YazarlarMade in USA Yeni Suudi Arabistan

Made in USA: Yeni Suudi Arabistan

Ahmet Rıfat Albuz
Ahmet RıfatAlbuzİnternet Yazarı

Suudi Arabistan’da Ilımlı İslam söylemi ile başlayan, ABD ve İsrail muhalifi prens ve bürokratların tutuklanması ile devam eden ve bölgeyi daha da bir belirsizliğe sürükleyen adımların hızını takip etmek imkânsız.

Söz konusu dizayn made in USA imzası taşıyorsa bu hıza şaşırmamak da lazım aslında.

Tıpkı bir matruşka bebek gibi yaşanan her gelişmenin ardından farklı konularda aynı amaca hizmet eden yeni bir Suudi Arabistan inşasına şahit oluyoruz.

Geçtiğimiz Mayıs ayında Suudi Arabistan'la $110 milyar silah satış anlaşması imzalayan Trump'ın kristal küre üzerinde darbeci Mısır lideri Sisi, Suudi Kral Salman ile 'küreye el basarak’ başlattıkları süreç, Katar’a ambargo ile devam etti.

Oyun büyüktü ve atılan bu adımlar ABD varlığının körfezde hissedilmesi için yeterli değildi.

Ilımlı İslam söylemi ile öne çıkan ve Kraliyet yönetimindeki tasfiyelerle devam eden sürecin şimdi farklı bir boyutunu görmeye başlayacağız.

Önce Yemen’deki Hizbullah varlığını ardından İran tehdidini öne süren Suudi Arabistan, beklenmedik bir şekilde bir kolunu da İsrail şemsiyesi altında Filistin konusuna uzattı.

Bu noktada ABD’nin Körfez’deki yeni dizayn çalışmalarında İsrail ile giriştiği yakın dirsek temasını da es geçmemek lazım.

Lübnan Başbakanı Hariri’nin suikastten korktuğunu söyleyerek istifa etmesini de aynı pencereden okursak büyük fotoğraf biraz daha netleşiyor.

Irak ve Suriye’de tam anlamıyla istediğini alamayan Vaşington, Ortadoğu’da var olabilmenin yolunu Körfez’de aramaya başladı.

Masada ABD ve İsrail kontrolünde bölgeyi yeniden dizayn edecek kararların alınmasının ardından şimdi bu kararların sahaya yansıma evresine geçildi.

Bu nokta çok daha önemli.

Yeni yeni ittifaklara, istifalara, istilalara ve terör örgütlerine teslim edilecek bir körfez bölge için tam anlamıyla bir ateş çemberi öngörüsünü de beraberinde getiriyor.

Irak’ın işgali ile başlayan süreçten bugüne kadar üç maymunu oynayan İsrail’in körfez konusunda tüm enerjisini sahada hissettirmesi yeni-farklı adımların atılacağının da sinyali niteliğinde.

Bölgede yeni ittifaklar, farklı koalisyonlar ya da DEAŞ’tan bozma ikinci el yeni terör örgütleri göreceğiz.

Dün ABD Suudi Arabistan’ın tüm bölgelerinde terör saldırıları riskinin bulunduğunu bildirdi aynı zamanda vatandaşlarının Suudi Arabistan-Yemen sınırına 80 kilometreden fazla yaklaşmamasını istedi.

Bundan sonraki süreç ya Yemen’e bir askeri operasyon ya da Suudi Arabistan’da düzenlenen bombalı saldırılar şeklinde ilerleyecek.

Irak ve Suriye örneğini hatırlayalım.

Sadece iki gün önce yaşanan şu diplomasi trafiği bile ABD-İsrail ortak yapımı yeni bir körfez başlığını getirip önümüze koyuyor.

İsrail Enerji Bakanı, Tahran'a karşı Suudilerle birlikte hareket ettiklerini belirterek iletişimin gizli tutulmasının Araplar tarafından istendiğini söyledi. Söz konusu açıklamalar, İsrail Genelkurmay Başkanının "İran'a karşı Suudi Arabistan ve diğer ılımlı Arap ülkeleriyle tecrübe ve istihbarat paylaşmaya hazırız" demecinden sonra geldi.

Daha sonra Arap Birliği dışişleri bakanlarını olağanüstü toplayan Suudi Arabistan, İran'ın saldırganlığına kayıtsız kalmayacağını duyurdu. Zirvenin sonuç bildirgesinde Lübnan'daki Hizbullah örgütü de 'terörist' olarak tanımlandı.

Yani Suudi Arabistan ABD politikalarına ters üşen tüm ülke, yapı, örgüt ya da ittifaka dolaylı da olsa bir açık savaş ilan etti.

Geçtiğimiz hafta Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerle ilgili çok konuşulacak, haritalı bir analiz ortaya atıldı. Analizin sahibi New York Times gazetesi. Söz konusu haritada Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Libya ve Yemen'in bölüneceğini öne sürülüyor.

Haritaya göre en büyük parçalanma Suudi Arabistan'da yaşanacak. Ülkede yönetim, gelecekte prenslere geçtikçe kabile ayrımları derinleşecek; kuzey, güney, doğu ve batı Arabistan doğacak.

Tüm bu özetin özeti bile körfez konusunda masa faslının artık kapandığını, tarafların ve haritaların belirlendiğini saha faslına geçildiğinin işareti niteliğinde.