<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="https://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Yeni Şafak - Sağlık</title>
    <link>https://www.yenisafak.com/saglik</link>
    <atom:link href="https://www.yenisafak.com/rss-feeds?category=saglik&amp;contentType=news" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <description>Türkiye'nin Birikimi</description>
    <copyright>(c) 2026, Yeni Şafak</copyright>
    <lastBuildDate>Fri, 12 Jun 2026 00:20:04 GMT+3</lastBuildDate>
    <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 00:20:04 GMT+3</pubDate>
    <language>tr-TR</language>
    <image>
      <title>Yeni Şafak</title>
      <url>https://www.yenisafak.com/assetsNew/img/logorss.png</url>
      <link>https://www.yenisafak.com/</link>
    </image>
    <item>
      <title>Kızamık alarmı: İngiltere'de iki çocuk hayatını kaybetti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/dunya/kizamik-alarmi-ingilterede-iki-cocuk-hayatini-kaybetti-4831743</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/dunya/kizamik-alarmi-ingilterede-iki-cocuk-hayatini-kaybetti-4831743" rel="standout" />
      <description>İngiltere'de bu yıl kızamık nedeniyle iki çocuğun yaşamını yitirmesi, aşılanma oranlarına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Sağlık yetkilileri, vakaların büyük bölümünün aşısız çocuklarda görüldüğünü belirtirken son iki haftada 100'den fazla yeni vaka doğrulandı. Uzmanlar ve hükümet yetkilileri, ebeveynlere çocukların MMR aşılarını geciktirmemeleri çağrısında bulundu.</description>
      <category>Dünya</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de bu yıl 2 çocuğun kızamık nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.</p><p>İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansından (UKHSA) yapılan yazılı açıklamada, çocuklardan birinin "akut kızamık" nedeniyle hayatını kaybettiği, diğer çocuğun ölümünün ise "kızamığın geç etkileriyle" bağlantılı olduğu belirtildi.</p><p>Açıklamada, son dönemdeki birçok kızamık vakasının başkent Londra ve West Midlands'daki salgınlarla bağlantılı olduğu, vakaların çoğunlukla 10 yaş ve altındaki aşısız çocuklarda görüldüğü ifade edildi.</p><p>Ayrıca açıklamada, yeni verilere göre, İngiltere genelinde son 2 haftada 100'den fazla yeni kızamık vakasının doğrulandığı aktarıldı.</p><h2>Uzmanlardan 'aşıları geciktirmeyin' uyarısı</h2><p>Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen UKHSA'da Uzman Epidemiyolog Dr. Vanessa Saliba, kızamığın ülkenin birçok bölgesinde yayılmaya devam ettiğini belirterek, hastalığın çok ciddi ve hatta ölümcül olabileceğini bildirdi.</p><p>Saliba, tüm ebeveynlere çocuklarının aşılarının güncel olduğundan emin olma çağrısında bulunarak, bu aşıların kızamığa karşı en iyi ve güvenli korumayı sağladığını vurguladı.</p><p>İngiltere Sağlık Bakanı James Murray da bu ölümlerin kızamığın zararsız bir çocukluk hastalığı olmadığını gösteren "yürek parçalayıcı bir hatırlatma" olduğunun altını çizdi.</p><p>Murray, kızamığın ölümcül olabilecek ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini, sayısız hayat kurtaran MMR aşısının bu son derece bulaşıcı hastalığa karşı en iyi koruma olmaya devam ettiğini ifade etti.</p><p>İngiltere'de MMR (kızamık, kabakulak ve kızamıkçık) aşısı yaptırma oranı, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yüzde 95 hedefinin altında kalmaya devam ediyor.</p><p>Son ulusal istatistiklere göre, çocukların yüzde 88,9'u ilk doz aşısını 2 yaşına kadar yaptırırken, 5 yaşındaki çocukların yüzde 83,7'si önerilen iki dozu da alıyor.</p><h2>Kızamıktan dört yılda üç can kaybı</h2><p>Ülkede bu yıl şimdiye kadar laboratuvarca doğrulanmış 736 kızamık vakası kaydedildi. Bu sayı, 2025'in tamamında 959 olarak bildirilmişti.</p><p>Bu yıl en fazla kızamık vakası, toplam vakaların yüzde 15'inin görüldüğü Londra'nın Enfield bölgesinde kayda geçti. Enfield'da 111 vaka tespit edilirken, Birmingham'da 79, Londra'nın Haringey bölgesinde ise 49 vaka görüldü.</p><p>Resmi verilere göre, İngiltere ve Galler'de 2020'nin başından 2024'ün sonuna kadar geçen 5 yıllık dönemde kızamık nedeniyle 3 ölüm kaydedilmişti.</p><p>Pnömoni ve ensefalopatiye yol açabilen kızamık, dünya genelinde aşıyla önlenebilir ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam ediyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826777" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/24/0e2c3c1b-bangladeste-kizamik-alarmi-528-cocuk-hayatini-kaybetti.webp" data-title="Bangladeş’te kızamık alarmı: 528 çocuk hayatını kaybetti" data-url="/dunya/bangladeste-kizamik-alarmi-528-cocuk-hayatini-kaybetti-4826777" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bangladeş’te kızamık alarmı: 528 çocuk hayatını kaybetti</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817474" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/22/7263a01c-odvdut9mw29hm42gm10caj.webp" data-title="Kızamık Avrupa’yı sarstı 10 kişiden 9’una bulaşıyor: Peki Türkiye’de son durum ne?" data-url="/hayat/kizamik-avrupayi-sarsti-10-kisiden-9una-bulasiyor-peki-turkiyede-son-durum-ne-4817474" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kızamık Avrupa’yı sarstı 10 kişiden 9’una bulaşıyor: Peki Türkiye’de son durum ne?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812727" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/6/869cc796-kyxts8g9s64xiahgv6rg.webp" data-title="Bangladeş'te 6 haftada kızamık şüphesiyle 113 çocuk öldü" data-url="/hayat/bangladeste-6-haftada-kizamik-suphesiyle-113-cocuk-oldu-4812727" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bangladeş'te 6 haftada kızamık şüphesiyle 113 çocuk öldü</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/dunya/kizamik-alarmi-ingilterede-iki-cocuk-hayatini-kaybetti-4831743</link>
      <subcategory>Dünya</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/12/2dc899a1-kizamik-alarmi-ingilterede-iki-cocuk-hayatini-kaybetti.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 00:20:04 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diş hassasiyetinin nedeni bu alışkanlık olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dis-hassasiyetinin-nedeni-bu-aliskanlik-olabilir-4831733</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dis-hassasiyetinin-nedeni-bu-aliskanlik-olabilir-4831733" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Naime Bilinç Bulucu, asitli yiyecek ve içeceklerin ardından dişleri hemen fırçalamanın diş minesinde aşınmayı artırabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Bulucu, diş minesinde ve dokularında meydana gelen aşınmaların günümüzde giderek daha yaygın hale geldiğini, erken dönemde fark edilmeyen aşınmaların ilerleyen süreçte diş hassasiyeti, kırıklar ve çene eklemi problemlerine yol açabileceğini aktardı.</p><p>Dişlerin günlük kullanımı sırasında meydana gelen çok küçük madde kayıplarının zamanla gözle görülür seviyelere ulaşabildiğine değinen Bulucu, mekanik, kimyasal ve fiziksel etkenlerin uzun vadede dişlerde kalıcı hasarlara neden olabileceğini vurguladı.</p><p>Bulucu, diş aşınmalarının genel olarak dişlerin birbirine sürtünmesine bağlı aşınma, yanlış fırçalama veya dış etkenlere bağlı aşınma ve asit kaynaklı aşınma olmak üzere üç temel başlık altında incelendiğin belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Dişlerin birbirine sürtünmesine bağlı aşınma, normal çiğneme sırasında da görülebilir. Normal çiğneme sırasında dişlerde yıllar içinde yavaş ve düzenli şekilde meydana gelen madde kaybı, doğal bir süreç. Ancak çene kapanışındaki bozukluklar veya diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı nedeniyle oluşan aşınmalar, normalden fazla ilerleyebilir. Özellikle geceleri görülen diş sıkma alışkanlığı, dişlerde ciddi aşınmalara ve dişleri çevreleyen çene kemiğinde hasara neden olabilir. İleri düzeydeki aşınmalar, çene yüksekliğinin azalmasına ve zamanla çene ekleminde ağrı ile fonksiyon bozukluklarına yol açabilir."</p><p><strong>"Yanlış fırçalama dişleri kama şeklinde aşındırabiliyor"</strong></p><p>Yanlış fırçalama veya dış etkenlere bağlı aşınmaların en sık nedenlerinden birinin diş fırçası olduğunu aktaran Bulucu, özellikle sert ve yatay hareketlerle yapılan fırçalamanın diş yüzeylerinde kalıcı hasara yol açabileceğine işaret etti.</p><p>Bulucu, "Diş fırçasına bağlı aşınmalar, en sık görülen aşınma tipi. Aşınmanın görüldüğü bölge, kişinin sağ veya sol el kullanmasına göre değişebilir. Bu bölgeler genellikle kama şeklinde görünür. İleri vakalarda diş kırıkları meydana gelebilir. Bu nedenle dişlerin yukarı-aşağı hareketlerle fırçalanmasını öneriyorum." değerlendirmesini yaptı.</p><p>Asit kaynaklı diş aşınmasının bakterilerden bağımsız geliştiğini ve ağız ortamının asitlik seviyesinin düşmesiyle diş minesinde çözünmenin başladığını kaydeden Bulucu, yüksek asit içeren yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesinin riski artırdığını kaydederek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Limon emme alışkanlığı, asitli meyvelerin sık tüketimi ve bazı meyve sularının aşırı tüketimi, diş minesinde geri dönüşü olmayan kayıplara neden olabilir. Asit nedeniyle yumuşayan diş yüzeylerinin hemen fırçalanması, aşınmayı artırabilir. Sık ve bol miktarda meyve yiyen veya kola ve meyve suyu tüketen kişilerin, bu tür gıdaları aldıktan sonra dişlerini fırçalamak için 1 ila 1,5 saat beklemesi gerekir. Bu süre içerisinde tükürük, diş minesinin yeniden güçlenmesine yardımcı olur. Dişler az aşındırıcı özelliğe sahip macunlarla, yukarı-aşağı hareketlerle ve yumuşak ya da orta sertlikte bir fırçayla temizlenmeli."</p><p>Bulucu, diş aşınmalarının büyük ölçüde önlenebilir sorunlar olduğuna dikkati çekerek, "Asitli yiyecek ve içeceklerin dişlerle temas süresini mümkün olduğunca kısa tutun. Gazlı içecekleri ağzınızda bekletmeyin, pipet kullanın. Meyveleri uzun süre emmeyin. Asitli yiyecek ve içeceklerden hemen sonra dişlerinizi fırçalamayın. Dişlerinizi yumuşak bir fırça ve az aşındırıcı bir diş macunuyla nazikçe temizleyin. Eğitim en iyi savunma yöntemi." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dis-hassasiyetinin-nedeni-bu-aliskanlik-olabilir-4831733</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/11/f700e9aa-dis-hassasiyetinin-nedeni-bu-aliskanlik-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 21:14:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanlardan tip 1 diyabetli gençlere spor tavsiyesi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-tip-1-diyabetli-genclere-spor-tavsiyesi-4831450</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-tip-1-diyabetli-genclere-spor-tavsiyesi-4831450" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Şengül Aydın Yoldemir, tip 1 diyabetli bireylerin doğru tedavi, düzenli takip ve uygun beslenme programıyla profesyonel düzeyde spor yapabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Yoldemir, tip 1 diyabet tanısı almanın aktif yaşamdan uzaklaşmak anlamına gelmediğini aktardı.</p><p>Yoldemir, tip 1 diyabetin, pankreasta insülin üreten hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından hasara uğratılması sonucu ortaya çıkan vücudun insülin üretemediği kronik bir hastalık olduğunu belirterek, "Hastalık spor yapmaya engel değil. Doğru planlama, doğru tedavi ve düzenli takiple bu bireyler birçok spor dalında önemli başarılara imza atabilir." ifadesini kullandı.</p><p>Fiziksel aktivitenin tip 1 diyabet yönetiminde önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Yoldemir, şöyle devam etti:</p><p>"Düzenli egzersiz kan şekeri kontrolünün iyileşmesine katkı sağlar, insülin duyarlılığını artırır ve kalp-damar sağlığını destekler. Aynı zamanda kas gücünü artırır, yaşam kalitesini yükseltir ve bireyin kendine olan güvenini destekler. Bu nedenle spor, tip 1 diyabet tedavisinin önemli bir parçası olarak değerlendirilmelidir."</p><p>Yoldemir, tip 1 diyabetli bireylerin koşu, yüzme, tenis, bisiklet, futbol ve basketbol gibi birçok spor branşıyla güvenli şekilde ilgilenebileceğini belirterek, egzersiz planlamasının mutlaka kişiye özel yapılması gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>"Spor öncesinde ve sonrasında kan şekeri takip edilmeli"</strong></p><p>Spor sırasında kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşanabileceğini anlatan Yoldemir, "Özellikle uzun süreli egzersizlerde kan şekeri düşüklüğü görülebilir. Bazı yoğun antrenmanlarda ise kan şekeri yükselmeleri yaşanabilir. Bu nedenle spor öncesinde, sırasında ve sonrasında kan şekeri takibi yapılmalı, insülin dozları ve beslenme planı yapılan aktiviteye göre düzenlenmelidir." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Yoldemir, dünya genelinde kronik hastalıklarla yaşayan çok sayıda sporcunun uluslararası başarılara imza attığını aktararak, diyabetli sporcuların başarısının arkasında doğru takip olduğunu belirtti.</p><p>Yoldemir, "Hastalığını tanıyan, düzenli hekim kontrolüne giden, beslenmesine dikkat eden ve tedavisini aksatmayan bireyler üst düzey performans sergileyebiliyor. Son olarak tenis sezonunun ikinci Grand Slam turnuvası olan Fransa Açık'ta Alexander Zverev'in şampiyonluğa ulaşması da sporcuların sağlık süreçlerini doğru yönettiklerinde en üst seviyede başarı elde edebileceklerini gösteren güncel örneklerden biri oldu." ifadelerini kullandı.</p><p>Tip 1 diyabet tanısının çocukların ve gençlerin yaşam hedefleri ya da sportif kariyerleri açısından bir engel olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Yoldemir, dünya genelinde olimpiyatlarda yarışan, uluslararası şampiyonalarda önemli başarılara imza atan ve profesyonel spor yaşamını sürdüren çok sayıda tip 1 diyabetli sporcu bulunduğunu aktardı.</p><p>Yoldemir, tip 1 diyabetli bireylerin uygun tıbbi takip ve doğru diyabet yönetimiyle sporun her branşında aktif olarak yer alabileceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>"Düzenli hekim kontrolü, bireysel gereksinimlere uygun beslenme planı ve etkin tedavi yaklaşımı sayesinde çocuklarımız ve gençlerimiz hem sağlıklı bir yaşam sürdürebilir hem de sportif hedeflerine güvenle ilerleyebilir. Tip 1 diyabet, doğru yönetildiğinde başarıya ulaşmanın önünde bir engel değildir."</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-tip-1-diyabetli-genclere-spor-tavsiyesi-4831450</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/11/72e4da95-uzmanlardan-tip-1-diyabetli-genclere-spor-tavsiyesi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 22:07:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Böbrek taşının en yaygın nedeni bu basit ihmal olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bobrek-tasinin-en-yaygin-nedeni-bu-basit-ihmal-olabilir-4831448</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bobrek-tasinin-en-yaygin-nedeni-bu-basit-ihmal-olabilir-4831448" rel="standout" />
      <description>Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Akif Ersoy Erkmen, böbrek taşı oluşumunun ana nedenlerinden birinin yeterli sıvı tüketmemek olduğunu belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, günlük yaşamın yoğun temposunda çoğu kişi yeterli miktarda su tüketmeyi ihmal ediyor. Ancak uzmanlar, özellikle sıcak havaların arttığı dönemlerde yetersiz sıvı alımının böbrek taşı oluşumunda en önemli risk faktörlerinden biri olduğuna dikkati çekiyor.</p><p>Türkiye, coğrafi ve iklimsel özellikleri nedeniyle böbrek taşı hastalığının sık görüldüğü ülkeler arasında yer alırken, hastalığın görülme sıklığı da son yıllarda giderek artış gösteriyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Akif Ersoy Erkmen, böbrek taşı hastalığının yalnızca ileri yaşlarda değil, genç erişkinlerde hatta çocuklarda da görülebildiğini aktardı.</p><p>Yeterli sıvı tüketiminin böbrek sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını belirten Erkmen, "Böbrek taşı oluşumunda genetik yatkınlık, beslenme alışkanlıkları, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam önemli rol oynasa da en temel nedenlerden biri yetersiz sıvı tüketimidir. " ifadesini kullandı.</p><p>Erkmen, böbreklerin vücuttaki atık maddelerin idrar yoluyla uzaklaştırılmasını sağlayan önemli organlar olduğuna işaret ederek, "Günlük sıvı alımının yetersiz olması durumunda idrar miktarı azalır ve idrar daha yoğun hale gelir. Bu durum, idrarda bulunan kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşumuna zemin hazırlayan maddelerin bir araya gelerek kristal oluşturmasını kolaylaştırabilir." değerlendirmesini yaptı.</p><p><strong>"Çay, kahve ve gazlı içecekler, suyun yerini tutmaz"</strong></p><p>Erkmen, özellikle yaz aylarında terlemeyle vücuttan daha fazla sıvı kaybedildiğini kaydederek, "Bu durum böbrek taşı riskini artırıyor. Çay, kahve ve gazlı içecekler, suyun yerini tutmaz. Günlük sıvı ihtiyacının büyük bölümü doğrudan suyla karşılanması gerekiyor. Sıcak havalarda artan sıvı kaybının yerine konulmaması idrarın yoğunlaşmasına ve taş oluşumuna zemin hazırlıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Açık havada çalışanlar, yoğun egzersiz yapanlar ve gün içerisinde uzun süre güneş altında kalan kişilerde sıvı kaybının daha fazla olabildiğini vurgulayan Erkmen, bu nedenle sıcak havalarda su tüketiminin artırılması ve susama hissi beklenmeden düzenli aralıklarla sıvı alınmasının önem taşıdığına dikkati çekti.</p><p>Böbrek taşlarının çoğu zaman uzun süre belirti vermeden büyüyebildiğini aktaran Erkmen, şöyle devam etti:</p><p>"Taşın idrar kanalına düşmesi durumunda ani başlayan şiddetli bel ağrısı, kasığa vuran ağrı, bulantı, kusma, idrarda kanama ve idrar yaparken yanma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Özellikle daha önce taş hikayesi bulunan kişilerde tekrar taş oluşma riski daha yüksektir. Bu nedenle düzenli takipler önem taşıyor. Bazı hastalarda taşlar rutin sağlık kontrolleri sırasında tesadüfen tespit edilebiliyor. Belirtilerin şiddeti taşın boyutuna ve bulunduğu bölgeye göre değişiklik gösterebilirken, ani başlayan ve geçmeyen ağrıların mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor."</p><p>Erkmen, böbrek taşı oluşumunu önlemek için günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin büyük önem taşıdığını belirten vurgulayarak, sağlıklı bireylerin günlük ortalama 2-2,5 litre idrar çıkaracak kadar sıvı tüketmesi gerektiğini kaydetti.</p><p>Söz konusu miktarın kişiye, hava sıcaklığına ve fiziksel aktiviteye göre değişebileceğini anlatan Erkmen, "Özellikle sıcak havalarda çalışan, düzenli spor yapan veya yoğun fiziksel aktivitede bulunan kişilerde sıvı ihtiyacı daha da artabilir. Günlük su tüketiminin yeterli olup olmadığını anlamanın en pratik yollarından biri idrar rengini takip etmektir. İdrarın açık sarı renkte olması genellikle yeterli sıvı alımını gösterir. Koyu renkli idrar ise vücudun susuz kaldığının önemli bir işaretidir." ifadelerini kullandı.</p><p>Erkmen, "Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketmek ve susama hissini beklemeden sıvı almak böbrek sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir." değerlendirmesini yaptı.</p><p><strong>"Fazla hayvansal protein tüketimi, böbrek taşı riskini artırabilir"</strong></p><p>Beslenme alışkanlıklarının da taş oluşumunda etkili olduğuna dikkati çeken Erkmen, aşırı tuz tüketimi, hazır gıdalar, işlenmiş ürünler ve fazla hayvansal protein tüketiminin, böbrek taşı riskini artırabileceğini aktardı.</p><p>Erkmen, fast-food tarzı beslenmenin yaygınlaşmasıyla, genç yaşlarda taş hastalığının daha sık görülmeye başladığına dikkati çekerek, "Düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, ideal kilonun korunması ve aktif yaşam tarzı böbrek sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Günlük beslenmede sebze ve meyve tüketiminin artırılması, aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması da riskin azaltılmasına yardımcı olabiliyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Endoskopik ve lazer teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde birçok böbrek taşının ameliyatsız ya da kapalı yöntemlerle tedavi edilebildiğine dikkati çeken Erkmen, ancak en etkili yaklaşımın, taş oluşmadan önce koruyucu önlemlerin alınması olduğunu, bunun da düzenli su tüketiminden geçtiğini vurguladı.</p><p>Erkmen, ailesinde böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerin, sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenlerin ve daha önce taş düşürmüş bireylerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Böbrek taşı hastalığında genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle aile bireylerinde taş hastalığı bulunan kişilerde risk daha yüksek olabilir. Ayrıca daha önce taş düşürmüş hastalarda taşın tekrar oluşma ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Düzenli sağlık kontrolleri sayesinde taşlar henüz ciddi şikayetlere yol açmadan tespit edilebilir ve gerekli takip planlamaları yapılabilir. Erken tanı, hem ağrılı süreçlerin hem de böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde önemli rol oynar."</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bobrek-tasinin-en-yaygin-nedeni-bu-basit-ihmal-olabilir-4831448</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/11/bd0a4a87-bobrek-tasinin-en-yaygin-nedeni-bu-basit-ihmal-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 21:24:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aydın Şehir Hastanesinde 6 ayda 300 bin hastaya hizmet verildi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/aydin-sehir-hastanesinde-6-ayda-300-bin-hastaya-hizmet-verildi-4831121</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/aydin-sehir-hastanesinde-6-ayda-300-bin-hastaya-hizmet-verildi-4831121" rel="standout" />
      <description>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "hayalim ve sevdam" olarak nitelendirdiği şehir hastaneleri projesi kapsamında hizmete sunulan Aydın Şehir Hastanesi'nde, açıldığı günden bu yana yaklaşık 300 bin hastaya hizmet verildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın'ın yanı sıra çevre illerdeki hastaların da başvurduğu şehir hastanesi, 22 Aralık 2025'ten bu yana kaliteli ve modern sağlık hizmeti sunuyor.</p><p>Hastanede tam donanımlı acil sağlık kompleksi, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tıp merkezi, diyaliz ünitesi, evde sağlık hizmetleri birimi, kronik yara bakım merkezi, yanık ünitesi, radyasyon onkolojisi merkezi, ergoterapi, robotik rehabilitasyon, nörolojik ve kardiyak rehabilitasyon hizmetleri, gebe okulu ve tüp bebek merkezi gibi çok sayıda nitelikli birim bulunuyor.</p><p>Yoğun bakım odası olarak da kullanılabilen tek kişilik hasta odaları, üstün teknolojiye sahip tıbbi cihazlar ve yaşam destek üniteleri ile donatılan 140 bin metrekare arazi üzerine kurulan hastane, 718 sismik izolatörüyle depremlerde dahi kesintisiz sağlık hizmeti sunabilecek altyapı imkanı sağlıyor.</p><p>Resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 24 Ocak'ta yapılan hastane, tam kapasite olarak hizmet veriyor.</p><p>İl Sağlık Müdürü Eser Şenkul, AA muhabirine hastanenin "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli kapsamında fiziki şartları, son teknolojiye sahip tıbbi ekipman ve cihazlarıyla tüm bölgeye en kaliteli ve en etkin sağlık hizmetini sunmayı hedeflediğini söyledi.</p><p><strong>Yaklaşık 3 bin kişi çalışıyor</strong></p><p>Hastanenin Başhekimi Engin Tetik de sağlık kuruluşunun tek şehre değil birçok şehre şifa sunduğunu belirtti.</p><p>Sağlık hizmetlerinden hastanenin fiziki yapısına kadar oldukça modern bir yapıya sahip olduklarını anlatan Tetik, şunları kaydetti:</p><p>"Bugüne kadar 300 bin civarında hastaya hizmet verdik. Özellikle görüntüleme hizmetlerinde hem hızlı hem de çok daha kaliteli görüntülerin olduğu bir döneme başlamış olduk. Yine radyasyon onkolojisi dediğimiz ışın tedavisi alan hastalarımıza bölgenin en iyisi diyebileceğimiz tedavi cihazlarımızla hizmet ediyoruz."</p><p>Tetik, hastanenin "eğitim araştırma hastanesi" statüsüne sahip olduğunu kaydederek, sağlık hizmetine ulaşılabilirlik ve otelcilik hizmetleriyle dünyada öne çıktığını söyledi.</p><p><strong>Vatandaşların görüşleri</strong></p><p>Tedavi gören vatandaşlardan Önder Ertaş, hizmetlerden çok memnun kaldığını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.</p><p>Yaşar Türkkal ise "Allah razı olsun yaptıranlara. Çok güzel. Aydın'a yakışır bir şekilde şehir hastanemiz yapıldı. Vesile olanlara hepsine teşekkür ederim." dedi.</p><p>Nilgün Küçük Selek ise hastanenin fiziki şartlar, temizlik ve hijyen açısından çok iyi olduğunu dile getirerek, "Alanın büyük olması, yatakların böyle olması konfor açısından çok iyi." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/aydin-sehir-hastanesinde-6-ayda-300-bin-hastaya-hizmet-verildi-4831121</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/0315f8f5-aydin-sehir-hastanesinde-6-ayda-300-bin-hastaya-hizmet-verildi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 22:19:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Elleriniz sürekli terliyorsa sebebi sandığınızdan farklı olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/elleriniz-surekli-terliyorsa-sebebi-sandiginizdan-farkli-olabilir-4831120</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/elleriniz-surekli-terliyorsa-sebebi-sandiginizdan-farkli-olabilir-4831120" rel="standout" />
      <description>Medicana Ataköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, ileri düzey el ve koltuk altı terlemesi yaşayan ve yaşam kalitesi belirgin şekilde bozulan hastalarda cerrahi tedavinin etkili sonuçlar sağlayabildiğini belirtti. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, toplumda her 100 kişiden birinde görülen hiperhidroz (aşırı terleme) yalnızca fiziksel değil, sosyal ve psikolojik etkileriyle de dikkati çekiyor. </p><p>Özellikle el, koltuk altı, ayak ve yüz bölgesinde ortaya çıkan kontrolsüz terleme, kişinin günlük yaşamını, iş performansını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Ataköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Demirkaya, hiperhidrozun çoğu zaman stres, heyecan veya kişisel yapı olarak değerlendirilmesine rağmen tıbbi bir hastalık olduğunu ve uygun yöntemlerle tedavi edilebileceğini ifade etti.</p><p>Demirkaya, primer hiperhidrozun (altta yatan bir hastalık olmadan aşırı terleme) genellikle genç yaşlarda başladığını ve çoğu zaman altta başka bir hastalık bulunmadan geliştiğini belirtti.</p><p>Hiperhidroz tedavisinde ilk aşamada medikal antiperspiran (terlemeyi azaltan) ürünlerin, iyontoforez uygulamalarının (düşük seviyede elektrik akımının kullanıldığı yöntemler), botoks enjeksiyonlarının ve sistemik ilaç tedavilerinin değerlendirildiğini aktaran Demirkaya, şunları kaydetti:</p><p>"Ancak özellikle ileri düzey el ve koltuk altı terlemesi yaşayan hastalarda bu yöntemlerin etkisi sınırlı kalabilir. Bazı hastalarda tedavilerin geçici olması veya günlük yaşam konforunu yeterince sağlayamaması nedeniyle cerrahi seçenek gündeme geliyor. Özellikle yaşam kalitesi belirgin şekilde bozulan hastalarda cerrahi tedavi oldukça etkili sonuçlar sağlayabiliyor."</p><p><strong>"Doğru hasta seçimi büyük önem taşıyor"</strong></p><p>Hiperhidroz cerrahisinde en sık kullanılan yöntemin Endoskopik Torakal Sempatektomi (ETS) olduğunu ifade eden Demirkaya, şu bilgileri verdi:</p><p>"Operasyon kapalı yöntemle gerçekleştirilir. Ter bezlerini kontrol eden sempatik sinirlerin aşırı çalışması nedeniyle terleme artar. ETS operasyonunda göğüs boşluğu içerisindeki ilgili sinir zincirine küçük kesiler yardımıyla müdahale edilerek terleme kontrol altına alınır. İşlem genel anestezi altında yapılır ve çoğu hasta aynı gün taburcu edilebilir. Yaklaşık 30-45 dakika süren operasyonun, özellikle şiddetli avuç içi terlemesi, koltuk altı hiperhidrozu ve sosyal yaşamı etkileyen yüz terlemelerinde başarı oranına sahip olduğu söylenebilir. Birçok hastada ameliyat sonrası eller daha operasyon masasındayken kuru hale gelir."</p><p>Cerrahi tedavi planlamasında hasta seçiminin kritik olduğunu belirten Demirkaya, "Ameliyat öncesinde altta yatan nedenlerin mutlaka araştırılması gerekir. Tiroit hastalıkları, enfeksiyonlar, menopoz ve bazı metabolik hastalıkların aşırı terlemeye neden olabilir. Gerekli durumlarda tiroit fonksiyon testleri, glukoz metabolizması değerlendirmeleri ve endokrin incelemelerin yapılması gerekebilir." ifadelerini kullandı.</p><p>Demirkaya, ETS sonrası bazı hastalarda sırt, karın veya bacak bölgelerinde kompansatuvar terleme görülebildiğini kaydetti.</p><p>Bu nedenle cerrahi öncesinde hastaların bu konuda ayrıntılı şekilde bilgilendirmesinin önemli olduğunu vurgulayan Demirkaya, "Çoğu hastada bu durum hafif veya orta düzeyde görülür. Nadiren yaşam kalitesini etkileyebilecek seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle gerçekçi beklenti yönetimi tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır." değerlendirmesini yaptı.</p><p>Hiperhidrozun, bireyin sosyal yaşamı, mesleki performansı ve psikolojik durumu etkileyebilen önemli bir sağlık problemi olduğunun altını çizen Demirkaya, minimal invaziv cerrahi teknikler sayesinde uygun hastalarda olumlu sonuçlar elde edilebildiğini, uygun değerlendirme ve doğru tedavi planlamasıyla başarılı sonuçlar almanın mümkün olduğunu ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/elleriniz-surekli-terliyorsa-sebebi-sandiginizdan-farkli-olabilir-4831120</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/ebe2487a-elleriniz-surekli-terliyorsa-sebebi-sandiginizdan-farkli-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 21:47:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Giresun yağlı fındığının 'formaldehit' kaynaklı kısırlık tedavisindeki etkisi araştırıldı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/giresun-yagli-findiginin-formaldehit-kaynakli-kisirlik-tedavisindeki-etkisi-arastirildi-4831118</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/giresun-yagli-findiginin-formaldehit-kaynakli-kisirlik-tedavisindeki-etkisi-arastirildi-4831118" rel="standout" />
      <description>Giresun yağlı fındığının "formaldehit" kaynaklı kısırlık tedavisindeki etkisi, Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesinde deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmayla araştırıldı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anatomi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Arif Keskin, AA muhabirine, Giresun kalite fındığının vitamin ve asitler açısından zengin bir içeriğe sahip olmasının yanı sıra insan sağlığı açısından da önemli yararları bulunduğunu söyledi.</p><p>Keskin, üniversite bünyesinde Giresun fındığının kısırlık üzerindeki etkisine dair araştırmaya 2024'te "Giresun Yağlı Fındığının Sıçan Testis Dokularında Formaldehit Hasarına Karşı Etkisi Projesi" ile başladıklarını belirtti.</p><p>Çalışmada, "formaldehit" denilen ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen olarak tanımlanan bir kimyasalı kullandıklarını dile getiren Keskin, bu kimyasalın tekstil sanayisinin yanı sıra bazı ürünlerin üretiminde yer aldığını söyledi.</p><p>Keskin, insanların bu kimyasala düşük dozda maruz kalabildiklerine işaret ederek, "Biz sağlık camiası açısından laboratuvarlarımızdan, kadavralarımızın saklanmasından dokuların analizlerine kadar birçok aşamada sağlık çalışanlarının, bilim insanların maruz kalığı bir kimyasaldır." dedi.</p><p><strong>"Kısırlığa çözüm olabileceğini belirledik"</strong></p><p>Dünyada her 100 çiftten 15'inin kısırlık sorunu yaşayabildiğine değinen Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Bunun yüzde 50'si erkek kaynaklıdır. Formaldehitin hem solunum, sindirim, sinir sistemi hem de ürogenital sistem üzerine olumsuz etkileri bilinmektedir. Bu araştırmamızda deney hayvanı olarak sıçanları kullandık. Hayvanları formaldehite maruz bıraktık ve takip etmeye başladık. Hepsinde yüksek düzeyde testis dokusunda hasar meydana geldiğini gözlemledik. Bu hasar sonucunda hayvanlarda testosteron miktarları düştü ve sperm kaliteleri bozuldu."</p><p>Keskin, daha sonra araştırmada Giresun yağlı fındığını toz haline getirdiklerini ve deney hayvanlarının midelerine sonda yardımıyla ulaştırdıklarını belirterek, "Giresun fındığı kullanarak gerçekleştirdiğimiz tedavi sürecinde formaldehit nedeniyle testosteron miktarları düşen ve sperm kaliteleri bozulan sıçanlarda iyileşme gözlemledik. Bu sayede Giresun fındığının formaldehit kaynaklı kısırlığa çözüm olabileceğini belirledik." diye konuştu.</p><p>Araştırma sonuçlarıyla ilgili makalenin uluslararası bir tıp dergisinde yayımlandığını dile getiren Keskin, şunları kaydetti:</p><p>"Üniversitemizin Bilimsel Araştırma Projeleri birimi, projemizi değerli gördü, destekledi. 2024 yılında araştırmamız start aldı ve 6 ay sonra da verilerimiz gelmeye başladı. Analizler bittikten sonra da çalışmamız uluslararası bir tıp dergisinde yayınlandı. Elde ettiğimiz sonuçlar, günlük bir avuç fındığın erkek kaynaklı kısırlık üzerinde olumlu sonuçlarının olduğunu ortaya koydu."</p><p>Arif Keskin, 4 bilim insanının yer aldığı araştırmayı, insan sağlığına katkısı ve Giresun yağlı fındığının dünyaya tanıtımı açısından kıymetli gördüklerini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/giresun-yagli-findiginin-formaldehit-kaynakli-kisirlik-tedavisindeki-etkisi-arastirildi-4831118</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/3970a686-giresun-yagli-findiginin-formaldehit-kaynakli-kisirlik-tedavisindeki-etkisi-arastirildi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 21:06:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DSÖ’den kritik ebola uyarısı: Virüsü kontrol edemiyoruz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-edemiyoruz-4831060</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-edemiyoruz-4831060" rel="standout" />
      <description>Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Sağlık Acil Durum Uyarıları ve Müdahale Operasyonları Direktörü Abdirahman Mahamud, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) görülen Ebola salgınında kontrol eğrisinin çok gerisinde olduklarını bildirerek, test ve temas takibi çalışmalarının artmasına rağmen birçok zorluğunun sürdüğünü kaydetti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Sağlık Acil Durum Uyarıları ve Müdahale Operasyonları Direktörü Abdirahman Mahamud, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısına çevrim içi katılarak Ebola salgının görüldüğü KDC ve Uganda'daki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>KDC'de Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgınının üç haftadan uzun süredir devam ettiğini hatırlatan Mahamud, 15 gündür bulunduğu KDC'nin Bunia bölgesinde büyük müdahale çabalarına tanık olduğunu belirtti. </p><p>Mahamud, <strong>"KDC'de 8 Haziran itibarıyla 550 doğrulanmış vaka, 101 ölüm ve toplam 19 iyileşme bildirildi. Salgın, doğrulanmış vakaların yüzde 94'ünü (487) oluşturan Ituri eyaletinde yoğunlaşmış durumda. Doğrulanan vakalardaki bu artış, test ve temas takibi faaliyetlerinin artırılmasından kaynaklanıyor ve bu, iyi bir haber. Ancak salgının kontrol eğrisinin gerisindeyiz ve birçok zorluk devam ediyor. Yaklaşık 100 şüpheli vakayı doğrulamak veya reddetmek için de devam eden soruşturmalarımız var."</strong> ifadeleri kullanıldı.</p><p>Uganda'da ise 19 doğrulanmış vakanın, 2 ölümün ve bir muhtemel ölümün kayda geçtiğini belirten Mahamud, Uganda'da topluluk içi bulaşmaya dair bir kanıt olmadığını söyledi.</p><p>Mahamud, DSÖ'nün KDC'de yerel yetkilileri ve sağlık ortaklarını desteklemeye devam ettiğini dile getirdi.</p><h2> Ebola salgını</h2><p>KDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.</p><p><strong>DSÖ, 17 Mayıs'ta yeniden ortaya çıkan Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.</strong></p><p><em>Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın, nadir bir Ebola varyantı olan "Bundibugyo" virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.</em></p><p><strong>Söz konusu salgında vaka sayısının 1000'i aştığı bildiriliyor.</strong></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4830697" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/8/afb02a05-ebola-krizi-buyuyor-kongodan-sonra-ugandada-vaka-sayisi-artiyor.webp" data-title="Ebola krizi büyüyor: Kongo'dan sonra Uganda'da vaka sayısı artıyor" data-url="/dunya/ebola-krizi-buyuyor-kongodan-sonra-ugandada-vaka-sayisi-artiyor-4830697" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Ebola krizi büyüyor: Kongo'dan sonra Uganda'da vaka sayısı artıyor</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4829123" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/2/223ee97d-kongo-demokratik-cumhuriyetindeki-ebola-salgini.webp" data-title="Ölümcül virüs yayılıyor: Sağlık ekipleri seferber oldu, ölü sayısı 246'ya ulaştı" data-url="/foto-galeri/dunya/kongo-demokratik-cumhuriyetindeki-ebola-salgini-4829123" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Ölümcül virüs yayılıyor: Sağlık ekipleri seferber oldu, ölü sayısı 246'ya ulaştı</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4828930" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/2/465f71ac-kktcden-ebola-virusune-karsi-yeni-tedbirler.webp" data-title="KKTC'den Ebola virüsüne karşı  yeni tedbirler" data-url="/dunya/kktcden-ebola-virusune-karsi-yeni-tedbirler-4828930" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">KKTC'den Ebola virüsüne karşı  yeni tedbirler</span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-edemiyoruz-4831060</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/c45144b2-dsoden-kritik-ebola-uyarisi-virusu-kontrol-etmede-geride-kaliyoruz.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 18:38:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından LGS uyarısı: Sınavdan önce bu yiyeceklerden uzak durun</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-lgs-uyarisi-sinavdan-once-bu-yiyeceklerden-uzak-durun-4830827</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-lgs-uyarisi-sinavdan-once-bu-yiyeceklerden-uzak-durun-4830827" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevra Koç, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava girecek öğrencilere, sınav sabahı yapılacak dengeli bir kahvaltının dikkat ve odaklanmayı destekleyebileceği, bu nedenle kahvaltının ihmal edilmemesi tavsiyesinde bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Koç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, LGS gibi yüksek bilişsel performans gerektiren sınavlar öncesinde beslenmenin dikkat, çalışma belleği ve işlem hızı üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi.</p><p>Düzenli öğün tüketimi ve özellikle kahvaltının çocuk ve ergenlerde akademik performansı olumlu etkilediğini belirten Koç, beynin temel enerji kaynağının glikoz olduğunu, uzun süreli açlığın ise dikkat dağınıklığı ve zihinsel yorgunluğa neden olabileceğini ifade etti.</p><p>Sınav döneminde kan şekeri dengesini koruyan sağlıklı ve dengeli beslenmenin odaklanmayı artırdığını vurgulayan Koç, bu durumun bilişsel işlevlerin sürdürülmesine katkı sağladığını kaydetti.</p><p>Koç, sınav döneminde öğün düzeninin korunmasının önem taşıdığını vurgulayarak, "Son günlerde amaç, diyet değişikliği değil beslenme stabilizasyonu olmalıdır. Yeni besin denemeleri yapılmamalı, mide, bağırsak toleransı bilinen besinler tüketilmelidir." dedi.</p><p>Akdeniz tipi beslenme modelinin tam tahıllı besinler, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağlar içermesi dolayısıyla bilişsel işlevleri desteklediğini aktaran Koç, sınav öncesinde dengeli ve düzenli beslenmenin önem taşıdığını dile getirdi.</p><p><strong>"Kahvaltı atlandığında kan şekerinde dalgalanmalar oluşabilir"</strong></p><p>Kahvaltının sınav performansı açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkati çeken Koç, şunları kaydetti:</p><p>"Kahvaltı yapılmadığında kan şekerinin düşme eğilimi, dikkat dağınıklığı ve mental yorgunluk görülebilir. Çalışmalar, kahvaltı yapan öğrencilerin özellikle dikkat testlerinde daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymaktadır. Kahvaltı atlandığında kan şekerinde dalgalanmalar oluşabilir. Bu durum sınav sırasında dikkat kaybı, motivasyon düşüklüğü ve zihinsel yorgunlukla ilişkilidir. Uzun süreli açlık ayrıca stres hormonlarını artırarak kaygıyı da şiddetlendirebilir."</p><p>Koç, sınav sabahı yapılacak kahvaltıda yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, süt veya yoğurt ile ceviz, fındık ve badem gibi kuruyemişlere yer verilmesini önerdi.</p><p>Yumurta, peynir, süt ürünleri ve kuruyemişlerin bilişsel performansı destekleyen besinler arasında yer aldığını ifade eden Koç, bu besinlerin dengeli şekilde tüketilmesinin hem tokluk süresini uzattığını hem de sınav sırasında dikkat ve odaklanmanın sürdürülmesine yardımcı olduğunu kaydetti.</p><p>Koç, sınav kaygısının bazı öğrencilerde iştahsızlığa neden olabileceğini belirterek, "Akut stres iştahı baskılayabilir. İştahsızlık durumunda yoğun bir kahvaltı yerine küçük hacimli, sıvı veya yarı sıvı besinler tercih edilmelidir. Muz ve süt. Kefir. Yoğurt ve meyve. Süt, yoğurt, kefir, meyve ve tam tahılların olduğu içecekler de hazırlanabilir." dedi.</p><p>Şekerli gıdalar ve enerji içeceklerine karşı da uyarılarda bulunan Koç, bu ürünlerin sınav performansını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p><p>Basit şeker içeren gıdaların kan şekerinde ani yükseliş ve düşüşlere yol açarak dikkat dağınıklığına neden olabileceğini ifade eden Koç, enerji içeceklerinin ise yüksek kafein ve şeker içerikleri nedeniyle kaygıyı artırabileceğini kaydetti.</p><p><strong> "Fazla yağlı ve baharatlı yiyecekler uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir"</strong></p><p>Sınavdan bir gün önceki akşam yemeğinin hafif ve dengeli olması gerektiğinin altını çizen Koç, fazla yağlı ve baharatlı yiyeceklerin uyku kalitesini olumsuz etkileyebileceğini, öğrencilerin sindirimi zorlayabilecek besinlerden uzak durmalarının faydalı olacağını ifade etti.</p><p>Koç, su tüketiminin de sınav performansı açısından önemli olduğuna dikkati çekerek, hafif düzeydeki sıvı kaybının bile dikkat ve kısa süreli belleği olumsuz etkileyebileceğini, bu nedenle sınav günü su tüketiminin gün içine yayılması gerektiğini söyledi.</p><p>Ailelerin sınav döneminde yemeği başarıyla ilişkilendirmemesi, öğrenciler üzerinde fazla baskı kurmaması gerektiğini belirten Koç, son günlerde yeni besinlerin denenmemesi ve enerji içecekleri gibi yanlış alternatiflere yönlendirilmemesi gerektiğini de kaydetti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-lgs-uyarisi-sinavdan-once-bu-yiyeceklerden-uzak-durun-4830827</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/9/de0b6b10-uzmanindan-lgs-uyarisi-sinavdan-once-bu-yiyeceklerden-uzak-durun.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 21:26:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Minik nefeslere büyük destek: İmpuls Osilometri ÇOMÜ’de</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude-4830681</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude-4830681" rel="standout" />
      <description>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Polikliniği, tanı ve takip olanaklarını güçlendiren önemli bir yatırımı daha hizmete sundu. Polikliniğe kazandırılan İmpuls Osilometri (IOS) cihazı sayesinde çocuklarda solunum fonksiyonlarının değerlendirilmesi daha kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde gerçekleştirilebilecek.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İmpuls Osilometri, özellikle küçük yaş grubu çocuklarda ve klasik solunum fonksiyon testlerine uyum sağlamakta güçlük çeken hastalarda hava yolu fonksiyonlarının değerlendirilmesine olanak tanıyan modern bir tanı yöntemidir. Test sırasında yalnızca normal solunum yapılması yeterli olduğundan, çocuk hastalar için konforlu ve kolay uygulanabilir bir seçenek sunmaktadır.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/8/0c76e9c2-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/8/0c76e9c2-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp"></p><p>ÇOMÜ Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Yılmaz, cihazın özellikle astım ve diğer kronik solunum yolu hastalıklarının tanı ve izleminde önemli katkılar sağlayacağını belirterek, “İmpuls Osilometri cihazı sayesinde özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklarımızın akciğer fonksiyonlarını daha ayrıntılı değerlendirebileceğiz. Bu teknoloji, tanısal süreçleri desteklemesinin yanı sıra tedavi yanıtının izlenmesinde de bize önemli veriler sunacak” dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/6/8/12173851-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/6/8/12173851-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp"></p><p>Prof. Dr. Yılmaz, çocuk alerji ve immünoloji alanında güncel teknolojileri takip ederek hastalara en iyi sağlık hizmetini sunmayı hedeflediklerini vurgulayarak, yeni cihazın Çanakkale ve çevre illerden başvuran çocuk hastalar için önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.</p><p>ÇOMÜ Hastanesi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmaya yönelik yatırımlarını sürdürürken, ileri teknolojiye sahip tanı ve tedavi olanaklarını bölge halkının hizmetine sunmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude-4830681</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/8/ed15bb07-minik-nefeslere-buyuk-destek-impuls-osilometri-comude.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:21:30 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LGS sınavına girecek öğrencilere 'ekran kullanımını azaltın' uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/lgs-sinavina-girecek-ogrencilere-ekran-kullanimini-azaltin-uyarisi-4830539</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/lgs-sinavina-girecek-ogrencilere-ekran-kullanimini-azaltin-uyarisi-4830539" rel="standout" />
      <description>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sadettin Burak Açıkel​​​​​​​, 13 Haziran'da düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav öncesinde öğrencilere ekran kullanımını mümkün olduğunca sınırlandırmaları tavsiyesinde bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıkel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sınava sayılı günler kala bazı öğrencilerde kaygı düzeyinin arttığını gözlemlediklerini belirtti.</p><p>Sınav kaygısının bazı öğrencilerde huzursuzluk, keyifsizlik ve başarısızlık korkusu ile zaman zaman ağlama atakları, uyku ve iştah düzensizliğine yol açabildiğini dile getiren Açıkel, öğrencilerin uzun süredir hazırlandıkları önemli bir sınava girecek olmaları nedeniyle belirli düzeyde kaygı yaşamalarının doğal olduğunu ifade etti.</p><p>Bazı öğrencilerde kaygının yoğun fiziksel belirtilere yol açabildiğine işaret eden Açıkel, kaygıya, şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, yoğun çarpıntı, aşırı terleme gibi çocuğun günlük işlevselliğini bozan fiziksel belirtiler de eşlik ediyorsa ailelerin çocuk-ergen psikiyatri uzmanına başvurmaları gerektiğini söyledi.</p><p><strong>Açıkel, kaygının kalıcı bir duygu olmadığını belirterek, şunları kaydetti:</strong></p><p>"Yoğun kaygı hissedildiğinde bir süre beklemek, diyafram nefesi dediğimiz akciğerleri doldurarak nefes almak ve önceki sınav deneyimlerini hatırlamak, kaygının yönetilmesine yardımcı olabilir. Çünkü çok sayıda denemeye girdiler. Öğrenci, LGS hazırlık sürecini verimli geçirdiyse ve temel oluşturduysa, kaygıyı yönetmesi daha kolay olur. Şunu unutmasınlar, eğer verimli bir çalışma dönemi geçirdilerse sınav da iyi geçecektir. "</p><p>Ailelerin sınav sürecindeki tutumlarının önemine işaret eden Açıkel, sınava az süre kala öğrencilerin günlük rutinlerinden uzaklaşmamaları gerektiğini söyledi.</p><p>Ailelerin sınavla ilgili "Ne olacak bu sınav, boş ver, hiç önemli değil" gibi değersizleştirici söylemlerden kaçınması gerektiğinin altını çizen Açıkel, sınavın hayatın vazgeçilmez ve aşılması imkansız bir basamağı gibi sunulmasının da doğru olmadığını vurguladı.</p><p><strong> "Sınav merkezini önceden görmek kaygıyı azaltabilir"</strong></p><p>Başarı baskısının öğrencilerde performans kaygısını artırabileceğine dikkati çeken Açıkel, "Aileler çocuklarla konuşurken, 'Evet, sınav önemli bir sınav. Sen de çok emek harcadın, çalıştın. Bunun karşılığını alacağımızı düşünüyoruz ama hayatta her zaman alternatifler vardır. Biz mevcut durumu en iyi şekilde değerlendirip sınavı tamamlayacağız' bakış açısıyla bakmaları lazım. " dedi.</p><p>Açıkel, kaygı yaşayan çocuk ve gençlerin genellikle ebeveynlerinden destek aradığını, anne ve babalarıyla sohbet edip vakit geçirmenin rahatlamalarına yardımcı olabileceğini belirterek, sınav sürecinde ailelerin tutumunun önemli olduğunu ifade etti.</p><p>Sınav öncesinde öğrencilere "ekran kullanımını mümkün olduğunca sınırlandırmaları" çağrısında bulunan Açıkel, şunları kaydetti:</p><p>"Ekran kullanımını özellikle uyku saatlerine yakın dönemde önermiyoruz, tüm bilimsel kaynaklar bunu söylüyor. Ekran süresini tamamen sıfıra indirmek tercih edilebilir ancak bunu gençle işbirliği içinde yapmak lazım. Eğer genç telefon kullanmak istiyorsa ebeveyn kontrolünde, içerik ve süreye dikkat edilerek ve uykuyu engellemeyecek şekilde kullanabilir. Sınavdan önce telefonun daha az kullanılmasını, mümkünse hiç kullanılmamasını öneririm. Çünkü ekran her zaman duygusal olarak rahatlamaya yardımcı olan bir araç değil. Birlikte vakit geçirmek, yürüyüş yapmak ve sohbet etmek bu kaygı döneminde daha rahatlatıcı olabilir."</p><p>Açıkel, öğrencilerin sınava girmeden birkaç gün önce sınava girecekleri yeri görmelerinin de kaygıyı azaltmak için faydalı olabileceğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/lgs-sinavina-girecek-ogrencilere-ekran-kullanimini-azaltin-uyarisi-4830539</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/8/deec7c50-lgs-sinavina-girecek-ogrencilere-ekran-kullanimini-azaltin-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 21:19:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya MS Günü’nde hareketin gücüne dikkat çekildi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dunya-ms-gununde-hareketin-gucune-dikkat-cekildi-4830115</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dunya-ms-gununde-hareketin-gucune-dikkat-cekildi-4830115" rel="standout" />
      <description>Dünya MS Günü kapsamında Türkiye MS Derneği ve Merck iş birliğiyle İstanbul’daki bir spor salonunun ev sahipliğinde farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, Multipl Skleroz (MS) ile yaşayan bireyler için hareketin ve fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine katkısı uzman hekimlerin katılımıyla değerlendirildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Merkezi sinir sistemini etkileyen kronik bir hastalık olan Multipl Skleroz’un dünya genelinde yaklaşık 3,5 milyon, Türkiye’de ise 70 binin üzerinde bireyi etkilediği belirtildi. Genellikle 20-40 yaş arası genç yetişkinlerde görülen ve hastaların günlük yaşamlarını fiziksel, duygusal ve sosyal açıdan etkileyen hastalığa dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, fiziksel aktivitenin MS hastalarının yaşam kalitesi üzerindeki etkileri ele alındı. Toplantıda, hareketin yalnızca fiziksel değil psikolojik açıdan da destekleyici rolü olduğu vurgulandı.</p><p>Etkinliğin moderatörlüğünü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Prof. Dr. Yeşim Beckmann üstlendi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sedat Şen, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Haluk Gümüş ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Cihat Uzunköprü de konuşmacı olarak programa katıldı.</p><p>Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda; MS belirtileri, tanı süreci, günlük yaşam yönetimi ve güncel tedavi yaklaşımlarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Soru-cevap bölümünün ardından katılımcılar, düzenlenen spinning etkinliğiyle hareketin gücünü deneyimleme fırsatı buldu.</p><p>Dünya MS Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte verilen ortak mesaj ise MS ile yaşayan bireylerin sosyal yaşamdan kopmadan aktif ve hareketli bir yaşam sürmelerinin önemine dikkat çekmek ve hastalığa yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirmek oldu.</p><p><strong>PROF. DR. GÜMÜŞ: EGZERSİZ SEMPTOMLARIN İYİLEŞMESİNE KATKI SAĞLIYOR</strong></p><p>Etkinlikte konuşan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Haluk Gümüş, “Bugün aslında bir hastalığın farkındalığı için buradayız. MS hastalığı, özellikle genç kadınlarda sık görülen bir hastalık. Bu hastalığa yönelik farkındalığı artırmak için biz hekimler de elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bunun bir parçası olarak bugün, MS hastalarında hareketin ve egzersizin ne kadar önemli olduğunu göstermek amacıyla bir etkinlikte buluştuk. Umarım herkes için faydalı olur. MS hastalığı fiziksel tutulum yapabilen bir hastalık. Aynı zamanda yorgunluk, depresyon ve unutkanlık gibi semptomlar da ortaya çıkabiliyor. Bu semptomların tedavisinde egzersiz, yürüyüş, hareket ve düzenli yaşamın etkileri oldukça önemli. O nedenle hareketli bir yaşam, hatta mümkünse günlük 45 dakikalık egzersiz, bu hastalarda birçok semptomun iyileşmesine katkı sağlayabiliyor” dedi.</p><p><strong>‘YÜZME, PLATES VE YOGA ÖNERİYORUZ’</strong></p><p>Hastaların bilinçsiz şekilde değil, mutlaka hekim desteği ve önerisiyle egzersiz yapması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Gümüş, “MS hastalığında egzersizi kesinlikle öneriyoruz ancak bunun için bazı şartlar gerekiyor. Hastaların bilinçsiz şekilde değil, mutlaka hekim desteği ve önerisiyle egzersiz yapması gerekiyor. Buradan hastalara vereceğim en önemli önerilerden biri de sıcak ortamda yapılan ağır egzersizlerden kaçınmalarıdır. Çünkü bu tür egzersizler MS’i kötüleştirebilir ve semptomları ağırlaştırabilir. Bu nedenle hastalarımızın çok fazla efor gerektiren, aşırı terlemeye neden olan sporlardan uzak durması gerekir. En çok önerdiğimiz sporlar ise yüzme, pilates ve yoga. Bunlar MS hastalarında oldukça etkili egzersizlerdir” ifadelerini kullandı.</p><p><strong>PROF. DR. ŞEN: FİZİKSEL AKTİVİTE, MS HASTALARI İÇİN SON DERECE ÖNEMLİ</strong></p><p>Fiziksel aktivitenin MS hastaları için son derece önemli olduğunu söyleyen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sedat Şen ise “Bugün burada aslında çok değerli bir amaç için bulunuyoruz; farkındalık yaratmak için bir aradayız. Hem MS hastalarına, hem onların yakınlarına hem de MS’i olmayan bireylere hitap etmek istiyoruz. Fiziksel aktivitenin, egzersiz yapmanın ve pedal çevirmenin MS hastaları için ne kadar önemli olduğunu vurgulamayı amaçlıyoruz. Bu etkinlik, hastalarımızın yanında olduğumuzu göstermek ve onlara ilham verebilmek açısından bizim için çok değerli. Çünkü fiziksel aktivite, MS hastaları için son derece önemli. Hastaların kullandıkları tedaviler kadar beslenme şekilleri, kötü alışkanlıklardan uzak durmaları ve fiziksel aktivite yapmaları da büyük önem taşıyor. Hiçbir şey yapamasalar bile yürüyüş yapmaları, bisiklet sürmeleri, yoga ve pilates gibi egzersizlerle ilgilenmeleri yaşam kalitelerini önemli ölçüde artırıyor. Bu konuda son derece değerli sonuçlar elde ediliyor. Biz de bugün buna dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için buradayız” diye konuştu.</p><p><strong>PROF. DR. BECKMANN: BİRLİKTE HAREKET EDELİM, BİRLİKTE YOL ALALIM</strong></p><p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Prof. Dr. Yeşim Beckmann da, “Bugün burada, Türkiye MS Derneği çatısı altında düzenlenen Dünya MS Günü farkındalık etkinliği için bir araya geldik. Dünya MS Günü, ilk kez 2009 yılında Uluslararası MS Federasyonu tarafından başlatıldı. Bu farkındalık gününün amacı; toplumda MS ile ilgili farkındalığı artırmak, bu konudaki bilinci yükseltmek ve multipl skleroz hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekmektir. Aynı zamanda erken tanının önemini vurgulamak, tedavi süreçleri ve bu alanda yapılan araştırmalara destek olmak, MS’li bireylerin sosyal yaşamda dayanışmasını güçlendirmek de Dünya MS Günü’nün temel amaçları arasında yer alıyor. Bu yılın sloganı ise ‘Birlikte hareket edelim, birlikte yol alalım” dedi.</p><p><strong>DOÇ. DR. UZUNKÖPRÜ: DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE, HASTALIĞIN SEYRİNİ OLUMLU YÖNDE ETKİLİYOR</strong></p><p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Cihat Uzunköprü de “Düzenli fiziksel aktivite, hastalığın seyrini olumlu yönde etkiliyor. Öncelikle kişi fiziksel olarak kendini daha güçlü hissetmeye başlıyor. Bunun yanı sıra düzenli yapılan egzersiz ve fizik tedavi, bağışıklık sistemi üzerinde en az ilaçlar kadar olumlu etki sağlayabiliyor. Bu nedenle dengeli beslenme, yeterli sıvı tüketimi ve düzenli spor bizim açımızdan son derece önemli. Hastalarımıza her kontrolde, ilaçlarını düzenli kullanmaları gerektiğini söylediğimiz gibi düzenli egzersiz yapmalarını da mutlaka öneriyoruz. Hiçbir şey yapamasalar bile en azından yarım saat tempolu yürüyüş yapmalarını istiyoruz. Bunun çok olumlu etkileri var ve mutlaka yapılması gerekiyor. Buradaki temel noktalardan biri de şu; MS’li bireyler dışarıdan tamamen sağlıklı görünebilir ancak gün içerisinde gerçekten çeşitli zorluklar yaşayabiliyorlar. Bu nedenle toplumun da bu hastalık konusunda farkındalık sahibi olması ve buna göre yaklaşım göstermesi bizim için çok önemli. Bize destek verdiğiniz ve sesimizi duyurmamıza yardımcı olduğunuz için teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dunya-ms-gununde-hareketin-gucune-dikkat-cekildi-4830115</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/6/b14cd366-dunya-ms-gununde-hareketin-gucune-dikkat-cekildi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:14:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklar dijital yetim kalıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-dijital-yetim-kaliyor-4829897</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-dijital-yetim-kaliyor-4829897" rel="standout" />
      <description>TBMM’de çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı risklerin ele alındığı Araştırma Komisyonu’nda, Türkiye’nin internet kullanımında “yüksek kullanım-yüksek risk” kategorisine yükseldiği belirtildi. Uzmanlar, birçok ebeveynin çocuklarını fiziksel tehlikelerden uzak tutmak amacıyla tablet, telefon ve bilgisayarlarla odalarında uzun süre yalnız bıraktığını, bu durumun literatürde "dijital yetimlik" olarak tanımlandığını vurguladı.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehditler, Meclis Araştırma Komisyonu’nda masaya yatırıldı. Uzmanların paylaştığı verilere göre, Türkiye, internet kullanımında "yüksek kullanım yüksek risk" kategorisine yükselirken, her 5 çocuktan 1'i siber zorbalığa maruz kalıyor. Ailelerin cihazlarla baş başa bıraktığı çocuklar ise literatürde "dijital yetim" olarak tanımlanıyor. </p><h2>TELEFON KULLANIM SÜRELERİ ARTTI </h2><p>Komisyonda paylaşılan verilere göre, çocuklarda akıllı telefon sahipliği oranı yaşla birlikte hızla yükseliyor. Türkiye'de 10 yaşındaki çocuklarda yüzde 29,1 olan akıllı telefon sahipliği, 15 yaşında yüzde 91,5'e ulaşıyor. Gençlerin haftalık dijital cihaz kullanım oranı ise yüzde 60 seviyelerine çıkarken, bu süre sağlık kuruluşlarının önerdiği günlük kullanım sınırlarının oldukça üzerinde seyrediyor. </p><h2>SORUNLARI ANLATMIYORLAR </h2><p>Verilere göre Türkiye'de her 5 çocuktan 1'i siber zorbalığa maruz kalıyor. Komisyonda dikkat çekilen bir diğer konu ise ailelerin dijital dünyadaki rolü oldu. Uzmanlar, birçok ebeveynin çocuklarını fiziksel tehlikelerden uzak tutmak amacıyla tablet, telefon ve bilgisayarlarla odalarında uzun süre yalnız bıraktığını belirtti. Bu durumun literatürde "dijital yetimlik" olarak tanımlandığı ifade edildi. Çevrimiçi ortamda zorbalık ya da tacize uğrayan çocukların ise cihazlarının ellerinden alınacağı endişesiyle yaşadıkları sorunları aileleri veya öğretmenleriyle paylaşmaktan kaçındığı vurgulandı. </p><h2>RADİKAL AKIM TEHLİKESİ </h2><p>Komisyonda yapılan sunumlarda, özellikle denetimin sınırlı olduğu bazı çevrimiçi platformlarda yayılan radikal akımların gençler üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Kadın düşmanlığı ve aşırı karamsarlık içeren "incel" ve "blackpill" (kara hap) topluluklarının Türkiye'deki gençler arasında da karşılık bulmaya başladığı belirtildi. Uzmanlar ayrıca, masum görünen içeriklerin de çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini belirtti. Kutu açma videoları ve yoğun tüketim odaklı içeriklerin erken yaşta tüketim baskısını artırdığı, güzellik ve makyaj içeriklerinin ise beden algısı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabildiği kaydedildi. </p><h2>GÜVENLİK İÇİN YENİ MEKANİZMALAR </h2><p>Komisyonda, dijital risklerle mücadele amacıyla çeşitli çözüm önerileri de gündeme geldi. Öneriler arasında, dijital platformları denetleyecek bağımsız bir üst kurul oluşturulması, Türkiye'nin kültürel yapısına uygun yerli bir oyun derecelendirme sisteminin kurulması ve dijital platformların çocuk güvenliği esas alınarak tasarlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi yer aldı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4829869" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/6/5/6dcf390f-yapay-zeka-yanlis-teshis-koyarsa-suclu-kim.webp" data-title="Yapay zeka yanlış teşhis koyarsa suçlu kim?" data-url="/gundem/yapay-zeka-yanlis-teshis-koyarsa-suclu-kim-4829869" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yapay zeka yanlış teşhis koyarsa suçlu kim?</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-dijital-yetim-kaliyor-4829897</link>
      <subcategory>Gündem</subcategory>
      <editor>Merve Safa Akıntürk</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/5/c3e73844-cocuklar-dijital-yetim-kaliyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sabah baş ağrısıyla uyanıyorsanız sebebi bu olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sabah-bas-agrisiyla-uyaniyorsaniz-sebebi-bu-olabilir-4829540</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sabah-bas-agrisiyla-uyaniyorsaniz-sebebi-bu-olabilir-4829540" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cenk Durmuşlar, çoğu zaman uyku sırasında fark edilmeden gerçekleştirilen diş sıkmanın, dişlerde aşınma ve çene eklemlerinde ağrıya yol açabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Durmuşlar, diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığının çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini belirterek, sabahları yaşanan baş ağrısının nedeninin diş sıkma eylemi yüzünden olabileceğini aktardı.</p><p>Durmuşlar, toplumda yaygın görülen ancak çoğu zaman geç fark edilen diş sıkma probleminin yalnızca ağız ve diş sağlığını değil, çene eklemlerini, yüz kaslarını ve yaşam kalitesini de olumsuz etkileyebildiğini kaydetti.</p><p>Diş sıkma ve gıcırdatmanın tıbbi olarak "bruksizm" olarak adlandırıldığını ifade eden Durmuşlar, bu durumun genellikle kişinin farkında olmadan, özellikle uyku sırasında meydana geldiğini belirtti.</p><p>Birçok kişinin dişlerini sıktığını ancak sabah ortaya çıkan belirtiler sayesinde fark edebildiğini aktaran Durmuşlar, "Sabah baş ağrısıyla uyanıyorsanız nedeni diş sıkma olabilir. Bunun yanında çene yorgunluğu, yüz kaslarında ağrı, dişlerde hassasiyet ve kulak çevresinde rahatsızlık hissi de önemli belirtiler arasında yer alıyor." bilgisini verdi.</p><p>Bruksizmin zamanla dişlerde aşınma, çatlak ve kırıklara neden olabileceğini vurgulayan Durmuşlar, sürekli uygulanan baskının çene eklemleri üzerinde de ciddi yük oluşturduğunu kaydetti.</p><p>Durmuşlar, "Tedavi edilmeyen diş sıkma alışkanlığı, çene ekleminde ağrıya, ağız açmada zorluklara ve çiğneme fonksiyonlarında bozulmalara yol açabiliyor. Bazı hastalarda kronikleşen baş ağrılarının altında da bu problem yatabiliyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Diş sıkmanın ortaya çıkmasında birçok faktörün etkili olabildiğini belirten Durmuşlar, özellikle yoğun stres ve kaygının önemli tetikleyiciler arasında bulunduğunu vurguladı.</p><p>Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, uyku düzensizlikleri ve psikolojik baskının diş sıkma vakalarının artmasına neden olabildiğini ifade eden Durmuşlar, bu nedenle yalnızca dişlerin değil, yaşam alışkanlıklarının da değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.</p><p>Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Durmuşlar, erken dönemde alınacak önlemlerin kalıcı hasarların önüne geçebileceğini kaydetti.</p><p>Gece plaklarının dişler üzerindeki baskıyı azaltarak aşınmaları önlemeye yardımcı olduğunu ifade eden Durmuşlar, gerekli durumlarda stres yönetimi ve farklı uzmanlık alanlarının desteğinin de tedavi sürecine dahil edilebildiğini vurguladı.</p><p>Son yıllarda diş sıkma şikayeti bulunan bazı hastalarda "masseter botoksu" uygulamasının da tedavi seçenekleri arasında değerlendirilebildiğini belirten Durmuşlar, bu yöntemin çiğneme kaslarının aşırı kuvvetle çalışmasını azaltmaya yardımcı olabildiğini aktardı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sabah-bas-agrisiyla-uyaniyorsaniz-sebebi-bu-olabilir-4829540</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/4/520405f0-sabah-bas-agrisiyla-uyaniyorsaniz-sebebi-bu-olabilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 21:37:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşe ve okula dönüşte ilk günleri kolaylaştıracak 5 kritik öneri</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/ise-ve-okula-donuste-ilk-gunleri-kolaylastiracak-5-kritik-oneri-4828596</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/ise-ve-okula-donuste-ilk-gunleri-kolaylastiracak-5-kritik-oneri-4828596" rel="standout" />
      <description>Uzman Psikolog Hilal Savaş, uzun tatiller sonrası yaşanan isteksizlik, odaklanma güçlüğü ve motivasyon kaybının birçok kişide görülebildiğini belirterek, “Uyum sürecini zorlaştıran en önemli etkenlerden biri, bir günde eski tempoya dönmeye çalışmaktır” dedi. Savaş, uyku hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, uyumadan en az 20 dakika önce ekranların bırakılmasını, sakinleştirici rutinler oluşturulmasını ve uyku ortamının serin, karanlık ve sessiz hale getirilmesini önerdi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı nedeniyle verilen 9 günlük tatilin ardından milyonlarca kişi yeniden işine, öğrenciler ise okul ve eğitim düzenine dönüyor. Uzmanlar, uzun süreli tatiller sonrasında yaşanan adaptasyon sorunlarının hem yetişkinlerde hem de çocuklarda görülebileceğine dikkat çekiyor. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Uzman Psikolog Hilal Savaş, uzun tatillerin ardından günlük yaşama dönüş sürecinin bazı kişiler için beklenenden daha zor olabileceğini belirterek değerlendirmelerde bulundu.</p><p><strong>‘TATİL SONRASI İLK GÜNLERDE İSTEKSİZLİK NORMAL OLABİLİR’</strong></p><p>Uzman Psikolog Hilal Savaş, tatil süresince değişen yaşam alışkanlıklarının dönüş sürecini etkilediğini belirterek, “Uzun tatillerde uyku saatleri değişebiliyor, ekran kullanımı artabiliyor ve günlük sorumluluklar ikinci plana atılabiliyor. Bu nedenle işe veya okula dönüşün ilk günlerinde isteksizlik, dikkat dağınıklığı, yorgunluk hissi ve motivasyon düşüklüğü yaşanması oldukça yaygın bir durumdur” diye konuştu. Bu belirtilerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Savaş, birkaç gün içerisinde günlük rutmin yeniden oturmasıyla birlikte kişinin eski performansına dönebildiğini söyledi.</p><p><strong>‘BİR GÜNDE ESKİ TEMPONUZA DÖNMEYE ÇALIŞMAYIN’</strong></p><p>Tatil dönüşlerinde yapılan en büyük hatalardan birinin kısa sürede yüksek performans beklentisi olduğunu belirten Savaş, “Kişiler bazen tatilin ardından ilk günlerinde kendilerinden çok yüksek verim bekleyebiliyor. Ancak zihnin ve bedenin yeniden uyum sağlaması için zamana ihtiyaç vardır. Bir günde eski tempoya dönmeye çalışmak, stres ve yetersizlik hissini artırabilir” ifadelerini kullandı.</p><p>Savaş, özellikle yoğun iş temposuna sahip çalışanların ve sınav hazırlığında olan öğrencilerin kendilerine uyum süreci tanımalarının önem taşıdığını vurguladı.</p><p><strong>‘ÇOCUKLARDA OKULA DÖNÜŞ DAHA HASSAS YÖNETİLMELİ’</strong></p><p>Çocukların da uzun tatiller sonrasında benzer zorluklar yaşayabileceğini belirten Savaş, ailelerin bu dönemde daha anlayışlı bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi.</p><p>Savaş, “Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar, tatil boyunca daha esnek kurallara alışabiliyor. Okula dönüş öncesinde uyku ve beslenme düzeninin yeniden yapılandırılması, çocukların bu sürece daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Ailelerin baskıcı bir tutum yerine destekleyici ve teşvik edici bir yaklaşım benimsemesi önemlidir” dedi.</p><p><strong>‘UYKU DÜZENİ ADAPTASYONUN ANAHTARI’</strong></p><p>Savaş, uyku hijyeninin bu süreçte önemli rol oynadığını belirterek, “Uyumadan önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımını en az 20 dakika önce sonlandırmak, kitap okumak veya nefes egzersizleri gibi dingin aktivitelerle zihni uykuya hazırlamak faydalı olabilir. Ayrıca yatak odasının karanlık, sessiz ve serin olması kaliteli uyku için uygun bir ortam oluşturur. Düzenli uyku alışkanlıkları geliştirmek dönüş sürecini önemli ölçüde kolaylaştırır” diye konuştu.</p><p><strong>MOTİVASYON KAYBI UZUN SÜRÜYORSA DESTEK ALINMALI</strong></p><p>Tatil sonrası yaşanan isteksizlik ve motivasyon düşüklüğünün birkaç gün içinde düzelmesinin beklendiğini belirten Savaş, “Eğer kişinin isteksizlik hali haftalar boyunca devam ediyor, günlük işlevselliğini etkiliyor ve yaşam kalitesini düşürüyorsa profesyonel destek alınması faydalı olabilir. Bazen bu belirtiler yalnızca tatil dönüşüyle değil, altta yatan farklı psikolojik süreçlerle de ilişkili olabilir” dedi.</p><p>Uzman Psikolog Hilal Savaş, işe ve okula dönüş sürecinin daha sağlıklı geçirilmesi için kişilerin kendilerine zaman tanımaları, uyku düzenlerini yeniden oluşturmaları ve günlük rutinlerine kademeli şekilde dönmelerinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/ise-ve-okula-donuste-ilk-gunleri-kolaylastiracak-5-kritik-oneri-4828596</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/1/1b77e95e-ise-ve-okula-donuste-ilk-gunleri-kolaylastiracak-5-kritik-oneri.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 22:57:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sadece 9 günde ortaya çıktı: Şekeri azaltmanın etkisi şaşırttı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sadece-9-gunde-ortaya-cikti-sekeri-azaltmanin-etkisi-sasirtti-4828589</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sadece-9-gunde-ortaya-cikti-sekeri-azaltmanin-etkisi-sasirtti-4828589" rel="standout" />
      <description>Sağlıklı bir yaşam için şeker tüketiminin sınırlandırılması, sadece obezite ile mücadelede değil, metabolik sendromların tedavisinde de büyük önem taşıdığını belirten Medipol Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Türkay Güncü, “Şeker sadece kilo yapmıyor insülin direnci ve yağlı karaciğeri tetikliyor” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi İç Hastalıkları Bölümünden Uzm. Dr. Türkay Güncü, kalori alımı aynı kalsa dahi günlük şeker tüketiminin azaltılmasının metabolik sağlık üzerinde hızlı ve çok olumlu etkiler oluşturduğunu belirtti. Uzm. Dr. Güncü; kalori kısıtlamasından bağımsız olarak şeker kısıtlamasının özellikle insülin direnci ve yağlı karaciğer gibi hastalıklarda kritik bir iyileşme sağladığını belirtti.</p><p><strong>‘KİLO VERMEDEN İYİLEŞME SAĞLANABİLİYOR’</strong></p><p>Dr. Güncü, “Obez çocuklarda yapılan bir çalışmalarda, sadece 9 gün boyunca kalori kısıtlanmadan şekerin, özellikle fruktozun azaltılmasıyla trigliserid ve açlık insülin düzeylerinde düşüş gözlendi. Bu durum insülin direncinin azalmasına ve glikoz toleransının düzelmesine katkı sağladı” dedi.</p><p>Bu olumlu değişimlerin kilo kaybı olmadan gerçekleştiğine dikkat çeken Dr. Güncü, şekerin metabolik hastalıklar üzerindeki etkisinin kalori alımından bağımsız olabileceğini belirtti.</p><p><strong>‘YAĞLI KARACİĞER VE İNSÜLİN DİRENCİNİ ETKİLİYOR’</strong></p><p>Şekerin özellikle karaciğerde yağlanmayı artırdığını ifade eden Dr. Güncü, “Fruktoz, karaciğerde yağ sentezini artırarak yağlı karaciğer oluşumuna katkıda bulunur. Aynı zamanda insülin direnci üzerinde de doğrudan etkisi vardır” diye konuştu.</p><p>Klinik açıdan değerlendirildiğinde şeker kısıtlamasının önemli bir müdahale yöntemi olduğunu belirten Dr. Güncü, “Metabolik hastalıkların yönetiminde sadece kalori kısıtlaması değil, şeker tüketiminin azaltılması da etkili bir yaklaşım olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sadece-9-gunde-ortaya-cikti-sekeri-azaltmanin-etkisi-sasirtti-4828589</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/1/9d30b25a-sadece-9-gunde-ortaya-cikti-sekeri-azaltmanin-etkisi-sasirtti.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 22:38:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ozempic ve Wegovy kullananları yakından ilgilendiren araştırma sonucu yayımlandı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/ozempic-ve-wegovy-kullananlari-yakindan-ilgilendiren-arastirma-sonucu-yayimlandi-4828544</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/ozempic-ve-wegovy-kullananlari-yakindan-ilgilendiren-arastirma-sonucu-yayimlandi-4828544" rel="standout" />
      <description>Milyonlarca kişinin kilo kontrolü amacıyla kullandığı Ozempic ve Wegovy gibi GLP-1 ilaçlarının etkisinin zamanla neden zayıfladığına ilişkin yeni bulgular elde edildi. Nature Metabolism dergisinde yayımlanan araştırmada, semaglutidin beyindeki iştah kontrolüyle bağlantılı hücrelerde oluşturduğu etkinin her nöronda aynı şekilde gerçekleşmediği ve bu durumun tedavi sonuçlarını etkileyebileceği belirtildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Semaglutid üzerine yapılan yeni bir araştırma, Ozempic ve Wegovy gibi GLP-1 ilaçlarının etkisinin neden zamanla zayıflayabildiğine dair önemli bulgular ortaya koydu. Araştırmacılar, beyin hücrelerindeki belirli sinyal mekanizmalarının ilacın uzun vadeli etkisinde rol oynayabileceğini belirledi.</p><h2>Semaglutid araştırması GLP-1 ilaçlarının etkisine ışık tuttu</h2><p>ABD'deki Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) araştırmacıları tarafından yürütülen ve <strong>Nature Metabolism dergisinde</strong> yayımlanan yeni bir çalışma, Ozempic ve Wegovy'nin etken maddesi olan semaglutidin beyindeki etkilerini inceledi. Araştırma, GLP-1 sınıfı ilaçların neden bazı kişilerde daha güçlü sonuçlar verirken bazı kişilerde etkisinin zamanla azalabildiğini açıklamaya yönelik bulgular sundu.</p><p>Milyonlarca kişinin kilo kontrolü amacıyla kullandığı GLP-1 ilaçlarında zaman zaman görülen kilo verme duraklamalarının altında yatan biyolojik mekanizmaların araştırıldığı çalışmada, farelerden alınan canlı beyin dokuları üzerinde gözlem yapıldı.</p><h2>Beyin hücrelerinde farklı yanıtlar tespit edildi</h2><p>Araştırma ekibi, semaglutidin iştah kontrolüyle bağlantılı beyin bölgelerinden biri olan area postrema üzerindeki etkisini analiz etti.</p><p>Çalışmaya göre ilaç, hücre içi bir sinyal molekülü olan siklik adenozin monofosfat (cAMP) seviyelerini artırıyor. Ancak bu yanıt tüm nöronlarda aynı şekilde gerçekleşmiyor.</p><p><strong>Araştırmacıların bulgularına göre:</strong></p><ol><li data-list="bullet">Bazı nöronlarda cAMP seviyeleri uzun süre yüksek kaldı.</li><li data-list="bullet">Bazı hücrelerde ise artış kısa süreli oldu ve seviyeler hızla normale döndü.</li><li data-list="bullet">Bu farklılıkların, kişiden kişiye değişen tedavi sonuçlarıyla ilişkili olabileceği değerlendirildi.</li></ol><p>NIH bünyesindeki Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü (NIDDK) araştırmacılarından ve çalışmanın ortak yazarlarından Andrew Lutas, bu ilaçların hedef aldığı nöronların içindeki süreçlerin şimdiye kadar tam olarak anlaşılamadığını belirterek, araştırmanın bu mekanizmaları daha iyi açıklamaya yardımcı olduğunu ifade etti.</p><h2>Araştırmacılar olası bir mekanizmayı belirledi</h2><p>Çalışmada, hücrelerdeki cAMP molekülünü parçalayan doğal bir enzim olan PDE4 üzerinde de inceleme yapıldı.</p><p>Araştırmacılar, PDE4 aktivitesinin baskılanması durumunda daha fazla nöronun uzun süreli yanıt verdiğini gözlemledi. Bu durumun, GLP-1 ilaçlarının oluşturduğu kilo verme sinyalinin daha uzun süre aktif kalmasına katkı sağlayabileceği değerlendirildi.</p><p>NIDDK kıdemli araştırmacılarından ve çalışmanın ortak yazarlarından Michael Krashes, hücrelerin verdiği yanıtların "ya hep ya hiç" şeklinde olmadığını, farklı düzeylerde değişkenlik gösterdiğini belirtti.</p><h2>Bulguların klinik etkileri için daha fazla araştırma gerekiyor</h2><p>Araştırmacılar, elde edilen sonuçların gelecekte GLP-1 ilaçlarının etkisinin daha uzun süre korunmasına yönelik çalışmalara katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p><p>Bununla birlikte araştırmanın önemli bir sınırlılığı da bulunuyor. Ekip, fare beyni dokusunu yalnızca birkaç saat boyunca gözlemleyebildi. Araştırmacılara göre daha uzun süreli incelemeler, semaglutid ve benzeri ilaçların beyin üzerindeki etkilerinin haftalar ve aylar içindeki seyrini daha net ortaya koyabilir.</p><p>Çalışmada elde edilen bulguların, insanların tedavi süreçlerine nasıl yansıyacağı konusunda ise henüz kesin bir sonuca varılmadı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/ozempic-ve-wegovy-kullananlari-yakindan-ilgilendiren-arastirma-sonucu-yayimlandi-4828544</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/31/92ebc6e2-ozempic-ve-wegovy-icin-dikkat-ceken-arastirma-sonucu-yayimlandi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 21:18:25 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından çocuklara 'erken yaşta sorumluluk' verilmesi önerisi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-cocuklara-erken-yasta-sorumluluk-verilmesi-onerisi-4828586</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-cocuklara-erken-yasta-sorumluluk-verilmesi-onerisi-4828586" rel="standout" />
      <description>Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz." dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Abdullah Atlı, AA muhabirine, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının "ergenlik dönemi" olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.</p><p>Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.</p><p>Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.</p><p><strong>"Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu"</strong></p><p>Atlı, şunları kaydetti:</p><p>"Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."</p><p>Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>"Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor"</strong></p><p>Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi:</p><p>"Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."</p><p>Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-cocuklara-erken-yasta-sorumluluk-verilmesi-onerisi-4828586</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/1/fed9c09b-uzmanindan-cocuklara-erken-yasta-sorumluluk-verilmesi-onerisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 21:11:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cilt kanserinde erken teşhis uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cilt-kanserinde-erken-teshis-uyarisi-4828593</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cilt-kanserinde-erken-teshis-uyarisi-4828593" rel="standout" />
      <description>Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Başak Yalçın, cilt kanserlerinin tüm dünyada artış gösterdiğini belirterek, erken teşhisin çok önemli olduğunu söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" dolayısıyla, AA muhabirine açıklamada bulunan Yalçın, Türk Dermatoloji Derneği tarafından Türkiye genelinde deri kanserleri ve erken teşhisine dikkati çekmek amacıyla 1-12 Haziran tarihlerinde "ben taraması" yapılacağını kaydetti.</p><p>Deri kanserlerinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu ve dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını ifade eden Yalçın, bu kanserlerin çoğunun hayatı tehdit etmeyen türler olması nedeniyle zaman zaman göz ardı edildiğini belirtti.</p><p>Melanomun hayatı tehdit eden bir cilt kanseri olduğunu ifade eden Yalçın, "Tüm çabamız melanomu yani cilt kanserini önceden tespit etmek ya da erken evrede tespit edebilmek. Çünkü, deri kanserleri tüm dünyada ve Türkiye'de artıyor. Bunun çok çeşitli nedenleri var. Biz Türkler olarak biraz daha avantajlı durumdayız. Cilt tipimize göre yaşamamız gereken bir coğrafyada yaşıyoruz. Bizim cilt rengimiz bu coğrafya için uygun." diye konuştu.</p><p>Deri kanserlerindeki artışa çevresel faktörlerin etkili olduğuna dikkati çeken Yalçın, büyükşehirlerde yeşil alanların azalması, cam ve aynı yapıların çoğalması ile asfalt yüzeylerin güneş ışınlarını daha fazla yansıtmasının riski artırdığını söyledi.</p><p>İklim değişikliği ve küresel ısınmanın etkilerine de değinen Yalçın, "Daha sıcak geçen yazlar ve sert kışlar artık iklim değişikliğinin etkilerini gösteriyor. Bu durum cilt kanserleri açısından da uyarı niteliği taşıyor." ifadelerini kullandı.</p><p><strong>Güneş koruyucular tek başına yeterli değil</strong></p><p>Güneş koruyucularının önemli olduğunu ancak tek başına yeterli koruma sağlamadığını vurgulayan Yalçın, fiziksel korunmanın da ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p><p>Özellikle yaz aylarında güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini ifade eden Yalçın, şunları söyledi:</p><p>"Güneş koruyucuları konuştuğumuz zaman diğer yöntemler biraz geri planda kalıyor. Fiziksel korunma çok önemli. Güneşli zamanlarda dışarı çıkmamak önemli bir kural. Gerçekten çıkmamanız gerekiyorsa çıkmayın. Deniz kenarlarında plajlarda saat 10.00 ve 16.00 arasında güneşe temas edilmesini istemiyoruz. Denize girilecekse sabah erken saatler ya da akşamüstü tercih edilmeli. Güneş gözlüğü kullanımı ve cildi örtecek şekilde giyinmek önemli. Yazın açık renk tercih edilse de güneşten korunmak için koyu renk kıyafetler daha uygun."</p><p>Çocukların güneşten korunmasının ayrı önem taşıdığını belirten Yalçın, yaşam boyu güneşe maruz kalmanın büyük bölümünün ise çocukluk döneminde gerçekleştiğini söyledi.</p><p>Park alanlarının gölgelikli olması gerektiğini dile getiren Yalçın, çocukların güneşli saatlerde dışarı çıkarılmaması gerektiğini kaydetti.</p><p><strong>"Güneş sayesinde D vitamini alma dönemini kapattık"</strong></p><p>Prof. Dr. Yalçın, güneş koruyucularının yaz-kış kullanılması gerektiğini belirterek, ürünlerin dışarı çıkmadan 10-15 dakika önce sürülmesini, açık havada bulunuluyorsa iki saatte bir yenilenmesini önerdi.</p><p>Koruyucuların ince tabaka halinde değil yeterli miktarda uygulanması gerektiğini ifade eden Yalçın, renkli güneş koruyucuların daha etkili koruma sağlayabildiğini söyledi.</p><p>D vitamini ihtiyacının da artık ağızdan alınan takviyelerle karşılanmasının daha güvenli olduğunu vurgulayan Yalçın, "D vitamini alırken çok fazla güneş hasarına maruz kaldığımız için artık D vitaminini güneşten alma dönemini kapattık. D vitaminleri damlalar, ilaçlar ve haplar şeklinde ağızdan alıyoruz. O bizim için daha uygun ve yeterli. Güneş ışınları cilt yaşlanmasına da neden oluyor. Güneş sayesinde D vitamini alma dönemini kapattık." diye konuştu.</p><p><strong>Melanom her yaş grubunda artıyor</strong></p><p>Melanomun tüm dünyada her yaş grubunda ve cinste artış gösterdiğine dikkati çeken Yalçın, açık tenli, sarışın, açık göz rengine sahip ve çok sayıda beni bulunan özellikle çocukluk döneminde şiddetli güneş yanığı geçiren ve ailesinde melanom öyküsü bulunanların risk grubunda olduğunu kaydetti.</p><p>Benlerdeki değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Yalçın, "Çapta büyüme, renk değişikliği, kaşıntı, yara oluşumu ya da simetri kaybı mutlaka uyarıcı olmalıdır." dedi.</p><p>Yalçın, erişkinlik döneminde yeni ben oluşumlarının risk oluşturduğuna dikkati çekerek, bu durumun değerlendirilmesi ve takip edilmesi gerektiğini bildirdi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cilt-kanserinde-erken-teshis-uyarisi-4828593</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/6/1/c36921b1-cilt-kanserinde-erken-teshis-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 20:01:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bakan Memişoğlu'ndan 'Dumansız Türkiye' çağrısı: Sigarayı bırakma başvurularında rekor artış</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bakan-memisoglundan-dumansiz-turkiye-cagrisi-sigarayi-birakma-basvurularinda-rekor-artis-4828422</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bakan-memisoglundan-dumansiz-turkiye-cagrisi-sigarayi-birakma-basvurularinda-rekor-artis-4828422" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk" dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, resmi sosyal medya hesabından ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı hizmetine dair açıklamalarda bulundu. 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında 143 bin 534 vatandaşa rehberlik sunduklarını dile getiren Memişoğlu, Tütünle Mücadele Timlerimi ve Mobil Polikliniklerle de sahada 832 bin 873 vatandaşa ulaşıldığını bildirdi.</p><p>"Bakan Memişoğlu: "ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2026’nın ilk 4 ayında 143 bin 534 vatandaşımıza destek sunduk"</p><p><strong>Bakan Memişoğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</strong></p><p>"Dumansız bir hava, sağlıklı bir gelecek mümkün. Bin 501 sigara bırakma polikliniğimizde bugüne kadar toplam 4 milyonu aşan muayene gerçekleştirdik. 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk. Tütünle Mücadele Timlerimiz ve Mobil Polikliniklerimizle sahada 832 bin 873 vatandaşımıza ulaştık. 2025 yılında sigara bırakma polikliniklerimize yapılan başvuru sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 112 arttı. 2026 yılının ilk dört ayındaki muayene sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53,6 artış gösterdi. Dumansız yaşam alanlarına yönelik hassasiyetin artmasıyla birlikte, 2026’nın ilk dört ayındaki ihbar sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76,6 arttı. Bu tablo açıkça gösteriyor ki milletimiz sağlığını seçiyor ve dumansız bir Türkiye için adım atıyor. Sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımızı, ücretsiz hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızdan destek almaya ve Sigara Bırakma Polikliniklerimize başvurmaya davet ediyorum. Gelin, bu kararı bugün verelim."</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4827286" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/26/480b7997-bakan-memisoglu-bayramda-462-bin-198-saglik-personeli-gorev-basinda-olacak.webp" data-title="Bakan Memişoğlu: Bayramda 462 bin 198 sağlık personeli görev başında olacak" data-url="/gundem/bakan-memisoglu-bayramda-462-bin-198-saglik-personeli-gorev-basinda-olacak-4827286" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bakan Memişoğlu: Bayramda 462 bin 198 sağlık personeli görev başında olacak</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4824340" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/15/a91ef6aa-dso-hantavirusun-kuresel-nufus-icin-riskinin-dusuk-oldugunu-tekrarladi.webp" data-title="DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir" data-url="/hayat/dso-hantavirusun-kuresel-risk-faktorune-vurgu-yapti-daha-fazla-vaka-gorulebilir-4824340" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823922" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/14/d59a87ee-psjobrqhbcyh8ogrl60wk.webp" data-title="Bakan Memişoğlu: Sezaryen bir ameliyat türüdür" data-url="/video-galeri/gundem/bakan-memisoglu-sezaryen-bir-ameliyat-turudur-4823922" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bakan Memişoğlu: Sezaryen bir ameliyat türüdür</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bakan-memisoglundan-dumansiz-turkiye-cagrisi-sigarayi-birakma-basvurularinda-rekor-artis-4828422</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/31/4c2818d1-bakan-memisoglu-alo-171-sigara-birakma-danisma-hattimizda-2026nin-ilk-4-ayinda-143-bin-534-vatandasimiza-destek-sunduk.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:51:02 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Panik atağınızın en önemli belirtisi ’felaket düşüncesi’</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi-4828380</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi-4828380" rel="standout" />
      <description>Panik atak, ortada herhangi bir tehlike unsuru veya uyaran olmamasına rağmen, endişe ve yoğun korku ataklarıyla ortaya çıkan, hızlı nefes alıp verme, kalp çarpıntısı ve terleme gibi semptomlar gösteren psikolojik bir rahatsızlık olarak bilindiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, panik atağın, toplumda çok sık duyulan ve çoğu kişide farklı seyreden bir durum olduğunu söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Panik atak, gelip geçici fiziksel bazı belirtilerin, kişi tarafından bir felaket gibi görülmesi neticesinde, saniyeler içinde kötüleşebildiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atak nedeniyle kimileri nefes alamadığını, kimilerinin kalp krizi geçireceğini veya felç olacağını düşünüp acile koşturuyor. Panik atak vücudun, normal durumlara ani, yoğun korku ve güçlü fiziksel tepkiler ile karşılık vermesi durumudur. Panik atak geçiren kişi çok terleyebilir, nefes almakta güçlük çekebilir ve kalbinin normalden daha hızlı attığını hissedebilir. Panik atak sırasında kişide kalp krizine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Muayene sonrası ’senin bir şeyin yok, psikiyatriye git’ cevabıyla karşı karşıya kalıyor. Böyle fiziksel belirtileri olup da hiçbir şeyi olmadığını duyan kişilerde bir kafa karışıklığı oluyor. Daha sonra ’ne yani benim bu belirtilerim kafamda uydurduğum şeyler mi’ diye sormaya başlıyor. Bunun neticesinde de ’kafada kurma’ ve ’çok büyütme’ kavramları ortaya çıkmaya başlıyor. Hayır, bu fiziksel belirtiler gerçek. Ancak çok büyük bir ihtimal kalıcı ve tahlillerle tespit edilebilecek bir hastalığa bağlı değildir" dedi.</p><p>"Panik atak kabaca 20-30 dakika süren, dehşet içinde olma haliyle kalpte hızlanma, nefeste hızlanma, sıcak basması, ellerde uyuşma, karında gariplik hissi, titreme, huzursuzlukla kendini gösteren bir rahatsızlık" diyen Uzm. Dr. Ömer Öz, "Bunu ilk kez yaşayan kişi için oldukça zorlayıcı, travmatik, unutmak isteyeceği dakikalar. Ortaya çıkardığı his ne kadar dehşet verici olsa da tedavisi de aslında dallanıp budaklanmış, kronik hastalıklara göre oldukça yüz güldürücü. En berbat hissettiğiniz panik atak dahi bir şekilde sonlanıyor ve yerini sakinliğe bırakıyor" şeklinde konuştu.</p><p>İnsanların panik atak yaşadıklarında hemen bunun neden yaşandığına odaklanma eğiliminde olduğunu ve sebep olabilecek bariz bir kavga, ölüm, hastalık bulamadıklarında iyice sıkışmış ve şaşırmış hissettiklerini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öz, "Her zaman stresli bir durum sonrasında panik atak belirtisi oluşmaz. Bazen masum, gelip geçici bir fiziksel belirtinin bir felaket olarak görülmesi neticesinde de saniyeler içerisinde başlayabilir. Örneğin kalbinizdeki ufak bir atım değişikliği sizin için bir kalp krizi gibi algılanmış olabilir ve dikkatinizi tamamen buraya verdiğinizde korkunuz bir anda sizi panik atağa itebilir. Neyi felaket olarak yorumladım ve bu atağı geçirdim diye düşünseniz de hızlıca akıp geçen düşüncelerinizi yakalamak her zaman mümkün olmaz. Panik atağı ortaya çıkartan şey masum, gelip geçici, her insanda olabilen basit fiziksel belirtileri, bazı ölümcül hastalıklarla eşit tutmamız ve sanki o ölümcül hastalığa yakalanmışız gibi bir davranış içerisine girmemizdir. Zihninizin söylediğiyle gerçekte olan şeyler aslında farklıdır. Panik atak sizin ölmenize ya da kalıcı, ölümcül bir hastalığa yakalanmanıza neden olmaz. Panik, korku, kaygı, mutsuzluk bunlar birer duygudur ve kendi akışına bıraktığımızda havadaki bulutlar gibi gelir geçer" diye konuştu.</p><p>Panik atağın yönetilebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atağın hayatımızın önüne geçmesine izin vermeden, onu görmeyecek, gözümüzde büyütmeyecek tarzda yaşayabiliriz. Psikoterapiler ve ilaç tedavileri panik atak tedavisinde birinci sıra seçeneklerdir ve hayatınızı sınırlandırdığınız bu rahatsızlığı psikiyatrik destekle geride bırakabilirsiniz" dedi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4828298" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/30/648e807e-meme-kanserinde-umut-veren-gelisme-yeni-gelistirilen-dna-testi-ile-gereksiz-kemoterapi-bitebilir.webp" data-title="Meme kanseri tedavisinde umut veren gelişme: Yeni geliştirilen DNA testi ile gereksiz kemoterapi bitebilir" data-url="/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Meme kanseri tedavisinde umut veren gelişme: Yeni geliştirilen DNA testi ile gereksiz kemoterapi bitebilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4827011" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/25/83cf4940-kurban-etini-hemen-tuketmeyin-bakanliktan-kritik-saglik-uyarilari.webp" data-title="Kurban etini hemen tüketmeyin: Bakanlıktan kritik sağlık uyarıları" data-url="/hayat/saglik-bakanligi-kurban-bayrami-beslenme-ve-et-saklama-uyarilari-4827011" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kurban etini hemen tüketmeyin: Bakanlıktan kritik sağlık uyarıları</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826934" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/25/84ba5121-uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi.webp" data-title="Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı" data-url="/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi-4828380</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/31/2aff1c6b-panik-ataginizin-en-onemli-belirtisi-felaket-dusuncesi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:28:45 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Meme kanseri tedavisinde umut veren gelişme: Yeni geliştirilen DNA testi ile gereksiz kemoterapi bitebilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298" rel="standout" />
      <description>İngiltere merkezli bilim adamları tarafından geliştirilen yeni DNA testinin, meme kanseri hastalarından hangilerinin kemoterapiden fayda görmeyeceğini önceden belirleyebileceği açıklandı. Binlerce hasta üzerinde yürütülen çalışmada, katılımcıların 3’te 2’sinden fazlasının kemoterapiye ihtiyaç duymadan yalnızca hormon tedavisiyle başarılı şekilde tedavi edildiği bildirildi. Uzmanlar, testin milyonlarca hastayı kemoterapinin ağır yan etkilerinden koruyabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere merkezli University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen bir çalışma kapsamında geliştirilen yeni bir DNA testinin, kemoterapiden fayda görmeyecek meme kanseri hastalarını önceden tespit ederek milyonlarca kişinin gereksiz kemoterapi tedavisi almasını önleyebileceği belirtildi.</p><h2>Yan etkilere yol açan kemoterapi tarihe karışabilir</h2><p>Bilim adamları, kanser tedavisinde yorgunluk, mide bulantısı, saç dökülmesi, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve doğurganlık sorunları gibi yan etkilere yol açabilen kemoterapi tedavisinden hangi hastaların fayda sağlayacağını belirlemeye yardımcı olacak yeni bir DNA testi geliştiriyor. İngiltere merkezli University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen uluslararası çalışma kapsamında geliştirilen test sayesinde, milyonlarca meme kanseri hastasının gereksiz yere kemoterapi görmesinin önüne geçilebileceği düşünülüyor.</p><h2>Katılımcıların 3’te 2’sinden fazlası kemoterapi olmadan tedavi edildi</h2><p>Çalışma, testin uygulandığı katılımcıların 3’te 2’sinden fazlasının kemoterapinin yan etkilerinden korunabileceğini ve yalnızca hormon tedavisi ile tedavi edilebileceğini gösterdi.</p><p>İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland’da yeni teşhis konmuş 40 yaş üzerindeki 4 bin 429 hastanın katıldığı çalışmada bilim adamları, meme kanseri büyümesinde rol oynayan 50 genin aktivitesini ölçmek ve hastalığın yeniden nüksetme riskini hesaplamak için "Prosigna" adlı bir gen testi kullandı.</p><p>Katılımcıların 3’te 2’sinden fazlasını oluşturan ve test sonucunda düşük risk puanı alan hastalara kemoterapi uygulanmadı. Bu grubun 5 yıllık sağ kalma oranı yüzde 93,7 olarak ölçüldü. Tedavileri çerçevesinde kemoterapi alan hastalarda ise bu oran yüzde 94,9 oldu.</p><h2>Kemoterapiden çekinen bir kadın test sonrasında hormon tedavisiyle kanseri yendi</h2><p>Prosigna testi sayesinde kemoterapi almadan tedavi olan 64 yaşındaki Karen Bonham, İngiliz basınına yaptığı açıklamada kendisine 2017 yılında kanser teşhisi konulduğunu söyledi. Bonham, kemoterapiden korktuğu için ameliyatının ardından Prosigna adlı gen testinin erken evre meme kanseri hastalarından hangilerinin kemoterapi görmeden tedavi edilebileceğinin belirlenmesine ilişkin "Optima" adlı denemesine katılmayı kabul ettiğini açıkladı.</p><p>Bonham, kemoterapiye başlamasına birkaç gün kala hastaneden gelen telefonla "kemoterapi uygulanmayacak hasta grubuna ayrıldığını" öğrendiğini söyledi. Bu haberi aldığı an hissettiklerini anlatan Bonham, "İlk hissi nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Büyük bir rahatlamaydı" dedi.</p><p>Kemoterapi yerine 8 yıl boyunca radyoterapi ve hormon tedavisi gören Bonham, "Kanser teşhisi ve tedavisi şok edici olabiliyor. Bu durum, sizi belirsizliklerle dolu bir dünyanın içine itiyor. Hayattaki öncelikleriniz yeniden şekilleniyor ve tek istediğiniz hayatta kalmak oluyor" ifadelerini kullandı.</p><p>İngiliz basınında yer alan haberlerde 64 yaşındaki bir emekli olan ve Galler’in başkenti Cardiff’te yaşayan Bonham’ın kanserden tamamen kurtulduğu, sağlıklı olduğu ve hastalığın nüksettiğine ilişkin hiçbir belirti olmadığı kaydedildi.</p><p>Teşhisin üzerinden yaklaşık 9 yıl geçtiğini söyleyen Bonham, "Yürüyüş yapıyorum, yoga yapmaktan keyif alıyorum ve iyi bir yaşam sürüyorum. Emeklilik zamanlamasını kendim seçebildim ve şimdi aktif bir emekliliğin tadını çıkarıyorum. Optima çalışması, bunda belirleyici bir rol oynadı" dedi.</p><h2>"Sonuçlar, kişiselleştirilmiş bir tedaviye doğru atılmış önemli bir adımı temsil ediyor"</h2><p>Çalışmaya başkanlık eden UCL Kanser Enstitüsü Meme Onkolojisi Profesörü Rob Stein, "Ulaşılan sonuçlar, daha kişiselleştirilmiş bir tedaviye doğru atılmış önemli ve kayda değer bir adımı temsil ediyor" dedi.</p><p>UCL’ye göre çalışmanın sonuçları sayesinde İngiltere’deki kamu sağlık sistemi dahilinde yılda 5 binden fazla hastanın gereksiz yere kemoterapi almasının önüne geçilebileceği tahmin ediliyor. UCL’ye göre sonuçların 40 yaş altındakiler için geçerli olup olmadığı henüz bilinmiyor ve bu konuda sonuç alınması için birkaç yıl daha gerekiyor.</p><p>Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlar, ABD’nin Chicago kentinde düzenlenmekte olan dünyanın en büyük kanser konferansı Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin (ASCO) yıllık toplantısında sunulacak.</p><h2>Prosigna gen testi</h2><p>Prosigna gen testi, hastalardan alınan tümör dokusundaki belirli 50 genin aktivitesini analiz ederek kanserin moleküler alt tipini belirliyor ve kemoterapinin gerekli olup olmadığını belirleme konusunda doktorlara yardımcı olmak için hastalığın tekrarlama risk puanını hesaplıyor.</p><p>Çalışma sayesinde, birçok hastanın kemoterapinin fiziksel ve duygusal yükünden ve ayrıca muhtemel uzun vadeli yan etkilerinden korunabileceği öngörülüyor.</p><h2>Meme kanserindeki temel tedavi yöntemleri</h2><p>Meme kanserinde temel tedavi yöntemi olarak, tümörlerin çıkarılmasına yönelik cerrahi müdahale benimseniyor. Hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla ise çoğu zaman kemoterapi öneriliyor.</p><p>Kemoterapi ayrıca, yakındaki lenf düğümlerine yayılmış erken evre meme kanseri hastalarına da düzenli bir şekilde uygulanıyor.</p><p>Uzmanlar, ağır yan etkileri olan kemoterapinin en yaygın meme kanseri türüne sahip bazı hastalar için çok az fayda sağladığına işaret ediyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812973" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/7/e67f20d3-3sdboh914omk058fmi9cj.webp" data-title="Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli: Uzmandan ailesinde olanlara uyarı" data-url="/video-galeri/gundem/ailesinde-kanser-hastasi-olanlar-dikkat-genetik-yol-haritasinin-belirlenmesi-onemli-4812973" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli: Uzmandan ailesinde olanlara uyarı</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812194" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/5/c90eb6f3-mki82wnbhoabdjwrg2i975.webp" data-title="Şüpheli bulgular ilk sırada raporlanıyor" data-url="/gundem/supheli-bulgular-ilk-sirada-raporlaniyor-4812194" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Şüpheli bulgular ilk sırada raporlanıyor</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4779641" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/18/0562ead2-vm5fh7mjw5dwogvf10wkt.webp" data-title="Yenidoğan bebekler yapay zekayla izlenecek" data-url="/gundem/yenidogan-bebekler-yapay-zekayla-izlenecek-4779641" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Yenidoğan bebekler yapay zekayla izlenecek</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4764810" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/2/573d8f0b-kewu3hshlkucsmh49ok.webp" data-title="Vücutta gizlenen tümör, bağışıklık sistemini harekete geçiren 'immünoterapi' ile yok ediliyor" data-url="/hayat/vucutta-gizlenen-tumor-bagisiklik-sistemini-harekete-geciren-immunoterapi-ile-yok-ediliyor-4764810" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Vücutta gizlenen tümör, bağışıklık sistemini harekete geçiren 'immünoterapi' ile yok ediliyor</span></span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/meme-kanseri-tedavisinde-yeni-dna-testiyle-gereksiz-kemoterapi-tarihe-karisabilir-meme-kanserindeki-temel-tedavi-yontemleri-neler-kemoterapisiz-tedavi-var-mi-prosigna-gen-testi-nedir-4828298</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/30/648e807e-meme-kanserinde-umut-veren-gelisme-yeni-gelistirilen-dna-testi-ile-gereksiz-kemoterapi-bitebilir.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 20:00:40 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurban etini hemen tüketmeyin: Bakanlıktan kritik sağlık uyarıları</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligi-kurban-bayrami-beslenme-ve-et-saklama-uyarilari-4827011</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligi-kurban-bayrami-beslenme-ve-et-saklama-uyarilari-4827011" rel="standout" />
      <description>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, Kurban Bayramı öncesinde yayımladığı yazılı açıklamayla vatandaşları kırmızı et tüketimi, gıda hijyeni ve doğru beslenme yöntemleri konusunda uyardı. Bakanlık yetkilileri, özellikle kronik rahatsızlığı bulunanların porsiyon kontrolüne ve etin dinlendirilme süresine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<ol><li data-list="bullet"><span style="background-color: rgb(250, 204, 204);">Mide ve bağırsak hastaları kurban etini hemen tüketmemeli, etler buzdolabında birkaç gün dinlendirildikten sonra haşlama veya ızgara yöntemiyle pişirilmelidir.</span></li><li data-list="bullet"><span style="background-color: rgb(250, 204, 204);">Kolesterol ve kalp-damar hastalığı riski taşıyan bireyler, sakatat tüketiminden kesinlikle uzak durmalıdır.</span></li><li data-list="bullet"><span style="background-color: rgb(250, 204, 204);">Mutfakta çapraz bulaşma riskini önlemek için çiğ etin temas ettiği yüzeylerde ve kesme tahtalarında başka gıdalar doğranmamalı, çözdürülen etler tekrar dondurulmamalıdır.</span></li></ol><p>T.C. Sağlık Bakanlığı, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla halk sağlığını korumak amacıyla kapsamlı bir beslenme ve gıda güvenliği rehberi yayımladı. Yapılan yazılı açıklamada, bayram süresince hem sağlıklı bireylerin hem de kronik hastaların metabolizma dengesini korumak için yiyecek seçimine ve porsiyon miktarlarına özen göstermesi gerektiği ifade edildi.</p><h2>Risk grupları için et tüketimi uyarıları</h2><p>Bakanlık uzmanları, yeni kesilmiş hayvan etlerindeki sertliğin pişirme ve sindirim aşamalarında zorluklara yol açabileceğine dikkat çekti. Bu bağlamda, sindirim problemi yaşayan ile mide ve bağırsak rahatsızlığı bulunan bireylerin kurban etini hemen tüketmek yerine buzdolabında birkaç gün dinlendirmesi gerektiği belirtildi. </p><p>Pişirme yöntemi olarak ise sindirimi daha kolay olan haşlama veya ızgaranın tercih edilmesi önerildi. Ayrıca, kolesterol ile kalp ve damar hastalığı riski taşıyan kişilerin sakatat tüketiminden kaçınması gerektiğinin altı çizildi.</p><h2>Saklama koşulları ve çapraz bulaşma riski</h2><p>Etlerin işlenmesi ve muhafaza edilmesi sürecinde uyulması gereken gıda hijyeni kuralları da açıklamada detaylandırıldı. Hayvan kesiminde hijyen standartlarının ihmal edilmemesi gerektiği hatırlatılırken, etlerin çiğ veya az pişmiş şekilde tüketilmesinin sağlık açısından risk oluşturduğu vurgulandı. </p><p>Mutfaklarda çapraz bulaşmayı önlemek amacıyla, çiğ etin temas ettiği bıçak ve kesme tahtalarında sebze, meyve veya ekmek gibi farklı gıdaların kesinlikle işlem görmemesi gerektiği ifade edildi. </p><p>Etlerin büyük kütleler yerine küçük porsiyonlar halinde buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanması gerektiği hatırlatılırken; dondurulduktan sonra çözdürülen etlerin bakteriyel üreme riskine karşı yeniden dondurulmaması ve hemen pişirilmesi gerektiği belirtildi.</p><h2>Kahvaltı ve sıvı tüketimi ihmal edilmemeli</h2><p>Açıklamada, bayram sabahlarına süt ürünleri ve tam tahıllı ekmeklerden oluşan dengeli bir kahvaltıyla başlanması tavsiye edildi. Kırmızı etin tek başına değil, C vitamini ve lif açısından zengin sebze veya salatalarla birlikte tüketilmesinin beslenme dengesi açısından daha sağlıklı bir yöntem olduğu hatırlatıldı.</p><p> Yetkililer, artan tatlı ve hamur işi tüketimine karşı ölçülü olunmasını, günlük su ihtiyacının karşılanmasını ve sağlıklı yaşam rutininin bir parçası olarak günde en az 30 dakikalık yürüyüşler yapılmasını önererek açıklamayı sonlandırdı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826934" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/25/84ba5121-uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi.webp" data-title="Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı" data-url="/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826509" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/23/407866b4-uzman-diyetisyen-tugba-osanmaz-uyardi-et-tuketimi-risk-olusturabilir.webp" data-title="Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz uyardı: &quot;Et tüketimi risk oluşturabilir&quot;" data-url="/gundem/uzman-diyetisyen-tugba-osanmaz-uyardi-et-tuketimi-risk-olusturabilir-4826509" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz uyardı: "Et tüketimi risk oluşturabilir"</span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligi-kurban-bayrami-beslenme-ve-et-saklama-uyarilari-4827011</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/25/83cf4940-kurban-etini-hemen-tuketmeyin-bakanliktan-kritik-saglik-uyarilari.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 14:25:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanlardan 'Kurban etini kendi yağı ile pişirin' önerisi: C vitamini detayı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934" rel="standout" />
      <description>Uzmanlar, kurban etinin ilave yağ kullanılmadan kendi yağıyla pişirilmesini önerirken, kırmızı etteki demirin vücutta daha etkin kullanılabilmesi için etin C vitamini açısından zengin besinlerle birlikte tüketilmesi gerektiğini belirtti. Domates, limonlu yeşil salata ve taze sebzelerin demir emilimini artırdığı vurgulandı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nın sevdiklerimizle bir araya gelmenin en güzel zamanları olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Yılmaz Kaya, bayram sofralarının tadını çıkarırken sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerektiğine vurgu yaptı. </p><p>Kaya "Bayramda yaşam kalitemizin korunması ve sindirim sisteminin desteklenmesi büyük önem taşır. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Kurban eti hemen tüketilmemeli, yaklaşık 12-24 saat dinlendirildikten sonra tercih edilmelidir. Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine fırında pişirme, ızgara, haşlama gibi daha sağlıklı yöntemler kullanılmalıdır. Etler hazırlanırken görünür yağlarından ayrılmalıdır. Yüksek yağ miktarını azalttığımız bu ete yağ ilave etmeden kendi yağında pişirmek doğru bir tercih olacaktır. Kırmızı ette bulunan demirin vücutta daha iyi kullanılabilmesi için, C vitamini yönünden zengin besinlerle birlikte tüketilmesi önerilir. Özellikle domates, limonlu yeşil salata ve taze sebzeler demir emilimini artırmaya yardımcı olur" dedi.</p><p>Bayram sürecinde günlük 2-2,5 litre su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini de kaydeden Kaya, "Sindirimi desteklemek ve kilo kontrolünü sağlamak adına gün içerisinde kısa yürüyüşler yapılması faydalı olacaktır. Aşırı et tüketimi ve yağlı beslenme; hazımsızlık, şişkinlik ve mide problemlerine neden olabilir. Önemli olan dengeli beslenmeyi sürdürebilmektir" ifadelerini kullandı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826921" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/25/c9e38911-kurban-bayrami-oncesi-vatandaslara-tuzak-dmm-kurban-bayrami-vurguncularina-karsi-uyardi.webp" data-title="Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara tuzak: DMM Kurban Bayramı vurguncularına karşı uyardı" data-url="/gundem/kurban-bayrami-oncesi-vatandaslara-tuzak-dmm-kurban-bayrami-vurguncularina-karsi-uyardi-4826921" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara tuzak: DMM Kurban Bayramı vurguncularına karşı uyardı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826703" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/24/cf06cb4f-kurban-pazarinin-pasasi-13-tonluk-boga.webp" data-title="400 bin lira verdiler satmadı: Tam 1 ton 300 kilo! Araba fiyatına alıcısını bekliyor" data-url="/foto-galeri/gundem/400-bin-lira-verdiler-satmadi-tam-1-ton-300-kilo-araba-fiyatina-alicisini-bekliyor-4826703" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">400 bin lira verdiler satmadı: Tam 1 ton 300 kilo! Araba fiyatına alıcısını bekliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826678" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/24/16526209-adanada-yetkisiz-kiyma-cekene-17-bin-580-tl-idari-para-cezasi-kesilecek.webp" data-title="Adana’da yetkisiz kıyma çekene 17 bin 580 TL idari para cezası kesilecek" data-url="/gundem/adanada-yetkisiz-kiyma-cekene-17-bin-580-tl-idari-para-cezasi-kesilecek-4826678" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Adana’da yetkisiz kıyma çekene 17 bin 580 TL idari para cezası kesilecek</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi-4826934</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/25/84ba5121-uzmanlardan-kurban-etini-kendi-yagi-ile-pisirin-onerisi-c-vitamini-detayi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:39:49 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurban eti nasıl saklanmalı? Uzmanından 'soğuk zincir' uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kurban-eti-nasil-saklanmali-uzmanindan-soguk-zincir-uyarisi-4826870</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kurban-eti-nasil-saklanmali-uzmanindan-soguk-zincir-uyarisi-4826870" rel="standout" />
      <description>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Şen, kurban etinin lezzetini ve besin değerini korumak için doğru saklama ve çözündürme yönteminin önemli olduğunu söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Şen, AA muhabirine, kurbanlık hayvanın kesim aşamasına gelmeden önce stresten uzak tutulması, sıcakta veya soğukta uzun yoldan kesime getirildiyse en az 10-12 saat dinlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p><p>Hayvanın stresli ortamda kesilmesi durumunda ise etin kalitesinin düştüğünü, bu durumda mikroorganizmaların geliştiğini dile getiren Şen, "Hayvanın derisi, bağırsakları, bağırsakların iç tarafı, yani sindirim artıklarının bulunduğu yerlerin yanlışlıkla delinmesi, patlatılmasıyla kesim anında steril olarak gördüğümüz hayvan etine bazı mikroorganizmalar bulaşabiliyor. Patojen hastalık diye tabir ettiğimiz bağırsak kökenli mikroorganizmalar steril olan hayvanın etine bulaşabiliyor, bulaştığı zaman çoğalma meydana geliyor. Çoğalmayla bazen toksin fazla miktarda olunca tüketildiğinde zehirlenme meydana gelebiliyor." diye konuştu.</p><p>Şen, etin ilk gün tüketilmesinin sağlık açısından sakıncası olmadığını fakat lezzet anlamında problem oluşturduğunu anlatarak, "Ette özellikle sırt kısmında antrikot dediğimiz bölgede et çok yumuşak olmakta. Yumuşak olan bu bölge ilk gün çok az miktarda olsa kesilip yenilebilir." dedi.</p><p><strong>- "Dolaba atacağınız et bir defada pişirilebilecek boyutta olmalı"</strong></p><p>Belirlenen yerler dışında özel mülkiyet alanlarında gerçekleştirilen kurban kesimlerinde bölme, parçalama ve pay etme aşamalarında çok zaman geçtiğini söyleyen Şen, şöyle devam etti:</p><p>"Hayvan kesiliyor, pay etmek için derinin veya bir şeyin üzerinde bekletiliyor. Hayvanın iç sıcaklığı 30 ila 38 derece. Bu sıcaklıklarda ve rüzgardan, tozdan, havadan, insanların konuşmasından ve bir arada bulunmasından ete mikroorganizmalar bulaşıyor ve çoğalıyor. Eve giderken de torbayla taşındığı takdirde et kızıştığı için hava almadığı ve sıcak kaldığı için mikroorganizmalar çoğalarak et bozulmaya başlıyor. Poşetlerle eve getirilen et havalandırılmazsa en fazla 1 saat içerisinde parçalanıp dolaba atılması gerekiyor, aksi takdirde etin birbirine değen kısımlarında yeşillenme ve kokuşma meydana geliyor. Bu da sağlık sorunlarına sebep olur.</p><p>Eti hemen eve gelir gelmez işleyip dolaba atmak gerekiyor. Bu işlem çok fazla büyük porsiyonlarda olmamalı. Dolaba atacağınız et bir defada tencereye koyup pişirilebilecek boyutta olmalı. Dondurucuya atıldıktan sonra çıkarılıp bir kısmını alıp tekrar dolaba atmak, mikroorganizmaların gelişmesi açısından son derece uygun ortam, bunu tasvip etmiyoruz, istemiyoruz."</p><p><strong>- "Buzdolabında saklanan et 4-5 gün içerisinde tüketilmeli"</strong></p><p>Şen, buzdolabında saklanan etin 4-5 gün içerisinde tüketilmesi, dondurucuda muhafaza edilen etin ise önce buzdolabında çözündürülmesi gerektiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Etin donma sıcaklığı eksi 18 derece, oda sıcaklığı yaz döneminde yaklaşık 30 derecelerde, arada 48 derece fark var. Buzdolabında çözündürdüğümüz zaman mikroorganizmalar kolaylıkla gelişemiyor. Dolayısıyla ette bozulma meydana gelmiyor. Donuk eti buzdolabı dışında çözündürmemek gerekir. Buzdolabı dışında çözünürse hızlı çözündürmeyle hücreler arasındaki su hızlı boşalmakta, bu da etin öz suyunun kaybolmasına sebebiyet vermekte. Öz suyu kaybolduğunda mineral, protein, vitamin gibi ete hem besin değeri hem de lezzet katan unsurlar ortamdan uzaklaşmış oluyor. Böylece lezzet anlamında daha düşük kalitede et karşımıza çıkmış oluyor. Ayrıca, mikroorganizmalarda da gelişme olur ve zehirler."</p><p>Kıyma çektirecek kişilere soğutuculu hazneli kıyma makinesi bulunan kasapları tercih etme tavsiyesinde bulunan Şen, ortamın hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini, aksi takdirde sağlıklı olan etin sağlıksız hale gelebileceğini kaydetti.</p><p>Şen, hayvan kesimi yapıldıktan sonra bazı zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) hastalıkların meydana gelebileceğine işaret ederek, hayvanların iç organlarının ve derilerinin bir yerde değerlendirilmeyecekse kedi, köpek ve vahşi hayvan vasıtasıyla döngüye girerek insanlara ulaşmasını engellemek amacıyla derin çukur açılıp gömülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kurban-eti-nasil-saklanmali-uzmanindan-soguk-zincir-uyarisi-4826870</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/25/683fe638-kurban-eti-nasil-saklanmali-uzmanindan-soguk-zincir-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 21:28:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul’un havası ağırlaştı: En kirli ilçeler belli oldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulun-havasi-agirlasti-en-kirli-ilceler-belli-oldu-4826871</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulun-havasi-agirlasti-en-kirli-ilceler-belli-oldu-4826871" rel="standout" />
      <description>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin nisan ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23 arttığı belirlendi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından İstanbul'da 2025 ve 2026 yıllarının nisan ayları hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.</p><p>Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.</p><p>Buna göre, İstanbul'da nisan ayındaki partikül madde konsantrasyonu ortalaması 25 istasyonda metreküp başına 34,1, 2025'in aynı ayında ise 27,7 mikrogram ölçüldü. Partiküler madde kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 23 arttığı belirlendi.</p><p>Nisan ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 63,76 mikrogramla "Kağıthane" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 54,13 mikrogramla "Tuzla" ve 53,43 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.</p><p>Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 17,14 mikrogramla "Kumköy" istasyonu oldu. Partikül madde kirliliği "Büyükada" istasyonunda 18,34, "Alibeyköy" istasyonunda ise 19,42 mikrogram ölçüldü.</p><p>Kentte partikül madde hava kirliliği oranının 6 istasyonda azalması, 19 istasyonda ise artması dikkati çekti.</p><p>Partikül madde hava kirliliği oranının nisanda bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyon yüzde 139 ile "Sarıyer", yüzde 138 ile "Arnavutköy" olarak belirlendi.</p><p>Nisan ayında partikül madde hava kirliliği oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla azaldığı istasyon yüzde 26 ile "Kartal" oldu. Bunu sırasıyla yüzde 18'le "Esenler" ve yüzde 6 ile "Sultangazi 1" istasyonları takip etti.</p><p>İstanbul'da bulunan istasyonların hava kirliliği partiküler madde ortalaması şu şekilde:</p><p>Çalışmayı AA muhabirine değerlendiren İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, geçen yıl nisan ayında İstanbul’un ortalama partikül madde miktarı yoğunluğunun 27,1 mikrogram olduğunu, bu yıl aynı dönemde ise 34,1 mikrograma yükseldiğini, bu nedenle kentteki hava kirliğinin yüzde 23 kötüleştiğini söyledi.</p><p>İstanbul’da 37 noktada hava kirliliği ölçümü yapıldığını belirten Toros, bazı istasyonlarda eksik ölçümler bulunsa da genel anlamda verisi tam olan istasyonların değerlendirildiğini kaydetti.</p><p>Prof. Dr. Toros, hava kalitesinde günlük sınır değerin 50 mikrogram altında olmasının arzu edildiğine dikkati çekerek, "İstanbul’daki 37 istasyondan 4 tanesinin maalesef değerleri 50 mikrogram bölü metreküp değerinin üzerindedir." dedi.</p><p>Geçen yılın nisan ayına göre bu yıl hava kalitesinin iyileştiği bölgelerin de bulunduğunu vurgulayan Toros, "Kartal", "Esenler" ve "Sultangazi 1" istasyonlarında hava kalitesi değerlerinin daha iyi olduğunun altını çizdi.</p><p>Prof. Dr. Toros, bazı bölgelerde ise hava kalitesinin daha fazla kötüleştiğini anlatarak, "Sarıyer, Arnavutköy ve Kağıthane 1 istasyonlarımızı, geçen yıl nisan ayına göre baktığımızda en fazla havasının kirlendiği nokta olarak görüyoruz." diye konuştu.</p><p>İstanbul'daki hava kirliliğinin en önemli nedenleri arasında trafiğin geldiğini aktaran Toros, kentte trafiğe kayıtlı araç sayısının 6 milyonu geçtiğini, dur-kalkların fazla olması nedeniyle araçların daha fazla yakıt tüketmesinin kirletici emisyonları artırdığını kaydetti.</p><p>Prof. Dr. Toros, sanayi tesisleri ve bazı bölgelerde halen kullanılan sobaların da hava kirliliğine neden olduğunu, tüm kaynaklardan çıkan kirleticilerin İstanbul'un hava kalitesini belirlediğini söyledi.</p><p>Hava kalitesinin iyileştirilmesi için kamuoyunda farkındalık oluşturulmasının önemli olduğunu vurgulayan Toros, vatandaşların hava kalitesi verilerini düzenli takip etmesi gerektiğinin altını çizdi.</p><p>Ulaşımın hava kirliliğinde önemli bir unsur olduğunu dile getiren Toros, "En önemli çözümlerden birisi toplu taşımalardır. Toplu taşımadaki kullanım payımızı artırarak daha az kirleticinin İstanbul’a salınmasına katkı sağlayabiliriz." dedi.</p><p>Prof. Dr. Toros, yeşil alanların artırılmasının hava kalitesine olumlu katkı sağlayacağını belirterek, "Ağaçlar havadaki hem gazların hem de parçacıkların tutulmasına katkı sağlıyor. Yeşil alan miktarını artırarak yine biz hava kirliliği değerlerimizi düşürebiliriz." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulun-havasi-agirlasti-en-kirli-ilceler-belli-oldu-4826871</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/25/710dbe53-istanbulun-havasi-agirlasti-en-kirli-ilceler-belli-oldu.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 20:08:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DSÖ küresel sağlık alanındaki kazanımlara yönelik uyarıda bulundu: Milyonlarca insan tehditle karşı karşıya</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/dunya/dso-kuresel-saglik-alanindaki-kazanimlara-yonelik-uyarida-bulundu-milyonlarca-insan-tehditle-karsi-karsiya-4826557</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/dunya/dso-kuresel-saglik-alanindaki-kazanimlara-yonelik-uyarida-bulundu-milyonlarca-insan-tehditle-karsi-karsiya-4826557" rel="standout" />
      <description>Dünya Sağlık Örgütü, yayımladığı “Dünya Sağlık İstatistikleri 2026” raporunda küresel sağlık alanında son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen kazanımların tersine dönme tehdidiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. Raporda, son 10 yılda küresel sağlık alanında önemli gelişmelerin kaydedildiğine, milyonlarca insanın daha iyi önleme, tedavi ve temel hizmetlere erişimden faydalandığına işaret edilirken, bu alanda yaşanan kazanımların tersine dönme tehdidiyle karşı karşıya olduğu belirtildi.</description>
      <category>Dünya</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), küresel sağlık alanında son yıllarda birçok gelişme yaşanmasına rağmen, elde edilen kazanımların tersine dönme tehdidiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.</p><p>DSÖ, "Dünya Sağlık İstatistikleri 2026" başlıklı raporunu yayımladı.</p><p>Raporda, son 10 yılda küresel sağlık alanında önemli gelişmelerin kaydedildiğine, milyonlarca insanın daha iyi önleme, tedavi ve temel hizmetlere erişimden faydalandığına işaret edilirken, bu alanda yaşanan kazanımların tersine dönme tehdidiyle karşı karşıya olduğu belirtildi.</p><p>"Süregelen ve ortaya çıkan zorluklar, dünyanın 2030'a kadar sağlıkla ilgili sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden herhangi birine ulaşma yolundan hala uzak olduğu anlamına geliyor." ifadesine yer verilen raporda, gelişmeleri korumak için, daha güçlü ve verilere dayalı sağlık sistemlerine yönelik acil önlemler alınması gerektiği kaydedildi.</p><p>Raporda, "Dünya sağlık hedeflerine ulaşmada yetersiz kalıyor. İlerleme düzensiz, yavaşlıyor ve bazı alanlarda geriye doğru gidiyor." uyarısı yapıldı. </p><p>Raporda, 2010 ile 2024 arasında yeni HIV enfeksiyonlarında yüzde 40'lık düşüş yaşandığına işaret edilerek, buna rağmen 2024'te dünya genelinde 1,3 milyon kişide HIV görüldüğü aktarıldı.</p><p>Hem tütün kullanımı hem de alkol tüketiminin 2010'dan bu yana azaldığı belirtilen raporda, "Göz ardı edilen tropikal hastalıklar nedeniyle müdahaleye ihtiyaç duyan insan sayısı 2010 ile 2024 arasında yüzde 36  azaldı." bilgisi verildi.</p><p>Sağlık sonuçlarını şekillendiren hizmetlere erişimin 2015 ile 2024 arasında hızla genişlediği kaydedilen raporda, "Bu dönemde 961 milyon kişi güvenli bir şekilde yönetilen içme suyuna, 1,2 milyar kişi sanitasyona, 1,6 milyar kişi temel hijyene ve 1,4 milyar kişi temiz pişirme çözümlerine erişim sağladı." ifadeleri kullanıldı.</p><p>Raporda, DSÖ Afrika Bölgesi'nin HIV'de yüzde 70 ve tüberkülozda yüzde 28 ile küresel ortalamadan daha hızlı azalma sağladığı hatırlatılarak, Güneydoğu Asya Bölgesi'nin de sıtmada düşüş konusunda 2025 hedefine ulaşma yolunda ilerlediği vurgulandı.</p><p>Buna karşın zorlukların devam ettiği belirtilen raporda, şunlar kaydedildi:</p><p>"Sıtma vakaları 2015'ten bu yana yüzde 8,5 artarak dünyayı küresel hedeflerden daha da uzaklaştırdı. Önlenebilir riskler sağlığı baltalamaya ve ilerlemeyi yavaşlatmaya devam ediyor. Üreme çağındaki kadınların yüzde 30,7'sini etkileyen anemi, son 10 yılda hiçbir iyileşme göstermedi. 5 yaş altı çocuklarda aşırı kiloluluk oranı 2024'te yüzde 5,5'e ulaştı. Kadınlara yönelik şiddet yaygınlığını koruyor ve dünya genelinde her 4 kadından 1'i eş şiddetine maruz kalıyor. Bu kalıcı riskler, daha güçlü önleme ve sosyal koruma politikalarına acil ihtiyaç olduğunu vurguluyor."</p><p>Küresel nüfusun 4'te 1'inin sağlık maliyetlerinden kaynaklanan zorluklarla karşı karşıya kaldığına işaret edilen raporda, 2022'de 1,6 milyar kişinin yaptığı sağlık harcamaları nedeniyle yoksulluk içinde yaşadığı vurgulandı.</p><p><br></p><h2>Çocukluk çağı aşılama kapsamı hedef seviyenin altında</h2><p>Raporda, çocukluk çağı aşılama kapsamının hedef seviyenin altında kalmaya devam ettiğine ve bağışıklık açıklarının salgınlara katkıda bulunduğuna değinildi.</p><p>5 yaş altı ölüm oranlarının yüzde 51 azalmasına karşın birçok ülkenin hedefin gerisinde olduğu hatırlatılan raporda, "Bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanan erken ölümlerin azaltılmasında kaydedilen ilerleme 2015 yılından bu yana önemli ölçüde yavaşladı." ifadesi kullanıldı.</p><p>Kovid-19 salgınının, küresel sağlık sistemlerindeki kırılganlıkları daha da ortaya çıkardığının altı çizilen raporda, "(Pandemi) 2020 ile 2023 arasında, dolaylı ölümler de dahil tahmini 22,1 milyon fazla ölümle ilişkilendirildi. Bu, resmi olarak bildirilen Kovid-19 ölümlerinin sayısının 3 katından fazla. Bu durum, pandeminin küresel etkisinin boyutunu ortaya koyuyor ve yaşam beklentisindeki 10 yıllık kazanımları tersine çevirerek, iyileşmenin bölgeler arasında eksik ve dengesiz kaldığını gösteriyor." değerlendirmesinde bulunuldu.</p><p><br></p><h2>Ülkelerin yalnızca yüzde 18'i DSÖ'ye ölüm verilerini bildirdi</h2><p>Raporda, 2025 sonu itibarıyla ülkelerin yalnızca yüzde 18'inin bir yıl içindeki ölüm verilerini DSÖ'ye bildirdiği ve neredeyse 3'te 1'inin hiç ölüm nedeni verisi bildirmediği belirtildi.</p><p>Küresel sağlık çabaları sonuç veriyor olsa da ilerlemenin kırılgan ve yetersiz olduğu vurgulanan raporda, 2030 sağlık hedeflerine doğru ilerlemeyi yenilemek için acilen hızlandırılmış eyleme, daha güçlü sağlık sistemlerine ve iyileştirilmiş verilere ihtiyaç duyulduğunun altı çizildi.</p><p><br></p><h2>"Bu veriler hem ilerlemeyi hem de süregelen eşitsizliği anlatıyor"</h2><p>Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, "Bu veriler hem ilerlemeyi hem de süregelen eşitsizliği anlatıyor. Birçok insan, sağlıklı bir yaşam için temel koşullardan hala mahrum bırakılıyor." ifadesini kullandı.</p><p>Ghebreyesus, "Daha güçlü, daha adil sağlık sistemlerine, dayanıklı sağlık veri sistemleri de dahil yatırım yapmak, eylemi hedeflemek, boşlukları kapatmak ve hesap verebilirliği sağlamak için şart." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4824340" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/15/a91ef6aa-dso-hantavirusun-kuresel-nufus-icin-riskinin-dusuk-oldugunu-tekrarladi.webp" data-title="DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir" data-url="/hayat/dso-hantavirusun-kuresel-risk-faktorune-vurgu-yapti-daha-fazla-vaka-gorulebilir-4824340" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826065" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/22/71053e09-ucakta-ebola-panigi-abd-rotasi-kanada-ile-degistirildi.webp" data-title="Uçakta Ebola paniği: ABD rotası Kanada ile değiştirildi" data-url="/dunya/ucakta-ebola-panigi-abd-rotasi-kanada-ile-degistirildi-4826065" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uçakta Ebola paniği: ABD rotası Kanada ile değiştirildi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4826020" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/22/e0c7bbe0-abd-ebola-salgini-nedeniyle-ulkeye-girislerde-denetimi-artiracak.webp" data-title="ABD, Ebola salgını nedeniyle ülkeye girişlerde denetimi artıracak" data-url="/dunya/abd-ebola-salgini-nedeniyle-ulkeye-girislerde-denetimi-artiracak-4826020" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">ABD, Ebola salgını nedeniyle ülkeye girişlerde denetimi artıracak</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/dunya/dso-kuresel-saglik-alanindaki-kazanimlara-yonelik-uyarida-bulundu-milyonlarca-insan-tehditle-karsi-karsiya-4826557</link>
      <subcategory>Dünya</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/23/22cd6afc-dso-kuresel-saglik-alanindaki-kazanimlara-yonelik-uyarida-bulundu-milyonlarca-insan-tehditle-karsi-karsiya.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 20:48:08 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İnflamatuvar bağırsak hastalıklarında erken teşhis önem taşıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/inflamatuvar-bagirsak-hastaliklarinda-erken-teshis-onem-tasiyor-4825731</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/inflamatuvar-bagirsak-hastaliklarinda-erken-teshis-onem-tasiyor-4825731" rel="standout" />
      <description>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, erken teşhis ve düzenli takibin inflamatuvar bağırsak hastalıklarının  (İBH) seyrini değiştirdiğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, sindirim sisteminde kronik iltihaplanmaya yol açan ve yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren hastalıklar arasında yer alan İBH'nin görülme sıklığında artış yaşanıyor. Söz konusu hastalıklar, genellikle sıradan mide ve bağırsak sorunlarıyla karıştırılarak geçiştiriliyor.</p><p>Açıklamada 19 Mayıs Dünya İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları Günü dolayısıyla görüşlerine yer verilen Göral, sindirim sisteminde kalıcı hasarlara yol açabilen İBH'de vatandaşların vücutlarından gelen sinyallere karşı dikkatli olması gerektiğini aktardı.</p><p>İBH'nin ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin birçok bölümünü etkileyebildiğini aktaran Göral, "En sık ince ve kalın bağırsakta görülür. Bu bölgelerde iltihap, ülser ve yaralar oluşur. Hastalık dönem dönem alevlenip sakinleşebilir ancak tamamen göz ardı edilmemeli. Karın ağrısı, ateş, bulantı, kusma ve ishal, en sık görülen şikayetler. Bazı hastalarda kanlı ishal de görülebilir. Bu tür belirtiler varsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı." ifadelerini kullandı.</p><p>Göral, erken teşhis ve kesintisiz takibin hastalığın seyrini doğrudan değiştirdiğini belirterek, kolonoskopi, endoskopi, kan ve gaita testleriyle hastalığa tanının oldukça kolay konulabildiğini, biyopsinin de söz konusu süreçte önemli yer tuttuğunu vurguladı.</p><p><strong> "Genetik ve çevresel faktörler etkili"</strong></p><p>İBH'nin iki ana gruba ayrıldığına değinen Göral, şunları kaydetti:</p><p>"Ülseratif kolitte genellikle kanlı ishal ön plandayken, bazen apandisit ile karıştırılabilen Crohn hastalığında daha çok kansız ishal, karın ağrısı ve kilo kaybı görülür. Hastalıklar, seyrine göre farklı riskler taşıyor. Ülseratif kolit tedavi edilmezse ilerleyen yıllarda kansere dönüşebilir. Crohn hastalığında ise bağırsak tıkanıklığı gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Son yıllarda tedavi seçenekleri, önemli ölçüde gelişti. Artık geçmişe göre çok daha etkili ilaçlar kullanıyoruz. Hastalar çoğunlukla ameliyata ihtiyaç duymadan tedavi edilebiliyor. Türkiye'de uygulanan tedaviler, Avrupa ve Amerika ile aynı düzeyde."</p><p>Hastalığın oluşumunda genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğunu kaydeden Göral, stres, yanlış beslenme, kontrolsüz antibiyotik ve ağrı kesici kullanımının hastalığı tetikleyebileceğini ve bu nedenle ilaçların mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini ifade etti.</p><p>Göral, İBH'nin kronik olduğuna dikkati çekerek, "Hastalar tedaviyi bırakmamalı. Düzenli kontroller çok önemli. 3 ila 6 ayda bir takip yapılmalı, hastalık stabilse yılda bir kontrol yeterli olabilir." değerlendirmesini yaptı.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/inflamatuvar-bagirsak-hastaliklarinda-erken-teshis-onem-tasiyor-4825731</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/21/7621125f-inflamatuvar-bagirsak-hastaliklarinda-erken-teshis-onem-tasiyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 21:18:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanlardan 'sessiz katil' uyarısı: Gençlerde de görülüyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-sessiz-katil-uyarisi-genclerde-de-goruluyor-4825216</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-sessiz-katil-uyarisi-genclerde-de-goruluyor-4825216" rel="standout" />
      <description>5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi, "Yapay Zeka Çağında Aile Hekimliği" ana temasıyla Samsun'da yapılıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>16-19 Mayıs 2026 tarihlerinde Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon'da düzenlenen kongrede, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yüksek tansiyonla mücadele ve farkındalık konuları öne çıktı.</p><p>Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdinç Yavuz, burada yaptığı konuşmada, hipertansiyon için farkındalık oluşturmak amacıyla oturumlar düzenlediklerini söyledi.</p><p>Yavuz, "Hipertansiyon, yani yüksek tansiyonu sessiz katil olarak nitelendiriyoruz. Hipertansiyon kalp krizine, inmeye, felce, kalp yetmezliğine ve kronik böbrek yetmezliğine neden oluyor. Birçok diyaliz hastasının diyalize girmesinin sebebi yüksek tansiyon. Hipertansiyon bazen semptom vermeyebiliyor. Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor." dedi.</p><p>Yapılan araştırmalar sonucunda tansiyon hastalarının sadece yarısının hastalıklarının farkında olduğunun görüldüğüne dikkati çeken Yavuz, "Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısı, yarısına yakınının tansiyonlarının kontrol altında olduğunu gösteriyor. Oysa tansiyonlarımız kontrol altında olmadığında biz kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi hastalıklara eğilimli hale geliyoruz. O yüzden bugün çok önemli, bu farkındalığı yaratmak önemli. Bizim önerimiz, vatandaşlarımızın aile sağlığı merkezlerinde kayıtlı olduğu aile hekimlerine düzenli olarak giderek tansiyonlarını ölçtürmelerini, varsa ellerinde bir tansiyon aletiyle yine tansiyonlarını ölçmelerini eğer bir yükseklik saptarlarsa, tanının ve tedavinin gerçekleştirmesi için kayıtlı olduğu aile hekimlerine başvurmaları çok önemli." diye konuştu. </p><p><strong>Tansiyon tanısı almış hastaların izlenmesinin son derece önemli olduğunu dile getiren Yavuz, şöyle devam etti:</strong></p><p>"Yaşam biçimi değişikliği önemli, hala ülkemizde tuz sıkıntımız oldukça fazla, ekmekte bile çok yüksek oranda tuz var maalesef. Salatalarımıza tuz ekliyoruz, peynirimiz tuzlu, zeytinimiz tuzlu. Kahvaltıda böyle başlıyoruz güne. O yüzden de tansiyonları kontrol altına almak zor oluyor. Tansiyon hastalarımız için önerimiz tansiyon ölçmeye devam etmeleri. Bir yükseklik saptarlarsa mutlaka aile sağlığı merkezlerine, hekimlerine başvurmaları, gerekirse ilaç değişimi, doz değişimi ve yine bu yaşam biçimi değişimi, tuzu azaltmak, yürüyüş yapmak, egzersiz yapmak ve doğru beslenmek önemli hale geliyor."</p><p>İstatistiksel olarak Türkiye'deki erişkinlerin üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, "Farkındalığımız çok düşük. Bizim amacımız, hastalarımız içinde tansiyon hastası olanları tespit etmek ve onlara uygun tedavi vererek izlemek. İzlem de en az tanı koymak, tedavi etmek kadar önemli." ifadesini kullandı.</p><p><strong>Hipertansiyon artık yaşlı hastalığı değil</strong></p><p>Hipertansiyonun yaşlı hastalığı olarak bilindiğini ancak artık çok genç yaşlarda da görülmeye başlandığını söyleyen Yavuz, "Özellikle obezitenin yoğunlaşması, insülin direncinin artması, bel çevresinin genişlemesiyle biz 30'lu yaşlarda hipertansiyonu görmeye başladık. Hatta kılavuzlar artık kırklı yaşlardan itibaren tedavi ya da izleme önerirken artık bu çok daha erken yaşlara düştü. Bakanlığımızın önerisi de 18 yaşın üzerindeki her yetişkinin yılda bir kere tansiyonunu ölçtürmesi. Yani artık tansiyonu bir yaş sahası olarak görmüyoruz. Tüm yaş gruplarında mutlaka en azından ölçüyoruz, tarıyoruz. Eğer saptarsak da uygun tedavi verip izlemeye başlıyoruz." dedi.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanlardan-sessiz-katil-uyarisi-genclerde-de-goruluyor-4825216</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/19/f69a0f0e-uzmanlar-hipertansiyonun-artik-genc-yaslarda-da-goruldugunu-belirtti.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 22:35:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diz ağrısını hafife almayın: Menisküs yırtığında uzman kontrolü uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/diz-agrisini-hafife-almayin-meniskus-yirtiginda-uzman-kontrolu-uyarisi-4825214</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/diz-agrisini-hafife-almayin-meniskus-yirtiginda-uzman-kontrolu-uyarisi-4825214" rel="standout" />
      <description>Menisküs yırtıklarında doğru tanının tedavi sürecindeki en kritik aşamalardan biri olduğu belirtildi. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru, uzun süren diz ağrılarında uzman değerlendirmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubu bünyesinde görev yapan Tolgahan Kuru, menisküs yırtıklarında doğru tanının tedavi sürecinin en önemli aşamalarından biri olduğunu belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre diz ağrıları; spor yapan bireylerde, yoğun tempoda çalışanlarda ve ileri yaş grubunda yaşam kalitesini doğrudan etkileyen yaygın ortopedik sorunlar arasında yer alıyor.</p><p>Doç. Dr. Kuru, menisküsün diz ekleminde yük dağılımını sağlayan ve eklem yüzeylerini koruyan özel bir kıkırdak yapı olduğunu ifade etti. Günlük yaşamda görülen diz ağrılarının önemli bölümünün kas dengesizlikleri, aşırı yüklenme ve zorlanmalara bağlı gelişebildiğini aktardı.</p><p>Kuru, özellikle uzun süren ağrılarda uzman değerlendirmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>Menisküs yırtığı sadece sporcularda görülmüyor</strong></p><p>Menisküs yırtıklarının yalnızca sporcularda ortaya çıkan bir problem olmadığına dikkat çeken Kuru, genç bireylerde ani dönme hareketleri, spor yaralanmaları ve zorlanmalar sonrasında da bu durumun görülebildiğini kaydetti.</p><p>İleri yaş grubunda ise eklem yapısındaki dejeneratif değişikliklerin ön plana çıktığını belirten Kuru, menisküs yırtıklarının toplumun geniş kesimini etkileyen yaygın bir sağlık sorunu haline geldiğini ifade etti.</p><p><strong>“Her MR bulgusu klinik olarak anlamlı değildir”</strong></p><p>Doç. Dr. Kuru, menisküs yırtıklarında sık görülen belirtileri şu şekilde sıraladı:</p><ol><li data-list="bullet">Diz ağrısı</li><li data-list="bullet">Hareket sırasında zorlanma</li><li data-list="bullet">Takılma hissi</li></ol><p><strong>Merdiven inip çıkarken artan şikayetler</strong></p><p>Menisküs yırtıklarının tanısında önceliğin ayrıntılı fizik muayene olduğunu belirten Kuru, dizde kilitlenme hissinin dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir bulgu olduğunu söyledi.</p><p>Bazı hastaların dizlerini tam açıp kapatmakta zorlandığını aktaran Kuru, uzun süre devam eden şikayetlerin günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade etti.</p><p>Manyetik rezonans (MR) görüntüleme yönteminin yırtığın yerini ve tipini belirlemede önemli rol oynadığını belirten Kuru, “Her MR bulgusu klinik olarak anlamlı değildir ve görüntüleme sonuçlarının mutlaka muayene bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>Her menisküs yırtığı ameliyat gerektirmiyor</strong></p><p>Kuru, her menisküs yırtığında cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulmadığını belirterek, küçük ve şikayete neden olmayan yırtıklarda konservatif tedavi yöntemlerinin tercih edilebildiğini kaydetti.</p><p>Dizde kilitlenme yaşanması, günlük yaşamın belirgin şekilde etkilenmesi veya sporcularda performans kaybı oluşması durumunda ise cerrahi tedavinin ön plana çıktığını ifade eden Kuru, günümüzde menisküs ameliyatlarının büyük ölçüde artroskopik yani kapalı yöntemlerle gerçekleştirildiğini söyledi.</p><p>Bu yöntemin iyileşme sürecini hızlandırdığını belirten Kuru, tedavi edilmeyen menisküs yırtıklarının zamanla kıkırdak hasarı, erken kireçlenme ve kronik ağrıya yol açabileceğini aktardı.</p><p><strong>Diz sağlığı için uzman uyarıları</strong></p><p>Erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çeken Kuru, diz sağlığının korunması için şu önerilerde bulundu:</p><ol><li data-list="bullet">Kilo kontrolünün sağlanması</li><li data-list="bullet">Kas güçlendirme egzersizlerinin yapılması</li><li data-list="bullet">Ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçınılması</li></ol><p>Kuru, erken tanı ve uygun tedavi sayesinde hastaların günlük yaşamlarına ve aktif hayatlarına güvenle dönebildiğini ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/diz-agrisini-hafife-almayin-meniskus-yirtiginda-uzman-kontrolu-uyarisi-4825214</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/19/23a9d6da-diz-agrisini-hafife-almayin-meniskus-yirtiginda-uzman-kontrolu-uyarisi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 21:13:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Obezite ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-ciddi-saglik-sorunlarina-zemin-hazirliyor-4824938</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-ciddi-saglik-sorunlarina-zemin-hazirliyor-4824938" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığını, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Öztürk, özellikle son yıllarda hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış beslenme alışkanlıklarının obezite oranlarını hızla artırdığına dikkati çekti.</p><p>Fazla kilo nedeniyle vücutta oluşan yağlanmanın metabolik sistemi doğrudan etkilediğini kaydeden Öztürk, "Obezite, estetiğin yanı sıra hipertansiyon, tip 2 diyabet, kalp krizi, uyku apnesi ve karaciğer yağlanması gibi birçok hastalığın gelişme riskini artırıyor. Özellikle karın çevresindeki yağlanma, metabolik hastalıklar açısından önemli bir risk faktörü." ifadelerini kullandı.</p><p>Öztürk, obezitenin yalnızca ileri yaşlarda değil, genç bireylerde ve çocuklarda da giderek daha sık görüldüğünü belirterek, erken dönemde müdahalenin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p><strong>"Yaşam süresini de etkileyebiliyor"</strong></p><p>Yanlış beslenme, düzensiz uyku ve fiziksel hareketsizliğin kilo artışını hızlandırdığına değinen Öztürk, "Obezite tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, yaşam süresini de etkileyebiliyor. Bu nedenle kilo artışı mutlaka ciddiye alınmalı." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Öztürk, obezite tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini, bazı hastalarda yalnızca diyet ve egzersizin yeterli olmayabileceğini aktardı. Obezitenin çok faktörlü bir hastalık olduğuna değinen Öztürk, şunları kaydetti:</p><p> "Tedavi sürecinde beslenme düzeni, fiziksel aktivite, hormonal durum ve metabolik hastalıklar birlikte değerlendirilmeli. İleri derecede obezitesi bulunan ve ek hastalıkları gelişen bireylerde metabolik cerrahi etkili bir tedavi seçeneği olabiliyor. Özellikle bel çevresindeki kalınlaşma, dikkate alınmalı ve düzenli sağlık kontrollerine girilmeli. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, erken yaşta kazanılmalı. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kaliteli uyku, obeziteyle mücadelede en güçlü üç adım. Kilo artışı fark edildiğinde vakit kaybetmeden uzman desteği alınmalı."</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-ciddi-saglik-sorunlarina-zemin-hazirliyor-4824938</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/18/cb3ed206-obezite-ciddi-saglik-sorunlarina-zemin-hazirliyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 21:51:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>15 yaş ve üzeri nüfusta hipertansiyon sıklığı yüzde 18,3 olarak belirlendi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/15-yas-ve-uzeri-nufusta-hipertansiyon-sikligi-yuzde-183-olarak-belirlendi-4824772</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/15-yas-ve-uzeri-nufusta-hipertansiyon-sikligi-yuzde-183-olarak-belirlendi-4824772" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanlığı, Türkiye'de 15 yaş ve üzerindeki nüfusta hipertansiyon sıklığının yüzde 18,3 olarak belirlendiğini duyurdu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, '17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü' nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, "Hipertansiyon; kanın damar duvarlarına yaptığı basıncın sürekli olarak normalden yüksek seyretmesi ile seyreden kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığını etkileyebilen kronik hastalıklardan biridir. Erken tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilen hastalıkta düzenli takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, hipertansiyona bağlı sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre, 15 yaş ve üzerindeki nüfusta hipertansiyon sıklığı yüzde 18,3 olarak belirlenmiştir. Tedaviyle kan basıncının kontrol altında olma oranı ise yaklaşık yüzde 41’dir. Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, aşırı tuz tüketimi, tütün ve alkol kullanımı gibi risk faktörleri hipertansiyon görülme sıklığını artırmaktadır. Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, kan basıncının kontrol altına alınmasında temel tedavi araçları arasında yer almaktadır. Bu ilaçların düzenli ve hekim önerilerine uygun şekilde kullanılması; hastalığın ilerlemesini yavaşlatmakta, kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere ciddi komplikasyonların gelişme riskini azaltmaktadır" denildi.</p><h2>'AŞIRI TUZ TÜKETİMİ BÖBREK SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYOR'</h2><p>Hipertansiyonun en önemli sebeplerinden birinin de aşırı tuz tüketimi olduğu belirtilen açıklamada, "Tuz, vücutta sıvı dengesi ile sinir ve kas fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Ancak günlük tuz tüketiminin 5 gramın üzerine çıkması, böbreklerin çalışma yükünü artırarak zamanla böbrek fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesine neden olabilmekte; kronik böbrek hastalığı riskini artırmaktadır. Sağlıklı yaşam için işlenmiş ve yüksek tuz içeren gıdaların sınırlandırılması, yemeklerde ilave tuz kullanımının azaltılması ve dengeli beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşımaktadır. Hipertansiyonun önlenmesi ve kontrol altına alınabilmesi için vatandaşlarımızın kan basınçlarını düzenli olarak ölçtürmeleri, sağlıklı ve dengeli beslenmeleri, tuz tüketimini azaltmaları, fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmeleri, tütün ve alkol kullanımından kaçınmaları ve hekim önerilerine uygun şekilde tedavilerini sürdürmeleri büyük önem taşımaktadır. Ayrıca durumlarına ve yaşlarına uygun tarama ve izlemler için aile hekimlerine başvurmaları, erken tanı ve etkin takip açısından önemli katkı sağlamaktadır" ifadelerine yer verildi. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4824477" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/16/5557d076-turkiyede-her-3-yetiskinden-biri-bu-tehlikeyle-yasiyor-ilk-belirti-kalp-krizi-olabilir.webp" data-title="Türkiye'de her 3 yetişkinden biri bu tehlikeyle yaşıyor: İlk belirti kalp krizi olabilir" data-url="/foto-galeri/hayat/turkiyede-her-3-yetiskinden-biri-bu-tehlikeyle-yasiyor-ilk-belirti-kalp-krizi-olabilir-4824477" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Türkiye'de her 3 yetişkinden biri bu tehlikeyle yaşıyor: İlk belirti kalp krizi olabilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4824401" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/15/5ea6fa71-her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor.webp" data-title="Her 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türü görülüyor" data-url="/hayat/her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor-4824401" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Her 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türü görülüyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4824340" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/15/a91ef6aa-dso-hantavirusun-kuresel-nufus-icin-riskinin-dusuk-oldugunu-tekrarladi.webp" data-title="DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir" data-url="/hayat/dso-hantavirusun-kuresel-risk-faktorune-vurgu-yapti-daha-fazla-vaka-gorulebilir-4824340" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/15-yas-ve-uzeri-nufusta-hipertansiyon-sikligi-yuzde-183-olarak-belirlendi-4824772</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/17/0ac8e2ea-15-yas-ve-uzeri-nufusta-hipertansiyon-sikligi-yuzde-183-olarak-belirlendi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 13:34:42 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Her 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türü görülüyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor-4824401</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor-4824401" rel="standout" />
      <description>Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Özçeker, besin alerjisinin son 20 yılda çok ciddi bir artış gösterdiğini, günümüzde neredeyse 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türünün görüldüğünü belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özçeker, Besin Alerjisi Günü dolayısıyla AA muhabirine, besin alerjisinin özellikle çocukluk çağında giderek daha sık karşılaşılan bir tablo haline geldiğini söyledi.</p><p>Besin alerjisinin günümüzde artık hem klinik hem de toplumsal açıdan büyük bir halk sağlığı sorunu olmaya başladığına dikkati çeken Özçeker, "Besin alerjisi son 20 yılda çok ciddi bir artış gösterdi ve günümüzde neredeyse 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türünü görüyoruz." dedi.</p><p>Prof. Dr. Özçeker, besin alerjisindeki artışın tek bir nedene bağlanamayacağını, çok faktörlü bir süreçten söz edilebileceğini ama en önemli faktörün epigenetik değişiklikler olduğunu belirtti.</p><p>Epigenetik değişikliklerde genetik yapının kısa sürede değişmediğini ancak çevresel faktörlerin genlerin çalışma biçimini etkilediğini aktaran Özçeker, şöyle devam etti:</p><p>"Bizim genetiğimiz 20 yılda değişmedi ama çevresel faktörlerimiz ciddi anlamda değişti. Yani DNA dizimizi bir piyanonun tuşlarına benzetecek olursak tuşlara basan güç ne kadar değişirse farklı bir ses çıkıyor. Çevresel faktörler değiştikçe birtakım genlerimiz daha suskun, birtakım genlerimiz de daha fazla tepki vermeye başladı. Yani besin alerjisi, diğer alerjik hastalıklar ve birçok otoimmün hastalıklar günümüzde bu epigenetik değişikliklerin etkisiyle artış göstermiş durumda."</p><p><strong> "Besin alerjisindeki artış 'pandemi' olarak tanımlanabilir"</strong></p><p>Özçeker, epigenetik değişikliklerde hava kirliliğinin şehirleşme ve yaşam tarzındaki değişimlerin önemli rol oynadığını belirterek, sürecin yalnızca doğum sonrası değil, anne karnından itibaren başladığını anlattı.</p><p>İşlenmiş gıdalar ve katkı maddelerinin bağırsak mikrobiyotası üzerinde etkili olduğuna işaret eden Özçeker, "Koruyucu maddeler, ürünlerin raf ömrünü uzatan maddeler. Bunlar burada bakteri üremesini önlüyorlar. Biz bu besinleri aldığımızda sadece ürünün bakterisinin üremesini engellemiyor, bizim bağırsağımızdaki faydalı bakterilerin de üremesini engelliyor." diye konuştu.</p><p>Prof. Dr. Özçeker, mikrobiyota dengesinin bozulmasının "disbiyoz" olarak adlandırıldığını, bu durumun besin alerjisini tetikleyen önemli faktörlerden biri olduğunu ancak tek başına yeterli bir açıklama olmadığını ifade etti.</p><p>Besin alerjisindeki artışın "pandemi" olarak tanımlanabileceğini dile getiren Özçeker, "Bundan 20 yıl önce 'astım pandemisi' diyorduk ama artık 'besin alerjisi pandemisi' diyebiliriz. Çünkü artış çok ciddi boyutlarda." dedi.</p><p><strong>"En sık görülen besin alerjileri ilk 3 yaşta inek sütü ve yumurta alerjileridir"</strong></p><p>Özçeker, bebeklik döneminin bağışıklık sistemi açısından kritik bir dönem olduğunu, bu dönemde vücudun yeni gıdalarla ilk kez tanıştığını ve bağışıklık sisteminin henüz tam olgunlaşmadığını, bu nedenle bazı bebeklerde besinlerin tehdit olarak algılanabildiğini belirtti.</p><p>Türkiye'de farklı besin alerjisi türleri görüldüğünü aktaran Özçeker, "En sık görülen besin alerjileri ilk 3 yaşta inek sütü ve yumurta alerjileridir. Biz en sık bu 2 proteine karşı alerjileri görüyoruz. Ancak bunlar 5 yaşına kadar büyük oranda düzeliyor." bilgisini paylaştı.</p><p>Daha ileri yaşlarda ise kuruyemişler, deniz ürünleri ve buğday alerjilerinin öne çıktığını kaydeden Özçeker, besin alerjilerinin coğrafi farklılıklar gösterdiğini de söyledi.</p><p>Prof. Dr. Özçeker, anafilaksi gibi ağır alerjik reaksiyonların hayati risk taşıdığına ve bu durumun çok hızlı gelişebildiğine dikkati çekerek, "Anafilaksi dediğimiz şey aslında çok ani ve şiddetli vücudun tepki verme durumu. Kaşıntı, döküntü, şişme gibi cilt bulguları ve buna eşlik eden nefes darlığı, öksürük, inatçı kusmalar ve tansiyon düşüklüğünü görebiliyoruz. Anafilaksinin tek ve en etkili tedavisi adrenalindir." ifadelerini kullandı.</p><p>Besin alerjisi tanı ve tedavi süreçlerinde yeni gelişen yöntemlerin bulunduğunu dile getiren Özçeker, moleküler alerji testlerinin artık daha ayrıntılı risk değerlendirmesi yapılmasına imkan tanıdığını, ayrıca oral immünoterapi ve biyolojik ilaçların da tedavi seçenekleri arasında yer almaya başladığını sözlerini ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor-4824401</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/15/5ea6fa71-her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 21:33:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DSÖ hantavirüsün küresel risk faktörüne vurgu yaptı: Daha fazla vaka görülebilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dso-hantavirusun-kuresel-risk-faktorune-vurgu-yapti-daha-fazla-vaka-gorulebilir-4824340</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dso-hantavirusun-kuresel-risk-faktorune-vurgu-yapti-daha-fazla-vaka-gorulebilir-4824340" rel="standout" />
      <description>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, MV Hondius gemisinde görülen hantavirüs vakalarının küresel riskinin düşük olduğunu, DSÖ’ye 3 ölüm dahil 10 vaka bildirildiğini açıkladı. Ghebreyesus, "Önümüzdeki günlerde daha fazla vaka bildirilebilir. Bu, salgının genişlediği anlamına gelmez." ifadelerini kullandı.</description>
      <category>Dünya</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Hollanda bandıralı bir gemide görülen hantavirüsün küresel nüfus için riskinin düşük olduğunu yineledi.</p><p>Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) yetkilileriyle ülkenin kuzeydoğusundaki Ituri eyaletinde ortaya çıkan yeni Ebola salgını hakkında görüştüklerini kaydeden Ghebreyesus, şu ana kadar 13 Ebola vakasının doğrulandığını belirtti.</p><p>Ghebreyesus, 1976'dan bu yana KDC'de 17 defa Ebola salgını yaşandığını anımsatarak, "Ebola salgını, hastalık salgınlarının insan sağlığı için sürekli bir tehdit oluşturduğunu ve küresel sağlık güvenliğini sürekli olarak güçlendirmek için işbirliği ve dayanışmanın önemini hatırlatıyor." dedi.</p><p>Hollanda bandıralı MV Hondius gemisinin yolcularına ve mürettebatına gösterdikleri dayanışma için Kanarya Adaları'nın Tenerife kentinin halkına teşekkürlerini yineleyen Ghebreyesus, bu krizi yönetmek için yaklaşık 30 hükümet ve diğer paydaşlarla birlikte çalıştıklarını söyledi.</p><p>Ghebreyesus, "Geminin yolcularının Tenerife'den transfer operasyonunun başarıyla tamamlandığını ve 120'den fazla kişinin şu anda kendi ülkelerinde bakıma alındığını veya nihai varış noktalarına giderken ev sahibi ülkelerde karantinaya alındığını bildirmekten memnuniyet duyuyorum." diye konuştu.</p><p>Geminin kaptanı Jan Dobrogowski ve 26 mürettebatın hala MV Hondius'ta yolculuğa devam ettiğini aktaran Ghebreyesus, geminin 18 Mayıs'ta Hollanda'ya varmasının beklendiğini kaydetti.</p><p><br></p><h2>"2 Mayıs'tan bu yana başka ölüm bildirilmedi"</h2><p>Ghebreyesus, "DSÖ, (hantavirüs) bu olayın küresel nüfus için riskinin düşük olduğunu tekrarlıyor ve gerektiğinde güncellemeler yayınlamaya devam edeceğiz. Bugün itibarıyla DSÖ'ye 3 ölüm dahil toplam 10 vaka bildirildi." dedi.</p><p>Bu vakalardan 8'inin Andes virüsü olduğunun laboratuvarda doğrulandığını, 2'sinin ise muhtemel vaka olduğunu belirten Ghebreyesus, 2 Mayıs'tan bu yana başka ölüm bildirilmediğine dikkati çekti.</p><p>Ghebreyesus, "6 haftaya kadar uzayan kuluçka süresi nedeniyle yolcular ülkelerine döndüklerinde, özel tesislerde veya evlerinde karantinaya alınıp test yapıldıklarında önümüzdeki günlerde daha fazla vaka bildirilebilir. Bu, salgının genişlediği anlamına gelmez." ifadelerini kullandı.</p><p>Hantavirüse karşı küresel yanıtla ilgili çalışmaların sürdüğüne işaret eden Ghebreyesus, 18 Mayıs'ta Cenevre'de başlayacak Dünya Sağlık Asamblesi'nin 79. Toplantısı'nda bu yanıt gibi birçok konunun ele alınacağını dile getirdi.</p><p><br></p><h2>Hantavirüs</h2><p>Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor.</p><p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p><p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen hastalık, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4824185" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/15/f50b58a2-hantavirus-gorulen-gemideki-6-yolcu-avustralyada-3-hafta-karantinaya-alinacak.webp" data-title="Hantavirüs görülen gemideki 6 yolcu Avustralya'da 3 hafta karantinaya alınacak" data-url="/dunya/hantavirus-gorulen-gemideki-6-yolcu-avustralyada-3-hafta-karantinaya-alinacak-4824185" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs görülen gemideki 6 yolcu Avustralya'da 3 hafta karantinaya alınacak</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822896" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/11/1eed4d7c-0m63tek9toirwqvkkzupt.webp" data-title="Hantavirüs vakalarının tespit edildiği gemideki Yunan yolcu Atina'da tedbiren karantinaya alındı" data-url="/dunya/hantavirus-vakalarinin-tespit-edildigi-gemideki-yunan-yolcu-atinada-tedbiren-karantinaya-alindi-4822896" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs vakalarının tespit edildiği gemideki Yunan yolcu Atina'da tedbiren karantinaya alındı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823919" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/14/a195aac2-ju6sbtsujyj92qs1g8rw3l.webp" data-title="Türkiye'de hantavirüs riski var mı? Bakan Memişoğlu 'Her türlü krize hazırız' diyerek açıkladı" data-url="/gundem/turkiyede-hantavirus-riski-var-mi-bakan-memisoglu-her-turlu-krize-haziriz-diyerek-acikladi-4823919" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Türkiye'de hantavirüs riski var mı? Bakan Memişoğlu 'Her türlü krize hazırız' diyerek açıkladı</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dso-hantavirusun-kuresel-risk-faktorune-vurgu-yapti-daha-fazla-vaka-gorulebilir-4824340</link>
      <subcategory>Dünya</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/15/a91ef6aa-dso-hantavirusun-kuresel-nufus-icin-riskinin-dusuk-oldugunu-tekrarladi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 18:40:41 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklarda ani kusma ve ishal norovirüsün habercisi olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir-4824058</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir-4824058" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayhan Yaman, özellikle çocuklarda ani başlayan kusma ve ishal şikayetlerinin norovirüs enfeksiyonunun habercisi olabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Yaman, norovirüsün mide ve bağırsak sistemini etkileyen oldukça bulaşıcı bir viral enfeksiyon olduğunu, hastalığın özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda hızla yayılabildiğini aktardı.</p><p>Yaman, "Norovirüs mide bulantısı, ani kusma, sulu ishal, karın ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan bir mide-bağırsak enfeksiyonu. Özellikle çocuklarda kısa sürede sıvı kaybına yol açabildiği için dikkatli olunmalı. Ani kusma ve ishal, norovirüs habercisi olabilir. " değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Norovirüsün temas yoluyla kolayca bulaşabildiğini vurgulayan Yaman, özellikle kreş, okul ve toplu yaşam alanlarında virüsün kısa sürede yayılabildiğine dikkati çekti.</p><p>Yaman, kirli yüzeylerin, ortak kullanım alanlarının, enfekte gıdaların ve hijyen eksikliğinin bulaşta önemli rol oynadığını, çocukların el hijyenine dikkat edilmesi ve ortak eşya kullanımında sınırlandırılmaya gidilmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Norovirüs enfeksiyonunda en büyük risklerden birinin sıvı kaybı olduğuna değinen Yaman, şunları kaydetti:</p><p>"Özellikle küçük çocuklarda belirtiler yakından takip edilmeli. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, halsizlik ve idrar miktarında düşüş gibi belirtiler, sıvı kaybına işaret edebilir. Bu durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Norovirüs, viral bir enfeksiyon ve temel yaklaşım, sıvı kaybını önlemek. Çocuğun yeterli sıvı tüketmesi sağlanmalı, ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı. Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanılmamalı."</p><p><br></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir-4824058</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/15/15ba2ea0-r2hi2mia23c3zrc2i66vsa.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 21:49:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Prostat büyümesi, 40 yaş sonrası erkekleri tehdit ediyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/prostat-buyumesi-40-yas-sonrasi-erkekleri-tehdit-ediyor-4824060</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/prostat-buyumesi-40-yas-sonrasi-erkekleri-tehdit-ediyor-4824060" rel="standout" />
      <description>Prostatın yaşla birlikte farklı bir sürece girdiğini belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, “Prostatın bulunduğu anatomik konum oldukça önemlidir. Mesaneden çıkan idrar kanalı prostatın içinden geçer. Genç yaşlarda sorun yaratmayan bu durum, özellikle 40 yaş üzerinde prostat büyüdükçe idrar akışını etkileyebilir” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Park TEM Hastanesi'nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, prostatın çoğu zaman yalnızca hastalıklarıyla anıldığını ancak genç yaşlarda erkek üreme sağlığında kritik rol oynayan önemli bir organ olduğunu söyledi.</p><p>Prostattaki hastalıkların genç yaşlarda genellikle fark edilmediğine değinen Prof. Dr. Kaplan, “Oysa prostat, salgıladığı özel sıvı sayesinde sperm hücrelerinin hareketini kolaylaştırır ve yumurtaya daha hızlı ulaşmalarını sağlar. Aynı zamanda sperm DNA’sını olası hasarlardan koruyarak üreme sürecinde önemli bir görev üstlenir” diye konuştu.</p><p><strong>‘PSA’NIN ASIL GÖREVİ FARKLI’</strong></p><p>Prostatın salgıladığı sıvı içerisinde PSA adı verilen önemli bir protein bulunduğunu ifade eden Kaplan, “PSA’nın asıl yeri kandan çok menidir. Bu protein, meniyi akışkan hale getirerek sperm hücrelerinin daha rahat hareket etmesini sağlar. Yani gençlik döneminde prostat, yeni bir hayatın başlamasında sessiz bir yardımcıdır" ifadelerini kullandı. </p><p><strong>‘YAŞLA BİRLİKTE TABLO DEĞİŞİYOR’</strong></p><p>Prostatın yaşla farklı bir sürece girdiğini belirten Prof. Dr. Kaplan, “Prostatın bulunduğu anatomik konum oldukça önemlidir. Mesaneden çıkan idrar kanalı prostatın içinden geçer. Genç yaşlarda sorun yaratmayan bu durum, prostat büyüdükçe idrar akışını etkileyebilir” açıklamasında bulundu.</p><p>Özellikle 40’lı yaşlardan sonra prostatın büyüme eğilimi gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kaplan, “Bu büyüme idrar kanalını daraltarak idrar yapmayı zorlaştırabilir. İdrar akımında zayıflama, sık idrara çıkma ve gece uykudan uyandıran idrar hissi en sık görülen belirtiler arasındadır” dedi.</p><p><strong> ‘İLERLERSE CİDDİ SORUNLARA YOL AÇABİLİR’</strong></p><p>Bu durumun yalnızca konforu etkilemediğini söyleyen Prof. Dr. Kaplan, “Zamanla mesanenin tam boşalamamasına neden olabilir. İleri durumlarda mesane fonksiyonları bozulabilir ve hatta kronik böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir” diye konuştu. </p><p>Prof. Dr. Kaplan, bu tablonun tıpta 'Benign Prostat Hiperplazisi' yani iyi huylu prostat büyümesi olarak adlandırıldığını belirtti.</p><p><strong>‘PSA HASTALIKLARIN DA HABERCİSİ OLABİLİR’</strong></p><p>Prostat hastalıklarında hücre yapısının değişmesiyle PSA’nın da farklı davrandığını ifade eden Prof. Dr. Kaplan, “Normalde menide bulunması gereken PSA, bazı hastalıklarda kana daha fazla geçer. Bu nedenle PSA testi, başta prostat kanseri olmak üzere prostat hastalıklarının değerlendirilmesinde önemli bir belirteçtir” açıklamasında bulundu.</p><p>Prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanserlerden biri olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kaplan, erken tanının önemine dikkat çekti.</p><p><strong> ‘AYNI ORGAN, FARKLI DÖNEMLERDE FARKLI ROL OYNAR’</strong></p><p>Prostatın yaşam boyunca farklı roller üstlendiğini belirten Prof. Dr. Kaplan, “Aynı organ ve aynı madde, gençlikte üreme sürecine katkı sağlarken ilerleyen yaşlarda hastalıkların habercisi olabilir” dedi.</p><p><strong> ‘DÜZENLİ KONTROL HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR’</strong></p><p>Vücudun zamanla çeşitli sinyaller verdiğini ifade eden Kaplan, “Bu sinyaller bazen basit bir rahatsızlık hissiyle, bazen de yalnızca küçük bir kan değeri değişikliğiyle ortaya çıkar. Önemli olan bu işaretleri fark etmek ve ciddiye almaktır” ifadelerini kullandı. </p><p>Hiçbir şikâyet olmasa bile düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kaplan, “50 yaşından sonra yılda bir kez üroloji uzmanına başvurularak prostat kontrolü yaptırılması gerekir” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/prostat-buyumesi-40-yas-sonrasi-erkekleri-tehdit-ediyor-4824060</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/15/bcfd110d-qircyttc2ofngjph0yt0x.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 21:06:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Batman’da ilk biyolojik aort kapak ameliyatı gerçekleştirildi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/batmanda-ilk-biyolojik-aort-kapak-ameliyati-gerceklestirildi-4824003</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/batmanda-ilk-biyolojik-aort-kapak-ameliyati-gerceklestirildi-4824003" rel="standout" />
      <description>Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, şehirde ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı yapıldı. 71 yaşındaki Besna Gökhan, ömür boyu yoğun kan sulandırıcı kullanma zorunluluğunu ortadan kaldıran bu ileri yöntem sayesinde sağlığına kavuşarak taburcu olma aşamasına geldi.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında şehirde ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu.</p><p><br></p><p>Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı.</p><p><br></p><p>Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi.</p><h2>Batman'da ilk kez uygulandı</h2><p>Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi.</p><p><br></p><p>Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, <strong><em>"Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz"</em></strong> diye konuştu.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823922" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/14/d59a87ee-psjobrqhbcyh8ogrl60wk.webp" data-title="Bakan Memişoğlu: Sezaryen bir ameliyat türüdür" data-url="/video-galeri/gundem/bakan-memisoglu-sezaryen-bir-ameliyat-turudur-4823922" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bakan Memişoğlu: Sezaryen bir ameliyat türüdür</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823392" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/12/8af0f57b-yxms7uqextof0kopnaac1p.webp" data-title="Yıllarca vücudunda taşıdı, gerçeği hastanede öğrendi: Tam 7 kilo 750 gram ağırlığında" data-url="/foto-galeri/hayat/yillarca-vucudunda-tasidi-gercegi-hastanede-ogrendi-tam-7-kilo-750-gram-agirliginda-4823392" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yıllarca vücudunda taşıdı, gerçeği hastanede öğrendi: Tam 7 kilo 750 gram ağırlığında</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823643" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/13/c0c3522e-gsms5ws0shu1gdzo3eugh.webp" data-title="8 yaşındaki Fatma’nın boynundan çıkanlar şaşırttı: Büyüklüğü ile tıp tarihine girdi" data-url="/foto-galeri/gundem/8-yasindaki-fatmanin-boynundan-cikanlar-sasirtti-buyuklugu-ile-tip-tarihine-girdi-4823643" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">8 yaşındaki Fatma’nın boynundan çıkanlar şaşırttı: Büyüklüğü ile tıp tarihine girdi</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/batmanda-ilk-biyolojik-aort-kapak-ameliyati-gerceklestirildi-4824003</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/14/a8fb2d49-ndo3r3yzqmasuoj1675u.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 18:53:52 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de hantavirüs riski var mı? Bakan Memişoğlu 'Her türlü krize hazırız' diyerek açıkladı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/gundem/turkiyede-hantavirus-riski-var-mi-bakan-memisoglu-her-turlu-krize-haziriz-diyerek-acikladi-4823919</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/gundem/turkiyede-hantavirus-riski-var-mi-bakan-memisoglu-her-turlu-krize-haziriz-diyerek-acikladi-4823919" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TVNET'te canlı yayında Sevban Durmaz'ın sorularını yanıtladı. Türkiye'de hantavirüs riski var mı? sorusuna cevap veren Bakan Memişoğlu, "Toplumumuz bu konuda müsterih olsun, şu anda herhangi bir salgın riski yok. Bizim bilim kurulumuz da bizleri bilgilendiriyor ve onların bilgilendirmesi doğrultusunda hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı. </description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, TVNET'te canlı yayında kamuoyunda endişeye neden olan hantavirüs iddialarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. </p><p>Tedbir amaçlı karantina süreçlerinin titizlikle sürdürüldüğünü belirten Memişoğlu, test sonuçlarının negatif çıktığını ifade ederek, “Şu anda herhangi bir salgın riski yok” dedi. Türkiye’nin sağlık altyapısının olası krizlere karşı hazır olduğunu söyleyen Memişoğlu, vatandaşlara “müsterih olun” çağrısı yaptı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/5/14/6d716426-fykphorgu5dtsg66vil6f.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/5/14/6d716426-fykphorgu5dtsg66vil6f.webp"></p><p><strong><u>Bakan Memişoğlu'nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde;</u></strong></p><p>"2 Türk vatandaşımız gemiden daha önce ayrıldığı için onları da karantinaya aldık. 3 vatandaşımızı da gemiden indikleri andan itibaren kendi uçağımızla izole ettik. Test sonuçları negatif çıktı üçünün de ancak 42 günlük karantina izolasyon süreçleri devam ediyor. Her gün klinik anlamında bulgusu olup olmadığını takip ediyoruz. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun, şu anda herhangi bir salgın riski yok. Bizim bilimsel kurulumuz ve komisyonumuz da bizleri bilgilendiriyor ve onların bilgilendirmesi doğrultusunda hareket ediyoruz. Ancak herkes bilsin ki şu an için herhangi bir salgın riski yok. Olduğu durumda da her türlü krizi yönetebilecek müdahale edebilecek kapasiteye sahibiz. Yani her türlü pandemi ve salgın için eylem planımız hazır. Zaten covid-19'da da bunu herkese gösterdik. Şimdi de her şekilde takip ediyoruz.</p><p>Bu kadar entegre bu kadar hareketli bir dünyada bu tür bulaşların lokal de olsa olabileceğini herkesin bilmesinde fayda var. Bİr gün o virüs çıkacak bir gün başka bir virüs biz bunların hepsini takip ediyoruz bir risk olması durumunda Sağlık Bakanlığı'nın verilerini dikkate almalarını istirham ediyoruz. </p><p>Ayrıntılar geliyor...</p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823415" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/12/d9a5182c-8pnp5uq62q41i3i49lt2d8.webp" data-title="Hantavirüs için aşı var mı? Andes hantavirüsü insandan insana bulaşabiliyor mu? Hantavirüs vakaları sonrası kritik açıklama" data-url="/foto-galeri/ozgun/hantavirus-icin-asi-var-mi-andes-hantavirusu-insandan-insana-bulasabiliyor-mu-hantavirus-vakalari-sonrasi-kritik-aciklama-4823415" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Hantavirüs için aşı var mı? Andes hantavirüsü insandan insana bulaşabiliyor mu? Hantavirüs vakaları sonrası kritik açıklama</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823204" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/12/e58f1b56-yp6jqo93e3j4n6ajedgxh4.webp" data-title="Gemi tahliye edildi, akıllarda tek soru: Hantavirüs yeni bir pandemi olabilir mi?" data-url="/foto-galeri/dunya/gemi-tahliye-edildi-akillarda-tek-soru-hantavirus-yeni-bir-pandemi-olabilir-mi-4823204" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Gemi tahliye edildi, akıllarda tek soru: Hantavirüs yeni bir pandemi olabilir mi?</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823033" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/11/7a808186-4vu58qlso9ohsl7ebinekg.webp" data-title="Sağlık Bakanlığı açıkladı: Gemiden getirilen vatandaşların test sonuçları belli oldu" data-url="/gundem/saglik-bakanligi-acikladi-gemiden-getirilen-vatandaslarin-test-sonuclari-belli-oldu-4823033" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Sağlık Bakanlığı açıkladı: Gemiden getirilen vatandaşların test sonuçları belli oldu</span></span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/gundem/turkiyede-hantavirus-riski-var-mi-bakan-memisoglu-her-turlu-krize-haziriz-diyerek-acikladi-4823919</link>
      <subcategory>Gündem</subcategory>
      <editor>Seda Ekinci</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/14/a195aac2-ju6sbtsujyj92qs1g8rw3l.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 13:37:22 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İki hastanın mesanesinden 27 taş çıkarıldı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/iki-hastanin-mesanesinden-27-tas-cikarildi-4823840</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/iki-hastanin-mesanesinden-27-tas-cikarildi-4823840" rel="standout" />
      <description>Bayburt Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğine idrar şikayetleriyle başvuran 72 ve 79 yaşındaki 2 erkek hastanın mesanesinden açık ameliyatla toplam 27 taş çıkarıldı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneye, sık idrara gitme, idrarını tam boşaltamama, idrar yapmada zorluk ve idrarda kanama şikayetleriyle başvuran 2 hastaya, yapılan tetkiklerin ardından ameliyat kararı verildi.</p><p>Üroloji Uzmanı Op. Dr. Niyazi Perolli tarafından yapılan açık mesane taşı operasyonunda, 72 yaşındaki hastanın mesanesinden 1,5 santimetre boyutunda 16 adet taş çıkarıldı.</p><p>İdrar yapmada zorluk ve hematüri şikayeti bulunan 79 yaşındaki diğer hastada ise 1 adet 4 santimetre, 10 adet 1,5 santimetre boyutunda taş tespit edildi. Açık mesane taşı ameliyatıyla hastanın mesanesindeki taşlar başarılı operasyonla temizlendi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816611" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/19/3fbbbafc-kf16qtv916l309r8o1kcsh.webp" data-title="Dayanılmaz ağrıyla her gün acile gidiyordu: Gerçek sebep ameliyatta ortaya çıktı" data-url="/foto-galeri/hayat/dayanilmaz-agriyla-her-gun-acile-gidiyordu-gercek-sebep-ameliyatta-ortaya-cikti-4816611" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dayanılmaz ağrıyla her gün acile gidiyordu: Gerçek sebep ameliyatta ortaya çıktı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815125" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/14/1c203412-hn2n7r4gs8lo86xu7fdmk.webp" data-title="Bingöl'de şaşırtan operasyon: Safra kesesinden 2 bin 67 taş çıkarıldı" data-url="/hayat/bingolde-sasirtan-operasyon-safra-kesesinden-2-bin-67-tas-cikarildi-4815125" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bingöl'de şaşırtan operasyon: Safra kesesinden 2 bin 67 taş çıkarıldı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4795854" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/9/e5955eb9-hvtxacmzmfnr3ztefkhsx.webp" data-title="Karın ağrısıyla gitti içinden tam binlerce çıktı! Manisa'daki ameliyatta görülen manzara doktorları bile hayrete düşürdü" data-url="/foto-galeri/gundem/karin-agrisiyla-gitti-icinden-tam-binlerce-cikti-manisadaki-ameliyatta-gorulen-manzara-doktorlari-bile-hayrete-dusurdu-4795854" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Karın ağrısıyla gitti içinden tam binlerce çıktı! Manisa'daki ameliyatta görülen manzara doktorları bile hayrete düşürdü</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/iki-hastanin-mesanesinden-27-tas-cikarildi-4823840</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/14/a78ceb83-x0zvns6ofta8u4hh48ixbr.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 10:01:13 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Takviye edici gıdalara çifte denetim geliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/takviye-edici-gidalara-cifte-denetim-geliyor-4823808</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/takviye-edici-gidalara-cifte-denetim-geliyor-4823808" rel="standout" />
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Takviye edici gıdalarda denetim sistemi yeniden düzenleniyor. Sağlık Bakanlığının hazırladığı yasa teklifi taslağıyla, ürünlerin üretiminden satışına kadar tüm süreçlerde daha sıkı ve kapsamlı bir kontrol mekanizması kurulması hedefleniyor. Taslağa göre, takviye edici gıdaların hangi bakanlığın yetki ve onay alanına gireceğini belirlemek amacıyla “Takviye Edici Gıda Değerlendirme ve Belirleme Komisyonu” oluşturulacak. Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının eşit temsil edileceği komisyonun sekretaryasını Sağlık Bakanlığı yürütecek. Komisyon, ürünlerdeki etken maddelerin halk sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirerek denetim yetkisinin hangi bakanlıkta olacağına karar verecek. Düzenleme yürürlüğe girdikten sonra onay verilmeyen ürünler toplatılacak.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4823107" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/11/b3e1d97c-ne6d618df2gy6tipw76fyg.webp" data-title="Çocuklar sınav baskısı altında: Uzmanı aileleri bu konuda uyardı" data-url="/hayat/cocuklar-sinav-baskisi-altinda-uzmani-aileleri-bu-konuda-uyardi-4823107" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Çocuklar sınav baskısı altında: Uzmanı aileleri bu konuda uyardı</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/takviye-edici-gidalara-cifte-denetim-geliyor-4823808</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Uğur Duyan</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/14/594311e4-1y22yk6kglv6pnjra8hi62.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pestisit kalıntıları insan sağlığını nasıl etkiliyor? Uzmanından önemli uyarılar</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/pestisit-kalintilari-insan-sagligini-nasil-etkiliyor-uzmanindan-onemli-uyarilar-4823109</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/pestisit-kalintilari-insan-sagligini-nasil-etkiliyor-uzmanindan-onemli-uyarilar-4823109" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, gıdalardaki pestisit kalıntılarının uzun vadede insan sağlığı üzerinde çeşitli riskler oluşturabileceğini belirtti. Can, özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamile bireylerin pestisit etkilerine karşı daha hassas olduğuna dikkat çekti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, pestisit kalıntılarının insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Can, artan nüfus ve yükselen gıda talebinin tarımsal üretimde verimlilik baskısını artırdığını söyledi.</p><p>Pestisitlerin tarımsal üretimde zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal veya biyolojik maddeler olduğunu belirten Can, bu ürünlerin doğru kullanılmadığında sağlık ve çevre açısından risk oluşturabileceğini ifade etti.</p><p><strong>“Uzun süreli maruziyet çeşitli hastalıklarla ilişkilendiriliyor”</strong></p><p>Aslı Muslu Can, pestisitlerin farklı kullanım alanlarına göre sınıflandırıldığını belirterek şu bilgileri paylaştı:</p><p>İnsektisitler böceklerle mücadelede kullanılıyor.</p><p>Herbisitler yabancı otları kontrol etmeyi amaçlıyor.</p><p>Fungisitler ise mantar kaynaklı sorunlara karşı tercih ediliyor.</p><p>Can, bu maddelerin tarımsal üretimde verim kaybını azaltmak ve ürün kalitesini artırmak amacıyla yaygın şekilde kullanıldığını söyledi.</p><p>Pestisit kalıntılarının gıdalar yoluyla insan vücuduna geçebildiğini kaydeden Can, uygun doz ve kullanım talimatlarına uyulmaması halinde bu kalıntıların birikim gösterebileceğini ifade etti. Uzun süreli maruziyetin hormon dengesizlikleri, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve bazı kanser türleriyle ilişkilendirildiğini aktaran Can, çocuklar, yaşlılar ve hamile bireylerin daha hassas grupta yer aldığını belirtti.</p><p><strong>“Ekosistem dengesini de etkileyebiliyor”</strong></p><p>Pestisitlerin yalnızca hedef zararlıları değil, faydalı böcekleri ve doğal yaşamı da etkileyebildiğini vurgulayan Can, toprak mikroorganizmalarının zarar görebileceğini söyledi.</p><p>Can, pestisitlerin su kaynaklarına karışmasının uzun vadeli çevre kirliliğine neden olabileceğini belirterek, bu durumun biyolojik çeşitlilik kaybına ve ekosistem dengesinin bozulmasına yol açabileceğini ifade etti.</p><p><strong>Tüketicilere pestisit maruziyetini azaltma önerileri</strong></p><p>Türkiye’de pestisit kullanımının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen maksimum kalıntı limitleri çerçevesinde denetlendiğini aktaran Can, zaman zaman yapılan analizlerde limit üstü kalıntılara rastlanmasının konunun önemini ortaya koyduğunu kaydetti.</p><p>Can, tüketicilerin pestisit maruziyetini azaltmak için şu önlemleri uygulayabileceğini belirtti:</p><p>Sebze ve meyveleri bol suyla yıkamak</p><p>Mümkünse ürünlerin kabuklarını soymak</p><p>Mevsiminde ve yerel ürünleri tercih etmek</p><p>Güvenilir üreticilerden alışveriş yapmak</p><p>Organik veya iyi tarım uygulamaları sertifikalı ürünlere yönelmek</p><p>Pestisit kullanımının kısa vadede tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını ifade eden Can, entegre zararlı yönetimi, biyolojik mücadele yöntemleri ve doğru doz uygulamalarıyla risklerin azaltılabileceğini söyledi. Can, daha güvenli ve sürdürülebilir bir gıda sistemi için toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/pestisit-kalintilari-insan-sagligini-nasil-etkiliyor-uzmanindan-onemli-uyarilar-4823109</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/11/5f647703-j8yjx5cmio9w7q9f2nywd.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:03:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklar sınav baskısı altında: Uzmanı aileleri bu konuda uyardı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-sinav-baskisi-altinda-uzmani-aileleri-bu-konuda-uyardi-4823107</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-sinav-baskisi-altinda-uzmani-aileleri-bu-konuda-uyardi-4823107" rel="standout" />
      <description>İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alperen Bıkmazer, sınav dönemlerinin çocuklar için önemli bir stres kaynağı olduğunu belirterek ebeveynlere destekleyici yaklaşım çağrısı yaptı. Bıkmazer, dijital dünyanın ve kontrolsüz bilgi akışının da çocukların psikolojisini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alperen Bıkmazer, sınav stresi nedeniyle çocukların yoğun baskı altında hissettiğini belirterek ailelerin destekleyici tutum sergilemesi gerektiğini söyledi.</p><p>Türk Psikofarmakoloji Derneği tarafından düzenlenen sağlık kongresi için Antalya’da bulunan Bıkmazer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların yalnızca sınav süreçlerinden değil, dijital bağımlılık, yoğun bilgi akışı ve dünyadaki savaşlar gibi gelişmelerden de etkilendiğini ifade etti.</p><p>Bıkmazer, çocuk ve ergenlerin gelişim sürecinde olduklarını belirterek, olumsuz deneyimlerden yetişkinlere kıyasla daha fazla etkilenebildiklerini kaydetti. Çocukların nörobiyolojik ve psikososyal açıdan hassas bireyler olduğunu vurgulayan Bıkmazer, gelişim sürecindeki bireylerin kırılgan yapısına dikkati çekti.</p><h2>“Çocuklar kontrolsüz bilgiye maruz kalıyor”</h2><p>Dijital dünyanın çocuklar üzerinde oluşturduğu etkilere değinen Bıkmazer, özellikle kontrolsüz bilgi akışının çocuklarda bunaltıya yol açabileceğini söyledi.</p><p>Bilgi işleme kapasitesinin geçmiş yıllara göre değişmediğini ancak çocukların bugün çok daha yoğun bir bilgi bombardımanıyla karşı karşıya kaldığını belirten Bıkmazer, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>Çocuklar dijital ortamda denetimsiz bilgi akışına maruz kalabiliyor.</p><p>Yoğun bilgi trafiği zaman zaman psikolojik baskı oluşturabiliyor.</p><p>Dijital bağımlılık çocuk ve ergen ruh sağlığını etkileyebiliyor.</p><p>Ebeveyn denetimi ve takibinin önemli olduğu vurgulanıyor.</p><p>Bıkmazer, ailelerin çocuklarının kimlerle ve hangi ortamlarda zaman geçirdiğini bilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Dijital mecraları “kara delik” benzetmesiyle değerlendiren Bıkmazer, çocukların zihinsel gelişiminin korunması için ebeveynlerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p><h2>“Çocuklar zaten baskı hissediyor”</h2><p>Sınavların çocuklar açısından başlı başına stres kaynağı olduğunu belirten Bıkmazer, sınav sistemindeki rekabet ortamının da baskıyı artırdığını ifade etti.</p><p>Sadece bilgi sahibi olmanın yeterli olmadığını, öğrencilerin bilgiyi belirli süre içinde doğru şekilde kullanmasının beklendiğini kaydeden Bıkmazer, çocukların mümkün olduğunca sakin kalmasının önemli olduğunu söyledi.</p><p>Ebeveynlere çağrıda bulunan Bıkmazer, çocukların zaten yoğun baskı hissettiğini belirterek ailelerin bu baskıyı artırmak yerine daha destekleyici bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini dile getirdi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-sinav-baskisi-altinda-uzmani-aileleri-bu-konuda-uyardi-4823107</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/11/b3e1d97c-ne6d618df2gy6tipw76fyg.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 21:12:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aşırı tuz tüketimi hangi hastalıklara yol açıyor? Uzmanından uyarılar</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/asiri-tuz-tuketimi-hangi-hastaliklara-yol-aciyor-uzmanindan-uyarilar-4823127</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/asiri-tuz-tuketimi-hangi-hastaliklara-yol-aciyor-uzmanindan-uyarilar-4823127" rel="standout" />
      <description>Türkiye’de günlük tuz tüketiminin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği seviyenin 2-3 katına çıktığı belirtildi. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sünbül, aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon başta olmak üzere kalp, böbrek ve damar hastalıkları riskini artırdığını söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sünbül, Türkiye’de tuz tüketiminin önerilen sınırların üzerinde seyrettiğini belirterek, aşırı tuz alımının özellikle kalp ve damar sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğunu ifade etti.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü’nün erişkin bireyler için günlük 5 gramın altında tuz tüketimi önerdiğini hatırlatan Prof. Dr. Sünbül, Türkiye’de yapılan çalışmalara göre günlük ortalama tüketimin 10-15 gram seviyesinde olduğunu söyledi. Sünbül, bu durumun önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturduğunu kaydetti.</p><h2>Aşırı tuz tüketimi hangi hastalıklara yol açıyor?</h2><p>Prof. Dr. Murat Sünbül’e göre yüksek tuz tüketimi vücutta sodyum ve su tutulmasına neden oluyor. Bu durum damar içi hacmi artırarak kan basıncının yükselmesine yol açıyor.</p><p>Prof. Dr. Sünbül, uzun vadede ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını şöyle sıraladı:</p><p>Hipertansiyon</p><p>Koroner arter hastalığı</p><p>Kalp yetersizliği</p><p>İnme</p><p>Kronik böbrek hastalığı</p><p>Sünbül ayrıca yüksek tuz tüketiminin osteoporoz ve mide kanseriyle de ilişkili olabileceğini belirtti.</p><p><strong>Gizli tuz kaynaklarına dikkat çekildi</strong></p><p>Toplumda tuz tüketiminin çoğunlukla sofrada kullanılan tuzla ilişkilendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Sünbül, toplam tuz alımının büyük bölümünün işlenmiş ve paketli gıdalardan kaynaklandığını söyledi.</p><p>Prof. Dr. Sünbül’e göre gizli tuz kaynakları arasında şu ürünler yer alıyor:</p><p>Ekmek</p><p>Peynir</p><p>Zeytin</p><p>Şarküteri ürünleri</p><p>Hazır çorbalar</p><p>Soslar</p><p>Fast-food ürünleri</p><p>Sünbül, yalnızca sofradaki tuzluğu kaldırmanın yeterli olmayacağını, gıda tercihlerinin de gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>Çocuklukta başlayan alışkanlıklar risk oluşturuyor</strong></p><p>Çocukluk döneminde yüksek tuz tüketiminin ilerleyen yaşlarda sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini belirten Prof. Dr. Sünbül, erken yaşta fazla tuz tüketiminin kan basıncını yükselttiğini ve erişkin dönemde hipertansiyon riskini artırdığını ifade etti.</p><p>Ayrıca çocuklarda tuzlu ve işlenmiş gıdalara yönelik tat alışkanlığının gelişebileceğini kaydeden Sünbül, bunun obezite, damar sertliği ve böbrek hastalıkları riskini artırabileceğini söyledi.</p><p><strong>“Tuzun türü değil, miktarı önemli”</strong></p><p>Kaya tuzu, deniz tuzu veya Himalaya tuzu gibi alternatiflerin daha sağlıklı olduğu yönündeki yaygın görüşe de değinen Prof. Dr. Sünbül, bu tuzların büyük bölümünün sodyum klorür içerdiğini belirtti.</p><p>Sünbül, kardiyovasküler açıdan belirleyici unsurun tuzun türü değil miktarı olduğunu ifade ederken, iyot eksikliğinin önlenmesi açısından iyotlu tuz kullanımının önem taşıdığını söyledi.</p><p><strong>Tuz tüketimini azaltmak için öneriler</strong></p><p>Prof. Dr. Murat Sünbül, günlük yaşamda uygulanabilecek bazı alışkanlık değişiklikleriyle tuz tüketiminin azaltılabileceğini belirtti.</p><p>Sünbül’ün önerileri şöyle:</p><p>İşlenmiş gıda tüketimini azaltmak</p><p>Düşük sodyumlu ürünleri tercih etmek</p><p>Yemeklerde tuzu kademeli azaltmak</p><p>Baharat ve doğal aromaları kullanmak</p><p>Tuzluk kullanımını bırakmak</p><p><strong>Dışarıda yemek yerken az tuzlu tercih yapmak</strong></p><p>Prof. Dr. Sünbül, kalp ve böbrek sağlığını korumak için en etkili adımlardan birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu belirterek, sürdürülebilir alışkanlıkların uzun vadede önemli sağlık kazanımları sağlayacağını ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/asiri-tuz-tuketimi-hangi-hastaliklara-yol-aciyor-uzmanindan-uyarilar-4823127</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/11/22ed2467-975ycytl97qw456yz9gi.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 20:48:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Merdiven altı güzellik merkezleri tehlike saçıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor-4822989</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor-4822989" rel="standout" />
      <description>Merdiven altı güzellik merkezlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade eden Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, "Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan ’estetisyen’ ünvanını verdikleri insanlarla, ’seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz’ vaatleri ile kesip doğruyorlar" dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denetimden uzak olan güzellik merkezlerinde sağlık işlemleri yapıldığını söyleyen Başkan Şahin, "Merdiven altı sistem diye tabir ettiğimiz güzellik merkezleri gözümüzün önünde yüzlerce adeta. Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan estetisyen ünvanını verdikleri insanlarla, seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz vaatleri ile kesip doğruyorlar. Hiçbir yasal denetimi yok, hiçbir takip sistemi yok, başıboş bırakılmış bir alan. Bu durumun en acı tarafı, bu sisteme çantacılık yapan doktorların da bulunması. Bazı malzemeleri yalnızca doktorlar kendi kodları ile alabiliyorlar. Bu kodla malzemeleri alıp, çantacılık yaparak bu güzellik merkezlerine satıyorlar. Daha da kötüsü, hiçbir denetime tabi tutulmadan, merdiven altı üretimle her tarafta satılabiliyor. Bu durum insan sağlığını ilgilendiriyor. İnsanımızın sağlığı bu kadar ucuz olmamalı. Biz Uganda değiliz, bu tür vaatler rahat rahat yapılamamalı. Eğer devletten çekinmeleri olmazsa, bu insanların bizim sağlığımıza da bir kıymeti olmaz. Burada sağlık işlemi yapılıyor. İnsanların kör olmasını, burunlarının üzerini kaybetmesini, kulağını duyacağını engelleyici işler yapılıyor, bunlar sağlıkla alakalı" şeklinde konuştu.</p><h2>"Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar?"</h2><p>Laboratuvarda yapılması gerek işlemlerin, güzellik merkezleri kendileri yapıyormuş gibi lanse ettiklerini belirten Şahin, "Mezoterapi dediğimiz işlem bir laboratuvarda yapılması gereken bir işlem. İnsanların gerek selülitleri gerekse saçlarıyla alakalı vaatlerde bulunarak, ’Biz laboratuvarda kanlarınızı ayrıştırıyoruz, bunu da enjekte edip sağlıklı olmanızı sağlıyoruz’ diyorlar. Bir kere bunun laboratuvarda yapılması lazım. Burada laboratuvar olmadığı gibi olsa bile işleyecek bir yetkili yok. Bunun eğitimini almış birisi yok. Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar? Dalga geçer gibi insanların kanlarını alıyorlar, ayrıştırma yapar gibi yapıp insanların vücuduna su enjekte ediyorlar. Bunu da parayla satıyorlar. Bu kadar başıboş bir sistemin denetlenmemesi bu ülkenin yasal olarak bir ayıbı. Tüketicilere çağrımız da her halükarda kim yaparsa yapsın, sağlığınızı etkileyen bu işlem sizi güzelleştirmez. Yüz güzelliğine değil, gönül ve ahlak güzelliğine odaklanın" ifadelerini kullandı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822825" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/11/406df4f6-ca9g6m8uc98qccvtd4162l.webp" data-title="Evdeki bu alışkanlık alerjenlerin çoğalmasına neden olabiliyor" data-url="/hayat/polen-alerjisinin-belirtileri-neler-uzmani-acikladi-4822825" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Evdeki bu alışkanlık alerjenlerin çoğalmasına neden olabiliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822647" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/10/6981d65c-fzmg5vxvsxdxasjub5q2a.webp" data-title="Bel ağrısını sadece fıtığa bağlamayın: Gerçek çok daha ağır olabilir" data-url="/hayat/bel-agrisini-sadece-fitiga-baglamayin-gercek-cok-daha-agir-olabilir-4822647" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bel ağrısını sadece fıtığa bağlamayın: Gerçek çok daha ağır olabilir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822562" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/9/66732f8a-e46aphsamu8673n2ry4njh.webp" data-title="Sağlık Bakanlığı'ndan yeni açıklama: Hantavirüs tespit edilen gemideki üç kişi Türkiye'ye getiriliyor" data-url="/hayat/saglik-bakanligindan-yeni-aciklama-hantavirus-tespit-edilen-gemideki-uc-kisi-turkiyeye-getiriliyor-4822562" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sağlık Bakanlığı'ndan yeni açıklama: Hantavirüs tespit edilen gemideki üç kişi Türkiye'ye getiriliyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor-4822989</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 14:49:12 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evdeki bu alışkanlık alerjenlerin çoğalmasına neden olabiliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/polen-alerjisinin-belirtileri-neler-uzmani-acikladi-4822825</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/polen-alerjisinin-belirtileri-neler-uzmani-acikladi-4822825" rel="standout" />
      <description>Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Cansever, ev ortamındaki nem oranının gereğinden fazla artırılmasının küf mantarı ve ev tozu akarları gibi alerjenlerin çoğalmasına zemin hazırlayabileceğini söyledi. Uzmanlar, özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde gereksiz nemlendirici kullanımına karşı uyarıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cansever, AA muhabirine, ev tozu akarları (evlerde özellikle yatak, halı ve perdelerde yaşayan, insan derisi döküntüleriyle beslenen mikroskobik böcekler) ve polen gibi alerjenlere karşı duyarlılıkların yetişkinler ve çocukların günlük yaşamını olumsuz etkilediğini söyledi.</p><p><strong>Polen ve nem alerji şikayetlerini artırabiliyor</strong></p><p>Cansever, hava koşulları ve atmosferik değişkenlerin polen yoğunluğu üzerinde etkili olduğunu ifade ederek, ot, çayır ve ağaç polenlerinin özellikle nisan ayından ekime kadar doğada yoğun şekilde bulunduğunu söyledi.</p><p>Yoğun yağışların atmosferdeki polen miktarını geçici olarak azaltabildiğini belirten Cansever, yağış sonrası artan ot büyümesinin yeni polen salınımına neden olabileceğini kaydetti.</p><p><strong>Polen alerjisinin belirtileri neler?</strong></p><p>Doç. Dr. Murat Cansever, çocuklarda görülen bazı belirtilerin polen alerjisine işaret edebileceğini belirtti.</p><p>Polen alerjisinde öne çıkan belirtiler şöyle sıralandı:</p><p>Burun akıntısı</p><p>Hapşırık</p><p>Burun tıkanıklığı</p><p>Gözlerde yanma ve sulanma</p><p>Kaşıntı</p><p>Cansever, bu tabloya “alerjik nezle” adı verildiğini belirterek, gribal enfeksiyondan farklı olarak ateş, halsizlik ve kırgınlık gibi bulguların eşlik etmediğini söyledi.</p><p><strong>“Gereksiz nemlendirici kullanımı uygun değil”</strong></p><p>Evdeki küf mantarı ve ev tozu akarlarının nemli ve rutubetli ortamlarda çoğaldığına dikkat çeken Cansever, özellikle yağışlı dönemlerde ev ortamındaki nem seviyesinin kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Cansever, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>“Evde gereksiz nemlendirici kullanmak, sürekli pencereleri açık bırakmak ve evin nem oranını alışılmış seviyelerin üzerine çıkarmak uygun değil. Nemli ortamlar, küf mantarı ve ev tozu akarları gibi inhalan alerjenlerin çoğalmasını kolaylaştırabiliyor.”</p><p><strong>Çocuklarda polen alerjisine aşı tedavisi uygulanabiliyor</strong></p><p>Yoğun alerji şikayetlerinin çocukların uyku düzenini, okul başarısını ve sosyal yaşamını etkileyebildiğini belirten Cansever, bazı hastalarda immünoterapi yöntemine başvurduklarını söyledi.</p><p>Tedavi sürecinde öncelikle çocuğun hangi polene karşı alerjisi olduğunun tespit edildiğini ifade eden Cansever, daha sonra ilgili polen özütüyle aşı tedavisi uygulandığını aktardı.</p><p>Aşı tedavisine ilişkin bilgiler şöyle paylaşıldı:</p><p>Tedavi yaklaşık 3 ila 5 yıl sürebiliyor</p><p>İlk aşamada düşük doz uygulanıyor</p><p>İdame doza ulaşıldığında tedavi aylık devam ediyor</p><p>Tedavinin etkisinin genellikle ilk yıl sonunda daha belirgin hale geldiği ifade ediliyor</p><p>Cansever, Kayseri Şehir Hastanesi’nde bu tedaviyi uyguladıkları bazı hastalarda olumlu sonuçlar aldıklarını söyledi.</p><p><strong>Mevsim geçişlerinde nem dengesi önem taşıyor</strong></p><p>Uzmanlar, özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde hem polen yoğunluğunun hem de nem kaynaklı alerjenlerin artabileceğine dikkat çekiyor. Ev ortamındaki nem seviyesinin dengeli tutulması, küf ve ev tozu akarlarının çoğalmasını azaltmada önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/polen-alerjisinin-belirtileri-neler-uzmani-acikladi-4822825</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/11/406df4f6-ca9g6m8uc98qccvtd4162l.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 21:26:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bel ağrısını sadece fıtığa bağlamayın: Gerçek çok daha ağır olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bel-agrisini-sadece-fitiga-baglamayin-gercek-cok-daha-agir-olabilir-4822647</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bel-agrisini-sadece-fitiga-baglamayin-gercek-cok-daha-agir-olabilir-4822647" rel="standout" />
      <description>Belde oluşan ağrı genellikle fıtık olarak değerlendirilebilir. Ancak her bel ağrısını sadece ‘fıtık’ veya ‘yorgunluk’ sanmak, bazı önemli hastalıkların teşhisinde geç kalınmasına neden olabiliyor. Bel ağrılarını ciddiye almak gerektiğinin altını çizen Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, özellikle istirahat halindeyken artan ve gece uykudan uyandıran ağrıların; iltihaplı romatizmadan kanser metastazına kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabileceğini açıkladı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda çoğu kişiden duyduğumuz bel ağrısı şikayeti, genellikle ‘ağır kaldırdım’ ya da ‘fıtığım azdı’ denilerek geçiştiriliyor. Ancak tıp dünyası, bel ağrısının bir hastalık değil, vücudun verdiği bir semptom olduğunun altını çiziyor. Yaklaşık 50 farklı nedene dayanan bu ağrılar, basit bir kas tutulmasından ibaret olabileceği gibi; prostat, meme veya kolon kanserinin ilk belirtisi olarak da karşımıza çıkabiliyor. Bel ağrılarına ciddiyetle yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Bel ağrılarının spektrumu oldukça geniştir. Yaklaşık 40-50 farklı tanıdan söz edilebilir. Bu tanılar arasında çok hafif seyreden durumlar olduğu gibi, oldukça ciddi hastalıklar da bel ağrısına neden olabilir. Bel ağrısı bir hastalık değil, bir semptomdur. Basit bir kas incinmesi bel ağrısına yol açabileceği gibi, prostat kanserinin bele yansıması da ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda dikkatli ve özenli bir muayene yapılması, gerekirse radyolojik görüntülemeye başvurulması son derece önemlidir. Çünkü basit gibi görünen bir bel ağrısı, bazı durumlarda meme veya kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Öte yandan, kötü bir yatakta yatmak gibi basit nedenler de bel ağrısına yol açabilir" ifadelerini kullandı.</p><p><br></p><h2>Erken tanı alınmazsa sakatlığa neden olabilir</h2><p><br></p><p>Bel ağrısı semptomuyla kendini gösteren iltihaplı romatizmal hastalıklara dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle genç erkeklerde görülen bu hastalıklar fark edilmez, tanı konulmaz ve tedavi edilmezse ömür boyu sakatlığa yol açabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Ankilozan spondilit, iltihaplı romatizma türlerinden biridir ve erken tanı konulmadığında ciddi sakatlıklara neden olabilir. Bu nedenle bel ağrıları mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir. Öte yandan bel fıtığı, omurgalar arasında yer alan disklerle ilişkilidir. Bu diskler, omurganın sağlıklı hareket etmesini sağlayan, bir aracın amortisörleri gibi görev yapan yapılardır. Disklerin zamanla aşınması ve fıtıklaşması sonucu, omurilikten çıkan sinirler sıkışabilir ve bu da fıtığa yol açar. Ancak bu durum kas ağrısıyla karıştırılabilir. Kas kaynaklı bel ağrısı genellikle kalça veya bacağa yayılmaz. Oysa fıtıkta, sinire baskı olduğu için ağrı belden başlayarak topuğa kadar inebilir. Bu iki durum dikkatli bir muayene ile kolaylıkla ayırt edilebilir."</p><p><br></p><h2>Devam eden ağrılarda ileri tetkik şart</h2><p><br></p><p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, Belden bacağa kadar yayılan ve sinir boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılması gerektiğini söyledi, "Böylece hangi sinirin, hangi tarafta ve ne ölçüde baskı altında olduğu belirlenerek doğru tedavi planlanabilir" dedi. Bel ağrılarının önem derecesinin belirlenmesinde hastayla yapılan anamnezin çok kıymetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Örneğin, hastanın ağrısı yürürken veya otururken ortaya çıkıyor ancak yatarken geçiyorsa, bu durum genellikle dejeneratif nedenlere işaret eder. Buna karşılık, gece ortaya çıkan ya da istirahat sırasında devam eden ağrılar; iltihaplı romatizma veya kanser gibi daha ciddi durumları düşündürmelidir. Bu nedenle hastalara yöneltilen en kritik sorulardan biri, ağrının gece veya istirahat halinde olup olmadığıdır. Bu tür durumlarda mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Cerrahi gerekliliği ise belirli kriterlere göre değerlendirilir. Tüm konservatif yöntemler (ilaç tedavisi, fizik tedavi, enjeksiyonlar, istirahat vb.) uygulanmasına rağmen ağrı devam ediyorsa, bu önemli bir cerrahi nedenidir. Ayrıca nörolojik bozuklukların ortaya çıkması, örneğin ayakta kuvvet kaybı gelişmesi ya da duyu kaybının devam etmesi ve ilerlemesi durumunda hasta cerrahiye yönlendirilir" diye konuştu.</p><p><br></p><h2>Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir</h2><p><br></p><p>Omurgayı nasıl korumak gerektiğini ve bel ağrılarının nasıl tedavi edildiğine ilişkin konuşan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, şöyle konuştu: "Omurga, vücudun yükünü taşıyan bir binanın ana kolonu gibidir. Ayakta dururken vücut ağırlığı bacaklar aracılığıyla aşağıya iletilir. Ancak otururken bu yük doğrudan omurga ve kuyruk sokumuna biner. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süre oturmamaları önerilir. Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir. Örneğin, bel fıtığında ilk birkaç gün egzersiz önerilmez; öncelikle ağrının azaltılması ve kasların gevşetilmesi hedeflenir. Ağrı azaldıktan ve ödem geriledikten sonra, omurganın stabilitesini sağlamak için özel egzersizler uygulanır. Bu egzersizlerle karın, kalça ve bel kaslarının güçlendirilmesi amaçlanır. Ancak iltihaplı romatizmal hastalıklarda veya kanser metastazı bulunan durumlarda egzersiz ağrıyı artırabilir. Bu nedenle hasta egzersiz sırasında ağrısının arttığını ifade ediyorsa, durum dikkatle değerlendirilmelidir."</p><p><br></p><p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, hastaların uzun süre oturması ya da uzun süre ayakta kalması gibi durumların bel ağrısına neden olabileceğini hatırlatarak, dengeli egzersiz ve dengeli aktivitenin önemine dikkat çekti.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822642" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/10/c608493e-hqua5qh7elu95zk28bfs5u.webp" data-title="TRT1'in sevilen dizisinde beklenmeyen ayrılık kararı: 3 yıldır kadrodaydı" data-url="/foto-galeri/hayat/trt1in-sevilen-dizisinde-beklenmeyen-ayrilik-karari-3-yildir-kadrodaydi-4822642" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">TRT1'in sevilen dizisinde beklenmeyen ayrılık kararı: 3 yıldır kadrodaydı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822617" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/10/a3cd6270-fkvhaxfv0fhqiq8czdieh.webp" data-title="ABD: İran'a yönelik deniz ablukası kapsamında 62 gemiyi engelledik" data-url="/dunya/abd-irana-yonelik-deniz-ablukasi-kapsaminda-62-gemiyi-engelledik-4822617" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">ABD: İran'a yönelik deniz ablukası kapsamında 62 gemiyi engelledik</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bel-agrisini-sadece-fitiga-baglamayin-gercek-cok-daha-agir-olabilir-4822647</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/10/6981d65c-fzmg5vxvsxdxasjub5q2a.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 11:02:40 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Bakanlığı'ndan yeni açıklama: Hantavirüs tespit edilen gemideki üç kişi Türkiye'ye getiriliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligindan-yeni-aciklama-hantavirus-tespit-edilen-gemideki-uc-kisi-turkiyeye-getiriliyor-4822562</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligindan-yeni-aciklama-hantavirus-tespit-edilen-gemideki-uc-kisi-turkiyeye-getiriliyor-4822562" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanlığı, uluslararası bir seyahat gemisinde hantavirüs vakalarının tespit edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, gemide bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 Türk vatandaşının yarın Türkiye'ye getirileceğini duyurdu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı'nın, içinde Türk vatandaşlarının da bulunduğu uluslararası bir seyahat gemisinde hantavirüs vakalarının tespit edilmesine ilişkin sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, <strong>"Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir. İlgili uluslararası otoritelerle koordinasyon içinde yürütülen takip sürecinde, vatandaşlarımızda herhangi bir semptom ve hastalık bulgusu olmadığı bildirilmiştir. Ülkemize ulaştıkları andan itibaren, karantinaya alınacak ve sağlık süreçleri Bakanlığımızca titizlikle yürütülecektir"</strong> denildi. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/5/9/3df40b9b-zlw59y4o9a9x8o8g6rhi6e.webp" data-card-width="592" data-card-height="810" data-card-path="/piri/upload/3/2026/5/9/3df40b9b-zlw59y4o9a9x8o8g6rhi6e.webp"></p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822433" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/9/4627bc87-ktbu0ejgqhhr8r8r6zhyk.webp" data-title="DSÖ’den yeni Hantavirüs açıklaması: Riski düşük olarak değerlendiriyoruz" data-url="/dunya/dsoden-yeni-hantavirus-aciklamasi-riski-dusuk-olarak-degerlendiriyoruz-4822433" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">DSÖ’den yeni Hantavirüs açıklaması: Riski düşük olarak değerlendiriyoruz</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822413" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/9/de9e2dc7-65x4ukrgdwatyeovjjjstr.webp" data-title="Hantavirüs vakası görülen gemi: ABD vatandaşlarının tahliyesi için uçak gönderecek" data-url="/dunya/hantavirus-vakasi-gorulen-gemi-abd-vatandaslarinin-tahliyesi-icin-ucak-gonderecek-4822413" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs vakası görülen gemi: ABD vatandaşlarının tahliyesi için uçak gönderecek</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822396" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/9/bf5773bd-mxzn7mo9us2ygr83felc1.webp" data-title="Hantavirüs Kovid gibi yayılmıyor" data-url="/gundem/hantavirus-kovid-gibi-yayilmiyor-4822396" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs Kovid gibi yayılmıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822284" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/8/c5ccbfaf-ux16pozdzamfkb9mrxdv16.webp" data-title="Hantavirüs için kritik uyarı: Belirtileri bulaş yöntemleri ve riskli gruplar açıklandı" data-url="/hayat/hantavirus-icin-kritik-uyari-belirtileri-bulas-yontemleri-ve-riskli-gruplar-aciklandi-4822284" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs için kritik uyarı: Belirtileri bulaş yöntemleri ve riskli gruplar açıklandı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822232" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/8/96aedfd2-a78zw7kwauayogke680o3l.webp" data-title="Sağlık Bakanlığından 'hantavirüs' açıklaması: Türkiye'de görüldü mü?" data-url="/hayat/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-goruldu-mu-4822232" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sağlık Bakanlığından 'hantavirüs' açıklaması: Türkiye'de görüldü mü?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligindan-yeni-aciklama-hantavirus-tespit-edilen-gemideki-uc-kisi-turkiyeye-getiriliyor-4822562</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/9/66732f8a-e46aphsamu8673n2ry4njh.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 23:04:02 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Bakanlığından 'hantavirüs' açıklaması: Türkiye'de görüldü mü?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-goruldu-mu-4822232</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-goruldu-mu-4822232" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanlığı, hantavirüs vakalarına ilişkin sürecin bilimsel esaslar doğrultusunda titizlikle takip edildiğini belirterek, doğrulanmamış bilgilere karşı vatandaşları uyardı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlık, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen hantavirüs vakalarına dair yazılı bir açıklama yayımladı.</p><p>Açıklamada, virüsle ilgili sürecin yakından izlendiği ve Türkiye genelinde herhangi bir bulguya rastlanmadığı vurgulandı.</p><h2>"Süreç titizlikle takip ediliyor"</h2><p>Hantavirüs vakalarına ilişkin iddiaların bilimsel veriler ışığında incelendiği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:</p><ol><li data-list="bullet">"Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmî makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız; halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı; tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir."</li></ol><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822115" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/8/d21edd12-eww2iktsywjliluatkoc9m.webp" data-title="Hantavirüs pandemiye dönüşecek mi?" data-url="/foto-galeri/hayat/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi-4822115" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Hantavirüs pandemiye dönüşecek mi?</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-goruldu-mu-4822232</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/8/96aedfd2-a78zw7kwauayogke680o3l.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:39:55 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DSÖ'den rahatlatan açıklama: Hantavirüs enfekte olan kişi için tehlikeli genel nüfus için risk kesinlikle düşük</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-rahatlatan-aciklama-hantavirus-enfekte-olan-kisi-icin-tehlikeli-genel-nufus-icin-risk-kesinlikle-dusuk-4822212</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-rahatlatan-aciklama-hantavirus-enfekte-olan-kisi-icin-tehlikeli-genel-nufus-icin-risk-kesinlikle-dusuk-4822212" rel="standout" />
      <description>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Christian Lindmeier, hantavirüsün enfekte olan kişi için tehlikeli ancak genel nüfus için riskin kesinlikle düşük olduğunu bildirdi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lindmeier, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Temas sonucu hantavirüs şüphesiyle Amsterdam'da hastaneye kaldırılan Hollanda Kraliyet Havayollarında (KLM) çalışan bir uçuş görevlisinin testinin negatif çıktığını belirten Lindmeier, bunun iyi bir gelişme olduğunu kaydetti.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822187" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/8/9c7a304d-yufyzm9srgjrk8mi5vjmec.webp" data-title="İngiltere’de hantavirüs şüphesi: Bir vaka daha inceleme altında" data-url="/dunya/ingilterede-hantavirus-suphesi-bir-vaka-daha-inceleme-altinda-4822187" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İngiltere’de hantavirüs şüphesi: Bir vaka daha inceleme altında</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822141" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/8/d5149941-bhx3d1akz65lzmss22dnrp.webp" data-title="ABD’de hantavirüs alarmı: En düşük acil durum seviyesi devreye alındı" data-url="/dunya/abdde-hantavirus-alarmi-en-dusuk-acil-durum-seviyesi-devreye-alindi-4822141" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">ABD’de hantavirüs alarmı: En düşük acil durum seviyesi devreye alındı</span></span></p><p><br></p><p><strong>HOLLANDA'DAN GELEN 2 DOKTOR GEMİYE BİNECEK</strong></p><p>Lindmeier, "(Hantavirüsün) Genel nüfus için riski düşük. İnsanların artık daha az endişelendiğini hissediyorum çünkü bunun Kovid-19 gibi yayılmadığını fark ediyorlar. Temas takibi etkili çünkü (enfekte hastalarla) yakın temasta bulunanları izliyor. Bu tehlikeli bir virüs ancak sadece gerçekten enfekte olan kişi için tehlikeli ve genel nüfus için risk kesinlikle düşük." dedi.</p><p>Kanarya Adaları'na doğru yolda olan MV Hondius isimli geminin tam olarak ne zaman varacağını bilmediğini söyleyen Lindmeier, bunun operatör ve ev sahibi ülke arasındaki bir konu olduğuna değindi.</p><p>Lindmeier, geminin Hollanda'dan 2 doktorun gelmesi ve gemiye binmesi için bir süre Cabo Verde'de beklediğini de söyledi.</p><p><strong>Hantavirüs</strong></p><p>Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.</p><p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p><p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822138" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/8/2d3e32fa-20frb9sj43ezsz2n8nho8.webp" data-title="Hantavirüs Türkiye'ye geldi mi?" data-url="/video-galeri/gundem/hantavirus-turkiyeye-geldi-mi-4822138" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs Türkiye'ye geldi mi?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4822115" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/8/d21edd12-eww2iktsywjliluatkoc9m.webp" data-title="Hantavirüs pandemiye dönüşecek mi?" data-url="/foto-galeri/hayat/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi-4822115" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs pandemiye dönüşecek mi?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dsoden-rahatlatan-aciklama-hantavirus-enfekte-olan-kisi-icin-tehlikeli-genel-nufus-icin-risk-kesinlikle-dusuk-4822212</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/8/978e170c-runfd6qg1n8cb0tn4gdoj.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 13:21:09 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Glütensiz yaşama güvenilir destek</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/glutensiz-yasama-guvenilir-destek-4822203</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/glutensiz-yasama-guvenilir-destek-4822203" rel="standout" />
      <description>9 Mayıs Dünya Çölyak Günü kapsamında glütensiz beslenmeye dikkat çeken Sinangil, Türkiye’de paketli glütensiz un üretimini başlatan marka olarak çölyaklı bireylerin güvenilir ve ulaşılabilir ürüne erişimini destekliyor. 2006 yılından bu yana glütensiz un üretimi gerçekleştiren marka, unun yanı sıra glütensiz ekmek ve atıştırmalık ‘Sinangil Gluten YOK’ ürünleriyle de çölyaklıların günlük yaşamını kolaylaştırıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çölyak hastalığında glütensiz beslenme, gündelik hayatın her alanını etkileyen kalıcı bir düzen gerektiriyor. Türkiye’nin önde gelen un markalarından Sinangil, glütensiz ürün çeşitleriyle bu ihtiyacı karşılarken, glütensiz yaşamı daha pratik hale getiren çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Sinangil Gluten YOK ürünleri yaygın perakende ve online satış kanallarının yanı sıra indirim marketleri de dahil olmak üzere farklı satış noktalarında tüketicilerle buluşuyor.</p><h2>Glütensiz ürünlere erişim temel bir ihtiyaç</h2><p>Dünya Çölyak Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, şunları söyledi:</p><p>“Çölyaklı bireyler için glütensiz ürün temel bir ihtiyaç niteliği taşıyor. Sinangil markamızla 2006 yılında Türkiye’de paketli glütensiz un üretimini başlatırken bu ihtiyacı merkeze alan bir adım attık. Bugün geldiğimiz noktada 20 yıllık deneyimimizle çölyaklıların güvenle tercih edebileceği, ulaşılabilir ve ekonomik ürünler sunmaya odaklanıyoruz. Bu ürünlerle evlerinde, okullarında, iş yerlerinde ve sosyal hayatlarında daha rahat hareket edebilmelerine katkı sağlıyoruz.”</p><h2>“Çölyak farkındalığının artmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz”</h2><p>Sinangil, ürün yaklaşımının yanı sıra çölyak farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalara da destek veriyor. “Çölyaklı bireylerin mücadelesini kolaylaştırmak için yalnızca ürün geliştirmekle yetinemeyiz” diyen Hasan Abdullah Özkan, “Bu alanda farkındalığın artması, doğru bilginin yaygınlaşması ve glütensiz ürünlere erişimin hayatın doğal bir parçası haline gelmesi gerekiyor. Bu anlayışla geçtiğimiz yıllarda Çölyak Vakfı’yla birlikte Çölyak ve Glütensiz Yaşam Zirveleri gerçekleştirdik. Doktorlardan beslenme uzmanlarına, sivil toplum paydaşlarından sektör temsilcilerine kadar farklı alanlardan isimlerle çölyaklı bireylerin yaşamını kolaylaştıracak başlıkları ele aldık. Önümüzdeki dönemde Sinangil Gluten YOK ürünlerimizle glütensiz beslenme ihtiyacına yanıt verirken, STK iş birliklerimizle de doğru bilginin yaygınlaşmasına ve çölyak farkındalığının artmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/5/8/78cf6898-43qqwcdja111vkyyn49alu.webp" data-card-width="1000" data-card-height="450" data-card-path="/piri/upload/3/2026/5/8/78cf6898-43qqwcdja111vkyyn49alu.webp"></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/glutensiz-yasama-guvenilir-destek-4822203</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/8/fb8df96a-iraiiw4wb1hu6ssn8gmmj.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:47:17 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünyaya yayılıyor: İsrail'de ilk hantavirüs vakası teşhis edildi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/dunya/dunyaya-yayiliyor-israilde-ilk-hantavirus-vakasi-teshis-edildi-4822019</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/dunya/dunyaya-yayiliyor-israilde-ilk-hantavirus-vakasi-teshis-edildi-4822019" rel="standout" />
      <description>MV Hondius isimli yolcu gemisinde bulunan üç kişinin ölümüne neden olan hantavirüsün Singapur ve İsviçre'de görülmesinin ardından İsrail'de de ilk vakanın tespit edildiği bildirildi. Salgının merkezinde yer alan yolcu gemisinde ölümler yaşanırken, farklı ülkelerde temaslı kişiler karantina altına alındı ve hastanelerde izlem sürüyor. Avrupa, Asya ve Afrika’ya yayılan şüpheli vakalar küresel alarmı tetiklerken, uzmanlar virüsün kuluçka süresinin uzunluğuna dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü ise riskin düşük olduğunu belirtse de temaslı takibinin kritik önem taşıdığını vurguluyor.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden ve hantavirüs vakalarının tespit edildiği MV Hondius isimli yolcu gemisinin, şüpheli 3 hastanın tahliye edilmesinin ardından Kanarya Adaları'na ulaşmak üzere buradan ayrıldığı bildirildi.</p><p>Tahliye edilen 3 kişinin İngiltere, Hollanda ve Almanya uyruklu oldukları açıklandı.</p><p>İçinde hala yaklaşık 150 yolcu bulunan geminin 3 gün içinde Kanarya Adaları'na ulaşması öngörülüyor.</p><h2>Hollanda ve Almanya'da alarm</h2><p>Hollanda medyasında yer alan haberlere göre de Hollanda Kraliyet Havayollarında (KLM) çalışan bir uçuş görevlisi, hantavirüs belirtileriyle Amsterdam'daki bir hastaneye kaldırıldı.</p><p>Hollandalı uçuş görevlisinin, hantavirüs nedeniyle Johannesburg'da ölen 69 yaşındaki Hollandalı kadınla temasının olduğu ve hafif semptomlarla hastanede izole edildiği belirtildi.</p><p>Alman basını ise yolcu gemisinde yaşanan salgın sırasında hantavirüse maruz kalmış olabileceği düşünülen bir Alman kadının, ihtiyati testler yapılması için Düsseldorf'ta hastaneye yatırıldığını duyurdu.</p><p>65 yaşındaki kadın, sıkı enfeksiyon kontrol önlemleri altında Düsseldorf Üniversite Hastanesi'ne sevk edildi ve burada gözlem altına alınmak üzere enfeksiyon hastalıkları servisine kabul edildi.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada, hastanın durumunun stabil olduğu belirtilerek "Şu ana kadar aktif bir enfeksiyona dair herhangi bir bulguya rastlanmadı ancak virüsün kuluçka süresinin oldukça değişken olması nedeniyle, hastanın izlenmesine ve testlerin sürdürülmesine ihtiyaç duyulmaktadır." denildi.​​​​​​​</p><h2>Singapur’da 2 kişi hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı</h2><p>Hantavirüse bağlı ölümlerin yaşandığı Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisinde bulunan 2 kişi, Singapur’da virüs şüphesiyle karantinaya alındı.</p><p>Arjantin’den Afrika’nın batısındaki Cabo Verde’ye gittiği sırada hantavirüse bağlı ölümlerin yaşandığı Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisinde bulunan 2 kişi, Singapur’da Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi’nde (NCID) virüs şüphesiyle karantinaya alındı.</p><h2>İsviçre'de hantavirüs tespit edilen bir hasta Zürih'te tedavi altına alındı</h2><p>İsviçre Federal Halk Sağlığı Dairesi (FOPH), hantavirüs bulaşmış bir hastanın Zürih Üniversite Hastanesinde tedavi gördüğünü bildirdi.</p><p>İsviçre'nin kamu yayın kuruluşu SRF'nin haberinde, Atlas Okyanusu'nun güneyindeki Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye giden ve hantavirüs vakalarının doğrulandığı yolcu gemisinde bulunan bir kişide virüs tespit edildiği belirtildi.</p><p>Haberde, nisan sonunda Güney Amerika gezisinden dönen hastanın ilk belirtileri göstermesinin ardından hastaneye gittiği ve orada acilen izole edildiği bilgisine yer verildi.</p><p>Cenevre Üniversitesi Hastaneleri (HUG) laboratuvarında yapılan testin hantavirüs enfeksiyonunu doğruladığına işaret edilen haberde, hastada, Güney Amerika'da yaygın olan hantavirüsün bir varyantı olan Andes virüsünün tespit edildiği bildirildi.</p><h2>İsrail'de de ilk vaka teşhis edildi</h2><p>Dünyayı alarma geçiren hantavirüs bir ülke daha görüldü. İsrail medyası, ülkede ilk hantavirüs vakasının teşhis edildiğini duyurdu. İsrail basınına göre hastanın birkaç ay önce Doğu Avrupa'da kaldığı süre boyunca enfekte olduğu ve hastalığa bağlı belirtiler geliştirdikten sonra tıbbi yardım aldığı düşünülüyor.</p><p>Haberde, hastada semptomlar ortaya çıktıktan sonra antikor testi yapıldığı ve hantavirüse maruz kaldığı tespit edildiği belirtildi. Daha sonra hastaya, virüsün genetik materyalini tespit etmek için PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) testi yapıldığı ve enfeksiyonun doğrulandığı bilgisine de yer verildi.</p><h2>Gemide üç kişi öldü</h2><p>Arjantin’den 1 Nisan’da yola çıkan ve 3 Mayıs’ta Yeşil Burun Adaları açıklarına ulaşan gemide 23 ülkeden 88 yolcu ve 59 mürettebat bulunuyordu. Gemide şu ana kadar 8 kişide virüs tespit edilirken, 3 kişi hayatını kaybetti. Üç vaka ise 'şüpheli' olarak nitelendirildi.</p><p>İlk vaka olan Hollandalı erkek yolcu, 11 Nisan’da gemide hayatını kaybederken, cenazesi 24 Nisan’a kadar gemide kaldı. Ardından eşi, cenazeyle birlikte Saint Helena’da karaya çıkarıldı. Tahliye sırasında hafif belirtiler gösteren kadın, Güney Afrika’nın Johannesburg kentine uçtu. Hollanda’ya giden uçağı bindirilmeyen kadın, bir gün sonra 26 Nisan’da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Gemideki 1 Almanya vatandaşı ise 2 Mayıs’ta yaşamını yitirdi.</p><p>Geminin İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’nın Tenerife Limanı’na demirlemesi ve sağlık durumları müsaade ettiği takdirde yabancı yolcuların buradan kendi ülkelerine gönderilmesi planlanıyor. Gemiden şu ana kadar 3 kişi tahliye edilerek, Hollanda’ya sevk edildi.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ’nün yolcularla temas etmiş olabilecek ve semptom gösteren başka kişiler bulunduğu iddialarından haberdar olduğunu ve ilgili makamlarla temas halinde olduklarını açıkladı. DSÖ Genel Direktörü, hastalığın kuluçka süresinin altı haftaya kadar çıkabildiğini ifade ederek ilerleyen dönemde daha fazla vaka ortaya çıkabileceğine işaret etti.</p><p>Ghebreyesus, hastalığın ciddi olmasına rağmen "halk sağlığı açısından risk seviyesinin düşük" olarak değerlendirildiğini de sözlerine ekledi.</p><p>Ghebreyesus, önceki hantavirüs salgınlarında insandan insana bulaşmanın yalnızca "uzun süreli yakın temas" durumlarında görüldüğünü ve bu vakada da durumun böyle olduğunu söyledi. Ghebreyesus, "İlk vaka, 6 Nisan’da belirti göstermeye başlayan ve 11 Nisan’da gemide hayatını kaybeden bir erkekti. Numune alınmadı ve belirtiler, diğer solunum yolu hastalıklarına benzediği için başlangıçta hantavirüsten şüphelenilmedi" şeklinde konuştu.</p><h2>Hantavirüs</h2><p>Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.</p><p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor. Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4821989" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/7/ac950081-rixaeg6auvocazm6ngvm4f.webp" data-title="Yolcu gemisi MV Hondius'ta 5 hantavirüs vakası doğrulandı" data-url="/dunya/yolcu-gemisi-mv-hondiusta-5-hantavirus-vakasi-dogrulandi-4821989" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yolcu gemisi MV Hondius'ta 5 hantavirüs vakası doğrulandı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4821942" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/7/da9a3308-ngpc4tr1y7dxyt3s3sme6n.webp" data-title="AB'den hantavirüs açıklaması: Avrupalılar için endişeye neden olacak bir durum yok" data-url="/dunya/abden-hantavirus-aciklamasi-avrupalilar-icin-endiseye-neden-olacak-bir-durum-yok-4821942" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">AB'den hantavirüs açıklaması: Avrupalılar için endişeye neden olacak bir durum yok</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4821917" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/7/a163290d-t59odjudfmy0481meuyfb.webp" data-title="Gemide ortaya çıkan Hantavirüs dünyayı tedirgin etti: 3 kişi hayatını kaybetti gemiden tahliyeler başladı" data-url="/dunya/gemide-ortaya-cikan-hantavirus-dunyayi-tedirgin-etti-3-kisi-hayatini-kaybetti-gemiden-tahliyeler-basladi-4821917" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gemide ortaya çıkan Hantavirüs dünyayı tedirgin etti: 3 kişi hayatını kaybetti gemiden tahliyeler başladı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4821741" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/6/706f6b25-ofzfzxz698mckhbrz4jq5.webp" data-title="Hantavirüs vakalarının tespit edildiği geminin yolcuları Kanarya Adaları'ndan ülkelerine gönderilecek" data-url="/hayat/hantavirus-vakalarinin-tespit-edildigi-geminin-yolculari-kanarya-adalarindan-ulkelerine-gonderilecek-4821741" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs vakalarının tespit edildiği geminin yolcuları Kanarya Adaları'ndan ülkelerine gönderilecek</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4821527" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/6/2f61684e-43vhk1ayj9gmdxjgje419.webp" data-title="Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır? Hantavirüs belirtileri neler, hangi ülkelerde görüldü?" data-url="/foto-galeri/ozgun/hantavirus-nedir-nasil-bulasir-hantavirus-belirtileri-neler-hangi-ulkelerde-goruldu-4821527" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır? Hantavirüs belirtileri neler, hangi ülkelerde görüldü?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/dunya/dunyaya-yayiliyor-israilde-ilk-hantavirus-vakasi-teshis-edildi-4822019</link>
      <subcategory>Gündem</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/7/23bead83-xemul93m6ic32zevlqag6q.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 20:10:19 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Vitamin takviyeleri kalbinizi yorabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/vitamin-takviyeleri-kalbinizi-yorabilir-4821760</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/vitamin-takviyeleri-kalbinizi-yorabilir-4821760" rel="standout" />
      <description>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara kullanımı, aşırı kilo ve bilinçsiz vitamin tüketimi kalp hastalıklarının artışında etkili oluyor. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de her 3 kişiden biri kalp kaynaklı nedenlerle hayatını kaybediyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde düzenlenen “Kalbin İçin Harekete Geç” söyleşisinde hekimler kalp sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p><p>KALP HASTALIKLARI ŞİKAYETSİZ İLERLİYOR</p><p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, kalp hastalıklarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirterek, “Kalp ve damar hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir şikayete yol açmadan ilerliyor” dedi. Sosyal medyada önerilen ürünlerin doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerektiğini söyleyen Dağdelen, bilinçsiz vitamin kullanımının da ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. “Televizyon veya sosyal medyada duyulan hiçbir şey doktor önerisi olmadan kullanılmamalı. Sirke ya da sarımsak ancak besin olarak faydalıdır; tedavi amacıyla kullanıldığında zarar verebilir” diye konuştu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Alhan ise sigara ve diyabetin kalbi en çok yıpratan iki temel etken olduğunu belirterek, kontrolsüz diyabetin kalp krizi riskini iki kat artırdığını söyledi. Alhan, düzenli yürüyüş, Akdeniz tipi beslenme, güçlü sosyal bağlar ve düşük stresin kalp sağlığını olumlu etkilediğini vurguladı.</p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4820744" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/4/53dbb1a2-nhckt14221plkurf82zqy.webp" data-title="Uzmanı uyardı: Evdeki gizli tehlike akciğerlere zarar veriyor" data-url="/hayat/uzmani-uyardi-evdeki-gizli-tehlike-akcigerlere-zarar-veriyor-4820744" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanı uyardı: Evdeki gizli tehlike akciğerlere zarar veriyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4820886" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/4/68fef242-lul7qswyga7xl3d8xbhfk.webp" data-title="Uzmanı açıkladı: &quot;Keneler hep vardı, 2002’den sonra KKKA ortaya çıktı&quot;" data-url="/hayat/uzmani-acikladi-keneler-hep-vardi-2002den-sonra-kkka-ortaya-cikti-4820886" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanı açıkladı: "Keneler hep vardı, 2002’den sonra KKKA ortaya çıktı"</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4821054" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/4/f1dd35c6-86fvckiuoflt588fgyzii.webp" data-title="Elektromanyetik kirlilik sağlık sorunlarına yol açıyor" data-url="/hayat/elektromanyetik-kirlilik-saglik-sorunlarina-yol-aciyor-4821054" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Elektromanyetik kirlilik sağlık sorunlarına yol açıyor</span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/vitamin-takviyeleri-kalbinizi-yorabilir-4821760</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/7/afd7a854-bwaj7hdszbqdi1t2g32624.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanı uyardı: Akciğer kanseri, yüzde 85 sigarayla ilişkili</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-akciger-kanseri-yuzde-85-sigarayla-iliskili-4821743</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-akciger-kanseri-yuzde-85-sigarayla-iliskili-4821743" rel="standout" />
      <description>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Karalezli, akciğer kanserinin yüzde 85 oranında sigarayla ilişkili olduğunu söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilkent Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Karalezli, akciğer kanserinin nedenin yüzde 85 oranında sigara olduğunu belirterek, "'Yüzde 85 oranında birbiriyle ilişkili' diyoruz. Ama tabii çevresel, mesleksel diğer faktörler de söz konusu olabilir. Sigara kullanması nedeniyle ilaç etkileşimleri, ilacın daha az cevap veriyor olması, radyoterapinin daha az cevap veriyor olması gibi sorunlar olabilir bu hastalarda. Tabii sigaraya devam ettiği sürece ikinci bir kanser gelişme riski beklediğimiz şeyler. Zaten sigarayı bırakmış kişilerde bile akciğer kanseri riski devam ediyor ne yazık ki. Sigaraya başladıktan sonra meydana gelen yapısal değişikliklerin bazılarının geriye dönmesi ne yazık ki çok mümkün olmuyor" dedi.</p><p>Prof. Dr. Karalezli, bazı hastaların sigarayı bırakmakta zorlandığını belirterek, "Sigara bırakma kliniklerimiz aracılığı ile yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ama kişinin kendinin istemesi gerekli. İstemediği sürece bizim onlara yardım etme şansımız ne yazık ki olmuyor. Erkeklerde de kadınlarda da birinci sırada akciğer kanseri ölüm nedeni. Erkeklerde prostattan sonra görülme sıklığı en fazla olan kanser. Kadınlarda da 4'üncü sırada görülme sıklığı; ama ölüm sıklığı her iki cinste de 1'inci sırada. Yani ortaya çıktıktan sonra ölümcül olma oranı artıyor" diye konuştu. </p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-akciger-kanseri-yuzde-85-sigarayla-iliskili-4821743</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/6/47a2fb93-fgz8iu0kgoq5yp8p5zvws.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 22:47:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hantavirüs vakalarının tespit edildiği geminin yolcuları Kanarya Adaları'ndan ülkelerine gönderilecek</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/hantavirus-vakalarinin-tespit-edildigi-geminin-yolculari-kanarya-adalarindan-ulkelerine-gonderilecek-4821741</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/hantavirus-vakalarinin-tespit-edildigi-geminin-yolculari-kanarya-adalarindan-ulkelerine-gonderilecek-4821741" rel="standout" />
      <description>İspanya hükümeti, Afrika'nın batısındaki Cabo Verde açıklarında bulunan ve hantavirüs vakalarının tespit edildiği geminin Kanarya Adaları'na getirileceğini ve yolcularının buradan uçakla ülkelerine gönderileceğini açıkladı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İspanya'da azınlık sol koalisyon hükümetinde bazı bakanlar Başbakan Pedro Sanchez başkanlığında bugün acil bir toplantı yaparak, MV Hondius adlı Hollanda bandıralı, 170 yolcu ve 70 mürettebatın olduğu, hantavirüs vakalarının çıktığı lüks yolcu gemisindeki durumu değerlendirdi.</p><p>Sağlık Bakanı Monica Garcia Gomez ve İçişleri Bakanı Fernando Grande Marlaska, toplantının ardından düzenledikleri basın toplantısında, söz konusu geminin 9 Mayıs'ta Kanarya Adaları'nın Tenerife kentindeki Granadilla de Abona Limanı'na demirlemesinin öngörüldüğünü açıkladı.</p><p>Bakan Garcia, gemideki yabancı yolcuların uçakla ülkelerine gönderileceğini, 14 İspanyol'un da Madrid'deki bir hastaneye tahliye edileceğini duyurdu.</p><p>"Güvenlik konusunda özellikle dikkatli olacağız, sadece gelenleri değil, aynı zamanda gerekli halk sağlığı önlemlerini de alacağız. Böylece herhangi bir semptom gösteren kişi bunu halka bulaştıramayacak." diyen Garcia, Madrid'e gidecek 14 İspanyol'un da Gomez Ulla Askeri Hastanesi'nde karantinaya alınacağını kaydetti.</p><p>Garcia, mevcut durumda Cabo Verde açıklarında demir atan gemide, hantavirüs tespit edilen üç kişinin ve gemi doktorunun tahliye edileceğini, diğer tüm yolcuların şu anda asemptomatik olduğunu açıkladı.</p><p>İspanyol bakanlar ayrıca, gemideki yolcularla ilgili tüm çalışmaların Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile işbirliği halinde yürütüldüğünü vurguladı.</p><p>DSÖ bugün itibarıyla yolcu gemisinde hantavirüs olduklarından şüphelenilen 8 kişi bulunduğunu belirterek, bu kişilere yapılan laboratuvar testleriyle 3'ünün hantavirüs olduğunun doğrulandığını açıklamıştı.</p><p>Yolcu gemisinde bugüne kadar hantavirüsten etkilenen 3 kişi hayatını kaybetmiş, bir kişi de Güney Afrika'da yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı.</p><p>Öte yandan İsviçre Federal Halk Sağlığı Dairesi (FOPH) de gemide seyahat eden ve hantavirüs bulaşmış bir hastanın Zürih Üniversite Hastanesi'nde tedavi gördüğünü belirtmişti.</p><p><strong>- Hantavirüs</strong></p><p>Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.</p><p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor. Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/hantavirus-vakalarinin-tespit-edildigi-geminin-yolculari-kanarya-adalarindan-ulkelerine-gonderilecek-4821741</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/6/706f6b25-ofzfzxz698mckhbrz4jq5.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 22:27:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gençlik ve Spor Bakanlığı diyabetli gençlere yönelik kamp düzenleyecek</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/genclik-ve-spor-bakanligi-diyabetli-genclere-yonelik-kamp-duzenleyecek-4821740</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/genclik-ve-spor-bakanligi-diyabetli-genclere-yonelik-kamp-duzenleyecek-4821740" rel="standout" />
      <description>Gençlik ve Spor Bakanlığı, diyabetle yaşayan gençlerin sosyal uyumlarını güçlendirmek, öz bakım becerilerini geliştirmek ve ailelerini bilinçlendirmek amacıyla Ankara'da "Diyabetli Çocuklar ve Aile Kampı" düzenleyecek. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilecek programda gençler ve aileleri, eş zamanlı eğitim süreçlerine dahil olacak.</p><p>Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından uygulanacak "Diyabetli Çocuklar ve Aile Kampı" ile diyabetle yaşayan gençlerin kendi yaşamlarını bağımsız ve aktif bir şekilde sürdürebilmelerini destekleyen bir öğrenme ve etkileşim ortamı sunulması hedefleniyor.</p><p>Ankara Gölbaşı Gençlik Konukevi'nde 12-15 Haziran tarihlerinde düzenlenecek kamp için son başvuru tarihi, 10 Mayıs olarak belirlendi. </p><p><strong>Gençler ve aileleri eş zamanlı eğitim sürecinde olacak</strong></p><p>Kamp boyunca gençler, alanında uzman isimler eşliğinde diyabet yönetimine ilişkin bilgi ve becerilerini geliştirecek, aileler ise çocuklarına doğru ve sürdürülebilir destek sunabilmeleri için eş zamanlı eğitim süreçlerine dahil edilecek. Bu yönüyle kamp, yalnızca bireysel değil, aile temelli bir destek modeli sunacak.</p><p>Katılımcılara diyabet yönetimi ve teknolojileri, sağlıklı beslenme, mutfak uygulamaları, psikososyal destek, fiziksel aktivite ve egzersiz gibi başlıklarda kapsamlı eğitimler sunulacak. </p><p>Rehberlik çalışmalarıyla desteklenecek programda, gençlerin hem fiziksel hem de duygusal dayanıklılıklarının artırılması hedeflenecek.</p><p>Kampa, 12-17 yaş aralığında diyabet tanısı almış gençler ile bakımından sorumlu bir aile üyesinin birlikte katılımı esas alınacak.</p><p>Katılımcıların eğitim, konaklama ve yemek giderleri Bakanlık tarafından karşılanacak, ulaşım planlaması ve masrafları ise katılımcılara ait olacak.</p><p>Kampa Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü resmi internet sitesi olan https://genclikhizmetleri.gov.tr/ adresi üzerinden başvuru alınacak.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/genclik-ve-spor-bakanligi-diyabetli-genclere-yonelik-kamp-duzenleyecek-4821740</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/6/43a8db07-kc1c2nrqm9buuf76nmsoxl.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 21:12:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dis-eti-hastaliklari-alzheimera-neden-olabiliyor-4821478</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dis-eti-hastaliklari-alzheimera-neden-olabiliyor-4821478" rel="standout" />
      <description>Ağız ve diş sağlığının tüm vücut için büyük önem taşıdığını belirten Dr. Dt. Candan Pelin Güneş, yapılan son çalışmalara göre diş eti hastalıklarına neden olan bakterilerin Alzheimer riskini de artırabildiğini ifade etti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş fırçalamak ve doğru ağız bakımı sadece ağız sağlığını değil tüm vücudu etkiliyor. Ağız sağlığı konusunda uyarılarda bulunan uzmanlar, diş ve diş eti hastalıklarının bazı hastalıkları da beraberinde getirebileceğini söylüyor. Son yapılan klinik çalışmalara göre, diş eti hastalıkları ve Alzheimer arasında bir ilişki olabileceğini belirten Bahçeşehir Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nden Dr. Dt. Candan Pelin Güneş, Louisville Üniversitesi’nde yapılan araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi.</p><h2>Kalp ve solunum rahatsızlıklarını da olumsuz etkiliyor</h2><p>Periodontoloji uzmanı Güneş, "Ağızda oluşan bakteriler zamanla kan dolaşımına girebiliyor. Bu durum, vücuttaki kronik rahatsızlıkları, şeker hastalığını, kalp ve solunum rahatsızlıkları gibi hastalıkları tetikleyebiliyor. Aynı zamanda son yapılan çalışmalarda diş eti hastalıklarını etkileyen bakterilerin Alzheimer’ın ilerleme sürecinde de etkili olduğu bulunmuştur. Son yıllarda yapılan çalışmalarda diş eti hastalığına sebep olan bakterilerin kan beyin bariyerini geçerek nöroinflamasyona sebep olduğu ve diş eti hastalığının Alzheimer riskini artırabildiği gözlemlenmiştir" dedi.</p><h2>Diş ipi ve arayüz fırçası da kullanılmalı</h2><p>Diş fırçalarken en çok yapılan hataları da anlatan Güneş, "Diş fırçalarken ağzın tüm bölgelerinin fırçalanmaması ya da çok yüksek basınçla diş minelerini aşındıracak şekilde sert fırçalamalar genelde karşılaştığımız en büyük hatalar. Bizim tercihimiz genelde orta yumuşak fırçalar. Çünkü bazen insanların günlük stres seviyesinden kaynaklı olarak ya da dişlerin daha temiz olacağı düşüncesiyle yapılan sert fırçalamalar diş minelerine zarar veriyor" ifadelerini kullandı. Diş fırçasıyla fırçalamanın yeterli olmadığını söyleyen Güneş, ara yüzeylerin temizliği için arayüz fırçası ve diş ipi kullanımının önemine dikkat çekti.</p><h2>"Diş eti çekilmesi olanlar elektrikli fırça kullanırken dikkat etmeli"</h2><p>Elektrikli diş fırçalarının plak temizlemede daha etkili olduğunu belirten Dr. Dt. Candan Pelin Güneş, diş eti çekilmesi sorunu yaşayanların elektrikli diş fırçası kullanırken daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. "Elektrikli diş fırçaları normal fırçalamaya göre yüzde 60-70 daha fazla plak kaldırma potansiyeline sahiptir. Elektrikli diş fırçasını çok fazla bastırmadan, süpürme hareketleriyle fırçalamak daha etkin bir temizlik sağlayacaktır. Genelde biz 2 çarpı 2, yani günde 2 kere ve 2 dakika olacak şekilde toplam 4 dakikalık fırçalamanın günlük rutinde uygulanmasını tavsiye ediyoruz" diyen Güneş, şu uyarılarda bulundu:</p><p>"Elektrikli fırçalar diş eti çekilmesi olan hastalarda sert basınçla uygulandığı zaman diş eti çekilmesini artırabiliyor. O bölgeye zarar verme potansiyeline sahip ama biz genelde basınç ayarlanabilir ve daha yumuşak fırçalama metotlarıyla fırçalamayı hastalarımıza öneriyoruz."</p><p>Güneş, son zamanlarda popüler olan ve dişleri basınçlı suyla temizleyen ağız duşu kullanımının ise özellikle implant tedavisi geçirmiş kişilere önerildiğini belirtti.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4821408" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/6/34e207ce-gwde88axh8tl8kqps6b1rt.webp" data-title="Ruhi Çenet'in hantavirüs tespit edilen gemide olduğu ortaya çıktı: 'Çok ucuz kurtuldum'" data-url="/foto-galeri/hayat/ruhi-cenet-kimdir-hantavirus-nedir-nasil-bulasir-ruhi-cenet-hantaviruse-yakalandi-mi-karantinada-mi-4821408" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ruhi Çenet'in hantavirüs tespit edilen gemide olduğu ortaya çıktı: 'Çok ucuz kurtuldum'</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4821054" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/4/f1dd35c6-86fvckiuoflt588fgyzii.webp" data-title="Elektromanyetik kirlilik sağlık sorunlarına yol açıyor" data-url="/hayat/elektromanyetik-kirlilik-saglik-sorunlarina-yol-aciyor-4821054" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Elektromanyetik kirlilik sağlık sorunlarına yol açıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4820886" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/4/68fef242-lul7qswyga7xl3d8xbhfk.webp" data-title="Uzmanı açıkladı: &quot;Keneler hep vardı, 2002’den sonra KKKA ortaya çıktı&quot;" data-url="/hayat/uzmani-acikladi-keneler-hep-vardi-2002den-sonra-kkka-ortaya-cikti-4820886" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanı açıkladı: "Keneler hep vardı, 2002’den sonra KKKA ortaya çıktı"</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dis-eti-hastaliklari-alzheimera-neden-olabiliyor-4821478</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/6/34186c9b-0rdgt9mf5qhupm1jkxaza.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 09:45:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Elektromanyetik kirlilik sağlık sorunlarına yol açıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/elektromanyetik-kirlilik-saglik-sorunlarina-yol-aciyor-4821054</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/elektromanyetik-kirlilik-saglik-sorunlarina-yol-aciyor-4821054" rel="standout" />
      <description>İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman Daşdağ, elektromanyetik kirlilik ve mavi ışık maruziyetinin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini bildirdi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Daşdağ, Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi'nde düzenlenen “Elektromanyetik kirlilik ve sağlık” konulu konferansta yaptığı konuşmada, modern yaşamla birlikte insanların günün büyük bölümünde elektromanyetik alanlara maruz kaldığını ifade etti.</p><p>Cep telefonu, tablet, bilgisayar, Wi-Fi ve bluetooth cihazlarının yoğun kullanımına dikkati çeken Daşdağ, bu maruziyetin özellikle uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu kaydetti.</p><h2>"Mavi ışık biyolojik saati bozuyor"</h2><p>Güneşten alınan mavi ışığın gün içinde motivasyon ve enerji açısından gerekli olduğunu belirten Daşdağ, bu ışığın doğal döngü dışında gece saatlerinde de ekranlar aracılığıyla alınmasının risk oluşturduğunu vurguladı.</p><p>Akşam saatlerinden sonra telefon, tablet ve televizyon kullanımının arttığını dile getiren Daşdağ, "Bu durum, normalde sınırlı olması gereken mavi ışık maruziyetinin uzamasına neden oluyor. Biyolojik saat sapıyor ve melatonin hormonu olumsuz etkileniyor. Cep telefonu, tablet ve televizyon gibi elektronik cihazlar nedeniyle sürekli mavi ışığa maruz kalıyoruz. Bu durum, kanser başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor. Bugünkü yaşam tarzı, 30 yıl sonra karşılaşılabilecek kanser vakalarının nedeni olabilir." diye konuştu.</p><p>Özellikle gençlerin gece geç saatlere kadar ekran karşısında kaldığını ifade eden Daşdağ, bunun bağışıklık sistemini zayıflattığını kaydetti.</p><p>Konferansa akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/elektromanyetik-kirlilik-saglik-sorunlarina-yol-aciyor-4821054</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/4/f1dd35c6-86fvckiuoflt588fgyzii.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 21:47:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanı açıkladı: "Keneler hep vardı, 2002’den sonra KKKA ortaya çıktı"</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-acikladi-keneler-hep-vardi-2002den-sonra-kkka-ortaya-cikti-4820886</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-acikladi-keneler-hep-vardi-2002den-sonra-kkka-ortaya-cikti-4820886" rel="standout" />
      <description>Kene vakalarındaki artışın doğal süreçlerle ilişkili olduğunu belirten Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Şahin, virüsün zamanla hastalık yapıcı özelliğinde değişiklik gösterebildiğini ifade etti. Şahin, kenenin ‘uçakla atıldı’ ve ‘gemiyle getirildi’ gibi söylemlerin bilimsel bir temele dayanmadığını söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla kene vakalarında artış görülmeye başlandı. Özellikle ilkbahar ve yaz ayları ile birlikte doğada daha fazla vakit geçirilmesi, kene ile temas riskini artırıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Klinik Öncesi Bilimleri Bölümü Veterinerlik Parazitolojisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Şahin, Türkiye’de 2002 yılından itibaren kene kaynaklı vakaların, özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ile birlikte görülmeye başlandığı, bu süreçten bugüne kadar dönemsel olarak vaka artışları ve ölümler yaşandığı söyledi. Şahin, kene artışının biyolojik bir müdahale sonucu ortaya çıktığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı ve bu durumun doğal bir süreç olduğu belirterek, "Virüsün o yıllardan bugüne kadar virülentinin, yani hastalık yapıcı özelliğinin değiştiğini söyleyebiliriz. Geçmişte öldürmüyordu, artık öldürmeye başladı işte ‘uçakla atıldı’, ‘gemiyle getirildi’, farklı yöntemlerle ülkemize ulaştırıldı’ şeklindeki algıların önüne geçmeliyiz. Bu tür gerçek dışı söylemler yerine, geçmişte de var olan bir canlının taşıdığı hastalığın, yapısal olarak değişiklik gösterebildiğini ifade etmek daha doğru olacaktır" dedi.</p><h2>"Farklı algıların önüne geçmeliyiz"</h2><p>Ömer Faruk Şahin, kenenin ekosistemin bir parçası olduğunu söyleyerek, "Kene vakalarında dönem bazlı periyodik bir artış söz konusudur. Ancak bu artışın, vaka nezdinde toplumda infial etkisi ve panik oluşturacak bir duruma dönüşmemesi gerekir. Keneler geçmişte vardı, bugün de var ve gelecekte de var olacaktır. En başta bunun bilincinde olmalıyız. Bu, panik havası oluşturulmaması gereken durumlardan biridir. Bu canlı, ekosistemin bir parçasıdır. 2002 yılı itibarıyla ülkemizde kene kaynaklı vakaların, özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının ortaya çıktığını ve bugüne kadar periyodik şekilde vaka artışları ya da ölümler görüldüğünü biliyoruz. Virüsün o yıllardan bugüne kadar virülentinin, yani hastalık yapıcı özelliğinin değiştiğini söyleyebiliriz. Geçmişte öldürmüyordu, artık öldürmeye başladı işte ‘uçakla atıldı’, ‘gemiyle getirildi’, farklı yöntemlerle ülkemize ulaştırıldı’ şeklindeki algıların önüne geçmeliyiz. Bu tür gerçek dışı söylemler yerine, geçmişte de var olan bir canlının taşıdığı hastalığın, yapısal olarak değişiklik gösterebildiğini ifade etmek daha doğru olacaktır" dedi.</p><h2>"Kene küçüktür, etkisi büyüktür"</h2><p>Şahin, havaların ısınmasıyla birlikte bu canlıların aktive olmaya başladığını belirterek, "Uzun kollu kıyafetlerin tercih edilmesi, açık renkli giysilerin kullanılması, doğayla temas hâlinde uzun boğazlı çizmelerin giyilmesi, pantolon paçalarının çorap içine sokulması ve piknik gibi durumlarda açık renkli örtülerin tercih edilmesi kene ile temas hâlinde onu fark etmeyi, takip etmeyi ve uzaklaştırmayı kolaylaştırır. Hayvancılık sektöründe de benzer önlemlerle birlikte kimyasal mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Özellikle büyükbaş hayvanlarda dökme tarzı preparatlar evcil hayvanlarda damla şeklindeki preparatlar ya da kas içi ve deri altı enjeksiyonlar, koruma ve kontrol açısından etkili stratejiler sunar. Havaların ısınmasıyla birlikte bu canlılar aktive olmaya başlar. Küresel ısınmanın etkisiyle kenelerdeki aktivite süresi de uzayabilmektedir. Özellikle toprağın 10-14 derece civarında ısınmasıyla yüksek oranda hareketlilik kazanırlar. Kene küçüktür, etkisi büyüktür. Bu nedenle bilinçli olmak, varlığını kabul etmek gerekir. Geçmişte de olan, bugün de varlığını sürdüren ve gelecekte de olacak olan bu canlı, ekosistemin bir parçasıdır. Bireysel olarak alınacak koruyucu önlemler oldukça basittir. Bunları uygulamayı ihmal etmemek gerekir" diye konuştu.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4820744" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/4/53dbb1a2-nhckt14221plkurf82zqy.webp" data-title="Uzmanı uyardı: Evdeki gizli tehlike akciğerlere zarar veriyor" data-url="/hayat/uzmani-uyardi-evdeki-gizli-tehlike-akcigerlere-zarar-veriyor-4820744" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanı uyardı: Evdeki gizli tehlike akciğerlere zarar veriyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4820743" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/5/4/f0c49c4c-n84dyo8o19en431qe333n.webp" data-title="Dondurulmuş gıdayı çözdürürken nelere dikkat etmek gerekir? Uzmanı açıkladı" data-url="/hayat/dondurulmus-gidayi-cozdururken-nelere-dikkat-etmek-gerekir-uzmani-acikladi-4820743" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dondurulmuş gıdayı çözdürürken nelere dikkat etmek gerekir? Uzmanı açıkladı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4819812" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/30/5009860c-qr0xcnm6sflz3ltk7kzy9.webp" data-title="10 gün içinde ölüme yol açabilir! Vaka sayısı artacak, işte riskli bölgeler" data-url="/foto-galeri/hayat/10-gun-icinde-olume-yol-acabilir-vaka-sayisi-artacak-iste-riskli-bolgeler-4819812" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">10 gün içinde ölüme yol açabilir! Vaka sayısı artacak, işte riskli bölgeler</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-acikladi-keneler-hep-vardi-2002den-sonra-kkka-ortaya-cikti-4820886</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/5/4/68fef242-lul7qswyga7xl3d8xbhfk.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 12:31:46 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanı uyardı: Evdeki gizli tehlike akciğerlere zarar veriyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-evdeki-gizli-tehlike-akcigerlere-zarar-veriyor-4820744</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-evdeki-gizli-tehlike-akcigerlere-zarar-veriyor-4820744" rel="standout" />
      <description>Medipol Sağlık Grubu’ndan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melahat Bekir Külah, sigara dumanından bakımsız klimalara, iç ortamda çamaşır kurutmaktan yoğun kimyasal kullanımına kadar pek çok etkenin akciğerlerde kalıcı hasara yol açabileceği uyarısında bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Akciğer sağlığı, yalnızca enfeksiyonlardan değil, günlük yaşamda maruz kalınan çevresel faktörlerden de doğrudan etkileniyor. Akciğerlerin vücudun hayati organlarından biri olduğunu vurgulayan Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Melahat Bekir Külah, oksijen alımı ve karbondioksitin vücuttan uzaklaştırılması gibi temel yaşamsal fonksiyonların akciğerler sayesinde gerçekleştiğini söyledi. Hem sağlıklı bireylerin hem de solunum hastalığı bulunan kişilerin akciğer sağlığı konusunda bilinçli olması gerektiğini belirten Dr. Külah, yalnızca virüs ve bakterilerin değil, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok çevresel faktörün de akciğerleri olumsuz etkilediğini ifade etti.</p><p><strong> ‘SİGARA DUMANI VE PASİF İÇİCİLİK BÜYÜK RİSK’</strong></p><p>Sigara dumanına maruz kalmanın ister aktif ister pasif içicilik şeklinde olsun, hava yollarında ciddi tahribata yol açtığını belirten Dr. Külah, “Sigara dumanı astım ve KOAH gibi kronik hastalıkların gelişimine zemin hazırlıyor. Öte yandanyaz aylarında yoğun kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmaması ve filtrelerinin temizlenmemesi de ciddi sağlık sorunları oluşturuyor. Yine uygun nem oranının sağlanmaması durumunda toz ve küf mantarlarına bağlı akciğer hastalıklarıortaya çıkıyor. İç ortamın yeterince havalandırılmaması isevirüs, bakteri, toz ve kimyasalların solunum yollarına daha kolay ulaşmasına sebep oluyor” dedi. </p><p><strong>‘EV İÇİNDE ÇAMAŞIR KURUTMAK KÜF RİSKİNİ ARTIRIYOR’</strong></p><p>Ev ortamında çamaşır kurutmanın nem oranını artırarak küf oluşumuna zemin hazırladığını belirten Dr. Külah, gözle görülmeyen küf sporlarının solunum yoluyla akciğerlere ulaşarak ciddi enfeksiyonlara yol açabileceğini söyledi. Çamaşır suyu, tuz ruhu ve yoğun deterjanların kontrolsüz kullanımının akciğerlerde tahrişe neden olabileceğini vurgulayan Dr. Külah, özellikle alerji ve astım hastalarında bu maddelerin hastalığın alevlenmesine yol açabileceğini ifade etti.</p><p><strong> ‘YETERSİZ SU TÜKETİMİ AKCİĞERLERİ ZAYIFLATIYOR’</strong></p><p>Dr. Külah, “Günlük yeterli su tüketimi akciğer sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Su, bronşların içindeki mukusu daha akışkan hale getirerek solunum yollarının nemli kalmasını sağlar ve enfeksiyon riskini azaltır. Ancak yeterli su tüketilmediğinde mukus yoğunlaşır, solunum yollarında kuruluk artar ve bu durum enfeksiyon riskini yükseltir. Ayrıca tozlu ortamlarda çalışan kişilerin mutlaka koruyucu ekipman kullanması gerekir. Aksi halde mesleki akciğer hastalıkları ortaya çıkabilir. Düzenli egzersiz de akciğer kapasitesini artırır. Hareketsiz bir yaşam ise kapasite kaybına yol açar. Bu nedenle günde en az 40 dakika yürüyüş yapılmasını öneriyoruz” dedi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-uyardi-evdeki-gizli-tehlike-akcigerlere-zarar-veriyor-4820744</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 22:09:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dondurulmuş gıdayı çözdürürken nelere dikkat etmek gerekir? Uzmanı açıkladı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dondurulmus-gidayi-cozdururken-nelere-dikkat-etmek-gerekir-uzmani-acikladi-4820743</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dondurulmus-gidayi-cozdururken-nelere-dikkat-etmek-gerekir-uzmani-acikladi-4820743" rel="standout" />
      <description>Dondurulmuş gıdaların pratiklik sayesinde mutfakların vazgeçilmezi olsa da yanlış taşınma ve hatalı çözündürme yöntemlerinin sinsi sağlık risklerini beraberinde getirdiğini söyleyen Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Hale Handan Sarıkaya, soğuk zincirin kırılmasıyla ortaya çıkan bakteriyel toksin tehlikesine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dondurulmuş gıdaların taşınmasında soğuk zincirin mutlaka korunması gerektiğini belirten Medipol Sağlık Grubu'ndan Uzm. Dr. Hale Handan Sarıkaya, “Market alışverişinde dondurulmuş ürünler en son alınmalı ve mümkünse yalıtımlı çantalarda, buz aküleriyle birlikte en kısa sürede eve ulaştırılmalıdır. Özellikle çözünmeye başlayan gıdalarda hızlı bakteri oluşumu için çok uygun bir zemin hazırlanıyor" dedi.</p><p><strong> 'EN SAĞLIKLI ÇÖZÜNDÜRME YÖNTEMİ BUZDOLABI'</strong></p><p>Dondurulmuş gıdaların çözündürülmesinde en güvenli yöntemin buzdolabı olduğunu aktaran Dr. Sarıkaya, “Eksi 18 dereceden çıkarılan gıdanın, buzdolabında artı 4 derecede yaklaşık 24 saat içinde yavaşça çözülmesi en sağlıklı yöntemdir. Daha hızlı çözündürme gerektiğinde ise su geçirmez ambalaj içinde soğuk su yöntemi kullanılabilir. Mikrodalga kullanımı ise son seçenek olmalı. Bu yöntemde çözünen gıdanın hemen pişirilmesi gerekir" diye konuştu.</p><p><strong> ODA SICAKLIĞI UYARISI</strong></p><p> En sık yapılan hatalardan birinin gıdaların oda sıcaklığında çözündürülmesi olduğunu söyleyen Dr. Sarıkaya, “Gıdanın dış yüzeyi hızla çözünürken bakteriyel çoğalma başlar. Bu durum ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Özellikle sıcak suyla çözündürme de benzer şekilde risklidir. Gıdalarda yalnızca bakteri değil, bakterilerin oluşturduğu toksinler de risk taşıyor. Pişirme işlemi bakterilerin çoğunu yok etse de bakteriyel toksinler kalabilir. Bu toksinler uzun vadede vücutta inflamasyona, hücre hasarına ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir" ifadelerini kullandı.</p><p><strong> 'ÇÖZÜNEN GIDA TEKRAR DONDURULMAMALI'</strong></p><p>Çözündürülmüş gıdaların tekrar dondurulmasının önerilmediğini belirten Dr. Sarıkaya, “Sağlıklı koşullarda buzdolabında çözünen gıdalar teorik olarak yeniden dondurulabilir ancak bu durum gıdanın besin değerini düşürür. Oda sıcaklığında çözünen gıdalar ise kesinlikle tekrar dondurulmamalıdır. Sağlıklı ve güvenli beslenme için dondurulmuş gıdaların doğru yöntemlerle çözündürülmesi gerekir. En doğru yaklaşım, gıdayı kontrollü şekilde çözdürüp kısa sürede tüketmektir" diyerek sözlerini tamamladı.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dondurulmus-gidayi-cozdururken-nelere-dikkat-etmek-gerekir-uzmani-acikladi-4820743</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 21:27:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>