Yazarlar OECD ülkelerinde 2018 yılı vergi reformları

OECD ülkelerinde 2018 yılı vergi reformları

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

OECD’nin hazırladığı 2018 yılı vergi politikası reformları raporunda temel vergi reformları ve vergi politikalarındaki gelişim ülkelerarası karşılaştırmalı olarak tanıtılmıştır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : OECD ülkelerinde 2018 yılı vergi reformları
Haber Merkezi 05 Eylül 2018, Çarşamba Yeni Şafak
OECD ülkelerinde 2018 yılı vergi reformları yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


2018 yılı OECD ülkelerinde vergi reformu trendleri aşağıdaki gibi özetlenebilir.

Vergi reformlarının odağında, büyük ölçüde, daha düşük vergi oranlarıyla yatırımların desteklenmesi var. Bu hedef düşük kurumlar vergisiyle gerçekleştirilmeye çalışıldı.

Bu reformların önemli bir özelliği de düşük ve orta gelirlilerin kazançları üzerindeki vergileri düşürerek adaleti arttırmayı amaçlamasıydı.

2018 yılının en önemli reformları kişisel gelir vergisi (KGV) indirimlerinde değişiklik yapan ABD’de, artan oranlı kişisel gelir vergisi sistemiyle Letonya’da ve kişisel sermaye gelirine düz oranlı vergi uygulamasıyla Fransa’da gerçekleştirilmiştir.

Şimdi biraz daha detaylandıralım.

**

Emek gelirleri üzerindeki vergi yükünde hafif bir azalma var ve bu azalmanın devam etmesi muhtemel görülmektedir. Şöyle ki 2000 yılında emek gelirleri üzerindeki vergi oranı yüzde 37 iken bu oran 2017 yılında yüzde 35.9 gerilemiştir (OECD ortalaması).

Kişisel gelirler üzerindeki vergi indirimlerinde hedef düşük ve orta gelirli kişilerin kazanç sağlamalarıdır.

Emek üzerindeki verginin en düşük olduğu ülke Şili’dir. Onu Yeni Zelanda ve Meksika izlemektedir.

**

Kurumlar vergisinde de azalma eğilimi devam etmektedir. Bu yıl, kurumlar vergisinde birkaç büyük ekonominin öncülük ettiği yaygın bir indirim var. Bu ülkeler arasında geleneksel olarak yüksek kurumlar vergisi uygulayan ülkeler de var.

G7 ülkelerinde kurumlar vergisi ortalamaları yüzde 40’lardan yüzde 25’lere düşmüştür. OECD ortalaması ise 2000 yılındaki yüzde 32,5 oranından 2018 yılında yüzde 23.9’a gerilemiştir.

Kurumlar vergisi temelinde uluslararası vergi kaçırmalarına karşı koruma çabaları da devam etmiştir. Son derece dijitalleştirilmiş işletmelerin vergilendirilmesi (e-ticaret), birçok ülke için büyük bir endişe kaynağı haline gelmiştir. Büyük ekonomiye sahip ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları ortak bir yaklaşımın benimsenmesini engellemiş ve heterojen önlemlerin uygulanmasını zorunlu kılmıştır.

**

Standartlaştırılan katma değer vergisi (KDV) oranlarının tavan yaptığı görülmektedir. 1975 yılında ortalama yüzde 15,5 civarında seyreden KDV oranları 2017 yılında yüzde 19.2 ortalamasına ulaşmıştır.

Bazı ülkelerin vergi idarelerindeki yeniden yapılanma, vergi tabanını genişletme, oranların yüksekliği ve vergi kaçakçılığına karşı aldıkları önlemler KDV gelirlerinde artış beklentisine neden olmuştur.

Yine, bazı ülkelerde ise adalet endişelerini gidermek veya belli endüstrilere destek vermek için KDV oranları düşürülmüştür. Bulgular, söz konusu uygulamanın hedeflere ulaşmada zayıf kaldığını göstermektedir.

**

Zararlı tüketimin caydırılması için yeni tüketim vergileri uygulamaya konmuştur; tütün ve alkol tüketim vergisi oranlarında artış yapılmıştır.

En dikkate değer reformlardan bazıları; İrlanda, Güney Afrika ve İngiltere’de şekerli içecekler ve Kanada’da esrar üzerine yeni vergilerin konulmasıdır.

**

Yeşil vergilendirme enerji üzerine yoğunlaşarak devam etmektedir. Çevre ile ilgili vergi reformları karayolu taşımacılığının ötesine taşınarak tüketilen tüm enerji alanları kapsanmaya çalışılmaktadır. Karbon salınımı yapan bütün yakıtlarda vergi oranlarının birbirine yaklaştırılması amaçlanmıştır.

Ayrıca, araç vergilerine yapılan değişikliklerle daha çevreci araç kullanımı teşvik edilmektedir.

Atık, plastik poşetler veya kimyasal maddeler çok daha az sıklıkta vergi konusu yapılmaktadır.

**

Önceki yıllara oranla 2018 yılında hem sayı hem de kapsam yönünden sınırlı düzeyde servet vergisi reformundan bahsedilebilir. ABD’de emlak vergisinde muafiyet sınırını ikiye katlayan, Belçika’da menkul kıymetler üzerine vergi getiren, Fransa’da konut vergisini kaldıran ve net servet vergisinin gayrimenkul servet vergisiyle değiştirildiği bir takım reformlar yürürlüğe girdi.

Servet vergilerinin GSYH içindeki payına baktığımızda en düşük vergi toplayan ülkenin Estonya ve Meksika’nın; en yüksek servet vergisi toplayan ülkelerin yüzde 4 oranıyla Almanya, Fransa ve Lüksemburg olduğunu görmekteyiz.

Türkiye’de servet vergilerinin GSYH içindeki payı yüzde 1 ile OECD ortalamasının altında olduğunu de belirtelim.

**

Sonuç olarak, 2018 yılında bizim de aralarında olduğumuz 35 OECD ülkesinde birtakım vergi politikası reformları yapıldığını görmekteyiz. Bu süreçte mali disiplinden taviz vermeyen ülkemizde, sürdürülebilir bir yapı için bekleyen çok sayıda vergi reformlarına henüz dokunulamamıştır. Gelir, kurumlar, servet, yerel yönetim vergileri gibi çok sayıda vergi reform alanı henüz bekliyor.

Kayıt dışılıkla mücadele, vergi yükünün adil dağıtımı, piyasayı destekleyen ve basitleştirilen bir vergi sistemi reformları da bekliyor. Tahsil edilemeyen vergilere sürekli çıkarılan aflar, düzeltmeye çalıştığımız sistemi daha da bozuyor.

Bugünü kurtarmak için yarınları feda eden anlayıştan sıyrıldığımız ölçüde daha güçlü bir ekonomi (dolayısıyla mali yönetim) söz konusu olacaktır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.