Yazarlar Bu sivillerin mi yargılanmasına karşı çıkıyorsunuz?

Bu sivillerin mi yargılanmasına karşı çıkıyorsunuz?

Ahmet Rıfat Albuz
Ahmet Rıfat Albuz Gazete Yazarı

Biz düşseydik, Ortadoğu’daki bütün garipler düşerdi…” diyor 30 yaşındaki Emrah Akkan. 15 Temmuz gecesi de, bu düşünceyle, yanına babasını ve ağabeyini alarak çıktı sokağa. Oysa daha birkaç dakika önce tüm arkadaşlarını arayıp, “Aman dışarı çıkmayın” diye uyarmıştı ama kendisini tutamadı. Külliye’nin önünü kesen tankların içindeki darbeci askerlerle tartışırken bir anda karnında hissettiği darbeyle yere yığıldı. Yanında babası ve ağabeyi de kanlar içinde yatıyordu. Kendisinin vurulduğunu anlamadı; o babası vuruldu sanıyordu. Hastanede dört gün sonra gözlerini açtı. Kendisi gazi babası ise şehitti.

Henüz 13 yaşında olmasına rağmen, 15 Temmuz gecesi, babasıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önündeki darbecileri protesto etmek için oradaydı Ömer Dondurma. Askerlerin başındaki komutanın “Nişan al! Ateş et!” komutuyla birlikte, sol ayağından vuruldu. Diğer bir kurşundan cebindeki telefon sayesinde kurtuldu.

34 yaşında, iki çocuk annesi ve evli Safiye Bayat, darbe gecesi soluğu tek başına Boğaziçi Köprüsü’nde (15 Temmuz Şehitler Köprüsü) aldı. Yine tek başına köprüyü tutan darbeci askerlerin komutanının yanına kadar gitti. Onların tüm tehditlerine, korkutmalarına rağmen tek başına kafa tuttu. Vurulanlara, yaralananlara yardım etmek için oradan oraya koşarken ayağından vuruldu. Gazi oldu.

15 Temmuz işgal girişimi gecesi meydanlara inenler arasında Yeni Şafak çalışanı Mustafa Cambaz da vardı. Mustafa Cambaz, 15 Temmuz akşamı arkadaşlarıyla Çengelköy'de oturuyordu. Eve döndüğünde oğlu Beylerbeyi'nde askerlerin yol kestiğini, bir şeyler olduğunu söyledi. Daha sonra televizyondan izledikleri üzerine işin ciddiyetini anladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Meydanlara inin" çağrısının hemen ardından sosyal medya hesabından “Kalkışmayı yapanlar kalktıkları gibi oturamamalı. Hatta hiç oturamamalı. Başkomutan Erdoğan’ın isteği ve emriyle sokağa çıkıyoruz” yazarak dışarı çıktı. Şehit oldu.

“Ben cennet karşılığı canını satanlardanım” diyor Levent Deveci, Kuran-ı Kerim’deki ayete gönderme yaparak. 15 Temmuz’dan sadece beş gün önce gördüğü rüyada, nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla vuruluyordu. Darbenin haberini alır almaz, küçük kızını öptü, ailesiyle helalleşti ve gözyaşları içerisinde, “Ben şehit olmaya gidiyorum” diyerek evden ayrıldı. Köprüde, önündeki genç kafasından o da çenesinden vuruldu.

İnşaatlarda boyacılık yaparak geçimini sağlayan Mehmet Dalda için 15 Temmuz, sıradan bir gündü. Televizyondan darbe yapıldığına dair haberin ardından arayan bir arkadaşıyla birlikte dışarı çıktı. Yaklaşık 30-40 kişilik bir toplulukla Kızılay’a gitti. Tanklar yolları kesmişti ve önlerine çıkan araçları eziyorlardı. Yakın bir arkadaşıyla birlikte Genelkurmay’a geçti ama içeri girmek mümkün değildi. Toplanan kalabalıkla birlikte Genelkurmay’ı çeviren demirleri yıktılar ve yoğun ateş altında içeri girdiler. Ama bu sırada atılan bir bomba ile sırtından yaralanan Dalda, hastaneye son anda yetiştirildi.

Ramazan ayı boyunca her akşam dua etmişti: “Allah’ım bana şehitlik nasip et” diyerek. Biri kız biri erkek iki çocuğu ve büyük bir aşkla bağlı olduğu eşiyle mutlu bir hayatı vardı. Taksicilik yaparak evini kıt kanaat geçindirse de, ağızlarının tadını hiçbir şey bozamıyordu. 15 Temmuz gecesi, önce kızı ve eşiyle birlikte sokağa çıktılar ama o bir anda ortadan kayboldu. Eşini arayıp eve geri dönmelerini istedi. Bütün gece hiçbir haber alamadılar. Sabah olduğunda gittikleri hastanede şehit olduğunu öğrendiler.

Şimdi biz bu vatan evlatlarına mı o gece vatanı savundukları için cezai işlem uygulayacağız?

Erbakan hocanın dediği gibi: Hadi Ordan…!

ONLARA ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ...

15 Temmuz demokrasi şehit ve gazilerimiz... Gerçek kahramanlar… Hain darbe girişimine karşı gözlerini kırpmadan, tankların karşısına dikilip, şanlı bayrağımıza ve vatanımıza sahip çıktılar. Bu millet onları hiçbir zaman unutmayacak.

Çıkartılan bu tartışmaların tek bir amacı var… 15 Temmuz gecesi yeniden alevlenen milli birlik ve beraberlik ruhuna vurabildikleri kadar darbe vurmak istiyorlar.

Çıkarttıkları bu tartışmalarla şehit ailelerini ve gazileri rencide etmek istiyorlar.

Siz o gece dışarı çıktınız, vatanı savundunuz ama bakın bunun bir gün bir bedeli olacak-olmalı diyerek aba altından sopa gösteriyorlar.

CHP’nin parti sözcüsü aynen şöyle diyor: Sivillere ceza verilmemesi örtülü aftır.

Pardon…!

Kime, neyin cezası ?

O gece vatanı müdafaa edenlere mi ceza vereceksiniz?

Ömer Halisdemir o gece şehit düşmeseydi, sağ kurtulsaydı, darbeci Semih Terzi’yi öldürdüğü için bugün yargılanacak mıydı?

O gece darbeye karşı durmak suç mu teşkil ediyordu?

Ve o gece vatanı değil; canını düşünenler mi söylüyor bunu?

Hiç kusura bakmayın…

Bu ruhu yenemeyeceksiniz…

Yukarıda sadece birkaç gazi ve şehidimizin hikayelerini okudunuz…

Onlar gibi milyonlarcası var, onlar gibi milyonlarca varız…

Başaramayacaksınız…

Yenemeyeceksiniz…

Bu milli ruha bir toplu iğne başı kadar dahi olsa darbe indiremeyeceksiniz…

Bu ruh uyandı artık.

Yüzyıl önce de vardık şimdi de varız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.