Yazarlar Çin ile ABDnin kur savaşı

Çin ile ABD’nin kur savaşı

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Ocak 2017’de göreve başladığından beri, Trump ABD-Çin ticaret açığını hemen ortadan kaldırmak gibi rastgele, tutarsız talepler gündeme getirdi ve giderek panikliyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Çin ile ABD’nin kur savaşı
Haber Merkezi 07 Ağustos 2019, Çarşamba Yeni Şafak
Çin ile ABD’nin kur savaşı yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Geçen hafta benzer bir atakla Çin’den yapılan ve dokunulmayan 300 milyar dolarlık ithalata yüzde 10 gümrük vergisi planladığı twitini attı.

Sessiz ve derinden giden Çin yönetimi bu hamleye, Çin Halk (Merkez) Bankası (PBOC ) kanalıyla, 2008 krizinden bu yana 7’nin altında gezen dolar/yuan paritesini bu eşik değerin üzerine çıkmasına (arka arkaya günlük yüzde 1.6 ve yüzde 1.9 bandında kurların değer kaybetmesine) izin vererek karşılık verdi.

ABD, Pekin yönetimini yuan’ın değerini piyasaya müdahale ederek düşük tutmakla suçladı ve “döviz manipülatörü” ilan etti.

Bir ülke para otoritesi, ihracatının küresel rekabet edebilirliğini artırmak amacıyla devalüasyon yaparak müdahale ederse, para manipülatörü olarak kabul edilir.

Ancak yuan’ın son zamanlardaki düşüşü politika eyleminin bir sonucu olmadığı açıklandı. Çin’in yuanın değer kaybına izin vermesini Çin Merkez Bankası yönetimi azalma eğilimine giren ihracat, sanayi üretimi, sabit sermaye yatırımlarının beklentilerin altında gelmesi gibi olumsuz verilere karşı yapılan bir hamle olarak değerlendirmektedir.

**

Bu gelişmeler net iki şeyi açıklıyor:

1. Çin’in para değerini düşürmesinin arkasında ABD’nin yeni gümrük vergileri hazırlığı yatmaktadır. Gümrük vergilerinin ihraç malları fiyatlarında neden olacağı artışı yuan’nın değerinin düşüşüyle telafi etmeye çalışmaktadır.

2. ABD devalüasyon hamlesini bahane ederek Eylül ayında FED’in alacağı faiz kararı indirimi için de baskı yapmaktadır. Uzun dönemdir dillendirdiği FED faiz indirimi yapmalı argümanına yeni bir gerekçe daha ekledi (bu ara ABD Merkez Bankası bağımsızlığı imanı (!) sorgulanmıyor nedense). Faiz indirimiyle doların uluslararası piyasada daha değersiz hale gelmesi, parasal genişleme ve ekonomik büyüme hedeflenmektedir.

Bu durum Türkiye’de başlayan faiz indirimi sürecinin dış finans piyasaları desteğinin devam edeceği anlamına da gelmektedir.

**

ABD-Çin Ticaret savaşları para-finans savaşlarına evrilmektedir. İşin açıkçası ticarette başlayan bu savaş siyasi, teknolojik, kur savaşlarıyla devam etmeye gebedir.

Çin’in devalüasyonu ithal mallarını pahalı hale getirerek iç tüketimi daraltacak (tüketici güvenini olumsuz etkileyecek), fiyat artışlarına (enflasyon) neden olacaktır.

Aynı zamanda ülkeden sermaye kaçışlarına da neden olabilecektir.

Yuan’ın değer kaybetmesinin dolar bazlı borçlanan özel sektör için de sıkıntılı bir durum oluşturma ihtimali var.

Ayrıca, yüzde 10 oranındaki yeni gümrük vergisi, Çin ekonomik büyümesini 2019 yılında yüzde 0,8 puan düşüreceği (Çin’den gelecek zayıf talep küresel ekonomik büyümeyi de zayıflatacaktır). Büyüme hızını teşvik etmek için de PBOC önümüzdeki aylarda gösterge faiz oranlarını düşürecektir.

**

ABD ve Çin’in dünya üretiminin yüzde 40’ını ürettiğini düşündüğümüzde, bu iki ülkede yaşanan herhangi bir istikrarsızlığın bütün dünya ekonomilerini yakından ilgilendireceği açıktır.

Eğer son yıllarda ticari mal ve hizmet fiyatlarında bir artış olmuyorsa, bunun arkasında hiç şüphesiz Çin’deki düşük fiyatlı üretim artışı yatmaktadır.

Buna karşılık ticari engellerle yükseltilen fiyatlar sadece Çin veya ABD ekonomisini değil, bütün dünya piyasalarını etkileyecek, genel refahı azaltacaktır.

Ticaret savaşları sadece ekonomik değil siyasi olarak da ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Şöyle ki; 2017 yılında 19 milyar dolar olan Çin’in ABD’den yaptığı tarımsal ürün ithalatı 2018 yılında 9 milyar dolara, 2019 yılında sıfıra ineceği planlanmaktadır. Bu durum özellikle soya üretimi yapan ve bunu Çin’e ihraç eden, Trump’ın yüksek oy aldığı ABD’li çiftçilerin (seçmenlerin) ciddi ölçüde gelir kayıplarına, fakirleşmelerine ve Başkan trampa karşı tepkilerini yükseltmelerine neden olmaktadır.

ABD artık yükselen bir güçle (Çin); daha büyük bir nüfusa sahip, kendinden emin, hırslı, servet ve küresel öncülüğe aç bir ülke ile karşı karşıya olduğunu yeni yeni anlamaya başlıyor.

Bütün dünyanın önünde karşılıklı satranç oynanmakta, geniş halk kesimleri ve üçüncü ülkeler istikrarsızlık rüzgarından olumsuz etkilenmektedir.

**

Burada altını çizmemiz gereken Türkiye ile ilgili bir konu da; geçen yıl Türkiye’yi cezalandırma düşüncesiyle (Rahip Bronson ve diğer suni gerekçelerle) TL’nin aşırı değer kaybetmesinden memnuniyet duyan ABD başkanının tehdit tweetleri hafızalarda taze duruyor.

Bu sefer Çin’in bilinçli olarak parasının değerinin düşürülmesi karşısında ABD yönetiminin kaygısını görmekteyiz.

Burada TL ve Yuan’ın değer kaybetmesi arasında iki nüans var: Birincisi, Türkiye’deki kurların aşırı yükselmesinin arkasında spekülatörler var (ses çıkarılmıyor bilakis memnuniyet duyuluyor) diğerinde de kurları hükümet kontrolünde ticari avantaj sağlamak için düşürülüyor (kıyamet koparılıyor).

Her ikisinde de aynı sonuçlar var ve TL’nın aşırı değer kaybı keyifle, Yuan’ın düşük değer kaybı büyük endişe ve telaşla karşılanıyor. Güçlü ekonomi olma böyle bir şey.

**

Sonuç olarak 2017’nin ocağında Trump’ın göreve gelmesinden sonra dünya ekonomisinde istikrarın büyük ölçüde sekteye uğradığını, ticaret savaşlarının başlamasıyla piyasalarda sürekli oynama görüldüğünü, son günlerde Çin parasının değer kaybettirilmesiyle çatışmaların yeni bir safhaya taşındığını söylemek mümkün.

Trump’la adrenali yüksek, nereye viraj kıracağı belirsiz, sürekli yeni risklere (maceralara)yelken açan bir dünya ekonomisine hazırlıklı olmalıyız artık.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.