Yazarlar 11 Kalkınma Planı

11. Kalkınma Planı

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Kalkınma planları bir ülkenin temel politika hedeflerini belirleyen, ve bu hedeflere ulaşmak için kullanılması gereken araç ve politikaları gösteren aygıtlardır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : 11. Kalkınma Planı
Haber Merkezi 05 Temmuz 2019, Cuma Yeni Şafak
11. Kalkınma Planı yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


1950 yılların 2. yarısında ağırlaşan ekonomik sorunlar (bütçe açığı, dış ticaret açığı ve artan enflasyon ile IMF ile imzalanan ilk Stand-By anlaşması 1958) gerekçe gösterilerek yapılan 1960 darbesi sonrasında sorunların temel nedeni olarak plansızlık gösterilir.

1960 askeri darbesinden sonra ekonominin plana bağlanması düşüncesi yetkili çevrelerce kabul görünce, planlama bir kurum olarak 1961’de kabul edilen yeni anayasaya girer.

1961 yılında çıkarılan bir kanun ile DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) kurulur. Bu kuruluş, kalkınma planlarını hazırlamak ve yürütmekle görevlendirilir. Böylece Türkiye’de planlı kalkınma dönemi başlar ve Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 1963 yılından itibaren yürürlüğe girer.

***

1963 yılından itibaren uygulamaya koyulan kalkınma planlarının amaçlar başında milli gelirin yüksek ve istikrarlı bir hızda büyümesi gelir.

Zaman içinde değişen iktisadi ve siyasi konjonktüre göre Kalkınma Planlarında farklı amaçlar yer almıştır. Örneğin Avrupa Topluluğuna üye olmak ve ekonomiyi bu yönde düzenlemek Üçüncü Kalkınma Planının öncelikli amaçlarından olmuştur.

Kalkınma planlarında başlangıçtaki hedef kalkınma hamlesi ile toplumsal refah artışı felsefesi iken, 1980 sonrası değişen sanayileşme stratejisi ile rekabetçi bir ekonomi inşa ederek refah seviyesinin artırılmasına dönüştürülmüştür.

Başlangıçta planlar özel sektör için yol gösterici, kamu sektörü için zorlayıcı iken, bugün fiiliyatta bütün sektörler açısından yol gösterici konuma taşınmıştır.

***

Gelelim 2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planıyla ilgili değerlendirmelere.

10. Kalkınma planı dönem sonunda (2018 yılında) GSYH’nin 1,3 trilyon dolara, kişi başına gelirin 16 bin dolara yükseltilmesi; ihracatın 277 milyar dolara çıkarılması; işsizlik oranının yüzde 7,2’ye düşürülmesi hedeflenmişti.

Oysa, 2018 verilerine göre GSYH 784 milyar dolar, kişi başına gelir 9 bin 632 dolar, ihracat 167 milyar dolar, işsizlik oranı yüzde 11 olarak gerçekleşmiştir. Yani plan hedeflerinden ciddi bir sapma olmuştur.

10. Kalkınma Planının bir diğer özelliği ise 2023 hedeflerinin yer almış olmasıdır. Bu çerçevede, 2023 yılında GSYH’nin 2 trilyon dolara, kişi başına gelirin 25 bin dolara yükseltilmesi; ihracatın 500 milyar dolara çıkarılması; işsizlik oranının yüzde 5’e düşürülmesi; enflasyon oranlarının kalıcı bir biçimde düşük ve tek haneli rakamlara indirilmesi hedeflenmişti.

11. Kalkınma Planında ise 2023 yılında GSYH’nin 1.080 milyar dolara, kişi başına gelirin 12.484 dolara yükseltilmesi; ihracatın 226,6 milyar dolara çıkarılması; işsizlik oranının yüzde 9,9’a düşürülmesi; enflasyon oranlarının kalıcı bir biçimde düşük ve tek haneli rakamlara indirilmesi hedeflenmektedir.

11. Kalkınma Planında yer alan veriler önceki planda yer alan 2023 hedeflerinde de çok ciddi revizyona gidilmesidir (hedeflerde yüzde 50’ye yakın bir revizyon söz konusu).

***

11. Kalkınma planıyla 2023 hedeflerinden ciddi indirime gidilmesi bir anlamda son 5 yıldaki ekonomi yönetiminin başarısızlığını tescil etmiştir. Bu hedef sapmalarından hem ekonomi bürokrasisi hem de bakanlıkların sorumluluğunu burada belirtmeliyiz.

Aslında kalkınma planlarının temel sorunu planlara hükümetlerin bakışıyla ilgilidir. Bir anlamda planların uygulama için değil, prosedür gereği yerine getirilmesi gereken bir görev algısıyla yapılması hatası var. 2018 yılında hazırlanması gereken planın uygulama yılı olan 2019’un haziranına sarkması bu bakışı yansıtmaktadır.

Plandaki hedefler (güçlü ekonomi, rekabetçi üretim, güçlü toplum, çevre, demokratikleşme v.s.) ve alt detayları yerinde tespitlerle dolu. Bir kısmı daha önceki planda tekrarlanan hedefler olsa da yeni koyulan hedefler çağın gelişmelerine uygun.

Burada en temel sorunun yapılan planların ya da bir takım hedefler koyan resmi belgelerin uygulama sonuçlarının tartışılmamasıdır. Örneğin, 2014-2018 dönemini kapsayan planda tutmayan hedefler hangi politika hatalarından kaynaklanmıştır? Bu hataların gelecek dönem tekrarlanmaması için neler yapılmalıdır? Yani sonuçların denetimi, hesap verilebilirlik, etkililik analizleri mutlaka yapılmalıdır.

***

Sonuç olarak planları ciddiye almalıyız, yaptığımız planlar kağıt üzerinde kalmamalı, uygulama sonuçlarını kamuoyuna açık platformlarda tartışarak hesap verilebilir-şeffaf bir forma sokmalı, hatalarımızdan dersler çıkarmalıyız.

Önümüzdeki 4 yıllık seçimsiz dönemde; liyakatlı, toplumsal hizmet heyecanı taşıyan, idealist bakan-bürokrat revizyonu ile ciddi bir hücre yenilenmesine gidilmesi gerekir. (son dönemdeki siyasal hareketliliğin nedenini toplumda oluşan yeni kadro hareketi beklentisinden kaynaklandığını görmek lazım).

Açıkçası, hükümetin topluma “biz mesajı aldık, yeni hedeflere (2023 hedeflerinin ötesine) güçlü bir kadroyla yol alıyoruz” güvenini ve inancını vermesi lazım.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.