Yazarlar Merkez Bankasının faiz kararı

Merkez Bankası’nın faiz kararı

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Merkez Bankası piyasa beklentilerine uygun olarak 9. ayda da politikafaizinde değişikliğe gitmemiş,14 Eylül 2018 yılında açıkladığı yüzde 24 düzeyini korumuştur.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Merkez Bankası’nın faiz kararı
Haber Merkezi 07 Haziran 2019, Cuma Yeni Şafak
Merkez Bankası’nın faiz kararı yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bilindiği gibi politika faizi Merkez Bankaları tarafından belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olarak alınmaktadır. Bir anlamda bankaları fonlama faizidir bu.

Özellikle finans piyasası aktörleri cari durumdan (yüksek faiz) memnun olduklarından açıklama sonrasında kurlarda da bir değişiklik olmamıştır.

Piyasa analistleri; karar metninde “enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunması” vurgusu olmayışının faiz indirimi için bir hazırlık anlamına geldiğini, temmuz ayından itibaren faiz indirimi yapılabileceğini (niyet okuması) belirtmekteler.

**

Politika faizi ve enflasyon seyrine bakıldığında (faizleri yükseltme gerekçesinde enflasyona tepki düşüncesi var) 2010-2014 döneminde yakın seyretmişler, hatta çoğu yıllar enflasyon politika faizinin üzerinde seyretmiştir.

2015 sonrası ise sürekli enflasyonun üzerinde seyreden politika faiziyle enflasyon arasındaki makas açılmıştır. Bir anlamda yüksek reel faiz politikasıyla faizden beslenen kesime büyük hareket alanı açılmıştır.

Bugün bir yıl vadeli mevduat faizleri yüzde 30’lara, kredi faizi maliyetleri yüzde 40’lara ulaşmıştır.

Yine devletin-hazinenin borçlanma faizleri de yüzde 20’lerin üzerinde seyretmektedir.

Yani, Merkez Banaksının enflasyona endeksli politika faizleri üreticiyi, tüketiciyi, hazineyi yani topyekün ekonomiyi olumsuz etkilemektedir.

**

İktisadi faaliyetler dibe vurmuş bir ekonomide (iç talep daralması, imalat sanayi ve GSYH düşüşleri bunu açık olarak gösteriyor) sıkı parasal durusu gevşeterek ekonomik faaliyetler teşvik edilmesi gerekirken, sıkı duruşun devam edeceği açıklaması bize göre çok doğru değil.

Merkez Bankası açıklamasında dış talep (ihracat) gücünü koruyor deniyor. Bu talep Merkez Bankası’nın kontrolünde bir değişken değil.

Merkez bankası iç talebi kısmak için yüksek faiz politikası uyguluyor, buna rağmen enflasyon çok tahribat vererek (negatif büyüme-üretim düşüşleri, yaygın işsizlik), gıdım gıdım düşüyor.

Yine açıklamada iç talepteki daralma süreci devam ediyor ifadesi (iktisadi faaliyetler yavaş bir seyir izliyor) bir memnuniyeti, piyasaların daha da daralması beklentisini, yeter ki enflasyonu aşağı indirelim anlayışını yansıtmaktadır.

Enflasyon düşüş sürecinin devamı için “sıkı parasal duruşun korunmasına karar verilmiştir” ibaresi “piyasaların durgunluğuna, hareketsizliğine, işsizliğin yaygınlığına ses çıkarmamak” anlamına gelmektedir.

**

2009 küresel krizinden sonra AB’nin ve ABD’nin uyguladığı genişletici para politikasının nedeni piyasalardaki daralma ve düşen büyüme hızlarını tekrar artırma düşüncesi var.

Bugün söz konusu genişletici politikalar (çok düşük faizler ve piyasaların fonlanması) devam etmektedir.

Klasik ders kitaplarında ifade edilen piyasada daralma-resesyon varsa genişletici para politikası, piyasada canlılık-ekonomik genişleme varsa daraltıcı politika uygulanır kuralı ülkemizdeki politika yapıcılar için bir anlam ifade etmemektedir.

**

Bilindiği gibi ekonomide ciddi bir daralma var; son dönemdeki ekonomik büyüme (büyüyememe) rakamları bunu net olarak göstermektedir.

Buna rağmen daraltıcı para politikasında ısrar etmek; reel sektör ne hali varsa görsün, yeter ki enflasyon düşsün, mantığını yansıtmaktadır.

Bu mantık rasyonel ve sürdürülebilir bir mantık değildir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.