Yazarlar Liberal kapitalizm ve demokrasi çatışması

Liberal kapitalizm ve demokrasi çatışması

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Bizler genellikle kapitalizmle demokrasiyi özdeşleştiririz. Oysa bugün hiçbir kapitalist toplum demokratik olarak tanımlanamaz. Çünkü, kapitalist toplumlarda gerçek anlamda kişi özgürlüğü sağlanamamış ve iktidarların toplum karşısında hesap vermesi gerçekleşmemiştir.

Kapitalizm ile demokrasi birbirleriyle ciddi ölçüde çelişen kuralları temsil ederler.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Liberal kapitalizm ve demokrasi çatışması
Haber Merkezi 27 Mayıs 2018, Pazar Yeni Şafak
Liberal kapitalizm ve demokrasi çatışması yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Şöyle ki, kapitalizm mülkiyet haklarını esas alarak ekonomik ayrıcalıkların ön planda olması şeklinde karakterize edilmektedir. Oysa demokrasi, kişi haklarının kullanılmasını esas alarak özgürlüğe ve demokratik hesap verme yükümlülüğüne öncelik vermektedir.

**

Pratikte demokrasi özgürlük ve halkın egemenliği ile özdeşleşmektedir. Özgürlük ise örgütlenme, politik, kültürel ve dinsel düşüncelerin ifade edilmesi anlamına gelmektedir.

Bir yandan, demokratik kurumlar sermayenin karlı yatırımlar yapma ve işgücünü disipline etme yeteneğini bir ölçüde kısıtlayarak kapitalist ekonominin temel işleyiş mantığına sekte vurmakta ve onun dinamizmini yok etmektedir.

Diğer yandan, kapitalist sınıf çok güçlü olduğu zaman başta işçi grubu olmak üzere diğer gelir gruplarının milli gelirden aldığı payı azaltıp gelir dağılımını kendi lehine çevirmektedir.

Yani iyi işleyen demokratik sistem kapitalizmi, güçlü kapitalist sistemler demokratik hakları kısıtlamaktadır.

**

Friedrich von Hayek; “Bir diktatörün ülkesini liberal bir biçimde yönetmesi mümkündür. Demokratik bir yönetimin liberalizme en ufak hayat hakkı tanımaması da mümkündür. Benim tercihim liberalizme hiç yer vermeyen bir hükümetten değil, liberal bir diktatörden yanadır” ifadesi ile liberalizm savunucuları için demokrasinin hiç te önemli olmadığını dile getirmekte, bir ölçüde demokrasi ile liberalizmin çatıştığı gerçeğine vurgu yapmaktadır.

Vizyonu olan bir demokrasilerde mülkiyet hakları ile vatandaşlık hakları çok önemlidir. Oysa bu iki hak kapitalist yönetimlerde çatışmaktadır.

Örneğin, siz bir zencisiniz. Bir pastaneye gidiyorsunuz ve bir fincan kahve istiyorsunuz. Size (siyah olduğunuzdan dolayı) kahve verilmeyince tezgahın başından ayrılmayı reddediyorsunuz. Arkadaşlarınız size sahip çıkıyor ve oturma eylemi yapıyorsunuz.

Oturma eylemi liberalizmin bir boyutunun yani kişi haklarının, bir başka boyutu yani mülkiyet hakları ile çatışabileceğini açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu protesto kapitalist piyasanın ideolojisine de harfi harfine uymaktadır. Çünkü kapitalist piyasanın birinci temel koşulu “kim olursanız olun bedelini ödüyorsanız o malı alırsınız” ilkesidir.

Katı bir yaklaşımla liberalizmin özgürlükle kapitalizmi özdeşleştirmesi, bu durumda mülkiyet sahiplerinin kullandıkları dışlama hakkına tamamen ters düşmüş oluyor.

Liberal kapitalist sistemin önündeki temel tehdit sosyalizm değil, kişi haklarının tam anlamıyla genişlemesinden yani demokratikleşmeden gelmektedir.

Kapitalist ülkelerdeki hegemonik yapı militanlığı ve radikalizmi beslemektedir.

Kapitalist sistemi sekteye uğratacak sosyalizmden çok demokrasi olacaktır.

**

Zenginliğin denetlenmesiyle üretimin denetlenmesi arasında çok yakın bir ilişki var.

Politik olarak demokratik kararları teşvik edecek bir oluşum (kooperatif sistemi gibi) üretimin toplumsal örgütlemesini ancak düşük verimlilik pahasına değiştirebilir.

Bir anlamda demokratik kararları yürürlüğe koyarsanız verimliğin düşmesine rıza göstereceksiniz demektir. Bu da kapitalizmle demokrasinin neden çatıştığının bir başka göstergesidir.

**

Aslında liberal politik felsefe de liberal ekonomik kuramla uzlaşmamaktadır.

Liberal politik felsefe bireyin kendi dünyasını değiştirecek güce sahip olduğunu müjdelerken, liberal ekonomik kuram ise birkaç kişi dışında kimseye yarar sağlamayan bir ekonomik sistemden yanadır.

Liberal ekonomik kuram, sermayenin iktidarını görünmez hale getirerek onun evrensel güç olma iddiasını gözler önüne sermek yerine güçsüzlüğün, ezilmişliğin meşru gösterilmesine katkıda bulunur.

Diğer taraftan Marksizm’le liberalizm arasında da öz itibariyle çok fazla farklılık söz konusu değildir. Birisi sınıf despotizmini savunurken diğeri sermayeye hizmet eden devlet despotizmini savunmaktadır.

**

Ekonomik özgürlük adına tüm duvarları yerle bir etmekle gurur duyan bir çağda zorunlu okulların, tımarhanelerin ve hapishanelerin, toplumsal cinnetin, uyuşturucu ve alkol kullanımının, sokak olaylarının zirveye tırmanmasını liberal kapitalizmin meyveleri (!) olarak algılamak gerekir sanırım

Hem özgürlük hem de demokratik katılım sayesinde hesap verme yükümlülüğü demokratik duygu ve yetenekleri büyük ölçüde artıracaktır.

Kapitalizm ve demokrasi bir kavşağa gelmiştir. Kavşaktaki yollardan biri tek yönlüdür. Bu nedenle atılacak yanlış adımları geriye almak mümkün olamayacaktır.

Not: Bu yazıda önemli ölçüde Demokrasi ve Kapitalizm (Samuel Bowls ve Herbert Gintis) kitapından yararlanılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.