Yazarlar Sağlık turizmi gelecek vadediyor

Sağlık turizmi gelecek vadediyor

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Bugün Türkiye ekonomisine en büyük desteği veren sektörlerin başında turizm sektörü geldiğini biliyoruz. 2019 yılında 51 milyon turistin 34.5 milyar dolar harcaması rekor gelire ulaşılmasını sağlamış, cari açığın kapatılmasının ve 2020 yılının başında ortaya çıkan iyimser havanın da temel belirleyicilerinden biri olmuştur.

Bacasız sanayi olarak kabul edilen turizm sektörünü geliştirmek ve gelirlerini artırabilmek için son yıllarda yıldızı parlayan alt sektör olarak sağlık turizmi öne çıkmaktadır. Bu yazıda turizmin geleceği açısından taşıdığı öneme binaen ve farkındalık oluşturma düşüncesiyle, sağlık turizmi potansiyeli ve geleceği ile ilgili kısa bir değerlendirme yapılacaktır.

**

Sağlık turizmi; bireylerin koruyucu, tedavi edici, rehabilite edici ve sağlığı geliştirici hizmetleri almak amacı ile yaşadıkları ülke dışında bir ülkeye ziyaretleridir.

Bu ziyaret sağlık sorunlarına çare arama kaygısıyla olabileceği gibi, bazen de turistik seyahat amaçlı olup, gelmişken bir de sağlık kontrolü yaptırayım düşüncesiyle gerçekleştiriliyor.

Turistik amaçlı gelip de; genel bir kontrol (check-up) yaptırayım diyenler, devamında önemli bir bulgu çıkmadığında; sağlıklı çıkmanın verdiği mutlulukla estetik süreçlere yönelebiliyor.

Bir de teşhisi konulmuş bir sağlık problemi olup ülkesindeki imkânların yetersizliği ya da kendi imkânları iyi olduğu için en iyisini bulma arayışı içinde yurtdışına yönelim gerçekleşiyor.

**

Sağlık turizmini sadece medikal tedavi olarak sınırlayamayız. Bunun yanında termal turizm, spa-wellness ve ileri yaş turizmini de eklemeliyiz.

Termal turizm, aslında en eski sağlık turizmidir. Kaplıca sularından faydalanmak maksadıyla başlayan termal turizm, alanındaki birçok yeni tedavi (fizyoterapi-talossoterapi-hidroterapi-peloidoterapi vb.) yöntemi ile sürekli geliştirilmiştir.

Sağlık turizminin gelişmesi ülkelere ekonomik, turizm, kültürel vb. birçok açıdan ciddi katkı sunmaktadır.

**

Dünyada sağlık hizmetlerinden yararlanmak maksadıyla seyahat edilerek ortaya çıkan ekonomik değerin boyutu 100 milyar dolarla ifade ediliyor. Türkiye’nin 2019 yılında bu pastadan 2,5 milyar dolarlık pay aldığı tahmin ediliyor (ciddi bir güncel veri karmaşası var).

Sağlık turizminde en iyi ülkeler sıralamasındaTürkiye bazı kaynaklarda 5., bazı kaynaklarda 3. sırada (Uluslararası Medikal Seyahat Dergisi-IMTJ) gösteriliyor. Bilinen bir gerçek, Türkiye’nin sağlık turizmi alanında çok hızlı bir atılım gerçekleştirdiği ve sahip olduğu potansiyel ile kısa sürede çok daha yüksek pay alabileceğidir.

Türkiye, sağlık turizminde çok sayıda avantaja sahip. Avrupa, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetler arasında ulaşılabilirlik bağlamında yakın bir coğrafi konuma, turizme çok uygun bir iklime sahip olması bunlardan bazıları.

Yine, Türkiye sağlık turizminin tüm çeşitlerinde hizmet sunma potansiyeli taşıyan, sağlık hizmet maliyetleri ABD ve Avrupa ile kıyaslandığında çok düşük, kaliteli tedavi hizmeti sunulabilen nadir ülkelerden.

Ayrıca en son teknolojiyi kullanan, uluslararası akredite olmuş çok sayıda hastane olması; yüksek kalifiyede hekim-cerrah-hastane destek personelinin bulunması, bekleme süresinin kısa oluşu, dil ve iletişim sorunu olmaması gibi çok sayıda avantajdan bahsedilebilir.

**

Sektör hızla geliştiğinden bir takım sorunlar da kaçınılmaz oluyor.

Sağlık turistinin hukuki güvencesi olmayışı, küçük merkezler ve aracılar tarafından istismar edilebilmeleri, sağlık turizminin henüz bütünsel bir stratejisi ve planı olmayışı ilk akla gelen sorunlar.

Bir başka sorun da hastaneler arası rekabetin fiyatları düşürmesi ve sistemi aracıya bağımlı hale getirmesidir. Bu bağımlılık, aracı komisyonlarını yükseltiyor.

İyi bir denetim mekanizması olmadığı için istismarların önüne geçilemiyor ve bu durum ülke imajını da ciddi boyutta etkiliyor.

**

Sağlık Bakanlığı, Turizm Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı ülkedeki sağlık sistemini ve hizmetlerini, hastane özeline inmeden, bir bütün olarak yurtdışına tanıtmalı (Bu tanıtımı yapacak profesyonellerin yönettiği özel bir yapı-ajans kurulabilir).

Yabancı hastaların hakları garanti altına alınmalı.

Rekabet şartları ve fiyatları düzenlenmeli.

Sektöre ve imaja zarar veren vasıfsız merkezler sistemden çıkarılmalı.

Üniversitelerde doğrudan sağlık turizmine destek personeli yetiştirecek lisans bölümleri açılmalı.

Sıkı denetim mekanizmaları kurulmalı ve politik istikrar anlamında da güven verilmelidir.

**

Sonuç olarak, dünyada büyük bir sağlık turizmi pastası var ve bu pasta hızla büyüyor. Türkiye spontane olarak bu alanda ne derece yetkin olduğunu göstermiştir. Bu yetkinliği ileri taşımak için Sağlık Bakanlığı koordinatörlüğünde, bütünsel bir yaklaşımla, sektör acilen düzenleme ve denetlemeye tabi tutulmalı, sektörde yer alan tarafların katılımıyla yeni eylem planı devreye sokulmalıdır.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.