YazarlarAmerikan halkından saklanan gerçekler

Amerikan halkından saklanan gerçekler!

Abdullah Muradoğlu
AbdullahMuradoğluGazete Yazarı

ABD’de 2018 seçimleri için “Cumhuriyetçiler” ve “Demokratlar” para arayışına hız verdiler. Ekonomik ve politik çıkarlarını ilerletmek isteyen kesimler ise Başkan adayları dahil- adaylara yüklü bağışlar yapıyorlar. Bir tür yatırım oluyor bu bağışlar ve genellikle de istediklerini elde ediyorlar. Trump sözde ‘halkçı’ bir söylemle seçim kazandı. Vaatlerinden biriyse halkın vergilerini dünyanın dört bir yanında sürdürülen savaşlara harcayan askerî politikalardan vazgeçileceğiydi. Trump’ın vergi reformu, tabii ki kendisi başta olmak üzere milyarderler için büyük indirimler getirdi. Oysa Trump’ın seçim kampanyasını yürüten ekip büyük şirketler ve zenginler için daha fazla vergi öngörüyordu. Trump Afganistan başta olmak üzere ülke dışındaki ABD askeri varlığını öteden beri şiddetle eleştirenler arasındaydı.

REKLAM

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Abdullah Muradoğlu : Amerikan halkından saklanan gerçekler!
Haber Merkezi06 Şubat 2018, SalıYeni Şafak
Amerikan halkından saklanan gerçekler! yazısının sesli anlatımı ve tüm Abdullah Muradoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Başkan olduğunda tersini yaptı Trump. Afganistan’da ABD’nin 17 yıllık savaşının devam etmesi için daha fazla asker gönderdi. Öte yandan Pentagon Suriye’nin Türkiye sınırlarında “PKK-YPG” unsurlarından teşkil edilen bir “terör koridoru” inşa ediyor. Trump, askerî bütçeyi de kuşaklar boyunca süren “uzun savaş”a odaklanmış bulunan Pentagon’un istekleri doğrultusunda artırıyor. Pentagon dış politika karar alma süreçlerinde her zamankinden çok daha fazla etkili şimdi. ABD’nin “Ortadoğu” politikasıysa İsrail’in çıkarlarıyla uyumlu hale getirildi. Amerikan halkının bundan bir çıkarı yok. O halde nasıl oluyor da Washington İsrail’in çıkarlarını Amerikan halkının çıkarlarının önüne koyan politikalara sürükleniyor?

REKLAM

Bu sorunun cevabını, “Askeri-Endüstriyel Kompleks” ile “İsrail Lobisi”nin karar alma süreçleri üzerindeki nüfûzunda aramak gerekiyor. Finans, yatırım ve medya alanında güçlü olan “İsrail lobisi” iki parti için çok önemli bağış ve destek kaynağı. ABD vatandaşı olan bu bağışçılar için İsrail’in çıkarları Amerikan halkının çıkarlarının çok çok önündedir. Trump’ın, ABD Büyükelçiliği'ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı üzerine bütün gözler, “Amerikan Siyonist Organizasyonu(ZOA)” ve “Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu(RJC)”nun gözde bağışçısı milyarder Sheldon Adelson’a çevrilmişti. Amerikalılar bu kararın Trump’ın seçim kampanyasının büyük bağışçısı Adelson sayesinde alındığında hemfikirler. Amerikalılar rahat uyumasınlar, Washington’da kararları kendi oyları değil milyarder bağışçılar belirliyorlar.

Geçen yılın sonlarında Nijer’de 4 ABD askeri hayatını kaybetmişti. Bırakın Amerikan halkını, Senato’nun askerî faaliyetlerin yürütülmesinde söz ve yetki sahibi komitelerindeki senatörler bile Nijer’de ABD askerlerinin faaliyet gösterdiğini 4 asker öldükten sonra öğrendiler. Bu bilgiye çok şaşıranlar arasında “Silahlı Hizmetler” Komitesi Başkanı John McCain, Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ile Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da yer alıyordu. Senatörler ABD askerlerinin dünyanın hangi bölgelerinde konuşlandırıldıklarını tam olarak bilmediklerini de beyan ediyorlardı. Senatör Graham bir röportajında, “Nerede kaç asker olduğunu bileceğiz ve eğer biri öldürülürse bunu bir bildiriyle öğrenmeyeceğiz” diyordu. Öte yandan Pentagon’un Suriye’de Kongre kararına dayanmaksızın savaştığı da anlaşılmıştı.

REKLAM

Amerikan halkından saklanan gerçekleri ifşâ etmek gerekiyor. Amerikan medyasında ülke dışı askerî faaliyetlerle ilgili okur yorumları, bu meselenin sıradan Amerikalılar için ne kadar büyük bir tehlike içerdiğini gözler önüne seriyor. Bu konularla ilgili okur yorumları o kadar fazla ki okumaktan yoruluyor insan. Trump sıradan Amerikalıların duygularına hitap ederek seçim kazanmıştı. Ülke savunması sadece askerî yollarla olmuyor, kamuoylarının caydırıcı gücünü de hesaba katmalıyız. Bu bakımdan ulus ötesi “sosyal medya” etkili bir mecra olabilir.