti.</p><p>Isı stresinin, hafif belirtilerden sıcak çarpması ve komaya kadar uzanabilen ciddi sağlık tablolarına yol açabileceğine dikkati çeken Yavuz, vücudun sıcaklığa uyum sağlamak için terleme yoluyla ısı dengesini korumaya çalıştığını ancak bu süreçte su ve mineral kaybının da yaşandığını dile getirdi.</p><p>Sıcaklıkların yükselmesiyle görülebilecek sağlık sorunlarına işaret eden Yavuz, "Aşırı sıcakların yol açtığı sağlık sorunları, güneş yanıkları, isilik ve el-ayaklarda şişlik gibi hafif belirtilerden sıcak çarpması gibi hayati risk oluşturabilen tablolara kadar uzanabiliyor. Bacaklarımızda ve kollarımızda oluşan sıcak krampları, sıcaklığın bizi etkilemeye başladığını gösteren erken bir uyarı niteliği taşıyor" dedi.</p><h2>"Sıcak hava dalgalarında 2,5-3 litre su içilmeli"</h2><p>Prof. Dr. Yavuz, bu tür belirtilerin ortaya çıkması halinde yeterli sıvı alınmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Sağlıklı bir yetişkinin sıcak hava dalgalarında özellikle 2,5-3 litre su içmesi lazım. Dünya Sağlık Örgütü de her saat başı en az bir bardak su içilmesini ve su tüketiminin gün içine yayılmasını öneriyor. Kafeinli içecekler, şekerli ve alkollü içeceklerden kesinlikle uzak durmak gerekiyor. Çünkü kafeinli içecekler idrarı artırdığı için daha fazla su kaybına yol açabiliyor." uyarısında bulundu.</p><p>Sıcak hava dalgalarının acil servis başvurularında artışa neden olabildiğini belirten Yavuz, şöyle devam etti:</p><p>"Sıcak krampları her zaman insanları acil servise ya da hastaneye başvurmaya yönlendirmeyebilir ancak sıcak bitkinliği dediğimiz bir üst tablo var. Burada sıcaklık, kişiyi bitkin ve yerinden kalkamayacak duruma getirebiliyor. Bu iyiye işaret değil çünkü tablonun ilerlediğini gösteriyor. Artan sıcak havalarla, özellikle kalp, diyabet ve böbrek hastalarında acil servis başvuruları artabiliyor. Doğrudan sıcak çarpması gibi komaya kadar gidebilen ağır tablolar var. Bu durumda vücudun ısı düzenleme mekanizmaları bozuluyor ve hayati tehlike başlıyor. Bilinç kaybının ortaya çıkabildiği bu tablo, gerçek anlamda acil servis gerektiren bir durum"</p><p>Yavuz, sıcak hava dalgalarının hava kalitesini de olumsuz etkilediğini, bu durumun solunum yolu şikayetlerinde artışa neden olabildiğini ve solunum yolu hastalığı bulunanların da sağlık kuruluşlarına başvurmak zorunda kalabildiğini söyledi.</p><h2>"Sıcak havalarda çocukları, yaşlıları ve evcil hayvanları araçta bırakmayın"</h2><p>Sıcak hava dalgalarının bazı gruplar üzerinde daha ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirten Yavuz, "Vücudun sıcaklığa uyum kapasitesi herkeste aynı değil. Örneğin 65 yaş üstü bireylerde bu kapasite azalıyor. Çocuklarda ise henüz tam gelişmemiş oluyor. Gebelerde de vücudun geçirdiği değişiklikler nedeniyle sıcakların etkileri daha belirgin hissedilebiliyor. Bunun yanında böbrek, karaciğer ve kalp hastalığı bulunan kişiler de aşırı sıcaklardan çok daha hızlı ve daha fazla etkilenebiliyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Vatandaşlara sıcak hava dalgaları sırasında bireysel önlemler almaları çağrısında bulunan Yavuz, güneşin etkisinin en yoğun hissedildiği saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini dile getirdi.</p><p>Prof. Dr. Yavuz, sıcak havalarda bulunulan ortamın serin tutulmasının önemine işaret ederek, ev ve iş yerlerinde klima kullanımında 20 ile 25 derece arasındaki sıcaklıkların önerildiğini, bu açıdan evler için 22-23 derecelik oda sıcaklığının uygun olduğunu bildirdi.</p><p>El Nino'nun etkisiyle Türkiye'de de hava sıcaklıklarında artış olabileceğine dikkati çeken Yavuz, "Sıcak havalarda çocukları, yaşlıları ve evcil hayvanları klima açık olsa bile araç içerisinde bırakmamak gerekiyor. Dışarıda hava sıcaklığı 27 dereceyken araç içi sıcaklığı kısa sürede çok daha yüksek seviyelere çıkabiliyor" dedi.</p><p>Sıcak çarpmasına işaret edebilecek belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirten Yavuz, bitkinlik, halsizlik, bulantı, kusma ve baş ağrısının sıcaklığın vücudu etkilemeye başladığını gösterebileceğini, bilinç bulanıklığı, bayılma veya nöbet görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezinin aranması gerektiğini sözlerine ekledi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4835379" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/24/cd456031-korkutan-kuresel-rapor-asiri-sicaklar-nedeniyle-her-yil-500-bin-kisi-oluyor.webp" data-title="Korkutan küresel rapor: Aşırı sıcaklar nedeniyle her yıl 500 bin kişi ölüyor" data-url="/hayat/korkutan-kuresel-rapor-asiri-sicaklar-nedeniyle-her-yil-500-bin-kisi-oluyor-4835379" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Korkutan küresel rapor: Aşırı sıcaklar nedeniyle her yıl 500 bin kişi ölüyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4835268" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/24/7b56f496-el-nino-turkiyede-ne-zaman-etkili-olacak-uzman-isim-tarih-vererek-acikladi.webp" data-title="El Nino Türkiye'de ne zaman etkili olacak? Uzman isim tarih vererek açıkladı" data-url="/hayat/el-nino-turkiyede-ne-zaman-etkili-olacak-uzman-isim-tarih-vererek-acikladi-4835268" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">El Nino Türkiye'de ne zaman etkili olacak? Uzman isim tarih vererek açıkladı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4831839" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/12/0e5d301f-el-nino-kabusu-basladi-turkiye-etkilenecek-mi-dunya-kirmizi-alarma-gecti.webp" data-title="'El Nino' kabusu başladı: Türkiye etkilenecek mi? Dünya kırmızı alarma geçti" data-url="/gundem/el-nino-kabusu-basladi-turkiye-etkilenecek-mi-dunya-kirmizi-alarma-gecti-4831839" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">'El Nino' kabusu başladı: Türkiye etkilenecek mi? Dünya kırmızı alarma geçti</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kalp-diyabet-ve-bobrek-hastalarina-el-nino-uyarisi-4835608</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/25/a2922c30-kalp-diyabet-ve-bobrek-hastalarina-el-nino-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:54:22 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Korkutan küresel rapor: Aşırı sıcaklar nedeniyle her yıl 500 bin kişi ölüyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/korkutan-kuresel-rapor-asiri-sicaklar-nedeniyle-her-yil-500-bin-kisi-oluyor-4835379</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/korkutan-kuresel-rapor-asiri-sicaklar-nedeniyle-her-yil-500-bin-kisi-oluyor-4835379" rel="standout" />
      <description>Avrupa ve kuzey yarımküredeki ülkelerde aşırı sıcak hava dalgası etkisini sürdürürken Dünya Sağlık Örgütü, buna ilişkin korkutan raporu paylaştı. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, aşırı sıcaklar nedeniyle her yıl küresel olarak yaklaşık yarım milyon insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Ancak bu ölümlerin çoğunun önlenebileceğini de belirten Ghebreyesus, en yüksek risk altında olanların arasında yaşlılar, kronik rahatsızlığı olanlar, çocuklar, hamile kadınlar, aşırı sıcağa maruz kalan işçiler ve sosyal olarak dezavantajlı grupların yer aldığını da kaydetti.</description>
      <category>Dünya</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, aşır sıcakların küresel olarak her yıl 500 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğunu bildirdi. </p><p>Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında, küresel sağlık meselelerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p><h2>"Aşırı sıcaklar nedeniyle 500 bin insan hayatını kaybediyor"</h2><p>Avrupa ve kuzey yarımküredeki ülkelerde aşırı sıcak hava dalgasının etkili olduğunu belirten Ghebreyesus, aşırı sıcaklıkların, iklim değişikliğinin sağlık ve güvenlik açısından yarattığı en ciddi ve hızla büyüyen tehditlerden biri olduğunu söyledi.</p><p>Ghebreyesus, "Aşırı sıcaklar, her yıl küresel olarak yaklaşık yarım milyon insanın hayatını kaybetmesine neden oluyor ancak bu ölümlerin çoğu önlenebilir. Sıcak hava herkesi etkiliyor ancak en yüksek risk altında olanlar arasında yaşlılar, kronik rahatsızlığı olanlar, çocuklar, hamile kadınlar, aşırı sıcağa maruz kalan işçiler ve sosyal olarak dezavantajlı gruplar yer alıyor." dedi.</p><h2>"Erken uyarı sistemleri kurulmalı"</h2><p>Sıcak hava dalgalarının, toplu etkinliklere ve spor müsabakalarına katılan insanlar için de büyük bir sağlık tehlikesi oluşturabileceğine işaret eden Ghebreyesus, FIFA Dünya Kupası sırasında farkındalığı artırmak, erken uyarı sistemleri kurmak, güvenli içme suyuna erişimi iyileştirmek, soğutma stratejileri ve akıllı planlama uygulamak için FIFA ve ev sahibi ülkelerle işbirliği yaptıklarını söyledi.</p><h2>"Bu seneye ilişkin veri elimizde yok"</h2><p>DSÖ'nün Sağlık Acil Durum Hazırlık Departmanı bünyesindeki Sınırlar, Toplu Etkinlikler ve Sağlık Koruma Önlemleri Birimi'nin Başkanı Ninglan Wang ise AA muhabirinin "Sayın Tedros Avrupa'da birçok ülkede aşırı sıcak hava dalgasının yaşandığını söyledi. Bu yıl Avrupa ve dünyanın geri kalanında sıcak hava nedeniyle kaç kişinin öldüğünü gösteren verilere sahip misiniz?" sorusunu yanıtladı.</p><p>Wang, bu yıl sıcaklık nedeniyle gerçekleşen ölümlere ilişkin ellerinde veri olmadığını ancak daha sonra paylaşacaklarını ifade etti. </p><p>DSÖ Risk Azaltma, İnsani Yardım Operasyonları ve İklim Değişikliği Birim Başkanı Teresa Zakaria da "Şu anda Avrupa'da gördüklerimiz ve deneyimlediklerimiz çok endişe verici." dedi.</p><p>Zakaria, gelecek 6 ayda aşırı sıcaklıkların son derece ciddi boyutlara ulaşabileceğini dile getirerek, "Dünyanın büyük bölümünde, bazı bölgelerde sıcaklıkların mevsim normallerinin çok üzerine çıkması ve yılın aynı dönemi için ortalama değerlerden yüzde 80'e kadar daha yüksek seviyelere ulaşması muhtemeldir. Bu nedenle karşı karşıya olduğumuz tablo son derece endişe vericidir." diye konuştu.</p><h2>"Ebola salgını hızla yayılmaya devam ediyor"</h2><p>Ebola salgınına değinen DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) 5 hafta önce Ebola salgını bildirilmesinden bu yana hükümetin liderliğinde mücadelenin önemli ölçüde arttığını görmenin cesaret verici olduğunu belirterek, son 5 haftada 19 sağlık merkezinde yatak sayısının 10'un altından 500'ün üzerine çıkarıldığını ifade etti.</p><p>Ghebreyesus, KDC'de 100'den fazla kişinin iyileştiğini, erken teşhis ve destekleyici bakımla birçok kişinin bu hastalıktan kurtulabileceğini dile getirerek, "Elde ettiğimiz iyi ilerlemeye rağmen hala büyük zorluklarla karşı karşıyayız. Salgın, müdahalenin önüne geçmeye devam ediyor. Şu anda 1094 doğrulanmış Ebola vakası ve bununla bağlantılı 277 ölüm bildirildi. Salgın hızla yayılmaya devam ediyor." dedi.</p><p>Uganda'da 2 haftanın ardından ilk Ebola virüsü vakasının 21 Haziran'da bildirildiğini söyleyen Ghebreyesus, Uganda'da toplamda doğrulanmış 20 vaka ve 2 ölüm bildirdiğini ifade etti. </p><p>Ghebreyesus, Fransa'da, KDC'den dönen bir sağlık çalışanının Ebola virüsü testinin pozitif çıktığını belirterek, hastanın şu anda izlendiğini ve tedavi gördüğünü bildirdi.</p><p>DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, Ebola virüsü konusunda dünyanın geri kalanı için riskin düşmeye devam ettiğini söyledi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4835300" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/24/ba6ed090-dso-uyardi-avrupada-sicakliklar-kuresel-ortalamadan-yaklasik-2-kat-hizli-artiyor.webp" data-title="DSÖ uyardı: Avrupa'da sıcaklıklar küresel ortalamadan yaklaşık 2 kat hızlı artıyor" data-url="/dunya/dso-uyardi-avrupada-sicakliklar-kuresel-ortalamadan-yaklasik-2-kat-hizli-artiyor-4835300" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">DSÖ uyardı: Avrupa'da sıcaklıklar küresel ortalamadan yaklaşık 2 kat hızlı artıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4835268" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/24/7b56f496-el-nino-turkiyede-ne-zaman-etkili-olacak-uzman-isim-tarih-vererek-acikladi.webp" data-title="El Nino Türkiye'de ne zaman etkili olacak? Uzman isim tarih vererek açıkladı" data-url="/hayat/el-nino-turkiyede-ne-zaman-etkili-olacak-uzman-isim-tarih-vererek-acikladi-4835268" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">El Nino Türkiye'de ne zaman etkili olacak? Uzman isim tarih vererek açıkladı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834959" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/23/76939f6a-muglada-termometreler-45-dereceyi-gordu.webp" data-title="Muğla’da termometreler 45 dereceyi gördü" data-url="/gundem/muglada-termometreler-45-dereceyi-gordu-4834959" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Muğla’da termometreler 45 dereceyi gördü</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834958" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/23/be7610e3-asiri-sicakliklar-fransayi-vurdu-5-gunde-40-kisi-boguldu.webp" data-title="Aşırı sıcaklıklar Fransa'yı vurdu: 5 günde 40 kişi boğuldu" data-url="/dunya/asiri-sicakliklar-fransayi-vurdu-5-gunde-40-kisi-boguldu-4834958" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Aşırı sıcaklıklar Fransa'yı vurdu: 5 günde 40 kişi boğuldu</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/korkutan-kuresel-rapor-asiri-sicaklar-nedeniyle-her-yil-500-bin-kisi-oluyor-4835379</link>
      <subcategory>Dünya</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/24/cd456031-korkutan-kuresel-rapor-asiri-sicaklar-nedeniyle-her-yil-500-bin-kisi-oluyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 18:23:13 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ebola kabusu geri döndü: Aşısı ve tedavisi olmayan varyant yayılıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/ebola-kabusu-geri-dondu-asisi-ve-tedavisi-olmayan-varyant-yayiliyor-4835031</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/ebola-kabusu-geri-dondu-asisi-ve-tedavisi-olmayan-varyant-yayiliyor-4835031" rel="standout" />
      <description>Tek bir kişi binlerce kişiye bulaştırabilir... Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Sağlık Acil Durum Uyarı ve Müdahale Operasyonları Direktörü Abdirahman Mahamud, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) görülen Ebola salgınında doğrulanan vaka sayısının 1048 olduğunu ve bunlardan 267'sinin ölümle sonuçlandığını bildirdi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mahamud, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisinin haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.</p><p>KDC'deki Ebola salgınının yayılmaya devam ettiğini söyleyen Mahamud, "KDC Sağlık Bakanlığının bildirdiğine göre, dün itibarıyla 1048 doğrulanmış vaka bildirildi, bunlardan 267'si ölümle sonuçlandı. Bu, KDC'de bir Ebola hastalığı salgınının ilk ayındaki en yüksek doğrulanmış vaka sayısıdır." ifadelerini kullandı.</p><p>Mahamud, salgının yayılmasına ayak uydurmak için müdahalenin genişletilmesi gerektiğini ve bunun da olmaya başladığının altını çizdi.</p><p>19 sağlık merkezindeki yatak sayısının son iki haftada 500'ün üzerine çıktığını belirten Mahamud, yerel sağlık çalışanlarının gözetimlerini artırdığını söyledi.</p><p>Mahamud, "Giderek daha fazla kişi Ebola risklerinin farkında, kendilerini korumak için araçlar ve destek istiyor." diye konuştu.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/23/6a045300-ebola-kabusu-geri-dondu-asisi-ve-tedavisi-olmayan-varyant-yayiliyor.webp" data-card-width="1280" data-card-height="720" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/23/6a045300-ebola-kabusu-geri-dondu-asisi-ve-tedavisi-olmayan-varyant-yayiliyor.webp"></p><h2>Ebola salgını</h2><p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.</p><p>DSÖ, 17 Mayıs'ta, yeniden ortaya çıkan Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.</p><p>Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın, nadir bir Ebola varyantı olan "Bundibugyo" virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4831060" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/9/c45144b2-dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-etmede-geride-kaliyoruz.webp" data-title="DSÖ’den kritik ebola uyarısı: Virüsü kontrol edemiyoruz" data-url="/hayat/dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-edemiyoruz-4831060" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">DSÖ’den kritik ebola uyarısı: Virüsü kontrol edemiyoruz</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4831033" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/9/48e5683a-dunya-kupasi-oncesi-kritik-uyari-tek-bir-kisi-binlerce-kisiye-bulastirabilir.webp" data-title="Dünya Kupası öncesi kritik uyarı: Tek bir kişi binlerce kişiye bulaştırabilir" data-url="/dunya/dunya-kupasi-oncesi-kritik-uyari-tek-bir-kisi-binlerce-kisiye-bulastirabilir-4831033" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dünya Kupası öncesi kritik uyarı: Tek bir kişi binlerce kişiye bulaştırabilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4830697" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/8/afb02a05-ebola-krizi-buyuyor-kongodan-sonra-ugandada-vaka-sayisi-artiyor.webp" data-title="Ebola krizi büyüyor: Kongo'dan sonra Uganda'da vaka sayısı artıyor" data-url="/dunya/ebola-krizi-buyuyor-kongodan-sonra-ugandada-vaka-sayisi-artiyor-4830697" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ebola krizi büyüyor: Kongo'dan sonra Uganda'da vaka sayısı artıyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/ebola-kabusu-geri-dondu-asisi-ve-tedavisi-olmayan-varyant-yayiliyor-4835031</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/23/10db0737-ebola-kabusu-geri-dondu-asisi-ve-tedavisi-olmayan-varyant-yayiliyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 17:49:54 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlıkta dijital entegrasyon: Hastaneler ve aile hekimleri arasında yeni sistem kuruluyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/saglikta-dijital-entegrasyon-hastaneler-ve-aile-hekimleri-arasinda-yeni-sistem-kuruluyor-4834811</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/saglikta-dijital-entegrasyon-hastaneler-ve-aile-hekimleri-arasinda-yeni-sistem-kuruluyor-4834811" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanlığı, tıbbi bakım sürekliliğini esas alan yeni yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımladı. Evde sağlık, palyatif bakım, aile hekimliği ve yataklı tedavi hizmetlerini tek çatıda birleştiren düzenlemeyle, kronik ve ileri evre hastaların yara bakımı, tetkik ve reçete gibi işlemleri kesintisiz olarak ev ortamında gerçekleştirilecek.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>‘Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p><p><br></p><p>Sağlık Bakanlığı’nca ‘Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile tıbbi bakım sürekliliğini esas alan bütünleşmiş bir hizmet modeli belirlenmiş; evde sağlık, palyatif bakım, aile hekimliği ve yataklı tedavi hizmetlerinin bir arada sunulması hedefleniyor.</p><p><br></p><p><br></p><h2>Palyatif bakım hastalarının tedavileri ev ortamında sürdürülebilecek</h2><p><br></p><p>Yeni düzenleme ile hastaların ev ortamında sürdürülebilir ve güvenli tedavi alabilmesini sağlayacak kapsamlı hizmetler de sisteme dahil edildi. Düzenli ve uzun süre tedavi gerektiren palyatif bakım hastalarının (Yaşamı tehdit eden, kronik, ilerleyici veya tedavisi tamamen mümkün olmayan bir hastalığı bulunan hastalara sunulan hizmetler) tedavi süreçlerinin kesintisiz şekilde sürdürülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda; yatışı gerekmeyen hastalarda palyatif bakım hizmetleri, yara ve yanık bakımı, sonda uygulamaları, hastadan gerekli tetkiklerin alınması ve değerlendirilmesi, mama, ilaç, bez raporlarının yenilenmesi, reçetelerin düzenlenmesi ve mümkün olan girişimsel işlemler evde sağlık hizmetleri kapsamında sunulabilecek.</p><p><br></p><p><br></p><h2>Düzenli tıbbi takip ihtiyacı olan hastalara evde sağlık hizmeti verilebilecek</h2><p><br></p><p>Ayrıca sağlık tesislerinde tedavi planı oluşturulan ve ilk uygulaması gerçekleştirilen hastaların, ilgili hekim tarafından uygun görülmesi halinde evde yapılması mümkün olan tıbbi işlemleri sağlık personeli tarafından ev ortamında sürdürülmesine imkan tanındı.</p><p><br></p><p>Böylece kardiyovasküler ve nörolojik hastalıklar, ileri evre kronik hastalıklar, nadir hastalıklar ve benzeri sağlık sorunları nedeniyle düzenli tedavi ihtiyacı bulunan bireylerin tıbbi süreçlerinin kendi yaşam ortamlarında devam ettirebilmesi amaçlamıyor.</p><p><br></p><p><br></p><h2>Evde sağlık hizmetleri için başvuru kanalları artırıldı</h2><p><br></p><p>Yönetmelik kapsamında; evde sağlık hizmetlerine başvuru kanalları genişletilmiş, başvuruların hasta veya hasta yakını tarafından ESHİM’e (Evde Sağlık Hizmetleri İletişim Merkezi- 444 3833) ve Bakanlık tarafından belirlenen diğer iletişim kanalları üzerinden kolaylıkla yapılabilmesine imkan tanındı.</p><p><br></p><p>Düzenleme ile evde sağlık hizmeti için ilk kez yapılan başvuruların elektronik bilgi sistemi üzerinden ESKOM’a (Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi) ve eş zamanlı olarak aile hekimliğine iletilmesi amaçlandı. Aile hekimleri uzaktan sağlık hizmeti kullanarak veya hastanın tıbbi geçmişlerini esas alarak talebin evde sağlık veya palyatif bakım kapsamında olup olmadığına karar veriliyor.</p><p><br></p><p><br></p><h2>Palyatif bakım ve evde sağlık koordinasyon birimleri oluşturulacak</h2><p><br></p><p>Sağlık tesisleri bünyesinde palyatif bakım ve evde sağlık koordinasyon birimleri oluşturularak organizasyon süreçleri güçlendirilecek. Koordinasyon birimlerinin Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi ile entegresi sağlanacak hastanelerde palyatif bakım ihtiyacı bulunan hastalar için yer temini ve ihtiyaç duyan hastalara evde sağlık hizmeti ekiplerinin yönlendirilmesi mümkün hale getirilecek.</p><p><br></p><p>Yönetmelik ile palyatif bakım hizmetleri açık şekilde tanımlanarak; hizmet türleri, servis yapılanması, planlama ilkeleri ve hasta yönetim süreçleri ele alındı. Sevk, kabul, taburculuk ve bakım geçiş süreçleri için de uygulamaya yönelik usul ve esasların belirlenmesi sağlandı.</p><p><br></p><p><br></p><h2>Sağlık bilgi sistemleri arasında dijital entegrasyon sağlanacak</h2><p><br></p><p>Yönetmelik ile sağlık bilgi sistemleri arasında teknik bağlantılar kurulacak ve elektronik ortamda bütüncül bir hizmet bilgi sistemi oluşturulacak. Bu kapsamda, evde sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü ESYS (Evde Sağlık Yönetim Sistemi) merkezli olarak; Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS), Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS), Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) entegrasyon sağlanacak.</p><p><br></p><p>Ayrıca uzaktan sağlık hizmetleri bütünleşmiş bakım modelinin bir parçası haline getirilerek aile hekimleri, evde sağlık ekipleri ve hastaneler arasında dijital iletişim imkanları güçlendirilecek. Bu kapsamda sağlık hizmet sunumunda etkinliğin artırılması, bakım sürekliliğinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir bir sağlık hizmet modelinin oluşturulması hedefleniyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834321" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/21/d3aa2ecb-resmi-gazetede-yayimlandi-kacak-yapiya-abonelik-verenlere-ve-alkol-markalarina-agir-yaptirim.webp" data-title="Resmi Gazete'de yayımlandı: Kaçak yapıya abonelik verenlere ve alkol markalarına ağır yaptırım" data-url="/video-galeri/gundem/resmi-gazetede-yayimlandi-kacak-yapiya-abonelik-verenlere-ve-alkol-markalarina-agir-yaptirim-4834321" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Resmi Gazete'de yayımlandı: Kaçak yapıya abonelik verenlere ve alkol markalarına ağır yaptırım</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834131" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/20/f696c4d4-tbmmden-gecti-yururluge-girdi-100-bin-tl-cezasi-var-iste-yeni-yasayla-gelen-duzenlemeler.webp" data-title="Cezalar katlandı, kurallar değişti: Bunu yapan 100 bin TL ödeyecek! İşte yeni yasayla gelen düzenlemeler" data-url="/foto-galeri/ekonomi/cezalar-katlandi-kurallar-degisti-bunu-yapan-100-bin-tl-odeyecek-iste-yeni-yasayla-gelen-duzenlemeler-4834131" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Cezalar katlandı, kurallar değişti: Bunu yapan 100 bin TL ödeyecek! İşte yeni yasayla gelen düzenlemeler</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4833549" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/18/87317461-yeni-karar-resmi-gazetede-uc-ilde-sit-statusu-degisti.webp" data-title="Yeni karar Resmi Gazete’de: Üç ilde sit statüsü değişti" data-url="/gundem/yeni-karar-resmi-gazetede-uc-ilde-sit-statusu-degisti-4833549" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yeni karar Resmi Gazete’de: Üç ilde sit statüsü değişti</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/saglikta-dijital-entegrasyon-hastaneler-ve-aile-hekimleri-arasinda-yeni-sistem-kuruluyor-4834811</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/23/c72da2ce-evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinin-sunumu-ve-koordinasyonuna-iliskin-yonetmelik-resmi-gazetede-yayimlandi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 00:48:08 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>40 yaş altındaki kadınlarda alarm veren tablo: Türkiye’de oran dünyayı geçti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/40-yas-altindaki-kadinlarda-alarm-veren-tablo-turkiyede-oran-dunyayi-gecti-4834561</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/40-yas-altindaki-kadinlarda-alarm-veren-tablo-turkiyede-oran-dunyayi-gecti-4834561" rel="standout" />
      <description>Türkiye'de kadınlar arasında meme kanseri dünyaya kıyasla 40 yaş altında çok daha sık görülmeye başlandı. Bunun mücadele edebilmek mümkün. Sağlıklı yaşlanma, kalp, beyin ve kemik sağlığı için disiplinli bir egzersiz ile doğru beslenme alışkanlıkları, hormon tedavilerinden daha üstün faydalar sağlayabilir. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Aydan Biri, Koru Hastanesi'nde düzenlenen toplantıda sağlıklı yaşlanma konusunda önemli bilgiler paylaşarak kadın hastalıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. </p><p><strong><u>Erken menopoz ve kanser ilişkisine değinen Prof. Dr. Aydan Biri, Türkiye'deki meme kanseri tablosunun dünyadan farklı olduğunu belirterek şu uyarıları yaptı:</u></strong></p><p>"Kötü beslenmeyeceksiniz, sigara içmeyeceksiniz. Sigara, menopoz yaşını belirleyen önemli faktörlerden bir tanesi. Genetik de menopoz yaşını belirleyen önemli faktörlerden bir tanesi. Ama ondan daha önemli olan sigara ve yeme içme alışkanlıklarınız. Çok daha etkili. Eğer dışarıdan bir enfeksiyon, bir müdahale, işte bir kemoterapi, radyoterapi gibi yumurtalık rezervlerini bozan bir şey yaşamadıysak, beslenmeyi çok öne almak lazım. Erken menopoza sokan şey, kanser riski de oluşturuyor. Bir de Türkiye'de mesela 40 yaşın altındaki kadınlarda meme kanseri oranı da çok yüksek. Dünyaya göre, beş kadından biri; meme kanseri olan kadınların beşte biri 40 yaşın altında. Bu rakam dünyada böyle değil."</p><p>Türkiye'de "sigara içmeyen kadın yok gibi" diyen Biri, egzersiz, iyi beslenme ve alışkanlıkların gözden geçirilmesinin üç ana sağlıklı yaşlanma unsurunu oluşturduğunu, dördüncü unsurun ise hormonlar olduğunu belirtti. Disiplinli bir egzersizin kalp, beyin ve kemik sağlığı açısından hormona bile üstün gelebileceğini ifade eden Biri, "Ama ikisini birlikte veriyorsanız 10 numara" dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/22/67d19e75-40-yas-altinda-meme-kanseri-yuksek.webp" data-card-width="1242" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/22/67d19e75-40-yas-altinda-meme-kanseri-yuksek.webp"></p><h2>Evlilik yaşı ilerledi, tıp çareyi yumurta dondurmakta buldu</h2><p>Geçmişte sadece kanser ya da kronik hastalıklar nedeniyle yumurtanın zarar göreceği tedavilerde yumurta dokusunun donduruluyordu.  Ancak Türkiye'de evlilik yaşının ilerlemesi ciddi riskleri beraberinde getirdi. Prof Dr. Biri, yumurta dondurma teknolojisinde yaşanan iki büyük kırılımı ve Türkiye'deki mevcut durumu şu sözlerle aktardı:</p><p>Türkiye'de ötelenen annelik ve evlilik nedeniyle yumurta dondurma işlemine talebin gittikçe arttığını kaydeden Biri, "30'lu yaşlardan sonra, özellikle kişinin bir evlilik gündemi yoksa, mutlaka buna daha çok itina gösterdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 42-43 yaşındaki bir kadının gebeliği ile 33 yaşındaki bir kadının ya da 23 yaşındaki bir kadının gebeliğinin riskleri aynı olmuyor. Bedensel yaşlanma ve ileri yaşlara gebeliğin ötelenmesi önerdiğimiz bir şey olarak söylenemez. Ama evlilik şansı olmayan ya da evliliği öteleyen bir kadın için de biyolojik materyalini, genetik materyalini, bebek sahibi olabilme materyalini saklamak önemli. Çünkü bu herhangi bir hücre değil" ifadelerini kullandı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4829869" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/5/6dcf390f-yapay-zeka-yanlis-teshis-koyarsa-suclu-kim.webp" data-title="Yapay zeka yanlış teşhis koyarsa suçlu kim?" data-url="/gundem/yapay-zeka-yanlis-teshis-koyarsa-suclu-kim-4829869" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yapay zeka yanlış teşhis koyarsa suçlu kim?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4828380" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/31/2aff1c6b-panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi.webp" data-title="Panik atağınızın en önemli belirtisi ’felaket düşüncesi’" data-url="/hayat/panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi-4828380" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Panik atağınızın en önemli belirtisi ’felaket düşüncesi’</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4828298" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/30/648e807e-meme-kanserinde-umut-veren-gelisme-yeni-gelistirilen-dna-testi-ile-gereksiz-kemoterapi-bitebilir.webp" data-title="Meme kanseri tedavisinde umut veren gelişme: Yeni geliştirilen DNA testi ile gereksiz kemoterapi bitebilir" data-url="/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Meme kanseri tedavisinde umut veren gelişme: Yeni geliştirilen DNA testi ile gereksiz kemoterapi bitebilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812973" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/7/e67f20d3-3sdboh914omk058fmi9cj.webp" data-title="Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli: Uzmandan ailesinde olanlara uyarı" data-url="/video-galeri/gundem/ailesinde-kanser-hastasi-olanlar-dikkat-genetik-yol-haritasinin-belirlenmesi-onemli-4812973" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli: Uzmandan ailesinde olanlara uyarı</span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/40-yas-altindaki-kadinlarda-alarm-veren-tablo-turkiyede-oran-dunyayi-gecti-4834561</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Oğuzhan Ürüşan </editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/22/422e5769-40-yas-altindaki-kadinlarda-alarm-veren-tablo-turkiyede-oran-dunyayi-gecti.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:23:07 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fransa'da aşırı sıcak havalar eğitimi de vurdu: Yarın 845 okul kapalı olacak</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/dunya/fransada-asiri-sicak-havalar-egitimi-de-vurdu-yarin-845-okul-kapali-olacak-4834440</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/dunya/fransada-asiri-sicak-havalar-egitimi-de-vurdu-yarin-845-okul-kapali-olacak-4834440" rel="standout" />
      <description>Fransa’da etkili olan aşırı sıcak hava nedeniyle yarın 49 vilayette kırmızı, 40 vilayette turuncu alarm uygulanacak. Sıcaklıkların bazı bölgelerde 42 dereceye ulaşması nedeniyle 845 okul kapatılırken, 1800 okulda ise eğitim saatleri değiştirilecek.</description>
      <category>Dünya</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa'da etkili olan aşırı sıcak hava nedeniyle yarın 845 okulun kapalı olacağı belirtildi.</p><p>Fransız meteoroloji ajansı Meteo-France'dan yapılan açıklamaya göre, aşırı sıcak hava nedeniyle 35 vilayette "kırmızı", 45 vilayette "turuncu" alarm verildi.</p><p>Ülkenin farklı bölgelerinde hava sıcaklığı 40 dereceye çıkarken, Landes vilayetine bağlı Pissos kasabasında termometreler 42 dereceyi gösterdi.</p><p>Sıcak hava nedeniyle alarm seviyesi yarın 49 vilayette "kırmızı"ya, 40 vilayette "turuncu"ya çıkarılacak.</p><p>Aşırı sıcaklar öğrencilerin eğitim takvimini de etkiliyor.</p><p>Fransa Milli Eğitim Bakanı Edouard Geffray, France 3'e yaptığı açıklamada, yarın sıcak hava nedeniyle 845 okulun kapalı olacağını belirtti.</p><p>Geffray, 1800 okulun da eğitim saatlerinde değişikliğe gideceğini kaydetti.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834410" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/21/aa0e4c84-belcikada-asiri-sicak-alarmi-tren-seferleri-iptal-edilecek.webp" data-title="Belçika’da aşırı sıcak alarmı: Tren seferleri iptal edilecek" data-url="/dunya/belcikada-asiri-sicak-alarmi-tren-seferleri-iptal-edilecek-4834410" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Belçika’da aşırı sıcak alarmı: Tren seferleri iptal edilecek</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4834247" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/20/f37d1b0f-italyanin-8-sehrinde-kirmizi-alarm.webp" data-title="İtalya'nın 8 şehrinde 'kırmızı' alarm: Sağlık Bakanlığı uyardı" data-url="/dunya/italyanin-8-sehrinde-kirmizi-alarm-saglik-bakanligi-uyardi-4834247" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İtalya'nın 8 şehrinde 'kırmızı' alarm: Sağlık Bakanlığı uyardı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4833669" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/18/2e331751-cizrede-termometreler-41-dereceyi-gosterdi-cadde-ve-sokaklar-bos-kaldi.webp" data-title="Cizre'de termometreler 41 dereceyi gösterdi: Cadde ve sokaklar boş kaldı" data-url="/gundem/cizrede-termometreler-41-dereceyi-gosterdi-cadde-ve-sokaklar-bos-kaldi-4833669" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Cizre'de termometreler 41 dereceyi gösterdi: Cadde ve sokaklar boş kaldı</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/dunya/fransada-asiri-sicak-havalar-egitimi-de-vurdu-yarin-845-okul-kapali-olacak-4834440</link>
      <subcategory>Dünya</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/21/8f1174da-fransada-asiri-sicak-havalar-egitimi-de-vurdu-yarin-845-okul-kapali-olacak.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 20:58:22 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hafta sonu geç yatıp geç kalkanlar dikkat: 'Sosyal jetlag' kronik strese yol açıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/hafta-sonu-gec-yatip-gec-kalkanlar-dikkat-sosyal-jetlag-kronik-strese-yol-aciyor-4834354</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/hafta-sonu-gec-yatip-gec-kalkanlar-dikkat-sosyal-jetlag-kronik-strese-yol-aciyor-4834354" rel="standout" />
      <description>Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, hafta içi ve hafta sonu arasındaki uyku saatleri farklılığının "sosyal jetlag" olarak adlandırıldığını belirterek, hafta sonu değişen uyku düzeninin kronik strese ve çeşitli rahatsızlıklara neden olabileceğine dikkati çekti. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/hafta-sonu-gec-yatip-gec-kalkanlar-dikkat-sosyal-jetlag-kronik-strese-yol-aciyor-4834354</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/21/f653bdb7-hafta-sonu-gec-yatip-gec-kalkanlar-dikkat-sosyal-jetlag-kronik-strese-yol-aciyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 12:48:30 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Altınla yarışan doğal sakız: Kilosu 12 bin TL'yi buluyor faydaları saymakla bitmiyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/altinla-yarisan-dogal-sakiz-kilosu-12-bin-tlyi-buluyor-faydalari-saymakla-bitmiyor-4834123</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/altinla-yarisan-dogal-sakiz-kilosu-12-bin-tlyi-buluyor-faydalari-saymakla-bitmiyor-4834123" rel="standout" />
      <description>Sivas'ın kırsal bölgelerinde yetişen kenger bitkisinden elde edilen kenger sakızı, hem üretimindeki zahmet hem de yüksek fiyatıyla dikkat çekiyor. Doğal yöntemlerle üretilen ve çeşitli sağlık faydalarıyla bilinen kenger sakızının kilogram fiyatı 10 ila 12 bin TL arasında değişirken, bazı altın türleriyle yarışan değeri vatandaşların ilgisini çekiyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlkbahar aylarında doğada kendiliğinden yetişen kenger bitkisinin kök kısmındaki beyaz süt kıvamındaki özden elde edilen kenger sakızı, geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor. Toplanması ve işlenmesi oldukça zahmetli olan sakız, bu nedenle piyasadaki en değerli doğal ürünler arasında gösteriliyor.</p><h2>TANESİ 50 TL'YE KADAR ÇIKIYOR</h2><p>Piyasada birçok sakız çeşidi birkaç liraya satılırken, kenger sakızının adedi 30 ila 50 TL arasında alıcı buluyor. Kilogram fiyatının ise ürünün kalitesine göre 10 bin ila 12 bin TL arasında değiştiği belirtiliyor.</p><h2>SAĞLIĞA FAYDALARIYLA ÖNE ÇIKIYOR</h2><p>Doğal bir ürün olan kenger sakızının diş ve diş eti sağlığını desteklediği, mide rahatsızlıkları ve şişkinliğin giderilmesine yardımcı olduğu ifade ediliyor. Ayrıca yüz felci geçiren kişilerde kas hareketlerini artırdığı, kulak enfeksiyonlarının atılmasına katkı sağladığı ve migren üzerinde olumlu etkiler gösterdiği belirtiliyor.</p><h2>‘ALTIN FİYATLARIYLA YARIŞIYOR’</h2><p>Aktar Muhammet Emin Gülle, kenger sakızının üretim sürecinin oldukça meşakkatli olduğunu belirterek, "Kenger sakızı diş etlerine faydalıdır, kulaktaki enfeksiyonu atar, mideyi rahatlatır ve özellikle yüz felci üzerinde olumlu etkileri vardır. Kilosu şu an 10-12 bin lira arasında değişiyor. Altın fiyatlarıyla yarışıyor. Toplaması çok zahmetli olduğu için her yıl bu işi yapanların sayısı azalıyor" dedi.</p><h2>ÜRETİMİ ZAHMETLİ, USTASI AZALIYOR</h2><p>Kenger sakızının elde edilme sürecinde bitkinin kesilmesiyle çıkan süt kıvamındaki öz, temiz taşların üzerine bırakılıyor. Daha sonra kuruyan öz özel yöntemlerle işlenerek sakız haline getiriliyor. Uzun ve zahmetli üretim süreci nedeniyle bu işi yapan kişi sayısının her geçen yıl azalması da fiyatların yükselmesine neden oluyor.</p><p>Hem doğal oluşu hem de sağlık açısından sunduğu faydalar nedeniyle ilgi gören kenger sakızı, Sivas'ın kırsal bölgelerinde adeta "doğal servet" olarak görülüyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/altinla-yarisan-dogal-sakiz-kilosu-12-bin-tlyi-buluyor-faydalari-saymakla-bitmiyor-4834123</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/20/8a7a8c16-altinla-yarisan-dogal-sakiz-kilosu-12-bin-tlyi-buluyor-faydalari-saymakla-bitmiyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:56:13 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sakın çıplak elle dokunmayın: Sağlık Bakanlığından hayati kene uyarısı </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sakin-ciplak-elle-dokunmayin-saglik-bakanligindan-hayati-kene-uyarisi-4833622</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sakin-ciplak-elle-dokunmayin-saglik-bakanligindan-hayati-kene-uyarisi-4833622" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, kenenin vücuda tutunması halinde çıplak elle müdahale edilmemesi uyarısında bulundu. Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, "Kene vücuda temas ettiği zaman telaşlanmamak gerekiyor. Uygun şekilde onu çıkarabiliriz. Kesinlikle çıplak elle temas etmememiz gerekiyor. Kene vücutta ne kadar çok kalıyorsa hem hastalık riski hem de hastalığın şiddeti artıyor" dedi. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin (KKKA) kene tutunması veya kene temasıyla bulaşan bir hastalık olduğunu belirtti.</p><p>KKKA'nın hasta kişilerin veya hastalığı taşıyan hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas sonucu da bulaşabildiğine işaret eden Öz, hastalığın herhangi bir belirti ortaya çıkmadan seyredebildiğini, bazı vakalarda ise ciddi sonuçlara yol açabilen ağır bir enfeksiyona dönüşebildiğini ifade etti.</p><p>Kenelerin özellikle kırsal alanlar, otluk ve çalılık bölgeler, orman kenarları, tarla, bağ, bahçe ve piknik alanlarında görülebildiğini aktaran Öz, hayvanların bulunduğu ortamlarda da keneyle karşılaşma riskinin arttığını dile getirdi.</p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4829730" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/4/f1c2e3c4-yozgatta-kkka-suphesiyle-tedavi-goren-cocuk-hayatini-kaybetti.webp" data-title="Yozgat'ta KKKA şüphesiyle tedavi gören çocuk hayatını kaybetti" data-url="/hayat/yozgatta-kkka-suphesiyle-tedavi-goren-cocuk-hayatini-kaybetti-4829730" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yozgat'ta KKKA şüphesiyle tedavi gören çocuk hayatını kaybetti</span></span></p><p><br></p><p>Kenenin vücuda tutunması halinde paniğe kapılmadan hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Öz, şunları kaydetti:</p><ol><li data-list="bullet">"Kene vücuda temas ettiği zaman telaşlanmamak gerekiyor. Uygun şekilde onu çıkarabiliriz. Kesinlikle çıplak elle temas etmememiz gerekiyor. Keneyi çıkaracaksak da ince uçlu bir cımbızla çıkarabiliriz. Eğer cımbıza ulaşamıyorsak, bir poşetle veya eldiven takarak yine bir bezle çıkarabilmemiz mümkün. Kene vücutta ne kadar çok kalıyorsa hem hastalık riski hem de hastalığın şiddeti artıyor. Burada bizim dikkat ettiğimiz husus kişinin çıplak elle dokunmaması, eldiven takması, cımbızla çok yüklenmeden sabit bir kuvvetle cilde en yakın kısımdan tutarak kenenin çıkarılmasıdır."</li></ol><p>Öz, kenenin mümkün olan en kısa sürede vücuttan uzaklaştırılması gerektiğini belirterek, "Kenenin parçalanması, ezilmesi veya patlaması uygun değil. Bu sebeple bunlara dikkat etmemiz gerekiyor." dedi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4832890" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/16/67a72505-tokatta-kirim-kongo-alarmi-5-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor.webp" data-title="Tokat'ta Kırım Kongo alarmı: 5 kişi KKKA hastalığı teşhisiyle tedavi görüyor" data-url="/gundem/tokatta-kirim-kongo-alarmi-5-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor-4832890" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Tokat'ta Kırım Kongo alarmı: 5 kişi KKKA hastalığı teşhisiyle tedavi görüyor</span></span></p><h2><br></h2><h2>"Kırsal alan dönüşünde vücut kontrol edilmeli"</h2><p>Kenenin üzerine kolonya, alkol veya gaz yağı dökülmesi ile tütün, kibrit, sigara gibi uygulamaların doğru olmadığını vurgulayan Öz, bu tür yöntemlerden uzak durulması gerektiğinin altını çizdi.</p><p>Öz, tarla, bağ, bahçe gibi piknik alanları ve diğer kırsal bölgelerden dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi, özellikle kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi, diz arkası ve saçlı derinin incelenmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Çocukların da aynı şekilde kontrol edilmesinin önemine işaret eden Öz, kene çıkarıldıktan sonra herhangi bir belirti görülmese bile 10 gün boyunca ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ve baş ağrısı, ishal, bulantı ve kusma gibi belirtilerin takip edilmesi tavsiyesinde bulundu.</p><p>Öz, bu şikayetlerin ortaya çıkması halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.</p><p>Kene açısından riskli bölgelere giderken vücudu örten kıyafetler tercih edilmesinin korunmada önemli rol oynadığını ifade eden Öz, vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulundu.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4829782" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/4/be6ce93d-istanbulda-bir-ilcede-kene-istilasi-arkadaslar-belediyeyi-aramasina-ragmen-kimse-gelip-ilgilenmedi.webp" data-title="İstanbul'da bir ilçede kene istilası: 'Böylesini görmedik' diyerek isyan ettiler" data-url="/gundem/istanbulda-bir-ilcede-kene-istilasi-boylesini-gormedik-diyerek-isyan-ettiler-4829782" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İstanbul'da bir ilçede kene istilası: 'Böylesini görmedik' diyerek isyan ettiler</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4832234" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/13/bc2d1957-beysehirde-kkka-suphesiyle-bir-kisi-hayatini-kaybetti.webp" data-title="Beyşehir’de KKKA şüphesiyle bir kişi hayatını kaybetti" data-url="/gundem/beysehirde-kkka-suphesiyle-bir-kisi-hayatini-kaybetti-4832234" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Beyşehir’de KKKA şüphesiyle bir kişi hayatını kaybetti</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sakin-ciplak-elle-dokunmayin-saglik-bakanligindan-hayati-kene-uyarisi-4833622</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/18/21d148a9-sakin-ciplak-elle-dokunmayin-saglik-bakanligindan-hayati-kene-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:33:11 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Doç. Dr. Mustafa Behram: Dünyada Türkiye'den hızlısı yok</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/doc-dr-mustafa-behram-dunyada-turkiyeden-hizlisi-yok-4833621</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/doc-dr-mustafa-behram-dunyada-turkiyeden-hizlisi-yok-4833621" rel="standout" />
      <description>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Behram, sosyal medya hesabından yayınladığı videoda, Türkiye'nin sağlık sistemindeki üstünlüğünü yaşanmış bir örnekle dile getirdi. İngiltere’de haftalarca derdine derman bulamayan bir İngiliz vatandaşının çareyi Türkiye’de bulduğunu anlatan Behram, Türk sağlık sisteminin dünyadaki konumuna dair şu ifadeleri kullandı: "Ben iddia ediyorum dünyada Türkiye'den sağlık hizmeti olarak daha kaliteli, daha güvenli, daha hızlı bir ülke yoktur. Bunu gerçekten iddia ediyorum."</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/doc-dr-mustafa-behram-dunyada-turkiyeden-hizlisi-yok-4833621</link>
      <subcategory>Gündem</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/18/bbc37a16-doc-dr-mustafa-behram-dunyada-turkiyeden-hizlisi-yok.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:31:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Doktordan skandal hata: Sakatlandığı dizi yerine diğerini ameliyat etti </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/doktordan-skandal-hata-sakatlandigi-dizi-yerine-digerini-ameliyat-etti-ortuyu-kaldirip-bakinca-sok-oldum-4833564</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/doktordan-skandal-hata-sakatlandigi-dizi-yerine-digerini-ameliyat-etti-ortuyu-kaldirip-bakinca-sok-oldum-4833564" rel="standout" />
      <description>Antalya'nın Kumluca ilçesinde 2 yıl önce spor yaparken sağ dizinden sakatlanan Selvihan Özdemir (33), gittiği özel hastanedeki doktor tarafından yanlış dizinden ameliyat edildi. Başka bir hastanede sakatlandığı dizinden ameliyat olmak zorunda kalan ve hukuk mücadelesi başlatan Özdemir, bu yıl mayıs ayında aldığı Adli Tıp raporu ile doktorun yanlış ameliyat yaptığını kanıtladı. Özdemir, ilgililer hakkında 2 milyon liralık tazminat davası açtı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/doktordan-skandal-hata-sakatlandigi-dizi-yerine-digerini-ameliyat-etti-ortuyu-kaldirip-bakinca-sok-oldum-4833564</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/18/51f6cd82-doktordan-skandal-hata-sakatlandigi-dizi-yerine-digerini-ameliyat-etti.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:56:38 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kilo vermede yeni dönem: Zayıflama iğnelerinden sonra zayıflama hapları için binlerce kişi sıraya girdi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/kilo-vermede-yeni-donem-zayiflama-ignelerinden-sonra-zayiflama-haplari-icin-binlerce-kisi-siraya-girdi-4833269</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/kilo-vermede-yeni-donem-zayiflama-ignelerinden-sonra-zayiflama-haplari-icin-binlerce-kisi-siraya-girdi-4833269" rel="standout" />
      <description>Kilo yönetimi dünyasında "zayıflama iğneleriyle" başlayan çılgınlık, yerini çok daha büyük bir tüketim dalgasına bırakmaya hazırlanıyor. İnsanların egzersiz ve diyet yerine enjeksiyonlarla zahmetsizce zayıflama arayışı, şimdi de ilaç sektörünün en yeni ve en popüler hamlesiyle "zayıflama hapı" akımına dönüşüyor. İngiltere'de onay alan ve dünyanın ilk kilo verme hapı olarak lanse edilen Wegovy Pill, daha eczane raflarına bile inmeden popülaritenin zirvesine yerleşti. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/kilo-vermede-yeni-donem-zayiflama-ignelerinden-sonra-zayiflama-haplari-icin-binlerce-kisi-siraya-girdi-4833269</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/17/97c5209c-kilo-vermede-yeni-donem-zayiflama-ignelerinden-sonra-zayiflama-haplari-icin-binlerce-kisi-siraya-girdi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:16:20 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tıp tarihinde bir ilk: Türkiye’den dünyada ses getiren 8’li çapraz karaciğer nakli</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/malatyada-bir-ilke-imza-atildi-dunya-tip-tarihine-gecti-4832809</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/malatyada-bir-ilke-imza-atildi-dunya-tip-tarihine-gecti-4832809" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsünde dünyada bir ilke daha imza atıldığını, Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve ekibinin gerçekleştirdikleri 8'li çapraz karaciğer nakli ile tıp tarihine altın harflerle adını yazdırdığını duyurdu. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/malatyada-bir-ilke-imza-atildi-dunya-tip-tarihine-gecti-4832809</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/16/35414dd2-tip-tarihinde-bir-ilk-turkiyeden-dunyada-ses-getiren-8li-capraz-karaciger-nakli.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:41:38 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sıcak havalarda kalp krizi riski artıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor-4832762</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor-4832762" rel="standout" />
      <description>Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, “Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artış kalp krizi, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabilir. Beklenmeyen göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baygınlık hissi veya ani tansiyon değişiklikleri yaşanması halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte hava sıcaklıklarının yükseldiğini belirten Medical Park TEM Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, sıcak havaların yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp sağlığını da doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artışın kalp krizi, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, yaz aylarında kalp hastalarının daha dikkatli davranması gerektiğini ifade etti.</p><p><strong>‘YAZ AYLARINDA KALP KRİZİ VAKALARINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR’</strong></p><p>Yapılan araştırmaların yaz döneminde kalp krizi vakalarının arttığını gösterdiğine değinen Uzm. Dr. Özal, "Sıcak havalarda vücut ısısını dengelemek amacıyla terleme artar. Terleme ile birlikte su, tuz ve elektrolit kaybı meydana gelir. Bu durum damarlarda dolaşan sıvı hacminin azalmasına neden olur. Kanın yoğunluğu arttıkça pıhtılaşma eğilimi yükselir ve kalp krizi riski ortaya çıkabilir" diye konuştu.</p><p>Sıvı kaybının yalnızca kalbi değil, böbrekleri de etkilediğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, "Vücuttaki sıvı miktarının azalması böbreklere giden kan akımını düşürebilir. Organizma bunu telafi etmek için bazı hormonları devreye sokar. Ancak bu mekanizma damarların büzüşmesine ve ani tansiyon yükselmelerine yol açabilir. Tüm bu süreçler kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturur" ifadelerini kullandı. </p><p><strong>‘KALBİN İŞ YÜKÜ ARTIYOR’</strong></p><p>Sıcak havalarda damarların genişleyerek vücut sıcaklığını düşürmeye çalıştığını söyleyen Uzm. Dr. Özal, "Vücut ısısını dengeleyen en önemli sistemlerden biri kan dolaşımıdır. Sıcaklık arttığında damarlar genişler ve kalbin daha fazla çalışması gerekir. Kalbin pompaladığı kanın büyük kısmı cilde yönelirken diğer organların dolaşımı etkilenebilir. Bu durum özellikle kalp yetmezliği bulunan kişiler için risk oluşturabilir" dedi.</p><p><strong>‘HİPERTANSİYON HASTALARI DAHA DİKKATLİ OLMALI’</strong></p><p>Hipertansiyon hastalarının yaz aylarında tansiyon değişiklikleri açısından daha yakından takip edilmesi gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Özal, şu bilgileri paylaştı:</p><p>"Özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastalarda sıvı kaybı daha belirgin hale gelebilir. Sıvı kaybı arttığında vücut tansiyonu yükselten mekanizmaları devreye sokabilir. Bunun yanında kullanılan bazı tansiyon ilaçları nedeniyle ani tansiyon düşmeleri de görülebilir. Bu nedenle tansiyon değerlerinde ciddi dalgalanmalar yaşanabilir. Yüksek tansiyonu olan kişilerin yazın gelmesiyle doktor kontrollerini yaptırmaları ve kullandıkları ilaçların sıcak hava koşullarına göre yeniden düzenlenip düzenlenmeyeceğinin değerlendirilmesi önemlidir. Yaz aylarında kalp yetmezliği bulunan bireyler de risk grubunda yer alır. Vücut sıcaklığını düşürmek için dolaşım sistemi daha yoğun çalışır. Kalbin iş yükü artarken sıvı kaybı da eklenince kalp yetmezliği olan hastalarda şikâyetler ağırlaşabilir. Bu nedenle sıcak havalarda dikkatli olunmalı ve sıvı dengesi korunmalıdır.”</p><p><strong>‘KLİMALI ORTAMA ANİ GEÇİŞ TEHLİKELİ OLABİLİR’</strong></p><p>Aşırı sıcak bir ortamdan aniden çok soğuk ve klimalı bir ortama geçmenin de risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Özal, "Ani sıcaklık değişiklikleri damarların hızla büzüşmesine neden olabilir. Bu durum tansiyon yükselmesi, ritim bozuklukları ve kalp krizi açısından tetikleyici rol oynayabilir. Özellikle kalp hastalarının bu konuda dikkatli olması gerekir" dedi.</p><p><strong>‘SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN’</strong></p><p>Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin hayati önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özal, "Su içmek için susamayı beklememek gerekir. Özellikle yaz aylarında günlük en az 2,5 litre su tüketilmesini öneriyoruz. Kaybedilen sıvının yerine konulması kalp krizi riskini azaltan en önemli önlemlerden biridir" diye konuştu.</p><p><strong>‘YAZ AYLARINDA KALBİ KORUMAK İÇİN ÖNERİLER’</strong></p><p>Kalp ve tansiyon hastalarının yaz aylarında bazı basit önlemlerle risklerini azaltabileceklerini belirten Özal, şu önerilerde bulundu:</p><p>"Su ihtiyacı öncelikle su ile karşılanmalıdır. Alkol ve kafeinli içecekler suyun yerini tutmaz. Günün en sıcak saatleri olan öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Açık havada bulunulacaksa şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kullanılmalıdır. Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Beslenmede aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Düzenli tansiyon takibi yapılmalı, ilaçlar hekim önerisine uygun şekilde kullanılmalı ve mümkün olduğunca serin, iyi havalandırılan ortamlarda bulunulmalıdır."</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor-4832762</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/16/78aa366c-sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 22:38:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından önemli uyarı: İdrarda kan ve yan ağrıyı hafife almayın</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-onemli-uyari-idrarda-kan-ve-yan-agriyi-hafife-almayin-4832761</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-onemli-uyari-idrarda-kan-ve-yan-agriyi-hafife-almayin-4832761" rel="standout" />
      <description>Ürolojik hastalıkların tedavisinde erken tanınını hayati önem taşıdığını belirten Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yücel Boz, “Yan ağrısı, idrar yaparken zorlanma ve idrarda kan görülmesi gibi belirtiler asla göz ardı edilmemeli” dedi. Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Boz, böbrek ve idrar yolu hastalıklarının erken tanısında şikayetlerin niteliğine dikkat çekti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle kasıklara vuran ağrı, ateş ve idrarda kan görülmesi gibi belirtilerin basit nedenlere bağlanmaması gerektiği uyarısında bulunan Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesinden Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yücel Boz, “Birçok kişinin zaman zaman yaşadığı yan ağrısı, sık idrara çıkma ya da idrar yaparken zorlanma gibi şikayetler genellikle hafif ve geçici sanılsa da aslında ciddi ürolojik hastalıkların ilk sinyali olabiliyor. Bu bulgular enfeksiyonlardan taş hastalığına ve hatta böbrek kitlelerine kadar uzanabilen önemli problemlerin erken habercisi olabiliyor” ifadelerini kullandı. </p><p><strong>‘AĞRININ TİPİ HASTALIĞIN İPUCUNU VERİR’</strong></p><p>Hastalıkların belirtilerine dikkat çeken Dr. Boz, “Böbrek enfeksiyonlarında genellikle sürekli devam eden yan ağrısı ve ateş görülür. Taş hastalığında ise ağrı dalgalı seyreder ve kasıklara doğru yayılır. Bu iki tabloyu ayıran en önemli farklardan biri ağrının karakteridir” dedi. Böbrek kaynaklı şikayetlerin genellikle vücudun aynı tarafında hissedildiğini belirten Dr. Boz, sağ böbrekle ilgili sorunların çoğunlukla sağ tarafta, sol böbrekle ilgili sorunların ise sol tarafta ağrıya neden olduğunu ifade etti.</p><p><strong>‘BÖBREK KİTLELERİ ÖNEMLİ’</strong></p><p>Böbrek kitlelerinin erken dönemde belirti vermeyebileceğini belirten Dr. Boz, “Böbreğin en sık görülen rahatsızlıklarından biri olan böbrek kistleri çoğunlukla iyi huylu olan, tedavi gerektirmeyen Ultrasonografi kontrolleri ile takip edilen nadiren Tomografi ve MR çekilmesi gerekli olan kitlelerdir. Bu tür kitleler çoğu zaman tesadüfen ya da uzun süren ağrıların araştırılması sırasında tespit edilir. İyi huylu ve kötü huylu olarak ikiye ayrılır. İyi huylu olanlar genellikle takip edilirken, bazı durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir” diye konuştu. İdrarda kan görülmesinin önemli bir uyarı işareti olduğunu ifade eden Dr. Boz, bu durumun mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><p><strong>‘İDRAR YAPMA SORUNLARI’</strong></p><p>Alt idrar yollarına ait şikayetlerin de sık görüldüğünü belirten Boz, “İdrara başlamakta zorlanma, kesik kesik idrar yapma, idrar sonrası rahatlayamama ve idrar basıncında azalma boşaltım problemlerine işaret eder. Sık idrara çıkma, ani sıkışma ve gece idrara kalkma ise depolama sorunları arasında yer alır” dedi. Ürolojik hastalıklarda ilk yaklaşımın her zaman ameliyat olmadığını söyleyen Dr. Boz, tanı sürecinin önemine dikkat çekerek, “Hastanın şikayetlerini doğru anlatması tanı koymada en önemli adımdır. Gerekli durumlarda idrar ve kan tahlilleri ile görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tedavi, hastalığın türüne göre ilaç ya da cerrahi olarak planlanır” diye konuştu.</p><p><strong> ‘ARTAN VE TEKRARLAYAN ŞİKAYETLERİ ÖNEMSEYİN’</strong></p><p> Dr. Boz, özellikle giderek artan ve tekrarlayan şikayetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, “Vücut zaman zaman sinyaller verebilir ancak sürekli hale gelen ve şiddeti artan şikayetler mutlaka bir uzmana başvurmayı gerektirir” dedi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-onemli-uyari-idrarda-kan-ve-yan-agriyi-hafife-almayin-4832761</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/16/4c74a9e7-uzmanindan-onemli-uyari-idrarda-kan-ve-yan-agriyi-hafife-almayin.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 21:16:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ümit Aktaş ‘Hiç kimse farkında değil’ diyerek anlattı: Hazır meyve sularında gizli alkol tehlikesi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/umit-aktas-hic-kimse-farkinda-degil-diyerek-anlatti-hazir-meyve-sularinda-gizli-alkol-tehlikesi-4832609</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/umit-aktas-hic-kimse-farkinda-degil-diyerek-anlatti-hazir-meyve-sularinda-gizli-alkol-tehlikesi-4832609" rel="standout" />
      <description>Hazır meyve sularına ilişkin dikkat çeken uyarıyı Dr. Ümit Aktaş gündeme taşıdı. Aktaş, kapalı ambalajlı içeceklerde fermantasyon sürecinin başlayabileceğini ve bu durumun düşük oranda alkol oluşumuna yol açabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>‘FERMANTASYON SÜRECİ ALKOL OLUŞTURABİLİR’</h2><p>Dr. Ümit Aktaş, meyve sularının içeriğinde bulunan doğal şeker nedeniyle uzun süre bekleme veya uygun olmayan saklama koşullarında fermente olabileceğini belirtti. Aktaş, bu süreçte oksijensiz ortamın etkisiyle içecek içinde alkol oluşabileceğini söyledi.</p><h2>‘ÇOCUKLARA VERİLEN İÇECEKLERDE DİKKAT EDİLMELİ’</h2><p>Aktaş, özellikle çocukların tükettiği hazır meyve sularına dikkat çekerek, bu ürünlerin bilinçsiz tüketiminin risk oluşturabileceğini ifade etti. Aktaş “Çocuğunuza siz kayısı suyu içiriyorum, portakal suyu içiriyorum diye marketin rafından aldığınız alkolü içiriyorsunuz aslında. Ve bunun farkında bile değilsiniz. Çocuğunuza zarar veriyorsunuz, ufacık çocuğun, beyin hasarına uğramasına sebep oluyorsunuz.” ifadelerini kullandı.</p><h2>‘KARACİĞER VE METABOLİZMA ETKİLENEBİLİR’ UYARISI</h2><p>Ümit Aktaş açıklamalarında, bu tür içeceklerin kontrolsüz tüketiminin karaciğer sağlığı ve metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği de dile getirdi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/umit-aktas-hic-kimse-farkinda-degil-diyerek-anlatti-hazir-meyve-sularinda-gizli-alkol-tehlikesi-4832609</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Adem Değirmenci</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/15/dde254d9-umit-aktas-him-kimse-farkinda-degil-diyerek-anlatti-hazir-meyve-sularinda-gizli-alkol-tehlikesi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:29:55 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk tıp dünyası adına bir ilke imza attı: Prof. Dr. Oktar Asoğlu’ndan İngiltere'de büyük başarı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/turk-tip-dunyasi-adina-bir-ilke-imza-atti-prof-dr-oktar-asoglundan-ingilterede-buyuk-basari-4832594</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/turk-tip-dunyasi-adina-bir-ilke-imza-atti-prof-dr-oktar-asoglundan-ingilterede-buyuk-basari-4832594" rel="standout" />
      <description>Uluslararası alanda robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de düzenlenen 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde dünyanın birçok noktasındaki hekimlerin izlediği canlı ameliyat gerçekleştirdi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası alanda kanser hastalıkları ve robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de 9-13 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde Türk tıp dünyası adına bir ilke imza attı. </p><p>Kolorektal cerrahinin dünya çapında tanınan isimlerinin, cerrahi tekniklerin gelişimine yön veren araştırmacıların buluştuğu 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde, eşzamanlı canlı ameliyatlar yapıldı. Bu cerrahi oturumların moderatörlüğünü ise modern rektum kanseri cerrahisinin mimarı olarak kabul edilen Sir Bill Heald yaptı.  </p><p>Kongre merkezinden ayrı olarak, Queen Alexandra Hastanesi'nde belirlenen 3 ayrı ameliyathanede aynı anda yapılan 3 robotik kanser cerrahi ameliyatlarını Avrupa'nın önde gelen kolorektal cerrahlarından Norveçli Prof. Lars Thomas Seeberg, kendi alanında küresel otorite kabul edilen Güney Koreli Prof. Gyu-Seog Choi ve Türkiye'den alanındaki önemli isimlerden Prof. Dr. Oktar Asoğlu gerçekleştirdi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/15/80ac58cf-turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat.webp" data-card-width="728" data-card-height="633" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/15/80ac58cf-turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat.webp"></p><p><br></p><h2>AMELİYATLAR BAŞARIYLA SONUÇLANDI</h2><p>Katılımcı ve moderatörlerin bir yandan sorular sorduğu, değerlendirmelerde bulunduğu robotik ameliyatlar 2,5 saat sürdü. Farklı tekniklerle rektum kanseri hastalarına yapılan eş zamanlı 3 ameliyat başarıyla sonuçlandı. Kongrenin canlı ameliyatlar kısmını kongre merkezinde yüzlerce, online olarak da dünya çapında binlerce cerrah izledi. </p><p>Alanındaki en prestijli toplantılardan biri olan kongreye, İngiltere'nin önemli cerrahlarından ve kongre başkanı Prof. Jim Khan tarafından davet edildiğini belirten Prof. Dr. Asoğlu, “Canlı ameliyat, bir cerrah için mesleki güvenin en önemli göstergelerinden biridir. Çünkü ameliyatınızı dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce meslektaşınız canlı izlerken, aynı zamanda soru sorar ve değerlendirir" dedi. </p><p>Meslek hayatı boyunca Avrupa, Asya ve Rusya başta olmak üzere çok sayıda kongrede konuşmacı, moderatör ve canlı cerrah olarak katılan ve bugüne kadar onlarca kongrede canlı ameliyat gerçekleştiren Oktar Asoğlu, “Ancak Portsmouth Kolorektal Kongresi'nin ayrı bir yeri var. Çünkü bu kongre yalnızca bir bilimsel toplantı değil, alanının en seçkin platformlarından biri. Ayrıca bu yıl kongrenin 10'uncu yılıydı ve cerrahinin en önemli isimleri bir araya gelmişti. Bill Heald'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen canlı cerrahi programında yer almak benim için ayrıca anlamlıydı" diye konuştu.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/15/9d0a467e-turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat.webp" data-card-width="1016" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/15/9d0a467e-turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat.webp"></p><p>Online ve canlı ameliyat sırasında konsantrasyonun önemine dikkati çeken Prof. Dr. Asoğlu, “Hissettiğim şey heyecandan çok konsantrasyondu. Çünkü karşınızda bir kanser hastası var ve önceliğiniz her zaman hastanın güvenliğidir. Ben robotik intersfinkterik rezeksiyon gerçekleştirdim. Aynı anda diğer iki ameliyathanede Prof. Lars Thomas Seeberg abdominoperineal rezeksiyon (APR), Prof. Gyu-Seog Choi ise lateral pelvik lenf nodu diseksiyonu yapıyordu. Farklı merkezlerde üç ileri rektum kanseri yaklaşımı ameliyatları eş zamanlı canlı yayınlandı." ifadelerini kullandı. </p><p>Prof. Dr. Asoğlu, ameliyat sonrası farklı ülkelerden doktorların operasyonun kalitesi ve robotik cerrahinin uygulanışı konusunda olumlu geri bildirimlerde bulunduğunu, bu bildirimlerin çok değerli olduğunu kaydetti.  </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/15/271f2b6b-turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat.webp" data-card-width="800" data-card-height="1116" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/15/271f2b6b-turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat.webp"></p><h2>TÜRK CERRAHİSİ ADINA ÖNEMLİ</h2><p>Portsmouth Kolorektal Kongresi'nin canlı cerrahi programında rektum ve kolorektal kanser ameliyatı gerçekleştirmek üzere davet edilen ilk Türk cerrah olan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, şu bilgiyi verdi:</p><ol><li data-list="bullet">“Bildiğim kadarıyla yabancı bir ülkede düzenlenen bir kongrede, yabancı bir hasta üzerinde canlı kolorektal kanser cerrahisi gerçekleştiren başka Türk cerrah olmadı. Bunun için son derece yüksek düzeyde mesleki güven gerektirir. Bu nedenle dünyada çok az sayıda cerrah böyle bir sorumluluğu üstlenebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bunun hem şahsım hem de Türk cerrahisi adına önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum."</li></ol><h2>GENÇ CERRAHLARA TAVSİYELER</h2><p>Yeni yetişen genç cerrahlara da seslenen Asoğlu, “Genç meslektaşlarıma tavsiyem, cerrahiyi yalnızca ameliyat yapmak olarak görmemeleridir. İyi bir cerrah olabilmek için ameliyat yapmak gerekir. Daha iyi bir cerrah olabilmek için ise araştırmak, yayın yapmak, öğretmek ve dünyayı takip etmek gerekir. Genç cerrahların bilimsel üretimden uzak kalmamalarını ve mutlaka güncel literatürün içinde yer almalarını öneriyorum" şeklinde konuştu.  </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/turk-tip-dunyasi-adina-bir-ilke-imza-atti-prof-dr-oktar-asoglundan-ingilterede-buyuk-basari-4832594</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/15/424dc2b7-turk-tip-dunyasi-adina-bir-ilke-imza-atti-prof-dr-oktar-asoglundan-ingilterede-buyuk-basari.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:18:52 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yaz aylarında göz sağlığını korumanın 5 etkili yolu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/yaz-aylarinda-goz-sagligini-korumanin-5-etkili-yolu-4832473</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/yaz-aylarinda-goz-sagligini-korumanin-5-etkili-yolu-4832473" rel="standout" />
      <description>YAZ aylarında artan güneş ışınlarının yalnızca cilt sağlığını değil, göz sağlığını da tehdit ettiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, “Özellikle öğle saatlerinde ultraviyole ışınlarına maruz kalmak korneada hasara yol açabilir” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Tunç, çocuklar ve göz hastalığı bulunan kişiler için uyarılarda bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, ultraviyole ışınlarının korneada hasara yol açabileceğini belirterek özellikle çocukların ve göz hastalığı bulunan kişilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p><p> Uzun süre güneşe maruz kalmanın göz yüzeyinde çeşitli hasarlara yol açabileceğini ifade eden Dr. Tunç, “Ultraviyole ışınları korneada bazı hasarlara neden olabilir. Bu nedenle özellikle öğle saatlerinde dışarı çıkılması gerekiyorsa ultraviyole korumalı güneş gözlükleri kullanılmalı. Plajda, açık havada ya da uzun yolculuklarda gözlerin korunması büyük önem taşıyor” dedi. Güneş gözlüğünün yalnızca konfor amaçlı değil, göz sağlığını korumak için de gerekli olduğunu belirten Dr. Tunç, kaliteli ve ultraviyole filtreli gözlüklerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p><strong>‘EKRAN KULLANIMI SONRASI IŞIĞA KARŞI DUYARLILIK ARTABİLİR’</strong></p><p>Bazı kişilerde kornea sinirlerinin daha hassas olabildiğini belirten Dr. Tunç, uzun süre ekran kullanımı sonrasında ışığa karşı duyarlılığın artabileceğini söyledi. Dr. Tunç, “Gün boyunca bilgisayar, telefon veya tablet ekranlarına uzun süre maruz kalmak kornea sinirlerinde hassasiyet oluşturabilir. Bu kişiler dışarı çıktıklarında hava kapalı olsa bile ışığın gözlerini rahatsız ettiğini hissedebilirler. Bu durumda koruyucu gözlüklerin yanı sıra fotokromik camlar da faydalı olabilir. Ayrıca ışık hassasiyetini artıran önemli nedenlerden bir diğeri ise göz alerjileridir” diye konuştu. </p><p><strong>‘ÇOCUKLAR ÖĞLE SAATLERİNDE GÜNEŞTEN KORUNMALI’</strong></p><p>Yaz aylarında çocukların uzun süre denizde ve güneş altında vakit geçirdiğine dikkat çeken Dr. Tunç, özellikle 11.00 ile 14.00 saatleri arasında güneşe maruz kalmanın sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Dr. Tunç, “Çocuklar öğle saatlerinde mümkün olduğunca doğrudan güneş altında bırakılmamalı. Dışarı çıkmaları gerekiyorsa şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı. Deniz ortamında kullanılabilecek ultraviyole korumalı yüzücü gözlükleri de tercih edilebilir. Bu hem genel sağlıkları hem de göz sağlıkları açısından önemli bir koruma sağlar” ifadelerini kullandı.</p><p><strong>‘DOĞRUDAN BUZ UYGULANMASI DOĞRU DEĞİL’</strong></p><p>Gözlerde ışık hassasiyeti yaşayan kişiler için serin uygulamaların rahatlatıcı olabileceğini ancak doğrudan buz uygulanmasının doğru olmadığını belirten Dr. Tunç, “Göz çevresine direkt buz uygulamak zararlı olabilir. Bunun yerine buzdolabının üst bölümünde bekletilmiş göz maskeleri veya serin bezlerle kısa süreli uygulamalar yapılabilir. Ancak uygulama sırasında rahatsızlık hissediliyorsa işlem sonlandırılmalıdır” dedi. </p><p>Gözlerde yanma, ışık hassasiyeti, sulanma veya alerji belirtilerinin uzun süre devam etmesi halinde bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Tunç, erken değerlendirmenin olası göz sorunlarının önüne geçebileceğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/yaz-aylarinda-goz-sagligini-korumanin-5-etkili-yolu-4832473</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 21:16:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kızamık alarmı: İngiltere'de iki çocuk hayatını kaybetti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/dunya/kizamik-alarmi-ingilterede-iki-cocuk-hayatini-kaybetti-4831743</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/dunya/kizamik-alarmi-ingilterede-iki-cocuk-hayatini-kaybetti-4831743" rel="standout" />
      <description>İngiltere'de bu yıl kızamık nedeniyle iki çocuğun yaşamını yitirmesi, aşılanma oranlarına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Sağlık yetkilileri, vakaların büyük bölümünün aşısız çocuklarda görüldüğünü belirtirken son iki haftada 100'den fazla yeni vaka doğrulandı. Uzmanlar ve hükümet yetkilileri, ebeveynlere çocukların MMR aşılarını geciktirmemeleri çağrısında bulundu.</description>
      <category>Dünya</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de bu yıl 2 çocuğun kızamık nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.</p><p>İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansından (UKHSA) yapılan yazılı açıklamada, çocuklardan birinin "akut kızamık" nedeniyle hayatını kaybettiği, diğer çocuğun ölümünün ise "kızamığın geç etkileriyle" bağlantılı olduğu belirtildi.</p><p>Açıklamada, son dönemdeki birçok kızamık vakasının başkent Londra ve West Midlands'daki salgınlarla bağlantılı olduğu, vakaların çoğunlukla 10 yaş ve altındaki aşısız çocuklarda görüldüğü ifade edildi.</p><p>Ayrıca açıklamada, yeni verilere göre, İngiltere genelinde son 2 haftada 100'den fazla yeni kızamık vakasının doğrulandığı aktarıldı.</p><h2>Uzmanlardan 'aşıları geciktirmeyin' uyarısı</h2><p>Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen UKHSA'da Uzman Epidemiyolog Dr. Vanessa Saliba, kızamığın ülkenin birçok bölgesinde yayılmaya devam ettiğini belirterek, hastalığın çok ciddi ve hatta ölümcül olabileceğini bildirdi.</p><p>Saliba, tüm ebeveynlere çocuklarının aşılarının güncel olduğundan emin olma çağrısında bulunarak, bu aşıların kızamığa karşı en iyi ve güvenli korumayı sağladığını vurguladı.</p><p>İngiltere Sağlık Bakanı James Murray da bu ölümlerin kızamığın zararsız bir çocukluk hastalığı olmadığını gösteren "yürek parçalayıcı bir hatırlatma" olduğunun altını çizdi.</p><p>Murray, kızamığın ölümcül olabilecek ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini, sayısız hayat kurtaran MMR aşısının bu son derece bulaşıcı hastalığa karşı en iyi koruma olmaya devam ettiğini ifade etti.</p><p>İngiltere'de MMR (kızamık, kabakulak ve kızamıkçık) aşısı yaptırma oranı, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yüzde 95 hedefinin altında kalmaya devam ediyor.</p><p>Son ulusal istatistiklere göre, çocukların yüzde 88,9'u ilk doz aşısını 2 yaşına kadar yaptırırken, 5 yaşındaki çocukların yüzde 83,7'si önerilen iki dozu da alıyor.</p><h2>Kızamıktan dört yılda üç can kaybı</h2><p>Ülkede bu yıl şimdiye kadar laboratuvarca doğrulanmış 736 kızamık vakası kaydedildi. Bu sayı, 2025'in tamamında 959 olarak bildirilmişti.</p><p>Bu yıl en fazla kızamık vakası, toplam vakaların yüzde 15'inin görüldüğü Londra'nın Enfield bölgesinde kayda geçti. Enfield'da 111 vaka tespit edilirken, Birmingham'da 79, Londra'nın Haringey bölgesinde ise 49 vaka görüldü.</p><p>Resmi verilere göre, İngiltere ve Galler'de 2020'nin başından 2024'ün sonuna kadar geçen 5 yıllık dönemde kızamık nedeniyle 3 ölüm kaydedilmişti.</p><p>Pnömoni ve ensefalopatiye yol açabilen kızamık, dünya genelinde aşıyla önlenebilir ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam ediyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826777" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/24/0e2c3c1b-bangladeste-kizamik-alarmi-528-cocuk-hayatini-kaybetti.webp" data-title="Bangladeş’te kızamık alarmı: 528 çocuk hayatını kaybetti" data-url="/dunya/bangladeste-kizamik-alarmi-528-cocuk-hayatini-kaybetti-4826777" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bangladeş’te kızamık alarmı: 528 çocuk hayatını kaybetti</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817474" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/22/7263a01c-odvdut9mw29hm42gm10caj.webp" data-title="Kızamık Avrupa’yı sarstı 10 kişiden 9’una bulaşıyor: Peki Türkiye’de son durum ne?" data-url="/hayat/kizamik-avrupayi-sarsti-10-kisiden-9una-bulasiyor-peki-turkiyede-son-durum-ne-4817474" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kızamık Avrupa’yı sarstı 10 kişiden 9’una bulaşıyor: Peki Türkiye’de son durum ne?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812727" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/6/869cc796-kyxts8g9s64xiahgv6rg.webp" data-title="Bangladeş'te 6 haftada kızamık şüphesiyle 113 çocuk öldü" data-url="/hayat/bangladeste-6-haftada-kizamik-suphesiyle-113-cocuk-oldu-4812727" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bangladeş'te 6 haftada kızamık şüphesiyle 113 çocuk öldü</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/dunya/kizamik-alarmi-ingilterede-iki-cocuk-hayatini-kaybetti-4831743</link>
      <subcategory>Dünya</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/12/2dc899a1-kizamik-alarmi-ingilterede-iki-cocuk-hayatini-kaybetti.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 00:20:04 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diş hassasiyetinin nedeni bu alışkanlık olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dis-hassasiyetinin-nedeni-bu-aliskanlik-olabilir-4831733</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dis-hassasiyetinin-nedeni-bu-aliskanlik-olabilir-4831733" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Naime Bilinç Bulucu, asitli yiyecek ve içeceklerin ardından dişleri hemen fırçalamanın diş minesinde aşınmayı artırabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Bulucu, diş minesinde ve dokularında meydana gelen aşınmaların günümüzde giderek daha yaygın hale geldiğini, erken dönemde fark edilmeyen aşınmaların ilerleyen süreçte diş hassasiyeti, kırıklar ve çene eklemi problemlerine yol açabileceğini aktardı.</p><p>Dişlerin günlük kullanımı sırasında meydana gelen çok küçük madde kayıplarının zamanla gözle görülür seviyelere ulaşabildiğine değinen Bulucu, mekanik, kimyasal ve fiziksel etkenlerin uzun vadede dişlerde kalıcı hasarlara neden olabileceğini vurguladı.</p><p>Bulucu, diş aşınmalarının genel olarak dişlerin birbirine sürtünmesine bağlı aşınma, yanlış fırçalama veya dış etkenlere bağlı aşınma ve asit kaynaklı aşınma olmak üzere üç temel başlık altında incelendiğin belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Dişlerin birbirine sürtünmesine bağlı aşınma, normal çiğneme sırasında da görülebilir. Normal çiğneme sırasında dişlerde yıllar içinde yavaş ve düzenli şekilde meydana gelen madde kaybı, doğal bir süreç. Ancak çene kapanışındaki bozukluklar veya diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı nedeniyle oluşan aşınmalar, normalden fazla ilerleyebilir. Özellikle geceleri görülen diş sıkma alışkanlığı, dişlerde ciddi aşınmalara ve dişleri çevreleyen çene kemiğinde hasara neden olabilir. İleri düzeydeki aşınmalar, çene yüksekliğinin azalmasına ve zamanla çene ekleminde ağrı ile fonksiyon bozukluklarına yol açabilir."</p><p><strong>"Yanlış fırçalama dişleri kama şeklinde aşındırabiliyor"</strong></p><p>Yanlış fırçalama veya dış etkenlere bağlı aşınmaların en sık nedenlerinden birinin diş fırçası olduğunu aktaran Bulucu, özellikle sert ve yatay hareketlerle yapılan fırçalamanın diş yüzeylerinde kalıcı hasara yol açabileceğine işaret etti.</p><p>Bulucu, "Diş fırçasına bağlı aşınmalar, en sık görülen aşınma tipi. Aşınmanın görüldüğü bölge, kişinin sağ veya sol el kullanmasına göre değişebilir. Bu bölgeler genellikle kama şeklinde görünür. İleri vakalarda diş kırıkları meydana gelebilir. Bu nedenle dişlerin yukarı-aşağı hareketlerle fırçalanmasını öneriyorum." değerlendirmesini yaptı.</p><p>Asit kaynaklı diş aşınmasının bakterilerden bağımsız geliştiğini ve ağız ortamının asitlik seviyesinin düşmesiyle diş minesinde çözünmenin başladığını kaydeden Bulucu, yüksek asit içeren yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesinin riski artırdığını kaydederek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Limon emme alışkanlığı, asitli meyvelerin sık tüketimi ve bazı meyve sularının aşırı tüketimi, diş minesinde geri dönüşü olmayan kayıplara neden olabilir. Asit nedeniyle yumuşayan diş yüzeylerinin hemen fırçalanması, aşınmayı artırabilir. Sık ve bol miktarda meyve yiyen veya kola ve meyve suyu tüketen kişilerin, bu tür gıdaları aldıktan sonra dişlerini fırçalamak için 1 ila 1,5 saat beklemesi gerekir. Bu süre içerisinde tükürük, diş minesinin yeniden güçlenmesine yardımcı olur. Dişler az aşındırıcı özelliğe sahip macunlarla, yukarı-aşağı hareketlerle ve yumuşak ya da orta sertlikte bir fırçayla temizlenmeli."</p><p>Bulucu, diş aşınmalarının büyük ölçüde önlenebilir sorunlar olduğuna dikkati çekerek, "Asitli yiyecek ve içeceklerin dişlerle temas süresini mümkün olduğunca kısa tutun. Gazlı içecekleri ağzınızda bekletmeyin, pipet kullanın. Meyveleri uzun süre emmeyin. Asitli yiyecek ve içeceklerden hemen sonra dişlerinizi fırçalamayın. Dişlerinizi yumuşak bir fırça ve az aşındırıcı bir diş macunuyla nazikçe temizleyin. Eğitim en iyi savunma yöntemi." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dis-hassasiyetinin-nedeni-bu-aliskanlik-olabilir-4831733</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/11/f700e9aa-dis-hassasiyetinin-nedeni-bu-aliskanlik-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 21:14:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanlardan tip 1 diyabetli gençlere spor tavsiyesi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-tip-1-diyabetli-genclere-spor-tavsiyesi-4831450</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-tip-1-diyabetli-genclere-spor-tavsiyesi-4831450" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Şengül Aydın Yoldemir, tip 1 diyabetli bireylerin doğru tedavi, düzenli takip ve uygun beslenme programıyla profesyonel düzeyde spor yapabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Yoldemir, tip 1 diyabet tanısı almanın aktif yaşamdan uzaklaşmak anlamına gelmediğini aktardı.</p><p>Yoldemir, tip 1 diyabetin, pankreasta insülin üreten hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından hasara uğratılması sonucu ortaya çıkan vücudun insülin üretemediği kronik bir hastalık olduğunu belirterek, "Hastalık spor yapmaya engel değil. Doğru planlama, doğru tedavi ve düzenli takiple bu bireyler birçok spor dalında önemli başarılara imza atabilir." ifadesini kullandı.</p><p>Fiziksel aktivitenin tip 1 diyabet yönetiminde önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Yoldemir, şöyle devam etti:</p><p>"Düzenli egzersiz kan şekeri kontrolünün iyileşmesine katkı sağlar, insülin duyarlılığını artırır ve kalp-damar sağlığını destekler. Aynı zamanda kas gücünü artırır, yaşam kalitesini yükseltir ve bireyin kendine olan güvenini destekler. Bu nedenle spor, tip 1 diyabet tedavisinin önemli bir parçası olarak değerlendirilmelidir."</p><p>Yoldemir, tip 1 diyabetli bireylerin koşu, yüzme, tenis, bisiklet, futbol ve basketbol gibi birçok spor branşıyla güvenli şekilde ilgilenebileceğini belirterek, egzersiz planlamasının mutlaka kişiye özel yapılması gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>"Spor öncesinde ve sonrasında kan şekeri takip edilmeli"</strong></p><p>Spor sırasında kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşanabileceğini anlatan Yoldemir, "Özellikle uzun süreli egzersizlerde kan şekeri düşüklüğü görülebilir. Bazı yoğun antrenmanlarda ise kan şekeri yükselmeleri yaşanabilir. Bu nedenle spor öncesinde, sırasında ve sonrasında kan şekeri takibi yapılmalı, insülin dozları ve beslenme planı yapılan aktiviteye göre düzenlenmelidir." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Yoldemir, dünya genelinde kronik hastalıklarla yaşayan çok sayıda sporcunun uluslararası başarılara imza attığını aktararak, diyabetli sporcuların başarısının arkasında doğru takip olduğunu belirtti.</p><p>Yoldemir, "Hastalığını tanıyan, düzenli hekim kontrolüne giden, beslenmesine dikkat eden ve tedavisini aksatmayan bireyler üst düzey performans sergileyebiliyor. Son olarak tenis sezonunun ikinci Grand Slam turnuvası olan Fransa Açık'ta Alexander Zverev'in şampiyonluğa ulaşması da sporcuların sağlık süreçlerini doğru yönettiklerinde en üst seviyede başarı elde edebileceklerini gösteren güncel örneklerden biri oldu." ifadelerini kullandı.</p><p>Tip 1 diyabet tanısının çocukların ve gençlerin yaşam hedefleri ya da sportif kariyerleri açısından bir engel olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Yoldemir, dünya genelinde olimpiyatlarda yarışan, uluslararası şampiyonalarda önemli başarılara imza atan ve profesyonel spor yaşamını sürdüren çok sayıda tip 1 diyabetli sporcu bulunduğunu aktardı.</p><p>Yoldemir, tip 1 diyabetli bireylerin uygun tıbbi takip ve doğru diyabet yönetimiyle sporun her branşında aktif olarak yer alabileceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>"Düzenli hekim kontrolü, bireysel gereksinimlere uygun beslenme planı ve etkin tedavi yaklaşımı sayesinde çocuklarımız ve gençlerimiz hem sağlıklı bir yaşam sürdürebilir hem de sportif hedeflerine güvenle ilerleyebilir. Tip 1 diyabet, doğru yönetildiğinde başarıya ulaşmanın önünde bir engel değildir."</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-tip-1-diyabetli-genclere-spor-tavsiyesi-4831450</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/11/72e4da95-uzmanlardan-tip-1-diyabetli-genclere-spor-tavsiyesi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 22:07:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Böbrek taşının en yaygın nedeni bu basit ihmal olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bobrek-tasinin-en-yaygin-nedeni-bu-basit-ihmal-olabilir-4831448</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bobrek-tasinin-en-yaygin-nedeni-bu-basit-ihmal-olabilir-4831448" rel="standout" />
      <description>Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Akif Ersoy Erkmen, böbrek taşı oluşumunun ana nedenlerinden birinin yeterli sıvı tüketmemek olduğunu belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, günlük yaşamın yoğun temposunda çoğu kişi yeterli miktarda su tüketmeyi ihmal ediyor. Ancak uzmanlar, özellikle sıcak havaların arttığı dönemlerde yetersiz sıvı alımının böbrek taşı oluşumunda en önemli risk faktörlerinden biri olduğuna dikkati çekiyor.</p><p>Türkiye, coğrafi ve iklimsel özellikleri nedeniyle böbrek taşı hastalığının sık görüldüğü ülkeler arasında yer alırken, hastalığın görülme sıklığı da son yıllarda giderek artış gösteriyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Akif Ersoy Erkmen, böbrek taşı hastalığının yalnızca ileri yaşlarda değil, genç erişkinlerde hatta çocuklarda da görülebildiğini aktardı.</p><p>Yeterli sıvı tüketiminin böbrek sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını belirten Erkmen, "Böbrek taşı oluşumunda genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam önemli rol oynasa da en temel nedenlerden biri yetersiz sıvı tüketimidir. " ifadesini kullandı.</p><p>Erkmen, böbreklerin vücuttaki atık maddelerin idrar yoluyla uzaklaştırılmasını sağlayan önemli organlar olduğuna işaret ederek, "Günlük sıvı alımının yetersiz olması durumunda idrar miktarı azalır ve idrar daha yoğun hale gelir. Bu durum, idrarda bulunan kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşumuna zemin hazırlayan maddelerin bir araya gelerek kristal oluşturmasını kolaylaştırabilir." değerlendirmesini yaptı.</p><p><strong>"Çay, kahve ve gazlı içecekler, suyun yerini tutmaz"</strong></p><p>Erkmen, özellikle yaz aylarında terlemeyle vücuttan daha fazla sıvı kaybedildiğini kaydederek, "Bu durum böbrek taşı riskini artırıyor. Çay, kahve ve gazlı içecekler, suyun yerini tutmaz. Günlük sıvı ihtiyacının büyük bölümü doğrudan suyla karşılanması gerekiyor. Sıcak havalarda artan sıvı kaybının yerine konulmaması idrarın yoğunlaşmasına ve taş oluşumuna zemin hazırlıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Açık havada çalışanlar, yoğun egzersiz yapanlar ve gün içerisinde uzun süre güneş altında kalan kişilerde sıvı kaybının daha fazla olabildiğini vurgulayan Erkmen, bu nedenle sıcak havalarda su tüketiminin artırılması ve susama hissi beklenmeden düzenli aralıklarla sıvı alınmasının önem taşıdığına dikkati çekti.</p><p>Böbrek taşlarının çoğu zaman uzun süre belirti vermeden büyüyebildiğini aktaran Erkmen, şöyle devam etti:</p><p>"Taşın idrar kanalına düşmesi durumunda ani başlayan şiddetli bel ağrısı, kasığa vuran ağrı, bulantı, kusma, idrarda kanama ve idrar yaparken yanma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Özellikle daha önce taş hikayesi bulunan kişilerde tekrar taş oluşma riski daha yüksektir. Bu nedenle düzenli takipler önem taşıyor. Bazı hastalarda taşlar rutin sağlık kontrolleri sırasında tesadüfen tespit edilebiliyor. Belirtilerin şiddeti taşın boyutuna ve bulunduğu bölgeye göre değişiklik gösterebilirken, ani başlayan ve geçmeyen ağrıların mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor."</p><p>Erkmen, böbrek taşı oluşumunu önlemek için günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin büyük önem taşıdığını belirten vurgulayarak, sağlıklı bireylerin günlük ortalama 2-2,5 litre idrar çıkaracak kadar sıvı tüketmesi gerektiğini kaydetti.</p><p>Söz konusu miktarın kişiye, hava sıcaklığına ve fiziksel aktiviteye göre değişebileceğini anlatan Erkmen, "Özellikle sıcak havalarda çalışan, düzenli spor yapan veya yoğun fiziksel aktivitede bulunan kişilerde sıvı ihtiyacı daha da artabilir. Günlük su tüketiminin yeterli olup olmadığını anlamanın en pratik yollarından biri idrar rengini takip etmektir. İdrarın açık sarı renkte olması genellikle yeterli sıvı alımını gösterir. Koyu renkli idrar ise vücudun susuz kaldığının önemli bir işaretidir." ifadelerini kullandı.</p><p>Erkmen, "Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketmek ve susama hissini beklemeden sıvı almak böbrek sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir." değerlendirmesini yaptı.</p><p><strong>"Fazla hayvansal protein tüketimi, böbrek taşı riskini artırabilir"</strong></p><p>Beslenme alışkanlıklarının da taş oluşumunda etkili olduğuna dikkati çeken Erkmen, aşırı tuz tüketimi, hazır gıdalar, işlenmiş ürünler ve fazla hayvansal protein tüketiminin, böbrek taşı riskini artırabileceğini aktardı.</p><p>Erkmen, fast-food tarzı beslenmenin yaygınlaşmasıyla, genç yaşlarda taş hastalığının daha sık görülmeye başladığına dikkati çekerek, "Düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, ideal kilonun korunması ve aktif yaşam tarzı böbrek sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Günlük beslenmede sebze ve meyve tüketiminin artırılması, aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması da riskin azaltılmasına yardımcı olabiliyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Endoskopik ve lazer teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde birçok böbrek taşının ameliyatsız ya da kapalı yöntemlerle tedavi edilebildiğine dikkati çeken Erkmen, ancak en etkili yaklaşımın, taş oluşmadan önce koruyucu önlemlerin alınması olduğunu, bunun da düzenli su tüketiminden geçtiğini vurguladı.</p><p>Erkmen, ailesinde böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerin, sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenlerin ve daha önce taş düşürmüş bireylerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Böbrek taşı hastalığında genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle aile bireylerinde taş hastalığı bulunan kişilerde risk daha yüksek olabilir. Ayrıca daha önce taş düşürmüş hastalarda taşın tekrar oluşma ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Düzenli sağlık kontrolleri sayesinde taşlar henüz ciddi şikayetlere yol açmadan tespit edilebilir ve gerekli takip planlamaları yapılabilir. Erken tanı, hem ağrılı süreçlerin hem de böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde önemli rol oynar."</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bobrek-tasinin-en-yaygin-nedeni-bu-basit-ihmal-olabilir-4831448</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/11/bd0a4a87-bobrek-tasinin-en-yaygin-nedeni-bu-basit-ihmal-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 21:24:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yüksek gerilim hattı dehşeti: Dört çocuk babası ölümden döndü, 'Bana tehlikeyi söylemediler'</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/yuksek-gerilim-hatti-dehseti-dort-cocuk-babasi-olumden-dondu-bana-tehlikeyi-soylemediler-4831383</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/yuksek-gerilim-hatti-dehseti-dort-cocuk-babasi-olumden-dondu-bana-tehlikeyi-soylemediler-4831383" rel="standout" />
      <description> Iğdır'da çalıştığı inşaatta yüksek gerilim hattından ark yapan elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan 4 çocuk babası Ali Zeynel Erhan(44), 42 gündür Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Merkezi’nde tedavi görüyor. Üç gün komada kalan Erhan’ın sağ kolundaki 3’üncü derece yanıklar için deri nakli yapıldı.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/yuksek-gerilim-hatti-dehseti-dort-cocuk-babasi-olumden-dondu-bana-tehlikeyi-soylemediler-4831383</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/10/2ac5bfaf-yuksek-gerilim-akimina-kapilan-isci-42-gundur-hastanede.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 19:33:12 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğleden sonra aniden gelen uyuklama isteğinin nedeni ortaya çıktı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/ogleden-sonra-aniden-gelen-uyuklama-isteginin-nedeni-ortaya-cikti-4831337</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/ogleden-sonra-aniden-gelen-uyuklama-isteginin-nedeni-ortaya-cikti-4831337" rel="standout" />
      <description>Mesai saatlerinde, özellikle öğleden sonraları aniden bastıran uyku ve yorgunluk hissi milyonlarca çalışanın en büyük ortak sorunlarından biri. Bugüne dek yalnızca vücudun biyolojik ritmiyle açıklanan ve kabullenilen bu durumun ardındaki asıl neden bilim dünyası tarafından ortaya kondu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/ogleden-sonra-aniden-gelen-uyuklama-isteginin-nedeni-ortaya-cikti-4831337</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/10/601fe50c-x4y6ymyr9mrryqu71j2u3b.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 16:12:01 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aydın Şehir Hastanesinde 6 ayda 300 bin hastaya hizmet verildi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/aydin-sehir-hastanesinde-6-ayda-300-bin-hastaya-hizmet-verildi-4831121</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/aydin-sehir-hastanesinde-6-ayda-300-bin-hastaya-hizmet-verildi-4831121" rel="standout" />
      <description>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "hayalim ve sevdam" olarak nitelendirdiği şehir hastaneleri projesi kapsamında hizmete sunulan Aydın Şehir Hastanesi'nde, açıldığı günden bu yana yaklaşık 300 bin hastaya hizmet verildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın'ın yanı sıra çevre illerdeki hastaların da başvurduğu şehir hastanesi, 22 Aralık 2025'ten bu yana kaliteli ve modern sağlık hizmeti sunuyor.</p><p>Hastanede tam donanımlı acil sağlık kompleksi, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tıp merkezi, diyaliz ünitesi, evde sağlık hizmetleri birimi, kronik yara bakım merkezi, yanık ünitesi, radyasyon onkolojisi merkezi, ergoterapi, robotik rehabilitasyon, nörolojik ve kardiyak rehabilitasyon hizmetleri, gebe okulu ve tüp bebek merkezi gibi çok sayıda nitelikli birim bulunuyor.</p><p>Yoğun bakım odası olarak da kullanılabilen tek kişilik hasta odaları, üstün teknolojiye sahip tıbbi cihazlar ve yaşam destek üniteleri ile donatılan 140 bin metrekare arazi üzerine kurulan hastane, 718 sismik izolatörüyle depremlerde dahi kesintisiz sağlık hizmeti sunabilecek altyapı imkanı sağlıyor.</p><p>Resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 24 Ocak'ta yapılan hastane, tam kapasite olarak hizmet veriyor.</p><p>İl Sağlık Müdürü Eser Şenkul, AA muhabirine hastanenin "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli kapsamında fiziki şartları, son teknolojiye sahip tıbbi ekipman ve cihazlarıyla tüm bölgeye en kaliteli ve en etkin sağlık hizmetini sunmayı hedeflediğini söyledi.</p><p><strong>Yaklaşık 3 bin kişi çalışıyor</strong></p><p>Hastanenin Başhekimi Engin Tetik de sağlık kuruluşunun tek şehre değil birçok şehre şifa sunduğunu belirtti.</p><p>Sağlık hizmetlerinden hastanenin fiziki yapısına kadar oldukça modern bir yapıya sahip olduklarını anlatan Tetik, şunları kaydetti:</p><p>"Bugüne kadar 300 bin civarında hastaya hizmet verdik. Özellikle görüntüleme hizmetlerinde hem hızlı hem de çok daha kaliteli görüntülerin olduğu bir döneme başlamış olduk. Yine radyasyon onkolojisi dediğimiz ışın tedavisi alan hastalarımıza bölgenin en iyisi diyebileceğimiz tedavi cihazlarımızla hizmet ediyoruz."</p><p>Tetik, hastanenin "eğitim araştırma hastanesi" statüsüne sahip olduğunu kaydederek, sağlık hizmetine ulaşılabilirlik ve otelcilik hizmetleriyle dünyada öne çıktığını söyledi.</p><p><strong>Vatandaşların görüşleri</strong></p><p>Tedavi gören vatandaşlardan Önder Ertaş, hizmetlerden çok memnun kaldığını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.</p><p>Yaşar Türkkal ise "Allah razı olsun yaptıranlara. Çok güzel. Aydın'a yakışır bir şekilde şehir hastanemiz yapıldı. Vesile olanlara hepsine teşekkür ederim." dedi.</p><p>Nilgün Küçük Selek ise hastanenin fiziki şartlar, temizlik ve hijyen açısından çok iyi olduğunu dile getirerek, "Alanın büyük olması, yatakların böyle olması konfor açısından çok iyi." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/aydin-sehir-hastanesinde-6-ayda-300-bin-hastaya-hizmet-verildi-4831121</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/0315f8f5-aydin-sehir-hastanesinde-6-ayda-300-bin-hastaya-hizmet-verildi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 22:19:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Elleriniz sürekli terliyorsa sebebi sandığınızdan farklı olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/elleriniz-surekli-terliyorsa-sebebi-sandiginizdan-farkli-olabilir-4831120</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/elleriniz-surekli-terliyorsa-sebebi-sandiginizdan-farkli-olabilir-4831120" rel="standout" />
      <description>Medicana Ataköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, ileri düzey el ve koltuk altı terlemesi yaşayan ve yaşam kalitesi belirgin şekilde bozulan hastalarda cerrahi tedavinin etkili sonuçlar sağlayabildiğini belirtti. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, toplumda her 100 kişiden birinde görülen hiperhidroz (aşırı terleme) yalnızca fiziksel değil, sosyal ve psikolojik etkileriyle de dikkati çekiyor. </p><p>Özellikle el, koltuk altı, ayak ve yüz bölgesinde ortaya çıkan kontrolsüz terleme, kişinin günlük yaşamını, iş performansını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Ataköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Demirkaya, hiperhidrozun çoğu zaman stres, heyecan veya kişisel yapı olarak değerlendirilmesine rağmen tıbbi bir hastalık olduğunu ve uygun yöntemlerle tedavi edilebileceğini ifade etti.</p><p>Demirkaya, primer hiperhidrozun (altta yatan bir hastalık olmadan aşırı terleme) genellikle genç yaşlarda başladığını ve çoğu zaman altta başka bir hastalık bulunmadan geliştiğini belirtti.</p><p>Hiperhidroz tedavisinde ilk aşamada medikal antiperspiran (terlemeyi azaltan) ürünlerin, iyontoforez uygulamalarının (düşük seviyede elektrik akımının kullanıldığı yöntemler), botoks enjeksiyonlarının ve sistemik ilaç tedavilerinin değerlendirildiğini aktaran Demirkaya, şunları kaydetti:</p><p>"Ancak özellikle ileri düzey el ve koltuk altı terlemesi yaşayan hastalarda bu yöntemlerin etkisi sınırlı kalabilir. Bazı hastalarda tedavilerin geçici olması veya günlük yaşam konforunu yeterince sağlayamaması nedeniyle cerrahi seçenek gündeme geliyor. Özellikle yaşam kalitesi belirgin şekilde bozulan hastalarda cerrahi tedavi oldukça etkili sonuçlar sağlayabiliyor."</p><p><strong>"Doğru hasta seçimi büyük önem taşıyor"</strong></p><p>Hiperhidroz cerrahisinde en sık kullanılan yöntemin Endoskopik Torakal Sempatektomi (ETS) olduğunu ifade eden Demirkaya, şu bilgileri verdi:</p><p>"Operasyon kapalı yöntemle gerçekleştirilir. Ter bezlerini kontrol eden sempatik sinirlerin aşırı çalışması nedeniyle terleme artar. ETS operasyonunda göğüs boşluğu içerisindeki ilgili sinir zincirine küçük kesiler yardımıyla müdahale edilerek terleme kontrol altına alınır. İşlem genel anestezi altında yapılır ve çoğu hasta aynı gün taburcu edilebilir. Yaklaşık 30-45 dakika süren operasyonun, özellikle şiddetli avuç içi terlemesi, koltuk altı hiperhidrozu ve sosyal yaşamı etkileyen yüz terlemelerinde başarı oranına sahip olduğu söylenebilir. Birçok hastada ameliyat sonrası eller daha operasyon masasındayken kuru hale gelir."</p><p>Cerrahi tedavi planlamasında hasta seçiminin kritik olduğunu belirten Demirkaya, "Ameliyat öncesinde altta yatan nedenlerin mutlaka araştırılması gerekir. Tiroit hastalıkları, enfeksiyonlar, menopoz ve bazı metabolik hastalıkların aşırı terlemeye neden olabilir. Gerekli durumlarda tiroit fonksiyon testleri, glukoz metabolizması değerlendirmeleri ve endokrin incelemelerin yapılması gerekebilir." ifadelerini kullandı.</p><p>Demirkaya, ETS sonrası bazı hastalarda sırt, karın veya bacak bölgelerinde kompansatuvar terleme görülebildiğini kaydetti.</p><p>Bu nedenle cerrahi öncesinde hastaların bu konuda ayrıntılı şekilde bilgilendirmesinin önemli olduğunu vurgulayan Demirkaya, "Çoğu hastada bu durum hafif veya orta düzeyde görülür. Nadiren yaşam kalitesini etkileyebilecek seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle gerçekçi beklenti yönetimi tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır." değerlendirmesini yaptı.</p><p>Hiperhidrozun, bireyin sosyal yaşamı, mesleki performansı ve psikolojik durumu etkileyebilen önemli bir sağlık problemi olduğunun altını çizen Demirkaya, minimal invaziv cerrahi teknikler sayesinde uygun hastalarda olumlu sonuçlar elde edilebildiğini, uygun değerlendirme ve doğru tedavi planlamasıyla başarılı sonuçlar almanın mümkün olduğunu ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/elleriniz-surekli-terliyorsa-sebebi-sandiginizdan-farkli-olabilir-4831120</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/ebe2487a-elleriniz-surekli-terliyorsa-sebebi-sandiginizdan-farkli-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 21:47:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Giresun yağlı fındığının 'formaldehit' kaynaklı kısırlık tedavisindeki etkisi araştırıldı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/giresun-yagli-findiginin-formaldehit-kaynakli-kisirlik-tedavisindeki-etkisi-arastirildi-4831118</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/giresun-yagli-findiginin-formaldehit-kaynakli-kisirlik-tedavisindeki-etkisi-arastirildi-4831118" rel="standout" />
      <description>Giresun yağlı fındığının "formaldehit" kaynaklı kısırlık tedavisindeki etkisi, Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesinde deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmayla araştırıldı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anatomi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Arif Keskin, AA muhabirine, Giresun kalite fındığının vitamin ve asitler açısından zengin bir içeriğe sahip olmasının yanı sıra insan sağlığı açısından da önemli yararları bulunduğunu söyledi.</p><p>Keskin, üniversite bünyesinde Giresun fındığının kısırlık üzerindeki etkisine dair araştırmaya 2024'te "Giresun Yağlı Fındığının Sıçan Testis Dokularında Formaldehit Hasarına Karşı Etkisi Projesi" ile başladıklarını belirtti.</p><p>Çalışmada, "formaldehit" denilen ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen olarak tanımlanan bir kimyasalı kullandıklarını dile getiren Keskin, bu kimyasalın tekstil sanayisinin yanı sıra bazı ürünlerin üretiminde yer aldığını söyledi.</p><p>Keskin, insanların bu kimyasala düşük dozda maruz kalabildiklerine işaret ederek, "Biz sağlık camiası açısından laboratuvarlarımızdan, kadavralarımızın saklanmasından dokuların analizlerine kadar birçok aşamada sağlık çalışanlarının, bilim insanların maruz kalığı bir kimyasaldır." dedi.</p><p><strong>"Kısırlığa çözüm olabileceğini belirledik"</strong></p><p>Dünyada her 100 çiftten 15'inin kısırlık sorunu yaşayabildiğine değinen Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bunun yüzde 50'si erkek kaynaklıdır. Formaldehitin hem solunum, sindirim, sinir sistemi hem de ürogenital sistem üzerine olumsuz etkileri bilinmektedir. Bu araştırmamızda deney hayvanı olarak sıçanları kullandık. Hayvanları formaldehite maruz bıraktık ve takip etmeye başladık. Hepsinde yüksek düzeyde testis dokusunda hasar meydana geldiğini gözlemledik. Bu hasar sonucunda hayvanlarda testosteron miktarları düştü ve sperm kaliteleri bozuldu."</p><p>Keskin, daha sonra araştırmada Giresun yağlı fındığını toz haline getirdiklerini ve deney hayvanlarının midelerine sonda yardımıyla ulaştırdıklarını belirterek, "Giresun fındığı kullanarak gerçekleştirdiğimiz tedavi sürecinde formaldehit nedeniyle testosteron miktarları düşen ve sperm kaliteleri bozulan sıçanlarda iyileşme gözlemledik. Bu sayede Giresun fındığının formaldehit kaynaklı kısırlığa çözüm olabileceğini belirledik." diye konuştu.</p><p>Araştırma sonuçlarıyla ilgili makalenin uluslararası bir tıp dergisinde yayımlandığını dile getiren Keskin, şunları kaydetti:</p><p>"Üniversitemizin Bilimsel Araştırma Projeleri birimi, projemizi değerli gördü, destekledi. 2024 yılında araştırmamız start aldı ve 6 ay sonra da verilerimiz gelmeye başladı. Analizler bittikten sonra da çalışmamız uluslararası bir tıp dergisinde yayınlandı. Elde ettiğimiz sonuçlar, günlük bir avuç fındığın erkek kaynaklı kısırlık üzerinde olumlu sonuçlarının olduğunu ortaya koydu."</p><p>Arif Keskin, 4 bilim insanının yer aldığı araştırmayı, insan sağlığına katkısı ve Giresun yağlı fındığının dünyaya tanıtımı açısından kıymetli gördüklerini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/giresun-yagli-findiginin-formaldehit-kaynakli-kisirlik-tedavisindeki-etkisi-arastirildi-4831118</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/3970a686-giresun-yagli-findiginin-formaldehit-kaynakli-kisirlik-tedavisindeki-etkisi-arastirildi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 21:06:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DSÖ’den kritik ebola uyarısı: Virüsü kontrol edemiyoruz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-edemiyoruz-4831060</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-edemiyoruz-4831060" rel="standout" />
      <description>Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Sağlık Acil Durum Uyarıları ve Müdahale Operasyonları Direktörü Abdirahman Mahamud, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) görülen Ebola salgınında kontrol eğrisinin çok gerisinde olduklarını bildirerek, test ve temas takibi çalışmalarının artmasına rağmen birçok zorluğunun sürdüğünü kaydetti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Sağlık Acil Durum Uyarıları ve Müdahale Operasyonları Direktörü Abdirahman Mahamud, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısına çevrim içi katılarak Ebola salgının görüldüğü KDC ve Uganda'daki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>KDC'de Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgınının üç haftadan uzun süredir devam ettiğini hatırlatan Mahamud, 15 gündür bulunduğu KDC'nin Bunia bölgesinde büyük müdahale çabalarına tanık olduğunu belirtti. </p><p>Mahamud, <strong>"KDC'de 8 Haziran itibarıyla 550 doğrulanmış vaka, 101 ölüm ve toplam 19 iyileşme bildirildi. Salgın, doğrulanmış vakaların yüzde 94'ünü (487) oluşturan Ituri eyaletinde yoğunlaşmış durumda. Doğrulanan vakalardaki bu artış, test ve temas takibi faaliyetlerinin artırılmasından kaynaklanıyor ve bu, iyi bir haber. Ancak salgının kontrol eğrisinin gerisindeyiz ve birçok zorluk devam ediyor. Yaklaşık 100 şüpheli vakayı doğrulamak veya reddetmek için de devam eden soruşturmalarımız var."</strong> ifadeleri kullanıldı.</p><p>Uganda'da ise 19 doğrulanmış vakanın, 2 ölümün ve bir muhtemel ölümün kayda geçtiğini belirten Mahamud, Uganda'da topluluk içi bulaşmaya dair bir kanıt olmadığını söyledi.</p><p>Mahamud, DSÖ'nün KDC'de yerel yetkilileri ve sağlık ortaklarını desteklemeye devam ettiğini dile getirdi.</p><h2> Ebola salgını</h2><p>KDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.</p><p><strong>DSÖ, 17 Mayıs'ta yeniden ortaya çıkan Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.</strong></p><p><em>Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın, nadir bir Ebola varyantı olan "Bundibugyo" virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.</em></p><p><strong>Söz konusu salgında vaka sayısının 1000'i aştığı bildiriliyor.</strong></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4830697" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/8/afb02a05-ebola-krizi-buyuyor-kongodan-sonra-ugandada-vaka-sayisi-artiyor.webp" data-title="Ebola krizi büyüyor: Kongo'dan sonra Uganda'da vaka sayısı artıyor" data-url="/dunya/ebola-krizi-buyuyor-kongodan-sonra-ugandada-vaka-sayisi-artiyor-4830697" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Ebola krizi büyüyor: Kongo'dan sonra Uganda'da vaka sayısı artıyor</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4829123" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/2/223ee97d-kongo-demokratik-cumhuriyetindeki-ebola-salgini.webp" data-title="Ölümcül virüs yayılıyor: Sağlık ekipleri seferber oldu, ölü sayısı 246'ya ulaştı" data-url="/foto-galeri/dunya/kongo-demokratik-cumhuriyetindeki-ebola-salgini-4829123" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Ölümcül virüs yayılıyor: Sağlık ekipleri seferber oldu, ölü sayısı 246'ya ulaştı</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4828930" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/2/465f71ac-kktcden-ebola-virusune-karsi-yeni-tedbirler.webp" data-title="KKTC'den Ebola virüsüne karşı  yeni tedbirler" data-url="/dunya/kktcden-ebola-virusune-karsi-yeni-tedbirler-4828930" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">KKTC'den Ebola virüsüne karşı  yeni tedbirler</span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-edemiyoruz-4831060</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/c45144b2-dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-etmede-geride-kaliyoruz.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 18:38:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından LGS uyarısı: Sınavdan önce bu yiyeceklerden uzak durun</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-lgs-uyarisi-sinavdan-once-bu-yiyeceklerden-uzak-durun-4830827</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-lgs-uyarisi-sinavdan-once-bu-yiyeceklerden-uzak-durun-4830827" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevra Koç, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava girecek öğrencilere, sınav sabahı yapılacak dengeli bir kahvaltının dikkat ve odaklanmayı destekleyebileceği, bu nedenle kahvaltının ihmal edilmemesi tavsiyesinde bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Koç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, LGS gibi yüksek bilişsel performans gerektiren sınavlar öncesinde beslenmenin dikkat, çalışma belleği ve işlem hızı üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi.</p><p>Düzenli öğün tüketimi ve özellikle kahvaltının çocuk ve ergenlerde akademik performansı olumlu etkilediğini belirten Koç, beynin temel enerji kaynağının glikoz olduğunu, uzun süreli açlığın ise dikkat dağınıklığı ve zihinsel yorgunluğa neden olabileceğini ifade etti.</p><p>Sınav döneminde kan şekeri dengesini koruyan sağlıklı ve dengeli beslenmenin odaklanmayı artırdığını vurgulayan Koç, bu durumun bilişsel işlevlerin sürdürülmesine katkı sağladığını kaydetti.</p><p>Koç, sınav döneminde öğün düzeninin korunmasının önem taşıdığını vurgulayarak, "Son günlerde amaç, diyet değişikliği değil beslenme stabilizasyonu olmalıdır. Yeni besin denemeleri yapılmamalı, mide, bağırsak toleransı bilinen besinler tüketilmelidir." dedi.</p><p>Akdeniz tipi beslenme modelinin tam tahıllı besinler, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağlar içermesi dolayısıyla bilişsel işlevleri desteklediğini aktaran Koç, sınav öncesinde dengeli ve düzenli beslenmenin önem taşıdığını dile getirdi.</p><p><strong>"Kahvaltı atlandığında kan şekerinde dalgalanmalar oluşabilir"</strong></p><p>Kahvaltının sınav performansı açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkati çeken Koç, şunları kaydetti:</p><p>"Kahvaltı yapılmadığında kan şekerinin düşme eğilimi, dikkat dağınıklığı ve mental yorgunluk görülebilir. Çalışmalar, kahvaltı yapan öğrencilerin özellikle dikkat testlerinde daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymaktadır. Kahvaltı atlandığında kan şekerinde dalgalanmalar oluşabilir. Bu durum sınav sırasında dikkat kaybı, motivasyon düşüklüğü ve zihinsel yorgunlukla ilişkilidir. Uzun süreli açlık ayrıca stres hormonlarını artırarak kaygıyı da şiddetlendirebilir."</p><p>Koç, sınav sabahı yapılacak kahvaltıda yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, süt veya yoğurt ile ceviz, fındık ve badem gibi kuruyemişlere yer verilmesini önerdi.</p><p>Yumurta, peynir, süt ürünleri ve kuruyemişlerin bilişsel performansı destekleyen besinler arasında yer aldığını ifade eden Koç, bu besinlerin dengeli şekilde tüketilmesinin hem tokluk süresini uzattığını hem de sınav sırasında dikkat ve odaklanmanın sürdürülmesine yardımcı olduğunu kaydetti.</p><p>Koç, sınav kaygısının bazı öğrencilerde iştahsızlığa neden olabileceğini belirterek, "Akut stres iştahı baskılayabilir. İştahsızlık durumunda yoğun bir kahvaltı yerine küçük hacimli, sıvı veya yarı sıvı besinler tercih edilmelidir. Muz ve süt. Kefir. Yoğurt ve meyve. Süt, yoğurt, kefir, meyve ve tam tahılların olduğu içecekler de hazırlanabilir." dedi.</p><p>Şekerli gıdalar ve enerji içeceklerine karşı da uyarılarda bulunan Koç, bu ürünlerin sınav performansını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p><p>Basit şeker içeren gıdaların kan şekerinde ani yükseliş ve düşüşlere yol açarak dikkat dağınıklığına neden olabileceğini ifade eden Koç, enerji içeceklerinin ise yüksek kafein ve şeker içerikleri nedeniyle kaygıyı artırabileceğini kaydetti.</p><p><strong> "Fazla yağlı ve baharatlı yiyecekler uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir"</strong></p><p>Sınavdan bir gün önceki akşam yemeğinin hafif ve dengeli olması gerektiğinin altını çizen Koç, fazla yağlı ve baharatlı yiyeceklerin uyku kalitesini olumsuz etkileyebileceğini, öğrencilerin sindirimi zorlayabilecek besinlerden uzak durmalarının faydalı olacağını ifade etti.</p><p>Koç, su tüketiminin de sınav performansı açısından önemli olduğuna dikkati çekerek, hafif düzeydeki sıvı kaybının bile dikkat ve kısa süreli belleği olumsuz etkileyebileceğini, bu nedenle sınav günü su tüketiminin gün içine yayılması gerektiğini söyledi.</p><p>Ailelerin sınav döneminde yemeği başarıyla ilişkilendirmemesi, öğrenciler üzerinde fazla baskı kurmaması gerektiğini belirten Koç, son günlerde yeni besinlerin denenmemesi ve enerji içecekleri gibi yanlış alternatiflere yönlendirilmemesi gerektiğini de kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-lgs-uyarisi-sinavdan-once-bu-yiyeceklerden-uzak-durun-4830827</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/de0b6b10-uzmanindan-lgs-uyarisi-sinavdan-once-bu-yiyeceklerden-uzak-durun.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 21:26:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Minik nefeslere büyük destek: İmpuls Osilometri ÇOMÜ’de</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude-4830681</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude-4830681" rel="standout" />
      <description>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Polikliniği, tanı ve takip olanaklarını güçlendiren önemli bir yatırımı daha hizmete sundu. Polikliniğe kazandırılan İmpuls Osilometri (IOS) cihazı sayesinde çocuklarda solunum fonksiyonlarının değerlendirilmesi daha kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde gerçekleştirilebilecek.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İmpuls Osilometri, özellikle küçük yaş grubu çocuklarda ve klasik solunum fonksiyon testlerine uyum sağlamakta güçlük çeken hastalarda hava yolu fonksiyonlarının değerlendirilmesine olanak tanıyan modern bir tanı yöntemidir. Test sırasında yalnızca normal solunum yapılması yeterli olduğundan, çocuk hastalar için konforlu ve kolay uygulanabilir bir seçenek sunmaktadır.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/8/0c76e9c2-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/8/0c76e9c2-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp"></p><p>ÇOMÜ Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Yılmaz, cihazın özellikle astım ve diğer kronik solunum yolu hastalıklarının tanı ve izleminde önemli katkılar sağlayacağını belirterek, “İmpuls Osilometri cihazı sayesinde özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklarımızın akciğer fonksiyonlarını daha ayrıntılı değerlendirebileceğiz. Bu teknoloji, tanısal süreçleri desteklemesinin yanı sıra tedavi yanıtının izlenmesinde de bize önemli veriler sunacak” dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/8/12173851-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/8/12173851-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp"></p><p>Prof. Dr. Yılmaz, çocuk alerji ve immünoloji alanında güncel teknolojileri takip ederek hastalara en iyi sağlık hizmetini sunmayı hedeflediklerini vurgulayarak, yeni cihazın Çanakkale ve çevre illerden başvuran çocuk hastalar için önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.</p><p>ÇOMÜ Hastanesi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmaya yönelik yatırımlarını sürdürürken, ileri teknolojiye sahip tanı ve tedavi olanaklarını bölge halkının hizmetine sunmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude-4830681</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/8/ed15bb07-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:21:30 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LGS sınavına girecek öğrencilere 'ekran kullanımını azaltın' uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/lgs-sinavina-girecek-ogrencilere-ekran-kullanimini-azaltin-uyarisi-4830539</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/lgs-sinavina-girecek-ogrencilere-ekran-kullanimini-azaltin-uyarisi-4830539" rel="standout" />
      <description>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sadettin Burak Açıkel​​​​​​​, 13 Haziran'da düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav öncesinde öğrencilere ekran kullanımını mümkün olduğunca sınırlandırmaları tavsiyesinde bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıkel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sınava sayılı günler kala bazı öğrencilerde kaygı düzeyinin arttığını gözlemlediklerini belirtti.</p><p>Sınav kaygısının bazı öğrencilerde huzursuzluk, keyifsizlik ve başarısızlık korkusu ile zaman zaman ağlama atakları, uyku ve iştah düzensizliğine yol açabildiğini dile getiren Açıkel, öğrencilerin uzun süredir hazırlandıkları önemli bir sınava girecek olmaları nedeniyle belirli düzeyde kaygı yaşamalarının doğal olduğunu ifade etti.</p><p>Bazı öğrencilerde kaygının yoğun fiziksel belirtilere yol açabildiğine işaret eden Açıkel, kaygıya, şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, yoğun çarpıntı, aşırı terleme gibi çocuğun günlük işlevselliğini bozan fiziksel belirtiler de eşlik ediyorsa ailelerin çocuk-ergen psikiyatri uzmanına başvurmaları gerektiğini söyledi.</p><p><strong>Açıkel, kaygının kalıcı bir duygu olmadığını belirterek, şunları kaydetti:</strong></p><p>"Yoğun kaygı hissedildiğinde bir süre beklemek, diyafram nefesi dediğimiz akciğerleri doldurarak nefes almak ve önceki sınav deneyimlerini hatırlamak, kaygının yönetilmesine yardımcı olabilir. Çünkü çok sayıda denemeye girdiler. Öğrenci, LGS hazırlık sürecini verimli geçirdiyse ve temel oluşturduysa, kaygıyı yönetmesi daha kolay olur. Şunu unutmasınlar, eğer verimli bir çalışma dönemi geçirdilerse sınav da iyi geçecektir. "</p><p>Ailelerin sınav sürecindeki tutumlarının önemine işaret eden Açıkel, sınava az süre kala öğrencilerin günlük rutinlerinden uzaklaşmamaları gerektiğini söyledi.</p><p>Ailelerin sınavla ilgili "Ne olacak bu sınav, boş ver, hiç önemli değil" gibi değersizleştirici söylemlerden kaçınması gerektiğinin altını çizen Açıkel, sınavın hayatın vazgeçilmez ve aşılması imkansız bir basamağı gibi sunulmasının da doğru olmadığını vurguladı.</p><p><strong> "Sınav merkezini önceden görmek kaygıyı azaltabilir"</strong></p><p>Başarı baskısının öğrencilerde performans kaygısını artırabileceğine dikkati çeken Açıkel, "Aileler çocuklarla konuşurken, 'Evet, sınav önemli bir sınav. Sen de çok emek harcadın, çalıştın. Bunun karşılığını alacağımızı düşünüyoruz ama hayatta her zaman alternatifler vardır. Biz mevcut durumu en iyi şekilde değerlendirip sınavı tamamlayacağız' bakış açısıyla bakmaları lazım. " dedi.</p><p>Açıkel, kaygı yaşayan çocuk ve gençlerin genellikle ebeveynlerinden destek aradığını, anne ve babalarıyla sohbet edip vakit geçirmenin rahatlamalarına yardımcı olabileceğini belirterek, sınav sürecinde ailelerin tutumunun önemli olduğunu ifade etti.</p><p>Sınav öncesinde öğrencilere "ekran kullanımını mümkün olduğunca sınırlandırmaları" çağrısında bulunan Açıkel, şunları kaydetti:</p><p>"Ekran kullanımını özellikle uyku saatlerine yakın dönemde önermiyoruz, tüm bilimsel kaynaklar bunu söylüyor. Ekran süresini tamamen sıfıra indirmek tercih edilebilir ancak bunu gençle işbirliği içinde yapmak lazım. Eğer genç telefon kullanmak istiyorsa ebeveyn kontrolünde, içerik ve süreye dikkat edilerek ve uykuyu engellemeyecek şekilde kullanabilir. Sınavdan önce telefonun daha az kullanılmasını, mümkünse hiç kullanılmamasını öneririm. Çünkü ekran her zaman duygusal olarak rahatlamaya yardımcı olan bir araç değil. Birlikte vakit geçirmek, yürüyüş yapmak ve sohbet etmek bu kaygı döneminde daha rahatlatıcı olabilir."</p><p>Açıkel, öğrencilerin sınava girmeden birkaç gün önce sınava girecekleri yeri görmelerinin de kaygıyı azaltmak için faydalı olabileceğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/lgs-sinavina-girecek-ogrencilere-ekran-kullanimini-azaltin-uyarisi-4830539</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/8/deec7c50-lgs-sinavina-girecek-ogrencilere-ekran-kullanimini-azaltin-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 21:19:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Prof.Dr. Oytun Erbaş: Sokaktaki tüm köpekler toplatılmalı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/profdr-oytun-erbas-sokaktaki-tum-kopekler-toplatilmali-4830203</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/profdr-oytun-erbas-sokaktaki-tum-kopekler-toplatilmali-4830203" rel="standout" />
      <description>Türkiye genelinde yaşanan köpek saldırılarının önüne geçilmesi gerektiğini belirten Prof.Dr. Oytun Erbaş, sokaktaki tüm köpeklerin toplatılarak öncelikle tedavi edilmesi gerektiğini ifade ederek, "İsteyen insanlar köpekleri sahiplenebilir. Bu kayıt altına alınmalı fakat köpek saldırılarından sahipleri sorumlu tutulmalı, bu sorumluluk hapis cezasına kadar arttırılmalı" dedi.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Oytun Erbaş, sokak hayvanlarının kontrolsüz şekilde çoğalmasının hem hayvanlar hem de insanlar açısından çeşitli sorunlara yol açtığını belirtti. Sahipsiz hayvanların sağlık kontrollerinin düzenli yapılamadığını ifade eden Erbaş, hayvanların tedavi edilerek kısırlaştırılması ve uygun koşullarda barınaklarda bakılması gerektiğini söyledi. Sahipli hayvanlarda ise çip uygulamasının yaygınlaştırılmasını savunan Erbaş, hayvanların neden olduğu olaylarda sorumluluğun doğrudan sahiplerine ait olması gerektiğini dile getirdi."Zehirli olan enfeksiyonlar mama ile köpeğe geçiyor ve dışkısından da bu enfeksiyonu insanlar alıyor"</p><p>Prof. Dr. Oytun Erbaş, "Köpeklere verilen yaş mamalarda birçok enfeksiyon bulunuyor. Zehirli olan enfeksiyonlar mama ile köpeğe geçiyor ve dışkısından da bu enfeksiyonu insanlar alıyor. Böyle bir döngüye giriyor. Bir diğer sorun da keneleri üzerinde barındırıyor olmaları. Ama en büyük sorunlardan birisi kuduz. Hayvanlar doğa ile temas halinde oluyor. Bu nedenlerle şehirlerde bu kadar çok köpek nüfusu olması iyi değil. Sağlık açısında da iyi değil ama ayrıca bakımları çok kötü. Hayvanların çoğu enfekte ve hasta bu sebeple hayvan kendisi de rahat değil. Köpeklerin kısırlaştırılması, enfeksiyonlarının tedavisi edilmesi gerekiyor. Hem de insanların onlardan gelen hastalıkları almaması adına böyle bir uygulama yapılması gerekiyor. Köpek tabii ki yetiştirebilirsiniz ama herkes kendi köpeğine bakacak. Evinde veya bahçesinde köpeklerine bakanların, tüm aşılarını yapıp tüm önlemleri almaları gerekiyor" dedi.</p><p>"Özellikle pitbull gibi saldırgan köpekler çocukları öldürecek kadar ağır durumlara sebebiyet verebilir"</p><p>İnsanların köpek sahiplenebileceğini fakat kendilerinin bundan sorumlu olduğunu dile getiren Erbaş, "Köpeğin tüm sorumluluğu size ait. En büyük sorunlardan birisi ısırma. Bazı insanlar ‘pitbull’ gibi ısırma durumu olan köpekleri ağızlık olmadan gezdiriyor. Daha büyük bir sorun tasmasız gezdirenler olması. Bu sebeple birçok ölüm yaşandı. Bazı insanlar köpeği sevmeyebilir, korkup kaçabilir ve trafik kazasına uğrayabilir. Bu da çok yanlış. Bu sebeplerle çip uygulaması olmalı. 5 köpek de sahiplenebilirsiniz ama onların yaptığı bir suç sahibine yansır. Yurt dışında bu durum böyle. Özellikle pitbull gibi saldırgan köpekler çocukları öldürecek kadar ağır durumlara sebebiyet verebilir. Köpeklerin ağız florası da çok kötü. Köpek ısırıkları et yiyen bakterilerden sepsisleri, ağır yüz deformasyonlarına sebep olabilir. Köpeğin yaptığı her şeyden sahibi sorumlu olmalı, hatta hapis cezası kadar artırılmalı" diye konuştu.</p><p>"Uyuz hayvanların psikolojisi bozuyor, hayvan yemek ve içmekten kesilerek kötü bir şekilde can veriyor"</p><p>Tüm hayvanların toplatılmasını gerektiğini, çünkü belli bir yerde tekrar ürediklerini belirten Erbaş, "Fakat aynı zamanda tedavi edilmeli. Birçok hayvanda uyuz var. Uyuz hayvanların psikolojisi bozuyor. Hayvan yemek ve içmekten kesilerek kötü bir şekilde can veriyor. Bunlar tedavi edilmeli ve kısırlaştırılmalı. Birçok hayvanda tümör de var, zor durumdalar. Sokakta üredikleri için hiçbir sağlık koşuluna girmemişler. Aşılar da düzenli yapılmalı aşıya bile dirençli hale geldiler. En iyisi hayvanları barınakta tutmak ve onlara yakışır şartlarda bakmak. İsteyenler de barınaklardan sahiplenebilir. 10 tane de sahiplensinler ama çipli. Kendileri bakacaklar, bakmazsa cezasını ödemeli. Hayvan birisini ısırırsa cezasını da sahibi öder. Böyle olması hem hayvanlar hem sahipleri için daha sağlıklı olur. Ek barınaklar da açılıp, genişletilebilir. Özel barınaklar da açabilirler. Kayıtsız bir durum olmamalı. Bir kişinin sorumluluğunda olmalı" dedi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/profdr-oytun-erbas-sokaktaki-tum-kopekler-toplatilmali-4830203</link>
      <subcategory>Gündem</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/6/d1b966ee-profdr-oytun-erbas-sokaktaki-tum-kopekler-toplatilmali.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:33:04 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya MS Günü’nde hareketin gücüne dikkat çekildi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dunya-ms-gununde-hareketin-gucune-dikkat-cekildi-4830115</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dunya-ms-gununde-hareketin-gucune-dikkat-cekildi-4830115" rel="standout" />
      <description>Dünya MS Günü kapsamında Türkiye MS Derneği ve Merck iş birliğiyle İstanbul’daki bir spor salonunun ev sahipliğinde farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, Multipl Skleroz (MS) ile yaşayan bireyler için hareketin ve fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine katkısı uzman hekimlerin katılımıyla değerlendirildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Merkezi sinir sistemini etkileyen kronik bir hastalık olan Multipl Skleroz’un dünya genelinde yaklaşık 3,5 milyon, Türkiye’de ise 70 binin üzerinde bireyi etkilediği belirtildi. Genellikle 20-40 yaş arası genç yetişkinlerde görülen ve hastaların günlük yaşamlarını fiziksel, duygusal ve sosyal açıdan etkileyen hastalığa dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, fiziksel aktivitenin MS hastalarının yaşam kalitesi üzerindeki etkileri ele alındı. Toplantıda, hareketin yalnızca fiziksel değil psikolojik açıdan da destekleyici rolü olduğu vurgulandı.</p><p>Etkinliğin moderatörlüğünü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Prof. Dr. Yeşim Beckmann üstlendi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sedat Şen, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Haluk Gümüş ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Cihat Uzunköprü de konuşmacı olarak programa katıldı.</p><p>Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda; MS belirtileri, tanı süreci, günlük yaşam yönetimi ve güncel tedavi yaklaşımlarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Soru-cevap bölümünün ardından katılımcılar, düzenlenen spinning etkinliğiyle hareketin gücünü deneyimleme fırsatı buldu.</p><p>Dünya MS Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte verilen ortak mesaj ise MS ile yaşayan bireylerin sosyal yaşamdan kopmadan aktif ve hareketli bir yaşam sürmelerinin önemine dikkat çekmek ve hastalığa yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirmek oldu.</p><p><strong>PROF. DR. GÜMÜŞ: EGZERSİZ SEMPTOMLARIN İYİLEŞMESİNE KATKI SAĞLIYOR</strong></p><p>Etkinlikte konuşan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Haluk Gümüş, “Bugün aslında bir hastalığın farkındalığı için buradayız. MS hastalığı, özellikle genç kadınlarda sık görülen bir hastalık. Bu hastalığa yönelik farkındalığı artırmak için biz hekimler de elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bunun bir parçası olarak bugün, MS hastalarında hareketin ve egzersizin ne kadar önemli olduğunu göstermek amacıyla bir etkinlikte buluştuk. Umarım herkes için faydalı olur. MS hastalığı fiziksel tutulum yapabilen bir hastalık. Aynı zamanda yorgunluk, depresyon ve unutkanlık gibi semptomlar da ortaya çıkabiliyor. Bu semptomların tedavisinde egzersiz, yürüyüş, hareket ve düzenli yaşamın etkileri oldukça önemli. O nedenle hareketli bir yaşam, hatta mümkünse günlük 45 dakikalık egzersiz, bu hastalarda birçok semptomun iyileşmesine katkı sağlayabiliyor” dedi.</p><p><strong>‘YÜZME, PLATES VE YOGA ÖNERİYORUZ’</strong></p><p>Hastaların bilinçsiz şekilde değil, mutlaka hekim desteği ve önerisiyle egzersiz yapması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Gümüş, “MS hastalığında egzersizi kesinlikle öneriyoruz ancak bunun için bazı şartlar gerekiyor. Hastaların bilinçsiz şekilde değil, mutlaka hekim desteği ve önerisiyle egzersiz yapması gerekiyor. Buradan hastalara vereceğim en önemli önerilerden biri de sıcak ortamda yapılan ağır egzersizlerden kaçınmalarıdır. Çünkü bu tür egzersizler MS’i kötüleştirebilir ve semptomları ağırlaştırabilir. Bu nedenle hastalarımızın çok fazla efor gerektiren, aşırı terlemeye neden olan sporlardan uzak durması gerekir. En çok önerdiğimiz sporlar ise yüzme, pilates ve yoga. Bunlar MS hastalarında oldukça etkili egzersizlerdir” ifadelerini kullandı.</p><p><strong>PROF. DR. ŞEN: FİZİKSEL AKTİVİTE, MS HASTALARI İÇİN SON DERECE ÖNEMLİ</strong></p><p>Fiziksel aktivitenin MS hastaları için son derece önemli olduğunu söyleyen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sedat Şen ise “Bugün burada aslında çok değerli bir amaç için bulunuyoruz; farkındalık yaratmak için bir aradayız. Hem MS hastalarına, hem onların yakınlarına hem de MS’i olmayan bireylere hitap etmek istiyoruz. Fiziksel aktivitenin, egzersiz yapmanın ve pedal çevirmenin MS hastaları için ne kadar önemli olduğunu vurgulamayı amaçlıyoruz. Bu etkinlik, hastalarımızın yanında olduğumuzu göstermek ve onlara ilham verebilmek açısından bizim için çok değerli. Çünkü fiziksel aktivite, MS hastaları için son derece önemli. Hastaların kullandıkları tedaviler kadar beslenme şekilleri, kötü alışkanlıklardan uzak durmaları ve fiziksel aktivite yapmaları da büyük önem taşıyor. Hiçbir şey yapamasalar bile yürüyüş yapmaları, bisiklet sürmeleri, yoga ve pilates gibi egzersizlerle ilgilenmeleri yaşam kalitelerini önemli ölçüde artırıyor. Bu konuda son derece değerli sonuçlar elde ediliyor. Biz de bugün buna dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için buradayız” diye konuştu.</p><p><strong>PROF. DR. BECKMANN: BİRLİKTE HAREKET EDELİM, BİRLİKTE YOL ALALIM</strong></p><p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Prof. Dr. Yeşim Beckmann da, “Bugün burada, Türkiye MS Derneği çatısı altında düzenlenen Dünya MS Günü farkındalık etkinliği için bir araya geldik. Dünya MS Günü, ilk kez 2009 yılında Uluslararası MS Federasyonu tarafından başlatıldı. Bu farkındalık gününün amacı; toplumda MS ile ilgili farkındalığı artırmak, bu konudaki bilinci yükseltmek ve multipl skleroz hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekmektir. Aynı zamanda erken tanının önemini vurgulamak, tedavi süreçleri ve bu alanda yapılan araştırmalara destek olmak, MS’li bireylerin sosyal yaşamda dayanışmasını güçlendirmek de Dünya MS Günü’nün temel amaçları arasında yer alıyor. Bu yılın sloganı ise ‘Birlikte hareket edelim, birlikte yol alalım” dedi.</p><p><strong>DOÇ. DR. UZUNKÖPRÜ: DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE, HASTALIĞIN SEYRİNİ OLUMLU YÖNDE ETKİLİYOR</strong></p><p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Cihat Uzunköprü de “Düzenli fiziksel aktivite, hastalığın seyrini olumlu yönde etkiliyor. Öncelikle kişi fiziksel olarak kendini daha güçlü hissetmeye başlıyor. Bunun yanı sıra düzenli yapılan egzersiz ve fizik tedavi, bağışıklık sistemi üzerinde en az ilaçlar kadar olumlu etki sağlayabiliyor. Bu nedenle dengeli beslenme, yeterli sıvı tüketimi ve düzenli spor bizim açımızdan son derece önemli. Hastalarımıza her kontrolde, ilaçlarını düzenli kullanmaları gerektiğini söylediğimiz gibi düzenli egzersiz yapmalarını da mutlaka öneriyoruz. Hiçbir şey yapamasalar bile en azından yarım saat tempolu yürüyüş yapmalarını istiyoruz. Bunun çok olumlu etkileri var ve mutlaka yapılması gerekiyor. Buradaki temel noktalardan biri de şu; MS’li bireyler dışarıdan tamamen sağlıklı görünebilir ancak gün içerisinde gerçekten çeşitli zorluklar yaşayabiliyorlar. Bu nedenle toplumun da bu hastalık konusunda farkındalık sahibi olması ve buna göre yaklaşım göstermesi bizim için çok önemli. Bize destek verdiğiniz ve sesimizi duyurmamıza yardımcı olduğunuz için teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dunya-ms-gununde-hareketin-gucune-dikkat-cekildi-4830115</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/6/b14cd366-dunya-ms-gununde-hareketin-gucune-dikkat-cekildi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:14:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklar dijital yetim kalıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-dijital-yetim-kaliyor-4829897</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-dijital-yetim-kaliyor-4829897" rel="standout" />
      <description>TBMM’de çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı risklerin ele alındığı Araştırma Komisyonu’nda, Türkiye’nin internet kullanımında “yüksek kullanım-yüksek risk” kategorisine yükseldiği belirtildi. Uzmanlar, birçok ebeveynin çocuklarını fiziksel tehlikelerden uzak tutmak amacıyla tablet, telefon ve bilgisayarlarla odalarında uzun süre yalnız bıraktığını, bu durumun literatürde "dijital yetimlik" olarak tanımlandığını vurguladı.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehditler, Meclis Araştırma Komisyonu’nda masaya yatırıldı. Uzmanların paylaştığı verilere göre, Türkiye, internet kullanımında "yüksek kullanım yüksek risk" kategorisine yükselirken, her 5 çocuktan 1'i siber zorbalığa maruz kalıyor. Ailelerin cihazlarla baş başa bıraktığı çocuklar ise literatürde "dijital yetim" olarak tanımlanıyor. </p><h2>TELEFON KULLANIM SÜRELERİ ARTTI </h2><p>Komisyonda paylaşılan verilere göre, çocuklarda akıllı telefon sahipliği oranı yaşla birlikte hızla yükseliyor. Türkiye'de 10 yaşındaki çocuklarda yüzde 29,1 olan akıllı telefon sahipliği, 15 yaşında yüzde 91,5'e ulaşıyor. Gençlerin haftalık dijital cihaz kullanım oranı ise yüzde 60 seviyelerine çıkarken, bu süre sağlık kuruluşlarının önerdiği günlük kullanım sınırlarının oldukça üzerinde seyrediyor. </p><h2>SORUNLARI ANLATMIYORLAR </h2><p>Verilere göre Türkiye'de her 5 çocuktan 1'i siber zorbalığa maruz kalıyor. Komisyonda dikkat çekilen bir diğer konu ise ailelerin dijital dünyadaki rolü oldu. Uzmanlar, birçok ebeveynin çocuklarını fiziksel tehlikelerden uzak tutmak amacıyla tablet, telefon ve bilgisayarlarla odalarında uzun süre yalnız bıraktığını belirtti. Bu durumun literatürde "dijital yetimlik" olarak tanımlandığı ifade edildi. Çevrimiçi ortamda zorbalık ya da tacize uğrayan çocukların ise cihazlarının ellerinden alınacağı endişesiyle yaşadıkları sorunları aileleri veya öğretmenleriyle paylaşmaktan kaçındığı vurgulandı. </p><h2>RADİKAL AKIM TEHLİKESİ </h2><p>Komisyonda yapılan sunumlarda, özellikle denetimin sınırlı olduğu bazı çevrimiçi platformlarda yayılan radikal akımların gençler üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Kadın düşmanlığı ve aşırı karamsarlık içeren "incel" ve "blackpill" (kara hap) topluluklarının Türkiye'deki gençler arasında da karşılık bulmaya başladığı belirtildi. Uzmanlar ayrıca, masum görünen içeriklerin de çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini belirtti. Kutu açma videoları ve yoğun tüketim odaklı içeriklerin erken yaşta tüketim baskısını artırdığı, güzellik ve makyaj içeriklerinin ise beden algısı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabildiği kaydedildi. </p><h2>GÜVENLİK İÇİN YENİ MEKANİZMALAR </h2><p>Komisyonda, dijital risklerle mücadele amacıyla çeşitli çözüm önerileri de gündeme geldi. Öneriler arasında, dijital platformları denetleyecek bağımsız bir üst kurul oluşturulması, Türkiye'nin kültürel yapısına uygun yerli bir oyun derecelendirme sisteminin kurulması ve dijital platformların çocuk güvenliği esas alınarak tasarlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi yer aldı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4829869" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/5/6dcf390f-yapay-zeka-yanlis-teshis-koyarsa-suclu-kim.webp" data-title="Yapay zeka yanlış teşhis koyarsa suçlu kim?" data-url="/gundem/yapay-zeka-yanlis-teshis-koyarsa-suclu-kim-4829869" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yapay zeka yanlış teşhis koyarsa suçlu kim?</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-dijital-yetim-kaliyor-4829897</link>
      <subcategory>Gündem</subcategory>
      <editor>Merve Safa Akıntürk</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/5/c3e73844-cocuklar-dijital-yetim-kaliyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sabah baş ağrısıyla uyanıyorsanız sebebi bu olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sabah-bas-agrisiyla-uyaniyorsaniz-sebebi-bu-olabilir-4829540</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sabah-bas-agrisiyla-uyaniyorsaniz-sebebi-bu-olabilir-4829540" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cenk Durmuşlar, çoğu zaman uyku sırasında fark edilmeden gerçekleştirilen diş sıkmanın, dişlerde aşınma ve çene eklemlerinde ağrıya yol açabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Durmuşlar, diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığının çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini belirterek, sabahları yaşanan baş ağrısının nedeninin diş sıkma eylemi yüzünden olabileceğini aktardı.</p><p>Durmuşlar, toplumda yaygın görülen ancak çoğu zaman geç fark edilen diş sıkma probleminin yalnızca ağız ve diş sağlığını değil, çene eklemlerini, yüz kaslarını ve yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebildiğini kaydetti.</p><p>Diş sıkma ve gıcırdatmanın tıbbi olarak "bruksizm" olarak adlandırıldığını ifade eden Durmuşlar, bu durumun genellikle kişinin farkında olmadan, özellikle uyku sırasında meydana geldiğini belirtti.</p><p>Birçok kişinin dişlerini sıktığını ancak sabah ortaya çıkan belirtiler sayesinde fark edebildiğini aktaran Durmuşlar, "Sabah baş ağrısıyla uyanıyorsanız nedeni diş sıkma olabilir. Bunun yanında çene yorgunluğu, yüz kaslarında ağrı, dişlerde hassasiyet ve kulak çevresinde rahatsızlık hissi de önemli belirtiler arasında yer alıyor." bilgisini verdi.</p><p>Bruksizmin zamanla dişlerde aşınma, çatlak ve kırıklara neden olabileceğini vurgulayan Durmuşlar, sürekli uygulanan baskının çene eklemleri üzerinde de ciddi yük oluşturduğunu kaydetti.</p><p>Durmuşlar, "Tedavi edilmeyen diş sıkma alışkanlığı, çene ekleminde ağrıya, ağız açmada zorluklara ve çiğneme fonksiyonlarında bozulmalara yol açabiliyor. Bazı hastalarda kronikleşen baş ağrılarının altında da bu problem yatabiliyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Diş sıkmanın ortaya çıkmasında birçok faktörün etkili olabildiğini belirten Durmuşlar, özellikle yoğun stres ve kaygının önemli tetikleyiciler arasında bulunduğunu vurguladı.</p><p>Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, uyku düzensizlikleri ve psikolojik baskının diş sıkma vakalarının artmasına neden olabildiğini ifade eden Durmuşlar, bu nedenle yalnızca dişlerin değil, yaşam alışkanlıklarının da değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.</p><p>Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Durmuşlar, erken dönemde alınacak önlemlerin kalıcı hasarların önüne geçebileceğini kaydetti.</p><p>Gece plaklarının dişler üzerindeki baskıyı azaltarak aşınmaları önlemeye yardımcı olduğunu ifade eden Durmuşlar, gerekli durumlarda stres yönetimi ve farklı uzmanlık alanlarının desteğinin de tedavi sürecine dahil edilebildiğini vurguladı.</p><p>Son yıllarda diş sıkma şikayeti bulunan bazı hastalarda "masseter botoksu" uygulamasının da tedavi seçenekleri arasında değerlendirilebildiğini belirten Durmuşlar, bu yöntemin çiğneme kaslarının aşırı kuvvetle çalışmasını azaltmaya yardımcı olabildiğini aktardı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sabah-bas-agrisiyla-uyaniyorsaniz-sebebi-bu-olabilir-4829540</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/4/520405f0-sabah-bas-agrisiyla-uyaniyorsaniz-sebebi-bu-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 21:37:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından bel fıtığına karşı uyarı: "Ameliyat en son seçenek ama bu belirtilere dikkat"</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/uzmanindan-bel-fitigina-karsi-uyari-ameliyat-en-son-secenek-ama-bu-belirtilere-dikkat-4829321</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/uzmanindan-bel-fitigina-karsi-uyari-ameliyat-en-son-secenek-ama-bu-belirtilere-dikkat-4829321" rel="standout" />
      <description>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ali Körömer, yaygın bir omurga problemi olan bel fıtığında ameliyatsız tedavi yöntemlerinin oldukça geliştiğini belirtirken, "Her bel fıtığı ameliyat gerektirmez. Fizik tedavi, ilaçlar ve 'nokta atışı' olarak bilinen epidural enjeksiyonlar ile çok başarılı sonuçlar alıyoruz ancak idrar-dışkı kaçırma veya ayakta ciddi güç kaybı gibi felç riski taşıyan durumlarda acil ameliyat şarttır" uyarısında bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaygın bir omurga problemi olan bel fıtığında, minimal invaziv (girişimsel) ve ameliyatsız tedavi seçenekleri hastaların cerrahiye gerek kalmadan günlük yaşamlarına dönmesini sağlıyor. Özel Kurtköy Ersoy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ali Körömer, hastanede uyguladıkları ileri tedavi yöntemleri ve klinik gözlemleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bel fıtığı teşhisi konulan hastaların öncelikle uzman bir hekim tarafından detaylıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Körömer; özellikle fizik tedaviye yanıt vermeyen, bacağında güç kaybı olmayan ancak şiddetli bel ağrısı yaşayan hastalarda uyguladıkları epidural enjeksiyon (bel fıtığı iğnesi) yöntemiyle ameliyatsız ve konforlu çözümler elde ettiklerini ifade etti.</p><p><br></p><h2>"Her bel fıtığı ameliyat gerektirmez, en yaygın yöntemlerden biri nokta atış tedavileri"</h2><p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ali Körömer, bel fıtığında cerrahi müdahalenin ancak felç riski taşıyan acil durumlarda devreye girmesi gerektiğini belirterek, güncel ameliyatsız tedavi yaklaşımlarına ve klinik gözlemlerine dair şu bilgileri paylaştı:</p><p><strong>"Bel fıtığı omurlar arasında bulunan disklerin zamanla yıpranması sonrası içerisindeki o çekirdek yapının, çevresindeki omurilik ve sinir dokularına bası yapması durumudur. Bu hastalıkta bel ağrısı, bacağa yayılan ağrı, uyuşukluk ve güç kaybı gibi semptomlar görülebilir. Ancak önemli olan nokta; her bel fıtığı ameliyat gerektirmez. Fizik tedavi, egzersizler, ilaç tedavileri ve girişimsel ağrı yöntemleri ile bu hastalık tedavi edilebilir. Girişimsel ağrı tedavisi yöntemlerinden biri de 'nokta atış tedavileri'dir. Halk arasında bel fıtığı iğnesi olarak geçen bu tedavi, uygun hasta seçiminde oldukça iyi sonuçlar, çok iyi sonuçlar vermektedir. İleri güç kaybında, idrar kaçırmada, gayta kaçırmada ve ileri derecede sinir basısı olduğu durumlarda ise ameliyat gereklidir. Bu nedenle bel fıtığı olan hastaların, ameliyatsız seçenekleri denemeleri için uzman tarafından detaylı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Özellikle girişimsel yöntemler artık bel fıtığının çözümünde büyük oranda güzel sonuçlar vermektedir."</strong></p><p><br></p><h2>"Hastada güç kaybı olmadığı için bu işlemden gayet güzel bir sonuç aldı"</h2><p>Güç kaybı olmayan hastalarda epidural enjeksiyonla başarılı sonuçlar alındığını ifade eden Op. Dr. Ali Körömer, şunları aktardı:</p><p><strong>"Kliniğimizde muayene ettiğimiz bir hastamızın özellikle L4-L5 seviyesinde ileri derecede dejenerasyon ve geniş tabanlı bir fıtığı vardı; hatta her iki foramende de darlık oluşturmuş, sinirlerin çıkış yerlerini daraltmıştı. Fakat bu hastanın en önemli özelliği muayenesinde bir güç kaybının veya bacağına vuran bir ağrısının olmamasıydı; sadece belinde izole bir ağrısı mevcuttu. Hastamız daha önce medikal tedavi denemiş, fizik tedavi denemiş ancak bunlardan yeterli sonuç alamamıştı. Biz de hastaya ameliyatsız seçenekleri değerlendirmek adına problemli bölgeye yönelik girişimsel tedavi yöntemlerinden epidural enjeksiyon işlemini uyguladık. Hastada bir güç kaybı olmadığı için enjeksiyon tedavisi oldukça uygundu ve hastamız bu işlemden çok büyük fayda gördü, gayet güzel bir sonuç aldı."</strong></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/video-galeri/hayat/uzmanindan-bel-fitigina-karsi-uyari-ameliyat-en-son-secenek-ama-bu-belirtilere-dikkat-4829321</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/3/78ef3f7d-uzmanindan-bel-fitigina-karsi-uyari-ameliyat-en-son-secenek-ama-bu-belirtilere-dikkat.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:39:20 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşe ve okula dönüşte ilk günleri kolaylaştıracak 5 kritik öneri</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/ise-ve-okula-donuste-ilk-gunleri-kolaylastiracak-5-kritik-oneri-4828596</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/ise-ve-okula-donuste-ilk-gunleri-kolaylastiracak-5-kritik-oneri-4828596" rel="standout" />
      <description>Uzman Psikolog Hilal Savaş, uzun tatiller sonrası yaşanan isteksizlik, odaklanma güçlüğü ve motivasyon kaybının birçok kişide görülebildiğini belirterek, “Uyum sürecini zorlaştıran en önemli etkenlerden biri, bir günde eski tempoya dönmeye çalışmaktır” dedi. Savaş, uyku hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, uyumadan en az 20 dakika önce ekranların bırakılmasını, sakinleştirici rutinler oluşturulmasını ve uyku ortamının serin, karanlık ve sessiz hale getirilmesini önerdi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı nedeniyle verilen 9 günlük tatilin ardından milyonlarca kişi yeniden işine, öğrenciler ise okul ve eğitim düzenine dönüyor. Uzmanlar, uzun süreli tatiller sonrasında yaşanan adaptasyon sorunlarının hem yetişkinlerde hem de çocuklarda görülebileceğine dikkat çekiyor. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Uzman Psikolog Hilal Savaş, uzun tatillerin ardından günlük yaşama dönüş sürecinin bazı kişiler için beklenenden daha zor olabileceğini belirterek değerlendirmelerde bulundu.</p><p><strong>‘TATİL SONRASI İLK GÜNLERDE İSTEKSİZLİK NORMAL OLABİLİR’</strong></p><p>Uzman Psikolog Hilal Savaş, tatil süresince değişen yaşam alışkanlıklarının dönüş sürecini etkilediğini belirterek, “Uzun tatillerde uyku saatleri değişebiliyor, ekran kullanımı artabiliyor ve günlük sorumluluklar ikinci plana atılabiliyor. Bu nedenle işe veya okula dönüşün ilk günlerinde isteksizlik, dikkat dağınıklığı, yorgunluk hissi ve motivasyon düşüklüğü yaşanması oldukça yaygın bir durumdur” diye konuştu. Bu belirtilerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Savaş, birkaç gün içerisinde günlük rutmin yeniden oturmasıyla birlikte kişinin eski performansına dönebildiğini söyledi.</p><p><strong>‘BİR GÜNDE ESKİ TEMPONUZA DÖNMEYE ÇALIŞMAYIN’</strong></p><p>Tatil dönüşlerinde yapılan en büyük hatalardan birinin kısa sürede yüksek performans beklentisi olduğunu belirten Savaş, “Kişiler bazen tatilin ardından ilk günlerinde kendilerinden çok yüksek verim bekleyebiliyor. Ancak zihnin ve bedenin yeniden uyum sağlaması için zamana ihtiyaç vardır. Bir günde eski tempoya dönmeye çalışmak, stres ve yetersizlik hissini artırabilir” ifadelerini kullandı.</p><p>Savaş, özellikle yoğun iş temposuna sahip çalışanların ve sınav hazırlığında olan öğrencilerin kendilerine uyum süreci tanımalarının önem taşıdığını vurguladı.</p><p><strong>‘ÇOCUKLARDA OKULA DÖNÜŞ DAHA HASSAS YÖNETİLMELİ’</strong></p><p>Çocukların da uzun tatiller sonrasında benzer zorluklar yaşayabileceğini belirten Savaş, ailelerin bu dönemde daha anlayışlı bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi.</p><p>Savaş, “Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar, tatil boyunca daha esnek kurallara alışabiliyor. Okula dönüş öncesinde uyku ve beslenme düzeninin yeniden yapılandırılması, çocukların bu sürece daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Ailelerin baskıcı bir tutum yerine destekleyici ve teşvik edici bir yaklaşım benimsemesi önemlidir” dedi.</p><p><strong>‘UYKU DÜZENİ ADAPTASYONUN ANAHTARI’</strong></p><p>Savaş, uyku hijyeninin bu süreçte önemli rol oynadığını belirterek, “Uyumadan önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımını en az 20 dakika önce sonlandırmak, kitap okumak veya nefes egzersizleri gibi dingin aktivitelerle zihni uykuya hazırlamak faydalı olabilir. Ayrıca yatak odasının karanlık, sessiz ve serin olması kaliteli uyku için uygun bir ortam oluşturur. Düzenli uyku alışkanlıkları geliştirmek dönüş sürecini önemli ölçüde kolaylaştırır” diye konuştu.</p><p><strong>MOTİVASYON KAYBI UZUN SÜRÜYORSA DESTEK ALINMALI</strong></p><p>Tatil sonrası yaşanan isteksizlik ve motivasyon düşüklüğünün birkaç gün içinde düzelmesinin beklendiğini belirten Savaş, “Eğer kişinin isteksizlik hali haftalar boyunca devam ediyor, günlük işlevselliğini etkiliyor ve yaşam kalitesini düşürüyorsa profesyonel destek alınması faydalı olabilir. Bazen bu belirtiler yalnızca tatil dönüşüyle değil, altta yatan farklı psikolojik süreçlerle de ilişkili olabilir” dedi.</p><p>Uzman Psikolog Hilal Savaş, işe ve okula dönüş sürecinin daha sağlıklı geçirilmesi için kişilerin kendilerine zaman tanımaları, uyku düzenlerini yeniden oluşturmaları ve günlük rutinlerine kademeli şekilde dönmelerinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/ise-ve-okula-donuste-ilk-gunleri-kolaylastiracak-5-kritik-oneri-4828596</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/1/1b77e95e-ise-ve-okula-donuste-ilk-gunleri-kolaylastiracak-5-kritik-oneri.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 22:57:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sadece 9 günde ortaya çıktı: Şekeri azaltmanın etkisi şaşırttı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sadece-9-gunde-ortaya-cikti-sekeri-azaltmanin-etkisi-sasirtti-4828589</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sadece-9-gunde-ortaya-cikti-sekeri-azaltmanin-etkisi-sasirtti-4828589" rel="standout" />
      <description>Sağlıklı bir yaşam için şeker tüketiminin sınırlandırılması, sadece obezite ile mücadelede değil, metabolik sendromların tedavisinde de büyük önem taşıdığını belirten Medipol Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Türkay Güncü, “Şeker sadece kilo yapmıyor insülin direnci ve yağlı karaciğeri tetikliyor” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi İç Hastalıkları Bölümünden Uzm. Dr. Türkay Güncü, kalori alımı aynı kalsa dahi günlük şeker tüketiminin azaltılmasının metabolik sağlık üzerinde hızlı ve çok olumlu etkiler oluşturduğunu belirtti. Uzm. Dr. Güncü; kalori kısıtlamasından bağımsız olarak şeker kısıtlamasının özellikle insülin direnci ve yağlı karaciğer gibi hastalıklarda kritik bir iyileşme sağladığını belirtti.</p><p><strong>‘KİLO VERMEDEN İYİLEŞME SAĞLANABİLİYOR’</strong></p><p>Dr. Güncü, “Obez çocuklarda yapılan bir çalışmalarda, sadece 9 gün boyunca kalori kısıtlanmadan şekerin, özellikle fruktozun azaltılmasıyla trigliserid ve açlık insülin düzeylerinde düşüş gözlendi. Bu durum insülin direncinin azalmasına ve glikoz toleransının düzelmesine katkı sağladı” dedi.</p><p>Bu olumlu değişimlerin kilo kaybı olmadan gerçekleştiğine dikkat çeken Dr. Güncü, şekerin metabolik hastalıklar üzerindeki etkisinin kalori alımından bağımsız olabileceğini belirtti.</p><p><strong>‘YAĞLI KARACİĞER VE İNSÜLİN DİRENCİNİ ETKİLİYOR’</strong></p><p>Şekerin özellikle karaciğerde yağlanmayı artırdığını ifade eden Dr. Güncü, “Fruktoz, karaciğerde yağ sentezini artırarak yağlı karaciğer oluşumuna katkıda bulunur. Aynı zamanda insülin direnci üzerinde de doğrudan etkisi vardır” diye konuştu.</p><p>Klinik açıdan değerlendirildiğinde şeker kısıtlamasının önemli bir müdahale yöntemi olduğunu belirten Dr. Güncü, “Metabolik hastalıkların yönetiminde sadece kalori kısıtlaması değil, şeker tüketiminin azaltılması da etkili bir yaklaşım olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sadece-9-gunde-ortaya-cikti-sekeri-azaltmanin-etkisi-sasirtti-4828589</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/1/9d30b25a-sadece-9-gunde-ortaya-cikti-sekeri-azaltmanin-etkisi-sasirtti.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 22:38:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ozempic ve Wegovy kullananları yakından ilgilendiren araştırma sonucu yayımlandı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/ozempic-ve-wegovy-kullananlari-yakindan-ilgilendiren-arastirma-sonucu-yayimlandi-4828544</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/ozempic-ve-wegovy-kullananlari-yakindan-ilgilendiren-arastirma-sonucu-yayimlandi-4828544" rel="standout" />
      <description>Milyonlarca kişinin kilo kontrolü amacıyla kullandığı Ozempic ve Wegovy gibi GLP-1 ilaçlarının etkisinin zamanla neden zayıfladığına ilişkin yeni bulgular elde edildi. Nature Metabolism dergisinde yayımlanan araştırmada, semaglutidin beyindeki iştah kontrolüyle bağlantılı hücrelerde oluşturduğu etkinin her nöronda aynı şekilde gerçekleşmediği ve bu durumun tedavi sonuçlarını etkileyebileceği belirtildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Semaglutid üzerine yapılan yeni bir araştırma, Ozempic ve Wegovy gibi GLP-1 ilaçlarının etkisinin neden zamanla zayıflayabildiğine dair önemli bulgular ortaya koydu. Araştırmacılar, beyin hücrelerindeki belirli sinyal mekanizmalarının ilacın uzun vadeli etkisinde rol oynayabileceğini belirledi.</p><h2>Semaglutid araştırması GLP-1 ilaçlarının etkisine ışık tuttu</h2><p>ABD'deki Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) araştırmacıları tarafından yürütülen ve <strong>Nature Metabolism dergisinde</strong> yayımlanan yeni bir çalışma, Ozempic ve Wegovy'nin etken maddesi olan semaglutidin beyindeki etkilerini inceledi. Araştırma, GLP-1 sınıfı ilaçların neden bazı kişilerde daha güçlü sonuçlar verirken bazı kişilerde etkisinin zamanla azalabildiğini açıklamaya yönelik bulgular sundu.</p><p>Milyonlarca kişinin kilo kontrolü amacıyla kullandığı GLP-1 ilaçlarında zaman zaman görülen kilo verme duraklamalarının altında yatan biyolojik mekanizmaların araştırıldığı çalışmada, farelerden alınan canlı beyin dokuları üzerinde gözlem yapıldı.</p><h2>Beyin hücrelerinde farklı yanıtlar tespit edildi</h2><p>Araştırma ekibi, semaglutidin iştah kontrolüyle bağlantılı beyin bölgelerinden biri olan area postrema üzerindeki etkisini analiz etti.</p><p>Çalışmaya göre ilaç, hücre içi bir sinyal molekülü olan siklik adenozin monofosfat (cAMP) seviyelerini artırıyor. Ancak bu yanıt tüm nöronlarda aynı şekilde gerçekleşmiyor.</p><p><strong>Araştırmacıların bulgularına göre:</strong></p><ol><li data-list="bullet">Bazı nöronlarda cAMP seviyeleri uzun süre yüksek kaldı.</li><li data-list="bullet">Bazı hücrelerde ise artış kısa süreli oldu ve seviyeler hızla normale döndü.</li><li data-list="bullet">Bu farklılıkların, kişiden kişiye değişen tedavi sonuçlarıyla ilişkili olabileceği değerlendirildi.</li></ol><p>NIH bünyesindeki Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü (NIDDK) araştırmacılarından ve çalışmanın ortak yazarlarından Andrew Lutas, bu ilaçların hedef aldığı nöronların içindeki süreçlerin şimdiye kadar tam olarak anlaşılamadığını belirterek, araştırmanın bu mekanizmaları daha iyi açıklamaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p><h2>Araştırmacılar olası bir mekanizmayı belirledi</h2><p>Çalışmada, hücrelerdeki cAMP molekülünü parçalayan doğal bir enzim olan PDE4 üzerinde de inceleme yapıldı.</p><p>Araştırmacılar, PDE4 aktivitesinin baskılanması durumunda daha fazla nöronun uzun süreli yanıt verdiğini gözlemledi. Bu durumun, GLP-1 ilaçlarının oluşturduğu kilo verme sinyalinin daha uzun süre aktif kalmasına katkı sağlayabileceği değerlendirildi.</p><p>NIDDK kıdemli araştırmacılarından ve çalışmanın ortak yazarlarından Michael Krashes, hücrelerin verdiği yanıtların "ya hep ya hiç" şeklinde olmadığını, farklı düzeylerde değişkenlik gösterdiğini belirtti.</p><h2>Bulguların klinik etkileri için daha fazla araştırma gerekiyor</h2><p>Araştırmacılar, elde edilen sonuçların gelecekte GLP-1 ilaçlarının etkisinin daha uzun süre korunmasına yönelik çalışmalara katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p><p>Bununla birlikte araştırmanın önemli bir sınırlılığı da bulunuyor. Ekip, fare beyni dokusunu yalnızca birkaç saat boyunca gözlemleyebildi. Araştırmacılara göre daha uzun süreli incelemeler, semaglutid ve benzeri ilaçların beyin üzerindeki etkilerinin haftalar ve aylar içindeki seyrini daha net ortaya koyabilir.</p><p>Çalışmada elde edilen bulguların, insanların tedavi süreçlerine nasıl yansıyacağı konusunda ise henüz kesin bir sonuca varılmadı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/ozempic-ve-wegovy-kullananlari-yakindan-ilgilendiren-arastirma-sonucu-yayimlandi-4828544</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/31/92ebc6e2-ozempic-ve-wegovy-icin-dikkat-ceken-arastirma-sonucu-yayimlandi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 21:18:25 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından çocuklara 'erken yaşta sorumluluk' verilmesi önerisi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-cocuklara-erken-yasta-sorumluluk-verilmesi-onerisi-4828586</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-cocuklara-erken-yasta-sorumluluk-verilmesi-onerisi-4828586" rel="standout" />
      <description>Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz." dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Abdullah Atlı, AA muhabirine, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının "ergenlik dönemi" olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.</p><p>Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.</p><p>Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.</p><p><strong>"Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu"</strong></p><p>Atlı, şunları kaydetti:</p><p>"Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."</p><p>Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>"Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor"</strong></p><p>Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi:</p><p>"Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."</p><p>Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-cocuklara-erken-yasta-sorumluluk-verilmesi-onerisi-4828586</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/1/fed9c09b-uzmanindan-cocuklara-erken-yasta-sorumluluk-verilmesi-onerisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 21:11:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cilt kanserinde erken teşhis uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cilt-kanserinde-erken-teshis-uyarisi-4828593</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cilt-kanserinde-erken-teshis-uyarisi-4828593" rel="standout" />
      <description>Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Başak Yalçın, cilt kanserlerinin tüm dünyada artış gösterdiğini belirterek, erken teşhisin çok önemli olduğunu söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" dolayısıyla, AA muhabirine açıklamada bulunan Yalçın, Türk Dermatoloji Derneği tarafından Türkiye genelinde deri kanserleri ve erken teşhisine dikkati çekmek amacıyla 1-12 Haziran tarihlerinde "ben taraması" yapılacağını kaydetti.</p><p>Deri kanserlerinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu ve dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını ifade eden Yalçın, bu kanserlerin çoğunun hayatı tehdit etmeyen türler olması nedeniyle zaman zaman göz ardı edildiğini belirtti.</p><p>Melanomun hayatı tehdit eden bir cilt kanseri olduğunu ifade eden Yalçın, "Tüm çabamız melanomu yani cilt kanserini önceden tespit etmek ya da erken evrede tespit edebilmek. Çünkü, deri kanserleri tüm dünyada ve Türkiye'de artıyor. Bunun çok çeşitli nedenleri var. Biz Türkler olarak biraz daha avantajlı durumdayız. Cilt tipimize göre yaşamamız gereken bir coğrafyada yaşıyoruz. Bizim cilt rengimiz bu coğrafya için uygun." diye konuştu.</p><p>Deri kanserlerindeki artışa çevresel faktörlerin etkili olduğuna dikkati çeken Yalçın, büyükşehirlerde yeşil alanların azalması, cam ve aynı yapıların çoğalması ile asfalt yüzeylerin güneş ışınlarını daha fazla yansıtmasının riski artırdığını söyledi.</p><p>İklim değişikliği ve küresel ısınmanın etkilerine de değinen Yalçın, "Daha sıcak geçen yazlar ve sert kışlar artık iklim değişikliğinin etkilerini gösteriyor. Bu durum cilt kanserleri açısından da uyarı niteliği taşıyor." ifadelerini kullandı.</p><p><strong>Güneş koruyucular tek başına yeterli değil</strong></p><p>Güneş koruyucularının önemli olduğunu ancak tek başına yeterli koruma sağlamadığını vurgulayan Yalçın, fiziksel korunmanın da ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p><p>Özellikle yaz aylarında güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini ifade eden Yalçın, şunları söyledi:</p><p>"Güneş koruyucuları konuştuğumuz zaman diğer yöntemler biraz geri planda kalıyor. Fiziksel korunma çok önemli. Güneşli zamanlarda dışarı çıkmamak önemli bir kural. Gerçekten çıkmamanız gerekiyorsa çıkmayın. Deniz kenarlarında plajlarda saat 10.00 ve 16.00 arasında güneşe temas edilmesini istemiyoruz. Denize girilecekse sabah erken saatler ya da akşamüstü tercih edilmeli. Güneş gözlüğü kullanımı ve cildi örtecek şekilde giyinmek önemli. Yazın açık renk tercih edilse de güneşten korunmak için koyu renk kıyafetler daha uygun."</p><p>Çocukların güneşten korunmasının ayrı önem taşıdığını belirten Yalçın, yaşam boyu güneşe maruz kalmanın büyük bölümünün ise çocukluk döneminde gerçekleştiğini söyledi.</p><p>Park alanlarının gölgelikli olması gerektiğini dile getiren Yalçın, çocukların güneşli saatlerde dışarı çıkarılmaması gerektiğini kaydetti.</p><p><strong>"Güneş sayesinde D vitamini alma dönemini kapattık"</strong></p><p>Prof. Dr. Yalçın, güneş koruyucularının yaz-kış kullanılması gerektiğini belirterek, ürünlerin dışarı çıkmadan 10-15 dakika önce sürülmesini, açık havada bulunuluyorsa iki saatte bir yenilenmesini önerdi.</p><p>Koruyucuların ince tabaka halinde değil yeterli miktarda uygulanması gerektiğini ifade eden Yalçın, renkli güneş koruyucuların daha etkili koruma sağlayabildiğini söyledi.</p><p>D vitamini ihtiyacının da artık ağızdan alınan takviyelerle karşılanmasının daha güvenli olduğunu vurgulayan Yalçın, "D vitamini alırken çok fazla güneş hasarına maruz kaldığımız için artık D vitaminini güneşten alma dönemini kapattık. D vitaminleri damlalar, ilaçlar ve haplar şeklinde ağızdan alıyoruz. O bizim için daha uygun ve yeterli. Güneş ışınları cilt yaşlanmasına da neden oluyor. Güneş sayesinde D vitamini alma dönemini kapattık." diye konuştu.</p><p><strong>Melanom her yaş grubunda artıyor</strong></p><p>Melanomun tüm dünyada her yaş grubunda ve cinste artış gösterdiğine dikkati çeken Yalçın, açık tenli, sarışın, açık göz rengine sahip ve çok sayıda beni bulunan özellikle çocukluk döneminde şiddetli güneş yanığı geçiren ve ailesinde melanom öyküsü bulunanların risk grubunda olduğunu kaydetti.</p><p>Benlerdeki değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Yalçın, "Çapta büyüme, renk değişikliği, kaşıntı, yara oluşumu ya da simetri kaybı mutlaka uyarıcı olmalıdır." dedi.</p><p>Yalçın, erişkinlik döneminde yeni ben oluşumlarının risk oluşturduğuna dikkati çekerek, bu durumun değerlendirilmesi ve takip edilmesi gerektiğini bildirdi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cilt-kanserinde-erken-teshis-uyarisi-4828593</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/1/c36921b1-cilt-kanserinde-erken-teshis-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 20:01:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Memişoğlu'ndan 'Dumansız Türkiye' çağrısı: Sigarayı bırakma başvurularında rekor artış</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bakan-memisoglundan-dumansiz-turkiye-cagrisi-sigarayi-birakma-basvurularinda-rekor-artis-4828422</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bakan-memisoglundan-dumansiz-turkiye-cagrisi-sigarayi-birakma-basvurularinda-rekor-artis-4828422" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk" dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, resmi sosyal medya hesabından ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı hizmetine dair açıklamalarda bulundu. 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında 143 bin 534 vatandaşa rehberlik sunduklarını dile getiren Memişoğlu, Tütünle Mücadele Timlerimi ve Mobil Polikliniklerle de sahada 832 bin 873 vatandaşa ulaşıldığını bildirdi.</p><p>"Bakan Memişoğlu: "ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2026’nın ilk 4 ayında 143 bin 534 vatandaşımıza destek sunduk"</p><p><strong>Bakan Memişoğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</strong></p><p>"Dumansız bir hava, sağlıklı bir gelecek mümkün. Bin 501 sigara bırakma polikliniğimizde bugüne kadar toplam 4 milyonu aşan muayene gerçekleştirdik. 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk. Tütünle Mücadele Timlerimiz ve Mobil Polikliniklerimizle sahada 832 bin 873 vatandaşımıza ulaştık. 2025 yılında sigara bırakma polikliniklerimize yapılan başvuru sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 112 arttı. 2026 yılının ilk dört ayındaki muayene sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53,6 artış gösterdi. Dumansız yaşam alanlarına yönelik hassasiyetin artmasıyla birlikte, 2026’nın ilk dört ayındaki ihbar sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76,6 arttı. Bu tablo açıkça gösteriyor ki milletimiz sağlığını seçiyor ve dumansız bir Türkiye için adım atıyor. Sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımızı, ücretsiz hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızdan destek almaya ve Sigara Bırakma Polikliniklerimize başvurmaya davet ediyorum. Gelin, bu kararı bugün verelim."</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4827286" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/26/480b7997-bakan-memisoglu-bayramda-462-bin-198-saglik-personeli-gorev-basinda-olacak.webp" data-title="Bakan Memişoğlu: Bayramda 462 bin 198 sağlık personeli görev başında olacak" data-url="/gundem/bakan-memisoglu-bayramda-462-bin-198-saglik-personeli-gorev-basinda-olacak-4827286" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bakan Memişoğlu: Bayramda 462 bin 198 sağlık personeli görev başında olacak</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4824340" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/15/a91ef6aa-dso-hantavirusun-kuresel-nufus-icin-riskinin-dusuk-oldugunu-tekrarladi.webp" data-title="DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir" data-url="/hayat/dso-hantavirusun-kuresel-risk-faktorune-vurgu-yapti-daha-fazla-vaka-gorulebilir-4824340" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823922" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/14/d59a87ee-psjobrqhbcyh8ogrl60wk.webp" data-title="Bakan Memişoğlu: Sezaryen bir ameliyat türüdür" data-url="/video-galeri/gundem/bakan-memisoglu-sezaryen-bir-ameliyat-turudur-4823922" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bakan Memişoğlu: Sezaryen bir ameliyat türüdür</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bakan-memisoglundan-dumansiz-turkiye-cagrisi-sigarayi-birakma-basvurularinda-rekor-artis-4828422</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/31/4c2818d1-bakan-memisoglu-alo-171-sigara-birakma-danisma-hattimizda-2026nin-ilk-4-ayinda-143-bin-534-vatandasimiza-destek-sunduk.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:51:02 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Panik atağınızın en önemli belirtisi ’felaket düşüncesi’</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi-4828380</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi-4828380" rel="standout" />
      <description>Panik atak, ortada herhangi bir tehlike unsuru veya uyaran olmamasına rağmen, endişe ve yoğun korku ataklarıyla ortaya çıkan, hızlı nefes alıp verme, kalp çarpıntısı ve terleme gibi semptomlar gösteren psikolojik bir rahatsızlık olarak bilindiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, panik atağın, toplumda çok sık duyulan ve çoğu kişide farklı seyreden bir durum olduğunu söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Panik atak, gelip geçici fiziksel bazı belirtilerin, kişi tarafından bir felaket gibi görülmesi neticesinde, saniyeler içinde kötüleşebildiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atak nedeniyle kimileri nefes alamadığını, kimilerinin kalp krizi geçireceğini veya felç olacağını düşünüp acile koşturuyor. Panik atak vücudun, normal durumlara ani, yoğun korku ve güçlü fiziksel tepkiler ile karşılık vermesi durumudur. Panik atak geçiren kişi çok terleyebilir, nefes almakta güçlük çekebilir ve kalbinin normalden daha hızlı attığını hissedebilir. Panik atak sırasında kişide kalp krizine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Muayene sonrası ’senin bir şeyin yok, psikiyatriye git’ cevabıyla karşı karşıya kalıyor. Böyle fiziksel belirtileri olup da hiçbir şeyi olmadığını duyan kişilerde bir kafa karışıklığı oluyor. Daha sonra ’ne yani benim bu belirtilerim kafamda uydurduğum şeyler mi’ diye sormaya başlıyor. Bunun neticesinde de ’kafada kurma’ ve ’çok büyütme’ kavramları ortaya çıkmaya başlıyor. Hayır, bu fiziksel belirtiler gerçek. Ancak çok büyük bir ihtimal kalıcı ve tahlillerle tespit edilebilecek bir hastalığa bağlı değildir" dedi.</p><p>"Panik atak kabaca 20-30 dakika süren, dehşet içinde olma haliyle kalpte hızlanma, nefeste hızlanma, sıcak basması, ellerde uyuşma, karında gariplik hissi, titreme, huzursuzlukla kendini gösteren bir rahatsızlık" diyen Uzm. Dr. Ömer Öz, "Bunu ilk kez yaşayan kişi için oldukça zorlayıcı, travmatik, unutmak isteyeceği dakikalar. Ortaya çıkardığı his ne kadar dehşet verici olsa da tedavisi de aslında dallanıp budaklanmış, kronik hastalıklara göre oldukça yüz güldürücü. En berbat hissettiğiniz panik atak dahi bir şekilde sonlanıyor ve yerini sakinliğe bırakıyor" şeklinde konuştu.</p><p>İnsanların panik atak yaşadıklarında hemen bunun neden yaşandığına odaklanma eğiliminde olduğunu ve sebep olabilecek bariz bir kavga, ölüm, hastalık bulamadıklarında iyice sıkışmış ve şaşırmış hissettiklerini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öz, "Her zaman stresli bir durum sonrasında panik atak belirtisi oluşmaz. Bazen masum, gelip geçici bir fiziksel belirtinin bir felaket olarak görülmesi neticesinde de saniyeler içerisinde başlayabilir. Örneğin kalbinizdeki ufak bir atım değişikliği sizin için bir kalp krizi gibi algılanmış olabilir ve dikkatinizi tamamen buraya verdiğinizde korkunuz bir anda sizi panik atağa itebilir. Neyi felaket olarak yorumladım ve bu atağı geçirdim diye düşünseniz de hızlıca akıp geçen düşüncelerinizi yakalamak her zaman mümkün olmaz. Panik atağı ortaya çıkartan şey masum, gelip geçici, her insanda olabilen basit fiziksel belirtileri, bazı ölümcül hastalıklarla eşit tutmamız ve sanki o ölümcül hastalığa yakalanmışız gibi bir davranış içerisine girmemizdir. Zihninizin söylediğiyle gerçekte olan şeyler aslında farklıdır. Panik atak sizin ölmenize ya da kalıcı, ölümcül bir hastalığa yakalanmanıza neden olmaz. Panik, korku, kaygı, mutsuzluk bunlar birer duygudur ve kendi akışına bıraktığımızda havadaki bulutlar gibi gelir geçer" diye konuştu.</p><p>Panik atağın yönetilebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atağın hayatımızın önüne geçmesine izin vermeden, onu görmeyecek, gözümüzde büyütmeyecek tarzda yaşayabiliriz. Psikoterapiler ve ilaç tedavileri panik atak tedavisinde birinci sıra seçeneklerdir ve hayatınızı sınırlandırdığınız bu rahatsızlığı psikiyatrik destekle geride bırakabilirsiniz" dedi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4828298" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/30/648e807e-meme-kanserinde-umut-veren-gelisme-yeni-gelistirilen-dna-testi-ile-gereksiz-kemoterapi-bitebilir.webp" data-title="Meme kanseri tedavisinde umut veren gelişme: Yeni geliştirilen DNA testi ile gereksiz kemoterapi bitebilir" data-url="/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Meme kanseri tedavisinde umut veren gelişme: Yeni geliştirilen DNA testi ile gereksiz kemoterapi bitebilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4827011" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/25/83cf4940-kurban-etini-hemen-tuketmeyin-bakanliktan-kritik-saglik-uyarilari.webp" data-title="Kurban etini hemen tüketmeyin: Bakanlıktan kritik sağlık uyarıları" data-url="/hayat/saglik-bakanligi-kurban-bayrami-beslenme-ve-et-saklama-uyarilari-4827011" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kurban etini hemen tüketmeyin: Bakanlıktan kritik sağlık uyarıları</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826934" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/25/84ba5121-uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi.webp" data-title="Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı" data-url="/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi-4828380</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/31/2aff1c6b-panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:28:45 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Meme kanseri tedavisinde umut veren gelişme: Yeni geliştirilen DNA testi ile gereksiz kemoterapi bitebilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298" rel="standout" />
      <description>İngiltere merkezli bilim adamları tarafından geliştirilen yeni DNA testinin, meme kanseri hastalarından hangilerinin kemoterapiden fayda görmeyeceğini önceden belirleyebileceği açıklandı. Binlerce hasta üzerinde yürütülen çalışmada, katılımcıların 3’te 2’sinden fazlasının kemoterapiye ihtiyaç duymadan yalnızca hormon tedavisiyle başarılı şekilde tedavi edildiği bildirildi. Uzmanlar, testin milyonlarca hastayı kemoterapinin ağır yan etkilerinden koruyabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere merkezli University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen bir çalışma kapsamında geliştirilen yeni bir DNA testinin, kemoterapiden fayda görmeyecek meme kanseri hastalarını önceden tespit ederek milyonlarca kişinin gereksiz kemoterapi tedavisi almasını önleyebileceği belirtildi.</p><h2>Yan etkilere yol açan kemoterapi tarihe karışabilir</h2><p>Bilim adamları, kanser tedavisinde yorgunluk, mide bulantısı, saç dökülmesi, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve doğurganlık sorunları gibi yan etkilere yol açabilen kemoterapi tedavisinden hangi hastaların fayda sağlayacağını belirlemeye yardımcı olacak yeni bir DNA testi geliştiriyor. İngiltere merkezli University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen uluslararası çalışma kapsamında geliştirilen test sayesinde, milyonlarca meme kanseri hastasının gereksiz yere kemoterapi görmesinin önüne geçilebileceği düşünülüyor.</p><h2>Katılımcıların 3’te 2’sinden fazlası kemoterapi olmadan tedavi edildi</h2><p>Çalışma, testin uygulandığı katılımcıların 3’te 2’sinden fazlasının kemoterapinin yan etkilerinden korunabileceğini ve yalnızca hormon tedavisi ile tedavi edilebileceğini gösterdi.</p><p>İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland’da yeni teşhis konmuş 40 yaş üzerindeki 4 bin 429 hastanın katıldığı çalışmada bilim adamları, meme kanseri büyümesinde rol oynayan 50 genin aktivitesini ölçmek ve hastalığın yeniden nüksetme riskini hesaplamak için "Prosigna" adlı bir gen testi kullandı.</p><p>Katılımcıların 3’te 2’sinden fazlasını oluşturan ve test sonucunda düşük risk puanı alan hastalara kemoterapi uygulanmadı. Bu grubun 5 yıllık sağ kalma oranı yüzde 93,7 olarak ölçüldü. Tedavileri çerçevesinde kemoterapi alan hastalarda ise bu oran yüzde 94,9 oldu.</p><h2>Kemoterapiden çekinen bir kadın test sonrasında hormon tedavisiyle kanseri yendi</h2><p>Prosigna testi sayesinde kemoterapi almadan tedavi olan 64 yaşındaki Karen Bonham, İngiliz basınına yaptığı açıklamada kendisine 2017 yılında kanser teşhisi konulduğunu söyledi. Bonham, kemoterapiden korktuğu için ameliyatının ardından Prosigna adlı gen testinin erken evre meme kanseri hastalarından hangilerinin kemoterapi görmeden tedavi edilebileceğinin belirlenmesine ilişkin "Optima" adlı denemesine katılmayı kabul ettiğini açıkladı.</p><p>Bonham, kemoterapiye başlamasına birkaç gün kala hastaneden gelen telefonla "kemoterapi uygulanmayacak hasta grubuna ayrıldığını" öğrendiğini söyledi. Bu haberi aldığı an hissettiklerini anlatan Bonham, "İlk hissi nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Büyük bir rahatlamaydı" dedi.</p><p>Kemoterapi yerine 8 yıl boyunca radyoterapi ve hormon tedavisi gören Bonham, "Kanser teşhisi ve tedavisi şok edici olabiliyor. Bu durum, sizi belirsizliklerle dolu bir dünyanın içine itiyor. Hayattaki öncelikleriniz yeniden şekilleniyor ve tek istediğiniz hayatta kalmak oluyor" ifadelerini kullandı.</p><p>İngiliz basınında yer alan haberlerde 64 yaşındaki bir emekli olan ve Galler’in başkenti Cardiff’te yaşayan Bonham’ın kanserden tamamen kurtulduğu, sağlıklı olduğu ve hastalığın nüksettiğine ilişkin hiçbir belirti olmadığı kaydedildi.</p><p>Teşhisin üzerinden yaklaşık 9 yıl geçtiğini söyleyen Bonham, "Yürüyüş yapıyorum, yoga yapmaktan keyif alıyorum ve iyi bir yaşam sürüyorum. Emeklilik zamanlamasını kendim seçebildim ve şimdi aktif bir emekliliğin tadını çıkarıyorum. Optima çalışması, bunda belirleyici bir rol oynadı" dedi.</p><h2>"Sonuçlar, kişiselleştirilmiş bir tedaviye doğru atılmış önemli bir adımı temsil ediyor"</h2><p>Çalışmaya başkanlık eden UCL Kanser Enstitüsü Meme Onkolojisi Profesörü Rob Stein, "Ulaşılan sonuçlar, daha kişiselleştirilmiş bir tedaviye doğru atılmış önemli ve kayda değer bir adımı temsil ediyor" dedi.</p><p>UCL’ye göre çalışmanın sonuçları sayesinde İngiltere’deki kamu sağlık sistemi dahilinde yılda 5 binden fazla hastanın gereksiz yere kemoterapi almasının önüne geçilebileceği tahmin ediliyor. UCL’ye göre sonuçların 40 yaş altındakiler için geçerli olup olmadığı henüz bilinmiyor ve bu konuda sonuç alınması için birkaç yıl daha gerekiyor.</p><p>Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlar, ABD’nin Chicago kentinde düzenlenmekte olan dünyanın en büyük kanser konferansı Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin (ASCO) yıllık toplantısında sunulacak.</p><h2>Prosigna gen testi</h2><p>Prosigna gen testi, hastalardan alınan tümör dokusundaki belirli 50 genin aktivitesini analiz ederek kanserin moleküler alt tipini belirliyor ve kemoterapinin gerekli olup olmadığını belirleme konusunda doktorlara yardımcı olmak için hastalığın tekrarlama risk puanını hesaplıyor.</p><p>Çalışma sayesinde, birçok hastanın kemoterapinin fiziksel ve duygusal yükünden ve ayrıca muhtemel uzun vadeli yan etkilerinden korunabileceği öngörülüyor.</p><h2>Meme kanserindeki temel tedavi yöntemleri</h2><p>Meme kanserinde temel tedavi yöntemi olarak, tümörlerin çıkarılmasına yönelik cerrahi müdahale benimseniyor. Hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla ise çoğu zaman kemoterapi öneriliyor.</p><p>Kemoterapi ayrıca, yakındaki lenf düğümlerine yayılmış erken evre meme kanseri hastalarına da düzenli bir şekilde uygulanıyor.</p><p>Uzmanlar, ağır yan etkileri olan kemoterapinin en yaygın meme kanseri türüne sahip bazı hastalar için çok az fayda sağladığına işaret ediyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812973" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/7/e67f20d3-3sdboh914omk058fmi9cj.webp" data-title="Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli: Uzmandan ailesinde olanlara uyarı" data-url="/video-galeri/gundem/ailesinde-kanser-hastasi-olanlar-dikkat-genetik-yol-haritasinin-belirlenmesi-onemli-4812973" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli: Uzmandan ailesinde olanlara uyarı</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812194" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/5/c90eb6f3-mki82wnbhoabdjwrg2i975.webp" data-title="Şüpheli bulgular ilk sırada raporlanıyor" data-url="/gundem/supheli-bulgular-ilk-sirada-raporlaniyor-4812194" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Şüpheli bulgular ilk sırada raporlanıyor</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4779641" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/18/0562ead2-vm5fh7mjw5dwogvf10wkt.webp" data-title="Yenidoğan bebekler yapay zekayla izlenecek" data-url="/gundem/yenidogan-bebekler-yapay-zekayla-izlenecek-4779641" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Yenidoğan bebekler yapay zekayla izlenecek</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4764810" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/2/573d8f0b-kewu3hshlkucsmh49ok.webp" data-title="Vücutta gizlenen tümör, bağışıklık sistemini harekete geçiren 'immünoterapi' ile yok ediliyor" data-url="/hayat/vucutta-gizlenen-tumor-bagisiklik-sistemini-harekete-geciren-immunoterapi-ile-yok-ediliyor-4764810" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Vücutta gizlenen tümör, bağışıklık sistemini harekete geçiren 'immünoterapi' ile yok ediliyor</span></span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/30/648e807e-meme-kanserinde-umut-veren-gelisme-yeni-gelistirilen-dna-testi-ile-gereksiz-kemoterapi-bitebilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 20:00:40 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurban etini hemen tüketmeyin: Bakanlıktan kritik sağlık uyarıları</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligi-kurban-bayrami-beslenme-ve-et-saklama-uyarilari-4827011</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligi-kurban-bayrami-beslenme-ve-et-saklama-uyarilari-4827011" rel="standout" />
      <description>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Kurban Bayramı öncesinde yayımladığı yazılı açıklamayla vatandaşları kırmızı et tüketimi, gıda hijyeni ve doğru beslenme yöntemleri konusunda uyardı. Bakanlık yetkilileri, özellikle kronik rahatsızlığı bulunanların porsiyon kontrolüne ve etin dinlendirilme süresine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<ol><li data-list="bullet"><span style="background-color: rgb(250, 204, 204);">Mide ve bağırsak hastaları kurban etini hemen tüketmemeli, etler buzdolabında birkaç gün dinlendirildikten sonra haşlama veya ızgara yöntemiyle pişirilmelidir.</span></li><li data-list="bullet"><span style="background-color: rgb(250, 204, 204);">Kolesterol ve kalp-damar hastalığı riski taşıyan bireyler, sakatat tüketiminden kesinlikle uzak durmalıdır.</span></li><li data-list="bullet"><span style="background-color: rgb(250, 204, 204);">Mutfakta çapraz bulaşma riskini önlemek için çiğ etin temas ettiği yüzeylerde ve kesme tahtalarında başka gıdalar doğranmamalı, çözdürülen etler tekrar dondurulmamalıdır.</span></li></ol><p>T.C. Sağlık Bakanlığı, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla halk sağlığını korumak amacıyla kapsamlı bir beslenme ve gıda güvenliği rehberi yayımladı. Yapılan yazılı açıklamada, bayram süresince hem sağlıklı bireylerin hem de kronik hastaların metabolizma dengesini korumak için yiyecek seçimine ve porsiyon miktarlarına özen göstermesi gerektiği ifade edildi.</p><h2>Risk grupları için et tüketimi uyarıları</h2><p>Bakanlık uzmanları, yeni kesilmiş hayvan etlerindeki sertliğin pişirme ve sindirim aşamalarında zorluklara yol açabileceğine dikkat çekti. Bu bağlamda, sindirim problemi yaşayan ile mide ve bağırsak rahatsızlığı bulunan bireylerin kurban etini hemen tüketmek yerine buzdolabında birkaç gün dinlendirmesi gerektiği belirtildi. </p><p>Pişirme yöntemi olarak ise sindirimi daha kolay olan haşlama veya ızgaranın tercih edilmesi önerildi. Ayrıca, kolesterol ile kalp ve damar hastalığı riski taşıyan kişilerin sakatat tüketiminden kaçınması gerektiğinin altı çizildi.</p><h2>Saklama koşulları ve çapraz bulaşma riski</h2><p>Etlerin işlenmesi ve muhafaza edilmesi sürecinde uyulması gereken gıda hijyeni kuralları da açıklamada detaylandırıldı. Hayvan kesiminde hijyen standartlarının ihmal edilmemesi gerektiği hatırlatılırken, etlerin çiğ veya az pişmiş şekilde tüketilmesinin sağlık açısından risk oluşturduğu vurgulandı. </p><p>Mutfaklarda çapraz bulaşmayı önlemek amacıyla, çiğ etin temas ettiği bıçak ve kesme tahtalarında sebze, meyve veya ekmek gibi farklı gıdaların kesinlikle işlem görmemesi gerektiği ifade edildi. </p><p>Etlerin büyük kütleler yerine küçük porsiyonlar halinde buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanması gerektiği hatırlatılırken; dondurulduktan sonra çözdürülen etlerin bakteriyel üreme riskine karşı yeniden dondurulmaması ve hemen pişirilmesi gerektiği belirtildi.</p><h2>Kahvaltı ve sıvı tüketimi ihmal edilmemeli</h2><p>Açıklamada, bayram sabahlarına süt ürünleri ve tam tahıllı ekmeklerden oluşan dengeli bir kahvaltıyla başlanması tavsiye edildi. Kırmızı etin tek başına değil, C vitamini ve lif açısından zengin sebze veya salatalarla birlikte tüketilmesinin beslenme dengesi açısından daha sağlıklı bir yöntem olduğu hatırlatıldı.</p><p> Yetkililer, artan tatlı ve hamur işi tüketimine karşı ölçülü olunmasını, günlük su ihtiyacının karşılanmasını ve sağlıklı yaşam rutininin bir parçası olarak günde en az 30 dakikalık yürüyüşler yapılmasını önererek açıklamayı sonlandırdı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826934" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/25/84ba5121-uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi.webp" data-title="Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı" data-url="/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826509" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/23/407866b4-uzman-diyetisyen-tugba-osanmaz-uyardi-et-tuketimi-risk-olusturabilir.webp" data-title="Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz uyardı: &quot;Et tüketimi risk oluşturabilir&quot;" data-url="/gundem/uzman-diyetisyen-tugba-osanmaz-uyardi-et-tuketimi-risk-olusturabilir-4826509" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz uyardı: "Et tüketimi risk oluşturabilir"</span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligi-kurban-bayrami-beslenme-ve-et-saklama-uyarilari-4827011</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/25/83cf4940-kurban-etini-hemen-tuketmeyin-bakanliktan-kritik-saglik-uyarilari.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 14:25:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934" rel="standout" />
      <description>Uzmanlar, kurban etinin ilave yağ kullanılmadan kendi yağıyla pişirilmesini önerirken, kırmızı etteki demirin vücutta daha etkin kullanılabilmesi için etin C vitamini açısından zengin besinlerle birlikte tüketilmesi gerektiğini belirtti. Domates, limonlu yeşil salata ve taze sebzelerin demir emilimini artırdığı vurgulandı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nın sevdiklerimizle bir araya gelmenin en güzel zamanları olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Yılmaz Kaya, bayram sofralarının tadını çıkarırken sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerektiğine vurgu yaptı. </p><p>Kaya "Bayramda yaşam kalitemizin korunması ve sindirim sisteminin desteklenmesi büyük önem taşır. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Kurban eti hemen tüketilmemeli, yaklaşık 12-24 saat dinlendirildikten sonra tercih edilmelidir. Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine fırında pişirme, ızgara, haşlama gibi daha sağlıklı yöntemler kullanılmalıdır. Etler hazırlanırken görünür yağlarından ayrılmalıdır. Yüksek yağ miktarını azalttığımız bu ete yağ ilave etmeden kendi yağında pişirmek doğru bir tercih olacaktır. Kırmızı ette bulunan demirin vücutta daha iyi kullanılabilmesi için, C vitamini yönünden zengin besinlerle birlikte tüketilmesi önerilir. Özellikle domates, limonlu yeşil salata ve taze sebzeler demir emilimini artırmaya yardımcı olur" dedi.</p><p>Bayram sürecinde günlük 2-2,5 litre su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini de kaydeden Kaya, "Sindirimi desteklemek ve kilo kontrolünü sağlamak adına gün içerisinde kısa yürüyüşler yapılması faydalı olacaktır. Aşırı et tüketimi ve yağlı beslenme; hazımsızlık, şişkinlik ve mide problemlerine neden olabilir. Önemli olan dengeli beslenmeyi sürdürebilmektir" ifadelerini kullandı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826921" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/25/c9e38911-kurban-bayrami-oncesi-vatandaslara-tuzak-dmm-kurban-bayrami-vurguncularina-karsi-uyardi.webp" data-title="Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara tuzak: DMM Kurban Bayramı vurguncularına karşı uyardı" data-url="/gundem/kurban-bayrami-oncesi-vatandaslara-tuzak-dmm-kurban-bayrami-vurguncularina-karsi-uyardi-4826921" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara tuzak: DMM Kurban Bayramı vurguncularına karşı uyardı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826703" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/24/cf06cb4f-kurban-pazarinin-pasasi-13-tonluk-boga.webp" data-title="400 bin lira verdiler satmadı: Tam 1 ton 300 kilo! Araba fiyatına alıcısını bekliyor" data-url="/foto-galeri/gundem/400-bin-lira-verdiler-satmadi-tam-1-ton-300-kilo-araba-fiyatina-alicisini-bekliyor-4826703" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">400 bin lira verdiler satmadı: Tam 1 ton 300 kilo! Araba fiyatına alıcısını bekliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826678" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/24/16526209-adanada-yetkisiz-kiyma-cekene-17-bin-580-tl-idari-para-cezasi-kesilecek.webp" data-title="Adana’da yetkisiz kıyma çekene 17 bin 580 TL idari para cezası kesilecek" data-url="/gundem/adanada-yetkisiz-kiyma-cekene-17-bin-580-tl-idari-para-cezasi-kesilecek-4826678" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Adana’da yetkisiz kıyma çekene 17 bin 580 TL idari para cezası kesilecek</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/25/84ba5121-uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:39:49 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurban eti nasıl saklanmalı? Uzmanından 'soğuk zincir' uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kurban-eti-nasil-saklanmali-uzmanindan-soguk-zincir-uyarisi-4826870</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kurban-eti-nasil-saklanmali-uzmanindan-soguk-zincir-uyarisi-4826870" rel="standout" />
      <description>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Şen, kurban etinin lezzetini ve besin değerini korumak için doğru saklama ve çözündürme yönteminin önemli olduğunu söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Şen, AA muhabirine, kurbanlık hayvanın kesim aşamasına gelmeden önce stresten uzak tutulması, sıcakta veya soğukta uzun yoldan kesime getirildiyse en az 10-12 saat dinlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p><p>Hayvanın stresli ortamda kesilmesi durumunda ise etin kalitesinin düştüğünü, bu durumda mikroorganizmaların geliştiğini dile getiren Şen, "Hayvanın derisi, bağırsakları, bağırsakların iç tarafı, yani sindirim artıklarının bulunduğu yerlerin yanlışlıkla delinmesi, patlatılmasıyla kesim anında steril olarak gördüğümüz hayvan etine bazı mikroorganizmalar bulaşabiliyor. Patojen hastalık diye tabir ettiğimiz bağırsak kökenli mikroorganizmalar steril olan hayvanın etine bulaşabiliyor, bulaştığı zaman çoğalma meydana geliyor. Çoğalmayla bazen toksin fazla miktarda olunca tüketildiğinde zehirlenme meydana gelebiliyor." diye konuştu.</p><p>Şen, etin ilk gün tüketilmesinin sağlık açısından sakıncası olmadığını fakat lezzet anlamında problem oluşturduğunu anlatarak, "Ette özellikle sırt kısmında antrikot dediğimiz bölgede et çok yumuşak olmakta. Yumuşak olan bu bölge ilk gün çok az miktarda olsa kesilip yenilebilir." dedi.</p><p><strong>- "Dolaba atacağınız et bir defada pişirilebilecek boyutta olmalı"</strong></p><p>Belirlenen yerler dışında özel mülkiyet alanlarında gerçekleştirilen kurban kesimlerinde bölme, parçalama ve pay etme aşamalarında çok zaman geçtiğini söyleyen Şen, şöyle devam etti:</p><p>"Hayvan kesiliyor, pay etmek için derinin veya bir şeyin üzerinde bekletiliyor. Hayvanın iç sıcaklığı 30 ila 38 derece. Bu sıcaklıklarda ve rüzgardan, tozdan, havadan, insanların konuşmasından ve bir arada bulunmasından ete mikroorganizmalar bulaşıyor ve çoğalıyor. Eve giderken de torbayla taşındığı takdirde et kızıştığı için hava almadığı ve sıcak kaldığı için mikroorganizmalar çoğalarak et bozulmaya başlıyor. Poşetlerle eve getirilen et havalandırılmazsa en fazla 1 saat içerisinde parçalanıp dolaba atılması gerekiyor, aksi takdirde etin birbirine değen kısımlarında yeşillenme ve kokuşma meydana geliyor. Bu da sağlık sorunlarına sebep olur.</p><p>Eti hemen eve gelir gelmez işleyip dolaba atmak gerekiyor. Bu işlem çok fazla büyük porsiyonlarda olmamalı. Dolaba atacağınız et bir defada tencereye koyup pişirilebilecek boyutta olmalı. Dondurucuya atıldıktan sonra çıkarılıp bir kısmını alıp tekrar dolaba atmak, mikroorganizmaların gelişmesi açısından son derece uygun ortam, bunu tasvip etmiyoruz, istemiyoruz."</p><p><strong>- "Buzdolabında saklanan et 4-5 gün içerisinde tüketilmeli"</strong></p><p>Şen, buzdolabında saklanan etin 4-5 gün içerisinde tüketilmesi, dondurucuda muhafaza edilen etin ise önce buzdolabında çözündürülmesi gerektiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Etin donma sıcaklığı eksi 18 derece, oda sıcaklığı yaz döneminde yaklaşık 30 derecelerde, arada 48 derece fark var. Buzdolabında çözündürdüğümüz zaman mikroorganizmalar kolaylıkla gelişemiyor. Dolayısıyla ette bozulma meydana gelmiyor. Donuk eti buzdolabı dışında çözündürmemek gerekir. Buzdolabı dışında çözünürse hızlı çözündürmeyle hücreler arasındaki su hızlı boşalmakta, bu da etin öz suyunun kaybolmasına sebebiyet vermekte. Öz suyu kaybolduğunda mineral, protein, vitamin gibi ete hem besin değeri hem de lezzet katan unsurlar ortamdan uzaklaşmış oluyor. Böylece lezzet anlamında daha düşük kalitede et karşımıza çıkmış oluyor. Ayrıca, mikroorganizmalarda da gelişme olur ve zehirler."</p><p>Kıyma çektirecek kişilere soğutuculu hazneli kıyma makinesi bulunan kasapları tercih etme tavsiyesinde bulunan Şen, ortamın hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini, aksi takdirde sağlıklı olan etin sağlıksız hale gelebileceğini kaydetti.</p><p>Şen, hayvan kesimi yapıldıktan sonra bazı zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) hastalıkların meydana gelebileceğine işaret ederek, hayvanların iç organlarının ve derilerinin bir yerde değerlendirilmeyecekse kedi, köpek ve vahşi hayvan vasıtasıyla döngüye girerek insanlara ulaşmasını engellemek amacıyla derin çukur açılıp gömülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kurban-eti-nasil-saklanmali-uzmanindan-soguk-zincir-uyarisi-4826870</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/25/683fe638-kurban-eti-nasil-saklanmali-uzmanindan-soguk-zincir-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 21:28:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul’un havası ağırlaştı: En kirli ilçeler belli oldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulun-havasi-agirlasti-en-kirli-ilceler-belli-oldu-4826871</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulun-havasi-agirlasti-en-kirli-ilceler-belli-oldu-4826871" rel="standout" />
      <description>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin nisan ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23 arttığı belirlendi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından İstanbul'da 2025 ve 2026 yıllarının nisan ayları hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.</p><p>Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.</p><p>Buna göre, İstanbul'da nisan ayındaki partikül madde konsantrasyonu ortalaması 25 istasyonda metreküp başına 34,1, 2025'in aynı ayında ise 27,7 mikrogram ölçüldü. Partiküler madde kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 23 arttığı belirlendi.</p><p>Nisan ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 63,76 mikrogramla "Kağıthane" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 54,13 mikrogramla "Tuzla" ve 53,43 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.</p><p>Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 17,14 mikrogramla "Kumköy" istasyonu oldu. Partikül madde kirliliği "Büyükada" istasyonunda 18,34, "Alibeyköy" istasyonunda ise 19,42 mikrogram ölçüldü.</p><p>Kentte partikül madde hava kirliliği oranının 6 istasyonda azalması, 19 istasyonda ise artması dikkati çekti.</p><p>Partikül madde hava kirliliği oranının nisanda bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyon yüzde 139 ile "Sarıyer", yüzde 138 ile "Arnavutköy" olarak belirlendi.</p><p>Nisan ayında partikül madde hava kirliliği oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla azaldığı istasyon yüzde 26 ile "Kartal" oldu. Bunu sırasıyla yüzde 18'le "Esenler" ve yüzde 6 ile "Sultangazi 1" istasyonları takip etti.</p><p>İstanbul'da bulunan istasyonların hava kirliliği partiküler madde ortalaması şu şekilde:</p><p>Çalışmayı AA muhabirine değerlendiren İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, geçen yıl nisan ayında İstanbul’un ortalama partikül madde miktarı yoğunluğunun 27,1 mikrogram olduğunu, bu yıl aynı dönemde ise 34,1 mikrograma yükseldiğini, bu nedenle kentteki hava kirliğinin yüzde 23 kötüleştiğini söyledi.</p><p>İstanbul’da 37 noktada hava kirliliği ölçümü yapıldığını belirten Toros, bazı istasyonlarda eksik ölçümler bulunsa da genel anlamda verisi tam olan istasyonların değerlendirildiğini kaydetti.</p><p>Prof. Dr. Toros, hava kalitesinde günlük sınır değerin 50 mikrogram altında olmasının arzu edildiğine dikkati çekerek, "İstanbul’daki 37 istasyondan 4 tanesinin maalesef değerleri 50 mikrogram bölü metreküp değerinin üzerindedir." dedi.</p><p>Geçen yılın nisan ayına göre bu yıl hava kalitesinin iyileştiği bölgelerin de bulunduğunu vurgulayan Toros, "Kartal", "Esenler" ve "Sultangazi 1" istasyonlarında hava kalitesi değerlerinin daha iyi olduğunun altını çizdi.</p><p>Prof. Dr. Toros, bazı bölgelerde ise hava kalitesinin daha fazla kötüleştiğini anlatarak, "Sarıyer, Arnavutköy ve Kağıthane 1 istasyonlarımızı, geçen yıl nisan ayına göre baktığımızda en fazla havasının kirlendiği nokta olarak görüyoruz." diye konuştu.</p><p>İstanbul'daki hava kirliliğinin en önemli nedenleri arasında trafiğin geldiğini aktaran Toros, kentte trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonu geçtiğini, dur-kalkların fazla olması nedeniyle araçların daha fazla yakıt tüketmesinin kirletici emisyonları artırdığını kaydetti.</p><p>Prof. Dr. Toros, sanayi tesisleri ve bazı bölgelerde halen kullanılan sobaların da hava kirliliğine neden olduğunu, tüm kaynaklardan çıkan kirleticilerin İstanbul'un hava kalitesini belirlediğini söyledi.</p><p>Hava kalitesinin iyileştirilmesi için kamuoyunda farkındalık oluşturulmasının önemli olduğunu vurgulayan Toros, vatandaşların hava kalitesi verilerini düzenli takip etmesi gerektiğinin altını çizdi.</p><p>Ulaşımın hava kirliliğinde önemli bir unsur olduğunu dile getiren Toros, "En önemli çözümlerden birisi toplu taşımalardır. Toplu taşımadaki kullanım payımızı artırarak daha az kirleticinin İstanbul’a salınmasına katkı sağlayabiliriz." dedi.</p><p>Prof. Dr. Toros, yeşil alanların artırılmasının hava kalitesine olumlu katkı sağlayacağını belirterek, "Ağaçlar havadaki hem gazların hem de parçacıkların tutulmasına katkı sağlıyor. Yeşil alan miktarını artırarak yine biz hava kirliliği değerlerimizi düşürebiliriz." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulun-havasi-agirlasti-en-kirli-ilceler-belli-oldu-4826871</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/25/710dbe53-istanbulun-havasi-agirlasti-en-kirli-ilceler-belli-oldu.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 20:08:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bayramınız zehir olmasın: Uzman isimden hayati 'et' uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/bayraminiz-zehir-olmasin-uzman-isimden-hayati-et-uyarisi-4826689</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/bayraminiz-zehir-olmasin-uzman-isimden-hayati-et-uyarisi-4826689" rel="standout" />
      <description>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Toprak, Kurban Bayramı öncesi etin doğru saklanması konusunda uyarılarda bulundu. Özellikle kıymanın saklama koşullarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Toprak, "Eti kıyma haline getirdikten sonra buzdolabında normal raf kısmında maksimum 2 gün tutmak gerekiyor. Dondurulmuş ürünü çıkartıp köfte bile yapsak tekrar dondurmamamız gerekiyor. Çünkü bu da bir gıda zehirlenmesine davetiye çıkartır. Bayramın zehir olmaması için bunlara dikkat etmek lazım" dedi. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded />
      <link>https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/bayraminiz-zehir-olmasin-uzman-isimden-hayati-et-uyarisi-4826689</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/24/ad62ba1d-bayraminiz-zehir-omasin-uzman-isimden-hayati-et-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 10:49:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>