<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="https://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Yeni Şafak - Sağlık</title>
    <link>https://www.yenisafak.com/saglik</link>
    <atom:link href="https://www.yenisafak.com/rss-feeds?category=saglik&amp;contentType=news" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <description>Türkiye'nin Birikimi</description>
    <copyright>(c) 2026, Yeni Şafak</copyright>
    <lastBuildDate>Tue, 28 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</lastBuildDate>
    <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    <language>tr-TR</language>
    <image>
      <title>Yeni Şafak</title>
      <url>https://www.yenisafak.com/assetsNew/img/logorss.png</url>
      <link>https://www.yenisafak.com/</link>
    </image>
    <item>
      <title>Çocuklar aslında neye ağlıyor? </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-aslinda-neye-agliyor-4819047</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-aslinda-neye-agliyor-4819047" rel="standout" />
      <description>Mutfakta yemek yaparken içeriden yükselen o çığlık sesiyle irkiliyorsunuz. Koşarak yanına gittiğinizde çocuğunuzu elinde ikiye bölünmüş bir kurabiyeyle hıçkıra hıçkıra ağladığına tanık oluyorsunuz. Pek çok ebeveyn bu anlarda refleks olarak, 'Bu kadar küçük şeye de ağlanmaz ki' diyor. Yaşanan öfke nöbetinin göründüğünden çok daha derin bir anlam taşıdığını belirten Uzman Çocuk Gelişimci Büşra Yüksel, “Burada asıl mesele kurabiye değil, biriken duyguların çıkış yolu bulmasıdır" dedi. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırık Kurabiye Sendromu, ebeveynlerin sıkça rastladığı ancak adı konulmamış öfke anlatım yolu. </p><p>Çocukların sıkça kullandığı bu yöntemi zaman zaman ebeveynler anlamakta zorlanıyor. </p><p>Mesela mutfakta yemek yapan bi anne, aniden ağlamaya başlayan çocuğuna bir şey mi oldu diye endişe ederken,  minik ellerin arasında ikiye bölünmüş bir kurabiyeyle karşılaşabiliyor. Çocuk gözyaşları içinde kurabiyeyi gösterirken, anne ise, bu durumda ‘alt tarafı bir kurabiye, bu kadar küçük şeye de ağlanmaz ki’ şeklinde tepki veriyor. Çocukların o an kurabiyeye ağlamadığını belirten Uzman Çocuk Gelişimci Büşra Yüksel, gözyaşlarının görünenden çok daha derin bir anlam taşığını söyledi. Yüksel, "Çocuk o an kurabiyeye ağlamıyor. Yaşanan şey çocuğun içinde biriken duyguların bir çıkış yolu bulması" dedi. </p><h2>SUSTURULMUŞ DUYGULARA AĞLIYORLAR </h2><p>Çocukların bir anda yaşadığı öfke nöbetlerine dikkat çeken Yüksel, “Çocuk o an kurabiyenin kırılmasına değil, gün içinde biriktirdiği hayal kırıklıklarına, yorgunluğa ya da susturulmuş duygularına ağlıyor. Kurabiye, bu süreçte son damla, yani bir nevi bahane oluyor” diye konuştu. </p><h2>DUYGUSAL TOLERANS DÜŞÜYOR </h2><p>Duyguları sürekli bastırılan veya susturulan çocuklar başta olmak üzere her ağladığında dikkati başka yöne çekilerek oyalanan çocukların kırık kurabiye krizlerini daha sık yaşadığına dikkat çeken Yüksel, “Ebeveyninin her sorununu çözdüğü, hayal kırıklığıyla hiç baş başa kalmayan çocukların en belirgin özelliği, duygusal toleranslarının düşük olması. Yetişkinler için önemsiz görünen küçük aksilikler, o duyguyla kalmayı öğrenememiş çocuk için devasa bir sorun oluyor” şeklinde anlattı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/28/382a0ff7-qa8mhqan6bpfm31391kge.webp" data-card-width="800" data-card-height="899" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/28/382a0ff7-qa8mhqan6bpfm31391kge.webp" data-card-caption="Büşra Yüksel"></p><h2>KRİZİ ÇÖZECEK ALTIN ÖNERİLER</h2><p>Bu tablonun şımarıklık olmadığını vurgulayan Yüksel, çocukların da duygularını boşaltma ihtiyacı duyduğunu belirterek, kriz anları için şu tavsiyelerde bulundu:  “Sorunu çözmeyin. Üzüldüğünü anlıyorum demek, sorunu çözmeye çalışmaktan çok daha değerli. Küçümsemeyin, sizin için küçük olan çocukların dünyasında çok büyük olabiliyor. Çocukların duygularını kendi ölçülerinizle yargılamayın. Kurtarıcı olmayın, bazen bırakın o duygunun içinde kalsın. Her sorunu onun yerine çözmek zorunda değilsiniz. Güven verin, ağlayabilirsin ben buradayım cümlesi, çocuğu zayıf değil, duygularını yönetebilen güçlü bir birey yapar” değerlendirmesi yaptı. Yüksel, ebeveynlerin kriz anlarında denge kurması gerektiğini vurgulayarak, “Empati kurmak, her dediğini yapmak değildir. Hem anlayan hem de sınır koyan ebeveyn olun."</p><h2>O sesi susturmayın!</h2><ol><li data-list="bullet"> Çocukların sadece anlaşılmak değil, aynı zamanda o yoğun duyguları yaşarken elinden tutulmak istediğini anlatan Yüksel şöyle konuştu: “Bir gün çocuğunuz bir kurabiye için ağlarsa, susturmak için acele etmeyin. Bir adım geri çekilin. Size anlatamadığı bir duygunun o seste saklı olduğunu unutmayın. O sesi duyduğunuzda, çocuğunuz gerçekten büyümeye başlayacak.”</li></ol><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818960" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/27/72f260f8-2qdbxou1ys1zyo8kobff8r.webp" data-title="İngiltere'nin ömrü kısalıyor: Sağlıklı yaşam beklentisi son 10 yılda 61 yaşın altına geriledi" data-url="/dunya/ingilterenin-omru-kisaliyor-saglikli-yasam-beklentisi-son-10-yilda-61-yasin-altina-geriledi-4818960" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İngiltere'nin ömrü kısalıyor: Sağlıklı yaşam beklentisi son 10 yılda 61 yaşın altına geriledi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818866" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/27/fb2f9659-fcus2j94ufma0tbd8a5z05.webp" data-title="Harcamalar iyiliğe dönüşüyor: Ziraat Katılım ve Yeşilay’dan “Bağımsız Kart” hamlesi" data-url="/hayat/harcamalar-iyilige-donusuyor-ziraat-katilim-ve-yesilaydan-bagimsiz-kart-hamlesi-4818866" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Harcamalar iyiliğe dönüşüyor: Ziraat Katılım ve Yeşilay’dan “Bağımsız Kart” hamlesi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818859" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/27/f55300c8-5yz10tlfo0lcf7gu357f8q.webp" data-title="Samsun Şehir Hastanesi’ne taşınma sürüyor: Yeni birimler hizmette" data-url="/hayat/samsun-sehir-hastanesine-tasinma-suruyor-yeni-birimler-hizmette-4818859" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Samsun Şehir Hastanesi’ne taşınma sürüyor: Yeni birimler hizmette</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818707" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/26/8a3c60ba-3b8ht55o8kzgdenonqtqkc.webp" data-title="Diş ağrısı şikayetiyle hastaneye gitti, implant çetesinin eline düştü: 36 çeyrek altın harcadı, 25 dişinden birden oldu" data-url="/hayat/dis-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-gitti-implant-cetesinin-eline-dustu-36-ceyrek-altin-harcadi-25-disinden-birden-oldu-4818707" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Diş ağrısı şikayetiyle hastaneye gitti, implant çetesinin eline düştü: 36 çeyrek altın harcadı, 25 dişinden birden oldu</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklar-aslinda-neye-agliyor-4819047</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Aybike Eroğlu</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/28/07c1cf1d-sop152c03u5ga4zxdx364.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İngiltere'nin ömrü kısalıyor: Sağlıklı yaşam beklentisi son 10 yılda 61 yaşın altına geriledi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/dunya/ingilterenin-omru-kisaliyor-saglikli-yasam-beklentisi-son-10-yilda-61-yasin-altina-geriledi-4818960</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/dunya/ingilterenin-omru-kisaliyor-saglikli-yasam-beklentisi-son-10-yilda-61-yasin-altina-geriledi-4818960" rel="standout" />
      <description>İngiltere’de sağlıklı yaşam beklentisi son 10 yılda yaklaşık 2 yıl azalarak 61 yaşın altına geriledi. BBC'nin yayımladığı bir haberde yer alan raporda, düşüşte yoksulluk, kötü yaşam koşulları, obezite ve Kovid-19’un etkili olduğu belirtildi.</description>
      <category>Dünya</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de yayımlanan yeni bir rapor, insanların sağlıklı yaşam beklentisinin son 10 yılda 2 yıl azalarak 61 yaşın altına gerilediğini ortaya koydu.</p><p>İngiliz kamu yayıncısı BBC'nin haberine göre, son 10 yılda sağlıklı yaşam beklentisi, hem erkeklerde hem de kadınlarda yaklaşık 2 yıl düşerek 61 yaşın altına geriledi.</p><p>İngiltere, karşılaştırmaya alınan 21 yüksek gelirli ülke arasında sağlıklı yaşam beklentisinin gerilediği 5 ülkeden biri olurken, bu düşüş "en sert 2'nci gerileme" olarak kaydedildi.</p><p>Raporu hazırlayan Health Foundation, bu eğilimin önemli bir ekonomik maliyet doğurduğunu belirterek, bulguların bir dönüm noktası olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Kuruluş, yoksulluk, kötü konut koşulları, obezite gibi yaşam tarzı etkenleri ve Kovid-19 salgınının etkisinin bu gerilemede rol oynadığını belirtti.</p><p>Ulusal İstatistik Ofisinin 2012-2014 ile 2022-2024 dönemlerine ait verilerine dayanan rapor, en varlıklı yüzde 10'luk bölgelerde yaşayanların, en yoksul bölgelerde yaşayanlara kıyasla yaklaşık 20 yıl daha fazla sağlıklı yaşam süresi bekleyebildiğini ortaya koydu.</p><p><br></p><h2>Richmond, "en yüksek sağlıklı yaşam beklentisine sahip bölge" oldu</h2><p>İngiltere'de Londra'nın Richmond semti; erkeklerde 69, kadınlarda 70 yıl ile "en yüksek sağlıklı yaşam beklentisine sahip bölge" oldu. Buna karşılık Blackpool'da erkekler için bu süre 51, Hartlepool'da kadınlar için 51 yıl olarak hesaplandı. İncelenen dönemde sağlıklı yaşam beklentisinde artış sadece Londra’da görüldü.</p><p>Health Foundation, bulguların, ülke genelindeki sağlık durumunda keskin bir bozulmayı ortaya koyduğunu ve bunun politika yapıcılar için bir uyarı niteliğinde olması gerektiğini belirtti.</p><p>Kuruluş, sağlıklı yaşam beklentisindeki düşüşe karşın, genel yaşam beklentisinin ise büyük ölçüde sabit kaldığını tespit etti.</p><p>Kuruluşun baş veri analisti Andrew Mooney, “İngiltere, Batı Avrupa'da en yüksek obezite oranlarına sahip ülke ve özellikle gençler arasında ruh sağlığı sorunlarında ciddi artış yaşandı.” dedi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818467" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/26/23cbbd27-go97u1iq1z5gl16wiefmjm.webp" data-title="Sigaraya başlama yaşı 12'ye düştü" data-url="/hayat/sigaraya-baslama-yasi-12ye-dustu-4818467" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sigaraya başlama yaşı 12'ye düştü</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816323" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/18/8df52ed3-ou8xayy6qrlas4wmsxo2v.webp" data-title="Nöroloji uzmanından uyarı: &quot;Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor&quot;" data-url="/hayat/noroloji-uzmanindan-uyari-sanal-ortamdaki-oldurme-eylemleri-zamanla-gercek-hayata-yansiyabiliyor-4816323" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814671" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/13/e5e38e88-b2m4dxksdopwxklhv4xt2e.webp" data-title="Çocuklarda dikkat süresi kısalıyor, bağımlılık riski artıyor" data-url="/hayat/cocuklarda-dikkat-suresi-kisaliyor-bagimlilik-riski-artiyor-4814671" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Çocuklarda dikkat süresi kısalıyor, bağımlılık riski artıyor</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/dunya/ingilterenin-omru-kisaliyor-saglikli-yasam-beklentisi-son-10-yilda-61-yasin-altina-geriledi-4818960</link>
      <subcategory>Dünya</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/27/72f260f8-2qdbxou1ys1zyo8kobff8r.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 20:49:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Harcamalar iyiliğe dönüşüyor: Ziraat Katılım ve Yeşilay’dan “Bağımsız Kart” hamlesi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/harcamalar-iyilige-donusuyor-ziraat-katilim-ve-yesilaydan-bagimsiz-kart-hamlesi-4818866</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/harcamalar-iyilige-donusuyor-ziraat-katilim-ve-yesilaydan-bagimsiz-kart-hamlesi-4818866" rel="standout" />
      <description>Ziraat Katılım ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti, finans dünyasında bir ilke imza atarak "Bağımsız Kart"ı kamuoyuna tanıttı. 2026 "Bağımsızlık Yılı" vizyonuyla hayata geçirilen kart, kullanıcıların günlük harcamalarının bir kısmını doğrudan bağımlılıkla mücadeleye aktarırken; kumar, alkol ve tütün harcamalarına kapalı yapısıyla dikkat çekiyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ziraat Katılım ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti arasında imzalanan stratejik iş birliği protokolü, sosyal sorumluluk bilincini finansal bir enstrümanla birleştirdi. İstanbul’da gerçekleştirilen tanıtımla duyurulan Bağımsız Kart, sadece bir ödeme aracı değil, aynı zamanda bağımlılıkla mücadelede sürdürülebilir bir finansman modeli olarak tasarlandı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/27/2021b8f5-a1dqb6yidrcl0cnnca30b.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/27/2021b8f5-a1dqb6yidrcl0cnnca30b.webp" data-card-caption="Bağımsız Kart"></p><h1>Her alışverişte toplumsal fayda</h1><p>Bağımsız Kart’ın çalışma prensibi, "tüketirken üretmek" felsefesine dayanıyor. Kart sahiplerinin yaptığı her harcamanın belirli bir oranı, kullanıcıya ek bir yük getirmeksizin Ziraat Katılım tarafından doğrudan Yeşilay’ın bağımlılıkla mücadele faaliyetlerine bağış olarak aktarılıyor. Bu sayede bireysel harcamalar, sistematik bir sosyal katkı mekanizmasına dönüşüyor.</p><h1>Bu kart ile tütün ve alkol alınamıyor</h1><p>Kartın en ayırt edici özelliği ise dijital altyapısında gizli. Bağımsız Kart, temsil ettiği değerlerle çelişmemek adına belirli sektörlerde kullanıma kapalı olarak yapılandırıldı.</p><p><span style="background-color: rgb(230, 0, 0); color: rgb(255, 255, 255);">Kumar ve bahis siteleri, alkol ve tütün ürünleri satışı yapan noktalar, Bağımsız Kart ile işlem yapılamayacak alanlar olarak belirlendi. Bu kısıtlama, özellikle gençleri ve risk grubundaki bireyleri korumayı hedefleyen "bütüncül bir koruma kalkanı" niteliği taşıyor.</span></p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/27/46b8e909-9z4e8t0ib56d47cpdy0cpb.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/27/46b8e909-9z4e8t0ib56d47cpdy0cpb.webp" data-card-caption="AK Parti Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu"></p><h1>2026 Bağımsızlık Yılı ilan edildi</h1><p>Projenin mimarlarından AK Parti Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, 2026 yılının bu alanda bir milat olacağını vurguladı. Akbaşoğlu, “Bağımsız Kart, Türkiye’nin bağımlılıkla mücadeledeki kararlı duruşunun somut bir yansımasıdır. Hedefimiz, başta gençlerimiz olmak üzere toplumun her kesiminde bu bilinci kökleştirmektir” ifadelerini kullandı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/27/830358e9-dr4e6pq56t0mg58einvodp.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/27/830358e9-dr4e6pq56t0mg58einvodp.webp" data-card-caption="Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir"></p><h1>"Sorumluluk bizim için bir gerekliliktir"</h1><p>İş birliğine dair açıklamalarda bulunan Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir, katılım bankacılığı prensiplerinin toplumsal fayda ile doğrudan örtüştüğünü belirtti. Özdemir, “Toplumun geleceğini ilgilendiren bu projede yer almak bizim için bir tercih değil, bir gereklilikti” diyerek kartın stratejik önemine dikkat çekti.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/27/0d417cf5-xkk1ijatfjkxqiqwec73ef.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/27/0d417cf5-xkk1ijatfjkxqiqwec73ef.webp" data-card-caption="Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ve Ziraat Katılım Bankası'nın Genel Müdürü, Metin Özdemir."></p><p><strong>Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç</strong> ise kartın, Yeşilay’ın "bağımsız yaşam" vizyonunu mutfağa, markete ve sokağa, yani hayatın tam merkezine taşıdığını ifade etti.</p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4805041" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/11/c72ea40f-366ggbbeh1qh828dj9nmxj.webp" data-title="Sosyal medya algoritmaları dijital bağımlılığı artırıyor" data-url="/teknoloji/sosyal-medya-algoritmalari-dijital-bagimliligi-artiriyor-4805041" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sosyal medya algoritmaları dijital bağımlılığı artırıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813560" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/f47919c7-sluyngna1bvq8e6o4t89.webp" data-title="Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: &quot;Bir kereden çok şey olur&quot;" data-url="/hayat/unlulere-operasyonlar-surerken-uzmanlardan-uyusturucu-uyarisi-bir-kereden-cok-sey-olur-4813560" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4803118" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/5/69061b49-yz1g14g2mxpok6ti80tndb.webp" data-title="Yeşilay haftası mesajları ve sözleri" data-url="/foto-galeri/ozgun/yesilay-haftasi-mesajlari-ve-sozleri-4803118" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yeşilay haftası mesajları ve sözleri</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/harcamalar-iyilige-donusuyor-ziraat-katilim-ve-yesilaydan-bagimsiz-kart-hamlesi-4818866</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Yeni Şafak</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/27/fb2f9659-fcus2j94ufma0tbd8a5z05.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 14:09:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Samsun Şehir Hastanesi’ne taşınma sürüyor: Yeni birimler hizmette</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/samsun-sehir-hastanesine-tasinma-suruyor-yeni-birimler-hizmette-4818859</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/samsun-sehir-hastanesine-tasinma-suruyor-yeni-birimler-hizmette-4818859" rel="standout" />
      <description>Samsun Şehir Hastanesi’nde taşınma süreci devam ederken hematoloji, kulak burun boğaz (KBB) ve nefroloji bölümleri 27 Nisan itibarıyla hasta kabulüne başladı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da sağlık hizmetlerinin daha modern ve kapsamlı bir yapıya kavuşması amacıyla yürütülen Samsun Şehir Hastanesi’ne taşınma süreci planlı şekilde devam ediyor. Yetkililerden yapılan açıklamaya göre, 27 Nisan Pazartesi günü itibarıyla bazı bölümler yeni yerleşkede hasta kabulüne başladı. Yeni hizmet binasında faaliyet göstermeye başlayan bölümler arasında hematoloji ve KBB ile nefroloji yer aldı. Söz konusu birimlerin, modern donanım ve geniş kapasiteyle vatandaşlara hizmet vermeye başladığı bildirildi. Yetkililer, taşınma sürecinin kademeli olarak sürdüğünü belirterek, vatandaşların randevu alırken hastane seçimine dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve ALO 182 üzerinden randevu oluşturulurken "Samsun Şehir Hastanesi" seçeneğinin kontrol edilmesi istendi.</p><p>Canik ilçesinde bulunan yeni yerleşkenin, ilerleyen süreçte tüm birimleriyle tam kapasite hizmet vermesi hedefleniyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818467" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/26/23cbbd27-go97u1iq1z5gl16wiefmjm.webp" data-title="Sigaraya başlama yaşı 12'ye düştü" data-url="/hayat/sigaraya-baslama-yasi-12ye-dustu-4818467" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sigaraya başlama yaşı 12'ye düştü</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818427" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/25/20cb77ab-0o2utbpdhiv9aq8mm0xayl.webp" data-title="Sağlık Bakanı Memişoğlu: 12 yeni şehir hastanesi geliyor" data-url="/hayat/saglik-bakani-memisoglu-12-yeni-sehir-hastanesi-geliyor-4818427" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sağlık Bakanı Memişoğlu: 12 yeni şehir hastanesi geliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817474" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/22/7263a01c-odvdut9mw29hm42gm10caj.webp" data-title="Kızamık Avrupa’yı sarstı 10 kişiden 9’una bulaşıyor: Peki Türkiye’de son durum ne?" data-url="/hayat/kizamik-avrupayi-sarsti-10-kisiden-9una-bulasiyor-peki-turkiyede-son-durum-ne-4817474" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kızamık Avrupa’yı sarstı 10 kişiden 9’una bulaşıyor: Peki Türkiye’de son durum ne?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816773" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/20/b78e5a79-hnhnf7pultvdk512m0xwxh.webp" data-title="Tokat'ta ambulans uçak 18 günlük bebek için havalandı" data-url="/video-galeri/gundem/tokatta-ambulans-ucak-18-gunluk-bebek-icin-havalandi-4816773" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Tokat'ta ambulans uçak 18 günlük bebek için havalandı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/samsun-sehir-hastanesine-tasinma-suruyor-yeni-birimler-hizmette-4818859</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/27/f55300c8-5yz10tlfo0lcf7gu357f8q.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:51:53 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diş ağrısı şikayetiyle hastaneye gitti, implant çetesinin eline düştü: 36 çeyrek altın harcadı, 25 dişinden birden oldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dis-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-gitti-implant-cetesinin-eline-dustu-36-ceyrek-altin-harcadi-25-disinden-birden-oldu-4818707</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dis-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-gitti-implant-cetesinin-eline-dustu-36-ceyrek-altin-harcadi-25-disinden-birden-oldu-4818707" rel="standout" />
      <description>Sivas'ta diş ağrısı şikayetiyle hastaneye giden Gülbeyaz Çelikdemir, 'işlemlerin daha hızlı biteceği' vaadiyle özel bir kliniğe yönlendirildi. Tedavi için tam 36 çeyrek altın harcayan kadının 25 dişi birden çekildi. Doktor sandığı kişinin aslında bir implant satıcısı olduğunu öğrenen talihsiz kadın, hem sağlığından hem de dişlerinden oldu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas’ta yaşayan iki çocuk annesi Gülbeyaz Çelikdemir’in hayatı, iki yıl önce yaşadığı bir olaydan dolayı adeta karardı. Diş ağrısı şikayetiyle Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hastanesi'ne giden Çelikdemir, doktor olduğunu düşündüğü bir kişi tarafından, <strong>"Burada işler uzar, dışarıda daha hızlı halledebiliriz"</strong> vaadi ile özel bir diş kliniğine yönlendirildi. Çelikdemir, hasta sandalyesinde kendisi ile temas kuran Y.İ.’nin doktor değil de implant satıcısı olduğunu sonradan öğrendi.</p><p><strong>Çelikdemir’in gittiği A.D.’ye ait özel klinikte 25 dişi birden çekildi. Çelikdemir’in hastane doktorlarından H.Ö. tarafından ağzına 8 implant çakıldı. İmplantlar çakıldıktan sora Çelikdemir’in sağlık sorunları hiç bitmedi. Çenesinde iltihap oluştu, çene etleri çekildi, ağzından iki farklı operasyon geçirdi. </strong></p><p><em>İki yıl boyunca sürekli sıvı gıdalar tüketmek zorunda kaldığı için bağırsaklarında sağlık sorunları baş gösterdi. İmplantların sökülmesi için özel diş kliniğine gittiğinde ise, hiç kullanamadığı, üzerlerine diş takılamayan implantların sökülmesi için kendisinden ayrıca ücret istendi.</em></p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/26/5e30cbe6-z4ju6nm7inbc2t46d90j1w.webp" data-card-width="1201" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/26/5e30cbe6-z4ju6nm7inbc2t46d90j1w.webp"></p><h2>KONUYU YARGIYA TAŞINDI</h2><p>Diş ağrısı ile başlayan tedavi sürecinde hem tüm dişlerinden hem de sağlığından olan Gülbeyaz Çelikdemir konuyu yargıya taşıdı. Çelikdemir Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne açtığı davada Y.İ., A.D. ve H.Ö.’den şikayetçi oldu. </p><p><strong>Çelikdemir, mahkeme sürecinde delillerin yok olmaması için ağzına çakılı ve üzerinde diş olmayan implantlar ile hayatını sürdürüyor.</strong></p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/26/6332574a-0h5ckx15sjsaxey4mbzyh6m.webp" data-card-width="1201" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/26/6332574a-0h5ckx15sjsaxey4mbzyh6m.webp"></p><h2>"İmplant çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadım"</h2><p>Çelikdemir, implantlar çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadığını ifade ederek, <strong>"Sorunum 2024 Yılında başladı. Diş rahatsızlığım nedeniyle Cumhuriyet Üniversitesi’ne başvurdum. Orda muayene sırasında implant teklif edildi. Muayene olduktan sonra implant yapılmasına karar verildi. Belirli bir gün sonra ben üniversitede yaptıracağım diye düşünürken ismini sonradan öğrendiğim şahıs tarafından üniversitenin bahçesinde ikna edilerek özel bir kliniğe yönlendirildim. Bu kişiyle üniversite hastanesinde tanıştım ve kendisine doktor olarak tanıdım. Kendilerinin dışarıda kliniği olduğunu, üniversitede işlerin uzun süreceğini söyleyerek beni ikna etti. Gün belirlendikten sonra aradılar ve kliniğe gittim. Kliniğe gittikten sonra bir gün içerisinde tüm dişlerim, 25 tane dişim çekildi. İmplant kondu. Normalde üç tane dişim ağrıyordu. 25’i çekildi. İmplantlar konulduğu günden itibaren şu ana kadar sorun yaşıyorum ve sağlık sorunlarım da arttı. Yemek ve nefes borum arasında kitle oluştu. Hipertiroidi hastası oldum. Bağırsak sorunları yaşıyorum. Sürekli alt çenemde enfeksiyon oluşuyor" </strong>dedi.</p><h2>"Sorunların psikolojik dediler"</h2><p>Çelikdemir, yaşadığı problemlerle ilgili özel diş kliniğine başvurduğunda problemlerinin psikolojik olduğunun söylendiğini ifade edip, <em>"Kendilerine hata olduğunu, implantlarda sorun olduğunu söylediğimde bana psikolojik olarak öyle hissettiğimi söylediler. Üç ay beklememi söylediler, üç ay bekledim, tekrar gittim. Bu sefer de üst çenede üst damaktan et alıp alt çeneye yama yaptılar, yamada tutmadı. Kendilerine yanlış giden işlem olduğunu söyledim. Paramı iade etmelerini söyledim. Kendilerine güvenim olmadığını söyledim. Ne paramı iade ettiler ne de sorunu giderdiler"</em> şeklinde konuştu.</p><h2>"Bilirkişi muayene etmeden rapor hazırladı"</h2><p>Yargı sürecinde ikinci bir mağduriyetle karşı karşıya olduğunu belirten Çelikdemir,<strong> "Konu yargıya taşıdım. Bu aşamada şahıslar beni yorduğu gibi yargı da beni yordu. Rapor istedik, bilirkişi olan meslektaşları rapor vermekte direndi. Bilirkişi heyeti istedik, heyet beni muayene etmeden gıyabıma rapor verdi. En büyük delil burada, en büyük delil benim perişan haldeki çenem, beni görmeden nasıl rapor veriyor"</strong> şeklinde konuştu.</p><p><strong>Zor günler geçiren kadın, implantları çaktırmak için 36 çeyrek altın harcadığını, söktürmek için gittiğinde ise kendisinden 12 bin TL ek ücret talep edildiğini belirtip, adaletin yerini bulmasını beklediğini ifade etti.</strong> Çelikdemir, deliller kararmasın diye ağzında farklı bir işlem yaptıramadığını, yargı süreci boyunca ağzında hiç diş olmadan, sıvı gıdalarla beslenmek zorunda kaldığını sözlerine ekledi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4777213" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/10/12fbde1e-uzoujdjp6rltv1kf82g4sp.webp" data-title="Milyonları ilgilendiren teklif: Diş tedavisinde yeni dönem başlıyor" data-url="/gundem/milyonlari-ilgilendiren-teklif-dis-tedavisinde-yeni-donem-basliyor-4777213" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Milyonları ilgilendiren teklif: Diş tedavisinde yeni dönem başlıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4775770" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/5/2da88274-eftqji0nq45st4i5ui2mk.webp" data-title="Milyonları ilgilendiren teklif Meclis'e sunuldu: İmplant tedavisini SSK karşılayacak" data-url="/gundem/milyonlari-ilgilendiren-teklif-meclise-sunuldu-implant-tedavisini-ssk-karsilayacak-4775770" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Milyonları ilgilendiren teklif Meclis'e sunuldu: İmplant tedavisini SSK karşılayacak</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4773460" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/28/59843cf6-mt86ezjyb59kr6ih8d4ju.webp" data-title="Sivaslı doktor implantı tarihe gömdü: Diş tedavisinde devrim yaratacak proje geliştirdi" data-url="/foto-galeri/hayat/sivasli-doktor-implanti-tarihe-gomdu-dis-tedavisinde-devrim-yaratacak-proje-gelistirdi-4773460" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sivaslı doktor implantı tarihe gömdü: Diş tedavisinde devrim yaratacak proje geliştirdi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4772160" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/25/e5c85104-azv8n1jkltc30yygilwzq2.webp" data-title="İlerleyen diş çürüğü sistemik hastalıkları tetikleyebilir" data-url="/hayat/ilerleyen-dis-curugu-sistemik-hastaliklari-tetikleyebilir-4772160" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İlerleyen diş çürüğü sistemik hastalıkları tetikleyebilir</span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dis-agrisi-sikayetiyle-hastaneye-gitti-implant-cetesinin-eline-dustu-36-ceyrek-altin-harcadi-25-disinden-birden-oldu-4818707</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/26/8a3c60ba-3b8ht55o8kzgdenonqtqkc.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 23:20:01 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nobel ödüllü Meldal'dan kanser tedavisine umut olacak çalışma: Yan etkisiz tedavi </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/nobel-odullu-meldaldan-kanser-tedavisine-umut-olacak-calisma-yan-etkisiz-tedavi-4818630</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/nobel-odullu-meldaldan-kanser-tedavisine-umut-olacak-calisma-yan-etkisiz-tedavi-4818630" rel="standout" />
      <description>Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Morten Meldal, kanser tedavisinde yan etkileri ortadan kaldıran bir yöntem üzerinde çalıştıklarını belirterek, "Hayalimiz, kanserin diğer hastalıklar gibi, tercihen mevcut kanser tedavisinde görülen yan etkileri olmayan bir ilaçla tedavi edilmesidir." dedi. Meldal yaptığı açıklamada "Şu anda onkoloji üzerine çalışıyoruz, kanserde hedefe yönelik tedavilerin yeni yollarını bulmaya çalışıyoruz. Bence orada çok iyi sonuçlar elde ediyoruz ve gelecek için çok güzel planlarımız var" ifadelerini kullandı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Danimarkalı Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Morten Meldal, moleküllerin birbirine hızlı ve verimli bir şekilde kenetlenmesini sağlayan "klik kimyası"nın temelini atan ve bu reaksiyonların canlı hücreler içinde doğal süreçleri bozmadan gerçekleşmesine imkan tanıyan "biyoortogonal kimya" alanındaki buluşlarıyla 2022'de Nobel Kimya Ödülü'ne layık görüldü.</p><p><em>Meldal, Orta Doğu Teknik Üniversitesinde (ODTÜ) bir dizi etkinliğe katılmak üzere geldiği Türkiye'de, klik kimyasının kanser ve Alzheimer tedavisindeki potansiyeli, ilaç üretimindeki zehirli atık oluşumunu engelleyen su bazlı sentezleme yöntemleri, yapay zekanın bilimsel keşif süreçlerindeki geleceği ve Nobel sonrası değişen özel yaşantısını anlattı.</em></p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/26/ef8b8238-su9t7yv7mhrsz6lnckrm.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/26/ef8b8238-su9t7yv7mhrsz6lnckrm.webp"></p><h2>"Hayatımı bir gecede değiştirdi"</h2><p><strong>Soru: Türkiye'de üniversite öğrencileriyle bir araya geldiniz. Bu ziyaretten edindiğiniz başlıca izlenimler neler?</strong></p><p>Meldal: ODTÜ'deki birçok genç yetenekle tanışma ayrıcalığına sahip olduğum için çok mutluyum. Hem üniversitenin araştırma olanaklarından hem de buradaki eğitim yapısından, tüm müfredattan çok etkilendim. ODTÜ'nün sahip olduğu yüksek kaliteli eğitimin sürdürülmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.</p><p>Öğrencilerle yaptığım soru-cevap bölümünde yönelttikleri sorular gerçekten mükemmeldi, onlar da kıvılcımı arıyor, bu ilk adım. Bu kıvılcımı nasıl bulacağımızı, nasıl ulaşacağımızı ve sorunlardan nasıl kaçınacağımızı tartıştık, sanırım söylediklerime çok katıldılar. Bilimdeki birçok sorun, başarısızlıkla ve tasarlandığı gibi çalışmayan projelerle ilişkilidir. Öğrenciler de sorun yaşıyorlar ve bunun üstesinden gelmek zorundalar. Benim çözümüm, ilerideki hedef molekülden ziyade eldeki molekülle ve anla ilgilenmektir. Yani süreçle ilgilenirsiniz, son adıma giden yolda küçük başarılar yaratır ve bunların her birini gerçekten iyi başarılar olarak görürsünüz. Bu yüzden öğrencilerin yaptıkları işe gerçekten çok ilgi duyduklarını görüyorum. Bizim yarattığımız çevre krizi nedeniyle gelecekleri konusunda endişeliler, bunu gelecekleri için gerçek bir sorun olarak görüyorlar. Araştırmalarıyla bu konuyu takip etmek ve yardımcı olup olamayacaklarını görmek istiyorlar. Genç neslin daha az değil, daha fazla eğitim alması çok önemli. Daha fazla eğitim son derece önemli çünkü eğitim, bütün yatırımlardan daha yüksek getiri sağlıyor. Bir toplumda, uzun vadede en yüksek getiriyi eğitim sağlar.</p><p><strong>Soru: Kimileri klik kimyası kavramını "moleküler bir lego seti" olarak açıklıyor. Bu benzetmeye katılıyor musunuz? Siz klik kimyasını basit bir benzetmeyle açıklayacak olsaydınız bu ne olurdu?</strong></p><p>Meldal: Legoya da benzetebilirsiniz ama bence cırtcırta daha çok benziyor. Cırtcırt birbirine uyan iki bileşenden oluşur, çevredeki diğer malzemelere yapışmaz ama birbirlerine yapıştırıldığında tutar. Klik kimyası da aynı şekilde ve aslında bu çok karmaşık yeni moleküler yapılar oluşturmamızı sağladı. Genellikle ilaçlarda olduğu gibi, molekülün tek bir işlevinin olduğu moleküler oluşumlarımız vardı. Mesela bir proteinle etkileşime girerek anksiyeteyi gideren bir molekül veya ağrıyı gideren bir molekül gibi. Ama şimdi, adeta küçük moleküler robotlar gibi birkaç farklı işlevi yerine getirebilen moleküller oluşturabiliyoruz. Bu da işlevsel molekülleri tek tek birbirine bağlayabilmemizle mümkün oluyor. Çok daha doğru, hızlı ve sürecin tamamı suda gerçekleştiği için bir bakıma daha çevreci şekilde yapılıyor.</p><p><strong>Soru: Bu çalışmanızın Nobel ödülü ile sonuçlanacağını tahmin etmiş miydiniz, ödülü aldığınızı ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?</strong></p><p>Meldal: Çok yoğun duygular yaşadım çünkü Nobel ödülü bilimde elde edebileceğiniz en yüksek takdir ve onur. Elbette çok mutluydum. Hatta hayatımı bir gecede değiştirdi çünkü bir bilim insanı olarak neler yapabileceğiniz ve nerelere davet edildiğiniz konusunda çok etkili. Araştırmalarım da Nobel ödülü sayesinde mümkün oldu. Araştırmalarıma devam edebiliyorum, şu an 72 yaşındayım ve hala çok aktif bir şekilde araştırma yapıyorum. Bunun gerçek bir ayrıcalık olduğunu ve muhtemelen Nobel ödülü sayesinde gerçekleştiğini düşünüyorum.</p><p>Çalışmamın Nobel ödülü kazanacağını tahmin etmedim, çünkü asıl niyetim hiçbir zaman bu olmadı. Niyetim anı yaşamak. Şu anda yaptığım araştırmalarla tamamen anda kalarak çalışıyorum. Gelecekteki uygulamalara pek kafa yormuyorum. Bu reaksiyonun önemini de ancak 4 yıl sonra, birincil çalışmamıza yapılan atıflar katlanarak artmaya başlayınca keşfettim. Bu da elbette özel bir şey olduğunun iyi bir göstergesi. Dolayısıyla keşiften hemen sonra bu araçtan faydalanmaya başladık, her türlü moleküler yapı ve sentezde kullandık. Klik kimyasının bu kadar ilgi görmesinin nedeni, birçok farklı alanda çok faydalı olması. Tıpta, vücuttaki diğer hücreleri etkilemeden, belirli bir hastalığa karşı daha yüksek özgüllüğe, daha yüksek seçiciliğe sahip yeni ilaç türleri üretebilirsiniz. İlaç sentezlemek için klik kimyasını kullanabilir ve bunu çevre dostu şekilde gerçekleştirebilirsiniz, çünkü bu reaksiyonlar suda yapılıyor. Klik kimyasını, iletken malzemelerin yüzeyindeki moleküller aracılığıyla güneş ışığını yakalayabilen malzemeler gibi tamamen yeni malzemeler üretmek için de kullanabilirsiniz. Çeşitli alanlarda kullanılabiliyor, bu yüzden bu kadar popüler hale geldi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/26/05fff5dc-xruuo83k95afuwhj130td.webp" data-card-width="1199" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/26/05fff5dc-xruuo83k95afuwhj130td.webp"></p><h2>"Bununla alakadar olmazsak önümüzdeki yıllarda dramatik şekilde artacak"</h2><p><strong>Soru: Evrimsel Kimyasal Biyoloji Merkezi'ndeki mevcut araştırmalarınızın temel odak noktası nedir? Bilimsel literatüre önemli katkı sağlayacak yeni bulgular elde ettiniz mi?</strong></p><p>Meldal: Ettiğimizi düşünüyorum, son zamanlarda peptit alanında çok iyi sonuçlar aldık. Peptitler, proteinlerin küçük parçalarıdır. Peptitleri suda sentezleme yöntemi geliştirdik, yani bunları tamamen suda üretebiliyoruz. Ayrıca şu anda onkoloji üzerine de çalışıyoruz, kanserde hedefe yönelik tedavilerin yeni yollarını bulmaya çalışıyoruz. Bence orada da çok iyi sonuçlar elde ediyoruz ve gelecek için çok güzel planlarımız var.</p><p><strong>Soru: Onkoloji alanında, özellikle kanser üzerine çalıştığınızı belirttiniz, bunu detaylandırabilir misiniz?</strong></p><p>Meldal: Detay vermeme taraftarıyım, çünkü bu oldukça yeni bir konu ve yayınlamadan önce haberi ifşa etmek istemeyiz. Ancak size söyleyebileceğim şey, kanser hücrelerini öldüren ilacı, çok seçici şekilde kanser hücrelerine ulaştırmanın yeni bir yolunu bulduğumuzu düşünüyoruz. Hayalim, kanserin diğer hastalıklar gibi, tercihen mevcut kanser tedavisinde görülen yan etkileri olmayan bir ilaçla tedavi edilmesidir. Yani hayattaki diğer tüm süreçlerle uyumlu olup saç dökülmesine ve bununla ilişkili diğer şeylere yol açmayan bir kanser ilacı.</p><p><strong>Soru: Yan etkileri ortadan kaldırmayı mı kastediyorsunuz?</strong></p><p>Meldal: Yan etkileri ortadan kaldırmak ve hastanın kesin tedavisini sağlamak. Tercihen birçok kanser türüne genellenebilecek bir yöntemle bunu yapmak. Çünkü kanser tek bir hastalık değil, çok farklı hastalıklardan oluşuyor. Kanserde hedef alabileceğiniz bazı ortak etkenler var. Modern toplumdaki diğer büyük engel ise kardiyovasküler hastalıklar, Alzheimer, bunama ve diğer nörodejeneratif hastalıklar. Bence bu çok önemli bir alan, çünkü bununla alakadar olmazsak önümüzdeki yıllarda dramatik şekilde artacak. 2050'de dünyada 150 milyon insanın Alzheimer'dan etkileneceği tahmin ediliyor. Şu anda bunun neredeyse yarısına ulaştık, yani gerçekten ciddi bir sorun ve sürekli artıyor.</p><p><strong>Soru: Yani Alzheimer ve bunamayı da mı tedavi etmek istiyorsunuz?</strong></p><p>Meldal: Bunu başarabilir miyim bilmiyorum ama kesinlikle bu yönde çalışmak istiyorum. Beyindeki plaklardan ve plaklarda üretilen toksik maddelerden kurtulmaya çalışıyoruz. Bu amaçla, beyindeki plakları oluşturan lifleri çözebilen bazı moleküllerimiz var ancak bu molekülleri beyne ulaştırmak ve aktif hale getirmek çok zor. Bu nedenle, kan-beyin bariyerini geçip hücrelere ulaşmasını sağlamaya da çalışıyoruz. Bu da çok aktif olduğumuz bir diğer alan.</p><h2>"İnternetteki yanlış bilgiler, bir yapay zeka için çok yetersiz bir öğrenme kümesi"</h2><p><strong>Soru: Yapay zeka günümüzde her alanı dönüştürüyor, bu konudaki düşünceleriniz neler? Sizce yapay zeka, Nobel ödülüne layık araştırma ve keşifler için gereken zamanı kısaltabilir mi?</strong></p><p>Meldal: Tıpkı bilgisayarı elde ettiğimiz zamanki gibi, yapay zeka da araştırmayı hızlandıracak, toplumdaki birçok farklı süreci hızlandıracak. Bu bir araç, bağımsız bir varlık değil. İnsanlar olarak kullandığımız bir araç ancak gerçekten rekabetçi, insan sezgisiyle ve benzeri şeylerle de rekabet edebilecek bir yapay zekaya sahip olmak için bilinç oluşturmak gerek. Bu da muhtemelen yapay zekanın bir sonraki adımı. Farklı bir bilgisayar türünde, beyin ağını taklit eden bir bilinç oluşturursanız, insanın araştırma süreciyle gerçekten rekabet edebilecek bir şey başarabilirsiniz.</p><p>Yapay zeka doğası gereği tüm bilgiyi içinde barındırır. Yani yapay zekayı doğru bilgiyle beslerseniz, size çok iyi sonuçlar verir. Ancak internetteki yanlış bilgiler, bir yapay zeka için çok yetersiz bir öğrenme kümesi. Çok büyük miktarda bilgi var ancak yapay zeka, kendi kendine yanlış bilgi üreterek bunu yok ediyor. İnternette eğitilen bu yapay zeka modelleriyle ilgili durum gitgide daha çok halüsinatif bir hale doğru gidiyor.</p><h2> "Araştırma yapıyorsanız Nobel ödülü için değil, yeni keşifler yapmaya ilgi duyduğunuz için olmalı"</h2><p><strong>Soru: Önceki röportajlarınızda müziğe ve farklı sanat dallarına büyük ilgi duyduğunuzu belirtmiştiniz. Bir bilim insanı olarak, sanat ve bilim arasında temel bir bağlantı olduğuna inanıyor musunuz?</strong></p><p>Meldal: Evet, madalyonun iki yüzü gibiler adeta. Tuval veya heykel üzerinde üç boyutlu bir alanı resmetmekle ilgilenen bir sanatçı, bir düşüncenin, kavramın, gerçek bir resmin üç boyutlu temsilini kullanıyor ve bunu iki boyutlu tuvalde üç boyutlu alana dönüştürüyor. Kimyada da aynısını yapıyoruz. Çocukken öğrendiğimiz kimya, kağıt yüzeyinde iki boyutlu ama aslında kimya üç boyutludur. Üç boyutlu kimya, gerçekleşen süreçleri anlamak için gereklidir.</p><p><strong>Soru: Bir rock grubunun üyesi olduğunuzu duyduk, hala müziğe devam ediyor musunuz?</strong></p><p>Meldal: Artık etmiyorum. Nobel ödülünü aldıktan sonra sürdürmek mümkün olmadı çünkü çok fazla zaman ve emek gerektiren bir iş. Alıştırma yapmak ve sürekli ilgilenmek gerekiyor.</p><p><strong>Soru: Eşinizin de bilim insanı olduğunu biliyoruz. Nobel ödüllü biri olarak, ailenizle bir gününüzü nasıl geçiriyorsunuz?</strong></p><p>Meldal: Arkadaşlarımızı ağırlamayı çok seviyoruz, bu yüzden çok sık davetler düzenliyoruz. Birlikte yemek hazırlamayı çok seviyoruz. Güzel akşamlar geçiriyoruz, genellikle bilimsel veya politik içerikli birçok güzel sohbetimiz oluyor. Bazen müzik açıp eğleniyoruz. Ayrıca seyahat etmeyi seviyoruz, bu yüzden Nobel ödülü ile ilgili bu durum gerçekten güzel, çünkü ortak bir noktamız var, tıpkı Türkiye'de olduğu gibi bunu paylaşıyoruz. İkimiz de gidip birer konferans veriyoruz ve bunu farklı açılardan tartışabiliyoruz. Gitmeden önce, orada bulunduktan sonra ve evde de üzerine konuşuyoruz.</p><p><strong>Soru: Türk bilim insanları, araştırmacılar, öğrenciler ve akademisyenlere kimya alanında ne gibi tavsiyelerde bulunurdunuz?</strong></p><p>Meldal: Bence önemli olan, merak duygusuyla ve kendinizi iyi hissederek bir şeyler yapmak. Yani araştırma yapıyorsanız, konumunuzla ilgili kaygılarınız yüzünden ya da Nobel ödülü kazanmak istediğiniz için değil, alanınızda yeni keşifler yapmaya ilgi duyduğunuz için olmalı. Alanınız ister kimya ister fizik olsun ister öğrenci ister proje yöneticisi olun bu süreç aynıdır. Merak, faaliyetlerinizde başrol oyuncunuz olsun ve harika şeyler size gelsin. Ayrıca kendiniz için en önemli olanı yapın, başkalarının önemli olduğunu düşündüğü şeyleri değil. Önemin gerçek anahtarını kendi içinizde bulun.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818427" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/25/20cb77ab-0o2utbpdhiv9aq8mm0xayl.webp" data-title="Sağlık Bakanı Memişoğlu: 12 yeni şehir hastanesi geliyor" data-url="/hayat/saglik-bakani-memisoglu-12-yeni-sehir-hastanesi-geliyor-4818427" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sağlık Bakanı Memişoğlu: 12 yeni şehir hastanesi geliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818467" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/26/23cbbd27-go97u1iq1z5gl16wiefmjm.webp" data-title="Sigaraya başlama yaşı 12'ye düştü" data-url="/hayat/sigaraya-baslama-yasi-12ye-dustu-4818467" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sigaraya başlama yaşı 12'ye düştü</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/nobel-odullu-meldaldan-kanser-tedavisine-umut-olacak-calisma-yan-etkisiz-tedavi-4818630</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/26/fc678b7c-wzpjy3vub8kg1kuphjr85.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 18:30:12 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sigaraya başlama yaşı 12'ye düştü</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sigaraya-baslama-yasi-12ye-dustu-4818467</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sigaraya-baslama-yasi-12ye-dustu-4818467" rel="standout" />
      <description>Türk Toraks Derneği Genel Başkan Yardımcısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Türkiye’de sigaraya başlama yaşının 12’ye kadar düştüğünü açıkladı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tütün ürünleri ve zararlarına ilişkin bir grup gazeteciye değerlendirmelerde bulunan Kılınç, sigara kaynaklı ölümlerin boyutuna dikkat çekti. Prof. Dr. Kılınç, “Türkiye’de tütün ve nikotin ürünleri kullanıldığı için yılda 120 bin kişi hayatını kaybediyor. Yani bu birçok sorundan daha fazla ölüme yol açan gerçek bir pandemi. Biz Kovid döneminde üç yılda 150 bin kişiyi kaybettik. Yılda sigarayla ilişkili hastalıklardan ya da nikotin nedeniyle oluşan hastalıklardan her yıl 120 bin kişinin ölümüne tanık oluyoruz. Bu da kabul edilebilir bir şey değil.” dedi. Sigara ve tütün kullanımının yalnızca sağlık değil, ekonomi üzerinde de ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Kılınç, bu ürünlere bağlı hastalıkların Türkiye’ye yıllık maliyetinin 752 milyar TL olduğunu ifade etti. Sorunun boyutunun pandemiyle kıyaslanabilecek düzeyde olduğunu vurgulayan Kılınç, daha güçlü ve kapsamlı bir mücadele gerektiğini dile getirdi. Her yıl yaklaşık 40 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konulduğunu ve 25 bin kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Kılınç, “Her 4,5 dakikada bir vatandaşımız akciğer kanserinden hayatını kaybediyor” bilgisini paylaştı. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818427" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/25/20cb77ab-0o2utbpdhiv9aq8mm0xayl.webp" data-title="Sağlık Bakanı Memişoğlu: 12 yeni şehir hastanesi geliyor" data-url="/hayat/saglik-bakani-memisoglu-12-yeni-sehir-hastanesi-geliyor-4818427" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sağlık Bakanı Memişoğlu: 12 yeni şehir hastanesi geliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4818110" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/24/c2b9e641-2sjwlamg2ik5u3bugij4yf.webp" data-title="Trafik kazasında sol bacağını kaybeden kadın hayalindeki proteze 38 yıl sonra kavuştu" data-url="/foto-galeri/hayat/trafik-kazasinda-sol-bacagini-kaybeden-kadin-hayalindeki-proteze-38-yil-sonra-kavustu-4818110" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Trafik kazasında sol bacağını kaybeden kadın hayalindeki proteze 38 yıl sonra kavuştu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817828" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/23/357309c9-s109hzuvhdevkf4gv8w1ll.webp" data-title="TÜSEB Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Kara'dan yerli aşı vurgusu: Tamamen Türkiye'de üretir hale geleceğiz" data-url="/hayat/tuseb-asi-enstitusu-baskani-prof-dr-karadan-yerli-asi-vurgusu-tamamen-turkiyede-uretir-hale-gelecegiz-4817828" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">TÜSEB Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Kara'dan yerli aşı vurgusu: Tamamen Türkiye'de üretir hale geleceğiz</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sigaraya-baslama-yasi-12ye-dustu-4818467</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Nur Banu Aras</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/26/23cbbd27-go97u1iq1z5gl16wiefmjm.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Bakanı Memişoğlu: 12 yeni şehir hastanesi geliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakani-memisoglu-12-yeni-sehir-hastanesi-geliyor-4818427</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakani-memisoglu-12-yeni-sehir-hastanesi-geliyor-4818427" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu "Şimdiye kadar 27 tane şehir hastanesi yaptık. Ordu da bitti, o da en kısa zamanda hasta kabulüne başlayacak. 12 tanesi de inşa aşamasında. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize'yi de bu sene içerisinde yetiştireceğiz.  Toplumda insanlar bunu doğru anlasın diye söylüyorum yoksa bir siyasi çatışma için değil. Türkiye en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuştur" dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu CNN Türk canlı yayınında sağlık sistemine ilişkin merak edilen soruları yanıtladı.</p><p>Açıklamadan öne çıkan başlıklar şöyle:</p><p>Biz esasında Kasım ayında bir mevzuat çıkarttık ve revize ettik ve 31 bin aile hekimimiz hizmet veriyor. Ben onlara teşekkür ediyorum. Hem takip hem koruma anlamında birebir takipler var. 42 milyon insanı kronik hastalık anlamında taradık. Bunların 10 milyonunu da riskli bulduk. Bunlardan 5 milyonunu da takip ve tedavi ettik. Hastanelerin de yükünü alıyorlar. Aile hekimi bireyin geçmişini de bildiği için bunu aile hekimi üzerinden başvuru yapıldığı zaman gerekli görürse hastane ye sevk ediyor. Bunu randevusunu da kendi alıyor ve uzman doktora da bilgi veriyor. O hekim bilgilenmiş oluyor ve bunun üzerine uzmanlık gerektiren bir hastalık varsa onu tedavi ediyor. Aile hekimi de elektronik ortamda görebiliyor.</p><h2>"12 ŞEHİR HASTANESİ İNŞA AŞAMASINDA"</h2><p><strong>Şimdiye kadar 27 tane şehir hastanesi yaptık. Ordu da bitti, o da en kısa zamanda hasta kabulüne başlayacak. 12 tanesi de inşa aşamasında. Trabzon, Şanlıurfa, Samsun ve Rize'yi de bu sene içerisinde yetiştireceğiz. Bunlar bin yataklı hastaneler. </strong>Sancaktepe Şehir hastanesinin inşaatı da devam ediyor. Planladıklarımız da var. İzmir'de, Tokat'ta ve Konya'da planlıyor. Bostancı'da FSM'nin inşaatı başladı. Bakırköy Sadi Konuk'un yenilenmesi var. Baktığınız zaman 2027'de bitireceğimiz hastane sayısı 117 tane. </p><p>Türkiye, sağlıkta dönüşümde 2003'den beri AK Parti ile büyük bir yenilenme yaptı. 971 devlet hastanesinin 794'ü yeni yapıldı. 184 bin tuvaletli banyolu hasta odamız var. 270 binden fazla da yatak kapasitemiz var. Son zamanlarda 'sağlık arazileri satılıyor' iddiası var. Biz hiçbir hastanemizi satmıyoruz. Atıl kalmış, kullanılmayan yerlerle ilgili tasarrufta bulunduk. Bununla ilgili bir çalışma var. Bunların bir kısmını evet değerlendireceğiz. 2003 senesinden önce İstanbul'da 30 sene hastane yapmamışlar.</p><p><strong> Toplumda insanlar bunu doğru anlasın diye söylüyorum yoksa bir siyasi çatışma için değil. Türkiye en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuştur.</strong></p><h2>"RANDEVU BEKLEYEN HASTA SAYIMIZ 400 BİNE DÜŞTÜ"</h2><p><em>2024'ün sonundan itibaren 4 milyon kadar vatandaşımız randevu bulamıyordu. Biz hem atamalarımızı buna göre planladık, hem de cihaza bağlı polikliniklere büyük bir yatırım yaptık. Şu anda randevu bekleyen hasta sayımız 400 bine düştü. </em></p><p>Bazı branşlarda hiç yok bazı branşlarda da randevu sorunu yakında halletmiş olacağız. Randevu sorunu yok dememin sebebi yok, çünkü aile hekimine gittiğinizde gerçekten problem varsa oradan randevu alabiliyorsunuz. Ben şunu söylemek istiyorum, önce aile hekiminize gidin. Aile hekimi öncelikle gidilmesi gereken hekim olmalı.</p><h2>"SEZERYAN BİR AMELİYATTIR"</h2><p>Toplumlar refaha kavuştukça belki çalışma hayatı da oldukça doğum oranları düşüyor. Doğum oranları 2.01'in üzerinde olmalı. 2.01'in altındaysa 'nüfus yaşlanıyor' demektir. Çocuk bir ailenin en önemli parçası. Aile Bakanlığı güzel bir çalışma yaptı. İnşallah Türkiye'de de doğum oranları 2.01'in üzerine çıkacaktır. Sezeryan ihtiyaç duyulduğunda tıbbı olarak yapılması gereken bir ameliyattır. Gerekli olduğu zaman yapılabilir ama bu gereklilik dünyada bu oran yüzde 15'i geçmiyor.</p><p> Türkiye de bu şu an yüzde 59 ve bu çok yüksek bir oran. Peki biz neden normal doğumu önemsiyoruz, anne sağlığı için. Biz normal doğumu teşvik etmek istiyoruz. 3 anneden 1'i sezeryanla doğuruyor. Bizim mücadelemiz aslında ilk gebelikle alakalı. Biz dedik ki ilk bebeğini bekleyen anne adayları için son 3 ayında her anne adayına bir ebe verilecek. Ona arkadaş olacak. Riskli anneler için de özel bir uygulama yaptık. Gebe okullarının sayısını 2 katına çıkarttık. Son 1 sene de sezeryanla doğum oranları ilk defa düşüşe geçti.</p><h2>UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE </h2><p><strong>Geçen hafta Yüksek Bağlamlılık Kurulu toplantısını yaptık. 2017'den itibaren bu kurul oluşturularak 7 bakanın olduğu ve bir eylem planı oluşturduk. Biz yaklaşık bin 582 yatağımızla bağımlılık olduktan sonra tedavi veriyoruz ancak önemli olan bu maddeyle hiç karşılaşılmaması. Sağlık Bakanlığı olarak uyuşturucunun bir hastalık olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Uyuşturucu ile mücadele aile ve ortam ile birlikte mücadele edebiliriz. Türkiye genelinde 405 merkezimiz var. Alo 191 hattımız var. Ailesine danışmanlık ve bilgi veriliyor. Aile hekimleri ve AMATEM gibi bağımlılık merkezlerinde hizmet veriliyor. Bağımlılık köyü inşa ettik, Sancaktepe Şehir hastanesinin yanında. Bağımlılıktan sonra iş ve uğraşı terapisi verilecek bir yer olacak.</strong></p><h2>SİGARA BAĞIMLILIĞI</h2><p><em>Sadece madde değil tütün bağımlılığı da var. Son 10 senede artmaya başladı. Şu an Türkiye'de 3 kişiden 1'i sigara kullanıyor. Tütün ürünleri elektronikte olsa bunlar bağımlılık ve tedavi edilmesi gereken bir durum. Sigarada ilaçlı tedavi yapılıyor. Bununla ilgili ücretsiz ilaç veriyoruz. Sigara bırakma polikliniklerini açtık. Tütün bırakma hattımız var, ALO 171. Sigarayı bırakmak isteyen herkesin aramasını istiyoruz. Bana bir şey olmaz demeyin.</em></p><h2>SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZLERİ</h2><p>Toplumun çoğunda hastaneye gitme alışkanlığı var. Ancak biz diyoruz ki, sağlıklı hayat merkezlerimiz var. 17 tane birimi var orada ve randevu alabiliyorsunuz. Size orada 'nasıl sağlıklı yaşanacak' bu öğretiliyor. 347 tane Sağlıklı Yaşam Merkezi var. Her şehir de var, ücretsiz yararlanılabilir, lütfen bunlara gidin.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815628" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/16/caaaef52-lowbfvgxf2cvkf2x4fbl8n.webp" data-title="Kanseri yok eden tedavi Türkiye’de" data-url="/hayat/kanseri-yok-eden-tedavi-turkiyede-4815628" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kanseri yok eden tedavi Türkiye’de</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813679" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/18102351-c74196bdkavoel7kmo0bo.webp" data-title="İstanbul'daki hastanelerde yeni dönem: Kodu okutanın sorunu 7 dakikada çözülecek" data-url="/gundem/istanbuldaki-hastanelerde-yeni-donem-kodu-okutanin-sorunu-7-dakikada-cozulecek-4813679" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İstanbul'daki hastanelerde yeni dönem: Kodu okutanın sorunu 7 dakikada çözülecek</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813188" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/8/96f9faa2-5sqq7nfbdvyclp3ei9q71w.webp" data-title="Sağlık Bakanlığı’ndan yeni destek: İlk hamileliğe özel Her Gebeye Ebe uygulaması" data-url="/hayat/saglik-bakanligindan-yeni-destek-ilk-hamilelige-ozel-her-gebeye-ebe-uygulamasi-4813188" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sağlık Bakanlığı’ndan yeni destek: İlk hamileliğe özel Her Gebeye Ebe uygulaması</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/saglik-bakani-memisoglu-12-yeni-sehir-hastanesi-geliyor-4818427</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/25/20cb77ab-0o2utbpdhiv9aq8mm0xayl.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 20:43:11 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜSEB Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Kara'dan yerli aşı vurgusu: Tamamen Türkiye'de üretir hale geleceğiz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/tuseb-asi-enstitusu-baskani-prof-dr-karadan-yerli-asi-vurgusu-tamamen-turkiyede-uretir-hale-gelecegiz-4817828</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/tuseb-asi-enstitusu-baskani-prof-dr-karadan-yerli-asi-vurgusu-tamamen-turkiyede-uretir-hale-gelecegiz-4817828" rel="standout" />
      <description>Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, "Eğer istediğimiz şekilde gidebilirsek artık ihtiyaç duyduğumuz, çocuklarda kullandığımız aşıları da büyüklerde kullandığımız aşıları da tamamen Türkiye'de üretir hale geleceğiz." dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aşı Haftası etkinlikleri kapsamında Malatya'ya gelen Kara, aşıların çok stratejik ürünler olduğunu ve Türkiye'nin değişecek enfeksiyon ve gelişecek salgın risklerine karşı kendi aşısını kendisinin üretmesinin gerektiğini söyledi.</p><p>Aşı Enstitüsü olarak Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün alt yapısı ve laboratuvar gücünü de arkalarına alarak şu anda boğmaca aşısını farklı bir yapısıyla geliştirmeye çalıştıklarını belirten Kara, şöyle konuştu:</p><ol><li data-list="bullet">"Daha uzun süre koruma sağlaması amacıyla RSV için çocuklarda çok önemli, büyüklerimizde çok önemli o aşının üzerinde çalışıyoruz. Ama bunlar biraz daha şu anda başlangıç döneminde, hayvan çalışmalarının öncesindeki dönemde. Ama diğer taraftan baktığımızda kuduz aşısında hayvan çalışmaları düzeyine geldik, ilk uygulamalarımızı yapıyoruz. Orada oldukça başarılıyız. Yine Halk Sağlığı Genel Müdürlüğümüzün elde ettiği kaynak ve bilgiyle biz oradan hareket ettik. Şu anda belli noktalara kadar da bu aşımızı getirdik."</li></ol><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/23/2e18ef3d-p45ln1xa7reczluxkwub0m.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/23/2e18ef3d-p45ln1xa7reczluxkwub0m.webp"></p><h2>"Dünyada ilk geliştiren ülke biz olmak istiyoruz"</h2><p>Kara, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi için de aşı çalışmalarının sürdüğünü bildirerek, "Bu aşıda hayvan çalışmaları düzeyine geldik. Bunu iki koldan yürütüyoruz. Diğer aşıda da preklinik dediğimiz laboratuvardaki test sonuçları tamamlanmak üzere. Yakın dönemde o da hayvan çalışmalarına geçecek. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi için insan kaybettiğimiz, risk taşıdığımız bir hastalığın aşısını dünyada ilk geliştiren ülke biz olmak istiyoruz. O yönde de çalışıyoruz." dedi.</p><p>Teknoloji transferi aracılığıyla da çocukluk çağında ve risk gruplarında kullandıkları aşıları Türkiye'de üretmek istediklerini aktaran Kara, "Şu an için kullandığımız kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı, altılı aşı, özellikle gebelere uyguladığımız difteriden, tetanozdan, boğmacadan hem anneyi hem de doğan bebeği koruyan Tdap aşımız. Biz bu aşıların da ülkemizde üretilmesini istiyoruz ve ona yönelik çalışıyoruz. Dünyadaki en gelişmiş aşılardan birisi olan konjuge pnömokok aşısı, onun da teknoloji transferiyle Türkiye'de olmasını istiyoruz." şeklinde konuştu.</p><h2>Aşı çalışmaları sürüyor</h2><p>Hayvan çalışmalarına başladıkları aşıların gelecek iki yıl içerisinde kullanılabilir hale getirilmesinin söz konusu olacağını ifade eden Kara, şunları paylaştı:</p><ol><li data-list="bullet">"Teknoloji transferiyle başladığımız aşılar var; su çiçeği ve Hepatit A. Onda belli bir başarıyı elde ettik artık. Neredeyse dolmuş, hazırlanmış. Formülasyonu yapılmış aşılar kullanıma giriyor. Bunlar büyük başarılar ve yakında da diğer aşılarda da benzer şekilde hareket etmeyi planlıyoruz. Tabii bunların belli bir zaman ve işleyiş süresi var. Bunlar arasında öncelikle biz aşının geliştirme süreçlerinde binlerle ifade edilen, 10 binlerle mesela biz kuduz aşısında hayvan testlerine gelene kadar 10 binlerin üzerinde test uygulamıştık. Kuduz aşısı dünyada daha önce geliştirilmiş ve belli noktaları bilinen aşılar. Biz bunun üzerine koyarak ilerliyoruz. Daha iyisini yapalım diye uğraşıyoruz.</li><li data-list="bullet">Kırım Kongo Kanamalı Ateşi aşısında mesela biz tamamen yepyeni bir aşıya ve çok güvenli olmasını isteyerek ilerlediğimiz için şunu söyleyebiliriz. Önümüzdeki birkaç ay içerisinde hayvan çalışmalarına başlayacağız. İkinci koldaki aşımıza da büyük olasılıkla yıl sonunda hayvan çalışmalarına başlayacağız. Ne zaman tam olarak insanlarda rahatlıkla uygulayabilirizin cevabını kesin verebilmemiz çok mümkün olmamakla beraber bizim niyetimiz 2-3 yıllık bir periyot içerisinde bu aşıları artık ülkemizde kullanılır hale getirmek."</li></ol><p>"Biz eğer istediğimiz şekilde gidebilirsek artık ihtiyaç duyduğumuz, çocuklarda kullandığımız aşıları da büyüklerde kullandığımız aşıları da tamamen Türkiye'de üretir hale geleceğiz." diyen Kara, "Bir aşının üretimine ve kullanımına gelene kadar binlerle ifade edilen testler yapıyoruz. Bu testlerin bir kısmında kullanacağımız sarf malzeme, yani test için gereken malzemeler dışarıdan gelebilir ama onun dışında aşılar tamamen bizim kendi üretimimiz olacak." bilgisini verdi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817537" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/22/547585ec-rly2833f0u7y362s2748h.webp" data-title="Evlenecek gençlere 250 bin lira faizsiz kredi desteği: 27 bin çift için ödemeler başladı" data-url="/ekonomi/evlenecek-genclere-250-bin-lira-faizsiz-kredi-destegi-27-bin-cift-icin-odemeler-basladi-4817537" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Evlenecek gençlere 250 bin lira faizsiz kredi desteği: 27 bin çift için ödemeler başladı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/tuseb-asi-enstitusu-baskani-prof-dr-karadan-yerli-asi-vurgusu-tamamen-turkiyede-uretir-hale-gelecegiz-4817828</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/23/357309c9-s109hzuvhdevkf4gv8w1ll.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 12:02:31 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yumurtalık kanseri teşhisi konulan hasta 12 günde sağlığına kavuştu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/yumurtalik-kanseri-teshisi-konulan-hasta-12-gunde-sagligina-kavustu-4817572</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/yumurtalik-kanseri-teshisi-konulan-hasta-12-gunde-sagligina-kavustu-4817572" rel="standout" />
      <description>Karın ağrısı şikayetiyle Denizli Devlet Hastanesi’ne başvuran 66 yaşındaki kadına yumurtalık kanseri teşhisi konuldu. Sitoredükif Cerrahi ve karın içi sıcak kemoterapi uygulanan hasta 12 gün süren tedavinin ardından sağlığına kavuşturuldu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli Devlet Hastanesi jinekolojik onkoloji polikliniğine 5 ay önce karın ağrısı ve şişkinlik şikayetleriyle başvuran 66 yaşındaki Şengül Şen’e yapılan tahlil ve tetkikler neticesinde over (yumurtalık) kanseri teşhisi konuldu. Şen, başarılı bir onkolojik tedavi sürecinin ardından Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Hatice Yetkiner ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Barış Dirim gözetiminde ameliyata alındı. Ameliyatta hastaya Sitoredükif Cerrahi ve Hipec (karın içi kemoterapi) uygulandı. Hasta 12 gün süren tedavi süreci sonrasında sağlığına kavuşarak taburcu oldu.</p><p>Ameliyat süreciyle ilgili bilgi veren Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Hatice Yetkiner,  "Klinik ve radyolojik değerlendirmeler neticesinde hastamızın onkolojik tedaviye iyi yanıt verdiğini, ameliyat için uygun aşamada olduğunu tespit ettik. Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Barış Dirim ile hastamıza IDS (intervaldebulking cerrahisi) + HIPEC (karın içi sıcak kemoterapi) uygulama kararı aldık. Ameliyatta uluslararası kılavuzların güncel önerilerini uygulayarak karın içerisindeki tümör yükünü sıfıra indirecek şekilde cerrahi girişim gerçekleştirdikten sonra HIPEC sıcak kemoterapi uyguladık. HIPEC hastaya özel hazırlanan doz ve sürede, karın içerisine sıcak kemoterapi uygulanılması işlemidir. Damardan verilen kemoterapötik ilacın, karın içerisindeki tümöral tutulumu yok etmede istenen tedavi başarısına ulaşamadığı durumlarda, sıcak kemoterapi karın içerisine doğrudan uygulanarak gözle görülemeyen tümör hücrelerinin de yok edilmesini sağlamaktadır. Hastanemizde kanser ameliyatlarını Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Barış Dirim ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Mahmut Kaan Demircioğlu ile birlikte, multidisipliner ekip anlayışıyla gerçekleştirmekteyiz. Hastamızın onkolojik tedavi aşamasından taburculuğuna kadar geçen süreçte yoğun emeği olan medikal onkoloji uzman hekimlerimize, anestezi ve yoğun bakım uzman hekimlerimize, tüm hemşire ve anestezi teknisyen ekibimize şükranlarımızı sunarım" dedi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817361" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/22/37b7679f-5z68awwesrbexmlc67gaer.webp" data-title="Gözünü ovuşturanlar dikkat: Şikayetleri artırabiliyor" data-url="/hayat/gozunu-ovusturanlar-dikkat-sikayetleri-artirabiliyor-4817361" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gözünü ovuşturanlar dikkat: Şikayetleri artırabiliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817265" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/21/469490d4-m74i91w13lgug706m3di5.webp" data-title="Dalağı normalden 40 kat daha büyüktü: Ameliyatla iyileşti" data-url="/hayat/dalagi-normalden-40-kat-daha-buyuktu-ameliyatla-iyilesti-4817265" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dalağı normalden 40 kat daha büyüktü: Ameliyatla iyileşti</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817184" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/21/a9fbd5a8-f6cktlus4f5ae4czlpiklv.webp" data-title="Dünyanın en sağlıklısı seçildi: 100 üzerinden 100 tam puan aldı kendiğinden yetişiyor" data-url="/foto-galeri/hayat/dunyanin-en-sagliklisi-secildi-100-uzerinden-100-tam-puan-aldi-kendiginden-yetisiyor-4817184" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dünyanın en sağlıklısı seçildi: 100 üzerinden 100 tam puan aldı kendiğinden yetişiyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/yumurtalik-kanseri-teshisi-konulan-hasta-12-gunde-sagligina-kavustu-4817572</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/22/f2db7293-szp9ardtpqq7b3ouaanjg.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 15:14:25 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gözünü ovuşturanlar dikkat: Şikayetleri artırabiliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/gozunu-ovusturanlar-dikkat-sikayetleri-artirabiliyor-4817361</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/gozunu-ovusturanlar-dikkat-sikayetleri-artirabiliyor-4817361" rel="standout" />
      <description>Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Orhan Ayar, bahar aylarında artan polen miktarının, solunum yollarının yanı sıra göz sağlığını da doğrudan etkilediğini bildirdi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Ayar, özellikle alerjik bünyeye sahip bireylerde gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve hassasiyet gibi şikayetlerde belirgin artış yaşandığını kaydederek, belirtilerin çoğu zaman alerjik konjonktivit olarak adlandırılan göz alerjisinin habercisi olabileceğini belirtti.</p><p>Doç. Dr. Ayar, günlük yaşamda basit bir irritasyon gibi algılanabilen durumun, aslında bağışıklık sisteminin aşırı yanıtı sonucu geliştiğini ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilediğini aktardı.</p><p>Alerjik konjonktivitin en sık nedeninin bahar aylarında artan polenler olduğunu kaydeden Ayar, "Özellikle ağaç, çimen ve yabani ot polenleri rüzgarla taşınarak göz yüzeyine kolaylıkla ulaşır. Bunun yanı sıra ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve çevresel kirleticiler de alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Polen yoğunluğunun arttığı günlerde açık havada uzun süre kalmanın şikayetleri belirgin şekilde artırabiliyor. Özellikle sabah saatleri ve rüzgarlı havaların alerjen temasını artırıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Ayar, göz alerjisinde en dikkati çekici belirtinin yoğun kaşıntı olduğunu vurgulayarak, buna eşlik eden kızarıklık, yanma hissi, batma, sulanma ve berrak akıntının da sık görüldüğünün bilgisini paylaştı.</p><p>Şikayetlerin genellikle her iki gözde birden ortaya çıktığını belirten Ayar, "Bazı hastalarda ışığa hassasiyet ve göz kapaklarında şişlik gibi bulguların da tabloya eşlik edebilir. Ayrıca göz alerjisi sıklıkla burun akıntısı, hapşırık ve tıkanıklık gibi alerjik rinit belirtileriyle birlikte görülebilir." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>"Alerjik konjonktivitte yanlış tedavi uygulamaları süreci uzatabiliyor"</strong></p><p>Ayar, toplumda göz kaşıntısı yaşayan bireylerin refleks olarak gözlerini ovuşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p><p>"Bu davranış şikayetleri geçici olarak hafifletiyor gibi görünse de aslında göz yüzeyinde tahrişi artırarak alerjik süreci daha da şiddetlendirebiliyor. Ayrıca temiz olmayan ellerle temas edilen gözlerde enfeksiyon riski artıyor. Bunun yanında göz kızarıklığı çoğu zaman enfeksiyonla karıştırılıyor. Bazen bu iki hastalık birlikte görülebiliyor. Alerjik konjonktivitte yanlış tedavi uygulamaları süreci uzatabiliyor."</p><p>Alerjik konjonktivitin kontrol altına alınmasında en önemli adımın alerjenlerden korunmak olduğunu aktaran Ayar, polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dışarı çıkılmamasını önerdi.</p><p>Ayar, "Eve gelindiğinde yüz ve göz çevresinin yıkanması, gözleri koruyacak önlemler alınması ve düzenli temizlik alışkanlıklarının benimsenmesi gerekiyor. Gerekli durumlarda antihistaminik damlalar ve destekleyici tedaviler şikayetleri önemli ölçüde azaltabiliyor. Doğru yaklaşım ve zamanında müdahaleyle bahar ayları göz sağlığı açısından konforlu geçirilebilir." değerlendirmesini yaptı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/gozunu-ovusturanlar-dikkat-sikayetleri-artirabiliyor-4817361</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/22/37b7679f-5z68awwesrbexmlc67gaer.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 22:18:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dalağı normalden 40 kat daha büyüktü: Ameliyatla iyileşti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dalagi-normalden-40-kat-daha-buyuktu-ameliyatla-iyilesti-4817265</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dalagi-normalden-40-kat-daha-buyuktu-ameliyatla-iyilesti-4817265" rel="standout" />
      <description>Denizli'de, hastalığı nedeniyle dalağı ileri derecede büyüyen hasta, ameliyatla sağlığına kavuştu. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Non-Hodgkin Lenfoma tanısı ile tedavi gören 67 yaşındaki Nail Kafalı'nın dalağı aşırı büyüdü.</p><p>Sağlıklı bir yetişkinde yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde, ortalama 140-180 gram ağırlığında olan dalağın, Kafalı'da normalden yaklaşık 40 kat büyüklüğe, 6 kilograma ulaştığı, karnın sol tarafında kasığa kadar yer kapladığı belirtildi.</p><p>Ameliyat kararı verilen hasta, operasyonla sağlığına kavuştu, ameliyatın onuncu gününde taburcu edildi.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen hastanede görevli genel cerrahi uzmanı Op. Dr. Ali Çeldir, meslek hayatında ilk kez bu boyutta bir dalak büyümesi ile karşılaştığını, nadir görülen bu vakanın kendileri için de önemli bir tecrübe olduğunu ifade etti.</p><p>Çeldir, lenf kanserlerinde bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşıldığını anlatarak, şunları kaydetti:</p><p>"Hastamız Nail Kafalı'da son zamanlarda dalak ileri derecede büyüyerek yaklaşık normalin 40 katı bir boyuta ulaşıyor. Sağlıklı bir yetişkinde dalak, yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde olup ortalama 13-14 santimetre uzunluğunda, 7-8 santimetre genişliğinde, 3-4 cm kalınlığındadır. Hastamızın ameliyatını gerçekleştirdik. Lenfoma tedavisine devam edilecek."</p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817184" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/21/a9fbd5a8-f6cktlus4f5ae4czlpiklv.webp" data-title="Dünyanın en sağlıklısı seçildi: 100 üzerinden 100 tam puan aldı kendiğinden yetişiyor" data-url="/foto-galeri/hayat/dunyanin-en-sagliklisi-secildi-100-uzerinden-100-tam-puan-aldi-kendiginden-yetisiyor-4817184" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dünyanın en sağlıklısı seçildi: 100 üzerinden 100 tam puan aldı kendiğinden yetişiyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816721" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/20/95730c40-oay9du9l2198veo4mh8r.webp" data-title="Alerjisi olanlar dikkat: Polen sezonu erkene kaydı" data-url="/hayat/alerjisi-olanlar-dikkat-polen-sezonu-erkene-kaydi-4816721" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Alerjisi olanlar dikkat: Polen sezonu erkene kaydı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4817063" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/21/211b3e0f-m9s6x1y2nbo0pjfvzlcxkv9.webp" data-title="Türkiye'nin alerji haritası: Marmara’da akar, Ankara’da polen Ege’de zeytin ağacı" data-url="/hayat/turkiyenin-alerji-haritasi-marmarada-akar-ankarada-polen-egede-zeytin-agaci-4817063" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Türkiye'nin alerji haritası: Marmara’da akar, Ankara’da polen Ege’de zeytin ağacı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816029" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/17/169b558a-rjs9w9xzdzde4tresdydp.webp" data-title="Gaziantep'te beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 hastaya umut oldu" data-url="/hayat/gaziantepte-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-3-hastaya-umut-oldu-4816029" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gaziantep'te beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 hastaya umut oldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815936" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/17/964e032d-msx44ao3t496d3hoxkhnr.webp" data-title="Karaciğer yağlanması her 6 kişiden birini etkiliyor" data-url="/hayat/karaciger-yaglanmasi-her-6-kisiden-birini-etkiliyor-4815936" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Karaciğer yağlanması her 6 kişiden birini etkiliyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dalagi-normalden-40-kat-daha-buyuktu-ameliyatla-iyilesti-4817265</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/21/469490d4-m74i91w13lgug706m3di5.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 12:16:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Esteworld saç ekiminde doğal saç çizgisi tasarımına odaklanıyor: İtalyan Çizgisi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/esteworld-sac-ekiminde-dogal-sac-cizgisi-tasarimina-odaklaniyor-italyan-cizgisi-4817859</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/esteworld-sac-ekiminde-dogal-sac-cizgisi-tasarimina-odaklaniyor-italyan-cizgisi-4817859" rel="standout" />
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/23/9f0886b4-z90vl6ckzi2e7vsgselod.webp" data-card-width="1800" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/23/9f0886b4-z90vl6ckzi2e7vsgselod.webp"></p><p>Saç ekimi alanında hizmet veren Esteworld, saç ekimi planlamasında doğal görünümlü ön saç çizgisi tasarımına odaklanan <strong>“İtalyan Çizgisi”</strong> yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Klinik tarafından paylaşılan bilgilere göre bu yaklaşım, standart bir saç çizgisi yerine kişinin yüz yapısı, alın genişliği ve yaş faktörü dikkate alınarak yapılan kişiye özel planlama sürecini temel alıyor.</p><p>Esteworld’ün Medikal Direktörü Dr. Burak Tuncer liderliğinde geliştirilen tedavi protokollerinde, saç ekimi planlamasının yalnızca greft sayısı üzerinden değerlendirilmediği belirtiliyor. Klinik yetkilileri, doğal bir saç ekimi sonucunun elde edilmesinde saçın çıkış açısı, yoğunluk dağılımı ve saç çizgisi geometrisinin de önemli rol oynadığını ifade ediyor.</p><p>Saç ekimi yaptırmayı düşünen kişiler arasında özellikle son yıllarda doğal görünümlü saç çizgisi beklentisinin arttığı görülüyor. Bu nedenle saç ekimi planlamasında yüz hatlarıyla uyumlu, yaşa uygun ve doğal geçişler içeren saç çizgisi tasarımları daha fazla önem kazanıyor.</p><h2>Saç Ekimi Sonuçlarında Ön Saç Çizgisi Neden Önemlidir?</h2><p>Saç ekimi operasyonlarında en dikkat çeken bölge ön saç çizgisi oluyor. Çünkü bu alan yüz ile doğrudan bağlantılı olduğu için saç ekimi sonucunun doğal görünmesinde belirleyici rol oynuyor.</p><p>Esteworld’ün paylaştığı bilgilere göre İtalyan Çizgisi planlamasında saç çizgisi tasarlanırken şu unsurlar dikkate alınıyor:</p><p>●	Yüz tipi ve alın genişliği</p><p>●	Yaşa uygun saç çizgisi yüksekliği</p><p>●	Saçın doğal çıkış yönü ve açısı</p><p>●	Ön bölgede doğal görünüm sağlayan mikro düzensizlikler</p><p>Planlama sürecinde dijital görüntüleme sistemleri kullanılarak kişiye özel bir saç çizgisi taslağı hazırlanıyor.</p><h2>İtalyan Çizgisi Hangi Saç Ekimi Yöntemleriyle Uygulanıyor?</h2><p>Esteworld tarafından yapılan açıklamalara göre İtalyan Çizgisi belirli bir cihaz veya tekniğe bağlı bir yöntem değil. Daha çok saç çizgisi tasarımına odaklanan bir planlama yaklaşımı olarak tanımlanıyor.</p><p>Bu planlama modern saç ekimi yöntemleri ile uygulanabiliyor. Klinik tarafından belirtilen yöntemler arasında şunlar yer alıyor:</p><p>●	DHI (Doğrudan Saç Ekimi)</p><p>●	FUE (Foliküler Ünite Ekstraksiyonu)</p><p>Hangi yöntemin kullanılacağı ise hastanın saç yapısı, donör alan kapasitesi ve planlanan saç çizgisi tasarımına göre belirleniyor.</p><h2>Doğal Görünümlü Saç Ekimi Talebi Artıyor</h2><p>Saç ekimi yaptırmayı düşünen kişiler arasında en çok merak edilen konulardan biri saç çizgisinin nasıl tasarlanacağı oluyor. Hastalar genellikle şu soruların yanıtını arıyor:</p><p>●	Saç çizgisi ne kadar aşağıda olacak?</p><p>●	Çok düz bir çizgi mi olacak?</p><p>●	Yüzümle uyumlu olacak mı?</p><p>●	İlerleyen yaşlarda doğal görünmeye devam edecek mi?</p><p>Esteworld yetkilileri, İtalyan Çizgisi planlamasında odak noktasının yalnızca greft sayısı olmadığını; saç çizgisinin yüz ile uyumu ve doğal görünümü olduğunu ifade ediyor.</p><h2>Esteworld’ün Saç Ekimi Hizmetleri</h2><p>Esteworld, saç ekimi ve estetik uygulamalar alanında hizmet veren sağlık kuruluşlarından biridir. Klinik bünyesinde <a href="https://esteworld.com.tr/sac-ekimi/" target="_blank">saç ekimi </a>operasyonları için özel olarak tasarlanmış üniteler bulunuyor.</p><p>Klinik tarafından paylaşılan bilgilere göre Esteworld, geniş bir ekip ve özel operasyon alanları ile aylık 1500’den fazla operasyon gerçekleştirme kapasitesine sahip.</p><p>Saç Ekimi Planlamasında Konsültasyonun Önemi</p><p>Uzmanlar, saç ekimi yaptırmayı düşünen kişilerin operasyon öncesinde planlama sürecini detaylı şekilde değerlendirmesi gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle konsültasyon sırasında şu konuların netleştirilmesi öneriliyor:</p><p>●	Saç çizgisinin yüz yapısına uygunluğu</p><p>●	Ön bölge ve orta bölgede greft dağılımı</p><p>●	Donör alan kapasitesi ve uzun vadeli planlama</p><p>●	Operasyon sonrası bakım süreci</p><p>Uzmanlara göre saç ekimi sonuçları yalnızca operasyon aşamasına değil, planlama ve operasyon sonrası bakım sürecine de bağlı olarak şekillenmektedir.</p><h2>İtalyan Çizgisi Yaklaşımında Dr. Burak Tuncer’in Perspektifi</h2><p>Esteworld’ün saç ekimi alanındaki planlama anlayışının temelinde, grubun Medikal Direktörü Dr. Burak Tuncer yer alıyor. İstanbul’un Fatih ilçesinde doğan Dr. Tuncer, tıp eğitimini Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı. Üniversite yıllarında Esteworld bünyesinde saç sağlığı ve saç ekimi birimlerinde staj yaparak, saç ve kıl ekimi uygulamalarına ilişkin klinik süreçleri yakından tanıma fırsatı buldu.</p><p>Tıp eğitimini tamamladıktan sonra saç ekimi ve medikal estetik alanlarında hem Türkiye’de hem de yurt dışında çeşitli eğitim programlarına katılarak mesleki bilgisini geliştirdi. Uzun süredir Esteworld Saç Ekimi ve Plastik Cerrahi Sağlık Grubu’nda Medikal Direktör olarak görev yapan Dr. Burak Tuncer; saç ekimi başta olmak üzere kaş, sakal ve bıyık ekimi gibi kıl nakli işlemlerinde uygulanan klinik protokollerin oluşturulması ve kalite standartlarının güncellenmesi süreçlerinde aktif rol üstleniyor.</p><p>Esteworld’de uygulanan İtalyan Çizgisi saç ekimi planlaması da bu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendiriliyor. Dr. Tuncer’e göre saç ekiminde doğal bir sonuç elde etmek yalnızca greft sayısına bağlı değildir; saç çizgisinin tasarımı, saçın çıkış yönü ve yoğunluk dağılımı da en az ekilen kök sayısı kadar önem taşır.</p><p>Dr. Burak Tuncer, İtalyan Çizgisi yaklaşımında özellikle üç temel unsura dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor:</p><p><strong>1.	Doğal saç çizgisi tasarımı:</strong></p><p>Saç çizgisi kişinin yüz yapısıyla uyumlu olmalı ve dışarıdan bakıldığında doğal görünmelidir. Bu nedenle standart bir kalıp yerine her hasta için ayrı bir planlama yapılır.</p><p><strong>2.	Güvenli uygulama süreci:</strong></p><p>Donör bölgenin doğru belirlenmesi, köklerin zarar görmeden alınması ve işlemin steril ameliyathane koşullarında gerçekleştirilmesi başarılı sonuç için büyük önem taşır.</p><p><strong>3.	Uzun vadeli planlama:</strong></p><p>Saç ekimi operasyonu birkaç saat içinde tamamlanabilir; ancak ekilen köklerin büyümesi ve nihai sonucun ortaya çıkması aylar sürebilir. Bu nedenle operasyon sonrası takip süreci planlamanın önemli bir parçasıdır.</p><p>Esteworld’de uygulanan İtalyan Çizgisi planlaması, Dr. Burak Tuncer tarafından belirlenen saç ekimi protokollerinin bir uzantısı olarak yürütülmektedir. Bu yaklaşımda amaç, saç çizgisinin yüz ile uyumlu olduğu, doğal yoğunluk dağılımına sahip ve uzun vadede estetik görünümünü koruyan sonuçlar elde etmektir.</p><h2>Sıkça Sorulan Sorular</h2><p><strong>İtalyan Çizgisi saç ekimi nedir?</strong></p><p>İtalyan çizgisi, saç ekimi planlamasında ön saç çizgisinin yüz hatlarıyla uyumlu ve doğal görünecek şekilde tasarlanmasını hedefleyen bir yaklaşım olarak tanımlanır.</p><p><strong>İtalyan Çizgisi ayrı bir saç ekimi tekniği midir?</strong></p><p>Hayır. İtalyan çizgisi belirli bir cihaz veya teknikten ziyade saç çizgisi tasarımına odaklanan bir planlama yaklaşımıdır. Bu planlama DHI veya FUE gibi saç ekimi yöntemleriyle uygulanmaktadır.</p><p><strong>Saç ekiminde doğal saç çizgisi neden önemlidir?</strong></p><p>Ön saç çizgisi, saç ekimi sonucunun en görünür kısmıdır. Saçın çıkış yönü, yoğunluk dağılımı ve çizginin yüz hatlarıyla uyumu doğal görünüm açısından büyük önem taşır.</p><p><strong>İtalyan Çizgisi planlaması nasıl yapılır?</strong></p><p>Planlama sürecinde kişinin yüz yapısı, alın genişliği, saç yapısı ve donör alan kapasitesi değerlendirilir. Bu analizler doğrultusunda kişiye özel bir saç çizgisi tasarımı oluşturulur.</p><p><strong>Saç ekimi planlamasında hangi yöntemler kullanılabilir?</strong></p><p>Saç ekimi planlaması sonrasında operasyon genellikle DHI (Doğrudan Saç Ekimi) veya FUE (Foliküler Ünite Ekstraksiyonu) yöntemleri ile gerçekleştirilebilir.</p><p><strong>Saç ekimi yaptırmadan önce nelere dikkat edilmelidir?</strong></p><p><a href="https://esteworld.com.tr/sac-ekimi/" target="_blank">Saç ekimi </a>öncesinde donör alan kapasitesi, saç çizgisi planlaması, operasyon sonrası bakım süreci ve beklentilerin gerçekçi olması gibi konuların detaylı şekilde değerlendirilmesi önemlidir.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/esteworld-sac-ekiminde-dogal-sac-cizgisi-tasarimina-odaklaniyor-italyan-cizgisi-4817859</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>iLAN</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/23/d2cdc63c-lywggbwiu10rwhtxpobw9.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'nin alerji haritası: Marmara’da akar, Ankara’da polen Ege’de zeytin ağacı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/turkiyenin-alerji-haritasi-marmarada-akar-ankarada-polen-egede-zeytin-agaci-4817063</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/turkiyenin-alerji-haritasi-marmarada-akar-ankarada-polen-egede-zeytin-agaci-4817063" rel="standout" />
      <description>Türkiye’nin alerji haritasına göre, Marmara ve Adana’da ev tozu akarı en önemli alerjenken, Ankara'da polen, Ege'de ise zeytin ağacı ilk sırada yer alıyor. Prof. Metin Aydoğan, besin alerjilerinde dünya genelinin aksine Türkiye’de fıstık yerine süt ve yumurtanın ön plana çıktığını söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bağışıklık sisteminin normal şartlarda zararsız olan maddelere karşı verdiği ‘aşırı tepki’ alerji olarak adlandırılıyor. Tozdan polene, gıdadan hayvan tüyüne kadar pek çok çevresel faktörün alerjiyi tetikleyebildiğini belirten Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Aydoğan, bu süreçte ortaya çıkan burun akıntısı, nefes darlığı ve döküntü gibi belirtilerin, yaşam kalitesini ciddi oranda düşürdüğünü söyledi. Ülkemizde çocukların yüzde 20’sinde kurdeşen görüldüğünü belirten Prof. Aydoğan, özellikle nemli bölgelerde alerjik hastalıkların daha sık görüldüğünü anlattı. Yıllardır çocuk alerji hekimliği yapan Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Aydoğan’ın anlatımlarıyla işte Türkiye’nin alerji haritası: </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/21/bc280f3c-0j4fqutmmidwbmruc5rxgon.webp" data-card-width="544" data-card-height="507" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/21/bc280f3c-0j4fqutmmidwbmruc5rxgon.webp" data-card-caption="Prof. Dr. Metin Aydoğan"></p><p><br></p><h2>HER 5 ÇOCUKTAN BİRİNDE HIŞILTI VAR </h2><p>Türkiye’de çocukların yüzde 20-25’inde hışıltı görüldüğünü söyleyen Prof. Aydoğan, “Bu tabloda öksürük, nefes darlığı görülürken, dışarıdan müzikal bir hışıltı sesi duyuluyor. Ülkemizde hışıltı tablosunu her 5 çocuktan 1’i geçiriyor. Avrupa ve Amerika’da bu oran yüzde 30-50 civarında. Bu çocukların çoğu düzeliyor ancak yüzde 6 ile 10’luk dilimi astım oluyor. Türkiye’deki çocukların astım olma oranı yüzde 6 ila 10 arası diyebiliriz” diye konuştu. </p><p><br></p><h2>NEM ARTTIKÇA POTANSİYEL ARTIYOR </h2><p>Nem arttıkça alerji potansiyelinin arttığını vurgulayan Prof. Aydoğan, “Alerjiyi yalnızca genlerle açıklamak mümkün değil, çevresel faktörler de etkili. Bu durum bölgesel olarak da farklılık gösteriyor. Örneğin Kayseri- Niğde bölgesinde bu oran yüzde 1-2’lerde. Marmara'da yüzde 10-12 civarında olan bu oran Adana’da da oldukça yüksek. Ege Bölgesi’nde hışıltı sorunu yaşayan çocukların oranı yüzde 6 olurken, Karadeniz Bölgesi’nde de yüzde 6-10 arası benzer oran var. Bu verilere göre ülkemizde her 10 çocuktan biri astım oluyor diyebiliriz” ifadelerini kullandı. </p><p><br></p><h2>ALERJİK HASTALIKLARDA KURDEŞEN SIKLIĞI </h2><p>Ülkemizde en çok görülen alerjik hastalığın yüzde 20 oranla kurdeşen olduğunu ifade eden Prof. Aydoğan şöyle konuştu: “Bu hastalığı yine yüzde 20 oranıyla saman nezlesi, yüzde 15 ile egzama takip ediyor. Listenin devamında yüzde 10 ile astım yer alırken, besin alerjileri yüzde 4-5, inek sütü alerjisi ise yüzde 2,5." </p><p><br></p><h2>EV AKARI LİSTE BAŞI </h2><p>Türkiye’de en fazla alerjik reaksiyona sebep olan unsurun ev tozu akarı olduğunu dile getiren Prof. Aydoğan, “Özellikle nem oranının yüksek olduğu Marmara Bölgesi ve Adana 'da ev tozu akarı en önemli alerji sebebi. İkinci sırada çim poleni ve ağaç poleni yer alıyor. Üçüncü sırada kediler var. Evlerde kedi besleme oranı arttıkça vakalarda da belirgin artış oldu" vurgusu yaptı. </p><p><br></p><h2>ALERJEN BÖLGEYE GÖRE DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR </h2><p>Alerjenlerin yaşanan bölgeye göre değiştiğine dikkat çeken Prof. Aydoğan, "Ankara’da yaşıyorsanız birinci sırada çim poleni alerjeni geliyor. Ege Bölgesi’ndeyseniz zeytin ağacı en fazla alerjiye yol açan faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bir bölgede ne kadar alerjen varsa o kadar çok çocuk ve erişkinlerin genetiğindeki alerji potansiyeli görülüyor. Eskiden sadece Penadur isimli penisilin iğnesi alerjisini görüyorduk. Şimdi ise amoksisilin klavulanat gibi ilaçlar olduğu için semisentetik penisilin alerjilerini daha sık görüyoruz. Toplumun alerji potansiyelinde dış etkenler önemli. Mesela ABD’de en çok fıstık alerjisi görülürken, Norveç’te en sık alerjiye yol açan ürün balıktır. Bizim ülkemizde süt oluyor. İkinci sırada yumurta, üçüncü sırada ise kuru yemişler geliyor. Türkiye’de bir sıralama yapılsa fıstık 10’ncu sırada yer alır” değerlendirmesi yaptı.</p><p><br></p><h2>3 YAŞ ALTINI KORUYUN</h2><p>Prof. Dr. Metin Aydoğan, özellikle yaşamın ilk 3 yılında geçirilen ağır enfeksiyonların alerjik hastalıklara ve astıma zemin hazırladığını belirterek, Rinovirüs, RSV ve bazı bakteriyel enfeksiyonların bu riski 3 ila 5 kat artırdığına dikkat çekti. Erken yaşta kreşe başlamayla birlikte yoğunlaşan enfeksiyon döngüsünün alerjik yatkınlığı tetiklediğini vurgulayan Aydoğan, özellikle 10 aydan önce geçirilen RSV enfeksiyonu gibi erken dönem hastalıklarının, çocuklarda ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek astım tablosuyla doğrudan ve güçlü bir bağı olduğunu vurguladı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816721" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/20/95730c40-oay9du9l2198veo4mh8r.webp" data-title="Alerjisi olanlar dikkat: Polen sezonu erkene kaydı" data-url="/hayat/alerjisi-olanlar-dikkat-polen-sezonu-erkene-kaydi-4816721" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Alerjisi olanlar dikkat: Polen sezonu erkene kaydı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815936" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/17/964e032d-msx44ao3t496d3hoxkhnr.webp" data-title="Karaciğer yağlanması her 6 kişiden birini etkiliyor" data-url="/hayat/karaciger-yaglanmasi-her-6-kisiden-birini-etkiliyor-4815936" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Karaciğer yağlanması her 6 kişiden birini etkiliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815628" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/16/caaaef52-lowbfvgxf2cvkf2x4fbl8n.webp" data-title="Kanseri yok eden tedavi Türkiye’de" data-url="/hayat/kanseri-yok-eden-tedavi-turkiyede-4815628" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kanseri yok eden tedavi Türkiye’de</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/turkiyenin-alerji-haritasi-marmarada-akar-ankarada-polen-egede-zeytin-agaci-4817063</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Aybike Eroğlu</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/21/211b3e0f-m9s6x1y2nbo0pjfvzlcxkv9.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Alerjisi olanlar dikkat: Polen sezonu erkene kaydı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/alerjisi-olanlar-dikkat-polen-sezonu-erkene-kaydi-4816721</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/alerjisi-olanlar-dikkat-polen-sezonu-erkene-kaydi-4816721" rel="standout" />
      <description>İklim değişikliğiyle mevsimlerin 2 ila 4 hafta öne çekilmesi, polen sezonlarının uzaması ve havadaki polen yoğunluğunun artması, alerji hastalarının daha uzun süre şikayet yaşamasına yol açıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nur Münevver Pınar, AA muhabirine, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki önemli etkilerinden birinin alerjik hastalıklardaki artış olduğunu söyledi.</p><p>İklim değişikliğine bağlı olarak geçmişte daha çok bahar aylarında görülen polen sezonunun artık yılın daha erken dönemlerinde başladığını belirten Pınar, normalde şubat ve martta yoğun görülen bazı ağaç polenlerinin, ocak ayının ikinci haftasında atmosferde tespit edilmeye başlandığını ifade etti.</p><p>Pınar, "İklim değişikliğine bağlı olarak mevsimler 2 ila 4 hafta öne çekildi. Aynı zamanda bitkilerin polen saçma dönemleri uzadı. Dünya çapındaki çalışmalarda polen sezonlarının yüzde 60 uzadığı, atmosferdeki polen miktarının ise yüzde 70 arttığı görülüyor. Bu da alerji hastalarının daha uzun süre ve daha yoğun alerjenle karşılaşmasına neden oluyor." diye konuştu.</p><p>Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30'unun önemli alerjik reaksiyonlardan etkilendiğini belirten Pınar, Türkiye'de bu oranın yüzde 25 ila 30 arasında değiştiğini, çocuklarda ise daha yüksek seviyelerde görüldüğünü söyledi.</p><p>Alerjinin çağın hastalıklarından biri olduğunu vurgulayan Pınar, "Yaşam şekilleri, çevresel etkenler ve beslenme alışkanlıkları nedeniyle önümüzdeki yıllarda her dört kişiden biri alerjik hastalıklardan birinden etkilenecek." dedi.</p><p>Gök gürültülü sağanakların da alerji açısından ayrı riski oluşturduğuna dikkati çeken Pınar, yağış sırasında parçalanan polenlerin akciğerlerin en uç noktalarına kadar ulaşabilen çok küçük alerjen parçacıkları oluşturduğunu, bunun da "fırtına astımı" olarak adlandırılan tabloya yol açabildiğini belirtti.</p><p><strong>"Özellikle huş ağacı yüksek alerjik özellik taşıyor"</strong></p><p>AÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aydan Acar Şahin de şu anda polen açısından kritik bir döneme girildiğini belirterek, doğanın uyanmasıyla birlikte havadaki ağaç polenlerinin hem çeşitliliğinin hem de yoğunluğunun arttığını söyledi.</p><p>Geçen haftalarda kavak ve akçaağaç polenlerinin yoğun görüldüğünü aktaran Şahin, bu türlerin azalırken meşe, çınar ve huş ağacı polenlerinin öne çıkmaya başladığını, özellikle huş ağacının (Betula) yüksek alerjik özellik taşıdığını ifade etti.</p><p>Şahin, "Bir ağaç bir sezonda milyarlarca poleni atmosfere bırakabiliyor. Havada düşük yoğunlukta bulunan polenler bile hassas bireylerde hapşırık, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve kaşıntıya yol açabiliyor." diye konuştu.</p><p>Huş polenlerinin çapraz reaksiyona da neden olabildiğini belirten Şahin, "Betula polenine duyarlılığı olan kişiler, kivi, şeftali, kiraz ve fındık gibi bazı gıdaları tükettiklerinde dudakta şişme, kaşıntı ve kızarıklık yaşayabiliyor. Buna oral alerji sendromu diyoruz." dedi.</p><p>Yıl boyunca farklı polen türlerinin etkili olduğunu dile getiren Şahin, "Kış aylarında servigiller, ilkbaharda ağaç polenleri, mayıs-haziranda çayır ve buğdaygil grubu, yaz sonu ile sonbaharda ise yabani ot polenleri öne çıkıyor." bilgisini verdi.</p><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi işbirliğinde hazırlanan "Ankara Polen Alerji Bülteni"nde 3 günlük polen tahminlerinin paylaşıldığını hatırlatan Şahin, alerjik bireylerin günlük planlarını bu verilere göre yapabileceklerini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/alerjisi-olanlar-dikkat-polen-sezonu-erkene-kaydi-4816721</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/20/95730c40-oay9du9l2198veo4mh8r.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 22:13:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye’ye sağlıkta stratejik atılım sağlayan CAR-T hücre tedavisi sunuldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/gundem/cumhurbaskani-erdogana-turkiyeye-saglikta-stratejik-atilim-saglayan-car-t-hucre-tedavisi-sunuldu-4816683</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/gundem/cumhurbaskani-erdogana-turkiyeye-saglikta-stratejik-atilim-saglayan-car-t-hucre-tedavisi-sunuldu-4816683" rel="standout" />
      <description>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul ederek Türkiye’de ilk kez üniversite bünyesinde kurulan CAR-T ve hücresel tedaviler merkezi hakkında bilgi aldı. Lösemi ve lenfoma gibi kanser türlerinde kullanılan ileri teknoloji tedavi yönteminin yerli üretim ve klinik uygulama altyapısı tanıtılırken, sistemin Türkiye’nin sağlıkta biyoteknoloji kapasitesini ileri bir aşamaya taşıyan stratejik bir eşik olduğu vurgulandı.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul etti. Rektör Özkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye’de ilk kez Akdeniz Üniversitesi’nde hayata geçirilen CAR-T merkezi ile ilgili bilgi vererek, destekleri için teşekkür etti.</p><h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirildi</h2><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu için bulunduğu Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul etti. Görüşmede Akdeniz Üniversitesi’nin sağlık alanında yürüttüğü projeler ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi hakkında bilgi verildi. Akdeniz Üniversitesi’nin son dönemde attığı en stratejik adımlardan biri olarak öne çıkan merkezde özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretimi ve klinik uygulamasına ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi, Türkiye’de üniversite temelli olarak hayata geçirilen ilk CAR-T altyapısı olma özelliği taşıyor.</p><h2>"Türkiye bu alanda önemli bir eşiği geçti"</h2><p>Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, yaptığı açıklamada göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanındaki planlarını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a anlattıklarını, Erdoğan’ın da bu projeye destek verdiğini belirtti. Prof. Dr. Özkan, CAR-T merkezinin bulunduğu binanın da Cumhurbaşkanı’nın destek verdiği projenin binası olduğunu ifade etti. Rektör Özkan, CAR-T yönteminin özellikle tedavileri başarısız olmuş hastalar için yeni bir seçenek sunduğunu, yöntemin dünyada sınırlı merkezlerde kullanıldığını ve Türkiye’nin Akdeniz Üniversitesi ile bu alanda önemli bir eşiği geçtiğini söyledi.</p><h2>Yeni bir dönemin kapısını aralıyor</h2><p>CAR-T tedavisinin hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında yeniden programlanarak kanser hücrelerini hedef alacak şekilde güçlendirilmesine dayandığını söyleyen Rektör Özkan, bu yöntemin özellikle dirençli ve nükseden kan kanserlerinde yüksek başarı oranlarıyla dikkat çektiğini, yüzde 95’e varan sonuçlardan söz edildiğini belirtti. Rektör Özkan, bu altyapının yalnızca bugünün hastaları için değil, Türkiye’nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından da yeni bir dönemin kapısını araladığını vurguladı.</p><h2>CAR-T merkeziyle Türkiye’de bir ilk</h2><p>Bu teknolojiyi yalnızca mevcut kullanım alanlarıyla sınırlı tutmayacaklarını ifade eden Rektör Özkan, "Öncelik lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde olsa da önümüzdeki dönemde beyin kanseri başta olmak üzere farklı solid tümörlerde de CAR-T benzeri hücresel tedavilerin kullanılabilmesi için bilimsel çalışmalar yürütülecek" diye konuştu.</p><p>Mevcut tedavi yöntemlerinin yanı sıra geleceğin kanser tedavilerine yön vermeyi hedefleyen Akdeniz Üniversitesi bu merkezle Türkiye’de bir ilki hayata geçirirken, ileri tedavi teknolojilerinde yeni bir bilimsel atılımın da zeminini oluşturuyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815628" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/16/caaaef52-lowbfvgxf2cvkf2x4fbl8n.webp" data-title="Kanseri yok eden tedavi Türkiye’de" data-url="/hayat/kanseri-yok-eden-tedavi-turkiyede-4815628" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kanseri yok eden tedavi Türkiye’de</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816056" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/17/a6976753-ktug78oxwn99or7k18r9k.webp" data-title="Prof. Dr. Sabahattin Destek uyardı: Mide kanserinde riskler ve korunma yolları neler?" data-url="/hayat/prof-dr-sabahattin-destek-uyardi-mide-kanserinde-riskler-ve-korunma-yollari-neler-4816056" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Prof. Dr. Sabahattin Destek uyardı: Mide kanserinde riskler ve korunma yolları neler?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815596" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/15/7bae97ff-8srbmx1es3xwiu8oogrok.webp" data-title="Uzmanından açıkta satılan ürünler için kritik uyarı" data-url="/hayat/uzmanindan-acikta-satilan-urunler-icin-kritik-uyari-4815596" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanından açıkta satılan ürünler için kritik uyarı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/gundem/cumhurbaskani-erdogana-turkiyeye-saglikta-stratejik-atilim-saglayan-car-t-hucre-tedavisi-sunuldu-4816683</link>
      <subcategory>Politika</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/19/d7d92a88-0zwopsoa1cwk2oy7os3e9.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 21:27:06 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/noroloji-uzmanindan-uyari-sanal-ortamdaki-oldurme-eylemleri-zamanla-gercek-hayata-yansiyabiliyor-4816323</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/noroloji-uzmanindan-uyari-sanal-ortamdaki-oldurme-eylemleri-zamanla-gercek-hayata-yansiyabiliyor-4816323" rel="standout" />
      <description>Son dönemde artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet suçları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkisini yeniden gündeme taşıdı. Konuya dair aileleri uyaran ve çocuklarda bu durumun görülme nedenini açıklayan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, "Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. İnsan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır" dedi.</p><p>Son dönemde dünya genelinde yaşanan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki riskleri yeniden tartışmaya açtı. Özellikle dijital oyunlarda yer alan ödül sistemleri ve sürekli tekrar eden uyarıcıların, çocuk ve gençlerin beyin gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, yoğun dijital maruziyet; odaklanma, muhakeme, empati ve dürtü kontrolü gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu tablonun yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir kırılma olduğuna dikkat çekerek, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının birleşmesinin önemli risklerden biri olduğunu vurguladı. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapıya sahip bireylerde, sanal ortamda tekrar eden öldürme ve şiddet içeriklerinin zamanla gerçek hayata yansıyabileceğini belirten uzmanlar, alkol ve uyuşturucu kullanımının da tabloyu daha ağır hale getirdiğini ifade etti.</p><h2>"Manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir"</h2><p>Kahramanmaraş’taki okul saldırısının arkasında birçok fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sebep olabileceğini belirten Dr. Yavuz, "Bunların detaylı şekilde araştırılması gerekir. Hatta akla hiç gelmeyecek farklı nedenler de söz konusu olabilir. En önemli sebeplerden biri, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının bir araya gelmesidir. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. Son dönemlerde toplumda gözlemlediğimiz anlam kaybı da önemli bir sorun. Gençler, çoğu zaman bir hedefleri ve manevi değerleri olmadan, sınır konulmadan yetişiyor. Oysa insan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. Aynı zamanda onlara hayatın anlamını öğretmek, hedef belirlemelerini sağlamak ve manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" dedi.</p><h2>"Yalnızlaşma toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor"</h2><p>Günümüzde "ev genci sendromu" olarak adlandırılan durumun yaygınlaştığını vurgulayan Dr. Yavuz, "Çocuklar ve gençler, sosyal iletişimden uzaklaşarak zamanlarını evde, sanal ortamda yalnız başına geçirmeyi tercih ediyor. Bu durum zamanla bireyin insan ilişkilerinden kopmasına ve yalnızlaşmasına neden oluyor. Sonuç olarak toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor. Özellikle aksiyon içerikli bilgisayar oyunlarında ödül sistemi sürekli olarak aktive olur. Kişi her seviye geçtiğinde dopamin salgılanır ve kendini mutlu hisseder. Ancak bir süre sonra, özellikle psikopatik altyapıya sahip bireylerde, bu sistem yeterince çalışmamaya başlayabilir. Yani kişi artık tatmin olmamaya başlar. Bu noktada sanal şiddet, gerçek hayattaki şiddete dönüşebilir. Bu durum, bilgisayar oyunu oynayan herkesi kapsamaz ve aileleri gereksiz yere endişelendirmemelidir. Ancak özellikle antisosyal kişilik özelliklerine sahip bireylerde risk daha yüksektir. Bunun dışında da aşırı oyun oynama, beynin fizyolojik ve psikolojik dengesini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu.</p><h2>"Hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir"</h2><p>Sürekli aksiyon oyunlarına maruz kalmanın, beynin hızlı düşünmeye alışmasına neden olduğunu bildiren Dr. Yavuz, "Bu da zamanla yüzeysel düşünme, derin analiz yapamama ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Bunun sonucunda akademik başarıda düşüş gözlemlenebilir. Yani mesele yalnızca dopamin değil, aynı zamanda öğrenme kapasitesiyle de ilgilidir. Ayrıca bu süreçte endorfin bağımlılığı da gelişebilir. Endorfin, haz hormonu olmasının yanı sıra güçlü bir ağrı kesicidir. Dopaminle birlikte salgılanır ve zamanla bağımlılık oluşturabilir. Kişi giderek daha yüksek dozda uyarana ihtiyaç duyar. Bir noktadan sonra ise oyunlar artık haz vermemeye başlar. Eğer bireyin altyapısında psikopatik ya da sosyopatik eğilimler varsa, bu durum gerçek hayattaki şiddet davranışlarına dönüşebilir. Üstelik bu şiddet sadece başkalarına yönelik olmayabilir; kişi kendine de zarar verebilir. Nitekim bunun örneklerini toplumda görmekteyiz. Sonuç olarak, haz sınırını aşmış, tatminsizlik yaşayan ve hayatın anlamından uzaklaşmış bireyler hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verebilir hale gelebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır. Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde, hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" ifadelerini kullandı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816317" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/18/8366795a-8manz8waswis3z592b7bfa.webp" data-title="Okul saldırıları sonrası uzmandan uyarı: Oyunlardaki öldürme eylemleri gerçek hayata yansıyabiliyor" data-url="/video-galeri/gundem/okul-saldirilari-sonrasi-uzmanlar-uyardi-oyunlardaki-oldurme-eylemleri-gercek-hayata-yansiyabiliyor-4816317" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Okul saldırıları sonrası uzmandan uyarı: Oyunlardaki öldürme eylemleri gerçek hayata yansıyabiliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816260" data-cover-image-path="/resim/imagecrop/2015/06/08/resized_a3775-85d5yasinaktay2.png" data-title="Okuldaki şiddet: Toplumsal rahatsızlığımızın semptomu" data-url="/yazarlar/yasin-aktay/okuldaki-siddet-toplumsal-rahatsizligimizin-semptomu-4816260" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Okuldaki şiddet: Toplumsal rahatsızlığımızın semptomu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816170" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/17/13a5eafe-if90onvgqrfooy0r1ajxg.webp" data-title="Okullara yönelik asılsız paylaşımlara operasyon: 6’sı çocuk 7 gözaltı" data-url="/gundem/okullara-yonelik-asilsiz-paylasimlara-operasyon-6si-cocuk-7-gozalti-4816170" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Okullara yönelik asılsız paylaşımlara operasyon: 6’sı çocuk 7 gözaltı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/noroloji-uzmanindan-uyari-sanal-ortamdaki-oldurme-eylemleri-zamanla-gercek-hayata-yansiyabiliyor-4816323</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:00:28 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Prof. Dr. Sabahattin Destek uyardı: Mide kanserinde riskler ve korunma yolları neler?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/prof-dr-sabahattin-destek-uyardi-mide-kanserinde-riskler-ve-korunma-yollari-neler-4816056</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/prof-dr-sabahattin-destek-uyardi-mide-kanserinde-riskler-ve-korunma-yollari-neler-4816056" rel="standout" />
      <description>Mide kanseri, dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olmaya devam ederken, özellikle geç belirti vermesi nedeniyle “sessiz ilerleyen” hastalıklar arasında yer alıyor. Beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, sigara ve alkol kullanımı gibi pek çok faktör mide kanseri riskini artırabiliyor. Bununla birlikte erken teşhis, düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile hastalığın önüne geçmek ya da erken evrede yakalamak mümkün olabiliyor. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, özellikle mide sağlığını korumak için işlenmiş gıdalardan uzak durulması, taze sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Sabahattin Destek konuyla ilgili bilgiler verdi.</p><h2>Mide kanserinin nedenleri nelerdir?</h2><p>Mide kanseri oluşumunda birçok farklı risk faktörü rol oynuyor. Bunların başında sağlıksız beslenme alışkanlıkları geliyor. Özellikle aşırı tuzlu, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaların sık tüketimi mide mukozasına zarar vererek kanser riskini artırabiliyor. Bunun yanı sıra Helicobacter pylori enfeksiyonu da mide kanserinin en önemli nedenleri arasında gösteriliyor.</p><p>Sigara ve alkol kullanımı, mide kanseri riskini ciddi şekilde artıran diğer etkenler arasında yer alıyor. Ayrıca ailede mide kanseri öyküsü bulunması, genetik yatkınlık açısından önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Uzun süreli mide rahatsızlıkları, reflü ve gastrit gibi hastalıkların ihmal edilmesi de zamanla kanser gelişimine zemin hazırlayabiliyor.</p><p>Prof. Dr. Sabahattin Destek, özellikle yaşam tarzının belirleyici rolüne dikkat çekerek, “Mide kanseri tek bir nedene bağlı gelişmez. Beslenme alışkanlıkları, enfeksiyonlar ve çevresel faktörler birlikte etki eder. </p><p><strong>“Özellikle Helicobacter pylori enfeksiyonunun erken dönemde tespit edilip tedavi edilmesi, riskin azaltılmasında kritik öneme sahiptir”</strong> diyor. Destek ayrıca, uzun süren mide şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, <strong>“Sürekli hazımsızlık, mide ağrısı ya da iştah kaybı gibi belirtiler varsa mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır”</strong> ifadelerini kullandı.</p><h2>Mide kanserinde tedavi seçenekleri</h2><p>Mide kanserinde tedavi, hastalığın evresine göre değişiklik gösteriyor. Erken evrede teşhis edilen vakalarda cerrahi müdahale ile tümörün tamamen çıkarılması mümkün olabiliyor. Bu durum hastanın yaşam süresi ve kalitesi açısından büyük avantaj sağlıyor.</p><p>İleri evrelerde ise tedavi süreci daha kapsamlı ilerliyor. Kemoterapi, radyoterapi ve bazı durumlarda hedefe yönelik tedaviler devreye giriyor. Son yıllarda gelişen tıbbi teknolojiler sayesinde kişiye özel tedavi yaklaşımları da uygulanabiliyor. Bu sayede hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor ve hastaların yaşam süresi uzatılabiliyor.</p><p>Prof. Dr. Sabahattin Destek, tedavi sürecinde erken teşhisin belirleyici olduğunu vurgulayarak, <strong>“Mide kanserinde en etkili tedavi yöntemi, hastalığın erken evrede yakalanmasıdır. Bu aşamada yapılan cerrahi müdahalelerle tamamen iyileşme sağlanabilir” </strong>dedi. </p><p>İleri evre hastalarda ise multidisipliner yaklaşımın önemine değinen Destek, “Onkoloji, genel cerrahi ve gastroenteroloji ekiplerinin birlikte planladığı tedavi süreci, hastanın yaşam süresini ve kalitesini artırmada büyük rol oynar” şeklinde konuştu. Ayrıca yeni nesil tedavi yöntemlerinin umut verici olduğunu belirten Destek, kişiye özel tedavilerin giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti.</p><h2>“Erken teşhis hayat kurtarır”</h2><p>Prof. Dr. Sabahattin Destek, mide kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, özellikle uzun süren mide şikayetlerinin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Destek, <strong>“Toplumda mide ağrısı, şişkinlik veya hazımsızlık gibi şikayetler çoğu zaman basit rahatsızlıklar olarak görülüyor. Ancak bu belirtiler uzun süre devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı” </strong>dedi.</p><p>Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesinin önemine de değinen Destek, <strong>“Taze ve doğal gıdalarla beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak mide kanseri riskini ciddi oranda azaltır. Ayrıca düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemeli” </strong>ifadelerini kullandı.</p><p>Uzmanlar, mide kanseriyle mücadelede en güçlü silahın farkındalık olduğunu belirtiyor. Erken teşhis, doğru tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile bu sinsi hastalığa karşı önemli bir avantaj sağlamak mümkün.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815936" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/17/964e032d-msx44ao3t496d3hoxkhnr.webp" data-title="Karaciğer yağlanması her 6 kişiden birini etkiliyor" data-url="/hayat/karaciger-yaglanmasi-her-6-kisiden-birini-etkiliyor-4815936" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Karaciğer yağlanması her 6 kişiden birini etkiliyor</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815766" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/16/75f4eaf2-yvvcbesugzc1g5rpnitmf3.webp" data-title="Şiddet aniden gelmiyor sinyal veriyor: Çocuklarınızı fark edin!" data-url="/hayat/siddet-aniden-gelmiyor-sinyal-veriyor-cocuklarinizi-fark-edin-4815766" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Şiddet aniden gelmiyor sinyal veriyor: Çocuklarınızı fark edin!</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815596" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/15/7bae97ff-8srbmx1es3xwiu8oogrok.webp" data-title="Uzmanından açıkta satılan ürünler için kritik uyarı" data-url="/hayat/uzmanindan-acikta-satilan-urunler-icin-kritik-uyari-4815596" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Uzmanından açıkta satılan ürünler için kritik uyarı</span></span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/prof-dr-sabahattin-destek-uyardi-mide-kanserinde-riskler-ve-korunma-yollari-neler-4816056</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/17/a6976753-ktug78oxwn99or7k18r9k.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:57:12 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gaziantep'te beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 hastaya umut oldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/gaziantepte-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-3-hastaya-umut-oldu-4816029</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/gaziantepte-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-3-hastaya-umut-oldu-4816029" rel="standout" />
      <description>Gaziantep'te geçirdiği beyin kanamasının ardından beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 hastaya nakledildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Şehir Hastanesinden yapılan açıklamaya göre, bilinç kaybı şikayetiyle acil servise getirilen 35 yaşındaki D.A'nın yapılan tetkiklerinde beyin kanaması geçirdiği tespit edildi.</p><p>Acil servisteki ilk müdahalenin ardından ileri tedavi ve yakın takip amacıyla Anestezi ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesi'ne yatırılan hastaya, yoğun bakım ekibi ve organ nakil koordinatörlüğü tarafından titizlikle yürütülen tedavi ve takip sürecinde yapılan kapsamlı değerlendirmeler sonucu beyin ölümü tanısı konuldu.</p><p>Hastanın ailesi, organ bağışında bulunmayı kabul etti.</p><p>Bu kararın ardından Gaziantep Şehir Hastanesi organ nakil koordinasyon ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyon kapsamında D.A'nın iki böbreği ve karaciğeri, organ nakli bekleyen 3 hastaya umut oldu.</p><p>Organların uygun hastalara ulaştırılması süreci, bölge koordinasyon ve Ulusal Organ Nakli Koordinasyon Sistemi üzerinden ilgili merkezlerle eş zamanlı yürütüldü.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4795476" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/8/05721558-3pajns9m65wpyvrrqrkat.webp" data-title="Kolu ve bacağı kopan hastalar 10 saatte aynı anda ameliyat edildi" data-url="/foto-galeri/gundem/kolu-ve-bacagi-kopan-hastalar-10-saatte-ayni-anda-ameliyat-edildi-4795476" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kolu ve bacağı kopan hastalar 10 saatte aynı anda ameliyat edildi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4794643" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/5/bc036658-c8ia308l3vitspv9mbzppi.webp" data-title="Yoğun bakım sürecini atlattı: Ufuk Özkan'dan ameliyat sonrası ilk fotoğraf " data-url="/gundem/yogun-bakim-surecini-atlatti-ufuk-ozkandan-ameliyat-sonrasi-ilk-fotograf-4794643" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yoğun bakım sürecini atlattı: Ufuk Özkan'dan ameliyat sonrası ilk fotoğraf </span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4794204" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/4/5f1021a2-ry1dlqjnzfgs99hwqr1myh.webp" data-title="Ufuk Özkan'ın karaciğer nakli gerçekleşti: Ameliyat sonrası kardeşinden ilk açıklama " data-url="/hayat/ufuk-ozkanin-karaciger-nakli-gerceklesti-ameliyat-sonrasi-kardesinden-ilk-aciklama-ufuk-ozkanin-saglik-durumu-nasil-4794204" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ufuk Özkan'ın karaciğer nakli gerçekleşti: Ameliyat sonrası kardeşinden ilk açıklama </span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/gaziantepte-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-3-hastaya-umut-oldu-4816029</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/17/169b558a-rjs9w9xzdzde4tresdydp.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:48:53 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karaciğer yağlanması her 6 kişiden birini etkiliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/karaciger-yaglanmasi-her-6-kisiden-birini-etkiliyor-4815936</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/karaciger-yaglanmasi-her-6-kisiden-birini-etkiliyor-4815936" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuzhan Öztürk, mevcut eğilimler devam ederse 2050'de yaklaşık 1,8 milyar kişinin karaciğer yağlanmasıyla yaşayacağının öngörüldüğünü belirtti. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, tıp dergisi "The Lancet Gastroenterology&amp;Hepatology"de yayımlanan ve "Küresel Hastalık Yükü" (GBD) 2023 verilerine dayanan bir araştırmada, metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD) vakalarının 1990-2023 döneminde yüzde 143 arttığı anlaşıldı.</p><p>Halihazırda yaklaşık 1,3 milyar kişinin hastalıkla yaşadığı tahmin edilirken, belirti vermeden ilerleyen karaciğer yağlanması her 6 kişiden 1'ini etkiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Öztürk, metabolik karaciğer hastalığının hızla yayıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><p>"Mevcut eğilimler devam ederse 2050 yılında yaklaşık 1,8 milyar kişinin bu hastalıkla yaşayacağı öngörülüyor. Bu tablo, karaciğer yağlanmasının artık küresel bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini gösteriyor. Artışın en önemli nedenleri modern yaşam alışkanlıkları. Hareketsiz yaşam, yüksek kalorili beslenme, obezite ve diyabet gibi faktörler karaciğer yağlanmasının en önemli tetikleyicileri arasında yer alıyor. Özellikle insülin direnci ve yüksek kan şekeri hastalığın gelişiminde belirleyici rol oynuyor." </p><p>Öztürk, hastalığın çoğu zaman sessiz ilerlediğine dikkati çekerek, erken dönemde alınacak önlemlerle sorunun ilerlemesinin büyük ölçüde engellenebildiğini aktardı.</p><p>Karaciğer yağlanmasının basit bir durum olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, "Tedavi edilmediğinde bu hastalık karaciğerde iltihaplanma, fibrozis ve siroz gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu yüzden düzenli takip büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı. </p><p>Öztürk, kan testleri ve ultrason gibi yöntemlerle karaciğer yağlanmasının erken dönemde tespit edilebildiğine, özellikle risk grubundaki bireylerin yılda en az bir kez kontrol yaptırması gerektiğine dikkati çekti.</p><p>Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve kan şekeri yönetiminin hastalıkla mücadelede en etkili yöntemler olduğunu vurgulayan Öztürk, toplum olarak yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğini belirtti. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/karaciger-yaglanmasi-her-6-kisiden-birini-etkiliyor-4815936</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/17/964e032d-msx44ao3t496d3hoxkhnr.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 21:42:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şiddet aniden gelmiyor sinyal veriyor: Çocuklarınızı fark edin!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/siddet-aniden-gelmiyor-sinyal-veriyor-cocuklarinizi-fark-edin-4815766</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/siddet-aniden-gelmiyor-sinyal-veriyor-cocuklarinizi-fark-edin-4815766" rel="standout" />
      <description>Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki peş peşe meydana gelen silahlı saldırılar, gençler arasında giderek tırmanan şiddet sarmalını ve bu durumun altında yatan temel etkenleri yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı. Toplumda derin endişeye neden olan bu sarsıcı olaylar, şiddetin eğitim yuvalarına kadar sızmasının ardındaki sosyolojik, psikolojik ve dijital nedenlerin acilen çok boyutlu bir şekilde masaya yatırılmasını zorunlu kılıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, aile içinde erken yaşta şiddetle karşılaşma, akran zorbalığı, sosyal dışlanma, medyada ve toplumsal yaşamda şiddetin normalleştirilmesi, şiddet içerikli haber ve oyunlara yoğun maruz kalma ile dijital zorbalık gibi etkenlerin gençlerde şiddeti meşrulaştırma eğilimi oluşturabildiğini, bu eğilimin azaltılmasında ise aileler ile okulların eşgüdüm içinde hareket etmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor.</p><p>Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okullarda meydana gelen silahlı saldırılar, gençler arasında şiddet eğiliminin artmasına neden olan etkenleri gündeme getirdi.</p><p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin önceden sinyaller veren bir süreç olduğunu belirterek, şiddeti önlemede sosyal ve duygusal beceri eğitimlerinin hayati önem taşıdığını söyledi.</p><h2>'SALDIRGANLAR ÖNCEDEN SİNYAL VERİR'</h2><p>Okul şiddetinin tamamen sıfırlanamasa da büyük oranda önlenebilir bir olgu olduğunu kaydeden Tarhan, "Çünkü okul şiddeti ani patlama değil, önceden gelişen bir süreçtir, bu yüzden erken fark edilirse önlenebilir. Çünkü araştırmalar şunu gösteriyor, saldırganların yüzde 70-80'i önceden sinyal verir. Çoğunda sosyal geri çekilme, tehdit dili, yoğun öfke ve planlama davranışı vardır. Şiddet görünmez değil, erken evrede fark edilebilir." ifadelerini kullandı.</p><p>ABD'deki okul şiddeti verilerine değinen Tarhan, 2013-2023 yılları arasında silahlı olaylardaki yüzde 324'lük devasa artışın ardından okullarda bilinçli farkındalık, empati, dürtü kontrolü ve sosyal-duygusal beceri (SEL) eğitimlerinin başlatıldığını hatırlattı. Bu çalışmaların sonuç verdiğini aktaran Tarhan, 2024'te 336 olan olay sayısının 2025'te yaklaşık yüzde 22 azalarak 254'e gerilediğini ifade etti.</p><p><strong>Prof. Dr. Tarhan, şiddeti durdurmak için şu üç stratejiyi önerdi:</strong></p><p>"Birincil önleme, tüm öğrencilere yönelik empati, zorbalık karşıtı programlar ve duygu düzenleme becerileri kazandırılmalı. İkincil önleme, riskli, sessizleşen veya alışılmışın dışında davranan öğrencilerin erken tespiti ve psikolojik danışmanlık hizmetlerine yönlendirilmesi. Üçüncül önleme, yüksek risk durumlarında kriz müdahale ekiplerinin kurulması ve aile-okul-uzman işbirliğinin sağlanması."</p><p>Dijitalleşmenin sosyal izolasyonu artırdığına dikkati çeken Prof. Dr. Tarhan, "Mafya lideri gibi bazı rol modeller şiddeti estetikleştiriyor. Modern önleme çalışmaları sadece okul duvarları arasında kalmamalı, dijital yaşamı da kapsamalıdır. Genç 'kimse beni anlamıyor' diyorsa orada bir risk vardır." diyerek sözlerini tamamladı. </p><h2>'ÇOCUĞUN SESSİZ OLMASI PROBLEM OLMADIĞI ANLAMINA GELMİYOR'</h2><p>Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Gökşin Karaman, ergenler üzerinde ebeveyn, sosyal medya, akran gibi birçok yük ve talebin olduğunu söyledi.</p><p>Ergenlerin bu taleplerle başa çıkmak gibi bir donanımı olmadığını aktaran Karaman, "İzolasyonun agresyonu artırdığını biliyoruz. Yani dışarıda kalmak öyle ya da böyle teknik olarak saldırgan davranışı artırıyor. Dışarıda bırakırsan ve rehabilite etmezsen, bir formül bulmazsan, ergenin gözünde 'Bu çocuk gözden çıkarıldı.' şeklinde yazılıyor. İstenmeyen davranışlar artabiliyor. Bireysel sorunlar yok mu? Ergenlerin tek tek mutlaka bireysel problemleri var ama ortam da buna, onları gözden çıkararak bence zemin hazırlıyor. Yani kazanmak üzerinden değil de sistem elemek ve diskalifiye etmek üzerinden gidince böyle oluyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Karaman, dışarıda bırakılmanın çok ciddi bir tehdit olduğunu belirterek, "Tıbbi kanaatim, bunların psikopatolojisi tabii ki var ama pimi çeken dışarıda bırakılmak. Çocuğun sessiz olması problem olmadığı anlamına gelmiyor, ilişkinin olmadığı anlamına geliyor. Çocuğun problem vermemiş olması, vermeyeceği anlamına gelmiyor." dedi.</p><p>Olayların peş peşe yaşanmasını "kopyalamak" olarak yorumlayan Karaman, "Bu kadar sık ve peşinden olması kopyalanmış anlamına geliyor. 'Bu iş böyle oluyormuş. Buna da böyle infial şeklinde tepki veriliyormuş.' deniliyor ve bu öğreniliyor. Medyanın da her şeyi olduğu gibi yayınlaması yasaklanmalı. Haber dili çok belirleyici, özendirebilir de. Olayı aksiyon filmi gibi anlatmak çok yanlış." diye konuştu.</p><p>Karaman, "Psikolojiden önce her zaman güvenlik gelir, önce güvenliğin sağlanması gerekir. Herkes evladına bir şey olmayacağını bilecek, öğretmenler, öğrenciler kendini güvende hissedecek." dedi.</p><h2>'GÖNÜNÜR OLMAK' İÇİN ŞİDDETE BAŞVURABİLİYOR</h2><p>Üsküdar Üniversitesi NPİstanbul Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, okullarda artış gösteren şiddet vakalarının arkasında yatan bireysel, ailesel ve toplumsal faktörlere dikkati çekerek, erken uyarı işaretleri konusunda aileleri ve eğitimcileri uyardı.</p><p><strong>Erdoğan, şiddet eğilimi gösteren gençlerin önceden fark edilebileceğini belirterek, kritik belirtileri şöyle sıraladı:</strong></p><p>"Bunlar davranışsal değişimler olarak görülebilir, ani öfke patlamaları, küçük olaylara aşırı tepki verme, kurallara karşı isyan, otoritelerle sürekli çatışma, fiziksel kavgalara karışma ya da tehditkar davranışlar sergileme. Yine sürekli kızgınlık, kin ya da intikam düşünceleri, yoğun hayal kırıklığı ve değersizlik hissi, aile ve arkadaşlarından uzaklaşma, daha agresif ve riskli davranışları olan grupla yakınlaşma şeklinde görebiliriz."</p><p>Bu profildeki gençlerin şiddet içerikli materyallere ilgi duymalarının da erken uyarı belirtileri olarak görülebileceğini kaydeden Erdoğan, "Sosyal dışlanma yaşayan genç, aidiyet duygusunu kaybettiğinde 'görünür olmak' için şiddete başvurabiliyor. Medyada, siyasette veya toplumsal hayatta şiddetin normalleşmesi de gençlerin bu davranışları model almasına neden oluyor. Şiddet içerikli haberlerin ve oyunların yoğunluğu gençlerde duyarsızlaşma ve şiddeti meşrulaştırma eğilimi yaratabilir. Dijital ortamda yaşanan zorbalık, okul içi şiddete psikolojik zemin hazırlayabilir veya fiziksel saldırılara dönüşebilir." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Şiddet olayları sonrasında izlenmesi gereken yol haritasına değinen Erdoğan, okul ortamının hızla güvenli ve öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Günlük rutinlere kontrollü dönüşün önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi, okul psikolojik danışmanlarıyla işbirliği yapılması ve gerekli hallerde uzman desteğine başvurulması gerektiğini ifade etti.</p><h2>SOSYAL MEDYA VE DİJİTAL KÜLTÜRÜN ETKİSİ</h2><p>Üsküdar Üniversitesi NPİstanbul Hastanesi'nde görevli Çocuk ve Ergen Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım da son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarının çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. </p><p>Yıldırım, "Aslında olay tek başına toplumda okul saldırıları artıyor demek, çok da uygun değil. Bireysel düzeyde duygusal sıkıntılar, dürtü kontrol zorluğu, geçmişte şiddete maruz kalma, aile düzeyinde sert, tutarsız ya da ihmalkar ebeveynlik, okul düzeyinde dışlanma, düşük bağlılık ve başarısızlık, toplumsal düzeyde ise eşitsizlik, umutsuzluk ve çevresel şiddet etkili." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>Sosyal medya ve dijital kültürün etkisine de değinen Yıldırım, şöyle devam etti:</strong></p><p>"Aslında mesele sadece 'Kapıda güvenlik görevlisi var mı, dedektör çalışıyor mu?' meselesi değil. Olayın özü o riskli süreci erken fark etmek, sağlıklı bir ilişki kurmak ve krizi daha büyümeden doğru yönlendirmek. Fiziksel güvenliğin ötesine geçip, şiddetin altındaki sosyal ve psikolojik nedenlere inmek zorundayız. Çünkü günümüzde dijital kültür ve sosyal medyanın etkisiyle bu tablo iyice karmaşıklaştı. En büyük tehlike de şiddetin bir şekilde estetik bir kılıfa sokulması ya da bir popülerlik aracına dönüştürülmesi."</p><p>Yıldırım, bu tür olayların ardından psikolojik desteğin önemine değinerek, "Öğrenci ve öğretmenlerin psikolojik desteğe ciddi ihtiyacı var. Herkesin travma tepkisi aynı olmayabilir, bu nedenle ilk aşamada doğru yaklaşım çok kıymetli. Sonrasında yas ve travma süreçlerinde bireysel desteklerin sürdürülmesi gerekiyor. Her çocuk için tek başına terapi yeterli olmayabilir, farklı destek mekanizmaları da devreye girmeli. Okullarda psikolojik dayanıklılığı artıran çalışmalar önemli. Akran zorbalığına ise kesinlikle tolerans gösterilmemeli, çocukların öfke kontrolü ve çatışma çözme becerileri güçlendirilmeli. Öğretmenlerde erken uyarı sistemlerinin etkin olması ve ailelerle güçlü işbirliği kurulması da büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı. </p><h2>AİLE İÇİ İLETİŞİM</h2><p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nden Dr. Berat Dağ, özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede bir yoğunluk olduğunu söyledi.</p><p>Dağ, aile içi iletişimde yaşanan sorunların çocukların davranışlarına doğrudan yansıdığını belirterek, çocukların şiddet eğiliminin azaltılmasında ailelerin ve okulların koordineli hareket etmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti.</p><p>Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki etkisine değinen Dağ, toplumsal düzeyde belirginleşen kutuplaşmanın bireyleri ve grupları birçok konuda uzlaşmaz taraflar haline getirdiğini, bunun da güvensizlik, korku ve öfke gibi duygular üzerinden şiddet eğilimlerini beslediğini ifade etti.</p><p>Dağ, "Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir." dedi.</p><p>Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasının şiddetin önlenmesinde kritik rol oynadığını aktaran Dağ, "Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması hasebiyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. İşbirliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir." değerlendirmesinde bulundu. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815744" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/16/eb0e47a9-v0q62tcuidqnk3uubswa7r.webp" data-title="Okul saldırılarında dikkat çeken detay: Kan dökmeden önce aynı oyunu oynamışlar" data-url="/foto-galeri/gundem/okul-saldirilarinda-dikkat-ceken-detay-kan-dokmeden-once-ayni-oyunu-oynamislar-4815744" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Okul saldırılarında dikkat çeken detay: Kan dökmeden önce aynı oyunu oynamışlar</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815743" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/16/ffec0563-95bzgymnuf8q5ge6ur0un.webp" data-title="Kahramanmaraş'taki korkunç olayda yeni detaylar ortaya çıktı: Okul saldırganı Mersinli ABD'li katili kendine 'idol' seçmiş" data-url="/video-galeri/gundem/kahramanmarastaki-korkunc-olayda-yeni-detaylar-ortaya-cikti-okul-saldirgani-mersinli-abdli-katili-kendine-idol-secmis-4815743" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kahramanmaraş'taki korkunç olayda yeni detaylar ortaya çıktı: Okul saldırganı Mersinli ABD'li katili kendine 'idol' seçmiş</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815739" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/16/dc323c5e-11gyyodwl4rjb22c50fojnm.webp" data-title="100 bin üyeli dijital terör yuvası: C31K'nın kan donduran yazışmaları ile işkence ve katliam planları ortaya çıktı " data-url="/foto-galeri/gundem/100-bin-uyeli-dijital-teror-yuvasi-c31knin-kan-donduran-yazismalari-ile-iskence-ve-katliam-planlari-ortaya-cikti-4815739" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">100 bin üyeli dijital terör yuvası: C31K'nın kan donduran yazışmaları ile işkence ve katliam planları ortaya çıktı </span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/siddet-aniden-gelmiyor-sinyal-veriyor-cocuklarinizi-fark-edin-4815766</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/16/75f4eaf2-yvvcbesugzc1g5rpnitmf3.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:51:19 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kanseri yok eden tedavi Türkiye’de</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kanseri-yok-eden-tedavi-turkiyede-4815628</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kanseri-yok-eden-tedavi-turkiyede-4815628" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kan kanserine karşı kullanılan CAR-T hücre tedavisinin Türkiye'de uygulanmaya başlandığını açıkladı. İlk sonuçların umut verici olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Etlik Şehir Hastanemizde 10 hastaya bunu uyguladılar. Hastaların birçoğu neredeyse iyileşmiş durumda" dedi. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kan kanserlerinin tedavisinde kullanılan ve bir süredir klinik çalışmaları devam eden CAR-T hücre tedavisinin Türkiye'de uygulanmaya başladığını ve ilk sonuçların hastalar açısından umut verici olduğunu bildirdi. Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık ve biyoteknoloji alanında önemli bir eşiği geride bıraktığını belirterek, bu tedavinin artık yerli imkanlarla hastalara sunulabildiğini söyledi.</p><h2>BİRKAÇ ÜLKEDE UYGULANIYOR</h2><p>Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde kurulan Hücre ve Gen Tedavileri Üretim ve Klinik Uygulama Merkezi'nin (HÜGEM) Ankara'daki Etlik Şehir Hastanesi çatısı altında faaliyet gösterdiğine işaret eden Memişoğlu, bu çalışmalar sonucunda dünyada yalnızca birkaç ülkede uygulanabilen ve yüksek maliyetli bir tedavi olan CAR-T'nin Türkiye'de yapılabilir hale geldiğini anlattı. Bakan Memişoğlu, "CAR-T dediğimiz kan kanserleriyle ilgili dünyanın birkaç ülkesinin yapabildiği ve çok büyük maliyetlerle yaptığı tedavileri Türkiye'de yapabilir hale geldik. Etlik Şehir Hastanemizde hekimlerimiz şu anda yaklaşık 10 hastaya bunu uyguladılar. Hastaların birçoğu neredeyse iyileşmiş durumda" dedi. Türkiye'de ilk olarak Etlik Şehir Hastanesi'nde uygulanan bu tedavinin Akdeniz Üniversitesi'nde de başladığını bildiren Memişoğlu, "Başka laboratuvarlarımızda hastanelerimiz de başlayacak" şeklinde konuştu. Türkiye'de ilk kez Etlik Şehir Hastanesi'nde uygulanan tedaviyle ilgili konuşan Merkez ve Hematoloji Kliniği ve Kemik İliği Transplantasyon Ünitesi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Ahmet Kürşad Güneş, tedavinin hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin yeniden programlanmasına dayandığını anlattı.</p><h2>AKILLI İLAÇLARIN BİR ÜST AŞAMASI</h2><p>Bu yöntemde hastadan alınan T hücrelerinin laboratuvarda genetik olarak değiştirilerek kanser hücrelerini tanıyıp yok edecek hale getirildiğini ve tekrar hastaya verildiğini aktaran Güneş, "Hedefe yönelik tedaviler ya da bu akıllı ilaçların bir üst basamağı diyebiliriz. Burada tedavi amaçlı kullandığımız hastamızın kendi hücreleri, bu hücreleri tümöre özgü programlayarak tekrar hastaya verdiğimiz bir tedavi yöntemi" bilgisini paylaştı. Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Fatma Duygu Özel Demiralp de "Hücrelerinizi bir akıllı ilaç gibi 'akıllı hücre' haline getirerek kan kanseri dediğimiz kanserlerde kullanılacak bir tedavi unsuru yapıyoruz" açıklamasını yaptı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815596" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/15/7bae97ff-8srbmx1es3xwiu8oogrok.webp" data-title="Uzmanından açıkta satılan ürünler için kritik uyarı" data-url="/hayat/uzmanindan-acikta-satilan-urunler-icin-kritik-uyari-4815596" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanından açıkta satılan ürünler için kritik uyarı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815377" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/15/c00ac89c-i1nn4mo4rjwv7za1hwss.webp" data-title="Göz sağlığında hastalar rakama değil uzmanlığa bakıyor" data-url="/hayat/goz-sagliginda-hastalar-rakama-degil-uzmanliga-bakiyor-4815377" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Göz sağlığında hastalar rakama değil uzmanlığa bakıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4815257" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/15/b306afe7-e4j9ed3itlqf8gr9nhcsvt.webp" data-title="Motosiklet sürücülerine hayati tavsiye: Sadece kask yeterli değil" data-url="/hayat/motosiklet-suruculerine-hayati-tavsiye-sadece-kask-yeterli-degil-4815257" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Motosiklet sürücülerine hayati tavsiye: Sadece kask yeterli değil</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kanseri-yok-eden-tedavi-turkiyede-4815628</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/16/caaaef52-lowbfvgxf2cvkf2x4fbl8n.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından açıkta satılan ürünler için kritik uyarı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-acikta-satilan-urunler-icin-kritik-uyari-4815596</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-acikta-satilan-urunler-icin-kritik-uyari-4815596" rel="standout" />
      <description>Yıldız Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Arıcı, "doğal" adı altında satılan her ürünün güvenli olmayabileceğini belirterek, özellikle açıkta satılan gıdaların risk taşıyabileceği uyarısında bulundu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arıcı, "5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi" için geldiği Antalya'da AA muhabirine yaptığı açıklamada, "doğal" denilerek pazarlanan gıdaların her zaman sağlıklı olmayabileceğini, belirleyici unsurun üretim ve saklama koşulları olduğunu söyledi.</p><p>Açıkta satılan ürünlerin çoğu zaman denetim ve kayıt sistemine tabi olmadan tüketiciye ulaştığına dikkati çeken Arıcı, bu durumun üretim ve dağıtım süreçlerine ilişkin belirsizlikleri artırdığını kaydetti.</p><p>Arıcı, bu tür gıdalarda özellikle mikrobiyolojik risklerin öne çıktığını vurguladı.</p><p>Birçok ürünün ısıl işlem veya fermantasyon gibi yöntemlerle işlenmesinin, riskleri azaltarak gıdanın daha güvenli hale gelmesini sağladığının bilimsel olarak kabul edildiğini anlatan Arıcı, bu süreçlerin gıda güvenliğinde önemli rol oynadığını belirtti.</p><p>Açıkta satılan baharat ve çiğ süt gibi gıdaların kontrollü şekilde üretilmesinin önemine işaret eden Arıcı, "Gıdanın açık olması elbette dışarıdan bulaşabilecek safsızlıklara da açık demektir ancak bunların kontrol edilememesi durumunda özellikle mikotoksin, aflatoksin gibi riskleri aklımıza getirir. Onun için elbette paketli gıda diyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Arıcı, gıda kaynaklı risklerin çoğunlukla kısa vadeli etkilerden ziyade zamanla vücutta biriken mikotoksinler aracılığıyla ortaya çıktığını, bu maddelerin bazı organlarda birikerek uzun vadede toksik etki ve kanser gibi ciddi hastalıklara yol açabileceğini dile getirdi.</p><p><strong>Yoğun dumana maruz kalan gıdalar sağlık risklerini artırabiliyor</strong></p><p>Gıda güvenliğinde yalnızca ürün seçiminin değil, hazırlama yöntemlerinin de önemli olduğunu vurgulayan Arıcı, yüksek ısı ve yoğun dumana maruz kalan gıdalarda zararlı bileşiklerin oluşabileceğine dikkati çekti.</p><p>Mangal gibi pişirme yöntemlerinde kontrollü olunması gerektiğini anlatan Arıcı, "Mangalın üstünde, bol ateşle, ateşe yakın pişirildiği zaman et bol dumana maruz kalır. O duman yağın dumanıdır. Buradan da PAH denilen maddeler ızgara edilen etlere geçer ve sağlık riski taşır." dedi.</p><p><strong>Gıda güvenliğinde izlenebilirlik ve şeffaflık öne çıkıyor</strong></p><p>Gıda güvenliğinde şeffaflık ve izlenebilirliğin önemine değinen Arıcı, bu imkanın özellikle ambalajlı ve işlenmiş gıdalarda güvenilirlik açısından önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti.</p><p>Kökeni bilinen gıdaların önemine işaret eden Arıcı, devletin izlenebilirlik sistemlerini yaygınlaştırdığını söyledi.</p><p>Barkod sistemi sayesinde ürünün cep telefonlarıyla taranarak menşeine ve üretim sürecine kadar ulaşılabildiğini belirten Arıcı, izlenebilirliği olan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Tüketicilerin ürün seçiminde temel kontrolleri ihmal etmemesi gerektiğini kaydeden Arıcı, ambalajı deforme olmuş, paslı, çarpık veya şişmiş konservelerin kesinlikle alınmaması ve tüketilmemesi, şüpheli ürünlerin tadına dahi bakılmadan imha edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-acikta-satilan-urunler-icin-kritik-uyari-4815596</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/15/7bae97ff-8srbmx1es3xwiu8oogrok.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 21:19:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Göz sağlığında hastalar rakama değil uzmanlığa bakıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/goz-sagliginda-hastalar-rakama-degil-uzmanliga-bakiyor-4815377</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/goz-sagliginda-hastalar-rakama-degil-uzmanliga-bakiyor-4815377" rel="standout" />
      <description>Dünyagöz Hastaneler Grubu’nun FutureBright Group iş birliğiyle gerçekleştirdiği göz sağlığı araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 89’u göz operasyonu kararı için en kritik faktörün “cerrahın deneyimi” olduğunu söylüyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz sağlığı alanında lazer ve akıllı lens operasyonlarına yönelik talep artarken, tüketici kararlarının merkezinde maliyet değil güven yer alıyor. Dünyagöz Hastaneler Grubu’nun FutureBright Group iş birliğiyle pazar araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 89’u için göz operasyonuna karar verme aşamasında en kritik faktör cerrahın deneyimi olarak ortaya çıkıyor. </p><p>Operasyon sürecinde tasarruf arayışı var olsa da nihai karar; cerrah deneyimi, uzmanlık, referans ve şeffaflık ekseninde şekilleniyor. Veriler, günümüzde “fiyat değil güven odaklı” bir karar mekanizmasının öne çıktığını ortaya koyuyor. Bu durum, sektördeki rekabetin artık güven ve deneyim odaklı yürüdüğüne işaret ediyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/15/da3fd088-b5njaradylmqkatacgnmp.webp" data-card-width="1038" data-card-height="231" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/15/da3fd088-b5njaradylmqkatacgnmp.webp"></p><h2>Gözde bilgi kaynağı yakın çevre</h2><p>Göz sağlığında hastanın yolculuğu genellikle çevreden gelen uyarılar ve görme kalitesindeki belirgin düşüşün bariz şekilde fark edilmesi ile başlıyor. Bu noktada hastalar için en etkili yönlendiriciler; aile üyeleri, iş arkadaşları ve komşular olarak dikkat çekiyor. Hasta için yakın çevre, bilinmezlik karşısındaki endişesini azaltıcı bir filtre görevi üstleniyor.</p><h2>Branş hastaneleri tercih nedeni</h2><p>Katılımcıların %65’i, yalnızca ilgili alanda uzmanlaşmış doktor veya kuruma güvendiğini belirtiyor. Bu durum, göz gibi kritik bir organda geri dönüşü olmayan hata korkusunun karar mekanizmasında belirleyici olduğunu ortaya koyarken, branş hastaneciliğinin önemine referans veriyor.</p><h2>Cerrahide özel hastane tercih ediliyor</h2><p>Söz konusu cerrahi bir operasyon olduğunda her 10 kişiden 6’sı önemli operasyonlar için özel hastaneyi tercih edeceğini, yalnızca 2’si devlet hastanelerine yöneleceğini ifade ediyor. Yüksek maliyetler, her 10 kişiden sadece 1’i için tedaviden vazgeçme sebebi sayılıyor. Bu veriler, göz sağlığı için bütçeden tasarruf etmek yerine 'en güvenli ve en doğru' sonuca odaklanıldığını kanıtlar nitelikte. Özel hastane tercihi hasta deneyimi, hız, konfor ve iletişim ekseninde yoğunlaşırken, devlet hastanesi tercihi ise maliyet olarak göze çarpıyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/16/87c8c9e0-lg2ie3vv5r9hsjtp1a8jcp.webp" data-card-width="800" data-card-height="1199" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/16/87c8c9e0-lg2ie3vv5r9hsjtp1a8jcp.webp"></p><h2>Hastanenin fiziki yapısı güveni pekiştiriyor</h2><p>Operasyon geçirmek üzere hastaneye adım atan her 10 kişiden 4’ü, hastanenin fiziksel koşullarının ferah, aydınlık ve düzenli olmasını bekliyor. Hastanede bekleme süreci söz konusu olduğunda ise ortamın konforu belirleyici olmakla birlikte ferah alanlar, ergonomik oturma düzeni ve ikramlar beklemeyi daha kabul edilebilir kıldığı ifade ediliyor.</p><p>Araştırma sonuçlarına dair değerlendirmelerde bulunan Dünyagöz Hastaneler Grubu CEO’su Güçlü Batkın şunları söyledi:</p><p>"Bu araştırma, toplumun göz sağlığına bakışı noktasında stratejik bir önem taşıyor. Günümüzde hastaların karar mekanizmasının merkezine 'fiyat' yerine 'güven ve uzmanlığı' koymuş olması, branş hastaneciliğinin ve tecrübeli hekim kadrosunun hayati değerini bir kez daha kanıtlıyor. Araştırma sonuçları, onlara sunduğumuz güven odaklı hizmet standartlarını daha da yukarı taşıma noktasında bizim için kıymetli bir yol haritası oldu"</p><p>FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula, araştırma sonuçları hakkında açıklamalarda bulundu:</p><p>“Bu araştırma bize sadece insanların neye baktığını değil, nasıl karar verdiğini de anlattı. Karar anında güçlü bir gerilim var. İnsanlar göz sağlığı için kuruma gittiklerinde sadece tedavi olmuyor, aynı zamanda ‘hasta mıyım müşteri mi?’ sorusunu da yaşıyor. Bu yüzden cerrah ya da teknoloji ne kadar belirleyici ise, sürecin ne kadar şeffaf olduğu da bir o kadar belirleyici. Asıl kırılma ise kararın kendisinde. Cerrah deneyimi deniyor ama mesele aslında ‘kime kendimi emanet ediyorum’ sorusu. Bu cerrah gerçekten bu kurumun parçası mı, teknoloji gerçekten söylendiği gibi mi, süreç bana açıkça anlatılıyor mu… Bu sorular belirleyici oluyor. Referans arayışı, ikinci görüş ihtiyacı, detaylı açıklama beklentisi. Hepsi aynı ihtiyaca çıkıyor. Bugün sağlıkta farkı yaratan, en iyi hizmeti sunan kadar, süreçler konusunda en açık ve en dürüst olan kurumlar”</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/goz-sagliginda-hastalar-rakama-degil-uzmanliga-bakiyor-4815377</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/15/c00ac89c-i1nn4mo4rjwv7za1hwss.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:58:17 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Motosiklet sürücülerine hayati tavsiye: Sadece kask yeterli değil</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/motosiklet-suruculerine-hayati-tavsiye-sadece-kask-yeterli-degil-4815257</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/motosiklet-suruculerine-hayati-tavsiye-sadece-kask-yeterli-degil-4815257" rel="standout" />
      <description>İki tekerlekli araçların, yanlış kullanım ve eksik ekipmanla kalıcı sakatlıkların baş sorumlusu haline geldiğini ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy, hastanelere ağır travmalarla gelen genç sürücü sayısındaki artışa dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Azboy, “Motosiklet kazalarında ekipman kullanımı hayati önem taşıyor. Sadece kask takmak yeterli değil. ‘Kısa mesafe gideceğim’ düşüncesi çok yanlış. Eldiven, dizlik, ayak bileğini, sırtı ve omurgayı koruyan ekipmanlar mutlaka kullanılmalı” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Büyük şehirlerde artan trafik yoğunluğuyla birlikte motosiklet kazalarının, genç yaşta kalıcı sakatlığın en büyük nedenlerinden biri haline geldiğini belirten Medipol Sağlık Grubu’ndan Prof. Dr. İbrahim Azboy, motosiklet kazalarında ayak bileği, diz ve kalça çevresinde ciddi kırıklarla sıkça karşılaştıklarını belirterek sürücülere hayati uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Azboy, motosiklet kazaları sonrası hastanelere ağır travmalarla başvuran gençlerin sayısında ciddi oranda artış yaşandığını söyledi.</p><p><strong>‘GENÇ HASTALARIMIZ CİDDİ KIRIKLARLA GELİYOR’</strong></p><p>Motosiklet kazalarının ortopedi kliniklerinde en sık karşılaşılan travmalar arasında yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Azboy, “Özellikle İstanbul gibi trafiğin yoğun ve zeminin engebeli olduğu şehirlerde motosiklet kazaları daha sık görülüyor. Aşırı hız nedeniyle hastalarımız bize ciddi travmalarla geliyor. Çoğu genç olan sürücülerde ayak bileği, diz ve kalça çevresinde parçalı ve eklem içi kırıklarla karşılaşıyoruz. Bazı kırıklar uzun vadeli sakatlık riski taşıyor. Kalça yuvasının kırılıp femur başının yuvadan çıktığı asetabulum kırıklarıyla sık karşılaşıyoruz. Bu kırıkların tedavisi oldukça zor. Eklem içi kırıklarda ilerleyen yıllarda hareket kısıtlılığı ve kalıcı sakatlıklar görülebiliyor. Genç yaşta yaşanan bu kazalar, hastalarımızın hem iş hem de sosyal hayatını ciddi şekilde etkiliyor” ifadelerini kullandı. </p><p><strong> ‘SADECE KASK YETERLİ DEĞİL’</strong></p><p>Kazaları önlemenin en etkili yolunun trafik kurallarına uymak olduğunu vurgulayan Prof. Azboy, “Ekipman kullanımı hayati önem taşıyor. Sadece kask takmak yeterli değil. ‘Kısa mesafe gideceğim’ düşüncesi çok yanlış. Eldiven, dizlik, ayak bileğini, sırtı ve omurgayı koruyan ekipmanlar mutlaka kullanılmalı. Motosiklet kazalarının ne kadar ciddi travmalara yol açtığını unutmamak gerekiyor. Motosiklet kazaları sonrası yapılan yanlış müdahaleler de hasarı artırabiliyor. Boyun kırıkları, omurga kırıkları, kalça kırıklı çıkıkları gibi hayati risk taşıyan durumlar görülebiliyor. Acil ekipler gelene kadar hastanın hareket ettirilmemesi, ‘Bir şeyin yok, kalk yürü’ denmemesi gerekir. Hastanın travma tahtasına alınarak en yakın sağlık merkezine doğru şekilde transfer edilmesi çok önemlidir” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/motosiklet-suruculerine-hayati-tavsiye-sadece-kask-yeterli-degil-4815257</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/15/b306afe7-e4j9ed3itlqf8gr9nhcsvt.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 22:12:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanı açıkladı: Diş eti hastalıkları kalp ve alzheimer riskiyle ilişkili olabilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-acikladi-dis-eti-hastaliklari-kalp-ve-alzheimer-riskiyle-iliskili-olabilir-4815255</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-acikladi-dis-eti-hastaliklari-kalp-ve-alzheimer-riskiyle-iliskili-olabilir-4815255" rel="standout" />
      <description>Ağız sağlığının yalnızca dişlerle sınırlı olmadığını, kalp ve beyin sağlığıyla da yakından ilişkili olabileceğini söyleyen Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Dt. Gülcan Pirbudak, “Diş eti hastalıkları kalp ve alzheımer riskiyle ilışkili olabilir. İnsan vücudundaki tüm sistemler arasında güçlü ve karmaşık bir ilişki bulunur. Çoğu kişi ağız ve diş sağlığını yalnızca estetik görünüm ya da diş çürükleriyle ilişkilendirirken, bilimsel çalışmalar ağız sağlığının vücudun genel sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ağız içinde gelişen enfeksiyonların zaman zaman kan dolaşımına karışabildiğini belirten Medicana International İstanbul Hastanesi'nden Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Dt. Gülcan Pirbudak, diş eti hastalıkları bulunan kişilerde kalp ve damar hastalıklarının daha sık görülebildiğini ifade etti. Ağızdaki bakterilerin kan dolaşımına geçmesiyle birlikte vücutta iltihabi yanıtın artabileceğini belirten Pirbudak, kronik inflamasyonun damar iç yüzeyinde yapısal değişikliklere yol açabileceğini ve bunun da damar sertliği, damar daralması ve tıkanıklık gibi sorunlara zemin hazırlayarak kalp krizi ve felç riskini artırabileceğini söyledi.</p><p><strong>‘DİŞ ETİ HASTALIKLARI KALP DAMAR SİSTEMİNİ ETKİLEYEBİLİR’</strong></p><p>Bilimsel çalışmaların diş eti hastalıkları ile kalp damar hastalıkları arasında dikkat çekici bir ilişki olduğunu ortaya koyduğunu belirten Pirbudak, ağız içinde bulunan bazı bakterilerin kan dolaşımı yoluyla damar duvarlarına yerleşebildiğini aktardı. Bu bakterilerin damar sertliği oluşumuna katkıda bulunabileceğini ifade eden Pirbudak, bazı durumlarda diş ve diş eti enfeksiyonlarına neden olan bakterilerin kalp kapakçıklarına ulaşarak kalp kapakçığı enfeksiyonlarına yol açabileceğini belirtti. Yapılan bazı klinik araştırmaların diş eti tedavisinin vücuttaki inflamasyon seviyesini azaltabildiğini ve damar fonksiyonlarının iyileşmesine katkı sağlayabildiğini gösterdiğini söyledi.</p><p><strong>‘AĞIZ SAĞLIĞI BEYİN SAĞLIĞIYLA DA BAĞLANTILI OLABİLİR’</strong></p><p>Son yıllarda yapılan araştırmaların ağız sağlığı ile Alzheimer hastalığı arasında da olası bir ilişki bulunduğunu gösterdiğini belirten Pirbudak, özellikle diş eti hastalıklarıyla ilişkili bazı bakterilerin Alzheimer hastalarının beyin dokusunda tespit edildiğini ifade etti. Bu bakterilerin ürettiği toksinlerin beyin dokusunda iltihabi süreçleri tetikleyebileceğinin düşünüldüğünü belirten Pirbudak, kronik enfeksiyonların kan-beyin bariyerinin geçirgenliğini artırarak nöroinflamasyonu tetikleyebileceğine dair çalışmalar bulunduğunu söyledi.</p><p><strong>‘DİŞ KAYBI VE ÇİĞNEME FONKSİYONU BEYİN SAĞLIĞINI ETKİLEYEBİLİR’</strong></p><p>Diş kaybı ve ağız içi enfeksiyonların yalnızca enfeksiyon açısından değil fonksiyonel açıdan da önemli olduğunu belirten Pirbudak, çiğneme fonksiyonunun azalmasının beyne giden kan akışını etkileyebileceğini dile getirdi. Sigara kullanımı, diyabet, kronik inflamasyon, ileri yaş ve yetersiz ağız</p><p>hijyeni gibi faktörlerin hem diş eti hastalıkları hem de kalp damar hastalıkları için ortak risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.</p><p><strong>‘AĞIZ SAĞLIĞI GENEL SAĞLIĞIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR’</strong></p><p>Ağız sağlığının korunmasının yalnızca dişleri korumak anlamına gelmediğini belirten Pirbudak, düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve diş hekimi kontrollerinin genel sağlık açısından da önemli olduğunu vurguladı. Vücudun bir bütün olduğunu ve ağızda başlayan bir sorunun zamanla farklı sistemleri etkileyebileceğini belirten Pirbudak, sağlıklı bir ağız yapısının kalp ve beyin sağlığının korunmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmani-acikladi-dis-eti-hastaliklari-kalp-ve-alzheimer-riskiyle-iliskili-olabilir-4815255</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/15/e5a82f95-j6hde4ko6sp3jalhc5v8qf.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 21:26:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hata tekrarı değil Nörodöngü</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/hata-tekrari-degil-norodongu-4814981</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/hata-tekrari-degil-norodongu-4814981" rel="standout" />
      <description>Uzman Klinik Psikolog Gül Çolak, hayatın akışı içinde aynı sorunlar, benzer stresler ve tekrar eden kaygıların nörodöngü olarak adlandırıldığını söyledi. Beynin çocukluktan itibaren öğrendiği kalıpları tekrar etme eğilimi gösterdiğini anlatan Çolak, "Beyin tanıdık olanı sever. Tanıdık olan her zaman iyi olmasa bile 'güvenli' gibi algılar. Bu yüzden kişi kendine iyi gelmeyen ilişkilere, stresli iş düzenine, ertelemeye, sürekli kaygıya ve aşırı yorgunluğa rağmen aynı tempoya geri dönebilir” dedi. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımızda bazen kendimizi aynı noktaya dönüp dururken buluruz. Aynı tür sorunlar, benzer stresler ve tekrar eden kaygılar… Hatta bazı konularda kararlı adımlar atmak için ‘Bu kez farklı olacak’ şeklinde telkinlerde de bulunuruz. Ancak çoğu birkaç ay, hatta birkaç gün içinde yine aynı noktada oluruz. Çoğumuz bunu irade eksikliği olarak nitelendirse de aslında tüm mesele beynimizin çalışma biçimiyle ilgili. Beynin öğrendiği kalıpları otomatik olarak tekrar etme eğilimi gösterdiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Gül Çolak, “Beyin her zaman doğru olanı değil, bildiği ve tanıdık olanı seçiyor. Tanıdık olan durum kişiye zarar verse bile, beyin bilinmezliğin oluşturduğu alarm durumu yerine bildiği huzursuzluğu güvenli bölge olarak algılıyor” dedi. Yaşanan bu dejavu hissinin psikolojide nörodöngü olarak adlandırıldığını söyleyen Çolak, “Bu yüzden kişi kendine iyi gelmeyen ilişkilere, stresli iş düzenine, ertelemeye, sürekli kaygıya ve aşırı yorgunluğa rağmen aynı tempoya geri dönüyor” diye konuştu. </p><h2>DÖNGÜNÜN TEMELİ ÇOCUKLUKTA ATILIYOR </h2><p>Nörodöngünün temellerinin çocukluk yıllarında atıldığını ifade eden Çolak, bu dönemde yaşananların beynimizde görünmez bir yaşam haritası oluşturduğunu söyledi. Bu haritanın ilişkilerimizi, stresle baş etme biçimimizi ve öz saygımızı şekillendirdiğini vurgulayan Çolak, “Örneğin sürekli eleştirilen bir çocuk yetersizlik döngüsüne hapsolurken, duyguları görmezden gelinen bir çocuk yetişkinliğinde içe kapanmayı otomatik bir savunma mekanizması haline getiriyor” şeklinde konuştu. </p><h2>TEHDİT ALGISI DEĞİŞİMİ ENGELLİYOR </h2><p>Değişimin beyin için bilinmez olduğunu hatırlatan Çolak, “Bilinmezlik beyinde tehdit algısı oluşturuyor. Kişi sakin kalmak istese de sistem otomatik olarak eski alışkanlığa yani eski yola sapıyor. Burada sorun niyetin kötü olması değil, otomatik sistemin hızı” ifadelerini kullandı.</p><h2>Döngüyü kırmak mümkün</h2><ol><li data-list="bullet"> Nörodöngülerin kader olmadığını belirten Çolak, terapinin bu noktada devreye girerek farkındalık kazandırdığını ve beynin kaygı sistemini sakinleştirdiğini ifade ediyor. Yeni deneyimler tekrarlandıkça, beyinde bu yeni ve sağlıklı yolların güçlendiğini vurgulayan Çolak, döngüyü kırmak için şu üç pratik adımı tavsiye etti. Çolak sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk adım kişilerin döngüye girdiği anı fark etmesi olurken, ikinci adım kaygı sistemini fiziksel olarak sakinleştirmekten geçiyor. Üçüncü ve son adımda ise otomatik tepkinin dışına çıkan minik bir adım atmak gerekiyor. Farkındalıkla değişim her zaman mümkün. Doğru adımlarla daha dengeli ve huzurlu bir yaşam inşa edilebilir.” </li></ol><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814670" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/13/12eababe-6m51ya3whgngn8irmfal8t.webp" data-title="Diş çürüğü sandığınızdan daha tehlikeli olabilir: Kalbe kadar ulaşıyor" data-url="/hayat/dis-curugu-sandiginizdan-daha-tehlikeli-olabilir-kalbe-kadar-ulasiyor-4814670" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Diş çürüğü sandığınızdan daha tehlikeli olabilir: Kalbe kadar ulaşıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814671" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/13/e5e38e88-b2m4dxksdopwxklhv4xt2e.webp" data-title="Çocuklarda dikkat süresi kısalıyor, bağımlılık riski artıyor" data-url="/hayat/cocuklarda-dikkat-suresi-kisaliyor-bagimlilik-riski-artiyor-4814671" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Çocuklarda dikkat süresi kısalıyor, bağımlılık riski artıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814816" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/13/56f33166-t9tvczl0cj7r0t5fg78fa.webp" data-title="Kalp krizi aylar öncesinden belirti verebilir: Uzman isimden kritik uyarı" data-url="/hayat/kalp-krizi-aylar-oncesinden-belirti-verebilir-uzman-isimden-kritik-uyari-4814816" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kalp krizi aylar öncesinden belirti verebilir: Uzman isimden kritik uyarı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/hata-tekrari-degil-norodongu-4814981</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Aybike Eroğlu</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/14/935e8958-h26rien7q4qs5jspew5u1.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Polen alerjisine karşı kalıcı kalkan 'alerji aşısı'</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/polen-alerjisine-karsi-kalici-kalkan-alerji-asisi-4814930</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/polen-alerjisine-karsi-kalici-kalkan-alerji-asisi-4814930" rel="standout" />
      <description>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Akelma, bahar aylarında artan polen yoğunluğunun özellikle çocuklarda alerji rinit başta olmak üzere birçok alerjik hastalığı tetiklediğini belirterek, uzun vadeli çözümde alerji aşısının (immünoterapi) önemli rol oynadığını söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polen sezonunun genellikle şubat sonu ve mart başında başladığını belirten Akelma, nisan ayıyla birlikte ağaç ve çayır polenlerinin etkisinin arttığını, ilerleyen dönemde ise yabani ot polenlerinin de ortaya çıkacağını ifade etti. Havaların ısınmasıyla birlikte doğada çiçeklenmenin başladığını dile getiren Akelma, bahar alerjilerinin de bu dönemde belirginleştiğini kaydetti.</p><p><strong>- Alerji ile enfeksiyon karıştırılabiliyor</strong></p><p>Mevsim geçişlerinde viral enfeksiyonların da sık görüldüğüne dikkat çeken Akelma, özellikle çocukluk yaş grubunda değişken hava koşulları nedeniyle enfeksiyonların arttığını söyledi. Alerji ile nezle ve grip belirtilerinin benzerlik gösterebildiğini belirten Akelma, her iki durumda da burun akıntısı, tıkanıklık, öksürük ve hapşırık görülebileceğini aktardı.</p><p>Nezle ve gribin genellikle 5-7 gün içinde düzeldiğini, alerjik hastalıkların ise daha uzun sürdüğünü ve her yıl aynı mevsimde tekrar ettiğini anlatan Akelma, alerjide hapşırığın ön planda olduğunu, burun kaşıntısı ile gözlerde kızarıklık ve sulanmanın sık görüldüğünü, şikayetlerin özellikle açık havada geçirilen zaman sonrası arttığını kaydetti.</p><p><strong>- Alerjik rinit hayat kalitesini düşürüyor</strong></p><p>Çocuklarda en sık görülen tablonun alerjik rinit olduğunu belirten Akelma, saman nezlesi olarak da bilinen bu hastalıkta burun ve gözlerin etkilendiğini söyledi. Burun mukozasında oluşan ödem ve şişliğin solunumu zorlaştırdığını ifade eden Akelma, sürekli hapşırık ve burun akıntısının çocukları ciddi şekilde rahatsız ettiğini dile getirdi.</p><p>Alerjik rinitin basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Akelma, bu durumun kişinin hayat kalitesini ciddi oranda etkilediğini söyledi.</p><p>Akelma, çocuklarda bahar alerjisine bağlı olarak en sık alerjik rinitin görüldüğünü dile getirerek, şunları söyledi:</p><p>"Burada temel olarak üst solunum yolu tutuluyor. Burun mukozası dediğimiz burun ve gözler özellikle tutuluyor. Burun ve gözler özellikle etkileniyor. Buna bağlı olarak ödem ve şişlik oluşuyor. Aynı zamanda da hapşırık, öksürük şikayetleriyle sürekli bir temizleme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Çocuk doğal olarak bundan çok rahatsız oluyor. Çok önemli bir durum aslında. Alerjik rinit, erişkinlerde hayat kalitesini düşürüyor, günlük yaşamını bozuyor, iş performanslarını düşürüyor."</p><p><strong>- Çocuklarda uyku ve okul başarısını etkiliyor</strong></p><p>Akelma, çocuklarda uyku bozukluklarına da yol açtığını dile getirerek, gece sık uyanma, ağız açık uyuma ve horlama gibi sorunların görülebildiğini, bunun da sabah yorgun uyanmaya ve baş ağrısına neden olabildiğini söyledi.</p><p>Bu durumun okul çağındaki çocuklarda dikkat eksikliği ve derslere odaklanamama gibi sorunlara yol açabildiğini kaydeden Akelma, şu uyarıları yaptı:</p><p>"Çocuklar da biz bunu, uyku bozuklukları şeklinde uyuyamama, gece sık uyanma, ağzından nefes aldıkları için de horlama ve ağzı açık uyuma ve buna bağlı olarak da iyi uyuyamadıkları için de sabahları hırçın uyanma şeklinde görürüz. Aynı zamanda sabahları baş ağrısı olabilir. Bir de çok önemli bir durum okul çocuklarında bu uykusuzluk ve huzursuzluğa bağlı alarak dikkat eksikliği, derslere odaklanamama ve bunun sonucunda okul başarısının etkilenmesi, okul başarısında bir düşme söz konusudur."</p><p>Prof. Dr. Akelma, alerjik rinitin mutlaka önemsenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Eğer ısrarla her sene aynı şekilde tekrarlıyorsa başladıktan 1 hafta ya da 15, 20 gün devam eden burun akıntısı, hapşırık, tıksırık burun akıntıları devam ediyorsa mutlaka bir hekime başvurmak gerekiyor. Bu kişilerin tedavi edilmesi gerekiyor. Hayat kalitesi böylece düzeliyor. Tedaviyi de hemen kesmemek gerekiyor. Bütün polen mevsimi uzun süre, temmuz-ağustosa kadar hatta yabani otlar için eylül-kasım da dahil devam ediyor. Mevsimi uzun olabilir. Bu sürede tedavilerini düzenlemek gerekiyor." dedi.</p><p><strong>- Alerji aşısı uzun vadeli çözüm sunabiliyor</strong></p><p>Prof. Dr. Zülfikar Akelma, alerji testleri yapılan bazı hastalarda görülen polen alerjileri ve ev tozu alerjilerine ilişkin uygulanan tedaviler konusunda ise, "Alerjik olarak testlerini yaptığımız bazı hastalarda gördüğümüz polen alerjileri ve ev tozu alerjileri de olabilir, biz bunlara karşı alerjinin tedavisi için tamamen düzeltmeye yönelik olarak 'alerji immünoterapisi' yapıyoruz." diye konuştu.</p><p>Alerji aşılarının genellikle 5 yaşından sonra uygulanabildiğini kaydeden Akelma, "Alerjenlere bağlı olarak 'alerji aşısı' diye halk arasında bildiğimiz aşılama yapıyoruz. Alerji aşılarında genel standart yaşımız 5 yaş. 5 yaş sonrasındaki bütün yaş gruplarına uygulanabilir. Tedavi biraz uzun bir tedavi. Asgari 3 yıl, maksimim 5 yıla kadar düzenli olarak ayda bir yaptığımız enjeksiyonlar ya da dil altı damla şeklinde yapılan tedavilerle bu aşıyı yaparak kişide o polene yani antijene karşı tolerans gelişmesini sağlıyoruz." dedi.</p><p><strong>- Astım gelişimini önleyen bir tedavi</strong></p><p>Akelma, alerjide ilaç tedavilerinin genellikle durumu baskıladığına ve kontrol altına aldığına işaret ederek, şunları kaydetti:</p><p>"Aşı tedavisinde polene karşı vücudu duyarsız hale getiriyoruz. Aslında bir nevi kesin çözüm diyebiliriz. Her hastada aynı düzeyde başarı olmuyor ama yüzde 70'lere yakın bir başarıdan bahsederiz. Bunun sonucunu da şöyle görüyoruz. Kişinin şikayetleri ve ilaç ihtiyacı azalıyor. Bazıları hiç ilaç kullanmıyorlar. Alerjik riniti saman nezlesi olan kişilere yapmış olduğumuz bu aşı ilerleyen dönemlerde bu hastalarda astım gelişimini azaltıyor. Astım gelişimini de önleyebilen bir tedavi. Alerji ve immünoloji uzmanları tarafından yapılan bir tedavi. Bu konuda bir değerlendirme için bu kliniklere başvurmak ve ona göre uygun hastanın seçilmesi gerekir."</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/polen-alerjisine-karsi-kalici-kalkan-alerji-asisi-4814930</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/14/8327423f-yk7zewfqfa91xw2siouqk.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 21:44:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erken tanı ve sağlıklı yaşam kalp hastalıklarına karşı koruma sağlıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/erken-tani-ve-saglikli-yasam-kalp-hastaliklarina-karsi-koruma-sagliyor-4814929</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/erken-tani-ve-saglikli-yasam-kalp-hastaliklarina-karsi-koruma-sagliyor-4814929" rel="standout" />
      <description>Kardiyovasküler hastalıkların büyük bir kısmının erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebildiği, risk faktörlerinin erken dönemde tespit edilerek gerekli önlemlerin alınması gerektiği belirtildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığından "Kalp Sağlığı Haftası" dolayısıyla yapılan açıklamaya göre, kalp ve damar hastalıkları, bireylerin yaşam süresi ile günlük yaşam aktivitelerini ve genel yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor.</p><p>Özellikle erken yaşlardan itibaren ortaya çıkan risk faktörleri, kalp sağlığını olumsuz etkileyerek ilerleyen dönemlerde ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Kalp ve damar hastalıkları yalnızca fiziksel sağlığı değil, bireylerin psikolojik durumunu, sosyal hayata katılımını ve üretkenliğini de etkileyerek çok yönlü sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle kalp sağlığının korunması, erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşıyor.</p><p>Sağlık hizmetlerinin etkin ve erişilebilir sunulması amacıyla, Bakanlık bünyesindeki kamu hastanelerinde faaliyet gösteren 100 erişkin kalp merkezi ve 15 pediatrik kalp merkezi ile tanı ve tedavi olanakları artırıldı. Bu merkezler sayesinde vatandaşların kalp ve damar hastalıklarına yönelik sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay ulaşması sağlanıyor.</p><p>Kalp sağlığı alanında sunulan güçlü altyapı hem erken tanı süreçlerini destekliyor hem de ileri tedavi yöntemlerine erişimi kolaylaştırıyor. Böylece, toplum genelinde kalp hastalıklarına bağlı risklerin azaltılması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor.</p><p><strong>- Kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisi uzman hekimlerle etkin şekilde yürütülüyor</strong></p><p>Sağlık hizmetlerinin etkin ve erişilebilir sunulması amacıyla ülke genelinde insan kaynağı ve altyapı kapasitesi güçlendirilmeye devam ediliyor. Bu doğrultuda, kamu hastanelerinde sunulan hizmetler kapsamında, 1598 kalp ve damar cerrahisi ile 3 bin 547 kardiyoloji uzman hekim görev yapıyor, kardiyovasküler hastalıkların tanı ve tedavisinde etkin rol alıyor.</p><p>Ayrıca, kamu hastaneleri bünyesinde görev yapan 144 çocuk kalp ve damar cerrahisi ve 391 çocuk kardiyolojisi uzmanı ile pediatrik hasta grubuna yönelik nitelikli sağlık hizmeti sunuluyor.</p><p><strong>- Kalp hastalıklarında erken tanı hayati önem taşıyor</strong></p><p>Kardiyovasküler hastalıkların büyük bir kısmı erken tanı ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla önlenebiliyor. Bu nedenle düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi, risk faktörlerinin erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması açısından büyük önem taşıyor.</p><p>Kalp sağlığının korunması, yalnızca yaşam süresini uzatmakla kalmıyor, aynı zamanda bireylerin yaşam kalitesini de artırıyor. Bu yönüyle kalp ve damar hastalıklarıyla mücadele, toplum sağlığının korunması açısından kritik rol oynuyor.</p><p><strong>- Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kalp sağlığını koruyor</strong></p><p>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, kalp ve damar sağlığını korumada büyük önem taşıyor. Bu nedenle, dengeli ve sağlıklı beslenilmesi, tuz ve doymuş yağ tüketiminin sınırlandırılması, düzenli fiziksel aktivite yapılması, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulması, stresin kontrol altına alınması, yeterli uyku düzeninin sağlanması ve sağlık kontrollerinin düzenli yaptırılması gerekiyor.</p><p>Bireylerin bu alışkanlıkları erken yaşlardan itibaren benimsemesi, ilerleyen dönemlerde oluşabilecek riskleri önemli ölçüde azaltarak daha sağlıklı ve kaliteli yaşam sürmelerine katkı sağlıyor.</p><p>Sağlıklı hayat merkezleri bünyesinde sunulan ücretsiz yaşam danışmanlığı hizmetleri, bireylere sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanma sürecinde rehberlik ediyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/erken-tani-ve-saglikli-yasam-kalp-hastaliklarina-karsi-koruma-sagliyor-4814929</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/14/a34ab739-jkojdye5zx3ilg1lm286a.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 20:52:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kalp krizi aylar öncesinden belirti verebilir: Uzman isimden kritik uyarı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kalp-krizi-aylar-oncesinden-belirti-verebilir-uzman-isimden-kritik-uyari-4814816</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kalp-krizi-aylar-oncesinden-belirti-verebilir-uzman-isimden-kritik-uyari-4814816" rel="standout" />
      <description>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, kalp krizinin çoğu zaman aniden gelişen bir durum gibi algılansa da bazı hastalarda aylar öncesinden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları dünyada ve Türkiye'de en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor.  Abacı, kalp krizinin çoğu zaman kalbi besleyen koroner damarların ani tıkanmasıyla ortaya çıktığını kaydetti.</p><p>Kalp krizinin bazı hastalarda önceden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini vurgulayan Abacı, özellikle eforla ortaya çıkan göğüs ağrılarının önemli bir uyarı olabileceğini anlattı. </p><p>Abacı, kalp krizinin en önemli belirtilerinden birinin göğüs ağrısı olduğunu belirterek,<strong><em> "Bu ağrı çoğu zaman göğsün ortasında baskı ya da sıkışma şeklinde hissedilir. Özellikle eforla ortaya çıkıp dinlenmekle geçen göğüs ağrıları kalp damarlarında darlık olabileceğinin önemli bir göstergesidir</em></strong>" değerlendirmelerinde bulundu.</p><h2>Sessiz kalp krizi</h2><p>Bazı hastalarda ağrının çeneye, sol kola, omuza ya da sırta yayılabildiğine dikkati çeken Abacı, "Bununla birlikte nefes darlığı, çabuk yorulma, terleme ve mide bulantısı gibi belirtiler de kalp damar hastalıklarının habercisi olabilir." ifadelerini kullandı.</p><p>Kalp krizinin her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabileceğine işaret eden Abacı, özellikle diyabet hastalarında "sessiz kalp krizi" olarak adlandırılan durumun görülebildiğini kaydetti.</p><p>Abacı, diyabeti olan bazı kişilerde kalp krizinin belirgin göğüs ağrısı olmadan da gelişebildiğini aktararak, bu nedenle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli kardiyoloji kontrollerini yaptırmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde bazı risk faktörlerinin önemli rol oynadığını belirten Abacı, <strong><em>"Sigara kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, hareketsiz yaşam ve aşırı kilo kalp krizi riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması kalp sağlığını korumada oldukça önemlidir"</em></strong> değerlendirmelerini yaptı.</p><p>Abacı, göğüs ağrısı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini kaydederek, özellikle eforla ortaya çıkan ve tekrarlayan şikayetlerde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814671" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/13/e5e38e88-b2m4dxksdopwxklhv4xt2e.webp" data-title="Çocuklarda dikkat süresi kısalıyor, bağımlılık riski artıyor" data-url="/hayat/cocuklarda-dikkat-suresi-kisaliyor-bagimlilik-riski-artiyor-4814671" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Çocuklarda dikkat süresi kısalıyor, bağımlılık riski artıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814670" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/13/12eababe-6m51ya3whgngn8irmfal8t.webp" data-title="Diş çürüğü sandığınızdan daha tehlikeli olabilir: Kalbe kadar ulaşıyor" data-url="/hayat/dis-curugu-sandiginizdan-daha-tehlikeli-olabilir-kalbe-kadar-ulasiyor-4814670" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Diş çürüğü sandığınızdan daha tehlikeli olabilir: Kalbe kadar ulaşıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814666" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/12/f3d520f8-pxeut7o7l8nii5m9abamn.webp" data-title="Parkinson ilerlemesini yavaşlatan yöntem açıklandı" data-url="/hayat/parkinson-ilerlemesini-yavaslatan-yontem-aciklandi-4814666" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Parkinson ilerlemesini yavaşlatan yöntem açıklandı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kalp-krizi-aylar-oncesinden-belirti-verebilir-uzman-isimden-kritik-uyari-4814816</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/13/56f33166-t9tvczl0cj7r0t5fg78fa.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 14:50:19 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklarda dikkat süresi kısalıyor, bağımlılık riski artıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-dikkat-suresi-kisaliyor-bagimlilik-riski-artiyor-4814671</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-dikkat-suresi-kisaliyor-bagimlilik-riski-artiyor-4814671" rel="standout" />
      <description>Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, çocukların saatlerce başından kalkamadığı kısa video (reels) çılgınlığının, masum bir eğlence olmaktan çıkıp ciddi bir bağımlılık sarmalına dönüştüğünü söyledi. Kudu, sürekli ekranı kaydırma alışkanlığının çocuklarda dikkat süresini kısalttığı ve dopamin bağımlılığı riskini artırdığı konusunda aileleri uyardı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya kullanım yaşının çocukluk dönemine kadar gerilemesi, özellikle kısa video (reels, shorts vb.) içeriklerinin yaygınlaşmasıyla tehlikeli bir boyuta ulaştığını söyleyen Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, hızlı, sürekli değişen ve beyni anlık olarak uyaran bu içeriklerin, çocukların dikkat ve odaklanma gelişimini olumsuz etkilediği belirtti. Kudu, çocukların dijital dünyadaki savunmasızlığına dikkat çekerek ebeveynler için dijital okuryazarlık ve doğru iletişim çağrısı yaptı.</p><p><strong> ‘13 YAŞ SINIRI VAR AMA DENETİM ŞART’</strong></p><p>Birçok sosyal medya platformunda 13 yaş sınırı bulunduğunu hatırlatan Kudu, “Çocuklar ebeveyn hesapları üzerinden ya da yaşlarını büyük göstererek bu platformlara erişebiliyor. Yeni uygulamalarla birlikte risk devam ediyor. Ebeveynlerin denetimi bırakmaması gerekiyor. Çocuk ve gençlerde risk boyutlarını değerlendirme ve sonuçları öngörme becerisinin yetişkinler kadar gelişmiş değil. Çocuklardan tek başlarına güçlü bir irade göstermelerini beklememeliyiz. Sosyal medyada ‘Burada durmalıyım’ diye düşünmezler, aksine ‘Bir tane daha izlemeliyim’ diye düşünürler. Bu nedenle ebeveyn desteği şart” diye konuştu.</p><p><strong>DİJİTAL OKURYAZARLIĞA DİKKAT ÇEKTİ </strong></p><p>Ebeveynlerin dijital okuryazarlık konusunda kendilerini geliştirmeleri gerektiğini belirten Kudu, ailelerin çocuklarına rol model olmasının önemine dikkat çekti.</p><p>“Sosyal medya tek başına zararlı bir alan değil” diyen Kudu, platformların yalnızca içerik tüketme değil, aynı zamanda içerik üretme alanı olduğunu da söyledi. Doğru yönlendirme ile sosyal medyanın üretkenliği besleyebileceğini ifade eden Kudu, ailelerin çocukların tükettikleri içerikleri denetlemesi gerektiğini dile getirdi.</p><p><strong> DOĞRU YAKLAŞIMIN ÖNEMİ</strong></p><p>Klinik Psikolog Kudu, “Aileler çocukların tükettikleri içerikleri yakından takip etmeli ve sosyal medya uygulamalarındaki kısıtlı mod ile ebeveyn kontrol özelliklerinden faydalanmalılar.  Açık ve yargılayıcı olmayan bir iletişim dili çok önemli. ‘Yine mi telefonla oynuyorsun?’ gibi tepkisel ifadeler yerine, ‘Bu içerikte seni etkileyen ne oldu?’ şeklinde yaklaşmak çocukla duygusal bağı güçlendiriyor. Çocuğa koyulan yasaklar sürdürülebilir değil, bu nedenle çocukla iş birliği yapılarak bir planlama yapılması gerekir. Çocuklar öfkelendiğinde, sıkıldığında direkt ekrana başvurmak da çocukların duygusal zeka gelişiminde olumsuz etkiler görülebiliyor. Sağlıklı iletişim, çocukların dijital dünyada daha bilinçli bireyler olarak yetişmesine katkı sağlıyor” dedi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-dikkat-suresi-kisaliyor-bagimlilik-riski-artiyor-4814671</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/13/e5e38e88-b2m4dxksdopwxklhv4xt2e.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 22:29:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diş çürüğü sandığınızdan daha tehlikeli olabilir: Kalbe kadar ulaşıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dis-curugu-sandiginizdan-daha-tehlikeli-olabilir-kalbe-kadar-ulasiyor-4814670</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dis-curugu-sandiginizdan-daha-tehlikeli-olabilir-kalbe-kadar-ulasiyor-4814670" rel="standout" />
      <description>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doktor Öğretim Üyesi Oğuz Arslantürk, ağız kaynaklı bakterilerin kana karışma yoluyla kalbe veya kapakçılara yerleşmesinin hayati risk taşıdığını, bu nedenle kalp kapak hastalarının 3-4 ayda bir diş hekimi muayenesine gitmeleri gerektiğini söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arslantürk, AA muhabirine, tıpta uzun yıllar boyunca ağız sağlığı ile kalp damar sisteminin ayrı ayrı değerlendirildiğini ancak bu iki sistemin derinden bağlantılı olduğunu belirterek, kronik diş eti iltihabından kaynaklı bakterilerin kan dolaşımına geçtiğini anlattı.</p><p>Sağlıklı bireylerde bağışıklık sisteminin bu durumu kontrol altına aldığını dile getiren Arslantürk, kronik diş eti iltihabına bağlı bakteriyeminin yeniden yaşanması halinde vücudun genel inflamasyon (vücudun enfeksiyon, yaralanma veya toksinlere karşı bağışıklık sistemini devreye sokarak verdiği doğal koruyucu tepki) yükünün yükseldiğine dikkati çekti.</p><p>Arslantürk, bu durumun ciddiye alınması gerektiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>"Ağız kaynaklı bakterilerin yol açtığı en akut ve hayati tehlike infektif endokardittir (bakterilerin kan yoluyla kalp kapakçıkları veya iç tabakasını enfekte etmesi). Bu tabloda bakteriler, kalbin iç yüzeyine ve kapakçıklara yerleşiyor. Çalışmalar, bazı bakteri kökenlerinin kana karıştığında kalp kapakçığına yerleşme riskinin yüzde 40 ile 50 arasında seyredebildiğini ortaya koyuyor. Daha önce kalp kapak hastalığı geçirmiş, protez kapak taşıyan ya da doğumsal kalp defekti olan hastalarda bu risk çok daha yüksek oluyor. Hızlı tanı ve tedavi edilmezse kapak yetmezliğine ve ölüme kadar giden bir süreç oluyor."</p><p><strong>"Dişlerimizi koruduğumuzda kalbimizi de korumuş oluyoruz"</strong></p><p>Arslantürk, kardiyovasküler cerrahlar olarak bu hastaları zaman zaman acil ameliyat masasında gördüklerini ve ne yazık ki çok geç kalınmış olduğunu dile getirdi.</p><p>"Ağız sağlığının kalp sağlığının aynası" olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizen Arslantürk, "Dişlerimizi koruduğumuzda aslında kalbimizi de korumuş oluyoruz." dedi.</p><p>Arslantürk, kalp kapak hastalarının ve genel olarak kalp damar riski taşıyan hastaların 3-4 ayda bir muhakkak diş hekimi muayenesine gitmeleri gerektiğini belirtti.</p><p>Kliniklerinde ameliyat olacak hastaların ağız ve diş sağlığını önceden kontrol ettiklerini söyleyen Arslantürk, yapılması gereken müdahale varsa ameliyat öncesi değerlendirdiklerini kaydetti.</p><p>Arslantürk, "İnfektif endokardit, dünya genelinde yılda 250 bine ulaşabilen vaka sayısıyla ciddi bir halk sağlığı sorunudur. İnfektif endokarditte hastane içi ölüm oranı yüzde 17 ile 18 arasında, bir yıllık ölüm oranı ise yüzde 20 ila 25 düzeyinde seyretmektedir." diye konuştu.</p><p>Ağız kaynaklı viridans grubu streptokokların (boğaz ve ciltte yaşayabilen, zincir şeklinde dizilen gram-pozitif bakteriler) bu tablonun önemli bir bölümünden sorumlu olduğu bilgisini veren Arslantürk, diş eti iltihabı ve çürük gibi tedavi edilmemiş diş hastalıklarının günlük aktiviteler sırasında dahi tekrarlayan bakteriyemiye (kan dolaşımında canlı bakterilerin bulunması) zemin hazırladığını anlattı.</p><p>Oğuz Arslantürk, düzenli ağız bakımı ve diş hekimi takibinin, Amerikan Kalp Derneğinin rehberinde de kalp kapak hastalarında hastalık yükünü azaltmada antibiyotik tedbirlerden daha belirleyici rol oynadığının ifade edildiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dis-curugu-sandiginizdan-daha-tehlikeli-olabilir-kalbe-kadar-ulasiyor-4814670</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/13/12eababe-6m51ya3whgngn8irmfal8t.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 21:53:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Parkinson ilerlemesini yavaşlatan yöntem açıklandı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/parkinson-ilerlemesini-yavaslatan-yontem-aciklandi-4814666</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/parkinson-ilerlemesini-yavaslatan-yontem-aciklandi-4814666" rel="standout" />
      <description>Uzmanlar, Parkinson'un erken döneminde ilaç ve fizik tedavi yöntemlerinin birlikte uygulanmasıyla hastalığın ilerlemesinin ciddi oranda yavaşlatıldığını belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği'nde görevli Uzm. Dr. Gözde Ünal, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, Parkinson'un beyindeki hareketle ilgili bölgelerde özellikle dopamin denilen maddenin azalmasıyla ortaya çıkan ilerleyici nörolojik bir hastalık olduğunu anlattı.</p><p>En sık belirtilerin özellikle istirahatte ortaya çıkan titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve yürümede bozulma şeklinde ortaya çıktığını dile getiren Ünal, en temel tedavinin ise dopamin eksikliğini yerine koyacak ilaç tedavisi olduğunu kaydetti.</p><p>Hastanın düzenli sağlık kontrolünün önemine işaret eden Ünal, "Parkinson'da doğru ilaç kullanımı, egzersiz ve fizik tedaviyle çok ciddi faydalar sağlanabiliyor. Hastaların özellikle bağımsız şekilde hareket etmesi uzun yıllar devam edebiliyor bu şekilde. O yüzden bu adımlar çok önemli." değerlendirmesini yaptı.</p><p><strong>Ünal, Parkinson tedavisindeki gelişmelere ilişkin şunları söyledi:</strong></p><p>"Son dönemlerde çok güzel gelişmeler var ama onun dışında bir de beyin pili olarak bilinen derin beyin stimülasyonu dediğimiz bir uygulama yapılmakta. Bu, uygun hastalara bir kurul tarafından değerlendirilerek yapılabilecek bir tedavidir. Bununla da çok yüz güldürücü sonuçlar elde edilmekte. Beyin cerrahi, nöroloji doktoru, psikolog ve psikiyatristin bulunduğu kurulda bir karar veriliyor. Hasta uygun görülürse beyinde belli özel alanlara yerleştirilen elektrotlar söz konusu. Bu şekilde tedavi ediliyor. Her Parkinson hastasına uygulanabilecek bir tedavi değil. Bu hastalar derin beyin stimülasyonu uygulandıktan sonra bazı ilaçlarını kullanmaya devam ediyor."</p><p>Uzm. Dr. Ünal, Parkinson'un ilerleyici bir hastalık olması nedeniyle hastaların ilk semptomlarını fark ettikleri anda nöroloji hekimine başvurmasının önemli olduğunu ifade etti.</p><p>Parkinson hastalarında farklı semptomların da ortaya çıkabildiğini belirten Ünal, "Koku almada azalma, gece uyku davranışlarında bozukluk, kabızlık gibi semptomlar da hareket bozukluğu olmamasına rağmen var olan semptomlar. Tanı konulmada özellikle klinik önemli. Yani hastayı dinlemek ve muayene etmek temel unsur. Özellikle tanı için görüntüleme yöntemlerini de kullanabiliyoruz. Bazen de dopaminerjik nöronların görüntülenmesiyle ilgili ileri tetkikler gerekebiliyor." diye konuştu.</p><p>Tedavi seçeneklerindeki en önemli adımın eksik dopamini yerine koyacak ilaçlar olduğunu vurgulayan Ünal, hastaların bu ilaçları düzenli şekilde kullandıklarında aktif ve bağımsız hayatlarını idame ettirebilecek duruma geldiklerini, fizik tedavi, egzersiz ve takiplere düzenli olarak gelmelerinin de hastalığın takibinde çok önemli adımlar olduğunu söyledi.</p><p><strong>Kişiye özel fizik tedavi uygulanıyor</strong></p><p>Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Kliniği'nde görevli Doç. Dr. İsmail Mert Zure de fizik tedavi ve rehabilitasyonun Parkinson'da önemli bir role sahip olduğunu dile getirdi.</p><p>Zure, "İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı, gücünün yetmediği ve hastaların bağımsızlığının kazanılması noktasında fizik tedavi çok önemli. İlaç tedavisinin vazgeçilmez bir tamamlayıcısıdır diyebilirim. Parkinson bir hareket hastalığı olduğu için zaten hastalarının en çok korktuğu şey bir kişiye bağımlı olmak, düşmek, elinden bir şeyler düşürmek gibi hareket bozukluğuyla ilerleyen şeylerdir. Fizik tedavi burada hastanın hareketini iyileştirmek anlamında çok etkili olur, ilaç tedavisine ek olarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Ama tabii ki tek başına egzersiz yeterli değildir, mutlaka ilaçlarla birlikte egzersiz ve fizik tedavinin alınması gerekmektedir." şeklinde konuştu.</p><p>Parkinson hastalarına uyguladıkları fizik tedavi yöntemlerini Zure, şöyle aktardı:</p><p>"Daha çok denge, koordinasyon, yani yürüyüş dengesi, ayakta durma dengesi, oturma dengesinden başlayarak yürüme ritminin iyileştirilmesi önemli. Çünkü Parkinson'da adımlar küçülür, yürüme yavaşlar, düşmeler çok olur. Bunları engellemek üzere denge ve koordinasyon egzersizleri başta olmak üzere güçlendirme, germe egzersizleri, eklem hareketi açıklığı egzersizleri, buna ek olarak eller ve kollar için ince beceri ve kaba beceri, yani düğme iliklemek, yemek yemek, kalem tutmak gibi becerileri hastalarımıza çalıştırıyoruz. Buradaki amaç hastanın bağımsızlığını, kişiye bağımlı olmamasını sağlamak ve devam ettirebilmek."</p><p>Doç. Dr. Zure, fizik tedaviye en erken dönemde başlamanın önemine dikkati çekerek, "Bazı yaşamsal yetenekleri kaybetmeden en erken aşamada başlarsak tedavi açısından en iyi sonuç olur. Burada kaybettiklerini kazanmak yerine kaybetmeyi engellemek bizim amacımız ve hastalığın yönetimi açısından çok daha efektif bir tedavi olur." dedi.</p><p>Tedavi sürecinde uzman fiziyatristin hastanın durumuna göre gerekli hareketleri ve egzersizleri verdiğini kaydeden Zure, "Burada teknolojiden de yararlanabiliyoruz tedaviyi iyileştirmek için. Robot yardımıyla yürüme egzersizi verebiliyoruz. Ellerin daha iyi kullanması, ince beceriyi geliştirmek için yine el robotlarımız ve kolu hedefleyen üst ekstremite robotlarımız var. Ama önemli şey şu, tedavi çok bireyseldir. Kişiyi değerlendirip özel bir tedavi reçete etmemiz gerekiyor. Hem egzersiz anlamında hem de fizik tedavi anlamında." ifadelerini kullandı.</p><p>İnternetten araştırılan tedavi yöntemleri konusunda uyarıda bulunan Zure, "Kişiler hastaneye gitmek, hekim görmek yerine internete başvurup kendi egzersiz reçetelerini kendileriyle oluşturmak isteyebiliyorlar ama bu çok yanlış bir şey. Hastalığı ilerletebildiğini, daha kötü bir noktaya götürebildiğini görüyoruz." diye konuştu.</p><p>Zure, hastanede fizik tedavi süreçleri devam ederken evde verilen egzersizlerin tekrarlanması ve bu konuda hasta yakınlarının desteğinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/parkinson-ilerlemesini-yavaslatan-yontem-aciklandi-4814666</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/12/f3d520f8-pxeut7o7l8nii5m9abamn.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 21:15:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kalbin sinyallerine kulak verin</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kalbin-sinyallerine-kulak-verin-4814410</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kalbin-sinyallerine-kulak-verin-4814410" rel="standout" />
      <description>12–18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında kalp sağlığının önemine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Nermina Alagiç, kalbin verdiği sinyallerin erken fark edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalbi bir eve benzeten Alagiç, “Nasıl ki bir evde su tesisatı, elektrik sistemi ve duvarlar bir bütün halinde çalışıyorsa, kalp de farklı yapılardan oluşur. Bu sistemlerden birinde ortaya çıkan sorun, kendini farklı şikayetlerle gösterebilir” dedi.</p><p>Kalp hastalıklarının belirtilerinin kişiden kişiye değişebildiğini belirten Alagiç göğüste baskı ya da yanma, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve terleme gibi şikayetlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Alagiç, “Önemli olan daralan damara zamanında müdahale edebilmek. Stent, balon işlemi ya da bypass gibi yöntemlerle erken müdahale edildiğinde kalp hastalıklarının etkileri büyük ölçüde azaltılabilir. Ancak geç başvurularda, tüm müdahalelere rağmen hastalar hayatlarına kalp yetmezliği ile devam etmek zorunda kalabilir” diye konuştu.</p><h2>5 GÜN YARIM SAAT EGZERSİZ</h2><p>Kadınlarda riskin daha fazla olduğunu belirten Alagiç, "Erkeklerde daha sık görülse de kalp hastalıklarına bağlı ölüm oranı kadınlarda daha yüksek. Özellikle menopoz sonrası risk artıyor. Kadınlarda ilk kalp krizi genellikle daha ölümcül oluyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri hastaneye geç başvuru” dedi. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine değinen Alagiç, haftada en az 5 gün, günde yarım saat egzersiz yapılmasını önererek şu tavsiyeleri verdi: "Haftada en az bir kez balık tüketilmeli, kırmızı et sınırlandırılmalı, tütün tamamen bırakılmalı. Sebze-meyve tüketimi ve günlük 30 gram çiğ kuruyemiş kalp sağlığına katkı sağlar." </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813650" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/15ca53c0-xwyum8jmxljx397uptr5u.webp" data-title="Kanser tedavisinde önemli gelişme: Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde tamamlandı" data-url="/hayat/kanser-tedavisinde-onemli-gelisme-bogazici-universitesinden-prof-dr-rana-sanyal-liderliginde-tamamlandi-4813650" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kanser tedavisinde önemli gelişme: Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde tamamlandı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813560" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/f47919c7-sluyngna1bvq8e6o4t89.webp" data-title="Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: &quot;Bir kereden çok şey olur&quot;" data-url="/hayat/unlulere-operasyonlar-surerken-uzmanlardan-uyusturucu-uyarisi-bir-kereden-cok-sey-olur-4813560" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813498" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/6c7bbc0f-iz3kx70hpepen71mxpf4ei.webp" data-title="Aile hekimliğinde hizmet standartları yeniden belirlendi" data-url="/hayat/aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-4813498" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Aile hekimliğinde hizmet standartları yeniden belirlendi</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kalbin-sinyallerine-kulak-verin-4814410</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/12/4cfb4e08-rlr4cgzxvxj670tupku30o.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aile hekimliğinde ‘işveren’ tartışması bitiyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/aile-hekimliginde-isveren-tartismasi-bitiyor-4814411</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/aile-hekimliginde-isveren-tartismasi-bitiyor-4814411" rel="standout" />
      <description>Aile sağlığı merkezlerinde çalışan personelin sözleşmelerinde yeni bir döneme giriliyor. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapılması planlanan düzenlemeyle, aile hekimlerinin “işveren vekili” sayılmasına son verilecek ve sözleşme imzalama yetkisi hekimlerden alınarak valilikler ile il sağlık müdürlüklerine devredilecek. Türkiye genelinde yaklaşık 28 bin aile hekimliği birimi ve 56 bin sağlık çalışanını kapsayan sistemde, mevcut uygulamada hekimlerin çalışanlarla sözleşme imzalaması, personelin doğrudan hekime bağlı hale gelmesine yol açıyordu. Bu durum ise sahada çeşitli idari sorunlara ve mağduriyetlere neden oluyordu. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve yasalaşması için AK Parti’ye sunulması beklenen düzenlemeyle hem idari gerilimleri azaltmak hem de hekimlerin üzerindeki yükü hafifletmek amaçlıyor. Öte yandan aile hekimliği hizmetlerinin kesintisiz sürmesi için hekim ve sağlık çalışanlarının mazeretsiz olarak görev yapmadıkları sürelerin yasal çerçeveye kavuşturulması planlanıyor. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814329" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/11/8a5cf82c-hg9ffaoha6r3lcw8178mzx.webp" data-title="Herkes 'titreme' olarak biliyor: Uzmanlardan Parkinson hastalığında temel bulgu uyarısı" data-url="/hayat/herkes-titreme-olarak-biliyor-uzmanlardan-parkinson-hastaliginda-temel-bulgu-uyarisi-4814329" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Herkes 'titreme' olarak biliyor: Uzmanlardan Parkinson hastalığında temel bulgu uyarısı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814188" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/11/a079722d-94babzofz2bcvbz7oypxkd.webp" data-title="Bel fıtığı olanlara müjde: Hem maaş hem tazminat alabilirsiniz" data-url="/foto-galeri/ekonomi/bel-fitigi-olanlara-mujde-uzman-isim-ne-yas-ne-prim-sarti-var-diyerek-duyurdu-hem-maas-hem-tazminat-alabilirsiniz-4814188" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bel fıtığı olanlara müjde: Hem maaş hem tazminat alabilirsiniz</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814116" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/11/395047e9-u3jav38t4dsb24p48pf2e.webp" data-title="Uzmanından uyarı: Kalp hastalıkları önlenebilir" data-url="/hayat/uzmanindan-uyari-kalp-hastaliklari-onlenebilir-4814116" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanından uyarı: Kalp hastalıkları önlenebilir</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/aile-hekimliginde-isveren-tartismasi-bitiyor-4814411</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Uğur Duyan</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/12/f8089859-kq4eg53yc7dmjfju0vp49.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Herkes 'titreme' olarak biliyor: Uzmanlardan Parkinson hastalığında temel bulgu uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/herkes-titreme-olarak-biliyor-uzmanlardan-parkinson-hastaliginda-temel-bulgu-uyarisi-4814329</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/herkes-titreme-olarak-biliyor-uzmanlardan-parkinson-hastaliginda-temel-bulgu-uyarisi-4814329" rel="standout" />
      <description>Ankara'da Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte konuşan uzmanlar toplumda doğru bilinen yanlışları ele almayı amaçladıklarını söyledi. Hastalığın belirtilerinin halk arasında titreme olarak düşünüldüğünü ancak asıl bulgunun 'hareket yavaşlığı' olduğunu ifade eden uzmanlar, "Kişinin hareketlerindeki yavaşlamanın göz ardı edilmemesi gerekiyor. Belirtiler kilo, kemik erimesi ya da kalp yetmezliği gibi nedenlere bağlanmamalı." dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, Parkinson hastalığının belirtilerinin halk arasında titreme olarak bilindiğini ancak hastalıkta temel bulgunun hareket yavaşlığı olduğunu bildirdi.</p><p>Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği ve Ankara Büyükşehir Belediyesince Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/11/39b83252-rah7eka1fhl21ymyuf1mvl.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/11/39b83252-rah7eka1fhl21ymyuf1mvl.webp" data-card-caption="Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer"></p><h2>"Toplumda doğru bilinen yanlışları ele almayı amaçlıyoruz"</h2><p>Gençlik Parkı Kültür Merkezi Necip Fazıl Kısakürek Salonu'nda gerçekleştirilen "Dünya Parkinson Hastalığı Günü ve Haftası" etkinliğinde açıklama yapan Tokçaer, Parkinson hastalığına ilişkin toplumda doğru bilinen yanlışları ele almayı amaçladıklarını söyledi.</p><p>Tokçaer, Parkinson hastalığının her yıl 11 Nisan'da, hastalığı ilk tanımlayan James Parkinson'ın doğum günü dolayısıyla anıldığını ve dünya genelinde hastalığa yönelik farkındalığı artırmak için etkinlikler düzenlendiğini ifade etti.</p><p>Dünyada yaklaşık 12 milyon Parkinson hastası olduğunu belirten Tokçaer, "2016'da 6 milyon olan bu sayının 2040'ta 12 milyon olacağı öngörülüyordu fakat hastalığın daha hızlı artmaya başladığı dikkati çekti. Ülkemiz açısından baktığımızda hekime ulaşmamış bilmediğimiz vakalar vardır ama bugünkü reçete takip sistemleri yaklaşık 150-200 bin Parkinson hastasının olduğunu gösteriyor." diye konuştu.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/11/2d3e055f-4pwl0hzcmvh9gjim97z3fh.webp" data-card-width="1200" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/11/2d3e055f-4pwl0hzcmvh9gjim97z3fh.webp"></p><h2>"Parkinson hastalığında temel bulgu hareket yavaşlığıdır"</h2><p>Tokçaer, Parkinson hastalığının belirtilerine ilişkin "Hastalığın belirtileri halk arasında titreme olarak düşünülse de doğru değil, bu hastalık hareket yavaşlığıyla ilerleyen bir hastalıktır. Parkinson hastalığında temel bulgu hareket yavaşlığıdır." değerlendirmesinde bulundu. </p><p>Kişinin hareketlerindeki yavaşlamanın göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Tokçaer, belirtilerin kilo, kemik erimesi ya da kalp yetmezliği gibi nedenlere bağlanmaması gerektiğini ifade etti.</p><p>Tokçaer, dört hastadan üçünde görülen diğer önemli belirtinin ise bir iş yaparken değil sabitken, dinlenme halinde ortaya çıkan titreme olduğunu belirterek, titreme ve hareketlerde yavaşlama yaşayan kişilerin hekime başvurması gerektiği uyarısında bulundu.</p><h2>Toplumda "her hastalık için bitki çaylarının kullanımı" yanılgısı</h2><p>Öte yandan toplumda her hastalık için bitki çaylarının kullanımı ve bazı besinlerin tüketiminin yaygın olduğuna dikkati çeken Tokçaer, bu tür uygulamaların ilacın fazla alınmış gibi etki oluşturabileceğini ya da Parkinson belirtilerini artırabilecek sonuçlara yol açabileceğini söyledi.</p><p>Tokçaer, Parkinson hastalığının umutsuz bir hastalık olmadığını, hastalıkla yaşamın mümkün olduğunu ifade ederek, tedaviye uyum ve düzenli egzersizin önemine dikkati çekti.</p><p>Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Kaleağası, Genel Sekreter Prof. Dr. Sevda Erer Özbek, Prof. Dr. Gençer Genç ve Doç. Dr. Gül Yalçın Çakmaklı da etkinliğe katılanların sorularını yanıtladı.</p><p>Etkinliğe Ankara Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Mümtaz Yavuz da katıldı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4808115" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/22/a69030ef-i6qcp03w2xcy5k4uzfyyzb.webp" data-title="Uzman isim uyardı: ‘Portakal suyu kalp ve beyin sağlığını olumlu etkiliyor’" data-url="/hayat/uzman-isim-uyardi-portakal-suyu-kalp-ve-beyin-sagligini-olumlu-etkiliyor-4808115" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzman isim uyardı: ‘Portakal suyu kalp ve beyin sağlığını olumlu etkiliyor’</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4798641" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/19/9d6a317e-vf401rxzqwhr5z3m4svbb.webp" data-title="14 ülkeden beyin cerrahı İstanbul’da " data-url="/hayat/14-ulkeden-beyin-cerrahi-istanbulda-4798641" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">14 ülkeden beyin cerrahı İstanbul’da </span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4792684" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/29/6a631b12-gm39q5s22hbevbdca1xp4.webp" data-title="Uykudaki fiziksel tepkiler nörodejeneratif süreçlerin erken habercisi olabilir" data-url="/hayat/uykudaki-fiziksel-tepkiler-norodejeneratif-sureclerin-erken-habercisi-olabilir-4792684" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uykudaki fiziksel tepkiler nörodejeneratif süreçlerin erken habercisi olabilir</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/herkes-titreme-olarak-biliyor-uzmanlardan-parkinson-hastaliginda-temel-bulgu-uyarisi-4814329</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/11/8a5cf82c-hg9ffaoha6r3lcw8178mzx.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 18:50:19 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Obezite tedavisinde sigorta dönemi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-tedavisinde-sigorta-donemi-4814157</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-tedavisinde-sigorta-donemi-4814157" rel="standout" />
      <description>Türkiye’de obeziteyle mücadelede bakış açısını değiştirecek yeni bir adım atıldı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Obezite Araştırma Derneği ile Aon Türkiye tarafından, Novo Nordisk desteğiyle hazırlanan “Sağlık Sigortaları ve İşverenler için: Kilo Yönetiminde GLP-1 Kılavuzu” yayınlandı. Türkiye’de bu alanda sigorta şirketleri ile işverenleri aynı çerçevede ele alan ilk kapsamlı çalışma olma özelliği taşıyan kılavuz, obezitenin yalnızca estetik bir sorun değil, tedavi edilmesi gereken kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. Kılavuzda, yeni nesil GLP-1 tedavilerinin kilo yönetimindeki etkinliği öne çıkarılırken, bu tedavilerin sigorta poliçelerine dahil edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca çalışan deneyimi odağa alınarak damgalama, mahremiyet ve tedaviye erişim gibi konularda iyileştirme yapılmasının önemine işaret ediliyor. </p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813798" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/10/2d04f9c8-2eg7bwr6o7sbv48a7hkgdw.webp" data-title="Yerli kanser ilacı ilk aşamayı geçti" data-url="/hayat/yerli-kanser-ilaci-ilk-asamayi-gecti-4813798" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yerli kanser ilacı ilk aşamayı geçti</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814003" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/10/eb9eb473-xrgpaht6kvbyw43xbelqv.webp" data-title="Uzman doktor kapsamlı çalışmanın verilerini açıkladı: Evlilik kanseri önlüyor" data-url="/video-galeri/hayat/profesor-verilerle-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor-4814003" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzman doktor kapsamlı çalışmanın verilerini açıkladı: Evlilik kanseri önlüyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814116" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/11/395047e9-u3jav38t4dsb24p48pf2e.webp" data-title="Uzmanından uyarı: Kalp hastalıkları önlenebilir" data-url="/hayat/uzmanindan-uyari-kalp-hastaliklari-onlenebilir-4814116" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanından uyarı: Kalp hastalıkları önlenebilir</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/obezite-tedavisinde-sigorta-donemi-4814157</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/11/39698668-ai9ght8de3x5506ftje4f.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından uyarı: Kalp hastalıkları önlenebilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-uyari-kalp-hastaliklari-onlenebilir-4814116</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-uyari-kalp-hastaliklari-onlenebilir-4814116" rel="standout" />
      <description>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Gülşah Aktüre, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla önemli bilgiler paylaştı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıklarının günümüzde hem dünyada hem de ülkemizde en önemli sağlık sorunlarının başında geldiğine dikkat çeken Dr. Gülşah Aktüre, <em>"Her yıl milyonlarca insan kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ancak bu hastalıkların büyük bir kısmı, önlenebilir risk faktörlerine bağlı olarak gelişmektedir"</em> dedi.</p><p>Koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları gibi kardiyovasküler hastalıkların yaşam kalitesini düşürmekle kalmayıp ani ve beklenmedik ölümlere de yol açabildiğini dile getiren Aktüre,<em> "Özellikle son yıllarda genç yaş grubunda kalp hastalıklarında artış, obezite ve diyabet sıklığında yükselme ile hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşması, kalp sağlığını daha da kritik hale getirmiştir"</em> ifadelerini kullandı.</p><p>Kalp hastalıklarının gelişiminde rol oynayan başlıca risk faktörlerini sıralayan Aktüre, <strong>"Hipertansiyon, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam ve ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü başlıca risk faktörleridir. Bu faktörlerin büyük bir kısmı kontrol altına alınabilir ve bu sayede kalp hastalığı riski belirgin şekilde azaltılabilir" </strong>dedi.</p><h2>"Sigarayı bırakmak, kalp krizi riskini hızla azaltmaktadır"</h2><p>Kalp sağlığını korumak için yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Aktüre, şu önerilerde bulundu: </p><p>"<strong>Haftada en az 150 dakika yürüyüş veya egzersiz yapılmalıdır. Tuz, şeker ve doymuş yağdan fakir; sebze ve meyve açısından zengin bir beslenme düzeni benimsenmelidir. Sigarayı bırakmak, kalp krizi riskini hızla azaltır. Bel çevresi ve vücut ağırlığı takibi önemlidir. Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri ölçümleri ihmal edilmemelidir."</strong></p><p>Aktüre, kalp hastalığının habercisi olabilecek şikayetleri ise şöyle sıraladı:<strong> "Göğüste baskı, yanma veya ağrı, nefes darlığı, çarpıntı, efor kapasitesinde azalma, baş dönmesi veya bayılma. Bu belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır"</strong></p><h2>"İlaç kullanımı ve hekim önerilerine uyum hayati öneme sahiptir"</h2><p>Günümüzde gelişmiş görüntüleme ve tanı yöntemleri sayesinde kalp hastalıklarının erken dönemde tespit edilerek etkin şekilde tedavi edilebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Aktüre, "Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde en kritik noktalardan biri, hastaların kendilerine önerilen tedaviye düzenli ve doğru şekilde uymasıdır. Hekim tarafından verilen ilaçların aksatılmadan ve önerilen dozda kullanılması; ilaçların doktor önerisi olmadan kesilmemesi veya değiştirilmemesi ve kontrol randevularının ihmal edilmemesi, tedavinin başarısı açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle hipertansiyon, ritim bozuklukları, kalp yetmezliği ve koroner arter hastalığı gibi durumlarda ilaçların düzensiz kullanımı; hastalığın ilerlemesine, ani ataklara ve ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bazı hastalar kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi bırakma eğiliminde olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki kalp hastalıklarının önemli bir kısmı sessiz ilerleyebilir ve ilaçlar bu süreci kontrol altında tutmak için gereklidir" ifadelerine yer verdi.</p><h2>"Hekiminizle iş birliği içinde olun"</h2><p>Sağlıklı bir kalp için sadece tedavi almanın yeterli olmadığını, aynı zamanda hekimle etkin bir iletişim ve iş birliği içinde olmanın da önemine vurgu yapan Aktüre, "Önerilen yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlamak, şikâyetlerde değişiklik olduğunda hekime başvurmak ve kontrolleri aksatmamak, uzun vadede kalp sağlığını korumanın en önemli basamaklarıdır" dedi.</p><p>Kalp hastalıklarının büyük bir kısmının yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli takip ile önlenebileceğini ifade eden Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Gülşah Aktüre, "Bu nedenle bireylerin sadece hastalık geliştiğinde değil, henüz sağlıklıyken de kalplerini korumaya yönelik adımlar atmaları büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki sağlıklı bir kalp, sağlıklı bir yaşamın temelidir. Kalbiniz için bugün atacağınız küçük bir adım, yarınınızı kurtarabilir" şeklinde açıklamasını tamamladı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813077" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/7/e3d86a03-wc53rrpvtni85jpcmtsiwd.webp" data-title="Kalbi durdurulmadan yapılan kapak tamiriyle sağlığına kavuştu" data-url="/hayat/kalbi-durdurulmadan-yapilan-kapak-tamiriyle-sagligina-kavustu-4813077" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kalbi durdurulmadan yapılan kapak tamiriyle sağlığına kavuştu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813076" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/7/d058168a-dloohbxe2pob8mwc4fpd2e.webp" data-title="Ev ortamı sinir sistemini doğrudan etkiliyor" data-url="/hayat/ev-ortami-sinir-sistemini-dogrudan-etkiliyor-4813076" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ev ortamı sinir sistemini doğrudan etkiliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812549" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/6/f2e4b4be-mqv9faxiwg2kehkupbeb3.webp" data-title="Uzman doktordan 35 yaşın üzerindeki vatandaşlara uyarı: Bu hatalar kalp krizi sebebi" data-url="/video-galeri/gundem/uzman-doktordan-35-yasin-uzerindeki-vatandaslara-uyari-bu-hatalar-kalp-krizi-sebebi-4812549" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzman doktordan 35 yaşın üzerindeki vatandaşlara uyarı: Bu hatalar kalp krizi sebebi</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-uyari-kalp-hastaliklari-onlenebilir-4814116</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/11/395047e9-u3jav38t4dsb24p48pf2e.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 00:10:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yerli kanser ilacı ilk aşamayı geçti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/yerli-kanser-ilaci-ilk-asamayi-gecti-4813798</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/yerli-kanser-ilaci-ilk-asamayi-gecti-4813798" rel="standout" />
      <description>Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rana Sanyal öncülüğünde yürütülen kanser ilacı projesinde yüz güldüren bir gelişme yaşandı. Üniversite laboratuvarında keşif sürecinden klinik aşamaya taşınan Türkiye'nin kanser alanındaki ilk özgün ilaç adayı "RS-0139"un faz 1 klinik araştırması başarıyla tamamlandı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal öncülüğünde Türkiye’nin kanser alanındaki ilk özgün ilacı "RS-0139" faz 1 aşamasını başarıyla tamamladı. Keşif sürecinden klinik öncesi çalışmaları Boğaziçi Üniversitesi’nin laboratuvarlarında gerçekleştirilen “RS-0139" projesi yalnızca bilimsel bir başarı değil; aynı zamanda Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki küresel rekabet gücünü artırabilecek bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.</p><h2>TÜRKİYE’NİN VİZYONUNUN SONUCU </h2><p>“RS-0139" un keşiften kliniğe ulaşan ilk özgün ilaç adayı olarak öne çıktığını belirten Prof. Rana Sanyal, sürece katkı sağlayan geniş ekosisteme dikkat çekerek bu başarının, Türkiye’nin kendi özgün ilacını geliştirme vizyonunun bir sonucu olduğunu vurguladı. Sanyal "Klinik öncesi araştırmalarımızı titizlikle yürüttüğümüz Boğaziçi Üniversitesi laboratuvar ekiplerimizden, bize inanan yatırımcılarımıza ve bu sürece katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi. </p><h2>AKADEMİDEN KLİNİĞE BAŞARI HİKAYESİ</h2><p>Prof. Sanyal öncülüğünde yürütülen çalışmanın klinik öncesi araştırmaları, Boğaziçi Üniversitesi’nin laboratuvar altyapısında ve Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi ekiplerinin katkılarıyla yürütüldü. İlacın üretimi RS Research’ün İstanbul Sağlık Endüstrisi Kümelenmesi iş birliğiyle Teknopark İstanbul’da kurduğu GMP sertifikalı altyapısında gerçekleşti. Ardından başlatılan Faz 1 klinik araştırmasının başarıyla tamamlanması, geliştirilen ilaç taşıyıcı platform teknolojisinin klinik doğrulaması açısından da kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme yalnızca RS-0139’un ilerleyen faz çalışmalarına değil, aynı platform teknolojisi üzerinden geliştirilen diğer ilaç adaylarının da klinik potansiyeline işaret ediyor. Böylece Türkiye’de biyoteknoloji alanında özgün molekül geliştirme ve klinik doğrulama kapasitesinin güçlendiği bir döneme giriliyor.</p><h2>14.2 MİLYON DOLARLIK YATIRIM</h2><p>RS Research’ün kanser tedavisinde hedefli kemoterapi yaklaşımı, hem bilim dünyasında hem de sağlık ekosisteminde dikkat çekiyor. Şirketin ilaç taşıyıcı platform teknolojisi ilacı doğrudan tümöre hedefleyerek, tedavinin etkisini artırırken yan etkileri azaltıyor. Çalışmalarını bu aşamaya getirmek için gerekli finansal kaynağı Gen İlaç, Eczacıbaşı Momentum, İstanbul Portföy ve ACT Venture Partners’dan toplam 14,2 milyon dolar yatırım ve 6 milyon doların üzerinde kamu desteğiyle sağlayan RS Research, ekosistemden ve başarılarından aldığı güçle bir sonraki yatırım turuna hazırlanıyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813650" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/15ca53c0-xwyum8jmxljx397uptr5u.webp" data-title="Kanser tedavisinde önemli gelişme: Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde tamamlandı" data-url="/hayat/kanser-tedavisinde-onemli-gelisme-bogazici-universitesinden-prof-dr-rana-sanyal-liderliginde-tamamlandi-4813650" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Kanser tedavisinde önemli gelişme: Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde tamamlandı</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813560" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/f47919c7-sluyngna1bvq8e6o4t89.webp" data-title="Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: &quot;Bir kereden çok şey olur&quot;" data-url="/hayat/unlulere-operasyonlar-surerken-uzmanlardan-uyusturucu-uyarisi-bir-kereden-cok-sey-olur-4813560" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813498" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/6c7bbc0f-iz3kx70hpepen71mxpf4ei.webp" data-title="Aile hekimliğinde hizmet standartları yeniden belirlendi" data-url="/hayat/aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-4813498" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Aile hekimliğinde hizmet standartları yeniden belirlendi</span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/yerli-kanser-ilaci-ilk-asamayi-gecti-4813798</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/10/2d04f9c8-2eg7bwr6o7sbv48a7hkgdw.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kanser tedavisinde önemli gelişme: Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde tamamlandı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kanser-tedavisinde-onemli-gelisme-bogazici-universitesinden-prof-dr-rana-sanyal-liderliginde-tamamlandi-4813650</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kanser-tedavisinde-onemli-gelisme-bogazici-universitesinden-prof-dr-rana-sanyal-liderliginde-tamamlandi-4813650" rel="standout" />
      <description>Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni Prof. Dr. Rana Sanyal’ın yürütücülüğünde gelişArilen ve Boğaziçi Üniversitesi laboratuvarlarında keşif sürecinden klinik aşamaya taşınan Türkiye’nin ilk özgün ilaç adayı RS-0139’un Faz 1 klinik araşLrması başarıyla tamamlandı. Kanser tedavisinde çığır açabilecek potansiyele sahip olan bu gelişme, akademi–teknopark–ar-ge iş birliğinin güçlü bir örneğini ortaya koyuyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen temel ve klinik öncesi araştırmaların ardından klinik aşamaya geçen RS-0139, Türkiye’de keşfedilip kliniğe ulaşan ilk özgün ilaç adayı olarak önemli bir bilimsel eşik anlamına geliyor. Proje, Boğaziçi Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren Ar-Ge firması RS Research tarafından yürütülürken, bu başarı üniversite ekosisteminde doğan bilginin yüksek katma değerli teknolojiye dönüşmesinin somut bir göstergesi oldu.</p><h2>Akademiden kliniğe uzanan bir başarı hikâyesi</h2><p>Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde yürütülen çalışmanın klinik öncesi araştırmaları, Boğaziçi Üniversitesi’nin laboratuvar altyapısında ve Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi ekiplerinin katkılarıyla gerçekleştirildi. Ardından başlatılan Faz 1 klinik araştırmasının başarıyla tamamlanması, geliştirilen ilaç taşıyıcı platform teknolojisinin klinik doğrulaması açısından da kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p><p>Bu gelişme yalnızca RS-0139’un ilerleyen faz çalışmalarına değil, aynı platform teknolojisi üzerinden geliştirilen diğer ilaç adaylarının da klinik potansiyeline işaret ediyor. Böylece Türkiye’de biyoteknoloji alanında özgün molekül geliştirme ve klinik doğrulama kapasitesinin güçlendiği bir döneme giriliyor.</p><h2>Boğaziçi ekosisteminin gücü</h2><p>Söz konusu başarı, Boğaziçi Üniversitesi akademik birikimi ile Boğaziçi Teknopark’ın Ar-Ge odaklı inovasyon ortamının birleşiminin önemli bir çıktısı olarak öne çıkıyor. Üniversite laboratuvarlarında başlayan bilimsel araştırmanın, Boğaziçi Teknopark bünyesindeki Ar-Ge firması tarafından klinik aşamaya taşınması, Türkiye’de derin teknoloji üretiminin sürdürülebilirliği açısından kritik bir model oluşturuyor.</p><p>Projenin yürütücüsü Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni Prof. Dr. Rana Sanyal, sürece katkı sağlayan geniş ekosisteme dikkat çekerek bu başarının, Türkiye’nin kendi özgün ilacını geliştirme vizyonunun bir sonucu olduğunu vurguladı. Sanyal, “Klinik öncesi araştırmalarımızı titizlikle yürüttüğümüz Boğaziçi Üniversitesi laboratuvar ekiplerimizden, bize inanan yatırımcılarımıza ve bu sürece katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p><h2>Kanser tedavisinde yeni bir umut</h2><p>RS-0139’un kanser tedavisinde hedefli yaklaşımlar sunma potansiyeli, hem bilim dünyasında hem de sağlık ekosisteminde dikkat çekiyor. Faz 1 çalışmasının başarıyla tamamlanması, ilacın güvenlilik profilinin değerlendirilmesinde önemli bir adım olurken, ilerleyen klinik fazlar için güçlü bir temel oluşturuyor.</p><h2>Kanser tedavisinde yeni bir dönem</h2><p>Keşiften kliniğe uzanan bu yolculuk, Türkiye’de özgün ilaç geliştirme kapasitesinin geldiği noktayı göstermesi açısından stratejik önem taşıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nin alanında öncü araştırmacılarından biri olan Rana Sanyal ve ekibi tarafından, Boğaziçi Üniversitesi ve Boğaziçi Teknopark ekosisteminde geliştirilen RS-0139, yalnızca bilimsel bir başarı değil; aynı zamanda Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki küresel rekabet gücünü artırabilecek bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.</p><p><span style="background-color: rgb(250, 204, 204);">Bu önemli gelişme, akademi temelli Ar-Ge çalışmalarının yüksek etkili sağlık çözümlerine dönüşebileceğini bir kez daha ortaya koyarken, Türkiye’de kanser tedavisine yönelik yenilikçi yaklaşımlar için güçlü bir umut sunuyor. RS-0139, sadece Türkiye için bir “ilk” olmakla kalmıyor, aynı zamanda kanser hastaları için yeni bir umut ışığı yakıyor.</span></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812973" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/7/e67f20d3-3sdboh914omk058fmi9cj.webp" data-title="Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli: Uzmandan ailesinde olanlara uyarı" data-url="/video-galeri/gundem/ailesinde-kanser-hastasi-olanlar-dikkat-genetik-yol-haritasinin-belirlenmesi-onemli-4812973" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli: Uzmandan ailesinde olanlara uyarı</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812367" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/5/3a48ebcc-1k1y4zn049ki3ajqx5onsh.webp" data-title="Yerli kanser ilacı yolda Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi: İlk adım tamamlandı" data-url="/hayat/yerli-kanser-ilaci-yolda-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-ilk-adim-tamamlandi-4812367" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Yerli kanser ilacı yolda Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi: İlk adım tamamlandı</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811385" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/2/4844c0d1-qzpj7r9r5q257n6lb1gts.webp" data-title="Kanserle mücadeleye sesli destek " data-url="/gundem/kanserle-mucadeleye-sesli-destek-4811385" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Kanserle mücadeleye sesli destek </span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kanser-tedavisinde-onemli-gelisme-bogazici-universitesinden-prof-dr-rana-sanyal-liderliginde-tamamlandi-4813650</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/9/15ca53c0-xwyum8jmxljx397uptr5u.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:34:11 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/unlulere-operasyonlar-surerken-uzmanlardan-uyusturucu-uyarisi-bir-kereden-cok-sey-olur-4813560</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/unlulere-operasyonlar-surerken-uzmanlardan-uyusturucu-uyarisi-bir-kereden-cok-sey-olur-4813560" rel="standout" />
      <description>Ünlü isimlere yönelik uyuşturucu operasyonları sürerken madde ve kumar bağımlılığına yönelik uyarılarda bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Cavid Guliyev, "Sadece kişiyi değil aileyi de etkileyen bir durum. Maddi zorluklar ya da ilişki sorunlarıyla, iş kayıplarıyla bize başvurabiliyorlar, maalesef başvurular istediğimiz seviyede değil. Kişiler başlangıçta hastalık olduğunu fark etmiyor ya da kabullenmiyorlar. Buna düşünce tuzakları diyoruz; bir kereden bir şey olmaz değil, bir kereden çok şey olur. Zaten ekseriyâ başlama ve devam etme nedenleri de bu düşünceye bağlıdır. Tedavi ekibinin, toplumun da el birliğiyle işin üstesinden gelinebiliniyor" dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü isimlere yönelik uyuşturucu operasyonları çerçevesinde bu sabah yeni gözaltılar yapılırken uzmanlar, madde bağımlılığı ve yasa dışı bahis gibi konulara ilişkin uyarılarda bulundu. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzman Dr. Cavid Guliyev de bağımlılıkların sosyal ve psikolojik birçok sorunu beraberinde getirdiğini aktardı. Dijitalleşmeyle ulaşılabilirliğin artmasının kimi bağımlılıklarda etkili olabildiğini belirten Uzman Dr. Guliyev, ‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesinin yanlışlığına dikkat çekti. Uzman Dr. Guliyev, bağımlıların sadece kişiye değil aileleri ve topluma da etkileri olduğunu belirtti.</p><h2>"Sadece kişinin hayatını değil aileyi de etkileyen bir durum"</h2><p>‘Bağımlılığı bir denetleme sorunu olarak görebiliriz’ diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Cavid Guliyev, "Kişinin bağımlılık yapan maddelere, alkol de kumar da diyebiliriz, başladıktan bir süre sonra artık denetleme kabiliyetini kaybettiği bir durumdur. Kestikten sonra çeşitli bedensel ya da fiziksel, ruhsal yoksunluk belirtilerinin yaşanması. Almadığında çeşitli zorluklar yaşaması, elde etmek için çeşitli legal ve illegal yollara başvurması gibi durumlar bağımlılık olarak değerlendirilebilir. Kişinin hayatında olumsuz etkileri olan bir hastalıktır. Bu sadece kişinin hayatını değil aileyi de etkileyen bir durumdur. Son dönemlerde özellikle giderek artan miktarlarda diyebileceğimiz kumar bağımlılığı ön planda. Hem casino oyunları hem de bahis oyunlarını sayabiliyoruz. İllegal yollardan kişiler maalesef online oyunlara yönelebiliyor. Son dönemlerde kumar bağımlılığının artmasıyla hem oynayan kişiler hem de aileler tarafından toplumu da ilgilendirecek şekilde sorunlar ortaya çıkabiliyor. Gelen hastaların ifade ettikleri şey; hem fiziksel, ruhsal zorluklar, hem aile, ilişki, sosyal çevre, iş hayatlarıyla ilgili sorunlar yaşayabiliyorlar" dedi.</p><h2>"Ailenin nasıl bir dil kullanacağını öğrenmesi gerekiyor"</h2><p>"Zorluklardan bir tanesi de toplum tarafından dışlanmışlığa da maruz kalmak" diyen Uzm. Dr. Guliyev, "O da hem kişilerin tedavi başvurularını etkiliyor hem yeniden topluma kazandırılmayı zorlaştırıyor. Sosyal desteği iyi kişilerde tedavi başarımız da iyi oluyor. Ailenin bilgilendirilmesi, nasıl davranacağını veya davranmayacağını, nasıl bir dil kullanacağını öğrenmesi gerekiyor. Kişinin tekrar başlamamayı da öğrenmesi gerekiyor. Hayatlarının orta noktasında bağımlılık vardır. Kişiler hayatlarının büyük bir kısmını oynamakla ve kaybettiklerini kazanmaya çalışmakla geçiriyor. Kişiler online oynandığı ve kolaylıkla ulaştığı için her an her yerde kumar oluyor’ diyor. Saklama eğiliminde oluyorlar’ şeklinde konuştu.</p><h2>"Tedavi ekibinin, toplumun da el birliğiyle işin üstesinden gelinebiliyor"</h2><p>Hastaların genellikle süreç biraz daha zorlayıcı olduktan, baş edemeyecekleri borçlar aşamasına geldikten, kendilerini durduramadıktan sonra veya istemedikleri şekilde davranışlara yer verdikleri durumlarda kendilerine başvurabildiğini belirten Uzm. Dr. Guliyev, şöyle devam etti:</p><p>"Başvuran hastada şunu görüyoruz; Mesela; evden haber vermeden bir takım eşyaların alınması, satılması vs. ilk başta ailelerde derin bir hayal kırıklığı ve öfke uyandırabiliyor, çeşitli çaresizlik hisleri ortaya çıkabiliyor. Aileler bu durumdan dolayı da şiddetli tepkiler verebiliyor. Legal, illegal yollardan başvurulan bu kumar oynamalar dolayısıyla ekseriyâ ruhsal problemlerle başvuruyorlar. Maddi zorluklar ya da ilişki sorunlarıyla, iş kayıplarıyla başvurabiliyorlar. Çoğu kimsede ek bir psikiyatrik hastalık da görebiliyoruz, depresyon da eşlik edebiliyor. Anksiyete bozuklukları hatta kumar bağımlılığında intihar düşünceleri yaygın olarak görülüyor. Sadece ülkemiz için değil bütün dünyada bu şekilde maalesef. Artan intihar düşünceleri girişimlere de neden oluyor. Bu nedenden dolayı maalesef hayatını kaybeden insanlar da oluyor. Tedavi ekibinin, toplumun da el birliğiyle işin üstesinden gelinebiliniyor."</p><h2>"Maalesef başvurular istediğimiz seviyede değil"</h2><p>Uzm. Dr. Guliyev, "Önemli olan başvurular, maalesef başvurular istediğimiz seviyede değil. Kişiler başlangıçta hastalık olduğunu fark etmiyorlar ya da kabullenmiyorlar, çevre tarafından yaftalanmaya maruz bırakılacağını düşünüyorlar. Çoğunlukla başvurmadan önce kendileri bırakma deneyiminden bahsediyorlar. AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi) servislerine ya da sivil toplum kuruluşları var; Yeşilay gibi başvurabilirler. Ayaktan tedavi merkezleri var, başvurulabilir. Şiddetli yoksunluk, aşerme olan ayaktan tedavilerde çok da başarılı olunmayan kullanıma veya oynamaya devam eden kişilerde hastaneye yatış öneriliyor. Genelde yatış süreçleri 21 gün diye planlanıyor ama kısa da uzun da olabilir. Taburcu olduktan sonra ayaktan tedaviler planlanıyor. Hem psikolog hem de psikiyatrist desteğini öneriyoruz. Tekrarlama eğilimi olan bir hastalık olduğu için hep dikkatli olmak ve yaşamı buna göre düzenlemek önemlidir. Buna düşünce tuzakları diyoruz, kişinin tekrar maddeye ya da alkole yönelmesi için zihninde geliştirdiği rasyonellerdir ki bu doğru değil; bir kereden bir şey olmaz değil, bir kereden çok şey olur. Zaten ekseriyâ başlama ve devam etme nedenleri de bu düşünceye bağlıdır" dedi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813541" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/cfac8f02-pod4375p10jf5ug60h298w.webp" data-title="Bornova Belediye'sine yolsuzluk soruşturması: Belediye Başkanı Ömer Eşki dahil 4 kişi gözaltına alındı" data-url="/gundem/bornova-belediyesine-yolsuzluk-sorusturmasi-belediye-baskani-omer-eski-dahil-4-kisi-gozaltina-alindi-4813541" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bornova Belediye'sine yolsuzluk soruşturması: Belediye Başkanı Ömer Eşki dahil 4 kişi gözaltına alındı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813509" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/2193cfef-626payymfngdca1jrkle4g.webp" data-title="Ankara polisi, &quot;Uyuşturucu ile Mücadelede&quot; yeni bir &quot;NarkoAsayiş&quot; ortak çalışma başlattı" data-url="/video-galeri/gundem/ankara-polisi-uyusturucu-ile-mucadelede-yeni-bir-narkoasayis-ortak-calisma-baslatti-4813509" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ankara polisi, "Uyuşturucu ile Mücadelede" yeni bir "NarkoAsayiş" ortak çalışma başlattı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813506" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/e5c9344b-okdgw0i7e4tlk2vp6h74.webp" data-title="Ünlülere yeni dalga uyuşturucu operasyonu: 14 gözaltı kararı " data-url="/hayat/gozaltina-alinan-unluler-unlulere-yeni-dalga-uyusturucu-operasyonu-14-gozalti-karari-4813506" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ünlülere yeni dalga uyuşturucu operasyonu: 14 gözaltı kararı </span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/unlulere-operasyonlar-surerken-uzmanlardan-uyusturucu-uyarisi-bir-kereden-cok-sey-olur-4813560</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/9/f47919c7-sluyngna1bvq8e6o4t89.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:24:44 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aile hekimliğinde hizmet standartları yeniden belirlendi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-4813498</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-4813498" rel="standout" />
      <description>Sağlık Bakanlığınca hazırlanan "Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, aile sağlığı merkezlerinin fiziki ve teknik altyapısı güncellenirken, personel istihdamı teşvik edildi. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yönetmeliğe ilişkin yapılan bilgilendirmeye göre,<strong> yönetmelikte yer alan açık hükümlerle, kamu hizmetinin kesintisiz ve etkin şekilde yürütülmesi ile vatandaşların herhangi bir aksama olmadan daha nitelikli hizmete ulaşabilmesinin sağlanması hedeflendi.</strong></p><p>Yönetmelikle, aile sağlığı merkezlerinin kamu sağlık kuruluşu olduğu belirtilirken, hizmet mekanına ilişkin asgari fiziki şartlar hizmet sunumundaki ihtiyaçlara göre güncellendi. Aile hekimliği birimlerince aile sağlığı merkezindeki ortak kullanılan malzemelerin aile sağlığı merkezine ait olduğu belirlendi.</p><p>Hizmet sunumunda ihtiyaçtan dolayı temin edilen ve kullanılan tıbbi cihaz ile sarf malzemeler daha açık şekilde listelenerek asgari tıbbi cihaz ve malzemelerde güncelleme yapıldı.</p><h2>Aile hekimliği uygulamasında personel istihdamı teşvik edildi</h2><p><strong>Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı istihdamına ilişkin usul ve esaslarda düzenleme yapılarak aile hekimliği uygulamasında personel istihdamı teşvik edildi.</strong></p><ol><li data-list="bullet">Aile hekimi olarak görev yapmaktayken askerlik veya doğum nedeniyle uygulamadan ayrılmak zorunda kalan hekimlerin uygulamaya dönmek istediklerinde öncelik hakları bulunuyor. Bu öncelik hakkının kullanımı sırasında yönetmelik hükmünün farklı şekilde yorumlanması neticesinde uygulama farklılıkları görüldüğünden bu hakkın kullanımı için şartlar detaylı olarak açıklanarak öncelik hakkının kullanımı için başvuruya yeterli süre tanındı.</li></ol><p>Devlet hizmet yükümlülüğü atamaları ile aile hekimliği birimlerine direkt aile hekimliği uzmanı ataması düzenli olarak yapılmakta olup atanan personelin aile hekimliği birimlerinde görev yapmasına ilişkin hususlar açık şekilde belirtilerek ülke genelinde uygulama birliği sağlandı.</p><h2>Sağlıkta şiddetin önlenmesi adına düzenleme</h2><p>Hem sağlık çalışanını korumak hem de vatandaşın hizmet alımını engellememek amacıyla, şiddet durumunda vatandaşın aile hekimi kayıt değişikliğinin öncelikle farklı bir aile sağlığı merkezine yapılması, ikametgahına yakın farklı aile sağlığı merkezi yok ise aynı aile sağlığı merkezindeki başka bir aile hekimliği biriminin seçileceği hususu yönetmelikte düzenlendi.</p><p>Aile hekimliği uygulamasına geçiş sürecinin hızlandırılması için tüm aile hekimliği çalışanlarının bu süreçte aldığı temel eğitimleri uygulamaya geçişten sonra da alabilmesine imkan sağlandı. Birinci aşama uyum eğitimlerini kişinin yerleştiği tarihten itibaren 3 ay içinde tamamlaması zorunluluğu getirildi.</p><p>Yönetmelikte ayrıca, Sağlık Bakanlığına ait Aile Hekimliği Bilgi' kullanımına ve bu sisteme geçiş sürecine ilişkin düzenlemeye yer verildi.</p><h2>Aile sağlığı merkezinde 5 hekim için ilave oda bulunması şartı getirildi</h2><p>Aile sağlığı merkezlerinde birim sayısına göre oluşturulan "aşılama ve bebek/çocuk izlemleri odası" ile "gebe izlem ve üreme sağlığı odası" kriterlerinde düzenleme yapılarak her dört hekim için değil, her beş hekim için ilave oda bulunması şartı getirildi.</p><p>Uygulamada sıklıkla oda sayısının fazla olduğu ve bu odaların kullanılmadığı gözlemlendiğinden bu odaların "aile hekimliği birimi" olarak sisteme katkı sunmasının sağlanması amaçlandı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4750692" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/20/9bccf9e5-dce88gp3g4hkd7x0axezdl.webp" data-title="200 tıpçı sabah namazında buluştu: Boğaz’dan Gazze’ye ve Sumud Filosu’na selam" data-url="/video-galeri/gundem/200-tipci-sabah-namazinda-bulustu-bogazdan-gazzeye-ve-sumud-filosuna-selam-4750692" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">200 tıpçı sabah namazında buluştu: Boğaz’dan Gazze’ye ve Sumud Filosu’na selam</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/aile-hekimliginde-hizmet-standartlari-yeniden-belirlendi-4813498</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/9/6c7bbc0f-iz3kx70hpepen71mxpf4ei.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:29:41 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SGK geri ödeme kapsamını genişletti: Nakdi destekler yükseldi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sgk-geri-odeme-kapsamini-genisletti-nakdi-destekler-yukseldi-4813294</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sgk-geri-odeme-kapsamini-genisletti-nakdi-destekler-yukseldi-4813294" rel="standout" />
      <description>Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği ile bazı hastalıkların tedavilerinde ihtiyaç duyulan belirli ilaçlar geri ödeme listesine alınırken, bazı hastalıklar için nakdi ücret desteği oranları artırıldı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SGK'nın SUT'ta Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.</p><p>Tebliğe göre, Türkiye'de alternatif tedavisi bulunmayan akondroplazi hastalığında kullanılan ilaç yurt dışından temin edilerek hastaların erişimine sunuldu.</p><p>Herediter anjioödem için koruyucu tedavi ilacı geri ödeme kapsamına alındı. Kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalıklarının tedavisi için 2 yeni ilaç geri ödeme listesine eklendi. Epilepsi ve sistinüri tedavisinde kullanılan birer ilaç alternatif tedavi olarak yurt dışından temin edilmeye başlandı.</p><p>Çölyak ve Protein Metabolizması gıda desteğinde yüzde 30, kseroderma pigmentosum ve albinizm güneş kremi desteğinde yüzde 10, mitokondriyal Sitopati yardımcı ürün desteğinde yüzde 10 artış yapıldı.</p><h4>"Sağlığa ulaşımı kolaylaştıracak yeni düzenlemeleri hayata geçirdik"</h4><p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, tebliğe ilişkin NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:</p><p><strong><em>"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdogan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğ ile vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine ulaşımını kolaylaştıracak yeni düzenlemeleri hayata geçirdik. Önemli hastalıkların tedavilerinde ihtiyaç duyulan belirli ilaçları geri ödeme listemize aldık. Yurt içinde üretimi olmayan ilaçları yurt dışından temin ettik. Belirli hastalıkların tedavilerinde Sosyal Güvenlik Kurumumuzca uygulanan nakdi ücret desteğini yüzde 10 ila yüzde 30 oranında artırdık."</em></strong></p><p>Vatandaşların sağlığının korunması ve en etkin tedavi yöntemlerine ulaşabilmesi için gayretle çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Işıkhan, süreç boyunca hassasiyetleri ve destekleri için Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.</p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813154" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/8/9fda2d4e-2j3ljfo2jeb2kkqs06al7x.webp" data-title="SGK oyunlarını bozdu binlerce kişinin maaşı kesildi" data-url="/foto-galeri/hayat/sgk-oyunlarini-bozdu-binlerce-kisinin-maasi-kesildi-4813154" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">SGK oyunlarını bozdu binlerce kişinin maaşı kesildi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813049" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/7/33d46e1c-0ntpllcj0hbcalz9hag8m6m.webp" data-title="Bağ-Kur’da yeni hesap: En düşük ve en yüksek Bağ-Kur primi ne kadar 2026? İsteğe bağlı bağkur primi kaç lira? İşte SGK 4B Bağkur primleri" data-url="/foto-galeri/ozgun/bag-kurda-yeni-hesap-en-dusuk-ve-en-yuksek-bag-kur-primi-ne-kadar-2026-istege-bagli-bagkur-primi-kac-lira-iste-sgk-4b-bagkur-primleri-4813049" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bağ-Kur’da yeni hesap: En düşük ve en yüksek Bağ-Kur primi ne kadar 2026? İsteğe bağlı bağkur primi kaç lira? İşte SGK 4B Bağkur primleri</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812583" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/6/58ffe583-uvfcpj47rv6mxkymfq2fd.webp" data-title="245 binden fazla kişinin sigortası iptal edildi: SGK düğmeye bastı uzman isimden 'emeklilik' uyarısı geldi" data-url="/foto-galeri/ekonomi/245-binden-fazla-kisinin-sigortasi-iptal-edildi-sgk-dugmeye-basti-uzman-isimden-emeklilik-uyarisi-geldi-4812583" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">245 binden fazla kişinin sigortası iptal edildi: SGK düğmeye bastı uzman isimden 'emeklilik' uyarısı geldi</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sgk-geri-odeme-kapsamini-genisletti-nakdi-destekler-yukseldi-4813294</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/8/1631e1c2-0spzz2m9pwqldqvszidnl.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:24:41 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal medyadaki diş ürünleri kabusa dönüştü: Uzman isim uyardı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sosyal-medyadaki-dis-urunleri-kabusa-donustu-uzman-isim-uyardi-4813171</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sosyal-medyadaki-dis-urunleri-kabusa-donustu-uzman-isim-uyardi-4813171" rel="standout" />
      <description>Son dönemde özellikle sosyal medya üzerinde satılan diş parlatıcı, beyazlatıcı ve benzeri ürünler konusunda diş hekimlerinden uyarı geldi. Diş Hekimi Ahmet Toka, "Bu tip ürünlere kesinlikle inanmayın" dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya üzerinden satın alınan diş ürünlerini kullanan vatandaşların dişleri mahvolurken dişlerde diş eti çekimleri ve yıkımlar başlıyor.</p><p>Diş hekimi Ahmet Toka,<em> "Bizim mesleğimizde de doğru bildiğimiz yanlışlar var. Diş taşı temizliğini 6 ayda bir rutin kontrollerle yaptırmalıyız. Yaptırmadığımız zaman dişeti kanamaları, diş eti çekilmeleri, uyandığımızda kanamalar yemek yerken ya da fırçalama anında olabilir. Bunun sebebi o bölgede diş taşları oluşması ve diş etlerinin çekilmesi ve kemiklerin açığa çıkmasıdır. Düzenli diş bakımları sayesinde herhangi diş taşı birikmesi ve enfeksiyon oluşmaz. Diş sağlığımıza kavuşmuş oluruz" </em>dedi.</p><h2>"Beyazlatayım derken dişlerinden oldular"</h2><p>Toka, <strong>"Sosyal medyalarda satılan diş temizliği parlatıcı gibi bu tip ürünler hatalı ve asılsızdır. Bunlar firmaların kendi satış projeleridir. Bunları sosyal medyalarda satıyorlar. Bunları kullanan hastalar genellikle bize geldiklerinde ilk başlarda çok güzel beyazladığını ardından dişlerinin mahvolduğunu diş eti çekimleri ve yıkımlar olduğunu söylüyorlar. Lütfen bunlara inanmayın diş hekimlerinize danışın sağlıklı kalın"</strong> diye konuştu.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812867" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/7/b9e8ce4e-3rx14o80oz2m2vkk9oxb7.webp" data-title="Aileler dikkat: Okul ve kreşlerde yayılan suçiçeği riskine karşı uzmanlar uyardı" data-url="/hayat/aileler-dikkat-okul-ve-kreslerde-yayilan-sucicegi-riskine-karsi-uzmanlar-uyardi-4812867" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Aileler dikkat: Okul ve kreşlerde yayılan suçiçeği riskine karşı uzmanlar uyardı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812367" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/5/3a48ebcc-1k1y4zn049ki3ajqx5onsh.webp" data-title="Yerli kanser ilacı yolda Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi: İlk adım tamamlandı" data-url="/hayat/yerli-kanser-ilaci-yolda-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-ilk-adim-tamamlandi-4812367" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yerli kanser ilacı yolda Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi: İlk adım tamamlandı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811959" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/4/62a64765-o0knf5xqrod8teajv8eva6.webp" data-title="Ameliyatsız fıtık tedavisine Japonya'da büyük ilgi" data-url="/hayat/ameliyatsiz-fitik-tedavisine-japonyada-buyuk-ilgi-4811959" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ameliyatsız fıtık tedavisine Japonya'da büyük ilgi</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sosyal-medyadaki-dis-urunleri-kabusa-donustu-uzman-isim-uyardi-4813171</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/8/f29925a4-1i5tuwmvos3jmk5fq6y5me.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:51:15 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırklareli'nde boğazına oyuncak parçası kaçan çocuğu antrenör kurtardı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kirklarelinde-bogazina-oyuncak-parcasi-kacan-cocugu-antrenor-kurtardi-4813160</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kirklarelinde-bogazina-oyuncak-parcasi-kacan-cocugu-antrenor-kurtardi-4813160" rel="standout" />
      <description>Kırklareli'nde soluk borusuna oyuncak parçası kaçan çocuk, basketbol antrenörünün uyguladığı Heimlich manevrasıyla kurtarıldı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Annesiyle bebek arabasında Atatürk Spor Salonu önünden geçen 2 yaşındaki çocuğun boğazına oyuncak parçası kaçtı. Nefes almakta güçlük çeken çocuğa ilk olarak annesi müdahale etmeye çalıştı ancak başarılı olamadı.</p><p>Durumu fark eden Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü basketbol antrenörü Sercan Namlı, çocuğa Heimlich manevrası uyguladı. Müdahalenin ardından çocuğun boğazındaki parça çıkarıldı ve yeniden nefes alması sağlandı.</p><p>O anlar çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.</p><p><strong>'İNSANLIK GÖREVİ BU'</strong></p><p>Antrenör Sercan Namlı, yaptığı açıklamada, çocuğun soluk alamadığını fark ederek Heimlich manevrası uyguladığını söyledi.</p><p>Heimlich manevrası uyguladıktan sonra çocuğun boğazından bir parça çıktığını ifade eden Namlı, "İnsanlık görevi bu. O an gördük ve çocuğun yeniden nefes almasını sağladık. Anne ve çocuk mutlu bir şekilde bölgeden ayrıldı." diye konuştu.</p><p>Heimlich manevrasının önemini bir kez daha anladıklarını ve ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını belirten Namlı, "Anne ve çocuğunun o anki panik halinden mutlu hale dönmesi bizim için paha biçilemez bir şey." dedi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4809393" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/26/3b155ee8-j5cllj1640p3rtbxf9vzwk.webp" data-title="Kayseri'de boğazına yiyecek kaçan bebek Heimlich manevrasıyla kurtarıldı" data-url="/video-galeri/gundem/kayseride-bogazina-yiyecek-kacan-bebek-heimlich-manevrasiyla-kurtarildi-4809393" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kayseri'de boğazına yiyecek kaçan bebek Heimlich manevrasıyla kurtarıldı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4809266" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/26/89e5b7a3-2sfewioq1inarbducqh98b.webp" data-title="Boğazına şeker kaçan sürücüyü kurtaran polis: Görevimiz sadece trafiği yönetmek değil, can güvenliğini de sağlamak" data-url="/gundem/bogazina-seker-kacan-surucuyu-kurtaran-polis-gorevimiz-sadece-trafigi-yonetmek-degil-can-guvenligini-de-saglamak-4809266" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Boğazına şeker kaçan sürücüyü kurtaran polis: Görevimiz sadece trafiği yönetmek değil, can güvenliğini de sağlamak</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4808241" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/23/c25de2fe-k0yeelmvcn8aezbnxpfaou.webp" data-title="Direksiyon başında nefessiz kaldı: Boğazına şeker kaçan sürücüyü polis kurtardı" data-url="/video-galeri/gundem/direksiyon-basinda-nefessiz-kaldi-bogazina-seker-kacan-surucuyu-polis-kurtardi-4808241" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Direksiyon başında nefessiz kaldı: Boğazına şeker kaçan sürücüyü polis kurtardı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4797343" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/14/afd743b0-plz2y74gkundzbd1edfbw.webp" data-title="Bayrampaşa'da restoranda boğazına yiyecek kaçan müşteri Heimlich manevrasıyla kurtarıldı" data-url="/video-galeri/gundem/bayrampasada-restoranda-bogazina-yiyecek-kacan-musteri-heimlich-manevrasiyla-kurtarildi-4797343" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bayrampaşa'da restoranda boğazına yiyecek kaçan müşteri Heimlich manevrasıyla kurtarıldı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4796126" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/10/cff5d5cc-6ca2hy9po8u387irvejni6.webp" data-title="Sağlık çalışanından nefes kesen müdahale: Kendi kendine yaptığı Heimlich manevrasıyla hayata tutundu" data-url="/video-galeri/gundem/saglik-calisanindan-nefes-kesen-mudahale-kendi-kendine-yaptigi-heimlich-manevrasiyla-hayata-tutundu-4796126" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sağlık çalışanından nefes kesen müdahale: Kendi kendine yaptığı Heimlich manevrasıyla hayata tutundu</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kirklarelinde-bogazina-oyuncak-parcasi-kacan-cocugu-antrenor-kurtardi-4813160</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/8/be211a5f-p0gv0y4xswt80cb2stli.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:17:41 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kalbi durdurulmadan yapılan kapak tamiriyle sağlığına kavuştu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kalbi-durdurulmadan-yapilan-kapak-tamiriyle-sagligina-kavustu-4813077</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kalbi-durdurulmadan-yapilan-kapak-tamiriyle-sagligina-kavustu-4813077" rel="standout" />
      <description>İleri nefes darlığı nedeniyle günlük yaşamını sürdüremez hale gelen 69 yaşındaki Zülbiye Yahşi’nin kalbi durdurulmadan yapılan kapak tamiriyle sağlığına kavuştu. Medipol Sağlık Grubu’ndan Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, “Kendi geliştirdiğimiz Made in Türkiye yöntemiyle kalp tamirimizi başarıyla yaptık” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp kapak hastalıkları yalnızca bir sağlık sorunu değil, hastalar için uzun ve yorucu bir yaşam mücadelesi anlamına geliyor. Özellikle ileri yaşta ve daha önce ameliyat geçirmiş bireylerde bu süreç çok daha zorlayıcı olabiliyor. Daha önce iki kez kalp ameliyatı geçiren 69 yaşındaki Zülbiye Yahşi için üçüncü ameliyat ihtimali hem bedensel hem de duygusal olarak ağır bir yük haline geldi. Umutla korkunun iç içe geçtiği bu süreç, Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Prof. Dr. Cengiz Köksal ve ekibinin başarılı operasyonuyla yeni bir sayfaya dönüştü.</p><p><strong> NEFES DARLIĞI HAYATINI DURDURDU</strong></p><p> 69 yaşındaki Zülbiye Yahşi, daha önce aort ve mitral kapak ameliyatı geçirmesine rağmen şikayetlerinin yeniden başlaması üzerine Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’ne başvurdu. Günlük yaşamında yürüyemez, merdiven çıkamaz hale geldiğini anlatan Yahşi, “Dışarıdan bakıldığında bir şeyim yoktu ama nefes alamıyordum. İş yapamıyor, kısa mesafeleri bile yürüyemiyordum” dedi. Ameliyata giden zorlu sürecini anlatan Yahşi, “Daha önce yaşadıklarım yüzünden çok korkuyordum. Ancak hocamız her şeyi detaylı anlattı. Göğüs altından küçük bir kesiyle ameliyat oldum. Çok rahat geçti, iyileşme sürecim de beklediğimden çok daha iyi oldu. Şu an rahatça hareket edebiliyorum” ifadelerini kullandı. </p><p><strong>‘ÜÇÜNCÜ KALP AMELİYATI YÜKSEK RİSK TAŞIYOR’</strong></p><p> Hastanın durumunun son derece riskli olduğunu belirterek Prof. Dr. Köksal, “Zülbiye Hanım bize geldiğinde ileri derecede nefes darlığı vardı. Daha önce iki kez kalp ameliyatı geçirmişti ve bu kez triküspit kapağında ileri derecede kaçak vardı. 69 yaşında üçüncü bir kalp ameliyatı gerçekten çok ciddi riskler barındırır” dedi. Riskleri azaltmak için kapağı değiştirmek yerine tamir etmeyi tercih ettiklerini belirten Prof. Dr. Köksal, “Kapağın değiştirilmesi hem hayati riskleri artırır hem de hastanın ömür boyu daha yüksek doz kan sulandırıcı kullanmasına neden olur. Bu da ciddi kanama riskleri doğurur” diye konuştu.</p><p> <strong>‘MADE IN TÜRKİYE’ YÖNTEMİYLE TAMİR</strong></p><p> Uygulanan yöntemin Türkiye’de geliştirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Köksal, “Hastamızın triküspit kapağını, kendi geliştirdiğimiz ve ‘Made in Türkiye’ ismini verdiğimiz mitralizasyon yöntemiyle tamir ettik. Ayrıca ameliyatı sağ koltuk altından, endoskopik yöntemle ve kalbi durdurmadan gerçekleştirdik” diye konuştu. Bu yöntemin özellikle ileri yaş ve daha önce kalp ameliyatı geçirmiş hastalar için büyük avantaj sağladığını belirten Prof. Dr. Köksal, sözlerini şöyle tamamladı: “Küçük kesi, kalbi durdurmadan ameliyat ve kapak tamiri; teknolojinin bize sunduğu üç büyük avantaj. Yaşı kaç olursa olsun, her hastaya özel planlama yapıyoruz. En çok faydayı da bu hasta grubu görüyor” dedi.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kalbi-durdurulmadan-yapilan-kapak-tamiriyle-sagligina-kavustu-4813077</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/7/e3d86a03-wc53rrpvtni85jpcmtsiwd.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 21:09:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ev ortamı sinir sistemini doğrudan etkiliyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/ev-ortami-sinir-sistemini-dogrudan-etkiliyor-4813076</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/ev-ortami-sinir-sistemini-dogrudan-etkiliyor-4813076" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hilal Şentürk, ev ortamının sinir sistemini doğrudan etkili olabildiğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şentürk, bir mekana girildiğinde hissedilen ferahlık ya da huzursuzluğun yalnızca estetik tercih meselesi olmadığını, ev ortamının sinir sistemi üzerinde etkili olabildiğini aktararak, "Ev dediğimiz yer, duyular üzerinden beyne sürekli veri gönderen bir uyaran alanı gibi çalışıyor. Beyin de bu verileri güven, tehdit, kontrol ve belirsizlik ekseninde değerlendirerek bedene 'rahatla' ya da 'hazır ol' mesajı veriyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Ev ve iç mekan düzenlemelerinin insan bedeninde ölçülebilir fizyolojik karşılıklar oluşturabileceğine değinen Şentürk, mekanların yalnızca yaşanılan alanlar değil, aynı zamanda bedensel yanıtları şekillendiren çevresel düzenleyiciler olduğunu, özellikle renk, ışık, doğal unsurlar ve mekansal kurgunun sinir sistemini etkilediğini kaydetti.</p><p>İnsan beyninin bir ortama girildiği ilk anda çevreden gelen verileri çok hızlı biçimde işlediğini vurgulayan Şentürk, şu ifadeleri kullandı:</p><p> "Bir odaya girdiğimizde ışık düzeyi, renkler, açıklık-kapalılık hissi, doğayla görsel temas, kullanılan malzemeler gibi pek çok unsur aynı anda algılanıyor. Beyin, bu çevresel verileri çok kısa sürede sınıflandırıyor. Bunun sonucunda otonom sinir sistemi devreye giriyor ve bedenin gevşeme ya da tetikte olma halini etkileyen bir yanıt ortaya çıkıyor. Sempatik sinir sisteminin baskın olduğu durumlarda kalp atım hızı artabiliyor, dikkat daha çok çevresel tehdit taramasına kayabiliyor. Parasempatik sistemin baskın olduğu durumlarda ise beden toparlanma ve dinlenme moduna daha kolay geçebiliyor."</p><p><strong>"Doğal dokularla kurulmuş küçük köşeler bile kişiye toparlanma hissi verebilir"</strong></p><p>Şentürk, ev içinde doğayla ilişki kuran unsurların önemli olduğunu, "biyofilik tasarım" yaklaşımının sadece dekoratif bir tercih olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Gün ışığı, yeşil dokular, doğal malzemeler ve dışarıyla görsel temas gibi unsurların, belirsizlik algısını azaltarak kişide daha dengeli bir iç ortam hissi oluşturabileceğini kaydeden Şentürk, şunları kaydetti:</p><p>"Ev içinde pencere önü yeşil alanları, balkon kullanımı ya da doğal dokularla kurulmuş küçük köşeler bile kişiye toparlanma hissi verebilir. Renk ve ışık konusundaki yaygın kabuller, her zaman doğru sonuç vermez. Koyu ve karanlık ortamlar, bazı kişilerde daha yüksek uyarılma halini tetikleyebilir. Rengin etkisini yalnızca mavi, yeşil ya da bej gibi tonlarla açıklamak yeterli değil. Açıklık-koyuluk dengesi, doygunluk ve ışığın gün içindeki değişimi de önemli. Bu nedenle 'hangi renk sakinleştirir' sorusundan çok, 'bu renk benim yaşadığım alanda hangi ışıkla nasıl bir etki oluşturuyor' sorusunu sormak, daha doğru olur. İyi tasarımın herkes için aynı sonucu doğurmaz Açık plan ya da aşırı minimalist kurgular bazı kişilerde rahatlatıcı, bazı kişilerde ise stres artırıcı etkiler oluşturabiliyor. Açık plan bir ev bazı bireylerde ferahlık hissi yaratırken, bazı kişilerde mahremiyet ve kontrol duygusunu azaltabilir. Benzer şekilde, aşırı sade bir ortam bir kişiyi rahatlatırken, başka bir kişide aidiyetsizlik hissi oluşturabilir. Burada önemli olan daha az uyaran değil, kişiye uygun doğru uyaran mimarisidir."</p><p>Şentürk, evlerin sinir sistemine her gün sessizce mesaj veren çevresel yapılar olduğuna değinerek, doğru iç mekan kurgusunun bedenin stres ve toparlanma dengesi üzerinde de etkili olabileceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/ev-ortami-sinir-sistemini-dogrudan-etkiliyor-4813076</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/7/d058168a-dloohbxe2pob8mwc4fpd2e.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 20:43:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aileler dikkat: Okul ve kreşlerde yayılan suçiçeği riskine karşı uzmanlar uyardı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/aileler-dikkat-okul-ve-kreslerde-yayilan-sucicegi-riskine-karsi-uzmanlar-uyardi-4812867</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/aileler-dikkat-okul-ve-kreslerde-yayilan-sucicegi-riskine-karsi-uzmanlar-uyardi-4812867" rel="standout" />
      <description>Türkiye genelinde suçiçeği vakalarında görülen artış üzerine açıklama yapan Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, hastalığın sadece hafif bir çocukluk hastalığı olmadığını, yüksek bulaşıcılık riski taşıdığını belirterek izolasyon ve doğru tedavi yöntemleri konusunda aileleri uyardı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Haber Özeti:</h2><ol><li data-list="bullet"><strong>Kritik Vaka Artışı: </strong>Türkiye genelinde okul ve kreşlerde suçiçeği vakalarında beklenmedik bir artış gözlemleniyor; uzmanlar bulaşma hızındaki bu yükselişin temel nedenini açıkladı.</li><li data-list="bullet"><strong>Hayati İlaç Uyarısı: </strong>Tedavi sürecinde ateş düşürücü olarak sıkça başvurulan bir ilacın kullanımı, suçiçeği vakalarında geri dönülemez risklere yol açabiliyor. </li><li data-list="bullet"><strong>Görünmez Bulaşma Dönemi:</strong> Hastalığın belirtileri henüz ortaya çıkmadan günler önce başlayan "sessiz bulaşma" süreci, izolasyon kurallarının ne zaman başlatılması gerektiğini kritik hale getiriyor.</li></ol><h2>Okul ve kreşlerde suçiçeği alarmı</h2><p>Son dönemde okul ve kreş gibi toplu yaşam alanlarında suçiçeği (varisella) vakalarında gözlemlenen artış, ebeveynler arasında endişeye yol açtı. Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, aşılama sayesinde kontrol altına alınan bu hastalığın hala ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. Dr. Sevgican, özellikle bağışıklığı olmayan veya aşılanmamış bireylerin yüksek risk altında olduğunu hatırlattı.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/7/cf841e54-lun9piilixqr001xg6zz2a.webp" data-card-width="800" data-card-height="1000" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/7/cf841e54-lun9piilixqr001xg6zz2a.webp" data-card-caption=" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ufuk Sevgican"></p><h2>Belirtiler 21 güne kadar ortaya çıkabiliyor</h2><p>Suçiçeği virüsü (Varisella Zoster), vücuda girdikten sonra 7 ile 21 gün arasında kuluçka süresi geçirebiliyor. Hastalığın tipik olarak kaşıntılı ve sıvı dolu kabarcıklarla karakterize olduğunu belirten uzmanlar, döküntü öncesinde;</p><ol><li data-list="bullet">Yüksek ateş,</li><li data-list="bullet">İştah kaybı,</li><li data-list="bullet">Şiddetli baş ağrısı,</li><li data-list="bullet">Genel halsizlik gibi semptomların görülebileceğini ifade etti. Döküntülerin; papül (kabarık şişlik), vezikül (sıvı dolu kabarcık) ve kabuklanma aşamalarından geçerek 10 gün içinde seyrini tamamladığı belirtildi.</li></ol><h2>Tedavide kritik "aspirin" uyarısı</h2><p>Hastalığın semptomatik tedavisinde dikkat edilmesi gereken hayati kurallar bulunuyor. Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, kaşıntıyı azaltmak için tırnakların kısa tutulması ve ılık banyo yapılmasını önerirken, ilaç kullanımı konusunda aileleri uyardı. Ağrı ve ateş için parasetamol grubunun tercih edilmesi gerektiğini belirten Sevgican, suçiçeği seyri sırasında aspirin kullanımının asla tercih edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. 12 yaşından büyük bireylerde ise sürecin daha ağır seyredebilmesi nedeniyle antiviral tedavilerin gündeme gelebileceği aktarıldı.</p><h2>İzolasyon süreci ne zaman bitmeli?</h2><p>Hastalığın yayılımını durdurmak için izolasyonun anahtar rol oynadığını söyleyen Sevgican, bulaşıcılığın döküntüler başlamadan 1-2 gün önce başladığını kaydetti. Toplum sağlığını korumak adına, çocukların tüm kabarcıklar tamamen kabuk bağlayana kadar okul, kreş ve park gibi alanlardan uzak tutulması gerektiği hatırlatıldı.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/aileler-dikkat-okul-ve-kreslerde-yayilan-sucicegi-riskine-karsi-uzmanlar-uyardi-4812867</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/7/b9e8ce4e-3rx14o80oz2m2vkk9oxb7.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:20:11 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kalpleri fethettiler: Hastalara adeta umut oldular</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kalpleri-fethettiler-hastalara-adeta-umut-oldular-4812767</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kalpleri-fethettiler-hastalara-adeta-umut-oldular-4812767" rel="standout" />
      <description>Bursa Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği, 2025’te aort diseksiyonundan, kalp kapak enfeksiyonlarına kadar bin 316 A grubu operasyona imza attı. Prof. Nail Kahraman, 5 profesör, 3 doçent, 9 uzman ve 15 asistan doktordan oluşan ekibin başarı hikayesini anlattı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları dünyada ve ülkemizde ölüm riski açısından ilk sırada yer alıyor. Bu hastalıklarla mücadele ise çoğu zaman yaşam ve ölüm arasındaki o ince çizgide saniyelerle yarışmak anlamına geliyor. İşte bu kritik kararları dünya standartlarında bir uzmanlıkla alan Bursa Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği, 2025 yılında tam 3 bin 766 başarılı ameliyata imza attı. Aort diseksiyonu, kompleks kalp vakaları ve kalp kapağı enfeksiyonları gibi kritik 1316 A grubu operasyonu başarıyla tamamlayan ekip, Türkiye’ye umut vaat ediyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/7/293de581-qpal1miopzxzece8bjesj.webp" data-card-width="1425" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/7/293de581-qpal1miopzxzece8bjesj.webp"></p><h2>HER YIL İVME ARTTI</h2><p>Yeni Şafak’a konuşan Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Nail Kahraman, 5 profesör, 3 doçent, 9 uzman ve 15 asistan doktordan ekibin yıllar içinde klinikte hatırı sayılır bir başarıya imza attığını söyledi. 2020 yılında hastaneye gelerek Prof. Dr. Deniz Demir ile birlikte kliniği kuran Kahraman, “O dönem Muradiye Devlet Hastanesi şehir hastanesine transfer edilmişti. Eğitim kliniği yoktu, asistan yoktu. Kurulum aşaması olduğu için aslında hep birlikte emek emek inşa ettik. İlk başta vaka sayılarımız 100’lerdeydi, 2021’de bu sayı 429 oldu. 2022’de 784, 2023’te 1060, 2024’te 1115 oldu. 2025 yılında 1316 A grubu yani açık kalp cerrahisi, bizim kliniğimizde başarıyla tamamlandı” dedi.</p><h2>REFERANS MERKEZE DÖNÜŞTÜ</h2><p>Kalp cerrahisi alanında klinik donanım, cerrahi deneyim açısından referans merkeze dönüştüklerini vurgulayan Kahraman, “2025’te aort diseksiyonu, aort anevrizması gibi 252 kritik vakada başarılı olduk. Endovasküler (kapalı) aort girişimi sayımız 2025’te 97 olurken, damar cerrahisi operasyonlarında da yine ciddi bir ivme yakaladık. 2023’te 1660 olan damar cerrahisi sayıları 2025’te 2 bin 450 oldu” şeklinde konuştu. Hastaneye Balıkesir, Çanakkale, başta olmak üzere Maraş, Ağrı ve Van gibi şehirlerden hasta geldiğini hatırlatan Kahraman, yüksek riskli müdahale edilmeyen vakaların altından ekip olarak kalktıklarını dile getirdi.</p><h2>HASTA SAĞ SALİM TABURCU OLUNCA…</h2><p>Kalpte ilgi, beceri, sabır ve soğukkanlılığın önemine vurgulayan Kahraman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ameliyat masasında aldığın karar bir kişinin hayatını değiştiriyor. Bu sorumluluk duygusu, sonrasında hastanın kendine geldiğini, yürüdüğünü görmek, bu işin tüm motivasyon burada. Hastanın sağ salim taburcu edildiği an tüm yorgunluk uçup gidiyor.”</p><p><br></p><h2>Kızı hekim olmak istemiyor</h2><p>Eşi de sağlıkçı olan Kahraman’ın 5.5 yaşında Sare isminde kızı var. Babasının sürekli nöbetlerinden şikayet eden minik Sare, "Doktor olmayacağım, senin telefonun hiç susmuyor, hep nöbettesin, ameliyattasın” diyerek sitem ediyor. Prof. Kahraman, bu başarıların ailenin desteği olmadan mümkün olmadığını vurguladı.</p><p><br></p><h2>PROFESÖR CÜBBESİNİ</h2><p>Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Manisa Celal Bayar Tıp Fakültesi'nden uzmanlığını alan Prof. Kahraman, Bursa Yüksek İhtisas Hastanesi’nde de bir dönem çalıştı. Bursa Şehir Hastanesi’nde profesör olan Kahraman, geçtiğimiz hafta cübbe törenini şu cümlelerle anlattı: “Cübbe töreni saat 11’deydi. Sabah bir kalp kapağı operasyonu yaptım. Sonra törene gittim. Törenden sonra bir bypass operasyonu ardından karotis şah damarı operasyonu aldım. Saat artık 16 oldu, çocuğu okuldan almaya gidecektim ki, telefon geldi. Balıkesir’den aort diseksiyonu vakası olan 49 yaşında bir hastayı kabul edip edemeyeceğimizi sordular. Yoğun bakım tamamen doluydu. Vicdanen rahat edemediğim için anestezi hocasını aradım. Hastanın ciddiyetini anlatıp, yer açmayı rica ettim. Hastane içi hasta transferleri yaparak 30 dakikada yer ayarladık. Normalde yer yok diyerek hastayı kabul etmeyebilirsiniz. Ben de etmeyebilirdim, üstelik o gün nöbetçi bile değildim. Fakat öyle bir an geliyor, insan vicdanı olarak rahat hissedemediği için yardımcı olmak istiyor. Tip 3 aort diseksiyonu olan hasta yaklaşık 3 saat süren işlemin ardından şu an gayet iyi, biz de mutluyuz” ifadelerini kullandı. Hekimler yüksek performans için ameliyat yapıyor eleştirilerine de yanıt veren Kahraman, “Sağlık Bakanlığı’nın performans rakamlarına ayın ilk haftasında zaten ulaşıyoruz. Diğer günlerde insanlara faydalı olmaya çalışıyoruz. Güzel çalışmalar yapabilmek için destek veren hastane yönetimi, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ediyorum” vurgusu yaptı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812729" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/6/9e6130e1-yuxh6rjhsy8fssxwex0goj.webp" data-title="Bahar alerjisi çocuklarda bu belirtilerle başlıyor" data-url="/hayat/bahar-alerjisi-cocuklarda-bu-belirtilerle-basliyor-4812729" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bahar alerjisi çocuklarda bu belirtilerle başlıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812728" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/6/b23df2fd-tc6qsz08wzlza35ykdxrqb.webp" data-title="Küresel ısınma alerji mevsimini uzattı: Uzmanlardan kritik uyarı" data-url="/hayat/kuresel-isinma-alerji-mevsimini-uzatti-uzmanlardan-kritik-uyari-4812728" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Küresel ısınma alerji mevsimini uzattı: Uzmanlardan kritik uyarı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812367" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/5/3a48ebcc-1k1y4zn049ki3ajqx5onsh.webp" data-title="Yerli kanser ilacı yolda Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi: İlk adım tamamlandı" data-url="/hayat/yerli-kanser-ilaci-yolda-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-ilk-adim-tamamlandi-4812367" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yerli kanser ilacı yolda Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi: İlk adım tamamlandı</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kalpleri-fethettiler-hastalara-adeta-umut-oldular-4812767</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Aybike Eroğlu</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/7/40b02ccd-n2a7zqc39hdfsf9jk7vuz.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Takviye gıdaya çifte denetim</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/takviye-gidaya-cifte-denetim-4812799</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/takviye-gidaya-cifte-denetim-4812799" rel="standout" />
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık alanında kapsamlı değişiklikler öngören kanun teklifi, takviye edici gıdaların denetimini güçlendirirken eczacılık sisteminde de yeni kurallar getiriyor. Teklifle, takviye gıdaların onay süreci için Tarım ve Orman ile Sağlık Bakanlığı temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulacak. Mevcut ürünlerin 6 ay içinde başvuru yapması zorunlu olacak, uygun bulunmayanlar piyasadan çekilecek.</p><h2>ECZANELERDE YENİ DÖNEM</h2><p>Kanun teklifi eczacılık sisteminde de önemli değişiklikler içeriyor. 72 yaş üstü eczacılar için mesul müdür zorunlu olacak. Eczane açma kriteri 3 bin 500 kişiden 3 bin kişiye düşürülecek. Eczane açılışları puan yerine kura sistemiyle belirlenecek. Amaç, eczane sayısını artırmak ve genç eczacıların sisteme girişini kolaylaştırmak.</p><h2>ECZANE KAPATMA VE VARİSLİK DÜZENLEMESİ</h2><p>Eczanelerin uzun süre kapalı tutulması mücbir haller dışında tek seferle sınırlandırılıyor. Vefat eden eczacıların yakınlarının eczane işletmesine ilişkin hüküm de değiştiriliyor. Bu kişiler eczacılık diplomasına sahip mesul müdür bulmaları halinde en fazla 5 yıl eczaneyi işletebilecek. Bu değişikliklerle sistemin aktif ve meslek temelli yürütülmesi hedefleniyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4500594" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/26/5bc33802-x5wpmb85hhrdnjwe5x5d9.webp" data-title="Kolejen eksikliği belirtileri neler, nasıl anlaşılır? " data-url="/kolejen-eksikligi-kolejen-nedir-kolejen-eksikligi-nelere-yol-acar-kolejen-eksikligi-nasil-anlasilir-h-4500594" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kolejen eksikliği belirtileri neler, nasıl anlaşılır? </span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/takviye-gidaya-cifte-denetim-4812799</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Uğur Duyan</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/7/32f5f1ae-wbm4aidu31a17ruyy42jc1.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bahar alerjisi çocuklarda bu belirtilerle başlıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bahar-alerjisi-cocuklarda-bu-belirtilerle-basliyor-4812729</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bahar-alerjisi-cocuklarda-bu-belirtilerle-basliyor-4812729" rel="standout" />
      <description>Bahar alerjisinin çocuklarda çeşitli belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeliz Polat, “Ardı ardına gelen hapşırma nöbetleri, şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık bahar alerjisinin çocuklarda görülen en sık belirtileridir. Bu belirtilerin yanında kuru öksürük, halsizlik, yorgunluk ve uyku problemleri de görülebilir. Bu tür şikâyetler özellikle polen mevsiminde dikkatle değerlendirilmelidir. Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde özellikle sabah ve öğle saatlerinde kuru ve rüzgarlı havalarda mümkünse dışarı çıkılmamalıdır” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelmesiyle çocuklarda alerjik şikayetlerin arttığını belirten Medical Park TEM Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeliz Polat, özellikle polenlerin bu dönemde önemli bir tetikleyici olduğunu söyledi.</p><p><strong>‘ARDI ARDINA HAPŞIRIK NÖBETLERİ GÖRÜLEBİLİR’</strong></p><p>Bahar alerjisinin çocuklarda çeşitli belirtilerle ortaya çıkabildiğini söyleyen Uzm. Dr. Yeliz Polat, “Ardı ardına gelen hapşırma nöbetleri, şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık bahar alerjisinin çocuklarda görülen en sık belirtileridir. Bu belirtilerin yanında kuru öksürük, halsizlik, yorgunluk ve uyku problemleri de görülebilir. Bu tür şikâyetler özellikle polen mevsiminde dikkatle değerlendirilmelidir” diye konuştu.</p><p><strong>‘ALERJİ İLE SOĞUK ALGINLIĞI KARIŞTIRABİLİYOR’</strong></p><p>Bahar alerjisinin çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırılabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Polat, iki durum arasında bazı önemli farklar bulunduğunu belirtti. Uzm. Dr. Polat, “Alerji genellikle gözlerde sulanma ve kaşıntı ile seyreder ve ateş görülmez. Soğuk algınlığı ise çoğu zaman hafif ateş ve halsizlik ile başlar. Alerji haftalarca sürebilirken soğuk algınlığı genellikle 3 ila 14 gün içinde geçer” ifadelerini kullandı.</p><p><strong> ‘EN SIK 5-20 YAŞ ARALIĞINDA GÖRÜLÜYOR’</strong></p><p>Bahar alerjisinin çocuklarda genellikle erken yaşlarda ortaya çıkabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Polat, “Alerjik belirtiler 3-5 yaşlarından itibaren gelişmeye başlayabilir. Ancak en sık 5 ile 20 yaş aralığında görülür. Belirtiler genellikle 10-13 yaşlarında en yoğun seviyeye ulaşır” dedi.</p><p><strong> ‘BU BELİRTİLER VARSA DOKTORA BAŞVURUN’</strong></p><p>Bazı durumlarda alerjik belirtilerin daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini belirten Polat, şu uyarılarda bulundu:</p><p>“Gözlerde sulanma, hapşırık, burun akıntısı, göz ya da burun kaşıntısı gibi semptomlar şiddetli bir şekilde devam ediyorsa; nefes darlığı, hırıltılı solunum veya göğüste sıkışma hissi ortaya çıkıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.”</p><p><strong> ‘POLEN YOĞUNLUĞUNUN YÜKSEK OLDUĞU SAATLERE DİKKAT’</strong></p><p>Polen alerjisi olan çocukları korumak için ailelerin günlük yaşamda bazı önlemler almasının önemli olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Polat, “Polen yoğunluğu gün içinde değişkenlik gösterebilir. Polenler özellikle sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde daha yoğun bulunur. Yağmur yağdıktan sonraki ilk birkaç saat ve akşam saatlerinde polen yoğunluğu büyük oranda azalır. Polenlerin yoğun olduğu zamanlarda dışarı çıkmak sınırlandırılmalıdır. Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde özellikle sabah ve öğle saatlerinde kuru ve rüzgarlı havalarda mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Açık hava aktiviteleri azaltılmalı veya kapalı alanlar tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.</p><p><strong> ‘POLENLERDEN KORUNMAK İÇİN ÖNLEM ALIN’</strong></p><p>Polenlerden korunmak için bazı basit önlemlerin etkili olabileceğini belirten Uzm. Dr. Şu bilgileri paylaştı:</p><p>“Siperli şapka takılması, güneş gözlüğü kullanılması ve uzun kollu giysiler tercih edilmesi polen temasını azaltabilir. Eve gelindiğinde kıyafetlerin değiştirilmesi de önemlidir. Ayrıca polen mevsiminde çamaşırların dışarıda değil ev içinde kurutulması ve polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde kapı ve pencerelerin kapalı tutulması da faydalı olabilir. Ev ve araçlarda polen filtreli klima kullanılması riski azaltabilir.”</p><p>‘TEDAVİ EDİLMEYEN ALERJİ ASTIMI TETİKLEYEBİLİR’</p><p>Kontrol altına alınmayan bahar alerjilerinin bazı durumlarda astımı tetikleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Polat, “Tedavi edilmeyen veya kontrol altına alınamayan bahar alerjileri astıma yol açabilir ya da mevcut astımı tetikleyebilir” dedi.</p><p><strong>‘TANI KONMA SÜRECİ’</strong></p><p>Alerji tanısının uzman hekim değerlendirmesi ile konulduğuna değinen Uzm. Dr. Polat, “İyi bir hasta öyküsü alınmasıyla birlikte deri prick testi, kan testleri yani spesifik IgE testleri, yama testi ve diyet eliminasyonu gibi yöntemler tanıda kullanılabilir. Ayrıca moleküler alerji testi olarak bilinen Alex testinin de alerjinin kaynağını moleküler düzeyde inceleyen bir yöntem olduğunu belirtti.</p><p><strong>‘TEDAVİDE FARKLI YÖNTEMLER UYGULANABİLİYOR’</strong></p><p>Bahar alerjisinin tedavisinin genellikle semptomları hafifletmeye ve alerjenlerden korunmaya yönelik olduğunu belirten Uzm. Dr. Polat, “Tedavide antihistaminik ilaçlar, kortizonlu burun spreyleri ve göz damlaları kullanılabilir. Bazı hastalarda alerji aşıları olarak bilinen immünoterapi de uygulanabilir” dedi.</p><p><br></p><p>‘AİLELERE ÖNEMLİ UYARILAR’</p><p>Alerjik çocukların ailelerine de önemli önerilerde bulunan Uzm. Dr. Polat, “Aileler çocuklarının alerjisi olduğunu biliyorsa, bunu okul yönetimine sözlü ve yazılı olarak bildirmelidir. Alerjinin türü ve hangi maddelere karşı olduğu açıkça belirtilmelidir. Anafilaksi riski bulunan çocuklarda adrenalin oto enjektör (EpiPen) bulundurulması hayati önem taşır. Bu ilacın nasıl kullanılacağı ailelere ve çocuğa mutlaka hekim tarafından öğretilmelidir. Alerjik çocuklar tetikleyici faktörlerden korunmalıdır. Neye karşı alerjisi olduğu bilinmeli ve buna yönelik gerekli önlemler alınmalıdır” diye konuştu.</p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bahar-alerjisi-cocuklarda-bu-belirtilerle-basliyor-4812729</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/6/9e6130e1-yuxh6rjhsy8fssxwex0goj.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 22:07:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Küresel ısınma alerji mevsimini uzattı: Uzmanlardan kritik uyarı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kuresel-isinma-alerji-mevsimini-uzatti-uzmanlardan-kritik-uyari-4812728</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kuresel-isinma-alerji-mevsimini-uzatti-uzmanlardan-kritik-uyari-4812728" rel="standout" />
      <description>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, küresel ısınmanın alerji mevsimini uzattığını belirterek, bahar alerjisinde erken tedaviye dikkat çekti. Prof. Dr. Özlü, “Küresel ısınma, alerji mevsimini uzatıyor. Havalar ısındığı zaman daha yoğun alerji ile karşılaşıyoruz ve alerji ile karşılaşma süremiz de daha uzun oluyor. Mevsim başlamadan 2 hafta önce tedaviye başlamak lazım” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınması ile doğada polen miktarı artarken, alerjik hastalıklar da kendini göstermeye başladı. Bahar aylarında sıkça görülen hapşırık, burun akıntısı ve nefes darlığı gibi şikayetler, alerjisi olan kişilerde yaşam kalitesini düşürebiliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, havaların ısınmasıyla bahar alerjisi şikayetlerinin artış gösterdiğini belirterek, alerjik hastalıkların da tedavisi geçmişe göre göre şu anda çok daha iyi durumda olduğunu vurguladı. </p><p>Uyarıda bulunan Özlü, “Bahar geldi, havalar ısınıyor, güneşlendik, artık ağaçlar tomurcuklanmaya başladı, toprak yeşillendi, çiçekler açıyor ama bazılarımız için de kabus günleri başladı. Mevsimsel alerjiler söz konusu olan kişilerde hemen baharın gelmesiyle beraber semptomlar başlıyor. Maalesef öksürük, hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, baş ağrısı, geniz akıntısı, boğazda yanma, acıma, sızlama, nefes darlığı, hırıltı, öksürük gibi şikayetler ortaya çıkıyor. Mevsim boyunca devam edebiliyor. Genelde alerji mevsimi dediğimiz, kış bitiminden diğer kışın başlangıcına kadar geçen zamandır. Bu dönem içerisinde herkesin farklı zamanlarda alerjileri başlayabilir, yoğunlaşabilir. Var olan şikayetler de artma şeklinde olabilir ya da tamamen geçip yeniden şikayetler başlayabilir” diye konuştu.</p><p><strong>‘TEDBİRLER ALARAK YOĞUNLUĞU AZALTABİLİRİZ’</strong></p><p>Prof. Dr. Özlü, “Bizim daha çok gördüğümüz kış bitiminde erken bahar döneminde başlayan şikayetler ağaç polenlerine daha çok bağlıdır. Ama bahar sonu yaza doğru başlayanlar daha çok çim, çayır çimenlerine karşı ortaya çıkan alerjilerdir. Yaz sonunda güze doğru başlayan alerjiler de daha çok yabani otlara karşı onların polenlerine karşı olan alerjilerdir. Ama herkesin alerji mevsimi kendine mahsus. Tabii alerji tedavisinde geçmişe göre şu anda çok daha iyi durumdayız ama önce neye alerji var bunu bilmekte fayda var. Alerji testleri yaparak bunu ölçebiliyoruz çünkü korunmak tedavi kadar önemli. Bazı alerjenlerden kaçınmak mümkün. Tedbirler alarak en azından yoğunluğunu azaltabiliriz. Bazı alerjenlerden de kaçınmak çok mümkün değil. O zaman tedaviler devreye giriyor” ifadelerini kullandı.</p><p><strong>‘MEVSİM BAŞLAMADAN 2 HAFTA ÖNCE TEDAVİYE BAŞLAMAK LAZIM’</strong></p><p>Alerjinin tedavi ile kontrol edilebilir bir durum olduğunu kaydeden Özlü, “Küresel ısınma, alerji mevsimini uzatıyor. Havalar ısındığı zaman daha yoğun alerji ile karşılaşıyoruz ve alerji ile karşılaşma süremiz de daha uzun oluyor. Özellikle bu bölgesel savaşlar, savaşlarda kullanılan kimyasallar sera gazlarını artırarak küresel ısınmayı da tetikliyor ve artırıyor, güçlendiriyor. Bu da alerjenlerle daha yoğun karşılaşacağımız anlamına geliyor maalesef. O bakımdan alerji durumumuzu bilmemiz ve bunu kontrol altına almamız tedbirler önemli. Alerji tedavi ile kontrol edilebilir bir durum. Günümüzde artık eskiden olduğu gibi alerji ilaçlarına bağlı uyku, uyuşukluk, iştah artışı, sersemlik gibi yan etkiler görünmüyor. Güvenli ve etkili bir alerji tedavisi mümkün. Mevsim başlamadan iki hafta önce tedaviye başlamak lazım. Ve mevsim boyunca da ilaçları kullanmak gerekiyor. Çünkü bu insanın yaşam kalitesini bozan semptomlar, sosyal uyumunu, çalışma hayatını etkileyen uyku düzenini bozan semptomlar” dedi. </p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kuresel-isinma-alerji-mevsimini-uzatti-uzmanlardan-kritik-uyari-4812728</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:23:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bangladeş'te 6 haftada kızamık şüphesiyle 113 çocuk öldü</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bangladeste-6-haftada-kizamik-suphesiyle-113-cocuk-oldu-4812727</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bangladeste-6-haftada-kizamik-suphesiyle-113-cocuk-oldu-4812727" rel="standout" />
      <description>Bangladeş'te 6 haftada kızamık olduğundan şüphelenilen 113 çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bangladeş Sağlık ve Aile Refahı Bakanlığından yapılan açıklamada, ülke genelinde, mart ayı ortasından bu yana kızamık olduğu düşünülen çocuk sayısının 7 bin 600'ü aştığı aktarıldı.</p><p>Açıklamada, ülkede 6 haftada kızamık şüphesiyle 113 çocuğun yanı sıra, kızamık olduğu doğrulanan 17 çocuğun da yaşamını yitirdiği bilgisi paylaşıldı.</p><p>Hükümet, salgına karşı 18 yüksek riskli bölgede 6 ay ile 5 yaş aralığındaki 1,3 milyondan fazla çocuğa yönelik acil aşılama çalışması başlatırken kampanyanın 3 Mayıs'tan itibaren tüm ülkeye yayılması planlanıyor.</p><p>Uzmanlar, düşük aşılama oranlarının hastalığın hızla yayılmasına zemin hazırladığına işaret ediyor.</p><p>Halk sağlığı uzmanı Dr. ANM Nuruzzaman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşılama kampanyasının, sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olduğu kalabalık ve yoksul bölgelerde daha fazla can kaybının önlenmesi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Hükümet, ebeveynleri çocuklarını aşı merkezlerine götürmeye davet ederek zamanında aşılamanın salgını durdurmada en etkili yöntem olduğunu hatırlattı.</p><p>Pnömoni ve ensefalopatiye yol açabilen kızamık, küresel ölçekte aşıyla önlenebilir ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bangladeste-6-haftada-kizamik-suphesiyle-113-cocuk-oldu-4812727</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/6/869cc796-kyxts8g9s64xiahgv6rg.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:02:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yerli kanser ilacı yolda Bakan Memişoğlu müjdeyi verdi: İlk adım tamamlandı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/yerli-kanser-ilaci-yolda-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-ilk-adim-tamamlandi-4812367</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/yerli-kanser-ilaci-yolda-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-ilk-adim-tamamlandi-4812367" rel="standout" />
      <description>Türkiye, sağlık ve biyoteknoloji alanında tarihi bir başarıya imza atarak tamamen yerli imkanlarla geliştirilen ilk kanser ilacı molekülünde Faz-1 klinik araştırmalarını başarıyla tamamladı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türk bilim insanlarının laboratuvarlardan kliniklere taşıdığı bu özgün ilacın, doğrudan tümör hücrelerini hedefleyerek tedavideki yan etkileri en aza indireceğini ve başarı oranını artıracağını müjdeledi. Ülke genelinde 7 milyonu aşkın vatandaşa ulaşan dev ücretsiz tarama programlarıyla erken teşhiste küresel bir model oluşturan Türkiye, Faz-2 ve Faz-3 aşamalarının da tamamlanmasıyla birlikte bu yenilikçi molekülü tüm dünya sağlığına armağan etmeye hazırlanıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Türkiye kendi laboratuvarında, hastanelerinde, hocaları ve bilim insanları vasıtasıyla ilk defa bir molekülü ortaya çıkarma aşamasında. Bugün faz 1 çalışmalarında çok başarılı oldu." dedi.</p><p>Bakan Memişoğlu, kanser tedavisinde yürütülen çalışmalar ve tarama programlarına ilişkin, açıklamada bulundu.</p><p>Kanserle ilgili dünyanın sayılı ülkesinde bulunan ücretsiz tarama programlarının Türkiye'de uygulandığına işaret eden Memişoğlu, "Tarama programlarımız özellikle meme, serviks (rahim ağzı) ve bağırsak kanserleri ile ilgili olarak belirli gruplara ücretsiz olarak yapılıyor." diye konuştu.</p><p>Tarama çalışmalarının aile hekimlerinin koordinasyonunda sürdürüldüğünü aktaran Memişoğlu, "Son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yaptık. Vatandaşlarımızı mesajlarla aile hekimliklerine, sağlıklı hayat merkezlerine ve toplum sağlığı merkezlerimize davet ediyoruz. Vatandaşlarımıza, mesaj göndererek de tarama programlarına davet ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p><p>Mobil tarama araçlarıyla da sahada aktif hizmet verildiğini belirten Memişoğlu, yapılan taramalarda 276 bin kişinin şüpheli olarak değerlendirildiğini ve 28 bininde erken kanser şüphesi tespit edildiğini bildirdi.</p><h2>Taramalar sayesinde 28 bin vatandaş erken tanıyla tedavi imkanına kavuştu</h2><p>Bakan Memişoğlu, kanserde erken teşhisin önemine dikkati çekerek, "28 bin vatandaşımızın erken tanı olarak tedaviye ulaşmasını sağladık. 'Kanserden korkma, geç kalmaktan kork' diyoruz. Böyle bir imkanımız var. Özellikle belirli bir yaş grubunda 40 yaşın üzerindeki bütün vatandaşlarımıza sağlıklı hayat merkezlerimizde ve aile hekimliklerimize ücretsiz kanser taraması yapılıyor." şeklinde konuştu.</p><p>Türkiye'de yapay zeka destekli tanı sistemlerinin de kullanıldığını ifade eden Memişoğlu, "Bütün sağlıktaki altyapımızla dünyanın en iyi hekimleri ve sağlık çalışanlarımızla insanlarımıza en iyi tedavileri, uygulamaları yapıyoruz. Türkiye bu konuda örnek durumda. Bugün kanser tedavileri için her taraftan ülkemize gelebilirler." değerlendirmesinde bulundu.</p><h2>"Türkiye ilk molekülünü dünya sağlığına hediye edecek"</h2><p>Bakan Memişoğlu, Türkiye'de keşfedilip geliştirilerek klinik araştırmayla hastalara ulaşan ilk özgün ilaç adayının faz 1 klinik araştırmasının başarıyla tamamlandığını belirterek, bu gelişmenin bilimsel açıdan kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p><p><strong>Memişoğlu, şöyle konuştu:</strong></p><p>"Kanserle ilgili Boğaziçi Üniversitemizden filizlenen Türkiye'nin ilk molekülünün faz 1 çalışmasındaki başarıyı ifade etmek istiyorum. Türkiye kendi laboratuvarında, hastanelerinde, hocaları ve bilim insanları vasıtasıyla ilk defa bir molekülü ortaya çıkarma aşamasında. Bugün faz 1 çalışmalarında çok başarılı oldu. Burada emeği geçen Abdurrahman Yurt Arslan Onkoloji Hastanemiz, Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Rana Sanyal hocamıza özellikle teşekkür ediyorum. Türkiye, çok büyük bir başarının öncesinde faz 1 çalışmalarında çok başarılı görünüyor. İnşallah, faz 2 ve 3'ten sonra Türkiye kendi bilim insanları ve altyapısıyla ilk molekülünü dünya sağlığına hediye edecek."</p><h2> "İlacın doğrudan tümör hücresini hedeflemesi sağlanarak yan etkileri azaltıyor"</h2><p>Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve EIC Avrupa Kadın Yenilikçiler Büyük Ödülü sahibi Prof. Dr. Rana Sanyal de yürütülen çalışmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p><p>"Bizim teknolojimiz ilacın doğrudan tümör hücresini hedeflenmesini sağlayarak, yan etkileri azaltıyor. Aynı zamanda tedavinin de etkisini artırıyor. Biyoteknoloji girişimimizde çeşitli kanser türleri için bu teknolojiyle geliştirdiğimiz ilaç adayları üzerinde çalışmalarımız hızla devam ediyor. Erken dönem araştırmalarımızı yürüttüğümüz Boğaziçi Üniversitesi ve Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi'nden klinik araştırmalarımızı yürüten uzman ekiplere ve iş ortaklarımıza, araştırmaya katılan gönüllülerden yatırımcılarımıza kadar bu başarıda çok sayıda kişinin emeği ve katkısı var.</p><p>Sağlık Bakanlığımızın denetiminde solid tümör hastalarında yürüttüğümüz faz 1 klinik araştırmamızın farklı aşamaları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının HAMLE Programı kapsamında TÜBİTAK tarafından desteklendi. 'Turcorn 100' şirketleri arasına girerek ekosistemimizin en başarılı start-up'larına yönelik programlarda yer aldık. Bu başarı, bilimsel araştırmaların insana ulaşmasında güçlü bir ekosistemin ne kadar belirleyici olduğunun çok çarpıcı bir göstergesi."</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4812335" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/5/78e63110-pf298fvpc6c2puj3ucv7.webp" data-title="Malatya’da ambulans helikopter 78 yaşındaki hasta için havalandı" data-url="/hayat/malatyada-ambulans-helikopter-78-yasindaki-hasta-icin-havalandi-4812335" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Malatya’da ambulans helikopter 78 yaşındaki hasta için havalandı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811959" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/4/62a64765-o0knf5xqrod8teajv8eva6.webp" data-title="Ameliyatsız fıtık tedavisine Japonya'da büyük ilgi" data-url="/hayat/ameliyatsiz-fitik-tedavisine-japonyada-buyuk-ilgi-4811959" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ameliyatsız fıtık tedavisine Japonya'da büyük ilgi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811916" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/4/61d854b1-ithw97qudg9a46knngknh4.webp" data-title="Kayseri'de 72 yaşındaki hastanın kalça çevresinden 3,7 kiloluk tümör çıkarıldı" data-url="/hayat/kayseride-72-yasindaki-hastanin-kalca-cevresinden-37-kiloluk-tumor-cikarildi-4811916" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kayseri'de 72 yaşındaki hastanın kalça çevresinden 3,7 kiloluk tümör çıkarıldı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/yerli-kanser-ilaci-yolda-bakan-memisoglu-mujdeyi-verdi-ilk-adim-tamamlandi-4812367</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/5/3a48ebcc-1k1y4zn049ki3ajqx5onsh.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 17:00:23 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Malatya’da ambulans helikopter 78 yaşındaki hasta için havalandı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/malatyada-ambulans-helikopter-78-yasindaki-hasta-icin-havalandi-4812335</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/malatyada-ambulans-helikopter-78-yasindaki-hasta-icin-havalandi-4812335" rel="standout" />
      <description>Malatya’da kalp krizi geçiren yaşlı hastanın imdadına ambulans helikopter yetişti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’nın Darende ilçesinde ambulans helikopter 78 yaşındaki hasta için havalandı. Edinilen bilgiye göre, 78 yaşındaki H.A.  Darende ilçesinde aniden rahatsızlandı. Kalp rahatsızlığı olduğu belirlenen hastaya, ilk müdahale Darende Devlet Hastanesi’nde yapıldı. Hastanın durumunun ciddi olması nedeniyle hava ambulansı talep edildi. Kısa sürede ilçeye ulaşan hava ambulansı, hastayı alarak Turgut Özal Tıp Merkezi’ne sevk etti.</p><p>Hastanın tedavisi burada devam ediyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4805119" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/11/b1b29258-12f7xdatszg6ztf3do4a4n.webp" data-title="Van'da ambulans helikopter 3 yaşındaki çocuk için havalandı" data-url="/video-galeri/gundem/vanda-ambulans-helikopter-3-yasindaki-cocuk-icin-havalandi-4805119" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Van'da ambulans helikopter 3 yaşındaki çocuk için havalandı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4804140" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/8/d595082b-lfykx6h0kvsy0h4kdd311.webp" data-title="Tatvan’da rahatsızlanan hasta paletli ambulansla kurtarıldı" data-url="/gundem/tatvanda-rahatsizlanan-hasta-paletli-ambulansla-kurtarildi-4804140" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Tatvan’da rahatsızlanan hasta paletli ambulansla kurtarıldı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4803791" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/5/cf09311c-0bow4cqmfue71riahrwe5wk.webp" data-title="Tokat’ta kar engelini ambulans helikopter aştı" data-url="/video-galeri/gundem/tokatta-kar-engelini-ambulans-helikopter-asti-4803791" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Tokat’ta kar engelini ambulans helikopter aştı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/malatyada-ambulans-helikopter-78-yasindaki-hasta-icin-havalandi-4812335</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/5/78e63110-pf298fvpc6c2puj3ucv7.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 13:10:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ameliyatsız fıtık tedavisine Japonya'da büyük ilgi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/ameliyatsiz-fitik-tedavisine-japonyada-buyuk-ilgi-4811959</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/ameliyatsiz-fitik-tedavisine-japonyada-buyuk-ilgi-4811959" rel="standout" />
      <description>Japonya’da düzenlenen uluslararası omurga cerrahisi zirvesinde, Beyin ve Sinir Cerrahı Op. Dr. Tunç Koç’un ameliyatsız bel fıtığı tedavisi yöntemi büyük ilgi gördü. Türkiye’de “kameralı nükleoplasti” olarak da bilinen yöntemini dünyanın önde gelen cerrahlarına aktaran Koç’un sunumu, dünyanın dört bir yanından gelen uzmanlar tarafından ilgiyle dinlendi. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japonya’da düzenlenen 18’inci World MISS Summit organizasyonunda dünyanın en seçkin omurga cerrahları bir araya geldi. Etkinliğe Türkiye’den katılan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tunç Koç, kameralı nükleoplasti olarak bilinen endoskopik nükleoplasti yöntemini dünyanın önde gelen cerrahlarına aktardı. Koç’un sunumu, dünyanın dört bir yanından gelen uzmanlar tarafından büyük ilgiyle karşılandı.</p><h2> DÜŞÜNDÜREN SORU </h2><p>Organizasyonda “Ağrı Yönetimi Prosedürlerinde Endoskopi Kullanımı” başlıklı sunum yapan Op. Dr. Koç, “Yılların ameliyathane deneyiminden süzülen bir soruyu gündeme taşıdım. Bu soru, ‘Cebinde dünyanın en ileri teknolojilerini taşıyan bir hekim, neden ameliyat masasındaki hastasının yıpranmış eklemine hala körlemesine müdahale etmek zorunda kalsın” şeklindeydi. 2026 yılında yapay zekanın tıbbi görüntüleri yorumladığı bir çağda, bel fıtığı ve omurga kaynaklı ağrı tedavilerinin hala yaklaşık 130 yıl önce geliştirilen röntgen gölgelerine dayanması gerçekten yeterli miydi, oradaki hekimlerle bunu tartıştık” dedi.</p><h2>GÖREREK MÜDAHALE</h2><p>Sorunun ardından cevabı da hekimlerle paylaşan Tunç Koç, “Yıllardır hastanın tedavi edilmeye çalışılan yıpranmış eklem dokusu ve fıtığı doğrudan görülemiyor, müdahale yalnızca hareketli röntgen görüntülerine bakılarak gerçekleştiriliyordu. Tıpkı buğulu bir camın ardından bakmak, sisli bir havada araç kullanmak gibi. Benim yaklaşımımda ise denkleme milimetrik, yüksek çözünürlüklü bir kamera sistemi giriyor. Böylece artık cam berrak, yol net, müdahale daha kontrollü hale geliyor” şeklinde konuştu. Yöntemin ülkemizde kameralı nükleoplasti olarak bilindiğini hatırlatan Op. Koç, “Tahmine dayalı değil, tamamen görerek müdahale ediyoruz. Endoskopiyi bu işlemlere entegre ettiğimizde hem hastanın güvenliği artıyor hem radyasyon maruziyeti azalıyor hem de tedavi süreci daha öngörülebilir hale geliyor” ifadelerini kullandı. Koç’un Japonya’da yaptığı bu sunum dinleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle dinlendi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811344" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/2/ed25a2d3-s0hp28v3pmal4auemwyqw.webp" data-title="Kahve severler dikkat: Fazlası ciddi hastalıklara sebep oluyor" data-url="/video-galeri/hayat/kahve-severler-dikkat-cogu-kiside-olan-hastaliklarin-ortak-sebebi-4811344" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kahve severler dikkat: Fazlası ciddi hastalıklara sebep oluyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811364" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/2/8d3cca58-zhysidszjf2t6u4wcpi4r.webp" data-title="Uzmanlar uyarıyor: Otizmde ilacın değil, yoğun eğitimin gücüne inanın" data-url="/foto-galeri/hayat/2-nisan-dunya-otizm-farkindalik-gunu-otizm-nedir-nasil-teshis-ve-tedavi-edilir-erken-tani-mumkun-mu-4811364" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Uzmanlar uyarıyor: Otizmde ilacın değil, yoğun eğitimin gücüne inanın</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811386" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/2/cefede9c-hzvjoa0wpt5qr43pfog0a.webp" data-title="“Çocuğuma ne oldu?” diyen aileler dikkat! Otizm mi, DEHB mi? Uzman isim kritik farkı açıkladı" data-url="/foto-galeri/hayat/cocuguma-ne-oldu-diyen-aileler-dikkat-otizm-mi-dehb-mi-uzman-isim-kritik-farki-acikladi-4811386" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">“Çocuğuma ne oldu?” diyen aileler dikkat! Otizm mi, DEHB mi? Uzman isim kritik farkı açıkladı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/ameliyatsiz-fitik-tedavisine-japonyada-buyuk-ilgi-4811959</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Aybike Eroğlu</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/4/62a64765-o0knf5xqrod8teajv8eva6.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kayseri'de 72 yaşındaki hastanın kalça çevresinden 3,7 kiloluk tümör çıkarıldı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kayseride-72-yasindaki-hastanin-kalca-cevresinden-37-kiloluk-tumor-cikarildi-4811916</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kayseride-72-yasindaki-hastanin-kalca-cevresinden-37-kiloluk-tumor-cikarildi-4811916" rel="standout" />
      <description>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nda gerçekleştirilen ameliyat sonrası A.A. (72) isimli hastanın sol kalça çevresinden 3,7 kilo ağırlığında büyük yumuşak doku tümörü çıkarıldı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kentte yaşayan A.A’nın, sol kalça çevresinde yerleşim gösteren ve yaklaşık 3,7 kilogram ağırlığında olduğu belirlenen büyük yumuşak doku tümörü ERÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar ile Öğretim Görevlisi Dr. Feridun Arat ve araştırma görevlilerinden oluşan uzman ekip tarafından başarıyla çıkarıldı.</p><p>Yaklaşık 4 ay önce kalça bölgesinde şişlik ve hareket kısıtlılığı şikâyetleri yaşayan hastaya yapılan detaylı tetkiklerin ardından ERÜ  Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji ekibi tarafından operasyon planlandı. Ameliyat sırasında tümörün çevre dokularla ilişkisi dikkatle değerlendirilerek, hayati yapıların korunması ile dev kitle başarıyla çıkarıldı. Bu tür büyük yumuşak doku tümörlerinin erken teşhis ve multidisipliner yaklaşım ile başarıyla tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar, benzer şikâyetleri olan ve kısa süre içinde hızla büyüyen kitleleri olan kişilerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini dile getirdi. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4803379" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/6/80b5b82f-9t0ec4n0fprjdzxhh06tui.webp" data-title="2 kiloluk tümörden Türkiye'de kurtuldu" data-url="/hayat/2-kiloluk-tumorden-turkiyede-kurtuldu-4803379" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">2 kiloluk tümörden Türkiye'de kurtuldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4803132" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/5/6b71e2d3-hmtkr5ddfb66cf8esx7chr.webp" data-title="Bebek başı büyüklüğündeki dev kitle yürüyemez hale getirdi: Boynundaki 2 kiloluk tümörü Türk doktorlar çıkardı" data-url="/hayat/bebek-basi-buyuklugundeki-dev-kitle-yuruyemez-hale-getirdi-boynundaki-2-kiloluk-tumoru-turk-doktorlar-cikardi-4803132" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bebek başı büyüklüğündeki dev kitle yürüyemez hale getirdi: Boynundaki 2 kiloluk tümörü Türk doktorlar çıkardı</span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kayseride-72-yasindaki-hastanin-kalca-cevresinden-37-kiloluk-tumor-cikarildi-4811916</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/4/61d854b1-ithw97qudg9a46knngknh4.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:34:58 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık turizmi adı altında LGBT üyelerine özel çocuk üretiliyor: Kendi yeğenini doğuran bile var </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/gundem/saglik-turizmi-adi-altinda-lgbt-uyelerine-ozel-cocuk-uretiliyor-kendi-yegenini-doguran-bile-var-4811812</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/gundem/saglik-turizmi-adi-altinda-lgbt-uyelerine-ozel-cocuk-uretiliyor-kendi-yegenini-doguran-bile-var-4811812" rel="standout" />
      <description>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, son yıllarda sadece sağlık turizminin değil, yasal boşluklardan faydalananların ve LGBT’lilerin taşıyıcı annelik ile çocuk sahibi olmasının önünü açarak büyük bir etik krizin sebebi haline geldi. Milyarlarca doların döndüğü sağlık turizmi hizmeti altında yürütülen denetimsiz tüp bebek faaliyetleri ve taşıyıcı annelik ile, "sipariş usulü" çocuk yapılıyor. Bu durum biyolojik ve toplumsal felaketlerle yok edilen aile kurumunu gözler önüne seriyor. Yasak olmasına rağmen cinsiyet seçimi ve hatta göz rengine kadar müdahale edilen bu süreçte, ticari kaygılarla hiçe sayılan soy bağları, telafisi mümkün olmayan mağduriyetlere ve kimlik karmaşalarına yol açıyor. İngiltere’den gelen iki lezbiyenin, seçtikleri donörle hiçbir bağı olmayan ve birbirleriyle dahi kardeş çıkmayan çocuklarla karşılaştığı vaka, "babasız" aile modellerinin ve denetimsiz tüp bebek merkezlerinin meydana getirdiği kaosun sadece buzdağının görünen yüzü olduğunu kanıtlıyor.</description>
      <category>Gündem</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KKTC’de Tüp Bebek Skandalı: Denetimsizlik ve "Sözde Aile" Kaosu El Ele!Kuzey Kıbrıs’ta sağlık turizmi adı altında yürütülen denetimsiz tüp bebek faaliyetleri, büyük bir biyolojik ve etik skandalla çalkalanıyor. İngiltere’den gelen iki lezbiyenin yaşadıkları, hem KKTC'deki yasal boşlukları hem de LGBT'liler üzerinden "babasız" aile modellinin oluşturduğu kimlik karmaşasını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.</p><h2>Aynı babadan kardeş çıkmadılar</h2><p>Aktifhaber Kıbrıs'ta yer alan habere göre İngiltere’de yaşayan Beth ve Laura isimli LGBT'li iki kadının çocuk sahibi olma girişiminde doner krizi yaşandı. İkli LGBT üyesi sözde ebevenylerin kendi yumurtalarını kullanarak anonim bir sperm donörüyle çocuk sahibi olma girişimi tam bir "biyolojik faciaya" dönüştü. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/3/24a9c851-kicq9q3e6he2gydibiutrn.webp" data-card-width="615" data-card-height="406" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/3/24a9c851-kicq9q3e6he2gydibiutrn.webp" data-card-caption="LGBT'li Beth ve Laura "></p><p>Çocuklarının aynı babadan kardeş olmasını isteyen iki lezbiyen, yıllar sonra yaptırdıkları DNA testiyle gerçeği öğrendi. Sonuçlara göre; çocukların ne seçilen donörle bağı vardı, ne de birbirleriyle kardeşlerdi. Ortada "aile" adı altında birleşmiş ancak biyolojik olarak birbirinden tamamen kopuk, babası meçhul bireylerden oluşan karmaşık bir yapı oluşmuştu. </p><h2>Yanlış donöre soruştuma </h2><p>Skandal sadece bu vaka ile sınırlı değil. Benzer merkezlerde tedavi gören birçok müşterilerinin DNA testi yaptırmaya başladığı ve yanlış donör vakalarının büyüyeceği tahmin ediliyor. KKTC'de giderek artan ve ciddi piyasaya dönüşmüş olan bu sistemin uzun vadede ciddi sorunlara yol açacağının altı çiziliyor.  Söz konusu klinik hakkında başlatılan soruşturma devam ediyor. KKTC yetkililerinin, mevzuata aykırı işlem yapan bu merkezlere karşı nasıl bir yaptırım uygulayacağı ve denetimsizliğin oluşturduğu felaketler karşısında ne tür düzenlemeler yapılacağı ise merak konusu. </p><h2>LGBT üyelerine özel çocuk</h2><p>Kuzey Kıbrıs, son yıllarda esnek donör yasaları ve denetim yetersizliği nedeniyle tüp bebek merkezi haline gelmiş durumda. KKTC, yumurta/sperm bağışı gibi konularda serbest. Ancak bu durum, gizlenen bir tehlikeyi ve maddi kazancın arkasındaki karanlık yüzünü gösteriyor. Uzmanlar, özensiz süreçlerle yürütülen bu operasyonların, sadece ticari kaygılarla yapıldığını belirtiyor. Kayıtların şeffaf tutulmaması ve biyolojik materyallerin birbirine karıştırılması, adadaki sağlık sisteminin güvenilirliğini yerle bir ediyor.</p><h2>Lezbiyenlere babası belli olmayan çocuklar üretiliyor</h2><p>Cyprus IVF Hospital, cinsel yönelim vurgusuyla LGBT’lilere kapılarını açarak etik tartışmaları beraberinde getiren bir uygulamaya imza atıyor. Sperm ve embriyo bağışı yoluyla erkek figürünün tamamen dışlandığı, babası belli olmayan çocukların lezbiyen birlikteliklerde büyümesine olanak sağlayan bu sistem; "ücretsiz danışmanlık" adı altında toplum yapısını dönüştürmeyi hedefliyor. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/3/500c8c18-11kyplcvzl1rbncaauj7yuh.webp" data-card-width="1256" data-card-height="469" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/3/500c8c18-11kyplcvzl1rbncaauj7yuh.webp" data-card-caption="LGBT üyesi lezbiyen kişilerin çocuk sahibi olması için yapılan yönlendirme."></p><p>Taşıyıcı annelik ve donör sistemleri, biyolojik gerçekliği ve doğal aile yapısını paramparça ediyor. Doğuş Tüp Bebek Merkezi'nin taşıyıcı anne programına dahil olabilecek çiftleri açıklarken "Eşcinsel çiftler, sosyal nedenlerle doğum yapmak istemeyen kadınlar" seçeneklerini belirtmesi bunun en büyük kanıtı. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/3/e6be616e-d278kxd0aibju4w209xbu.webp" data-card-width="1169" data-card-height="527" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/3/e6be616e-d278kxd0aibju4w209xbu.webp"></p><p>Sosyal nedenlerle veya sapkın yönelimlerle çocuk sahibi olmak isteyenlerin başvurduğu bu yöntem; doğan bebeğin genetik mirasını ve aidiyet duygusunu hiçe sayıyor. Biyolojik babası bir bankada kayıtlı koddan, taşıyıcı annesi ise sadece "kiralık bir hizmetten" ibaret olan bu sistem, insan onurunu ve nesil güvenliğini ticaretin ve ideolojilerin kurbanı ediyor. </p><h2>Taşıyıcı annelerin doğurduğu bebeklerin anne sütü içmesi tazminata bağlı</h2><p>Taşıyıcı annelik ile dünyaya gelen çocukların doğrduktan sonra anne sütü ile beslenmesi talebi ise yine maddi karşılığa bağlanmış durumda. Anne sütü tazminata bağlı bir seçenek olarak sunuluyor. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/3/f8d80fce-f6h42f75plmif581u5v7a.webp" data-card-width="1136" data-card-height="138" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/3/f8d80fce-f6h42f75plmif581u5v7a.webp" data-card-caption="Elite Research and Surgical Hospital resmi sitesinde taşıyıcı annelik için Sıkça Sorulanlar kısmında yer alan bölüm."></p><p>Bu sistemin Ukrayna’daki taşıyıcı annelik merkezi BioTexCom Reproduction Center, taşıyıcı annelik sistemini resmi sayfaları BioTexCom’daki “Üç ebeveynden çocuk” programı başlığı altında pazarlamaya devam ediyor. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/3/aa8561b1-00h3f99d94p4b343ijvle4i.webp" data-card-width="1234" data-card-height="626" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/3/aa8561b1-00h3f99d94p4b343ijvle4i.webp"></p><h2>Nesil felaketinin önünü açan yasal boşluk</h2><p>KKTC yasalarına göre tüp bebek tedavisi aslında sadece evli (kadın-erkek) çiftlere yapılabiliyor. Ancak iddialara göre, birçok merkez bu yasağı delerek LGBT’liler ve yasal olmayan yöntemlere kapı açıyor.</p><p>"Sözde aile" kurma gayretiyle biyolojik gerçeklerin dışına çıkılması, beraberinde büyük bir kimlik krizini getiriyor. Babasız büyütülen, hatta öz kardeş bile olmadıkları sonradan anlaşılan çocukların gelecekte yaşayacağı psikolojik yıkım, bu tür "sipariş üzerine bebek" ticaretinin en ağır bedeli olarak görülüyor.</p><h2>Kendi yeğenini çocuğu olarak doğurdu </h2><p>2018 yılında ABD’nin Kentucky eyaletinde görümcesinin kanser nedeniyle çocuk sahibi olamaması üzerine kendi yeğenini dünyaya getirdi. Üç çocuk annesi Hayley Bullimore, rahim ağzı kanseri nedeniyle rahmi alınan ve anne olma şansını kaybeden görümcesi (eşinin kız kardeşi) için taşıyıcı anne olmaya karar verdi. Tedavi öncesi dondurulan embriyoların nakledilmesiyle hamile kalan Hayley, bir kız bebek dünyaya getirerek kendi yeğenini doğurmuş oldu.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/4/3/d9b3d239-s9yk5xwerd7s1izzuvym.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/4/3/d9b3d239-s9yk5xwerd7s1izzuvym.webp"></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4810389" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/30/ede4a177-r9mo1muml1amhnrwwgvai.webp" data-title="&quot;Sadece kadın ve erkek&quot; vardır diyen ailenin çocukları okuldan kovuldu" data-url="/dunya/sadece-kadin-ve-erkek-vardir-diyen-ailenin-cocuklari-okuldan-kovuldu-4810389" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">"Sadece kadın ve erkek" vardır diyen ailenin çocukları okuldan kovuldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4796846" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/12/bfdf31cf-rrunkuizcphajrei5rijfd.webp" data-title="Epstein’ın korkunç hedefi: Kendi DNA’sıyla insan ırkını tasarlamak" data-url="/video-galeri/gundem/epsteinin-korkunc-hedefi-kendi-dnasiyla-insan-irkini-tasarlamak-4796846" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Epstein’ın korkunç hedefi: Kendi DNA’sıyla insan ırkını tasarlamak</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/gundem/saglik-turizmi-adi-altinda-lgbt-uyelerine-ozel-cocuk-uretiliyor-kendi-yegenini-doguran-bile-var-4811812</link>
      <subcategory>Politika</subcategory>
      <editor>Nisa Nur Çavuşoğlu</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/3/5f5ad0a6-l9hirapan3je2b8m2jnfp.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 17:02:15 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklarda bu belirtilere dikkat: Geç kalınırsa astıma dönüşebilir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-bu-belirtilere-dikkat-gec-kalinirsa-astima-donusebilir-4811223</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-bu-belirtilere-dikkat-gec-kalinirsa-astima-donusebilir-4811223" rel="standout" />
      <description>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Atilla Nursoy, çocuklarda alerjik hastalıkların erken dönemde teşhis edilmemesinin ilerleyen süreçte astım riskini artırabileceğini belirtti.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Nursoy, özellikle uzun süren burun akıntısı, hapşırık, cilt döküntüsü ve tekrarlayan öksürük gibi belirtilerin alerjik hastalıkların habercisi olabileceğini kaydetti.</p><p>Nursoy, çocukluk çağında alerjik rinit, besin alerjileri, atopik dermatit ve alerjik astımın en sık görülen alerjik hastalıklar arasında yer aldığını vurgulayarak, bu hastalıkların erken dönemde fark edilmesinin ileride ortaya çıkabilecek solunum yolu sorunlarının önlenmesi açısından önem taşıdığını aktardı.</p><p>Çocuklarda sık tekrarlayan bazı belirtilerin alerjik hastalıklara işaret edebileceğini vurgulayan Nursoy, "Uzun süren burun akıntısı, sık hapşırma, burun kaşıntısı, gözlerde sulanma, ciltte kaşıntılı döküntüler ve özellikle gece artan öksürük gibi belirtiler alerjik hastalıkların habercisi olabilir. Aileler bu tür belirtileri basit bir soğuk algınlığı olarak değerlendirmemeli ve gerekli durumlarda bir uzmana başvurmalıdır." ifadelerini kullandı.</p><p>Nursoy, alerjik hastalıkların zamanında tedavi edilmemesi halinde solunum yollarını etkileyebileceğini aktararak, "Alerjik hastalıklar özellikle solunum yollarını etkilediğinde ilerleyen dönemlerde astım gelişme riskini artırabilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi süreci oldukça önemlidir. Alerjiye neden olan faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerden korunma yöntemlerinin uygulanması hastalığın kontrol altına alınmasına yardımcı olur." değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri ve bazı gıdaların alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini belirten Nursoy, ev ortamının düzenli havalandırılması, toz tutan eşyaların azaltılması ve yatak ile yastık kılıflarının sık yıkanmasının alerjen maruziyetini azaltabileceğini kaydetti.</p><p>Besin alerjisi şüphesi olan çocuklarda tetikleyici gıdaların belirlenmesi ve bu gıdalardan kaçınılmasının önemine işaret eden Nursoy, erken tanı ve düzenli takip sayesinde alerjik hastalıkların kontrol altına alınabileceğini ve çocukların yaşam kalitesinin artırılabileceğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cocuklarda-bu-belirtilere-dikkat-gec-kalinirsa-astima-donusebilir-4811223</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/1/0f14ad17-xy6pv4wkotmcx0dexmoqu8.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 21:23:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzmanından "sirkadiyen ritmin bozulması Alzheimer ve kronik hastalıklara zemin hazırlayabiliyor" uyarısı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-sirkadiyen-ritmin-bozulmasi-alzheimer-ve-kronik-hastaliklara-zemin-hazirlayabiliyor-uyarisi-4810715</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-sirkadiyen-ritmin-bozulmasi-alzheimer-ve-kronik-hastaliklara-zemin-hazirlayabiliyor-uyarisi-4810715" rel="standout" />
      <description>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, insanın sirkadiyen ritminin bozulmasının Alzheimer ve kronik hastalıklara neden olabildiğini söyledi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demirel, sirkadiyen ritmin, uykuya dalma ve uyanma süreçlerini düzenlediğini, aynı zamanda vücut ısısı, stres hormonu kortizol, uyku hormonu melatonin ve iştah üzerinde belirleyici rol oynadığını anlattı.</p><p>Bu ritmin bozulmasının en belirgin etkisinin uyku düzeninde görüldüğünü belirten Demirel, "Uyku kalitesi bozulunca da beynin temizleme sistemi dediğimiz glimfatik sistemde bozulmalar olur. Bu da toksik proteinlerin beyinde birikimine sebep olur. Bu birikim örneğin, amiloid beta, tau gibi proteinlerin birikimi Alzheimer hastalığına sebep olabilir." dedi.</p><p>Demirel, sirkadiyen ritim bozukluğunun sadece demans ve Alzheimer'e sebep olmadığına değinerek, "Unutkanlığa sebep olabilir evet ama bunun yanında hafıza sorunları, konsantrasyon güçlüğü, kalp hastalıkları, psikiyatrik bozukluklar, obezite ve yine diyabete yani şeker hastalığına, aslında bunlar da dolaylı olarak unutkanlığa sebep olmakta." değerlendirmesinde bulundu.</p><h2>Gece çalışması, mavi ışık maruziyeti ve düzensiz uykuya dikkat</h2><p>Sirkadiyen ritim bozukluğunun günlük yaşam alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Demirel, şöyle devam etti:</p><p>"Sirkadiyen ritim bozukluğu aslında uyku düzeninin bozulması. Örneğin gece vardiyasında çalışanlar, yine sık ülke ve saat dilimi değiştirmek zorunda olanlarda doğal ritim bozulmakta. Bunun yanında mavi ışık maruziyeti, yani telefon, bilgisayar ve tabletlerden yayılan ışık, bunların özellikle gece maruziyeti ciddi oranda sirkadiyen ritim bozukluğuna neden olmakta. Bunun yanında düzensiz uyku, gece geç yatmak, geç uyanmak ya da gece geç yatıp erken saatte uyanmak, düzensiz uyku ritmi de sirkadiyen ritim bozukluğuna neden oluyor."</p><p>Demirel, özellikle gece maruz kalınan mavi ışığın biyolojik saati ciddi şekilde etkilediğini vurgulayarak, çok sayıda çalışmanın sirkadiyen ritim bozukluğunun demans ve çeşitli unutkanlık türleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.</p><p>Bu durumun, beynin yeterince verimli çalışamamasından kaynaklandığını ve farklı hastalıklara zemin hazırlayabildiğini anlatan Demirel, bu nedenle mavi ışık maruziyetinin mutlaka azaltılması gerektiğinin altını çizdi.</p><h2>"Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı öneriyoruz"</h2><p>Sirkadiyen ritmin düzenlenmesinin yaşam kalitesini doğrudan artırdığına işaret eden Demirel, şu önerilerde bulundu:</p><p>"Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı öneriyoruz, hafta sonları da dahil. Olabildiğince gece 22.00 ve sabah 04.00-05.00 arasında uykunun tercih edilmesini istiyoruz çünkü en iyi melatoninin salgılandığı dönem, bu dönem. Gece olabildiğince tablet, telefon ve hatta televizyondan uzak durulması, kafein tüketiminin azaltılması, yine düzenli egzersiz, yürüyüş yapmak, gece yiyecek yememek, bunların içerisinde."</p><p>Demirel, sirkadiyen ritim bozukluğunun özellikle Alzheimer hastalarında sık görüldüğünü, bu hastaların gece uyanık kalıp gündüz uyuma eğiliminde olduğunu ve bu durumun hasta yakınları ile bakım verenlerin yükünü artırdığını ifade etti.</p><p>Sirkadiyen ritim bozukluğunun, çağın önemsenmeyen ancak dikkate alınması gereken sorunu olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>"Beynin temizlenmesi dediğimiz glimfatik sistem en iyi uykuda çalışır ve sirkadiyen ritim bozulduğunda bu sistem bozulur. Bu sistem bozulduğunda da beyin toksik maddeleri atamaz ve bu da beyinde birikir. Bu ne yazık ki hafıza sorunları, demans ve Alzheimer riskini ciddi düzeyde artırmakta. Bu nedenle sirkadiyen ritim bozukluğunu hafife almayın."</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4809962" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/28/08620819-e6lgn4bc5b90zyehh7uez4r.webp" data-title="Zonguldak’ta işçi servisi otomobille çarpıştı: Altı kişi yaralandı" data-url="/foto-galeri/gundem/zonguldakta-isci-servisi-otomobille-carpisti-alti-kisi-yaralandi-4809962" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Zonguldak’ta işçi servisi otomobille çarpıştı: Altı kişi yaralandı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4809423" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/26/d0abc184-1tavqx2h73a73kkwydb95c.webp" data-title="Patpat devrildi sürücü hayatını kaybetti" data-url="/gundem/zonguldak-haberleri-karadeniz-ereglide-patpat-devrildi-surucu-hayatini-kaybetti-4809423" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Patpat devrildi sürücü hayatını kaybetti</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4808472" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/23/0d0071ef-ech0knbatnjdmmk3gnc0vf.webp" data-title="Spor yaptığı sırada kalp krizi geçiren Eda hemşire hayatını kaybetti" data-url="/gundem/spor-yaptigi-sirada-kalp-krizi-geciren-eda-hemsire-hayatini-kaybetti-4808472" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Spor yaptığı sırada kalp krizi geçiren Eda hemşire hayatını kaybetti</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/uzmanindan-sirkadiyen-ritmin-bozulmasi-alzheimer-ve-kronik-hastaliklara-zemin-hazirlayabiliyor-uyarisi-4810715</link>
      <subcategory>Sağlık</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/3/31/591e1d33-544kk3h16w8sgw2cwj7r5q.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 12:43:35 GMT+3</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>