YazarlarDış ticaret dengesi ve altın

Dış ticaret dengesi ve altın

Ahmet Ulusoy
AhmetUlusoyGazete Yazarı

Türkiye’nin en önemli kırılganlık göstergelerinden biri cari açık, diğeri enflasyon. Son açıklanan veriler bu iki ekonomik değişkendeki sorunların devam ettiğini göstermektedir.

Bu yazıda kasım 2017 sonu itibariyle açıklanan 11 aylık dış ticaret verileri doğrultusunda bir değerlendirme yapılacaktır  (Gümrük ve ticaret bakanlığı ve TIM). 

**

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Dış ticaret dengesi ve altın
Haber Merkezi26 Kasım 2017, PazarYeni Şafak
Dış ticaret dengesi ve altın yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Cari açığın en temel belirleyeni dış ticaret (mal) dengesidir (diğerleri hizmet ve gelirler dengesi toplamıdır). Genellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dış ticaret dengesi (ihracat-ithalat) açık verir.

2017 yılının Ocak-Kasım döneminde ihracat 143 ve ithalat 210 milyar dolar (67 milyar dolar açık) gerçekleşmiş. Bir önceki yıl aynı dönemdeki açık ise 50 milyar dolardı. Yani, dış ticaret açığında önemli bir artış var.

Dış ticaret dengesinde bir önceki yıla göre önemli bozulmanın iki nedeni var. Enerji maliyetleri ve altın dış ticareti.

Enerji maliyetlerinin Ocak-Ekim 2017 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 7 milyar dolar arttığı (19 milyar dolardan 26 milyar dolara çıkmış) görülmektedir.

Aynı şeyleri altın dış ticareti için de söyleyebiliriz: geçen yıl altın dış ticareti Ocak-Ekim döneminde 2,9 milyar dolar fazla verirken, bu yıl aynı dönemde 7,86 milyar dolar açık vermesi dış ticaret açığındaki (dolayısıyla cari açıktaki) artışın en temel belirleyenlerinden bir diğeri.

Uzmanlar, altının dış ticaret yapısı gereği (hammadde ithali  ve bunun işlenmiş ürüne dönüştürülüp ihraç edilmesi arasındaki süreden dolayı) gelecek dönem fazla verebileceğini belirtiyor.

**

Altın dış ticareti pek istikrarlı seyretmiyor. 2014 yılında açık veren altın dış ticareti, 2015 ve 2016 yıllarında fazla, 2017 yılında ise açık vermiş.

Burada bahsedilen parasal olmayan altın ticaretidir. Parasal altın ticaretini Merkez Bankası yapmaktadır.

Altın ihracatında özellikle son yıllarda BAE,  İran ve Katar ön sıralara çıkmıştır. İthalatta ise birinci sırayı İsviçre almaktadır.

**

Dünya rezervleri 160.000 ton civarında olduğu tahmin edilen altının yıllık üretimi 2700 ton.  Çin, Avustralya,  ABD, Rusya, ve G. Afrika en fazla altın üreten ülkeler ve dünya üretiminin yüzde 50’den fazlasını üretiyorlar.

Türkiye yılda yaklaşık 30 ton altın üretiyor. Yani dünya üretiminde söz sahibi değil.

**

Türkiye daha çok işlenmemiş altın ithal edip iç ve dış piyasalara işlenmiş altın satmaktadır. Altın girişleri yastık altı, hurda altın ve son dönemde ciddi sorunlar yaşayan Suriye’den ve arap baharı yaşayan (nasıl bir baharsa) ülkelerden gelen kayıt dışı altın da önemli boyutlarda.

Altın ticareti büyük ölçüde mal karşılığı (doğalgaz bedeli gibi) yapılmaktadır.

Özellikle büyük altın ithalatçısı olan Katar’ın BAE ile bozulan ilişkileri nedeniyle Türkiye’ye yönelmesi altın ihracatında yeni gelişmelere yol açabilir. Yine Dubai ve BAE tüccarlarının (yüzde 5’lik yeni vergi gelmesinin etkisi var) son yıllarda Türkiye’ye yöneldiklerini görmekteyiz.

Ayağımıza gelen bu potansiyeli iyi değerlendirmek için özellikle bürokrasiyi asgariye indirmek gerekiyor.

**

Burada bir gerçeğin altını çizmeliyiz: iç talebe dayalı ekonomik büyüme hızları mutlaka yüksek dış ticaret açıklarıyla (cari açık) birlikte ortaya çıkıyor.

Aslında bu yılki yüksek büyüme hızının benzer şekilde yüksek dış ticaret açıklarına neden olacağını tahmin etmek, yıllardır kronikleşen büyüme-ithalat kısır döngüsü nedeniyle, güç değil.

**

İthalatımız içinde içerde üretim için kullandığımız aramalı (hammadde) oranı yüzde 74, yatırım malı yüzde 14 ve tüketim malı yüzde 12.

Bu yapının içerdeki üretimi destekleyici ve tüketim ağırlıklı ithalata göre daha tercih edilebilir bir yapı olduğu söylenebilir.

İhracat içinde de aramalı ihracatı ağırlıkta (yüzde 46). Onu yüzde 41 pay ile tüketim malı ve yüzde 13 payla sermaye malı ihracatı izliyor.

Bir önemli gösterge de ihracatın ithalatı karşılama oranı. 2016 yılının 11 ayında yüzde 72 olan oranın 2017 yılının aynı döneminde yüzde 68’e düştüğünü görmekteyiz.

**

Özetlersek;  Türkiye dış ticaret açığıyla (cari açık da denebilir) büyüyebilme kısır döngüsünü bir türlü kıramamış bir ülke.

Son yıllarda özellikle körfez ülkeleriyle önemli altın ticareti potansiyeli yakalamış ve bu potansiyel cari işlemler açığını azaltıcı yönde daha etkin kullanılabilir.

Ayrıca dış konjonktürel gelişmeler de cari dengeyi /dış ticaret dengesini hemen bozabilecek bir yapısal kırılganlığa sahip.

Özellikle enerji maliyetlerinin artışı ve altın ticaretindeki ters yönde gelişmeler 2017 yılındaki dış dengedeki bozulmayı artıran iki önemli gelişme. 

Cari açık (dış ticaret açığı) şimdilik sürdürülebilir (finanse edilebilir) seviye de ama ülkeyi sürekli kırılgan ülke konumunda tutan bir algıya neden olmaktadır.

Maliyetleri yüksek olan bu algıyı sonlandırma, daha güçlü ve sürdürülebilir bir dış ticaret yapısı inşa etme zamanı geçmektedir.