<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="https://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Yeni Şafak - Sinema</title>
    <link>https://www.yenisafak.com/sinema</link>
    <atom:link href="https://www.yenisafak.com/rss-feeds?category=sinema&amp;contentType=news" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <description>Türkiye'nin Birikimi</description>
    <copyright>(c) 2026, Yeni Şafak</copyright>
    <lastBuildDate>Sat, 25 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</lastBuildDate>
    <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    <language>tr-TR</language>
    <image>
      <title>Yeni Şafak</title>
      <url>https://www.yenisafak.com/assetsNew/img/logorss.png</url>
      <link>https://www.yenisafak.com/</link>
    </image>
    <item>
      <title>Sinemada organik film dönemi başlıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sinemada-organik-film-donemi-basliyor-4818267</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sinemada-organik-film-donemi-basliyor-4818267" rel="standout" />
      <description>Teknolojinin geliştiği her alanda olduğu gibi sinemada da İnsan emeğinin kıymeti korunmaya çalışılıyor. Bunun için yeni bir sertifika projesi başlatıldı. İngiltere merkezli “The Human Made Mark” projesi ile filmlerde yapay zeka olup olmadığı öncesinde bir belge alınarak belirtilecek. Peki, buna neden ihtiyaç duyuldu? Sistem nasıl işleyecek? Yakın gelecekte bütün dünyanın konuşacağı projeyi sizin için irdeledik…</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekanın hayatın her alanında olduğu gibi film üretiminde de etki alanını arttırması sonrasında yapay zeka katkısı olmayan filmlerin belirlenmesi için yeni bir çalışma başlatıldı. İngiltere merkezli “The Human Made Mark” (İnsan Emeği Markası) projesi sayesinde artık filmlerde yapay zeka kullanılıp kullanılmadığını bileceğiz. Endüstride emeğin ve çabanın korunması amacıyla geliştirilen projenin geçtiğimiz gün lansmanı yapıldı. Resmi lansman için girişimin kurucuları William Grave ve Eric Gruber, dünyanın en eski insan yapımı eserlerinden birinin bulunduğu Fransa’daki 29.000 yıllık Pech Merle mağarasına gitti. </p><h2>NEDEN BÖYLE BİR ŞEYE İHTİYAÇ DUYULDU? </h2><p>Projenin önemini özellikle sektörde bulunanlar iyi anlayacaktır. Zira filmlerde insan emeği çok önemli bir yer tutarken, günümüzdeki filmlerde yapay zeka ile yapılan uygulamalarla bu emeğin önü kesilmiş oluyor. </p><p>Elbette yapay zekanın varlığının ve teknik olarak işi kolaylaştırmanın önüne geçmek için atılan bir adım değil. Projeyi yürüten isimler, teknik olarak bu yollardan geçmiş ya da yapay zekanın öneminin farkında olan sinemacılar (Yönetmen William Grave, Festivalci ve yönetici Eric Gruber). Amaçlanan temel şey yapay zeka ile insan emeğinin birbirinden ayrılması. </p><h2>YAKIN GELECEKTE HER FİLMDE BU DAMGA OLACAK!</h2><p>Markanın amacı izleyicilere, izledikleri yapımın kamera önünde ve arkasında tamamen insan emeğiyle oluşturulduğunu garanti etmek. “Bunun ne önemi var” diyebilirsiniz. Bugünden bakınca çok sorun olmaz gibi geliyor. Fekat uzak olmayan bir zamanda, yapay zeka ile yapılmış filmlerle yapılmamış olanları ayırmak çok zor olacak. Yapay zeka üretimleri artacak. Ve orta vadede yapay zeka ile üretilmemiş, tamamen insan eli ile hayata geçen filmlerin kıymeti artacak. Bir halı düşünün… Fabrikada üretilenle el emeği ile dokunan aynı mıdır? Maddi olarak da aynı olamaz, kıymet itibariyle de aynı yere konamaz. İşte filmler de yakın gelecekte bu şekilde ayrılacak. </p><h2>SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?</h2><p>Sistemin işletilmesi kolay görünmüyor. Ancak bunun için teknik ve telif maddeler hazırlanmış durumda. Öncelikle yapımcıların çağrı listeleri (call sheets), set arkası fotoğrafları ve yasal beyanlar sunması gerekir. Sertifika alan yapımlar, film başlangıcında özel bir logo ve bitiş jeneriğinde bir “Güven Markası» taşıma hakkı kazanır. Ve yapay zeka destekli müzik veya tamamen yapay zeka tarafından oluşturulan performans içeren yapımlar bu markayı alamaz.</p><p>Projenin kurucularından Grave, Variety’ye yaptığı açıklamada «Geçmişimize dönersek, bize yaratıcılığın ve ifadenin doğuştan nasıl bu kadar insan olduğunu hatırlatır” diyor. The Human Made Mark’ın avukatı olan Aanchal Kapoor da yasal olguya dikkat çekiyor ve projeyi yapay zekanın oluşturduğu tehdit karşısında “film yapım endüstrisini korumak için hukukun öncü kullanımı” olarak nitelendiriyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4816267" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/18/9f993f64-a3rb8emmhp5wufqnyeyqqs.webp" data-title="Dizi ve filmler gerçekten tehlikeli mi?" data-url="/hayat/dizi-ve-filmler-gercekten-tehlikeli-mi-4816267" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dizi ve filmler gerçekten tehlikeli mi?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814140" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/11/c1bc5629-45woxvufyznvx9uo483glq.webp" data-title="‘Z Kuşağı’nın günahını mı aldık?" data-url="/hayat/z-kusaginin-gunahini-mi-aldik-4814140" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">‘Z Kuşağı’nın günahını mı aldık?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813583" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/8eb6b58e-voc8wttxiy19n4ydo55x1.webp" data-title="Büyük ilgi gören Gassal’ın yeni sezon fragmanı yayınlandı: Dizinin 3. sezonu yarın izleyiciyle buluşuyor" data-url="/video-galeri/hayat/buyuk-ilgi-goren-gassalin-yeni-sezon-fragmani-yayinlandi-dizinin-3-sezonu-yarin-izleyiciyle-bulusuyor-4813583" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Büyük ilgi gören Gassal’ın yeni sezon fragmanı yayınlandı: Dizinin 3. sezonu yarın izleyiciyle buluşuyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sinemada-organik-film-donemi-basliyor-4818267</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/25/d1d5c465-hcc1lm7oq25hc956fl7tpq.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dizi ve filmler gerçekten tehlikeli mi?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/dizi-ve-filmler-gercekten-tehlikeli-mi-4816267</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/dizi-ve-filmler-gercekten-tehlikeli-mi-4816267" rel="standout" />
      <description>Hepimizin içine kor düşüren son okul olaylarının şoke edici etkisi devam ediyor. En çok suçlananlar arasında dizi ve filmler var. Peki, gerçekten öyle mi? Özellikle dizilerdeki şiddet gençleri olumsuz etkiliyor mu?</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gerçeklik algısı post modern zamanda çocukların ve gençlerin temel sorunlarından biri haline geldi. Zira oyunlar, dizi ve filmlerin oluşturduğu ‘yeni gerçeklik’, çocukların normal hayatı algılamalarında sorun oluşturuyor. Ekran başında haddinden fazla vakit geçiren çocuklar sokağa çıktığında, insanların arasına karıştığında yabancılık çekmesinin temelinde bu gerçeklik algısındaki tezat yatmaktadır.</p><p>Okullarda son dönemde yaşanan olaylara bu açıdan bakmak gerekiyor. Film, dizi ve bilgisayar oyunlarının gerçeği yeniden tanımlamak ve çocuklar/gençler için sarsıcı sonuçlar doğurmak işlevini görmezden gelemeyiz.</p><h2>SİNEMA HER DÖNEM KİTLELERİ YÖNLENDİRDİ</h2><p>Sinema filmleri eskiden beri kuşakları şekillendirmiş, zaman zaman tarih yazım aracı olmuş, birçok kez de kanaat oluşturmuştur. Savaş zamanları toplumları motive etmek için Almanya’da, İran’da kullanılmıştır. Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk dönemi resmi ideolojinin tezlerinin propagandası için araçsallaştırılmıştır. Kapitalist emperyalizmin Soğuk Savaş döneminde sosyalist cephe karşısındaki galibiyeti için toplumlar savaş filmleriyle yönlendirilmiştir.</p><p>Kahramanmaraş’taki ve benzeri elim olayların mesuliyetini sadece dizi ve filmlere yüklemek gerçekçi olmaz tabi ki… Eğitim sistemi, sosyoloji, aile, özel hayat, yetiştirilme biçimi de elbette etkili. Ancak bunlar zaten formülasyonun mevcut değişenleri. Dijital oyunlarla dizi ve filmler ise formülde bu kadar etkili olmaması gereken şeylerdir.</p><h2>DİZİ VE FİLMLER GENÇLERE ‘ALTERNATİF YÖNTEM’ GÖSTERİYOR</h2><p>Dizi ve filmlerin çocuklardan ziyade gençler üzerinde etkili olduğunu söylemek gerek. Televizyon dizileri gençleri ekran başına oturtmak için kahramanlık ve kendi adaletini sağlama üzerine kurgulanıyor. Bu da elbette silahsız olmuyor. Sistemin sorunları çözmediği yerde her bölgenin bir kahramanı ortaya çıkıyor. Dizilerdeki bu söylem elbette gerçeklik yorumu ve yöntem teklifi anlamına geliyor. Kurtlar Vadisi, Deli Yürek, Çukur, Eşref Rüya gibi çok sayıda televizyon dizisinin toplumda aynı karşılık bulduğunu söylemek mümkün.</p><h2>HOLLYWOOD’DA “ANTİKAHRAMAN” ÇIKMAZI!</h2><p>Sadece Türkiye’deki yapımlarla da sınırlı değil. Hollywood başta olmak üzere uluslararası yapımlarda ciddi oranda ‘antikahraman’ vurgusu var. Bu yapımlarda da adaleti kendi yöntemleriyle sağlamaya çalışan karakterler, genel sistemin olumlamadığı şeyleri, yani illegal yöntemleri kullansa da özdeşlik kuruluyor. Kahramanlık, zıtlık üzerinden kuruluyor ve kendini var etme aşamasında olan, aile ve çevresi tarafından yok sayıldığını düşünen, kimseye derdini anlatamadığına inanan ve bir şekilde hayata damga vurmak isteyen gençler için ‘antikahraman’ tam bir çıkış yolu oluyor.</p><h2>ÇOCUKLARIN YAŞAM ALANI DİJİTAL OYUNLAR!</h2><p>Çocuklar üzerinde en büyük etkinin oyunlar olduğunu söylemek gerek. Bilgisayar başında saatlerce kapanarak, kendisi için kurgulanan evrende vakit geçirmek çocukların sokakla ve hayatla bağlantısını koparıyor. Hatta aksine oyunlardaki evren tek gerçek haline geliyor. Çünkü arkadaşlar orada, başarı orada, ödüllendirme sistemi orada… Ekran başından kalktığındaysa geçici bir ortamda vakit geçiriyorlar. Hal böyle olunca eline silahı alıp insanların üzerine gerçek hayatta ateş etmesi ile oyunda bunu yapması arasında pek fark kalmıyor. Aksine, gerçek olduğu iddia edilen ve kendi varlıklarının yok sayıldığı bu evrenden sahici bir intikam almaları mümkün oluyor. Belki de öleceğine inanmıyor ya da ölünce gerçek aleme transfer olacağını düşünüyor.</p><p>Çocukların ve gençlerin dizi ve filmlerdeki karakterlerle olduğu kadar oyunlardakilerle de özdeşim kurduğu çok açık. Yaşanan travmatik olayların ayrıntıları da bunları gösteriyor. Dolayısıyla çocukluktan itibaren gençlik yıllardan çocukların örnek alacağı ‘gerçek kahramanlar’a ihtiyaçları var. Bu gerçek kahramanları da dizi ve filmlerle daha çok tanımaları lazım. Kendi dillerinde ve zamanın ruhuna uygun olarak…</p><h2>DİZİLER GEÇİCİ OLARAK YAYIN DURDURDU AMA…</h2><p>Yaşananlar sonrası bazı dizilerin yayını durduruldu. Yeni bölümler gösterilmedi ama eski bölümler ekranlara çıktı. Bu garipliğe bir anlam verilemedi.</p><p>Genel olarak şiddet içeren dizilerin ‘tansiyon düşene kadar’ yayından kaldırılması bir çözüm olamaz elbet. Yasaklamak da tek başına çözüm değil. Fekat açık yayın organlarındaki şiddet dozunun RTÜK kontrolünde düşürülmesi elzem görünüyor. Şifreli ya da ücretli platformların düzenlemeleri ayrı zaten.</p><h2>GENÇLERE VE ÇOCUKLARA ALTERNATİF SUNAMIYORUZ</h2><p>Ancak bunlar da tam olarak çözüm değil. Zira televizyondan izleyemediğini internetten bir şekilde izliyor gençler. Yasaklamak çözüm olmasa da sınırlandırmak şart. Ve burada esas olarak gereken, çocuklara ve gençlere alternatif sunabilmek. Mevcut durumda “izlemeyin” demek çözüm olmayacak. Çünkü böyle şeyler ülkemizde yapılmasa dünyanın başka yerinde yapılıp bize ulaştırılacak. O halde alternatif sunmak şart.</p><h2>PEKİ, AİLELER?</h2><p>Ve en önemli alternatif, ailelerin çocuklarla ve gençlerle daha çok vakit geçirmesidir… Sokağa, kıra, pikniğe, trafiğe, açık alana, işe ailesiyle birlikte gitmeyen çocuğu olumsuzluklardan tamamen uzak tutamayız. Ancak geciktirebiliriz. O yüzden ailelere düşen görevi de hatırlatmakta fayda var. Elinden sürekli tutulmayan çocuğun elinde silah ya da olumsuz bir sonuç bulmak sürpriz olmamalı…</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4814140" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/11/c1bc5629-45woxvufyznvx9uo483glq.webp" data-title="‘Z Kuşağı’nın günahını mı aldık?" data-url="/hayat/z-kusaginin-gunahini-mi-aldik-4814140" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">‘Z Kuşağı’nın günahını mı aldık?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4809781" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/28/269e740c-e5x71b0a0x0pvag8ewp01.webp" data-title="Kanla beslenen ABD’yi anlatan filmler" data-url="/hayat/kanla-beslenen-abdyi-anlatan-filmler-4809781" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kanla beslenen ABD’yi anlatan filmler</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4807740" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/21/29554df1-f0eq6yqwbevjziajpcxv3.webp" data-title="Bu detayı atlamayalım: Oscar’da annelik ve aile vurgusu" data-url="/hayat/bu-detayi-atlamayalim-oscarda-annelik-ve-aile-vurgusu-4807740" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bu detayı atlamayalım: Oscar’da annelik ve aile vurgusu</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/dizi-ve-filmler-gercekten-tehlikeli-mi-4816267</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/18/9f993f64-a3rb8emmhp5wufqnyeyqqs.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>‘Z Kuşağı’nın günahını mı aldık?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/z-kusaginin-gunahini-mi-aldik-4814140</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/z-kusaginin-gunahini-mi-aldik-4814140" rel="standout" />
      <description>Dijital kuşak gelene kadar eleştirilen Z Kuşağı kurtarıcı mı oluyor, bu soruyu gündeme getiren bir araştırma ABD’de yapıldı. Sonuçlara göre sinemaya en çok giden yaş dilimi ‘Z Kuşağı’na denk gelen kesim. Z Kuşağı yüzde 87 oranında ayda en az bir kez sinemaya giderken, milenyum kulağı ise yüzde 82’de kaldı. Araştırmaya göre sinemayı ayakta tutan yine genç izleyiciler… </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Salgın sonrası dijital sistemin oturmasıyla birlikte değişen izleyici alışkanlığı sinema salonlarının eski halini mumla aratıyor. Genellikle gençler suçlanıyor ancak son araştırmalar farklı bir manzara ortaya koyuyor. ABD’deki çevrimiçi film bileti satış platformu Fandango’nun araştırmasına göre sinema salonunda film izleyenlerin çoğunluğu gençlerden oluşuyor. Özellikle gençlik eleştirisi söz konusunda olduğunda sembolik hal alan “Z Kuşağı”nın sinema salonunun en sadık izleyicisi olduğu anlaşıldı. </p><h2>'Z KUŞAĞI'NIN %87'Sİ EN AZ BİR KEZ SİNEMAYA GİTTİ</h2><p>Araştırmada 7 bin yetişkinle görüşüldü. Buna göre Z kuşağı (1997-2012) temsilcilerinin yüzde 87’si son bir yıl içinde en az bir kez sinemaya gittiğini belirtti. Bu oran milenyum kuşağında (1981-1996) yüzde 82, X kuşağında (1965-1980) yüzde 70 ve “Baby Boomer” (1946-1964) kuşağında ise yüzde 58 seviyesinde kaldı. </p><p>Sinemaya gitmek tek başına film izlemekle sınırlı deği. Yılda ortalama 7 kez sinemaya giden Z ve milenyum kuşakları; IMAX gibi premium ekran formatlarına ve mısır-içecek gibi yan ürünlere de büyük bütçeler ayırıyor. </p><h2>NEDEN SİNEMAYA GİDİYORSUNUZ?</h2><p>Ayrıca sinemaya gitme motivasyonu da kuşaklara göre değişiyor. Araştırmaya göre milenyum kuşağı sinemayı günlük rutinden bir “kaçış” olarak görürken, Z kuşağı için sinema salonları her şeyden önce sosyal bir etkinlik alanı. Gençler evden çıkmak ve sosyalleşmek için sinemayı bir bahane olarak görüyor. X kuşağı yükselen bilet fiyatlarını ve evdeki konforlu izleme seçeneklerini sinemaya gitmemek için en büyük engel olarak gösteriyor.</p><h2>PEKİ GELECEKTE NE OLACAK?</h2><p>Araştırma, bazı kabullerin ezber olduğunu gösterirken sinemanın yakın gelecekte yaşaması muhtemel tablolara da işaret ediyor. Ne gibi önlemler alınacağı da bu sonuçlardan yola çıkılarak belirlenmeli. 14-29 yaş yaş aralığında olan ve “genç” dediğimiz kesimin sinema salonlarını ayakta tutuyor olması bir gerçeklikken, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını ve insanların daha az hareket ederek farklı mekanları daha az tercih ettiğini görmek gerek.</p><h2>ARAŞTIRMA TÜRKİYE’DE YAPILSA TABLO DEĞİŞİR Mİ?</h2><p>Araştırmanın ABD’de yapılmış olmasına dikkat çekmek lazım. Türkiye’de Z Kuşağı ya da diğer kuşakların sosyo-kültürel durumunun aynı olmayacağını tahmin edebiliriz. Fekat dijital küreselleşmenin sonucu olarak tüketim alışkanlıklarının da benzeştiğini düşünürsek genellenecek bir tablo söz konusu olabilir. </p><h2>TÜRKİYE’DE BAZI BAŞKA SORUNLAR VAR</h2><p>Sinema salonları söz konusu olduğunda Türkiye’de çok temel bir soruna da dikkat çekmek lazım. Sinema salonları işletmeciliğinde kartellerden söz edebiliriz. Birçok ticari alanda olduğu gibi sinemada da ulusal ya da uluslararası şirketlerin yönettiği bir manzara var. Hangi filmin kaç salonda ve nerede gösterileceğine bu karteller karar veriyor. Haliyle de her filmin aynı imkanı bularak izleyici karşısına çıkamadığını söylemek lazım. </p><p>Ülkemizde izleyicinin hangi filmi izleyeceğine büyük oranda sinema salonunda karar verdiğini düşünecek olursak, dağıtım meselesindeki kartelin ne kadar hayati öneme haiz olduğunu da anlarız. </p><h2>DİJİTAL AVANTAJLARA ALDANMAMALI</h2><p>Uzun zamandır ülkemizde dağıtım sorunu dillendiriliyor. Bunun için bağımsız sinema salonları destekleniyor. Bağımsız filmlerin de perde görmesi için yasal düzenlemeler ya da zaruretler oluşturuluyor. Ancak bunları hiçbiri sorunu kökünden çözemiyor. Dijital mecralar sayesinde bağımsız filmler festival gördükten sonra izleyici karşısına çıkabiliyor. Lakin sinema perdesinde hiç yer alamadan dijital mecrada yer alan yapımlar bile olabiliyor. Oysa sinemayı var eden unsurların biri sinema salonu. Bir filmi sinema perdesinde görmek, yönetmenin en büyük arzusudur. Haliyle dijitalleşmenin getirdiği bazı kolaylıklar sorunun ortadan kalktığı algısı oluşturmamalı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811937" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/4/fd3a6d4e-91w3sp0w8l5mcy40i3j81.webp" data-title="Gazâli: Anlam ve duyguda maharet" data-url="/hayat/gazali-anlam-ve-duyguda-maharet-4811937" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gazâli: Anlam ve duyguda maharet</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811207" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/1/1980f150-mnf3fa7pbvkn7vj8pi0hf.webp" data-title="Türkiye’nin ilk uçan sinemasına yoğun ilgi" data-url="/foto-galeri/hayat/turkiyenin-ilk-ucan-sinemasina-yogun-ilgi-4811207" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Türkiye’nin ilk uçan sinemasına yoğun ilgi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4813583" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/9/8eb6b58e-voc8wttxiy19n4ydo55x1.webp" data-title="Büyük ilgi gören Gassal’ın yeni sezon fragmanı yayınlandı: Dizinin 3. sezonu yarın izleyiciyle buluşuyor" data-url="/video-galeri/hayat/buyuk-ilgi-goren-gassalin-yeni-sezon-fragmani-yayinlandi-dizinin-3-sezonu-yarin-izleyiciyle-bulusuyor-4813583" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Büyük ilgi gören Gassal’ın yeni sezon fragmanı yayınlandı: Dizinin 3. sezonu yarın izleyiciyle buluşuyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/z-kusaginin-gunahini-mi-aldik-4814140</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/11/c1bc5629-45woxvufyznvx9uo483glq.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gazâli: Anlam ve duyguda maharet</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/gazali-anlam-ve-duyguda-maharet-4811937</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/gazali-anlam-ve-duyguda-maharet-4811937" rel="standout" />
      <description>TRT Tabii’nin yeni dizilerinden Gazâli, benzerlerinden farklı bir etkiye sahip. Tarihin en önemli şahsiyetlerinden birini ele alan dizi, ana karaktere yüklenen ‘arayış’ misyonunu sinematik unsurları ihmal etmeden etkili bir şekilde uygulamış. Tarihi yapımların birbirine benzediği günümüzde böylesine farklı ve etkili yapımların önemi gün yüzüne çıkıyor. Senaryosu, sinematografisi, müzikleri ve özellikle oyunculukları noktasında ciddi bir maharet ortaya konuyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de tarihi dizi yapmak genellikle kılıç kalkan ile çerçevelendirilir. Ecdadın ne zor badirelerden geçtiği savaş unsuru abartılarak verilir. Ve elbette beylik sözler ve hamaset sosu ile… Tarihi iş yapmanın genel izleyici nazarında beklentiyi karşılama gibi bir amacı olduğunu biliriz. Hamaseti diri tutan da kitabi sözlerin ağırlığında gizlidir. Anlaşılabilir bir durum elbette. Zira tarih, ders alınacak bir penceredir. Ders de genellikle söylemle mümkündür. Az zamanda büyük işler başarmak yiğitliğin şanındandır. </p><h2>GAZÂLİ YENİ BİR PENCERE AÇIYOR </h2><p>Ülkemizdeki tarihi yapımları ele aldığımız yazıların tamamında bu durumun olumsuzluğuna işaret etmişizdir. TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayınlanan “İmam Gazâli: Hüccet’ül-İslam” dizisi de bu formülasyonla ilerleyen bir yapım. Fekat dizinin ilginç bir aurası var ve didaktik söylem sırıtmıyor. Zaten ders almak, kendini aramak üzerine kurulu olan Gazâli’nin hikayesinin istediği de budur. </p><p>İslam düşünce tarihine damga vuran büyük bir âlimin ilim, inanç ve hakikat eksenindeki çetin yolculuğunu konu alan yapımın yönetmen koltuğunda Sedat İnci oturuyor. Tarihi yapımlarda yönetmen ve yapımcı olarak tanıdığımız Emre Konuk ise senarist ve Yahya Tayyip Aydeniz ile birlikte yapımcı… </p><h2>DİZİ, İZLEYİCİ İLE KONUŞUYOR</h2><p>Dizinin senaryosu baştan sona arayış metinleriyle dolu. Hatta metinler genel izleyici için ağır. Beylik laflar diyebiliriz. Normal şartlarda itici olması lazım. Oysa Gazâli’de ilginç bir çekiciliğe bürünüyor. Dizi adeta izleyici ile konuşuyor. Zaten her drama, izleyenin kişisel tecrübesi ile anlam ve duygu oluşturmaz mı? </p><p>Tarihi yapımların tarih metni olmasının ötesinde işlevi olması gerekir. İzleyicinin içinde bir yerlere dokunmalı. Gazâli içimizde nereye dokundu bilinmez ancak ana karakterin arayışında bir özdeşlik oluşuyor. Öğretici dilinde sorularımızı, üslubunda sahiciliği görüyoruz. Daha ilk sahnesinde Gazâli’nin vazgeçişini, yola çıkmanın işareti olarak alıyoruz. Didaktik dilini görmezden geleceğimiz bir duygu ile izliyoruz. </p><h2>YÖNETMEN MAHARETİ KENDİNİ GÖSTERİYOR</h2><p>Bir diziyi ya da filmi etkileyici kılan şey üslubudur. Senaryodan beslenen ama yönetmenlik mahareti ile şekillenen üslup sayesinde anlatı muhatabında karşılık bulur. Gazâli’nin etkileyici tarafı da yönteminde saklı gibi. Sinematografi, renk ve ışık konusundaki bazı abartılı sahneler hariç sahici. Kemanlar, bir dönem işinden beklenmeyecek kadar gerçek. </p><h2>MÜZİK VE OYUNCULUKLARA ÖZEL PARANTEZ</h2><p>Dizinin en etkileyici noktalarından biri müzikleri. Doğu ve Batı klasik melodilerini harmanlayan müziklerle atmosfer tamamlanıyor. </p><p>Ve oyunculuklar…</p><p>Son dönemden gördüğüm en doğru oyuncu kadrosu kurulmuş diyebilirim. Oyuncuların iyi olması değil doğru seçilmesinden bahsediyorum. Ve elbette yönetmen mahareti olarak oyunculukların etkisinin altını çizmek gerek. Her oyuncu, neredeyse canlandırdığı karakter için yaratılmış. </p><h2>TARİHİ YAPIMLAR VE TRT’NİN MİSYONU</h2><p>Ülkemiz tarihi ile 21. Yüzyıl’da barışmaya başladı. Özellikle son 15 yılda da tarihi yapımlar bu toplumsa kırılmanın gelişimi olarak rağbet gördü. Elbette bu genel manzarada en büyük pay ise TRT’ye ait. Diriliş Ertuğrul ile başlayan süreç TRT’ye tahmine demeyeceği bir misyon yükledi. Gelinen noktada gerek Tabii ve gerekse diğer TRT kanallarında bu misyonun neticesini gözlemliyoruz. Kamu yayıncısı olarak TRT’nin zaten görevi olmakla birlikte, görevinizi hangi pencerede ele aldığınız önemli. Dolayısı ile gelinen noktada TRT’nin özellikle Tabii’deki üretimlerinin geleceğe taşınacak ciddi bir miras olduğunu söylemek gerek. </p><h2>TARİHİ YAPIMLAR BİRBİRİNE BENZEMEYE BAŞLAMIŞKEN…</h2><p>Ve bütün olarak Gazâli, dönem işlerinin çoğundan daha sahici, etkin ve duygulu… Ele aldığı istediği mesele bağlamında anlam yüklü ve etkileyici… Birçok yapıma örnek olacak cinste bir yapım… Ele aldığı mesele ile barışık, çok kişiye ulaşma gerekliliğinin farkında, sinematik unsurları ıskalamayan ve kalıcı bir etki bırakacak çalışmalara ihtiyaç var. Son dönemde tarihi yapımların birbirine benzediğini ve neredeyse farkları kalmadığını düşününce böylesine olumlu örneklerin çoğalmasının ehemmiyeti anlaşılıyor. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4811207" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/4/1/1980f150-mnf3fa7pbvkn7vj8pi0hf.webp" data-title="Türkiye’nin ilk uçan sinemasına yoğun ilgi" data-url="/foto-galeri/hayat/turkiyenin-ilk-ucan-sinemasina-yogun-ilgi-4811207" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Türkiye’nin ilk uçan sinemasına yoğun ilgi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4809781" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/28/269e740c-e5x71b0a0x0pvag8ewp01.webp" data-title="Kanla beslenen ABD’yi anlatan filmler" data-url="/hayat/kanla-beslenen-abdyi-anlatan-filmler-4809781" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kanla beslenen ABD’yi anlatan filmler</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4807740" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/21/29554df1-f0eq6yqwbevjziajpcxv3.webp" data-title="Bu detayı atlamayalım: Oscar’da annelik ve aile vurgusu" data-url="/hayat/bu-detayi-atlamayalim-oscarda-annelik-ve-aile-vurgusu-4807740" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bu detayı atlamayalım: Oscar’da annelik ve aile vurgusu</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/gazali-anlam-ve-duyguda-maharet-4811937</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/4/4/fd3a6d4e-91w3sp0w8l5mcy40i3j81.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kanla beslenen ABD’yi anlatan filmler</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kanla-beslenen-abdyi-anlatan-filmler-4809781</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kanla-beslenen-abdyi-anlatan-filmler-4809781" rel="standout" />
      <description>Dünyanın neresinde kan akıyorsa ABD’nin bir parmağı vardır. ABD’nin kuruluş döneminden beri savaşla beslenen bir makine olduğunu anlatan birçok film mevcut. Vietnam’dan Irak’a, Afganistan’dan Kızılderili soykırımına kadar geniş hikaye yelpazesiyle yeniden izlenmesi gereken filmleri derledik. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı 4 haftayı geride bırakıyor. Savaş ne zaman biter bilemeyiz ama savaş olgusunun ABD’nin varlık sebebi olduğunu tekrar görüyoruz. Modern zamanın süper gücü ABD’nin kuruluşundan bugüne kadar savaşlarla beslenen varlık sürecini belki de en iyi anlatan filmlerdir. Bugünü daha iyi anlamak ve yarına hazır olmak için düne bakmak gerekiyor. Sizin için ABD gerçeğini anlatan ve ABD’de çekilen filmleri derledik.  İşte, Vietnam’dan Irak’a, Afganistan’dan ABD’deki Kızılderili soykırımına kadar geniş hikaye yelpazesiyle yeniden izlememiz gereken filmler…</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/3/28/4f975686-0c58c1mbmvbjjpojg136ob.webp" data-card-width="1050" data-card-height="591" data-card-path="/piri/upload/3/2026/3/28/4f975686-0c58c1mbmvbjjpojg136ob.webp"></p><ol><li data-list="bullet"><strong> Müfreze - 1986 (Oliver Stone)</strong></li></ol><p>Vietnam Savaşı’ndaki Amerikan askerlerinin yaşadığı ahlaki ikilemleri ve ordunun içindeki çatışmaları odağına alıyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/3/28/3bb9eefc-llichwbi4bqdv8nfytrqs8.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/3/28/3bb9eefc-llichwbi4bqdv8nfytrqs8.webp"></p><ol><li data-list="bullet"><strong> Mavi Giyinenler - 1970 (Ralph Nelson)</strong></li></ol><p>Amerikan ordusunun 1864’teki Sand Creek Katliamı’nı (silahsız yerli kadın ve çocukların öldürülmesi) anlatan sert ve çarpıcı bir drama…</p><ol><li data-list="bullet"><strong> Örtülü Gerçek - 2007 (Brian De Palma)</strong></li></ol><p>Irak Savaşı sırasında Amerikan askerlerinin gerçekleştirdiği bir sivil katliamı ve bunun nasıl örtbas edilmeye çalışıldığını belgesel tadında işliyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/3/28/8b1b1ac4-ewp1i95h4miw6gxty6qg9.webp" data-card-width="1064" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/3/28/8b1b1ac4-ewp1i95h4miw6gxty6qg9.webp"></p><ol><li data-list="bullet"><strong> Kara Şahin Düştü - 2001 (Ridley Scott)</strong></li></ol><p>ABD askerlerinin 1993 yılında Somali Mogadişu’daki bir baskını ve düşman </p><p>bölgesine düşen bir Black Hawk helikopterinin hikayesini anlatıyor. </p><ol><li data-list="bullet"><strong> Full Metal Jacket - 1987 (Stanley Kubrick)</strong></li></ol><p>Vietnam Savaşı dönemi… ABD askerlerinin ‘eğitim sürecinde’ nasıl “savaş makinesi”ne dönüştüğünü aktarıyor.</p><ol><li data-list="bullet"><strong> Kurtlarla Dans - 1990 (Kevin Costner, Kevin Reynolds)</strong></li></ol><p>ABD İç Savaşı gazisi bir teğmenin, batı sınırında bir yerli kabilesiyle tanışıp onların safına geçmesini ve Amerikan ordusunun yerlilere yaklaşımını gösterir.</p><ol><li data-list="bullet"><strong> Kıyamet - 1979 (Francis Ford Coppola)</strong></li></ol><p>Vietnam Savaşı sırasında yerel bir kabilenin tanrısı ilan edilen bir adamı öldürmekle görevli bir ABD askerinin hikayesini ele alıyor.</p><ol><li data-list="bullet"><strong> Avcı - 1978 (Michael Cimino)</strong></li></ol><p>Savaş başladığı anda kendilerini birbirlerine karşı oynamaya zorlandıkları bir Rus ruletinin içerisinde bulan 3 arkadaşın “ABD askeri” olma gerçeği ile yüzleşmesini beyaz perdeye yansıtıyor. Adres yine Vietnam…</p><ol><li data-list="bullet"><strong> Zafer Yolları - 1957 (Stanley Kubrick)</strong></li></ol><p>Birinci Dünya Savaşı’nda geçen film, emirleri yerine getirmeyen askerlerin komutanlar tarafından nasıl ölüme gönderildiğini işler.&nbsp;</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4807740" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/21/29554df1-f0eq6yqwbevjziajpcxv3.webp" data-title="Bu detayı atlamayalım: Oscar’da annelik ve aile vurgusu" data-url="/hayat/bu-detayi-atlamayalim-oscarda-annelik-ve-aile-vurgusu-4807740" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bu detayı atlamayalım: Oscar’da annelik ve aile vurgusu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4805828" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/14/0f2a44a6-ad8rj24nt8kq35yj4lkzca.webp" data-title="Oscar bu yıl referandum gibi!" data-url="/hayat/oscar-bu-yil-referandum-gibi-4805828" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Oscar bu yıl referandum gibi!</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4803747" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/7/ce839935-4yjzazj83zsimedwf7sh6.webp" data-title="Kurtuluş: Hedefe ulaşmış ama sinemadan uzaklaşmış" data-url="/hayat/kurtulus-hedefe-ulasmis-ama-sinemadan-uzaklasmis-4803747" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kurtuluş: Hedefe ulaşmış ama sinemadan uzaklaşmış</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kanla-beslenen-abdyi-anlatan-filmler-4809781</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/3/28/269e740c-e5x71b0a0x0pvag8ewp01.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bu detayı atlamayalım: Oscar’da annelik ve aile vurgusu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bu-detayi-atlamayalim-oscarda-annelik-ve-aile-vurgusu-4807740</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bu-detayi-atlamayalim-oscarda-annelik-ve-aile-vurgusu-4807740" rel="standout" />
      <description>Bir asrı geride bırakmaya hazırlanan Oscar’da ödül töreni şov ve sürprizlere sahne oldu. Bir detay vardı ki altını kalınca çizmek gerekti. En iyi kadın oyuncu ödülünü alan Jessie Buckley, konuşmasında ailenin önemine vurgu yaptı ve anneliğe övgüler düzdü. Son dönemde özgürlük adına sınırsızlığı, cinsiyet eşitliği adına farklı propagandaları duyduğumuz kürsüden böyle bir sesin yükselmesi çok mühim.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema endüstrisinin merkezi olan Hollywood’da şov sahnesi kuruldu ve Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. Savaş Üstüne Savaş geceye damgasını vururken, Günahkarlar da önemli ödülleri aldı. </p><p>Oscar’ın hayatımızda ya da sinema dünyasında nasıl bir yere sahip olduğu meselesini bir kenara bırakarak son ödül töreninin az konuşulan bir detayına dikkat çekmek isteriz. </p><h2>BİR ANNENİN KALBİNİN GÜZEL KARMAŞASINA…</h2><p>En iyi kadın oyuncu ödülünü Hamnet’teki rolüyle alan Jessie Buckley, ödül konuşmasında Oscar sahnesinde alışık olmadığımız şeyler söyledi. Küçük kızına ve eşine selam gönderen Buckley, anneliğin önemine vurgu yaptı. Buckley, “Isla, küçük kızım, seni seviyorum ve annen olmaktan çok mutluyum, seninle birlikte hayatı keşfetmek için sabırsızlanıyorum. Bunu bir annenin kalbinin güzel karmaşasına ithaf etmek istiyorum” ifadelerini kullandı. </p><p>Evet, yanlış duymadınız. Son yıllarda çok farklı şeylerle ve aksi söylemlerle anılan ödül sahnelerinde ilk kez bu kadar net bir şekilde aile vurgusu yapıldı. Üstelik kadının doğurmasının öneminden bahsetti ve “Hepimiz her şeye rağmen yaratmaya devam eden bir kadın soyundan geliyoruz” dedi. Yani anneliğe, doğurmaya teşvik etti. Ayrıca eşinin adını anan Buckley, “Seninle 20 bin çocuk büyütmek isterim” dedi. </p><h2>HAMNET FİLMİNİ ÖZEL YAPAN NE? </h2><p>Peki, bir kadın oyuncu neden Oscar sahnesinde böyle bir şey söyler? Elbette cevap, rol aldığı filmde yatıyor. Chloe Zhao’nun yönettiği Hamnet, meşhur İngiliz şair William Shakespeare’in hayatının bir dönemine şahitlik ediyor. Shakespeare’in eşini canlandıran Buckley, hikayenin bel kemiğini oluşturuyor. Yani o meşhur Shakespeare’i değil, eşini ve çocuklarını takip ediyoruz. Senaryo uyarlama. Maggie O’Farrell aynı isimli kitabından Farrell ve yönetmen Zhao birlikte uyarladılar. Büyük oranda kadın elinden çıkan bir filmden beklenecek şekilde incelikli ve duyguluydu Hamnet. </p><p>Filmin oluşturduğu duygusal yapı ve fikir zemini Hamnet’in izleyicide de karşılık bulmasını sağladı. Dünya çapında 100 milyon dolar hasılatını geçen Hamnet, ülkemizde ise 600 bin kişi tarafından izlendi. Buckley’in ödülü sonrası izlenmenin artarak devam edeceğini düşünebiliriz. Bu denli sakin, atmosfer odaklı ve ajitasyondan uzak bir filmin gişede karşılık bulması da ayrı bir sürpriz oldu zaten. </p><h2>SINIRSIZLIK YA DA DAYATMA DEĞİL, DUYGU SAHNEDEYDİ</h2><p>Geldiğimiz noktada başrol oyuncusunun Oscar’ı alması ve sahnede anneliği, çocuk sahibi olmayı ve aileyi öven açıklamalarda bulunması çok kıymetli. Çünkü Oscar başta olmak üzere ödül organizasyonlarının tamamına yakını son dönemde özgürlük adına sınırsızlığı, cinsiyet eşitliği adına farklı propagandaları önceler olmuştu. Kürsüden bu konuda açıklama yapmayanın kariyer basamaklarına mayınlar döşeniyordu. Buckley ise filmin, yönetmenin ve üstün performansının verdiği avantajla kendi açıklamasına odaklandı. </p><p>Rolüyle ilgili de konuşan Buckley, “Bu rol içimde bir çeşit şefkat duygusunu açığa çıkardı. Şefkat de en az güç kadar canlı ve kuvvetlidir. Bu kadın sayesinde gücü, kırılganlığı, şefkati, kederi ve sevgiyi tüm görkemiyle içinde barındırabilmenin farkına vardım” dedi. </p><p>Kağıtlara yazılmış notlarla değil, menajer dayatmasıyla değil, propaganda beklentisiyle değil, sadece içinden gelenle konuşan Buckley’in söyledikleri Oscar’da bu yıl kadın ve aile vurgusunun da göstergesiydi. Günahkarlar’da “Siyah Aileler”in, Savaş Üstüne Savaş’ta kızı için dünyayı karşısına alan adamın, Hamnet’te evlat acısının ve ailenin hikayesi anlatılırken belki son dönemde olmadığı kadar aile konusu ele alındı. Neyin göstergesidir bilemiyoruz ama dayatmaların sonu da öze dönüş manasına geliyor olabilir. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4805828" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/14/0f2a44a6-ad8rj24nt8kq35yj4lkzca.webp" data-title="Oscar bu yıl referandum gibi!" data-url="/hayat/oscar-bu-yil-referandum-gibi-4805828" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Oscar bu yıl referandum gibi!</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4803747" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/7/ce839935-4yjzazj83zsimedwf7sh6.webp" data-title="Kurtuluş: Hedefe ulaşmış ama sinemadan uzaklaşmış" data-url="/hayat/kurtulus-hedefe-ulasmis-ama-sinemadan-uzaklasmis-4803747" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kurtuluş: Hedefe ulaşmış ama sinemadan uzaklaşmış</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4801560" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/28/83da8335-0xd23nksw89c598g1x25opr.webp" data-title="Sinemanın turnusolu: Gazze" data-url="/hayat/sinemanin-turnusolu-gazze-4801560" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemanın turnusolu: Gazze</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bu-detayi-atlamayalim-oscarda-annelik-ve-aile-vurgusu-4807740</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/3/21/29554df1-f0eq6yqwbevjziajpcxv3.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Oscar bu yıl referandum gibi!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/oscar-bu-yil-referandum-gibi-4805828</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/oscar-bu-yil-referandum-gibi-4805828" rel="standout" />
      <description>Yine mart ayına geldik ve sinema gündeminin nabzı bu hafta sonu Oscar ödülleri ile atacak… 15 Mart Pazarı (yarın) pazartesiye bağlayacak olan gece çekişmeli yarış sona erecek. En çok adaylık rekorunu kırarak 16 kategoriye giren Günahkarlar’ın enteresan rüzgarı devam etmekle beraber, Paul Thomas Anderson’un yönettiği Savaş Savaş Üstüne de sahnede toz attırabilir. Bu iki filmin temsil ettiği şeyler sebebiyle Oscar’ın bu yıl politik yansıma bakımından bir referanduma döndüğünden bahsediliyor. Kategoriler, adaylar, ihtimaller ve gönlümden geçenler… İşte Oscar tahminleri…</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oscar ödülleri her yıl sinema endüstrisinin güncel karakterini yansıtır. Ancak bu defa farklı bir dokusu var. Hollywood’da bu ödül oylamasının referandum niteliği taşıdığı yorumları yapılıyor. En iyi film için en güçlü aday olan birçok kategoride de çarpışan “Günahkarlar” (Yönetmen Ryan Coogler) ve “Savaş Savaş Üstüne” (Yönetmen Paul Thomas Anderson), ödül için oy kullanan binlerce kişinin iki zemin hakkındaki yorumunu da yansıtacak. Günahkarlar, ırkçılık ve ABD’nin bir asır öncesinin mirasının yansımasıyken, Savaş Savaş Üstüne ise ABD’nin şimdisinin yorumu olarak değerlendiriliyor. Özellikle Trump yönetiminin otoriterliğinin güncel yansıması oylamada etkili olacaktır. </p><p>Akademi’nin yapısının son yıllarda değişmesinin de mevcut manzarada etkisi büyük. Zira dünyanın dört bir yanından sinemacılar Akademi’ye katılıyor. Ayrıca ‘dezavantajlı gruplar için pozitif ayrımcılık’ meselesini de düşününce Günahkarlar’ın birçok bakımdan avantajlı olduğunu düşünebiliriz. </p><p><br></p><h2>SİNEMA SADECE SİNEMADAN İBARET DEĞİL</h2><p>Bu sayfada hep ifade ettiğimiz gibi sinema hiçbir zaman sadece sinemadan ibaret olmadı. Tarih boyunca küresel politik, sosyo-ekonomik gelişmeler sinemayı etkiledi. Ödüllerde de hep bunu gördük. Oscar yakın zamana kadar sadece Hollywood’un şov sahnesiyken yapısal değişiklikle dünyanın sinema merkezi haline gelmeyi başardı. Uluslararası film kategorisindeki filmlerin, bu kategori dışında da aday olmaya başladığından beri tablo sürekli değişiyor ve Oscar’da çeşitlilik gözleniyor. </p><p>Evet, Oscar şov sahnesi. Sinema adına da insanlık namına da çok fazla anlam yüklememek gerek. Fekat gerçeğe de göz kapayamayız. Öyle ya da böyle Oscar, sinema endüstrisinin en belirleyici mecralarından biri. Ödülleri önemsememiz de böylesi bir gerçekliğe yaslanıyor. Oscar’da ödül almayı bırakın aday olmak bile bir filmin, yönetmenin ya da oyuncunun hayatını değiştirecek gelişmedir. Bunu inkar etmeden yolumuza devam edelim…</p><p><br></p><h2>ULUSLARARASI FİLM KATEGORİSİNDE İŞLER KARIŞIK</h2><p>Normal şartlarda ABD’nin İran saldırıları sebebiyle uluslararası kategoride olan “Sadece Bir Kazaydı” filmine şans verebilirdik. Ancak görebildiğimiz kadarıyla ABD’de ve Akademi üyeleri arasında böyle bir gündem yok. İranlı yönetmen Cafer Penahi tarafından İran’da Farsça çekilen ama ülkesinde yasaklı olduğu için Fransa’nın adayı olan filmin bu kategoride çok şansı olmadığını düşünüyorum. Burada ardına rüzgar alan iki film var: Manevi Değer bir (Yönetmen Joachim Trier) ve Gizli Ajan (Yönetmen Kleber Mendonça Filho). Avrupa lobileri Manevi Değer’i öne çıkarıyor. Akademi’nin ABD ve Latin üyeleri ise Gizli Ajan’a tam anlamıyla aşık. Gizli Ajan’ın bu ilginç rüzgarla sürpriz yapabileceğini düşünüyorum ancak kesinlikle uluslararası kategoride heykelciği Manevi Değer hak ediyor. </p><p>Filistin’de 5 yaşındaki Hind Receb’in Siyonist askerler tarafından katledilmesini anlatan “Hind Receb’in Sesi” de uluslararası kategoride aday olarak büyük ses getirmişti. Tunus’un Oscar adayı olarak yarışmada yer alan film Venedik’te de ödül almıştı. Anlattığı konu ve anlatımı itibariyle büyük etki oluşturan filmin Hollywood’da da sesi yüksek ama ödül alma şansı oldukça düşük. </p><p><br></p><h2>“OSCAR’IN HABERCİLERİ” BU YIL ÇILDIRABİLİR!</h2><p>Ödüllerde en çok yarışacak olan iki film belli. “Savaş Savaş Üstüne», Eleştirmenlerin Seçimi, Altın Küre, BAFTA, ACE Eddies, DGA, PGA ve WGA gibi ödül organizasyonlarını silip süpürdü. Bunların hepsi de eskiden beri “Oscar’ın habercisi” olarak nitelendiriliyordu. Yine benzer bir durum söz konusu olabilir. Lakin Günahkarlar filminin motivasyonu öylesine ilginç ve manipülatif ki “Oscar’ın habercisi” söyleminin tarihi seyrini değiştirmesi söz konusu olacak gibi…</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4801560" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/28/83da8335-0xd23nksw89c598g1x25opr.webp" data-title="Sinemanın turnusolu: Gazze" data-url="/hayat/sinemanin-turnusolu-gazze-4801560" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemanın turnusolu: Gazze</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4803747" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/3/7/ce839935-4yjzazj83zsimedwf7sh6.webp" data-title="Kurtuluş: Hedefe ulaşmış ama sinemadan uzaklaşmış" data-url="/hayat/kurtulus-hedefe-ulasmis-ama-sinemadan-uzaklasmis-4803747" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kurtuluş: Hedefe ulaşmış ama sinemadan uzaklaşmış</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4799421" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/21/c0150e10-5fq7e9gk6gwypapjcfdji.webp" data-title="Bu rüzgar nereden esiyor Hamnet?" data-url="/hayat/bu-ruzgar-nereden-esiyor-hamnet-4799421" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bu rüzgar nereden esiyor Hamnet?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/oscar-bu-yil-referandum-gibi-4805828</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/3/14/0f2a44a6-ad8rj24nt8kq35yj4lkzca.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurtuluş: Hedefe ulaşmış ama sinemadan uzaklaşmış</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kurtulus-hedefe-ulasmis-ama-sinemadan-uzaklasmis-4803747</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kurtulus-hedefe-ulasmis-ama-sinemadan-uzaklasmis-4803747" rel="standout" />
      <description>Berlin Film Festivali’nde ikinci büyük ödülü alan Kurtuluş filmi, Emin Alper sinemasının bir matematiğe kurban gittiğini gösteriyor. Kötü insanların modelleri Kurak Günler ile aynı. Sosyoloji yine aynı katılıkta. Olanı anlatmak iddiası sadece kötü olanı göstermek tercihine dönüşüyor. Politik olarak “Rojova’ya selam” mesabesinde olduğunu ödül konuşmasında zaten Alper de söylemişti. Ancak ‘hedef’e doğru adımlarla ilerlerken sinemadan uzaklaştığını birinin kendisine fısıldaması lazım. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emin Alper’in yeni filmi Kurtuluş vizyona girdi. Berlin Film Festivali’nde gümüş ayı ödülünü alması sonrası konuşulan film, aşiret kavgasına ve toprak meselesine odaklanıyor. Görünen kısımda hikaye böyle. Fekat asıl meselesi Kürtlerin dindarlık ile olan bağı ve bu bağın onlara nelere yaptırabileceği yönünde…</p><h2>HİKAYE ÇOK TANIDIK</h2><p>Kurtuluş, korucu Hazeran Aşireti ile yıllar önce terk etmek zorunda kaldıkları köylerine geri dönen&nbsp;Bezariler&nbsp;arasında patlak veren toprak çatışmasını merkezine alıyor. Filmin sonuna kadar bütün olaylar Hazeranların köyünde gerçekleşiyor. Burada herkes dindardır. Tarikatları da vardır. Hatta Kamil Dede’den el alan tarikat lideri, etki alanını genişletmek üzerine çalışmalar yapıp çevre köylere gitmektedir. Kardeşi ile arasında eskiden kalma meseleler vardır. Neden sonra kardeşi devreye girip her şeyin gidişatını değiştirir. </p><p>Hikaye ile ilgili daha fazla bilgi vermek doğru olmaz. Filmi izleyince birçok şeye kendiniz karar verirsiniz. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/3/7/08212de4-nox66nd13e9ksflpoz3be.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/3/7/08212de4-nox66nd13e9ksflpoz3be.webp" data-card-caption="Emin Alper"></p><h2>HEP AYNI FİLMİ Mİ ÇEKİYOR?</h2><p>Kurtuluş’un bir ‘Emin Alper’ filmi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İlk filmi Tepenin Ardı’dan beri sınır ve toprak meselesi üzerine kafa yoruyor. Her filminde bu konuyu farklı zaviyelerden ele alıyor. İkinci filmi Abluka dışındaki bütün filmleri taşrada geçiyor. Kurtuluş’u Doğu ya da Güneydoğu’da bir bölgede, Kız Kardeşler’i Ege’de, Kurak Günler’i İç Anadolu’da izledik. Yani memleketi dört bir yandan dolaşıyoruz, filmleri izlerken. </p><p>Ve evet, memleketin sosyolojisini en katı ve olumsuz haliyle gözlemliyoruz. Bu filmlerde toplum demek, kötülüğü bünyesinde var eden ve bundan beslenen organizma demek. İyiler vardır ama arada yok olur gider. Taşra öyle kötüdür ki tarih yazımında bile tahmin edemeyeceğiniz şeyler yapar. </p><h2>SİNEMA MATEMATİĞİNDEN ‘HEDEF MATEMATİĞİ’NE</h2><p>Emin Alper filmlerinin matematiği de kendini iyice belli ediyor. Gittikçe daha seyirlik hale gelen, sanat sinemasından uzaklaşan, ‘hedef’e doğru adımlarla ilerleyen bir yapıyla karşılaşıyoruz. Bütün filmlerinde yangınlar çıkar, köy ahalisi ayaklanır, iyilerin gidecek yeri kalmaz ve neticede Kurak Günler’den Kurtuluş’a fark eden tek şey bölgenin ve karakterlerin adı olur. </p><p>Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülü olan jüri büyük ödülünü alan film için kötü demek haksızlık olur ama izlemeden önce kulağımıza gelen bazı eleştirilerde de olduğu gibi dizi estetiği ya da sinemadan uzaklaşan bir yapı kendini gösteriyor. Anlatı kaba, anlatılan şey fazla açık, didaktizmin sınırlarında geziniyor. Kurtuluş’a baktığınızda bağnazlığın işaretleri olarak DEAŞ göndermeleri ile söz konusu dindarlık ya da feodaliteye alet edilen dini yaklaşım var. Filmde Ağabey olan ilk tarikat lideri kan davasına karşı duruyor ama bunu da etki alanını arttırmak için yapıyor. Yani evet, filmde iyi karakter yok gibi bir şey. </p><h2>NEDEN SADECE KÖTÜ VE KÖTÜLÜK?</h2><p>Dünya böyle bir yer değil. Anadolu’da böyle bir yer değil. Kötülük her yerde kol geziyor elbette. Kimse inkar edemez. Ama kötülüğün üzerinde bu kadar tepinmenin getirisi kısa vadede festivallerde boy göstermek olsa da uzun vadede sinema adına kayıplar ve zaaflarla dolu olabilir. </p><p>Filmin politik temeli, Emin Alper’in ödül konuşmasında kurduğu “ojava’da ve Orta Doğu’da neredeyse bir asırdır hakları için mücadele eden Kürtler” ifadesinde kendini buluyor. Olabilir. Lakin bunun nasıl söylendiği sinema adına daha mühim. Emin Alper sinemasının katılaşan ve kabalaşan dilinin olumsuzluğu sorun değil mi? </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4799421" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/21/c0150e10-5fq7e9gk6gwypapjcfdji.webp" data-title="Bu rüzgar nereden esiyor Hamnet?" data-url="/hayat/bu-ruzgar-nereden-esiyor-hamnet-4799421" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bu rüzgar nereden esiyor Hamnet?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4801560" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/28/83da8335-0xd23nksw89c598g1x25opr.webp" data-title="Sinemanın turnusolu: Gazze" data-url="/hayat/sinemanin-turnusolu-gazze-4801560" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemanın turnusolu: Gazze</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4797326" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/14/d9396e8b-lw695u11xi71nnfacr3a6.webp" data-title="Altın Ayı balçıkla sıvanır mı?" data-url="/hayat/altin-ayi-balcikla-sivanir-mi-4797326" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Altın Ayı balçıkla sıvanır mı?</span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kurtulus-hedefe-ulasmis-ama-sinemadan-uzaklasmis-4803747</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/3/7/ce839935-4yjzazj83zsimedwf7sh6.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinemanın turnusolu: Gazze</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-turnusolu-gazze-4801560</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-turnusolu-gazze-4801560" rel="standout" />
      <description>Berlin Film Festivali bitti ama tartışmaları bitmedi. İsrail merkezli krizler peş peşe geliyor. Festival süresince Filistin’e destek söylemlerinin öne çıkması sonrası festival direktörünün görevden alınması gündemde. Alman hükümeti resmen harekete geçti. Ve tekrar gördük ki 7 Ekim’den sonra hiçbir şey eskisi gibi değil. Gazze, tam bir turnusol kağıdı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze’de yaşanan soykırım ve devam eden zulüm hakkında dünya genelinde ortak bir tavır var. Ancak hükümetler ve bazı kurumsal yapılar nezdinde “antisemitizm” iddiasıyla İsrail’in kollandığını görüyoruz. Sinema dünyasında da tablo tam olarak böyle. Son olarak Berlin Film Festivali’nde yaşananlar ve festival bittikten sonra direktörün görevden alınacağı iddiaları tepki topladı. Tepkilerin de ışığında ortaya çıkan gerçek ise 7 Ekim’den sonra Gazze’nin birçok mecrada olduğu gibi sinema dünyasında da turnusol kağıdı işlevi gördüğü…</p><p>7 Ekim’den sonra 3 kez yapılan Berlin Film Festivali, her defasında tartışmalarla yapıldı. Çünkü Yahudi Soykırımı’ndan dolayı Siyonist yönetime diyet borcunu ödeme çabasında olan Alman Hükümetleri festivali baskı altına aldı. Bazı festival yöneticileri ya da seçilen jüriler de bu tutumu destekler hüviyete büründü. Geldiğimiz noktada Berlin Film Festivali yine ciddi bir kriz içinde. </p><h2>SİNEMACILAR SUSMADI, ALMAN HÜKÜMETİ ÇILDIRDI</h2><p>Festival süresince sanatçıların Filistin’i destekleyen tavır takınmaları ve festival direktörü Tricia Tuttle’ın bunu engellememiş olması resmi kurumları harekete geçirdi. Almanya Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, Berlin Uluslararası Film Festivali Direktörü Tricia Tuttle’ın görevden alınmasını talep etti. Bunun üzerine Alman hükümetine bağlı olan ve Berlin’deki önemli kültür etkinliklerini ve kurumları yöneten “Kulturveranstaltungen des Bundes in Berlin” (KBB) şirketinin Denetleme Kurulu olağanüstü toplandı. Fekat kurul bir karar alamadı. </p><p>Kurulun görevden alma karararı alamamasının en önemli sebebi kamuyu baskısı. Zira Almanya’da film sektörü temsilcileri, Berlinale Direktörü Tuttle’a açık mektupla destek verdi. Tom Tykwer, Todd Haynes ve Tilda Swinton gibi sektörün önemli temsilcilerinin de imzaladığı açık mektupta, film yapımcıları olarak Berlinale ile ilgili tartışmaların ve Tricia Tuttle’ın görevden alınmasına ilişkin konunun büyük endişeyle takip edildiği belirtildi.</p><p>Sosyal medyada da konuya dair ciddi bir tavır kendini gösterdi. Alman hükümetinin bu konuda önümüzdeki günlerde ne gibi bir karar alacağı hala net değil. Festival direktörü Tuttle’ın görevden uzaklaştırılma ihtimali devam ediyor. </p><h2>VE DÜŞEN MASKELER…</h2><p>Gelinen noktada, özgür düşüncenin merkezi (!) olan Avrupa’da dünyanın en önemli festivallerinden birinde, yine ifade özgürlüğünün hiçbir şekilde kısıtlanmadığı iddia edilen bir organizasyonda, İsrail eleştirildiği için kıyamet kopuyor! 7 Ekim’den sonra çokça yaşadığımız “gerçeğin ortaya çıkamaması” durumu yeniden vuku buluyor. Gazze, tam anlamıyla bir turnusol kağıdı oluyor. </p><p>Festival katılımcılarında genel olarak Filistin destekçisi tavır var. Ancak direktörün bu sebeple değişmesi festivalin geleceğini de etkileyecek. Haliyle, festivale katılacaklar için bir tutum işareti olacak. Oysa Avrupa’nın yürütücü gücü olan Almanya ifade özgürlüğünün ve çağdaş değerlerin merkeziydi! Her şey İsrail’e söz söylenene kadar. Alman özgürlüğünün sınırı da İsrail’in işgal sınırlarında bitiyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4799421" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/21/c0150e10-5fq7e9gk6gwypapjcfdji.webp" data-title="Bu rüzgar nereden esiyor Hamnet?" data-url="/hayat/bu-ruzgar-nereden-esiyor-hamnet-4799421" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bu rüzgar nereden esiyor Hamnet?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-turnusolu-gazze-4801560</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/2/28/83da8335-0xd23nksw89c598g1x25opr.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bu rüzgar nereden esiyor Hamnet?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bu-ruzgar-nereden-esiyor-hamnet-4799421</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bu-ruzgar-nereden-esiyor-hamnet-4799421" rel="standout" />
      <description>Oscar’da çok adaylık almasına ve çok ses getirmesine rağmen Hamnet, Türkiye’de beklenenin çok üzerinde bir gişe performansı gösteriyor. Adaylık rekoru kıran Sinners bile toplamda 36 bin bilet satabilmişken, Hamnet daha 2 haftada 200 bini geçti. Türk izleyicisinin bu filmle kurduğu farklı bir bağ var gibi. Uluslararası PR’ı ve iyi film olmasının yanında başka şeyler de etkili gibi…</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema salonlarında şu an Hamnet rüzgarı esiyor. Oscar’da da 8 adaylık alan film Altın Küre’de en iyi yönetmen ve en iyi kadın oyuncu ödüllerine uzanmıştı. Yani anlayacağınız, yılın en güçlü sinema rüzgarlarından biriyle karşı karşıyayız. Ama ülkemizde bu kadar çok seyredilmesini bu rüzgar açıklar mı? </p><h2>DOĞRU FORMÜLLER VE DOĞRU SONUÇ!</h2><p>Öncelikle şunu söylemek gerek; Hamnet, birçok doğru formülün bir araya gelmesiyle oluşturulmuş bir organizasyon. Bir film olmasının ötesinde güçlü bir proje. Yapımcıları arasında Hollywood’un önemli isimlerinden Sam Mendes ve Steven Spielberg var. Filmin uyarlandığı roman da geçtiğimiz yıllarda 40 dile çevrilip milyonlarca baskı gördü. Yönetmen Chloé Zhao ise Nomandland filmi ile 93. Oscar töreninde en iyi film, Venedik’te en iyi film ve daha birçok ödül organizasyonda heykelcik almıştı. Yani önceki filmi zaten çok başarılı olan bir yönetmen için yeniden yol haritası çizilmiş.</p><p>Kim çizmişse, kim yapmışsa gayet başarılı bir iş ortaya koymuş. Elimizde romandan uyarlama başarılı bir senaryo, minimalist anlatısını melodram türüne yansıtmaya çalışan bir yönetmen ve canlandırdıkları karakterlere hayat verirken boğaz düğümleyen oyuncular var. Filme dair övgüler, PR aşamasındaki doğru adımlar da üst üste binince Hamnet, yılın en çok ses getiren filmlerinden biri oldu. </p><h2>TÜRKİYE’DE BEKLENENDEN FAZLA İZLENİYOR</h2><p>Ancak Hamnet, ülkemizde çok izleniyor. Hatta çok fazla izleniyor. Herkes şaşkın. Üstelik dünyada da tam olarak böyle bir performansı yok. Türkiye’de bu kadar çok izlenmesinin sebeplerine bakmak gerek…</p><p>ABD’de kasımda vizyona giren film 23 milyon dolar kadar hasılat elde etti. Dünyada ise farklı zamanlarda gösterildi ve 57 milyon dolar hasılata ulaşabildi. Bütçesi 35 milyon dolar civarında olan film toplamda 80 milyon dolar hasılata ulaştı. ABD şartlarında doğal bir durum. Zaten gişe filmi değil. Fekat ülkemizde, gişe filmlerinden fazla izleniyor. İşte ilginç olan kısmı burası..</p><p>Hamnet, Türkiye’deki gişesinde ikinci haftayı tamamladı. 200 binin üzerinde bilet satıldı. İki haftadır en çok izlenen film. Birkaç hafta daha böyle devam edecek gibi. Çünkü “fısıltı gazetesi” başarılı bir PR süreci gerçekleştiriyor. </p><p>Biraz da filmden bahsedelim…</p><h2>AGNES’E BU DOĞAL HAYATI KİM SEÇTİ?</h2><p>“Hamnet” Kuzey İrlandalı Maggie O’Farrell’in romanından uyarlandı. 2020 tarihli aynı isimli romanı yönetmen Zhao ve yazar M. O’Farrell senaryoya uyarladı. Belli ki uyumlu hayal dünyaları var. </p><p>Yer İngiltere. 16. yüzyıl… Daha sonraları dünyanın en ünlü şairi olacak olan William Shakespeare (Paul Mescal) ve eşi Agnés Hathaway (Jessie Buckley) mütevazı bir hayat yaşarlar. 3 çocukları olur. Bu süreçte William’ın yazarlığı uzaklara ulaşır ve Londra’ya gidip gelmesi gerekir. Bu süreçte Agnes ilk çocuğu Susanna ve ikizleri Hamnet ve Judith’e tek başına bakar. Ve Hamnet, vebadan ölür. </p><p>Agnes aslında şifacıdır. Köylüler de ona cadı gözüyle bakar zaten. Dolayısı ile bir yalnızlık söz konusu zaten. Doğa ile ilişkisi bu yüzden güçlüdür Agnes’in. Arkadaşlık ettiği şahine de sık sık kendimizi içinde bulduğumuz güçlü manzara resimlerine de şaşırmıyoruz. Çünkü Agnes, toplumsal yalnızlığını doğa ile ilişkisi ile tedavi ediyor. Ve elbette çocukları olduktan sonra onlarla. Ya da zaten en baştan beri doğa ile ilişkisi toplumun kabul edemeyeceği şekilde olduğu için sonuç böyle oldu. Bunun kararını yönetmen veriyor. Neticede kendini doğada bulan, insandan uzak kalmak zorunda olan bir kadın resmediyor. </p><h2>KADIN HİKAYESİNİ KADINLAR ÇEKTİ</h2><p>Hamnet, ne adını aldığı ölen küçük çocuğun ne de William Shakespeare’in hikayesi. Romanda da olduğu gibi Agnes’in yolculuğundayız. Kadınların resmettiği kadın hikayesinde doğa da bir kadına evriliyor. Filmin afişinde de Agnes ile William’ın buluştuğu yerde de “ana rahmi” güvencesinde olan doğa tanımlanıyor. </p><p>Diğer filmlerinde de modern insanın yalnızlığını irdeleyen yönetmen Zhao, 4 asır öncesinde de modern insanın temelini bulmuş gibi. İnsanın doğa dönmesini çare olarak vurguluyor. Nomandland de buna benzer bir hikaye idi zaten. </p><h2>OYUNCULUKLAR ÇOK İYİ, YÖNETMENİ TEBRİK ETMEK LAZIM</h2><p>Filmi güçlü kılan en önemli unsurlardan biri oyunculuklar. Evet güçlü ve verimli bir senaryo elinizdedir ama oyunculuklar harika. Kötü oynayan yok. Paul Mescal iyi ama Jessie Buckley hayatının performansını ortaya koymuş (şimdilik). Çocuk oyuncu Jacobi Jupe da duyguları hareket geçirecek şekilde gerçekçi rol almış. </p><p>Her zaman söylerim. İyi oyun vardır ama bir filmdeki iyi oyunculuk büyük oranda yönetmenin maharetidir. İyi oyuncularla iyi yönetmenler bir araya geldiğinde işte böyle bir durum ortaya çıkıyor. Hamnet, oyunculuklar konusunda istisna tutulacak yapımlardan biri olarak tarihe geçti. </p><p>Yönetmen Zhao’nun minimalist anlatısı burada da kendini gösteriyor. Oscar alan yönetmenler genellikle sonraki filmlerinde, içinde bulundukları imkanların tuzağına düşüyor. Lakin Zhao bu tuzaktan beri durmuş. İmkanların şehveti ile hareket etmemiş. Az ışık kullanımı, uygun ritim, kıvamında kamera kullanımı ile tarzını yaşatmış. </p><h2>ELEŞTİRİ DE VAR ELBETTE</h2><p>Filmin en çok eleştirildiği nokta “fazla duygulu” olması. Daha doğrusu, arzu ettiği duyguyu izleyiciden zorla almaya çalışması… Bu eleştiriye katılıp katılmama konusunda kararsızım. Eğer öyle ise zaten bu bir gişe filmidir ve önceki satırlar düşer. Öyle değil elbette. Ancak oyunculukların ve doğa görsellerinin bazı noktalarda tekrar edişi, hedeflenen bir şeylere doğru izleyici çekme arzusu gibi geliyor. Bu da çok anormal bir durum değil. Fekat bu hususlar daha ölçülü olsaydı bir başyapıttan bahsediyor olurduk. </p><p>Galiba Türkiye’deki izleyicinin filmi sevmesinin altında yatan sebepler buraya bağlı. Doğal ama yönlendirici bir tarzı var. “Evlat acısı” çerçevesinde ilerleyen hikayede sonunda “anne yüreği” bazında bir ferahlama var. Sahici bir dile uluslararası PR ve Fısıltı gazetesinin etkisi eklenince sonuç buraya varıyor. </p><p>Hamnet, kesinlikle son zamanların en başarılı yapımlarından biri. Sinema tarihine de adını yazdıracağı kesin. Oscar’a da damga vuracak. Başyapıt demek zor ama hakkını da yememek lazım. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4793043" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/31/66f5ec93-btu8rk2xs8m6dk0bucxdj.webp" data-title="Nefret edilmek yok sayılmaktan daha iyidir" data-url="/hayat/nefret-edilmek-yok-sayilmaktan-daha-iyidir-4793043" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Nefret edilmek yok sayılmaktan daha iyidir</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4795129" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/7/d1e056e7-aw2a37a99h5cfvzfr4b2qd.webp" data-title="Bu ışıltılı hayatı sana kim seçti Ayşe?" data-url="/hayat/bu-isiltili-hayati-sana-kim-secti-ayse-4795129" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Bu ışıltılı hayatı sana kim seçti Ayşe?</span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4797326" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/14/d9396e8b-lw695u11xi71nnfacr3a6.webp" data-title="Altın Ayı balçıkla sıvanır mı?" data-url="/hayat/altin-ayi-balcikla-sivanir-mi-4797326" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Altın Ayı balçıkla sıvanır mı?</span></span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bu-ruzgar-nereden-esiyor-hamnet-4799421</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/2/21/c0150e10-5fq7e9gk6gwypapjcfdji.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Altın Ayı balçıkla sıvanır mı?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/altin-ayi-balcikla-sivanir-mi-4797326</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/altin-ayi-balcikla-sivanir-mi-4797326" rel="standout" />
      <description>Yılın ilk büyük film festivali tartışmalarla başladı. Görünen o ki bütün yıl böyle geçecek. Berlin Film Festivali açılışında jüri başkanı Wim Wenders, Filistin ile ilgili soruya “Politika bizim işimiz değil” cevabı verince tepkiler çığ gibi büyüdü. Zaten 7 Ekim’den beri Berlin FF tepkilerin odağında. Çünkü “Yahudi Soykırımı” sebebiyle bütün dünyaya diyet borcu olan Almanlar bir türlü kompleksten kurtulamıyor ve festivale de 
bu yansıyor. Oysa festivaller politiktir. Bu yüzden ana akıma karşı festival diye bir organizasyon doğmuştur. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en önemli film festivallerinden olan Berlin Film Festivali yine tartışmalarla başladı. Festivalin Jüri Başkanı Wim Wenders, basın toplantısında Filistin’le ilgili sorulara “İnsanların hikâyesini yapmalıyız, politikacıların değil” cevabını verdi. 7 Ekim’den sonra takındığı ve takınmadığı tavırlar sebebiyle eleştirilen festival yine “Alman somurtkanlığı” ile Filistin konusunda çok yönlü oynuyor. Bu da festivalin kıymetine zarar veriyor. </p><h2>FESTİVALLER POLİTİKTİR BAZILARI İKİYÜZLÜ!</h2><p>Kimsenin inkar etmemesi gereken gerçek şu ki; festivaller politiktir!</p><p>Bağımsız sinema zaten ana akım sinemadan kapitalizmden ayrılmak için ortaya çıkmıştır. ‘Bağımsız sinema’ dediğimiz şey politik tavır olarak doğmuştur. Avrupa’nın film fonu olan Euroimage’ın kuruluş bildirgesinde bile “Amerikan kültür emperyalizmine karşı Avrupa değerlerini korumak” gibi bir yaklaşım yatar. </p><p>Politik olmayan şey insan hayatıdır. Çocukların yaşamasıdır. Soykırım olmamasıdır. Ve bunun dünyanın gözü önünde yapılmamasıdır. </p><p>Soykırım faillerinin, kültür sanat alanında kollanmasıdır politik olan… Filistin’e gelince “politikacıların işine karışmayalım”, Suriye, Ukrayna ya da İran’a gelince özgürlük naraları atmak ikiyüzlülüktür. </p><h2>7 EKİM’DEN SONRA BERLİN FF’NİN DENGESİ ŞAŞTI</h2><p>Berlin FF’de yaşananlar önemli. Zira şu an sinemanın kalbi orada atıyor. Almanya’da yaşanan şeyler Cannes ve Venedik başta olmak üzere diğer festivallere de yansıyacak… </p><p>Geçen yıllarda olduğu gibi…</p><p>7 Ekim 2023’ten sonra başlayan ve birkaç ay öncesindeki “sözde” ateşkese kadar değişken şekilde süregelen çelişkili tavrı sebebiyle eleştirilen Berlin FF yönetimi, ilk olarak 2023’teki ödül töreninde tepkilerin odağı olmuştu. </p><p>Festivaldeki savaş karşıtı açıklama ve protestolarla ilgili açıklama yapan yönetim, ‘antisemitist’ olarak değerlendirdiği paylaşım ve açıklamaların yayılması sonucu ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Oysa İsrail katliamlarına karşı bir tutum sergilememişti. İsrail’in eleştirilmesini ise “antisemitist” olarak nitelendirmişti. </p><p>2024’te de festival öncesi boykot çağrılarına kulağını tıkayan festival Filistin yanlısı söylemleri engellememekle yetinmişti. Birçok sinemacı festivali boykot etmişti. Festivalde onur ödülü alan ABD’li oyun Tilda Swinton ise uzun bir konuşma yaparak İsrail’i eleştirmişti. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/2/14/7d080e77-3hxp1t5eoxs4io1j7ozi73.webp" data-card-width="1000" data-card-height="667" data-card-path="/piri/upload/3/2026/2/14/7d080e77-3hxp1t5eoxs4io1j7ozi73.webp" data-card-caption="Berlin FFJüri Başkanı Wim Wenders"></p><h2>ALMAN BAKANDAN SKANDAL AÇIKLAMA</h2><p>Daha ilginç olanı ise 2023’te en iyi belgesel ödülü alan “Başka Ülke Yok” filmiyle ilgili yaşanmıştı. Filmin yönetmeni Filistinli, ortağı ise İsrailli idi. Ödül konuşmalarında İsrail’i eleştirmişlerdi. Salonda alkışlar da vardı yuhalamalar da… Elbette bu açıklamalar antisemitist olarak nitelendirildi. Adalet Bakanı Marco Buschmann, Berlinale’nin ödül törenindeki söylemleri “antisemitik” bularak kovuşturma tehdidinde bulundu. Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Claudia Roth ise “Şok edici derecede tek taraflı ve derin bir İsrail nefreti” olarak yorumlamıştı. Roth’un sorumluluğundaki bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Bakan’ın “Başka Ülke Yok” filminin İsrailli yönetmeni Yuval Abraham’ı alkışladığı, Filistinli yönetmen yardımcısı Basel Adra’yı alkışlamadığı ima edilerek komediye imza atılmıştı. </p><h2>UKRAYNA VE İRAN’A TEPKİSİZ KALINMADI</h2><p>Wim Wenders’in “politik olmama” yaklaşımı Berlin’e pek de uygun değil. Zira aynı festival Rusya’nın Ukrayna’ya saldırdığı zaman tavır takınmıştı. Aynı şekilde İran’da yasaklı olan sinemacılar el üstünde tutuldu, filmleri ödüllere boğuldu. Bu da festivali ne kadar politik olduğunu gösteriyor. Zaten Berlin FF dünyanın en politik yapılarından biri olarak kabul ediliyor.</p><h2>BERLİN’İ NAZİ ZİHNİYETİ KURDU</h2><p>Berlin FF’nin kuruluşu zaten 1951’de Nazi zihniyeti ile olmuştu. Festivalin ilk yirmi beş yılında direktörlük yapan Alfred Bauer, Nazi rejiminin sıkı bir işbirlikçisiydi ve savaş yıllarında sinema endüstrisinde kimin film setine, kimin cepheye gönderileceğine karar veriyordu. </p><p>Bu anlaşıldığında da 2020’de bu isme verilen ödül iptal edildi. </p><p>Elbette festival Nazi zihniyetinde değil şu an. Ancak kuruluşundan beri politikanın göbeğinde olması şu anki antipolitik tavrı komik duruma getiriyor. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4795129" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/2/7/d1e056e7-aw2a37a99h5cfvzfr4b2qd.webp" data-title="Bu ışıltılı hayatı sana kim seçti Ayşe?" data-url="/hayat/bu-isiltili-hayati-sana-kim-secti-ayse-4795129" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bu ışıltılı hayatı sana kim seçti Ayşe?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4793043" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/31/66f5ec93-btu8rk2xs8m6dk0bucxdj.webp" data-title="Nefret edilmek yok sayılmaktan daha iyidir" data-url="/hayat/nefret-edilmek-yok-sayilmaktan-daha-iyidir-4793043" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Nefret edilmek yok sayılmaktan daha iyidir</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4791081" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/24/d4b7b532-oprq37hspdzpoin1w7bpa.webp" data-title="Hind Receb’in Sesi Oscar’da" data-url="/hayat/hind-recebin-sesi-oscarda-4791081" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hind Receb’in Sesi Oscar’da</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/altin-ayi-balcikla-sivanir-mi-4797326</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/2/14/d9396e8b-lw695u11xi71nnfacr3a6.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bu ışıltılı hayatı sana kim seçti Ayşe?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/bu-isiltili-hayati-sana-kim-secti-ayse-4795129</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/bu-isiltili-hayati-sana-kim-secti-ayse-4795129" rel="standout" />
      <description>TRT Tabii’nin yeni dizisi Ayşe yayınlandı. Yeşilçam’ın en özel kalemlerinden olan ve hayat mücadelesi ile nesillere örneklik teşkil eden Ayşe Şasa’yı anlatan diziyi çok boyutlu olarak değerlendirdik. Böylesi bir dizinin yapılması bile başlı başına çok önemli. Emeği geçenleri tebrik etmek lazım. Anlatılan kişi çok özel olunca anlatıda da bu özelliği aradık ama Yeşilçam estetiği ve dizi matematiği ile karşılaştık. Sinematografi cesur ama risklere takılmış. Başrol Deniz Baysal ve Osman Sonant dışında oyunculuklar da bu girdaba kapılmış.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilçam’ın müstesna isimlerinden olan Ayşe Şasa’yı anlatan “Ayşe” dizisi Tabii’de yayınlandı. 10 bölüm olarak hazırlanan yapımın yönetmeni Osman Nail Doğan. Kendisini sinema filmlerinin yanı sıra daha önce Tabii’ye yaptığı Şanzelize Düğün Salonu ile tanıyoruz. Senaryoda da Doğan’ın yanı sıra Furkan Çalışkan ve İdris Meydi’nin ismi yer alıyor. Başrolde ise Ayşe Şasa’yı Deniz Baysal canlandırıyor. </p><p>Baştan uyarmak gerek ki bu yazıda diziye dair bazı ipuçları (spoiler) bulunuyor.</p><p>Varlıklı bir ailenin tek çocuğu olarak doğan ve cemiyet hayatının şafşatası arasında mürebbiyeler elinde büyüyen Ayşe Şasa, çocukluğu boyunca içinde olduğu yalnızlık sebebiyle ruhsal sorunlar yaşar. Akıl hastanesine yatamaya kadar gider süreç. Sonrasında arayışını bir tekkede devam ettiren Şasa, kendini burada bulur. Tekke sayesinde bulur demek belki daha doğru olur. </p><h2>YEŞİLÇAM’DA YALNIZ BİR KADIN</h2><p>10 bölüm olan dizinin ilk yarısında Yeşilçam’ın dinamiklerini takip ediyor, burada var olmaya çalışan bir kadın yazarın mücadelesine şahitlik ediyoruz. 1960’lara tekabül eden ve Yeşilçam’ın da kendini bulma sürecine şahit olduğumuz dönemde Şasa’nın arayışı ile sinemada yerli dil arayışının benzer bir izlekte olduğunu görüyoruz. Zira Yeşilçam, 1950’lerdeki yönetmenler döneminin hemen sonrasında kendine yeni bir yol çiziyordur. Darbelerin de kesintiye uğrattığı virajlar sebebiyle de olsa gerek bir türlü kendi olamayan sinemamıza bir türlü kendi olamayan Ayşe Şasa ile birlikte üzülüyoruz. </p><p>Başlarda bir kadın yazarın sinema sektöründe var olma mücadelesinin ön planda olduğu hikaye gittikçe kişisel anlatıya evriliyor. Bu bakımdan dizinin son bölümlerine doğru taşlar yerine oturdukça izleyicinin bağ kurması da kolaylaşıyor. </p><h2>YEŞİLÇAM ANLATISI VE KLİŞELER</h2><p>Bir senaristi anlatan senaryonun Ayşe Şasa’nın münhasırlığında seyretmesini bekliyorsunuz. Fekat büyük oranda klişelere dayalı bir doku kendini hissettiriyor. Elbette bir tercihtir. Yayın mecrası ve hedef kitle bakımından doğru bir yol gibi görünüyor.</p><p>Hayatındaki dönüşüm ve sinemadaki arayışı konusunda Ayşe Şasa isminin yeni nesillere etkili ve daha kolay aktarılması noktasında tercih edilen anlatı yönteminin doğru olduğu söylenebilir. Nihayetinde bu bir dizidir. Ancak sinemacılar olarak bizler Ayşe Şasa’nın hayat hikayesindeki iğneleri ve acıtan unsurları özgün bir anlatı şeklinde bekliyoruz.</p><h2>SİNEMATOGRAFİ CESUR VE RİSKLİ</h2><p>Dizinin görsel dilinden de özellikle bahsetmek gerekiyor. Görüntü yönetmeni Alper Kasap, yönetmen Doğan’ın Şanzelize Düğün Salonu’nda da çalıştığı isim. Önceki dizide daha sahici ve standart bir Sinematografi tercih edilmesine rağmen Ayşe’de özellikle “neon aydınlatma” dediğimiz ışıklandırma yöntemi diziye ayrı bir hava katmış. Temiz ve titiz görsel çalışma senaryodaki “anlaşılır olma” halinden biraz uzak kalmış. Ancak dijital mecra üretimi olma hüviyeti ve gençlerin dikkatini çekme noktasında doğru bir tercih gibi görünüyor. Lakin sahici anlatımı zedelemiş. Özellikle gece sahneleri ve duygusal kırılma anlarında kullanılan keskin renkli ışıklar, söz konusu ruhsal çalkantıyı betimlemekten öte görsel şova dönüşmüş. </p><h2>OYUNCULUKLAR GENEL ANLATIYA UYGUN</h2><p>Oyunculuklar konusunda da benzer kararsızlık ya da keskin ve riskli tercihler söz konusu. Başrol Deniz Baysal, özellikle son kısımda hissiyatı sırtlayan bir performans ortaya koymuş. Ancak onun dışındaki isimlerin oyunculukları Yeşilçam ve dizi estetiğine kurban gitmiş. Anne ve babanın gençlik hallerinin, aradaki 20 yıla rağmen neredeyse aynı kalması sahiciliği zedelemiş. Bülent Oran’ı canlandıran Osman Sonant’ın buradan sıyrıldığını ve karakterin sakin hissiyatını doğru bir etki ile mümkün kıldığını söyleyebiliriz. </p><p>Müziklerde imzası bulunan Ali Saran’ın ise genel yönteme uygun ve Yeşilçam estetiğini hissettiren uygulamaları gayet başarılı. </p><h2>BİYOGRAFİ VE UYARLAMA ZOR İŞ</h2><p>Neticede biyografik bir yapımın, ele aldığı kişinin eserinden uyarlanan (Şasa’nın Bir Ruh Macerası kitabı) dizinin kolay bir iş olmadığını kabul etmek gerek. Zira uyarlama, film yapımında en riskli alanlardan biridir. Uyarlanan eserden metni kurtarıp yönetmenlik mahareti ile yeni bir anlatı ortaya koyabilmek zordur. Söz konusu dizi olunca matematik, ideallerden gittikçe uzaklaşır. Ayşe’nin, bu dezavantajlardan sıyrılamadığını söyleyebiliriz. </p><h2>TABİİ’YE ÖZEL TEŞEKKÜR</h2><p>Ayşe Şasa gibi bir ismin TRT’nin Tabii platformunda yayınlanması ve milyonların beğenisine sunulması en başta takdire şayandır. Çünkü dizide de anlatıldığı ve Ayşe Şasa’nın da hayatının dönüm noktasından sonra net şekilde ifade ettiği gibi genel kabuller ve dayatmalara karşı mücadele söz konusudur. Sinema sektöründe kadın olmanın yanı sıra postmodern zamanda kadın kabullerinin kadim Anadolu değerlerini yok saydığı zamanda böylesi bir anlatının vücut bulması çok kıymetli. </p><p>Ayşe’nin çok kişiye ulaşması ve izlenmesi temennisi ile…</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4793043" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/31/66f5ec93-btu8rk2xs8m6dk0bucxdj.webp" data-title="Nefret edilmek yok sayılmaktan daha iyidir" data-url="/hayat/nefret-edilmek-yok-sayilmaktan-daha-iyidir-4793043" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Nefret edilmek yok sayılmaktan daha iyidir</span></span></span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4791081" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/24/d4b7b532-oprq37hspdzpoin1w7bpa.webp" data-title="Hind Receb’in Sesi Oscar’da" data-url="/hayat/hind-recebin-sesi-oscarda-4791081" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Hind Receb’in Sesi Oscar’da</span></span></span></span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4789040" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/17/dba330da-wwxkj0zfuo9t38akttnxd.webp" data-title="Özel sektör olmadan sanat yükselemez" data-url="/hayat/ozel-sektor-olmadan-sanat-yukselemez-4789040" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Özel sektör olmadan sanat yükselemez</span></span></span></span></span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/bu-isiltili-hayati-sana-kim-secti-ayse-4795129</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/2/7/d1e056e7-aw2a37a99h5cfvzfr4b2qd.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nefret edilmek yok sayılmaktan daha iyidir</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/nefret-edilmek-yok-sayilmaktan-daha-iyidir-4793043</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/nefret-edilmek-yok-sayilmaktan-daha-iyidir-4793043" rel="standout" />
      <description>Sinemamızda son dönemde adından söz ettiren isimlerden biri Ensar Altay… Uluslararası belgeselleri ile yakaladığı başarıyı ilk kurmaca uzun metraj filmi olan Kanto’da da devam ettirdi. Cuma günü vizyona girecek olan filmini ve sinemaya bakışını Ensar Altay ile konuştuk. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önce çok kısa bir sorum var ve kısa cevap istirham ediyorum: Neden film çekiyorsunuz?</strong></p><p>Yaşadığım dünyaya razı olsaydım, sinema yapamazdım muhtemelen. Bir şeyler yolunda gitseydi, bakmakla yetinirdim. Film yapmak, itiraz etmektir benim için. Dünyaya, insanlara ve hatta kendime.</p><p><strong>Bir başka kısa soru: Sinemanızı en çok besleyen şey nedir?&nbsp;</strong></p><p>Aslında tek bir sorunun cevabını arıyorum. “Birlikte yaşamak için birbirimize muhtacız. O zaman neden bu kadar yalnızız?”</p><h2>İNSANLAR NEDEN BİR ARADA MUTLU OLAMIYOR? </h2><p><strong>Gelelim Kanto’ya…</strong></p><p><strong>Anadolu’nun kadim bir meselesini modern bir hikâye ile ele almışsınız. Elbette göründüğünün çok ötesinde bir derdi var ama öncesinde Kanto nasıl ortaya çıktı?</strong></p><p>Aslında Kanto’nun çıkış noktası, Anadolu’da çok bilinen bir çatışmadan gelin-kaynana meselesinden yola çıksa da, filmin derdi bunun çok ötesinde. Benim temel olarak sorduğum soru şuydu: </p><p><strong>İnsanlar neden bir arada mutlu olamıyor?</strong></p><p>Bu ilişki, sadece bireysel bir gerilimi değil; kuşaklar arası farkları, kültürel alışkanlıkları, sınıfsal kodları ve birlikte yaşamanın yarattığı baskıları da içinde barındırıyor.</p><p>Kanto, günümüz Türkiye’sinde; köy, kasaba ve şehir hattında, farklı yaşam biçimleri ve değerler üzerinden şekillenen bir hikâye anlatıyor. Filmde herkesin iyi niyetli olduğu ama aynı zamanda herkesin zaaflar taşıdığı bir yaşantımız var. Bence sinemada asıl güçlü olan da bu. Yani, kötücül karakterler değil, iyi niyetin yetmediği anlar.</p><p>Kanto’yu biraz da yok sayılan şeyler üzerinden, provokatif bir soruyla kurmak istedim:</p><p><strong>Varlığı sizi huzursuz eden bir insan gerçekten ortadan kaybolursa, geride kalanların hali ne olur?</strong></p><p>Cevap vermekten çok, bu soruları dürüstçe ortaya koymaya çalışan bir film diyebilirim.</p><p><br></p><h2>“NEFRET BİLE BİR BAĞ KURMA BİÇİMİ”</h2><p><strong>Gelin-kaynana anlaşmazlığı ya da çatışması olarak ele alınamayacak kadar derin bir konusu var Kanto’nun… Kadından kadına, erkekler arasında kadın, kadınlar arasında kadın ve yalnızlık çerçevesi enteresan. Öyle mi? Yoksa ne?</strong></p><p>Evet, Kanto’yu gelin-kaynana çatışması olarak okumak çok eksik kalır. Benim için asıl mesele, yaşadığımız zamanın özellikle şehir hayatında dayattığı korkutucu sosyal izolasyon. İnsanlar birbirini giderek daha fazla yok sayıyor; yakın çevrede de, uzak çevrede de. Görmezden gelme, dışlama, ötekileştirme hayatın olağan bir parçası hâline geliyor. Film, kadınlar arasındaki ilişkilere, erkeklerin bu denklemin neresinde durduğuna ve en çok da yalnızlığa bakıyor. Hepimizin yaşamında büyüyen bir kopuşu anlatıyor.</p><p>Şunu demeye çalışıyorum. Bu çağda nefret edilmek bile bir bağ kurma biçimi. Sevilmemek bile bir değer ifade ediyor. Çünkü nefret de bir duygudur, karşılığında bir temas vardır. O duygu zamanla empatiye, hatta sevgiye dönüşebilir. Ama yok saydığınız, varlığını kabul etmediğiniz birine karşı hiçbir şey hissedemezsiniz.</p><p>Kanto’nun özü tam olarak burada yatıyor aslında. Nefret edilmek, yok sayılmaktan daha iyidir.&nbsp;</p><p><br></p><h2>OYUNCU KONUSUNDA ÇOK ŞANSLIYDIM</h2><p>Oyunculuk, sizin hikâyeniz için hayati derecede önemli. Bakınca Yıldız Kültür gibi çok tecrübeli bir isimle birlikte Didem İnselel gibi başarılı ve Sinan Albayrak gibi sürpriz bir isimle yol aldınız. Albayrak’ı ilk kez arthouse filmde görüyoruz sanırım. Oyuncu seçimi ve sonuçları hakkında neler söylemek istersiniz? </p><p>Oyuncu kadrosu konusunda gerçekten çok şanslıydım. Bunu söylerken tevazu yapmak için değil, onların hakkını yememek için söylüyorum.</p><p>Didem İnselel ile çalışmak ayrıcalıktı. Konuştuğunda bir gerçeklik, sustuğunda bambaşka bir gerçeklik yaratıyor. Sahneleri taşımakla kalmadı, filmin ruhunu derinleştirdi. Gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim onun seviyesinde bir başrol kadın oyunculuğu bu sene yoktu Türk sinemasında.</p><p>Sinan Albayrak ise uzun yıllardır tanıdığım, sevdiğim ve saygı duyduğum biri. Sanırım bir arthouse filmde ilk kez yer aldı ve çok zor bir karakteri oynadı. Filme katkısı ise sadece performansıyla sınırlı kalmadı. Zor anlarda ekibi toparladı, genç ve yerel oyunculara destek oldu, her şeyi samimi bir şekilde sahiplendi. O kabulden sonra, alışık olmadığımız başka bir Sinan çıktı ortaya. Bu konuda gerçekten minnettarım.</p><p>Yıldız Kültür zaten başlı başına bir referans. Söylemeye gerek bile yok. Efsane bir oyuncu. Onun setteki varlığı, herkes için ayrı bir güven alanıydı.</p><p>Çocuk oyuncularımız da çok özeldi. Ece Bağcı Türkiye’nin yükselen yıldızı. Hem yetenekli hem de çok çalışkan. Züleyha Yıldız ise o kadar masum, o kadar samimiydi ki üzülmesi de sevinmesi de tanıklığı da bir o kadar gerçekti.&nbsp;</p><p>Bunun yanında çok güçlü bir kadromuz vardı: Hüseyin Baylan, Elit Andaç Çam, Hakan Pişkin, Cavit Özer, Ayten Uncuoğlu… Hepsine ayrı ayrı teşekkür borçluyum.</p><h2>GERÇEKLİKLE KURDUĞUM İLİŞKİ DEĞİŞMEDİ</h2><p> Belgesellerinizle tanınıyorsunuz. Kurmaca ilk uzun metrajınızı hayata geçirirken zorlandınız mı? Belgesellerinizin kurmaca sinemaya yakınlığını biliyorum ama nihayetinde türler arası geçiş söz konusu…</p><p>Aslında bu bir tür değişimi gibi değildi. Belgesel benim için sinemanın en masum hâliydi. Kurmacaya geçerken zorlandığım şey hikâye anlatmak değil, onu ne kadar hakiki kılabildiğim sorusuydu.</p><p>Belgeselde karşınızda zaten bir gerçeklik vardır ve siz bir bakış açısı kurarsınız. Kurmacada ise hem o bakışı inşa etmeniz hem de o hakikilik hissini sıfırdan yakalamanız gerekir. Ben belgeselde kontrolü bırakmaya alışkındım. Kurmacada ise kontrolü kaybettiğiniz anda işler kolayca yoldan çıkabiliyor.</p><p>Kanto’yu yaparken belgeselden gelen tecrübe benim için çok faydalı oldu diyebilirim. Neyin hakiki durduğunu, neyin çalışıp çalışmayacağını sezmek açısından.</p><p>Bu yüzden Kanto, benim açımdan belgeselden kurmacaya bir geçişten çok, sinemanın başka bir formu. Gerçeklikle kurduğum ilişki değişmedi. Sadece kurmacanın sunduğu imkânlarla o gerçekliği biraz daha bilinçli bir şekilde şekillendirme şansı buldum.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4791081" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/24/d4b7b532-oprq37hspdzpoin1w7bpa.webp" data-title="Hind Receb’in Sesi Oscar’da" data-url="/hayat/hind-recebin-sesi-oscarda-4791081" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hind Receb’in Sesi Oscar’da</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4786906" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/10/e5423a0e-lmnc7700r2r6cgh70emxrq.webp" data-title="Sinemanın bağımsızlık savaşı" data-url="/hayat/sinemanin-bagimsizlik-savasi-4786906" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemanın bağımsızlık savaşı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4789040" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/17/dba330da-wwxkj0zfuo9t38akttnxd.webp" data-title="Özel sektör olmadan sanat yükselemez" data-url="/hayat/ozel-sektor-olmadan-sanat-yukselemez-4789040" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Özel sektör olmadan sanat yükselemez</span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/nefret-edilmek-yok-sayilmaktan-daha-iyidir-4793043</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/31/66f5ec93-btu8rk2xs8m6dk0bucxdj.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hind Receb’in Sesi Oscar’da</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/hind-recebin-sesi-oscarda-4791081</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/hind-recebin-sesi-oscarda-4791081" rel="standout" />
      <description>Oscar Ödülleri için adaylar açıklandı. Filistinli Hind’in katledilmesini anlatan ‘Hind Receb’in Sesi’ uluslararası kategoride en iyi film ödülü için yarışacak. Adaylıklar arasında siyahi kadınların çokluğu dikkat çekti. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema endüstrisinin merkezi olan Hollywood’un şov alanı olan Oscar Ödülleri için son viraja girildi. Akademi üyelerinin oylarıyla belirlenen Oscar adaylıkları açıklandı. Rekorlar, ilkler barındıran tabloda bir de Filistin filmi var. Türkiye’de de hala gösterimde olan film En İyi Uluslararası Film kategorisinde yarışacak. </p><p>Tunuslu yönetmen Kevser Ben Hania’nın yönettiği ve Tunus’un adayı olarak Oscar’a başvuran filmin ortak yapımcıları arasında Brad Pitt, Joaquin Phoenix ve Rooney Mara gibi Hollywood yıldızları ve Alfonso Cuarón gibi önemli yönetmenler yer alıyor. </p><h2>6 YAŞINDAKİ HİND’İN KATLEDİLİŞİNİ DÜNYA İZLEYECEK</h2><p>Hind Receb’in Sesi, geçtiğimiz yılın en çok ses getiren yapımlarından biri. Çünkü Gazze’de İsrail ateşi altında bir araçta mahsur kalarak hayatını kaybeden 6 yaşındaki Filistinli Hind Receb’in hikayesini anlatıyor. Filmde Hind’in Filistin Kızılayı görevlileri ile yaptığı telefon görüşmelerinin aslı kullanılıyor. Sadece izleyici değil, insanlık dışı manzaraya şahitlik ettiğimiz film daha önce de Venedik Film Festivali’nde ödül almıştı. Birçok ödül töreninde boy gösteren yapımın oyuncuları ise Saja Kilani, Motaz Malhees, Clara Khoury…</p><h2>OSCAR’DA REKORLAR VE İLKLER</h2><p>98. Oscar Ödülleri birçok ilke sahne olacak gibi. Adaylıklar bunun göstergesi. ABD’de yılın en çok sevilen filmlerinden olan “Günahkarlar” (Sinners) 16 adaylık alarak bir filmin aldığı en çok adaylık sayısına ulaşarak rekor kırdı. Daha önce “Titanic” ve “Aşıklar Şehri” 14 adaylık almıştı. Savaş Savaş Üstüne de 13 adaylık alarak gövde gösterisi yaptı. “Frankenstein”, “Marty Supreme” ve “Sentimental Value” 9 adaylık elde ederken, “Hamnet” de 8 dalda adaylıkla onları takip etti.</p><h2>3 KEZ ADAY OLAN EN GENÇ OYUNCU</h2><ol><li data-list="bullet"> 2026 Oscar adaylarının açıklanmasıyla Timothee Chalamet de bir rekor kırdı. “Marty Supreme” filmindeki performansıyla Altın Küre kazanan ünlü isim, Oscar’a da aday oldu.</li><li data-list="bullet">Üçüncü kez en iyi erkek oyuncu dalında Oscar’a aday olan 30 yaşındaki Chalamet, bu sayede bir rekora imza attı. Daha önce de “Call Me By Your Name” ve A Complete Unknown” filmleriyle Oscar’a aday olan Timothee Chalamet, Marlon Brando’dan bu yana en iyi erkek oyuncu dalında üç adaylık kazanan en genç aktör oldu.</li></ol><h2>SİYAHİ KADINLAR SAHNEDE</h2><ol><li data-list="bullet"> Sinners’ın görüntü yönetmeni Autumn Durald Arkapaw, En İyi Görüntü Yönetmeni dalında aday gösterilen ilk siyahi kadın olurken, yine Sinners’ın kostüm tasarımcısı Ruth E. Carter, Oscar tarihinde en çok aday gösterilen siyahi kadın ünvanına sahip oldu (5. kez).</li><li data-list="bullet">“En İyi Yönetmen” dalında “One Battle After Another” filmiyle Paul Thomas Anderson, “Sinners” filmiyle Ryan Coogler, “Marty Supreme” filmiyle Josh Safdie, “Sentimental Value” filmiyle Joachim Trier ve “Hamnet” filmiyle Chloe Zhao aday gösterildi.</li></ol><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2026/1/24/80107787-vys4dgd31kxxj5in5ekth.webp" data-card-width="1422" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2026/1/24/80107787-vys4dgd31kxxj5in5ekth.webp"></p><h2>ULUSLARARASI KATEGORİ ÇEKİŞMELİ</h2><ol><li data-list="bullet"> Oscar’ın en dikkat çekici kategorilerinden olan En İyi Uluslararası Film için dünyanın dört bir yanından 5 film yarışacak. Hind Receb’in Sesi dışındaki filmlerin biri İranlı yönetmen Cafer Penahi’nin “Görünmez Kaza” yapımı. Ülkesinde yasaklı olan yönetmenin filmi Fransa adına yarışta olacak. İspanya adına ise Oliver Lax’ın yönettiği Sirat yarışacak. Brezilya’dan “Gizli Ajan” (yönetmen Kleber Mendonça Filho) ve Norveç’ten “Manevi Değer” (yönetmen Joachim Trier) ipi göğüslemeye çalışacak. 98. Oscar Ödül Töreni 15 Mart’ta düzenlenecek. </li></ol><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4789040" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/17/dba330da-wwxkj0zfuo9t38akttnxd.webp" data-title="Özel sektör olmadan sanat yükselemez" data-url="/hayat/ozel-sektor-olmadan-sanat-yukselemez-4789040" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Özel sektör olmadan sanat yükselemez</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4786906" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/10/e5423a0e-lmnc7700r2r6cgh70emxrq.webp" data-title="Sinemanın bağımsızlık savaşı" data-url="/hayat/sinemanin-bagimsizlik-savasi-4786906" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemanın bağımsızlık savaşı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4784577" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/3/6367ddfe-rgzaxm42472ox4wxmmwt.webp" data-title="Filistin’i komedi ile anlatmak mı?" data-url="/hayat/filistini-komedi-ile-anlatmak-mi-4784577" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Filistin’i komedi ile anlatmak mı?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/hind-recebin-sesi-oscarda-4791081</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/24/d4b7b532-oprq37hspdzpoin1w7bpa.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 24 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özel sektör olmadan sanat yükselemez</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/ozel-sektor-olmadan-sanat-yukselemez-4789040</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/ozel-sektor-olmadan-sanat-yukselemez-4789040" rel="standout" />
      <description>Kültür alanındaki savaş, dindarların medya ve sanat alanındaki varlığı yeniden gündemde. Sorunu doğru teşhis edip tedaviyi ona göre uygulamak gerekli. Özel sektör olmadan sanat beklenen ilerlemeyi sağlayamaz. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan seferberlik başlatmalı ve dindar sermayeyi masaya çağırmalıdır. Kurtuluş reçetesi maalesef burada. Zira dindar sermaye kendi başına bunu yapmayacak. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde dindarların medya ve sanat alanındaki varlıkları/yoklukları uzun senelerdir tartışılır. Bugünlerde yine gündemde. Altay Cem Meriç’in geçtiğimiz günlerde yayınladığı video ‘mahalle’de çok konuşuldu. Özellikle “market” (Bir işin üretim ve satış alanı olarak pazar) vurgusu ve dindarların bu konuda medyada yeterli olmadıkları konusunda haklıydı. </p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan da TRT Genç’in açılış programında kültür savaşlarının yaşandığını vurguladı ve burada ailenin hedef alındığını söyledi. “Kültür savaşlarının muharebe alanlarından biri de malumunuz ailedir. Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır” ifadelerini kullanan Erdoğan, dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkilerin özendirildiğini, sapkınlıkların teşvik edildiğini belirtti.</p><p>Son 10 yıldır sürekli olmakla beraber 20 yıldır konuştuğumuz şeyi yeniden gündemimize alıp değerlendirmemiz gerekiyor. </p><p>Kültürel iktidar, kültürel savaş, dijital savaş ya da başka nasıl ifade ederseniz edin, yaşadığımız şey varlık mücadelesidir. Kültür-sanat faaliyetlerini boş vakitlere ait sanan veya buna inanan yeni orta sınıfın bu varlık mücadelesinde sınıfta kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yeni orta sınıf derken de dindar sermayeyi kastettiğimizi açıkça ifade edelim. </p><p>Medya konusu ayrı bir başlık olmakla beraber biz daha çok sinema ve sanat faaliyetlerini ele alacağız. </p><h2>ÖZEL SEKTÖR DESTEĞİ OLMADAN SANAT YÜKSELEMEZ</h2><p>Sanat, dünyanın hiçbir yerinde devlet ve özel sermaye desteği olmadan gelişememiştir. Buradaki gelişmeden kastımız endüstriye dönüşmesi ve pazarın oluşmasıdır. Ve elbette bu toprakların anlatısının, ifadesinin, kıymetlerinin ve yönteminin gelişmesi, yerleşmesidir…</p><p>Türkiye’de devletin sanat desteği giderek artıyor. Ama yetersiz kalıyor. Mesela Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sinema filmleri ve projelerine verdiği destek 2025’te 500 milyon TL’ye yakın… Döviz bazlı baktığımızda 12 milyon dolar civarı ediyor. Bu meblağ, Avrupa’da düşük bütçeli 5-6 filmin toplam maliyeti demek. Dizi sektörümüz sinemamıza göre dünya çapında daha revaçta olduğundan, toplam resme baktığımızda mevcut durumla yetiniliyor sanırım. Ayrıca Türkiye’de 2025’te en çok izlenen</p><p>film olan “Yan Yana”nın toplam hasılatı 650 milyon TL’yi geçti. Bakanlığın sinema sektörüne toplam katkısı en çok izlenen filmin hasılatından az olmamalı. Bunu bir bariyer olarak görebiliriz. </p><h2>DİNDAR SERMAYE MESELEDEN ÇOK UZAK</h2><p>Esas mesela ise özel sektörün sinema ve sanat faaliyetlerine yaklaşımı…</p><p>Tahmin edemeyeceğiniz kadar absürt bir durum söz konusu. Lafa geldiğinde her şeyin en iyisini bilen ve fedakarlık yapılmasından bahseden sermaye sahipleri, iş elini taşın altına koymaya gelince ortada olmuyorlar ya da gerekenin çok gerisinde sembolik eylemlere girişiyorlar. Oysa bu tarz alanlarda ön hazırlık süreci ve sistem oturana kadarki dönem planlanarak ilerlenir. </p><p>Çok temel bir sorun da şu ki dindar sermaye sahibi bir sanat faaliyetine destek sağladığında “sadaka” minvalinde eylem yapmış gibi davranıyor ve minnet bekliyor. Oysa sponsorluk müessesesi de bir zihniyet işidir. Sanat üretimine destek vermenin uzun vadede marka değerine katkısını bilen zaten gerekeni yapıyor. </p><p>Her bakımdan bu mesele zihniyetle ilgilidir. Ve açık konuşmak gerekirse bu sorunu çözecek olan da iktidardır. Maalesef böyledir. İktidara kalmadan halledilmesi gerekirken, dindar sermayenin bu konularda elini taşın altına koymasının ancak Erdoğan’ın direktifi ile olacağını biliyoruz. </p><h2>CUMHURBAŞKANI SEFERBERLİK BAŞLATMALI </h2><p>İşte tam da bu yüzden, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir seferberlik başlatmalıdır. Nasıl ki yerli otomobil üretimi için “Babayiğit arıyorum” dedi ve buldu. Bu konuda da babayiğitleri masaya çekecek olan kendisidir. Sinema başta olmak üzere dijital mecralar, sanat üretiminin her alanı ve elbette festivaller konusunda özel sektör devreye sokulmalı. </p><p>Sanat üretimi çok pahalıdır. Sadece sanatkarın iaşesi ve hakkının verilmesi bile külfettir. Kaldı ki bunun endüstrisinin oluşması, eserlerin sergilenme, izletilme ve sahnelenmeleri için çok boyutlu sistem lazım gelir. Bu da işini iyi yapan insanlar topluluğunu gerektirir. Sadece sanatkar yetiştirmeniz yetmez, bu endüstriyi organize edecek kabiliyetli kişiler de sisteme sokmalısınız. </p><h2>SİNEMA PAHALI BİR ÜRETİM ALANI</h2><p>Bugün bir sinema filminin yapımı 10 milyon TL ile 100 milyon TL arasında değişen bütçelerle mümkün oluyor. Her sette en az 40 kişi çalışıyor. En az 3-4 hafta set, öncesi ve sonrasıyla en az 1 yıl uğraşılan bir süreç söz konusu. Ülkemizde her yıl 100-150 arası sinema filmi çekiliyor. Bunların yarısı ticari film hüviyetinde. Yani zaten kendi sermayesi ile yapılan ve hedefi izlenir olan filmler… Dolayısıyla ticari eylem olarak karşılığını alır ya da almaz. Sanat filmlerinin ise sinemadan para kazanma ihtimali yok. Festivaller ve TV-dijital satıştan para kazanabilirler. Ancak sanat üretimi hiçbir zaman kazançla birlikte düşünülmemeli. Sanatkar bunu düşünmemeli, daha doğrusu. Bunu düşünecek yapımcı, organizatör, PR’cılar olmalı. Ama sanatkar sadece üretimi ile ilgilenmeli. </p><h2>BU BİR KURTULUŞ REÇETESİ</h2><p>İşte burada yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenmek isterim. Dindar sermaye bu işi fedakarca yatırım yapmadıkça şikayet ettiğimiz şeylerden şikayet etmeye devam edeceğiz. Sanatkarına sahip çıkan, gerçekten vakıf organizasyonu yapan, kısa vadeli düşünmeyen, işin ehli kimseleri devreye sokup yarınımızı ve nesilleri kurtarabilirsiniz. Bu bir kurtuluş reçetesidir. Devlet yönlendirmeli, özel sermaye finanse etmeli, sanatkar üretmeli. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4786906" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/10/e5423a0e-lmnc7700r2r6cgh70emxrq.webp" data-title="Sinemanın bağımsızlık savaşı" data-url="/hayat/sinemanin-bagimsizlik-savasi-4786906" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Sinemanın bağımsızlık savaşı</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4784577" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/3/6367ddfe-rgzaxm42472ox4wxmmwt.webp" data-title="Filistin’i komedi ile anlatmak mı?" data-url="/hayat/filistini-komedi-ile-anlatmak-mi-4784577" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Filistin’i komedi ile anlatmak mı?</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782743" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/28/f6c3b736-inha5rsew0q3oqcg5kuo9a.webp" data-title="Fransız oyuncu Brigitte Bardot 91 yaşında hayatını kaybetti" data-url="/hayat/fransiz-oyuncu-brigitte-bardot-91-yasinda-hayatini-kaybetti-4782743" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Fransız oyuncu Brigitte Bardot 91 yaşında hayatını kaybetti</span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/ozel-sektor-olmadan-sanat-yukselemez-4789040</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/17/dba330da-wwxkj0zfuo9t38akttnxd.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinemanın bağımsızlık savaşı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-bagimsizlik-savasi-4786906</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-bagimsizlik-savasi-4786906" rel="standout" />
      <description>Bağımsız sinemanın bağımsızlaştırılması için Türkiye merkezli önemli bir gelişme yaşandı. FreeCinema, fon ve dağıtım konusunda bağımsız sinemacılara destek için kuruldu. Halkoyu ile seçilen projelere bağış yöntemiyle destek sağlanacak uygulama konusunda yönetmen Necmi Sancak çok heyecanlı. Hareketin başını çeken yönetmen, sinemanın tam bağımsız hale gelmesi için dünyada bir ilk olan proje için başvuru almaya başladıklarını duyurdu. Yönetmenin gençlere de özel çağrısı var…</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinemanın bütün dünyada temel sorunları fon ve dağıtım. Özellikle bağımsız sinemanın açmazları çoğalıyor. Öyle bir hal aldı ki bağımsız sinemanın gerçekten bağımsızlaştırılması zarureti ortaya çıkıyor. Bu anlamda çok önemli bir adım atıldı. Yönetmen Necmi Sancak önderliğinde “FreeCinema” organizasyonu kuruldu. Film projelerinin halk oylaması ile destek alacağı, finansmanın da halk tarafından sağlanacağı proje için başvurular alındı.</p><p>Proje ile alakalı Necmi Sancak ile görüştük. Kendisi 2023’te festival dolaşan ve sadece Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 5 ödül alan filmi Ayşe’nin dağıtım süreciyle gündeme gelmişti. Yönetmenin Sumud Filosuna katılma düşüncesini bahane eden United International Pictures (Paramount ve Universal iştiraki ile kurulmuş film dağıtım şirketi UIP), Ayşe filminin dağıtımından vazgeçmişti. </p><p><strong>FreeCinema çalışması yapmaya sizi iten sebepler nelerdi?</strong></p><p>Uzun yıllardır sinema sektöründe bir yönetmen olarak var olma mücadelesi veriyorum. En çok vaktimi alan şeyin, filmin sanatsal yönünden çok finansman arayışı olduğunu fark ettim. Örneğin, ilk uzun metraj filmim “Ayşe”nin izleyiciyle buluşması tam altı yılımı aldı. Dünya genelinde bağımsız sinemanın en büyük çıkmazı finansman bulmak. Elbette çeşitli fonlar mevcut, ancak bunlar hem yetersiz hem de belirli kurumların kontrolünde olduğu için karar süreçleri oldukça merkeziyetçi bir yapıda işliyor. Birçok proje, sanatsal değerinden çok “Yapımcısı kim, finansmanı nasıl sağlanacak?” gibi sorularla değerlendiriliyor. Finansman bulunduktan sonra ise prodüksiyon, festival ve dağıtım gibi her biri ayrı ayrı uzun ve yıpratıcı olan yeni süreçler başlıyor. İşte FreeCinema, tam da bu ihtiyaçtan doğdu. Amacımız, tüm bu süreçlerde sinemacıların yanında olan, onlara bütüncül bir destek sunan bir ekosistem yaratmak.</p><h2>BAĞIMSIZ SİNEMADAN BAHSETMEK ZOR</h2><p><strong>Dağıtım ağı önemli bir ayak. Bağımsız sinema yapımlarının “bağımsız” olamamasının sebepleri nelerdir?</strong></p><p>Bunun tek ve en temel sebebi finansman. Birçok sinemacı bu sebeple filmlerine otosansür uygulamak zorunda kalıyor. Eğer bir yönetmenin finansman gibi bir derdi olmasa, çok daha özgür ve bağımsız işler üretebilir. Her fonun beklentisine göre senaryonun farklı bir versiyonunu yazmak zorunda kalmaz. Bu durum, sinemacıyı ciddi anlamda bir bağımlılık ilişkisine sokuyor ve artık gerçek anlamda “bağımsız” bir sinemadan bahsetmek giderek zorlaşıyor. Sonuç olarak, “Bu fon ne ister, şu platform neyi sever?” kaygısıyla üretilmiş filmler ortaya çıkıyor.</p><h2>DÜNYADA BENZERİ YOK</h2><p>Dünyada benzeri var mı? Sizi FonGogo gibi kitlesel fonlama platformlarından ayıran nedir?</p><p>Bildiğim kadarıyla böyle yok. Kitlesel fonlama platformları, genellikle her projenin kendi başına fon toplamaya çalıştığı bir model üzerine kurulu. FreeCinema ise bu modelin aksine, sinemacıları ortak bir havuzda buluşturarak bir nevi yarışma ortamı yaratıyor. Kazanan proje, sadece bir fon elde etmekle kalmıyor, aynı zamanda prodüksiyondan dağıtıma kadar tüm süreçleri kapsayan bir ekosistemin parçası oluyor.</p><h2>ÜCRETSİZ EKİPMAN DESTEĞİ ORION’DAN</h2><p><strong>Bu, tek başınıza yürüttüğünüz bir proje değil anlaşılan. Kimlerle yoldasınız, projenin ortakları kimler?</strong></p><p>Evet, bu operasyonu altı farklı ülkeden, dağıtım alanında deneyimli genç arkadaşlarımla birlikte kurduk. Her şey, “Ayşe” filminin yurt dışı dağıtım sürecinde başlayan iş birliğimizin, FreeCinema projesiyle birlikte daha büyük bir şirketleşme ve dağıtım ağı kurma vizyonuna dönüşmesiyle başladı.</p><p>Şu anda FreeCinema için yeni proje ortaklarıyla görüşmelerimiz devam ediyor. Hatta ilk defa size açıklıyorum; Türkiye’nin en büyük kamera, ışık kiralama ve stüdyolarından biri olan Orion, FreeCinema filmlerinin tüm kamera ve ışık ekipmanlarını ücretsiz olarak sağlama kararı aldı. Projeyi duyar duymaz Hakkı Yazıcı bizzat arayarak bu teklifi yaptı. Kendisi zaten sektörde bu tür destekleriyle tanınan, saygıdeğer bir ustadır. Bunun gibi, film yapım sürecinin kilit noktalarında yer alan değerli partnerlerle iş birliği yaparak projeyi daha sağlam ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.</p><h2>BAŞVURU ALINMAYA BAŞLANDI</h2><p><strong>Nasıl başvurulacağından da bahsedelim…</strong></p><p>Başvurular şu anda aysefilm.com/freecinema adresi üzerinden yapılabiliyor. Son başvuru tarihi 1 Mart, oylama ise 30 Mart’ta başlayacak.</p><p>Başvuruda özellikle projeyi anlatan bir video talep ediyoruz. Bu, bir tanıtım filmi, fragman ya da yönetmen ve ekibin projeyi kendi dilleriyle anlattığı, izleyiciyle hızlıca bir empati köprüsü kurabilecekleri samimi bir video olabilir. Ayrıca projenin kısa bir özeti ve ekip üyelerinin bilgileri de başvuru için gerekli. Ekibin belli olması, projenin hayata geçirilebilirliğine olan inancı artırıyor ve ilgiyi yoğunlaştırıyor. Başvuranlar, isteğe bağlı olarak senaryonun ilk 10 sayfasını da yükleyerek oy verecek izleyicileri ikna etme yoluna gidebilirler. Aslında hali hazırda bir film üretme sürecinde olan sinemacılar için oldukça basit bir başvuru süreci tasarladık. Ancak altını çizmek isterim ki, en önemli unsur video olacak.</p><h2>GENÇLER; DURMADAN, YORULMADAN ÜRETİN</h2><p>Mücadeleniz çok önemli. Yıllardır yaşanan sorunlara çare için yoldasınız. Bu mücadele azmi genç sinemacılar için örnek olmalı. Burada gençlere söyleyeceğiniz bir şeyler olacaktır mutlaka…</p><p>Üretin. Lütfen durmadan, yorulmadan üretin. Size söz veriyorum, ben ve benim gibi bu alanda dertli olan tüm arkadaşlarım, sizlere daha fazla alan açmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bu sektör denen üretim alanında size inanan ve güvenen çok sayıda insan var. Yaşasın Sinema!</p><p><strong>Ne güzel söylediniz. Tam da sohbeti tamamlama noktası. Teşekkür ederiz.</strong></p><p>Ben teşekkür ederim.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4784577" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2026/1/3/6367ddfe-rgzaxm42472ox4wxmmwt.webp" data-title="Filistin’i komedi ile anlatmak mı?" data-url="/hayat/filistini-komedi-ile-anlatmak-mi-4784577" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Filistin’i komedi ile anlatmak mı?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782743" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/28/f6c3b736-inha5rsew0q3oqcg5kuo9a.webp" data-title="Fransız oyuncu Brigitte Bardot 91 yaşında hayatını kaybetti" data-url="/hayat/fransiz-oyuncu-brigitte-bardot-91-yasinda-hayatini-kaybetti-4782743" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Fransız oyuncu Brigitte Bardot 91 yaşında hayatını kaybetti</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782366" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/27/547840b7-q27jryd8xvdu0vffa8d2ki.webp" data-title="Hind Receb’in Sesi'ne kulak verin" data-url="/hayat/hind-recebin-sesine-kulak-verin-4782366" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hind Receb’in Sesi'ne kulak verin</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-bagimsizlik-savasi-4786906</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/10/e5423a0e-lmnc7700r2r6cgh70emxrq.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Filistin’i komedi ile anlatmak mı?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/filistini-komedi-ile-anlatmak-mi-4784577</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/filistini-komedi-ile-anlatmak-mi-4784577" rel="standout" />
      <description>Ulusal ve uluslararası kamuoyunun kanaatlerinin dizilerle belirlendiği bir zamanda yaşıyoruz. Aynı şekilde kalıcılık ve ilgi çekicilik noktasında sinema ve dizilerde en etkili tür de komedi. Peki, insanlığın zamanımızda en önemli meselesi Filistin’i komedi dizileri ile neden anlatmıyoruz? Sadece hafif konular mı mizah unsuru olabilir? </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya sinema endüstrisinin merkezi olan Hollywood ve büyük festivallerin ödülleri hariç film gündemimizi dizi filmler belirliyor. Özellikle ülkemizde dizi sektörünün gelişmiş olmasının sonucu olarak hikayeler, oyuncular ve ele alınan meseleleri tartışılıyor, toplumsal gündem buradan belirleniyor. </p><p>Bu durum, dizi sektörünün sinemadan daha önemli olduğu anlamına gelmiyor elbette. En önemli destekleyici unsur olduğunu ifade ediyor. Haliyle, sinema söz konusu olduğunda dizileri konuşmadan da edemiyoruz.</p><p><br></p><p>HİND RECEB’İN SESİ SİNEMADA İLGİ GÖRMEDİ</p><p>Zaten dizi sektörünün etkisi bazı filmlerin görülmesine de mani oluyor. Mesela ülkemizde geçtiğimiz hafta vizyona giren ve Gazze’de İsrail askerleri tarafından katledilen 5 yaşındaki Hind’in hikayesini anlatan Hind Receb’in Sesi salonlarda yeterli ilgiyi görmedi. Oysa ülkemizde sadece 7 bin kişinin izlediği film Oscar adayı oldu ve dünyanın en eski ve prestijli film festivali olan Venedik’te büyük ödüllerden birini alırken 22 dakika ayakta alkışlandı. Hind’in hikayesi dizi olsaydı milyonlarca kişi izlemiş ve sosyal medyada da gündem olmuştu. Düşünsenize, geçen gün Galata’da yapılan Filistin yürüyüşüne 500 bin kişi katıldı. Ancak buraya gidenlerin sadece yüzde 2’si filmi sinemada izledi. </p><h2>DİZİLER KANAAT BELİRLİYOR</h2><p>Her yıl benzer çok şey yaşanıyor. Özellikle izleyicinin dijitale kayması sonrası dizi olan konular tartışılıyor ve insanların gündemine giriyor. Bu da gösteriyor ki önemli meselelerin dizisi mutlaka yapılmalı. Bu durumda insanlığın mevcut durumdaki en önemli meselesi olan Filistin’in de dizilerle anlatılmasının zarureti ortaya çıkıyor. </p><p>Peki, sıralısı bir teklif yapsak. Filistin Davası dramatik hikayelerle, duygusal yaklaşımlarla film ve dizi yapılmalı zaten. Yapılıyor ve yapılacak da. Mesela TRT’nin dijital platformu Tabii, Sumud isminde bir dizi hazırladı ve yakında izleyici ile buluşturacak. Çok güzel ve benzerleri çoğalmalı. </p><h2>FİLİSTİN DAVASI KOMEDİ İLE ANLATILAMAZ MI?</h2><p>Biz ise Filistin ile alakalı komedi türünde yapımların çoğalmasını teklif ediyoruz. Evet, konu çok ağır. Evet, anlatılacak ve hepimizi kahredecek duygulu hikayeler var. Tekrar ediyoruz; bunlar zaten yapılıyor ve yapılacak. Ancak kimse komedi yapmaya yanaşmıyor. </p><p>Örnekle gidelim…</p><p>Geçtiğimiz yıllarda Netflix’te yayınlanan Mo dizisi, ABD’deki Filistinlilerin hikayesine odaklanan komedi dizisiydi. Düşünün ki, arşivindeki Filistin yapımlarını 7 Ekim’den sonra görünmez yapan Netflix, bu diziyi ballandıra ballandıra pazarladı ve dünyada çok izlendi.  Hak etti de… Çok yerinde bir yaklaşımdı. Çünkü özellikle gençlerin gündemine ancak böyle işlerle hızlı girebilirsiniz. </p><p>Sinemada komedi türünü sadece “hafif” meselelerin alanı olarak görmeyi bıraktığımızda imkanların farkına varırız. Komedi, en ciddi meseleleri en etkili şekilde anlatma türlerinden biridir. En acıklı hikayeler bile komedi unsuru ile anlatıldığında kalıcılığı katbekat artar. Elbette riskli. Fekat ne kadar zaruri olduğu ortada. </p><p>Dizilerin etkisini, komedinin kalıcılığını ve gençlere ulaşma noktasındaki imkanını görebileceklere çağrımız olsun. Filistin başta olmak üzere en ciddi meseleleri nüktedan şekilde anlatabilirsiniz. Anlatmalısınız.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782743" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/28/f6c3b736-inha5rsew0q3oqcg5kuo9a.webp" data-title="Fransız oyuncu Brigitte Bardot 91 yaşında hayatını kaybetti" data-url="/hayat/fransiz-oyuncu-brigitte-bardot-91-yasinda-hayatini-kaybetti-4782743" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Fransız oyuncu Brigitte Bardot 91 yaşında hayatını kaybetti</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782366" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/27/547840b7-q27jryd8xvdu0vffa8d2ki.webp" data-title="Hind Receb’in Sesi'ne kulak verin" data-url="/hayat/hind-recebin-sesine-kulak-verin-4782366" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hind Receb’in Sesi'ne kulak verin</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4780146" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/20/20a3e922-2pkfpf58gttfuuskwkfma8.webp" data-title="2026’da sinema salonları dolup taşacak" data-url="/hayat/2026da-sinema-salonlari-dolup-tasacak-4780146" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">2026’da sinema salonları dolup taşacak</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/filistini-komedi-ile-anlatmak-mi-4784577</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2026/1/3/6367ddfe-rgzaxm42472ox4wxmmwt.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fransız oyuncu Brigitte Bardot 91 yaşında hayatını kaybetti</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/fransiz-oyuncu-brigitte-bardot-91-yasinda-hayatini-kaybetti-4782743</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/fransiz-oyuncu-brigitte-bardot-91-yasinda-hayatini-kaybetti-4782743" rel="standout" />
      <description>Dünya sinemasının en büyük efsanelerinden biri kabul edilen Fransız oyuncu Brigitte Bardot 91 yaşında hayata veda etti. Bardot’un ölüm haberini başında bulunduğu vakıf duyurdu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1950 ve 60’lı yılların dünya çapındaki sinema ikonu Fransız efsane Brigitte Bardot, 91 yaşında hayatını kaybetti. Acı haberi kendi adını taşıyan vakfı duyurdu.</p><p><br></p><h2>VAKIFTAN DUYGUSAL VEDA</h2><p>Brigitte Bardot Vakfı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p><ol><li data-list="bullet">Vakfımızın kurucusu ve başkanı, dünyaca ünlü aktris ve şarkıcı Bayan Brigitte Bardot'nun vefatını büyük bir üzüntüyle duyuruyoruz. Kendisi, hayatını ve enerjisini hayvan refahına adamak için prestijli kariyerini terk etmeyi seçmişti.</li></ol><p><br></p><p><strong>Açıklamada efsane ismin tam olarak nerede ve ne zaman vefat ettiğine dair ayrıntı verilmedi. </strong></p><p><br></p><h2>Öldü haberlerini kendi yalanlamıştı</h2><p>Brigitte Bardot geçtiğimiz aylarda peş peşe iki kez hastaneye kaldırılmış, hakkında öldüğüne dair söylentiler çıksa da iyi olduğunu kendisi duyurmuştu.</p><p>Brigitte Bardot ekim ayında ciddi bir operasyon geçirdiği söylenerek hastaneye kaldırılmış, ardından efsane yıldızın yeniden hastanede olduğu hatta hayatını kaybettiği söylenmişti.</p><p>Brigitte Bardot daha sonra kendisi bir açıklama yaparak<strong> “Ölmedim, gayet iyiyim. Hiçbir yere gitmeye niyetim yok”</strong> demişti.</p><p>Ömrünün son yıllarında giderek kalabalıklardan uzaklaşan ve hayatını hayvan hakları mücadelesine adayan yıldız isim Saint-Tropez’deki evinde kalırken durumu kötüleşince Toulon’da bulunan bir hastaneye yatırılmıştı.</p><p>Ameliyat olduğu bildirilen Brigitte Bardot’un durumunun doktorlar tarafından yakın şekilde takip edildiği söyleniyordu.</p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782737" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/28/3a737acf-0fuxnpxoe89ty5xa8doj2.webp" data-title="Avcılar’da faciadan kıl payı dönüldü: El frenini çekmeyi unutunca panelvan araç daireye daldı" data-url="/hayat/avcilarda-faciadan-kil-payi-donuldu-el-frenini-cekmeyi-unutunca-panelvan-arac-daireye-daldi-4782737" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Avcılar’da faciadan kıl payı dönüldü: El frenini çekmeyi unutunca panelvan araç daireye daldı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782736" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/28/ef496468-yxnmiecwfsjrphziw3x9ek.webp" data-title="Kar nedeniyle mahsur kalan personel ve kampçılar kurtarıldı" data-url="/video-galeri/gundem/kar-nedeniyle-mahsur-kalan-personel-ve-kampcilar-kurtarildi-4782736" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kar nedeniyle mahsur kalan personel ve kampçılar kurtarıldı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782735" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/28/d8c65525-m0cu8wdhuh8zcmk10r188.webp" data-title="İzmir’de yılbaşı gecesi su kesintisi yapılmayacak" data-url="/hayat/izmirde-yilbasi-gecesi-su-kesintisi-yapilmayacak-4782735" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İzmir’de yılbaşı gecesi su kesintisi yapılmayacak</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4782729" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/28/a4076f38-aw0aqrz0af9nlc96bjch4j.webp" data-title="Hamas liderlik için seçime gidiyor: İki adayın ismi belli oldu" data-url="/dunya/hamas-liderlik-icin-secime-gidiyor-iki-adayin-ismi-belli-oldu-4782729" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hamas liderlik için seçime gidiyor: İki adayın ismi belli oldu</span></span></p><p><br></p><p><br></p><p><br></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/fransiz-oyuncu-brigitte-bardot-91-yasinda-hayatini-kaybetti-4782743</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/12/28/f6c3b736-inha5rsew0q3oqcg5kuo9a.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 28 Dec 2025 14:17:29 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hind Receb’in Sesi'ne kulak verin</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/hind-recebin-sesine-kulak-verin-4782366</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/hind-recebin-sesine-kulak-verin-4782366" rel="standout" />
      <description>Gazze’de Siyonistlerin katlettiği 6 yaşındaki Hind’in hikâyesini anlatan “Hind Receb’in Sesi” filmi Türkiye’de vizyona girdi. Ancak 2 bin 500 salondan sadece 100’ünde kendine yer bulabildi. Yılın en önemli yapımlarından biri olan bu filmi daha çok kişinin izlemesi beklenirdi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2025’e veda ederken yılın en çok ses getiren filmlerinden birini de vizyonda karşılamış bulunuyoruz. Hind Receb’in Sesi 100 salonda gösterimde.</p><p>Gazze’de İsrail ateşi altında bir araçta mahsur kalarak hayatını kaybeden 6 yaşındaki Filistinli Hind Receb’in hikayesini anlatan film, soykırımın en sert şahitliğine davet ediyor izleyiciyi.</p><p>Şahitlik diyoruz. Çünkü 6 yaşındaki Hind’in Filistin Kızılayı görevlileri ile yaptığı telefon görüşmelerinin aslı kullanılıyor, filmde. Geri kalan kısım kurmaca olsa da o gece yaşananları anbean aktarıyor. Sadece izleyici değil, insanlık dışı manzaranın şahidi oluyorsunuz.</p><p><br></p><h2>HOLLYWOOD’UN ÖNEMLİ İSİMLERİ BU FİLME DESTEK OLDU</h2><p>Yönetmenliğini Tunuslu Kaouther (Kevser) Ben Hania’nın üstlendiği film, Venedik Film Festivali’nde jüri büyük ödülü “Gümüş Aslan” da dahil olmak üzere dokuz ödüle layık görüldü. Altın Küre’de “En İyi Film” adayları arasında yer alırken Oscar’da da “En İyi Yabancı Film” dalında kısa listeye kaldı.</p><p>Venedik’te 22 dakika ayakta alkışlanan ve bu alanda ilk olan filmin yapımcıları arasında Brad Pitt, Joaquin Phoenix, Rooney Mara, Alfonso Cuarón gibi isimler yer alıyor. Özellikle Hollywood yıldızlarının filme böylesi destek vermesi yakın tarihte görülmemiş bir şey.</p><p>Ateşkes kağıt üstünde sağlanmış olsa da katliamlar devam ediyor. Gazze, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olurken, faillerin nasıl gözünün dönmüş olduğunu anlamamız açısından film önem arz ediyor.</p><p><br></p><h2>SEYİRCİYE ÇOK İŞ DÜŞÜYOR</h2><p>Elbette burada seyirciye büyük iş düşüyor. Filistin hassasiyeti konusunda devlet ve toplum olarak dünyada en önde gelen ülke konumundaki Türkiye’de bu filmin yeterince izlenmesi gerekiyor. Soykırımı dünyaya anlatmak için en önemli çabalardan olan bu filmin emeğinin karşılıksız kalmaması mühim. Bu yüzden Türkiye’nin her yerinden organize olunup filme gidilmesi gerekiyor.</p><p><br></p><h2>SİNEMA SALONLARINDA HİND RECEB’İN SESİ’NE YER KALMADI!</h2><p>Sinema salonlarının büyük kısmının “Avatar: Ateş ve Kül” (940 salon), “Yan Yana” (400 salon), “Zootropolis 2” (350 salon) filmleri tarafından kapatıldığı dönemde böylesi bir filme sadece 100 salon ayrılabilmiş olması da utanılacak bir manzara. Ülkemizde 2 bin 500 civarı sinema salonu olduğunu düşünürsek, sadece yüzde 4 oranında salonda Hin Receb’in Sesi’nin gösteriliyor olması vahimdir.</p><p>Siyonist zihin yapısının yakın zamana kadar en büyük silahının sinema olduğunu hatırlamak gerek. Hollywood’da oluşan “Holokost Film Endüstrisi” ile oluşan “mağdur Yahudi” algısını kullanan İsrail’e karşı hayata geçirilen böylesi filmlerin çok daha geniş şekilde yer bulması gerekirdi.</p><p>İzleyicinin Hind Receb’in Sesi’ne yeterince ilgi göstermediğini de görüyoruz. Zira filmi ilk haftasında ancak 5 bin kişi izleyebildi. 100 salonun günde 3 seans ortalama ile haftada 2100 civarı gösterim yaptığını hesap edersek, her seansta 2-3 izleyici düşüyor. Bu izah edilebilecek bir durum değil.</p><p><br></p><h2>FİLMİ HERKESE DUYURMALI VE İZLETMELİYİZ</h2><p>Başta biz olmak üzere hepimize düşen, bu filmin vizyonda olduğunu herkese duyurmak olmalı. Mümkün olduğu kadar çok kişinin haberdar olup salonlara koşması gerekiyor. Kurumlar ve STK’lara büyük vazife düşüyor. Bazı valilikler özel gösterimler yapıyor. Devamı da gelecek gibi. Ancak yeterli değil. Ve Türkiye’de bu filmin sinema salonlarında yeterince izlenmemiş olmasını kimseye izah edemeyiz.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4780146" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/20/20a3e922-2pkfpf58gttfuuskwkfma8.webp" data-title="2026’da sinema salonları dolup taşacak" data-url="/hayat/2026da-sinema-salonlari-dolup-tasacak-4780146" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">2026’da sinema salonları dolup taşacak</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4777999" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/13/c5819997-dk0rz3ssu96ba0wtzxpbca.webp" data-title="Gişe yıl sonunda coştu" data-url="/hayat/gise-yil-sonunda-costu-4777999" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gişe yıl sonunda coştu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4775820" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/6/61e6c846-iiyt0faf1klqpu9vdxgm8c.webp" data-title="Hollywood’da “NetflIx Tehdidi”" data-url="/hayat/hollywoodda-netflix-tehdidi-4775820" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hollywood’da “NetflIx Tehdidi”</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4773549" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/29/a801d86b-ejz21cq9z1m9k368m7tv9v.webp" data-title="10 gün festival mi olur?" data-url="/hayat/10-gun-festival-mi-olur-4773549" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">10 gün festival mi olur?</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/hind-recebin-sesine-kulak-verin-4782366</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/12/27/547840b7-q27jryd8xvdu0vffa8d2ki.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 27 Dec 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2026’da sinema salonları dolup taşacak</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/2026da-sinema-salonlari-dolup-tasacak-4780146</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/2026da-sinema-salonlari-dolup-tasacak-4780146" rel="standout" />
      <description>Yılı kapatmaya sayılı günler kala önümüzdeki seneye dair sinema salonlarının çok hareketli olacağı öngörüsü paylaşıldı. ABD merkezli Gower Street’e göre, 2026’da vizyona girecek ‘The Odyssey’, ‘Avengers’, ‘Spider-Man’ ve Dune gibi yapımlar küresel gişeyi yükseltecek. Tahmin, 35 milyar dolarlık hasılat olacağı yönünde. Böylece pandemi öncesi 2019’daki 42 milyar dolarlık hasılat toplamına bir adım daha yaklaşılacak. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dijital mecraların etkisiyle sinema salonunda film izleme alışkanlığı azaldı ve sinemanın geleceği tartışılır oldu. Özellikle küresel salgın sonrasında umutlar kırıldı. Ancak veriler, izleyicinin sinema salonuna biraz daha yaklaşacağı yönünde. </p><p>Her yıl aralık ayıda bir sonraki yıla dair hasılat beklentisini açıklayan ABD merkezli Gower Street Analytics’in yeni raporu da bu yönde. Küresel gişenin 2026’da 35 milyar dolara ulaşacağı ve 2025’e göre yüzde 5’lik bir artış söz konusu olacağı beklentisi açıklandı. 2024’te de yükselişle tamamlanan gişe verilerinin salgın öncesi 2019’daki 42 milyar dolar seviyesinde yakın zamanda gelebileceği umudunu yeşertiyor. Mevcut döviz kurlarında 2026 tahmini, pandemi öncesi son üç yılın (2017-2019) ortalamasını hala yüzde 12 gerisinde görünüyor.</p><h2>İDDİALI YAPIMLAR 2026’DA VİZYONDA</h2><p>Beklentinin sebebi 2026’da çok güçlü yapımların sinema salonlarına gelecek olması. Zira ‘Avengers’, ‘Spider-Man’, ‘Toy Story’, ‘Dune’, ‘Star Wars’, ‘Super Mario Bros’, ‘Minions’, ‘Jumanji’, ‘Scream’ ve ‘Hunger Games’ gibi yüksek hasılat elde edecek filmler vizyona girecek. </p><p>2026’yı besleyecek en önemli yapımlardan biri “Avatar: Ateş ve Kül” dün de vizyona girdi. James Cameron’ın, sinema tarihinin en çok izlenen filmi olan Avatar serisinin yeni yapımının 2 milyar dolar seviyesinde hasılat yapması bekleniyor. Çünkü 2009’daki ilk Avatar 2 milyar 900 milyon doları aşan hasılat elde etmişti. 2022’deki ikinci Avatar da 2 milyar 343 milyon dolar hasılata ulaşmıştı. </p><h2>2025’TE EN ÇOK İZLENEN YAPIMLAR</h2><p>Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi aslında. Zira bu yıl bazı yapımlar tahminlerin ötesinde hasılat elde etti. Mesela “Zootopia 2”nin iyi bir vizyon geçirmesi bekleniyordu ama daha şimdiden 1 milyar 150 milyon dolar hasılatı geçmesi ciddi bir ivme sağladı. Aynı şekilde 2025’te “Lilo &amp; Stitch”in 1 milyar doları aşması önemliydi. </p><h2>5 BİLETTEN 1’İ ÇİN’DE SATILIYOR</h2><p>Küresel gişeyi son yıllarda en çok etkileyen adres ise Çin gişesi. Zira Çin’in yıllık hasılat verileri küresel pazarın neredeyse 5’te 1’ini oluşturuyor. 2024’te 30 milyar dolarlık toplam hasılatın 5,8 milyar doları, 2025’te ise 33,5 milyar doların 7,4 milyar doları Çin’de elde edildi. 2025 tahmini ise 35 milyar doların en az 7 milyar dolarının yine Çin gişesinden elde edilmesi yönünde.</p><h2>TÜRKİYE’DE “ÇARŞAMBA KAMPANYASI” GİŞEDE ETKİLİ OLDU</h2><p>Sinema biletlerinden elde edilen geliri tanımlayan hasılat bazında bakıldığında ülkemizde de geçen yıllara göre ciddi artış var. Satılan bilet sayısında kısmen düşüş olsa da şimdiden geçen yıla göre 900 milyon TL seviyesinde bir artış söz konusu. 2024’te 4,5 milyar TL hasılat söz konusu iken daha yılı kapamadan 2025’te hasılat 5,4 milyar TL olmuş durumda. Önümüzdeki yıl da iddialı yapımların etkisi ve bilet fiyatlarının artması sebebiyle  hasılatın ciddi oranda yükselmesi bekleniyor. </p><p>Sinema Genel Müdürlüğü’nün başlattığı “Çarşamba Kampanyası” da artışta etkili oluyor. Zira biletlerin 120 TL’ye sabitlendiği çarşamba günü bu hafta sadece 3 günlük hafta sonundan daha fazla bilet satışı raporlandı. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4777999" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/13/c5819997-dk0rz3ssu96ba0wtzxpbca.webp" data-title="Gişe yıl sonunda coştu" data-url="/hayat/gise-yil-sonunda-costu-4777999" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gişe yıl sonunda coştu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4775820" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/6/61e6c846-iiyt0faf1klqpu9vdxgm8c.webp" data-title="Hollywood’da “NetflIx Tehdidi”" data-url="/hayat/hollywoodda-netflix-tehdidi-4775820" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hollywood’da “NetflIx Tehdidi”</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4773549" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/29/a801d86b-ejz21cq9z1m9k368m7tv9v.webp" data-title="10 gün festival mi olur?" data-url="/hayat/10-gun-festival-mi-olur-4773549" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">10 gün festival mi olur?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/2026da-sinema-salonlari-dolup-tasacak-4780146</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/12/20/20a3e922-2pkfpf58gttfuuskwkfma8.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 20 Dec 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gişe yıl sonunda coştu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/gise-yil-sonunda-costu-4777999</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/gise-yil-sonunda-costu-4777999" rel="standout" />
      <description>Yılın sonu yaklaşırken sinema salonlarında dünya çapında ciddi bir hareketlenme gözleniyor. Özellikle birkaç filmin ön plana çıktığı tabloda yerel ve uluslararası bazda hasılat ve bilet satış miktarları tavan yaptı. Ülkemizde “Yan Yana” filmi 2 milyon izleyici barajını aşarak yılın en çok izlenen filmi olurken, dünya çapında da Zootopia 2 filmi 1 milyar dolar hasılatını aşarak en çok izlenen yapımlarda üçüncü sıraya yerleşti. Yıl sonunda Türkiye’de de dünya çapında da geçen yıllara göre hasılatta bir artış söz konusu olacak. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Salgın sonrası izleme alışkanlığını değişmesi ile izleyicinin sinemada film izleme tercihi azaldı. 2019 sonrası veriler dibe inmişken 2022 sonrası toparlanma söz konusu oldu. Ancak hiçbir şekilde pandemi öncesine dönülemedi. Yakın gelecekte öyle bir şey de beklenmiyor.</p><p>2025 verilerine baktığımızda ise umut verici bir tablo söz konusu. Ülkemizde ve dünyada veriler farklı şekilde listeleniyor. Bizde bilet sayısı, dünyada ise biletten elde edilen gelir tabloya dönüşüyor. Bu şekilde baktığımızda Türkiye’de geçen yıl göre daha az bilet satılırken, hasılat ise artış gösteriyor. Bilet fiyatlarının artıyor olması bunun sebebi elbette… Dünyada ise hasılat geçen yıla göre yükselişte.</p><h2>TÜRKİYE’DE “YAN YANA”, DÜNYADA “ZOOTOPIA 2”</h2><p>Aralık ayının ortasına gelmişken sinemada ülkemizin ve dünyanın gişe verileri netleşti. Box Office verilerine göre Feyyaz Yiğit ile Haluk Bilginer’in rol aldığı “Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana” filmi 2 milyon barajını geçerek Türkiye’de yılın en çok izlenen filmi olurken, dünyada ise Zootopia 2 gişeyi alt üst etti. Film 3 haftada 1 milyar dolar hasılat elde ederek yılın en çok izlenen filmleri arasına girdi. “Lilo &amp; Stitch” 1 milyar 38 milyon dolar hasılatla yılın en çok izlenen ABD filmi olmuş durumda. Zootopia 2’nin birkaç gün içinde bu filmi geçeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Ancak yılın en çok izlenen filmi olma ihtimali düşük. Zira Çin yapımı “Ne Zha 2” 1 milyar 900 milyon dolara üzerine çıkan hasılatı ile aylar öncesinden 2025’in en çok izlenen filmi olmayı garantilemişti. Film, 2 milyar dolara yaklaşan hasılatının büyük kısmını Çin’de yapmıştı. </p><h2>ÇİN GİŞESİ DÜNYAYI DOMİNE EDİYOR</h2><p>Nüfusu ve artan gelir seviyesi sebebiyle Çin’de sinema salonları tarihinin en hareketli günlerini yaşıyor. Son yıllarda en çok izlenen filmler Çin yapımları. Bunun sebebi Çinli sinemaseverlerin ilgisi. “Ne Zha 2” sadece Çin’de 1 milyar 879 milyon dolar hasılat elde ederken, dünyada ise sadece 23 milyon doları bulabildi. Her halükarda dünyanın en çok izlenen filmi bir Çin yapımı. ABD yapımları da Çin gişesine muhtaç. Çünkü Hollywood için Çin pazarı en verimli alanlar arasında. Çinli izleyiciler ABD yapımlarına da büyük katkı sağlıyor. </p><h2>TÜRKİYE’DE HASILAT YÜKSELİYOR</h2><p>Ülkemizde son haftalarda gişe ciddi şekilde hareketlenmiş olsa da 2024’e göre satılan bilet sayısında düşüş gözlemleniyor. Geçen yılın ilk 49 haftasında toplam 30 milyon bilet satılmışken bu yıl aynı dönemde 25 milyon satış söz konusu. Hasılatta ise aksi bir durum söz konusu. Geçen yılın aynı döneminde filmlerin biletlerinden elde edilen hasılat 4,5 milyar TL seviyesindeyken, bu yıl 5,2 milyar TL gibi bir veri listeleniyor. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4773549" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/29/a801d86b-ejz21cq9z1m9k368m7tv9v.webp" data-title="10 gün festival mi olur?" data-url="/hayat/10-gun-festival-mi-olur-4773549" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">10 gün festival mi olur?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4771091" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/22/737e6045-5xh5js3yejff399gbmyd8c.webp" data-title="Kopya Özcan Deniz kavgası" data-url="/hayat/kopya-ozcan-deniz-kavgasi-4771091" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kopya Özcan Deniz kavgası</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4775820" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/12/6/61e6c846-iiyt0faf1klqpu9vdxgm8c.webp" data-title="Hollywood’da “NetflIx Tehdidi”" data-url="/hayat/hollywoodda-netflix-tehdidi-4775820" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hollywood’da “NetflIx Tehdidi”</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4768785" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/15/e6bfdbfe-g9kn2e6k1oiy82e2f34yj.webp" data-title="Yan Yana ama özgün değil?" data-url="/hayat/yan-yana-ama-ozgun-degil-4768785" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yan Yana ama özgün değil?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/gise-yil-sonunda-costu-4777999</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/12/13/c5819997-dk0rz3ssu96ba0wtzxpbca.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hollywood’da “NetflIx Tehdidi”</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/hollywoodda-netflix-tehdidi-4775820</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/hollywoodda-netflix-tehdidi-4775820" rel="standout" />
      <description>ABD’de büyük film ve video şirketlerinin satın alma rekabeti, sektörün geleceğini tehdit eden gelişmelere gebe. Paramount’un Warner Bros. Discovery (WBD)’yi satın alacağı bilgisi sonrasında Netflix’in devreye girmesi işleri karıştırdı. Anlaşmaya çok yakın olunduğu bildirildi. Satış gerçekleşirse Netflix sadece WBD’nin değil, aynı zamanda küresel pazardaki en büyük rakiplerinden biri olan HBO Max’in de sahibi olacak. Bu durum ABD’de ciddi bir tehdit olarak yorumlanıyor. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hollywood’un en köklü stüdyolarından olan Warner Bros. Discovery bir süredir satış adımlarıyla gündemde. Önce Paramount Skydance’in WBD’nin tamamını satın alacağı açılandı. Sonrasında işler sarpa sardı. Çünkü küresel ölçekte en büyük piyasa değerine sahip olan Netflix (437 milyar dolar) devreye girdi. Variety’nin son haberine göre Betflix, şirketin stüdyo ve akış işletmeleri için teklif sundu. </p><h2>“UYGUNSUZ TEKLİF”</h2><p>Paramount, Netflix’in teklifini ‘uygunsuz’ olarak yorumladı. Rekabete aykırı buldu. Yasal olarak da satışın yerel organlardan döneceğini düşünenler var. Zira satışın gerçekleşmesi halinde Netflix, pazar payını iki katına yakın arttırmış olacak. Bir rakibini satın alarak kendi alanını genişletecek. Bu da uluslararası rekabet kuralları çerçevesinde sorunlu bir durum. </p><p>Warner Bros.’un tamamı için hisse başına yaklaşık 27 dolar ile ilk ve tartışmasız en agresif teklif verendi. Keşif. Netflix ve Comcast daha sonra yoğun bir at yarışını sağlamlaştırmak için geldi.</p><h2>NETFLIX, EN BÜYÜK RAKİPLERİNİ BERTARAF ETMİŞ OLACAK</h2><p>Netflix zaten Hollywood’un en büyük aktörü. En yakın rakibi Disney’in bile piyasa değeri 190 milyar dolar. Netflix sadece dijital ortamda üretim yaptığı için tam tanımlı rakip görülmüyor. Ancak WBD satışı gerçekleşirse bütün kartlar yeniden karılacak. </p><p>WBD’nin kütüphanesine bakınca durum daha net anlaşılacaktır. Çünkü DC Studios’ karakterleri, Batman, Superman gibi kült tarihi ürünlerin yanı sıra Harry Potter’ın film ve Tv hakları ile birçok filmle beraber HBO’daki “The Sopranos”, “Game of Thrones” gibi yapımlar da Netflix havuzuna girecek. </p><p>ABD’de sektör temsilcileri ise tepkili. Satışın rekabeti öldürecek bir hamle, pazardaki dengeleri sarsacak bir adım ve gelecek için tehdit olduğu dillendiriliyor. Geçtiğimiz günlerde bir grup sektör aktörünün ABD Kongresi’ne mektup yazdığı ve durumu gündeme getirmelerini istediği açıklandı. Amerika Yönetmenler Birliği de bir açıklama yaparak endişeli olduklarını duyurdu. “Rekabetçi endüstrinin, yönetmenlerin ve ekiplerin kariyerini ve yaratıcı haklarını korumak için durum gözden geçirilmeli” dendi. Birlik yetkilileri Netflix ile de bir araya geleceklerini ifade etti. </p><h2>“SATIŞ SİNEMA SALONLARINI OLUMSUZ ETKİLEYECEK”</h2><p>Satışın gerçekleşmesinin en çok sinema salonlarını etkileyeceği ve ciddi tehdit oluşturacağı görüşü hakim. Filmleri dünyaya dağıtmak için inşa edilen Warner Bros. gibi büyük bir organın Netflix tarafından satın alınmasının film dağıtım protokollerini kökten etkileyeceği düşünülüyor. </p><p>Amerikan Sinema salonu sahiplerinin birliği olan Cinema United ise daha net bir açıklama yaptı. CU başkanı ve CEO’su Michael O’Leary, “Bu satın alma işleminin olumsuz etkisi, ABD ve dünyanın dört bir yanındaki küçük kasabalarda en büyük devrelerden bağımsızlara kadar sinema salonlarını etkileyecek” dedi.</p><h2>TÜRKİYE’DE DE PAZAR DEĞİŞECEK</h2><p>Satışın gerçekleşmesi Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Çünkü HBO yakın zamanda dijital platform pazarının ülkemizdeki lideri Blu TV’yi satın almıştı. Yani satış olursa Netflix Türkiye’de de bir rakibini bertaraf etmiş olacak ve pazarın lideri durumuna geçecek. Bunun tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de rekabete aykırı olduğu baskın görüş.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4773549" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/29/a801d86b-ejz21cq9z1m9k368m7tv9v.webp" data-title="10 gün festival mi olur?" data-url="/hayat/10-gun-festival-mi-olur-4773549" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">10 gün festival mi olur?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4771091" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/22/737e6045-5xh5js3yejff399gbmyd8c.webp" data-title="Kopya Özcan Deniz kavgası" data-url="/hayat/kopya-ozcan-deniz-kavgasi-4771091" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kopya Özcan Deniz kavgası</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4768785" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/15/e6bfdbfe-g9kn2e6k1oiy82e2f34yj.webp" data-title="Yan Yana ama özgün değil?" data-url="/hayat/yan-yana-ama-ozgun-degil-4768785" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yan Yana ama özgün değil?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/hollywoodda-netflix-tehdidi-4775820</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/12/6/61e6c846-iiyt0faf1klqpu9vdxgm8c.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>10 gün festival mi olur?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/10-gun-festival-mi-olur-4773549</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/10-gun-festival-mi-olur-4773549" rel="standout" />
      <description>Türkiye’de festival mevsimini tamamlarken İstanbul’da en dolu haftalardan birini geride bıraktık. Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali, 10. yılına özel 10 gün düzenlendi. 50’den fazla sinemacının bilfiil yer aldığı festivalde 60 kısa film gösterildi. “Başka bi’ festival” mottosunun hakkını verip vermediğini sizin için irdeledik. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en başka festivali olma iddiasında olan Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali (KHKFF), 10. yılında 10 gün düzenlendi. Yarın ödül töreni ile sona erecek olan festivali sizin için takip ettim. Aslında kendim için de takipteydim. Zira festivalin artistik direktörüyüm zaten. Sizin için kendi kendimle röportaj yapmış oluyorum. </p><h2>GENÇLERİ YETİŞTİRİP SEKTÖRE ARMAĞAN EDİYOR</h2><p>Öncelikle festival ekibinin gençliği göz dolduruyor. Profesyonel çalışanların yanı sıra sinema öğrencisi gönüllülerin oluşturduğu 60 kişilik ekip, festivalin de genç kalmasını sağlıyor. Yetişmiş insan sorunu yaşanan her alanda olduğu gibi sinema ve festivalcilik mecraında da umut vadeden bir durum bu. Çünkü festival, kendi çalışanlarını sıfırdan yetiştirip sektöre hediye diyor. </p><h2>HEM GENÇ HEM İSTİKRARLI</h2><p>‘Başkalık’ iddiası kolaylıkla altından kalkılacak bir şey değil. Nasıl yapılacağı da net değil gibi. Ancak KHKFF bunu bir şekilde başarıyor. Tasarımlarından tanıtım filmlerine, etkinliklerden söylemlerine kadar bütüncül bir yapıyla karşımızda duruyor. Elbette bunun için sağlam bir niyet ve istikrar gerekli. Ülkemizde bu tür sanatsal faaliyetlerin istikrar sorunu olduğunu düşündüğümüzde ne kadar ciddi bir meseleden bahsettiğimiz anlaşılabilir.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/11/29/bf2fd806-hnf5awl6w4ux0iokh2c8j.webp" data-card-width="800" data-card-height="400" data-card-path="/piri/upload/3/2025/11/29/bf2fd806-hnf5awl6w4ux0iokh2c8j.webp" data-card-caption="Yüksel Aksu"></p><h2>İNADINA DEĞİL ISRARLA… </h2><p>Başka festivallerde olmayan şeylerin varlığı KHKFF’ni farklı kılıyor.</p><p>Öncelikle her şey gençler için yapılıyor. Etkinlikler de gençlerin sinema ile kurdukları ilişkiyi geliştirecek, çevre edinmelerini sağlayacak, kendine güvenlerini sağlamlaştıracak şekilde kurgulanmış. Atölyeler sayesinde film üretim aşamalarına dair önemli paylaşımlar yapılıyor. Bu yıl film okuması, oyunculuk ve yapay zeka konusunda atölyeler düzenlendi. Önceki yıllarda da sanat yönetmenliği, ses gibi konularda uygulamalı etkinlikler yapılmıştı.</p><h2>FESTİVALİN ÖZGÜNLÜĞÜ BURADA </h2><p>Ustaların değil gençlerin kalemiyle hazırlanan kitaplar ise festivalin en özgün çalışmalarından… Bu yıl “Komik m i?” İsmiyle çıkan kitap, komedi türünde çalışma yapan ya da yapamayan gençlerin paylaşım metinlerini içeriyor. Geçen yıllarda “Senaryon mu vari derdin var”, “Olduramadım”, “Niçin Sinema, Neden Olmasın” başlıklarıyla kitaplar basılmıştı. Festivale katılan herkese bu kitap hediye edildi. </p><h2>USTALARLA GENÇLER ÇAY İÇİP SOHBET ETTİ</h2><p>“Tek Plan Masa” etkinliği ise KHKFF’nin ruhunu yansıtan özgün başlıkların başında geliyor. Sinemanın usta isimleri ile genç sinemacıları bir masa etrafında buluşturan ve birlikte çay içip sohbet etmelerini sağlayan etkinliğe bu yıl Yönetmen Can Ulkay, Oyuncular Muttalip Müjdeci, Hülya Duyar, Bekir Aksoy ile sanat yönetmeni Natali Yeres ve yapımcı Eyüp Gökhan Özekin katıldı. Sıcak görüntülere sahne olan etkinlik, festivalin muhabbet mottosunu ayakta tutar nitelikte. </p><h2>ERİŞİLEBİLİR GÖSTERİM VE FİLİSTİN SEÇKİSİ</h2><p>KHKFF’nin vazgeçilmez yanlarından biri “Erişilebilir Gösterim”. Daha önce festivalde gösterilmiş veya ödül almış 3 kısa filmin işitme engelliler için işaret dili ile ve sesli betimlemeli olarak izletildi. Yıllardır devam eden bu gelenek farklı ve önemli bir doku olarak önümüzde duruyor. </p><p>Üç yıldır Filistin’e özel bir yer açan festival bu yıl da Gazze’de çekilen 22 kısa filmden oluşan “Sıfır Noktasından” filmini gösterdi. Soykırım devam ederken Gazze’de, Gazzeli sinemacıların çektiği filmlerden oluşan yapım 2 seçki halinde izleyiciye sunuldu. </p><h2>SEKTÖRÜN KALBİ BURADA ATTI </h2><p>10. yıla özel 10 gün yapılan festivalde kimler yoktu ki…</p><p>Usta yönetmen Yüksel Aksu, senarist Akın Aksu, oyuncu Mert Turan, sinema tarihçisi Burçak Evren gibi sektörün önemli isimlerinin yanı sıra önemli genç isimler de KHKFF’nde yer aldı. Festivalin kısa film ve yapım destek jürilerinde de Mahmut Fazıl Coşkun, Sinan Albayrak, Esra Demirkıran, Emre Pekçakır, Natali Yeres,  Fatih Özcan, Ahmet Şahin, Aslıhan Eker yer alırken, ön jürilerde de Mert Kartal, Yılmaz Kıvanç, Fatma Güldalı, Nebiye Ay, Neşe Durdi, Orhan Dede, Hüseyin Urçuk, Mert Erez yer aldı.</p><p>Bir kısa film festivalinde sektörden 50 kişinin yer alması gerçekten ayakta alkışlanacak bir durum. Yer alma dediğimiz de misafir olarak katılmaktan söz etmiyoruz. Her yıl etkinlik ve jürilerde yer alarak gençlerle ve ürünleriyle muhatap olan 50 yeni kişi festivalden geçiyor.</p><p>Festivalde yer alan diğer isimleri de anmadan geçmeyelim…</p><p>Samed Karagöz, Peren Birsaygılı Mut, Erim Şişman, Alkan Avcıoğlu, Zümrüt Sönmez, Feza Çaldıran, Ethem Günhan, Seda Kanburoğlu, Muhammed İrşad Dursun, Orhan Koçak, Uğur Deniz Terzioğlu, Prof. Ali Sait Liman, Prof. Arif Can Güngör, Zeynep Özlem Havuzlu, Zeynep Özlem Havuzlu, Dr. Öğr. Üyesi Pınar Tınaz, Nihan Işık, Adil Yanık…</p><h2>60 FİLM, ONLARCA SİNEMACI</h2><p>35 finalist ve gösterim hakkı kazanan filmin yanı sıra Filistin seçkisi ve erişilebilir gösterimle birlikte KHKFF’nde toplam 60 film gösterildi. 50’den fazla sinemacının, en az o kadar da kısa filmcinin bir festival içinde yer alması çok mühim. Festivalin kısa filmciler için yapıldığı çok net ve bu iddianın karşılığını veriyor. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4768785" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/15/e6bfdbfe-g9kn2e6k1oiy82e2f34yj.webp" data-title="Yan Yana ama özgün değil?" data-url="/hayat/yan-yana-ama-ozgun-degil-4768785" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yan Yana ama özgün değil?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4771091" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/22/737e6045-5xh5js3yejff399gbmyd8c.webp" data-title="Kopya Özcan Deniz kavgası" data-url="/hayat/kopya-ozcan-deniz-kavgasi-4771091" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kopya Özcan Deniz kavgası</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4767711" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/11/5942f711-9r87jyavd2hhh2v722kdho.webp" data-title="Ünlü yıldızlarla en yeni Robin Hood uyarlaması ilk kez ve sadece Tivibu’da" data-url="/hayat/unlu-yildizlarla-en-yeni-robin-hood-uyarlamasi-ilk-kez-ve-sadece-tivibuda-4767711" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ünlü yıldızlarla en yeni Robin Hood uyarlaması ilk kez ve sadece Tivibu’da</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/10-gun-festival-mi-olur-4773549</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/11/29/a801d86b-ejz21cq9z1m9k368m7tv9v.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kopya Özcan Deniz kavgası</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kopya-ozcan-deniz-kavgasi-4771091</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kopya-ozcan-deniz-kavgasi-4771091" rel="standout" />
      <description>Tamamen yapay zekâ ile üretilecek “Tesseract” adlı proje, oyuncular ile Oyuncular Sendikası’nı karşı karşıya getirdi. Projede Özcan Deniz ve Akın Akınözü gibi aktif çalışan oyuncuların dijital kopyaları kullanılacak. Sendika, dijital kopya izni veren oyuncuları mesleki tehlikeye atmakla suçladı. Meslek itibarının zedelendiğini belirten Akınözü ise sendikaya dava açıyor. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tamamen yapay zekâ ile üretileceği duyurulan “Tesseract” adlı proje, oyuncular ile Oyuncular Sendikası’nı karşı karşıya getirdi. Çünkü projede, Özcan Deniz ve Akın Akınözü gibi aktif olarak çalışan oyuncuların dijital kopyaları kullanılacak. Ayrıca yapay zeka üretimi ilk sanal oyuncu “İz” de projede yer alacak. </p><h2>“GELECEK KUŞAKLARI RİSKE ATIYOR”</h2><p>Sendika, dijital kopya izni veren oyunculara tepki gösterdi. Bunun, mesleğin geleceği açısından ciddi tehdit oluşturduğunu savundu. Sendika açılamasında “Oyuncunun bedeni, sesi, emeği ile kimliğinin dijital olarak ikame edilmesi hem bugünün çalışanlarını hem de gelecek kuşakları riske atıyor” denildi.</p><p> Oyuncular Sendikası’nın açıklaması bir tehlikeye işaret ettiği kadar yakın zamanda bütün sektör bileşenlerinin yapması gereken tercihi de hatırlatıyor. Senaristler yapay zeka kullanıyor. Özel efekt üreticileri zaten yapay zeka destekli çalışıyor. Görsel birçok ürün tamamen yapay zeka ile halledilecek durumda. Bir filmin tamamen yapay zeka ile yapılmasının alternatif haline geleceği zaman da yakındır. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/11/22/aa8b40d9-b71l3d39y2b4042wupchrg.webp" data-card-width="1468" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2025/11/22/aa8b40d9-b71l3d39y2b4042wupchrg.webp" data-card-caption="Özcan Deniz'in yapay zeka klonu Tesseract  dizisinde."></p><h2>CEVAP BULUNMASI GEREKEN SORULAR</h2><p>Peki, bu durumda üreticiler ne yapacak? Üretim nasıl etkilenecek? Yapay zekaya direnmek mi, teslim olmak mı? Yardımcı olarak kullanmak mı, yok saymak mı? Sorulardan herhangi birine cevap bulmak için konuyu zamana bırakmak da bir tercih olabilir. Ancak üreticilerin vakit geçmeden karar vermesi gerekiyor. </p><p>Mesela Oyuncular Sendikası’nın açıklamasına, Akın Akınözü tepki gösterdi. ‘Tesseract’ projesi hakkında yapılan açıklamadan dolayı, mesleki itibarının zedelendiğini belirterek hukuki süreç başlatacağını duyurdu. Yani yeni bir mücadele alanı oluşmaya başladı. </p><p>Yapay zekanın telif haklarına etkisi bütün dünyada tartışılan bir konu. Sürekli güncellenen yasal düzenlemeler söz konusu. Tamamen bir sonuca varmak mümkün değil. Çünkü yapay zekanın sektörde üretimi tam olarak nasıl kullanılacağı ve izin meselesinin kimlerle sınırlı olacağı zamanla ortaya çıkan yaşanmışlıklarla belirleniyor. </p><h2>ÖZGÜN ÜRETİM İÇİN TEHLİKE YOK!</h2><p>Teknik alanlar ile ticari sinemanın yapay zeka konusunda endişe etmesi anlaşılır. Bu endişe ile yaşamaya alışmak, tamamen reddetmek ya da kabul etmek seçenekleri güncelliğini koruyacak. Ancak festival sineması için yapay zeka belki de hiçbir zaman bu denli tehlike oluşturmayacak. Çünkü üretimler mümkün olduğu kadar yapaylıktan uzak, sanat olgusu zemininde gerçekliğe yakın ve en önemlisi özgün yöntemler bağlamında benzersiz olacaktır. Haliyle, yapay zekanın bunu yapabilmesi mümkün olmayacaktır. Çünkü yapay zeka, var olan insanlık birikimini kullanıyor. Özgünlük ise olmayanla ya da olana dair yeni söylemle oluşacaktır. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4768785" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/15/e6bfdbfe-g9kn2e6k1oiy82e2f34yj.webp" data-title="Yan Yana ama özgün değil?" data-url="/hayat/yan-yana-ama-ozgun-degil-4768785" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yan Yana ama özgün değil?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4767711" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/11/5942f711-9r87jyavd2hhh2v722kdho.webp" data-title="Ünlü yıldızlarla en yeni Robin Hood uyarlaması ilk kez ve sadece Tivibu’da" data-url="/hayat/unlu-yildizlarla-en-yeni-robin-hood-uyarlamasi-ilk-kez-ve-sadece-tivibuda-4767711" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ünlü yıldızlarla en yeni Robin Hood uyarlaması ilk kez ve sadece Tivibu’da</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4766601" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/8/2641c765-wl2zp2j8qq9zno5acnr53f.webp" data-title="Hollywood’da Siyonist endişe!" data-url="/hayat/hollywoodda-siyonist-endise-4766601" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hollywood’da Siyonist endişe!</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kopya-ozcan-deniz-kavgasi-4771091</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/11/22/737e6045-5xh5js3yejff399gbmyd8c.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 22 Nov 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yan Yana ama özgün değil?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/yan-yana-ama-ozgun-degil-4768785</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/yan-yana-ama-ozgun-degil-4768785" rel="standout" />
      <description>Feyyaz Yiğit ile Haluk Bilginer’i buluşturan Yan Yana filmi vizyona girdi. Fransız bir yapımdan uyarlanan hikaye sürprizlere kapalı ama gişe matematiğine uygun. Böyle bir kadronun neden özgün bir hikaye ile beyaz perdeye çıkmadığı da akla gelen soruların başında yer alıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yılın belki de en çok beklenen filmi Yan Yana vizyona girdi. Türkiye’nin son dönem en gözde oyuncuları olan Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’i buluşturan film, 2001 Fransız yapımı Can Dostum’un uyarlaması. Yan Yana, paraşüt kazası sonucu boynundan aşağısı felç kalan zengin Refik ile yardımcısı olarak işe alınan Ferruh arasındaki dostluğu anlatıyor.</p><p>Filmin orijinali, Fransa’nın sosyolojik yapısındaki ayrıcalıklı ve dışlanmış iki karakterin hikayesine odaklanıyor. Orijinalinde bakıcı rolü siyahi birine ait. Yan Yana’da ise roman sayılan bir karakter (bebekken roman bir ailenin evlat edinmesinden ötürü tam bilemiyoruz). Roman mahallesinde yetiştiği için Türkiye’nin arka mahalle sosyolojisine hakim, ‘arka sokak’ kültürüne hakim olan Ferruh’un, seçkin bir aile lideri olan Refik ile arkadaşlığı normal şartlarda mümkün değil elbette. Film de bu imkansızlığı mümkün kılan zor şartlara rağmen dostluğun aştığı sınırlara işaret ediyor.</p><p><br></p><h2>DOSTLUĞUN YIKTIĞI SINIFSAL DUVARLAR</h2><p>Evet, dostluğun ve samimiyetin yıkamayacağı duvar yok. Kendisini çok iyi yetiştirmiş, yüksek sanat beğenisine sahip Refik’in, ‘alt tabaka sanat’ ve beğeniye sahip Ferruh ile kendini yeniden keşfetmesine şahitlik ediyoruz.</p><p>Post modern zaman masalı esasında. Sadece aşk ile sınıfsal fark anlatılacak değil ya. Dostluk çerçevesinde gayet güzel sınıfsal duvarların yıkılması mümkün.</p><p>Fransa’da yapıldığı 2011’de gişede büyük başarı elde eden filmin Türkiye’de de benzer bir durumla karşılaşması mümkün. Zira gişe matematiği her bakımdan işletilmiş. En gözde 2 oyuncu, eğlenceli bir senaryo, sınıfsal farkı ortaya koyan net kontrast ve izleyiciyi motive edecek birçok nüans ile Yan Yana’nın gişede ciddi sonuç vereceğine şüphe yok. Şu an Uykucu ve Kral Şakir: Dünyalar Karıştı ile salonların en gözde filmi olacak. 300’den fazla sinemada en az 500 salonda gösterilecek olan filmin yılın en çok izlenen yapımlarından biri olması kesin gibi.</p><p><br></p><h2>NEDEN ÖZGÜN BİR HİKAYE İLE DEĞİL?</h2><p>Feyyaz Yiğit’in sinemadaki ilk başrol oyunculuğunu böyle bir projede yapıyor olması avantaj tabii. Fekat neden özgün bir senaryo ile yola çıkılmadığı sorusu akıllara geliyor. Çünkü senaryoyu kaleme alan Feyyaz Yiğit, Aziz Kedi eve Mert Baykal bunu yine başarabilirdi. Elbette ticari gözle bakıldığında bazı şeylerin garantiye alınması da mantıklı. Nihayetinde gişe filmi…</p><p>Absürt komedi dizi ve filmlerinde görmeye alıştığımız Feyyaz Yiğit, yeni tür denemesinin içinde de rolünün hakkını veriyor. Haluk Bilginer bildiğiniz gibi. Ticari bir yapım için oyunculukların başarılı olduğunu söylemek mümkün. Ancak bazılarının beklentisini karşılamaması da muhtemel. Özellikle yan roller, Bilginer ve Yiğit’in gölgesinde eziliyor denebilir.</p><p>Filmin orijinalinde de olan bel altı meselelerin es geçilmediğini ve aile ile rahatlıkla izlenecek bir film olmadığını da söylemek gerek.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4767711" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/11/5942f711-9r87jyavd2hhh2v722kdho.webp" data-title="Ünlü yıldızlarla en yeni Robin Hood uyarlaması ilk kez ve sadece Tivibu’da" data-url="/hayat/unlu-yildizlarla-en-yeni-robin-hood-uyarlamasi-ilk-kez-ve-sadece-tivibuda-4767711" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ünlü yıldızlarla en yeni Robin Hood uyarlaması ilk kez ve sadece Tivibu’da</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4766601" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/8/2641c765-wl2zp2j8qq9zno5acnr53f.webp" data-title="Hollywood’da Siyonist endişe!" data-url="/hayat/hollywoodda-siyonist-endise-4766601" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Hollywood’da Siyonist endişe!</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4766602" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/8/9e8d0252-xzsa3qeb5rkvy3o4dyroc.webp" data-title="TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri devam ediyor" data-url="/hayat/trt-uluslararasi-belgesel-odulleri-devam-ediyor-4766602" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri devam ediyor</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/yan-yana-ama-ozgun-degil-4768785</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/11/15/e6bfdbfe-g9kn2e6k1oiy82e2f34yj.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 15 Nov 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ünlü yıldızlarla en yeni Robin Hood uyarlaması ilk kez ve sadece Tivibu’da</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/unlu-yildizlarla-en-yeni-robin-hood-uyarlamasi-ilk-kez-ve-sadece-tivibuda-4767711</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/unlu-yildizlarla-en-yeni-robin-hood-uyarlamasi-ilk-kez-ve-sadece-tivibuda-4767711" rel="standout" />
      <description>Dizi tutkunlarından tam not alan yapımları izleyicilerle buluşturan Tivibu, kasım ayında efsane kahraman “Robin Hood”u ilk kez Tivibu ekranlarına getiriyor. Barış ve adalet için mücadele eden “Robin Hood”, Türkçe alt yazı ve dublaj seçenekleriyle Tivibu platformunda yerini alıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde Kod Adı: Paris, Kasparov ve Deep Blue: Rövanş, Sherlock ve Kızı, 80 Günde Devriâlem, Muhafızlar: Gizli Proje gibi başarılı yapımları geniş arşivinde toplayan Tivibu, adalet ve özgürlük temalarıyla öne çıkan yapım “Robin Hood” ile izleyicilere farklı ve yeni bir seyir keyfi yaşatıyor. Sinema ve Süper Paket aboneleri, beğenilen yerli ve yabancı dizilere diledikleri zaman erişebiliyor.</p><h2>Efsane geri dönüyor: En Yeni “Robin Hood”</h2><p>Anglo-Sakson kanun kaçağı Rob ve Norman soylu kadını Marian’ın yollarının kesiştiği dizi; adalet, özgürlük ve eşitlik uğruna verilen mücadeleyi konu alıyor. Norman fethinin ardından adaletsizliğe karşı birleşen ikilinin hikayesi hem aksiyon hem de duygusal yönleriyle dikkat çekiyor. Rob’un isyancı bir çeteye liderlik ederek yozlaşmış düzene karşı verdiği mücadele, diziyi sadece bir dönem hikayesi olmaktan çıkarıyor ve evrensel bir direniş öyküsüne dönüştürüyor. Bu en yeni uyarlamada genç oyuncu Jack Pattern, Robin Hood karakterine hayat veriyor. Marian rolünde Lauren McQueen, Nottingham Şerifi rolünde ise Yüzüklerin Efendisi, Game of Thrones gibi yapımlarla öne çıkan güçlü oyuncu Sean Bean yer alıyor. Gladyatör filmlerinden hatırladığımız Connie Nielsen, yılın en iddialı yapımlarımdan biri olan bu dizide öne çıkan bir diğer oyuncu olarak dikkat çekiyor.</p><p><br></p><p>Toplam 10 bölümden oluşan dizi, 3 Kasım itibarıyla Tivibu platformunda ilk iki bölümüyle izleyicilerle buluşuyor. Yeni bölümler ise Amerika yayının hemen ardından her hafta Tivibu’da yerini alacak. Dizi, Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle ilk kez Tivibu ekranlarında izlenebilecek. </p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/unlu-yildizlarla-en-yeni-robin-hood-uyarlamasi-ilk-kez-ve-sadece-tivibuda-4767711</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/11/11/5942f711-9r87jyavd2hhh2v722kdho.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 18:09:09 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hollywood’da Siyonist endişe!</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/hollywoodda-siyonist-endise-4766601</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/hollywoodda-siyonist-endise-4766601" rel="standout" />
      <description>Gazzeli Hind Receb’in Siyonist kurşunlarla katledilmesini anlatan Hind Receb’in Sesi filmi Hollywood’u karıştırdı. Venedik Film Festivali’nde 20 dakika ayakta alkışlanan film Tunus’un Oscar adayı olduğu için tartışılıyor. Dahası, filmi ABD’de pazarlayacak olanlar tepkilerden çekiniyor. Bu durum, Hollywood’daki Siyonist etkisinin hâlâ devam ettiğini gözler önüne seriyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl Gazze’de akrabaları ile birlikte bir arabada 350 kurşunla katledilen 5 yaşındaki Hind Receb’i anlatan “Hind Receb’in Sesi” filmi Hollywood’da gündem oldu. Tunus’un Oscar adayı olan film için ülkede tanıtım ve pazarlama stratejisi oluşturulması gerekiyor. Distribütörler ise filmin pazarlanabilirliğine dair tereddüde sahip. Zira filmi fazla politik buluyorlar. </p><p>Hollywood’un nabzını tutan haber merkezlerinden olan Variety’nin haberine göre, Amerikan izleyicisinin ve dağıtımcıların, Gazze’de devam eden çatışmanın ortasında geçen bir hikayeye nasıl tepki verebileceğine dair tedirginlik var. Bu da filmin piyasaya sürülmesini “alışılmadık derecede hassas” hale getiriyor. </p><h2>AVRUPA’DA ALKIŞLANAN FİLM HOLLYWOOD’DA ENDİŞEYE YOL AÇMIŞ!</h2><p>Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania’nın filmi, Venedik Film Festivalinde yarışıp ödül alırken, ilk gösteriminde de uzun süre ayakta alkışlanmıştı. Avrupalılar başta olmak üzeren dünyanın her bölgesinde gittiği yerlerde takdir ve saygıyla karşılanan filmin ABD’de “pazarlama endişesi” oluşturması ise Siyonist lobilerin ülkede ne kadar etkin olduğunu gözler önüne seriyor. </p><p>Bu endişe hayati derecede önemli. Zira Oscar aday adayı olmuş bir filmin önce ABD’de sinema salonlarında gösterilmesi, Akademi üyelerine izlettirilmesi ve halk nezdinde de etki oluşturması için PR çalışmalarına konu olması gerekiyor. Her film bunu yapıyor ve pazarlama stratejisi en iyi olan filmler genellikle sonuca ulaşıyor. </p><h2>“TEMKİNLİ HOLLYWOOD EKOSİSTEMİ”</h2><p>Variety’nin haberinde ilginç bir ifade dikkat çekiyor. “Filistin-İsrail bağlamında açıkça politik materyallere karşı temkinli bir Hollywood ekosistemi” olduğundan söz ediyor. Temel nokta burası. Dünyanın gözleri önünde soykırım yapılması ve buna dair bir gerçekliğin anlatılması değil, İsrail’in içinde olduğu bir eleştiri denkleminin rahatsızlık oluşturması söz konusu. Gerekçe olarak” Kimse trajediyi sömürüyormuş gibi görülmek istemedi, ama kimse sansürle de suçlanmak istemedi” şeklinde yorumlar olduğundan bahsedildi. </p><p>Bu tablo da açıkça ortaya koyuyor ki, son 2 yılda çok şey değişmiş olmasına rağmen Hollywood’da Siyonist lobiler hala korku nesnesi. PR firmaları böylesi bir film için bile endişe duyacak hale gelmiş durumda. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4764210" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/11/1/74ecb433-n9m1ld6zrs0i2n6icol0wd.webp" data-title="‘Süper Güç’ün makyajı mı dökülüyor" data-url="/hayat/super-gucun-makyaji-mi-dokuluyor-4764210" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">‘Süper Güç’ün makyajı mı dökülüyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4763899" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/31/0bc7b038-kmh82a4ssfa3ph1akovaw.webp" data-title="Taşacak Bu Deniz dizisine mi katılıyor? Öykü Gürman'dan sosyal medyayı sallayan sürpriz hamle" data-url="/foto-galeri/hayat/tasacak-bu-deniz-dizisine-mi-katiliyor-oyku-gurmandan-sosyal-medyayi-sallayan-surpriz-hamle-4763899" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Taşacak Bu Deniz dizisine mi katılıyor? Öykü Gürman'dan sosyal medyayı sallayan sürpriz hamle</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4761937" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/25/99fc9f80-0mz5p2bdr9qbll4eqdbghe.webp" data-title="Molozlar arasında Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali" data-url="/hayat/molozlar-arasinda-gazze-uluslararasi-kadin-sinemasi-festivali-4761937" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Molozlar arasında Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/hollywoodda-siyonist-endise-4766601</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/11/8/2641c765-wl2zp2j8qq9zno5acnr53f.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri devam ediyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/trt-uluslararasi-belgesel-odulleri-devam-ediyor-4766602</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/trt-uluslararasi-belgesel-odulleri-devam-ediyor-4766602" rel="standout" />
      <description>Bu yıl 16. kez düzenlenen TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri geçtiğimiz gün başladı. Dolu dolu bir içerikle 9 Kasım Pazar günü (yarın) düzenlenecek ödül törenine kadar devam eden organizasyonda film gösterimleri, söyleşiler, paneller ye alıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze'de yaşanan dramın ele alındığı "Benim Hikayem, Senin Gerçeğin" paneline "The Voice of Hind Rajab" belgeselinin başrol oyuncuları Motaz Malhees ile Saja Kilani ve “Hind Receb’in Sesi” (The Voice of Hind Rajab) ve "Filistin 36" filmlerinin yapımcısı Sawsan Asfari katıldı.</p><p>Dünya premierini Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yapan ve Filistin’in Oscar adayı olan 'Filistin 36'nın çok önemli işlevi olduğunu söyleyen yapımcı Asfari, “Gerçekten hiç bilmediğimiz, çok uzağımızda olan bir tarihi anlatıyor. Bize anlatılan sahte Filistin tarihi, o toprakların insansız bir yer olduğunu söylüyordu. Oysa film, bu meselenin köküne iniyor.”</p><p>Venedik Film Festivalinde 20 dakika ayakta alkışlanan ve birçok Hollywood yıldızının yapımına katkıda bulunduğu Hind Receb’in Sesi filminin başrol oyuncusu Motaz Malhees de panelde önemli açıklamalarda bulundu. “Filmimizle birlikte seyircinin Filistin'de yaşanan acıyı anladığını düşünüyorum” diyen Malhees, "Bu değerli çalışmanın gerçekliği son derece ağır. Hem sete hem de rolüme sevgi ve sorumlulukla yaklaştım. Bütün bunlar olmasaydı bu işi yapmak gerçekten benim için imkansız hale gelebilirdi. Çünkü yüzünüze vurulmuş o gerçekliğe, sahip olduğunuz sevgi ve sorumluluk olmazsa dayanmanız mümkün değil" diye konuştu.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4759643" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/18/21074c53-u595jf0lzgce1885w5ffe.webp" data-title="Mevlana’dan çok Şems filmi " data-url="/hayat/mevlanadan-cok-sems-filmi-4759643" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Mevlana’dan çok Şems filmi </span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4759642" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/18/e9218c9d-sw7b4vi0pzqbe5ga5a5e0v.webp" data-title="İsrail’i kınayan sinemacılar tehdit altında mı?" data-url="/hayat/israili-kinayan-sinemacilar-tehdit-altinda-mi-4759642" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İsrail’i kınayan sinemacılar tehdit altında mı?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4761937" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/25/99fc9f80-0mz5p2bdr9qbll4eqdbghe.webp" data-title="Molozlar arasında Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali" data-url="/hayat/molozlar-arasinda-gazze-uluslararasi-kadin-sinemasi-festivali-4761937" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Molozlar arasında Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/trt-uluslararasi-belgesel-odulleri-devam-ediyor-4766602</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/11/8/9e8d0252-xzsa3qeb5rkvy3o4dyroc.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>‘Süper Güç’ün makyajı mı dökülüyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/super-gucun-makyaji-mi-dokuluyor-4764210</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/super-gucun-makyaji-mi-dokuluyor-4764210" rel="standout" />
      <description>ABD’de şu sıralar ilginç bir tartışma var. Savunma Bakanlığı Pentagon, Netflix’e bayrak açmış durumda. Platformun yeni filmi “A House of Dynamite” (Bir Dinamit Evi), “dünyayı kurtaran ABD” ve “Amerikan Rüyası” imajlarını yerlere sermiş durumda. Haliyle Pentagon da duruma tepkili. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de şu sıralar ilginç bir tartışma var. Savunma Bakanlığı Pentagon, Netflix’e bayrak açmış durumda. Platformun yeni filmi “A House of Dynamite” (Bir Dinamit Evi), “dünyayı kurtaran ABD” ve “Amerikan Rüyası” imajlarını yerlere sermiş durumda. Haliyle Pentagon da duruma tepkili. “Film, ABD’nin füze savunma sistemini etkisiz olarak gösteriyor ve yeteneklerini küçümsüyor” görüşündeler. Gerçekten öyle mi? Bakalım…</p><p>Öncelikle söylemek lazım ki, bu yazıda filme dair bilgiler yer alacak. İzlemeden ipucu almak istemeyenler sonrasında okuyabilir…</p><h2>NÜKLEER FELAKET YAKIN GELECEK Mİ?</h2><p>Kathryn Bigelow’un yönettiği film, Chicago’ya yönelen bir nükleer füze tehdidine karşı ABD hükümetinin tepkisini konu alıyor. Bir sabah ansızın radara giren bir füzenin durdurulması gerekir. Bunun için savunma kalkanı ve füzeler vardır. Çok zamanları yoktur. Karar verilir ve “mermiyi mermi ile vurmak” için harekete geçilir. Ancak başarısız olunur. </p><p>Teknolojinin geldiği nokta ve akıllı füzelerin varlığı düşünüldüğünde çok da mantıklı gelmemekle birlikte, dünyanın süper gücü ABD’nin kendini savunamayacak halde görünmesi alışıldık bir durum değil. Normalde Hollywood ya da dijital mecralar eliyle yapılan filmlerde ABD’nin önce kendisini ve elbette dolayısıyla dünyayı kurtardığını görürüz. Biz bile o kadar alıştık ki bu duruma, A House of Dinamite’e biz de şaşırdık. “Nasıl yani, ABD kendini kurtarmadı mı? Bırak dünyayı, kendini mi kurtaramadı!”</p><h2>“SÜPER GÜÇ ABD”NİN MAKYAJI MI AKIYOR? </h2><p>Her şey bir tarafa, bu algının 1 asırda nasıl oluşturulduğu ve geldiğimiz noktada yıkılmasının çok zor olduğunu görmek içler acısı. Önceleri Hollywood, sonrasında diziler ve dijital mecralar eliyle oluşturulan ABD algısı, yenilmez, çarelerle dolu, bütün dünyaya yetendir. Aksi olduğunda izleyicinin şaşırması, kurumların itiraz etmesi, hayretler içinde kalınması ve kabul edilemez görülmesi ilginç değil mi? Halbuki bunun sadece bir film olduğu, kurmaca unsurlardan oluştuğu, sadece izleyip geçilmesi gereken bir eğlence olduğu da söylenebilirdi (Ülkemizdeki dizilerde tarihi karakterlerle ilgili dizi ve filmlere eleştiri geldiğinde hep böyle savunulur ya!). Oysa Pentagon, “Gerçekleri yansıtmıyor” diye açıklama yapıyor. Yönetmen de “Patlamaya hazır bir dünyada yaşıyoruz. Nükleer tehditlere dair farkındalık yaratmak ileriye atılmış olumlu bir adım” diyor.</p><p>Yani filmlerin gerçek ile bağı ve gerçeklik yaklaşımı ile ilgili ciddi bir örnekle karşı karşıyayız. Yine, yeniden anlamalıyız ki, hiçbir film sadece film değildir. “Gerçeklik yaratma” gibi bir işlevi vardır ve izleyici de bunu böyle kabul eder. Öyleyse, üreticiler buna göre yol almalı, izleyici de buna göre izlemeli.</p><p>Tekrar filme dönecek olursak…</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/11/1/2e05cbe5-23s7wcq8g7ef62042yw6y.webp" data-card-width="960" data-card-height="799" data-card-path="/piri/upload/3/2025/11/1/2e05cbe5-23s7wcq8g7ef62042yw6y.webp" data-card-caption="Yönetmen : Catherine Bigelow"></p><h2>BIGELOW HEP ABD ASKERİ İLE BERABER</h2><p>Kathryn Bigelow’un bütün filmleri böyleydi. Kendisini Oscar’da en iyi yönetmen ödülünü alan ilk kadın yapacak olan Ölümcül Tuzak da Irak’taki ABD askerlerini konu ediyordu. Sonraki filmi Zero Dark Thirty de Usame Bin Ladin’in öldürülmesi hikayesini ele alıyordu. Yani Bigelow’un Pentagon ile arası gayet iyi. Filmlerinde antimilitarist bir yaklaşım olsa da temelde ABD milliyetçiliğini barındırıyordu. Şu an tartışılan filminde de ülkesini tahkir etmiyor. Küresel bir meseleye dikkat çekmek isterken kendi vatanını mekan kılıyor. Yani dünyanın neresinde olursa olsun, bir nükleer saldırı ile karşı karşıya kalınırsa çaresizlik hüküm sürer. Böyle mi acaba? Elbette hayır. Latife ettiğimi düşünebilirsiniz. Çünkü filmde adı geçen Rusya, Çin, Kuzey Kore, İran gibi ülkeler ABD’nin baş düşmanıdır. Ve bu ülkelerin hiçbirinde bir devlet başkanı, saldırı altındayken düşmanına karşı misilleme yapmaktan imtina etmez. Oysa A House of Dinamite’te ABD başkanı, milyonlarca insanın hayatından endişe ettiği için son ana kadar misilleme emrini veremiyor. Nükleere karşı nükleer saldırıya eli varmıyor. Bu da ancak ABD’de olabilecek bir şey. </p><p>Bu zaviyeden bakınca her Hollywood yapımı zaten ABD güzellemesi yapar. Fekat bu filmde istisnai bir manzara olarak ABD’nin yüksek teknolojik ve askeri varlığı, kendilerini korumaya yetmiyor. Yani sadece asker/ordu eleştiriliyor. Yoksa Beyaz Saray’dan Pentagon’a kadar bütün çalışanlar, milyonlarca insanın zarar görecek olmasından ötürü perişan oluyor. Hatta Savunma Bakanı intihar ediyor. Neler neler!</p><p>Neticede, Bigelow’un diğer bütün filmlerinde olduğu gibi ABD askerlerinin yaşadıklarına odaklanarak antimilitarist ama zeminde “Yaşasın Amerikan rüyası” diyen bir yapım ile karşı karşıyayız. ABD’nin teknolojik ve askeri olarak yetersiz kaldığını görmek sürpriz oluyor sadece. </p><h2>SONU İZLEYİCİYE Mİ KALMIŞ?</h2><p>Bu arada filmin sonunda ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Aynı 18 dakikayı 3 farklı mekan ve karakterlerin gözünden anlatan filmin sonunda ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Yönetmen öyle istemiş. Ucu açık bırakılmış. Lakin çok açık kalmış. Biraz cereyan yapmış. Bu kadar fazla soru ile izleyiciyi tatmin etmek mümkün değil. Bu açıdan da çok eleştiriliyor zaten. Ayrıca farklı gözlerden anlatma tercihi çok oturmamış. Çünkü çok fazla ortak diyalog ve bilgi ile farklı gözlükler takıyoruz. Konusu itibarıyla çok tartışılan ama Bigelow’a, diğer filmleri kadar itibar katmayan bir film olmuş. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4763899" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/31/0bc7b038-kmh82a4ssfa3ph1akovaw.webp" data-title="Taşacak Bu Deniz dizisine mi katılıyor? Öykü Gürman'dan sosyal medyayı sallayan sürpriz hamle" data-url="/foto-galeri/hayat/tasacak-bu-deniz-dizisine-mi-katiliyor-oyku-gurmandan-sosyal-medyayi-sallayan-surpriz-hamle-4763899" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Taşacak Bu Deniz dizisine mi katılıyor? Öykü Gürman'dan sosyal medyayı sallayan sürpriz hamle</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4761937" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/25/99fc9f80-0mz5p2bdr9qbll4eqdbghe.webp" data-title="Molozlar arasında Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali" data-url="/hayat/molozlar-arasinda-gazze-uluslararasi-kadin-sinemasi-festivali-4761937" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Molozlar arasında Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4759643" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/18/21074c53-u595jf0lzgce1885w5ffe.webp" data-title="Mevlana’dan çok Şems filmi " data-url="/hayat/mevlanadan-cok-sems-filmi-4759643" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Mevlana’dan çok Şems filmi </span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/super-gucun-makyaji-mi-dokuluyor-4764210</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/11/1/74ecb433-n9m1ld6zrs0i2n6icol0wd.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 01 Nov 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Molozlar arasında Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/molozlar-arasinda-gazze-uluslararasi-kadin-sinemasi-festivali-4761937</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/molozlar-arasinda-gazze-uluslararasi-kadin-sinemasi-festivali-4761937" rel="standout" />
      <description>İsrail işgali ve soykırımı altında harabeye dönen Gazze’de Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali yeniden düzenleniyor. Son olarak 2022 yılında yapılan organizasyon bu yıl 26-31 Ekim tarihlerinde molozlar arasında hayata geçiriliyor. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası aktörlerin masaya oturarak gerçekleştirdiği ateşkes sonrası Gazze’de hayat normale dönecek mi, merak konusu. Bunun bir işareti olarak Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali yeniden düzenleniyor. </p><p>Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania’nın ”Hind Receb’ın Sesi”, 26-31 Ekim tarihlerinde Gazze Şeridi’nin kalbindeki molozların ortasında düzenlenecek olan Gazze Uluslararası Kadın Sineması Festivali’nin ilk baskısını açacak.</p><h2>AÇILIŞ FİLMİ “HİND RECEB’İN SESİ”</h2><p>Gazze Şehri’nin yaklaşık dokuz mil dışında, soykırıma sahne olan yerlerden Filistin şehri Deir El-Balah’da düzenlenecek festivalin açılış filmi ise”Hind Rajab’ın Sesi” olacak. Venedik Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan film, 5 yaşındaki Hind Receb’in İsrail güçleri tarafından katledildiği dakikaları anlatıyor. </p><p>Filmin yönetmeni Hania sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Organizatörler, bu festivale hala yıkımdan yaralanmış bir şehirde ev sahipliği yaparak, sinemanın bir hayatta kalma biçimi, acıyı belgelemenin bir yolu ve anlatıyı geri kazanmanın bir aracı olabileceğini doğruluyorlar” dedi. </p><p>Festival soykırım devam ederken çevrimiçi olarak planlanmıştı. Ateşkes anlaşmasından sonraysa gerçek mekandan gerçek bir şekilde yapılmasına karar verildi. Festivalde 28 ülkeden kurmaca, belgesel ve kısa filmler yer alıyor. Yapımların tamamı kadınların yaşamlarını, seslerini ve mücadelelerini anlatıyor.</p><h2>JÜRİLERDE ÖNEMLİ İSİMLER</h2><p>Festivalin onursal başkanı, “Gazze Hastanesi” belgeseli ile tanınan Alman film yapımcısı Monica Maurer. </p><p>Faslı yönetmen Mohamed El Younsi, İtalyan aktris Jasmine Trinca, Filistinli yazar-yönetmen Fajr Yacoub, Cezayirli aktris ve tiyatro yönetmeni Moni Boualam’dan oluşan kurmaca kategori jürisine Fransız yazar-yönetmen Céline Sciamma başkanlık ediyor.</p><p>Filistinli yönetmen Annemarie Jacir, Bahreynli yapımcı Bassim Al Thawadi, İtalyan yapımcı Graziella Bildesheim, Kuveytli yönetmen Abdulaziz Al-Sayegh’ten oluşan belgesel jürisinde ise Kübalı film editörü Maricet Sancristobal jüri başkanı. </p><p>Gazze’de soykırım öncesinde “Kırmızı Halı Film Festivali” de yapılıyordu. </p><p>Filistin, dünyada sinema salonu bulunmayan tek ülke. Filmler de Filistin dışında yapılmak zorunda. Bu bakımdan Filistin Sineması, dünyada eşi olmayan bir hüviyete sahip.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4759642" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/18/e9218c9d-sw7b4vi0pzqbe5ga5a5e0v.webp" data-title="İsrail’i kınayan sinemacılar tehdit altında mı?" data-url="/hayat/israili-kinayan-sinemacilar-tehdit-altinda-mi-4759642" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İsrail’i kınayan sinemacılar tehdit altında mı?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4757400" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/11/aeeb7339-kccn8e1qrcd16dx436a01p.webp" data-title="Filistin filmleri desteklensin" data-url="/hayat/filistin-filmleri-desteklensin-4757400" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Filistin filmleri desteklensin</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/molozlar-arasinda-gazze-uluslararasi-kadin-sinemasi-festivali-4761937</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/10/25/99fc9f80-0mz5p2bdr9qbll4eqdbghe.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 25 Oct 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail’i kınayan sinemacılar tehdit altında mı?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/israili-kinayan-sinemacilar-tehdit-altinda-mi-4759642</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/israili-kinayan-sinemacilar-tehdit-altinda-mi-4759642" rel="standout" />
      <description>Gazze’de soykırım uygulayan İsrail’i eleştiren ve İsrailli firmalarla çalışmama açıklamasına imza atan sinemacılara tehdit gibi bir mektup yazıldığı ortaya çıktı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Netflix ve BBC’nin başı çektiği bazı kuruluşların hukuk birimlerinin ortak mektubunda, Joaquin Phoenix, Olivia Colman gibi isimler tarafından imzalanan “İsrail Film Boykotu”nun başlarına bela olabileceği iddia edildi. </p><p>Variety’nin haberine göre Netflix, Disney, Amazon Studios, Apple ve Warner Bros.’un İngiltere bürolarının yanı sıra Discovery, BBC, Film4 ve ITV gibi İngiliz şirketlerin mektubuna göre, “İsrailli firmalarla çalışmayacağız” demek ayrımcılıkmış. Söz konusu firmalar bunun için yasla uyarı gönderdi. Söz konusu boykot yaklaşımının, Birleşik Krallık’ın “Eşitlik Yasası”nın ihlali olduğunu iddia eden yasal uyarıda, boykotçuların finansman ve sigorta konusunda sorun yaşayabileceği belirtilerek tehdit edildi. </p><p>Filistin Film İşçileri sözcülüğü ise “Çalışmalarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz ve Filistinlilerin BM tarafından öngörülen haklarını elde etmelerini amaçlayan küresel bir harekete katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Bu, herkesin desteklemesi gereken yasal ve ahlaki bir zorunluluktur ve kararlı bir şekilde insanlık için duran sanatçı topluluğumuza teşekkür ediyoruz” denildi. </p><p>Bundan birkaç ay önce Yorgos Lanthimos, Ava DuVernay, Adam McKay, Boots Riley, Emma Seligman, Joshua Oppenheimer ve Mike Leigh gibi yönetmenlerin de dahil olduğu yüzlerce sinemacının imza attığı boykot metninde “Filistin halkına karşı soykırım ve apartheid’e karışan festivaller, sinemalar, yayıncılar ve yapım şirketleri de dahil olmak üzere İsrail film kurumlarında görünmemeye veya başka bir şekilde çalışmamaya” söz verdiler.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4757400" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/11/aeeb7339-kccn8e1qrcd16dx436a01p.webp" data-title="Filistin filmleri desteklensin" data-url="/hayat/filistin-filmleri-desteklensin-4757400" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Filistin filmleri desteklensin</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4754979" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/4/ae78eb3d-3d2y0dzygyzmm20rlxtun.webp" data-title="Film üretimi ve dağıtımı bağımsızlaşmalı" data-url="/hayat/film-uretimi-ve-dagitimi-bagimsizlasmali-4754979" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Film üretimi ve dağıtımı bağımsızlaşmalı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4752659" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/27/3649054c-ibhnri7cocakogib4nsm7.webp" data-title="Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer" data-url="/hayat/tarihi-kirilmanin-esigindeyiz-dag-basi-ya-da-her-yer-4752659" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/israili-kinayan-sinemacilar-tehdit-altinda-mi-4759642</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/10/18/e9218c9d-sw7b4vi0pzqbe5ga5a5e0v.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mevlana’dan çok Şems filmi </title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/mevlanadan-cok-sems-filmi-4759643</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/mevlanadan-cok-sems-filmi-4759643" rel="standout" />
      <description>İlk kez büyük prodüksiyonlu bir Mevlana filmi vizyona girdi. İran-Türkiye ortak yapımı olarak yola çıkan ama sonrasında sadece İran yapımı hüviyetinde kalan Mevlana Mest-i Aşk izleyiciye emanet… İran’da çok izlenen ve ülke rekorlarının bazılarını kıran filmde çok sayıda Türk yıldız rol alıyor. Sizin için filmi izledik. Biraz şaşırdık. Zira Mevlana’dan çok Şems filmi olmuş. İyi bir Türk dizisi prodüksiyonuna sahip olan yapım yüzlerce salonda izleyicisini bekliyor.   </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemin İran’da en çok konuşulan filmi olan ve gişede 2 milyon izleyiciyi aşan Mevlana Mest-i Aşk, Türkiye’de de vizyona girdi. Ciddi bir PR rüzgarı ile beyaz perdeye çıkan filmde İbrahim Çelikkol, Hande Erçel, Bensu Soral, Boran Kuzum, Selma Ergeç, Burak Tozkoparan, Halit Ergenç gibi ünlü Türk oyuncular rol alıyor. İranlı oyuncular da kendi ülkesinin önemli isimlerinden olan Parsa Pırouzfar, ve Shahab Hosseini…</p><h2>2018’DEN 2025’E BADİRELER ATLATAN FİLM SÜRECİ</h2><p>İran-Türkiye ortak yapımı olan filmin süreci çetrefilliydi. 2018’de hazırlıklarına ve hatta çekimlerine başlanan film için Konya’da her şey hazırlandıktan sonra işler karıştı. Pandeminin de araya girmesiyle filmin tamamlanması ve vizyona girmesi çok uzadı. Nihayetinde geçtiğimiz yıl İran’da vizyona girdi. Komedi türü dışında en iyi açılış yapan film oldu. Uzun haftalar sinema salonlarındaki ilgi devam etti. Türkiye’de büyük oranda Türk oyuncularla çekilen filmin ülkemizde vizyon zamanı da geldi çattı. </p><h2>MEVLANA GÖRÜNÜMLÜ ŞEMS FİLMİ!</h2><p>Öncelikle söylemek gerekir ki Mevlana değil Şems filmi yapılmış. Bunu olumsuz bir şey olarak söylemiyorum. Tercihtir. Ancak bundan rahatsızlık duyacaklar kendini ona göre hazırlamalı. İsminde sadece Mevlana olması da PR’ın gereğidir diye tahmin ediyoruz. Senaryoda sürprizli bir şey yok. Bütün Mevlana filmlerinde gördüklerimize yeniden göz atıyoruz. Sadece Şems ön planda. Bir de Mevlana ile Şems arasındaki tartışmalara da şahitlik ediyoruz. İbrahim Çelikkol’un canlandırdığı İskender karakteri de filmde yer alan farklılıklar arasında diyebiliriz. Ama neredeyse Mevlana kadar rolü var. </p><p>Bugüne kadar yapılan onlarca Mevlana TV filmi, yüzlerce belgesel ve bazı dizilerden farklı olarak bir şey ortaya koyma adına atılan adımlar anlaşılabilir. Gişe filminden beklentimiz de çok büyük değil. Fekat yüzde 90’ı dizi estetiği ile çekilen filmin, sinema salonundan çıktıktan sonrasına dair bir vaadi yok. Yıllardır ülkemizde çekilen dönem dizilerinden yukarıda prodüksiyon kabiliyeti ya da anlatı üstünlüğü de yok. Hoş bizim dönem filmlerimiz de sinemaya çıktığında farklı bir manzara oluşmuyor.</p><p>“Mevlana’nın gönül yoldaşı Şems-i Tebrizi’nin esrarengiz kayboluşunu ve bu olayın Mevlana’nın hayatındaki derin yankılarının beyaz perdeye taşıma” mottosuyla yola çıkan filmin bunu başardığını söyleyebiliriz. Şems’in etkisinin altında biraz ezilen, toplum içindeki konumunun ‘hakkını veremeyen’ bir Mevlana tablosu çiziliyor. Esasında Şems’in etkisinin ancak böyle bir karakterde karşılık bulması gerekirdi. Film de onu anlatıyor. </p><h2>ARADA KALMIŞ BİR FİLM</h2><p>Tarihi gerçeklere ne kadar uyum sağladığını bilemiyoruz. Tarihçilerin işi elbet. Ancak dünyanın farklı yerlerindeki Müslümanlara da hitap etmeyi hedefleyen İran yapımı her filmde olduğu gibi bu yapımda da “arada kalmışlık” seziliyor. İranlıların anlatı ve din geleneği çerçevesinde sınırlı kalınsa başka kim, niye izlesin? Aksi için de aynı şey geçerli. Bu yüzden her bakımdan arada kalan bir yapımla karşı karşıyayız. </p><h2>"MUCİZE" GÖSTERMESE ŞEMS’E KİM İNANIRDI?</h2><p>Şems’in keramet göstermesi ihmal edilmemiş tabii ki… Şems’in, Mevlana’yı nasıl ikna ettiği ya da yapması gerekeni nasıl anlattığına dair birkaç sahnede Şems-i Tebrizi’nin mucizelerine şahitlik ediyoruz. İzleyici olarak ikna oluyoruz. Ancak mucize olgusunun bu hikayedeki yerini sorgulamıyor değiliz. </p><p>İran’da ciddi karşılık gören filmin Türkiye’de aynı yankıyı uyandıracağını sanmıyorum. Halit Ergenç, İbrahim Çelikkol, Hande Erçel, Bensu Soral gibi isimler bir film için çok iyi kadro. 232 lokasyonda 400’den fazla salonda gösterime girmesi de önemli. Ancak ilk haftada yaşanaca merak unsuru sonrası ülkemizdeki dizilerden çok da farklı olmayan bir ürünle karşı karşıya olunduğu anlaşılınca ilgi giderek azalacaktır. 7-8 yıl önce olsa gerçekten iyi bir gişe verisi ile karşı karşıya kalabilirdik ama şimdi salonlar öyle değil. </p><p>Filmin yumuşak karnı ise dublajlı olması. Zira İranlı oyuncularla birlikte iki dilli çalışılmış anlaşılan. Türkiye’de İranlılara dublaj yapılırken, İran’da da Türk oyunculara dublaj yapılmış. Genel kitlede olumlu katkısı olmaz gibi görünüyor. </p><h2>ÜLKEMİZDE NEDEN AZ MEVLANA FİLMİ VAR?</h2><p>Ülkemizde Mevlana ile ilgili çok belgesel ve TV filmi yapılmış olsa da sinema filmi az. Hicri Akbaşlı’nın yönettiği 1956 yapımı Âşıklar Kâbesi Mevlâna ilktir. 1973’te Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Gönüller Sultanı Mevlana”yı anabiliriz. 2008’de vizyona giren Dinle Neyden filmi de son örnektir. Haliyle, sinema salonunda ilk kez ciddi prodüksiyonla Mevlana filmi izlemek mümkün olacak. Bu da film için ciddi bir avantaj.</p><p>Netice itibarıyla hikayesinde Şems’i ön planda gördüğümüz, prodüksiyonu vasatın altında olmayan bir yapımla karşı karşıyayız. Özellikle Türkiye’nin “Selebriti” dediğimiz meşhur isimlerinin yer almasının da avantajı kullanabilecek bir yapım. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4746355" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/6/517660f6-25bnbtvtw0vxoy8edy27ho.webp" data-title="“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı" data-url="/hayat/kuresel-film-hareketi-turkiyeden-baslamali-4746355" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4752659" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/27/3649054c-ibhnri7cocakogib4nsm7.webp" data-title="Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer" data-url="/hayat/tarihi-kirilmanin-esigindeyiz-dag-basi-ya-da-her-yer-4752659" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/mevlanadan-cok-sems-filmi-4759643</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/10/18/21074c53-u595jf0lzgce1885w5ffe.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Filistin filmleri desteklensin</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/filistin-filmleri-desteklensin-4757400</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/filistin-filmleri-desteklensin-4757400" rel="standout" />
      <description>Sinemanın gücü Filistin için kullanılmalı. Bunun için atılacak adımlara da Türkiye öncülük etmeli. Çünkü dizi sektörü dünyada en çok ihracat yapan üçüncü ülke. Sinemamız da hatırı sayılır bir seviyede.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze’de ateşkes ilan edilse de mücadelenin devam ettiği aşikar. İsrail, Yahudi lobileri eliyle bir asra yakın zamandır her alanda elde ettiği gücü yapay zeka teknolojisi ile birlikte perçinlemek istiyor. Yani esas savaş yeni başlıyor.</p><p>İşte bu ortamda Filistin’in haklı mücadelesinin yanında yer almak için çeşitli teklifler geliyor. AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de geçtiğimiz gün TBMM’deki konuşmasında bir teklifte bulundu. Bugüne kadar Holokost (Yahudi Soykırımı) ile ilgili 182 film ve 116 belgesel çekildiğini belirten Zengin, “Holokost filmleri yasaklansın” dedi.</p><p>Tartışmalı bir teklif. O halde tartışalım…</p><p><br></p><h2>YAHUDİ SOYKIRIMINI ANLATAN YÜZLERCE FİLM YAPILDI</h2><p>Holokost Film Endüstrisi yaklaşık 80 yıldır var. Yani Filistin’in işgalinden beri. Orson Welles’in 1946’daki The Stranger filminden beri yüzlerce film yapıldı. Hollywood ya da önemli festivallerde boy gösteren filmleri biliyoruz ama her ülkede küçük çaplı ya da televizyon için yapılanlarla birlikte yüzlerce filmden bahsedebiliriz.</p><p><br></p><h2>MÜCADELE YÖNTEMİ OLARAK “ÜRETİM”</h2><p>Siyonist zihin yapısı bunun ciddi bir güç olduğunu fark ettiğinden beri üretim yaptırıyor. Tartışmalı olsun olmasın, Nazilerin Yahudileri katlettiği de gerçek olduğuna göre bu filmleri yasaklamak yanlış olur. Üzerine bir de yanlış anlaşılır.</p><p>Yasaklamaktan çok daha etkili bir yol var; üretmek. Yasaklanmasını düşündüğünüz alanla ilgili üretim yapılırsa, yasaklanmasını düşündüğünüz ürünler zaten kendiliğinden yok olur.</p><p>Yahudiler de böyle yaptı. Filistin filmlerini yasaklamak gibi bir yola başvurmadı. Çok fazla Holokost filmi yapınca zaten diğerlerinin yaşam alanı daraldı.</p><p>Peki, Holokost Endüstrisi gibi bir film havuzunda ulaşmak kolay mı? Elbette değil. Fekat uzun zaman alacak diye yapmamak, bize yapılana karşı savunmaya geçmemek manasına geliyor. Hatta savunmayı ileride yapıp hücuma çıkmamız gerek.</p><p><br></p><h2>TÜRKİYE ÖNCÜLÜĞÜNDE FON MERKEZİ KURULMALI</h2><p>Daha önce bu sayfadan çok kez haykırdık. Sinemanın gücü Filistin için kullanılmalı. Bunun için atılacak adımlara da Türkiye öncülük etmeli. Çünkü dizi sektörü dünyada en çok ihracat yapan üçüncü ülke. Sinemamız da hatırı sayılır bir seviyede.</p><p>Sinema üretiminin en önemli ayağı fon sağlanmasıdır. Filistin Davasını filme alacak birçok sinemacının ihtiyacı olan şey bu. Türkiye’nin önayak olduğu bir organizasyon ile fon merkezi kurulup Filistin konulu filmler desteklenmeli. Ülkemizdeki yönetmen ve yapımcılara destek sağlanmalı öncelikle. Ancak bu fon bölgeyi kapsayan bir hüviyette olmalıdır.</p><p>Avrupa Film Fonu Euroimage örneğinde olduğu gibi bir yapılanma mümkün olabilir. Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kaynak sağladığı Euroimage, her yıl onlarca filme milyonlarca avro fon veriyor. Ve bu filmler Avrupa Sinemasının lokomotifi oluyor.</p><p>Körfez ülkelerinin ve Orta Asya ülkelerinin fon gücü kullanılmalı. Elbette her ülke gücü nispetinde kaynak aktarmalı. Ancak özellikle Körfez’in payı büyük olmalı. Nasıl ki Suudi Arabistan futbolda 2030 vizyonu kapsamında toplamda milyar dolarları bulan harcamaya gidiyor, benzeri sinemada yapılmalı.</p><p><br></p><h2>ÜNLÜ İSİMLER FİLMLERE DESTEK OLDU</h2><p>Türkiye’de çok az Filistin filmi yapılıyor. Bugüne kadar yapılanlar iki elin parmaklarını geçmiyor. Toplumsal motivasyonun gişede karşılık bulacağını da düşünürsek nitelikli yapımların ses getireceği aşikar. Festivaller için de benzer bir durum söz konusu. Hind Receb’in Sesi, Filistin 36 gibi filmler bu yıl en önemli festivallerde gösterildi ve ödül aldı. Üstelik Hollywood yıldızları (Brad Pitt, Joaquin Phoenix Rooney Mara, Alfonso Cuarón, Jonathan Glazer, Dede Gardner, Jeremy Kleiner) bu filmlere yapımcı oldu. Türkiye’de de elini taşın altına koyacak önemli isimler çıkacaktır.</p><p><br></p><h2>FESTİVALLER DESTEKLENMELİ YENİLERİ OLUŞTURULMALI</h2><p>Özlem Zengin “Gerekirse festival düzenlenmeli” demişti. Teklifleri arasında en önemlisi bu. Filistin özelinde festivaller düzenlenip üretilecek filmlere zemin hazırlanmalı.</p><p>Mevcut festivaller nitelikli yapımları zaten bünyesine alacaktır. Ayrıca oluşturulacak organizasyonlarla yüzlerce filmin kendine yer bulacağı, ödül alacağı, kaynağa ulaşacağı tablo oluşturulmalı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4754979" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/10/4/ae78eb3d-3d2y0dzygyzmm20rlxtun.webp" data-title="Film üretimi ve dağıtımı bağımsızlaşmalı" data-url="/hayat/film-uretimi-ve-dagitimi-bagimsizlasmali-4754979" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Film üretimi ve dağıtımı bağımsızlaşmalı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4752659" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/27/3649054c-ibhnri7cocakogib4nsm7.webp" data-title="Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer" data-url="/hayat/tarihi-kirilmanin-esigindeyiz-dag-basi-ya-da-her-yer-4752659" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4750473" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/20/7640c19a-9kcxcgqcsnurxdr32eju9.webp" data-title="Geleceğin sineması Doğu’da" data-url="/hayat/gelecegin-sinemasi-doguda-4750473" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Geleceğin sineması Doğu’da</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4748416" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/13/c321c99d-pil7syrzhjogc0lvmjnocn.webp" data-title="Gişede tehlike çanları" data-url="/hayat/gisede-tehlike-canlari-4748416" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gişede tehlike çanları</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/filistin-filmleri-desteklensin-4757400</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/10/11/aeeb7339-kccn8e1qrcd16dx436a01p.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 11 Oct 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Film üretimi ve dağıtımı bağımsızlaşmalı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/film-uretimi-ve-dagitimi-bagimsizlasmali-4754979</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/film-uretimi-ve-dagitimi-bagimsizlasmali-4754979" rel="standout" />
      <description>İnsanın daha özgürleştiği ve film yapmanın demokratikleştiğinin iddia edildiği bir dönemdeyiz. Film üretimi ve dağıtımının duvarları ile karşılaşıyoruz sürekli. Ayşe filminin yönetmeni Necmi Sancak’ın, Sumud Filosu’na katılma niyeti sebebiyle filminin ABD merkezli firma tarafından dağıtılmaması da aynı şeyi anlatıyor. Fakat artık kınamayı bırakmalı ve çarelere odaklanmalıyız. Sinemada üretim ve dağıtımın duvarlardan kurtulması için neler yapılması gerektiğini irdeledik sizin için.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema için yeni fon, dağıtım ve üretim kanallarına ihtiyaç var. Yaşanan her yeni olay ve tartışma bize bun gösteriyor. Son olarak Gazze’deki ablukayı kırmak için Global Sumud Filosu’na katılma hazırlığı yapan Yönetmen Necmi Sancak’ın başına gelenler, bu acı gerçeği yüzümüze vuruyor. Yönetmenin, 3 Ekim’de vizyona sokmayı planladığı “Ayşe” isimli filmi, ABD’li United International Pictures (UIP) firması tarafından dağıtılması planlanıyordu. Ancak UIP, Sumud Filosuna katılmayı planladığı için Sancak’ın filmini dağıtmaktan vazgeçti. Gerekçe “şirket politikası”. Oysa gerçek çok açık!</p><p>Yaşananlar sonrası dağıtımcıyı kınadık. Evet…</p><p>Sektördeki malum durumu telin ettik. Tamam…</p><p>Sesimizi yükselttik. “Siyonist lobiler sinemada çok etkili. Dünyanın her yerine elleri uzanır” tespitini yaptıktan sonra sosyal medyada da herkeslere duyurduk.</p><p>Peki, sonra?</p><p>Birileri tepkisini dile getirirken, birilerinin de çare üretmesi gerekmez mi? </p><p>Bu sayfada daha da önce defalarca dile getirdiğimiz ve hep haykıracağımız gibi… </p><p>Avrupa Film fonları ve Batılı festivallere, sinema destek organizasyonları mahkum film üretimi için çare üretilmeli. </p><h2>ELEŞTİRİYİ BIRAKIP ÇARE ÜRETMELİYİZ</h2><p>Teklifler de açık…</p><p>Öncelikle fon çeşitliliği artırılmalı. Bağımsız sinemanın ve ticari üretimin yeni kanallara ihtiyacı var. Asya, Körfez Bölgesi, Türk cumhuriyetleri yeni yönelimlere girmeli. </p><p>Türk dünyası sinema sektörleri arasında bir fon oluşturulması için Korkut Ata Film Festivali kapsamında protokol imzalanmıştı. Ne oldu? Hâlâ ortada bir şey yok. </p><p>Körfez ülkeleri sinemaya özel ihtimam göstermeye başladı. Katar’da Doha FF ve Suudi Arabistan’da Kızıldeniz FF var. Ancak öncelikleri elbette Arap film üreticileri. Oysa bölgesel iş birliği şart. </p><p>Türkiye, Afrika’da çok güçlü. Bu güç gittikçe artacak. İş birliği alanları çoğalacak. Afrika’da ve çevresinde de yeni kanallar ve kaynaklar oluşturulamaz mı?</p><h2>SİNEMADA RUSYA-ÇİN ORTAKLIĞI BÜYÜRKEN…</h2><p>Bakın Rusya ile Çin arasında sinema konusunda yeni bir yönelim var. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin açıkladı. Şanghay İş birliği Örgütü’nün Tianjin Zirvesi öncesi bir röportajda konuşan Putin, “Yakın gelecekte birçok yeni Rus-Çin filminin vizyona girmesini bekliyoruz. Sağlam ahlaki ilkeleri ve geleneksel manevi değerleri teşvik eden, aynı zamanda tarihi olayların gerçekçi anlatımlarını sunan filmler yapmalıyız. Bu amaçla, sinema için önyargılardan ve siyasi entrikalardan uzak, benzersiz bir platform olan Açık Avrasya Film Ödülü adlı yeni bir girişim de başlattık” dedi.  &nbsp;</p><p>Çin, sinema alanında dünyanın en hızlı gelişen ülkesi. Son yıllarda en çok izlenen filmler Çin yapımı. Nüfusun avantajıyla sektörü hızla büyütüyorlar. Bunu görüp bir şeyler yapmak gerekmez mi? </p><p>Türkiye’nin dizi sektörü dünyada en çok ihracat yapan üçüncü ülke. Güney Kore geçen sene bizi geçene kadar ikinciydik. Sinema sektörümüz de hatırı sayılır şekilde ilerliyor. O halde Türkiye neden böyle bir ihtiyaca merkez olamaz?</p><h2>FİLİSTİNLİ SİNEMACILAR NEDEN DAHA FAZLA DESTEKLENMİYOR?</h2><p>Bir de Filistin sineması boyutu var olayın. Türkiye, Filistinli sinemacıları destekliyor. TRT ve Kültür Bakanlığı bazı projelere ortak oluyor ya da fon sağlıyor. Ama dünyanın en etkili dizi sektörlerinden birine sahip bir ülkenin yapması gereken sadece bu kadar mı?</p><p>Dizi sektörümüzün önemli yapımcıları, yönetmenleri, oyuncuları, Filistin direnişinde çok önemli bir yer tutan Filistin Sinemasına neden doğrudan destek olmaz. Ortak filmler üretmez. Film yapmak isteyen Filistinli sinemacıları desteklemez? </p><p>Nasıl ki insanlığın vicdanını temsil eden Sumud Filosu’nda en çok Türk vardı, Filistin direnişini dünyaya en etkili şekilde duyuran sinema konusunda da görev Türk yapımcılara ve sektöre düşer. Yetkililerin de buna önayak olması gerekir. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4752659" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/27/3649054c-ibhnri7cocakogib4nsm7.webp" data-title="Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer" data-url="/hayat/tarihi-kirilmanin-esigindeyiz-dag-basi-ya-da-her-yer-4752659" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4750473" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/20/7640c19a-9kcxcgqcsnurxdr32eju9.webp" data-title="Geleceğin sineması Doğu’da" data-url="/hayat/gelecegin-sinemasi-doguda-4750473" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Geleceğin sineması Doğu’da</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4748416" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/13/c321c99d-pil7syrzhjogc0lvmjnocn.webp" data-title="Gişede tehlike çanları" data-url="/hayat/gisede-tehlike-canlari-4748416" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gişede tehlike çanları</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/film-uretimi-ve-dagitimi-bagimsizlasmali-4754979</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/10/4/ae78eb3d-3d2y0dzygyzmm20rlxtun.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 04 Oct 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihi kırılmanın eşiğindeyiz: 'Dağ Başı' ya da her yer</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/tarihi-kirilmanin-esigindeyiz-dag-basi-ya-da-her-yer-4752659</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/tarihi-kirilmanin-esigindeyiz-dag-basi-ya-da-her-yer-4752659" rel="standout" />
      <description>Yapay zekanın sinemaya ya da hayata etkileri her gün farklı boyutlara taşınıyor. Tarihi kırılmanın eşiğinde olduğumuz aşikar. Tam da bu dönemde “Dağ Başı” filmini hatırlatmak isteriz. Geçtiğimiz haftalarda HBO Max için çekilen film, bir dağ başında toplanan 4 gencin dünyayı yönetme fantezisi ve bunun gerçekliği üzerine kurulu. Teknoloji devi olan 4 kişi, artık “dünyayı yöneten 5 büyük aile” kavramındaki ailenin de değiştiğine işaret ediyor. Gerçekliğin sürekli yeniden tanımlandığını ve iradenin nerede asılı kaldığını vurgulayan filmin yönetmeni Armstrong ise gerçek kişi ve olaylarla ilişkili bu tarz çalışmalarıyla tanınıyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zeka ile sinemanın nereye vuracağı ABD’de sektörün en önemli tartışma konularından biri. Yasal süreçler devam etmekle birlikte yapay zeka firmalarının değerleri yüz milyarlarca dolara yükseldi ve eskimeye başlayan diğer teknoloji firmaları başta olmak üzere Hollywood’un büyük stüdyoları haklarının korunmadığını düşünüyor.</p><p>Tartışmalar devam ededursun, yakın zamanda dijital mecra için yapılmış olan bir film aklıma düştü ve dikkat çekmek istedim. HBO Max yapımı olan ‘Dağ Başı’ (Mountainhead), sosyal medyanın gücünü, yapay zekanın yanı geleceğe etkilerini ve “dünyayı yöneten 5 büyük aile”nin teknoloji devlerini yöneten gençler olduğunda dünyanın nereye gitme ihtimali olduğunu anlatıyor.</p><p><br></p><h2>ARMSTRONG İMZASI ÇOK ŞEY ANLATIYOR</h2><p>Yazar ve yönetmen Jesse Armstrong. Kendisini son yıllarda en çok izlenen ve ödüllere doymayan dizi olan Succession dizisinin yazarı olarak tanıyoruz. Dizi de film gibi “Fillerin tepiştiği nokta”da idi. ABD’de medya devlerinin mücadelesini ve bir aile içindeki çekişmeyi ve süreçleri anlatan dizi gibi film de çok tanıdık simalara işaret ediyor. Üstelik sokak olaylarından darbelere kadar her şeyi ediyor. Bu grup elbette gücünü teknolojiden alıyor.</p><p>Yapay zeka ve robotlar dünyayı yönetmeden önce acaba bu teknolojiyi yönetenler mi dünyayı idare ediyor? Hükümetler, idareler, kanaatler ve sokak boşuna mı?</p><p>Bir saniye, filmin hikayesine dönelim.</p><p>Dağ Başı, giderek büyüyen uluslararası bir krizin ortasında bir araya gelen bir grup milyarderin hikayesini konu alıyor. Aslında poker oynamak için bir araya geliyorlar. Özel jetler, iki insan boyundaki yüksek arabalar, özel güvenlikler ve elbette dünyanın geri kalan bütün insanlarından uzak bir yerde, dağın başında bir malikanede…</p><p><br></p><h2>DÜNYAYI YÖNETENLER ARTIK AİLE DEĞİL GENÇLER</h2><p>Dört arkadaş toplamda 371 milyar dolarlık serveti yönetiyor. Sadece o gece servetini ikiye katlayan oluyor. Arkadaşların hepsi ‘plütokrat’! Yani, serveti ile siyasi güç elde etmiş kişiler. Ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Serveti ile başkan olup dünyayı yönetmeye çalışanların dünyasındayız… Ama hayır, filmde Trump’tan bahsedilmiyor. Çünkü 4 arkadaş da teknoloji devi.</p><p>Jason Schwartzman, bir meditasyon uygulamasının sahibi olan Hugo rolünde. Steve Carell, Washington DC’deki bağlantıları sayesinde orduyu ve ülkenin elektrik şebekesini etkileyebilen Randy rolünde. Ramy Youssef, yapay zeka öncüsü Jeff ve herkesin muhtaç olduğu kişi. Cory Michael Smith ise Traan adlı bir sosyal medya uygulamasının sahibi olan Ven’i canlandırıyor. Ven, Jeff Bezos ve Mark Zuckerberg arası biri. Ama daha çok Elon Musk.</p><p>Söz konusu Jesse Armstrong olunca anlatılanların sadece kurmaca olmadığına emin oluyoruz. Zira Succession dizisi de kurmaca unsurları barınırsa da gerçek olaylara dayanıyordu. Dağ Başı’nda ise bu 4 arkadaşın bir araya geldiği saatlerde dünyada her yer karışmaya başlıyor. Çünkü sosyal medyada yalan olduğun henüz bilinmeyen görüntüler ve bilgiler dolaşıyor. Paris Belediye Başkanı öldürülüyor. Hindistan’da insanlar sokakta diri diri yakılıyor. Arjantin’de darbe oluyor. Afrika’da katliamlar yaşanıyor. Ve bunların ne kadarı geçek bilmiyoruz. Birkaç yalanın peşine düşen kitleler ‘ayağa kalkıyor’ ve olanlar oluyor.</p><p><br></p><h2>‘GERÇEK’, KURGULANAN BİR ŞEY Mİ?</h2><p>4 arkadaş birlikte atıştırmalıkları tartışırken bir yandan da “buna bir son verelim” mi diyorlar. Vermiyorlar. Hepsinin gerekçesi var. ‘Gerçek’, sürekli güncellenen bir olgu ve bunu kendileri yeniden tarif ettikleri için sorumlu hissetmiyorlar. Çünkü yaşananlar gerçek değil ama sonuçları gerçek. Ve tahrif edilmiş, yeniden tanımlanmış, yalanla harmanlanmış gerçek de kendi varlıklarını ve servetlerini arttıran sonuçlara varıyor.</p><p>Evet, çok tanıdık geliyor, değil mi? Yine filmlerden edindiğimiz kabullerimiz mi yoksa son 10 yılda bölgemizde ve tüm dünyada yaşananların bıraktığı iz mi tanıdık geliyor?</p><p><br></p><h2>İRADE KİMDE?</h2><p>Dağ Başı filminin anlattıkları, ima ettikleri, kurdukları ve belki de işaret ettikleri, sosyal medya hayatımıza girdiğinde beri yaşadığımız süreci 4 kişilik bir oyuncu kadrosu ve biraz telefon ekranı ile anlatıyor. Sosyal medyada gördüğünüz her şeye inanmanız gerektiğinin altını kalın harflerle çiziyor. Çünkü diyor ki, gerçekliğin yapay zeka eliyle yeniden tanımlandığı dünyada iradenin sana ait olup olmadığını teyit etmen gerekiyor. Bilgi olarak sana sunulana teslim olarak iradeni de teslim mi ediyorsun, yoksa savunma kalkanları ile her bilgiye geçit vermeyerek iradenin sende kalmasını sağlamak için mücadele mi ediyorsun?</p><p>Yapay zekanın sadece sinemaya değil, gerçekliğe ve çok kısa zamanda dünyada yaşananlara ne kadar etki ettiğini ortaya koyan Dağ Başı filmi, anlattığı meselelerle yaklaşımı ve uyarısı ile uyumlu olarak tek mekanda, sadece 4 kişilik ana oyuncu kadrosu ile basit, net, insani ve 1 gecelik hikaye kurgusu ile çok şey anlatıyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4750473" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/20/7640c19a-9kcxcgqcsnurxdr32eju9.webp" data-title="Geleceğin sineması Doğu’da" data-url="/hayat/gelecegin-sinemasi-doguda-4750473" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Geleceğin sineması Doğu’da</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4748416" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/13/c321c99d-pil7syrzhjogc0lvmjnocn.webp" data-title="Gişede tehlike çanları" data-url="/hayat/gisede-tehlike-canlari-4748416" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gişede tehlike çanları</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4746355" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/6/517660f6-25bnbtvtw0vxoy8edy27ho.webp" data-title="“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı" data-url="/hayat/kuresel-film-hareketi-turkiyeden-baslamali-4746355" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/tarihi-kirilmanin-esigindeyiz-dag-basi-ya-da-her-yer-4752659</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/9/27/3649054c-ibhnri7cocakogib4nsm7.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geleceğin sineması Doğu’da</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/gelecegin-sinemasi-doguda-4750473</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/gelecegin-sinemasi-doguda-4750473" rel="standout" />
      <description>Dünya nüfusunun yarıdan fazlasını içinde bulunduran, kendini tekrar etmeye başlayan Batı arazlarının farkında. Doğu’nun birikimini kullanan, teknoloji ile içli dışlı yapılara ve organizasyonlara ihtiyaç var.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinemanın kendini bulması yolunda atılan kritik adımlardan biri Sundance Film Festivali idi. “Bağımsız Sinema” kavramının dillendirildiği dönemlerde kurumsal olarak ortaya çıkan ve bağımsız filmlere ‘yuva’ olan festivalin kurucusu Robert Redford idi. Evet, geçtiğimiz günlerde 89 yaşında ölen Hollywood yıldızı Redford’dan bahsediyoruz.</p><p>Hollywood’un 70’ler ve 80’lerden itibaren en gözde isimlerinden olan Redford, kendini sanata ve gençlere adayacak bir yol buldu. Şöhretini ve kazancını bunun için kullandı. ABD Utah’ta kurduğu festival yeni sinemacılara kapı araladı. Adı Sandence oldu ve ‘Bağımsız Sinema’nın kalesi kabul edildi.</p><p>Sinemamızın özellikle bölgesel olarak ihtiyacı olan şey tam olarak bu. Genel geçer dayatmaları kabul etmeyen, sinema sanatının imkanlarının farkında, aceleci olmayan, gençleri ve yeni yöntemleri önemseyen bir yapı zaruri.</p><p><br></p><h2>IŞIK ALAN PENCERELER DOĞU’DAN AÇILMALI</h2><p>Dünya nüfusunun yarıdan fazlasını içinde bulunduran, kendini tekrar etmeye başlayan ‘Batı’nın arazlarının farkında, ‘Doğu’nun birikimini kullanan ve teknoloji ile içli dışlı yapılara ve organizasyonlara ihtiyaç var.</p><p>Mesela Suudi Arabistan’da başlayan ve ciddi fonlar ile büyüyen Kızıldeniz Film Festivali olumlu bir adım gibi görünse de kendisini var edebilmek için Hollywood yıldızlarına sırtını dayamış durumda. Festivaldeki filmler Batılı filmlerden farklı sayılmaz. Özgünlükten söz etmek mümkün değil.</p><p>Ülkemizdeki film festivalleri için de durum farklı sayılmaz. Yerli sinemaya motor olacak şekilde değil, dünyadaki benzerlerinin devamı niteliğinde organizasyonlar görüyoruz. Bunlar da lazım elbette. Evrensel tecrübe mutlaka kullanılmalı. Fekat sadece bir tane, tam olarak ‘biz’e ait, Doğu’nun kadim kültürüne dayanan, sadece anlattığı ile değil anlatımı ile de fark ortaya koyan yapımlara kapı aralayan yapıya o kadar ihtiyacımız var ki…</p><p>Sundance FF’yi internette basitçe arattığınızda “Sundance Film Festivali, Amerikan bağımsız sinemasının en önemli destekçisi olmuş, Hollywood film endüstrisi ve onun Oscar temelli üretim şemasına alternatif getirme amacında olan bağımsız film festivalidir” ifadeleri karşınıza çıkar. Yani bir alternatiftir. Merkezi sinemaya itiraz eder ve yeni anlatıları destekler.</p><p><br></p><h2>FESTİVALLER DE BİRBİRİNE BENZEMEYE BAŞLADI</h2><p>“O halde festival sineması ne işe yarar” gibi bir soru karşımıza çıkar elbette. Doğrudur. Esasında festivaller de bunun için vardır. Ancak festivallerin de anlatı ve yapı olarak birbirine benzemesi, jürilerin ya da seçicilerin bile aynı ya da benzer anlayışta olması kendini tekrar eden süreci perçinlemiştir. Ticari sinema ne kadar aynı ise festival sineması da o kadar kendini tekrar etmeye başlamıştır.</p><p>Çare yine sinemanın kendisinde. Anlatının çoğalması, sinemanın kendi gelişiminde olan vazgeçilmez bir unsurdur. Batı bunu yakın zamana kadar yapabildi. Bütün dünya da Batı gibi yapmaya başladı ve öyle devam ediyor. Oysa farklılığı ortaya koyacak olan Doğu’nun kendisinde var ve arayış buraya yönelmeli.</p><p><br></p><h2>SINEMACILARIN KENDINI BULACAĞI YENİ ORGANIZASYONLAR</h2><p>Bir Hollywood efsanesi olarak “Belalılar”, “Akbabanın Üç Günü” ve “Başkanın Bütün Adamları” gibi filmlerle tanıdığımız Robert Redford’un temelini attığı Sundance FF’de birçok yeni ve farklı isim sinema sektörüne armağan edilmiştir. Ava DuVernay, Steven Soderberg, Quentin Tarantino ve Ryan Coogler gibi isimler Sundance’te kendisini göstermiştir.</p><p>İşte ihtiyacımız olan tam olarak budur. Doğu’da neşet edecek yeni anlatılar ve sinemacıların kendini bulacağı farklı organizasyonlar. Tarantino ve Soderberg gibi isimlerin sinemada açtığı çığırın bir benzeri ve hatta çok daha sarsıcı olanı bu topraklardan yükselmeli.</p><p><br></p><h2>YENİ SİNEMA TÜRKİYE’DEN DOĞAR MI?</h2><p>Bunun için elbette ciddi bir irade gerekli. Redford, kendi popülaritesini ve etkisini kullandı. Mesela ülkemizde Şener Şen ya da Haluk Bilginer veya Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit gibi isimlerin öncülük edeceği, günümüz popüler isimlerinden Kıvanç Tatlıtuğ, Cem Yılmaz gibi ünlülerin himaye edeceği bir organizasyon önemli (Elbette bu isimlerin hepsinden Doğulu bir hassasiyet beklenemeyebilir. Örnek olsun diye isimleri sıraladık).</p><p>Tarihin akışını değiştiren isimler her zaman nüfuz sahibi ya da etkili kişileri yanına alan yenilikçi yaklaşımlara sahipti. Türkiye’nin merkezinde olacağı böylesi bir atılım, yakın gelecekte nereye vuracağı tartışılan sinemada öncü bir yol oluşturabilir. Sinemanın içinde olan isimlerin böyle bir yola çıkması, hareketi sivil kılar ve dezavantajların çoğunu bertaraf edebilir.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4748416" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/13/c321c99d-pil7syrzhjogc0lvmjnocn.webp" data-title="Gişede tehlike çanları" data-url="/hayat/gisede-tehlike-canlari-4748416" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gişede tehlike çanları</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4746355" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/6/517660f6-25bnbtvtw0vxoy8edy27ho.webp" data-title="“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı" data-url="/hayat/kuresel-film-hareketi-turkiyeden-baslamali-4746355" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4744063" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/30/41acb5c5-82uljm3twpaaso573bc6us.webp" data-title="Sinemanın gündemi Gazze" data-url="/hayat/sinemanin-gundemi-gazze-4744063" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemanın gündemi Gazze</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4742068" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/23/a97d8223-gdohds6dycmga0nlod56ni.webp" data-title="Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen" data-url="/hayat/sinemamiza-ruh-ufleyen-yonetmen-4742068" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/gelecegin-sinemasi-doguda-4750473</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/9/20/7640c19a-9kcxcgqcsnurxdr32eju9.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 20 Sep 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gişede tehlike çanları</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/gisede-tehlike-canlari-4748416</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/gisede-tehlike-canlari-4748416" rel="standout" />
      <description>Kovid salgını sonrası değişen izleyici alışkanlığı sinema salonlarındaki etkisini devam ettiriyor. Sizin için verileri derledik ve durum hiç de iç açıcı değil. Film sayısı da izleyici sayısı da ciddi şekilde düşüyor. Geçen yıla oranla satılan bilet sayısı Türkiye’de yüzde 30 düşmüş durumda. ABD’de ise durum stabil. Yakın gelecek için çare aranması zarureti ise aşikar. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema salonlarının dijital karşısındaki düşüşü devam ediyor. İzleyici alışkanlığının değişmesi sonrası salgın sürecinden beri çare aranan sinemada gişe pek de umut vermiyor. Özellikle yaz döneminde birçok eski filmin vizyona girmesi kan sağlasa da veriler önceki döneme göre korkutucu tabloya işaret ediyor. </p><p>Önce yılın ilk 35 haftasının verilerine bakalım.</p><h2>İZLEYİCİ SAYISINDA CİDDİ DÜŞÜŞ VAR</h2><p>2025’te 35 hafta 3 günlük Box Office Türkiye raporuna göre 16 milyon 917 bin 988 bilet satılmış. Geçen yılın aynı döneminde ise bu sayı 24 milyon 109 bin 101… Film sayısında da düşüş var. 2024’te 303 filmin vizyona girdiği aralıkta bu yıl 264 yeni film perdeye çıkmış. Toplam hasılat geçen yıl 3 milyar 393 milyon 232 bin 78 lira olurken, bu yıl 3 milyar 500 milyon 443 bin 39 lira seviyesinde gerçekleşmiş.</p><p>Salgın öncesi 2019’da 290 filmin vizyona girdiği aynı süreçte izleyici sayısı 33 milyon 830 bin 697… Aradan geçen 6 senede düşüş yarı yarıya… </p><h2>ABD’DE DURUM NEDİR?</h2><p>ABD’ye bakalım. Orada durum bizdeki kadar kötü değil.</p><p>Bu yıl ülkede vizyona giren filmlerin sağladığı hasılat 6 milyar 76 milyon 29 bin 48 dolar… Geçen yılın tamamında 8.5 milyar dolar hasılat toplamı söz konusu. Bu yıl düşü olsa da trajik seviyede gerçekleşmeyecek gibi. Salgın öncesi döneme göre ABD’de de elbette toparlanam henüz sağlanabilmiş değil. 2019’da ülkedeki toplam hasılat 11 milyar 363 milyon doların üzerinde olmuş. </p><h2>SİNEMA SALONU SAYISI ARTIYOR</h2><p>Ülkemizdeki sinema salonu sayısı ise 2018’den sonra giderek azalırken son 3 yılda artış gösterdi. TÜİK verilerine göre 2024 itibariyle Türkiye’de sinema salonu sayısı 2 bin 776. 2023’te bu sayı 2 bin 618 iken 2022’deyse 2 bin 366… Film  ve izleyici sayısının düşmesine rağmen sinema salonu sayısının artması olumlu gibi görünse de yakın zamanda ‘müşteri’ sorunu yaşayan salonların kapanması sürpriz olmayacaktır. </p><h2>ÇARELER ŞİMDİDEN ARANMALI</h2><p>Salon sayısı, film verisi ve bilet sonuçları yakın geleceğe dair olumsuz bir tablo çiziyor. İzleyici alışkanlığının değiştirilmesinin ya da eskiye döndürülmesinin mümkün olamayacağını düşünürsek, sinema salonlarının geleceğini kurtarmak için başka çareler aramanın zarureti kendini gösteriyor. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4742068" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/23/a97d8223-gdohds6dycmga0nlod56ni.webp" data-title="Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen" data-url="/hayat/sinemamiza-ruh-ufleyen-yonetmen-4742068" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4744063" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/30/41acb5c5-82uljm3twpaaso573bc6us.webp" data-title="Sinemanın gündemi Gazze" data-url="/hayat/sinemanin-gundemi-gazze-4744063" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemanın gündemi Gazze</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4746355" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/9/6/517660f6-25bnbtvtw0vxoy8edy27ho.webp" data-title="“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı" data-url="/hayat/kuresel-film-hareketi-turkiyeden-baslamali-4746355" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/gisede-tehlike-canlari-4748416</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/9/13/c321c99d-pil7syrzhjogc0lvmjnocn.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Küresel Film Hareketi” Türkiye’den başlamalı</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kuresel-film-hareketi-turkiyeden-baslamali-4746355</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kuresel-film-hareketi-turkiyeden-baslamali-4746355" rel="standout" />
      <description>Küresel Sumud Filosu ve Venedik Film Festivali dünyada büyük ses getirdi. Hem bu uyanışın hitama ermesi hem de gelecekteki zulümlerin önünün alınması için Küresel Film Hareketi başlatılmalı. Ve bu hareketin merkezi mutlaka Türkiye olmalı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce bu sayfadan çok kez “çağrı” yaptık. Önemli meselelerin filmleri yapılır, yapılmalı, yapmalıyız. Özellikle dizi sektörü dünyada ilk üçte yer alan Türkiye gibi bir yerde ise sadece bölgesel değil küresel meselelerle ilgili filmler yapılmalı. Sinema sektörümüz ancak o zaman küresel bir endüstri haline gelir. Aksi halde dizi sektörünün lokomotifi olduğu, festival başarısı da sınırlı bir ülke sinema olarak kalır. </p><p>Ve endüstrinin gelişmesinden daha mühim olansa sorumluluğumuz. Dünyada herkes Filistin ve benzeri konularda tepki gösteren ilk ülkelerden birinin Türkiye ve Anadolu insanı olduğunu biliyor. Bilmenin ötesinde ciddi bir beklenti ve bu da mesuliyet oluşturuyor.</p><p>İşte bu durumda Türkiye’nin Filistin ile ilgili çalışmalarının neden kısıtlı kaldığını anlayamıyoruz. Filistin ile ilgili uluslararası projelere dahil olmak elbette başarılı bir yöntem. Ancak Türkiye’deki yapımcı, yönetmen ve senaristler ile kurumlar ve özel sektör neden Filistin filmi yapmaz, anlayamıyoruz.</p><h2>VENEDİK’TE YAŞANANLAR RNEK OLMALI</h2><p>Bakın Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania’nın filmi “Hind Receb’in Sesi” (The Voice of Hind Rajab) Venedik Film Festivali’nde gösterildi ve büyük ses getirdi. Üstelik yaşanan olayın üzerinden 1 yıl geçmeden film için harekete geçilmişti. Soykırım devam ederken bu filmin yapılması o kadar önemliydi ki Brad Pitt, Joaquin Phoenix ve Rooney Mara gibi isimler filme yapımcı oldu. Dünyanın en eski film festivali olan Venedik’te film 20 dakikadan fazla ayakta alkışlandı.</p><p>Demek ki önemli meseleler hakkında film yapmak için üzerinden onlarca yıl geçmesini beklemeye gerek yok. Aksine, bazı durumlarda gecikmeden harekete geçmek gerekiyor. </p><h2>DÜNYANIN BÜTÜN MEYDANLARI FİLMLERLE DOLMALI </h2><p>Küresel Sumud Filosu Gazze’ye doğru harekete geçmişken, tam da bunun benzeri bir film organizasyonu gerekiyor. Dünyanın farklı noktalarında aynı anda harekete geçerek filmler çekilmeli. Ve bu filmler eşzamanlı şekilde gösterime girmeli. Filmler bütün dünyayı gezmeli. Dünyanın her yerinde izleyici sinemaya gittiğinde mutlaka bir Filistin filmi seçme şansı olmalı. </p><p>Festivaller de Filistin konulu filmlerle dolmalı. Sadece seyirlik değil, anlam ve duygu bakımından kalıcılık sağlayacak sanat değeri yüksek yapımlar ortaya çıkmalı. Festival salonları uzun süreli alkışlarla inlemeli. Dünyanın en ikonik kırmızı halıları Filistin gösterilerine sahne olmalı. Bu manzara birkaç kişinin inisiyatifine bırakılmamalı.</p><h2>KISA FİLMLER İHMAL EDİLMEMELİ</h2><p>Kısa film de bu bağlamda hayati derecede önem arz ediyor. Yapımı daha kolay olan, izlenme mecrası çeşitlenebilecek kısa filmlerle de küresel hareket hızlandırılmalı. Her türde yapılacak Filistin konu filmlerle insanların gündemi bir an olsun Filistin’den. Ve Gazze’den uzaklaştırılmamalı. </p><h2>HAREKETİN MERKEZİ MUTLAKA TÜRKİYE OLMALI</h2><p>“Küresel Film Hareketi”nin merkezi mutlaka ama mutlaka Türkiye olmalı. Sektörel olarak da siyaseten de halk desteği bakımından da ideal ortam bizde var. Devletin yönettiği, özel sektörün elini taşın altına koyduğu, senarist ve yönetmenlerin hassasiyetle hazırlandığı, sektör çalışanlarının ter akıttığı bir organizasyon düzenlenmeli. Küresel Film Hareketi, dünya halklarının Gazze’deki soykırım için sesini yükseltmeye başladığı dönemde hassasiyeti diri tutmalı. Bu heyecanı ve hassasiyeti sinemadan daha diri tutacak başka araç yok şu an. Dijital mecralar, video paylaşım siteleri, sosyal medya organları bu çalışmalarla dolup taşmalı. </p><h2>HOLLYWOOD YA DA DİJİTAL MECRALARIN İNSAFINA BIRAKILMAMALI</h2><p>Filmlerin, gerçeği bütün çıplaklığıyla anlatabilmenin yanında kurmaca ve çeşitli türler avantajıyla insanları hakikate yönlendirme işlevi olabilir. Ve esas tehlikeli olanın da önüne geçmek için bu yapılmalı. 75 yıldır Filistin’de devam eden soykırımın şu ana kadar Hollywood eliyle mağdur gösterilen İsrail’in elini rahatlatması gibi yeni bir ortama izin verilmemeli. Hollywood ya da dijital mecraların arsızlığına müsaade edilmemeli. </p><p>Küresel Film Hareketi, herhangi bir aksiyona sahip çıkmak adına değil, beklenenin bir türlü hayata geçirilmemesinin gerekliliğinin farkında olarak bir vazife ruhuyla yapılmalı. Gazze’den başlayacak bir uyanışın dünyanın bütün mazlumlarının ve dünyanın geleceğinin kurtarıcısı olacağını da gözden kaçırmamak gerekir. Dünya şu an bir uyanışın eşiğinde ya da bu uyanış başladı. Sinema olmadan hitama ermesi mümkün değil. Zira sinema, çağın anlatım aracı. Bunu atladığımız takdirde neyin altında kalacağımızı düşünmek bile istemeyiz. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4744063" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/30/41acb5c5-82uljm3twpaaso573bc6us.webp" data-title="Sinemanın gündemi Gazze" data-url="/hayat/sinemanin-gundemi-gazze-4744063" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemanın gündemi Gazze</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4742068" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/23/a97d8223-gdohds6dycmga0nlod56ni.webp" data-title="Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen" data-url="/hayat/sinemamiza-ruh-ufleyen-yonetmen-4742068" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4739922" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/16/4f271320-herqwv3prc3lsbigdq51k.jpeg" data-title="Sinema izleyicisi ‘gerçek’ten uzaklaşıyor" data-url="/hayat/sinema-izleyicisi-gercekten-uzaklasiyor-4739922" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinema izleyicisi ‘gerçek’ten uzaklaşıyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kuresel-film-hareketi-turkiyeden-baslamali-4746355</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/9/6/517660f6-25bnbtvtw0vxoy8edy27ho.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 06 Sep 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinemanın gündemi Gazze</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-gundemi-gazze-4744063</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-gundemi-gazze-4744063" rel="standout" />
      <description>Dünyanın gözü önünde iki yıla yakın zamandır soykırım yapan İsrail’e karşı dünya halkları gibi sinema sektörü de sesini yükseltmeye devam ediyor. Dünyanın en önemli 3 festivalinden biri olan Venedik’te protestolar, açıklamalar peş peşe geliyor. 6 yaşındaki Hind’in bir arabanın içinde katledilmesini anlatan film de Venedik’te yarışacak. Aralarında Almodovar’ın da olduğu İspanyol sinemacılar ise hükümetlerine çağrıda bulundu ve İsrail ile her türlü ilişkinin sonlandırılmasını istedi. Diğer taraftan MUBİ’nin İsrail ordusuyla ilişkisi olan yeni yatırımcısı sebebiyle yaşadığı kriz bitmiş değil. MUBİ tepkilere kulağını tıkadı, sinemacıların sesi ise yükselerek arttı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze’de iki yıla yakın zamandır aralıksız devam eden ve çocuk, gazeteci, yardım görevlisi tanımayan soykırım sinemacıları isyan noktasına getirdi. Başlarda sessiz kalan çok sayıda isim ve kurum artık İsrail’e tepki gösteriyor. Dünyanın en önemli festivallerinin gündemi Gazze’deki soykırım. Ünlü yönetmenler peş peşe açıklama yapıyor. Gazze’de yaşananlarla ilgili büyük prodüksiyonlu sinema filmleri yapılıyor ve toplumun her kesimi tepkiyi diri tutmaya çalışıyor. </p><h2>VENEDİK FİLM FESTİVALİ’NDE GÜNDEM GAZZE</h2><p>Dünyanın en eski film festivali olan ve bu yıl 82’ncisi düzenlenen Uluslararası Venedik Film Festivali’nin açılışında İsrail protesto edildi. Aralarında İtalyan ve uluslararası aktivistlerin bulunduğu bir grup, festivalin düzenlendiği Venedik’in Lido Yarımadası’nda Filistin bayrakları ve “Özgür Filistin, soykırımı durdurun” yazılı pankart açtı. Ayrıca yüzlerce sanatçı Venedik Film Festivali’ne “Gazze’deki soykırımı kınayın» çağrısı yaptı. Aralarında Matteo Garrone, Abel Ferrara ve Ken Loach gibi dünyaca ünlü yönetmen ve yapımcıların da bulunduğu sinemacılar açık mektup imzaladı.</p><h2>JÜRİ BAŞKANI HAZIRLIKSIZ İMİŞ! </h2><p>Festivalin jüri toplantısında ise ilginç ifadeler yankılandı. Jüri başkanı Alexander Payne, insani kriz konusundaki kişisel duruşu sorulduğunda, “Açıkçası, bu soruya biraz hazırlıksız hissediyorum” dedi. </p><p>Festival Başkanı Alberto Barbera ise “Festivalde olmak istiyorlarsa burada olacaklar. Öte yandan, Gazze ve Filistin’de olup bitenlerle karşı büyük üzüntümüzü ve acılarımızı açıkça ilan etmekten asla çekinmedik. Sivillerin ve özellikle kurban olan çocukların ölümü, henüz kimsenin sonlandıramadığı bir savaşın teminat hasarı. Bienal’in bu konudaki tutumuyla ilgili hiçbir şüphe olmadığını düşünüyorum” dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/8/30/bff44dc6-nesz3pn8d2tic362dgv.webp" data-card-width="976" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2025/8/30/bff44dc6-nesz3pn8d2tic362dgv.webp" data-card-caption="Pedro  Almodóvar"></p><h2>İSPANYOL SİNEMACILAR “YETER” DEDİ VE HÜKÜMETE SESLENDİ</h2><p>Avrupa’da zulme karşı yükselen seslerin en diri olduğu ülkelerden biri İspanya. Hükümet daha önce İsrail’e karşı sert kararlar almıştı. Şimdi ise aralarında Oscar ödüllü yönetmen Pedro Almodóvar’ın da bulunduğu çok sayıda sanatçı, hükümete İsrail ile diplomatik ve ticari her türlü ilişkiyi kesme çağrısı yaptı. “Sanatçılar Filistin ile” (Artistas con Palestina) ismiyle sosyal medya platformlarında başlatılan girişime çok sayıda İspanyol sanatçı katıldı. Almodóvar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hükümetimizden, tüm dünyanın gözü önünde Gazze halkına soykırım yapan İsrail devletini kınayarak, diplomatik, ticari ve her türlü ilişkiyi kesmesini talep ediyorum” dedi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/8/30/e598ad6f-vcr0io462so9qjwb8ra0hm.webp" data-card-width="1024" data-card-height="536" data-card-path="/piri/upload/3/2025/8/30/e598ad6f-vcr0io462so9qjwb8ra0hm.webp" data-card-caption="Efe Cakarel"></p><h2>MUBİ, KRİZİ YÖNETMEDİ</h2><p>İsrail ordusuyla bağlantılı yatırımcı ile anlaşma yapması sonrası tepkileri üzerine çeken MUBİ, beklenen adımı atmayınca protestolar büyüdü. MUBİ CEO’su Efe Cakarel, Sequoia ile ortaklık kurarak MUBİ’nin “Gazze’de meydana gelen olaylarda suç ortağı” olduğu suçlamalarını reddetti. 350 sinemacının açık mektubuna karşılık yapılan açıklama kimseyi tatmin etmedi. Ve peşinden 9 bin sinemacıyı temsil eden Filmmakers For Palestine (FWP) açıklama yaptı. Çakarel’in sözlerinin “Halkla ilişkiler dublörü” olabileceği vurgulanan açıklamada Cakarel’in açıklamasının “özel soykırım suçunu adlandırmayı reddetmesi”, “İsrail’i fail olarak adlandıramaması” ve bunun yerine Gazze’deki durumu yalnızca “insani bir felaket” olarak tanımlaması nedeniyle “derinden hayal kırıklığına uğradığını” yazdı. Çakarel’in açıklaması sonrası ilk mektuptaki imzacı sayısı 100’ü geçti. MUBİ’nin çok sayıda abone kaybettiği de biliniyor.</p><h2>6 YAŞINDAKİ HİND’İN DRAMI FİLM OLDU</h2><p>Filistin halkına desteklerin bir kısmı film üreterek devam ediyor. Son olarak Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania, 6 yaşındaki Hind Rajab’ın bir arabanın içinde yüzlerce kurşunla katledildiği olayı filme aldı. “Hind Rajab’ın Sesi”, 98. Oscar Akademi Ödülleri’nde en iyi uluslararası uzun metrajlı film dalında Tunus’un adayı olarak açıklandı. Venedik Film Festivali’nin yarışma bölümünde dünya prömiyerini yapacak olan filme Brad Pitt ve Joaquin Phoenix gibi isimlerin de ortak yapımcı olarak destek verdi duyurulmuştu. </p><p>Film, 29 Ocak 2024’te İsrail tarafından saldırıya uğrayan bir arabanın içinde mahsur kalan 6 yaşındaki Hind’in Kızılay gönüllülerinin acil durum çağrısı yapması ve bu süreçte yaşananlara odaklanıyor. Hind ile Kızılay görevlilerinin ses kaydı daha önce yayınlanmıştı. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4742068" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/23/a97d8223-gdohds6dycmga0nlod56ni.webp" data-title="Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen" data-url="/hayat/sinemamiza-ruh-ufleyen-yonetmen-4742068" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4739922" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/16/4f271320-herqwv3prc3lsbigdq51k.jpeg" data-title="Sinema izleyicisi ‘gerçek’ten uzaklaşıyor" data-url="/hayat/sinema-izleyicisi-gercekten-uzaklasiyor-4739922" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinema izleyicisi ‘gerçek’ten uzaklaşıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4737599" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/9/b339b07e-4aq19vh0di9m003csbt4x.jpeg" data-title="Festivalin karakterini duruşumuz oluşturuyor" data-url="/hayat/festivalin-karakterini-durusumuz-olusturuyor-4737599" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Festivalin karakterini duruşumuz oluşturuyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sinemanin-gundemi-gazze-4744063</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/8/30/41acb5c5-82uljm3twpaaso573bc6us.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 30 Aug 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinemamıza ruh üfleyen yönetmen</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sinemamiza-ruh-ufleyen-yonetmen-4742068</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sinemamiza-ruh-ufleyen-yonetmen-4742068" rel="standout" />
      <description>Anadolu insanının hakir görüldüğü dönemde unutulmaz eserler ortaya koyan ve mütedeyyin kesimin öz güven kazanmasında önemli rol oynayan yönetmen Yücel Çakmaklı vefatının 15. yıl dönümünde anılıyor. Sinemamıza kalıcı bir ruh üfleyen Çakmaklı, İstanbul’un fethini filme almanın hayaliyle aramızdan ayrıldı. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk sinemasının en önemli isimlerinden Yücel Çakmaklı’yı vefatının 15. yıl dönümünde bıraktığı miras ile anıyoruz. Milli Sinema’nın kurucusu olan Çakmaklı, Birleşen Yollar ile adını kazıdığı yolda Kızım Ayşe, Oğlum Osman, Çok Sesli Bir Ölüm gibi unutulmaz eserlere imza attı. </p><h2>MÜTEDEYYİN KESİM BEYAZ PERDEYE ÇIKTI</h2><p>Kurucu ideolojinin aracı olarak çalışan ve mütedeyyin kesimi görmezden gelen ya da olumsuz gösteren Yeşilçam’da yeni bir damar açan Çakmaklı ile Milli Sinema yaklaşımı neşet etti. Bu sayede Anadolu insanının asli dokusu olan inancı hakiki boyutuyla beyaz perdeye yansıdı. Bu bakımdan Çakmaklı’nın sinemamızda çığır açtığını söyleyebiliriz. Zira kendisini kompleksiz ve güçlü şekilde beyaz perdede gören mütedeyyin kesimin özgüven kazanmasında ciddi rol oynadı. </p><p>Bugünlerde hemen her film ve dizide başörtülü kadın, namaz kılan kişi ya da hayatını dinine göre idame ettiren karakter görmek mümkün. Zira Türkiye çok değişti ve dönüştü. Oysa Çakmaklı’nın sinemada var olmaya çalıştığı dönemde bunları filmlerde görmek imkansızdı. Üstelik yapımlarında zamanının en önemli yıldızları yer aldı. Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı kitabından uyarladığı Birleşen Yollar’da Türkan Şoray ile İzzet Günay’ın başrolleri paylaşması büyük ses getirdi. Çok izlendi.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/8/23/32424710-gnmxr86mxb81qhkys46604i.webp" data-card-width="1280" data-card-height="778" data-card-path="/piri/upload/3/2025/8/23/32424710-gnmxr86mxb81qhkys46604i.webp" data-card-caption="Kızım Ayşe"></p><h2>UNUTULMAZ YAPIMLARA İMZA ATTI</h2><p>TRT için hazırladığı Kuruluş Osman dizisi o döneme kadar ortaya konan en büyük prodüksiyondu. Türk televizyon ve sinema sektörü için dönüm noktası olan yapım için kendisi de “arşiv değerinde” demişti.</p><p>1989’da imza attığı Minyeli Abdullah, sadece Çakmaklı için değil Türk sineması için dönüm noktasıdır. Zira sinemaya 1980’lerde küsen izleyiciyi yeniden salonlara çekti ve büyük yankı uyandırdı. Kayıtlara göre filmi sinema salonunda en az 750 bin kişi izledi. </p><p>1900’larda TGRT için film ve dizi yapmaya başlayan Çakmaklı, Kurdoğlu (Osmanlı Bedel İster/1991), Kanayan Yara Bosna (1994), Bişri Hafi (1992) gibi unutulmaz yapımlara imza attı. 2005 yılında yaptığı Cumbadan Rumbaya isimli televizyon dizisi ise son yönetmenlik eseri olacaktı. </p><p>TBMM tarafından 2008’de üstün hizmet madalyası verilen Yücel Çakmaklı, Türk sinemasına yaptığı katkılarından dolayı aynı yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı Emek Ödülü’ne layık görüldü. İstanbul’un fethini beyaz perdeye taşımak hayalini gerçekleştiremeyen Çakmaklı’nın, Necip Fazıl’ın hayatının filme alınmasını vasiyet ettiği de söylendi. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/8/23/94d8a29c-k1f0wor74xcjtji34g42n.webp" data-card-width="1158" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2025/8/23/94d8a29c-k1f0wor74xcjtji34g42n.webp" data-card-caption="Oğlum Osman"></p><h2>“BİZİMKİLER SİNEMAYI BATI'DAN İBARET GÖRDÜ”</h2><p>Derdini ve davasını sinema ile ifade eden, bunun için bedeller ödeyen, başlarda karşılık bulan ancak hayatının son döneminde kıymet verilmeyen bir isim olan Çakmaklı, vefatından birkaç ay önce Gaziantep Üniversitesi’nde katıldığı bir program şunları söylemişti:</p><p>“Sinema, Batı toplumun icadıydı ve bizimkiler de sinemayı batıdan öğrendiler. Batının filmlerine benzer filmler yapıyorlardı. Filmlerde bizim insanlarımız, bizim toplumumuz da böyledir anlayışı hakimdi. Ancak, toplumumuz böyle değildi. Toplumumuzun insan ilişkileri, aşk anlayışı batıdan daha farklıydı. O halde temel çelişki nedir diye düşündüğümüz zaman hayat tarzı, yaşam biçimi akla geliyor. Kültür içerikli, hayat tarzı üzerine bir aşk filmi yapmak istedim. Uygun senaryoyu, edebiyata da aşarı düşkünlüğüm nedeniyle edebi eserlerde buldum. Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı romanı düşündüğüm aşk filmi için çok uygun geldi. Sinemaya uyarladım ve bu film ortaya çıktı.”</p><h2>SİNEMAMIZA KALICI BİR RUH ÜFLEDİ</h2><p>Yücel Çakmaklı’nın sinemamıza bir ruh üflediği aşikar. Kendisinden önce kaçınılan, görmezden gelinen, Anadolu’dan beslenen bu ruh ile bir ömür geçirdi. Son döneminde biraz küskün olduğu söylendi. Film yapamamaktan şikayetçi idi. Bir dönem el üstünde tutulan Çakmaklı, hayatının son döneminde değişen Türkiye’de kendine yer bulamadı. Vefat ettiği 2009’a kadar yeni bir proje hayata geçirmeyi hayal etti ama ömrü vefa etmedi.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4739922" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/16/4f271320-herqwv3prc3lsbigdq51k.jpeg" data-title="Sinema izleyicisi ‘gerçek’ten uzaklaşıyor" data-url="/hayat/sinema-izleyicisi-gercekten-uzaklasiyor-4739922" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinema izleyicisi ‘gerçek’ten uzaklaşıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4737599" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/9/b339b07e-4aq19vh0di9m003csbt4x.jpeg" data-title="Festivalin karakterini duruşumuz oluşturuyor" data-url="/hayat/festivalin-karakterini-durusumuz-olusturuyor-4737599" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Festivalin karakterini duruşumuz oluşturuyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4735161" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/2/164e8e2e-ooz89fme2dk2bckgdb0bnx.jpeg" data-title="21. yüzyılın ilk çeyreğindeki unutulmaz 30 film" data-url="/hayat/21-yuzyilin-ilk-ceyregindeki-unutulmaz-30-film-4735161" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">21. yüzyılın ilk çeyreğindeki unutulmaz 30 film</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sinemamiza-ruh-ufleyen-yonetmen-4742068</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/8/23/a97d8223-gdohds6dycmga0nlod56ni.webp</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 23 Aug 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinema izleyicisi ‘gerçek’ten uzaklaşıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sinema-izleyicisi-gercekten-uzaklasiyor-4739922</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sinema-izleyicisi-gercekten-uzaklasiyor-4739922" rel="standout" />
      <description>Dijital mecraların çoğalması ve pandemi etkisiyle sinema salonundan uzaklaşan izleyicinin değişen karakterine dair ciddi bir belirtiye dikkat çekmek istiyoruz. Ülkemizde son yıllarda çok izlenen filmlerin ‘gerçek’ hikaye ve yöntemden uzak türler olduğu göze çarpıyor. Animasyon ve fantastik yapımlar çok izleniyor. ‘Gerçek’ filmlerse sinemadan uzaklaşıyor. Festival filmlerini değil ama ticari sinemayı büyük bir sorun bekliyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema salonlarında kriz devam ediyor. Hollywood bile çare arıyor. İzleyicinin beğenisi başlığında ise ilginç bir nokta kendini göstermeye başladı. Dijital platformların izleyici alışkanlığını değiştirmesi birçok açıdan tartışılırken çok izlenen filmlerin hikayesinin ve biçiminin gerçek olmaması dikkat çekiyor.</p><p>Türkiye’de ve dünyada gişeye baktığımızda 2025’in çok izlenen filmlerinin ezici çoğunluğunun animasyon ya da fantastik yapımlar olduğu görülüyor. Gişe neredeyse ‘gerçek olmayan’a teslim olmuş durumda. Bu yeni bir krizin habercisi olduğu kadar izleyiciye göre tavır gösterecekler için yakın gelecek için yeni bir tasavvur manasına geliyor. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/8/16/f08e5cec-18a7ew67muq9fc98anthh.jpeg" data-card-width="1238" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2025/8/16/f08e5cec-18a7ew67muq9fc98anthh.jpeg"></p><h2>SİNEMA PERDESİ ‘GERÇEK’TEN KOPUYOR</h2><p>Önce Türkiye’de gişeye bakalım…</p><p>Yılın şu ana kadar en çok izlenen filmi, 2024’ün Aralık ayında vizyona giren Rafadan Tayfa: Kapadokya. 2 milyon 280 bin bilet sattıran yapımı 1 milyon barajını zorlanarak aşan Bir Minecraft Filmi takip ediyor. Üçüncü sıradaysa 800 bin kişi tarafından izlenen Sihirli Annem: Hepimiz Biriz yer alıyor. Gördüğünüz gibi bu filmlerin hiçbiri gerçek değil. İkisi animasyon, diğeri ise fantastik-sihir unsurları içeriyor. Şampiyonlar ve Kirpi Sonic 3 de listedeki diğer animasyonlar…</p><p>Küresel gişeye baktığımızda dünyada 2025’te en çok hasılat elde eden film, Çin yapımı olan Ne Zha 2… Filmin toplam hasılatı 1 milyar 900 milyon doları buldu. 1 milyar dolar hasılatı geçen Lilo&amp;Stitch ikinci sırada bulunurken, 955 milyon dolar hasılatı bulan Bir Minecraft Filmi ise en çok izlenen üçüncü film… Jurassic World: Yeniden Doğuş, Ejderhanı Nasıl Eğitirsin, Fantastik Dörtlü, Süperman ve Kaptan Amerika da ilk 10’daki diğer ‘gerçek olmayan’ yapımlar…</p><p>Önceki yıllarda Türkiye’de Oppenheimer, Atatürk 1881-1919 (1. Film), Bergen, Kesişme: İyi ki Varsın Eren, Hızl ve Öfkeli, Eltilerin Savaşı, 7. Koğuştaki Mucize ve Recep İvedik gibi filmler liste başı olabiliyordu. Küresel gişede Hollywood yapımları yakın tarihte hep başı çekmişti. Bunlar da genellikle fantastik ya da bilim-kurgu filmleriydi. Hollywood açısından değişen fazla bir şey yok. Ülkemizdeyse Hollywood’a dönüşme durumu var. </p><h2>BAĞIMSIZ SİNEMANIN TUZU KURU MU?</h2><p>Yakın geleceğe dair önemli ipucu veren bu tablo ticari sinema için ciddi bir sorun gibi görünüyor. Çünkü dijital mecralarda fazlasıyla ‘gerçek’ hikaye ve yöntem gören izleyici, büyülü sinema perdesinde kendisini gerçekten uzaklaştıracak şeyler arıyor. Yani orta vadede sinema perdesinde gerçek hikayelere hasret kalabiliriz. </p><p>Elbette bağımsız sinemanın böyle bir derdi yok. Zira sanat filmleri zaten büyük oranda gerçekten beslenip gerçek olarak çekiliyor. Bu tarz filmler zaten sinemada da az izlendiği için söz konusu yeni gelişme ciddi sorun oluşturmuyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4737599" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/9/b339b07e-4aq19vh0di9m003csbt4x.jpeg" data-title="Festivalin karakterini duruşumuz oluşturuyor" data-url="/hayat/festivalin-karakterini-durusumuz-olusturuyor-4737599" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Festivalin karakterini duruşumuz oluşturuyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4735161" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/2/164e8e2e-ooz89fme2dk2bckgdb0bnx.jpeg" data-title="21. yüzyılın ilk çeyreğindeki unutulmaz 30 film" data-url="/hayat/21-yuzyilin-ilk-ceyregindeki-unutulmaz-30-film-4735161" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">21. yüzyılın ilk çeyreğindeki unutulmaz 30 film</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4732679" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/26/6c60c2b0-lvyieg6k63s5efet556i45.jpeg" data-title="Kameralarımız Gazze'de hâlâ çalışıyor" data-url="/hayat/kameralarimiz-gazzede-hala-calisiyor-4732679" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kameralarımız Gazze'de hâlâ çalışıyor</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sinema-izleyicisi-gercekten-uzaklasiyor-4739922</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/8/16/4f271320-herqwv3prc3lsbigdq51k.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 16 Aug 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Festivalin karakterini duruşumuz oluşturuyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/festivalin-karakterini-durusumuz-olusturuyor-4737599</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/festivalin-karakterini-durusumuz-olusturuyor-4737599" rel="standout" />
      <description>Son yıllarda adından sıkça söz ettiren Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali, bu yıl 10. kez düzenleniyor. Başvuruların açıldığı, geri sayımın başladığı festivalin Başkanı Aşkın Özcan ile görüştük. 10. yıla özel 10 günlük festival hazırladıklarını ifade eden Özcan, her festivalin karakterinin olduğunu, Kısa’dan Hisse’nin ise net duruşu ve samimiyeti sayesinde her yıl daha geniş kitlelere ulaştığını söyledi. Festivalin 10. yıla özel sürprizlere hazırlandığını da ifade etti. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinema Genel Müdürlüğü geçtiğimiz günlerde “Sinema Etkinlikleri Kılavuzu” yayınladı. Özellikle film festivalleri için rehber niteliği taşıyan kılavuz, etkinliklerin daha kurumsal ve uzun vadeli olmasını amaçlıyor. Ülkemizde son dönemde yapılan kısa film festivalleri arasında öne çıkan Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali’ne gözümüzü çevirdik. </p><p>Film yapmak kadar festival yapmanın da zorlaştığı bir dönemde 10. yılını kutlamaya hazırlanan Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali, “Başka bi’ festival” mottosunun hakkını verecek şekilde hazırlıklarına devam ediyor.</p><p>Festival Başkanı Aşkın Özcan, sinemacı gençleri desteklemek için çıktıkları yolda organizasyon ve tavır olarak yeni bir damar açtıklarını ifade ediyor. “Kimilerinin yapmaktan kaçındığı şeyleri gençlerle birlikte, ısrarla yapıyoruz” diyen Özcan, “Mesela kitap basıyoruz. Ve bu kitabın yazarları tamamen gençlerden oluşuyor. Tam da festivalimizin ruhunu temsil ececek şekilde amatör heyecan ile profesyonel kararlılığı ve kısa film yapmanın farklılığını ortaya koyacak şekilde matbu eser çıkarıyoruz. Şimdiye kadar ‘Niçin Sinema, Neden Olmasın’, ‘Olduramadım’ ve ‘Senaryon Mu Var, Derdin Var’ isimleriyle 3 kitap bastık. Bu yıl da sürpriz bir başlıkla yine gençlerin sesi olacak bir kitap basacağız” dedi.</p><h2>KÜLTÜREL KODLARIMIZI TAŞIYAN ESERLER ÜRETMELİYİZ</h2><p>Uluslararası festivale dönüşmek ya da uzun metraj film festivali olmak konusunda ısrar ve talep gördüklerini ifade eden Özcan, şimdilik böyle bir niyetleri olmadığını vurguluyor. Gerekçe ise yerli sinemayı desteklemek ve Anadolu’dan beslenen filmlerle yol alarak böyle yapımları desteklemek… “Tek başımıza elbette sinemamızda bütüncül bir dönüşüme yol açamayız. Ancak üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Ulusal kısa film festivali yaparak, bu toprağın kültürel kodlarını taşıyan eserlerin üretiminde ısrarcı oluyoruz. Yapım destek ödüllerimiz ile de bunu perçinliyoruz” diyen Aşkın Özcan, böylece festivalin bir karakterinin oluştuğunu anlatıyor. Aynı zamanda başka bir festival iddiasını altını doldurmak adına birçok özel etkinliğe imza attıklarını söyleyen Özcan, lise kategorisi filmlerinin kendileri için ayrı öneme sahip olduğunu belirtti. Görme ve işitme engelliler için özel gösterimler yapıldığını ve tecrübeli isimlerle gençleri bir araya getirdikleri ‘Tek Plan Masa’ gibi özel etkinliklerin de festivalde gerçekleştiğini ifade etti. </p><h2>DESTEKLER ÖNEMLİ AMA YETERSİZ</h2><p>Türkiye’de festival yapmanın zor olduğunun altını çizen Özcan, desteklerin bu açıdan önemli olduğunu belirtiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle Genç Öncüler Gençlik, Spor ve Eğitim Derneği tarafından düzenlenen festivalin ana sponsoru geçen yıl olduğu gibi Türk Telekom Tivibu. Çeşitli farklı desteklerle de güçlerini artırdıklarını söyleyen Özcan, “Aldığımız destekler önemli ama yeterli değil. Dolu dolu geçen festival haftamızı her yıl daha da zenginleştirmek için çabalıyoruz. Bunun da bir maliyeti oluyor elbette. Destekçilerimize teşekkür etmenin yanında destek verecek kurum ve kuruluşlara da kapımızın açık olduğunu ifade etmek isterim” dedi. </p><h2>10. YILDA 10 GÜN FESTİVAL</h2><p>Bu yıl 20-29 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek olan 10. Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali, 7 gün değil 10 gün sürecek. Festival, 10. yıla özel olarak yapılan bu uygulama ile festival havasını daha uzun ve dolu yaşatmayı hedefliyor. </p><p>Kısa film yarışmasının yanında 5 dalda yapım destek ödülleri de veren festival için son başvuru 30 Eylül… </p><p>Ayrıca festivalde bu yıl Türk Sinemasının en önemli isimlerinden Metin Erksan anılacak. Kısa’dan Hisse Kısa Film Atölyesi öğrencileri tarafından bunun için bir belgesel hazırlandı. Belgesel, festivalin Atlas Sinemasındaki açılış programında gösterilecek. </p><p>Katılımcılar başvurularını 30 Eylül’e kadar uluslararası festival platformu filmfreeway.com veya www.kisadanhisse.org adresi üzerinden gerçekleştirebilecek.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4735161" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/8/2/164e8e2e-ooz89fme2dk2bckgdb0bnx.jpeg" data-title="21. yüzyılın ilk çeyreğindeki unutulmaz 30 film" data-url="/hayat/21-yuzyilin-ilk-ceyregindeki-unutulmaz-30-film-4735161" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">21. yüzyılın ilk çeyreğindeki unutulmaz 30 film</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4732679" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/26/6c60c2b0-lvyieg6k63s5efet556i45.jpeg" data-title="Kameralarımız Gazze'de hâlâ çalışıyor" data-url="/hayat/kameralarimiz-gazzede-hala-calisiyor-4732679" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kameralarımız Gazze'de hâlâ çalışıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4730205" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/19/9d472466-jdf4uegc2ljuq0c0g7dzek.jpeg" data-title="Eyüp Oscar’a uzanamaz mı?" data-url="/hayat/eyup-oscara-uzanamaz-mi-4730205" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Eyüp Oscar’a uzanamaz mı?</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/festivalin-karakterini-durusumuz-olusturuyor-4737599</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/8/9/b339b07e-4aq19vh0di9m003csbt4x.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>21. yüzyılın ilk çeyreğindeki unutulmaz 30 film</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/21-yuzyilin-ilk-ceyregindeki-unutulmaz-30-film-4735161</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/21-yuzyilin-ilk-ceyregindeki-unutulmaz-30-film-4735161" rel="standout" />
      <description>2000 sonrası dünya sineması eşsiz eserlere şahitlik etti. Bu aralar 21. yüzyılda çekilen filmlerden çokça liste dolaşıyor. Türk filmleri genellikle listede yok. Biz de Anadolu’dan dünyaya bakarak bir liste hazırladık. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinemanın ciddi bir dönüşüm yaşadığı şu günlerde yakın geleceğe bakıp hafızamızı tazelememiz gerekiyor. Son zamanlarda “21. Yüzyılın En İyi Filmleri” başlığıyla hazırlanan listeler de havada uçuşuyor. Popüler sinemanın ya da küresel festival endüstrisinin etkisindeki bu listelerde yer alan ama bazıları hiçbir listede olmayan filmleri hatırlatmak boynumuzun borcu oldu. Zira listelerde Nuri Bilge Ceylan dışında Türk filmi yer almıyor. Dünya ölçeğinde baktığımızda az Türk filminin yer alması anlaşılabilir. Fekat hiç olmaması da çifte standarda işaret ediyor. </p><p>Bu noktayı da göz ardı etmeden sizin için bir liste hazırladık. ABD’den Kuzey Avrupa’ya İran’dan Afrika’ya ama mutlaka Türkiye’ye uzanan geniş bir listeyi beğeninize sunuyoruz. </p><p><strong>NOT</strong>: Bu tarz listeleri oluşturmak kolay değil. “En iyi” anlamına gelmemeli. “Unutulmaz” demek daha doğru olur. </p><p><br></p><ol><li data-list="bullet"> Interstellar - Christopher Nolan (2014)</li><li data-list="bullet"> Bal - Semih Kaplanoğlu (2010)</li><li data-list="bullet"> Dogville - Lars von Trier (2003)</li><li data-list="bullet"> Öldürme Eylemi - Joshua Oppenheimer ((2013)</li><li data-list="bullet"> Bir Zamanlar Anadolu’da - Nuri Bilge Ceylan (2011)</li><li data-list="bullet"> Aşk - Michael Haneke (2012)</li><li data-list="bullet"> Anons - Mahmut Fazıl Coşkun (2017)</li><li data-list="bullet"> Gone Girl - David Fincher (2014)</li><li data-list="bullet"> Korkuyorum Anne - Reha Erdem (2004) </li><li data-list="bullet"> Kar - Aida Begic (2008)</li><li data-list="bullet"> Oldboy - Park Chan-wook (2003)</li><li data-list="bullet"> Wall-E - Andrew Stanton (2008)</li><li data-list="bullet"> Cenneti Beklerken - Derviş Zaim (2006)</li><li data-list="bullet"> Bir Ayrılık - Asghar Farhadi (2011)</li><li data-list="bullet"> Evlilik Hikayesi - Noah Baumbach (2019)</li><li data-list="bullet"> Hayat - Zeki Demirkubuz (2023)</li><li data-list="bullet"> Çocukluk - Richard Linklater (2014)</li><li data-list="bullet"> Ruhların Kaçışı - Hayao Miyazaki (2001)</li><li data-list="bullet"> Sen Aydınlatırsın Geceyi - Onur Ünlü (2013)</li><li data-list="bullet"> Sil Baştan - Michel Gondry (2004)</li><li data-list="bullet"> Aşk Zamanı - Wong Kar-wai (2000)</li><li data-list="bullet"> Kan Dökülecek - Paul Thomas Anderson (2007)</li><li data-list="bullet"> Ağaçlardan Bahsetmek -  Suhaib Gasmelbari (2019)</li><li data-list="bullet"> 2 Gün 1 Gece - Jean-Pierre Dardenne,  Luc Dardenne (2014)</li><li data-list="bullet"> Leviathan - Andrey Zvyagintsev (2014)</li><li data-list="bullet"> Babam ve Oğlum - Çağan Irmak (2005)</li><li data-list="bullet"> Aga - Milko Lazarov (2018)</li><li data-list="bullet"> İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış… Ve İlkbahar - Kim Ki-duk (2003)</li><li data-list="bullet"> Serçelerin Şarkısı – Mecid Mecidi (2008)</li><li data-list="bullet"> Kara Tahta – Samira Mahmelbaf (2000)</li></ol><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4732679" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/26/6c60c2b0-lvyieg6k63s5efet556i45.jpeg" data-title="Kameralarımız Gazze'de hâlâ çalışıyor" data-url="/hayat/kameralarimiz-gazzede-hala-calisiyor-4732679" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kameralarımız Gazze'de hâlâ çalışıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4730205" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/19/9d472466-jdf4uegc2ljuq0c0g7dzek.jpeg" data-title="Eyüp Oscar’a uzanamaz mı?" data-url="/hayat/eyup-oscara-uzanamaz-mi-4730205" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Eyüp Oscar’a uzanamaz mı?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4730101" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/18/14fec5b2-f34ynwwl8s45jqm9mxopbv.jpeg" data-title="Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez TRT 12 Punto'ya konuk oldu" data-url="/hayat/yeni-safak-yazari-mustafa-kutlu-ve-yonetmen-ahmet-sonmez-trt-12-puntoya-konuk-oldu-4730101" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez TRT 12 Punto'ya konuk oldu</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/21-yuzyilin-ilk-ceyregindeki-unutulmaz-30-film-4735161</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/8/2/164e8e2e-ooz89fme2dk2bckgdb0bnx.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 02 Aug 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kameralarımız Gazze'de hâlâ çalışıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/kameralarimiz-gazzede-hala-calisiyor-4732679</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/kameralarimiz-gazzede-hala-calisiyor-4732679" rel="standout" />
      <description>Gazze’de yaşanan soykırımı daha önce yapılmamış bir şekilde anlatan Sıfır Noktasından (From Ground Zero) filminin yapımcısı Rashed Masharawi ile sizin için konuştuk. Oscar’a aday olan, 350’den fazla festival gören film bir süredir Kültür Yolu Festivali kapsamında gösteriliyor. Filmin Türkiye’de izlenmesinin Gazzeliler için büyük destek olduğunu vurgulayan Masharawi, bu filmleri çekmek için Gazze’deki genç sinemacıların hayatlarını riske attığını belirtti. “Haber yapmadık, sanat yaptık” diyen Masharawi, “Filmimiz sayıları, insanlara dönüştürdü” dedi ve yılmadan Gazze’de film yapmaya devam edeceklerini ifade etti. Masharawi, yine Gazze’de çekilen yeni projelerini de açıkladı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soykırımın ortasında Gazze’de genç sinemacıların çektiği kısa filmlerden oluşan Sıfır Noktasından (From Ground Zero) filmi dünyada ciddi ses getirdi. Türkiye’de de gösterimleri devam ediyor. Filmin yapımcısı olan Rashed Masharawi, başarılı bir yönetmen aslında. Ancak bu projede yapımcı olarak yer alıyor. Çünkü dünyaya olanı biteni anlatmak için başka bir şey denemek lazım. Masharawi, sinemayı mücadele alanı olarak kullanmaya devam edeceklerinin altını kalınca çizdi. Sizin için konuştuk… </p><p><strong>Siz başarılı bir yönetmensiniz. Neden kendiniz çekmediniz de 22 kısa filmci ile “Sıfır Noktasından” projesini hayata geçirdiniz? </strong></p><p>“From Ground Zero” fikri, 7 Ekim’den hemen bir ay sonra ortaya çıktı. Genelde Filistin’de olaylar olduğunda kendi filmlerimi çekerim. Ama bu sefer durum çok ağırdı. Soykırımı, orada olan her şeyi izledim. Sonra karar verdim, bir sonraki projem Gazze’deki film yapımcıları tarafından yapılacak. Kadınlar ve erkekler… Orada yaşayan, orada olan her şeye göğüs geren yönetmenler.</p><p><strong>Bir soykırım sırasında film çekmek hem cesurca hem de şaşırtıcı. Filmle ilgili ne tür tepkiler aldınız? </strong></p><p>Filistin’de 30 yıldan fazla süredir film üretiyorum. Bu savaş sırasında Gazze’de film çekmek çok zordu. Gerçekten, gerçekten… Başladığımızda bile bunun mümkün olup olmadığından emin değildik. Bazen insanlarla bir hafta, bazen daha uzun süre bağlantımız kesiliyordu. Bazen iki ya da üç gün uyanık kalıyorduk, sadece interneti maksimum kullanabilmek, insanlarla iletişimde olabilmek için. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/7/26/916f7241-204x09q6triaist2lvum6i.jpeg" data-card-width="973" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2025/7/26/916f7241-204x09q6triaist2lvum6i.jpeg"></p><p><br></p><h2>BU FİLMİ ÇEKMEK İÇİN HAYATLARINI RİSKE ATTILAR </h2><p>Ama risk bundan çok daha büyüktü, çünkü Gazze’de birlikte çalıştığımız birçok insan, bazen sadece çekim yapmak için kendi hayatlarını riske atıyorlardı. İnternet ya da elektrik aramak için bir yerden başka bir yere gidiyorlardı. Bu tehlikeliydi. Birisi, kamerayı ya da hard diski bir yerden başka bir yere götürmek için hayatını kaybedebilirdi. Ve bu aynı zamanda zordu. Çünkü film yapımcılarının önceliği film yapmak değil, hayatta kalmaktı. Yiyecek aramak, aile için güvenli bir yer bulmak… </p><p><br></p><h2>HABER YAPMIYORUZ, SANAT YAPIYORUZ </h2><p>Haber ya da televizyon gibi sadece belgeleme yapmaya çalışan bir şey olmadığımız için işimiz daha da zorlaştı. Biz sinema yapmaya çalışıyorduk. Sanat filmleri yapmaya çalışıyorduk. Ve bunu en yüksek seviyede yapmaya çalışıyorduk ki böylece uluslararası alanda da iyi bir durumda gösterebilelim. </p><p><br></p><h2>KENDİ HİKAYELERİNİ DÜNYAYA ANLATTILAR </h2><p>Amacımın ne olduğunu açıkça biliyorum. Asıl mesele, bu film yapımcılarına bir şans vermekti. Kendi hikâyelerini dünyayla paylaşmaları için. Ve bu gerçekleşti, çünkü bu filmleri dünya çapında 350’den fazla film festivalinde gösterdik. Oscar’da kısa listeye kaldık. Toronto Film Festivali’nin resmi seçkisinde yer aldık. Kamplarda ve festivallerde büyük etkinlikler düzenledik. </p><p><br></p><h2>FİLMİMİZ SAYILARI İNSANLARA DÖNÜŞTÜRDÜ </h2><p>Dünyadaki sessizliği kırmaya, etkilemeye çalışıyorduk. Gazze’de bizi sayılar olarak öldürüyorlardı; 100, 1000, şimdi 50.000. Hatta daha fazla. Hepsi sayılardı… Yeraltındalar. Kimse onları çıkaramıyor, ama hepsi sayılar. From Ground Zero, bu sayıları insanlara, isimlere dönüştürdü. Hayalleri olan, umudu olan, herhangi bir toplumdaki, herhangi bir çocuk, herhangi bir çift, herhangi bir aile gibi normal insanlara. Ve From Ground Zero’yu izleyen insanlar bunu filmde de bulabilir. Bazen, karanlıkta dans ediyormuşuz gibi hissediyorum. Ama aynı zamanda bu, gelecek için de büyük bir belgeleme. Ve eminim ki bu, dünyadaki bazı insanları etkiledi ve harekete geçirdi.</p><p><br></p><p><strong>Tüm kısa filmler, soykırım zamanındaki hikâyeleri anlatıyor. Umutla dolu. Sadece mağduriyete odaklanmak yerine, filmler “buradayız” diyor. Bu, sinemanın gücü gibi görünüyor. Filme gelen tepkiler bu yönde miydi? </strong></p><p><br></p><h2>HAYAT DEVAM EDİYOR YARINI DÜŞÜNMELİYİZ </h2><p>Ekibimle ve Gazze’de benimle çalışan insanlarla birlikte umuda odaklanmaya karar verdik. Ve eğer umut yoksa onu icat edeceğiz. Sadece göstermek, insanların bunu sevmesini sağlamak ve gerçeğe dönüştürmeye çalışmak için. Filmleri ve yönetmenleri böyle seçtik. Haberleri tekrar etmek ya da politikayla uğraşmak istemiyorduk. Bu filmlerde siyasi tartışmalar, siyasi konuşmalar olmadı. From Ground Zero, anlatılmamış hikâyeler için yapıldı, kişisel hikayeler… Ve bunlar sanatsal bir şekilde, iyi bir seviyede yapıldı. Her şey insan olmakla ilgilidir. Bu bizim hayatımız. Bu bizim ülkemiz, bizim insanlarımız. Bu, başarısız olan ve sonra kapattığımız bir iş değil, “Tamam, olmadı” deyip geçmiyoruz. Hayır, hayat devam ediyor ve yarını düşünmeliyiz.</p><p><br></p><h2>Savaşın başında 2-3 ay sürecek diye endişelenmiştik</h2><p>From Ground Zero’yu başlattığımızda, bu savaşın ne kadar süreceğini bilmiyorduk. ‘Vay, bu iki, üç ay olacak gibi görünüyor’ diye endişelenmiştik. Ve bugün neredeyse iki yıl oldu. Ve savaş hâlâ devam ediyor. Yani From Ground Zero, fikiri, bir film yapıp göstermek ve insanların bizi alkışlaması, ödüller almamız, festivallerde olmamız değildi. Hayır, proje bir kez Gazze’deki hikâyeleri anlatmak için başladı ve savaş hala devam ederken, kameralarımız Gazze’de hala çalışıyor ve film yapmaya devam ediyor.</p><p><br></p><h2>"From Ground Zero Plus" geliyor</h2><p>Sonra From Ground Zero’yu bitirdik ve Gazze’deki durumun hala korkunç olduğunu gördük. Sonra From Ground Zero Plus fikrini ortaya attım. 10 belgesel, sadece belgesel, her biri 20 ila 60 dakika arasında değişen. Şu anda beş film hazır. Üç film yakında kurguda olacak. İki film hâlâ çekiliyor. Toplamda, From Ground Zero Plus’ta, Gazze’den 10 belgesel var.</p><p><strong>Türkiye’de filminiz bir süredir Kültür Yolu Festivalleri kapsamında izleniyor. Türkiye hakkında, izleyicilerin ilgisi hakkında ne söylersiniz? </strong></p><p><br></p><h3>FİLMİMİZİ İZLEMENİZ BİZE BÜYÜK DESTEK OLUYOR </h3><p>Türk seyircilerin bu filmleri izlemesi beni çok mutlu ediyor. Bizim için bu büyük bir destek, çünkü biliyorsunuz Gazze’de, insanlar yalnız hissediyor. İnsanlar filmleri izlediğinde, bu, yalnız olmadığınız mesajıdır. Gazze’deki insanlara “sizinleyiz” diyorlar. Bu yüzden Türk seyircilerin bu filmleri izlemesini gerçekten takdir ediyorum ve her zaman From Ground Zero’yu göstermeyi seçen tüm bu festivallere, tüm bu ekiplere ve organizasyonlara teşekkür etmek istiyorum, çünkü dünyayı insan olarak hep birlikte paylaşıyoruz. Ve dünyamızın bir yerinde korkunç şeyler olduğunda, bu hepimize aittir, insanlar olarak. Bu yüzden bu bizim için çok önemli.</p><p><strong>Çok teşekkür ederim. </strong></p><p>Rica ederim.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4730205" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/19/9d472466-jdf4uegc2ljuq0c0g7dzek.jpeg" data-title="Eyüp Oscar’a uzanamaz mı?" data-url="/hayat/eyup-oscara-uzanamaz-mi-4730205" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Eyüp Oscar’a uzanamaz mı?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4730101" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/18/14fec5b2-f34ynwwl8s45jqm9mxopbv.jpeg" data-title="Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez TRT 12 Punto'ya konuk oldu" data-url="/hayat/yeni-safak-yazari-mustafa-kutlu-ve-yonetmen-ahmet-sonmez-trt-12-puntoya-konuk-oldu-4730101" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez TRT 12 Punto'ya konuk oldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4727881" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/12/ea450efe-hmcg1am2gaj2280gi5z5vd.jpeg" data-title="Sinema perdesinde 15 Temmuz’a ihtiyacımız var" data-url="/hayat/sinema-perdesinde-15-temmuza-ihtiyacimiz-var-4727881" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinema perdesinde 15 Temmuz’a ihtiyacımız var</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4725394" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/5/5d9049ba-vau9qtigg6we8z68z48ba.jpeg" data-title="Sinemayı Hz. Muhammed’den mahrum bırakmamalıyız" data-url="/hayat/sinemayi-hz-muhammedden-mahrum-birakmamaliyiz-4725394" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemayı Hz. Muhammed’den mahrum bırakmamalıyız</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/kameralarimiz-gazzede-hala-calisiyor-4732679</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/7/26/6c60c2b0-lvyieg6k63s5efet556i45.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 26 Jul 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eyüp Oscar’a uzanamaz mı?</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/eyup-oscara-uzanamaz-mi-4730205</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/eyup-oscara-uzanamaz-mi-4730205" rel="standout" />
      <description>Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri, Türkiye’nin Oscar adayı olarak açıklandı. Basit ama çarpıcı hikayesi, buna uyumlu yöntemi ile hem tartışılan hem takdir toplayan filmin Oscar süreci için yapılması gerekenler var. Eyüp, neden Oscar’ın verildiği günlerden birini yaşamasın?   </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin Oscar adayı açıklandı. Murat Fıratoğlu’nun yazıp, oynayıp yönettiği Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri, meslek birliği temsilcilerinden oluşan kurul kararıyla ülkemiz adına Oscar aday adayı oldu. Film, Türkiye adına 98. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Uluslararası Film” dalında yarışma hakkını kazanmak için yola çıktı. Şimdi önünde uzun bir süreç var. 16 Mart 2026’da düzenlenecek olan Oscar törenine kadar önce ön elemeyi geçip kısa listeye kalması lazım. Daha sonrasında da son eleme ile birlikte “En İyi Uluslararası Film” yarışmaya hak kazanması gerekiyor. Bu zorlu sürece döneceğiz ama önce filmden bahsedelim. Baştan uyaralım, filmi izlemeyenler için ‘spoiler’ içerir. </p><h2>FESTİVAL SÜRECİ BAŞARILIYDI</h2><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, sinema alanındaki meslek birliklerinin temsilcilerinden oluşan 15 kişilik Türkiye Oscar Seçim Komitesi'nce yapılan değerlendirme sonucunda başvuran 14 film arasından ‘oy çokluğu’ ile belirlenen film Dünya prömiyerini 81. Venedik Uluslararası Film Festivali’nin “Orrizonti” (Ufuklar) bölümünde yaptı ve “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü. 31. Adana Altın Koza Film Festivalinde “En İyi Film” ödülünün sahibi oldu.</p><h2>AMATÖR OYUNCU BASİT ANLATIM</h2><p>Oyuncu kadrosunda yönetmenin akrabaları ve bölge halkı yer alıyor. Büyük bütçeli, geniş kadrolu, fon aşamasından akrediteli bir yapım olmadığı için daha önce gündem olan film, özellikle festival yolculuğu sayesinde dikkat çekmişti. Dünyanın en eski film festivali olan Venedik’te yarışması ve ödül alması bir yandan şaşırtsa da sinemada yeni yollar arayanlar için eski ve tanıdık bir yöntemi işaret etti. </p><p>Özellikle İran sinemasında 90’lar ve 2000 sonrasında rastladığımız amatör oyuncu ve minimal prodüksiyonlu yapım hüviyetinde olan film, tarım işçisi Eyüp’ün domates kurutma işinde emeğinin karşılığını alamadığı patronu Hemme’yi öldürmek üzere Siverek’te çıktığı öfke dolu bir günlük yolculuğunu konu alıyor. Eyüp, yola çıkar ama bir türlü belindeki silahı kullanmak için fırsat bulamaz. Çünkü engellerle karşılaşır. İlginç olan, bu engellerin ya bir ihtiyara yardım etmek ya da tanıdıkları tarafından sohbet maksadıyla alıkonulmasıdır. </p><h2>KADERİN AĞLARI VE EYÜP’ÜN RIZASI</h2><p>Sert bir tartışma ile başlayan film, sonrasında kanlı bir hikayeye evrilecekken olmuyor. Eyüp’ün her engelinde oh çekiyorsunuz. Zira öylesine sakin ve rahatsız edici derecede dingin ilerliyor ki, belindeki silahı elinize alıp ‘gerekeni yapmak’ istiyorsunuz. Ancak kader, olması gereken için sürekli engeller çıkarıyor. Çay ikram etmek isteyen esnaf, sürekli arıza yapan motor, namaza gitmek için dükkanını aceleyle emanet eden bir başka esnaf ve taşıyamadığı karpuzu ile yolda kalmış olan ihtiyar… </p><p>Basit, zordur. Basitlik bayağılık arasında ince bir çizgi vardır. Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri, çizginin doğru tarafından kalmış bir yapım. Festival koridorlarında fon ararken senaryo danışmanlarının elinde kendinden uzaklaşmamış, ‘gerekli’ prodüksiyon için ekip kalabalığında kaybolmamış, ‘seyirlik olmak’ adına basiti denemekten uzaklaşmamış film, sektör için de yeni bir umut oldu esasında. Evet, prodüksiyon yöntemi yeni değil. Ama İran Sinemasında çokça rastlanan bu sade/basit yaklaşımın inkar edildiği, artık mümkünatının olmadığı düşünülen bir zamanda ‘öze dönüş’ gibi bir etki oluşturdu. </p><h2>FİLM ÜRETİM DAYATMASINA MEYDAN OKUYOR</h2><p>En iyi kamera, çok bilinen oyuncu, geniş ekip, büyük bütçe, geniş ekipman olmadan da başarılı film yapmanın mümkün olduğunu gösteren filmin sahici tavrı sebebiyle ilgi gördüğünü tahmin etmek zor değil. Ele aldığı mesele ile biçimi uyumlu şekilde kullanarak yöntemini sağlamlaştırıyor. Tıpkı prodüksiyon tercihlerinde olduğu gibi küçük tesadüfler ya da engellerle varılan rahatlatıcı son, basit ama kalıcı bir duygu ile sizi uğurluyor. </p><p>Filmin izleyicide bıraktığı sade tat, hayatın kendisinde de olan fekat görmekte zorlandığımız geniş bir anlatıma işaret ediyor. Evet, hakkını aramak için gözünü karartan bir işçinin razı oma yolculuğunu izliyoruz. Ancak bu bir teslim oluş değil. Teslimiyet lakin teslim oluş değil. Kaderin cilvesi mi dersiniz, ‘kosmos’un etkisi mi demek istersiniz, fark etmez. Nihayetinde insanın büyük kararlarına yol açan küçük sebepleri, nihai sonuca ulaştıran başka küçük sebeplere dikkat kesilmemiz gerektiğinden bahsediyor. </p><p>Ve evet. Aslında Hemme ölmüştür. Çünkü öfkesini yenen ya da vesilelerle nihayete ulaşan Eyüp, eve giderken ekmek almanın, verebileceği birçok önemli karardan daha mühim olduğunu anlayacaktır. Eyüp, bu toplumun geniş kesimidir. Tarlada, plazada, trafikte, evde… Hepimiz, bazılarının sebep olduğu kritik eşiklerde ilginç kararlar vermek durumunda kalıyoruz. En büyük kararımızın, en basit günlük rutinimiz adına daha basit bir anlam ifade ettiğini anlıyoruz. </p><h2>OSCAR ŞANSINI ARTIRMAK İÇİN…</h2><p>Gelelim filmin Oscar yolculuğuna…</p><p>Her ülke, kendi Oscar adayını açıkladıktan sonra o film “Oscar aday adayı” olur. Ön elemeyi geçerse kısa listeye kalır. Onu da geçerse Oscar töreninde ödül alacak “uluslararası” filmlerden biri olur. Bunun için filmin tanıtım süreci çok önemli. Venedik gibi bir festivalden ödül alan ve genel sinema üretiminin dışında bir yerde duran filmin avantajlarını doğru kullanmak gerek. Bunun bir devlet politikası yapılması lazım. Akademi üyelerine filmin izletilmesi, Hollywood’da medyada yer alması sağlanması ve son ana kadar gündemde tutulması gerekiyor. </p><p>Oscar her şey değil ama çok şey. Eyüp, neden Oscar’ın verildiği günlerden birini yaşamasın?</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4727881" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/12/ea450efe-hmcg1am2gaj2280gi5z5vd.jpeg" data-title="Sinema perdesinde 15 Temmuz’a ihtiyacımız var" data-url="/hayat/sinema-perdesinde-15-temmuza-ihtiyacimiz-var-4727881" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinema perdesinde 15 Temmuz’a ihtiyacımız var</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4730101" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/18/14fec5b2-f34ynwwl8s45jqm9mxopbv.jpeg" data-title="Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez TRT 12 Punto'ya konuk oldu" data-url="/hayat/yeni-safak-yazari-mustafa-kutlu-ve-yonetmen-ahmet-sonmez-trt-12-puntoya-konuk-oldu-4730101" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez TRT 12 Punto'ya konuk oldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4725394" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/5/5d9049ba-vau9qtigg6we8z68z48ba.jpeg" data-title="Sinemayı Hz. Muhammed’den mahrum bırakmamalıyız" data-url="/hayat/sinemayi-hz-muhammedden-mahrum-birakmamaliyiz-4725394" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemayı Hz. Muhammed’den mahrum bırakmamalıyız</span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/eyup-oscara-uzanamaz-mi-4730205</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/7/19/9d472466-jdf4uegc2ljuq0c0g7dzek.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 19 Jul 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez TRT 12 Punto'ya konuk oldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/yeni-safak-yazari-mustafa-kutlu-ve-yonetmen-ahmet-sonmez-trt-12-puntoya-konuk-oldu-4730101</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/yeni-safak-yazari-mustafa-kutlu-ve-yonetmen-ahmet-sonmez-trt-12-puntoya-konuk-oldu-4730101" rel="standout" />
      <description>Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez, TRT 2'deki 12 Punto Özel Yayınına konuk oldu. Mustafa Kutlu, kaleme aldığı Uzun Hikaye'nin Osman Sınav tarafından film olarak hazırlanma sürecine ilişkin konuştu. Kutlu, "Arkasında güzel bir film bıraktı. Bir de ben senaryolarda yönetmene güveniyorsam geri çekiliyorum. 'Film yönetmenindir' diyorum." ifadelerini kullandı</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Şafak yazarı Mustafa Kutlu ve yönetmen Ahmet Sönmez, TRT tarafından 7. kez düzenlenen senaryo geliştirme ve ortak yapım platformu 12 Punto'ya konuk oldu.</p><p>TRT tarafından düzenlenen 12 Punto, 20 Temmuz'a kadar 35 ülkeden yönetmen, yapımcı ve film endüstrisi profesyonellerinin katılacağı çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacak.</p><p>Ezgi Sütçü'nün sunumuyla TRT 2'deki 12 Punto Özel Yayınına konuk olan Mustafa Kutlu, yönetmen olarak Osman Sınav ile uzun süre arkadaş olarak beraber iş yaptıklarını belirterek, "Uzun Hikaye" filmi üzerinde 8, 9 yıl çalıştıklarını söyledi.</p><p>Kutlu, Sınav'ın "Uzun Hikaye" filmini çok büyük bir titizlikle yaptığını aktararak, <strong><em>"En ufak sahne, en ufak rollerde bile en iyi oyuncular vardı. Arkasında güzel bir film bıraktı. Bir de ben senaryolarda yönetmene güveniyorsam geri çekiliyorum. 'Film yönetmenindir' diyorum. Ahmet Sönmez ile de öyle oldu. Yazdığım 'Mavi Kuş', aslında yaz filmiydi ama kendisi kış filmi yaptı. Bahtı açık olsun, inşallah güzel bir film olmuştur."</em></strong> dedi.</p><p><br></p><h2>"Bir milat"</h2><p>Türk sinemasının, Türk edebiyatını didik didik ettiğini, keşfedilmemiş roman ve hikayenin kalmadığına dikkati çeken Kutlu, şöyle devam etti:</p><p>"Bütün yazarlar gözden geçirilmiştir. Sinemada edebiyat uyarlamalarının en çok yapıldığı 3 yazar vardır. Bunlar 1930, 1940'lı yılların yazarları Kerime Nadir, Esat Mahmut Karakurt ve Muazzez Tahsin Berkand. Bunların eserlerinden en az 15'er tane film çekilmiştir. O zamanın popüler yazarlarıdır. Bir milat koymak lazımsa 1970'te dönemin TRT Genel Müdürü, Halit Refiğ, Lütfi Ömer Akad, Metin Erksan gibi önemli yönetmenleri topladı. O zaman Halit Bey, Müjde Ar'la 'Aşk-ı Memnu'yu yaptı. Büyük beğeni topladı. Metin Bey ile beraber 5 hikaye seçtik. Ahmet Hamdi Tanpınar'dan 'Geçmiş Zaman Elbiseleri', Kenan Hulusi Koray'dan 'Sazlık', Sait Faik'ten 'Müthiş Bir Tren', Sabahattin Ali'den 'Hanende Melek' gibi, diğerini hatırlayamadım. Lütfi Bey de Ömer Seyfettin'den 5 hikaye yaptı. Edebiyat uyarlamaları için bu hamle çok önemlidir, bir milattır."</p><p>Kutlu, beğendiği edebiyat uyarlamaları filmlerden bahsederek, filmlerde ilk sahnelerin seyirciyi, kitapta da ilk cümlelerin okuru tutması adına önemli olduğunu ifade etti.</p><p><br></p><h2>"Bir Mustafa Kutlu hikayesini daha sinemaya aktarmak benim için onur verici"</h2><p>Yönetmen Ahmet Sönmez de Mustafa Kutlu'nun kaleme aldığı "Yıldız Tozu"nun aslında bir çocuk hikayesi olduğunu ve çocuğunun bu hikayeyi okuduktan sonra "baba bunu film yapar mısın" dediğini, filmin de buradan hareketle ortaya çıktığını anlattı.</p><p>"Mavi Kuş" hikayesini film yapmanın ise hayali olduğunu dile getiren Sönmez, "Yıldız Tozu filmini başardıktan sonra Mustafa abi bana güvendi. Cüret edip ondan Mavi Kuş'u istedim. Filmin senaryosu da Mustafa Kutlu'ya ait. Şu anda post prodüksiyon sürecinde. Bir Mustafa Kutlu hikayesini daha sinemaya aktarmak benim için onur verici." dedi.</p><p>Sönmez, Kutlu'nun eserlerini her zaman bir sinema atmosferinde yazdığını belirterek, "Mustafa Kutlu hikayelerini beyazperdeye uyarlamak çok kolay. Çünkü çok sinematografik yazıyor. Bir yönetmenin görseli, atmosferi çok rahat anlayabileceği bir şekilde yazıyor. Ama filme Kutlu'nun hikayelerindeki o derinliği de vermeniz gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4728965" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/15/b1e836e1-w7rrqsir6nb2r8hnbl1ovg.jpeg" data-title="TRT 12 Punto'da &quot;Gassal&quot; dizisi konuşuldu" data-url="/hayat/trt-12-puntoda-gassal-dizisi-konusuldu-4728965" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">TRT 12 Punto'da "Gassal" dizisi konuşuldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4728314" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/13/2d84e09c-b7zjfdxlrzvfq8al53irh.jpeg" data-title="TRT tarafından 7. kez düzenlenen 12 Punto başladı" data-url="/hayat/trt-tarafindan-7-kez-duzenlenen-12-punto-basladi-4728314" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">TRT tarafından 7. kez düzenlenen 12 Punto başladı</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4729210" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/16/a83b3636-bphyakzcfn6f9ya5po25zl.jpeg" data-title="Leyla Hali dizisi ne zaman başlıyor? TRT Tabii Leyla Hali dizisi oyuncuları kimler? " data-url="/foto-galeri/ozgun/leyla-hali-dizisi-ne-zaman-basliyor-ilk-bolum-ne-zaman-trt-tabii-leyla-hali-dizisi-oyunculari-kimler-dizinin-konusu-nedir-4729210" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Leyla Hali dizisi ne zaman başlıyor? TRT Tabii Leyla Hali dizisi oyuncuları kimler? </span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/yeni-safak-yazari-mustafa-kutlu-ve-yonetmen-ahmet-sonmez-trt-12-puntoya-konuk-oldu-4730101</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/7/18/14fec5b2-f34ynwwl8s45jqm9mxopbv.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 19:17:22 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinema perdesinde 15 Temmuz’a ihtiyacımız var</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sinema-perdesinde-15-temmuza-ihtiyacimiz-var-4727881</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sinema-perdesinde-15-temmuza-ihtiyacimiz-var-4727881" rel="standout" />
      <description>15 Temmuz Direnişi’nin yıl dönümünde sinema perdesine baktığımızda yine hayal kırıklığı yaşıyoruz. Yakın tarihin en önemli olaylarından biri olmasına rağmen sinemacılar bu hikayeyi beyaz perdeye taşımıyor. TRT’nin televizyon için yaptığı birkaç film olmasa bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda filmden söz ediyoruz. Bunun ciddi şekilde sorgulanması lazım. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yakın tarihte yaşamış olduğumuz en önemli olay belki de 15 Temmuz Direnişi. Darbe girişiminin dünya benzeri görülmemiş şekilde sivil halk tarafından önlendiği 15 Temmuz, tarih kitaplarının altın harflerle yazacağı bir dönemi işaret ediyor. </p><p>Ve tabii ki tarihi sadece tarih kitapları yazmaz. Sinemanın, tarih yazım aracı olarak bir işlevi de vardır. İnsanlara unutulmamak gerekenleri anlatması açısından sinema, popüler kültür ile olan yakın bağı sebebiyle hayati derecede önem arz ediyor. </p><p>Peki, yakın tarihin en önemli olayı hakkında sinema neden bu kadar sessiz? 15 Temmuz’u sinema perdesinde neden göremiyoruz? Üzerinden 9 yıl geçmiş olmasına rağmen neden “15 Temmuz Sinema Endüstrisi” denecek bir geleceğin işaretini göremiyoruz (Elbette endüstri dediğimiz şey dünden bugüne oluşmaz. Ama işaretini de göremiyoruz).</p><h2>SİNEMAMIZIN YAKIN TARİHE İLGİSİ YOK</h2><p>Sinemamızı genel olarak yakın tarihe karşın körlük söz konusu. Mesela 15 Temmuz öncesi yaşanmış 28 Şubat Darbesi ile alakalı da film görmekte zorlanıyoruz. 17-25 Aralık operasyonları ilgili de film yapılmıyor. Abdullah Öcalan’ın 1999’da ele geçirilmesi, PKK’nın başlangıcı, ekonomik krizler ve yakın gelecekteki daha birçok mesele için de aynı şey geçerli…</p><p>Yakın gelecekle ilgili en çok 12 Eylül 1980 Darbesine dair film var. Bunların çoğunu da sol görüşlü sinemacılar çekti. Ama 1960’daki muhtıra ve sonrasında Başbakan Adnan Menderes’in idamı konusu da zayıf…</p><p>Elbette büyük olayların karanlıkta kalan yanları veya ayrıntıları zamanla netleşir. Ancak sinema bu gerçekleri aktarmak zorunda değil. Yaşanan bir olay ya da durum kurmaca özgürlüğünde her yere evrilebilir ve sonsuz sayıda hikaye çıkabilir. </p><h2>15 TEMMUZ FİLMİ NEDEN YAPILMIYOR?</h2><p>TRT’nin televizyon için hazırladığı filmler olmasa 15 Temmuz ile alakalı film sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor (15/07 Şafak Vakti, Kod Adı Koz ve Börü)… </p><p>9 yıl az bir süre değil. Her yıl 1 sinema filmi yapılsaydı bile mevcut manzaranın 3 katı bir durum olurdu. Ancak yapılmıyor. </p><p>Bunun birkaç sebebi olabilir…</p><p>Birincisi, 15 Temmuz’da iktidar olan AK Parti hala iktidar. Dolayısıyla bu cenahta film yapma ihtiyacı hissedilmiyor. AK Parti karşıtları ise iktidarı olumlamadan kaçındığı için yanaşmıyor. Diğer taraftan FETÖ sona ermiş değil. Hâlâ devam eden mücadele süreci var. Film yapmak için bu mücadelenin de tarihe geçmesi bekleniyor olabilir. </p><p>Fekat en önemli mesele, sinema üretiminin genel manada 15 Temmuz Direnişi’ne sıcak bakmayan ya da inanmayanların elinde olması… Festival filmi üretenler bu konuya girmek istemiyor. İsteyenler destek bulamıyor. Destek bulup çekecek olsa bile festival çevrelerinde duvarlarla karşılaşacaklar. </p><h2>O DUYGU VE ANLAMI KONU EDECEK HİKAYELERE İHTİYACIMIZ VAR </h2><p>Oysa 15 Temmuz’un doğru anlatılamama ya da hala kafasında soru işareti olanlara izah etme gibi bir ihtiyaç var. Uluslararası alanda da 15 Temmuz’un tam olarak neye karşılık geldiği ile ilgili ciddi bilgi ve kanaat açığı var. Bu ihtiyaçların evlet politikası haline getirilip sinemanın gücü ile anlatım sağlanmalı. </p><p>Her 15 Temmuz yıl dönümünde sinema perdesine dönüp bakınca yoklukla karşılaşmanın sektöre de halka da bu meseleyi anlatması gerekenlere de faydası yok. Tarihimizin en önemli olaylarından birinin sadece ülke insanımıza değil, bütün dünyaya doğru şekilde anlatılması gerekir. O gün ne yaşandığına dair bilgi içeren hikayelerden söz etmiyoruz. Sinemanın gücünü kullanarak 15 Temmuz’un duygusuna ve anlamına yönelik insan hikayelerine ihtiyacımız var.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4725394" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/7/5/5d9049ba-vau9qtigg6we8z68z48ba.jpeg" data-title="Sinemayı Hz. Muhammed’den mahrum bırakmamalıyız" data-url="/hayat/sinemayi-hz-muhammedden-mahrum-birakmamaliyiz-4725394" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sinemayı Hz. Muhammed’den mahrum bırakmamalıyız</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4722945" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/28/dab8cb1a-r7yzclsbypzryyhoet41.jpeg" data-title="Derdi başka olanlar için 10 film" data-url="/hayat/derdi-baska-olanlar-icin-10-film-4722945" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Derdi başka olanlar için 10 film</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4722190" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/26/c91c4b08-6m33a6q64sw63ny0bhjct5.jpeg" data-title="Teşkilat'ın unutulmaz ismi Gassal kadrosuna katıldı: İşte oynayacağı rol" data-url="/hayat/teskilatin-unutulmaz-ismi-gassal-kadrosuna-katildi-iste-oynayacagi-rol-4722190" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Teşkilat'ın unutulmaz ismi Gassal kadrosuna katıldı: İşte oynayacağı rol</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sinema-perdesinde-15-temmuza-ihtiyacimiz-var-4727881</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/7/12/ea450efe-hmcg1am2gaj2280gi5z5vd.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinemayı Hz. Muhammed’den mahrum bırakmamalıyız</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sinemayi-hz-muhammedden-mahrum-birakmamaliyiz-4725394</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sinemayi-hz-muhammedden-mahrum-birakmamaliyiz-4725394" rel="standout" />
      <description>“Güzel ahlakı tamamlamak için…” gönderildiği Kur’an-ı Kerim’de ifade edilen Hz. Muhammed’i (sav) daha iyi tanımak ve özellikle yeni nesillere doğru şekilde anlatmak için sinema kullanılabiliyor mu? Cevabımız net olarak “hayır”. Zaten böyle olduğu için de anlamsız ve sorunlu şekilde gündeme sokuluyor.  </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Muhammed’in (sav) Müslümanlar için ne kadar önemli olduğu ve örnekliği ile ilgili varoluşsal ilişki kurulduğu malumdur. “Güzel ahlakı tamamlamak için…” gönderildiği Kur’an-ı Kerim’de ifade edilen Hz. Muhammed’i daha iyi tanımak ve özellikle yeni nesillere doğru şekilde anlatmak için sinema kullanılabiliyor mu? Cevabımız net olarak “hayır”. Zaten böyle olduğu için de anlamsız ve sorunlu şekilde gündeme sokuluyor. </p><p>Son olarak Leman dergisinde çıkan karikatür (çizilen Hz. Muhammed olmasa bile yanlış anlamaya açık olması ciddi sorun) sonrası kopan fırtınada da genel olarak bu altyapı var. Peygamberimiz'i, en etkili anlatı araçlarından biri olan sinemada konu edemiyoruz. Evet, yapılamıyor. Oysa önümüzde Çağrı gibi bir örnek var. Benzeri ya da farklı açıdan ele alınanları neden yapılmasın? </p><h2>NEDEN HZ. MUHAMMED FİLMİ YAPILMIYOR?</h2><p>Yakın tarihte Çağrı ayarında film olarak “Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi” yapımı hayata geçirilmişti. 2015’te yapılan film çok eleştirildi. Bazı eleştiriler öyle garipti ki, bir daha kimsenin film yapmaya niyeti kalmadı. Küresel bir film olmasına rağmen Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi filmi hak ettiği değeri göremedi ve benzeri yapımların da önü kapandı. </p><p>Oysa Hz. Peygamber’i göstermeden anlatmanın binbir türlü yolu var. Sinema tam da bunun için vardır. Çağrı ve Hz. Muhammed filminde de gördüğümüz gibi O’nu göstermeden anlatmak mümkün ve bunun ötesinde çok da ihtiyacımız var. Biz bunu yapmadığımız takdirde boş kalan alanı aksini yapanlar dolduruyor. </p><h2>O’NUN ÖRNEKLİĞİNE ÇOK İHTİYACIMIZ VAR</h2><p>Animasyondan aksiyona, dramdan komediye kadar çeşitli türlerde anlatıya ihtiyacımız var. Zira Hz. Muhammed, gözlerden uzak tutulacak değil, en güncel meselelerle bile anılması gereken önderdir. Orman yangınlarının gündemimizde olduğu şu günlerde “Elinizde bir fidan varsa, kıyamet kopmaya başlasa bile, eğer onu dikecek kadar vaktiniz varsa, mutlaka dikin” diyen Peygamber’i daha iyi anlamalıyız. O’nu doğru anlamayan nesiller çevreye dikkat etmez, yangına mahal bırakır. Hz. Muhammed’in ahlakı ile ahlaklanan kimseler ormana çöp bırakmaz, yangın çıkarmayacak önlemleri alır. Ve bunu tam da bu şekilde anlatacak filmler olmalıdır. Çünkü kamu spotu gibi bunları söylemenin kimseye faydası yok. Hz. Muhammed’in savaşlardan önce daima askerlerine herhangi bir ağacı kesmemelerini, tarla ve bahçeleri ateşe vermemelerini emretmiştir. Hassasiyeti düşünebiliyor musunuz? Bunu neden bütün insanlığa anlatamıyoruz?</p><p>“İşçinin hakkını, teri kurumadan verin” diyen Peygamber’in ümmeti olarak bu hassasiyeti filmlerde görmeliyiz. Tam da Peygamber’imizin emri ve uygulaması olduğunu anlatmalı, bu konudaki hassasiyet vurgulanmalı.</p><p>Öyle güzel bir Peygamber’in ümmetiyiz ki, hayatının her anı, her sözü ve tavrı dokunaklı hikaye olmaya adaydır. İnsanlığın bitmeyen krizlerinin tamamını listeleseniz, </p><p>Hz. Muhammed’in mutlaka deva olacak sözünü ya da tavrını bulursunuz. Ve hal böyleyken biz sinemada bu örnekliği yeterince göremiyoruz.</p><h2>ÇAĞRI VE Hz. MUHAMMED FİLMİNE TEPKİLER YÜKSELDİ!</h2><p>Eğri oturup, doğru konuşalım…</p><p>Hz. Peygamber’in filmlerde ele alınmamasının sebebi, daha önceki örneklere gelen tepkilerdir. Çağrı filmi de ilk yapıldığı zaman İslam dünyasında ciddi tepki almıştı. Hollywood’dan bir yönetmen (Mustafa Akkad), gayrimüslim Hollywood yıldızlarıyla (Anthony Quinn, İrine Papas) film yaptığı için Türkiye’nin de içinde olduğu yerlerde büyük gösteriler oldu. Bu yüzden filmin gösterimi gecikti. Ama geldiğimiz noktada tepkilerin anlamsız olduğu görüldü ve Çağrı filmi şu an Müslümanların resmi ürünü gibi gösteriliyor, izleniyor. </p><h2>Çağrı’nın kaderini </h2><p>Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi filmi de yaşadı. Mecid Mecidi film daha vizyona girmeden eleştirildi. Oysa İranlı yönetmen filmin senaryo aşamasında Türkiye’nin de aralarında olduğu ülkelerdeki alimlerden onay almıştı. Filmin kimse bir sakınca görmemişti. Zaten çocukluk dönemini anlatıyordu. Ama film vizyona girince garip bir dalga yükseldi ve tıpkı Çağrı’nın yarım asır önce yaşadığı tepkiyi gördü. </p><p>Hal böyle olunca elbette kimse Hz. Muhammed filmi yapmaya yanaşmıyor. Tepkiler mesnetsiz ve anlamsız şekilde yükselince yapımcısı da yönetmeni de bunu göğüsleyemiyor. Çok hassas olan bu konuda riske girmemeyi seçiyor herkes. Sonuç olarak da elimiz boş kalıyor. Hayatın her alanındaki eşsiz örnekliği ile tanınması gereken Peygamberimiz, sinemada anlatılamıyor. </p><h2>SİNEMAYI HZ. MUHAMMED’DEN MAHRUM BIRAKMAMALIYIZ</h2><p>Bu böyle devam ettiği müddetçe… O’nu doğru tanımayanlar yanlış tavırlara girmeye devam edecek (kimi karikatür çizer, kimi bir şeyler yazar)… Oysa ne kadar çok insan </p><p>Hz. Muhammed’i tanırsa, O’n karşı takınılacak tavırda o kadar geniş bir savunma cephesi oluşur. Müslümanların bile yeterince tanımadığını anladığımız şu manzarada (eğer hakkıyla tanınmış olsaydı, İslam coğrafyasında anlam veremediğimiz bu manzaralar olmazdı) Peygamberimiz'i herkes, her zaman, her şekilde anlatmamız lazım. Elbette geleneğimiz O’nu resmetmemek üzerine kurulu. Bunda ısrarcı olmanın da altyapısı var. Ama sinema zaten göstermeden de anlatabilmenin alanıdır. Sinemayı neden Hz. Muhammed’den mahrum bırakıyoruz? </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4722190" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/26/c91c4b08-6m33a6q64sw63ny0bhjct5.jpeg" data-title="Teşkilat'ın unutulmaz ismi Gassal kadrosuna katıldı: İşte oynayacağı rol" data-url="/hayat/teskilatin-unutulmaz-ismi-gassal-kadrosuna-katildi-iste-oynayacagi-rol-4722190" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Teşkilat'ın unutulmaz ismi Gassal kadrosuna katıldı: İşte oynayacağı rol</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4721034" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/23/0046d1e3-dhmwsqy7gcw8eod7p23xko.jpeg" data-title="Gassal hayranlarını sevindiren gelişme: Bugünden itibaren başlıyor" data-url="/hayat/gassal-hayranlarina-trtden-sevindiren-haber-bugunden-itibaren-basliyor-4721034" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gassal hayranlarını sevindiren gelişme: Bugünden itibaren başlıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4722945" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/28/dab8cb1a-r7yzclsbypzryyhoet41.jpeg" data-title="Derdi başka olanlar için 10 film" data-url="/hayat/derdi-baska-olanlar-icin-10-film-4722945" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Derdi başka olanlar için 10 film</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sinemayi-hz-muhammedden-mahrum-birakmamaliyiz-4725394</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/7/5/5d9049ba-vau9qtigg6we8z68z48ba.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 05 Jul 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Derdi başka olanlar için 10 film</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/derdi-baska-olanlar-icin-10-film-4722945</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/derdi-baska-olanlar-icin-10-film-4722945" rel="standout" />
      <description>Büyük bütçeli Hollywood filmleri yok. En çok ödül alan da en çok puanlanan filmler de umurumuzda değil. Derdi başka olanlar için aklınızdan çıkmayacak 10 film hazırladık.   </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okullar bitti. Çocuklarla birlikte yıllık izin zamanları geldi. Bütün yılın yorgunluğunu kızgın kumlardan serin sulara atlayarak çıkaracak olan da var, köyüne gidip, sıla-i rahim yapıp rahatlayacak olan da… Yaza hazırlanmak için çokça tavsiyeye rastlarsınız. Kiloları hızlı toparlamak, tatil rotaları oluşturmak için herkesin gündemi belki de bu tavsiye hesapları. Biz de üzerimize düşeni yapıp yaza sinema ile hazırlanmanıza yardımcı olmak istiyoruz. </p><p>Çünkü yaz demek esasında modern şehir yaşamında bunalmış insanın kısa bir süre için de olsa kendine dönme serüveni olmalı. Eğlenmek herkesin hakkı. Fekat eğlenmenin olmazsa olmazı da hayatı anlamaya devam etme çabasıdır. Gelin, yeniden kendinize dönmenize yardımcı olacak, yaz boyu serin sularda ya da ayçiçeği tarlalarında aklınızdan çıkmayacak “Yaza Hazırlık Filmleri”ne birlikte bakalım.</p><p>NOT: Bu filmlerin bazılarını listelerde bulma imkanınız yok. Çünkü fazlasıyla sahici, aldatmayı değil anlatmayı kovalayan, eğlendirirken düşündüren yapımlardır.</p><h2>Bal</h2><p><strong>Semih Kaplanoğlu</strong></p><p>Evladı Hz. Yusuf’un özlemini yaşayan Hz. Yakub’dan, babasının özlemini yaşan Yusuf’a… Okula yeni başlayan ve farklı bir çocuk olan Yusuf, bir gün gördüğü rüyayı babasına anlatır. Arıcılık yapan babası bir gün ormana gider ve geri gelmez. Rüya ile gerçek arasında, hakikatin izinde, doğa ile insanın konuştuğu bir başyapıt. Semih Kaplanoğlu’nun filmi Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştı. </p><h2>Uzak İhtimal</h2><p><strong>Mahmut Fazıl Coşkun</strong></p><p>Uluslararası başarısı ile Türk sinemasında önemli yer edinen Coşkun’un ilk uzun metrajlı filmi, kültürler arası farklardan sevdanın fark gözetmemesine kadar geniş bir çerçevede Türkiye’ye bakıyor. Köyünden Galata’ya gelip bir caminin müştemilatında yaşayan ve müezzinlik de yapan Musa’nın karşı komşuna olan gizli ve derin aşkı, Clara’nın bir rahibe adayı olması sebebiyle sarsıntı geçirir. Filmin bitişi fazlasıyla içten, dokunaklı ve gözlerinizi kapayıp rüzgarın sesinde kalbinizde kalan duyguya kendinizi bırakacağınız cinsten…</p><h2>Ağaçlardan Bahsetmek </h2><p><strong>Suhaib Gasmelbari</strong></p><p>45 yıldır arkadaş olan Sudan Sinema Kulübü üyelerinin neredeyse yarım asır sonra yeniden bir araya gelip ülkelerinde sinema gösterimi yapma çabasının hikayesi… Müslüman toplumların sinema ile arasına çektiği perdenin lüzumsuzluğunu anlatan film, esasında çok geç kalınan ama her şekilde ram olunması gereken yola işaret ediyor. Gasmelbari’nin belgeseli, kırsalı şehre, şehri kırsala anlatan bir yapım…</p><h2>Aga </h2><p><strong>Milco Lazarov</strong></p><p>Eşi Sedna’nın vefatının ardından Nanook’un, uzun zaman önce kaçan kızları Ága’yı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatan film Asya’nın kuzeyinde Yakutistan topraklarında geçiyor. Kentleşmenin aileye yaşattığı bölünme ve zorlu şartlara rağmen değerlerinden vazgeçmeme mücadelesinin hikayesi… </p><h2>İçimdeki Kahraman </h2><p><strong>Sinan Sertel</strong></p><p>Tam olarak bir kahraman hikayesi… Hollywood’un dayattığı dünyayı kurtaran cinsinden değil, Anadolu kültüründen beslenen insana, kendine dönme düsturunu anlatan film, absürt anlatımı ve fantastik yapısıyla dikkat çekiyor. Büyük bütçeli Hollywood filmlerinin aksine mütevazı bütçesiyle hem kahraman hem de anti kahraman yorumu barındırıyor. Yazın kendinize döndüğünüz günlerde aklınıza olacak bir film…</p><h2>Mükemmel Günler</h2><p><strong>Wim Wenders</strong></p><p>Umumi tuvaletleri temizlemekle görevli Hirayama’nın (Kôji Yakusho) işini titizlikle yaparken göğe bakarak mutlu olduğu anlar bile yaz tatilinde günde 5 öğün yapmanız gereken ve sizi derinden etkileyecek şeye işaret ediyor. Wim Wenders’in 2023 yapımı filmi hayatın sanatla ve teknoloji ile kurduğu ilişkiyi, her gün görmezden geldiğimiz bir işçinin gözünden etkileyici bir üslupla anlatıyor. </p><h2>Selam Sinema </h2><p><strong>Muhsin Mahmelbaf</strong></p><p>Bir sinema filmi çekiminin oyuncu seçmelerine katılmak için izdiham oluşturan binlerce kişinin hikayesi. Esasında onların değil, sinema arzusunun hikayesi. Aslında o da değil; sanatın insanla ilişkisinin ve ‘neden sinema’ sorusunun cevabının filmi… İranlı yönetmen Muhsin Mahmelbaf’ın sinemanın yüzüncü yılı için 1995’te çektiği filmi izlememek sinemacılar için utanç kaynağı, izleyici için ise büyük eksiklik olur… </p><h2>Düşler Diyarı </h2><p><strong>Benh Zeitlin</strong></p><p>Hayalle gerçek arasında, bir felaketin eşiğinde ve sonrasında, bir kız çocuğunun gerçekle sınırlanmamış dünyasında, ailenin önemini vurgulayan dokunaklı bir film… Asıl adı Hushpuppy (Cimcime) olan Benh Zeitlin’in 2013’te çektiği film, New Orleans’ın kıyılarında “Leğen” adı verilen ve yoksulların yaşadığı yerde Cimcime’nin anne özlemi ve babasının hastalığı arasındaki fantastik bağı ve hayal dünyasını resmediyor. </p><h2>Burası Cennet Olmalı</h2><p><strong>Elia Süleyman</strong></p><p>Filistin sinemasının özgün yönetmeni Elia Süleyman’ın sinema tarihine geçen harika filmi… Yaşanan dramı ve haksızlığı ironik, absürt bir dille anlatan film, özellikle Batılıların Filistin Davası’na ve İsrail soykırımına karşı çelişkili tutumunu eleştiriyor. Güldürüyor, eğlendiriyor ama her sahnesinde düşündürüyor…</p><h2>Öldürme Eylemi</h2><p><strong>Joshua Oppenheimer</strong></p><p>Biraz sert ama duygulu… 1960’larda Endonezya’da yaşayan Enver, arkadaşlarıyla karaborsada küçük bir sinema çetesi kurmuştur. 1965’te ülkede askeri darbe olunca bu çete ölüm makinesine dönüşür. Sinemadan insan canına… Pişmanlıklar ve anlamsızlıklar… Ne diyelim, izleyin ve etkilenin…</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4722190" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/26/c91c4b08-6m33a6q64sw63ny0bhjct5.jpeg" data-title="Teşkilat'ın unutulmaz ismi Gassal kadrosuna katıldı: İşte oynayacağı rol" data-url="/hayat/teskilatin-unutulmaz-ismi-gassal-kadrosuna-katildi-iste-oynayacagi-rol-4722190" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Teşkilat'ın unutulmaz ismi Gassal kadrosuna katıldı: İşte oynayacağı rol</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4721034" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/23/0046d1e3-dhmwsqy7gcw8eod7p23xko.jpeg" data-title="Gassal hayranlarını sevindiren gelişme: Bugünden itibaren başlıyor" data-url="/hayat/gassal-hayranlarina-trtden-sevindiren-haber-bugunden-itibaren-basliyor-4721034" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gassal hayranlarını sevindiren gelişme: Bugünden itibaren başlıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4720375" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/21/dc74ca6c-jrvkdouyspr2xokqptlw.jpeg" data-title="İsrail zulmünü anlatan filmler" data-url="/hayat/israil-zulmunu-anlatan-filmler-4720375" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İsrail zulmünü anlatan filmler</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/derdi-baska-olanlar-icin-10-film-4722945</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/6/28/dab8cb1a-r7yzclsbypzryyhoet41.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Teşkilat'ın unutulmaz ismi Gassal kadrosuna katıldı: İşte oynayacağı rol</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/teskilatin-unutulmaz-ismi-gassal-kadrosuna-katildi-iste-oynayacagi-rol-4722190</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/teskilatin-unutulmaz-ismi-gassal-kadrosuna-katildi-iste-oynayacagi-rol-4722190" rel="standout" />
      <description>Teşkilat'ta ‘Anton’ karakterleriyle hafızalara kazınan Emir Benderlioğlu, TRT’nin dijital platformunda büyük beğeni toplayan Gassal dizisinin üçüncü sezon oyuncu kadrosuna dahil oldu.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>"Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz"</strong> dizisinde 'Behzat Façalı' ve<strong> "Teşkilat"</strong>ta 'Anton' karakterleriyle hafızalara kazınan başarılı oyuncu, bu kez Ahmet Kural’ın başrolünde yer aldığı<strong><em> Gassal </em></strong>dizisinde boy gösterecek.</p><p><br></p><p>Senaryosunu Sümeyye Karaarslan’ın kaleme aldığı Gassal’ın yönetmenliği ise bu sezon değişti. Daha önce Selçuk Aydemir’in üstlendiği koltuk, Aydemir’in yeni projesi “Aile Saadeti” nedeniyle Onur Tan’a devredildi.</p><p><br></p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/6/26/4e55e7d4-pbm4lbczvlfnsy5dv10x4.jpeg" data-card-width="1228" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2025/6/26/4e55e7d4-pbm4lbczvlfnsy5dv10x4.jpeg" data-card-caption="Emir Benderlioğlu"></p><p><br></p><h2>'Affan' karakteriyle izleyicinin karşısına çıkacak</h2><p><br></p><p>Yeni sezona geçen günlerde başlayan Gassal dizisinde Emir Benderlioğlu, “Affan” karakteriyle izleyicinin karşısına çıkacak. Dili sivri, dobra ve genç bir figür olan Affan, gasilhanenin eski şoförü Merdan’ın yerine geçerek dizinin akışına taze bir dinamizm katacak.</p><p><br></p><p><strong>Oyunculuk kariyerinde “Deha”, “Teşkilat”, “Tuzak”, “Börü 2039”, “Barbaroslar Akdeniz’in Kılıcı”, “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” ve “Arka Sokaklar” gibi önemli yapımlarda rol alan Emir Benderlioğlu, Gassal ile yeni bir sayfa açıyor.</strong></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4721034" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/23/0046d1e3-dhmwsqy7gcw8eod7p23xko.jpeg" data-title="Gassal hayranlarını sevindiren gelişme: Bugünden itibaren başlıyor" data-url="/hayat/gassal-hayranlarina-trtden-sevindiren-haber-bugunden-itibaren-basliyor-4721034" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Gassal hayranlarını sevindiren gelişme: Bugünden itibaren başlıyor</span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/teskilatin-unutulmaz-ismi-gassal-kadrosuna-katildi-iste-oynayacagi-rol-4722190</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/6/26/c91c4b08-6m33a6q64sw63ny0bhjct5.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Thu, 26 Jun 2025 10:28:02 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gassal hayranlarını sevindiren gelişme: Bugünden itibaren başlıyor</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/gassal-hayranlarina-trtden-sevindiren-haber-bugunden-itibaren-basliyor-4721034</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/gassal-hayranlarina-trtden-sevindiren-haber-bugunden-itibaren-basliyor-4721034" rel="standout" />
      <description>Türkiye'nin uluslararası dijital platformu tabii’de büyük yankı uyandıran orijinal yapım "Gassal", yakında TRT 1 ekranlarında izleyiciyle buluşacak.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRT'den yapılan açıklamaya göre, senaryosunu Sümeyye Karaarslan'ın kaleme aldığı dizinin yönetmen koltuğunda Selçuk Aydemir oturuyor.</p><p><br></p><p>Başrolleri Ahmet Kural ile ikinci sezon kadın gassal rolüyle diziye katılan Hande Soral paylaşıyor.</p><p><br></p><h2>Her gün TRT 1'de izlenebilecek</h2><p><br></p><p>Kara komediyle dramı bir araya getiren dizinin ilk sezonunda müzisyen Şahin Kendirci ve orkestrası "Bana Sor" ve "Yıkılmışım Ben" adlı eserleri seslendirirken, ikinci sezonda ise müzisyen Bayhan ve orkestrası "Yol Arkadaşım", "Salını Salını" ve "Rüzgar" isimli şarkıları yorumluyor.</p><p><br></p><p>Hikayesi ve etkileyici oyuncu performansıyla izleyicinin beğenisini kazanan yapım, bugünden itibaren hafta içi her gün TRT 1'de izlenebilecek.</p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4717093" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/12/34f74ec1-3j1ijduxtejv837rp39ecq.jpeg" data-title="Bizi birleştiren bir hikaye: GASSÂL" data-url="/dusunce-gunlugu/bizi-birlestiren-bir-hikaye-gassal-4717093" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Bizi birleştiren bir hikaye: GASSÂL</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/gassal-hayranlarina-trtden-sevindiren-haber-bugunden-itibaren-basliyor-4721034</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/6/23/0046d1e3-dhmwsqy7gcw8eod7p23xko.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 09:17:47 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail zulmünü anlatan filmler</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/israil-zulmunu-anlatan-filmler-4720375</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/israil-zulmunu-anlatan-filmler-4720375" rel="standout" />
      <description>Kurulduğundan bu yana çevresindeki her ülkede kan döken İsrail’i daha iyi tanımamız için filmler bize güvenli ve verimli bir alan sağlıyor. Bir çırpıda izleyeceğiniz bazı filmleri tam da bu açıdan sizin için listeledik.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İran’a saldırı başlatan ve yeni bir savaşın fitilini ateşleyen İsrail, var olduğu zamandan beri kan ve savaş ile anıldı. “Büyük Felaket” anlamına gelen “Nekbe”den beri (1948’de İsrail’in kurulmasının ilanı) çevresindeki her ülke ile savaşan ve aralıksız katliam ile soykırım yapan İsrail’in gerçek yüzünü anlamak için filmlere bakmak yeterli olacak. </p><p>Sinema tarihinde özellikle 2000’li yıllarda çeşitli ülkelerde yapılan filmler, işgal yönetiminin nasıl bir kanlı yapı üzerine kurulduğunu ifade ediyor. Gelin bu filmlere birlikte bakalım…</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/6/21/c8d76018-5i5cy6it22ezhbis7kv1q.jpeg" data-card-width="1024" data-card-height="720" data-card-path="/piri/upload/3/2025/6/21/c8d76018-5i5cy6it22ezhbis7kv1q.jpeg"></p><h2>Beşir ile Vals</h2><p>İsrail yapımı olarak İsrail zulmünü içeriden anlatan eşsiz bir film…</p><p>Ari Folman’ın yazıp yönettiği film, 1982 yılında Lübnan İç Savaşı sırasında asker olan yönetmen Folman’ın, yaşadıklarını terapi aracılığıyla yeniden hatırlama sürecini ele alıyor. Animasyon tekniği ile hayata geçirilen yapım, gerçekçi anlatımı ve kalıcı hissi ile yapıldığı yıl olan 2008’den beri adından söz ettiriyor. İlginç şekilde film,“shooting and crying” geleneğinin bir devamı olarak görüldü. Yani askerlerin savaş sırasında gerçekleştirdiği eylemlerden pişmanlık duymasını, ancak bunun geç gelen bir pişmanlık olduğunu ve askerlerin bu durumu düzeltmek için somut hiçbir harekete kalkışmamasını sağlıyor. Bu eleştiriyi de göz önünde bulundurup izlemekte fayda var. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/6/21/20d6997f-mg368d4h3vgax418y0fyqw.jpeg" data-card-width="1205" data-card-height="491" data-card-path="/piri/upload/3/2025/6/21/20d6997f-mg368d4h3vgax418y0fyqw.jpeg"></p><h2>Burası Cennet Olmalı</h2><p>Filistinli yönetmen Elia Süleyman’ın son filmi, İsrail zulmüne küresel bir pencere açıyor. Özellikle göçmenlik olgusu üzerinden meseleyi ele alan film absürt mizah türünün de etkisiyle ilginç bir seyir tecrübesi sunuyor. Çatışma, kan, gözyaşı olmamasına rağmen film İsrail zulmünün sınırları aşan etkisine katkı sağlıyor. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/6/21/e0122397-2on9gspls36k9tfebqfu5.jpeg" data-card-width="800" data-card-height="1127" data-card-path="/piri/upload/3/2025/6/21/e0122397-2on9gspls36k9tfebqfu5.jpeg"></p><h2>Başka Yer Yok</h2><p>İsrail zulmünü en gerçek görüntüler ve anlık şahitlikler eşliğinde veren belgesellerin çok önemli olduğunu da vurgulamak gerek. Bu yıl Oscar’da en iyi belgesel ödülünü alan bu belgesel de birkaç yıllık süreç içerisinde Filistin topraklarında devam eden işgal politikası ve Filistin halkının direnme yöntemlerini anlatıyor. İsminden de anlaşılacağı üzere İsrail’e meydan okuyan yapıya sahip olan belgesel, yapımcılarından birinin İsrailli (Yaval Abraham) olması bakımından da mühim. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/6/21/448f9a30-7w6wy4wl3pld1x8zs9gyyo.jpeg" data-card-width="640" data-card-height="333" data-card-path="/piri/upload/3/2025/6/21/448f9a30-7w6wy4wl3pld1x8zs9gyyo.jpeg"></p><h2>Kurtlar Vadisi Filistin</h2><p>Filistin Davası ve İsrail zulmüyle ilgili Türkiye’de yapılmış en büyük prodüksiyon olan film, 2011’de vizyona girdiğinde ülkemizde en çok izlenen filmler arasında yer almıştı. Kurtlar Vadisi dizisinin devamı niteliğindeki yapım, Türk istihbaratının Filistin meselesine bakışına ve İsrail’in karşısında asırlar önce olduğu gibi yine, yeniden Türklerin dimdik duracağını anlatması bakımından önemliydi. </p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/6/21/468f8220-wg7bed025rg6yrh4prfqh9.jpeg" data-card-width="1182" data-card-height="800" data-card-path="/piri/upload/3/2025/6/21/468f8220-wg7bed025rg6yrh4prfqh9.jpeg"></p><h2>Kule</h2><p>Hikaye “Büyük Felaket” (Nekbe) günlerinde başlıyor. Bir Filistin mülteci kampında yaşayan genç bir kız, önceki üç mülteci neslinin anlattığı hikayeler aracılığıyla ailesinin tarihini öğreniyor. Norveçli yönetmen Mats Grorud’un filmi, “stop motion” tekniğine de dayanan animasyon tekniği ile hayata geçirdiği 2018 yapımı projesi birçok dünya festivalinde yankı uyandırmıştı. </p><p><br></p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4715477" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/7/f06c0dee-j0yndyhgbhqp2zbhkfdn.jpeg" data-title="Sıfır Noktasından yükselen ses" data-url="/hayat/sifir-noktasindan-yukselen-ses-4715477" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sıfır Noktasından yükselen ses</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4717852" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/14/ff04e372-npsf2cs6xnk0v08ag8peb2.jpeg" data-title="‘Cin’im olmadan asla: Türk Korku Sineması" data-url="/hayat/cinim-olmadan-asla-turk-korku-sinemasi-4717852" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">‘Cin’im olmadan asla: Türk Korku Sineması</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4713112" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/31/1ec44557-605pzzzzncnfw5wqa8xrzr.jpeg" data-title="Teneşirde yıkanan mesleğiniz ve siz" data-url="/hayat/tenesirde-yikanan-mesleginiz-ve-siz-4713112" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Teneşirde yıkanan mesleğiniz ve siz</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/israil-zulmunu-anlatan-filmler-4720375</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/6/21/dc74ca6c-jrvkdouyspr2xokqptlw.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 21 Jun 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>‘Cin’im olmadan asla: Türk Korku Sineması</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/cinim-olmadan-asla-turk-korku-sinemasi-4717852</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/cinim-olmadan-asla-turk-korku-sinemasi-4717852" rel="standout" />
      <description>Türkiye’de en çok üretilen tür filmlerinden biri korku. Her yıl onlarca film üretilmesine rağmen konu hep aynı; ‘cin’!.. Son olarak Siccin 8 vizyona girdi ve yerli gişede lider oldu. Geçen yıl vizyona giren Siccin 7 de 700 bin bandında izlenerek yılın en çok izlenen filmleri arasına girmişti. Bir endüstri mesabesinde olsa da bunu gerçekleştiremeyen Türk Korku Sineması, gerçeklik olarak ‘cin’ unsurunun kullanmasının ötesinde, ‘cin’ konusuna dair kendi gerçekliğini oluşturmaya çalışması bakımından ilginç bir tablo ortaya koyuyor. </description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk korku sinemasının en verimli kaynağı olmasının yanında kendilerini mahkum ettikleri yer de olan “cin” unsuru tartışmalı bir alan oluşturuyor. Evet, bu ülkenin kültüründe yeri olan ‘cin’, sinemada da özgün bir anlatı alanı oluşturmak için kullanılıyor. Bu açıdan bakınca mantıklı ve haklı gibi görünse de neredeyse başka hiçbir unsur kullanılamaması imkanın çaresizliğe dönüştüğünü gösteriyor. </p><p>Korku duygusunu oluşturabilmek toplumsal kabuller ve tabularla mümkündür. Bu bakımdan ele alındığında Anadolu’da korku sinemasının ‘cin’ temalı olması anlaşılabilir. Zira her toplumun takıntısı ya da tabusu kendi dinamiklerini belirler. Bu filmlerdeki duruş da ‘cin’in zamanla tabuya dönüştüğünü ifade eder nitelikte.</p><h2>‘CİN’ OLMADAN ASLA!</h2><p>‘Cin’in İslam’da tam olarak neye tekabül ettiğini tartışanlar var. Bizim alanımız değil zaten. Ancak şaman inanışının etkisi ile ‘cin’ unsurunun varlık alanı haline getirildiği ve toplumsal tabu ya da korku unsuru olduğunu söyleyebiliriz. Haliyle ülkemizde çekilen korku filmlerinin ‘cin’li olmasını anlayabiliriz. Fekat korku sinemasının ‘cin’den başka hiçbir şey kullanamamasını çaresizlik olarak tanımlamak çok da haksız sayılmaz. </p><p>Sinemada türlerin oluşumunun küresel izahı olsa da bu türlerin içeriğinin belirlenmesinin toplumsal olduğu aşikar. Ülkemizde sinemanın tam oturmamasının, haliyle de türlerin oluşumundaki aksamaların endüstrileşememe olduğunu ifade etmek gerek. Politik ve sosyo-ekonomik sebeplere bağlayabileceğimiz endüstrileşememe hali korku sinemasının çerçevelenmesinde de etkili olmuştur. Çünkü korku sineması ülkemizde en kolay gerçekleştirilebilecek ve en uyguna mal edilebilecek tür olarak görülür. Bu durum da üretimin sınırlı, kadük ve dar kapsamda kalmasına yol açmıştır.</p><h2>‘CİN’ ZARURETİ VE SİCCİN’İN BAŞARISI</h2><p>Ülkemizde son dönemin en çok izlenen korku serisi Siccin filmleridir. Siccin 8 geçtiğimiz hafta vizyona girdi. 380’den fazla salonda gösterilen film 10 günde 120 binden fazla izleyiciye ulaştı. İzleyicinin sinemadan uzaklaştığı şu dönemde bu veri çok yüksek sayılabilir. Zira büyük prodüksiyonlu filmler bile bu seviyeye ulaşamıyor. Siccin 7’nin de bir yıl önce haziran ayında vizyona girmesi sonrası 700 bine yakın izleyici toplaması başarısını gösteriyor. </p><p>Filmin yönetmeni Alper Mestçi’nin bu başarıda ciddi etkisi olduğunu söylemek gerek. Televizyonda Dikkat Şahan Çıkabilir programı ile yönetmenliğe adım atan Mestçi, sonrasında komedi ve korkuyu birlikte yürüttü. Son yıllarda ise sadece korku filmleri çekmeye başladı. Siccin serisinde sekizinci filme ulaşan Mestçi, Musallat, Mahlukat ve Haile filmleriyle de tanınıyor. </p><p>Sadece Siccin serisini ele aldığımızda bile hikayelerin toplumsal ‘üç harfli’ vaka söylentileri ve Kur’an’a dayandırılan ‘cin’ yorumunu kapsadığını görüyoruz. Anadolu toplumunun genel kabulünde de olduğu gibi ‘cin’ler, insanlar gibi bir varlık alanına sahip ve kötülüğün kaynağı da genellikle bu iki varlık alanındaki yanlış irtibattan kaynaklanıyor. Ve çare de her zaman Kur’an-ı Kerim’de… “Kötülerin amel defterlerinin bulunduğu yer” anlamında Kur’an’da kullanılan ‘sincin’ ifadesi, korku sinemasında ele alınan meselenin temellendirildiği delil olarak ortaya sürülüyor. </p><h2>‘CİN’Lİ FİLMLERİN OLUŞTURDUĞU GERÇEKLİK İDDİASI </h2><p>Daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu ‘cin’ yorumunun doğruluğu ya da yanlışlığı bizim alanımız değil. Ancak toplumsal kabullerden yola çıkıldığı iddiası ve anlatılanların temelinde de bunun yer aldığı mesajı, ele alınan konulara dair gerçeklik zemini iddiası oluşturuyor. Yani bir gerçeklik olarak ‘cin’ unsurunu kullandığını iddia etse de esasında bu tarz filmler ‘cin’ konusunu kendi üretimleriyle yeni bir gerçeklik zemini olarak şekillendiriyor. “Yaşanmış bir olaydan uyarlanmıştır” ifadesiyle de bu gerçeklik zemini sağlamlaştırılmaya çalışılıyor. </p><p>Bu zaviyeden bakınca ‘cin’li filmlerin, bu toplum insanının neyden korktuğunu işaret etmesinin ötesinden neyden korkması gerektiğini belirlemek gibi bir işlevi var. Çaresizlik dediğimiz durum da burada doğuyor. Neredeyse “Sadece bundan korkarsınız” deniyor ve izleyiciyi bir şablonun içine oturtuyor. Sadece son 3 ayda 15 yerli korku filminin vizyona girdiğini ve bunların tamamını konusunun ‘cin’ olduğunu düşünürsek ortada ciddi bir yapının olduğunu görürüz. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4715477" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/6/7/f06c0dee-j0yndyhgbhqp2zbhkfdn.jpeg" data-title="Sıfır Noktasından yükselen ses" data-url="/hayat/sifir-noktasindan-yukselen-ses-4715477" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sıfır Noktasından yükselen ses</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4713112" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/31/1ec44557-605pzzzzncnfw5wqa8xrzr.jpeg" data-title="Teneşirde yıkanan mesleğiniz ve siz" data-url="/hayat/tenesirde-yikanan-mesleginiz-ve-siz-4713112" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Teneşirde yıkanan mesleğiniz ve siz</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710857" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/25/518839de-euqxhn027xpop9ezwv2txc.jpeg" data-title="Brad Pitt 'Formula 1' pilotu oldu" data-url="/hayat/brad-pitt-formula-1-pilotu-oldu-4710857" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Brad Pitt 'Formula 1' pilotu oldu</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/cinim-olmadan-asla-turk-korku-sinemasi-4717852</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/6/14/ff04e372-npsf2cs6xnk0v08ag8peb2.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 14 Jun 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sıfır Noktasından yükselen ses</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/sifir-noktasindan-yukselen-ses-4715477</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/sifir-noktasindan-yukselen-ses-4715477" rel="standout" />
      <description>Sinemanın eşsiz gücünün son göstergesi olarak Sıfır Noktasından (From Ground Zero) filminden söz etmek gerek. Evet, bayramda… 7 Ekim’den sonra Gazze’de 22 kısa filmcinin ürünü olan yapıma Filistinli yönetmen ve yapımcı Rashid Masharawi öncülük etti. “Biz varız ve burada olacağız” diyen filmler, sinemanın bir silah olarak siyonistlerin elinden kayıp gittiğinin de göstergesi. Kültür Yolu Festivali kapsamında Türkiye’de birçok şehirde ilk kez gösterilen film önümüzdeki süreçte çok sayıda şehirde izleyici ile buluşacak.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze’de yaşananları gerçeklerle ve gerçek kelimelerle ifade etmenin anlamı kalmadı. Gelişmiş teknoloji, sınırları aşmış insanoğlu, hayal gücünü yok edecek yapay zeka ve bütün medeni kavramlar yetersiz… Soykırım, gözümüzün önünde devam ediyor.</p><p>Gözümüzün önünde olduğu halde gözümüzden kaçanları yeniden zihnimize ve gönlümüze ulaştırma yöntemi olarak sanatın ve özelde sinemanın önemi şimdi daha da belirginleşiyor. Gerçek olamayacak kadar acı olanı ajite etmeden gösteren, bildiğimizi zannettiklerimizi yeniden tanımlayan sinema Gazze için de harekete geçmiş durumda. </p><p>7 Ekim’den sonra Gazze’de 22 kısa filmcinin hayata geçirdiği Sıfır Noktasından (From Ground Zero) filmi bunun en güzel örneklerinden biri. Gazze ile ilgili yapılmış en güncel ve meşhur çalışma olan filmi geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali kapsamında izleyebildik. Filistinli yönetmen ve yapımcı Rashid Masharawi’nin öncülük ettiği projede sinemanın her türünden örnekler var. Animasyon, absürt komedi, dram, belgesel, deneysel, aksiyon ve gerçek olmasına rağmen distopya!..</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/6/7/e96a97cd-jt8pis6rka5mzhqiqdtwp.jpeg" data-card-width="800" data-card-height="1098" data-card-path="/piri/upload/3/2025/6/7/e96a97cd-jt8pis6rka5mzhqiqdtwp.jpeg"></p><h2>“BİZ VARIZ VE HEP OLACAĞIZ”</h2><p>Her şeye rağmen sanatını icra etmeye çalışan bir ‘stund-up’çının çabası ve sonrasında gerçeğin komik olamayacak kadar absürt çarpıcılığı ile karşılaşması, dünyanın en güzel sahillerinden birinde hayallerini resmetme derdinde olan genç kızın gerçeğin karanlık yanı ile yüzleşmesi, mülteci durumuna düşen çocukların stop-motion eğitimi alırken ortaya koydukları ürün ile iyiliğin rengini sorgulaması, varlığını sinemaya adayan bir gencin var olma savaşında karşı karşıya kaldığı tercihler sonrasında sinemadan özür dilemesi ve daha niceleri…</p><p>Filmdeki karakterlerin ortak noktası ise inatla, azimle, her ne olursa olun yaşamaya ve direnmeye devam etmesi… “Biz varız” diye haykırmanın yanı sıra “Ne olursa olsun burada kalmaya devam edeceğiz” mesajının altının çizilmesi çok önemli.</p><p>Yıkıntılar arasında ve sürgünün ardında…</p><p>Bir kameraya ve bir tripoda yenilecek olan İsrail zulmüne karşı susuz ve huysuz ve uykusuz ve yalnız da olsa…</p><p>Bütün dünya yalnız bıraksa da ısrarla, inatla, azimle, omuz omuza ve sinemayla…</p><h2>SİNEMA SİYONİSTLERİN ELİNDEN KURTULUYOR</h2><p>Siyonistlerin 1950’lerden beri en güçlü silahı sinema olmuştur. Hollywood, öylesine bir çehreye bürünmüştür ki özellikle İkinci Dünya Savaşı’nı anlatan filmlerde “Yahudi Soykırmı”nı anlatan filmler bir endüstri kurmuştur. Adına “Holokost” denen bu endüstrinin filmleri insan dramatik insan hikayeleri ile “Yahudiler, tarih boyunca hakkını ödeyemeyeceğimiz şekilde mağdur edildi” algısı oluşturulmaya çalışıldı ve bu sebepten yakın zamana kadar İsrail ne yaparsa yapsın hoş görüldü. Ne var ki 7 Ekim’den sonra her şey değişti. Hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağının göstergesi olarak “sinema silahı” eskisi gibi sadece siyonistler tarafından kullanılmamaya başlandı. Hatta Holokost filmlerinin sayısı azalmaya başladı. Bunun yanında Filistin’de 75 yıldır yaşanan ve 7 Ekim’den önce başlayan zulme dair gerçekler beyaz perdede kendini gösterir oldu. </p><p>Filistin’in Oscar adayı olan filmin ortak yapımcıları arasında ABD’li yönetmen ve yapımcı Michael Moore da bulunuyor. Birçok önemli festivalde gösterilen film dünyanın hemen her ülkesinde televizyonlarda ve çeşitli organizasyonlarda izleyici karşısına çıkmaya devam ediyor. Henüz sinema salonlarına gelmeyen filmin Türkiye’deki gösterimleri ise devam edecek. Sıfır Noktasından filmi Kültür Yolu Festivali kapsamında başka şehirlerde de gösterilecek. Her gösterim sonrası yerli ve yabancı sinemacıların katılımı ile söyleşiler düzenlenecek. Bu söyleşilere Filistinli sinemacılar da katılacak…</p><h2>MASHARAWİ FONU’NA DESTEK MÜMKÜN</h2><p>Sıfır Noktasından filminin yapım süreci de örnek olacak cinsten. Rashid Masharawi’nin öncülük ettiği çalışma, her şart altında sinema üretiminin mümkün olacağını gösteriyor. Zira sinemanın, er ya da geç insanoğluna hakiki duyguyu iletme ve gerçekleri açık etme gibi bir alışkanlığı vardır. Benzer çalışmaların devam etmesi için bu filmin daha çok izlenmesi ve desteklenmesi gerek. “Masharawi Film Fonu”na destek vermek mümkün. https://www.masharawifilms.org/ adresinden bilgi edinebilirsiniz. </p><h2>HER ŞART ALTINDA FİLM ÇEKMEK MÜMKÜN</h2><p>Bu filmin yapım süreci ülkemizdeki sinema üretimine de örneklik teşkil edebilir. Teknolojinin gelişmesine rağmen sinema çok pahalı bir üretim alanı olmaya devam ediyor. Bir filmin hakkıyla hayata geçebilmesi için ülkemizde en az 15 milyon TL’ye ihtiyaç duyuluyor. Sinemanın sermaye ile ilişkisi bu bakımdan çetrefilli. Oysa Sıfır Noktasından filmi imece usulünün en güzel örneklerinden biri olarak her şart altında, en düşük imkanlarla bile film yapmanın mümkün olacağını gösteriyor. </p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4713112" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/31/1ec44557-605pzzzzncnfw5wqa8xrzr.jpeg" data-title="Teneşirde yıkanan mesleğiniz ve siz" data-url="/hayat/tenesirde-yikanan-mesleginiz-ve-siz-4713112" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Teneşirde yıkanan mesleğiniz ve siz</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710470" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/24/a866cc54-t33azllwt8rja4tsdo0zd.jpeg" data-title="Yapay zeka ile savaş" data-url="/hayat/yapay-zeka-ile-savas-4710470" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Yapay zeka ile savaş</span></span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/sifir-noktasindan-yukselen-ses-4715477</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/6/7/f06c0dee-j0yndyhgbhqp2zbhkfdn.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 07 Jun 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Teneşirde yıkanan mesleğiniz ve siz</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/tenesirde-yikanan-mesleginiz-ve-siz-4713112</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/tenesirde-yikanan-mesleginiz-ve-siz-4713112" rel="standout" />
      <description>Tabii platformunun dizisi Gassal ikinci sezonu ile yine duygulandırdı, yine güldürdü. Tavır ve tarz olarak kaldığı yerden devam eden diziye başka bir açıdan bakalım istedik. Gassal, modern insanın en büyük mutsuzluk kaynağı olan “iş” meselesi üzerinden “Mutluluğun formülü çok açık” derken, başarısız olduğunu düşünen herkese “Çirkin değiliz hiçbirimiz” diyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de dizi sektörü 5 yılda bir dönüşüme uğruyor diyebiliriz. Ve bunu genellikle bir iş sağlıyor. Mesela Leyla ile Mecnun dizisi 2001’de TRT’de yayınlandığında mizah anlayışımız değişti. Daha doğrusu, ekranda devam eden tekdüze mizah yaklaşımı altüst oldu. “Gibi” dizisinin Exxen platformunda 2021’de yayınlandığında da benzer bir viraj dönüldü. Absürt mizahın bu hali hiç denenmemişti. “Kara film” ile “absürt mizah” bir araya gelince Gibi’ye benzeyen çok fazla yapım ardı sıra geldi. </p><p>TRT Tabii’nin Gassal dizisinin de benzer bir etkisi olacak. Şu an için etkinin sonuçlarını göremiyoruz ama olacak. Zira hem mizah yapıp hem de bu denli duygusal bir yapıyı kurmak ve bunu her yanıyla absürt bir taraftan kurgulamak apayrı bir yöntem. </p><h2>ŞAŞIRTMAYA DEVAM EDİYOR</h2><p>İkinci sezonu geçtiğimiz günlerde Tabii’de yayına sunulan Gassal, yine şaşırtıcı ve etkili anlatıma imza atıyor. Sümeyye Karaaslan’ın tasarladığı ve senaryosunu yazdığı diziyi Selçuk Aydemir çekti. Başrol oyuncusu Ahmet Kural’a bu defa Hande Soral eşlik etti. </p><p>Baştan söyleyelim. İlk sezonu izlemediyseniz boşlukta kalacak çok nokta olacaktır. O yüzden ilk sezonun 10 bölümünü izledikten sonra ikinci sezonun 10 bölümünü tamamlayın.</p><p>Gassal’in ilk sezonu özellikle tanıtım kampanyası ile tartışılmıştı. “Ölünce beni kim yıkayacak” yazılı afişler ülkenin her tarafına asılınca kıyamet kopmuştu. Ve bu da dizinin izlenirliğine etki etmişti. İkinci sezon için de benzer bir kampanya yürütüldü. “Hazırsan Gassal geliyor” diyerek düşük dozlu bir kışkırtma ile reklam tercih edildi. Elbette ilk sezon çıkan gürültü çıkmadı. Dizinin ikinci sezonu da ilk sezon kadar ses getirmedi. Çünkü Gassal’in başlangıcı, ulaşılması zor bir ivmeydi. </p><p>Görünürlük, reklam ve konuşulma gibi başlıklara bir kenara bırakırsak gelelim esas meseleye…</p><h2>GASSAL’A BİR DE BU AÇIDAN BAKALIM…</h2><p>Yazımız, henüz izlemeyenler için bazı ipuçları içerecektir. Baştan uyaralım… </p><p>Gassal, mizahın drama ile kurgulanıp sade bir dille ele alındığı en başarılı yapım diyebilirim. Bu denli duygusal başka bir mizah dizisi daha izlemedim. Özellikle ikinci sezonda duygu daha ön planda. Zira Bâki aşık oluyor ve sevdiği kız da Gassal. İkisi de gassallik sebebiyle toplumdaki bakış açısının farkında ve bun kabullenmişler. Fekat gönüllü bir kabulleniş değil. Her ikisinin de çocukluk travması olayı buralara getirmiş. </p><p>Nihan ile Bâki’nin birbirine benzemesi, esasında toplumda kendini gerçekleştirememiş herkesin birbirinin aynı olmasıyla ilgili. “Başarı” nitelemesinin göreceliliği sümen altında beklerken, ses getiren şeyler yapmak ya da çok konuşulmak veya çok para kazanmak başarının kıstasları olmuş durumda. Dizinin anlattığı acı ve duygusal olayların bir temsil olduğunu düşündüğümüzde temel söylemin “mutluluğun uzakta olmadığı” olduğunu belirtebiliriz.</p><h2>MUTSUZ İNSANLARIN MUTLULUK KAYNAĞI MUTSUZLUKLARI OLABİLİR Mİ?</h2><p>Şahsi kanaatim, toplumun büyük kesiminin mutsuzluğunun sebebi sevmediği işte çalışması. Çünkü dizi ve filmlerle kendisine dayatılan bir çalışma modeli ve kent çerçevesi vardır. Anadolu’da yaşayan birisi de bu modeli hayal eder, İstanbul’un göbeğinde yaşayan birisi de… Oysa gerçekler böyle değildir. Bu düpedüz insanlara kötülük etmektir. Bir insanın kendisine yapacağı en büyük kötülük ise sevmediği işte çalışmasıdır.</p><p>“Koskoca diziden çıkarımın bu mu” diyeceksiniz. Evet. Tek çıkarım bu olamaz zaten. Ancak dizide görünen katman olarak kullanılan somurtuk “gassalim” vurgusu zaten mutlu olmanın yollarını işaret ediyor. Ve elbette bu konu, bir insanın kendiyle kurduğu ilişkiyi şekillendiriyor. Kendini tanıma serüveninin hiç bitmeyeceğini bilen, ne yaparsa yapsın iyi yapmaya çalışan, en basit işte bile sorumluluğun en şaşaalı iştekiyle aynı olduğunun idrakinde olan biri için “ne iş yaptığı” en önemli konudur belki de… Çünkü kendinize karşı dürüst olursanız, kötü hissettiğiniz bir işte kimseye faydanız olmadığını, yaptığınız işe de zarar verdiğinizi ve kendinizi tükettiğinizi anlarsınız. </p><p>Hayatınızın hangi aşamasında ne yaşamış olursanız olun, yetişkinlik serüveninin başında verdiğiniz karar ile hayatınızın kalan kısmını etkileyecek olan “iş” durumu, yaşadığınız her türlü duygusal etkileşimin temelinde yatar. </p><h2>KAÇTIĞINIZ ŞEY İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ ŞEYDEN UZAKTA DEĞİL</h2><ol><li data-list="bullet">Bâki’nin toplumdan kaçarak kendisini gasilhaneye atması, Nihan’ın geçmişinden kaçarak gasilhaneye varması aynı şey. Ve aslında hiç istemedikleri ya da düşünmedikleri iş olarak gassalik yapmalarıyla ilgili sorunları da yok. Çünkü işiniz ne kadar cafcaflı olursa olsun kendinizi var etme ve tanıma aşamasının neresinde olduğunuza göre mutluluk durumunu değişir. Ve esas olan yaptığın şeyle kurduğun ilişkidir…</li><li data-list="bullet">Gassal, modern insanın kaçmaya çalıştığı ve sözlükten bile çıkarmaya yeltendiği “ölüm”e hakkını veren bir dizi. İlk sezonda bu çok konuşuldu ve bu sayfada da dile getirildi. Sadece bir dizi olmayan Gassal’in yüzleşme meydanı gibi bir hüviyeti var. Ve ikinci sezonunda yüzleşilecek şeylerden biri de “yaptığınız iş” ve bununla kurduğunuz ilişki sanırım.</li><li data-list="bullet">İkinci sezonda sessizliğin arttığı bir Gassal izledik gibi. Yönetmen Selçuk Aydemir, filmografisinin çok dışında bir iş yaparak (Düğün Dernek, Kardeş Payı, İler Güçler, vs) belki de bu zaviyeden kendi yaklaşımın ortaya koyuyor. Daha sessiz, daha duygulu ve daha özgün. </li><li data-list="bullet">Sümeyye Karaaslan’ın kalemi, Selçuk Aydemir’in rejisi ve Ahmet Kural başta olmak üzere oyuncu kadrosu ile Gassal, Türk dizi tarihindeki apayrı yerini perçinlemiştir. </li></ol><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710470" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/24/a866cc54-t33azllwt8rja4tsdo0zd.jpeg" data-title="Yapay zeka ile savaş" data-url="/hayat/yapay-zeka-ile-savas-4710470" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Yapay zeka ile savaş</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710857" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/25/518839de-euqxhn027xpop9ezwv2txc.jpeg" data-title="Brad Pitt 'Formula 1' pilotu oldu" data-url="/hayat/brad-pitt-formula-1-pilotu-oldu-4710857" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Brad Pitt 'Formula 1' pilotu oldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710190" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/23/feeb0593-19b5mwe9p2i2nxrbo9hzj.jpeg" data-title="Kurtlar Vadisi’nin en büyük sırrı ilk kez açıklandı: Meğer Elif..." data-url="/foto-galeri/hayat/kurtlar-vadisinin-en-buyuk-sirri-ilk-kez-aciklandi-meger-elif-4710190" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Kurtlar Vadisi’nin en büyük sırrı ilk kez açıklandı: Meğer Elif...</span></span></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/tenesirde-yikanan-mesleginiz-ve-siz-4713112</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/5/31/1ec44557-605pzzzzncnfw5wqa8xrzr.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 31 May 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Brad Pitt 'Formula 1' pilotu oldu</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/brad-pitt-formula-1-pilotu-oldu-4710857</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/brad-pitt-formula-1-pilotu-oldu-4710857" rel="standout" />
      <description>Brad Pitt'in, ‘Formula 1' filmiyle beyaz perdeye döneceği açıklandı.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oyuncu Brad Pitt, ‘Formula 1' filmiyle beyaz perdeye dönüyor. </strong>Joseph Kosinski'nin yönetmen koltuğunda oturduğu filmde Pitt, yarış kariyerine ara verdikten sonra pistlere dönen deneyimli pilot Sonny Hayes karakterini canlandırıyor. Hayes'in takım arkadaşı Joshua Pearce rolünde ise oyuncu Damson Idris yer alıyor. </p><ol><li data-list="bullet">Yapımcılığını yedi kez Formula 1 dünya şampiyonu olan Lewis Hamilton üstlendiği film, dünya genelinde haziran ayının ikinci yarısında vizyona girecek.</li></ol><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710583" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/24/22842c67-wgb09zgeqcie18u3wuufhc.jpeg" data-title="Necip Fazıl’ın İstanbul’u dijital sergide can buluyor" data-url="/hayat/necip-fazilin-istanbulu-dijital-sergide-can-buluyor-4710583" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Necip Fazıl’ın İstanbul’u dijital sergide can buluyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710564" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/24/2f4e1601-bystozi7jlmicjzi77arc.jpeg" data-title="Gassal'ın yeni sezon şarkıları belli oldu" data-url="/hayat/gassalin-yeni-sezon-sarkilari-belli-oldu-4710564" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Gassal'ın yeni sezon şarkıları belli oldu</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710548" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/24/ca4d1147-ftl57jrqc58bqzvhrt09mp.jpeg" data-title="Sofya Opera ve Balesi “Elektra”yla İstanbul'da" data-url="/hayat/sofya-opera-ve-balesi-elektrayla-istanbulda-4710548" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Sofya Opera ve Balesi “Elektra”yla İstanbul'da</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710334" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/23/42639912-cjkx3nev37unjay8i89ozn.jpeg" data-title="Elmalılı’nın büyük tefsiri &quot;Hak Dini Kur’an Dili” 100 yaşında" data-url="/hayat/elmalilinin-buyuk-tefsiri-hak-dini-kuran-dili-100-yasinda-4710334" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Elmalılı’nın büyük tefsiri "Hak Dini Kur’an Dili” 100 yaşında</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710318" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/23/b3683d21-og6wpenoyhj20emzsuv5.jpeg" data-title="5. Murat'ın torunlarından Kenize Murad: İsrail dramla müzakereyi engelliyor" data-url="/hayat/5-muratin-torunlarindan-kenize-murad-israil-dramla-muzakereyi-engelliyor-4710318" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">5. Murat'ın torunlarından Kenize Murad: İsrail dramla müzakereyi engelliyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4710262" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/23/00db11ae-xhm6vv5r85t8vjnnisae.jpeg" data-title="Almanlar geldi, İngilizler takipte: Türkiye’ye turist akını sürüyor" data-url="/hayat/almanlar-geldi-ingilizler-takipte-turkiyeye-turist-akini-suruyor-4710262" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Almanlar geldi, İngilizler takipte: Türkiye’ye turist akını sürüyor</span></span></p><p><br></p><p><br></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/brad-pitt-formula-1-pilotu-oldu-4710857</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Haber Merkezi</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net</url>
      </image>
      <pubDate>Sun, 25 May 2025 13:33:30 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay zeka ile savaş</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/yapay-zeka-ile-savas-4710470</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/yapay-zeka-ile-savas-4710470" rel="standout" />
      <description>Sinema tarihinin en çok ilgi gören serilerinden biri olan Görevimiz Tehlike, sekizinci filmle sona eriyor. ‘Yeni Tanrı’ olarak nitelendirilebilecek dijital yapay zekaya karşı verilen mücadelede ‘Yazılı olan hiçbir şey yok’, yani ‘Kader yok’ denilerek dijital çağ insanına ‘Tanrı sensin’ algısı empoze ediliyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sinemanın büyülü dünyası, 7. Sanat var olduğu zamandan beri izleyicide şaşkınlık oluşturacak örneklerle kendini ispat etti. 130 yaşındaki sinemanın kısa sayılacak serüvenindeki en başarılı örneklerden biri ise Görevimiz Tehlike serisi oldu. Tom Cruise’un Ethan Hunt’ı canlandırdığı filmin sekizincisi ve sonuncusu vizyona girdi. “Görevimiz Tehlike: Son Hesaplaşma”, serinin başlamasının 30. yılında görkemli bir veda sahnesine dönüşmüş.</p><p>Filmin en dikkat çeken yanı hikayesi. Yine dünyayı kurtarmak için yola çıkan kahramanlar, yine vicdanın merkezi ABD ve yine insanlığın umudu “Rüyalar Ülkesi”nin bir ferdi. Buralar alışık olduğumuz noktalar. Yeni filmdeki yeni ve en temel vurgu ise “Tanrı”yı yeniden tanımlama ve “Tanrı yok”, “Tanrı biziz” söylemi…</p><p><br></p><h2>YENİ TANRI DA ÖLDÜ: YAZI YOK, KADER YOK!</h2><p>“Entity” (Varlık) olarak ifade edilen en güçlü yapay zekaya karşı bir mücadele vardır. Savaşın mühimmatı ise ‘eski olan’dır. Zira yeni, yani dijital olan her şey Varlık’ın kontrolündedir. Analog gereçler ve yöntemlerle hayat bulan mücadelede Varlık’ın çizdiği senaryoya (kader diyebiliriz) karşı bir mücadele vardır. Genel kanaat, bu senaryonun dışında başka seçenek olmadığıdır. Zira “kâdir-i mutlak” artık Varlık’tır. Sözünün üstüne söz, planının üstüne plan yapılamazdır.</p><p>Fekat bir gün, bir kahraman çıkar ve “planın üstünde olan plan”ın üstüne de plan yapar! Varlık’ı aslında, kendinden olmayanla vurur. İnsana ait olanla… Daha sahici olanla…</p><p>Filme göre “Dijital Tanrı” diyebileceğimiz Varlık’ın temel meselesi yazılı olan kodlar olduğundan, filmin sonunda da buna vurgu yapılır. 2 buçuk saat süren filmde hikayenin düğümünün çözüldüğü noktada “Hiçbir şey yazılı değil, yazan biziz” mesajı ana karakterlerden birinin ağzından verilir. Ve bu “dış ses”, post modern insanın ‘yeni tanrısı’nın (esasında eskisinde de olduğu gibi) yegane rakibinin, kurtuluş kaynağının insan olduğunu dillendirir.</p><p><br></p><h2>‘TANRI İNSAN’IN ŞEYTAN TAŞLAMA AYİNİ!</h2><p>Elbette bir film sadece bir film değildir. Sinema var olduğu zamandan beri filmlerin “gerçeklik oluşturmak” (modern insanın tabiriyle ‘yaratmak’) işlevi vardır. Bir film bunu kendine misyon edinmese de vakıa budur. Haliyle, Görevimiz Tehlike: Son Hesaplaşma’da ortaya konan “yeni gerçeklik” bir okuma ve zamanımızın yorumlaması olsa da hikayenin meramı, bir asırdan fazla zamandır kurgulanan “Tanrı İnsan”ın yeni formundan başka bir şey değil. Eşyanın zıddıyla kaim olduğunu düşünecek olursak, insanı Tanrı ilan etmek için diğer Tanrıları yok saymak gerekecektir. Yani Görevimiz Tehlike: Son Hesaplaşma’nın bir nevi “Tanrı İnsan’ın şeytan taşlama ibadetlerinden biri” olduğunu söyleyebiliriz.</p><p><br></p><h2>DİJİTALLEŞMEYE MEYDAN OKUMA</h2><p>Hikayesindeki bu hususun dışında görkemli sahneleri, aksiyonu ve dünyanın dört bir yanını set olarak kullanması ile meşhur olan filmin vedası da şaşaalı olmuş. Başrol oyuncusu Tom Cruise yine dublör kullanmadan, masada bilgisayar marifetiyle halledilecek sahnelerde tehlikeye atılarak sahici tavrını devam ettirmiş.</p><p>Yapay zekanın hayatımıza bu denli girdiği ve yakın gelecekte sinemacıları işsiz bırakacağının iddia edildiği bir dönemde büyük oranda gerçek mekanlar ve mizansenlerle beyaz perdeye çıkmanın anlamı büyük. Elbette dijitalleşmeye karşı bir meydan okuma ve sinema sanatının hakiki söylemine vurgu yapan bir tavır.</p><p><br></p><h2>EN PAHALI FİLMLERDEN BİRİ</h2><p>Hollywood’daki grevler döneminde çekimleri yapıldığı için çok aksayan ve masrafları artan filmin toplam maliyetinin 400 milyon dolar olduğu belirtiliyor. Bu da filmi sinema tarihinin en pahalı yapımları arasına alıyor. Hasılat beklentisi ise çok yüksek. 1 milyar doları bulabilir. Özellikle serinin son filmi olması, bir daha sinema perdesinde Ethan Hunt’ı görememe düşüncesi, en az 2 neslin duygusal davranmasına ve sinema salonuna koşmasına yol açabilir.</p><p>Önceki filmlerin hasılat performansına bakınca ciddi bir manzara oluşacağını düşünebiliriz. Zira Görevimiz Tehlike (1996): 457 milyon dolar, Görevimiz Tehlike 2 (2000): 546 milyon dolar, Görevimiz Tehlike (2006): 398 milyon dolar, Görevimiz Tehlike: Ghost Protocol (2011): 694 milyon dolar, Görevimiz Tehlike: Rogue Nation (2015): 710 milyon dolar, Görevimiz Tehlike: Fallout (2018): 824 milyon dolar, Görevimiz Tehlike: Dead Reckoning Part One (2023): 571 milyon dolar olmak üzere serinin yedi filmi toplamda 4 milyar 200 milyon dolar hasılat elde etti.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4707950" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/17/1b9abcda-kbhwyi9rdraj5p9lvxaup.jpeg" data-title="Duymaya ve sezmeye davet ettim" data-url="/hayat/duymaya-ve-sezmeye-davet-ettim-4707950" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Duymaya ve sezmeye davet ettim</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4699818" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/4/26/04cd5d90-3655xd6qt8tnufp6ohfqt.jpeg" data-title="Dindarlar kendini niye anlatmıyor" data-url="/hayat/dindarlar-kendini-niye-anlatmiyor-4699818" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dindarlar kendini niye anlatmıyor</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4702444" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/3/709a847c-9d0i3nn3cua4fogyvl3p0v.jpeg" data-title="Ekranda/perdede gördüğümüz gerçek mi?" data-url="/hayat/ekrandaperdede-gordugumuz-gercek-mi-4702444" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ekranda/perdede gördüğümüz gerçek mi?</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/yapay-zeka-ile-savas-4710470</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/5/24/a866cc54-t33azllwt8rja4tsdo0zd.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 24 May 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Duymaya ve sezmeye davet ettim</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/duymaya-ve-sezmeye-davet-ettim-4707950</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/duymaya-ve-sezmeye-davet-ettim-4707950" rel="standout" />
      <description>Geçtiğimiz yıl festivallerde en çok ses getiren filmlerinden biri olan Gülizar vizyona girdi. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden de 3 ödülle dönen filmin yönetmeni Belkıs Bayrak’ın ilk uzun metraj çalışması için “Seyirciyi olayı 'görmeye' değil, 'duymaya' ve 'sezmeye' davet ettim” dedi.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Film yapmanın gittikçe zorlaştığı ya da süreçlerin çetrefilleştiği bir dönemde beyaz perdeye gelen Gülizar, istemediği biriyle evlendirilmek istenen bir kadının yaşadığı tacizi ve sonrasında yaşadıklarını anlatıyor. Kritik bir meseleyi ele almasının yanında işleyişinde sadeliği ve göstermekten ziyade hissettirmeyi ve düşündürmeyi hedefleyen filmin yönetmeni Belkıs Bayrak, sinemanın anlatı zenginliği ve ele aldığı meselenin evrenselliğine dikkat çekiyor.</p><p><img class="pho-card-image" contenteditable="false" src="https://image.piri.net/piri/upload/3/2025/5/17/9676faec-1ldbyxfsrd7pv3om22cp7g.jpeg" data-card-width="800" data-card-height="1202" data-card-path="/piri/upload/3/2025/5/17/9676faec-1ldbyxfsrd7pv3om22cp7g.jpeg" data-card-caption="Belkıs Bayrak"></p><p><strong>Gülizar’ın hikayesi ülke sınırlarını aşan ve tam da bu bakımdan evrensel bir zemine oturan derde sahip. Bu hikaye nasıl</strong></p><p>ortaya çıktı?</p><p>Gülizar’ın hikâyesi, ilk bakışta Türkiye’ye özgüymüş gibi görünen ama aslında evrensel bir duygunun peşine düşerek belirginleşti: Bir kadının yalnız kalma korkusu, başına gelenin inkâr edilmesiyle yaşadığı çaresizlik ve suskunluk. Zamanla bu çerçevenin içine kendi sorularımı, gözlemlerimi ve duygularımı koyarak bambaşka bir anlatıya dönüştürdüm. Uzun süredir zihnimi meşgul eden bir sorudan da beslendi bu film: “Bir kadın, başına geleni neden anlatamaz?” Bu, sadece toplumsal baskılarla açıklanamayacak kadar derin bir sessizlik. Gülizar, işte o sessizliğe kulak verme ve onu görünür kılma çabası.</p><p><br></p><h2>FİZİKSEL VE TOPLUMSAL MESAFELERİ SORGULADIK</h2><p><strong>Salgın süreci ile birlikte mahremiyet ve insanlar arasındaki mesafe hususları yeniden tanımlanır hale geldi. Gülizar’da bir kadının tacize uğramasının çok ötesinde insanlar arası ilişkilere atıf mı var?</strong></p><p>Kesinlikle. Gülizar sadece bir taciz hikâyesi değil. Filmin odağında “güven” var. Birbirimize ne kadar yaklaşabiliyoruz? Ne zaman yabancılaşıyoruz? Fiziksel mesafenin ötesinde, duygusal ve toplumsal mesafeleri de sorgulayan bir anlatı kurmaya çalıştım. Salgın, elbette bu mesafe ve mahremiyet kavramlarını daha görünür hale getirdi ama bence bu sorunlar zaten vardı; sadece daha fazla görünür oldular.</p><p><br></p><h2>SEYİRCİYİ ‘DUYMAYA’ VE ‘SEZMEYE’ DAVET ETTİM</h2><p><strong>Sinemacıların hep ikilemde kaldığı ve içinden çıkılamaz tartışmalardan biri de “göstermenin mesuliyeti”. Gülizar, ele aldığı konu ile birlikte biçimsel olarak bir şeyler söylüyor gibi. Taciz sahnesinde göstermeden anlatmayı tercih etmek gibi. Ne dersiniz?</strong></p><p>Göstermek, bazen anlamanın önüne geçebiliyor. Seyircinin o an ne hissettiğini kontrol etmek değil, onlara hissetmeleri için alan açmak istedim. Taciz sahnesini göstermemek bilinçli bir tercihti; çünkü orada esas olan eylemin kendisi değil, Gülizar’ın o andan sonra içine düştüğü yalnızlık ve çaresizlikti. Seyirciyi olayı “görmeye” değil, “duymaya” ve “sezmeye” davet ettim. Bu, belki de sinemanın en kırılgan ama en güçlü alanlarından biri.</p><p><br></p><h2>İZLEYİCİYE ULAŞMAK HÂLÂ MÜMKÜN</h2><p><strong>Filminizin festival yolculuğu çok başarılı geçti. Uluslararası alanda ve ülkemizde festivallerin varlığı ve işlevi de hep tartışılıyor. Gülizar’ın festival yolculuğuna dair neler söylemek istersiniz?</strong></p><p>Gülizar’ın pek çok farklı ülkede karşılık bulması, benim için umut vericiydi. Bu kadar yerel bir hikâyenin evrensel yankılar uyandırması, sinemanın diliyle ilgili inancımı pekiştirdi. Festivaller, özellikle bağımsız sinemacılar için yalnızca bir vitrin değil; düşünsel ve duygusal bir dayanışma alanı. Elbette eleştirilecek pek çok yanı var ama doğru yerde, doğru izleyiciyle buluşmak hâlâ mümkün.</p><p><br></p><h2>SESSİZ KALMIŞ BİR BAKIŞIN İZİNİ SÜRMEK İÇİN SİNEMA YAPIYORUM</h2><p><strong>Sinema yolculuğunuza yakından şahit olduğum için mücadele ve azmin ne kadar önemli olduğunun altını çizmek isterim. Peki, Belkıs Bayrak ne için mücadele ediyor? Neden sinema?</strong></p><p>Sinema benim için bir ifade biçimi olmanın ötesinde, aynı zamanda bir duyma ve duyurma biçimi. Bazen kendi adıma, bazen de başkasının sesi olabilmek için; sessiz kalmış bir bakışın izini sürmek için sinema yapıyorum.</p><p>Ama bu bir “güç gösterisi” değil. Aksine, kırılganlığın içindeki dayanıklılıkla ilgili. Sinema, en savunmasız yanlarımla yüzleşirken orada bir güce de tutunmamı sağlıyor. Belki de en çok bu yüzden vazgeçemiyorum. Bana göre sinema, dünyayı değiştirme iddiası değil; onu duyabilme ihtimali. Ve bu ihtimalin kendisi bile yeterince güçlü.</p><p><strong>Film çekmek gittikçe zorlaşan bir alan. Ya da öyle mi? Proje aşamasından sete, post prodüksiyondan festival sürecine kadar çok boyutlu bir süreçten söz ediyoruz. Ne gibi zorluklar yaşadınız ve nasıl aştınız?</strong></p><p>Gerçekten de çok katmanlı bir süreçten söz ediyoruz. Özellikle bağımsız sinema yapmaya çalıştığınızda hem üretken hem de yapımcı olmak zorundasınız. Gülizar’da da en büyük zorluk, sınırlı kaynaklarla hayal ettiğimiz dünyayı kurabilmekti. Ama bu sınırlılıklar, aynı zamanda üretmenin önünü de açtı. Ekip arkadaşlarımın özverisi, oyuncuların inancı ve sabrı olmasaydı, bu film ortaya çıkmazdı.</p><p><br></p><h2>OYUNCULARIM, KARAKTERLERİNİ KENDİ İÇ RİTİMLERİYLE KURDULAR</h2><p><strong>Gülizar’ın oyuncu kadrosu oldukça sade ama etkileyici bir performans sunuyor. Oyuncularla çalışma süreciniz nasıldı? Onlardan nasıl bir şey istediniz?</strong></p><p>Oyuncularla çalışırken ilk önceliğim, onların iç dünyalarına alan açmak oluyor. Fazlalıklardan arınmış, yalnızca anı yaşayan ve taşıdığı duyguyu dışa vurmak yerine içinde taşıyan bir oyun biçimi… Bu doğrultuda Ecem Uzun ve Bekir Behrem’le çalışmak, film için büyük bir şanstı. Her ikisi de karakterlerini kendi iç ritimleriyle kurdular. Provalarda çok konuştuk ama sette çoğu zaman sessizliğin içinde çalıştık.</p><p>Ecem’in Gülizar’a taşıdığı sessizlik, yalnızlık ve direnç hissi; Bekir’in karakterindeki utanç, çaresizlik ve belirsizlik, filme derin ve söze dökülmesi zor bir duygusal ağırlık kazandırdı. Onlardan göstermek değil, hissettirmek üzerine kurulu bir oyunculuk istedim. Kendilerini savunmayan, açıklamaya çalışmayan karakterlere hayat verdiler. Bu bana göre çok cesur bir oyunculuk biçimi ve filmi asıl taşıyan damar da tam olarak burasıydı.</p><p><strong>Bir klasik ile bitirelim; Belkıs Bayrak bundan sonra ne anlatacak, ne yapacak?</strong></p><p>Şu sıralar Parlaktan Daha Parlak Bir Söz adını taşıyan, hafıza, suç ve sadakat ekseninde şekillenen yeni bir uzun metraj üzerinde çalışıyorum.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4705246" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/10/0410a36b-3l7rlhnejzx5e1xq4xyy7t.jpeg" data-title="1 yılda 10 bine yakın film çekildi" data-url="/hayat/1-yilda-10-bine-yakin-film-cekildi-4705246" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">1 yılda 10 bine yakın film çekildi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4705267" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/10/02f4bd57-cvzdc7kawz40vlg3oxev1vc.jpeg" data-title="İstanbul'u yazan taşra" data-url="/hayat/istanbulu-yazan-tasra-4705267" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">İstanbul'u yazan taşra</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4702444" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/3/709a847c-9d0i3nn3cua4fogyvl3p0v.jpeg" data-title="Ekranda/perdede gördüğümüz gerçek mi?" data-url="/hayat/ekrandaperdede-gordugumuz-gercek-mi-4702444" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ekranda/perdede gördüğümüz gerçek mi?</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/duymaya-ve-sezmeye-davet-ettim-4707950</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/5/17/1b9abcda-kbhwyi9rdraj5p9lvxaup.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 17 May 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1 yılda 10 bine yakın film çekildi</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/1-yilda-10-bine-yakin-film-cekildi-4705246</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/1-yilda-10-bine-yakin-film-cekildi-4705246" rel="standout" />
      <description />
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) verilerine göre, pandemi döneminde darbe aldıktan sonra toparlanan film üretimi tarihi zirveleri gördü. Dünya genelinde 2003’te 3 bin 896 adet olan film üretimi, her yıl artarak 2019’da 9 bin 328’e ulaştı. Kovid-19 salgını döneminde kısıtlamalar nedeniyle zarar gören film üretimi 2020 yılında yüzde 40 azalarak 5 bin 656’ya indi. Film üretimi, 2021’de 7 bin 827’ye, 2022’de 8 bin 833’e ve 2023’te 9 bin 511’e yükseldi. Dünya genelinde film üretiminde ilk sırayı Hindistan alıyor. Hindistan’da 2003 yılında 877 adet olan yıllık üretilen film sayısı 2023’te 2 bin 562’yi buldu. Böylece dünyada üretilen filmlerin 4’te 1’inden fazlası Hindistan’da gerçekleşti. Film üretiminde Hindistan’ı Çin izliyor. Çin’de 2003 yılında 140 adet olan film üretimi 2023’te 792’ye ulaştı. Japonya yıllık film üretim sayısında üçüncü sırada yer alırken, ülkede 2003 yılında 287 adet olan yıllık film üretimi 2023’te 676’ya çıktı. Türkiye ise bu tablonun çok uzağında. Ülkemizde yılda 150 civarı film çekiliyor. Pandemi öncesi 180 filmi aşmıştı bu tablo.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4702444" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/3/709a847c-9d0i3nn3cua4fogyvl3p0v.jpeg" data-title="Ekranda/perdede gördüğümüz gerçek mi?" data-url="/hayat/ekrandaperdede-gordugumuz-gercek-mi-4702444" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Ekranda/perdede gördüğümüz gerçek mi?</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4699818" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/4/26/04cd5d90-3655xd6qt8tnufp6ohfqt.jpeg" data-title="Dindarlar kendini niye anlatmıyor" data-url="/hayat/dindarlar-kendini-niye-anlatmiyor-4699818" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Dindarlar kendini niye anlatmıyor</span></span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4697179" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/4/19/0f18f6c0-ujusee16behknqypz0l4r.jpeg" data-title="Tehlikenin farkında mısınız?" data-url="/hayat/tehlikenin-farkinda-misiniz-4697179" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false"><span contenteditable="false">Tehlikenin farkında mısınız?</span></span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/1-yilda-10-bine-yakin-film-cekildi-4705246</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/5/10/0410a36b-3l7rlhnejzx5e1xq4xyy7t.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 10 May 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul'u yazan taşra</title>
      <guid isPermaLink="true">https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulu-yazan-tasra-4705267</guid>
      <atom:link href="https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulu-yazan-tasra-4705267" rel="standout" />
      <description>Son dönemin en çok tartışılan yapımlarından olan İstanbul Ansiklopedisi, yeni olmayan bir taşra-kent karşılaştırması yaparken dindar karakterlerin ‘olamamışlıkları’ üzerinden mesuliyeti kentten uzağa gönderiyor. Filmsel dil ve prodüksiyon olarak çok başarılı olan yapım, ana karakterler üzerinden kurduğu tanımlamalarda sallantılı bir manzara resmediyor.</description>
      <category>Hayat</category>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Netflix’in yeni dizilerinden İstanbul Ansiklopedisi en çok izlenenlerde başlarda olmaya ve tartışılmaya devam ediyor. Daha önce bir hususta atıf yaptığımız diziye dair söyleyecek çok şeyimiz var. Not olarak ifade edelim ki; izlemeyenler için ön bilgi/ipucu manasında gelecek şeyler olacak yazıda. Selman Nacar’ın yazıp yönettiği dizi Anadolu’ya ‘taşra’ gözüyle bakan ve kendini tamamlayamayanların hikayesinde taşrayı sorumlu tutan bir yapım. Nesrin, taşradan yıllar önce ‘kaçmış’ ve kendini gerçekleştirmiş ama mutlu olamamış biridir. Annesinin eski dostu Nesrin’in yanına İstanbul’da okumaya gelen Zehra ise yeni kuşak taşra-kent çatışmasının odağındaki isimdir. Ve elbette çatışmanın temelinde dini kabuller ve yaşantı vardır. </p><p><br></p><h2>ZEHRA’NIN AŞAMADIKLARI VE AÇTIKLARI! </h2><p>Zehra’nın İstanbul’a gelir gelmez başını açması, daha okuldaki ilk gününde seküler arkadaşlarıyla bara gidip alkol alması (önce kendince çare buluyor ama sonra içiyor) savruluşunun (diziye göre kurtuluşunun) yolunu açıyor. Namazına devam etmesine rağmen kimseye sezdirmiyor. Evet, özellikle 80’ler sonrası ve 90’larda bu çok yaşandı. Fakat bu konunun böylesine şablonlarla anlatılması dizinin yumuşak karnı olmuş. Zira dizideki hikaye zamanımızda geçiyor. İstanbul Ansiklopedisi, bir dizi olarak ülkemizin son döneminde toplumsal ayrışmaların yansımalarının kullanılması noktasında sağduyulu bir yerde duruyor. “Birbirimizi anlamalıyız” diyor ve ekliyor: Beraber yaşayabiliriz. Ancak dizideki mütedeyyin karakterlerin genellikle kendini tamamlayamamış olması, tutundukları dalların (genelde dinleri ve buna bağlı kültürleri) çürümeye mahkum kalması bakış açısındaki sorunu ifade ediyor. Çünkü dizideki seküler kişilerin sorunları her ne kaynakla olursa olsun çözülebilir. Çözülüyor da zaten. Oysa dindar karakterlerin kurtulma ihtimali yok. Çünkü taşrada herhangi bir şeyin çözümü yok. Taşranın kendisi mahkumiyet ve mahcubiyet demek. </p><p><br></p><h2>TAŞRA İLE DERDİMİZ TAM OLARAK NEDİR? </h2><p>Dizide art niyetli bir yaklaşım olmadığını ifade etmek gerek. Gerçekten anlamaya çalışıldığını hissediyoruz. Esasında diziyi yapanların dindar çevrelere yabancı olmadığını da biliyoruz. Ancak neden başörtülü karakterlerin hepsi sıkıntılı ve çaresi yokmuş gibi? Seküler karakterler kendi çarelerini arıyor ve önünde sonunda çaresine ulaşıyor. Dindarlar ise özellikle taşrada olanların çaresi yok. Çok önceleri yaptıkları tercihlerinden ötürü hayatlarını zindana çevirmişler. Taşra ile derdi olanların ya da bunu bağımsız sinemanın gereği gibi kabul edenlerin olduğu sinema sektörümüzde Selman Nacar’dan daha farklı bir tavır beklerdik. Belki de dizinin ikinci sezonu yapılacak ve bize bambaşka bir manzara çizecek. Şimdilik elimizdeki verilere göre hareket ediyoruz. Umarız Kızıl Goncalar gibi kafası karışık bir izlek seyretmez (Bir Tv dizisi ile kıyas yapmak istemezdim ama kontrast ile daha anlaşılır olabilir). </p><p><br></p><h2>OYUNCULUKLAR DA HİKAYE GİBİ GELGİTLİ </h2><p>İstanbul’a ilk kez gelen ve arayışta olan birinin İstanbul Ansiklopedisi’nin izinde sembolik muhitler ve mekanlarla birlikte anlam arayışı yapması çok iyi fikir. Dizinin teknik ve biçimsel dili de bu dokuya çok uygun bir kavrayışla ilerliyor. Buraya kadar her şey güzel olmakla beraber oyunculuklara bakınca da ciddi bir sorun ortaya çıkıyor. Ana karakterler Nesrin (Canan Ergüder) ve Zehra (Helin Kandemir) dizinin daha başında anlamsız sevimlilikler ve mimiklerle izleyiciyi bitiriyor. Anlıyoruz, karakterlerin gereği kendilerini gizleme ya da mış gibi yapma durumu var. Lakin dizinin kalanında da benzer bir durum gözleyince başrol oyuncularından tam olarak memnuniyet duyamıyoruz. Halbuki her ikisi de çok iyi oyuncu. Özellikle Helin Kandemir’in dizide Yasin-i Şerif okuması ve gayet güzel telaffuz etmesi çok başarılı idi. </p><p><br></p><h2>İMKANLARIN OLUMSUZLUĞU! </h2><p>Son olarak vurgulamak istediğimiz bir nokta… Netflix ile çalışmak imkanlar açısından olumsuz bir durum oluşturabiliyor. İmkanların cazibesine kapılıp esas mesele ıskalanabiliyor. İstanbul Ansiklopedisi’nde de buna benzer bir manzara kendini hissettiriyor. Daha çok yaşayan mekanlar, daha çok yaşayan sanat, daha çok yaşaması beklenen atmosfer… Tamamında olmasa da bazı sahnelerde bu tavır kendini gösteriyor.</p><p><br></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4705246" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/10/0410a36b-3l7rlhnejzx5e1xq4xyy7t.jpeg" data-title="1 yılda 10 bine yakın film çekildi" data-url="/hayat/1-yilda-10-bine-yakin-film-cekildi-4705246" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">1 yılda 10 bine yakın film çekildi</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4702444" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/5/3/709a847c-9d0i3nn3cua4fogyvl3p0v.jpeg" data-title="Ekranda/perdede gördüğümüz gerçek mi?" data-url="/hayat/ekrandaperdede-gordugumuz-gercek-mi-4702444" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Ekranda/perdede gördüğümüz gerçek mi?</span></span></p><p><span class="pho-related-content-card" data-card-content-id="4699818" data-cover-image-path="/piri/upload/3/2025/4/26/04cd5d90-3655xd6qt8tnufp6ohfqt.jpeg" data-title="Dindarlar kendini niye anlatmıyor" data-url="/hayat/dindarlar-kendini-niye-anlatmiyor-4699818" contenteditable="false" style="background-color: black; font-size: 32px; color: white;"><span contenteditable="false">Dindarlar kendini niye anlatmıyor</span></span></p>]]></content:encoded>
      <link>https://www.yenisafak.com/hayat/istanbulu-yazan-tasra-4705267</link>
      <subcategory>Sinema</subcategory>
      <editor>Abdulhamit Güler</editor>
      <image>
        <url>https://img.piri.net/piri/upload/3/2025/5/10/02f4bd57-cvzdc7kawz40vlg3oxev1vc.jpeg</url>
      </image>
      <pubDate>Sat, 10 May 2025 04:00:00 GMT+3</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>