Yazarlar Doların dansı

Doların dansı

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Son günlerde ralli yapan doların tırmanışı halen devam ediyor. Bu tırmanışın arka planında daha çok siyasi nedenlerin yattığı bilinmektedir. En son görünürdeki neden olarak rahip Brunson’ın terör örgütleriyle işbirliği (casusluk) yaptığı suçlamasıyla ev hapsinde tutulması kararı yatmaktadır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Doların dansı
Haber Merkezi 03 Ağustos 2018, Cuma Yeni Şafak
Doların dansı yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu karar sonrasında Trump’ın tutuklamadan sorumlu tuttuğu Adalet ve İçişleri Bakanlarının (Gül ve Soylu) ABD’deki mal varlıklarına el konulduğu ve yaptırımların devam edeceği haberi doların hızlı tırmanışını başlattı.

Oysa bilindiği gibi rahip Brunson tutuklandığında hem içişleri hem de adalet bakanı farklı kişilerdi. Yani, söz konusu iki bakanın mal varlıklarına el koyduk açıklamasıyla kamuoyunun önüne atılmasında papaz Brunson’ın tutukluluğundan ziyade başka gerekçelerin olduğu akla geliyor.

**

Rahip Brunson’ın tutuklanması ABD’nin yaptırım kararı için son damladır. Brunson serbest bırakılsaydı bile yine ABD’nin Türkiye’ye karşı saldırgan tutumu ve yaptırım uygulama arzusu devam edecekti.

Nedeni basit…

Türkiye çok oluyor artık.

Birincisi Rusya’yla, Çin’le ve İran’la yakınlaştığı için çok oluyor.

S400 füzelerini almaya karar verdiği için çok oluyor.

ABD-Suudi işbirliği ile Katar’a yapılan operasyona karşı durduğu için çok oluyor.

Suriye’ye kendi güvenliği için ve ABD’nin iradesi dışında müdahale ettiği için çok oluyor.

Filistin’e karşı Müslüman coğrafyası sesini çıkarmazken yüksek sesle bütün platformlarda sesini çıkarttığı için çok oluyor.

Brics ülkeleri gibi Amerika’nın karşısındaki bir blokla yakınlaştığı için çok oluyor.

Pakistan’la yaptığı milyarlarca dolar tutarındaki 30 adet atak helikopteri satışı anlaşması için çok oluyor.

Savunma Sanayii’nde yaptığı hamleler için çok oluyor.

Siyaseten bağımsız hareket etme refleksini en üst düzeye çıkartan bir duruş sergilediği için gerçekten Türkiye çok oluyor.

**

Yani Türkiye’nin son yıllardaki duruşu Amerika’nın tezleri (politikaları) ile örtüşmemektedir.

“Amerika’yla dost olunmaz Amerika’ya uydu olunur” özdeyişine de bu noktadan bakılmalı diye düşünüyorum.

Siz dost olmaya çalıştıkça bu bir zafiyet kabul edilir, olabildiği ölçüde imtiyazlar koparılmaya çalışılır ve telkinlerle karşı karşıya kalırsınız.

**

Gelelim olayın ekonomik yönüne.

Türkiye’nin bir takım ekonomik kırılganlıkları yok değil.

Bunların başlıcaları; dış ticaret açıkları ve bunun beslediği cari açığın yüksekliği. Enflasyonda yukarı doğru bir hareketlenme ve hedeflerden ciddi ölçüde sapılmış olması. Kur artışı tedirginliği, paralelinde Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesi, bunun piyasa faizlerini arttırması, maliyet enflasyonu, kamu borçlanma faizlerinin yükseltmesi v.s..

Yani, son yıllarda ekonomide olumsuz bir kısır döngünün varlığı söz konusu.

Mesela 40-50 yıldır dile getirilen üretimin ara ve hammadde olarak ithalata bağımlılığına kalıcı çözüm üretilememiştir.

Türkiye’nin en önemli yapısal sorunlardan bir diğeri de tasarruf güdüsünün düşüklüğüdür. Türkiye genç nüfusa (yüksek işgücü potansiyeli) sahip bir ülke olduğu için yüksek büyüme hızları gerçekleştirmelidir. Ama tasarrufları yetersiz olduğu için (cari açık tasarruf yetersizliğinden kaynaklanmaktadır) gerekli yatırım düzeyini finanse etmesi borçlanmayı zorunlu kılmaktadır.

**

Buna karşılık, halen kamu borcu yani devletin borcu çok sayıda dünya ülkesinden ve Maastricht kriterlerinden çok daha iyi pozisyonda.

Bankaların sermaye yeterlilik oranları son derece iyi.

Kredilerin temerrüt oranı dünya ortalamalarının altında.

Büyüme hızında rekorlar kırılıyor.

Yani kırılganlık alanları olduğu gibi, son derece düzgün ekonomik verilere sahip olduğumuz göstergeler de var.

**

Bu noktada, bir şey üretmiyoruz diyenlerin sanayicilerimize büyük haksızlık yaptıklarını düşünüyorum.

Türkiye eğer 157 milyar dolar ihracat yapıyorsa, bunu içerde üretilen ürünlerden yapmaktadır.

“Türkiye ileri teknoloji içeren ürünleri üretmekte benzer ülkelerin (G. Kore gibi) bazılarının gerisinde kalmıştır. Bu yapı daha yüksek büyüme hızlarını engellemiştir” eleştirisi getirilebilir. Ama “Türkiye bir şey üretmiyor” demek hem ihtiyaçlarımızı karşılayan hem de dünyanın her tarafına ürettiği ürünleri satan sanayicilere büyük haksızlıktır; emeklerini, özverilerini inkâr etmektir.

**

Kur olayı bugün bir ekonomik sonuç olmaktan tamamen çıkmıştır.

Siyaset ekonominin önüne geçmiştir.

Özellikle son 50 yıldır kutsanan piyasa ekonomisi ve kuralları Trump ile yerle bir edilmiştir.

Bugün aklına gelen ülkeye sataşan, bunu parasal imkan elde etmek için yapan (ticaret savaşları), tehlikeli bir oyun oynayan bir ABD yönetimine şahit olmaktayız.

Bir tarihte Suudileri tehdit edip istediğini koparan, Rusya’ya yaptırım uygulayan, Kuzey Kore ve İran’la kavga eden, Çin’e ve AB’ye ticari savaş açan dengesiz dış politika anlayışını denge olarak hedefleyen bir yönetme şekli ve riskiyle dünya karşı karşıya.

Tabii ki Türkiye de bu saldırgan politik anlayıştan, hem siyasi hem de ekonomik ilişkiler bağlamında en ciddi düzeyde nasibini alan ülkelerin başında geliyor.

**

Ne yapılması lazım?

Merkez Bankası ve diğer ekonomik kurumlar teyakkuzda. Yangını söndürmek için yeterli suyun yoksa (döviz rezervi) biraz beklemek ama yangının sıçrama yollarını kesmek gerekiyor.

Bu anlayışla kurumlar ve piyasa aktörleri soğukkanlılığını korumalı, boşa çıkacak hamleler yapmamalı, piyasalarının durulmasını beklemeli.

Ekonomi beklentiler yönetimidir.

Psikolojimizi olumluya çevirmek için hükümetin ve devlet kurumlarının da yapması gerekenler olabilir.

Sonuçta hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. Ülkenin çıkarları da bizim, zararları da. Çıkış yolu, bu milletin her bir ferdinin işini dünya standartlarında yapmasıdır.

Gideceğimiz başka bir ülke yok bilinciyle toplumsal, ekonomik ve insani davranışlarımıza dikkat etmeliyiz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.