Yazarlar Son Şehzade

Son Şehzade

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Bir yazısında Murat Bardakçı, "Osmanlı Devleti devam etseydi, Sultan Abdülhamid''in 1912 doğumlu torunu Şehzade Osman Ertuğrul, ''Sultan Birinci Ertuğrul'' unvanıyla bugün tahtta olacaktı" demişti..

Gelin birkaç fikir de biz yürütelim..

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı''na girmeseydi varlığını sürdürmeye devam eder miydi?

1924''te Lenin ölmeseydi Sovyet Rus deneyimi daha farklı bir seyir izleyebilir miydi?

Soruları çoğaltabiliriz elbette ama bütün bu fikir yürütmeler "yaşanmamış tarih"in konusuna giriyor artık.

Mesela Fransa Kralı ve aristokratlar köylülerin ve burjuvaların taleplerine daha yumuşak ve daha kapsayıcı politikalarla cevap vermiş olsalardı, dünya tarihinde büyük çalkantılara ve değişimlere kaynak teşkil eden 1789 Fransız Devrimi''nin, devrim olmadan başka biçimler alabileceğini düşünen tarihçiler az değildir.

Bütün bunlar zihin sporudur ve yaşanmamış tarihten, yaşanacak tarihe dersler çıkarabiliriz sadece.

* * *

Şehzade Osman Ertuğrul Efendi''yi dün toprağa verdik İstanbul''da..

97 yaşındaydı ve dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış bulunan Osmanlı Hanedanı''nın reisiydi.

12 yaşında, 1924''teki hanedan sürgününü bizzat yaşamıştı.

Osmanlı hanedan üyelerinin sürgün hayatları hakkında çok şeyler yazıldı, belgeseller bile yapıldı.

Bu yüzden fazla detaya girmeyeceğim.

Sultan II. Abdulhamit''in torunu Şehzade Osman Ertuğrul Efendi birkaç yıl önce Türk vatandaşlığına geçmişti.

1974''ten önce hanedanın erkek üyeleri sadece turist olarak gelebiliyorlardı vatanlarına..

Şehzadelerin ve prenseslerin turist olarak gelmelerine izin verilmeyen dönemler de oldu.

Sürgünde vefat eden Sultan Vahideddin ve Halife Abdülmecit''in kabirleri başka ülkelerin mezarlıklarında..

600 yıl üzerinde yaşadığımız topraklar dahil, şimdi otuz kırk devlete ayrılmış büyük bir imparatorluğu yönetmiş olan bir ailenin çocuklarına reva görülen muamele de artık tarihin konusudur.

* * *

Şehzade Osman Ertuğrul''dan önce Hanedan Reisi Şehzade Mehmet Orhan Osmanoğlu idi.

68 yıllık sürgün hayatının ardından o da 1992''de İstanbul''a gelmişti ilk kez.

Osman Ertuğrul Efendi''den üç yaş büyüktü.

1994''de Fransa''nın Nice şehrinde vefat ettiğinde cenaze namazını dört Tunus''lu Müslüman kıldı.

1994''ten itibaren Hanedan Reisi Osman Ertuğrul Efendi''ydi..

''Son Osmanlı'' değil ama, 1924 sürgününü gören ''Son Şehzade''ydi Osman Ertuğrul Efendi.

2004''te Türk vatandaşlığına geçtiği için şanslıydı.

Dün Sultanahmet Camii İmamı Emrullah Hatipoğlu Hoca kıldırdı cenaze namazını.

Bu kez arkasında binlerce İstanbullu vardı bir Osmanlı şehzadesinin..

"Hakkınızı helal ediyor musunuz" diye sormadan önce Emrullah Hoca''nın Osmanlı hanedanı için "onların bizim üzerimizde hakkı vardır ama bizim onların üzerinde nasıl bir hakkımız olabilir bilemiyorum" demesi elbette yerinde bir ifadeydi.

Yaşanan bunca vefasızlıktan sonra bu kadarcık bir sitem olsun.

Ata yadigarı şehzadenin naaşı büyük dedesinin adını taşıyan Sultan II. Mahmut Türbesi haziresinde toprağa verildi.

Buna da şükür.

Doğan Grubu''nda ilginç kapışma!

H ürriyet''ten Mehmet Yakup Yılmaz, yayımlanan bir haberden ötürü Kanal D Haber''e vermiş veriştirmiş.

Mevzu, Kanal D Haber''de, yasadışı bir sol örgütün eğitim kamplarına ilişkin bir haberden çıktı.

Bu kampta çocuklar, Bostancı''da biri polis, biri işçi iki kişiyi öldüren ve kendisi de bu çatışma öldürülen solcu bir militanın adını taşıyan "Orhan Yılmazkaya karargahı" tabelası altında eğitim alıyorlarmış.

Yılmaz, sözkonusu haberin sosyalist gençlik örgütlerinin Türk demokrasisi içindeki varlığına tahammül edemeyen birileri tarafından Kanal D''ye servis edildiğini öne sürmüş yazısında.

"Artık bu tür numaralar ile kamuoyunu kandırma alışkanlığından da kurtulsak, iyi olacak" demiş.

Üstelik, sözünü ettiği güçlerin Kanal D''ye sık sık haber servisi yaptığını da ileri sürmüş.

"Haberin genel üslubuna bakarsanız, söz konusu kampa katılanlar yakalanmışlar, mahkeme de onları suçlu bulmuş ve eylemlerin arkasındaki gizli örgüt açığa çıkmış! Böyle bir şey yok tabii!" diye yazmış..

Yani, neresinden bakarsanız, suçlamalar çok ağır.

Kanal d Haber Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Birand''ın cevabı da yenilir yutulur cinsten değil tabii, o da Mehmet Yılmaz için bakın ne demiş:

"Daha avukatların görmediği dosyayı gördüğümüz için bizi suçlarken, kendisi bizden daha ağır bir suç işliyor. Hiç bilmediği, görmediği bir soruşturma dosyası hakkında daha mahkemeye intikal etmeden hüküm kuruyor, karar veriyor."

Birand, Mehmet Yakup Yılmaz''ın gazete içindeki "bazı odaklar"ın da etkisiyle haber kıskançlığına kapıldığını düşünüyor..

İnsan merak ediyor tabii, "gazete içindeki bu odaklar kimler" diye..

Birand sıkı bir atış daha yapıyor Yılmaz''a(tabii gazete içindeki bazı odaklara da).

Ve şöyle demiş:

"Onu, kendi vicdanına havale ediyorum. Bir de, Hürriyet''in arşivine bakmasını öneriyorum. Çünkü o arşivde, bu tür haberlerden binlerce var."

Hadi buyrun cenaze namazına!

Doğan Grubu''nda "iç çatışma" açığa çıktı.

Bakalım Hürriyet''in kaptanı Ertuğrul Özkök bu ağır suçlamaların altında kalacak mı?

Kalmasa iyi olur, çünkü bu kez durum, mevzu başka yönlere kaydırılamayacak kadar ciddi.

Aç olanlar siyasetle ilgilenmezler mi?

1789''daki devrimden sonra giyotine gönderilen Kraliçe Marie Antoinette, Paris''te ekmek kıtlığı yaşandığında "ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" dememiş, bu cümle ona atfedilmiş olsa bile, Saray çevresinin bir kısmının böyle düşünmeye yatkın oldukları kuşkusuzdur.

Aşağı yukarı bütün devrimlerin arkasında iktidarların ekonomik politikalarından hoşnut olmayan kitleler vardır.

Elbette devrimleri tek bir nedene indirgemek sorunlu bir bakış açısıdır, çünkü insanlar sadece "ekmek" istemiyorlar.

CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, "Aç insan, ülke sorunu ile ilgilenmez. Önce açlığını gidermek ister sonra ülke sorunları ile ilgilenir" dememiş olsaydı konuyu başka bir bağlamda irdeleyebilirdik.

Aç insanın politikayla ilgilenmesi açlığının doğal bir sonucudur..

Ama bizim solcu siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu tarihin bu en yaygın politik itiraz gerekçesini hafife alıyor.

Öte yandan Kılıçdaroğlu, bulgur, makarna ve kömür dağıttıkları için AK Parti''nin oylarının arttığını zannediyor.

Bu da başka bir yanılgı.

Kitlelerin gerçekte hangi nedenlerle bir partiyi iktidara getirdiğini doğru anlamayan ve toplumun demokratik değişim ihtiyacına cevap veremeyen siyasetçilerin boş laftan başka yaptıkları bir şey de yok.

İnsan istiyor ki muhalefetteki siyasetçiler daha esaslı eleştiriler ve çözümlemeler getirsin..

Ama olmuyor, durum gördüğünüz gibi.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.