“Ara kuşak”ın önemsediğim ve ilgiyle izlediğim yazarlarından sevgili İbrahim Paşalı kardeşim, Gerçek Hayat dergisinde yazmaya başladı. “Sözde İslamcılığın Yeni Gözdesi: İslam Medeniyeti” başlıklı ilk yazısında, genelde İslâm medeniyeti''ni ulu orta dillerine pelesenk eden, özelde ise medeniyet idraki problemli olan yazı, yazar ve yaklaşımları tartışıyor.
Paşalı, yazısını yazar ismi vermeden kurmuş; ama –yine isim vermeden- bana göndermeler yapıyor. Nitekim, Paşalı''nın yazısını okuyan pek çok arkadaş ve okuyucu, “Paşalı seni eleştirmiş” şeklinde tepkiler verdi. Sevgili Asım Gültekin kardeşim de bu haftaki yazısında Paşalı''nın beni mi kastettiğini soruyor; eğer beni kastetiyor idiyse, bunu açıkça belirtmesinin daha şık olacağını söylüyor.
Benim yazdıklarımın tartışılması ve eleştirilmesi beni sevindirir: Yazdıklarımı ve kendimi gözden geçirmeme imkân tanır; bu eleştiri ve tartışmadan bir rahmet, bir bereket, bir musahabe ve bir muhasebe doğar; böylelikle “müştereken” bariyerleri aşmamız, yeni koridorlar açabilmemiz imkân dahiline girer, diye düşünürüm
Zaten en çetin açmazlarımızdan biri, esaslı bir eleştiri geleneğimizin olmayışıdır. Eleştiri, “akademik bir terbiye”yi gerektirir: Eleştirdiğiniz kişiyi, metni ya da söylemi, iyi tanımanız birinci şarttır. Eleştiri konusu yaptığınız konuyu, o konuda ortaya konan birikimi, o konunun temel sorun alanlarını, temsilcilerini, söylemlerini bilmeniz de ikinci şarttır.
Paşalı''nın, hem medeniyet idrakinin ne''liği, hem de yeni bir medeniyet tasavvurunun nasıl geliştirilebileceği konusunda bazı temel meseleleri -kanımca- iyi özümsemeden bu yazıyı yazdığı anlaşılıyor.
Mesela şöyle diyor Paşalı: “Her kelimenin sonuna ''medeniyeti'' kelimesi getirilerek... medeniyet tasavvuru inşa edilemez... Batı medeniyeti karşısında İslam medeniyetini savunurken, yine Batılı düşünürlerle modern dünyayı eleştirmek, söylediklerimiz doğru olsa bile Müslüman filozoflardan ve onların medeniyetinden ne kadar uzak düştüğümüzün, sözde İslamcılığın ilanıdır.” “Üstadlarımızın birbiriyle kavga ettirilmesine son vermek amacıyla, hepsinin aynı binanın bir parçası olduğunu söyleyen yazar, aynı yazısında ''çatı''yı gençlerin kuracağını, umudunu anlatıyordu... Çatıyı kurmak gençlere kaldıysa...” diye devam ediyor ve şunları söylüyor: “...Ortada bir ''saray'' yokken, Noam Chomsky, Edward Said, Immanuel Wallerstein, Jean Baudrillard ve benzerlerinin ağzına bakarak cümle kurmak, okuyucu nezdinde itibar arttırsa da zaman kaybıdır.”
Paşalı''nın gözlemleri, onun, benim söylediklerimi anlamadığını ve anlama çabası göstermediğini gösteriyor.
Paşalı, kendi kozmolojimizi, dolayısıyla kendi cümlelerimizi kurmamız ve İslâm medeniyetinin temellerini, yerde değil, göklerde aramamız gerektiğini söylerken, çok esaslı iki noktaya dikkat çekiyor. Bunları ben zaten yıllardır bu sütunda söyleyip duruyorum. Paşalı, bunları gör/e/memiş olamaz. O zaman, Paşalı, neyi, niçin eleştiriyor öyleyse?
Paşalı, eğer benim zikredilen düşünürlerin ağzına bakarak cümle kurduğumu, hatta bir medeniyet tasavvurundan sözederken bunu Batılı düşünürlerden yola çıkarak geliştirmeye çalıştığımı söylüyorsa, söylediklerimi incelemeden, bir bütün olarak gözönünde bulundurmadan konuşuyor demektir; ki bu, eleştiren kişinin eleştirisini buharlaştırır.
İkincisi, gençlerden sözederken, rastgele bir şeyden sözetmiyorum: Hz. Peygamber''in kişiliğinde âlim, ârif ve hakîm figürü''yle özetlediğim, son örneğini Beiüzzaman''ın oluşturduğu, bugüne kadar fena hâlde ihmal edilen bir öncü varoluş kuşağının hazırlanmasından sözediyorum ve bu konuda da gücümün üstünde çaba safettiğimi bilenler biliyor. Ayrıca bugüne kadar yapılageldiği gibi sadece mürit yetiştirme kaygısını kırarak, gençleri önemseyip, gençlerin “elinden tutmak”, onların böyle bir ruha ve donanıma sahip olmaları için “belli bir program dahilinde” bir şeyler yapmak için çırpınıyor olmak, eleştirilecek bir şey midir, desteklenecek bir şey mi?
Üçüncüsü ve en önemlisi de şu: Şimdiye kadar sadece tasvir yapabildiğimizi gözlemliyorum; hem kendimize, hem de bizim dışımızdaki dünyaya ilişkin esaslı bir tarif çabası ve birikimi ortaya koyabilmiş değiliz. Bu yakıcı meseleyi ve hangi bağlamda ve niçin zaman zaman Batılı düşünürlere gönderme yaptığım meselesini Salı günkü yazıda tartışacağım.
Başlıklar :

