Yazarlar IMF, Arjantin ve Türkiye

IMF, Arjantin ve Türkiye

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Türkiye son dönemde kritik bir ekonomik süreçten geçiyor.

İşsizlik rakamlarının yüksek gelmesi, enflasyonun yüzde 20’lerde seyretmesi, kurların tırmanışı gibi içsel veriler yanında dünya ekonomilerinde 2019 büyüme beklentilerinin aşağıya çekilmesiyle (küresel resesyona gidiliyor beklentisi), ‘Türkiye ekonomisinde kırılganlıkları daha da artacağı ve bu nedenle IMF ile Stand By anlaşması yapmak zorunda kalınacağı’ söylemi daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : IMF, Arjantin ve Türkiye
Haber Merkezi 10 Nisan 2019, Çarşamba Yeni Şafak
IMF, Arjantin ve Türkiye yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu yazıda son Arjantin örneğinden hareketle Türkiye’nin IMF ile anlaşma yapması söyleminin anlamsızlığını ifade etmeye çalışacağım.

**

2015 Aralık ayında Başkan olan Mauricio Macri yabancı yatırımları ve verimliliği artıracağını, ekonomiyi sürdürülebilir bir büyüme sürecine sokacağını vaat ederek iktidara gelmiş. 2018 Nisan ayında patlayan döviz krizi ile Haziran ayında IMF ile Stand By anlaşması imzalamak zorunda kalmıştır.

IMF tarihinin en yüksek ödemesi anlamına gelen anlaşma tutarı Ekim 2018’de 56 milyar dolara yükseltilmiştir.

Bilinen reçeteler devreye konuldu. Her zamanki gibi sıkı bütçe politikası, faiz oranlarının yükseltilmesi, talebin daraltılması, kur oynaklığının giderilmesi ve enflasyonu kontrol altına alarak büyümenin sağlanması!

2018’in tamamında büyüme negatif gerçekleşmiş (%-2.6), 2019 yılı büyüme beklentisi de negatif (% -1.7) olarak belirlenmiştir.

Son bir yılda yoksulluk yüzde 26’dan yüzde 32’ye yükselmiştir.

Bu süreçte enflasyon oranında düşme bir yana, yüzde 47.6 ile son yıllardaki en yüksek seviyesine çıkmıştır.

Merkez Bankası politika faizini yüzde 60’a yükselterek bir başka rekor kırmıştır.

Diğer yandan IMF tarafından 3 ayrı program gözden geçirmeyle yaklaşık 30 milyar dolarlık kaynak serbest bırakılmış. Buna rağmen 2018 yılında Arjantin pezosu dolar karşısında değerinin yarısını kaybetmiştir.

Enflasyonu kontrol altına almak için yükseltilen faizler ve tekrar yükselen enflasyon. Yüksek enflasyon nedeniyle düşen büyüme hızları ve daralan ekonomi. Klasik IMF reçetesinin sonuçları.

Kısaca, IMF ile stand-by imzalayan Arjantin ekonomisi batmaya, enflasyonu artmaya, parası değer kaybetmeye devam ediyor.

**

Enflasyonla mücadelede faizin tek başına yeterli olamayacağı Arjantin örneğinde de net görülmektedir.

Sonuç alınamayan politikaların devam ettirilmesi ekonominin diğer tarafında ciddi komplikasyonlara neden olmaktadır.

Ekonominin yükselen borç servisi döviz gelirlerinin önemli bir kısmının tahsisine, daha çok borç alınmasına, daha çok tasarrufa ve daha çok borç yüküne neden olmaktadır.

Borç yükünden kurtulmak için sürdürülebilir bir büyüme; bunun için de makroekonomik politikaları değiştirmek gerekiyor.

**

Aslında Türkiye’de uygulanan YEP’in büyük bir kısmı IMF reçeteleri ile de uyumlu (negatif dışsallıkları asgariye indirilmiş) politikalar.

IMF’den herhangi bir borç alınmadan borç yükümlülükleri düzenli yerine getirilmekte ve dengeleme süreci devam etmektedir.

Yani IMF’ye ihtiyaç yok.

**

Burada başka bir noktayı belirtmekte fayda var.

IMF’nin daraltıcı politikaları enflasyonu indiremediği gibi büyüme hızını azaltmakta ve işsizliği yaygınlaştırarak gelir dağılımını bozmaktadır. Sonuçta sosyal patlamalar yaşandığı çok örnekler var.

Aslında IMF’nin yönetiminde ABD’nin orantısız gücü/etkisi var.

Yani ABD’nin karşı çıktığı bir kararı fonun onaylaması mümkün değildir. Bu şekliyle IMF ABD’nin dış politika hedefleri için pahalı olmayan bir araç olarak kullanılmaktadır.

IMF’den borç alan ülkeler uyguladıkları politikalarla faydadan çok zarar görmüşlerdir. Ekonomik daralma ve gelir dağılımı bozulması en belirgin IMF politikalarının sonuçlarıdır. IMF programları zaman zaman darbe riskini ve iç savaşları da körüklemiştir.

**

Türkiye’nin kendi büyüme hikayesine, yeni bir ekonomik gelişme modeline ihtiyacı var.

Türkiye daha güçlü bir yapısal modelle, güçlü finansmanla, ihracata dayalı büyümeyle, yeni teknoloji üreten imalat sanayii yapısıyla, ciddi şekilde turizm destinasyonu olmasıyla, demokratik hukuk devleti uygulamalarıyla dünyaya yeni bir büyüme hikayesi yazacak dinamiği sahip bir ülkedir.

IMF’nin bitmez tükenmez daraltıcı politikalarının ekonomileri içine sürüklediği girdap (felaket) Arjantin ekonomisi uygulamasında tekrar gözler önüne serilmiştir.

Artık IMF ile Stand By anlaşması imzalayalım söylemini, IMF reçetelerinin neden olduğu yıkımı görerek/hatırlayarak, bir kenara bırakalım ve kendi hikayemizi yazalım.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.