Yazarlar Araştırma görevlilerinin 50/d sorunu

Araştırma görevlilerinin 50/d sorunu

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Bu yılın başında üniversitelerde çok tartışılan konulardan biri yardımcı doçentliğin kaldırılması meselesiydi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Araştırma görevlilerinin 50/d sorunu
Haber Merkezi 03 Aralık 2018, Pazartesi Yeni Şafak
Araştırma görevlilerinin 50/d sorunu yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Cumhurbaşkanının konuya müdahil olmasıyla YÖK ara çözüm bulmaya çalıştı. Yardımcı doçentliğin yerine doktor öğretim üyesi unvanı getirilerek konu kapatıldı. Tabela değişikliğinin dışında, nitelik ya da diğer beklentileri karşılamada, çok bir esprisi olmadı.

**

Aslında “neden ilk 500’de bir Türk üniversitesi yok” sorgulamasını bütüncül bakışla değerlendirmek gerekir. Bu sürecin en temel ayağını oluşturan öğretim elemanlarının liyakatli kişilerden seçilmesini sağlayacak bir yapının kurulması çok önemli.

Bu bağlamda yazımızda üniversitelerin gelecek başarılarında asıl söz sahibi olacak Araştırma görevlilerinin (Arş. Gör.) atanma mevzuatındaki çarpık yapıyı değerlendirmeye çalışacağım.

**

Bilindiği üzere araştırma görevlisi kadroları 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 33. Madde (a) fıkrasına göre ihdas edilmiş ve “yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan, ayrıca yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim elemanları” şeklinde tanımlanmıştır.

Aynı kanunun 50. madde (d) fıkrası gereği ise; “lisansüstü öğretim yapan öğrenciler, kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabilecekleri gibi her defasında bir yıl olmak üzere araştırma görevlisi kadrolarına atanabilirler” denilerek ikinci bir araştırma görevliliği statüsü ihdas etmiştir.

**

2547 sayılı kanunun söz konusu iki maddesi incelendiğinde; kısaca 33/a ve 50/d’li olmak üzere iki farklı yapıda araştırma görevlisi kadrosunun ortaya çıktığı görülmektedir.

Hatta 15 Temmuz darbe girişimi öncesi bir de ÖYP araştırma görevlisi kadrosu vardı. Neyse ki bu kadrolar iptal edilmiş ve mevcut ÖYP’li araştırma görevlileri 33/a kadrosuna geçirilmiştir.

**

Gerek 33/a gerekse de 50/d kadrolarında görev yapan araştırma görevlilerinin tamamen aynı nitelikteki işleri yapmakla birlikte kazanılan haklar bakımından önemli farklılıklar ortaya çıkmaktadır.

Her iki kadro türünde de araştırma görevlilerinin belirli periyotlar dahilinde yeniden göreve atanmaları söz konusu. Atamalar 50/d’li araştırma görevlileri için 1 yıl iken, 33/a kapsamındaki araştırma görevlileri için 3 yıldır.

Asıl önemli farklılık ise doktora sürecinin tamamlanmasının ardından ortaya çıkmaktadır.

Öyle ki 50/d kapsamında görev yapan Arş. Gör.’lerin doktora tezini savunmaları ile birlikte çalıştıkları kurum ile ilişkileri kesilmekte ve yeniden atanmaları ancak herhangi bir kurumun Dr. Öğr. Üyesi kadrosu açması ile mümkün olmaktadır.

33/a’da ise doktora süreci bitse bile kurum ilgili kişiyi yeniden araştırma görevlisi olarak atayabilmektedir. Bu durumda kişinin unvanı Arş. Gör. Dr. olmaktadır.

**

Böyle bir durumda doktorasını bitirmiş (en üst seviye eğitim düzeyine ulaşmış) 50/d kapsamındaki bir araştırma görevlisi 30’lu yaşlarda yeniden işe girme stresi yaşamaktadır.

Bu düzeyde eğitime sahip bir bireyin piyasada işsiz kalmayacağı düşünebilir. Ancak kaynak kullanımında etkinlik bağlamında söz konusu bireylerin en faydalı olacakları yer yine üniversiteler olacaktır.

Üniversite kadrolarına atanma sürecindeki keyfilik ise işin içinde olanlar tarafından çok iyi bilinmektedir.

Bırakın yeni bir eleman alımında, kurum içi yükselmelerde dahi bu keyfilik ön plana çıkmaktadır.

Örneğin; 33/a maddesi kapsamında doktorasını bitirmiş, kadro ilan edilmediğinden Arş. Gör. Dr. olarak belirli bir süre hizmet etmek zorunda bırakılmış çok kişiler görüyoruz. Doçentlik unvanını alıp Arş. Gör. statüsünde Doç. Dr. Olarak devam edenler var.

Oysa ayrıcalıklı (belki de daha az başarılı) bir kısmının kadroları ise süreçler biter bitmez (hatta doktora tez savunmasına girmeden) ilan edilmektedir.

**

Durum böyle olunca 50/d’li araştırma görevlileri yasal görev sürelerini sonuna kadar kullanma gayreti içine girmekte, doktora tezlerini bitirmiş olsalar bile savunmalarını erteleyerek bir anlamda işsiz kalacakları günü ötelemekteler.

Burada öncelikle yapılması gereken iki farklı kadro yapısının teke indirilmesidir. Böylece çalışma motivasyonunu etkileyen engellerden biri kaldırılmış olacaktır.

Ayrıca doktora sonrası süreç bağlamında ilgili kişilere belirli güvencelerin sağlanması, atamalarda liyakatin öne çıkartılması (bunu ölçen kriterlerin iyi belirlenmesi) araştırma görevlilerinin çalışma motivasyonlarını olumlu etkileyecektir.

Norm kadro süreci doktora sonrası atanmaları daha riskli hale getirmiştir. Başarılı öğrencilerin gelecek belirsizliği nedeniyle akademisyenliğe sıcak bakmayacakları bir süreci başlatma potansiyeli taşıdığını da belirtelim.

Araştırma görevlilerine üniversitelerin akademik geleceği anlayışıyla bakılmalı ve ona göre davranılmalı diyerek bitirelim.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.