Yazarlar Yerel yönetimlerin finansman yapıları yönetsel başarısızlık nedeni

Yerel yönetimlerin finansman yapıları yönetsel başarısızlık nedeni

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Yerel yönetimler ekonomik büyüme ve kalkınma, demokratikleşme ve hesap verebilirlik gibi birçok konuda pozitif etkiye sahip idari birimler olarak bilinmektedir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Yerel yönetimlerin finansman yapıları yönetsel başarısızlık nedeni
Haber Merkezi 30 Ekim 2018, Salı Yeni Şafak
Yerel yönetimlerin finansman yapıları yönetsel başarısızlık nedeni yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Hizmetlerin halka en yakın birimler tarafından sunulması gerektiği (subsidiarity) ilkesinin kabul edilmesi ile birlikte, nitelik ve nicelik bakımından yerel yönetimlerin üzerindeki hizmet yükü ve sorumluluğu artmıştır.

Fakat görev paylaşımı konusundaki pozitif gelişmeler gelir paylaşımı konusunda yaşanmamakta ve yerel yönetimlerin gelirleri, görev ve sorumluluklarına kıyasla yetersiz kalmaktadır.

Söz konusu yetersizlik yerel vergiler ve diğer öz gelir kaynakları yerine, merkezi yönetim tarafından yapılan transferler vasıtasıyla giderilmeye çalışılmaktadır.

Bu yapı yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir felsefesinin aksine, yönetsel anlamda da merkeze bağımlı bir yerel yönetim yapısı ortaya çıkarmaktadır.

***

* Türkiye’de hızlı kentleşme yaşanıyor

Türkiye’de yerel yönetimler deyince akla hemen belediyeler gelmektedir.

Toplam nüfusun yaklaşık % 6’sının köy, % 94’ü ise belediye sınırları içerisinde yaşaması bunun temel gerekçesidir.

2017 yılı verilerine göre belediye sınırları içerisinde yaşayan nüfusun % 82.5’i büyükşehir belediyeleri, kalan % 17.5’i ise diğer belediyeler kapsamında yaşamaktadır.

Bu durum açıkça kentleşme ve anakentleşme yönünde hızlı bir eğilimin olduğuna (6360 sayılı yasayla köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle olay biraz abartılsa da) işaret etmektedir.

**

* Büyükşehir Belediyelerinin harcamaları daha hızlı artmıştır

Son yıllarda toplam yerel yönetim harcamalarının yaklaşık % 75’i belediyeler tarafından gerçekleştirilmektedir.

Toplam belediye harcamalarında 2016 yılı itibariyle en büyük pay % 49.7 ile büyükşehir belediyelerindedir.

İkinci sırada % 43.5 ile ilçe ve belde belediyeleri, üçüncü sırada ise % 6.97 ile büyükşehir dışı il belediyeleri vardır.

6360 sayılı Kanunla büyükşehir belediyelerinin diğer belediyelere göre harcama potansiyeli artırılmıştır.

**

* Harcama-özgelir dengesizliği ve yanlış finansman kurgusu

Belediyelerin üstlendikleri görev ve sorumluluklar kapsamında yaptıkları harcamalar ile öz gelirleri arasında ciddi bir tutarsızlık (uyumsuzluk) söz konusudur.

Tutarsızlığın boyutu en sağlıklı, sürdürülebilir ve istikrarlı finansman aracı kabul edilen vergiler bağlamında daha belirginleşmektedir.

Öz gelirlerin toplam gelirler içerisindeki payı 2016 yılında tüm belediyeler açısından % 40.49, büyükşehir belediyelerinde % 24.26, büyükşehir dışı il belediyelerinde % 43.33 ve ilçe ve belde belediyelerinde % 56.34’tür.

Göstergeler öz gelirlerin ve özellikle yerel vergi gelirlerinin harcamaları finanse etmede çok yetersiz kaldığını net olarak resmetmektedir.

Ortaya çıkan finansman açığı ise büyük ölçüde merkezi transferler ve borçlanma ile kapatılmaktadır.

Yine, belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan payın, belediyelerin toplam gelirleri içerisindeki oranı (2016 yılı) tüm belediyeler için % 60.1, büyükşehir belediyeleri için % 77.5, büyükşehir dışı il belediyeleri için % 55.5 ve ilçe ve belde belediyeleri için % 43.1’dir.

Büyükşehir belediyeleri, yardım ve bağışlar da dâhil edildiğinde, yaklaşık % 80 oranında merkezi kaynaklara bağımlı hale gelmiştir.

Rakamlardan ayrıca, ilçe ve belde belediyelerinin öz gelir fazlalığını değil, merkezden aldıkları kaynağın nispi yetersizliğini anlamak lazım.

Bu noktada, Türkiye’de mali iyileştirme veya reform çabalarında genel bütçeden daha fazla pay verme üzerine odaklanan yanlış bir finansman kurgusunun söz konusu olduğunu da söylemek gerek.

**

* Belediyelerin finansman yapısı halkla ilişkileri zayıflatmaktadır

Türkiye’deki belediyelerin kabaca ortaya konulmaya çalışılan finansal yapısı, yerel kamu hizmeti sunan birimler ile hizmeti finanse eden kişiler arasındaki doğrudan bağlantıyı zayıflatmaktadır.

Adeta merkezi yönetim, vatandaş ile belediye arasında finansal bir aracı konumuna gelmiştir.

Dolayısıyla yerel yönetimler kendilerini siyasi ve finansal açıdan büyük ölçüde merkezi yönetime karşı kendilerini sorumlu hissetmektedir.

Hizmetlerden yararlanan vatandaşlar da yerel yönetim harcamalarını doğrudan finanse etmediklerinden yerel harcamalara karşı çok da duyarlı değiller.

**

* Yerel yönetimlerin finansman modeli değişmeli

Kaynakların daha etkin ve verimli kullanımı için merkezi yönetimin aracılığını kaldıran, vatandaşla yerel yönetimler arasında doğrudan etkileşim kuran, yerel vergilere ve diğer öz gelirlere dayalı bir finansal modeli kurmak gerekir.

Bu sayede vatandaş ödediği verginin nereye harcandığını daha yakından takip edecek, hizmeti sunan birimler ise yeniden seçilebilmek için kaynakları yerel önceliklerle tutarlı ve maliyet-etkin bir biçimde harcayacaktır.

Sonuçta taraflar arasındaki (belediye-vatandaş) siyasi ve mali sorumluluk (demokrasi) gelişecektir.

**

* Cari sistemle liyakatli başkanlar bile sorunları çözemez

Özetlersek; yukarıda ortaya konulmaya çalışılan, görev/hizmet – gelir uyumsuzluğu ve bunun neden olduğu merkezi yönetime bağımlı bir finansman yapısı, son dönemde yerel yönetimlerle ilgili artan şikâyetlerin ve verimsiz yapının en önemli nedeni olduğunu söylemek abartı olmaz sanırım.

Bu yapının dönüştürülmesi hem kaynak kullanım etkinliği hem de demokrasi kültürünün yerel düzeyde işlevsel hale gelmesi açısından son derece önemlidir. Yoksa, en liyakatli belediye başkanlarını işbaşına getirseniz bile vatandaş memnuniyetsizliği devam edecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.